Beynini besle ⏲️ 6 Dakikada İngilizce: İngilizce çalışma notları
BBC Learning English
Video özeti: Bu bölüm, yediklerimizin beyin kimyasını, ruh hâlini ve zihinsel keskinliği nasıl etkilediğini ele alıyor; ardından dengeli beslenmenin ve uygun maliyetli toplu yemek hazırlamanın yoğun bir yaşamda bile beyni destekleyebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. eat our way to feeling happy? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler. Sözcükleri tek tek çevirmek yerine, tekrarlanan bir faaliyet yoluyla belirli bir sonuca ulaşma imgesini anlayabilirsiniz. “verb one’s way to…” kalıbını, sürekli bir davranışın kişiyi fiziksel ya da duygusal bir duruma nasıl götürdüğünü anlatmak için uyarlayabilirsiniz. 2. Although microwave-ready meals are convenient, they lack — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. Although ile önce gerçek bir avantajın kabul edildiğini, ardından ana cümlede buna karşıt bir eksikliğin sunulduğunu fark edebilirsiniz. Bu yapı; yiyecekler, teknoloji, ürünler veya yaşam tercihleri hakkında yalnızca tek tarafı değil, dengeli bir değerlendirmeyi ifade etmenizi sağlar. 3. cooking up — Phrasal Verbs. Programın kapanışındaki eğlenceli çift anlamı görebilirsiniz: ifade gerçek anlamda kahvaltı hazırlamayı, mecaz anlamda ise bir şeyi üretmeyi ya da tasarlamayı anlatabilir. Böylece yemek temalı kelime oyunlarını anlayabilir ve bu phrasal verb’ü hem yemekler hem de fikirlerle doğal biçimde kullanabilirsiniz.
Bu derste
Hello, this is 6 Minute English from BBC Learning English.
0:07Merhaba, bu BBC Learning English'ten 6 Minute English.
Konuya Has this ever happened to you? ile başlamak
Bu soru, dinleyenleri kendi deneyimlerinde benzer bir durum aramaya çağırır. Bu tür bir girişte this, konuşmacının birazdan anlatacağı duruma işaret eder; ever ise şimdiye kadarki herhangi bir zamanda anlamına gelir. Bir video, konuşma veya yazının başında soru aynı zamanda dikkat çekici bir giriş görevi görür. Sohbet hissi yaratır ve sıradaki konunun dinleyiciyle kişisel olarak ilgili görünmesini sağlar; hemen sesli bir yanıt verilmesi gerekmez.
Alıştırma
Has this ever happened to you? giriş sorusunun temel görevi nedir?
- Konunun bittiğini belirtmek
- Dinleyicileri benzer bir deneyimi hatırlamaya çağırmak
- Bilinen bir olayın tam saatini istemek
Cevabı göster
Dinleyicileri benzer bir deneyimi hatırlamaya çağırmak
You eat a donut and get a sugar rush, Kalıp ifadeler
0:15Bir donut yersiniz ve bir şeker çarpması (sugar rush) yaşarsınız,
only to collapse an hour later with a headache? Dilbilgisi
0:21sonra sadece bir saat sonra baş ağrısıyla çöküverirsiniz?
get a sugar rush: şekerden sonra kısa süreli enerji artışı
get a sugar rush, şekerli bir şey yedikten veya içtikten sonra ani ve kısa süreli bir heyecan ya da enerji artışı hissetmek demektir. Burada rush, hızla gelen güçlü bir hissi anlatır; bir yere acele etmek anlamına gelmez. Ardından gelen a strong feeling of excitement and energy sözleri, a sugar rush ifadesini doğrudan açıklar. Cümlenin içindeki bir tanım gibi çalışarak dinleyicinin bu gündelik ifadeyi bağlamdan anlamasını sağlar.
Alıştırma
Cümleyi şekerden sonra yaşanan kısa süreli enerji artışını anlatan ifadeyle tamamlayın: After two cupcakes, Mia got ____.
Cevabı göster
a sugar rush
only to collapse: beklenmedik olumsuz bir sonuç
only to + fiilin yalın hâli, önceki olaydan sonra ortaya çıkan beklenmedik, hayal kırıklığı yaratan ya da önceki durumla belirgin biçimde çelişen bir sonucu anlatır. Önceki eylemin amacını açıklamaz. Bu cümlede only to collapse, kısa süreli enerji artışıyla ardından gelen çöküşü karşı karşıya getirir. Yalnızca then collapse demeye göre dönüşü daha güçlü vurgular: yararlı görünen durum kötü biter.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste beklenmedik sonucu belirten iki sözcüklü yapıyla tamamlayın: Maya rushed to the station, ____ discover that the last train had already left.
Cevabı göster
only to
Food affects us more than we realize, Kalıp ifadeler
0:24Yiyecekler bizi fark ettiğimizden daha fazla etkiler,
more than we realize: insanların küçümsediği bir derece
more than we realize, gerçek derecenin farkında olduğumuz dereceden daha büyük olduğunu anlatır. Burada affects fiilini güçlendirir: yiyecekler bizi insanların genellikle fark ettiğinden veya anladığından daha fazla etkiler. Bu kalıp, bir etkinin veya önemin küçümsendiğini anlatır; örneğin It matters more than we realize. Burada realize, “fark etmek veya anlamak” demektir, “başarmak” değil.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste “insanların farkında olduğundan daha büyük ölçüde” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Small daily choices affect our health ____.
Cevabı göster
more than we realize
and that's because what we eat alters our brain chemistry, Notlar
0:27ve bunun nedeni yediğimiz şeylerin beyin kimyamızı değiştirmesi,
İsim cümleciği olarak what we eat
Burada what we eat, “yediğimiz şeyler” anlamına gelir. because sonrasındaki yan cümlede bu söz grubunun tamamı bir isim gibi çalışır ve alters fiilinin öznesidir. Bu, doğrudan bir soru değildir. Bu isim cümleciğinde sözcükler düz cümle sırasını korur: what + we + eat. Doğrudan soru ise What do we eat? olur.
Alıştırma
Örnekte 'what we eat' ne anlama geliyor?
- yemek yeme nedenimiz
- yediğimiz yiyecekler
- hangi yiyeceği yediğimizi soran bir soru
Cevabı göster
yediğimiz yiyecekler
alters our brain chemistry: Resmî bilimsel ifade
Bu cümlede alters, “değiştirir” veya “farklı hâle getirir” anlamındadır. Öznesi what we eat, nesnesi ise our brain chemistry ifadesidir. Alter, change fiilinden daha resmî duyulur ve açıklamalarda sık kullanılır. Brain chemistry, ruh hâlini, düşünceleri ve davranışları etkileyebilen beyindeki kimyasal faaliyet ve süreçler için kullanılan geniş kapsamlı bir sağlık ve bilim terimidir. Cümle, yiyeceklerin bu süreçleri değiştirebildiğini söylüyor; ancak ifade tek başına değişimin iyi mi kötü mü olduğunu belirtmiyor.
Alıştırma
Örnekteki 'alters our brain chemistry' ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Kimya adlı okul dersini değiştirir.
- Beyni kimyasal bir maddeye dönüştürür.
- Beyindeki kimyasal faaliyet ve süreçleri değiştirir.
Cevabı göster
Beyindeki kimyasal faaliyet ve süreçleri değiştirir.
changing our mood and emotions. Dilbilgisi
0:31böylece ruh halimizi ve duygularımızı değiştirmesidir.
changing our mood and emotions: sonucu bildiren -ing yan cümleciği
Burada changing our mood and emotions, ana cümleden sonra gelen -ing'li bir ortaç yan cümleciğidir. İkinci bir tam cümle değildir: kendi açık öznesi ya da zamanı belirten çekimli fiili yoktur ve yiyeceklerin beyin kimyasını değiştirmesi olayının tamamına bağlanır. Bu yan cümlecik, ruh hâli ve duygulardaki değişimleri o olayın sonucu olarak sunar. Ana cümle, -ing yan cümleciği kalıbı, bir olayı sonucuna tek ve özlü bir cümlede doğrudan bağlar.
Alıştırma
“The heavy rain flooded the road, forcing drivers to turn back,” cümlesinde forcing drivers to turn back ne işe yarar?
- Sürücülerin yaptığı ayrı ve ilgisiz bir eylemi belirtir.
- Yağmurun ne zaman başladığını söyler.
- Yolun su altında kalmasının bir sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Yolun su altında kalmasının bir sonucunu belirtir.
24 hours a day: her gün kesintisiz etkinlik
Bu cümlede 24 hours a day, her günün tamamı boyunca, yani gece gündüz demektir. Beynin günün yalnızca bir bölümünde değil, sürekli çalıştığını vurgular. Süre miktarı + a day kalıbı, eight hours a day örneğindeki gibi günlük bir süreyi belirtir. Süre 24 hours olduğunda bütün günü kapsar.
Alıştırma
Cümleyi “her gün, bütün gün” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The emergency line is available ____.
Cevabı göster
24 hours a day
even while we sleep: beklenmedik bir zamanı da dahil etmek
while we sleep bir zaman yan cümlesidir: daha önce söylenen şeyin biz uyurken de geçerli olduğunu belirtir. even vurgu ekler. Uykuyu istisna olması beklenebilecek bir zaman gibi sunar, ardından bunun istisna olmadığını söyler. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: “Bu, beklenmedik görünen o zamanda da geçerlidir.”
Alıştırma
Cümleyi even while ve parantez içindeki sözcüklerle tamamlayın: The night-light stays on ____. (we / sleep)
Cevabı göster
even while we sleep
So it needs more fuel than other body parts. Kelime
0:37Bu yüzden vücudun diğer bölümlerinden daha fazla yakıta ihtiyaç duyar.
fuel: vücut için enerji
Burada fuel, benzin ya da bir araca konan başka bir madde anlamına gelmez. Bir vücut bölümünün çalışmak için ihtiyaç duyduğu enerji kaynağını anlatan bir benzetmedir. Bu karşılaştırma vücudu bir makine gibi ele alır: makinenin yakıta ihtiyacı vardır, vücut ise kullanılabilir enerjiyi yiyeceklerden alır. Bu cümlede more fuel, daha fazla enerji gerektiği anlamına gelir.
Alıştırma
Bu cümlede fuel ne anlama gelir? “Your muscles need fuel to keep moving.”
