Hamileliğin şaşırtıcı etkileri: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video hamileliğin bağışıklık, sindirim, solunum, dolaşım ve sinir sistemlerini nasıl değiştirdiğini inceliyor; doğuma yakın veya doğumdan sonra tersine dönmeye başlayan değişimleri açıklıyor ve hamile kadınlara ilişkin araştırmalardaki önemli eksiklikleri vurguluyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. should theoretically recognize it as an invader, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. should sözcüğünün burada tavsiye değil, bilimsel teoriye göre gerçekleşmesi beklenen bir durumu anlattığını öğrenin. Böylece öngörülen bağışıklık tepkisiyle fetüsü koruyan gerçek ve çok daha karmaşık süreci birbirinden ayırabilirsiniz. 2. to build up the volume of the blood. — Öbek Fiiller. build up ifadesini kademeli artış olarak anlayın: böbrekler kan hacmini artırmak için su ve tuz tutar. Bu anlamı zamanla biriken basınç, güç, kanıt veya başka miktarlardan söz ederken de kullanabilirsiniz. 3. has focused on the fetus rather than the pregnant women. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları. rather than ile araştırmaların neredeyse tüm ilgisini gören fetüsü, daha az incelenen hamile kadınlarla karşılaştırmayı öğrenin. Bu yapı, resmî tartışmalarda yanlılığı göstermek ve öncelikleri karşılaştırmak için kullanışlıdır.
Bu derste
Muscles and joints shift and jostle. Kalıp ifadeler
0:08Kaslar ve eklemler kayar ve birbirini iter.
shift and jostle: yer değiştirmek ve birbirine çarpmak
Burada shift konum değiştirmek, jostle ise yakındaki parçalara küçük darbelerle ya da itişlerle temas ederek hareket etmek demektir. and ile bağlanan fiiller, birbiriyle ilişkili iki hareketi gösterir: yer değiştirmek ve çarpmak. Bu fiil çifti, genel anlamlı move fiilinden daha canlı bir görüntü oluşturur. Bilimsel veya betimleyici metinlerde yan yana kullanılan fiiller, yalnızca hareket olduğunu söylemekle kalmaz; hareketin biçimini ve fiziksel etkisini de gösterebilir.
Alıştırma
“The loose tools shifted and jostled in the van,” cümlesinde shifted and jostled ne anlama gelir?
- Tek bir yerde sabit kaldılar.
- Daha pürüzsüz ve hafif oldular.
- Yer değiştirdiler ve birbirlerine çarptılar.
Cevabı göster
Yer değiştirdiler ve birbirlerine çarptılar.
pounding rhythm: güçlü ve belirgin vuruşlar
Pounding rhythm ifadesinde pounding, güçlü, ağır ve kolayca fark edilen vuruşları anlatır. rhythm sözcüğüne yoğunluk katar; tek başına hızlı anlamına gelmez. Cümle, hız artışını ayrıca speeds up ile ifade eder. Böylece kalp atışının ne kadar güçlü hissedildiği ile kalbin ne kadar hızlı attığı birbirinden ayrılır.
Alıştırma
“I felt a pounding rhythm in my chest,” cümlesinde pounding, rhythm sözcüğüne hangi anlamı katar?
- Vuruşlar sessizdir ve hissedilemez.
- Vuruşlar güçlü ve belirgin hissedilir.
- Ritim tamamen durmuştur.
Cevabı göster
Vuruşlar güçlü ve belirgin hissedilir.
speeds up: hızlanmak
Speeds up, “hızlanır” anlamına gelir. Bu cümlede özne the heart's pounding rhythm olduğu için hızlanan şey ritmin kendisidir; öbek fiilden sonra nesne yoktur. Speed up; hareketin, konuşmanın, müziğin, bir makinenin veya sürecin hızındaki değişimi anlatabilir. Değişime biri ya da bir şey neden olduğunda speed up the process örneğindeki gibi nesne de alabilir.
Alıştırma
Cümleyi “hızlanmak” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: As the train leaves the station, it ____.
Cevabı göster
speeds up
Blood roars through the arteries and veins. Deyimler
0:13Kan, atardamarlar ve toplardamarlarda gümbürdeyerek akar.
Blood roars through: güçlü akış için canlı bir benzetme
Roars genellikle derin ve güçlü bir sesi anlatır. Buradaki Blood roars through mecazidir: kanı, damarların içinden büyük bir güç, hız ve enerjiyle ilerliyormuş gibi gösterir. Bu ifade bilimsel bir açıklamaya canlı ve çarpıcı bir görüntü katar. Kanın gerçekten bir hayvan gibi kükrediği anlamına gelmez; çeviri veya yeniden anlatım sırasında roar fiilinin sözlük anlamı yerine güçlü akış hissi korunmalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede “Blood roars through” ne anlatır?
- Kanın damarların içinde durduğunu ifade eder.
- Kanın gerçekten bir hayvan gibi kükrediğini söyler.
- Kanı büyük bir güç ve enerjiyle hareket ediyormuş gibi betimler.
Cevabı göster
Kanı büyük bir güç ve enerjiyle hareket ediyormuş gibi betimler.
Over the course of a pregnancy: tüm hamilelik süreci boyunca
Over the course of + bir zaman dilimi, “o dönem ilerlerken bir aşamasından diğerine” anlamına gelir. Burada değişimlerin tek bir anda değil, hamilelik sürecinin geneline yayılarak gerçekleştiğini gösterir. Bu ifade bir süreç içindeki gelişimi, tekrarlanan olayları veya kademeli değişimi anlatırken özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
Hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the semester, her essays became clearer and more precise.
Cevabı göster
Over the course of
these changes begin as soon as pregnancy begins. Dilbilgisi
0:23bu değişimler hamilelik başlar başlamaz başlar.
Ignited by a range of hormones: cümle başında geçmiş zaman ortacı yapısı
Ignited by a range of hormones, cümle başında kullanılan bir geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Örtük öznesi these changes ifadesidir ve ana cümle olan these changes begin gelmeden önce bu değişimleri neyin tetiklediğini açıklar. Buradaki ignited mecazidir: hormonlar değişimleri tetikler veya harekete geçirir; hiçbir şey gerçekten ateşe verilmez. Yapı, Because these changes are triggered by a range of hormones gibi bir düşünceyi sıkıştırarak arka plan bilgisine dönüştürür.
Alıştırma
Öğrenilen iki sözcüklü geçmiş zaman ortacı başlangıcını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ one surprising question, the discussion quickly became lively.
Cevabı göster
Ignited by
as soon as pregnancy begins: hemen gerçekleşen zaman ilişkisi
As soon as, ana cümledeki eylemi başlatan zaman olayını tanıtır. “Olur olmaz” ya da “olduktan hemen sonra” anlamına gelir. Bu cümlede ana cümledeki begin ile zaman yan cümlesindeki begins, hamilelik başladığı anda değişikliklerin de başladığını gösterir. Fiilin tekrarlanması zaman bağını özellikle açık hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi “olur olmaz” anlamındaki üç sözcüklü zaman bağlacıyla tamamlayın: I'll text you ____ I arrive.
Cevabı göster
as soon as
Just days after fertilization: kısa bir zaman aralığı
Just days after fertilization, cümlenin başında yer alan bir zaman ifadesidir. “just + süre + after + olay” kalıbı, ana olayın belirtilen olaydan daha sonra gerçekleştiğini gösterir. Burada just, aralığın kısa olduğunu vurgular: embriyonun tutunması döllenmeden yalnızca birkaç gün sonra gerçekleşir. İfade kesin bir gün sayısı vermez.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki ifade ne anlama gelir? “Just days after the new store opened, it ran out of stock.”
- Mağazanın stokları açılıştan yalnızca birkaç gün sonra tükendi.
- Mağazanın stokları açılıştan birkaç ay önce tükendi.
- Mağaza tam stok durumunu kesin bir gün sayısı boyunca korudu.
Cevabı göster
Mağazanın stokları açılıştan yalnızca birkaç gün sonra tükendi.
rahmin iç yüzeyine tutunur
Burada implants, implant fiilinin geçişsiz tıbbi kullanımıdır: embriyo rahmin içindeki dokuya tutunur ve bu dokuya gömülmeye başlar. Gebeliğin erken dönemindeki bu sürece implantasyon denir. The lining of the uterus, rahmin iç zarı yani endometrium demektir. İfade, implantasyonun nerede gerçekleştiğini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede implants in the lining of the uterus ne anlama gelir?
