Hiçbir İnsanın Ayak Basmadığı Yerler: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.171 kelime 179 kel/dk

Video özeti: Video, karada ve deniz altında keşfedilmesi hâlâ zor veya yasak olan uzak bölgeleri inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “has yet to be explored” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: beklenen bir eylemin şu ana kadar gerçekleşmediğini, ancak hâlâ mümkün olduğunu anlatan resmî perfect yapısını kavrayın. 2. “Throw in ... and you have” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: birkaç canlı unsuru ekleyip listeyi kısa ve ikna edici bir sonuca bağlamayı öğrenin. 3. “aren't too hot on the cold.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: not be too hot on kalıbının “pek sevmemek” anlamına geldiğini fark edin ve gerçek anlamdaki cold ile kurulan kelime oyununu yakalayın.

Bu derste

We like to believe that as a species we've been everywhere and seen everything. Kalıp ifadeler

0:00

Bir tür olarak her yere gittiğimize ve her şeyi gördüğümüze inanmak isteriz.

Kalıp ifadeler

We like to believe that: çekici ama belirsiz bir inanç

We like to believe that, insanlara güven verdiği veya kendileriyle ilgili görüşlerine uyduğu için kabul etmek istedikleri bir düşünceyi sunar. Bu ifade, düşüncenin doğru olduğunu garanti etmez. Burada ifade, insanların yaygın bir inancını ortaya koyarken onu sorgulamak için de sessizce alan bırakır. Bu nedenle kanıt, düzeltme veya şaşırtıcı bir karşıtlık sunmadan önce kullanışlıdır.

Alıştırma

Tamamen doğru olmayabilecek rahatlatıcı bir inancı sunmak için cümleyi like + to + believe + that ile tamamlayın: We ____ hard work always guarantees success.

Cevabı göster

like to believe that

But this simply isn't so. Anlatım akışı

0:04

Ama bu kesinlikle böyle değil.

Anlatım akışı

But this simply isn't so: önceki bir iddiayı reddetmek

But, önceki ifadeyle bir karşıtlık olduğunu gösterir. This, önceki ifadenin tamamına gönderme yapar; böylece dinleyen kişi hangi düşüncenin ele alındığını tam olarak bilir. isn't so içindeki so, «bu nedenle» değil, «doğru» veya «durum böyle» anlamındadır. Cümle, önceki iddiayı tekrarlamadan reddeder; simply ise düzeltmeyi açık ve doğrudan gösterir.

Alıştırma

Biri 'The library is closed today,' dedikten sonra 'But this simply isn't so' ne anlama gelir?

  1. İddia doğru değildir.
  2. İddia, ardından gelenlerin nedenidir.
  3. Konuşan kişi iddianın doğru olup olmadığını soruyor.
Cevabı göster

İddia doğru değildir.

There's a wild world out there that remains to be surveyed by us intrepid Homo sapiens. Dilbilgisi

0:06

Dışarıda, biz cesur Homo sapiensler tarafından incelenmeyi bekleyen vahşi bir dünya var.

Dilbilgisi

remains to be surveyed: yapılmayı bekleyen edilgen bir görev

remain(s) to be + past participle kalıbı, bir eylemin henüz gerçekleşmediğini ve yapılmayı beklediğini belirtir. Burada remains, tekil özne a wild world ile uyumludur; to be surveyed ise edilgendir. Yani insanlar o dünyayı henüz sistemli biçimde araştırmamış veya haritalandırmamıştır. Mastar burada amaç bildirmez. Hâlâ bekleyen görevi belirtir. Bu kalıp, işi yapacak kişiden çok görevin kendisi önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

remain to be + past participle kalıbını ve review fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: Several reports ____ before the audit can end.

Cevabı göster

remain to be reviewed

There are areas in Brazil

0:10

Brezilya'da bazı bölgeler var ki

inhabited by native populations living in closed hunter-gatherer societies. Kelime

0:12

kapalı avcı-toplayıcı topluluklar halinde yaşayan yerel halklara ev sahipliği yapıyor.

Kelime

closed hunter-gatherer societies: dış dünyayla sınırlı teması olan topluluklar

Bu ifadede hunter-gatherer societies, geleneksel olarak yiyeceklerini tarım veya sanayi üretiminden çok avcılık, balıkçılık ve yabani bitki toplama yoluyla elde eden topluluklardır. Closed, societies sözcüğünü niteler: bu belgesel tarzı anlatımda kapı gibi gerçek anlamda kapalı olmayı değil, dış dünyadan yalıtılmış veya onunla çok sınırlı temas içinde olmayı ifade eder. Bu etiket geniş bir antropolojik tanımdır; herhangi bir topluluğun kimliğini veya günümüzdeki yaşamını bütünüyle açıklamaz. Her üyenin tam olarak aynı şekilde yaşadığı iddiası değil, anlatıcının kullandığı bir sınıflandırma olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Bu belgesel tarzı ifadede closed hunter-gatherer societies en olası olarak neyi anlatır?

  1. Ticari tarım yapan ancak kapalı kapılar ardında buluşan topluluklar
  2. Faaliyetlerini durdurmuş avcı ve toplayıcı kuruluşları
  3. Geçimini çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla sağlayan ve dış dünyayla çok sınırlı teması olan topluluklar
Cevabı göster

Geçimini çoğunlukla avcılık ve toplayıcılıkla sağlayan ve dış dünyayla çok sınırlı teması olan topluluklar

In Myanmar,

0:16

Myanmar'da,

vast jungles remain undiscovered.

0:17

geniş ormanlar hala keşfedilmeyi bekliyor.

The Mariana Trench,

0:19

Mariana Çukuru,

10,000 m deep in the Pacific Ocean,

0:21

Büyük Okyanus'un 10.000 metre derinliğinde,

has yet to be explored with any real depth. Dilbilgisi

0:23

henüz tam anlamıyla derinlemesine keşfedilmiş değil.

Dilbilgisi

has yet to be explored: edilgen yapıdaki tamamlanmamış eylem

Has yet to be explored, “şu ana kadar henüz keşfedilmedi” anlamına gelir. have/has yet to + fiilin yalın hâli kalıbı, şimdiye kadar tamamlanmamış bir durumu anlatırken bunun daha sonra gerçekleşme olasılığını veya beklentisini açık bırakır. Buradaki be explored yapıyı edilgen yapar; keşfetme eylemi çukura uygulanır. With any real depth, çukurun hiç incelenmediğini değil, henüz gerçekten kapsamlı ve derinlemesine araştırılmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için test fiilini ve resmî edilgen have yet to kalıbını kullanın: The samples arrived yesterday, but they ____ in the laboratory.

Cevabı göster

have yet to be tested

There are caves in Vietnam as high as office blocks. Dilbilgisi

0:25

Vietnam'da ofis binaları kadar yüksek mağaralar bulunuyor.

Dilbilgisi

as high as office blocks: as ... as ile yükseklik karşılaştırması

as + sıfat + as + karşılaştırma ölçütü kalıbı, bir özelliği aynı ölçek üzerinde karşılaştırır. Burada özellik high, tanıdık ölçüt ise office blocks olduğundan mağaraların iç yüksekliği büyük ofis binalarının yüksekliğiyle karşılaştırılır. Bu karşılaştırma, alışılmadık bir boyutu gözde canlandırmayı kolaylaştırır. Mağaraların ne kadar yüksek olduğunu anlatır; mağaraların binalarla aynı rakımda bulunduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Eşitlik karşılaştırmasını tamamlamak için high kullanın: The indoor climbing wall is ____ a three-story house.

Cevabı göster

as high as

Anthropologists have yet to discover all forms of human life on this planet

0:29

Antropologlar bu gezegendeki tüm insan yaşamı formlarını hala tam olarak keşfedemedi

with hostile tribes forbidding access to their civilizations. Kalıp ifadeler

0:32

ve düşmanca kabileler kendi uygarlıklarına erişimi yasaklıyor.