- Vücudun içine dökülen benzin
- Kasların bir parçası
- Kasların kullanabileceği enerji
Cevabı göster
Kasların kullanabileceği enerji
eat our way to feeling happy: sonuca ulaşmak için fiil + one's way to
Bu soruda eat our way to feeling happy, yemek yiyerek daha mutlu bir duruma ulaşmak anlamına gelir. Yemek yeme eylemi, bir sonuca götüren yol veya yöntem gibi gösterilir; gerçek bir yolun yenmesinden söz edilmez. Yeniden kullanılabilen kalıp fiil + özneye uygun iyelik sözcüğü + way + to + sonuç biçimindedir. Genellikle adı geçen eylem aracılığıyla sonuca doğru ilerlemeyi anlatır. İyelik sözcüğü özneyle uyumlu olmalıdır; örneğin we ... our way ve she ... her way. Sonuç bölümünde bir isim öbeği veya feeling happy gibi bir -ing öbeği bulunabilir.
Alıştırma
Fiil + one's way to kalıbını tamamlayın: Maya sang ____ the final.
Cevabı göster
her way to
In this program, we'll be discussing the relationship between food and the brain. Kalıp ifadeler
0:44Bu programda yiyecekler ile beyin arasındaki ilişkiyi tartışacağız.
relationship between food and the brain: ilişki anlatan relationship between A and B kalıbı
Relationship between food and the brain, iki şey arasındaki bağlantıyı adlandıran bir isim öbeğidir. Relationship between A and B kalıbı, iki şeyin tam olarak nasıl bağlantılı olduğunu henüz belirtmeden geniş bir konuyu tanıtmak için kullanışlıdır. Between ilk unsurun önüne gelir, and ise onu ikinci unsura bağlar. Relationship sözcüğü bir bağlantı veya ilişki bildirir; tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Relationship between A and B kalıbını eksik edatla tamamlayın: The lesson explores the relationship ____ music and mood.
Cevabı göster
between
And as usual, we'll be learning some useful new vocabulary as well. Kalıp ifadeler
0:49Ve her zamanki gibi bazı yararlı yeni kelimeler de öğreneceğiz.
as usual: bir olayı bilinen bir rutinin parçası olarak sunmak
As usual, “normalde olduğu gibi” anlamına gelir. Bu olayı, önceden yerleşmiş bir rutinin başka bir örneği olarak sunar. Cümlenin başına yakın kullanıldığında ardından gelen bölümün tamamı hakkında yorum yapar ve doğal bir geçiş sağlar. Yalnızca bir şeyin ne sıklıkla olduğunu belirtmez.
Alıştırma
Konuşmacı Maya'nın bugün yaptığını anlatıyor ve bunun bilinen bir rutine uyduğunu göstermek istiyor. Bunu en iyi hangi cümle ifade eder?
- Maya checked the doors for the first time before leaving.
- As usual, Maya checked the doors before leaving.
- Maya usually checks the doors before leaving.
Cevabı göster
As usual, Maya checked the doors before leaving.
as well: cümlenin sonunda ek bilgi vermek
As well, “ayrıca” veya “de” anlamına gelir. Burada yararlı yeni kelimeler öğrenmeyi, daha önce konuşulan diğer şeylere ekler. Bu ekleme anlamında as well normalde olumlu bir cümlenin sonunda yer alır. Bu konum, önceki düşüncenin tamamının ek bilgi olduğunu gösterir.
Alıştırma
Priya İspanyolca konuşuyor. İtalyanca anlamasının da başka bir olumlu gerçek olduğunu hangi cümle doğal biçimde ekler?
- Priya speaks Spanish and understands Italian as well.
- Priya speaks Spanish and understands Italian as usual.
- Priya speaks Spanish and understands Italian either.
Cevabı göster
Priya speaks Spanish and understands Italian as well.
But first ile sonraki adımdan önce geçiş yapma
But first, beklenen konuya veya eyleme kısa bir ara verip ondan önce yapılacak bir şeyi tanıtan bir geçiş ifadesidir. Burada konuşmacı, ana içeriğe devam etmeden önce bir soru sorar. But planda küçük bir yön değişikliğini, first ise sırayı gösterir. Bu ifade, dinleyenin şimdi ne olacağını ve ardından ne geleceğini takip etmesine yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle, planlanan bir etkinlikten önce bir adım eklemek için But first kullanıyor?
- We're ready to bake. But first, let's wash our hands.
- But the cake is ready now.
- At first, the cake looked too dry, but it became softer.
Cevabı göster
We're ready to bake. But first, let's wash our hands.
Humans with an average brain weighing 1 and a half kilos Dilbilgisi
0:59Ortalama 1 buçuk kilo ağırlığındaki bir beyinle insanlar,
with an average brain weighing...: with + isim + -ing ile özelliği kısa biçimde ekleme
with an average brain weighing 1 and a half kilos ifadesi Humans sözcüğüne bir özellik ekler. Bu ifadenin içinde with, an average brain öbeğini getirir; weighing 1 and a half kilos ise beynin ağırlığını belirtir. with ile başlayan bölümün tamamı uzun öznenin parçasıdır; cümlenin ana eylemi değildir. Cümlenin temel iskeleti Humans are one of the cleverest animals. şeklindedir. Bu kısa yapı, betimleyici bilgileri ana fiilden önce toplamaya yardımcı olur.
Alıştırma
"The robot with lights flashing on its chest walked into the room," cümlesindeki ana cümle hangisidir?
- The robot walked into the room.
- The robot had lights on its chest.
- The lights flashed on its chest.
Cevabı göster
The robot walked into the room.
one of the cleverest animals: one of + the + en üstünlük biçimi + çoğul isim
One of the cleverest animals, insanların zekâ bakımından en üst gruptaki hayvanlar arasında olduğunu belirtir; insanların tek ve en zeki hayvan olduğunu iddia etmez. Kalıp one of + the + sıfatın en üstünlük biçimi + çoğul isim şeklindedir. Bir grubun içinden bir üye seçildiği için animals çoğuldur.
Alıştırma
one of + the yapısını ve popular sıfatının en üstünlük biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: This is ____ books in our library.
Cevabı göster
one of the most popular
I'll reveal the answer later in the program. Anlatım akışı
1:20Cevabı programın ilerleyen kısımlarında açıklayacağım.
I'll reveal the answer later in the program: merak uyandırmak için cevabı ertelemek
Bu cümle cevabı şimdilik saklı tutar, ancak aynı programın ilerleyen bir bölümünde vereceğini söyler. I'll sunucunun planladığı sonraki adımı belirtirken later in the program bu adımın program akışındaki yerini gösterir. Bu ön duyuru bilgiyi düzenler ve merak uyandırır: dinleyici cevabın geleceğini bilir ve dinlemeye devam etmek için bir neden bulur.
Alıştırma
“I'll reveal the answer later in the program” programda hangi işlevi görür?
- Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyiciyi dinlemeye devam etmeye teşvik eder.
- Cevabın zaten açıklandığını söyler.
- Hiçbir cevap verilmeyeceğini duyurur.
Cevabı göster
Cevabın daha sonra verileceğini söyler ve dinleyiciyi dinlemeye devam etmeye teşvik eder.
Now, did you know that despite making up only 2% of our total weight, Notlar
1:23Peki, beynimizin toplam ağırlığımızın sadece %2'sini oluşturmasına rağmen,
making up only 2% of...: oran belirtmek için make up
Bu yüzde bağlamında make up, “bir bütünün bir bölümünü oluşturmak” anlamına gelir. Making up only 2% of our total weight, beynin ağırlığının toplam vücut ağırlığının yalnızca %2'sini oluşturduğunu belirtir. Yaygın kalıp bölüm + make up + miktar veya yüzde + of + bütün şeklindedir. Burada ifade despite sonrasında geldiği için making up biçimi kullanılmıştır.
Alıştırma
“Bir bütünün belli bir oranını oluşturmak” anlamına gelen make fiilinin iki sözcüklü biçimini yazın: Art lessons ____ 30% of the timetable.
Cevabı göster
make up
our brain uses 20% of the body's energy? Kalıp ifadeler
1:29vücudun enerjisinin %20'sini kullandığını biliyor muydunuz?
despite making up only 2%: despite + -ing kullanımı
Bu cümlede despite making up only 2% of our total weight, “beyin toplam ağırlığımızın yalnızca %2'sini oluşturmasına rağmen” demektir. Bir karşıtlık kurar: beynin ağırlığı azdır, ancak enerji kullanımı yüksektir. Despite sözcüğünden sonra doğrudan bir isim veya -ing yapısı gelebilir. Burada making up... bir -ing yapısıdır ve açıkça yazılmayan öznesi our brain ifadesidir.
Alıştırma
Despite sonrasında be fiilini -ing biçimine dönüştürün: Despite ____ small, the battery lasts all day.
Cevabı göster
being
uses 20% of the body's energy: kaynak oranı belirtmek için use X% of Y
Buradaki uses, “bir aleti çalıştırır” değil, “tüketir” veya “harcar” anlamındadır. İfade, beynin vücudun toplam enerji kaynağının %20'sini tükettiğini söyler. Tekrar kullanılabilen kalıp use + yüzde + of + toplam kaynak şeklindedir. Enerji, zaman, para, elektrik veya ölçülebilen başka bir kaynağın ne kadarının kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi use X percent of Y kalıbı ve 40 sayısıyla tamamlayın: A one-hour video call ____ my phone's battery.
Cevabı göster
uses 40 percent of
She thinks we should be specifically eating for our brains. Kalıp ifadeler
1:36O, özellikle beynimiz için beslenmemiz gerektiğini düşünüyor.
eating for our brains: for ile amaç veya yararlanan tarafı belirtmek
eating for our brains ifadesinde for, yiyecek seçimlerinin amacını veya bu seçimlerden yararlanacak tarafı gösterir. Beyin sağlığını ve beynin iyi çalışmasını düşünerek yiyecek seçmek anlamına gelir. Bu ifade, beynin yemek yediği veya birinin beynin yerine yemek yediği anlamına gelmez. Daha genel olarak eat for + sağlık veya performans hedefi, belirli bir amaçla yapılan bilinçli yiyecek seçimlerini anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte eating for our brains ne anlama geliyor?
- Yalnızca beyin istediğinde yemek.
- Beyin sağlığını desteklemek için yiyecek seçmek.
- Yiyeceği doğrudan beyne vermek.
Cevabı göster
Beyin sağlığını desteklemek için yiyecek seçmek.
She explained to BBC World Service program The Food Chain.
