Böbrekleriniz nasıl çalışır? - Emma Bryce: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
526 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bu animasyon, nefronların kanı nasıl süzdüğünü, yararlı maddeleri geri aldığını, atıkları idrarla uzaklaştırdığını ve su düzeyini düzenlediğini anlatır. Ayrıca böbreklerin kan basıncı ve alyuvar üretimine katkısını göstererek yaşam için neden vazgeçilmez olduklarını açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. downed — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bu günlük dildeki geçmiş zaman fiilinin burada bir şeyi yere devirmek değil, bir içeceği hızla içmek anlamına geldiğini anlayacaksınız. Böylece girişin hızlı ve sohbet havasındaki tonunu kavrayabilir, birinin içeceğini kısa sürede bitirdiği gündelik durumları açıkça anlatabilirsiniz. 2. prompt the kidney to release — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: prompt + nesne + to-infinitive neden-sonuç kalıbını öğreneceksiniz. Burada düşük su düzeyi, böbreğin suyu yeniden kan dolaşımına vermesini sağlar; aynı yapı, bir insanı, organı veya sistemi harekete geçiren etkeni açıklamak için de kullanılabilir. 3. magical beans. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Böbreklerin fasulyeye benzeyen biçimini yeniden hatırlatırken yaşamsal işlevlerini öne çıkaran eğlenceli kapanış benzetmesini tanıyacaksınız. Bu kullanım, bilimsel bir anlatımın daha önce kurduğu bir imgeye dönerek konuyu hafif, etkili ve akılda kalıcı bir tonla nasıl bitirebildiğini gösterir.

Bu derste

It's a hot day and you've just downed several glasses of water one after the other. Notlar

0:06

Sıcak bir gün ve art arda birkaç bardak suyu henüz yeni içtiniz.

Kelime

downed: hızla içip bitirmek

Burada downed, “bir şeyin tamamını hızla içti” anlamına gelir. Birkaç bardak sudan söz edildiği için, bir şeyi devirmek ya da aşağıya indirmek değil, hızlı içmek anlatılır. Bu gündelik fiil hem hız hem de bitirme anlamı katar: kişi birkaç bardak suyu peş peşe bitirmiştir.

Alıştırma

“Lena downed a glass of water before the bus arrived” cümlesinde downed ne anlama gelir?

  1. Bardağı daha alçak bir rafa koydu.
  2. Suyun tamamını hızla içti.
  3. Bardağı devirdi.
Cevabı göster

Suyun tamamını hızla içti.

Kalıp ifadeler

one after the other: olayların peş peşe gerçekleşmesi

One after the other, birkaç kişinin, şeyin veya olayın sırayla gerçekleşmesi ve her birinin öncekinin ardından gelmesi demektir. Burada her bardak bir öncekinden sonra bitirilir; birbirinden ayrı ve ilgisiz zamanlarda içilmez. Bu ifade, tekrarlanan hareketin nasıl sıralandığını gösterir ve çoğu zaman olayların birbirini yakından izlediği hissini verir.

Alıştırma

“The lights went out one after the other” cümlesinde one after the other neyi gösterir?

  1. Işıklar peş peşe söndü.
  2. Işıklar açık kaldı.
  3. Bütün ışıklar tam olarak aynı anda söndü.
Cevabı göster

Işıklar peş peşe söndü.

Behind the sudden urge that follows Dilbilgisi

0:12

Bunun ardından gelen ani idrara çıkma isteğinin arkasında,

are two bean-shaped organs that work as fine-tuned internal sensors. Kalıp ifadeler

0:14

hassas ayarlanmış iç sensörler gibi çalışan fasulye şeklindeki iki organ yatar.

Dilbilgisi

Behind ... are ...: gerçek özneyi fiilden sonra getirmek

Behind the sudden urge that follows sözleri, cümlenin başına yerleştirilmiş bir edat öbeği oluşturur. Gerçek dil bilgisel özne fiilden sonra gelir: two bean-shaped organs. Bu özne çoğul olduğu için is değil, are kullanılır. Bu devrik sıra önce açıklanacak etkiyi veya durumu söyler, ardından onun arkasında ne olduğunu açıklar. Açıklayıcı dilde Behind + isim öbeği + be + özne yapısı, dinleyiciyi bilinen bir olaydan onun nedenine veya işleyişine götürebilir.

Alıştırma

Gerçek özneyle uyumlu fiili kullanarak sunum yapısını tamamlayın: Behind the frequent screen freezes ____ two outdated drivers.

Cevabı göster

are

Kalıp ifadeler

bean-shaped organs: X-shaped birleşik sıfatı

Bean-shaped, fasulyeye benzeyen bir şekle sahip olmak demektir. organs sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır; malzemeyi veya içeriği değil, görünüşü anlatır. Burada böbrekleri bilinen şekilleriyle tanımaya yardımcı olur. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp isim + -shaped biçimindedir: star-shaped window, heart-shaped leaf, U-shaped pipe. Bir isimden önce kullanıldığında kısa çizgi, iki sözcüğün birlikte tek bir niteleyici olarak çalıştığını gösterir.

Alıştırma

X-shaped birleşik sıfatını tamamlayın: We followed a heart-____ sign to the cafe.

Cevabı göster

shaped

Kalıp ifadeler

work as fine-tuned internal sensors: işlev belirtmek

Burada work as, “bir meslekte çalışmak” değil, “bir işlevi yerine getirmek” anlamındadır. Özne organlardır; fine-tuned internal sensors ise onların ne yaptığını açıklamak için kullanılan roldür. Fine-tuned, hassas ayarı ve yüksek duyarlılığı anlatır. Sensör benzetmesi, bu organları vücudun içindeki değişiklikleri algılayan ve vücudun tepki vermesine yardım eden cihazlara benzetir.

Alıştırma

Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın ve fiili özneye uygun biçime getirin: Your skin ____ a protective barrier.

Cevabı göster

works as

They balance the amount of fluid in your body, Kalıp ifadeler

0:19

Vücudunuzdaki sıvı miktarını dengeler,

Kalıp ifadeler

balance the amount of fluid: sıvı miktarını düzenlemek

Bu cümlede balance, “bir şeyi uygun düzeyde kalacak şekilde düzenlemek” anlamındadır. Organlar miktarı yalnızca kontrol edip ölçmez, onu etkin biçimde düzenler. Burada fluid, vücuttaki sıvıyı belirten sayılamayan bir isimdir; bu nedenle the amount of fluid kullanılır. İfadenin tamamı, vücut sıvısının çok yüksek veya çok düşük olmasını önlemeyi anlatır.

Alıştırma

“They balance the amount of fluid in your body,” cümlesinde balance ne anlama gelir?

  1. sıvının tamamını çıkarmak
  2. miktarı değiştirmeden tam değerini belirlemek
  3. miktarı uygun düzeyde kalacak şekilde düzenlemek
Cevabı göster

miktarı uygun düzeyde kalacak şekilde düzenlemek

detect waste in your blood,

0:22

kanınızdaki atıkları tespit eder

and know when to release the vitamins, Dilbilgisi

0:24

ve hayatta kalmak için ihtiyacınız olan vitaminleri,

minerals, and hormones you need to stay alive. Dilbilgisi

0:26

mineralleri ve hormonları ne zaman salgılayacaklarını bilirler.

Dilbilgisi

know when to release: when + to-infinitive

“know when to release” ifadesinde when + to-infinitive yapısı, know fiilinin tümlecidir. Bir şeyi serbest bırakma eylemini gerçekleştirmek için doğru zamanı bilmek anlamına gelir; doğrudan soru değildir. Bu yapı, eylemin zamanına ilişkin bir kararı know when to + fiil biçiminde kısa bir ifadeye dönüştürür. Bu cümlede know fiilinin öznesinin release eylemini de gerçekleştirdiği anlaşılır.

Alıştırma

Maya'nın ayrılmak için doğru zamanı değerlendirebildiğini anlatmak üzere cümleyi when + to-infinitive yapısıyla tamamlayın: Maya watches the weather and knows ____.

Cevabı göster

when to leave

Dilbilgisi

you need to stay alive: düşürülen ilgi zamiri

Bu cümlede “you need to stay alive”, “the vitamins, minerals, and hormones” ifadesini niteleyen bir ilgi yan cümlesidir. Hayatta kalmak için gereken maddeleri belirtir; yeni bir ana cümle değildir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür: “the vitamins, minerals, and hormones that you need to stay alive”. Zamir need fiilinin nesnesi olacağı ve you zaten ilgi yan cümlesinin öznesi olduğu için bu zamir çıkarılabilir.

Alıştırma

“vitamins, minerals, and hormones you need to stay alive” ifadesinde “you need to stay alive” hangi bölümü niteler?

  1. stay alive
  2. you
  3. vitamins, minerals, and hormones
Cevabı göster

vitamins, minerals, and hormones

Say hello to your kidneys. Anlatım akışı

0:29

Böbreklerinize merhaba deyin.