Kalıp ifadeler

forbid access to + bir yer veya kaynak

Forbid access to + yer veya kaynak, insanların oraya girmesini, ulaşmasını ya da onu kullanmasını resmî veya kesin bir biçimde engellemek demektir. Bu cümlede kabileler, dışarıdan gelenlerin kendi uygarlıklarına girmesine veya onlarla temas kurmasına izin vermiyor. Bu yapı, kısıtlanan yere veya kaynağa odaklanır; bu nedenle dışarıda bırakılan kişileri belirtmek gerekmez. Forbidding, -ing biçimidir ve bu cümlede kabilelerin ne yaptığını anlatır.

Alıştırma

Resmî kuralı, cümleye uyan forbid access to biçimiyle tamamlayın: For safety reasons, the park authority ____ the closed tunnel.

Cevabı göster

forbids access to

Ruins remain for archaeologists to find in ancient deserts.

0:35

Antik çöllerde arkeologların bulmasını bekleyen kalıntılar yatıyor.

And there are thousands of species still out there

0:39

Ve hala dışarıda binlerce tür var

for zoologists to discover on land and in the ocean.

0:42

zoologların karada ve okyanusta keşfetmesini bekleyen.

Today we'll take a look at some of the most interesting undiscovered places around the world Kalıp ifadeler

0:45

Bugün dünyanın dört bir yanındaki en ilginç keşfedilmemiş yerlerden bazılarına göz atacağız

Kalıp ifadeler

take a look at + bir nesne veya konu

Take a look at + isim, bir şeye genellikle kısa bir süre bakmak, onu kontrol etmek veya değerlendirmek demektir. Burada sunucu, girişten ele alınacak yerlere doğal biçimde geçmek için bu ifadeyi kullanıyor. Yapı take a look at + nesne biçimindedir. At, bakılan veya konuşulan şeyi tanıtır; bu nedenle nesneden önce kalır.

Alıştırma

Sunucunun geçiş cümlesini hedef ifadeyle tamamlayın: Next, let's ____ three simple ways to save water.

Cevabı göster

take a look at

in this episode of The Infographics Show,

0:49

The Infographics Show'un bu bölümünde:

Places No Human Has Ever Visited.

0:51

Hiçbir İnsanın Ziyaret Etmediği Yerler.

Number 8,

0:53

Numara 8,

Vale do Javari,

0:54

Vale do Javari,

Brazil.

0:55

Brezilya.

An estimated 3,000 native tribespeople

0:55

Tahmini olarak 3.000 yerel kabile mensubunun

still exist in this dense isolated region.

0:58

hala bu yoğun ve izole bölgede varlığını sürdürdüğü düşünülüyor.

Thick with jungle, Dilbilgisi

1:01

Sık ormanlarla kaplı,

this is one of the most isolated regions not only in South America, Dilbilgisi

1:02

burası sadece Güney Amerika'nın değil,

but in the entire world.

1:05

aynı zamanda tüm dünyanın en izole bölgelerinden biri.

Dilbilgisi

Başa alınmış bir betimleme olarak Thick with jungle,

Thick with jungle, “yoğun bir tropik ormanla kaplı” anlamına gelir. Buradaki thick, bitki örtüsünün sık olduğunu anlatır; bölgenin fiziksel kalınlığını ifade etmez. Sıfat öbeği, kısa ve yoğun bir betimleme olarak ana cümleden önce gelir. Anlamca öznesi this, yani bölgedir; böylece ana ifadeden önce ortamın özelliğini verir. Kalıp Sıfat + with + isim, özne + fiil şeklindedir.

Alıştırma

Baştaki Sıfat + with + isim öbeğini ana cümlenin öznesini açıkça betimleyecek şekilde kullanan cümle hangisidir?

  1. Thick with pine trees, the hikers carried a map.
  2. Thick with pine trees, we walked slowly through the forest.
  3. Thick with pine trees, the forest was hard to see through.
Cevabı göster

Thick with pine trees, the forest was hard to see through.

Dilbilgisi

yalnızca Güney Amerika'da değil, tüm dünyada

Not only ... but ... paralel iki bilgiyi bir araya getirir ve ikinci bilgiye daha fazla vurgu yapar. Cümle önce bölgeyi Güney Amerika'nın en izole bölgeleri arasına yerleştirir, ardından iddiayı tüm dünyayı kapsayacak şekilde genişletir. İki bölüm de önceki aynı düşünceyi tamamlar: one of the most isolated regions. Konum kapsamlarını belirttikleri için iki tarafta da in kullanılır: in South America ... in the entire world. but sözcüğünden sonra sıkça also eklenir, ancak buradaki gibi çıkarılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki tam not only ... but ... çiftiyle tamamlayın: The museum is popular ____ with tourists, ____ with local families.

Cevabı göster

not only · but

32,990 square miles,

1:06

32.990 milkarelik,

or about the size of Austria, Kalıp ifadeler

1:09

yaklaşık olarak Avusturya büyüklüğünde,

and bordering Peru,

1:11

ve Peru ile sınırı olan

the Vale do Javari is shrouded in mystery. Deyimler

1:12

Vale do Javari gizemle örtülüdür.

Kalıp ifadeler

about the size of Austria: yaklaşık bir yüzölçümü karşılaştırması

About the size of Austria, soyut bir yüzölçümü sayısını tanıdık bir karşılaştırmaya dönüştürür. Burada size kara alanını ifade eder; about ise karşılaştırmanın tam değil, yaklaşık olduğunu gösterir. about the size of + referans alınan yer veya nesne kalıbı, dinleyicinin ölçeği hızla gözünde canlandırmasını sağlar. Avusturya burada yalnızca alan için bir referanstır; ifade, Vale do Javari’nin Avusturya’da veya Avusturya’nın yakınında olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, alan bakımından yaklaşık olarak eşit anlamına gelen ders ifadesiyle tamamlayın. The protected forest covers nearly 84,000 square kilometers, ____ Austria.

Cevabı göster

about the size of

Deyimler

is shrouded in mystery: bilinmeyeni canlı biçimde anlatmak

Bu cümlede is shrouded in mystery, Vale do Javari hakkında çok az şey bilindiği ve birçok ayrıntının açıklanamadığı anlamına gelir. Shrouded, bir şeyin örtünün arkasında saklanması imgesine dayanan bir mecazdır; gerçek bir kumaştan söz edilmez. Yeniden kullanılabilen be shrouded in mystery kalıbı, bir konuyu belirsiz, şaşırtıcı veya araştırılması zor olarak sunar. Yalnızca bilginin bulunmadığını söylemek yerine canlı ve biraz dramatik bir ton katar.

Alıştırma

Bilinmeyen ve açıklanamayan bir durumu anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın. Even after years of research, the temple's original purpose ____.

Cevabı göster

is shrouded in mystery

Under the canopy,

1:15

Gölgeliklerin altında,

sloths shift from tree to tree,

1:16

tembel hayvanlar bir ağaçtan diğerine geçer,

careful to stay out of sight of the harpy eagle, Kalıp ifadeler

1:18

harpiya kartalının görüş alanından çıkmamaya dikkat ederek,

Kalıp ifadeler

stay out of sight of + bir gözlemci

Stay out of sight of the harpy eagle, harpi kartalının onları göremeyeceği bir yerde kalmak demektir. Burada stay bir durumu sürdürmeyi, out of sight görüş alanının dışında olmayı anlatır; of ise gören kişiyi veya varlığı belirtir. Tekrar kullanılabilen kalıp stay out of sight of + gözlemcidir. Odak noktası uzaklık değil, görünürlüktür: Birisi yakında olsa bile yaprakların veya başka bir engelin arkasında saklanabilir.

Alıştırma

Uyarıyı “muhafızın seni göremeyeceği yerde” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: Stay ____ the guard until the gate closes.

Cevabı göster

out of sight of

while anacondas patrol the understory.

1:20

anakondalar ise orman alt tabakasında devriye gezer.