- Embriyo tutunmadan önce rahimden ayrılır.
- Embriyo rahim iç zarına tutunur ve bu dokuya gömülmeye başlar.
- Bir doktor embriyoyu bilinçli olarak rahim iç zarına yerleştirir.
Cevabı göster
Embriyo rahim iç zarına tutunur ve bu dokuya gömülmeye başlar.
Because its DNA doesn't exactly match the mother's, Dilbilgisi
0:36DNA'sı anneyle tam olarak uyuşmadığı için,
the immune system should theoretically recognize it as an invader, Dilbilgisi
0:39bağışıklık sistemi teorik olarak onu bir işgalci olarak algılamalı,
DNA'sı anneninkiyle tam olarak eşleşmediği için
Because, ana cümlenin nedenini veren bir yan cümle başlatır: DNA uyuşmazlığı, bağışıklık sisteminin beklenen tepkisinin dayanağı olarak sunulur. Nedeni başa koymak, okuyucunun sonuç veya çıkarımdan önce öncülü işlemesini sağlar. Yazıda, baştaki because yan cümlesi ana cümleden virgülle ayrılır.
Alıştırma
Baştaki "Because its DNA doesn't exactly match the mother's" yan cümlesinin cümledeki görevi nedir?
- Ana düşünceden sonra ilgisiz bir yorum ekler.
- Hiçbir neden vermeden nihai sonucu bildirir.
- Önce nedeni verir, ardından ana cümle beklenen tepkiyi sunar.
Cevabı göster
Önce nedeni verir, ardından ana cümle beklenen tepkiyi sunar.
should theoretically recognize it as an invader: kurama dayalı bir beklenti
Buradaki should öğüt vermez veya görev bildirmez. Bilimsel kuramın beklememize yol açtığı sonucu işaretler. Theoretically sınırı açıkça gösterir: Gerçek sonuç daha karmaşık olabilse de bu, modelin öngördüğü şeydir. Recognize A as B, “A’yı B olarak tanımak veya sınıflandırmak” demektir. Bu cümlede it embriyoya gönderme yapar; an invader ise bağışıklık sisteminin onu yerleştirmesi beklenen kategoridir.
Alıştırma
Bu bilimsel cümlede should theoretically recognize it neyi ifade eder?
- Kuramın öngördüğü bir sonuç
- Uyulması gereken katı bir emir
- Bağışıklık sistemine verilen bir öğüt
Cevabı göster
Kuramın öngördüğü bir sonuç
attack and destroy it like it would bacteria or other harmful microbes. Dilbilgisi
0:43bakteri veya diğer zararlı mikroplara yapacağı gibi ona saldırıp yok etmelidir.
like it would bacteria: tekrarlanan eylemin düşürülmesi
Like it would bacteria or other harmful microbes, kısaltılmış bir karşılaştırmadır. Would sözcüğünden sonra tekrarlanan attack ve destroy fiilleri düşürülür. Açık biçimi like it would attack and destroy bacteria or other harmful microbes şeklindedir. İkinci it öznedir ve bağışıklık sistemine gönderme yapar. Bu öznenin would önünde kalması önemlidir: İfade, bağışıklık sisteminin iki farklı nesneye nasıl davrandığını karşılaştırır.
Alıştırma
Hangi açık cümle “The scanner checks this pass like it would any other pass” cümlesinin anlamını korur?
- The scanner checks this pass because it would also check any other pass.
- The scanner checks this pass like any other scanner would check it.
- The scanner checks this pass like it would check any other pass.
Cevabı göster
The scanner checks this pass like it would check any other pass.
That's the challenge: temel sorunu çerçevelemek
That's, That is ifadesinin kısaltmasıdır. Burada That, az önce anlatılan zor duruma gönderme yaparken challenge temel güçlük veya sorun anlamına gelir. Bir çerçeveleme cümlesi olarak That's the challenge. önceki bilgileri tek bir ana meselede toplar ve sonraki açıklamanın neye odaklanacağını gösterir. Yeni bir ayrıntı eklemez; dinleyiciye daha önce verilen ayrıntıları nasıl düzenlemesi gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Konuşmacı zor bir durumu anlattıktan sonra That's the challenge. diyerek ne yapar?
- İlgisiz bir konuya geçer
- Durumu odaklanılması gereken temel sorun olarak özetler
- Sorunun tamamen çözülmüş olduğunu duyurur
Cevabı göster
Durumu odaklanılması gereken temel sorun olarak özetler
The mother's immune system needs to protect both her and the fetus, Dilbilgisi
0:49Annenin bağışıklık sistemi hem onu hem de fetüsü korumalıdır,
needs to protect both her and the fetus: iki nesneyi both ... and ... ile bağlamak
needs to protect both her and the fetus ifadesinde both ... and ..., protect fiilinin iki nesnesini, yani her ve the fetus ögelerini bağlar. Bu yapı yalnızca birini seçmek yerine ikisinin de korunması gerektiğini belirtir. both sözcüğünü ilk paralel ögeden önce yerleştirin ve ikinci ögeyi and ile ekleyin. Bağlanan kısımlar aynı dil bilgisi görevine sahip olmalıdır; burada her ve the fetus, nesne olarak kullanılan ad öbekleridir.
Alıştırma
Politikanın iki grubu da koruduğunu göstermek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: The policy protects ____ workers ____ customers.
Cevabı göster
both · and
but can't act as it usually does: karşıtlık ve do ile fiilin yerine kullanımı
But, önceki bir beklenti ya da gereklilikten bir sınırlamaya geçildiğini gösterir. Can't act as it usually does, öznenin normalde davrandığı veya işlediği şekilde davranamadığını belirtir. As it usually does içindeki as, “... yaptığı şekilde” anlamına gelir; does ise act fiilinin yerini tutar. Açık biçimi as it usually acts olur; do ile yapılan bu değiştirme ana fiilin tekrarını önler.
Alıştırma
Respond fiilini tekrar etmemek için do ile fiil yerine koymayı kullanın: This phone still works, but it can't respond as quickly as it usually ____.
Cevabı göster
does
What happens is not as simple as decreasing the immune response. Dilbilgisi
0:57Yaşananlar sadece bağışıklık tepkisini azaltmak kadar basit değildir.
not as simple as decreasing the immune response: aşırı basitleştirmeyi reddetme
Not as simple as + bir isim veya -ing biçimi, gerçek durumun öne sürülen tek bir eylem ya da açıklamadan daha karmaşık olduğunu anlatır. Burada decreasing the immune response, aşırı basitleştirilmiş açıklamayı adlandıran bir -ing öbeğidir. Cümle, olanların yalnızca bu tepkiyi azaltmakla açıklanamayacağını söyler.
Alıştırma
Dersteki dört sözcüklük ifadeyi boşluğa yazın: Making the office secure is ____ buying stronger locks.
Cevabı göster
not as simple as
it's a complex interaction we're just beginning to understand, Kalıp ifadeler
1:02bu, daha yeni anlamaya başladığımız karmaşık bir etkileşimdir,
Instead: önceki açıklamanın yerine yenisini getirme işareti
Cümlenin başındaki Instead, dinleyiciye önceki açıklamanın yerine ardından gelen açıklamayı koyması gerektiğini bildirir. Yalnızca başka bir bilgi eklemez veya sıradaki adımı göstermez. Bu söylem belirteci açıklamayı düzenler: önce bir yorum reddedilir ya da bir kenara bırakılır, ardından daha doğru bir alternatif sunulur.
Alıştırma
Alternatif planı sunmak için vurgulanan bağlayıcıyı kullanın: We won't cancel the workshop. ____, we'll hold it online.
Cevabı göster
Instead
we're just beginning to understand: henüz başlangıç aşamasındaki sınırlı anlayış
we're just beginning to understand, anlamanın başlamış olduğunu ancak hâlâ erken ve eksik bir aşamada bulunduğunu belirtir. Buradaki just, bu ilerlemenin çok yeni veya hâlâ az olduğunu vurgular. Bu ifade, hiçbir şey bilmediğimizi söylemeden temkinli bir belirsizlik aktarır: bazı şeyleri biliyoruz, ancak öğrenecek çok şeyimiz var.
Alıştırma
Hangi ifade we're just beginning to understand sözünün anlamına en yakındır?
- Hiçbir şey öğrenmedik ve hiçbir anlayışımız yok.
- Artık konuyu tamamen anlıyoruz.
