LEGO Hakkında İlk 10 Gerçek: İngilizce çalışma notları
LEMMiNO
Video özeti: Danimarka'daki zor durumdaki bir marangozhaneden dünya üreticisine uzanan anlatı, LEGO tarihini, minifigürleri, uyumlu parçaları ve The LEGO Movie'yi ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a household name — Deyimler ve mecazi ifadeler: kişi ya da markanın kamuoyunca tanındığını anlayın ve ünü özetleyin. 2. if divided equally, ... would have — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: kısaltılmış edilgen koşulu ve varsayımsal sonucu tanıyın; dağıtım olmuş gibi göstermeden kişi başı hesabı açıklayın. 3. While The LEGO Movie might look like ... is actually CGI. — Söylem, anlatı ve retorik: ilk izlenimi düzeltici gerçekle karşılaştırın; might izlenimi yumuşatır, actually asıl gerçeği işaretler.
Bu derste
Ole Kirk Christiansen purchased a woodworking shop in Denmark that constructed houses and furniture.
0:10Ole Kirk Christiansen, Danimarka'da evler ve mobilyalar inşa eden bir marangoz atölyesi satın aldı.
Ole had to think of something else if he wanted to remain in business. Dilbilgisi
0:21Ole, eğer işine devam etmek istiyorsa başka bir şey düşünmek zorundaydı.
Geçmişteki zorunluluk için had to
Had to, have to yapısının geçmiş zaman biçimidir. Geçmişteki bir durumda bir şeyin gerekli olduğunu gösterir. had to think içinde think, had to sonrasında gelen fiilin yalın hâlidir; bu, had + geçmiş zaman ortacıyla kurulan bir perfect yapı değildir. Bu cümlede işi sürdürebilmek farklı bir fikir bulmaya bağlıydı. Bu yüzden Ole'nin başka bir şey düşünmekten başka gerçekçi bir seçeneği yoktu. Geçmişteki bir görev, ihtiyaç veya zorunlu seçim için had to + fiilin yalın hâlini kullanın.
Alıştırma
Cümleyi have to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last night, the pipe burst, so we ____ turn off the water.
Cevabı göster
had to
After experimenting with a few other projects, Dilbilgisi
0:25Birkaç farklı projeyi denedikten sonra,
Önceki bir eylem için After + -ing
After + -ing, daha önce gerçekleşen bir eylemi tanıtır ve ana eylemin zaman bağlamını verir. After experimenting, birkaç fikri denedikten sonra anlamına gelir; experiment with something, neyin işe yaradığını görmek için bir şeyi denemek anlamında kullanılabilir. Bu, after they experimented gibi bir yan cümlenin kısaltılmış biçimidir. Eylemi kimin yaptığı ana cümleden açıkça anlaşıldığında bu kısa yapı, öznenin tekrarlanmasını önler.
Alıştırma
Cümleyi after + -ing ile tamamlayın: Noah read the instructions first. Then he built the shelf. ____ the instructions, Noah built the shelf.
Cevabı göster
After reading
Ole's son Godtfred began working for the company which now officially went by the name of LEGO. Öbek fiiller
0:38Ole'nin oğlu Godtfred, artık resmi olarak LEGO adıyla bilinen şirket için çalışmaya başladı.
went by the name of: resmî bir adı kullanmak
Burada went by the name of, “bu adı kullanıyordu” veya “bu adla biliniyordu” anlamına gelir. Went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; ancak bu ifade hareket etmekten söz etmez. Şirketin LEGO adını resmî adı olarak kullandığını anlatır. Başka durumlarda kullanılabilen kalıp go by the name of + ad şeklindedir. Zamana göre go fiilini değiştirin: şimdiki zaman için goes by..., geçmiş zaman için went by....
Alıştırma
Cümleyi go by the name of ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The little shop ____ Blue Lantern for many years.
Cevabı göster
went by the name of
Ole and Godtfred obtained samples of interlocking plastic bricks produced by the British company "Kiddicraft".
0:46Ole ve Godtfred, İngiliz şirketi "Kiddicraft" tarafından üretilen birbirine kenetlenen plastik yapım parçalarının numunelerini elde ettiler.
Kiddicraft called them "Self-Locking Building Bricks".
0:53Kiddicraft bunlara "Kendi Kendine Kilitlenen İnşaat Tuğlaları" diyordu.
the LEGO Group began producing its own bricks,
0:58LEGO Group kendi yapım parçalarını üretmeye başladı,
Inspired by this: bir nedeni ana eyleme bağlamak
Cümlenin başındaki Inspired by this, önceki örneğe gönderme yapar ve sonraki eylemin nedenini belirtir. “Because the LEGO Group was inspired by this, ...” biçiminde anlaşılabilir. Bu giriş ifadesi, ayrı bir cümle kurmadan anlatının nedenden sonuca ilerlemesini sağlar. Inspired sözcüğünün anlamca öznesi, virgülden sonra gelen the LEGO Group olmalıdır. Bricks, producing fiilinin nesnesidir; bu yüzden ilham alan şey tuğlalar değildir.
Alıştırma
Bu cümle doğru kurulmuş mu? Inspired by the space exhibit, Maya built a model rocket. En iyi cevabı seçin.
- Hayır. İlham alan şey maket roket olmalıdır.
- Evet. İlham alan kişi Maya'dır.
Cevabı göster
Evet. İlham alan kişi Maya'dır.
which they instead called "Automatic Binding Bricks".
1:00ve bunlar yerine onlara "Otomatik Bağlanan Tuğlalar" adını verdiler.
the company grew exponentially under the leadership of Ole's son Godtfred, Kalıp ifadeler
1:05şirket Ole'nin oğlu Godtfred'in liderliğinde katlanarak büyüdü,
under the leadership of: … liderliğinde
Under the leadership of + bir kişi veya grup, bir kuruluşun o kişi ya da grup tarafından yönlendirildiği veya yönetildiği anlamına gelir. Burada ifade, şirketin hızlı büyümesini Godtfred'in sorumlu olduğu dönemle ilişkilendirir. Under burada fiziksel bir konumu değil, yönetim ilişkisini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, "Bayan Rivera sorumluyken" anlamına gelen hedef resmî ifadeyle tamamlayın: The library opened three new branches ____ Ms. Rivera.
Cevabı göster
under the leadership of
passed away: saygılı biçimde “vefat etmek”
Passed away, died demenin daha yumuşak ve saygılı bir yoludur. Bu cümlede liderlik durumunun neden değiştiğini açıklar; Ole'nin bir şeyin yanından geçtiği anlamına gelmez. Tam biçim olan had passed away içinde had, ölümün şirketin sonraki büyüme döneminden önce gerçekleştiğini gösterir.
Alıştırma
Bu saygılı mesajı en iyi hangi seçenek tamamlar? "I was sorry to hear that your grandfather ___ last week."