Anlatım akışı

Say hello to ... ile konuyu samimi biçimde tanıtmak

Bu cümlede Say hello to your kidneys, izleyiciden gerçekten bir organla konuşmasını istemez. “Böbreklerinizle tanışın” veya “böbreklerinizi tanıtalım” anlamına gelir ve ana konuyu öne çıkarır. Say hello to + isim öbeği yapısı, bir nesneyi veya fikri kişileştirerek konu geçişini samimi ve dikkat çekici hâle getirebilir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Bir eğitim videosunda Say hello to your kidneys normalde böbreklerinizle gerçekten konuşmanızı emreden bir cümledir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

The main role of these organs Dilbilgisi

0:32

Bu organların temel rolü

is to dispose of waste products Öbek fiiller

0:34

atık ürünleri atmak

Öbek fiiller

dispose of waste products: atık maddeleri bertaraf etmek

Dispose of, artık istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak veya ondan kurtulmak anlamına gelir. Bu cümlede dispose of waste products, atık maddeleri vücuttan uzaklaştırmak demektir. dispose of sözcükleri birlikte kullanılır ve of nesneden önce kalmalıdır: dispose of + waste products. of sözcüğünü ayrı ayrı yorumlamayın.

Alıştırma

Cümleyi 'güvenli şekilde bertaraf etmek' anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: Clinics must ____ used needles in special containers.

Cevabı göster

dispose of

and to turn them into urine. Öbek fiiller

0:36

ve onları idrara dönüştürmektir.

Dilbilgisi

The main role of ... is to ... ile bir işlev belirtmek

The main role of A is to B kalıbı A'nın en önemli işlevini belirtir. is to ifadesinden sonra fiilin yalın hâli gelir: The main role of these organs is to dispose ... Tam cümledeki is to dispose ... and to turn ... yapısında to ile kurulan iki paralel mastar öbeği bulunur. İkisi de organların temel görevini açıklar; turn fiilinden önce to sözcüğünün tekrarlanması iki eylemi izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hedef işlev kalıbıyla cümleyi tamamlayın: The main role of this filter ____ remove dust from the air.

Cevabı göster

is to

Öbek fiiller

to turn them into urine: A'yı B'ye dönüştürmek

Turn A into B, A'nın B hâline gelmesini sağlamak anlamına gelir. Buradaki them, waste products ifadesine gönderme yapar ve cümle urine sözcüğünü dönüşümün sonucu olarak sunar. Kalıp turn + nesne + into + sonuç şeklindedir. to turn them into urine ifadesinde to mastarı gösterir; them ise turn ile into arasında kalır.

Alıştırma

Cümleyi turn A into B yapısıyla tamamlayın: This process can ____ old paper ____ new notebooks.

Cevabı göster

turn · into

The body's 8 L of blood

0:38

Vücudun 8 litrelik kanı

pass through the kidneys

0:40

her gün 20 ile 25 kez

between 20 and 25 times each day, Dilbilgisi

0:41

böbreklerden geçer,

Dilbilgisi

between 20 and 25 times each day: tahmini günlük sıklık

Between 20 and 25, tahmini bir aralığın iki uç noktasını verir. Between kullanıldığında uç noktalar and ile bağlanır. Times each day sıklığı belirtir; bu nedenle ifadenin tamamı, olayın günde yaklaşık 20 ila 25 kez gerçekleştiği anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle tahmini bir günlük sıklığı doğru biçimde ifade eder?

  1. The sensor checks the temperature between 10 and 12 times each day.
  2. The sensor checks the temperature between 10 to 12 times each day.
  3. The sensor checks the temperature from 10 and 12 times each day.
Cevabı göster

The sensor checks the temperature between 10 and 12 times each day.

meaning that together these organs Anlatım akışı

0:44

bu da bu iki organın birlikte

filter about 180 L every 24 hours. Kalıp ifadeler

0:46

her 24 saatte yaklaşık 180 litre kanı filtrelediği anlamına gelir.

Anlatım akışı

meaning that: bir gerçeği sonucuna bağlamak

Meaning that, kendisinden önceki ifadenin tamamına gönderme yapar ve bu ifadeden çıkan sonucu ya da yorumu tanıtır. Burada kanın böbreklerden tekrar tekrar geçmesi, günlük yaklaşık 180 litrelik bir toplama dönüştürülür. -ing yan cümlesi ayrı bir ana cümle başlatmak yerine önceki cümleciğe bilgi ekler. Bu yapı, bir gerçeği veya sayıyı onun pratik anlamına dönüştürmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle taksiye ihtiyaç duyulmasını son trenin kalkmasının bir sonucu olarak sunar?

  1. Even though the last train has left, we'll need a taxi.
  2. The last train has left, meaning that we'll need a taxi.
  3. The last train has left because we'll need a taxi.
Cevabı göster

The last train has left, meaning that we'll need a taxi.

Kalıp ifadeler

filter about 180 L every 24 hours: eylem, yaklaşık miktar ve döngü

Bu ifade ölçüm anlatmak için kullanılan yararlı bir kalıbı izler: fiil + about + miktar + every + zaman aralığı. Burada filter eylemi, about 180 L yaklaşık miktarı, every 24 hours ise tekrarlanan zaman döngüsünü belirtir. about bir sayının önünde kullanıldığında “yaklaşık” anlamına gelir; “hakkında” anlamına gelmez. Bu kalıp, hız veya kapasiteyle ilgili bilimsel ve teknik açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Ölçüm cümlesini yaklaşık miktar ve tekrarlanan döngü belirteçleriyle tamamlayın: The system can filter ____ 180 L ____ 24 hours.

Cevabı göster

about · every

The ingredients in your blood

0:51

Kanınızdaki bileşenler,

are constantly changing Dilbilgisi

0:53

yiyecek ve içecek tükettikçe

Dilbilgisi

are constantly changing: devam eden dinamik bir süreç

Are constantly changing, şimdiki zaman yapısı are changing ile constantly zarfını birleştirir. Bu cümlede kandaki bileşenleri, bileşimi sabit kalmak yerine sürekli değişen dinamik bir sistem olarak gösterir. Aynı kalıp hava durumu, teknoloji, piyasalar ve başka sistemlerdeki devamlı ya da çok sık değişimleri anlatabilir. Constantly, değişimin neredeyse hiç durmadan gerçekleştiği veya tekrar tekrar sürdüğü anlamını katar.

Alıştırma

Cümleyi change fiilinin şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın ve constantly sözcüğünü -ing biçiminden önce yerleştirin: Market prices ____ as new information arrives.

Cevabı göster

are constantly changing

as you ingest food and drink, Notlar

0:54

sürekli değişir,

Dilbilgisi

as you ingest: aynı anda gerçekleşen bir süreç

Burada as, you ingest food and drink yan tümcesini başlatır ve “...iken” ya da “süreç ilerledikçe” anlamına gelir. Vücuda alma sürecini, ana tümcede anlatılan olayın zaman bakımından arka planı olarak sunar. Buradaki as, “... olarak” anlamına gelmez. Bu anlam work as a guide gibi yapılarda görülür. Süreç anlatımlarında as, aynı anda gerçekleşen olayları veya birlikte ilerleyen değişimleri sıkça bağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede as, başka bir değişimle aynı anda gerçekleşen bir süreci başlatır?

  1. As the paint dries, its color becomes darker.
  2. As it was late, we went home.
  3. She works as a nurse.
Cevabı göster

As the paint dries, its color becomes darker.

Kelime

ingest food and drink: maddeleri vücuda almak için resmî bir ifade

Ingest, yiyecekleri, içecekleri, ilaçları veya başka maddeleri yutarak vücuda almak anlamına gelir. Hem katılar hem de sıvılar için kullanılabilir; bu nedenle ingest food and drink yalnızca yemek yemeyi ifade etmez. Bu fiil eat veya drink sözcüklerinden daha resmî ve tekniktir. Bilimsel ya da tıbbi açıklamalarda bir maddenin vücuda girmesine odaklanır; maddenin zaten sindirilmiş olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede ingest doğal ve doğru biçimde kullanılmıştır?

  1. Let's ingest some pizza after the game.
  2. The report measures how much salt people ingest each day.
  3. The stomach ingests food into nutrients.
Cevabı göster

The report measures how much salt people ingest each day.

which explains why the kidneys need to be on permanent duty. Notlar

0:56

bu da böbreklerin neden daimi olarak nöbette olması gerektiğini açıklar.

Anlatım akışı

which explains why: bir olguyu açıkladığı sonuca bağlamak

Burada which, önceki olgunun tamamına, yani kanın bileşiminin sürekli değişmesine gönderme yapar. Yalnızca yakındaki tek bir ismi göstermez. Olgu, which explains why + cümlecik kalıbı açıklamayı düzenler. Önce olguyu verir, ardından bu olgunun sonraki sonucu anlaşılır kıldığını gösterir. Burada kan bileşiminin değişmesi, böbreklerin neden çalışmaya devam etmesi gerektiğini açıklar.

Alıştırma

“The classroom was unusually quiet, which explains why Mia could hear the clock,” cümlesinde which neye gönderme yapar?

  1. Mia'ya
  2. Saate
  3. Sınıfın alışılmadık derecede sessiz olduğu gerçeğine
Cevabı göster

Sınıfın alışılmadık derecede sessiz olduğu gerçeğine

Deyimler

need to be on permanent duty: sürekli çalışmayı anlatan bir benzetme

Need to be on permanent duty ifadesinde need to gereklilik bildirir. Be on duty, gerçek anlamıyla iş başında olmak ve bir görevden sorumlu olmak demektir. Böbrekler için kullanıldığında on permanent duty, onları insan gibi gösteren bir benzetmedir: gerçek bir vardiya çizelgesine uymaları değil, her zaman çalışmaya devam etmeleri gerekir. Permanent, sürekli ve kesintisiz çalışma fikrini güçlendirir.