This region promises adventure with every footstep,

1:22

Bu bölge her adımda macera vadediyor,

but don't go booking a flight there anytime soon Ton ve niyet

1:25

ancak yakın zamanda oraya bir uçuş rezervasyonu yapmaya kalkmayın

as this region is completely closed off to outsiders. Öbek fiiller

1:27

çünkü bu bölge yabancılara tamamen kapalıdır.

Ton ve niyet

Uyarı olarak don't go + -ing ... anytime soon

Don't go booking a flight there, düşünmeden uçak bileti ayırtmaya başlamamaya yönelik konuşma dilinde bir uyarıdır. Don't go + -ing yapısında go yolculuk veya hareket anlatmaz; genellikle aceleci, sorunlu ya da akılsızca olabilecek bir eylem için “o eylemi yapma” anlamı ekler. Anytime soon yakın geleceği de kapsam dışı bırakarak uyarıyı güçlendirir. İfade bir bütün olarak “yakın gelecekte oraya uçak bileti ayırtmak için acele etme” demektir; çünkü bölge dışarıdan gelenlere kapalıdır.

Alıştırma

Uyarıyı don't go + -ing ile yeniden yazın. Cümleyi buy fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Don't go ____ a new laptop anytime soon; the updated model arrives next week.

Cevabı göster

buying

Öbek fiiller

closed off to outsiders: dışarıdan gelenlere kapalı

Closed off to outsiders, dışarıdan gelen kişilerin içeri girmesinin veya erişim sağlamasının engellendiği anlamına gelir. Closed off, bir yerin yalnızca o gün için kapanmasını değil, erişimin engellenmesini veya dış dünyadan yalıtılmasını vurgular. Kalıp be closed off to + kişi veya grup şeklindedir. Fiziksel bir yeri ya da daha mecazi olarak üye olmayanları içeri almayan bir topluluğu anlatabilir.

Alıştırma

Bir müzenin bir bölümü onarım sırasında bariyerlerle kapatılmıştır. Ziyaretçilerin içeri giremediğini en iyi vurgulayan cümle hangisidir?

  1. The museum wing is closed off from visitors.
  2. The museum wing is closed off to visitors.
  3. The museum wing is closed out to visitors.
Cevabı göster

The museum wing is closed off to visitors.

Much of the jungle surrounding Vale do Javari is open,

1:30

Vale do Javari'yi çevreleyen ormanlık alanın büyük bir kısmı açıktır

and around half of the world's rainforest can be found

1:33

ve dünyadaki yağmur ormanlarının yaklaşık yarısı

inside the 2.5 million square miles of Amazonian rainforest.

1:35

2.5 milyon milkarelik Amazon yağmur ormanlarının içinde bulunabilir.

Much of this forest is still undiscovered.

1:39

Bu ormanın büyük bir kısmı hala keşfedilmemiştir.

There's a host of animals here Kalıp ifadeler

1:41

Burada bir sürü hayvan var

Kalıp ifadeler

a host of + çoğul isim

A host of animals ifadesindeki a host of, 'çok sayıda' veya 'birçok' anlamına gelir. Burada host, miktar bildiren ifadenin tamamına aittir; sunucu veya misafirleri karşılayan kişi anlamına gelmez. A host of kalıbını çoğul ve sayılabilen bir isimden önce kullanın. Temel anlam, a host of questions veya a host of opportunities örneklerinde olduğu gibi, ardından gelen isimden gelir.

Alıştırma

'Birçok' anlamındaki üç sözcüklü miktar ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The website offers ____ free lessons.

Cevabı göster

a host of

from tree frogs to anacondas and scarlet macaws,

1:43

ağaç kurbağalarından anakondalara ve kırmızı papağanlara kadar,

and numerous sites beneath the canopy

1:46

ve orman gölgesi altında sayısız yer var

that no human has ever visited.

1:48

hiçbir insanın daha önce ziyaret etmediği.

Number 7,

1:50

Numara 7,

the Northern Forest Complex in Myanmar.

1:51

Myanmar'daki Kuzey Orman Kompleksi.

It is one of the largest contiguous forests in Southeast Asia,

1:53

Güneydoğu Asya'nın en büyük bitişik ormanlarından biridir

and ranges more than 12,000 mi.

1:56

ve 12.000 milden fazla bir alana yayılır.

At the crossroads of China and India, Deyimler

1:59

Çin ve Hindistan'ın kesişim noktasında yer alan

this area boasts great biodiversity. Kelime

2:00

bu alan büyük bir biyoçeşitliliğe sahiptir.

Deyimler

Çin ile Hindistan’ın kesişme noktasında

Burada at the crossroads of China and India, bölgeyi Çin ve Hindistan’ın coğrafi ve kültürel alanlarının buluştuğu bir yer olarak sunar. Crossroads mecazidir; gerçek bir yol kavşağının bulunması gerekmez. at the crossroads of A and B kalıbı temas, alışveriş veya örtüşen etkiler fikrini de ekler. Bir şeyin yalnızca A ile B arasında bulunduğunu söylemekten daha fazla anlam taşır.

Alıştırma

Cümleyi, nottaki “iki kültürel etkinin buluştuğu yer” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The port stands ____ African and Arab cultures.

Cevabı göster

at the crossroads of

Kelime

boasts great biodiversity: büyük biyolojik çeşitliliğe sahip olmak

Özne bir yer olduğunda boasts, “etkileyici bir şeye sahip olmak veya onu özellik olarak sunmak” anlamına gelir. Bölge sözcüğün gerçek anlamıyla böbürlenmez; fiil great biodiversity ifadesini özellikle olumlu biçimde vurgular. Aktarılabilir kalıp yer, ürün veya kuruluş + boasts + değerli özellik biçimindedir. Genellikle nötr has fiilinden daha tanıtıcı bir ton taşır.

Alıştırma

Bir gezi broşürü, bir adadaki etkileyici sayıdaki yürüyüş parkurunu vurgulamak istiyor. Hangi cümle bu tanıtım amacına en iyi uyar?

  1. The island has more than fifty hiking trails.
  2. The island boasts more than fifty hiking trails.
  3. The island complains about more than fifty hiking trails.
Cevabı göster

The island boasts more than fifty hiking trails.

The Hukawng Valley Reserve is believed to be home Dilbilgisi

2:02

Hukawng Vadisi Koruma Alanı'nın

to one of the region's largest tiger populations.

2:05

bölgenin en büyük kaplan popülasyonlarından birine ev sahipliği yaptığına inanılıyor.

Dilbilgisi

is believed to be home to: …ya ev sahipliği yaptığı düşünülüyor

be believed to + fiilin yalın biçimi şeklindeki edilgen aktarım yapısı, bir iddiayı kimin buna inandığını belirtmeden genel ya da aktarılmış bir görüş olarak sunar. Burada is believed, koruma alanıyla ilgili ifadenin kabul edildiğini veya olası görüldüğünü, ancak konuşanın bunu doğrudan doğrulanmış bir gerçek olarak sunmadığını gösterir. be home to yapısındaki home, bir türün yaşadığı veya bir şeyin bulunduğu yer demektir. is believed to be home to bir bütün olarak, koruma alanının bölgedeki en büyük kaplan popülasyonlarından birini barındırdığının düşünüldüğünü anlatır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki aktarım ve yaşam alanı ifadesiyle tamamlayın: Exact numbers are uncertain, but the remote island ____ several rare bird species.

Cevabı göster

is believed to be home to

On the lower levels of the Himalayas,

2:08

Himalayalar'ın daha düşük seviyelerinde,

there is plenty of forest home to red pandas,

2:10

kızıl pandalara,

gibbons, monkeys, deer,

2:12

şebeklere, maymunlara, geyiklere,

and the rare rufous-necked hornbill.

2:14

ve nadir bulunan kızıl boyunlu boynuza ev sahipliği yapan bolca orman vardır.

This area is rich in biodiversity.

2:16

Bu bölge biyoçeşitlilik açısından zengindir.

Moving up the Himalayas into the beautifully scenic Kingdom of Bhutan

2:19

Himalayalar boyunca ilerleyip güzel manzaralı Butan Krallığı'na geçtiğinizde

is the world's tallest unclimbed mountains.