1:40Kendisi bunu BBC World Service programı The Food Chain'e açıkladı.
so you get the full complement of vitamins and minerals, is critical. Notlar
1:51böylece vitamin ve minerallerin tam donanımını almak çok kritiktir.
eating a balanced diet: dengeli beslenmek
Eat a balanced diet, sağlık konularında kullanılan yaygın bir eşdizimdir. Vücudun farklı besin ögelerini alması için uygun çeşitlilikteki yiyecekleri uygun miktarlarda düzenli olarak tüketmek demektir; her yiyeceğin veya porsiyonun tamamen eşit olması demek değildir. Cümlede eating, alışkanlığı adlandıran ve isim olarak kullanılan -ing biçimidir. Balanced doğrudan diet sözcüğünü niteler; bu nedenle yeniden kullanılabilen kalıp eat a balanced diet şeklindedir.
Alıştırma
Uygun çeşitlilikte yiyecekler tüketmeyi anlatan standart sağlık eşdizimini hangi cümle kullanıyor?
- Try to eat a balance diet.
- Try to eat a balanced eating.
- Try to eat a balanced diet.
Cevabı göster
Try to eat a balanced diet.
the full complement of: gerekenlerin eksiksiz bütünü
The full complement of vitamins and minerals isim öbeğindeki complement, bir amaç için gereken sayının, çeşitlerin veya takımın eksiksiz bütününü ifade eder. Full complement, beklenen türlerden yalnızca birkaçının değil, hepsinin mevcut olduğunu vurgular. Burada get the full complement of ... bu çeşitlerin tamamını yiyeceklerden almak demektir. Complement sözcüğünün bu isim kullanımı; personel, mürettebat, ekipman ve gereken üyeleri ya da parçaları tamamlanabilen başka gruplarla da görülür.
Alıştırma
Cümleyi complement veya compliment ile tamamlayın: The research team now has its full ____ of technicians.
Cevabı göster
complement
is critical: son derece önemli veya gerekli
Bu cümlede is critical, bir şeyin iyi bir sonuç için son derece önemli veya gerekli olduğu anlamına gelir. İfade, düzenli yemek yeme ve dengeli beslenme şeklindeki önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar. is important ifadesinden daha güçlüdür. Bu tavsiyeyi göz ardı etmenin yalnızca yararlı bir şeyi kaçırmaya değil, ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtir.
Alıştırma
“Clean water is critical after a storm.” cümlesinde critical ne anlama gelir?
- Temiz su gereklidir ve çok önemlidir.
- Birisi su hakkında kötü şeyler söylüyordur.
- Temiz su hoş bir şeydir ama gerekli değildir.
Cevabı göster
Temiz su gereklidir ve çok önemlidir.
and one day if you just, you know, don't eat any protein for a day,
1:59ve bir gün, bilirsiniz, o gün hiç protein yemezseniz,
I know the next day I'm not as sharp. Kelime
2:08ertesi gün o kadar keskin (sharp) olmadığımı bilirim.
not as sharp: zihinsel olarak her zamanki kadar keskin değil
Burada sharp; dikkatli, berrak düşünen ve çabuk fark edip tepki veren bir zihni anlatır. I'm not as sharp, konuşanın düşüncelerinin normalden daha yavaş veya daha az net olduğu anlamına gelir; kesici bir kenarı anlatmaz. not as + sıfat yapısı, bir durumu derecesi daha yüksek olan bir referans noktasıyla karşılaştırır. Referans bağlamdan anlaşılır; burada konuşanın olağan hâlidir. Bu yüzden ifade, I'm slow veya I'm confused demekten daha yumuşak gelir.
Alıştırma
“Maya is not as sharp after staying up late.” büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Diğer herkesten daha az zekidir.
- Düşünceleri her zamankinden daha yavaş ve daha az nettir.
- Bıçağının kesici kenarı körelmiştir.
Cevabı göster
Düşünceleri her zamankinden daha yavaş ve daha az nettir.
Number one on Dr. Achari's list of brain foods Kalıp ifadeler
2:11Dr. Achari'nin beyin besinleri listesindeki bir numara,
Dr. Achari'nin listesinde bir numara
Number one on someone's list, “birinin listesindeki ilk madde” anlamına gelir. Gerçek bir sıralamadaki birinciliği veya bir öneri listesinde en yüksek önceliği gösterebilir. Bu cümlede Number one on Dr. Achari's list of brain foods ifadesinin tamamı özne görevi görür. is sözcüğünden sonraki bölüm en önemli öneriyi belirtir.
Alıştırma
“Maya'nın listesindeki en önemli madde” anlamını vermek için cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: ____ Maya's list is getting enough sleep.
Cevabı göster
Number one on
düzenli ve dengeli beslenme
Bu sağlık bağlamında regular ve balanced, and ile bağlanan ve diet sözcüğünü niteleyen iki sıfattır. Regular, düzenli bir yemek rutinini; balanced ise farklı yiyecek ve besin öğelerinin uygun bir karışımını ifade eder. Bu iki sözcük birlikte, daha genel olan a healthy diet ifadesinden daha belirgindir. Tavsiye hem düzenli yemeyi hem de yiyecekleri dengeli seçmeyi kapsar.
Alıştırma
Hangi açıklama a regular and balanced diet ifadesine en uygun karşılıktır?
- Öğünler hızlı yenir, ancak yiyeceklerin tadı güzeldir.
- Her öğünde tamamen aynı yiyecekler bulunur.
- Öğünler düzenli bir rutine uyar ve uygun bir yiyecek karışımı içerir.
Cevabı göster
Öğünler düzenli bir rutine uyar ve uygun bir yiyecek karışımı içerir.
A diet containing the proper types and amounts of food Dilbilgisi
2:17Sağlıklı kalmak için gereken,
containing the proper types and amounts of food: diet sözcüğünü niteleyen -ing'li ortaç yapısı
containing the proper types and amounts of food, diet sözcüğünden sonra gelen bir -ing'li ortaç yapısıdır. Ne tür bir beslenme düzeninden söz edildiğini belirtir: Uygun yiyecek türlerini ve miktarlarını içeren bir düzen. Bu yapı that contains... ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Tanımlarda, yeni bir tam yan cümle kurmadan ismin hemen ardından bilgi eklemeyi sağlar.
Alıştırma
Kısaltılmış bir yapı oluşturmak için contain fiilinin -ing biçimini kullanın: We opened a box ____ art supplies.
Cevabı göster
containing
needed to stay healthy: food sözcüğünü niteleyen edilgen ortaç yapısı
needed to stay healthy, diet değil food sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortaç yapısıdır. Needed edilgen anlam taşır: Bir kişinin sağlıklı kalması için bu yiyeceğe ihtiyaç vardır. Yapı food that is needed to stay healthy biçiminde açılabilir. Tanım ve yönergelerde isim + geçmiş zaman ortacı, belirli bir amaç için gerekli olan, kullanılan veya seçilen bir şeyi sıkça belirtir.
Alıştırma
Belgelerin gerekli olduğunu göstermek için need fiilinin geçmiş zaman ortacını kullanın: Please bring the documents ____ for registration.
Cevabı göster
needed
eat foods of many different colors with lots of leafy greens. Kelime
2:23bir sürü yeşil yapraklı sebzeyle birlikte pek çok farklı renkteki yiyeceği yiyin.
the rainbow rule: sağlıklı beslenmek için basit bir hatırlatma
The rainbow rule, sağlıklı beslenmek için basit bir hatırlatmadır: özellikle meyve ve sebzeler arasından farklı renklerde yiyecekler seçin. Renk çeşitliliği, yiyecek ve besin çeşitliliğini de artırmaya yardımcı olur. Buradaki rule, bilimsel bir yasa veya gerçek bir gökkuşağıyla ilgili kural değildir. Hatırlaması kolay bir rehberdir; her öğünün beslenme açısından eksiksiz olduğunu garanti etmez.
Alıştırma
Yemek bağlamında the rainbow rule neyi önerir?
- Yiyecekleri sadece ambalajları renkli olduğu için seçmeyi
- Yalnızca gökkuşağı şeklindeki yiyecekleri yemeyi
- Farklı renklerde çeşitli yiyecekler seçmeyi
Cevabı göster
Farklı renklerde çeşitli yiyecekler seçmeyi
leafy greens: çoğunlukla yaprakları yenen sebzeler
Leafy greens; ıspanak, marul ve kara lahana gibi, yenilen ana kısmı yaprakları olan sebzelerdir. Yiyecek ve beslenme bağlamında greens, yalnızca yeşil rengi değil, yeşil sebzeleri ifade eden çoğul bir isimdir. Bu ifade bir yiyecek kategorisinin adıdır. Her yeşil bitkiyi veya tesadüfen yeşil renkte olan her sebzeyi ifade etmez.
Alıştırma
Hangi cümlede leafy greens doğru kullanılmıştır?
- Broccoli and peas are leafy greens.
- Every plant with green leaves is a leafy green.
- Spinach and lettuce are leafy greens.
Cevabı göster
Spinach and lettuce are leafy greens.
A balanced diet also includes different types of nutrients, Kalıp ifadeler
2:28Dengeli bir diyet ayrıca farklı türde besin maddelerini,
vitamins, fiber, protein, and so on. Kalıp ifadeler
2:31vitaminleri, lifleri, proteinleri vb. de içerir.
different types of + çoğul isim
Different types of + çoğul isim, daha büyük bir grubun içinde birkaç kategori veya tür bulunduğunu anlatır. Bu cümlede different types of nutrients, besinlerin yalnızca tek bir türden olmadığını belirtir. Birden fazla kategoriden söz edildiği için type yerine çoğul types kullanılır. Genel bir şeyden söz ederken of sonrasındaki isim de different types of books veya different types of plants örneklerinde olduğu gibi genellikle çoğul olur.
Alıştırma
Cümleyi “birkaç farklı kategoride” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: We saw ____ birds by the lake.
Cevabı göster
different types of
and so on: tamamlanmamış bir listeyi bitirme
And so on, “ve buna benzer başka şeyler” anlamına gelir. Listeye başka maddelerin de eklenebileceğini göstermek için listenin sonunda kullanılır. Dinleyen kişi, söylenmemiş maddelerin neler olabileceğini daha önce verilen örneklerden anlar. Bu ifade tamamlanmamış bir listeyi bitirir; listenin eksiksiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Listeyi “ve buna benzer başka şeyler” anlamındaki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: The art room has paint, paper, brushes, ____.
Cevabı göster
and so on
But including these isn't always possible. Dilbilgisi
2:34Ancak bunları dahil etmek her zaman mümkün değildir.
Including these isn't always possible: özne olarak bir -ing öbeği
“Including these”, özne görevinde kullanılan bir -ing öbeğidir. Bunları dahil etme eyleminin tamamını tek bir fikir olarak ele alır. Tekil fiil “isn't”, bu eylemin her zaman mümkün olmadığını belirtir. Bir şeyi yapma eylemini bir bütün olarak anlatmak istediğinde cümlenin başında bir -ing öbeğini özne olarak kullanabilirsin. Bu tür bir özne genellikle tekil fiil alır: “Including every detail is difficult.”
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için include fiilinin -ing biçimini kullan: ____ all the details isn't always possible.
Cevabı göster
Including
meaning have very little of, one food type.
2:39yani bir yiyecek türünden çok aza sahip olabilirsiniz.
go low on: bir yiyecek türünden çok az tüketmek
Burada “go low on”, bir şeyi çok az tüketmek veya ondan çok az almak anlamına gelir. “go low on one food type” ifadesinde “on”, miktarı ya da tüketimi düşük olan yiyecek türünü belirtir. Buradaki “go”, yürümeyi veya hareket etmeyi anlatmaz. Bir değişimi ya da sonucu gösterir: o yiyecekten tükettiğiniz miktar azalır.
Alıştırma
“If you remove too many foods, you may go low on protein,” cümlesindeki “go low on protein” ne anlama gelir?
- az protein içeren bir yiyecek yemek
- stokta yalnızca az miktarda protein kalması
- çok az protein tüketmek veya almak
Cevabı göster
çok az protein tüketmek veya almak
as intelligent and quick to notice things, as usual.
2:47yani zeki ve olayları fark etmede hızlı olmadığını söylüyor.
sharp: zihni hızlı ve gözlemci
Burada sharp, zihnen hızlı ve gözlemci olmak, yani bir şeyleri çabucak anlayıp fark etmek anlamına gelir. Ardından gelen intelligent and quick to notice things sözleri bu anlamı başka şekilde açıklar. Bir bıçağın veya başka bir nesnenin keskinliğinden söz edilmez. not as sharp ... as usual yapısı, onun şimdiki durumunu normal durumuyla karşılaştırır. Genel olarak zekâsız olduğunu değil, o anda zihninin her zamankinden daha az açık olduğunu söyler.
Alıştırma
Maya is sharp today and spots mistakes quickly. cümlesinde sharp ne anlama gelir?
- Hızlı düşünür ve bir şeyleri çabucak fark eder.
- Sivri ve kesici bir kenarı vardır.
- Çok yüksek sesle konuşur.
Cevabı göster
Hızlı düşünür ve bir şeyleri çabucak fark eder.
Dr. Achari names lots of different foods which help boost our brains. Kalıp ifadeler
2:51Dr. Achari beynimizi güçlendirmeye yardımcı olan pek çok farklı besinin ismini veriyor.
boost our brains: beynimizin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak
boost our brains ifadesinde boost, artırmak veya geliştirmek anlamına gelir. Brains; düşünme, hatırlama, odaklanma veya öğrenme becerimizi ifade eder. Bu nedenle ifade, beynimizin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak demektir; beyni fiziksel olarak kaldırmak veya büyütmek anlamına gelmez. boost fiili çoğu zaman soyut bir ismi nesne olarak alır: boost energy, boost confidence, boost sales veya boost performance. Başka durumlara aktarılabilen kalıp boost + artırmak ya da güçlendirmek istediğiniz şey biçimindedir.
Alıştırma
Cümleyi, beynimizin daha iyi çalışmasına yardımcı olmak anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: Sleep and exercise can help ____.
Cevabı göster
boost our brains
From wild-caught Alaskan salmon and avocado, Notlar
2:56Doğal ortamında yakalanmış Alaska somonu ve avokadodan,
wild-caught Alaskan salmon: avlanma yöntemi ve köken
wild-caught Alaskan salmon isim öbeğinde temel isim salmon sözcüğüdür. Wild-caught, balığın nasıl elde edildiğini anlatır: balık çiftliğinde yetiştirilmemiş, doğal sularda avlanmıştır. Alaskan ise Alaska'yla olan bağlantısını, genellikle de kökenini belirtir. Wild-caught, isimden önce gelen birleşik bir sıfattır; bu nedenle kısa çizgiyle yazılır. Niteleyiciler etiketlerde görülen iki farklı bilgiyi verir: avlanma yöntemi ve coğrafi köken.
Alıştırma
Alaska'yla bağlantılı olan ve doğal sularda avlanmış somonu hangi ifade anlatır?
- farmed Alaskan salmon
- wild-caught Scottish salmon
- wild-caught Alaskan salmon
Cevabı göster
wild-caught Alaskan salmon
Bir örnek aralığını göstermek için From ... to ...
from A to B kalıbı bir aralığın iki ucunu birbirine bağlar. Bu yiyecek listesinde iki grup, söz konusu daha geniş kümenin farklı örnekleridir. Burada bir yerden başka bir yere gitmeyi anlatmaz. Listenin farklı yiyecek türlerini kapsadığını göstererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
Cümleyi aralık bildiren from ... to ... kalıbıyla tamamlayın: The fair has games ____ ring toss ____ mini golf.
Cevabı göster
from · to
hang on: Birinden bir an beklemesini istemek
Burada hang on, “bir dakika bekle” demektir. Kalıplaşmış ve gündelik bir ifadedir; bir şeye asılma ya da tutunma eylemini gerçek anlamıyla anlatmaz. Bir yanıtın başında kullanıldığında konuşmayı kısa süreliğine keser ve konuşmacının soru sormasına, bir şeyi düzeltmesine veya önemli bir bilgi eklemesine olanak verir.
Alıştırma
Bir planı düzeltmeden önce kullanılan gündelik bekleme isteğini tamamlayın: “____, we need to check the address first.”
Cevabı göster
Hang on
It sounds like these superfoods are just for the super-rich. Notlar
3:08Sanki bu süper besinler sadece süper zenginler içinmiş gibi geliyor kulağa.
It sounds like...: Daha temkinli bir tahminde bulunmak
It sounds like + yan cümle yapısında like, bilgi veya ipuçlarına dayanan bir tahmini başlatır. Burada konuşmacı, bu süper gıdaların yalnızca çok zengin insanlar için olduğunu düşünüyor. Bu kalıp düşünceyi kesin bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Böylece karşıdaki kişiye açıklama veya düzeltme yapma alanı bırakır.
Alıştırma
Maya'nın bugün üç teslim tarihi olduğunu duyduktan sonra, hangi cümle hedef kalıbı kullanarak temkinli bir tahminde bulunur?
- Maya sounds very busy.
- It sounds like Maya is very busy.
- It is certain that Maya is very busy.
Cevabı göster
It sounds like Maya is very busy.
superfoods: özellikle besleyici olduğu tanıtılan yiyecekler
Superfoods, özellikle besin açısından zengin veya sağlığa çok faydalı olduğu sunulan yiyecekler için kullanılan resmî olmayan bir pazarlama ve medya terimidir. Kesin bir bilimsel kategori değildir. Bu cümlede sözcük, super-rich ifadesindeki super- tekrarını hazırlar. Bu eğlenceli benzerlik, moda olan bu yiyeceklerin sıradan insanlar için fazla pahalı olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Sağlıklı beslenme konuşmalarında superfoods genellikle ne anlama gelir?
- Yalnızca süper kahramanlar için yapılan yiyecekler
- Her zaman ucuz olan yiyecekler
- Özellikle besleyici olduğu tanıtılan yiyecekler
Cevabı göster
Özellikle besleyici olduğu tanıtılan yiyecekler
super-rich: aşırı zengin insanlar
the super-rich ifadesi aşırı zengin insanları anlatır. super- ön eki rich sözcüğünün derecesini güçlendirir; the + sıfat yapısı da aynı özelliği taşıyan bütün bir insan grubunu gösterebilir. Burada super-rich, superfoods ile benzerlik kurar. super- bölümünün tekrarlanması eğlenceli bir kelime oyunu oluşturur ve bu yiyecekleri yalnızca çok zengin insanların karşılayabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Hangi ifade “bir grup olarak düşünülen aşırı zengin insanlar” anlamına en uygun şekilde gelir?
- a super-rich
- the super-rich
- rich people
Cevabı göster
the super-rich
Well, not according to blogger Michelle Munt. Anlatım akışı
3:12Blogger Michelle Munt'a göre öyle değil.
not according to: farklı düşünen bir kaynağı belirtmek
Not according to + kaynak, daha önce söylenen bir iddiaya verilen kısa bir yanıttır. Adı geçen kişi, rapor ya da başka bir kaynağın o iddianın doğru olmadığını söylediğini belirtir. Burada kaynak, blog yazarı Michelle Munt'tır. Bu ifade konuşmayı bir görüşten farklı bir bilgiye taşır ve karşıt görüşü kısa ve açık biçimde sunar.
Alıştırma
Birinin ortaya attığı iddiadan sonra 'Not according to the doctor.' ne anlama gelir?
- Doktor farklı bilgi veriyor.
- Doktor iddiaya katılıyor.
- Henüz kimse doktora sormadı.
Cevabı göster
Doktor farklı bilgi veriyor.
Here she is telling BBC World Service's The Food Chain
3:16İşte BBC World Service'in The Food Chain programında bize,
how eating well needn't cost a fortune. Notlar
3:19iyi yemenin bir servete mal olması gerekmediğini anlatıyor.
eating well: sağlıklı biçimde beslenmek
Sağlık ve maliyetle ilgili bu bağlamda eating well, sağlıklı ve besleyici yiyecekler seçmek demektir. Kişinin ne kadar yediğini değil, beslenmesinin kalitesini anlatır. Anlam bağlama göre değişebilir, ancak burada çok yemek veya pahalı yemekler almak anlamına gelmez.
Alıştırma
Sağlıkla ilgili bir konuşmada 'eating well' büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Çok büyük miktarda yemek
- En pahalı yemekleri satın almak
- Sağlıklı ve besleyici yiyecekler seçmek
Cevabı göster
Sağlıklı ve besleyici yiyecekler seçmek
needn't + fiilin yalın hâli: bir şeyin gerekli olmadığını belirtmek
Needn't, need not ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada iyi beslenmenin çok pahalı olmak zorunda olmadığını anlatır; sağlıklı yiyeceklerin her zaman ucuz olduğunu garanti etmez. Need burada kiplik yardımcı fiil olarak kullanılır. Bu yüzden needn't ifadesinden hemen sonra fiilin yalın hâli gelir: needn't cost. Araya to girmez.
Alıştırma
Cümleyi need not ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: The trip ____ be expensive; we can take the bus.
Cevabı göster
needn't
cost a fortune: çok pahalıya mal olmak
Cost a fortune, “çok pahalı olmak” veya “çok para gerektirmek” anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki fortune gerçek bir miktarı belirtmez; yüksek maliyeti güçlü biçimde vurgular. Cümledeki needn't cost a fortune, iyi beslenmenin aşırı pahalı olmak zorunda olmadığını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “çok pahalıya mal olmak” anlamındaki deyimle tamamlayın: Repairing the old bridge could ____.
Cevabı göster
cost a fortune
and everyone's got a freezer these days, so... Notlar
3:26ve günümüzde herkesin bir dondurucusu var, o yüzden...
everyone's got: everyone has got ifadesinin kısaltılmış biçimi
everyone's got, everyone has got ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada 'herkesin bir dondurucusu var' anlamına gelir. Bu yapıda 's, is değil has yerine kullanılır. Have got, sahiplik anlatmak için Britanya İngilizcesi konuşma dilinde yaygın bir yapıdır. Everyone dil bilgisi bakımından tekil olduğu için tam biçim everyone has got olur; everyone have got olmaz.
Alıştırma
Cümleyi everyone has got ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: At our school, ____ a locker.
Cevabı göster
everyone's got
these days: içinde bulunduğumuz dönemden söz etmek
these days, 'içinde bulunduğumuz dönemde' ya da 'günümüzde' anlamına gelir. Genellikle bugünün tek bir gününü veya belirli sayıda günü değil, şimdiki zamandaki genel bir durumu, alışkanlığı ya da eğilimi anlatır. Bu cümlede dondurucu sahibi olmak modern yaşamda olağan bir durum olarak sunulur. Geçmiş açıkça belirtilmese bile bu ifade çoğu zaman eski dönemle genel bir karşılaştırma kurar.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir günü veya yakın zamandaki bir olayı değil, günümüzdeki genel bir eğilimi açıkça anlatır?
- Many families have recently streamed a film at home.
- Many families streamed a film at home today.
- Many families stream films at home these days.
Cevabı göster
Many families stream films at home these days.
Yes, you can batch cook things, freeze them, Kalıp ifadeler
3:29Evet, yiyecekleri toplu pişirebilir (batch cook), dondurabilir,
batch cook things: tek seferde birkaç porsiyon pişirmek
Batch cook things, yiyecekleri tek bir pişirme seferinde birkaç porsiyon hazırlamak ve genellikle saklayıp daha sonra yemek demektir. Bu cümlede things, yiyecekleri veya yemekleri genel olarak anlatır. Freeze them, yiyecekler toplu olarak pişirildikten sonra ne yapılabileceğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve tek seferde birkaç porsiyon pişirmek anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: On Sundays, I ____ meals for the busy week.
Cevabı göster
batch cook
and then use them in like a week's time or something. Ton ve niyet
3:32ve sonra onları yaklaşık bir hafta sonra falan kullanabilirsiniz.
in like a week's time or something: gündelik bir zaman tahmini
In a week's time, şu andan veya daha önce belirtilen başka bir zamandan bir hafta sonrası demektir. Burada like, a week ifadesinin yalnızca yaklaşık bir tahmin olduğunu gösterir. Or something, buna benzer başka bir zamanın da uygun olabileceğini belirtir. İfade bir bütün olarak yaklaşık bir hafta sonrasını anlatır ve kesin bir tarih sözü vermez.
Alıştırma
Konuşmacı I'll call you in like an hour or something? derken neyi kastediyor?
- Arama muhtemelen yaklaşık bir saat sonra yapılacak, ancak zaman kesin değil.
- Konuşmacı bir saati başka bir şeyle karşılaştırıyor.
- Aramanın tam altmış dakika sonra yapılacağı garanti ediliyor.
Cevabı göster
Arama muhtemelen yaklaşık bir saat sonra yapılacak, ancak zaman kesin değil.
So I think the problem is that again, it's about our lifestyles. Anlatım akışı
3:36Bence sorun yine yaşam tarzlarımızla ilgili.
the problem is that: temel soruna odaklanma
The problem is that... bilgiyi belirli bir noktaya odaklayan bir kalıptır. Dinleyiciye, that sonrasındaki yan cümlenin sadece başka bir ayrıntı değil, temel güçlük veya engel olduğunu bildirir. Bu cümlede konuşmacı, sorunun neyle ilgili olduğunu, yani yaşam tarzlarımızla ilgili olduğunu göstermek için bu kalıbı kullanır. Buradaki that tam bir içerik yan cümlesi başlatır; because anlamına gelmez.
Alıştırma
Temel güçlüğü tanıtan kalıbı tamamlayın: The ____ our train leaves before the first bus arrives.
Cevabı göster
problem is that
It's about the fact that we feel like we've got limited time, Notlar
3:40Zamanımızın kısıtlı olduğunu hissetmemiz gerçeğiyle ilgili,
the fact that + yan cümle: isim gibi işleyen bir birim
The fact that + yan cümle, tam bir önermeyi tek bir bütün olarak ele alınabilen bir isim öbeğine dönüştürür. Bu cümlede the fact that we feel like we've got limited time öbeğinin tamamı about sözcüğünün tümleyenidir. fact adı, sonraki önermeyi kabul edilmiş veya doğruluğu belirlenmiş bir şey olarak sunar. Buradaki önerme bir hisle ilgilidir: insanlar zamanlarının kısıtlı olduğunu hisseder; bu ifade, zamanlarının nesnel olarak kısıtlı olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Durumu adlandırmak için about sonrasında isim benzeri bir birimi doğru kullanan cümle hangisidir?
- We know that the library closes early.
- We talked about the fact that the library closes early.
- We left because the library closes early.
Cevabı göster
We talked about the fact that the library closes early.
feel like we've got limited time: öznel bir izlenim ifade etmek
feel like we've got limited time ifadesinde feel like'tan sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir düşünce gelir: we've got limited time. Burada “...izlenimine sahip olmak” veya “...doğru gibi gelmek” anlamındadır. Bu kullanım, zamanın sınırlı olmasını konuşanın ya da grubun deneyimi ve değerlendirmesi olarak sunar. feel like olmadan we've got limited time, bir gerçeğin doğrudan ifade edilmesi gibi duyulur.
Alıştırma
Hangi cümlede feel like, tam bir düşünceyi kişisel bir izlenim olarak sunar?
- I feel like we've got limited time.
- We've got exactly ten minutes.
- I feel like taking a short break.
Cevabı göster
I feel like we've got limited time.
and therefore people are trying to cut the time down in the kitchen by Notlar
3:44ve bu yüzden insanlar mutfaktaki zamanı kısaltmaya çalışıyor;
therefore: mantıksal bir sonucu belirtmek
Therefore, dinleyiciye sıradaki düşüncenin daha önce söylenenlerden çıkarılan bir sonuç olduğunu bildirir. Neden ile sonuç arasındaki bağlantıyı açıkça gösterir. Bu cümlede and düşünceleri birbirine bağlarken therefore, insanların mutfakta zaman kazanmaya çalışmasını zamanın sınırlı olduğunu hissetmelerinin sonucu olarak gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle ikinci düşünceyi birinci düşüncenin sonucu olarak sunar?
- Although the road was flooded, the school stayed open.
- The road was flooded; therefore, the school closed.
- The road was flooded because the school closed.
Cevabı göster
The road was flooded; therefore, the school closed.
cut the time down: ayrılabilen bir öbek fiille süreyi azaltmak
Cut the time down, bir şeyin aldığı süreyi azaltmak demektir. Burada insanlar mutfakta yemek hazırlamaya daha az zaman ayırmak istiyor. Cut down azaltmak anlamına geldiğinde ayrılabilen bir öbek fiildir. Bir isim, cut the time down örneğindeki gibi cut ile down arasına gelebilir veya tüm fiilden sonra kullanılabilir: cut down the time. Zamir mutlaka ortaya gelir: cut it down. Altyazıdaki by, zamandan tasarruf etmek için kullanılan yöntemi açıklar.
Alıştırma
Bekleme süresi çok uzun. it, the waiting time ifadesinin yerine geçerse azaltmak anlamında cut down yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We need to cut it down.
- We need to cut it off.
- We need to cut down it.
Cevabı göster
We need to cut it down.
pre-made: ihtiyaç duyulmadan önce hazırlanmış
Pre-made, bir şeyin satın alınmadan, kullanılmadan veya gerekli olmadan önce yapılmış ya da hazırlanmış olduğunu belirtir. pre- ön eki önce anlamına gelir; made ise make fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. things that are pre-made yapısında pre-made, are sözcüğünden sonra gelir ve things sözcüğünü niteler. Yiyeceklerde ana hazırlığın daha önce yapıldığını anlatır; yiyeceğin mutlaka tamamen pişmiş veya hemen yenmeye hazır olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
"We bought a pre-made meal," cümlesinde pre-made neyi belirtir?
- Henüz hazırlanmamıştır.
- Şimdi en baştan yapılması gerekir.
- Satın alınmadan veya kullanılmadan önce hazırlanmıştır.
Cevabı göster
Satın alınmadan veya kullanılmadan önce hazırlanmıştır.
or even worse, we're just chucking it in the microwave. Notlar
3:50ya da daha kötüsü, onu öylece mikrodalgaya atarak.
even worse ile olumsuzluğu bir adım artırma
or even worse ifadesinde even worse, sıradaki olasılığı daha önce bahsedilenden daha olumsuz gösteren bir söylem belirtecidir. even, “derecenin daha da yüksek olduğu” anlamını ekler. Burada or başka bir olasılık sunarken even worse dinleyiciye bunu nasıl değerlendireceğini gösterir. Böylece konuşmacı yalnızca başka bir bilgi eklemek yerine olumsuz noktayı güçlendirerek düşüncesini ilerletir.
Alıştırma
Bu cümlede even worse ne işe yarıyor? The screen was cracked, and even worse, the phone would not turn on.
- Telefonun açılmamasını daha ciddi bir sorun olarak gösteriyor.
- İkinci bilginin iyi haber olduğunu gösteriyor.
- Çatlamış bir ekranla ilgili nötr bir örnek veriyor.
Cevabı göster
Telefonun açılmamasını daha ciddi bir sorun olarak gösteriyor.
chucking it in the microwave: hızlı, gelişigüzel ve biraz özensiz yerleştirme
chucking it in the microwave ifadesinde chuck, bir şeyi bir yere hızlı ve gelişigüzel koymak anlamına gelir. Nesneyi gerçekten havaya fırlatmak anlamına gelmek zorunda değildir. Nötr put ile karşılaştırıldığında chucking bir tutum da katar: eylem hızlı, rahat ve biraz özensiz gelebilir. Bu cümlede konuşmacının yiyeceği az çabayla hazırlama biçimini eleştirmesine yardımcı olur.
Alıştırma
chucking it in the microwave, putting it in the microwave ifadesine kıyasla nasıl ek bir his veriyor?
- Eylem hızlı, rahat ve biraz özensiz geliyor.
- Yiyecek yerine mikrodalga fırlatılıyor.
- Talimat daha resmî ve kesin geliyor.
Cevabı göster
Eylem hızlı, rahat ve biraz özensiz geliyor.
But actually, you can do fresh food in 20 minutes flat. Notlar
3:54Ama aslında, taze yemeği tam 20 dakikada (in 20 minutes flat) yapabilirsiniz.
But actually, ile önceki beklentiyi düzeltmek
But bir karşıtlık kurar; actually ise konuşmacının gerçek durum olarak sunduğu bilgiyi getirir. Cümlenin başındaki But actually, bir sonraki düşüncenin önceki konuşmadan doğan beklentiyi düzelteceğini dinleyiciye bildirir. Burada taze yemek hazırlamanın çok uzun sürdüğü beklentisi değiştirilir: konuşmacı bunun yirmi dakikada yapılabileceğini söyler. Bu ifade, varsayılan bir düşünceden düzeltmeye geçişi düzenler.
Alıştırma
Okuyun: Mia expected a long wait. But actually, the bus came at once. Burada But actually neyi gösteriyor?
- Konuşmacı önceki düşünceye tamamen katılıyor.
- Sonraki düşünce önceki bir beklentiyi düzeltiyor.
- Sonraki olay yalnızca daha sonra gerçekleşiyor.
Cevabı göster
Sonraki düşünce önceki bir beklentiyi düzeltiyor.
do fresh food: konuşmada geniş anlamlı do
do fresh food ifadesindeki do, hazırlamak veya yapmak anlamına gelen geniş kapsamlı bir konuşma dilidir. Doğramak ya da pişirmek gibi tek bir kesin eylemi belirtmek yerine taze yiyeceği hazır hâle getirme faaliyetinin tamamını kapsar. do sözcüğünden sonra gelen isim ve durum, özel anlamı belirler. Burada süre sınırı, do sözcüğünün taze bir öğün veya yiyecek hazırlamayı anlattığını gösterir.
Alıştırma
I can do the sandwiches for lunch. cümlesini okuyun. Buradaki do en doğal şekilde ne anlama gelir?
- öğle yemeğinden sonra bulaşıkları yıkamak
- sandviçleri hazırlamak veya yapmak
- sandviçler hakkında bilgi okumak
Cevabı göster
sandviçleri hazırlamak veya yapmak
in 20 minutes flat: çok hızlı tamamlamayı vurgulama
Burada in 20 minutes flat, “ek süre harcamadan tam 20 dakikada” demektir. Flat zaman miktarından sonra gelerek ifadeyi vurgular ve 20 dakikanın şaşırtıcı derecede kısa olduğunu hissettirir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp in + zaman miktarı + flat şeklindedir. Bir şeyi bitirmenin veya başarmanın ne kadar sürdüğünü anlatır; bir etkinliğin ne kadar süre devam ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Hızlı tamamlamayı vurgulayan bu nottaki deyimsel sözcükle cümleyi tamamlayın: Leo packed his bag in two minutes ____.
Cevabı göster
flat
Michelle's idea for brain food on a budget involves batch cooking. Kalıp ifadeler
4:02Michelle'in bütçeye uygun beyin besini fikri toplu pişirmeyi (batch cooking) içeriyor.
on a budget: sınırlı bir bütçeyle
On a budget, yalnızca sınırlı miktarda para bulunduğu için masrafları düşük tutmak anlamına gelir. Brain food on a budget ifadesinde, fazla para harcamadan planlanan veya hazırlanan besleyici yiyecekleri anlatır. Bu ifade bir kişiyi veya bir etkinliğin yapılma biçimini anlatabilir. We are on a budget bir kişinin durumunu, travelling on a budget ise bir etkinlik sırasında harcamaları dikkatle kontrol etmeyi anlatır.
Alıştırma
“Harcanabilecek para sınırlı” anlamındaki bu notta geçen kalıpla cümleyi tamamlayın: We are planning the party ____, so we made the decorations ourselves.
Cevabı göster
on a budget
involves batch cooking: involve + -ing biçimi
Bu cümlede involves batch cooking, toplu yemek pişirmenin Michelle'in planının bir parçası olduğu anlamına gelir. Buradaki involve, “bir parça veya gereklilik olarak içermek” demektir; “birini zor bir duruma sürüklemek” anlamında değildir. Kalıp involve + isim veya involve + fiilin -ing biçimidir. Bir planın, işin, sürecin ya da etkinliğin ne içerdiğini veya ne gerektirdiğini belirtir. Michelle's idea tekil olduğu için involves kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi prepare fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The plan involves ____ meals in advance.
Cevabı göster
preparing
Batch cooking means cooking a lot of food at one time, Notlar
4:07Toplu pişirme (batch cooking), bir seferde çok fazla yiyecek pişirmek,
Batch cooking: tek pişirme oturumunda birkaç porsiyon hazırlamak
Batch cooking, tek bir pişirme oturumunda genellikle birkaç öğüne yetecek kadar çok yemek hazırlama yöntemidir. Yemeğin bir kısmı daha sonra yenmek üzere çoğunlukla buzdolabında veya dondurucuda saklanır. Batch, birlikte üretilen veya işlenen şeylerden oluşan bir grup demektir. Bu nedenle batch cooking belirli bir yemeğin değil, öğün hazırlığını düzenleme yönteminin adıdır.
Alıştırma
Hangi durum batch cooking için en iyi örnektir?
- Pazar günü altı porsiyon çorba pişirip dördünü daha sonra yemek için dondurmak.
- Bir sandviç hazırlayıp hemen yemek.
- Bir restorandan birkaç farklı yemek sipariş etmek.
Cevabı göster
Pazar günü altı porsiyon çorba pişirip dördünü daha sonra yemek için dondurmak.
at one time: tek seferde bir parti yapmak
Burada at one time, tek bir pişirme sürecinde veya tek bir partide anlamına gelir. Çok miktarda yemek birkaç ayrı sürece bölünmek yerine birlikte pişirilir. Bu ifade işi tek bir seferde toplar. Her yiyeceğin tam olarak aynı saniyede pişmeye başlaması gerekmez.
Alıştırma
Hangi cümlede at one time ‘tek bir partide’ anlamına gelir?
- Add one egg at a time.
- At one time, the shop sold only bread.
- The oven can bake twenty rolls at one time.
Cevabı göster
The oven can bake twenty rolls at one time.
then saving some to eat later, usually by freezing it. Kalıp ifadeler
4:11sonra onu daha sonra yemek üzere saklamak anlamına gelir, bu genellikle dondurarak yapılır.
saving some to eat later: yiyeceğin bir kısmını sonrası için ayırmak
Saving some to eat later ifadesinde saving, yiyeceği kurtarmak değil, yiyeceğin bir kısmını gelecekte kullanmak üzere ayırmak demektir. Some, daha önce sözü edilen yiyeceğin bir kısmının yerini tutar. To eat later mastar yapısı ayırma amacını belirtir: yiyecek daha sonra yenebilmesi için saklanır.
Alıştırma
'I made extra soup and saved some to eat later,' cümlesinde saved some ne anlama gelir?
- Çorbanın bir kısmını daha sonraki bir öğün için ayırdı.
- Çorbanın tamamını hemen kullandı.
- Bazı insanları tehlikeden kurtardı.
Cevabı göster
Çorbanın bir kısmını daha sonraki bir öğün için ayırdı.
Although microwave-ready meals are convenient, Dilbilgisi
4:15Mikrodalgaya hazır öğünler pratik olsa da,
they lack many nutrients needed by the brain. Notlar
4:18beyin için gerekli olan pek çok besin maddesinden yoksundurlar.
Although ..., they lack ...: ana düşünceden önce karşıt bir gerçeği kabul etme
Although bir durumu kabul ederek karşıtlık kurar: konuşan kişi önce mikrodalgaya hazır yemeklerin kullanışlı olduğunu kabul eder, sonra daha önemli eleştiriyi they lack... ana cümlesiyle verir. Kalıp Although + yan cümle, ana cümle şeklindedir. Bu yapı ilk bilginin yanlış olduğu anlamına gelmez. İkinci bilginin, ilk bilginin oluşturabileceği beklentiyle çeliştiğini gösterir.
Alıştırma
Bir gerçeği kabul ettikten sonra ana düşünceyi vermek için although sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- Although the library is small, but it has many useful books.
- Although the library is small, it has many useful books.
- The library although is small, but it has many useful books.
Cevabı göster
Although the library is small, it has many useful books.
lack many nutrients: fiil + doğrudan nesne
Burada lack, gerekli bir şeye sahip olmamak veya ondan yeterince bulunmaması anlamına gelen geçişli bir fiildir. They özne, lack fiil ve many nutrients doğrudan nesnedir. Fiilden sonra of kullanılmaz. Lack kısa ve oldukça resmî bir sözcük olduğu için beslenme, kaynaklar, beceriler veya kanıtlar hakkındaki açıklamalarda sık görülür.
Alıştırma
Lack fiilinin doğru biçimini kullanın: This meal ____ several important vitamins.
Cevabı göster
lacks
needed by the brain: kısaltılmış ilgi cümleciği
needed by the brain, nutrients sözcüğünden sonra gelir ve hangi besin maddelerinden söz edildiğini belirtir. Edilgen anlam taşır: Beyin bu besin maddelerine ihtiyaç duyar. Bu, kısaltılmış bir ilgi cümleciğidir. nutrients that are needed by the brain biçiminde açılabilir. İsim eylemden etkilenen taraf olduğunda isim + geçmiş ortaç biçimindeki bu kısa yapı yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“The tools needed by the crew are ready” cümlesinde “needed by the crew” ne yapar?
- Ekibin ihtiyaç duyduğu aletleri açıklar.
- Ekip hakkında ayrı ve tamamlanmış bir cümle başlatır.
- Aletlerin ekibe ihtiyaç duyduğunu söyler.
Cevabı göster
Ekibin ihtiyaç duyduğu aletleri açıklar.
Luckily, adding some fresh vegetables to batch-cooked food Dilbilgisi
4:22Neyse ki, toplu pişirilmiş yemeğe biraz taze sebze eklemek,
means anyone can make a brain-healthy meal quickly. Kalıp ifadeler
4:25herkesin hızlı bir şekilde beyin için sağlıklı bir öğün yapabileceği anlamına gelir.
adding ... means ...: özne olarak gerund öbeği
adding some fresh vegetables to batch-cooked food tek bir gerund öbeğidir. Bir eylemi adlandırır ve means fiilinin öznesi olarak görev yapar; present continuous yapısındaki bir fiil değildir. Doing X means + result kalıbı, bir eylemi onun mümkün kıldığı şeye veya ardından gelen sonuca bağlar. Eylemin tamamı tek bir düşünce olarak ele alındığı için tekil fiil means kullanılır.
Alıştırma
Doing X means + result kalıbını mean fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Taking the earlier bus ____ we can arrive before noon.
Cevabı göster
means
brain-healthy meal: kısa çizgiyle yazılan birleşik sıfat
brain-healthy meal ifadesinde brain-healthy, meal sözcüğünden önce gelen birleşik bir sıfattır. Öğünün beyin sağlığını desteklemesi amaçlandığını belirtir; öğünün sağlıklı bir beyne sahip olduğu anlamına gelmez. Kısa çizgi, brain ve healthy sözcüklerinin tek bir niteleyici olarak anlaşılması gerektiğini gösterir. Bu yapı, “healthy for the brain” anlamını kısaltarak bir ismin önüne getirir.
Alıştırma
Cümleyi “beyin için sağlıklı” anlamındaki kısa çizgili sıfatla tamamlayın: Choose a ____ meal.
Cevabı göster
brain-healthy
Or in 20 minutes flat, as Michelle says,
4:29Ya da Michelle'in dediği gibi, tam 20 dakikada (in 20 minutes flat),
and to emphasize that it can be done quickly.
4:35ve bunun hızlıca yapılabileceğini vurgulamak içindir.
Okay, so we need balanced diets and batch cooking for big brains. Anlatım akışı
4:38Tamam, demek ki büyük beyinler için dengeli diyetlere ve toplu pişirmeye ihtiyacımız var.
Sözlü bir özet geçişi olarak Okay, so
Okay, so konuşmanın akışını düzenler. Okay, az önce konuşulan kısmı kapatır veya kabul eder; so ise ardından gelen sonucu ya da uygulanabilir ana fikri tanıtır. Burada “we need balanced diets and batch cooking” bölümünün önceki konuşmaya dayanan bir özet olduğunu gösterir. Yalnızca onay anlamına gelmez; dinleyenler, konuşmacının ana noktaları toparlayıp devam edeceğini anlayabilir.
Alıştırma
“Okay, so we need three things,” cümlesinde Okay, so büyük olasılıkla neyi gösterir?
- Konuşmacı bağlantısız bir hikâyeye başlıyor.
- Konuşmacı önceki noktaları bir özet veya sonraki adım hâlinde topluyor.
- Konuşmacı three sözcüğünün telaffuzunu düzeltiyor.
Cevabı göster
Konuşmacı önceki noktaları bir özet veya sonraki adım hâlinde topluyor.
Now, let's test your brain, Georgie, with my question.
4:42Şimdi, sorumla senin beynini test edelim, Georgie.
You asked which mammal has the biggest brain,
4:47Hangi memelinin en büyük beyne sahip olduğunu sordun,
Bir tahmini aktarmak için I guessed it was ...
I guessed it was an African elephant cümlesinde guessed fiilinden sonra tam içerik yan cümlesi it was an African elephant gelir. Bu yan cümle, konuşanın cevabın ne olduğuna inandığını açıkça belirtir. İsteğe bağlı that sözcüğü kullanılmamıştır. Aynı yapı I guessed that it was an African elephant şeklinde de yazılabilir. Geçmişteki bir tahminin bütün içeriğini aktarırken guessed + özne + fiil yapısını kullanın.
Alıştırma
“It was an owl.” tahmininin aktarımını tamamlayın. That kullanmayın: I ____ an owl.
Cevabı göster
guessed it was
Which was the wrong answer ile önceki ifadeye dönmek
Burada which soru sormaz. Önceki ifadeye, yani az önce verilen cevaba işaret eder ve cevabın yanlış olduğu yorumunu ekler. Dil bilgisi bakımından ek bilgi veren bir ilgi yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle yine de önceki içeriğe bağlıdır. Kesintisiz yazıda normalde virgülle önceki cümleye bağlanır: I guessed it was an African elephant, which was the wrong answer. Konuşmada verilen ara, onu ayrıymış gibi duyurabilir; ancak which yine geriye işaret eder.
Alıştırma
Hangi cümle which ile önceki bir seçime dönüp yorum ekliyor?
- I chose the blue key, which was the right one.
- I chose the blue key because it was right.
- Which key did I choose?
Cevabı göster
I chose the blue key, which was the right one.
I'm afraid ile kötü haberi nazikçe yumuşatma
Bu cümlede I'm afraid korkuyu anlatmaz. Yaklaşık olarak “ne yazık ki” veya “bunu söylediğim için üzgünüm” anlamına gelen nazik bir ek ifadedir ve cevabın yanlış olduğu haberini yumuşatır. Bu kullanım kötü haberden önce veya sonra gelebilir. Bir düzeltmenin, reddin ya da hayal kırıklığı yaratan cevabın daha az sert duyulmasını sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede I'm afraid ne işe yarıyor?
- Konuşanın cevaptan korktuğunu söylüyor.
- Cevabın yanlış olduğu haberini nazikçe yumuşatıyor.
- Konuşanın cevabın yanlış olup olmadığından emin olmadığını gösteriyor.
Cevabı göster
Cevabın yanlış olduğu haberini nazikçe yumuşatıyor.
In fact, the biggest brain belongs to the sperm whale, Notlar
4:57Aslında, en büyük beyin ispermeçet balinasına aittir,
In fact: doğru bilgiyi vererek önceki düşünceyi düzeltme
Cümlenin başındaki In fact, dinleyiciye sıradaki bilginin gerçek ya da daha doğru durumu anlattığını bildirir. Açıklamayı önceki yanlış cevaptan doğru gerçeğe taşır. Bu ifade açıklamayı düzenler: önce bir düşünce reddedilir, sonra doğru bilgi verilir. “Sırada” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede In fact dinleyiciye ne anlatıyor?
- Balina hakkındaki bilginin yalnızca bir örnek olduğunu gösteriyor.
- Bir sonraki olayın ne zaman olduğunu söylüyor.
- Önceki cevap reddedildikten sonra doğru gerçeği sunuyor.
Cevabı göster
Önceki cevap reddedildikten sonra doğru gerçeği sunuyor.
Sahiplik ve sınıflandırma için belongs to
belongs to, 'birine ait olmak' ya da 'belirli bir grubun veya sınıfın üyesi olmak' anlamına gelir. Bu cümlede the biggest brain, the sperm whale'e ait olan şeydir; yani bu beyne sahip hayvan ispermeçet balinasıdır. Kalıp, nesne veya üye + belong(s) to + sahip veya grup şeklindedir. the biggest brain tekil bir özne olduğu için belong, -s alır: belongs to.
Alıştırma
'Birine ait olmak' anlamındaki sabit kalıbı tamamlayın: This notebook belongs ____ Anna.
Cevabı göster
to
weighing about 8 kilos: ölçü bilgisi eklemek
weighing about 8 kilos, ana ifadeden sonra beynin ağırlığını ekleyen bir -ing ortaç öbeğidir. Örtük öznesi the biggest brain olduğu için 'and the biggest brain weighs about 8 kilos' anlamına gelir. Burada weigh, 'bir ağırlığa sahip olmak' demektir; 'bir şeyi teraziye koymak' anlamında değildir. Ana cümle + virgül + weighing + miktar biçimindeki kısa yapı, bir açıklamaya ölçü bilgisi eklerken yaygındır. About, sayının yaklaşık olduğunu gösterir.
Alıştırma
Paketin ağırlığını eklemek için weigh fiilinin -ing biçimini kullanın: The parcel is quite heavy, ____ about eight kilos.
Cevabı göster
weighing
And the sperm whale's main food? Fish. Anlatım akışı
5:04Peki ispermeçet balinasının ana besini nedir? Balık.
main food? Fish. ifadesindeki eksiltili soru-cevap kalıbı
Burada And the sperm whale's main food? sorusunda What is sözcükleri atılmıştır. Fish. cevabı da Its main food is fish. gibi tam bir cümlenin yerine geçer. Kısa bir konu sorusunun ardından tek sözcüklük cevap vermek dikkati yönlendirir: önce bilgi kategorisi, sonra temel gerçek gelir. Bu konu? cevap. kalıbı sözlü özetlerde yaygındır ve bitişe hızlı, etkili bir ritim verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir gerçeği vurgulamak için aynı eksiltili konu sorusu ve kısa cevap kalıbını kullanır?
- The main concern? Cost.
- Is cost the main concern?
- The main concern is cost.
Cevabı göster
The main concern? Cost.
Okay, let's recap the vocabulary we've learned in this program, Anlatım akışı
5:07Tamam, bu programda öğrendiğimiz kelimeleri özetleyelim,
let's recap: tekrar bölümüne geçmek
Let's, let us ifadesinin yaygın kısaltmasıdır ve ardından recap fiilinin yalın hâli gelir. Let's recap, konuşmacı ile dinleyicilerin daha önce ele aldıkları temel noktaları birlikte kısaca gözden geçireceğini belirtir. Bu cümlede programdaki bir geçişi gösterir: ana öğretim bölümü sona ermekte, kelime tekrarı başlamaktadır. Dinleyicileri bu geçişi konuşmacıyla birlikte yapmaya davet eder.
Alıştırma
Cümleyi, let's ifadesinden sonra ‘temel noktaları kısaca gözden geçirmek’ anlamına gelen fiili yazarak tamamlayın: Before we finish, ____ the three rules.
Cevabı göster
let's recap
starting with: ilk ögeyi tanıtmak
Starting with, sıralı bir tekrarın, listenin, açıklamanın veya sürecin ilk ögesini tanıtır. Burada starting with sugar rush, dinleyiciye önce hangi kelimenin tekrar edileceğini bildirir. Bu yapıda starting with, ana ifadeden sonra eklenen bir -ing öbeğidir. Ardından bir isim veya isim öbeği ya da ilk eylemi belirten bir -ing biçimi gelebilir: starting with breakfast veya starting with checking the doors.
Alıştırma
Cümleyi, start fiilinden oluşturulan ve ilk ögeyi tanıtan iki kelimelik -ing öbeğiyle tamamlayın: We'll review the emergency plan, ____ the fire exits.
Cevabı göster
starting with
Suddenly feeling excited and full of energy Kalıp ifadeler
5:13İçinde çok miktarda şeker bulunan bir yiyeceği yedikten sonra
full of energy: canlı ve hareketli hissetmek
Full of energy; canlı, hareketli ve bir şeyler yapmaya hazır olmak demektir. Altyazıda ani bir heyecan ve bedensel canlılık durumunu anlatır. Yapı be veya feel + full of + isim şeklindedir. Energy ile kullanıldığında kişinin durumunu anlatır; kişinin gerçek anlamda bir maddeyle dolu olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi full, of ve energy sözcüklerinden oluşan üç kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: After a good night's sleep, Ava felt ____.
Cevabı göster
full of energy
after eating food which contains a lot of sugar. Kalıp ifadeler
5:17aniden heyecanlı ve enerji dolu hissetmektir.
contains a lot of sugar: içeriği nesnel biçimde anlatmak
Bu cümlede contains a lot of sugar, yiyeceğin içinde çok miktarda şeker bulunduğu anlamına gelir. Contain, şekeri yiyeceğin içeriğinin veya bileşiminin bir parçası olarak sunar. Tekrar kullanılabilen kalıp thing + contain + substance or ingredient şeklindedir. Yiyecekler, içecekler, ilaçlar ve ürün etiketleri hakkındaki nesnel anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle bir atıştırmalığın malzemelerini veya içeriğini en doğal ve nesnel biçimde anlatır?
- This snack keeps a lot of sugar.
- This snack owns a lot of sugar.
- This snack contains a lot of sugar.
Cevabı göster
This snack contains a lot of sugar.
A balanced diet includes the correct combinations of food Kalıp ifadeler
5:20Dengeli bir diyet (balanced diet), sağlıklı kalmak için gereken
correct combinations of food: combination of kullanımı
Correct combinations of food, farklı yiyecekleri uygun biçimde bir araya getirme yolları anlamına gelir. Correct, combinations sözcüğünü sağlıklı kalmaya uygun olarak niteler; her yiyeceğin kendi başına “doğru” olduğu anlamına gelmez. Bir grubu veya karışımı oluşturan ögeleri adlandırmak için combination of + isim kullanın. Buradaki çoğul combinations, yiyeceklerin birkaç farklı uygun biçimde gruplanabileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir grubu oluşturan ögeleri adlandırmak için combination of yapısını doğru kullanır?
- A good routine needs the right combination from exercise and rest.
- A good routine needs the right combination of exercise and rest.
- A good routine needs the right combination for exercise and rest.
Cevabı göster
A good routine needs the right combination of exercise and rest.
go low on: bir şeyden çok az kalması
Bu cümlede go low on something, bir şeyin miktarının çok az olduğu bir düzeye gelmek veya zaten o düzeyde olmak demektir. İfade fiziksel yüksekliği değil, miktarı anlatır. Kalıp go low on + isim şeklindedir. on sonrasında, eldeki veya kullanılan miktarı düşük olan şey gelir.
Alıştırma
Örnekteki tanıma göre go low on something ne anlama gelir?
- Ona çok hızlı tepki verirsiniz.
- Ondan elinizde çok az vardır.
- Onu alçak bir yere koyarsınız.
Cevabı göster
Ondan elinizde çok az vardır.
you mean they're intelligent and quick to react to things.
5:32onun zeki olduğunu ve olaylara hızlı tepki verdiğini kastedersiniz.
describe someone as sharp yapısındaki as
describe someone as sharp ifadesinde as, someone için kullanılan açıklamayı başlatır. sharp sıfatı açıklamadır; someone ise açıklanan kişidir. Aktarılabilir kalıp describe + kişi veya şey + as + sıfat veya isim öbeği şeklindedir. Burada as, because veya while anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bir sözcükle tamamlayın: The coach described Lina ____ calm and focused.
Cevabı göster
as
Batch cooking means cooking a lot of food at the same time
5:35Toplu pişirme (batch cooking), aynı anda çok miktarda yiyecek pişirmek
and is used to emphasize that it's done very quickly.
5:47ve bir şeyin çok hızlı yapıldığını vurgulamak için kullanılır.
doing something in 20 minutes flat: hız vurgusuyla tam 20 dakikada bitirmek
do something in + süre + flat kalıbı, işin tam olarak o sürede tamamlandığını anlatır. Burada in 20 minutes flat, işin tamamının tam 20 dakika sürdüğü anlamına gelir. flat zaman ifadesinin hemen ardından geldiğinde vurgu katar: süre kesindir ve konuşan kişi tamamlanmayı etkileyici derecede hızlı gösterir.
Alıştırma
Leo'nun yarışı tam beş dakikada bitirdiğini ve bunun çok hızlı olduğunu anlatacak şekilde cümleyi tamamlayın: Leo finished the race ____.
Cevabı göster
in five minutes flat
Tekrarlanan bir aşamayı belirten Once again,
Once again önceki durumlara gönderme yapar ve mevcut olayı aynı tanıdık düzenin yeni bir tekrarı olarak gösterir. Bu cümlenin başında, our 6 minutes are up bölümünü programın tekrarlanan kapanış anı olarak çerçeveler. Bir söylem belirteci olarak dinleyicilerin akışın neresinde olduklarını anlamalarına yardım eder: alışılmış kapanış yeniden gelmiştir.
Alıştırma
“Once again, we've reached the end of our weekly class.” cümlesinde Once again ne işe yarar?
- Dersin yalnızca bir kez daha yapılacağını söyler.
- Dersin az önce başladığını duyurur.
- Kapanışı daha önce yaşanmış tanıdık bir olay olarak gösterir.
Cevabı göster
Kapanışı daha önce yaşanmış tanıdık bir olay olarak gösterir.
are up: belirlenmiş bir sürenin bittiğini söylemek
Zamanla ilgili bir ifadede be up, izin verilen veya planlanan sürenin sona erdiği anlamına gelir. our 6 minutes öznesi çoğul olduğu için fiil are olur: our 6 minutes are up. Tekil time ismiyle ise Time is up denir. Buradaki Once again, düzenli olarak gelen bir kapanış noktasını belirtir: Konuşmacı altı dakikalık programın sona erdiğini duyurur. Up bir konumu veya hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Çoğul özneye uygun be up biçimiyle cümleyi tamamlayın: Pencils down. Your five minutes ____.
Cevabı göster
are up
Have fun cooking up your own brain-boosting breakfasts, Notlar
5:54Beyninizi güçlendirecek kahvaltılarınızı pişirirken iyi eğlenceler,
cooking up: yemek yapmak ve yeni bir şey yaratmak
Cook up gerçek anlamıyla yemek hazırlamak demektir, ancak çoğu zaman hayal gücüyle bir şey icat etmek veya yaratmak anlamına da gelir. cooking up your own brain-boosting breakfasts ifadesinde breakfasts nesnesi yemek anlamını gerçek kılarken, your own da kişinin bir şeyi kendisinin tasarladığını düşündürür. İki anlam üst üste gelerek hafif bir kelime oyunu oluşturur: Hem kahvaltıyı hazırlamak hem de yeni bir kahvaltı fikri bulmak.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: "The children cooked up a new game for recess." cooked up ne anlama geliyor?
- Onu tavada ısıttılar.
- Onu hızlıca yediler.
- Onu icat ettiler.
Cevabı göster
Onu icat ettiler.
brain-boosting breakfasts: isimden önce kullanılan birleşik sıfat
Brain-boosting, breakfasts isminden önce gelen, kısa çizgili birleşik bir sıfattır. Burada kahvaltıyı beynin iyi çalışmasına veya kişinin uyanık kalmasına yardımcı olan bir şey olarak tanımlar. “İsim + -ing” kalıbı, daha uzun bir fikri ismin önündeki kısa bir niteleyicide toplayabilir: an energy-boosting snack, enerjiyi artıran bir atıştırmalık demektir. Kısa çizgi, iki sözcüğün tek bir niteleyici olarak birlikte çalıştığını gösterir.
Alıştırma
“Beynin iyi çalışmasına yardımcı olan” anlamındaki kısa çizgili birleşik sıfatla cümleyi tamamlayın: Oats can be part of a ____ breakfast.
Cevabı göster
brain-boosting
and remember to join us again next time here at 6 Minute English. Kalıp ifadeler
5:58ve bir dahaki sefere burada, 6 Minute English'te bize tekrar katılmayı unutmayın.
to join us again next time: yeniden gelmeye yönelik samimi bir davet
Remember sözcüğünden sonra gelen to join bir mastardır: remember to do something, daha sonra yapılması gereken bir işi unutmamak demektir. Again next time gelecekte yeniden dönüleceğini açıkça belirtir. Bir programın sonunda join us, geri gelip dinleyerek veya izleyerek katılmak anlamına gelir; resmî üye olmak anlamına gelmez. İfadenin tamamı, geri dönmeye yönelik sıcak bir hatırlatma ve davettir.
Alıştırma
“Bizimle yeniden birlikte katılmayı unutma” anlamındaki ifadeyle samimi daveti tamamlayın: Our club meets every Friday. Remember ____ next time.
Cevabı göster
to join us again
for now içindeki now: geçici bir veda
Goodbye for now cümlesinde now, for ile birleşerek for now ifadesini oluşturur. Bu ifade “geçici olarak” veya “şimdilik” anlamına gelir. Burada now yalnızca tam bu anı göstermez. for now eklendiğinde goodbye, kesin bir vedadan çok bir ara verme gibi duyulur. O anki konuşmayı veya programı bitirirken insanların ileride yeniden görüşebileceğini ya da konuşabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Geçici bir vedayı anlatan, burada öğrenilen kalıp ifadeyi tamamlayın: Goodbye for ____.
Cevabı göster
now