Alıştırma

“The filters need to be on permanent duty” ne anlama gelir?

  1. Filtreler sürekli çalışmaya devam etmelidir.
  2. Filtrelerin insanlara ait iş sözleşmeleri vardır.
  3. Filtreler yalnızca kısa bir vardiyada çalışır.
Cevabı göster

Filtreler sürekli çalışmaya devam etmelidir.

Blood enters each kidney

1:00

Kan her bir böbreğe

through arteries that branch and branch Kalıp ifadeler

1:01

sürekli dallanan atardamarlar yoluyla girer

Kalıp ifadeler

branch and branch: tekrarla sürekli dallanmayı gösterme

Burada branch, “daha küçük dallara ayrılmak” anlamında bir fiildir. branch and branch ifadesinde fiilin and ile tekrarlanması iki ayrı dallanmayı saymaz; atardamarların tekrar tekrar dallandığını gösterir. Fiil + and + aynı fiil kalıbı, gelişen bir sürecin sürekli veya tekrarlı olduğu hissini verebilir.

Alıştırma

Bu cümlede branch and branch ne anlama gelir?

  1. Atardamarlar tam olarak iki kez dallanır.
  2. Atardamarlar daha fazla dala ayrılmaya devam eder.
  3. Atardamarlar ağaç dallarına dönüşür.
Cevabı göster

Atardamarlar daha fazla dala ayrılmaya devam eder.

until they form tiny vessels Dilbilgisi

1:04

ve ta ki küçücük damarlar oluşturana dek

that entwine with special internal modules Kültür

1:06

özel iç modüllerle dolanan

called nephrons.

1:09

nefron adı verilen yapılara ulaşır.

Dilbilgisi

until they form: bir sürecin bitiş noktasını belirtme

Until, daha önceki dallanma sürecinin bitiş noktasını belirtir. Atardamarlar küçük damarları oluşturdukları noktaya kadar dallanmaya devam eder; küçük damarların oluşması, anlatımın bu aşamasını sona erdiren sonuçtur. until they form ifadesindeki they, arteries sözcüğüne gönderme yapar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp “devam eden süreç + until + bitiş olayı”dır.

Alıştırma

Karıştırma eyleminin bitiş noktasına kadar devam ettiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi sözcük tamamlar? Keep stirring ____ the sugar completely dissolves.

  1. because
  2. when
  3. until
Cevabı göster

until

Kültür

special internal modules called nephrons: called ile bilimsel bir ad tanıtmak

“special internal modules called nephrons” ifadesinde called nephrons, bu yapıların bilimsel adını verir. Nefronlar, böbreklerin içinde bulunan ve sıvıyı süzüp durumunu izlemeye yardımcı olan küçük yapılardır. Burada called, “adı verilen” anlamındadır; “telefonla aranan” anlamında değildir. İsim + called + ad kalıbı, kısaltılmış bir ilgi yan cümlesidir: “modules called nephrons”, “modules that are called nephrons” anlamına gelir. Bilimsel bir açıklamada bu kalıp, bir yapıyı önce günlük sözcüklerle betimleyip hemen ardından teknik terimi tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Hangi cümlede called, bir yapının bilimsel adını tanıtmak için kullanılmıştır?

  1. The scientist called the lab after lunch.
  2. The coach called the players together.
  3. The eye has a clear front layer called the cornea.
Cevabı göster

The eye has a clear front layer called the cornea.

In each kidney,

1:11

Her bir böbrekte,

1 million of these nephrons

1:12

1 milyon adet bu nefrondan bulunur

form a powerful array of filters and sensors Kalıp ifadeler

1:14

ve kanı dikkatlice eleyen

Kalıp ifadeler

form a powerful array of filters and sensors: güçlü bir filtre ve sensör sistemi oluşturmak

Form, “birleşerek oluşturmak” anlamına gelir. Bir milyon nefron çok sayıdaki küçük birimlerdir; powerful array of filters and sensors ise bu birimlerin birlikte oluşturduğu daha büyük sistemdir. An array of something, çoğu zaman birlikte çalıştığı belirtilen birden fazla parçadan oluşan düzenli bir topluluktur. Burada array tek bir filtre veya sensör anlamına gelmez; powerful ise bütün topluluğun birleşik gücünü anlatır.

Alıştırma

Teknik bir açıklamada an array of sensors büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Birkaç güne yayılan sensör teslimatları dizisi
  2. Tek başına çalışan bir sensör
  3. Tek bir sistem gibi çalışan birkaç sensör
Cevabı göster

Tek bir sistem gibi çalışan birkaç sensör

that carefully sift through the blood. Kalıp ifadeler

1:17

güçlü bir filtre ve sensör dizisi oluştururlar.

Kalıp ifadeler

carefully sift through the blood: kanı dikkatle ayıklamak

Burada sift through, kanın işlenmesini dikkatli bir ayıklama süreci olarak sunar: sistem kandaki maddeleri ayırır veya kontrol eder. Bu ifade yalnızca kana bakmak anlamına gelmez. Bu öbek fiil, önemli olanı bulmak için çok miktarda malzeme veya bilgiyi dikkatle incelemeyi de anlatabilir. Carefully, sürecin hassas ve bilinçli olduğu düşüncesini güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi “büyük bir koleksiyonu dikkatle inceledi” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: The coach ____ all the score sheets to find the mistake.

Cevabı göster

sifted through

This is where we see Anlatım akışı

1:20

İşte burada,

just how refined and accurate Dilbilgisi

1:21

bu iç algılama sisteminin

this internal sensing system is.

1:23

ne kadar gelişmiş ve doğru çalıştığını görüyoruz.

Anlatım akışı

This is where we see: önemli bir gözlemi belirtmek

This is where we see her zaman fiziksel bir yeri göstermek zorunda değildir. Burada this, açıklamada yeni ulaşılan noktayı belirtir; where ise bu noktayı sıradaki gerçeğin netleştiği aşama olarak sunar. Bu yapı, dinleyiciye sonraki bölüme, yani sistemin ne kadar gelişmiş ve doğru olduğuna odaklanmasını söyler. Aktarılabilir kalıp This is where we see + yan cümle biçimindedir ve hazırlık ya da kanıtlardan önemli bir gözleme geçmek için kullanılır.

Alıştırma

Önemli bir gözlemi tanıtan hedef yapının aynısıyla cümleyi tamamlayın: Watch the final test closely. ____ how the new design saves space.

Cevabı göster

This is where we see

Dilbilgisi

just how refined and accurate ... is: dereceyi vurgulama

just how + sıfat(lar) + özne + be kalıbı dereceyi vurgular; dikkati bir özelliğin ne ölçüde bulunduğuna çeker. Burada just, how sözcüğünü güçlendirir ve bağlam sistemin gelişmişliğini ve doğruluğunu etkileyici gösterir. Bu, doğrudan soru değil, başka bir cümleye yerleşmiş derece içeriğidir. Bu nedenle is this internal sensing system değil, this internal sensing system is şeklindeki bildirme cümlesi sırasını korur. Bu kalıp sık sık see, show, realize veya reveal gibi fiillerden sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi doğru tamamlayan seçeneği seçin: The test shows …

  1. just how the material strong is
  2. just how strong is the material
  3. just how strong the material is
Cevabı göster

just how strong the material is

To filter the blood, Dilbilgisi

1:26

Kanı filtrelemek için

each nephron uses two powerful pieces of equipment:

1:27

her nefron iki güçlü ekipman parçası kullanır:

Dilbilgisi

To filter the blood: cümle başında amaç bildiren mastar

To filter the blood amaç bildiren bir mastar yapısıdır: to + fiilin yalın hâli, ana cümledeki eylemin neden yapıldığını açıklar. Burada her nefron, kanı süzmek amacıyla iki aracı kullanır. Amacı başa koymak bilgiyi önce amaç, sonra yöntem sırasıyla düzenler. Okuyucu araç veya eylemden önce hedefi öğrendiği için bu yapı açıklamalarda ve yönergelerde yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “ölçmek için” anlamına gelen iki kelimelik amaç ifadesiyle tamamlayın: ____ the temperature, the device uses a small sensor.

Cevabı göster

To measure

a blob-like structure called a glomerulus Kültür

1:30

glomerül adı verilen damla benzeri bir yapı

Kültür

blob-like structure called a glomerulus: bilimsel addan önce betimleme

Blob-like structure sözleri önce düzensiz bir topağı veya kütleyi çağrıştıran basit bir görsel sunar. Ardından called a glomerulus ifadesi bu yapının bilimsel adını verir. Önce betimleyip sonra adlandıran bu düzen, bilinmeyen bir terimi anlamayı kolaylaştırır. Burada glomerulus, bir nefronun başlangıcında kanı süzen küçük yapıdır.

Alıştırma

blob-like structure called a glomerulus ifadesi glomerulus terimini nasıl tanıtıyor?

  1. Önce bilimsel adı verir, ardından bulunduğu yeri açıklar.
  2. Önce görsel bir betimleme yapar, sonra bilimsel adı verir.
  3. Yapının blob adlı bir maddeden yapıldığını söyler.
Cevabı göster

Önce görsel bir betimleme yapar, sonra bilimsel adı verir.

and a long stringy straw-like tubule. Kalıp ifadeler

1:34

ve tübül adı verilen uzun ipliksi saman benzeri bir kanal.