2:22

dünyanın en yüksek tırmanılmamış dağlarıyla karşılaşırsınız.

While Nepal's Mount Everest grabs all the world's headlines, Deyimler

2:24

Nepal'deki Everest Dağı dünyanın tüm manşetlerini meşgul ederken,

there is a mountain on the same Himalayan range that has yet to be conquered.

2:27

aynı Himalaya sıradağlarında henüz fethedilmeyi bekleyen bir dağ var.

Deyimler

grabs all the world's headlines: tüm dünyanın manşetlerini kaplıyor

Grab the headlines, çok fazla haber kapsamı ve kamuoyu ilgisi görmek demektir. Grab fiili, ilginin hızlı veya güçlü biçimde çekildiğini düşündürür; basılı manşetler gerçek anlamda tutulmaz. All the world's bu deyimi güçlendirir. Bu cümlede Everest'in dünya çapındaki büyük medya görünürlüğü, ardından sözü edilen daha az tanınmış dağla karşılaştırılır. İlgi olumlu, olumsuz veya tarafsız olabilir.

Alıştırma

Bir haberde “The discovery grabbed headlines around the world” ne anlama gelir?

  1. Yalnızca birkaç yerel gazetede yer aldı.
  2. Uluslararası medyada büyük ilgi gördü.
  3. Her haberin olumlu olmasını garanti etti.
Cevabı göster

Uluslararası medyada büyük ilgi gördü.

We give you Gangkhar Punsum,

2:31

Karşınızda Gangkhar Punsum,

the 40th highest mountain in the world,

2:32

dünyanın en yüksek 40. dağı,

standing proudly in Bhutan,

2:34

Butan'da gururla yükselen,

where it measures nearly 25,000 ft tall

2:36

yaklaşık 25.000 fit yüksekliğe sahip olan

and remains unconquered.

2:39

ve fethedilmemiş olarak kalmaya devam eden dağ.

Four expeditions have attempted to climb the mountain,

2:40

Dört sefer dağa tırmanmayı denedi,

but all have been called off due to bad weather. Öbek fiiller

2:43

ancak hepsi kötü hava koşulları nedeniyle iptal edildi.

Öbek fiiller

have been called off: edilgen present perfect ile iptal

Call off, planlanmış bir şeyi iptal etmek veya durdurmak anlamına gelir. Bu cümlede kötü hava, her tırmanış girişiminin tamamlanmadan önce iptal edilmesine neden olmuştur. Have been called off, have + been + past participle yapısındaki edilgen present perfect biçimidir. Şimdiye kadarki sonucu özetler ve kararı kimin verdiğine değil, dört keşif ekibinin başına ne geldiğine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi call off ifadesinin edilgen present perfect biçimiyle tamamlayın: The outdoor concert ____ because of the storm.

Cevabı göster

has been called off

So far,

2:45

Şu ana kadar,

no human has ever tackled the summit of Gangkhar Punsum.

2:45

hiçbir insan Gangkhar Punsum'un zirvesine ulaşmayı başaramadı.

Number 6,

2:49

Numara 6,

Vietnam's Son Doong Cave,

2:50

Vietnam'ın Son Doong Mağarası,

located in the heart of the Phong Nha Kè National Park. Deyimler

2:52

Phong Nha-Kẻ Bàng Milli Parkı'nın kalbinde yer alır.

Deyimler

in the heart of: merkezî veya iç kesimdeki bir yer

In the heart of, bir yerin merkezî veya derin kısmında anlamına gelir. Burada mağaranın millî parkın iç kesimlerinde bulunduğunu anlatır. Heart burada bir vücut organı değil, mecazdır ve ifade kesin bir geometrik merkezi garanti etmez. Bir yerle çevrili veya o yere yakından bağlı olma hissini canlı biçimde verir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki "merkezî kısmında" anlamına gelen dört kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The little bookstore is ____ the old town, surrounded by historic buildings.

Cevabı göster

in the heart of

It is the world's largest cave,

2:56

Dünyanın en büyük mağarasıdır,

measuring more than 5 mi long,

2:57

5 milden fazla uzunluğa sahiptir,

high enough to house a skyscraper, Dilbilgisi

2:59

içine bir gökdelen sığacak kadar yüksek

Dilbilgisi

bir gökdeleni içine alacak kadar yüksek

high enough to house a skyscraper ifadesinde high mağarayı niteler ve enough sıfattan sonra gelir. adjective + enough + to + verb kalıbı, bir özelliğin eylem veya sonuç için gereken düzeye ulaştığını anlatır. Burada house, “içine almak” veya “yer sağlamak” anlamında kullanılan bir fiildir. İfade, mağaranın yüksekliğini kolayca gözümüzde canlandırabileceğimiz bir sonuca dönüştürür: içine bir gökdelen sığabilir.

Alıştırma

adjective + enough + to kalıbındaki eksik sözcüğü tamamlayın: The box is light ____ to carry upstairs.

Cevabı göster

enough

and wide enough that at its highest point

3:01

ve en yüksek noktasında genişliği

to fly a 747 through it.

3:03

içinden bir 747 uçağının uçabileceği kadardır.

Inside the cave is a jungle and river network.

3:06

Mağaranın içinde bir orman ve nehir ağı bulunur.

The British Cave Research Association expedition

3:08

İngiliz Mağara Araştırma Derneği seferi

set out to explore the cave in 2009, Öbek fiiller

3:10

2009 yılında mağarayı keşfe çıktı,

Öbek fiiller

set out to explore: keşfetmek üzere işe koyulmak

set out to explore ifadesinde set out to + fiil, “açık bir amaçla bir eyleme başlamak” anlamına gelir. Keşif ekibi mağarayı araştırma görevine bilinçli olarak başladı; set out, sıradan start fiilinin her zaman taşımadığı bir amaç duygusu ekler. Set out bu anlamda kullanıldığında ardından mastar gelir: set out to explore, set out to learn, set out to solve.

Alıştırma

Hangi cümle, ekibin ormanın haritasını çıkarmaya amaçlı bir görev olarak başladığını anlatır?

  1. The team set out for the forest.
  2. The team set out to map the forest.
  3. The team set out the maps on the table.
Cevabı göster

The team set out to map the forest.

but they were blocked off by a 300-ft tall calcite wall. Öbek fiiller

3:13

ancak 300 fit yüksekliğindeki kalsit bir duvarla yolları kesildi.

Öbek fiiller

“were blocked off by”: tam engelleme ve nedeni

“Were blocked off by”, were + blocked off + by biçiminde bir edilgen yapıdır. Burada duvar yalnızca kısa süreliğine yollarına çıkmamış, ilerlemelerini tamamen engellemiştir. Off parçacığı, erişimin kapatılması veya bir yolun kesilmesi anlamını ekler. By ile başlayan bölüm engeli veya nedeni belirtir. be blocked off by + neden kalıbını girilemeyen ya da geçilemeyen bir yol, giriş, güzergâh veya alan için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi block off fiilinin edilgen biçimiyle ve nedeni belirten sözcükle tamamlayın: “The mountain road ____ a landslide, so no vehicles could pass.”

Cevabı göster

was blocked off by

For this reason,

3:16

Bu nedenle,

much of the cave remains undiscovered by humans.

3:17

mağaranın büyük bir kısmı insanlar tarafından keşfedilmemiş durumdadır.

Less people have seen the inside of Hang Son Doong Dilbilgisi

3:20

Everest Dağı'nın zirvesinde duranlardan daha az insan

than have stood on the summit of Mount Everest.

3:23

Hang Son Doong'un içini görmüştür.