- Biraz ilerleme kaydettik, ancak anlayışımız hâlâ erken bir aşamada.
Cevabı göster
Biraz ilerleme kaydettik, ancak anlayışımız hâlâ erken bir aşamada.
involving many different types of immune cells, Dilbilgisi
1:06birçok farklı bağışıklık hücresi türünü içerir,
involving many different types of immune cells: isimden sonra gelen bir -ing öbeği
Burada involving many different types of immune cells, önceki a complex interaction isim öbeğine bilgi ekleyen -ing biçiminde bir ortaç öbeğidir. Bu etkileşimin neleri içerdiğini anlatır. Öbekte çekimli bir fiil veya ayrıca belirtilmiş bir özne bulunmadığından tek başına tam bir cümle değildir. Daha açık biçimi a complex interaction that involves many different types of immune cells olabilir; -ing biçimi açıklamayı daha kısa ve yoğun hâle getirir.
Alıştırma
İsim öbeğini daha kısa hâle getirmek için involve fiilinin -ing biçimini kullanın: The study describes a process ____ three stages.
Cevabı göster
involving
some of which seem to protect the fetus from attack by other immune cells. Notlar
1:09bunların bazıları fetüsü diğer bağışıklık hücrelerinin saldırılarından koruyor gibi görünmektedir.
some of which: daha önce sözü edilen bir grubun bir bölümünü seçmek
Some of which, “az önce sözü edilen grubun bazı üyeleri” anlamına gelir. Burada which, many different types of immune cells ifadesine geri gönderme yapar ve yan cümlenin geri kalanı bu grubun yalnızca bir bölümünü anlatır. Yapı, nicelik sözcüğü + of + which biçimindedir. Tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır ve ilk gruba hangi üyelerin ait olduğunu belirlemek yerine virgülden sonra ek bilgi verir.
Alıştırma
Hangi seçenek tek bir cümleyi doğru biçimde tamamlar? The editor received ten reports, ___ contained errors.
- which some of
- some of them
- some of which
Cevabı göster
some of which
protect the fetus from attack: protect A from B yapısı
Protect A from B, A’yı B’den korumak demektir. Bu cümlede korunan şey fetüstür; tehlike ise diğer bağışıklık hücrelerinin saldırısıdır. Korunan kişi veya şeyi protect sözcüğünden sonra, tehlikeyi, zararı veya zararın kaynağını from sözcüğünden sonra kullanın. Bu yapı insanlar, nesneler ve sistemler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi protect fiilinin doğru biçimi ve from ile tamamlayın: A bike helmet ____ your head ____ injury.
Cevabı göster
protects · from
The body also creates an antibacterial plug made of mucus on the cervix, Kelime
1:16Vücut ayrıca rahim ağzında mukustan oluşan antibakteriyel bir tıkaç oluşturur,
an antibacterial plug made of mucus on the cervix: plug sözcüğünün tıbbi anlamı
Buradaki plug, bir açıklığı tıkayan veya kapatan kütle ya da madde anlamındadır. Elektrik bağlantı fişi anlamına gelmez. İfade, mukustan oluşan ve rahim ağzında bulunan antibakteriyel bir bariyeri anlatır. Ana isim plug sözcüğüdür. Antibacterial işlevini, made of mucus malzemesini, on the cervix ise konumunu belirtir. Bu niteleyiciler birlikte okunduğunda tüm tıbbi isim öbeğinin anlamı ortaya çıkar.
Alıştırma
Bu tıbbi cümlede plug ne anlama geliyor?
- bir açıklığı kapatan kütle veya madde
- küçük bir cerrahi alet
- bir elektrik bağlantı fişi
Cevabı göster
bir açıklığı kapatan kütle veya madde
which keeps germs away and stays sealed until labor. Notlar
1:20bu tıkaç mikropları uzak tutar ve doğuma kadar kapalı kalır.
which keeps germs away: keep A away kalıbı
Keep + nesne + away, nesnenin yaklaşmasını engellemek demektir. Burada nesne germs olduğundan, keeps germs away daha önce sözü edilen şeyi bir engel veya koruma aracı olarak gösterir. Which sözcüğü, hemen önce sözü edilen şeye bu sonucu ekleyen bir ilgi cümleciği başlatır. Yeniden kullanılabilecek kalıp which keeps + yaklaşması istenmeyen şey + away şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi keep ... away kalıbının doğru biçimiyle tamamlayın: A tight lid ____ dust ____ from the food.
Cevabı göster
keeps · away
stays sealed until labor: stay + sıfat + until
Burada stays bir bağ fiilidir; sealed ise devam eden bir durumu anlatan sıfattır. Stay + sıfat, durumun değişmeden sürdüğünü belirtir. Until labor bu durumun bitiş noktasını verir: doğum başlayana kadar kapalı kalır. Hamilelikle ilgili bu bağlamda labor, iş değil doğum süreci anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi stay + sıfat + until yapısıyla tamamlayın: The package ____ sealed ____ the customer opens it.
Cevabı göster
stays · until
the uterus expands upward and outward with the growing fetus. Kalıp ifadeler
1:26rahim, büyüyen fetüsle birlikte yukarı ve dışa doğru genişler.
As pregnancy progresses: birlikte ilerleyen aşamalı değişimler için as
Bu cümlede as, çünkü anlamında değil, bir süreç ilerledikçe anlamındadır. Baştaki yan cümle hamileliğin ilerleyişini zaman çizgisi olarak kurar; ana cümle de bu süreç boyunca gerçekleşen değişimi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp As + süreç + progresses, + aşamalı sonuç şeklindedir. Zaman içinde bağlantılı biçimde gelişen iki değişimi anlatmak için kullanılır.
Alıştırma
As ... progresses kalıbını tamamlayın: ____ the semester progresses, the assignments become more challenging.
Cevabı göster
As
expands upward and outward: yön zarflarını bağlama
Expands eylemi bildirir. Upward ve outward, and ile bağlanan iki yön zarfıdır: upward daha yüksek bir konuma doğru, outward ise merkezden uzağa doğru anlamına gelir. Birlikte, iki ayrı eylemi değil, tek bir genişlemenin iki yönünü gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı hareket veya büyüme fiili + yön zarfı + and + yön zarfı şeklindedir. Bu yapı, uzamsal değişimi yalnızca fiili kullanmaktan daha kesin anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle köpüğün hem daha yüksek bir konuma doğru hem de merkezinden uzağa doğru büyüdüğünü anlatır?
- The foam expands upward and outward.
- The foam expands beyond the container.
- The foam rises above the container.
Cevabı göster
The foam expands upward and outward.
hormones called progesterone and relaxin signal muscles to loosen. Kalıp ifadeler
1:31progesteron ve relaksin adı verilen hormonlar kaslara gevşemeleri için sinyal gönderir.
To make room: amacı to'lu mastar yapısıyla ifade etmek
To make room, amaç bildiren to'lu bir mastar öbeğidir. Ana cümleden önce gelerek hormonların kaslara neden gevşeme sinyali verdiğini açıklar: süreç, daha fazla kullanılabilir alan yaratma işlevi görür. Başka durumlara aktarılabilecek yapı To + fiilin yalın hâli ve ardından ana eylemdir. Doğal bir süreç açıklanırken bu amaç yapısı, bilinçli bir niyet belirtmeden sürecin işlevini anlatabilir.
Alıştırma
“Daha fazla alan yaratmak için” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____, we moved the chairs against the wall.
Cevabı göster
To make room
signal muscles to loosen: signal + nesne + to'lu mastar yapısı
signal muscles to loosen ifadesinde signal geçişli bir fiildir. muscles adı, sinyali alan nesnedir; to loosen ise tepkiyi belirtir. Başka durumlara aktarılabilecek yapı signal + nesne + to + fiilin yalın hâlidir. Bilimsel ve teknik açıklamalarda signal, kimyasal bir maddenin veya sistemin bir tepkiyi tetiklemesini anlatabilir. Sinyali gönderenin bilinçli olarak emir veren bir kişi olması gerekmez.
Alıştırma
Genel ifadeyi signal + nesne + to'lu mastar yapısıyla tamamlayın: A red light ____ drivers ____.