Kalıp ifadeler

long stringy straw-like tubule: şekil sıfatlarını art arda kullanma

Long, stringy ve straw-like sözcüklerinin üçü de tubule sözcüğünü niteler. Her biri görüntüye ayrı bir özellik ekler: yapı uzundur, ip gibi ince ve uzamıştır, ayrıca şekli içecek pipetine benzer. -like son eki “benzeyen” anlamına gelir. Straw-like, tübülün samandan yapıldığını söylemez; yalnızca görünüşe dayalı yaklaşık bir benzetmedir.

Alıştırma

long stringy straw-like tubule ifadesinde long, stringy ve straw-like sözcüklerinin görevi nedir?

  1. Tübülü yapmak için kullanılan üç malzemenin adını verir.
  2. Üç ayrı tübülü betimler.
  3. Hepsi tübülün görünüşünün farklı yönlerini betimler.
Cevabı göster

Hepsi tübülün görünüşünün farklı yönlerini betimler.

The glomerulus works like a sieve, Deyimler

1:37

Glomerül bir elek gibi çalışır,

Deyimler

works like a sieve: işlevi benzetmeyle açıklamak

Burada works like a sieve, işleve dayalı bir benzetmedir. Elek bazı maddelerin geçmesine izin verirken bazılarını tutar; bu nedenle ifade, glomerülün süzme görevini gözde canlandırmayı kolaylaştırır. A works like B kalıbı, A'nın B'ye benzer biçimde çalıştığını söyler. A'nın gerçekten B olduğu ya da ikisinin aynı göründüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle, bir şeyin nasıl çalıştığını tanıdık bir nesneyle karşılaştırmak için works like yapısını kullanır?

  1. The camera shutter is a tiny door.
  2. The camera shutter works like a tiny door.
  3. The camera shutter works a tiny door.
Cevabı göster

The camera shutter works like a tiny door.

allowing only certain ingredients Dilbilgisi

1:39

yalnızca vitaminler ve mineraller gibi

such as vitamins and minerals Kalıp ifadeler

1:41

belirli bileşenlerin

Kalıp ifadeler

such as vitamins and minerals: örnekleri belirtmek

Such as, daha geniş bir gruptan bir veya daha fazla örnek verir. Burada vitamins and minerals, söz konusu maddelerin örnekleridir. Bu örnekler temsilîdir; listenin tamamını oluşturmak zorunda değildir. Kullanılabilir kalıp “kategori + such as + örnekler” şeklindedir.

Alıştırma

Örnek vermek için such as kullanın: The class studies renewable energy sources ____ wind and sunlight.

Cevabı göster

such as

to pass into the tubule.

1:43

tübüle geçmesine izin verir.

Dilbilgisi

allowing ... to pass into ...: sonuç eklemek

Allowing ..., önceki ifadenin sonucunu ekleyen bir -ing sıfat-fiil öbeğidir: glomerül bir filtre görevi gördüğü için yalnızca seçilen maddeler tübüle geçebilir. Allowing ifadesinin örtük öznesi ingredients değil, glomerüldür. Öbeğin içinde allow, allow + object + to + base verb kalıbını izler: allowing [only certain ingredients] [to pass into the tubule]. Only neyin geçebileceğini sınırlar, such as ise vitamins and minerals ifadelerini örnek olarak verir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için allow fiilinin -ing sonuç biçimini kullanın: The mesh blocks large pieces, ____ only clean water to pass through.

Cevabı göster

allowing

Then,

1:45

Sonra,

this vessel's job is to detect Dilbilgisi

1:45

bu damarın görevi,

whether any of those ingredients Dilbilgisi

1:47

bu bileşenlerden herhangi birine

are needed in the body.

1:49

vücutta ihtiyaç duyulup duyulmadığını tespit etmektir.

Dilbilgisi

this vessel's job is to detect: bir işlevi açıklamak

“X's job is to + fiilin yalın hâli” kalıbı; bir kişinin, aracın, parçanın veya aşamanın ne yapmakla görevli olduğunu açıklar. Burada this vessel, daha önce sözü edilen küçük kanal olan tubule sözcüğüne gönderme yapar ve görevi bir şeyi tespit etmektir. Job burada ücretli bir meslek değil, “işlev” veya “görev” anlamına gelir. Ardından gelen whether yan cümlesi, kanalın neyi tespit ettiğini açıklar: Vücudun bu maddelerden herhangi birine ihtiyaç duyup duymadığını.

Alıştırma

X's job is to... kalıbını kullanın: The smoke alarm's ____ warn us about a fire.

Cevabı göster

job is to

Dilbilgisi

whether ... are needed: gömülü bir evet-hayır yan cümlesi

whether ile başlayan yan cümle, evet ya da hayır diye yanıtlanabilen bir konuyu belirtir: Bu bileşenlerden herhangi birine vücutta ihtiyaç var mı? Whether, or not eklenmeden de bu seçimi ifade edebilir. Yan cümle daha büyük bir cümlenin içine gömülü olduğu için düz cümle sözcük dizilişini korur: any of those ingredients are needed; are any of those ingredients needed değil.

Alıştırma

Laboratuvarın neyi kontrol ettiğini gömülü bir whether yan cümlesiyle doğru biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. The lab checks whether the water is safe.
  2. The lab checks whether is the water safe.
  3. The lab checks whether the water safe.
Cevabı göster

The lab checks whether the water is safe.

If so, Anlatım akışı

1:51

Eğer öyleyse,

they're reabsorbed in amounts that the body needs Dilbilgisi

1:51

tekrar kan dolaşımına katılabilmeleri için

Dilbilgisi

Vücudun ihtiyaç duyduğu miktarlarda yeniden emilirler

they're reabsorbed, they are reabsorbed anlamına gelir. be + geçmiş zaman ortacı biçimindeki edilgen yapıyı kullanır: are + reabsorbed. Cümle, emme işlemini kimin veya vücudun hangi bölümünün yaptığına değil, bileşenlere ne olduğuna odaklanır. in amounts that the body needs, yeniden emilen miktarı sınırlar. that the body needs ilgi cümleciği amounts sözcüğünü açıklar; yani yalnızca ihtiyaç duyulan miktarlar geri alınır.

Alıştırma

Cümleyi reabsorb fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: After filtration, useful minerals ____ in amounts that the body needs.

Cevabı göster

are reabsorbed

so they can circulate in the blood again. Dilbilgisi

1:54

vücudun ihtiyaç duyduğu miktarlarda geri emilirler.

Anlatım akışı

If so: önceki bir koşula gönderme yapmak

If so, “eğer bu doğruysa” veya “durum buysa” anlamına gelir. Buradaki so, daha önce belirtilen olasılığın, yani bazı bileşenlere vücutta ihtiyaç duyulması olasılığının yerini tutar. Bu kısa bağlayıcı bütün koşulun tekrarlanmasını önler ve önceki evet-hayır konusundan, yanıt evet olduğunda gerçekleşen sonuca doğrudan geçer.

Alıştırma

“Eğer bu doğruysa” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The library may still be open. ____, we can return the books tonight.

Cevabı göster

If so

Dilbilgisi

Böylece yeniden dolaşabilirler

Burada so, önceki sürecin mümkün kıldığı sonucu açıklar: bileşenler yeniden emildikten sonra kanda tekrar dolaşabilir. Bu tür bir açıklamada bağlantı, bir sonuç veya önceki sürecin işlevi olarak anlaşılabilir. so + özne + can + fiil yapısı genellikle “bunun sonucunda birisi veya bir şey bunu yapabilir” ya da “bunu mümkün kılmak için” anlamına gelir. Burada so iki olayı birbirine bağlar; so hot veya so quickly ifadelerindeki derece bildiren so değildir.

Alıştırma

“Aşağıdaki sonucu mümkün kılmak için” anlamındaki tek sözcüklük bağlacı yazın: Open the window ____ fresh air can circulate.

Cevabı göster

so

But the blood doesn't only carry useful ingredients. Dilbilgisi

1:57

Fakat kan sadece yararlı bileşenleri taşımaz.

It contains waste products too.

2:00

Aynı zamanda atık ürünler de içerir.

Dilbilgisi

doesn't only carry useful ... waste products too: yalnızca ... değil, ... de

doesn't only carry useful ingredients ifadesinde doesn't, carry eylemini değil, only sözcüğünün belirttiği “taşınan tek şey” sınırlamasını olumsuzlar. Bu yüzden cümle, kanın yararlı bileşenleri taşıdığını yine de söyler; sadece taşıdıklarının bunlarla sınırlı olmadığını belirtir. Sonraki cümle waste products adlı ikinci bir kategori ekler ve cümle sonundaki too “de/da” anlamına gelir. İki cümle birlikte “not only X; Y too” biçiminde açık bir bilgi genişletmesi oluşturur: ikinci cümle, ilk cümlenin bırakabileceği eksik resmi tamamlar.

Alıştırma

Hangi cümle makinenin yalnızca ilk eylemi değil, iki eylemi de yaptığını belirtir?

  1. The machine doesn't only wash the bottles. It dries them too.
  2. The machine only washes the bottles. It doesn't dry them.
  3. The machine doesn't wash the bottles. It only dries them.
Cevabı göster

The machine doesn't only wash the bottles. It dries them too.