Dilbilgisi

“less people ... than have ...”: gündelik kullanım ve resmî “fewer”

Bu cümle iki grubun büyüklüğünü karşılaştırır: mağaranın içini görenler ve Everest Dağı’nın zirvesine çıkanlar. Vurgulanan nokta, ilk grubun daha küçük olmasıdır. People sayılabilen çoğul bir isim olduğu için resmî standart İngilizcede normalde fewer kullanılır. Resmî biçimi şöyledir: “Fewer people have seen the inside of Hang Son Doong than have stood on the summit of Mount Everest.” Than ile başlayan yan cümlede karşılaştırılan insan grubu tekrarlanmayıp anlamdan çıkarılır; have stood ise bu örtük çoğul grupla uyumludur.

Alıştırma

İki gruptaki insan sayılarını karşılaştırırken resmî yazı için en uygun cümle hangisidir?

  1. Fewer people has visited the island than has climbed the nearby volcano.
  2. Fewer people have visited the island than have climbed the nearby volcano.
  3. Less people have visited the island than have climbed the nearby volcano.
Cevabı göster

Fewer people have visited the island than have climbed the nearby volcano.

Number 5,

3:25

Numara 5,

the Tsingy de Bemaraha in Madagascar,

3:26

Madagaskar'daki Tsingy de Bemaraha,

located on the western edge,

3:29

batı sınırında bulunur,

is widely known for its limestone formations.

3:31

yaygın olarak kireçtaşı oluşumlarıyla bilinir.

Some 200 million years ago, Kelime

3:33

Yaklaşık 200 milyon yıl önce,

Kelime

“Yaklaşık” Anlamında Some + Sayı

“Some 200 million years ago,” ifadesinde some, 200 million sayı öbeğinin tamamını niteler; bu nedenle “yaklaşık” anlamına gelir. Verilen tarih kesin bir sayı değil, tahmindir. Bu kullanım some + sayı kalıbını izler ve tarih, bilim ve haber anlatımlarında sık görülür. “Belirsiz sayıdaki birkaç yıl” anlamına gelmez.

Alıştırma

“Some 200 million years ago, the seabed rose,” cümlesinde “some” ne anlama gelir?

  1. 200 milyon yıllık sürenin içindeki birkaç ayrı yıl boyunca
  2. 200 milyon yıldan daha uzun süre önce
  3. Yaklaşık 200 milyon yıl önce
Cevabı göster

Yaklaşık 200 milyon yıl önce

the seabed rose, Dilbilgisi

3:35

deniz tabanı yükseldi,

creating a plateau.

3:36

ve bir plato oluşturdu.

Dilbilgisi

Sonuç Bildiren Ana Cümle + creating ... Yapısı

“the seabed rose, creating a plateau.” cümlesinde creating a plateau, the seabed rose olayının tamamının sonucunu veren bir -ing yan cümleciğidir. Yani deniz tabanının yükselmesi bir platonun oluşmasına yol açmıştır. Virgül, çekimli fiil içeren yeni bir cümlecik başlatmadan sonucun kısa biçimde eklenmesini sağlar. Creating, deniz tabanının bilinçli olarak ikinci bir eylem yaptığı anlamına gelmez; mantıksal olarak önceki olayın tamamından kaynaklanır.

Alıştırma

Hangi cümle sonucu anlatmak için virgül + -ing yan cümleciğini en açık biçimde kullanıyor?

  1. The dam broke while workers watched.
  2. The dam broke, flooding the fields.
  3. The dam broke, and workers repaired it.
Cevabı göster

The dam broke, flooding the fields.

There are 600 square miles of wilderness

3:38

600 milkarelik bir vahşi doğa vardır

with a plethora of animal and plant species living there, Kelime

3:40

orada yaşayan çok sayıda hayvan ve bitki türüyle dolu,

many of which have yet to be discovered by man. Dilbilgisi

3:42

ki bunların birçoğu insanoğlu tarafından henüz keşfedilmemiştir.

Kelime

A plethora of: resmî ve vurgulu bir miktar ifadesi

A plethora of, “çok sayıda” anlamına gelir. Bu cümlede hayvan ve bitki türlerinin hem sayıca çokluğunu hem de çeşitliliğini vurgular. Yaygın kalıp a plethora of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Many’den daha güçlü ve daha resmî bir tınıya sahiptir. Günümüzün nötr bağlamlarında çoğu zaman yalnızca “bol miktarda” demektir; ancak gerekenden fazlasını da ima edebilir. Aşırılık anlamının olup olmadığını bağlam belirler.

Alıştırma

Bu derste geçen ve “çok sayıda” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The science fair offered ____ hands-on experiments.

Cevabı göster

a plethora of

Dilbilgisi

Tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğinde many of which

Many of which, tanımlayıcı olmayan bir ilgi cümleciğini başlatır. Which, önceki çoğul ifade animal and plant species’e gönderme yapar; many of ise bu grubun büyük bir bölümünü belirtir. Cümlecik, ismi tekrarlamadan “many of the species have yet to be discovered” bilgisini ekler. Yapı, çoğul isim + virgül + many of which + fiil şeklindedir. Bu, tanımlayıcı olmayan ek bilgi olduğu için many of which ifadesinden önce virgül gelir. Buradaki which bir ilgi zamiridir; bir yere gönderme yapan sözcük değildir.

Alıştırma

“Bunların birçoğu” anlamındaki ifadeyle tanımlayıcı olmayan ilgi cümleciğini tamamlayın: The archive contains 800 letters, ____ were written during the war.

Cevabı göster

many of which

Throw in waterfalls, Anlatım akışı

3:45

Buna şelaleleri,

untouched forests,

3:46

dokunulmamış ormanları,

and 11 different species of lemurs,

3:47

ve 11 farklı lemur türünü ekleyin,

and you have a virtual paradise unvisited by humans. Kelime

3:49

ve insanlar tarafından hiç ziyaret edilmemiş sanal bir cennete sahip olursunuz.

Anlatım akışı

Throw in ... and you have ...: listeyi sonuca dönüştürmek

“Throw in A, B, and C, and you have D” yapısı, eklenen çeşitli unsurları bir tarifin malzemeleri gibi sıralar. Buradaki “Throw in”, bunları anlatıma eklemek anlamına gelir ve genellikle canlı, konuşma diline yakın bir ton taşır; kelimesi kelimesine fırlatmak anlamında değildir. İkinci “and”, listeyi özetleyici bir sonuca bağlar: Bu unsurlar birlikte D’yi oluşturur veya bir şeyi D olarak adlandırmayı haklı çıkarır. Burada şelaleler, el değmemiş ormanlar ve lemurlar, konuşanın burayı “virtual paradise” olarak nitelemesini destekler.

Alıştırma

Birden fazla özelliği ekleyip sonucu sunan bu yapıyı doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Throw in a clear map, good shoes, and some water, but you have a safer hike.
  2. Throw in a clear map, good shoes, and some water, and you have a safer hike.
  3. Throw in a clear map, good shoes, and some water, or you have a safer hike.
Cevabı göster

Throw in a clear map, good shoes, and some water, and you have a safer hike.

Kelime

a virtual paradise: virtual sözcüğünün “fiilen” anlamı

“a virtual paradise” ifadesinde virtual, “neredeyse” veya “fiilen” anlamına gelir: yerin o kadar çok ideal özelliği vardır ki bu tanım neredeyse gerçektir. Burada değerlendirmeyi güçlendiren bir sözcüktür; bilgisayarda oluşturulmuş ya da çevrim içi bir yeri anlatmaz. Konuşan kişi bu ifadeyi burada şelaleleri, ormanları ve lemurları övmek için mecazi olarak kullanır. “Unvisited by humans” idealize edilmiş görüntüyü destekler; ancak virtual, bunun yerin kelimenin tam anlamıyla kusursuz olduğu iddiası değil, coşkulu bir betimleme olduğunu gösterir.

Alıştırma

“With its quiet beaches and clear water, the island is a virtual paradise for swimmers.” cümlesinde virtual ne anlama gelir?

  1. geçici ve yok olmaya yakın
  2. bilgisayarda oluşturulmuş veya çevrim içi deneyimlenen
  3. neredeyse veya fiilen
Cevabı göster

neredeyse veya fiilen

Number 4,

3:52

Numara 4,

Northern Patagonia,

3:53

Kuzey Patagonya,

Chile has a huge rainforest,

3:54

Şili devasa bir yağmur ormanına,

mountaintops,

3:56

dağ zirvelerine,

rivers, lakes,

3:57

nehirlere, göllere,

and a huge ice mass.