Cevabı göster
signals · to stop
The muscles that propel food and waste through the digestive tract also loosen, Kelime
1:36Sindirim kanalından yiyecekleri ve atıkları iten kaslar da gevşer,
propel food and waste through the digestive tract: maddeleri sindirim kanalı boyunca ilerletmek
Propel, “bir şeyi ileri doğru hareket ettirmek veya itmek” anlamına gelir. Burada kaslar, yiyecekleri ve atıkları sindirim kanalı boyunca ilerleten gücü sağlar. propel + nesne + through + yol yapısı, neyin hareket ettirildiğini ve izlediği yolu gösterir. Özellikle bir taşıma mekanizmasını açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu bilimsel açıklamada propel food through the digestive tract ne anlama gelir?
- Yiyeceği sindirim kanalı boyunca ileri taşır.
- Yiyeceğin sindirim kanalına girmesini engeller.
- Yiyeceği sindirim kanalının bir bölümünde depolar.
Cevabı göster
Yiyeceği sindirim kanalı boyunca ileri taşır.
which makes them sluggish: make + nesne + sıfat
make + nesne + sıfat, “nesnenin belirli bir duruma girmesine veya o durumda olmasına neden olmak” anlamına gelir. makes them sluggish ifadesinde them nesnedir; sluggish ise ortaya çıkan durumu anlatan sıfattır. Which önceki duruma gönderme yapar ve onun sonucunu açıklar: bu durum kasların yavaşlamasına ve daha az etkin olmasına neden olur. Bu yapı, neden-sonuç ilişkisini kısa biçimde açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu göstermek için make + nesne + sıfat yapısını doğru kullanır?
- Too many background apps make the phone sluggishly.
- Too many background apps make the phone sluggish.
- Too many background apps make the phone to become sluggish.
Cevabı göster
Too many background apps make the phone sluggish.
causing constipation as passage through the tract slows down. Öbek fiiller
1:42kanaldan geçiş yavaşladıkça kabızlığa neden olur.
tract slows down: slow down ile yavaşlamak anlamı
Burada öznenin tamamı passage through the tract ifadesidir. Slows down, bu hareketin yavaşladığını anlatır; sindirim kanalının kendisinin hareket ederken yavaşladığı anlamına gelmez. Slow down burada geçişsizdir: öznenin hızı azalır ve öbek fiilden sonra nesne gelmez. Aynı yapı trafik, bağlantı, iş veya başka bir sürecin yavaşlamasını anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için slow down ifadesini doğru biçimde kullanın: When the road gets crowded, traffic ____.
Cevabı göster
slows down
Loosened muscles at the top of the stomach might allow acid to escape into the esophagus and throat, Dilbilgisi
1:46Midenin üst kısmındaki gevşemiş kaslar asidin yemek borusuna ve boğaza kaçmasına izin verebilir,
might allow acid to escape into: olası bir mekanizmayı anlatmak
Might, sonucun kesin değil olası olduğunu belirtir. Allow acid to escape ifadesinde allow, allow + nesne + to ile mastar yapısını izler: acid nesnedir, to escape ise mümkün hâle gelen eylemi açıklar. Burada allow izin vermek anlamına gelmez. Gevşemiş kaslar, asidin mideden çıkıp yemek borusuna ve boğaza girmesini mümkün kılan koşulları oluşturabilir. Escape into, kapalı veya sınırlı bir alandan başka bir alana geçişi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle olası bir mekanizmayı doğru ve temkinli biçimde anlatır?
- A loose seal might allow water to leak into the case.
- A loose seal will allow water to leak into the case.
- A loose seal might allow water leak into the case.
Cevabı göster
A loose seal might allow water to leak into the case.
heartburn and reflux: belirti ve geri akış süreci
Heartburn, çoğunlukla mide asidi yukarı çıktığında oluşan göğüs veya boğazdaki yanma hissidir. Sözcükte heart geçmesine rağmen kalbin kendisinin yandığı anlamına gelmez. Reflux, mide içeriğinin, özellikle de asidin yemek borusuna doğru geriye veya yukarı akmasıdır. Burada heartburn belirtiyi, reflux ise bu belirtiye yol açabilen süreci adlandırır; birbiriyle ilişkilidirler ama aynı değildirler.
Alıştırma
Yanma hissini değil, mide içeriğinin yukarı doğru akmasını adlandıran terim hangisidir?
- reflux
- heartburn
- Her iki terim de yalnızca yanma hissi anlamına gelir
Cevabı göster
reflux
caused in part by: kısmi bir nedeni belirtmek
Bu cümlede caused in part by, hCG hormonunun sonucun nedenlerinden biri olduğunu, ancak tek neden olmak zorunda olmadığını belirtir. Edilgen yapı be caused by + neden şeklindedir; in part ise nedensellik iddiasının gücünü sınırlar. Bir sonuca birden fazla etken katkıda bulunabiliyorsa bu yapıyı kullanın. Böylece gerçek bir nedeni belirtebilir, fakat o nedenin her şeyi açıkladığını iddia etmemiş olursunuz.
Alıştırma
Hangi cümle kötü havanın gecikmenin nedenlerinden biri olduğunu, ancak tek neden olmayabileceğini söyler?
- The delay was caused in part by bad weather.
- The delay was caused entirely by bad weather.
- The delay was unrelated to bad weather.
Cevabı göster
The delay was caused in part by bad weather.
hCG: insan koryonik gonadotropininin kısaltması
hCG, human chorionic gonadotropin, yani insan koryonik gonadotropini ifadesinin kısaltmasıdır ve hamilelik sırasında üretilen bir hormondur. the hormone hCG ifadesinde hormone sözcüğü kategoriyi, hCG ise özel adı belirtir. Sağlık ve tıp içeriklerinde teknik terim genellikle önce tam olarak verilir, ardından kısaltması kullanılır. hCG'yi bir hormonun adı olarak tanımak, onu sıradan bir sözcük gibi yorumlamaya çalışmanızı önler.
Alıştırma
"the hormone hCG" ifadesinde hCG neyi belirtir?
- Hormon düzeylerini değiştirmek anlamına gelen bir fiil
- Bir vücut bölümünün adı
- Hamilelikle ilişkili bir hormonun kısaltması
Cevabı göster
Hamilelikle ilişkili bir hormonun kısaltması
morning sickness: yalnızca sabahla sınırlı olmayan bir ad
Morning sickness, gebelik sırasında görülen bulantı ve bazen kusma için kullanılan kalıplaşmış bir terimdir. Morning sözcüğü adın bir parçasıdır; belirtilerin ne zaman ortaya çıkabileceğini yalnızca sabahla sınırlamaz. Bu cümledeki can also happen at other times of day bölümü, olası bir kelimesi kelimesine yorumu düzeltir. Morning sickness ifadesini sabah meydana gelen herhangi bir hastalığın genel adı olarak değil, gebelikle ilgili tek bir terim olarak anlayın.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: morning sickness, belirtilerin yalnızca öğleden önce ortaya çıkabileceği anlamına gelir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
pushes on the diaphragm: bir vücut bölümüne baskı uygulamak
push on + vücut bölümü ya da yüzey yapısında push, “baskı uygulamak” anlamına gelir; on ise baskının hissedildiği yeri gösterir. Burada pushes on the diaphragm, diyaframa baskı uygulandığını anlatır; diyaframın mutlaka başka bir yere itildiği anlamına gelmez. Bir nesne, şişlik veya başka bir kuvvet vücudun bir bölümüne ya da bir yüzeye bastırdığında bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede push on, “bir vücut bölümüne baskı uygulamak” anlamında kullanılmıştır?
- The coach pushes the team to practice harder.
- The nurse pushes the wheelchair down the hall.
- The tight helmet pushes on my forehead.
Cevabı göster
The tight helmet pushes on my forehead.
the muscle that expands and contracts the chest with each breath. Dilbilgisi
2:06bu, her nefeste göğsü genişletip daraltan kastır.
the muscle that expands and contracts the chest: bir terimi işleviyle tanımlamak
Bu ad öbeği diaphragm sözcüğünden sonra gelir ve onu başka bir ifadeyle yeniden adlandırır: diaphragm, the muscle olarak tanımlanır. Bu, teknik bir terimi hemen anlaşılır kılmak için sık kullanılan eş görevli bir açıklamadır. Ad öbeğinin içinde that expands and contracts the chest with each breath, muscle sözcüğünü niteleyen bir ilgi tümcesidir. Kasın ne yaptığını açıklar; dolayısıyla yapının tamamı “teknik terim + genel ad + işlevi açıklayan that tümcesi” şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümle, teknik bir terimi genel bir ad ve işlevini açıklayan bir that tümcesiyle doğal biçimde tanımlar?