And the nephrons have to figure out Kalıp ifadeler

2:02

Ve nefronlar onlarla ne yapacaklarını

what to do with them.

2:04

bulmak zorundadır.

Kalıp ifadeler

have to figure out what to do with them: onlarla ne yapılacağını çözmek zorunda olmak

Have to zorunluluk veya gereklilik bildirir. Figure out, bir problem üzerinde düşünerek cevabı bulmak ya da belirlemek anlamına gelir; what to do with them ise cevaplanması gereken soruyu, yani bunların nasıl ele alınacağını belirtir. Buradaki them, önceki waste products ifadesini karşılar. figure out + soru sözcüğü + to-infinitive kalıbı, figure out where to go veya figure out how to fix it örneklerinde olduğu gibi henüz çözülmemiş pratik sorular için kullanışlıdır. Nefronlar gerçekten düşünmez; bu ifade onların ayırma sürecini problem çözme gibi sunar.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “düşünerek cevabı bulmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: We have to ____ what to do with these broken chairs.

Cevabı göster

figure out

The tubules sense compounds the body doesn't need, Dilbilgisi

2:05

Tübüller, vücudun ihtiyaç duymadığı,

Dilbilgisi

compounds the body doesn't need: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi

compounds the body doesn't need ifadesinde the body doesn't need bölümü compounds sözcüğünü niteler. The body, need fiilinin öznesidir; compounds ise cümlede açıkça söylenmeyen nesnesidir. Tam biçim compounds that the body doesn't need veya compounds which the body doesn't need olabilir. İlgi zamiri yan cümlede nesne görevinde olduğu için İngilizcede düşürülebilir. Bu kısa isim grubu kalıbı, tam olarak hangi şeylerden söz edildiğini belirtir ve bilimsel açıklamalarda yaygındır.

Alıştırma

Hangi cümlede nesne görevindeki ilgi zamiri doğru biçimde düşürülmüştür?

  1. The filter removes particles that can damage the pump.
  2. The filter removes particles the machine does not need.
  3. The filter removes particles do not need the machine.
Cevabı göster

The filter removes particles the machine does not need.

like urea,

2:08

proteinlerin parçalanmasından arta kalan

left over from the breakdown of proteins, Öbek fiiller

2:10

üre gibi bileşikleri algılar

Öbek fiiller

left over from the breakdown of proteins: bir süreçten sonra geriye kalan

Left over from the breakdown of proteins, ürenin proteinlerin parçalanması sonucunda geriye kaldığını belirtir. İfade urea sözcüğünü niteler ve which is left over from the breakdown of proteins biçiminde genişletilebilir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp be left over from + olay veya süreç şeklindedir ve bir şey geriye kalmadan önce ne yaşandığını belirtir. Sıradan bir artanı veya yan ürünü anlatabilir; ifade tek başına o şeyin zararlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Hedef ifadeyi tamamlayın: The paint was ____ the school play.

Cevabı göster

left over from

and redirects them as urine Kelime

2:12

ve onları idrar olarak

Kelime

redirects them as urine: atıkları idrarla atılacak yola yönlendirmek

Burada redirects, “farklı bir güzergâha gönderir” demektir. Them, vücudun ihtiyaç duymadığı bileşiklere gönderme yapar. Cümle, vücudun bu maddeleri dolaşımda tutmak yerine atılma yoluna yönlendirmesini anlatır. As urine, bu maddelerin vücuttan hangi biçimde çıktığını belirtir. “İdrara benzer şekilde” anlamına gelmez. Bu ifade biyolojik bir süreci kısaltarak anlatır: Maddeler idrarın bir parçası olur ve idrarla birlikte dışarı atılır.

Alıştırma

“Farklı bir hedefe göndermek” anlamındaki fiille cümleyi tamamlayın: The website will ____ outdated links to the new page.

Cevabı göster

redirect

out of the kidneys

2:14

böbreklerden dışarıya

and through two long sewers called ureters. Deyimler

2:15

ve üreter adı verilen iki uzun tahliye borusuna yönlendirir.

Deyimler

two long sewers called ureters: işleve dayanan bir mecaz

Sewers, işleve dayanan bir mecazdır. Şehir kanalizasyonları atıkları uzaklaştırır; bu nedenle konuşmacı bu tanıdık görüntüyü, idrarı böbreklerden mesaneye taşıyan iki tüp olan ureters için kullanır. Vücudun içinde gerçek şehir kanalizasyonları bulunmaz. Called ureters, “that are called ureters” anlamına gelen kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. Anatomik ad ureters sözcüğüdür; sewers ise taşıma işlevini kolayca hayal ettiren bir görüntüden ibarettir.

Alıştırma

Cümlede sewers sözcüğünün görevi nedir?

  1. Ureters yapılarının bir şehrin kanalizasyon sistemine bağlı olduğunu söyler.
  2. Sewers sözcüğünü tüplerin resmî anatomik adı olarak verir.
  3. Ureters yapılarını atık sıvı taşıyan tüpler olarak mecazlı biçimde sunar.
Cevabı göster

Ureters yapılarını atık sıvı taşıyan tüpler olarak mecazlı biçimde sunar.

These tubes empty their contents Kalıp ifadeler

2:18

Bu borular, içerdiklerini boşaltmak üzere

into the bladder to be discharged, Dilbilgisi

2:21

mesaneye dökülür,

Kalıp ifadeler

empty their contents into the bladder: içeriğini mesaneye boşaltmak

Burada empty, bir şeyin içindeki maddenin dışarı çıkmasını veya akmasını sağlamak anlamındaki bir fiildir. These tubes ifadesi üreterleri, their contents ise taşıdıkları sıvıyı belirtir. empty A into B kalıbı hem hareket eden şeyi (A) hem de onun varış yerini (B) gösterir. Kapları, boruları ve süreçleri anlatırken doğal bir kullanımdır; bu cümlede varış yeri mesanedir.

Alıştırma

Cümleyi empty + its contents + into kalıbıyla tamamlayın: At the end of the cycle, the pipe ____ the tank.

Cevabı göster

empties its contents into

Dilbilgisi

to be discharged: edilgen mastar

To be discharged, to + be + past participle biçimindedir; bu nedenle edilgen bir mastardır. Anlamca özne eylemi yapmaz, eylemden etkilenir: içindekiler dışarı atma işini yapmaz, dışarı atılır. Burada mastar, mesaneye girmenin amacını veya planlanan sonraki aşamasını gösterir. Bu edilgen yapı, işlemi yapan kişi ya da sistemden çok işleme tabi tutulan şeyin önemli olduğu süreç anlatımlarında yaygındır.

Alıştırma

Süreci check fiilinin edilgen mastarıyla tamamlayın: The forms are sent to the office ____.

Cevabı göster

to be checked

ridding your body of that waste Kalıp ifadeler

2:23

böylece vücudunuzu o atıklardan

Kalıp ifadeler

ridding your body of that waste: rid A of B yapısı

Rid A of B, “A’yı B’den kurtarmak veya arındırmak” anlamına gelir. Rid sözcüğünden hemen sonra sorundan kurtulan ya da temizlenen kişi veya şey gelir; of ise uzaklaştırılan istenmeyen şeyi tanıtır. ridding your body of that waste ifadesinde your body A, that waste ise B’dir. Ridding, rid fiilinin -ing biçimidir; bu nedenle ifade uzaklaştırmayı bir eylem veya süreç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi rid A of B yapısıyla tamamlayın. A olarak the room, B olarak smoke kullanın: This filter can ____ smoke.

Cevabı göster

rid the room of

once and for all. Deyimler

2:24

temelli kurtarır.

Deyimler

once and for all: kesin ve kalıcı olarak çözmek

Once and for all, “konunun yeniden ele alınmasına gerek kalmayacak şekilde kesin ve tamamen” anlamına gelen bir deyimdir. Burada önceki eylemi güçlendirerek atığın tamamen ve kesin olarak uzaklaştırıldığını belirtir. “Bir kez ve herkes için” anlamına gelmez. Bu ifade bir sorunu, kararı veya tekrarlanan görevi kalıcı olarak sonuçlanmış biçimde sunar.

Alıştırma

Cümleyi “kesin ve tamamen” anlamındaki deyimle tamamlayın: We need to settle this issue ____.

Cevabı göster

once and for all

There's water in that urine too.

2:26

Bu idrarda su da bulunur.

If the kidney detects too much of it in your blood, Dilbilgisi

2:28

Böbrek, kanınızda çok fazla su tespit ederse,

Dilbilgisi

too much of it: Daha Önce Sözü Edilen Sayılamayan Bir Şeye Gönderme Yapmak

Too much of it, “o maddeden veya şeyden istenenden ya da uygun olandan daha fazla miktarda bulunması” anlamına gelir. Burada it, daha önce sözü edilen water kelimesine gönderme yapar; yani böbrek kandaki su miktarının aşırı olduğunu algılar. Sayılamayan şey daha önce adlandırılmışsa too much of + pronoun yapısını kullanın: too much of it. İsmi yeniden söylerseniz doğrudan much sözcüğünden sonra getirin: too much water.

Alıştırma

Daha önce sözü edilen tuza gönderme yapmak için it zamirini kullanın. Cümleyi tamamlayın: The soup contains ____.