- died out
- passed by
- passed away
Cevabı göster
passed away
The production of wooden toys was abandoned completely as the company now solely focused on working with plastics. Kalıp ifadeler
1:11Şirket artık tamamen plastiklerle çalışmaya odaklandığı için ahşap oyuncak üretimi tamamen terk edildi.
solely focused on working: focus on + -ing yapısı
Bu cümlede solely focused on working, şirketin dikkatini yalnızca plastikle çalışmaya verdiği anlamına gelir. Solely odağı tek bir şeyle sınırlar: bu, şirketin tek ticari önceliğiydi. Yapı focus on + isim veya -ing biçimidir. Burada on bir edattır; bu nedenle ardından work değil working gelir: focus on working with plastics.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın. solely sözcüğünü focused sözcüğünden önce yerleştirin ve on sözcüğünden sonra improve fiilinin -ing biçimini kullanın: After fixing the safety problem, the team ____ the design.
Cevabı göster
solely focused on improving
The Legoland park was opened in Denmark and as the bricks grew in popularity,
1:18Danimarka'da Legoland parkı açıldı ve yapım parçalarının popülaritesi arttıkça,
LEGO quickly became a household name all over the world. Deyimler
1:23LEGO hızla tüm dünyada herkesin bildiği bir isim haline geldi.
a household name: halk tarafından geniş ölçüde tanınan isim
A household name, neredeyse herkesin bildiği bir kişi, şirket veya markadır. Burada LEGO'nun bütün dünyada geniş ölçüde tanınır hâle geldiği anlamına gelir. Household burada belirli bir aileyi anlatmaz. Genel olarak sıradan evleri temsil eder; bu nedenle ifadenin tamamı halk arasında çok yaygın bir tanınırlığı belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “neredeyse herkesin tanıdığı kişi” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: After years on television, the chef became ____.
Cevabı göster
a household name
LEGO, Danca “leg godt”un kısaltılmış biçimidir
LEGO adı, Danca leg godt sözcüklerinin kısaltılıp birleştirilmesiyle oluşturulmuştur. Bu ifade “iyi oyna” anlamına gelir; dolayısıyla meaning “play well”, LEGO’yu İngilizce bir ifade olarak değil, leg godt ifadesini açıklar. Burada abbreviation, kısaltılmış bir ad için geniş anlamda kullanılır; LEGO, daha uzun bir addaki sözcüklerin baş harflerinden oluşturulmuş bir akronim değildir. Adın gerçek kökeni budur. Daha sonra sözü edilen Latince yorum yalnızca bir tesadüftür, adın kaynağı değildir.
Alıştırma
LEGO adının kökenini hangi ifade doğru açıklar?
- LEGO Latincede başlangıçta “birleştiriyorum” anlamına geldiği için seçilmiştir.
- “İyi oyna” anlamındaki Danca leg godt sözcüklerinden oluşturulmuştur.
- Daha uzun bir İngilizce addaki sözcüklerin ilk harflerinden oluşturulmuştur.
Cevabı göster
“İyi oyna” anlamındaki Danca leg godt sözcüklerinden oluşturulmuştur.
And while not intentional from the beginning, Anlatım akışı
1:36Ve en başından beri kasıtlı olmasa da,
the word LEGO can loosely be interpreted as "I put together" or "I assemble". Kalıp ifadeler
1:40LEGO kelimesinin kabaca "bir araya getiriyorum" veya "monte ediyorum" olarak yorumlanabileceği keşfedildi.
Ödünleme bildiren while not intentional from the beginning
while not intentional from the beginning ifadesindeki while, “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamına gelir. Bir ödünleme bildirir: ad ile Latince arasındaki bağlantı, başlangıçtaki adlandırma planının bir parçası değildir. Bu yan cümle önce söz konusu sınırlamayı belirtir, ardından ana cümle daha sonra yapılan şaşırtıcı keşfi verir. Tamamlanmış düşünce while this connection was not intentional from the beginning şeklindedir; this connection, bağlamdan anlaşıldığı için açıkça söylenmez.
Alıştırma
Örnekte while neyi bildiriyor?
- Bir neden: Latince anlam, şirketin bu adı seçmesine yol açtı.
- Zaman: Latince bağlantı, ilk ad seçme süreci sırasında fark edildi.
- Bir ödünleme: Latince bağlantı başlangıçta planlanmamıştı, ancak daha sonra fark edildi.
Cevabı göster
Bir ödünleme: Latince bağlantı başlangıçta planlanmamıştı, ancak daha sonra fark edildi.
can loosely be interpreted as: kabaca yorumlanabilir
Can be interpreted as, bir şeyin belirli bir şekilde anlaşılabileceği anlamına gelir. Kanıtlanmış bir tanım değil, olası bir yorum sunar. Loosely, eşleşmenin yalnızca genel veya yaklaşık olduğunu gösterir. Burada Latinceye dayanan “I put together” ya da “I assemble” yorumu, LEGO'nun kesin anlamı veya Danca kökeni olarak sunulmaz.
Alıştırma
Simgenin resmî bir tanımı yoktur, ancak bazı insanlar onu bir umut işareti olarak görür. Cümleyi tamamlayan en uygun ifadeyi seçin: The symbol ... a sign of hope.
- must be defined as
- can loosely be interpreted as
- has been proven to mean
Cevabı göster
can loosely be interpreted as
They also considered the name "Legio" with the implication of "a legion of toys".
1:45Ayrıca "oyuncaklardan oluşan bir lejyon" anlamını taşıyan "Legio" ismini de düşündüler.
Another important part of LEGO are the minifigures. Dilbilgisi
1:53LEGO'nun bir diğer önemli parçası ise minifigürlerdir.
part of LEGO is; part of LEGO are değil
Asıl cümlede are fiili özneyle uyuşmaz. Another important part of LEGO özne grubunun ana ismi tekil part sözcüğüdür; bu nedenle standart İngilizcede is kullanılır: Another important part of LEGO is the minifigures. Çoğul the minifigures grubu fiilden sonra gelir ve fiil biçimini belirlemez. Öznenin ana ismine bakın: part is ile, parts ise are ile kullanılır.
Alıştırma
Be fiilinin doğru geniş zaman biçimini kullanın: One important part of the exhibit ____ the historical photographs.
Cevabı göster
is
But the minifigs weren't invented until 30 years after the LEGO brick. Dilbilgisi
1:56Ancak minifigürler LEGO parçasından 30 yıl sonrasına kadar icat edilmemişti.
weren't invented until ... after ...: gecikerek gerçekleşen bir olay
Edilgen weren't invented until X kalıbı, icadın X'ten önce gerçekleşmediğini ve ancak X'te gerçekleştiğini anlatır. Burada until, gecikmenin sona erdiği noktayı gösterir. İcat etme sürecinin o zamana kadar sürdüğü anlamına gelmez. 30 years after the LEGO brick ifadesi, X zamanını daha önceki bir olaydan başlayarak hesaplar. İki ifade birlikte, minifigürlerin icadını LEGO tuğlasından otuz yıl sonraya yerleştirir ve daha önceki dönemde minifigürlerin henüz var olmadığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle "The minifigs weren't invented until 30 years after the LEGO brick" ile aynı zaman ilişkisini anlatır?