- A barometer, an instrument measures air pressure, is used in weather forecasting.
- A barometer, an instrument that measures air pressure, is used in weather forecasting.
- A barometer, an instrument because it measures air pressure, is used in weather forecasting.
Cevabı göster
A barometer, an instrument that measures air pressure, is used in weather forecasting.
This limits the diaphragm's range: limit something's range kalıbı
Bu cümlede limits the diaphragm's range, diyaframın eskisi kadar geniş hareket edemediği anlamına gelir. Range, mümkün olan hareket veya çalışma kapsamını ifade eder. Aktarılabilir kalıp limit + something's range şeklindedir: bir durum, nesne veya kural, bir vücut bölümünün, cihazın ya da kişinin yapabileceklerinin kapsamını azaltır.
Alıştırma
Hareketin veya çalışma alanının kısıtlandığını göstermek için limit something's range kalıbını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The fence limits the robot's range.
- The fence ranges the robot's limit.
- The fence limits to the robot's range.
Cevabı göster
The fence limits the robot's range.
the hormone progesterone acts as a respiratory stimulant, Kalıp ifadeler
2:13progesteron hormonu bir solunum uyarıcısı görevi görür,
To compensate: önceki bir sınırlamaya verilen telafi edici tepkiyi belirtmek
To compensate, sonraki bilginin daha önceki bir sınırlamayı veya kaybı dengeleyen bir tepkiyi anlattığını gösterir. Burada diyafram hareketinin sınırlanmasının ardından, bu sınırlamayı dengelemeye yardımcı olan hormonal bir tepki anlatılır. Cümle başındaki To compensate, açıklamayı önce sorun, ardından telafi edici tepki gelecek şekilde düzenler. Yeni cümlenin önceki bilgilerle nasıl bağlantılı olduğunu okuyucuya gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “önceki sorunu dengelemek” anlamındaki iki sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: The battery had lost capacity. ____, the device reduced screen brightness.
Cevabı göster
To compensate
acts as a respiratory stimulant: bir işlev belirtmek
Act as + ad öbeği, “… rolünü üstlenmek veya … işlevi görmek” anlamına gelir. Burada progesteron respiratory stimulant, yani solunum uyarıcısı işlevi görür: solunumu uyarır. Bu kullanımda act, “oyunculuk yapmak” anlamına gelmez. Bu yapı bir maddenin, aracın, kişinin veya sistemin ne işe yaradığını açıklarken, özellikle adı yerine işlevi önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “işlevini görür” anlamındaki iki sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: In this safety system, the red light ____ a warning signal.
Cevabı göster
acts as
making the pregnant woman breathe faster so both she and the baby can both get enough oxygen with less lung capacity. Dilbilgisi
2:17hamile kadının daha hızlı nefes almasını sağlar, böylece hem o hem de bebek, azalan akciğer kapasitesiyle bile yeterli oksijeni alabilir.
making the pregnant woman breathe faster: sonucu göstermek
Virgülden sonra gelen making yan cümleciği, önceki ifadenin sonucunu verir. and this makes the pregnant woman breathe faster demenin daha kısa bir yoludur. Neden olarak anlaşılan şey the pregnant woman değil, önceki durumun tamamıdır. Bu yan cümlecikte make + nesne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır: making + the pregnant woman + breathe. Etken yapıdaki make sözcüğünden sonra to breathe veya breathing değil, breathe kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle sonucu göstermek için -ing yan cümleciğini ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- The new schedule reduced traffic, making buses to arrive on time.
- The new schedule reduced traffic, making buses arrive on time.
- The new schedule reduced traffic, made buses arrive on time.
Cevabı göster
The new schedule reduced traffic, making buses arrive on time.
so + özne + can ...: sonuç veya amaç bağlantısı kurma
Bu cümlede so, önceki değişikliğin neyi mümkün kıldığını belirtir: hem kadın hem de bebek yeterli oksijen alabilir. Can, mümkün hâle gelen sonucu gösterir. Aktarılabilir kalıp neden veya eylem + so + özne + can + fiilin yalın biçimidir. İlk bölüm bilinçli bir eylemi anlatıyorsa aynı kalıp bir amacı; bir durumu veya mekanizmayı anlatıyorsa bir sonucu ifade edebilir.
Alıştırma
Hedef kalıbı tek kelimeyle tamamlayın: I moved the lamp closer ____ we can read the map.
Cevabı göster
so
This all may leave the pregnant woman feeling short of breath. Notlar
2:25Tüm bunlar hamile kadının nefes darlığı hissetmesine neden olabilir.
leave someone feeling ...: ortaya çıkan sonuç durumu
Leave + nesne + tamamlayıcı, “birinin veya bir şeyin sonunda belirli bir durumda kalmasına neden olmak” anlamına gelebilir. Burada the pregnant woman nesnedir; feeling short of breath ise ortaya çıkan durumu belirten tamamlayıcıdır. Leave, “yanından ayrılmak” anlamında kullanılmamıştır. Feeling + sıfat öbeği kullanıldığında yapı, kişinin deneyimini gerçekleşen olayın ardından ortaya çıkan bir etki olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle, ortaya çıkan bir duyguyu anlatmak için leave + nesne + tamamlayıcı yapısını doğru kullanır?
- The delayed flight left the passengers feeling frustrated.
- The delayed flight left the passengers feel frustrated.
- The delayed flight left to the passengers feeling frustrated.
Cevabı göster
The delayed flight left the passengers feeling frustrated.
short of breath: nefes darlığı çeken
Short of breath, rahat nefes alamamayı veya yeterince hava alınamadığı hissini anlatan kalıplaşmış bir sıfat ifadesidir. Fiziksel bir hissi betimler; sözcüğü sözcüğüne “bir nefesi eksik” anlamına gelmez. Bu cümlede leave someone feeling short of breath, “birinin nefes darlığı hissetmesine yol açmak” demektir. Bu ifade be, feel veya get fiillerinden sonra da sıkça kullanılır.
Alıştırma
“Nefes almakta zorlanmak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: During the checkup, Lena said she felt ____ even while sitting still.
Cevabı göster
short of breath
a hormone that increases red blood cell production.
2:32bu, kırmızı kan hücresi üretimini artıran bir hormondur.
Meanwhile: paralel bir sürece geçiş
Meanwhile, açıklamayı aynı genel zaman diliminde gerçekleşen başka bir sürece taşıyan bir söylem belirtecidir. Burada, diğer bedensel değişiklikler de ele alınırken dikkati böbreklerin yaptığı işe yöneltir. Cümlenin başındaki Meanwhile, “şimdi bu paralel gelişmeye bakalım” diyen bir yol işareti gibi çalışır. İlgili bilgileri düzenler ancak bir sürecin diğerine neden olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu cümlede Meanwhile ne işe yarıyor?
- Böbreklerin faaliyetinin önceki cümlenin sonucu olduğunu gösteriyor.
- Önceki tüm değişiklikler bittikten sonraki adımı belirtiyor.
- Açıklamayı aynı genel zaman diliminde gerçekleşen başka bir sürece taşıyor.
Cevabı göster
Açıklamayı aynı genel zaman diliminde gerçekleşen başka bir sürece taşıyor.
erythropoietin ve açıklayıcı appozisyonu
Eritropoietin, vücudun daha fazla kırmızı kan hücresi üretmesini uyaran bir hormondur. Bu cümlede böbreklerin ürettiği bir maddenin adıdır. Virgülden sonra gelen a hormone that increases red blood cell production isim öbeği açıklayıcı bir appozisyondur. Bilinmeyen terimi daha basit sözlerle yeniden ifade eder; böylece teknik kelimeyi bilmeseniz de anlamı takip edebilirsiniz.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: The kidneys make more erythropoietin, a hormone that increases red blood cell production. a hormone that increases red blood cell production ne işe yarıyor?
- İdrarla atılan bir şeyi açıklıyor.
- erythropoietin kelimesinin ne olduğunu açıklıyor.
- Bir kırmızı kan hücresi türünü adlandırıyor.
Cevabı göster
erythropoietin kelimesinin ne olduğunu açıklıyor.