Cevabı göster

too much of it

for instance, Anlatım akışı

2:31

örneğin,

when you've chugged several glasses at once, Kelime

2:32

bir oturuşta birkaç bardak su içtiğinizde,

Anlatım akışı

for instance, when ...: Somut Bir Örnek Sunmak

For instance, dinleyiciye ardından gelen kısmın yeni bir ana fikir değil, bir örnek olduğunu bildirir. Ardından when yan cümlesi somut bir durum verir: tek seferde birkaç bardak suyu hızla içmek. Bu kalıp bilgiyi genel bir fikir ve ardından gelen bir örnek şeklinde düzenler: for instance, when + durum. Örnek, genel fikri gözde canlandırmayı kolaylaştırır ancak olayın yalnızca bu durumda gerçekleşebileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Açıklamada “for instance, when you've chugged several glasses at once” ifadesinin bilgiyi düzenleme işlevi nedir?

  1. Önceki koşulu açıklayan belirli bir durum sunar.
  2. Önceki koşulun yerine yeni bir konu getirir.
  3. Koşulun yalnızca bu şekilde gerçekleşebileceğini belirtir.
Cevabı göster

Önceki koşulu açıklayan belirli bir durum sunar.

Kelime

you've chugged several glasses at once: birkaç bardağı büyük yudumlarla hızla içmek

Burada chugged, büyük yudumlarla hızlıca içmek anlamına gelir. You've chugged several glasses at once, birkaç bardak dolusu içeceğin yavaş yavaş değil, kısa bir süre içinde içildiğini anlatır. Chug, içme biçimini ve hızını gösterdiği için drink fiilinden daha belirgin ve daha gündeliktir. Bu bağlamda içmekten söz eder; bir makinenin tekrarlanan sesler çıkarması anlamında değildir.

Alıştırma

Bu cümlede "you've chugged several glasses at once" ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Tekrarlanan sesler çıkaran birkaç makineyi dinledin.
  2. Birkaç içeceği uzun bir süre boyunca yavaşça yudumladın.
  3. Kısa bir süre içinde birkaç bardak dolusu içeceği hızla içtin.
Cevabı göster

Kısa bir süre içinde birkaç bardak dolusu içeceği hızla içtin.

it sends the extra liquid Dilbilgisi

2:35

bu fazladan sıvıyı

to the bladder to be removed.

2:36

atılması için mesaneye gönderir.

Dilbilgisi

sends ... to ... to be removed: hedef ve edilgen amaç

Cümle önce send + nesne + to + hedef yapısını kullanır: sends the extra liquid to the bladder. Burada it böbreği, yönlendirilen nesne ise vücuttaki fazla sıvıyı ifade eder. Sondaki to be removed, amaç bildiren edilgen bir mastardır. Sıvı gönderildikten sonra ona ne yapılmasının amaçlandığını anlatır: sıvı çıkarma eylemini yapmaz, bu eyleme maruz kalır. Süreçleri anlatmak için kullanılabilen yapı send A to B to be + geçmiş zaman ortacıdır.

Alıştırma

Cümleyi "incelenebilmeleri için" anlamındaki edilgen mastarla tamamlayın: The factory sends the parts to the lab ____.

Cevabı göster

to be inspected

On the other hand, Anlatım akışı

2:38

Öte yandan,

Anlatım akışı

On the other hand: karşıt yönü tanıtmak

On the other hand bir karşıtlık bağlacıdır. Burada açıklamanın kanda fazla su bulunması durumundan, bunun karşıtı olan çok az su bulunması durumuna geçtiğini gösterir. Açıklamayı aynı konu üzerinde tutarken ikinci durumun farklı bir tepkiye yol açtığını gösterir. İfade, kelimesi kelimesine bir ele gönderme yapmaz.

Alıştırma

İlk cümle bir dezavantajı, ikinci cümle ise bir avantajı belirtiyor. Boşluğu en iyi hangi bağlaç tamamlar? The laptop is expensive. ____ it is light and easy to carry.

  1. For example,
  2. On the other hand,
  3. In addition,
Cevabı göster

On the other hand,

low water levels in the blood

2:39

kandaki düşük su seviyeleri

prompt the kidney to release some back into the bloodstream, Notlar

2:41

böbreği, kan dolaşımına bir miktar su salmaya teşvik eder,

Kalıp ifadeler

prompt the kidney to release: prompt + nesne + to-infinitive

Prompt burada “bir tepkiye neden olmak veya onu tetiklemek” anlamına gelen bir fiildir. Kalıp prompt + nesne + to-infinitive biçimindedir. Bu nedenle prompt the kidney to release, bir durumun böbreğin release ile belirtilen eylemi yapmasını tetiklediğini anlatır. Bu cümlede low water levels in the blood tetikleyicidir, the kidney tepki veren nesnedir ve to release tepkiyi belirtir. Bu kalıp neden-sonuç ilişkilerini açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede prompt + nesne + to-infinitive doğru kullanılmıştır?

  1. The warning prompted to everyone leave the building.
  2. The warning prompted everyone to leave the building.
  3. The warning prompted everyone leave the building.
Cevabı göster

The warning prompted everyone to leave the building.

Öbek fiiller

release ... back into ...: bir şeyi bulunduğu yere geri bırakmak

Bu cümlede release some back into the bloodstream, “suyun bir kısmının kan dolaşımına geri dönmesini sağlamak” anlamına gelir. Some, water sözcüğünü tekrarlamamak için some water yerine kullanılır. release + bir şey + back into + yer veya sistem kalıbı, bir şeyi daha önce bulunduğu yere göndermeyi ya da dönmesine izin vermeyi anlatır. Back geri dönüş anlamı verir, into ise varış yerini gösterir.

Alıştırma

Balığın kendi doğal ortamına geri döndüğünü göstermek için release ... back into ... yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. They released the fish back the river.
  2. They released the river back into the fish.
  3. They released the fish back into the river.
Cevabı göster

They released the fish back into the river.

meaning that less water

2:45

bu da idrara

makes it into the urine. Öbek fiiller

2:46

daha az su geçtiği anlamına gelir.

Öbek fiiller

makes it into the urine: idrara ulaşır

Buradaki makes it into, “ulaşır” veya “içine girer” anlamına gelir. Less water öznedir; yani idrara ulaşan şeydir. It, make it ifadesinin sabit bir parçasıdır ve water anlamına gelen ayrı bir nesne değildir. make it into + yer, grup, liste veya aşama kalıbı, birinin ya da bir şeyin o hedefe ulaştığını veya girdiğini anlatır. Bu bilimsel açıklamada kasıtlı bir başarıyı değil, sonunda idrara ulaşan su miktarını belirtir.

Alıştırma

“Başarıyla girdi” anlamını vermek için cümleyi make it into ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After two auditions, Maya finally ____ the school choir.

Cevabı göster

made it into

This is why urine appears yellower Anlatım akışı

2:48

Daha az su tükettiğinizde

when you're less hydrated. Kelime

2:50

idrarın daha sarı görünmesinin nedeni budur.

Anlatım akışı

This is why + sonuç: nedenden sonuca geçiş

This is why, hemen önce açıklanmış bir nedene veya işleyişe gönderme yapar. Buradaki this, vücutta kullanılabilir su azaldığında böbreklerin daha fazla suyu koruduğu önceki süreci ifade eder. why’dan sonraki yan cümle, bu işleyişin açıkladığı sonucu verir: idrar daha sarı görünür. Bir neden-sonuç zincirini tamamlamak için neden veya işleyiş + This is why + sonuç kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi seçenek önce nedeni verip sonucu This is why ile sunuyor?

  1. Heavy rain flooded the field. This is because the game was canceled.
  2. Heavy rain flooded the field. This is why the game was canceled.
  3. The game was canceled. This is why heavy rain flooded the field.
Cevabı göster

Heavy rain flooded the field. This is why the game was canceled.

Kelime

less hydrated: daha düşük bir sıvı düzeyi

Hydrated, vücudun yeterli suya sahip olma durumunu anlatır. Less hydrated karşılaştırmalı bir ifadedir: kişinin sıvı düzeyinin başka bir zamana veya karşılaştırma noktasına göre daha düşük olduğunu söyler. Kişinin vücudunda hiç su olmadığı anlamına gelmez ve tek başına ağır susuzluk anlamı taşımaz. Bu cümlede when you're less hydrated, vücutta kullanılabilir suyun görece daha az olduğu zaman demektir.

Alıştırma

less hydrated ifadesinin en doğru anlamı nedir?

  1. Her zaman tıbbi bir acil durumdasınızdır.
  2. Vücudunuzda hiç su yoktur.
  3. Vücudunuzun sıvı düzeyi başka bir zamana göre daha düşüktür, ancak mutlaka ağır biçimde susuz kalmış değilsinizdir.
Cevabı göster

Vücudunuzun sıvı düzeyi başka bir zamana göre daha düşüktür, ancak mutlaka ağır biçimde susuz kalmış değilsinizdir.

By controlling water, Dilbilgisi

2:52

Böbrekleriniz suyu kontrol ederek

your kidneys stabilize the body's fluid levels. Kalıp ifadeler

2:53

vücudun sıvı seviyelerini dengeler.

Dilbilgisi

By controlling water: yöntemi by + -ing ile gösterme

By controlling water ifadesinde, bir sonucu doğuran yöntemi göstermek için by + fiilin -ing biçimi kullanılır. Burada controlling water, böbreklerin vücudun sıvı seviyelerini nasıl dengelediğini açıklar. Bu kalıp bilgiyi çoğunlukla önce yöntem, sonra sonuç şeklinde düzenler: Bir kişi ya da şey X yaparak Y sonucunu elde eder. Burada by bir edat olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır.