3:58

ve büyük bir buz kütlesine sahiptir.

The Northern Patagonian Ice Field.

4:00

Kuzey Patagonya Buzulu.

Unlike some of the other wonders we've talked about, Anlatım akışı

4:02

Bahsettiğimiz diğer bazı harikaların aksine,

this one is open to the adventurous traveler.

4:04

burası maceracı gezginlere açıktır.

Anlatım akışı

Unlike some of the other wonders we've talked about, ile karşılaştırma başlatmak

Unlike some of the other wonders we've talked about, daha önce sözü edilen yerlerle bir karşılaştırma başlatır. Dinleyiciye önce bir fark geleceğini bildirir, ardından yeni bilgiyi sunar: this one maceracı gezginlere açıktır. Unlike ifadesinden sonra tam bir cümle değil, bir isim öbeği gelir. Burada ifade the other wonders öbeğine gönderme yapar; karşılaştırılan asıl unsur ise ana cümlenin öznesi olan this one'dır. Bu yapı, her yeri tek tek anlatmadan yeni bilgiyi önceki bilgilerle bağlar.

Alıştırma

İki tür müzeyi karşılaştırmak için cümle başındaki Unlike ifadesini doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. Unlike most city museums, the visitors stay open late.
  2. Unlike most city museums, this one stays open late.
  3. Unlike most city museums, I visited this one last night.
Cevabı göster

Unlike most city museums, this one stays open late.

In 1963,

4:07

1963 yılında,

Eric Shipton,

4:08

Eric Shipton,

accompanied by Miguel Gomez and Cedemir Marangunic,

4:09

Miguel Gomez ve Cedemir Marangunic eşliğinde,

crossed the giant ice cap

4:12

dev buz tabakasını geçerek

from the San Rafael Glacier into Argentina.

4:14

San Rafael Buzulu'ndan Arjantin'e girdi.

In 1972,

4:16

1972 yılında,

an expedition led by Sir Crispin Agnew

4:17

Sir Crispin Agnew'in liderliğindeki bir sefer ekibi

spent 5 months carrying out scientific research Öbek fiiller

4:20

buz tabakası üzerinde ve etrafında bilimsel araştırmalar yürüterek

on and around the ice cap.

4:23

5 ay geçirdi.

Öbek fiiller

carrying out scientific research: resmî bir araştırma kalıbı

carrying out scientific research ifadesinde carrying out, planlanmış bir araştırmayı yürütmek veya gerçekleştirmek anlamına gelir. Bu, resmî ve doğal bir kalıptır; dolayısıyla keşif ekibinin çalışmasını sıradan bir gözlem ya da geziden ziyade düzenli bir bilimsel faaliyet olarak gösterir. Burada carrying out, spent 5 months ifadesinden sonra geldiği için -ing biçimindedir. Scientific research genel olarak araştırma etkinliğini anlatır; bu nedenle research genellikle sayılamayan isimdir ve bu kalıpta a almaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen tam ifadeyle tamamlayın: The team spent six months ____ in the rainforest.

Cevabı göster

carrying out scientific research

Much of the ice mass and surrounding area

4:24

Buz kütlesinin ve çevresindeki alanın büyük bir kısmı

is unvisited by humans,

4:26

soğuğu pek sevmeyen insanlar tarafından

who really aren't too hot on the cold. Deyimler

4:28

ziyaret edilmemektedir.

Deyimler

aren't too hot on the cold: deyim ve sıcak-soğuk kelime oyunu

not be too hot on something kalıbında hot on, “bir şeye hevesli olmak” veya “bir şeyi çok sevmek” anlamına gelir. Olumsuz biçim, kişinin bir şeyi pek sevmediğini ya da ona pek istekli olmadığını anlatır. Buradaki nesne the cold ifadesidir. Hot deyimsel anlamda kullanılırken cold gerçek sıcaklık anlamını da korur. Böylece sıcak ve soğuk arasında bir kelime oyunu oluşur; insanların neden orayı ziyaret etmediğine dair açıklama hafif ve eğlenceli bir ton kazanır.

Alıştırma

Cümleyi “pek hevesli değil” anlamındaki hedef deyimle tamamlayın. Maya ____ camping in winter.

Cevabı göster

isn't too hot on

Large parts of Greenland remain unexplored.

4:30

Grönland'ın büyük kısımları keşfedilmemiş durumdadır.

The country is 8,000 square miles

4:33

Ülke 8.000 milkare büyüklüğündedir

with a population of 56,000,

4:35

56.000 nüfusu ile,

making it both the largest island Dilbilgisi

4:37

hem dünyanın en büyük adası

and the least densely populated country in the world.

4:39

hem de dünyanın en az nüfus yoğunluğuna sahip ülkesidir.

Dilbilgisi

making it both A and B: iki paralel tanımla sonuç eklemek

Virgülden sonra gelen making it yan cümlesi, ilk cümledeki yüzölçümü ve nüfus rakamlarından çıkarılan bir sonuç bildirir. Making bir şimdiki zaman ortacı biçimidir ve bu yan cümlede it, anlatılan ülkeye gönderme yapar. Both ... and ... yapısı it hakkında iki paralel tanımı birleştirir: the largest island ve the least densely populated country in the world. Yeniden kullanılabilir kalıp şöyledir: olgu bildiren cümle, making + nesne + both A and B.

Alıştırma

Cümleyi sonuç bildiren making it both A and B yapısıyla tamamlayın. The new bus route uses a dedicated lane and runs every ten minutes, ____ for workers.

Cevabı göster

making it both fast and reliable

Due to freezing weather conditions, Kalıp ifadeler

4:42

Dondurucu hava koşulları nedeniyle,

much of Greenland has yet to be discovered by humans.

4:43

Grönland'ın büyük bir kısmı hala insanlar tarafından keşfedilmeyi beklemektedir.

Kalıp ifadeler

Neden bildiren due to + isim öbeği

Due to, ana cümlede belirtilen sonucun nedenini tanıtır. Burada dondurucu hava koşulları, Grönland'ın büyük bölümünün hâlâ keşfedilmemiş olmasının nedeni olarak sunulur. Yapı due to + isim öbeğidir. Nedeni önce verip ardından sonucu açıkça belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan neden ifadesiyle tamamlayın: ____ heavy snow, the airport was closed.

Cevabı göster

Due to

Likewise,

4:46

Benzer şekilde,

much of the Arctic Circle and the South Pole

4:47

Kuzey Kutup Dairesi'nin ve Güney Kutbu'nun büyük bir kısmı

remain unexplored.

4:49

keşfedilmemiş durumdadır.

Number 3,

4:50

Numara 3,

the Namib Desert is over 43 million years old.

4:51

Namib Çölü 43 milyon yıldan daha eskidir.

This coastal desert in Southern Africa

4:54

Güney Afrika'daki bu kıyı çölü

stretches for more than 1,200 mi Kalıp ifadeler

4:56

1.200 milden fazla bir alana uzanır

Kalıp ifadeler

stretch for + mesafe

Burada stretches, 'bir mesafe boyunca uzanır' anlamına gelir. Uzanan şey çölün kendisidir; for more than 1,200 mi ise ne kadar uzağa uzandığını belirtir. Coğrafi şekillerin, güzergâhların veya alanların uzunluğunu anlatırken stretch for + mesafe yapısını kullanın. More than bir alt sınır belirtir: mesafe 1.200 milden fazladır.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan fiil ve edatla tamamlayın: The scenic road ____ 80 miles along the coast.

Cevabı göster

stretches for

within territories on Namibia,

4:59

Namibya,

South Africa, and Angola,

5:00

Güney Afrika ve Angola toprakları içerisinde,

and is one of the oldest and largest deserts in the world.

5:02

ve dünyanın en eski ve en büyük çöllerinden biridir.