- Minifigürler LEGO tuğlasından önce icat edildi ve otuz yıl sonra değiştirildi.
- Minifigürler, LEGO tuğlasından sonraki otuz yıllık dönemin tamamı boyunca icat ediliyordu.
- Önce LEGO tuğlası vardı ve minifigürler otuz yıl sonra icat edildi.
Cevabı göster
Önce LEGO tuğlası vardı ve minifigürler otuz yıl sonra icat edildi.
Its inception came in 1978 in the form of a policeman with black clothes and a white hat. Kalıp ifadeler
2:01Başlangıcı 1978'de, siyah giysili ve beyaz şapkalı bir polis memuru formunda geldi.
in the form of: belirli bir şey olarak ortaya çıkmak
In the form of, “belirli bir şey olarak ortaya çıkmak veya sunulmak” anlamına gelir. Burada ilk minifigür bir polis figürü olarak ortaya çıktı. Form, doldurulacak bir belgeyi değil, bir şeyin somutlaşmış biçimini veya sürümünü belirtir. In the form of, genel bir olayın, düşüncenin veya sonucun belirli görünümünü göstermek için bir isim öbeğinden önce kullanılır: came in the form of a policeman, help in the form of food veya payment in the form of a voucher.
Alıştırma
“Belirli bir şey olarak sunulan” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: The school gave its thanks ____ a handmade card.
Cevabı göster
in the form of
Açık bir görüşü başlatan to be honest
To be honest konuşanın tutumunu gösteren bir ifadedir: Dinleyene, konuşanın içten ve belki de doğrudan bir kişisel görüş söylemek üzere olduğunu bildirir. Bu, konuşanın daha önce yalan söylediği anlamına gelmez. Burada dinleyeni açık bir değerlendirmeye hazırlar ve geçişi doğal bir konuşma gibi gösterir.
Alıştırma
to be honest şu cümlede ne işe yarar: "To be honest, I preferred the earlier version"?
- Konuşanın daha önce yalan söylediğini kanıtlar.
- Açık bir kişisel görüşü başlatır.
- Görüşün başka birinden alıntı olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Açık bir kişisel görüşü başlatır.
the design has stayed more or less the same ever since. Notlar
2:08tasarım o zamandan beri aşağı yukarı aynı kaldı.
has stayed ... ever since: bugüne kadar süren bir durum
Present perfect biçimi has stayed, geçmişte başlayan ve şimdi de süren bir durumu anlatır. Burada stayed bir bağ fiili olarak çalışır; tasarımın bir yerden ayrılmadığını değil, aşağı yukarı aynı durumda kaldığını belirtir. Ever since daha önce söylenen bir başlangıç zamanına gönderme yapar. Bu bağlamda o zaman 1978'dir ve ifade "o zamandan şimdiye kadar kesintisiz olarak" anlamına gelir. Başlangıç noktası önceki bir cümlede bulunabilir; bu yüzden ever since kendi zaman yan cümlesi olmadan sonda tek başına durabilir.
Alıştırma
Cümleyi has stayed ve ever since ile tamamlayın: The library introduced this layout in 2021, and it ____ almost unchanged ____.
Cevabı göster
has stayed · ever since
Bir ifadeyi yumuşatan more or less
More or less, yaklaşık olarak veya genel anlamda demektir. Bu cümlede has stayed the same ifadesini yumuşatır: tasarım genel olarak benzer kalmıştır, ancak küçük değişiklikler yine de mümkün olmuştur. Bir ifade büyük ölçüde doğru fakat tamamen kesin değilse bu kalıplaşmış ifadeyi kullanın. Burada more ve less ayrı ayrı daha fazla ve daha az miktar anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yaklaşık anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The two maps are ____ the same, but one has an extra path.
Cevabı göster
more or less
The figs became more and more diversified as more variations were released. Dilbilgisi
2:11Figürler, daha fazla varyasyon piyasaya sürüldükçe giderek daha çeşitlendi.
Artan bir eğilim için more and more + sıfat
Derecesi değişebilen bir sıfattan önce kullanılan more and more, o niteliğin zamanla sürekli arttığını gösterir. Burada figs, minifigures kelimesinin kısaltmasıdır ve yeni sürümler çıktıkça figürlerin giderek daha çeşitli olduğunu anlatır. Birbirine bağlı iki more tek bir aşamalı değişim kalıbı oluşturur ve diversified kelimesini niteler. Daha sonraki as more variations bölümündeki more ayrıdır; orada çeşitlerin sayısını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi devam eden bir artışı gösteren üç kelimelik kalıpla tamamlayın: As the game went on, the puzzles became ____ difficult.
Cevabı göster
more and more
It wasn't until 1989 that someone realized how creepy this becomes after a while and thus some other facial expressions were introduced. Dilbilgisi
2:22Birisinin bir süre sonra bunun ne kadar ürkütücü olduğunu fark etmesi ancak 1989'a kadar sürdü ve böylece bazı başka yüz ifadeleri tanıtıldı.
It wasn't until ... that: geç bir zamanı vurgulamak
It wasn't until + zaman + that + yan cümle yapısı, that yan cümlesindeki olayın ancak o geç zamanda gerçekleştiğini anlatır. Burada fark etme 1989'dan önce gerçekleşmemiştir. Baştaki It, kişi ya da nesneye gönderme yapmaz; yapıyı kuran biçimsel bir ögedir. Vurgulanan gerçek olay that yan cümlesinde verilir: biri bir şeyi fark etti.
Alıştırma
Cümleyi It wasn't until ... that kalıbıyla tamamlayın: It ____ midnight ____ the power came back.
Cevabı göster
wasn't until · that
So far ... have been produced: present perfect edilgen yapıyla şu ana kadarki toplam
So far, “başlangıçtan şu ana kadar” anlamına gelir ve konuşma anına kadar olan güncel toplamı verir. Burada fiziksel mesafeyi değil, zamanı anlatır. Have been produced, present perfect edilgen yapıdır: have been + fiilin üçüncü hâli. Odağı eylemi alan minifigürlerde tutar ve üreticiyi önemsiz olduğu için belirtmez.
Alıştırma
Güncellemeyi So far ve sell fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: ____, 500 tickets ____.
Cevabı göster
So far · have been sold
After the company's decline in the late 1990s and hitting its lowest peak in 2004 when they almost had to file for bankruptcy, Kalıp ifadeler
2:37Şirketin 1990'ların sonlarındaki çöküşü ve neredeyse iflas başvurusunda bulunmak zorunda kalacakları 2004'te en düşük zirvesini görmesinden sonra,
hitting its lowest peak ve hitting its lowest point
Bu bağlamda hitting its lowest peak, anlamları doğal olmayan biçimde birleştirir. Peak yüksek bir noktadır; ancak cümle, şirketin gerileme dönemindeki en kötü ve en düşük aşamayı anlatmaktadır. Genel olarak en düşük değer için hitting its lowest point veya reaching its lowest point kullanılır. Lowest peak yalnızca birbirinden ayrı birkaç zirve karşılaştırılıp bunların en küçüğü seçildiğinde anlamlıdır; normalde tüm değerler içindeki en düşük noktayı belirtmez.
Alıştırma
Bir müzenin aylık ziyaretçi sayısı bir yıl boyunca düştü. En düşük değeri doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Attendance reached a peak at its minimum in February.
- Attendance hit its lowest point in February.
- Attendance hit its lowest peak in February.
Cevabı göster
Attendance hit its lowest point in February.
file for bankruptcy: resmî bir hukuki başvuru
File for bankruptcy, bir iflas sürecini başlatmak için mahkemeye resmî olarak başvuru ve belgeler sunmak demektir. Burada file, “resmî olarak sunmak” anlamında bir fiildir; for ise kişinin veya kuruluşun ne için başvurduğunu gösterir. Almost had to file for bankruptcy, başvuru yapma gereğinin neredeyse doğduğunu anlatır: şirket başvuru yapmak zorunda kalmaya yaklaşmıştır, ancak cümle gerçekten başvurduğunu veya iflasına karar verildiğini söylemez.
Alıştırma
İflas başvurusu sunmak anlamına gelen resmî üç kelimelik İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: Unable to repay its debts, the retailer decided to ____.
Cevabı göster
file for bankruptcy
the LEGO Group has done quite well for themselves. Kalıp ifadeler
2:45LEGO Group işleri oldukça iyi toparladı.
has done quite well for themselves: oldukça başarılı olmuş olmak
Has done quite well, grubun şimdiye kadar oldukça başarılı olduğu anlamına gelir. Present perfect yapısındaki has done, grubun bugüne kadarki sonuçlarına bakar; quite ise her başarıyı tek tek saymadan değerlendirmeyi belirgin biçimde olumlu yapar. For themselves, grubun kendi yararına iyi bir konuma veya sonuca ulaştığını belirtir. Yardım almadan yaptığı anlamına gelmez. Çoğul themselves, konuşma dilinde şirketi içindeki insanlar olarak ele alır.
Alıştırma
Cümleyi tekil özneyle uyumlu do quite well for oneself biçimiyle tamamlayın: After years of hard work, the small design studio has ____.
Cevabı göster
done quite well for itself
LEGO is now the largest toy manufacturer in the world.
2:50LEGO şu anda dünyanın en büyük oyuncak üreticisidir.
the company has produced over 560 billion bricks,
2:56şirket 560 milyardan fazla yapım parçası üretti,
as of this moment: şu an itibarıyla
As of this moment, ardından gelen bilgi için bir zaman sınırı belirler: ifade, şu ana kadar bilinen veya sayılanlara göre o anda doğrudur. Daha sonra değişebilecek güncel bir durumu gösterir. Kalıp as of + tarih veya saat şeklindedir. Burada this moment referans noktasıdır; as of, because of anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir muhabir, daha sonra değişebileceğini bilerek şu ana kadar sayılan toplamı vermek istiyor. Hangi cümle doğru zaman ifadesini kullanıyor?
- From this moment on, 250 people have registered for the event.
- As of this moment, 250 people have registered for the event.
- Because of this moment, 250 people have registered for the event.
Cevabı göster
As of this moment, 250 people have registered for the event.
everyone on Earth would have 78 LEGO bricks.
3:03Dünya üzerindeki herkesin 78 adet LEGO parçasına sahip olacağı anlamına geliyor.
Varsayımsal bir pay için if divided equally, ... would have
“If divided equally”, edilgen bir koşul yapısının kısaltılmış hâlidir. Tam biçimi “if the bricks were divided equally” şeklindedir. Atılan isim ve “were” bağlamdan anlaşılır; böylece ifade hayalî bir eşit paylaşım koşulu kurar. “Would have” bu varsayımın sonucunu verir: kişi başına 78 parça düşerdi. Bu, matematiksel bir varsayımdır; paylaşımın gerçekten yapıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen koşulu ve sonuç ifadesini kullanarak matematiksel varsayımı tamamlayın: A box contains 24 pencils for six children. ____, each child ____ four pencils.
Cevabı göster
If divided equally · would have
If you tried connecting a LEGO brick from 1958 with a brick from today, Dilbilgisi
3:101958'den kalma bir LEGO parçasını bugünkü bir parçayla birleştirmeye çalışırsanız,
tried connecting ifadesinde try doing
tried connecting ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimi olan connecting gelir. try doing yapısı, ne olacağını veya işe yarayıp yaramadığını görmek için bir eylemi denemek anlamına gelir. Burada denenen eylem, 1958'den kalan parçayı günümüzdeki parçaya bağlamaktır.
Alıştırma
Hangi cümle, yeniden başlatmayı denenebilecek bir yöntem olarak sunuyor?
- Nora restarted the tablet successfully.
- Nora tried restarting the tablet.
- Nora tried to restart the tablet.
Cevabı göster
Nora tried restarting the tablet.
If you tried connecting ... would still: sonucu değişmeyen hayalî bir test
“If + geçmiş zaman biçimi, ... would ...” kalıbı hayalî bir testi ve tahmin edilen sonucunu anlatır. Burada tried, testin daha önce yapıldığını söylemez; geçmiş zaman biçimi gerçekle araya mesafe koyar. “Try connecting”, birleştirme eylemini bir deney veya yöntem olarak sınamak demektir. “Would still interlock”, arada uzun yıllar olsa bile parçaların birbirine uyacağını öngörür. Still, zaman farkının sonucu değiştirmediğini vurgular.
Alıştırma
Hayalî uyumluluk testini tamamlamak için dersteki iki sözcüklü sonuç ifadesini kullanın: If you tried connecting this old keyboard to the new computer, it ____ work.
Cevabı göster
would still
This is because LEGO uses a universal system that means that despite variation in design, Dilbilgisi
3:17Bunun nedeni, LEGO'nun evrensel bir sistem kullanmasıdır; bu da tasarımdaki,
despite variation in design, size, and purpose ifadesinde despite + isim öbeği
Despite bir ödün karşıtlığı kurar: bir gerçek, sonucu beklenmedik gösterebilir ama sonuç yine de doğrudur. Bu cümlede tasarım, boyut ve amaç farklılıkları karşıt koşuldur; buna rağmen tüm parçalar birbiriyle uyumlu kalır. despite sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanın. Ardından tam bir yan cümle getirmek için despite the fact that + yan cümle yapısını kullanın.
Alıştırma
Hangi cümlede despite doğru kullanılmıştır?
- Despite of the cold weather, the children played outside.
- Despite it was cold, the children played outside.
- Despite the cold weather, the children played outside.
Cevabı göster
Despite the cold weather, the children played outside.
several times larger than ile katlı karşılaştırmalar
Miktar + times + sıfatın karşılaştırma biçimi + than kalıbında times, ölçünün tamamının katlanarak karşılaştırıldığını gösterir. Burada several times larger than, Duplo parçalarının sıradan parçaların birkaç katı büyüklüğünde olduğu anlamına gelir; yalnızca birkaç birim daha büyük olduklarını anlatmaz. Sıralama şöyledir: several times + larger + than + karşılaştırma ölçütü. Aynı kalıp faster, heavier veya more expensive ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Yeni ekranın eskisinin birkaç katı büyüklüğünde olduğunu belirten tam karşılaştırma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The new display is ____ the old one.
Cevabı göster
several times larger than
which is quite impressive given that only six pieces of 2x4 bricks would produce a staggering 950,103,765 possible combinations. Anlatım akışı
3:32ki sadece altı adet 2x4 parçasının dudak uçuklatan 950.103.765 olası kombinasyon üretebileceği düşünüldüğünde bu oldukça etkileyicidir.
Bir değerlendirmeyi destekleyen given that
Given that, konuşanın zaten bilindiğini veya kabul edildiğini düşündüğü bir gerçeği sunar. Bu gerçek, hemen önceki değerlendirmeyi destekler. Burada cümle önce sonucu etkileyici olarak değerlendirir, ardından given that ile nedenini açıklar: yalnızca altı parça çok büyük sayıda kombinasyon oluşturabilir. Bilgi sırası önce değerlendirme, sonra onu destekleyen gerçektir. Given that çoğu zaman “şu gerçek göz önüne alındığında” anlamında düşünülebilir ve ardından tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Değerlendirmeyi makul kılan arka plan gerçeğini given that ile sunun: The turnout was impressive, ____ it rained all morning.
Cevabı göster
given that
Some quite amazing things have been constructed using LEGO bricks.
3:46LEGO parçaları kullanılarak oldukça şaşırtıcı şeyler inşa edildi.
Top Gear presenter James May built a real house made out of LEGO using 3.3 million bricks. Öbek fiiller
3:56Top Gear sunucusu James May, 3,3 milyon parça kullanarak LEGO'dan yapılmış gerçek bir ev inşa etti.
made out of: bir şeyi yapmak için kullanılan malzeme
Made out of, bir şeyi oluşturmak için kullanılan malzemeyi belirtir. Burada ev tamamlanmış nesne, LEGO parçaları ise yapı malzemesidir. out of bölümünü bir şeyin içinden dışarı doğru hareket olarak değil, tüm ifadenin bir parçası olarak düşünün. Yaygın yapı be made out of + malzeme şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? The costume was built using old newspaper. It was _____ old newspaper.
- taken out of
- made out of
- made into
Cevabı göster
made out of
The absolute largest model ever built with only LEGO bricks is this full-scale model of an X-Wing fighter from Star Wars. Kelime
4:03Yalnızca LEGO parçalarıyla şimdiye kadar inşa edilmiş tartışmasız en büyük model, Star Wars'taki X-Wing savaş uçağının bu tam ölçekli modelidir.
full-scale model: 1:1 ölçekli model
Full-scale, temsil edilen nesneyle aynı boyutta, yani 1:1 ölçekte yapılmış demektir. Full-scale model yine de model olarak adlandırılır çünkü model her zaman küçük anlamına gelmez. Burada LEGO X-Wing, küçültülmüş bir sürüm olmak yerine uzay aracı için tasarlanan gerçek boyutlara sahiptir.
Alıştırma
Bir müze, asıl uçakla tam olarak aynı boyutta bir kopya yapıyor. Bunu en doğru hangi ifade tanımlar?
- a large model with no stated scale
- a scale model at 1:20
- a full-scale model
Cevabı göster
a full-scale model
It required 5.3 million bricks and 4 months to build.
4:12İnşa etmek için 5,3 milyon parça ve 4 ay gerekti.
According to the company: bilgi kaynağını belirtmek
According to the company, ardından gelen ifadenin kaynağı olarak şirketi gösterir. Konuşan kişi şirketin görüşünü aktarıyor; bunu otomatik olarak bağımsız biçimde doğrulanmış bir gerçek gibi sunmuyor. Bilginin nereden geldiğini göstermek için according to + adı belirtilmiş bir dış kaynak yapısını kullanın. Bu kaynak işareti, aktarılan bilgiyle yazarın kendi iddiasını ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi başlangıç, bilginin konuşandan değil dış bir kaynaktan geldiğini açıkça gösterir?
- I think classes will end early.
- Classes will definitely end early.
- According to the school, classes will end early.
Cevabı göster
According to the school, classes will end early.
So saying "LEGOS" is actually wrong and you should instead be saying "LEGO bricks".
4:28Yani "LEGOS" demek aslında yanlıştır ve bunun yerine "LEGO parçaları" demelisiniz.
LEGO bricks, LEGOS değil: marka adını niteleyici olarak kullanmak
Şirketin tercih ettiği kullanımda LEGO, ürünü belirten sözcükten önce gelir: LEGO bricks. Bir niteleyici olarak çalışır ve parçaların hangi markaya ait olduğunu belirtir. Sayılabilen isim, ürünü belirten sözcüktür; bu yüzden tekillik veya çoğulluk ona yüklenir: one LEGO brick, two LEGO bricks. LEGOS yazmak marka adının kendisini çoğul bir isme dönüştürür ve şirket bunun doğru marka kullanımı olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi LEGOs ile değil, derste öğrendiğiniz şirketin tercih ettiği tam ifadeyle tamamlayın: We found three ____ under the sofa.
Cevabı göster
LEGO bricks
A giant LEGO man has washed ashore on beaches across the globe with the message "No more real than you are". Notlar
4:45Dünyanın dört bir yanındaki plajlara "Senden daha gerçek değil" mesajıyla dev bir LEGO adamı vurdu.
has washed ashore: suyla karaya ulaşmayı anlatan present perfect
Has washed ashore, wash ashore ifadesinin present perfect biçimidir. Burada wash ashore, “dalgalar tarafından karaya taşınmak” demektir. Dev figür suyun hareket ettirdiği şeydir; herhangi bir şeyi yıkamamaktadır. Present perfect, karaya ulaşma olayını gerçekleşmiş ve şu anda hâlâ ilgili bir olay olarak sunar. Tekil özneyle has washed ashore, çoğul özneyle have washed ashore kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi wash ashore ifadesinin üç sözcüklü, geçişsiz present perfect biçimiyle tamamlayın: A sealed bottle ____ on the island.
Cevabı göster
has washed ashore
No more real than you are: olumsuz bir karşılaştırma
Mesajda bağlamdan anlaşılan bir özne atılmıştır: “(I am) no more real than you are.” no more + sıfat + than kalıbında ilk şeyin niteliği, aynı niteliğe sahip olmadığı veya sahip olup olmadığı şüpheli olan ikinci bir şeyle karşılaştırılarak çoğu zaman reddedilir ya da sorgulanır. Burada real sözcüğü soruyu okuyucuya geri yöneltir. Cümle yalnızca “I am less real than you” anlamına gelmez. Hem figürün hem de okuyucunun gerçekliğini kışkırtıcı biçimde sorgular. Alışılmadık ifade, sıradan bir bilgi karşılaştırmasından çok felsefi ve meydan okuyucu duyulur.
Alıştırma
Bu bağlamda “No more real than you are” mesajı en güçlü biçimde neyi ima ediyor?
- Figürün mesajı okuyan kişiden daha gerçek hâle geldiğini söyler.
- Hem figürün hem de mesajı okuyan kişinin gerçekliğini sorgular.
- Yalnızca figürün mesajı okuyan kişiden daha az gerçek olduğunu söyler.
Cevabı göster
Hem figürün hem de mesajı okuyan kişinin gerçekliğini sorgular.
the message is that you can't trust Google Translate.
4:54mesaj Google Çeviri'ye güvenemeyeceğinizdir.
It's believed that these things were created by a Dutch artist that goes by the name of Ego Leonard, Dilbilgisi
4:58Bunların Ego Leonard adını kullanan Hollandalı bir sanatçı tarafından yaratıldığına inanılıyor,
It's believed that: genel bir inanışı aktarmak
It's believed that, “insanların genel olarak … olduğuna inandığı” anlamına gelir; ancak bu insanların kim olduğunu söylemez. Biçimsel özne it, edilgen bir aktarım yapısını başlatır: It's believed that + yan cümle. Bu yapı, sanatçıyla ilgili iddiayı doğrulanmış bir gerçek olarak değil, yaygın biçimde aktarılan veya kabul edilen bir düşünce olarak sunar. Ayrıca konuşanın iddianın doğru olduğuna kişisel olarak garanti vermemesini sağlar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “insanlar genel olarak böyle düşünüyor” anlamına gelen tam üç sözcüklük ifadeyle tamamlayın: ____ the old bridge was built in the 1600s.
Cevabı göster
It's believed that
which is almost certainly fake as the first four letters spell out LEGO when inverted. Notlar
5:04ki ilk dört harfi ters çevrildiğinde LEGO yazıldığı için bunun sahte olduğu neredeyse kesin.
spell out: harflerin tam bir sözcük oluşturması
Bu cümlede spell out, ilk dört harfin ters çevrildikten sonra okunduğunda LEGO sözcüğünü oluşturması anlamına gelir. Kalıp şöyledir: harfler, işaretler veya nesneler + spell out + sözcük. Buradaki out, görünür hâle gelen tamamlanmış sonucu vurgular. Herhangi bir harfin çıkarıldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “sözcüğü oluşturmak” anlamına gelen tam iki sözcüklük ifadeyle tamamlayın: The colorful tiles ____ WELCOME.
Cevabı göster
spell out
when inverted: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi
When inverted, kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Buradaki tam biçimi when the first four letters are inverted, yani “ilk dört harf ters çevrildiğinde” veya when their order is reversed, yani “sıraları tersine çevrildiğinde” şeklindedir. Özne ana cümleden zaten anlaşıldığı için kısa biçimde they are çıkarılır. when + past participle yapısı, bir şeyin doğru olduğu zamanı veya koşulu belirtir. Harfler kendi kendilerine ters dönmez; eyleme maruz kalırlar.
Alıştırma
Cümleyi “ters çevrildiğinde” anlamına gelen iki kelimelik kısaltılmış edilgen yan cümleyle tamamlayın: The number 6 looks like 9 ____.
Cevabı göster
when inverted
No one's entirely sure why he or she is doing it, Dilbilgisi
5:09Bunu neden yaptığından kimse tam olarak emin değil,
No one's entirely sure why...: dolaylı soruda kelime dizilişi
Burada No one's, no one is ifadesinin kısaltmasıdır. No one's entirely sure, hiç kimsenin tam olarak emin olmadığı anlamına gelir; entirely eminlik derecesini gösterir. sure why ifadesinden sonraki why yan cümlesi dolaylı sorudur, bu nedenle why he or she is doing it şeklinde düz cümle dizilişi kullanılır; why is he or she doing it kullanılmaz. Bu yapı, doğrudan soru sormadan nedenin bilinmediğini belirtir.
Alıştırma
sure why sonrasında doğru kelime dizilişini kullanan cümleyi seçin.
- No one's entirely sure why the door is locked.
- No one's entirely sure why is the door locked.
Cevabı göster
No one's entirely sure why the door is locked.
but the LEGO Group has at least on several occasions denied any involvement. Kalıp ifadeler
5:13ancak LEGO Group en azından birkaç kez herhangi bir ilgisi olduğunu reddetti.
denied any involvement: herhangi bir dahli olduğunu reddetmek
Burada denied any involvement, söz konusu olaya katılmadığını resmî biçimde bildirmek demektir. Involvement, katılımı veya bağlantıyı anlatır; bu yüzden ifade, yalnızca konu hakkında bilgisi olmadığını söylemekten daha özeldir. Kalıp deny + isim öbeğidir: deny any involvement in something. deny sonrasında involvement doğrudan kullanılır; deny to be involved denmez.
Alıştırma
Hangi cümle yalnızca bilgisizliği veya konuşmayı reddetmeyi değil, olaya katılmayı açıkça reddediyor?
- The company declined to comment on the leak.
- The company denied any involvement in the leak.
- The company said it had no information about the leak.
Cevabı göster
The company denied any involvement in the leak.
If you take a look at the head of a minifig, Kalıp ifadeler
5:19Bir minifigürün kafasına bakarsanız,
take a look at: bir şeye göz atmak
Take a look at, birinin dikkatini bir şeye yöneltmenin samimi bir yoludur. Buradaki take, bir şeyi taşımak veya alıp götürmek anlamına gelmez; bütün ifade, genellikle bir şeye kısa süre bakmak demektir. Kalıp take a look at + isim veya zamirdir. Bu cümlede If you take a look at..., konuşanın izleyiciye biraz sonra fark ettirmek istediği ayrıntıyı hazırlar.
Alıştırma
Daveti, take ile başlayan ve look ismini içeren dört sözcüklük hedef ifadeyle tamamlayın: Please ____ the chart on page five.
Cevabı göster
take a look at
The reason for this is that in case a child should accidentally swallow the head, Dilbilgisi
5:25Bunun nedeni, bir çocuğun kafayı kazara yutması durumunda,
The reason for this is that: bir gerçeği nedenine bağlamak
The reason for this is that, daha önce söylenen bir gerçeği ardından gelen açıklamaya bağlar. Burada this, minifigürün başındaki deliğe gönderme yapar; yeni bir şey tanıtmaz. Yapı The reason for this is that + yan cümle şeklindedir. That, nedeni veren yan cümleyi başlatır. Bu kalıp açıklamayı açık ve takip etmesi kolay hâle getirir.
Alıştırma
Daha önce söylenen bir gerçeğe gönderme yapan ve nedenini açıklayan tam yapıyla cümleyi tamamlayın: The windows are small to save energy. ____ they let less heat escape.
Cevabı göster
The reason for this is that
in case a child should: bir olasılığa karşı önceden hazırlanmak
in case a child should, tasarımın daha gerçekleşmeden önce önlem aldığı olası bir kazayı belirtir. in case, “yalnızca gerçekleştiğinde” değil, “gerçekleşme olasılığına karşı önlem olarak” demektir. Buradaki should, çocuğa ne yapması gerektiğini söylemez. in case + özne + should + fiilin yalın hâli yapısında olayın daha varsayımsal ve resmî duyulmasını sağlar. Günlük İngilizcede çoğunlukla geniş zaman kullanılır: in case a child accidentally swallows it.
Alıştırma
Hangi cümle, bir çocuğun ilaca uzanmaya çalışması olasılığına karşı ilacın zaten yüksekte tutulduğunu anlatır?
- We keep the medicine high in case a child should try to reach it.
- We keep the medicine high only if a child tries to reach it.
- We keep the medicine high if a child tries to reach it.
Cevabı göster
We keep the medicine high in case a child should try to reach it.
they would still be able to breathe even if it got stuck in their throat. Dilbilgisi
5:29boğazına takılsa bile yine de nefes alabilmesini sağlamaktır.
takılsa bile yine de ... yapabilecek olmak
Bu cümlede would still be able to, çocuğun varsayılan bir durumda nefes alma yetisini koruyacağını belirtir. Still, bir sorun olmasına rağmen bu yetinin devam ettiğini vurgular. Even if, gerçekleşmesi mümkün olan veya varsayılan bir koşulu tanıtır. Buradaki koşul, nesnenin boğaza takılmasıdır. İki ifade birlikte, bu olumsuz koşulda bile nefes almanın mümkün olacağını anlatır.
Alıştırma
Varsayılan bir sorun ortaya çıksa bile bir yetinin devam edeceğini doğru gösteren cümle hangisidir?
- You would still be able to call for help only if the power went out.
- You would still be able to call for help even if the power went out.
- You would still be able to call for help after the power went out.
Cevabı göster
You would still be able to call for help even if the power went out.
The LEGO Movie ... gibi görünse de aslında CGI
Burada While, aynı anda anlamına değil, her ne kadar veya -se de anlamına gelir. İlk bölüm, filmin stop motion ile yapılmış gibi görünebileceğine dair olası bir görsel izlenim sunar. Ana cümle bu izlenimi düzeltir. Filmin tamamının aslında CGI olması, yapım yöntemiyle ilgili gerçek bilgiyi verir. Bu nedenle While ... might look like ..., ... is actually ... kalıbı, gerçeği söylemeden önce görünüşü kabul eder.
Alıştırma
Bu cümlede While ne yapıyor?
- Koşul bildirir: Film stop motion gibi görünürse CGI'ya dönüşür.
- Zaman ilişkisi bildirir: Film yalnızca stop motion gibi göründüğü sürece CGI'dır.
- Taviz bildirir: Film stop motion gibi görünebilir, ancak gerçek şu ki CGI'dır.
Cevabı göster
Taviz bildirir: Film stop motion gibi görünebilir, ancak gerçek şu ki CGI'dır.
stop motion ile CGI arasındaki fark
Stop motion, fiziksel nesneleri azar azar hareket ettirip her karede fotoğraflayarak yapılan bir animasyon tekniğidir. CGI, computer-generated imagery ifadesinin kısaltmasıdır ve bilgisayar grafikleriyle oluşturulan görüntüleri anlatır. Cümle, görünüş ile gerçek yapım yöntemini karşılaştırır: film stop motion gibi görünür, ancak aslında CGI ile yapılmıştır. Stop motion görünümü, fiziksel LEGO parçalarının kare kare fotoğraflandığını kanıtlamaz.
Alıştırma
“The film looks like stop motion, but it is actually CGI” cümlesini hangi seçenek doğru açıklar?
- Stop motion görünümündedir, ancak görüntüler aslında bilgisayar grafikleriyle oluşturulmuştur.
- Bilgisayarda oluşturulmuş arka planlara sahip canlı çekimdir.
- Yalnızca fiziksel LEGO parçaları kullanılarak kare kare fotoğraflanmıştır.
Cevabı göster
Stop motion görünümündedir, ancak görüntüler aslında bilgisayar grafikleriyle oluşturulmuştur.
The entire production process was specifically designed to make it look like stop motion. Dilbilgisi
5:43Tüm üretim süreci, stop motion gibi görünmesi için özel olarak tasarlandı.
be designed to make it look like...: belirli bir görünüm için tasarlamak
Be designed to + fiilin yalın hâli, bir şeyin belirli bir amaç için planlandığını anlatır. Buradaki was specifically designed to make... ifadesi, yapım sürecinin bu görsel etki hedeflenerek planlandığını gösterir. Make + nesne + fiilin yalın hâli, bir sonucun ortaya çıkmasını sağlamak anlamına gelir. Make it look like stop motion ifadesindeki it, filmin görsel görünümünü belirtir; look like ise “gibi görünmek” demektir. Bu ifade, filmin gerçekten stop motion yöntemiyle yapıldığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi dersteki amaç ve görünüş kalıbının aynısıyla tamamlayın: The plastic panel was ____ polished stone.
Cevabı göster
designed to make it look like
“specks of dust” ve “smudges of fingerprints”
Specks of dust, çok küçük ve birbirinden ayrı toz parçacıklarıdır. Bir speck, yüzeyde görülebilen minicik bir parçacık veya noktadır. Smudges of fingerprints, parmakların bıraktığı bulanık ve yayılmış izlerdir. Specks ayrı parçacıkları, smudges ise dokunma veya ovalama sonucu oluşan izleri anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki tam sözcüklerle tamamlayın: “The shelf had tiny ____ of dust, while the glass had greasy ____ of fingerprints.”
Cevabı göster
specks · smudges
and of course the iconic choppy movement stop motion is so well known for. Dilbilgisi
5:53ve tabii ki stop motion'ın bu kadar iyi bilindiği o ikonik kesik kesik hareket.
“choppy movement stop motion is so well known for” ifadesinde atılan “that”
Tam isim öbeği the choppy movement (that) stop motion is so well known for şeklindedir. Stop motion ilgi cümleciğinin öznesidir; atılan that ise nesnedir: stop motion bu hareketle tanınır. İngilizcede that bir ilgi cümleciğinde nesne olduğunda atılabilir. Bu yüzden movement sözcüğünün hemen ardından yeni özne stop motion gelebilir. Cümlecik yine movement sözcüğünü niteler; stop motion onunla yan yana bağlanmış ikinci bir isim değildir.
Alıştırma
Gizli ilgi zamirini doğru şekilde açık hâle getirip özgün anlamı koruyan seçenek hangisidir?
- the choppy movement and the stop motion that is so well known
- the choppy movement that is so well known in stop motion
- the choppy movement that stop motion is so well known for
Cevabı göster
the choppy movement that stop motion is so well known for
the only exception would be the live-action segments. Kelime
5:58tek istisna canlı aksiyon bölümleri olacaktır.
live-action segments: animasyon yerine gerçek oyuncularla çekilen bölümler
Burada live-action, tamamen animasyon olarak sunulan sahneler yerine gerçek oyuncuların, fiziksel nesnelerin veya gerçek mekânların çekildiği sahneleri anlatır. Segments filmin ayrı bölümleri demektir; bu nedenle live-action segments, gerçek dünyadaki unsurlarla çekilen kısımlardır. Medya hakkında konuşurken live-action bir yapım biçiminin adıdır; canlı olarak gerçekleşen bir hareket anlamına gelmez. Live-action bir sahne genellikle kaydedilir ve kurgulanır, ayrıca yine de CGI içerebilir.
Alıştırma
Hangi cümlede live-action doğru kullanılmıştır?
- The remake uses live-action actors alongside animated creatures.
- We watched the live-action of the football match.
- The news report was live-action at six o'clock.
Cevabı göster
The remake uses live-action actors alongside animated creatures.
But a really cool thing is that they made sure that every brick and piece seen in the movie also exists in real life so that if you paused any scene, Notlar
6:01Ancak gerçekten harika olan bir şey, filmde görülen her parça ve parçanın gerçek hayatta da var olduğundan emin olmalarıdır, böylece herhangi bir sahnede duraklatırsanız,
made sure that: bir sonucu etkin biçimde sağlamak
Made sure that, make sure that ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada yapımcıların şu gerçeği garanti etmek için bilinçli adımlar attığını anlatır: filmde gösterilen her tuğla ve parça gerçek dünyada da vardır. Yalnızca emin olmayı değil, sonucu etkin biçimde sağlamayı ifade eder. Kalıp make sure (that) + cümlecik şeklindedir. Cümlecikteki durumun gerçekleşmesi veya devam etmesi için kontrol etmeyi, düzenlemeyi ya da tasarlamayı anlatabilir. Günlük konuşmada that çoğu zaman atılır; ancak burada sonraki cümleciğin başladığı yeri açıkça gösterir.
Alıştırma
Cümleyi make sure ifadesinin geçmiş zaman biçimi ve cümlecik bağlayıcısıyla tamamlayın: After packing the box, Maya ____ the label was easy to read.
Cevabı göster
made sure that
so that if ... you could ...: hayali bir koşul içeren amaç
“So that” tasarımın amacını açıklar: sahneler, uygulamaya dönük bir hedef düşünülerek gerçek parçalarla yapılmıştır. Bu amaç yan cümlesinin içinde “if you paused” hayal edilen bir eylemi kurar, “you could” ise olası sonucu verir. Geçmiş zaman biçimleri, eylemlerin gerçekten daha önce olduğunu anlatmaz; birlikte, bu hayali durumda tasarımın sahneyi kurmanıza imkân vereceğini belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir tasarım amacını ve hayali sonucu anlatmak için so that + if + geçmiş zaman, ... could ... yapısını kullanıyor?
- We made the shelves lower because a child had already reached a book.
- We will make the shelves lower unless a child can reach every book.
- We made the shelves lower so that if a child needed a book, they could reach it.
Cevabı göster
We made the shelves lower so that if a child needed a book, they could reach it.
all the buildings and the ground and everything you see were made using individual digital bricks and pieces.
6:14gördüğünüz tüm binalar, zemin ve her şey ayrı ayrı dijital parçalar ve tuğlalar kullanılarak yapıldı.
You want to know why they did that? Anlatım akışı
6:21Bunu neden yaptıklarını bilmek ister misiniz?
You want to know why ...? Because ...: soru-cevapla hazırlık
Anlatıcı “You want to know why they did that?” diye sorar ama cevap beklemez. Bu, söz sanatına dayalı bir hazırlıktır: kısa bir beklenti anı oluşturur ve dinleyiciye birazdan verilecek nedenin önemli olduğunu bildirir. “Because everything is awesome.” cevabı kısa bir vurucu söz olarak verir. Because ile başlayan parça, soruya bilinçli olarak bağlanır; “everything is awesome” da filmin simgeleşmiş şarkısını hatırlatarak açıklamayı eğlenceli ve mizahi biçimde bitirir.
Alıştırma
Hangi seçenek, beklenti oluşturmak ve nedeni vurgulamak için bir soru ile hemen ardından gelen cevabı kullanıyor?
- Did the garden survive after we covered the plants overnight?
- The garden survived because we covered the plants overnight.
- Want to know why the garden survived? Because we covered the plants overnight.
Cevabı göster
Want to know why the garden survived? Because we covered the plants overnight.
Kaba bir pekiştirici olarak “fucking”
Burada “fucking”, “Swedish” sözcüğünün önüne gelen kaba bir pekiştiricidir. Duyuruya güçlü bir duygu patlaması ekler; bu cümlede “Swedish”e cinsel bir anlam katmaz ve dili gerçek anlamda tanımlamaz. Cümle beklenmedik bir İsveççe sürümünü tanıttığı için bu ek güç, dil değişimini saçma ve komik gösterir. Başka bir bağlamda aynı ifade öfkeli veya küçümseyici duyulabilir; bu nedenle ton ve bağlam önemlidir.
Alıştırma
“Now available in fucking Swedish” cümlesinde “fucking” ne işe yarıyor?
- Duyuruyu kibar ve resmî hâle getirir.
- Duyuruya güçlü ve kaba bir duygusal vurgu ekler.
- “Swedish” sözcüğüne gerçek bir cinsel anlam verir.
Cevabı göster
Duyuruya güçlü ve kaba bir duygusal vurgu ekler.
Allting blir fräckt när man är del av ett arbetslag.
6:36Bir takımın parçası olduğunda her şey çok havalı.