Alıştırma

Cümleyi by + open fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ the windows at night, we keep the room cool.

Cevabı göster

By opening

Kalıp ifadeler

stabilize the body's fluid levels: sıvı seviyelerini dengede tutmak

Stabilize the body's fluid levels, vücuttaki sıvı miktarını istikrarlı bir aralıkta tutmak anlamına gelir. Stabilize, büyük değişimleri veya dalgalanmaları azaltmaya odaklanır; yalnızca bir şeyi durdurmak anlamına gelmez. Bilimsel açıklamalarda level çoğunlukla bir şeyin ölçülen miktarını veya yoğunluğunu ifade eder. Stabilize + levels kalıbı kan şekeri ve oksijen gibi ölçümlerde de kullanılır.

Alıştırma

“The system helps stabilize oxygen levels in the room” cümlesi ne anlama gelir?

  1. Oksijen seviyelerinin sabit kalmasına yardımcı olur.
  2. Odadaki tüm oksijeni ortadan kaldırır.
  3. Oksijen seviyelerini yalnızca bir kez ölçer.
Cevabı göster

Oksijen seviyelerinin sabit kalmasına yardımcı olur.

But this fine balancing act Deyimler

2:56

Ancak bu ince denge kurma işi

isn't the kidney's only skill. Anlatım akışı

2:58

böbreğin tek yeteneği değildir.

Deyimler

this fine balancing act: birbiriyle çekişen ihtiyaçları hassas biçimde koordine etmek

Burada this fine balancing act, böbreğin vücuttaki suyu hassas biçimde kontrol etmesini anlatan bir mecazdır. Fine “ince ve kesin”, balancing act ise “dikkatli ayarlama gerektiren iş” demektir; gerçek anlamda bir gösteri değildir. Daha genel olarak a balancing act, farklı ihtiyaçların hiçbirinin yanlış yönde aşırıya kaçmaması için aynı anda yönetilmesi gereken bir durumu anlatır.

Alıştırma

Hangi durum en iyi a fine balancing act olarak tanımlanabilir?

  1. Bir resimdeki tek bir rengin adını söylemek
  2. Bir oyunu zorlayıcı ama yine de eğlenceli olacak şekilde ayarlamak
  3. Bir yarışı büyük farkla kazanmak
Cevabı göster

Bir oyunu zorlayıcı ama yine de eğlenceli olacak şekilde ayarlamak

Anlatım akışı

isn't the kidney's only skill: daha fazla yetenek olduğunu belirtmek

isn't ... only ... kalıbı, az önce söylenen düşünceyi geçersiz kılmaz. Böbreğin bu dengeleme işlevini yaptığını doğrular ve bunun böbreğin tek işlevi olmadığını söyler. Bir geçiş olarak ileride söylenecekleri işaret eder: dinleyici bundan sonra böbreğin başka işlevlerini duymayı beklemelidir. Skill, böbreği insan gibi gösteren bir kullanımdır; burada eğitimle öğrenilen bir beceri değil, “yetenek” veya “işlev” anlamına gelir.

Alıştırma

"Saving time isn't this app's only skill," cümlesinden sonra dinleyici ne duymayı beklemelidir?

  1. Uygulamanın iyi yapabildiği başka şeyler
  2. Zaman kazandırmanın uygulamanın tek yeteneği olduğu açıklaması
  3. Uygulamanın zaman kazandırmadığının kanıtı
Cevabı göster

Uygulamanın iyi yapabildiği başka şeyler

These organs have the power Dilbilgisi

3:00

Bu organlar,

to activate vitamin D, Kültür

3:02

D vitaminini aktif hale getirme,

Kültür

activate vitamin D: D vitaminini biyolojik olarak etkin hâle getirmek

Fizyolojide activate vitamin D, D vitaminini vücutta biyolojik görevini yerine getirebilecek bir biçime dönüştürmek anlamına gelir. Bu cümlede organlar bu dönüşümün gerçekleşmesine yardımcı olur. Burada activate, bir maddeyi etkin hâle getirmeyi anlatır. Bir düğmeye basmak ya da D vitaminini yoktan oluşturmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir biyoloji dersinde "The kidneys activate vitamin D" cümlesindeki activate ne anlama gelir?

  1. D vitaminini vücuttan tamamen çıkarmak
  2. D vitaminini biyolojik görevini yapabilecek bir biçime dönüştürmek
  3. Vitamin D adlı bir makineyi açmak
Cevabı göster

D vitaminini biyolojik görevini yapabilecek bir biçime dönüştürmek

to secrete a hormone called renin Kültür

3:04

kan basıncını yükselten renin adlı bir hormonu

Kültür

to secrete a hormone called renin: renin adlı bir hormon salgılamak

Burada to secrete a hormone called renin, “renin adlı bir hormonu üretip salgılamak” anlamına gelir. Biyolojide secrete, bir hücrenin, bezin veya organın bir maddeyi salgılamasını anlatır. Called renin, hormone sözcüğünden sonra gelir ve hormonun adını verir. noun + called + name kalıbı bir kişinin veya şeyin adını tanıtır.

Alıştırma

to secrete a hormone called renin ifadesinde secrete ne anlama gelir?

  1. başkalarından bilgi saklamak
  2. bir hücrenin, bezin veya organın bir madde üretip salgılaması
  3. bir maddeyi yukarı kaldırmak
Cevabı göster

bir hücrenin, bezin veya organın bir madde üretip salgılaması

that raises blood pressure, Kalıp ifadeler

3:06

salgılama

Kalıp ifadeler

raises blood pressure: raise + ölçüm değeri

Raises blood pressure, “kan basıncının yükselmesine neden olur” anlamına gelir. Burada raise, fiziksel bir nesneyi kaldırmayı değil, bir ölçüm değerindeki değişikliği anlatır. Raise geçişli bir fiildir; bu nedenle etkilenen ölçüm değeri doğrudan nesne olur. Bir şey blood pressure, temperature veya blood sugar değerini raises edebilir.

Alıştırma

Cümleyi raise veya rise fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Too much salt can ____ blood pressure.

Cevabı göster

raise

and another hormone called erythropoietin, Kültür

3:08

ve kırmızı kan hücresi üretimini artıran

which increases red blood cell production.

3:11

eritropoietin adlı başka bir hormonu salgılama gücüne sahiptir.

Dilbilgisi

have the power to activate ... to secrete ... and another hormone ...: paralel işlevleri düzenleme

Have the power to, bu organların neler yapabildiğini belirtir. Ardından cümle, to activate vitamin D ile to secrete... yapılarını eş görevli olarak bağlar; böylece iki eylem aynı çerçeveye bağlı kalır. To secrete yapısının içinde a hormone called renin ile another hormone called erythropoietin eş görevli iki nesnedir. To secrete fiili her ikisi için de anlaşılır; böylece cümle D vitaminini etkinleştirme, renin salgılama ve eritropoietin salgılama olmak üzere üç işlev sunar.

Alıştırma

Özgün cümlenin yapısını hangi açıklama doğru biçimde anlatır?

  1. Üç ayrı öznenin her biri bir eylem gerçekleştirir.
  2. İki mastarlı eylem sıralanır ve to secrete, hormonları belirten eş görevli iki nesne alır.
  3. Another hormone, activate fiilinin nesnesidir.
Cevabı göster

İki mastarlı eylem sıralanır ve to secrete, hormonları belirten eş görevli iki nesne alır.

Kültür

called erythropoietin, which increases red blood cell production: adlandırma ve işlev açıklama

called erythropoietin hormonun adını verir. Virgülden sonraki which ise aynı hormon hakkında ek bilgi sunar: kırmızı kan hücresi üretimini artırır. noun + called + name, which + function kalıbı bilimsel açıklamalarda yaygındır. Bilinmeyen bir terimi tanıtır ve hemen ne işe yaradığını açıklar. Burada erythropoietin addır; kırmızı kan hücresi üretimini artırmak ise işlevdir.

Alıştırma

Vurgulanan yapı ne yapıyor?

  1. Hormonun adını verir ve ardından işlevini açıklar.
  2. Kırmızı kan hücrelerinin hormonu ürettiğini söyler.
  3. Aynı hormona iki farklı ad verir.
Cevabı göster

Hormonun adını verir ve ardından işlevini açıklar.

Without the kidneys, Dilbilgisi

3:14

Böbrekler olmasaydı,

our bodily fluids would spiral out of control. Deyimler

3:15

vücut sıvılarımız kontrolden çıkardı.

Dilbilgisi

Without the kidneys, ... would ...: varsayımsal koşul ve sonuç

Without the kidneys varsayımsal bir koşul kurar: böbreklerin var olmadığını veya bulunmadığını hayal etmemizi ister. If there were no kidneys ile aynı işlevi görür. Ana cümlede hayal edilen sonucu belirtmek için would + fiilin yalın hâli kullanılır. Aktarılabilir kalıp Without + isim, özne + would + fiilin yalın hâlidir. Bu yapı şu anda olanı değil, varsayımsal koşulda ne olacağını anlatır.

Alıştırma

Eksik iki sözcüğü yazarak hedef kalıbı tamamlayın: ____ a map, we ____ get lost in the forest.