The kidneys also keep extra water and salt rather than filtering it out into urine Dilbilgisi
2:38Böbrekler ayrıca suyu ve tuzu idrara filtrelemek yerine vücutta tutar,
rather than + V-ing yapısı
Rather than, seçilmeyen veya gerçekleşmeyen başka bir seçeneği tanıtır. Burada böbrekler fazla su ve tuzu tutar; bu fazla maddeyi süzüp idrar yoluyla vücuttan çıkarmaz. İki eylemin anlaşılan öznesi aynı olduğunda rather than ifadesinden sonra rather than filtering örneğindeki gibi -ing biçimi gelebilir. Bu yapı bir eylemi öne çıkarır ve diğer seçeneği reddeder.
Alıştırma
Cümleyi rather than + take fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Lena walked home ____ a taxi.
Cevabı göster
rather than taking
build up the volume: hacmi kademeli olarak artırmak
Burada build up, “birikme yoluyla kademeli olarak artırmak” anlamına gelir. to build up the volume of the blood mastar öbeği bir hedefi veya amaçlanan sonucu belirtir: Kan hacmi fiziksel bir nesne gibi “inşa edilmez”, zaman içinde artar. Bu anlam; basınç, güç, özgüven, kanıt ve miktar gibi adım adım biriken veya güçlenen şeylere de aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi build up öbek fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular practice can ____ your confidence over time.
Cevabı göster
build up
A pregnant woman's blood volume increases by 50% or more, Kalıp ifadeler
2:46Hamile bir kadının kan hacmi %50 veya daha fazla artar,
by 50% or more: %50 veya daha fazla artış
increases by 50% ifadesinde by, başlangıç miktarına göre hesaplanan değişimin büyüklüğünü belirtir. Başlangıç miktarı 100 ise %50 artış onu 150 yapar; bu, son miktarın %50 olduğu anlamına gelmez. Or more, %50'yi kesin bir sayı değil alt sınır yapar: Artış en az %50'dir ve daha yüksek olabilir.
Alıştırma
Bir tankın önce 100 litre, sonra 150 litre tuttuğunu varsayın. Yüzde artışı hangi cümle doğru anlatır?
- The amount increased to 50%.
- The amount increased by 150%.
- The amount increased by 50%.
Cevabı göster
The amount increased by 50%.
but it's also a bit diluted because it only has 25% more red blood cells. Kelime
2:50ancak bu kan aynı zamanda biraz seyreltilmiştir çünkü sadece %25 daha fazla kırmızı kan hücresine sahiptir.
a bit diluted: yoğunluğu biraz azalmış
Bu cümlede diluted, alyuvarların daha büyük bir kan hacmine dağılması nedeniyle göreli yoğunluklarının düştüğü anlamına gelir. Gerçek anlamda su eklenmesini değil, yoğunluktaki bir değişimi anlatır. a bit “biraz” demektir ve anlatımı yumuşatır: kan bir miktar seyrelmiştir, aşırı derecede seyrelmiş değildir.
Alıştırma
"The lab sample was a bit diluted," cümlesinde a bit diluted ne anlama gelir?
- Yoğunluğu çok daha yüksektir.
- Yoğunluğu biraz daha düşüktür.
- Hiç sıvı içermez.
Cevabı göster
Yoğunluğu biraz daha düşüktür.
the body makes blood cells using iron from our food,
2:57vücut kan hücrelerini yiyeceklerimizdeki demiri kullanarak üretir,
the fetus is also building its own blood supply from nutrients in the mother's food, Kalıp ifadeler
3:01fetüs de annenin yediği yiyeceklerdeki besinlerden kendi kan kaynağını oluşturur,
building its own blood supply: ihtiyaç duyduğu kanı ve dolaşımı geliştirmek
Burada building, fiziksel bir bina inşa etmek değil, bir şeyi zaman içinde oluşturmak veya geliştirmek anlamına gelir. building its own blood supply ifadesi, fetüsün vücudunun ihtiyaç duyduğu kanı ve dolaşımı oluşturduğunu anlatır. Build; sistem, kapasite, ağ veya beceri gibi soyut isimlerle sıkça kullanılır. Zaman içinde gerçekleşen gelişimi vurgular.
Alıştırma
"The developing tissue is building its own blood supply" cümlesinde building ne anlama gelir?
- kanın dokularına ulaşmasını durdurmak
- kanı saklamak için fiziksel bir yapı yapmak
- ihtiyaç duyduğu kanı ve dolaşımı yavaş yavaş oluşturmak
Cevabı göster
ihtiyaç duyduğu kanı ve dolaşımı yavaş yavaş oluşturmak
leaving less iron and other nutrients for the mother. Dilbilgisi
3:06bu da anne için daha az demir ve diğer besinlerin kalmasına neden olur.
leaving less iron and other nutrients for the mother: bir sonucu ifade etme
Vurgulanan -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan durumun sonucunu ifade eder: bunun sonucunda anne için daha az miktarda demir ve diğer besin maddeleri kalır. Buradaki leaving, “ayrılmak” anlamına gelmez. “Bir şeyin geride kalmasını sağlamak” anlamındaki leave fiilinin present participle biçimidir. Virgülden sonra gelen bir -ing sonuç yan cümlesi, neden ile sonucu tek cümlede birleştirebilir.
Alıştırma
“The storm blocked the road, leaving us no safe way home.” cümlesinde -ing yan cümlesi neyi ifade eder?
- Fırtınanın yolu kapatmaktaki amacını
- Yolun kapanmasının bir sonucunu
- Bizim ayrılmamız için bir talimatı
Cevabı göster
Yolun kapanmasının bir sonucunu
The heart has to work extra hard to pump all this blood through the body and placenta. Kalıp ifadeler
3:09Kalp, tüm bu kanı vücuda ve plasentaya pompalamak için ekstra sıkı çalışmak zorundadır.
has to work extra hard: zorunluluk ve fazladan çaba
Has to, durumun doğurduğu bir zorunluluğu belirtir. Work extra hard, normalden daha fazla çabayla çalışmak demektir; to pump... ise bu ek çabanın amacını verir. Work çoğu zaman insanlar için kullanılsa da bir organın, makinenin veya sistemin işleyişini de anlatabilir. Burada kalbin daha ağır bir iş yükü taşıdığı ifade edilir.
Alıştırma
Cümleyi “normalden daha fazla çabayla çalışmak zorunda olmak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: Because the filter is partly blocked, the pump ____ to keep the water flowing.
Cevabı göster
has to work extra hard
pump ... through ...: bir akışkanı bir güzergâh boyunca pompalamak
pump + akışkan + through + güzergâh veya sistem yapısı, bir pompanın ya da organın akışkanı bu yol boyunca hareket etmeye zorladığını anlatır. Bu cümlede all this blood, pump fiilinin nesnesidir; through the body and placenta ise kanın geçtiği güzergâhı veya sistemi belirtir. Aynı yapı kanın, suyun, yakıtın veya havanın damarlar, borular, filtreler ya da başka sistemler içinden hareketini anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi pump ... through ... yapısıyla tamamlayın: The machine uses a motor to ____ water ____ the filter.
Cevabı göster
pump · through
but we don't fully understand how blood pressure changes in a healthy pregnancy, Dilbilgisi
3:16ancak sağlıklı bir hamilelikte kan basıncının nasıl değiştiğini tam olarak anlayamıyoruz,
don't fully understand how ... changes: dolaylı soru söz dizimi
How blood pressure changes in a healthy pregnancy, understand fiilinin nesnesi olarak görev yapan bir dolaylı soru yan cümlesidir. Tam olarak anlaşılmayan konuyu adlandırır; dinleyiciye doğrudan bir soru sormaz. Understand fiilinden sonra how yan cümlesinin içinde düz cümle söz dizimi kullanılır: how + özne + fiil. Bu yüzden how does blood pressure change değil, how blood pressure changes denir. Don't fully understand ayrıca konu hakkında biraz bilgi bulunduğunu, ancak açıklamanın hâlâ tamamlanmadığını belirtir.
Alıştırma
We do not fully understand ifadesinden sonra dolaylı how sorusunu doğru kullanan seçenek hangisidir?
- how develops the condition
- how does the condition develop
- how the condition develops
Cevabı göster
how the condition develops
an important area of research: önemli bir araştırma alanı
An area of research, insanların sistemli biçimde incelediği bir konu veya alanı ifade eder. Bu isim öbeğinde important, alanın ciddi biçimde ilgilenilmeye veya daha fazla araştırılmaya değer olduğunu gösterir. Burada area mecaz anlamdadır: fiziksel bir yer değil, bir bilgi veya inceleme alanı demektir. an important area of research kalıbı akademik, teknik, ticari veya politik tartışmalarda bir konuyu tanımlamak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Sistemli biçimde incelenen bir alan” anlamındaki ders hedefini tamamlayın: Urban heat remains an important ____.