A number of animals and plants have adapted Kalıp ifadeler

5:05

Birçok hayvan ve bitki adapte olmuştur

to the vast unforgiving landscape,

5:07

bu devasa acımasız manzaraya,

Kalıp ifadeler

have adapted to + isim veya -ing biçimi

Have adapted to, “belirli koşullarda hayatta kalabilmek veya işleyebilmek için zaman içinde değişmiş olmak” anlamına gelir. Present perfect yapıdaki have adapted, önceki uyum sürecini hayvan ve bitkilerin bu çevrede şimdi yaşayabilmesiyle ilişkilendirir. adapt to yapısındaki to bir edattır. Ardından adapt to the climate örneğindeki gibi bir isim öbeği veya adapt to living in the desert örneğindeki gibi -ing biçimi gelir; yalın fiil gelmez.

Alıştırma

adapt fiilinin doğru biçimini ve gerekli edatı kullanın: After a month, the rescue dog had ____ its new home.

Cevabı göster

adapted to

including desert elephants,

5:09

çöl filleri,

mountain zebra,

5:10

dağ zebrası,

Grant's golden mole,

5:12

Grant'in altın köstebeği,

Karoo bustard,

5:13

Karoo toy kuşu,

and a type of shrub,

5:14

ve bir tür çalı olan

Welwitschia mirabilis,

5:15

Welwitschia mirabilis de dahil,

which only has two leaves

5:17

ki sadece iki yaprağı vardır

and can live for over 1,000 years.

5:18

ve 1.000 yıldan fazla yaşayabilir.

Number 2,

5:21

Numara 2,

North Sentinel Island

5:22

Kuzey Sentinel Adası

is both one of the most fascinating and dangerous islands in the world.

5:23

dünyanın hem en büyüleyici hem de en tehlikeli adalarından biridir.

The natives are totally hostile,

5:27

Yerliler tamamen düşmancadır,

rejecting any contact with the outside world. Kalıp ifadeler

5:28

dış dünya ile herhangi bir teması reddederler.

Kalıp ifadeler

rejecting any contact with the outside world: dış dünyayla her türlü teması reddetmek

Rejecting any contact with the outside world, topluluğun dışındaki insanlarla her türlü etkileşimi reddetmek anlamına gelir. Any, reddin tamamen ve istisnasız olduğunu vurgular; contact with ise etkileşimin kimlerle veya hangi grupla olacağını belirtir. Virgülden sonra rejecting ile başlayan -ing öbeği, önceki ifadenin arkasındaki davranışı açıklar. Burada ayrı bir olay başlatmak yerine önceki ifadeyi destekleyen kanıt sunar.

Alıştırma

Hangi cümle bir topluluğun dışarıdan gelen her etkileşim girişimini reddettiğini en iyi ifade eder?

  1. The community rejects any contact with outside groups.
  2. The community has lost contact with outside groups.
  3. The community avoids contact with outside groups.
Cevabı göster

The community rejects any contact with outside groups.

The island,

5:31

Ada,

located in the Bay of Bengal,

5:32

Bengal Körfezi'nde bulunur,

is totally untouched by modern society Kelime

5:33

modern toplum tarafından tamamen dokunulmamış durumdadır

because the tribespeople attack anyone who tries to approach.

5:36

çünkü kabile halkı yaklaşmaya çalışan herkese saldırır.

Kelime

Is totally untouched by modern society: fiziksel temas değil, etki

Buradaki untouched fiziksel temas anlamına gelmez. Is totally untouched by modern society, modern kurumların, teknolojinin veya dışarıdan gelen toplumsal değişimin ada ve adadaki topluluk üzerinde önemli bir etki yaratmadığının öne sürüldüğü anlamına gelir. be untouched by + etki kalıbı, bir şeyi gözle görülür biçimde değiştirmeyen gücü belirtir. Totally bu iddiayı güçlendirir; dolayısıyla ifade, olası bütün dış etkilerin kesin bir ölçümü değil, güçlü bir genellemedir.

Alıştırma

is totally untouched by modern society ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Modern toplum onu önemli ölçüde değiştirmemiş veya etkilememiştir.
  2. Hiç kimse onunla fiziksel temas kurmamıştır.
  3. Adanın sakinleri ve tarihi yoktur.
Cevabı göster

Modern toplum onu önemli ölçüde değiştirmemiş veya etkilememiştir.

Two fishermen in 2006

5:39

2006'da iki balıkçı

accidentally drifted too close to the island

5:41

kazara adaya fazla yaklaştı

and were slaughtered by members of the native tribe.

5:43

ve yerli kabile mensupları tarafından katledildi.

While there are wonderful places on terra firma Kelime

5:46

Kuru topraklar üzerinde hala tam olarak keşfetmediğimiz

that we have yet to fully explore,

5:48

harika yerler olsa da,

Kelime

Terra firma: deniz veya havanın karşıtı olan sağlam kara

Terra firma, Latinceden alınmış kalıplaşmış bir ifadedir. Özellikle deniz veya havayla karşılaştırıldığında sağlam kara ya da yer anlamına gelir. Bu cümlede places on terra firma, yalnızca karadaki yerler demektir. Bu iki sözcüğü, modern İngilizcede tek tek çözümlenecek bir ifade olarak değil, yerleşmiş tek bir kalıp olarak düşünün. Belirli bir yerin adı değildir ve Dünya gezegeninin tamamı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi, burada öğretilen ve denizin karşıtı olarak sağlam kara anlamına gelen Latince kökenli iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After two days on the boat, we were relieved to step back onto ____.

Cevabı göster

terra firma

perhaps the deepest mysteries are to be found offshore,

5:49

belki de en derin gizemler açık denizlerde bulunabilir,

which brings us to number 1, Anlatım akışı

5:53

ki bu da bizi 1 numaraya getiriyor,

Anlatım akışı

Geçiş ifadesi olarak “which brings us to number 1”

“Which brings us to number 1” bir geçiş ifadesidir. İlgi zamiri “which”, yalnızca en yakındaki sözcüğe değil, önceki düşüncenin tamamına — en derin gizemlerin açık denizde bulunabileceği düşüncesine — gönderme yapar. Bu yan cümle, önceki düşünceyi sıralamadaki bir sonraki maddeye geçme nedeni olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp “tam bir ifade, which brings us to + yeni konu, soru veya adım” şeklindedir.

Alıştırma

“The evidence points offshore, which brings us to number 1,” cümlesinde “which” neye gönderme yapar?

  1. Yalnızca offshore sözcüğü
  2. 1 numaranın kendisi
  3. En derin gizemlerin açık denizde bulunabileceğine ilişkin önceki düşüncenin tamamı
  4. Pasifik Okyanusu
Cevabı göster

En derin gizemlerin açık denizde bulunabileceğine ilişkin önceki düşüncenin tamamı

the Mariana Trench,

5:54

Mariana Çukuru,

the deepest part of the world's oceans.

5:55

dünya okyanuslarının en derin yeri.

Located in the western Pacific Ocean,

5:57

Batı Pasifik Okyanusu'nda yer alan

this crescent-shaped scar in the Earth's crust Deyimler

6:00

Dünya'nın kabuğundaki bu hilal şeklindeki yara izi

is 1,600 mi long

6:02

1.600 mil uzunluğunda

and 43 mi wide.

6:04

ve 43 mil genişliğindedir.

Deyimler

Görsel bir mecaz olarak “crescent-shaped scar in the Earth's crust”

“Crescent-shaped”, hilal gibi kıvrılmış anlamına gelen birleşik bir sıfattır. “Scar” sözcüğünü niteler ve dinleyenin hendeğin dış çizgisini gözünde canlandırmasına yardımcı olur. “Scar”, yer kabuğundaki uzun ve çarpıcı bir iz için kullanılan mecazdır. Gezegen gerçekten yaralanmış değildir; bedensel bir görüntü kullanılması, dev jeolojik yapıyı gözde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu betimlemede “a crescent-shaped scar in the Earth's crust” ne anlatır?

  1. Hilal gibi kıvrılmıştır ve Dünya'nın yüzeyinde çarpıcı bir iz gibi görünür.
  2. Yer kabuğunda kusursuz biçimde yuvarlak bir deliktir.
  3. Dünya'nın yakın zamanda oluşmuş gerçek bir yarası vardır.
  4. İnsanların oyduğu küçük bir simgedir.
Cevabı göster

Hilal gibi kıvrılmıştır ve Dünya'nın yüzeyinde çarpıcı bir iz gibi görünür.

It reaches a maximum depth of 36,000 ft,

6:05

Maksimum derinliği 36.000 fite ulaşır,

making it inaccessible to humans. Dilbilgisi

6:08

bu da onu insanlar için erişilmez kılar.

Dilbilgisi

making it inaccessible to humans: sonuç bildirmek

“making it inaccessible to humans” şeklindeki -ing yan cümleciği, önceki gerçeğin sonucunu verir: çukur o kadar derindir ki insanların normal yollarla doğrudan erişebileceği alanın dışındadır. Burada making, fiziksel olarak bir şey üretmek anlamına gelmez. Virgül + making + nesne + tümleç kalıbı, “and this makes ...” demenin daha kısa bir yoludur ve bir gerçeği doğrudan sonucuna bağlar.

Alıştırma

Cümlede “making it inaccessible to humans” nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Çukurun aşırı derinliğinin neden olduğu bir sonuç.
  2. Çukuru ölçmenin amacı.
  3. İnsanların yapmayı seçtiği ayrı bir eylem.
Cevabı göster

Çukurun aşırı derinliğinin neden olduğu bir sonuç.

In July 2015,

6:10

Temmuz 2015'te,

members of the National Oceanic and Atmospheric Administration, Kültür

6:12

Ulusal Okyanus ve Atmosfer Dairesi,

Oregon State University,

6:15

Oregon Eyalet Üniversitesi,

and the Coast Guard

6:17

ve Sahil Güvenlik üyeleri

submerged a hydrophone into the deepest part of the trench. Kelime

6:18

çukurun en derin kısmına bir hidrofon batırdı.

Kültür

National Oceanic and Atmospheric Administration: ABD federal kurumu

National Oceanic and Atmospheric Administration; okyanusları, atmosferi, hava durumunu ve ilgili çevre koşullarını araştırıp izleyen bir ABD federal kurumudur. Bu görev, kurum üyelerinin bir derin deniz ses kayıt projesine neden yardım ettiğini açıklar. Kurum genellikle NOAA olarak adlandırılır; ancak bu cümlede tam adı kullanılmıştır.

Alıştırma

Bu cümlede National Oceanic and Atmospheric Administration neyi ifade ediyor?

  1. Su altı seslerini kaydetmek için kullanılan bir Sahil Güvenlik gemisi.
  2. Okyanusları, atmosferi ve hava durumunu araştırıp izleyen bir ABD federal kurumu.
  3. Öğrenci kayıtlarını yöneten bir üniversite ofisi.
Cevabı göster

Okyanusları, atmosferi ve hava durumunu araştırıp izleyen bir ABD federal kurumu.

Kelime

A hydrophone: su altında dinleme cihazı

Hydrophone, su altındaki ses dalgalarını alan bir cihazdır. Su basıncındaki değişimleri izlenebilen veya kaydedilebilen sinyallere dönüştürür; bu nedenle “su altı mikrofonu” yararlı ve basit bir benzetmedir. Bu cümlede a hydrophone, dinleme amacıyla okyanus çukuruna indirilen cihazın adıdır. Telefon değildir ve bu sözcük tek başına cihazın ses gönderdiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Suda zaten bulunan sesleri alan bir “su altı mikrofonu” olarak en iyi hangi cihaz tanımlanır?

  1. An active sonar system
  2. A telephone
  3. A hydrophone
Cevabı göster

A hydrophone

The titanium-shelled instrument

6:21

Titanyum kabuklu alet

picked up natural and man-made sounds such as boats, Öbek fiiller

6:23

tekneler gibi doğal ve insan yapımı seslerin yanı sıra,

earthquakes,

6:26

depremler,

a typhoon,

6:26

bir tayfun,

and whales.

6:27

ve balinaların seslerini kaydetti.

Öbek fiiller

Picked up: bir sesi algılamak veya almak

Burada picked up, “algıladı veya aldı” anlamına gelir. Mikrofon, sensör, radyo ya da anten gibi bir cihaz özne olduğunda pick up, bir sesin veya sinyalin algılandığını anlatabilir. Bu ifade tek başına sesin kayıt olarak saklandığını garanti etmez. Ayrıca bu bağlamda bir şeyi yerden kaldırmak veya birini gidip almak anlamına da gelmez.

Alıştırma

Ormandaki bir mikrofon gece hafif bir baykuş sesi algıladı. Cümleyi dersteki iki sözcüklü fiille tamamlayın: The microphone ____ a faint owl call.

Cevabı göster

picked up

More submergences are planned

6:28

Bilim insanları bu keşfedilmemiş bölge hakkında

as scientists hope to find out more Öbek fiiller

6:30

daha fazlasını öğrenmeyi umduklarından

about this unexplored region of the world.

6:31

daha fazla dalış planlanmaktadır.

Öbek fiiller

find out more about: etkin biçimde daha fazla bilgi edinmek

find out more about + konu yapısında find out, araştırma, gözlem veya çalışma yoluyla etkin biçimde bilgi edinmek ya da yeni bir bilgi keşfetmek anlamına gelir. Bu cümlede bilim insanları, gelecekteki dalışların bölge hakkında yeni bilgiler ortaya çıkarmasını umuyor. Bu ifade, bilmemekten daha fazla bilir hâle gelmeye geçişi vurgular. Zaten daha fazla bilgiye sahip olma durumunu değil, yeni bir şey öğrenme sürecini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “etkin biçimde ek bilgi edinmek” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We need to ____ the local weather before planning the hike.

Cevabı göster

find out more about

So,

6:34

Yani,

that's our trip to the world's most unvisited places. Anlatım akışı

6:34

dünyanın en az ziyaret edilen yerlerine yolculuğumuz bu kadardı.

Anlatım akışı

That's our trip to ...: kapanış için kullanılan yolculuk çerçevesi

That's our trip to ... burada bir kapanış çerçevesi olarak kullanılır. Konuşmacı, daha önce sunulan yerlerin tamamına dönüp bakar ve bunları paylaşılan bir yolculuk gibi sunarak turun ve videonun sona erdiğini bildirir. Buradaki trip mecazidir; our ise sunucuyu ve izleyicileri aynı izleme deneyimine katar. Bu ifade, o yerlerin gerçekten ziyaret edildiğini iddia etmez. Aynı çerçeve, sanal bir turu veya birkaç duraktan geçen bir sunumu bitirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Bir sunucu, izleyicilere çevrim içi olarak beş müzeyi göstermeyi yeni bitirdi. Hangi kapanış cümlesi aynı sunucu tarzı mecazi çerçeveyi kullanır?

  1. We physically traveled to every museum together.
  2. Let's begin our trip to five remarkable museums.
  3. That's our trip to five remarkable museums.
Cevabı göster

That's our trip to five remarkable museums.

Which is the most hostile untouched place you've ever been to?

6:37

Şimdiye kadar bulunduğunuz en düşmanca ve el değmemiş yer neresiydi?

Let us know in the comments.

6:40

Yorumlarda bize bildirin.

Also,

6:41

Ayrıca,

be sure to check out our other video called

6:41

adlı diğer videomuzu mutlaka izleyin:

Do These Things to Survive If You Get Stranded On An Island.

6:43

Bir Adaya Mahsur Kalırsanız Hayatta Kalmak İçin Bunları Yapın.

Thanks for watching,

6:46

İzlediğiniz için teşekkürler,

and as always,

6:47

ve her zamanki gibi,

don't forget to like,

6:48

beğenmeyi,

share,

6:49

paylaşmayı,

and subscribe.

6:49

ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:50

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.