Cevabı göster

Without · would

Deyimler

would spiral out of control: giderek kötüleşip kontrolden çıkmak

Would spiral out of control, durumun yönetilmesi çok zor ya da imkânsız hâle gelene kadar kötüleşmeye devam edeceğini anlatır. Buradaki spiral mecazidir: gerçek anlamda dairesel bir hareketi değil, gelişen ve çoğu zaman hızlanan bir sorunu düşündürür. Would, bu kontrol kaybını varsayılan durumda beklenen sonuç olarak sunar. Başka bağlamlara aktarılabilen temel anlam, kötüleşen bir sürecin sonunda yönetilemez hâle gelmesidir.

Alıştırma

Bu ifadede spiral out of control ne anlama gelir?

  1. Sorun ortadan kalkana kadar yavaş yavaş iyileşmek
  2. Gitgide kötüleşip yönetilmesi zor veya imkânsız hâle gelmek
  3. Hiçbir şey değişmeden düzenli bir daire çizerek hareket etmek
Cevabı göster

Gitgide kötüleşip yönetilmesi zor veya imkânsız hâle gelmek

Every time we eat, Dilbilgisi

3:19

Her yemek yediğimizde,

our blood would receive

3:20

kanımız

another load of unsifted ingredients. Kalıp ifadeler

3:21

başka bir elenmemiş bileşen yükü alırdı.

Dilbilgisi

Every time we ... ile tekrarlanan bir tetikleyiciyi belirtmek

Every time we eat, her yemek yediğimizde anlamına gelir. Bu ifade tekrarlanan bir tetikleyiciyi belirtir: every time yan cümlesindeki olay her gerçekleştiğinde ana cümledeki olay da gerçekleşir. Bu yapı, tekrarlanan koşulu önce, her seferinde ortaya çıkan sonucu ise sonra vererek cümledeki bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğretilen tekrarlanan zaman bağlacıyla tamamlayın: ____ I charge this old phone, it gets hot.

Cevabı göster

Every time

Kalıp ifadeler

another load of unsifted ingredients: işlenmemiş malzemelerden bir parti daha

Another load of, bir şeyden bir parti, sevkiyat veya büyük bir miktar daha olduğunu belirtir. Burada load yükleme eylemini anlatmaz; malzemeleri birlikte gelen yeni bir grup olarak sunar. Unsifted sözcüğü düz anlamıyla elekten geçirilmemiş demektir. Bu bağlamda filtreleme benzetmesini genişletir ve henüz ayrılmamış veya işlenmemiş maddeleri anlatır. Bu nedenle ingredients yalnızca yemek malzemelerini değil, bileşenleri veya maddeleri de ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi bir parti daha anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın: The clinic received ____ medical supplies before noon.

Cevabı göster

another load of

Soon,

3:24

Kısa sürede,

the buildup of waste Kalıp ifadeler

3:24

atık birikimi

Kalıp ifadeler

the buildup of waste: atıkların yavaş yavaş birikmesi

The buildup of waste, atıkların zaman içinde yavaş yavaş birikmesi demektir. Buildup hem birikme sürecini hem de bunun sonucunda oluşan miktarı veya durumu adlandırabilen bir isimdir; bu nedenle tek seferlik bir artıştan fazlasını anlatır. a/the buildup of + isim kalıbında of, biriken şeyin ne olduğunu gösterir. Burada the kullanılmasının nedeni, ifadenin daha önce konuşulan belirli bir birikime gönderme yapmasıdır.

Alıştırma

Cümleyi yavaş yavaş birikme anlamına gelen ders isim ifadesiyle tamamlayın: Poor ventilation caused a ____ moisture in the room.

Cevabı göster

buildup of

would overload our systems Kelime

3:25

sistemlerimize aşırı yüklenirdi

Kelime

would overload our systems: güvenli kapasiteyi aşmak

Bu ifadede overload, bir sisteme güvenli biçimde işleyebileceği veya kaldırabileceğinden daha fazla yük vermek demektir. would sözcüğü, bunu varsayılan bir koşulun beklenen sonucu olarak sunar. Buradaki our systems, bilgisayar sistemlerini değil, vücuttaki sistemleri anlatır. Yük kapasiteyi aştığında aynı overload kullanımı makineler, ağlar, kuruluşlar ve insanlar için de geçerlidir.

Alıştırma

Cümleyi, ‘bir sisteme işleyebileceğinden fazla trafik vermek’ anlamındaki ders fiiliyle tamamlayın: A sudden spike in requests could ____ the server.

Cevabı göster

overload

and we'd expire. Kelime

3:27

ve hayatımızı kaybederdik.

Kelime

and we'd expire: ‘ölürdük’ demenin resmî bir yolu

Burada we'd, we would anlamına; expire ise die anlamına gelir. Özne insanlar olduğu ve bağlam artık çalışamayan bir vücudu anlattığı için expire, bir belgenin veya üyeliğin süresinin dolması anlamına gelmez. Expire kullanmak, sonucu die sözcüğüne göre daha resmî ve dolaylı gösterir. Açıklayıcı veya mizahi bir anlatımda bu mesafe, kuru ve hafife alan bir etki yaratabilir.

Alıştırma

and we'd expire ifadesinde expire sözcüğünün anlamını ve tonunu en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Yorgun hissederdik ama hayatta kalırdık.
  2. Resmî veya dolaylı bir biçimde ifade edilen ‘ölürdük’ anlamı.
  3. Üyeliğimizin süresi dolardı.
Cevabı göster

Resmî veya dolaylı bir biçimde ifade edilen ‘ölürdük’ anlamı.

So each kidney

3:29

Dolayısıyla her bir böbrek

not only keeps things running smoothly, Notlar

3:30

yalnızca işlerin sorunsuz yürümesini sağlamakla kalmaz,

Kalıp ifadeler

keeps things running smoothly: işleyişi sorunsuz sürdürmek

Keep + nesne + -ing, “birinin veya bir şeyin bir etkinliğe ya da duruma devam etmesini sağlamak” anlamına gelir. keeps things running smoothly ifadesinde etkinlik, az sayıda sorun veya kesintiyle devam eder. Buradaki things genel anlamdadır: fiziksel nesneleri değil, vücuttaki birçok süreci ifade eder. Aynı ifade, iyi çalışmaya devam eden bir sistemi, ekibi, makineyi veya günlük işleyişi de anlatabilir.

Alıştırma

Bu cümlede keeps things running smoothly ne anlama gelir? A clear schedule keeps things running smoothly.

  1. İşin az sayıda sorunla devam etmesini sağlar.
  2. İşin devam etmesini engeller.
  3. İşin daha yüksek bir hızda yapılmasını sağlar.
Cevabı göster

İşin az sayıda sorunla devam etmesini sağlar.

it also keeps us alive.

3:33

aynı zamanda bizi hayatta tutar.

Dilbilgisi

not only ..., it also ...: daha güçlü bir ikinci nokta eklemek

Not only ilk önemli bilgiyi sunar, also ise ek bilgiyi işaretler. not only X, it also Y kalıbı birlikte, X ve Y'nin ikisinin de doğru olduğunu ve Y'nin ayrıca vurgulandığını anlatır. Burada ilk keeps, “vücudun normal süreçlerinin devam etmesini sağlar” anlamına gelirken keeps us alive, “hayatta kalmamızı sağlar” anlamına gelir. İkinci nokta, sonucu daha önemli hâle getirir.

Alıştırma

not only ... also kalıbını tamamlayın: A bike light ____ helps you see; it ____ helps drivers see you.

Cevabı göster

not only · also

Lucky then that we have Ton ve niyet

3:34

Bu büyülü fasulyelerden

two of these magical beans. Deyimler

3:36

iki tanesine sahip olduğumuz için ne kadar şanslıyız.

Ton ve niyet

Lucky then that we have ...: önceki bilgiden çıkan “ne iyi ki” yorumu

“Lucky then that we have ...”, “It is lucky, then, that we have ...” cümlesinin resmî olmayan, kısaltılmış biçimidir. Az önce açıklananlara göre bir şeye sahip olmanın şanslı bir durum olduğunu belirtir. Burada then, yorumu önceki akıl yürütmeye bağlar. Zaman sırasındaki “sonra” anlamında değil, “bu durumda” veya “artık bildiklerimize göre” anlamındadır.

Alıştırma

“Lucky then that we have two of these magical beans” cümlesinde then ne işe yarar?

  1. Onlara sahip olmanın zaman bakımından daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
  2. Şanslı olunduğunu belirten yorumu az önce açıklananlara bağlar.
  3. Fasulyelerin bulunduğu yeri gösterir.
Cevabı göster

Şanslı olunduğunu belirten yorumu az önce açıklananlara bağlar.

Deyimler

magical beans: böbrekler için eğlenceli bir benzetme

Bu cümlede magical beans, böbrekler için kullanılan eğlenceli bir benzetmedir. Beans, böbreklerin fasulyeye benzeyen şeklini hatırlatırken magical sözcüğü onların yaptığı birçok önemli işi neşeli bir şekilde över. Konuşmacı gerçek fasulyelerden veya doğaüstü güçlerden söz etmiyor. Bu görüntü, bilimsel açıklamayı hafif ve akılda kalıcı bir şekilde bitiriyor.

Alıştırma

Yargılayın: Bu cümlede “magical beans”, böbreklerin resmî tıbbi adıdır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış