Eşyalarınızı taşıyan devasa gemilerle tanışın: İngilizce çalışma notları
Vox
Video özeti: Standart konteynerler yavaş ve riskli elle yüklemenin yerini aldı, dev gemiler ile limanları mümkün kıldı ve dünya ticaretini dönüştürdü. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “if you were to” / “you'd be” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçeklikten uzak bir varsayım kurup soyut bir ölçüyü kolayca canlandırın. 2. “got the government on board” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: on board sözünü gemiye binmek değil, destek kazanmak olarak anlayıp onayı anlatın. 3. “the larger the boat, the cheaper the shipping price per container.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki miktarın birlikte değiştiğini eşleşen karşılaştırmalarla gösterin.
Bu derste
it's one of the tallest buildings in the US. Dilbilgisi
0:04ABD'nin en yüksek binalarından biridir.
one of the tallest buildings: en üst gruptaki üyelerden biri
one of the + en üstünlük derecesi + çoğul sayılabilen isim yapısı, bir kişiyi ya da şeyi bir ölçekte en uçta bulunan grubun içine yerleştirir. Burada bina, yüksekliği en fazla olan binalar grubundadır; cümle onun tek başına en yüksek bina olduğunu söylemez. one of the sonrasında çoğul sayılabilen isim kullanılır, çünkü birkaç üye arasından biri seçilir: one of the tallest buildings.
Alıştırma
Hangi cümle, kütüphanenin şehirdeki en eski kütüphaneler grubunda olduğunu ancak tek başına en eskisi olmadığını doğru biçimde anlatır?
- The library is one of the oldest library in the city.
- The library is one of the oldest libraries in the city.
- The library is the one oldest libraries in the city.
Cevabı göster
The library is one of the oldest libraries in the city.
But it's four floors shorter than the MSC Oscar, Dilbilgisi
0:06Ancak MSC Oscar'dan dört kat daha kısadır.
four floors shorter than: tam farkı belirtmek
amount + comparative adjective + than yapısı, bir farkın tam büyüklüğünü belirtir. four floors shorter than ifadesinde four floors, öznenin ne kadar daha kısa olduğunu ölçerken than karşılaştırılan şeyi tanıtır. Miktarı karşılaştırma biçiminden önce kullanın: A is four floors shorter than B. Bu ifade B'nin toplam kat sayısını vermez.
Alıştırma
Tower A has 30 floors, and Tower B has 34 floors. Tam farkı kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Tower A is ____ Tower B.
Cevabı göster
four floors shorter than
isn't a building, but a boat: not A, but B ile düzeltme
not A, but B yapısı önce A'yı reddeder, ardından onun yerine B'yi koyar. Burada isn't a building yanlış sınıflandırmayı reddederken but a boat doğru sınıflandırmayı verir. but sözcüğünden sonra özne ile is fiilinin olumlu biçimi anlaşılır: tam düşünce which isn't a building, but is a boat şeklindedir. Tekrarlanan sözcüklerin çıkarılması, anlamı değiştirmeden düzeltmeyi kısaltır.
Alıştırma
not A, but B düzeltmesini tamamlayın: The package is not at the front desk, ____ in the mailroom.
Cevabı göster
but
the MSC Oscar is nearly the size of four football fields laid end-to-end. Kalıp ifadeler
0:15MSC Oscar'ın büyüklüğü, uç uca dizilmiş dört futbol sahasına yakındır.
Launched in January 2015: cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeği
Cümlenin başındaki Launched in January 2015, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacı öbeğidir. When it was launched in January 2015 gibi bir yan cümleyi kısaltır ve arka plan zaman bilgisi verir. Öbeğin anlaşılan öznesi, ana cümlenin öznesi olan the MSC Oscar ile aynı olmalıdır. Launched cümlenin ana fiili değildir ve geminin aktif olarak bir şey fırlattığı ya da piyasaya sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
Raporu betimlemek için cümle başında geçmiş zaman ortacı öbeğini doğru kullanan cümle hangisidir?
- Published last week, the report includes new data.
- Published last week, the researchers included new data.
- Publishing last week, the report includes new data.
Cevabı göster
Published last week, the report includes new data.
laid end-to-end: uç uca dizilmiş
Laid end-to-end, sahaların tek bir düz çizgi üzerinde yerleştirildiğini ve birinin ucunun sonrakinin ucuna değdiğini anlatır. Burada dört sahanın uç uca bir sıra oluşturduğunu düşünmek gerekir; yan yana dizilmeleri kastedilmez. Cümle, bu dört sahanın birleşen toplam uzunluğunu geminin uzunluğuyla karşılaştırır.
Alıştırma
Dört halı tek sıra hâlinde yerleştirilmiş ve her halının kısa ucu bir sonrakine değiyor. Bu dizilişi hangi ifade anlatır?