Cevabı göster
area of research
because some of the most serious complications are related to the heart and blood pressure. Kalıp ifadeler
3:23çünkü en ciddi komplikasyonların bazıları kalp ve kan basıncıyla ilişkilidir.
are related to the heart and blood pressure: kalp ve kan basıncıyla ilişkilidir
Be related to, bir şeyle bağlantısı olmak anlamına gelir. Burada are, çoğul özne complications ile uyumludur; to ise bağlantılı unsurları tanıtır: the heart and blood pressure. Bu ifade bir ilişki belirtir, ancak mutlaka doğrudan neden-sonuç ilişkisi kurmaz. Sağlık veya araştırma iddialarını okurken related to tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede related to neyi belirtir? The symptoms are related to stress.
- Stresin tek doğrudan neden olduğu kanıtlanmıştır.
- Belirtiler ile stres arasında bir bağlantı vardır.
- Belirtiler stresten tamamen bağımsız şekilde ortaya çıkar.
Cevabı göster
Belirtiler ile stres arasında bir bağlantı vardır.
The expanding uterus may press on veins, Kalıp ifadeler
3:29Genişleyen rahim damarlara baskı yapabilir,
may press on veins: olası fiziksel baskı
Press on + isim, “bir vücut bölümüne veya nesneye fiziksel baskı uygulamak” anlamına gelir. Burada may press on veins, büyüyen rahmin toplardamarlara baskı yapma olasılığını anlatır. May, bunun her durumda gerçekleşen bir sonuç değil, olası bir etki olduğunu gösterir. may press on + vücut bölümü kalıbı, fiziksel etkileri temkinli biçimde açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi “fiziksel baskı uygulamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: A tight cast may ____ nearby nerves.
Cevabı göster
press on
causing fluid build-up in the legs and feet. Kelime
3:32bacaklarda ve ayaklarda sıvı birikmesine neden olabilir.
bileşik isim olarak fluid build-up
Fluid build-up, “sıvının zamanla birikmesi” anlamına gelen bir bileşik isimdir. Bu cümlede bacaklarda ve ayaklarda oluşan durumu adlandırır: build-up temel isimdir, fluid ise neyin biriktiğini belirtir. İfadenin tamamı bir isim öbeği olduğu için causing fiilinin nesnesi olabilir. Altyazıda kısa çizgili isim yazımı build-up kullanılmıştır.
Alıştırma
Cümleyi “sıvı birikimi” anlamındaki kısa çizgili isim öbeğiyle tamamlayın: The scan showed ____ around the knee.
Cevabı göster
fluid build-up
If it presses on a large vein called the inferior vena cava, Notlar
3:35Eğer alt ana toplardamar denilen büyük bir damara baskı yaparsa,
If it presses on...: tıbbi bir koşul belirtmek
If ile başlayan yan cümle, tıbbi bir etkinin ortaya çıkabileceği koşulu belirler. Buradaki koşul, belirli bir büyük toplardamara baskı yapılmasıdır; ardından gelen ana cümle olası sonucu açıklar. Bilimsel açıklamalarda if + simple present, olası bir tetikleyiciyi veya durumu tanıtmak için sık kullanılır. Sonucu bildiren ana cümlede, sonucun ne kadar kesin olduğuna göre can, may, might veya will kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle bir olayı, bir sonucu tetikleyebilecek koşul olarak en doğal biçimde sunar?
- Although the vein is compressed, blood flow continues normally.
- Because the vein is compressed, blood flow may slow down.
- If the vein is compressed, blood flow may slow down.
Cevabı göster
If the vein is compressed, blood flow may slow down.
inferior vena cava: alt vücuttan kan taşıyan büyük toplardamar
Alt ana toplardamar (inferior vena cava, IVC), vücudun alt bölümündeki kanı kalbe geri taşıyan büyük toplardamardır. Cümlede a large vein called... önce günlük kategoriyi belirtir, ardından anatomik adı verir. Bu terimde inferior, damarın vücuttaki daha aşağı konumunu anlatır. Damarın daha kötü veya daha az önemli olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede inferior vena cava neyin adıdır?
- Vücudun üst bölümündeki kanı kalbe geri taşıyan büyük toplardamar
- Vücudun alt bölümündeki kanı kalbe geri taşıyan büyük toplardamar
- Kanı kalpten dışarı taşıyan bir atardamar
Cevabı göster
Vücudun alt bölümündeki kanı kalbe geri taşıyan büyük toplardamar
it might interfere with blood returning to the heart, Kalıp ifadeler
3:38kanın kalbe dönmesini engelleyebilir,
might interfere with blood returning to the heart: kanın kalbe dönmesini engelleyebilir
Interfere with, “engellemek veya işleyişini bozmak” anlamına gelir. Burada kanın kalbe geri dönmesi şeklindeki normal sürecin önünde olası bir engeli anlatır. Might, bunun kesin değil, olası bir etki olduğunu gösterir. With sözcüğünden sonra gelen blood returning to the heart, etkilenen süreci adlandırır; geri dönen şey blood sözcüğüyle belirtilen kandır. Bu kalıp, bir şeyin bir işlevi veya süreci daha az düzgün hâle getirdiğini açıklamak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: A tight bandage might ____ blood flowing to the hand.
Cevabı göster
interfere with
causing a dizzying drop in blood pressure after standing for too long. Notlar
3:41bu da çok uzun süre ayakta kaldıktan sonra baş döndürücü bir kan basıncı düşüşüne neden olabilir.
a dizzying drop in blood pressure: baş dönmesine yol açabilen kan basıncı düşüşü
A drop in blood pressure, ölçülen kan basıncı seviyesinin düşmesi anlamına gelir. A drop in + measurement kalıbında in, düşen değeri veya göstergeyi tanıtır. Dizzying, olası fiziksel etkiye işaret eder: bu tür bir düşüş kişinin başının dönmesine neden olabilir. Başka bağlamlarda dizzying, aşırı hızlı veya bunaltıcı anlamına da gelebilir; ancak buradaki tıbbi bağlam fiziksel anlamı destekler.
Alıştırma
Bu cümlede a dizzying drop in blood pressure ne anlama geliyor?
- Kişinin başını döndürebilecek bir kan basıncı düşüşü.
- Egzersizden sonra kan basıncında artış.
- Başı dönen bir kişiden gelen küçük bir kan damlası.
Cevabı göster
Kişinin başını döndürebilecek bir kan basıncı düşüşü.
after standing for too long: after + -ing yapısı
after standing for too long ifadesinde after'ın ardından standing adlı -ing biçimi gelir. Bu ifade önce ayakta durma eyleminin gerçekleştiğini gösterir; burada ayrıca tansiyon düşüşünü neyin tetiklediğini belirtir. after + -ing, eylemi yapan kişi zaten belliyse after + subject + verb yapısının daha kısa bir alternatifi olabilir. for too long, sürenin kabul edilebilir veya rahat bir sınırı aştığını ekler.
Alıştırma
Cümleyi stand fiilinin after + -ing biçimiyle tamamlayın: Your legs may ache ____ for too long.
Cevabı göster
after standing
Some of these changes start to reverse even before birth. Kalıp ifadeler
3:46Bu değişikliklerin bazıları doğumdan önce bile tersine dönmeye başlar.
start to reverse: bir süreç ters yönde değişmeye başlar
Start to reverse, “ters yönde değişmeye başlamak” demektir. Özne olan some of these changes, yön değiştiren sürecin kendisidir; bu nedenle reverse burada nesnesiz kullanılır. Bu ifade birinin değişiklikleri iptal ettiği veya her şeyin anında ilk hâline döndüğü anlamına gelmez. Kademeli olabilecek bir tersine dönüşün başladığını gösterir.
Alıştırma
“Some of these changes start to reverse” ne anlama gelir?
- Değişiklikler ters yönde ilerlemeye başlar.
- Değişiklikler durur ve hemen kaybolur.
- Değişiklikler aynı yönde ancak daha yavaş ilerlemeyi sürdürür.
Cevabı göster
Değişiklikler ters yönde ilerlemeye başlar.