- stacked on top of each other
- laid end-to-end
- laid side by side
Cevabı göster
laid end-to-end
draft of 16 meters: bir geminin su çekimi
Denizcilik bağlamında bir geminin draft değeri, su hattından geminin en alçak noktasına, genellikle teknenin tabanına kadar olan dikey mesafedir. Bu nedenle draft of 16 meters, geminin su hattının 16 metre altına kadar uzandığı anlamına gelir; yazılı bir taslak anlamına gelmez. Bu ölçü seyir için önemlidir, çünkü böyle bir su çekimine sahip geminin dibe değmemesi için yeterli su derinliğine ve açıklığa ihtiyacı vardır.
Alıştırma
Denizcilik cümlesini doğru kelimeyle tamamlayın: A ship's distance from the waterline to its lowest point is its ____.
Cevabı göster
draft
which means that if you were to stand at the bottom of the ship, Dilbilgisi
0:20yani geminin tabanında dursaydınız,
you'd be five stories underwater.
0:22beş katlı bir bina yüksekliği kadar suyun altında kalırdınız.
uzak bir varsayımsal koşul için if you were to ... you'd be
if you were to stand ifadesindeki were to, uzak, düşük olasılıklı veya tamamen varsayımsal bir koşulu belirtir. Geçmişte yapılmış bir eylemi ya da sıradan bir gelecek planını anlatmaz. Konuşan kişi sizden bunu gerçekten yapmanızı değil, durumu gözünüzde canlandırmanızı ister. you'd be, you would be'in kısaltmasıdır ve varsayılan sonucu verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp if + özne + were to + fiilin yalın hâli, özne + would + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Varsayımsal koşulu were to ... would kalıbıyla tamamlayın: If the town ____ lose power tonight, the hospital's backup generators ____ start automatically.
Cevabı göster
were to · would
It's one of 5,000 container ships crossing the world's oceans,
0:25Dünya okyanuslarında seyreden 5.000 konteyner gemisinden biridir;
carrying the vast majority of products you buy and the parts those products were made from. Dilbilgisi
0:28bu gemiler, satın aldığınız ürünlerin ve bu ürünleri oluşturan parçaların büyük çoğunluğunu taşır.
the parts (that) those products were made from: çıkarılmış that
the parts those products were made from ifadesinde parts, ardından gelen ilgi cümleciğinin nitelediği isimdir. Tam biçim the parts that those products were made from şeklindedir: those products cümleciğin öznesidir; that ise parts sözcüğüne gönderme yapar ve from'dan sonraki anlam boşluğunu doldurur. That, ilgi cümleciğinin öznesi değil from edatının nesnesi olduğu için çıkarılabilir. İngilizcede edatı sona bırakmak yaygındır; bu nedenle were made from ifadesini birlikte anlayın ve from sözcüğünü önceki buy fiiline bağlamayın.
Alıştırma
'the materials the table was made from' ifadesine çıkarılmış ilgi sözcüğünü doğru biçimde ekleyen seçenek hangisidir?
- The table that the materials were made from
- The materials that the table was made from
- The materials that were made from the table
Cevabı göster
The materials that the table was made from
These ships are the engine of the global economy. Deyimler
0:32Bu gemiler küresel ekonominin motorudur.
the engine of the global economy: küresel ekonominin motoru
Buradaki “the engine of the global economy” bir mecazdır. Gemiler gerçek anlamda motor değildir; küresel ekonomiyi hareket hâlinde tutan merkezi bir güç olarak sunulurlar. “X is the engine of Y” kalıbı, X'i bir sistemin, sektörün veya faaliyetin başlıca güç ya da ilerleme kaynağı olarak gösterir. “The engine” güçlü bir iddiadır: X yalnızca yararlı değil, hayati önemdedir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade ne anlama geliyor?
- Küresel ekonomi bu gemiler için motor üretmektedir.
- Gemiler küresel ekonomiye ait mekanik bir motor taşımaktadır.
- Gemiler küresel ekonomiyi hareket hâlinde tutan önemli bir güçtür.
Cevabı göster
Gemiler küresel ekonomiyi hareket hâlinde tutan önemli bir güçtür.
How did all this happen?: Bütün bunlar nasıl oldu?
Bu anlatımda “How did all this happen?” geçiş sağlayan retorik bir sorudur. “All this” az önce anlatılan dikkat çekici duruma gönderme yapar ve soru, açıklamanın artık bu durumun nedenlerine geçeceğini bildirir. Anlatıcı, dinleyiciden mutlaka bir cevap istemek yerine dinleyicinin sıradaki bilgiye ilişkin beklentisini düzenler. Bu kalıp bir sonucu veya mevcut durumu, onun nasıl geliştiğini anlatan bölüme bağlayabilir.
Alıştırma
Bir belgesel anlatımında “How did all this happen?” sorusunun temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyiciden az önce belirtilen gerçekleri tekrarlamasını ister.
- Hiçbir açıklama sunmadan konuyu bitirir.
- Mevcut durumdan, onun arkasındaki nedenlere geçileceğini bildirir.
Cevabı göster
Mevcut durumdan, onun arkasındaki nedenlere geçileceğini bildirir.
a bit of a nightmare: güçlü bir şikâyeti yumuşatmak
Bu cümlede nightmare mecaz anlamdadır: uykuda görülen kötü bir rüyayı değil, son derece zor, stresli veya zahmetli bir durumu ifade eder. A bit of normalde düşük bir dereceyi belirtir; ancak nightmare gibi güçlü ve olumsuz bir isimden önce küçümseyerek anlatma işlevi görebilir. Konuşan kişi sözlerini yumuşatırken nakliyenin aslında çok zor olduğunu mizahi biçimde ima eder.
Alıştırma
“Çok zahmetli” anlamını mizahi bir küçümsemeyle veren samimi ifadeyle cümleyi tamamlayın: The renovation missed every deadline and doubled the budget; it was ____.
Cevabı göster
a bit of a nightmare
Goods had to be individually unloaded into storage at ports, Dilbilgisi
0:42Malların limanlardaki depolara tek tek boşaltılması,
had to be individually unloaded: geçmişte gerekliliğin edilgen yapısı
Had to geçmişteki gerekliliği ifade eder. Be ile geçmiş zaman ortacı unloaded, cümleyi edilgen yapar; dolayısıyla goods boşaltma işini yapan kişiler değil, bu işlemden etkilenen şeylerdir. had to be + geçmiş zaman ortacı kalıbı, etkilenen şeyin işi yapandan daha önemli olduğu geçmiş prosedürleri, zorunlulukları veya kaçınılmaz adımları anlatmak için kullanışlıdır. Individually, unloaded kelimesini niteler ve malların tek tek ele alındığını belirtir.
Alıştırma
Geçmişte edilgen gereklilik ve individually zarfını kullanarak inspect fiilini gereken biçime getirin: Before the exhibition opened, every artifact ____.
Cevabı göster
had to be individually inspected
then individually packed onto ships and unpacked afterwards.
0:45ardından gemilere yine tek tek yüklenip sonrasında boşaltılması gerekiyordu.
and it left items vulnerable to damage and theft. Dilbilgisi
0:50ayrıca malları hasara ve hırsızlığa açık bırakıyordu.
eşyaları hasara ve hırsızlığa karşı savunmasız bıraktı
Burada leave + nesne + sıfat, nesneyi belirli bir durumda bırakmak anlamına gelir. left items vulnerable, sürecin eşyaları bir riske açık hâle getirdiğini anlatır; birinin eşyalardan ayrıldığı anlamına gelmez. “vulnerable to damage and theft” eşyaların maruz kaldığı riskleri belirtir. Bu yapı, bir süreç veya kararın oluşturduğu ve devam ettirdiği açıkta olma durumunu anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
‘The missing security update left the server vulnerable to attacks’ cümlesinde left the server vulnerable to attacks ne anlama gelir?
- Sunucuyu saldırıların zarar verebileceği bir duruma getirdi.
- Sunucunun daha önce saldırıya uğradığını gösterdi.
- Sunucuyu saldırılardan uzağa taşıdı.
Cevabı göster
Sunucuyu saldırıların zarar verebileceği bir duruma getirdi.
Malcolm McLean, an American trucking executive,
0:54Amerikalı bir kamyon taşımacılığı şirketinin yöneticisi Malcolm McLean,
proved that you could save time and money by loading truck containers directly onto ships. Dilbilgisi
0:57kamyon konteynerlerini doğrudan gemilere yükleyerek zaman ve paradan tasarruf edilebileceğini kanıtladı.
yükleyerek zamandan ve paradan tasarruf etmek
Save time and money by loading, tasarrufu sağlayan yöntemi göstermek için by + gerund kullanır. Konteynerleri doğrudan yüklemek, her iki sonucu elde etmenin yolu olarak sunulur. Bu yapı bir eylemi onun pratik yararına bağlar; bu nedenle süreçleri, önerileri ve verimlilik artışlarını açıklamak için uygundur. by'den sonra gelen gerund yöntemi belirtir; son tarihi veya edilgen yapının failini belirtmez.
Alıştırma
Tasarrufu sağlamak için kullanılan yöntemi göstermek üzere cümleyi hangi ifade tamamlar? ‘The clinic saved time and money ____ forms online.’
- to submit
- when submitting
- by submitting
Cevabı göster
by submitting
and reach their destination without ever being opened. Dilbilgisi
1:03ve hiç açılmadan varış noktalarına ulaşırdı.
Sonraki uç noktaya geçiş olarak On the other side
Burada On the other side, açıklamayı fiziksel bir yolculuğun uzak ucuna, yani deniz taşımacılığından sonra ulaşılan yere taşır. Ardından orada ne olduğunu anlatmaya başlar. Bu ifade, odağı bir güzergâhın bir tarafından veya aşamasından ona karşılık gelen diğer tarafa ya da aşamaya geçirerek açıklamayı düzenleyebilir. Bu cümlede mekânsal ve işlemsel bir geçiş bildirir; karşıt bir görüşe işaret etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede on the other side, iki fikri karşılaştırmak yerine bir sonraki fiziksel uç noktaya geçmek için kullanılmıştır?
- City buses are cheap. On the other hand, they can be slow.
- I understand your point; on the other hand, I still disagree.
- The hikers entered the tunnel. On the other side, a rescue team was waiting.
Cevabı göster
The hikers entered the tunnel. On the other side, a rescue team was waiting.
without ever being opened: süreç boyunca edilgen eylemin hiç gerçekleşmemesi
Without ifadesinden sonra -ing biçimi olan being opened gelir. Being opened edilgendir: konteynerler bir şeyi kendileri açmak yerine açma eylemine maruz kalır. Ever, without tarafından oluşturulan olumsuz anlamı güçlendirir. Without ever being opened, yolculuğun hiçbir anında hiç kimsenin onları açmadığı anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için ever ve open fiilinin edilgen biçimini kullanın: The sealed envelope arrived at the court without ____.
Cevabı göster
ever being opened
McLean later got the government on board Deyimler
1:06McLean daha sonra hükümetin de desteğini kazandı;
get the government on board: hükümetin desteğini ve katılımını sağlamak
get someone or an organization on board kalıbında get, birini ikna edip onayını kazanmak; on board ise destek vermeye ve katılmaya hazır olmak anlamına gelir. Burada McLean, hükümeti konteynerli taşımacılık hizmetini desteklemeye ve kullanmaya ikna etmiştir. Kalıp get + kişi/grup + on board şeklindedir. Bir planın ilerleyebilmesi için gereken desteğin kazanılmasına odaklanır. Bağlamda gemilerden söz edilse de burada kullanım mecazidir; birini gerçekten gemiye bindirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için get ... on board ifadesini geçmiş zamanda kullanın: After two meetings, we finally ____.
Cevabı göster
got the finance team on board
by using containerized service to help the military provide supplies for the Vietnam War. Kültür
1:08bunu, Vietnam Savaşı sırasında orduya malzeme ulaştırmak için konteyner taşımacılığını kullanarak başardı.
the Vietnam War: Vietnam Savaşı'nın İngilizce adı
The Vietnam War, merkezi Vietnam olan tarihsel çatışmanın İngilizcedeki yerleşik adıdır. Belirli tanımlık the normalde adın bir parçasıdır ve Vietnam ile War büyük harfle başlar. Bu cümlede for the Vietnam War, askerî ikmal malzemelerini savaş dönemindeki ihtiyaçla ilişkilendirir. Hükümetin konteynerli taşımacılık hizmetini kullanmasının tarihsel nedenini açıklar; Vietnam burada yalnızca bir sevkiyatın varış noktası değildir.
Alıştırma
Çatışmanın İngilizcedeki yerleşik adını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The logistics system expanded during the Vietnam War.
- The logistics system expanded during the Vietnam war.
- The logistics system expanded during Vietnam War.
Cevabı göster
The logistics system expanded during the Vietnam War.
Some of the more notable innovations in solving the logistical problems in Vietnam
1:13Vietnam'daki lojistik sorunları çözmeye yönelik en dikkat çekici yeniliklerden bazıları
After the industry recognized how efficient container shipping was,
1:20Sektör, konteyner taşımacılığının ne kadar verimli olduğunu fark edince
the use of container ships exploded. Deyimler
1:23konteyner gemilerinin kullanımı hızla yaygınlaştı.
the use of container ships exploded: ani ve çarpıcı büyüme
Bu cümlede exploded mecaz anlamdadır: konteyner gemilerinin kullanımı çok hızlı ve büyük ölçüde artmıştır. Fiziksel bir patlamayı anlatmaz. Bu fiil artışa güçlü ve çarpıcı bir vurgu katar, ancak kesin bir oran ya da sayı vermez. Haber ve iş dünyası metinlerinde X exploded yapısı talep, satış, kullanım veya ilginin aniden ve keskin biçimde arttığını anlatabilir.
Alıştırma
Cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?
- Konteyner gemilerinin kullanımı kesin olarak bilinen bir yüzdeyle arttı.
- Bazı konteyner gemileri patlamalarda yok oldu.
- Konteyner gemilerinin kullanımı çok hızlı ve çarpıcı biçimde arttı.
Cevabı göster
Konteyner gemilerinin kullanımı çok hızlı ve çarpıcı biçimde arttı.
The unit of measurement is TEU or twenty-foot equivalent. Kültür
1:27Ölçüm birimi TEU'dur; bu da yirmi fit eşdeğeri demektir.
TEU or twenty-foot equivalent: konteyner kapasitesi birimi
TEU, twenty-foot equivalent unit ifadesinin kısaltmasıdır ve “yirmi fit eşdeğer birimi” anlamına gelir. Yirmi fitlik bir konteyneri temel alan, konteyner taşımacılığındaki standart kapasite ölçüsüdür. Cümledeki twenty-foot equivalent ifadesi bu temeli sade biçimde açıklar. Örneğin 12.000 TEU, 12.000 adet yirmi fitlik birime eşdeğer kapasite demektir. Geminin uzunluğunu veya ağırlığını ölçmez. Ayrıca kırk fitlik bir konteyner iki TEU sayıldığından TEU değeri her zaman fiziksel konteyner sayısına eşit değildir.
Alıştırma
Bir geminin kapasitesi 19.000 TEU olarak belirtiliyor. Bu sayı neyi ölçer?
- Şu anda gemide bulunan fiziksel konteynerlerin kesin sayısını.
- Yirmi fit eşdeğer konteyner birimleriyle ifade edilen taşıma kapasitesini.
- Geminin yirmi fitlik bölümler hâlinde hesaplanan uzunluğunu.
Cevabı göster
Yirmi fit eşdeğer konteyner birimleriyle ifade edilen taşıma kapasitesini.
Most containers used today are twice as long. Dilbilgisi
1:30Günümüzde kullanılan konteynerlerin çoğu bunun iki katı uzunluğundadır.
twice as long: uzunluğun iki kat olduğunu ifade etme
Twice as long, toplam uzunluğun karşılaştırma alınan uzunluğun iki katı olduğu anlamına gelir. Bu cümlede karşılaştırma noktası önceki bağlamdan anlaşıldığı için as ... as sonrasında karşılaştırılan şey tekrar edilmez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp sayı + as + sıfat + as + karşılaştırma ögesidir: twice as long as X, three times as heavy as X. Twice as long ifadesini başlangıçtaki uzunluğa onun iki katının daha eklenmesi olarak yorumlamayın; toplam oran 2:1’dir.
Alıştırma
Cümleyi twice as ... as kalıbıyla tamamlayın: A 12-meter pool is ____ a 6-meter pool.
Cevabı göster
twice as long as
Shippers quickly realized that the larger the boat, Dilbilgisi
1:33Nakliyeciler şunu kısa sürede fark etti: Gemi ne kadar büyükse,
the cheaper the shipping price per container.
1:35konteyner başına taşıma maliyeti de o kadar düşük oluyordu.
the larger..., the cheaper...: bağlantılı değişimleri anlatma
the + karşılaştırma biçimi, the + karşılaştırma biçimi kalıbı, birlikte değişen iki değişkeni birbirine bağlar. İlk bölüm koşulu veya eğilimi belirtir, ikinci bölüm ise buna eşlik eden sonucu verir: gemi büyüdükçe konteyner başına nakliye ücreti düşer. Bu kalıptaki the, belirli bir şeyi gösteren normal tanımlık değildir. İki orantılı karşılaştırmayı işaretler. Cümle genel bir ilişki sunar, ancak bu dil bilgisi yapısı tek başına her durumda kesin bir nedensellik olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Daha fazla alıştırma yaptıkça bir görevin kolaylaştığını göstermek için ikili karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- The most you practice, the easiest the task becomes.
- The more you practice, the task becomes easier.
- The more you practice, the easier the task becomes.
Cevabı göster
The more you practice, the easier the task becomes.
So the size of the largest ships has grown exponentially.
1:37Bu nedenle en büyük gemilerin boyutu katlanarak büyüdü.
a shipping executive predicted an eventual ceiling of 12,000 TEU. Deyimler
1:41bir deniz taşımacılığı yöneticisi, nihai üst sınırın 12.000 TEU olacağını öngördü.
an eventual ceiling of: öngörülen nihai üst sınır
Bu cümlede ceiling, üst sınır anlamında kullanılan bir mecazdır. An eventual ceiling of 12,000 TEU, yöneticinin gemi kapasitesinin en sonunda 12.000 TEU'yu aşmayacağını beklediği anlamına gelir; fiziksel bir tavandan söz etmez. Eventual, ilerideki son aşamada ulaşılması beklenen bir sınırı niteler. Bir öngörüyü aktarır; bu öngörünün daha sonra doğru çıktığını belirtmez.
Alıştırma
“Analysts see an eventual ceiling of 80,000 users.” cümlesindeki ifade ne anlama gelir?
- Analistler sayının sonunda 80.000'in üzerine çıkmayacağını öngörüyor.
- Analistler tam olarak 80.000 kullanıcının çoktan katıldığını biliyor.
- Analistler binanın fiziksel tavanının 80.000 kişiyi taşımasını bekliyor.
Cevabı göster
Analistler sayının sonunda 80.000'in üzerine çıkmayacağını öngörüyor.
But the MSC Oscar has a capacity of over 19,000. Kalıp ifadeler
1:44Ancak MSC Oscar'ın kapasitesi 19.000 TEU'nun üzerindedir.
has a capacity of over + sayı
have/has a capacity of + miktar kalıbı; bir aracın, mekânın, kabın veya sistemin tutabileceği, taşıyabileceği, depolayabileceği ya da üretebileceği en yüksek miktarı belirtir. Burada has, tekil özne the MSC Oscar ile uyumludur. Over 19,000, 19.000'den fazla demektir. Ölçü birimi önceki bağlamdan anlaşılır; capacity geminin sınırını anlatır, o anda gerçekten taşıdığı miktarı değil.
Alıştırma
Cümleyi ‘daha fazlasını alabilir’ anlamındaki standart kapasite ifadesiyle tamamlayın: The tank ____ 10,000 liters.
Cevabı göster
has a capacity of over
ports have been rebuilt with vast yards to store the containers Kelime
1:49limanlar, konteynerlerin depolanacağı devasa sahalar
To accommodate ...: cümle başında amaç bildiren mastar
To accommodate these huge ships, amaç bildiren ve cümle başına getirilmiş bir to-infinitive öbeğidir. Limanların neden yeniden inşa edildiğini açıklar: yeniden inşa, limanların bu büyüklükteki gemileri kabul edip onlara hizmet verebilmesini sağlar. Amaç, limanların yeniden inşa edilmesine bağlıdır; gemilerin kendi kendine uyum sağladığı anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp To + fiilin yalın hâli, ana cümle biçimindedir; önce hedefi, ardından ona ulaşmak için yapılan eylemi verir.
Alıştırma
Cümle başındaki To accommodate these huge ships öbeği cümlede ne işe yarar?
- Gemilerin limanları kendilerinin yeniden inşa ettiğini söyler.
- Limanların yeniden inşa edilme amacını belirtir.
- Yeniden inşanın ne zaman tamamlandığını açıklar.
Cevabı göster
Limanların yeniden inşa edilme amacını belirtir.
vast yards: limandaki açık depolama sahaları
Bu liman bağlamında yards, yük konteynerlerinin elleçlenmesi ve depolanması için kullanılan büyük açık alanlardır. Vast bu alanların fiziksel olarak çok geniş olduğunu belirtir; to store the containers ise işlevlerini doğrudan doğrular. Burada yard, bir lojistik saha veya tesistir; evin açık alanı ya da üç fite eşit uzunluk birimi değildir. ports, store ve containers gibi yakındaki sözcükler amaçlanan anlamı gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede vast yards ne anlama geliyor?
- Yakındaki evlerin arkasındaki özel bahçeler.
- Gemilerin ne kadar uzun olduğunu gösteren ölçüler.
- Limandaki büyük açık depolama ve elleçleme alanları.
Cevabı göster
Limandaki büyük açık depolama ve elleçleme alanları.
and huge cranes to load and unload them simultaneously in a specific order.
1:52ve onları belirli bir sırayla aynı anda yükleyip boşaltan dev vinçlerle yeniden inşa edildi.
Today's biggest ships are so huge that Dilbilgisi
1:56Günümüzün en büyük gemileri o kadar devasa ki
they can't actually fit through the Panama Canal or dock at any American port. Notlar
1:58ne Panama Kanalı'ndan geçebiliyor ne de ABD'deki herhangi bir limana yanaşabiliyorlar.
so huge that: dereceyi sonuca bağlamak
So huge that, so + sıfat + that yan cümlesi kalıbını izler. Yüksek bir derecenin that'ten sonra belirtilen sonucu doğurduğunu gösterir: gemiler, sonraki eylemleri engelleyecek kadar büyüktür. Tek bir can't, eş görevli iki fiil için de geçerlidir: can't fit through ... or can't dock .... Buradaki so tek başına “bu yüzden” anlamına gelmez; derece ile sonucu bağlamak için that ile birlikte çalışır.
Alıştırma
Cümleyi derece-sonuç yapısıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ I had to put it down.
Cevabı göster
so · that
Panama Kanalı: gemi boyutunu sınırlayan bir su yolu
Panama Kanalı, Panama'yı aşan insan yapımı bir su yolunun özel adıdır. Atlas ve Pasifik deniz yollarını birbirine bağlayarak birçok geminin Güney Amerika'nın etrafından geçen çok daha uzun yolculuktan kaçınmasını sağlar. Burada yalnızca bir yer adı değildir. Kanalın geçiş ölçüleri sabit olduğundan gemi boyutu üzerinde fiziksel bir sınırı temsil eder. Bu iddia, söz konusu gemiler ve koşullar için geçerlidir; otomatik olarak her gemiye veya her döneme uygulanmaz.
Alıştırma
the Panama Canal ifadesi cümlenin anlamına temel olarak ne katar?
- Gemilerin sahibi olan şirketin adını verir.
- Sabit ölçüleri hangi gemilerin geçebileceğini sınırlayan bir su yolunu belirtir.
- Dünyadaki bütün kanalların büyük gemilere kapalı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Sabit ölçüleri hangi gemilerin geçebileceğini sınırlayan bir su yolunu belirtir.
dock at any American port: herhangi bir Amerikan limanına yanaşmak
Burada dock, bir geminin iskeleye veya terminale yanaşıp oraya bağlanması anlamında kullanılan bir fiildir. Dock at any American port, Amerika Birleşik Devletleri'ndeki herhangi bir limana yanaşmak demektir. Kalıp, gemi + dock at + belirli liman veya terminal şeklindedir. İfade fit through ile eş görevli olarak bağlanır ve o da can't actually ifadesinin kapsamındadır; dolayısıyla cümle gemilerin iki eylemi de yapamadığını söyler.
Alıştırma
Cümleyi dock ve doğru edatla tamamlayın: The research vessel is scheduled to ____ the island's main port tomorrow.
Cevabı göster
dock at
They're mostly used for shipping between Europe and Asia.
2:01Çoğunlukla Avrupa ile Asya arasındaki taşımacılıkta kullanılıyorlar.
It's hard to overstate how much all this has transformed the world economy. Dilbilgisi
2:04Tüm bunlar dünya ekonomisini öylesine değiştirdi ki etkisini abartmak neredeyse imkânsız.
It's hard to overstate how much: ne kadar olduğunu abartmak zor
Bu cümlede It's hard to overstate how much, dönüşümün derecesinin o kadar büyük olduğunu anlatır ki çok güçlü sözler bile muhtemelen onu abartmış olmaz. Konuşmacı etkinin boyutunu güçlü biçimde doğrular; etkinin belirsiz olduğunu öne sürmez. It's hard to overstate how much + cümlecik kalıbı, resmî bir vurgu çerçevesidir. How much, bir şeyin ne derece gerçekleştiğini belirtir; burada all this ifadesinin dünya ekonomisini ne ölçüde dönüştürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, değişimin çok büyük olduğunu anlatan kısaltmalı güçlü vurgu kalıbıyla tamamlayın: ____ the internet changed access to information.
Cevabı göster
It's hard to overstate how much
while insurance costs and inventories decreased. Dilbilgisi
2:10sigorta maliyetleri ve stoklar azaldı.
Zıt eğilimler için karşıtlık bildiren while
Burada while, zıt eğilimleri bildiren iki yan cümleyi birbirine bağlar: küresel mal ticareti artarken sigorta maliyetleri ve stoklar düşmüştür. “Bir şeyin gerçekleştiği süre boyunca” değil, “buna karşılık” anlamındadır. Bu karşıtlık bildiren while yapısını, özellikle iki gerçek zıt yönlerde değiştiğinde, iki sonucu aynı cümlede yan yana sunmak için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
“Global trade grew, while shipping costs fell” cümlesinde while hangi ilişkiyi ifade eder?
- Düşüşün nedeni
- Bir dönem boyunca gerçekleşen olay
- İki eğilim arasındaki karşıtlık
Cevabı göster
İki eğilim arasındaki karşıtlık
Jobs at ports and in factories in the US dropped,
2:12ABD'deki limanlarda ve fabrikalarda istihdam azalırken
while consumers gained access to a greater variety of goods at a lower price. Kalıp ifadeler
2:15tüketiciler daha geniş bir ürün yelpazesine daha düşük fiyatlarla erişmeye başladı.
gained access to: yeni kullanım veya erişim imkânı kazanmak
gained access to ifadesinde gained bir değişimi gösterir: tüketiciler daha geniş çeşitlilikteki düşük fiyatlı ürünleri elde etme fırsatına veya pratik imkânına kavuşmuştur. Burada access fiziksel bir giriş anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp gain access to + isim şeklindedir ve bir şeyi kullanmak, ona ulaşmak veya onu elde etmek için izin, erişilebilirlik ya da pratik bir yol edinmek anlamına gelir. Bu kalıpta access normalde sayılamayan bir isimdir.
Alıştırma
Sabit kalıbı tamamlamak için gain fiilinin geçmiş zamanını kullanın: Through the community program, residents ____ free legal advice.
Cevabı göster
gained access to
products we buy can be made with parts from several different countries by people on the other side of the world. Notlar
2:19satın aldığımız ürünler, dünyanın öbür ucundaki insanlar tarafından birkaç farklı ülkeden gelen parçalarla üretilebiliyor.
Bir sonucu tanıtmak için As a result,
Bu cümlede As a result, önceki açıklamayı neden olarak geriye dönük biçimde işaret eder ve küreselleşmiş üretimi bunun sonucu olarak sunar. Yalnızca en yakındaki ayrıntıya değil, önceki eğilimin bütününe bağlanır. Cümle başındaki As a result, bir söylem bağlayıcısıdır: dinleyiciye sırada sonuç veya etki olduğunu bildirir. Böylece açıklama, rapor ve savlardaki neden-sonuç ilişkisini takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
İkinci cümleyi doğru biçimde başlatan seçeneği seçin: Shipping costs fell sharply. _____ companies began buying parts from more countries.
- Because
- As a result of
- As a result,
Cevabı göster
As a result,
can be made with parts from ... by people yapısı
can be made, kiplik fiil içeren bir edilgen yapıdır: can + be + geçmiş zaman ortacı. Ürünleri odakta tutarken cümlenin ürünlerin nasıl birleştirildiğini ve işi kimin yaptığını belirtmesine olanak verir. made with parts from several different countries ifadesinde with, kullanılan bileşenleri tanıtır; from ise bu parçaların kökenini belirtir. Ardından gelen by people on the other side of the world, işi yapanı belirten öbektir ve ürünleri üreten insanları gösterir. Yeniden kullanılabilir kalıp product + can be made with + components + from + source + by + agent biçimindedir.
Alıştırma
Bileşenleri, bunların kaynağını ve üreticiyi belirten edatlarla cümleyi tamamlayın: The lamps can be made ____ glass parts ____ several suppliers ____ local craftspeople.
Cevabı göster
with · from · by
on the other side of the world: dünyanın öbür ucunda
On the other side of the world, konuşan kişiden veya söz konusu yerden son derece uzak bir yerde anlamına gelir. Bu cümlede, ürünleri üreten kişilerle onları satın alan kişiler arasındaki büyük uzaklığı vurgular; haritada kesin bir konum göstermez. Bu ifade be fiilinden sonra yer bildiren bir ifade olarak kullanılabilir: people can be on the other side of the world. İfadeyi kelime kelime kurmak yerine tek bir kalıp olarak öğrenin.
Alıştırma
Bir yerin son derece uzakta olduğunu göstermek için on the other side of the world ifadesini kullanan cümle hangisidir?
- Her research partner lives on the other side of the world.
- Let's look at the problem from the other side.
- The café is on the other side of the street.
Cevabı göster
Her research partner lives on the other side of the world.
And it's hard to imagine any of this happening without someone first deciding to put the stuff in a box Notlar
2:24Ve biri önce eşyaları bir kutuya koymaya karar vermeseydi, bütün bunların gerçekleşebileceğini hayal etmek zor olurdu;
it's hard to imagine any of this happening: bütün bunların gerçekleştiğini hayal etmek zor
It's hard to imagine any of this happening, konuşan kişinin bütün bu durumun gerçekleştiğini hayal etmekte veya buna inanmakta zorlandığı anlamına gelir. Any of this daha önce sözü edilen olaylara gönderme yapar; happening konuşan kişinin bizzat bir şey yaptığı anlamına gelmez. Yapı it's hard to imagine + nesne + -ing şeklindedir: any of this, imagine fiilinin nesnesidir; happening ise bu nesneyi bir olay olarak tanımlar. Bu kalıp şaşırtıcı, olasılığı düşük veya hayal etmesi zor durumlar için kullanılır.
Alıştırma
Bir olayı hayal etmek için imagine fiilinden sonra nesne ve -ing yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- It's hard to imagine any of this happening.
- It's hard to imagine that any of this happened.
- It's hard to imagine any of this will happen.
Cevabı göster
It's hard to imagine any of this happening.
eşyaları bir kutuya koymak ve kutuyu bir tekneye koymak
Bu cümlede vurgulanan bölüm, karmaşık bir süreci göz önünde canlandırılabilen iki yalın eyleme indirger: önce eşyaları bir kutuya koymak, sonra kutuyu bir tekneye koymak. put ve box sözcüklerinin tekrarı paralel bir yapı kurar ve sahneyi hayal etmeyi kolaylaştırır. Bir sonuç özeti olarak bu ifade, büyük bir tarihsel değişimi sıradan bir insanın kararına indirger. stuff ve boat bilerek genel bırakılmış sözcüklerdir; bu yüzden cümle eksiksiz bir teknik açıklama değil, akılda kalıcı bir görüntü sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir sırayı özetlemek için aynı sade ve tekrarlı yapıyı kullanıyor?
- To set up the exhibit, we had to put the posters in a tube and put the tube in the van.
- To set up the exhibit, the posters went through several complicated transport stages.
- To set up the exhibit, we had to plan the posters' movement carefully.
Cevabı göster
To set up the exhibit, we had to put the posters in a tube and put the tube in the van.