Shortly before delivery: doğumdan kısa bir süre önce
Shortly before, “kısa bir süre önce” anlamına gelir. Bir olayın başka bir olaydan az bir süre önce gerçekleştiğini belirtir. Hamilelikle ilgili bu bağlamda delivery, “doğum” anlamındadır. İfadenin tamamı cümlenin başında kullanılan bir zaman belirtecidir: önce fetüsün aşağı hareket ettiği zamanı, ardından olayı bildirir.
Alıştırma
Bu cümlede “Shortly before delivery” ne anlama gelir?
- Bebek doğmadan kısa bir süre önce
- Bebek doğduktan kısa bir süre sonra
- Kısa süren bir paket teslimatı sırasında
Cevabı göster
Bebek doğmadan kısa bir süre önce
drops down: daha alçak bir konuma hareket etme
Burada drops down, “daha alçak bir konuma hareket eder” anlamındadır. Fetüs vücudun içinde konum değiştirir; yere düşmez. Down, hareketin yönünü açıkça belirtir. Drop farklı anlamlara gelebilir, ancak doğuma yakın bir fetüs veya bebekten söz edilirken pelvis içinde daha alçak bir konuma hareket etmeyi anlatabilir.
Alıştırma
Burada “the fetus drops down” neyi anlatır?
- Fetüsün daha alçak bir konuma hareket etmesini
- Fetüs sayısının azalmasını
- Fetüsün yere düşmesini
Cevabı göster
Fetüsün daha alçak bir konuma hareket etmesini
decreasing the pressure on the diaphragm and allowing the pregnant woman to take deeper breaths. Dilbilgisi
3:54diyaframdaki baskıyı azaltır ve hamile kadının daha derin nefes almasını sağlar.
allowing the pregnant woman to take deeper breaths: mümkün hâle gelen bir sonucu ifade etmek
allow + nesne + to + fiilin yalın hâli kalıbı, bir şeyin nesnenin bir eylemi yapmasını mümkün kıldığını belirtir. Burada basıncın azalması, hamile kadının daha derin nefes alabilmesini sağlar; ona izin verilmesi söz konusu değildir. -ing biçimi allowing, bunu önceki değişime bağlı bir sonuç olarak sunar. Bir koşul ya da nedeni, mümkün kıldığı sonuçla kısa ve sıkı biçimde bağlar.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini allow fiilinin doğru -ing biçimiyle tamamlayın: The software reduced waiting time, ____ customers to finish checkout faster.
Cevabı göster
allowing
much of the extra fluid in the body is lost when the water breaks. Kelime
4:02suyu geldiğinde vücuttaki fazla sıvının çoğu atılır.
when the water breaks: doğumla ilgili gündelik ifade
Hamilelik ve doğum bağlamında the water breaks, amniyotik kesenin yırtılıp amniyon sıvısının sızmaya başladığını anlatan gündelik ifadedir. Water sıradan içme suyu anlamına gelmez; breaks de suyun kendisinin bozulduğu anlamına gelmez. When bu olayın zamanını belirtir; dolayısıyla yan cümle “kişinin suyunun geldiği sırada” anlamındadır.
Alıştırma
Amniyotik kesenin yırtılmasını anlatan gündelik doğum ifadesini hangi cümle doğal biçimde kullanıyor?
- Call the hospital if your water tears.
- Call the hospital if your water breaks.
- Call the hospital if your water damages.
Cevabı göster
Call the hospital if your water breaks.
The uterus shrinks back down in the weeks after birth. Öbek fiiller
4:08Doğumdan sonraki haftalarda rahim küçülerek eski haline döner.
uterus shrinks back down: yeniden daha küçük bir boyuta dönmek
“The uterus shrinks back down” ifadesinde shrink boyut değişimini, yani rahmin küçülmesini anlatır. Back önceki bir duruma dönüşü gösterir, down ise boyuttaki azalmayı güçlendirir. Birlikte kullanıldığında shrinks back down, büyümüş olan bir şeyin yeniden daha küçük bir boyuta dönmesi anlamına gelir. Buradaki back down, “bir anlaşmazlıkta tutumundan vazgeçmek” anlamındaki ayrı deyimsel fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümlede “shrank back down” yeniden daha küçük bir boyuta dönmeyi anlatır?
- Leo shrank from the difficult conversation.
- After arguing for an hour, Maya backed down.
- The foam shrank back down after it cooled.
Cevabı göster
The foam shrank back down after it cooled.
Like the rest of the body, pregnancy affects the brain: önceki konudan yeni bir odağa geçmek
Baştaki “Like the rest of the body” ifadesi beyni, vücudun diğer bölümlerindeki değişiklikler şeklindeki daha geniş konuya bağlar. Ana cümle daha sonra yeni odak olan beyni bu ortak çerçeveye yerleştirir. Amaçlanan ilişki “pregnancy affects the brain just as it affects the rest of the body” şeklindedir. Önceki bilgiden yeni odağa ilerleyen bu yapı, alt konuya geçişin ani değil bağlantılı hissedilmesini sağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede “Like the rest of the body” bilgiyi düzenleme açısından ne işe yarar?
- Hamileliğin vücuttaki organlardan biri olduğunu iddia eder.
- Tamamen ilgisiz bir konu açar.
- Beyin şeklindeki yeni odağı, hamileliğin vücut üzerindeki etkileri şeklindeki daha geniş konuya bağlar.
Cevabı göster
Beyin şeklindeki yeni odağı, hamileliğin vücut üzerindeki etkileri şeklindeki daha geniş konuya bağlar.
but its effects here are some of the least understood. Dilbilgisi
4:16ancak buradaki etkileri en az anlaşılanlardan biridir.
some of the least understood: en az anlaşılanlardan bazıları
some of the + en üstünlük derecesi kalıbı, bir grubun birkaç üyesini ölçeğin bir ucuna yakın konumlandırır. Burada some of the least understood, etkilerin insanların en az anladığı etkiler arasında olduğunu belirtir; bunların tek ve mutlak olarak en az anlaşılan etkiler olduğunu iddia etmez. understood sözcüğünden sonra atlanan isim effects sözcüğüdür. Özne neyin kastedildiğini zaten açıkça gösterdiği için isim tekrarlanmaz. Least understood edilgen anlamlı bir tanımdır: Bu etkiler, diğerlerinin çoğuna göre daha az anlaşılmıştır.
Alıştırma
“Deep-sea ecosystems are some of the least understood” ne anlama gelir?
- Bilim insanları her ekosistemin yalnızca birkaç bölümünü anlar.
- Belirli bir ekosistemden biraz daha az anlaşılmışlardır.
- Bilim insanlarının en az anladığı ekosistemler arasındadırlar.
Cevabı göster
Bilim insanlarının en az anladığı ekosistemler arasındadırlar.
Recent studies show differences in the brain scans after pregnancy and early parenting
4:20Son araştırmalar, hamilelik sonrası ve ebeveynliğin erken dönemlerindeki beyin taramalarında farklılıklar gösteriyor
and suggest that these changes are adaptive. Kelime
4:25ve bu değişikliklerin uyarlanabilir olduğunu öne sürüyor.
suggest that these changes are adaptive: bu değişikliklerin uyumsal olduğunu düşündürmek
Suggest that, kanıtlarla desteklenen ancak kesin olarak ortaya konmamış bir sonuç sunar. Bir araştırma raporunda prove that ifadesinden daha temkinlidir. Burada adaptive, değişikliklerin hamilelik veya ebeveynliğin ilk dönemleriyle bağlantılı gereksinimlere yanıt verilmesine yardımcı olan yararlı bir işlev görebileceği anlamına gelir. Yalnızca değişebilme veya uyum sağlayabilme yeteneğini değil, olası işlevsel değeri anlatır.
Alıştırma
“the studies suggest that these changes are adaptive” ifadesinin en iyi yorumu hangisidir?
- Biri istediğinde değişiklikler kolayca değiştirilebilir.
- Kanıtlar, değişikliklerin ilgili gereksinimlere yanıt vermeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.
- Çalışmalar her değişikliğin yararlı olduğunu kanıtlıyor.
Cevabı göster
Kanıtlar, değişikliklerin ilgili gereksinimlere yanıt vermeye yardımcı olabileceğini gösteriyor.
That means they could help with parenting skills, Anlatım akışı
4:28Bu, bunların ebeveynlik becerilerine yardımcı olabileceği anlamına gelir,
That means ile önceki ifadenin pratik anlamını açıklama
That means önceki ifadenin tamamına gönderme yapar. Ardından gelen sözlerin bu ifadenin pratik anlamını veya sonucunu verdiğini gösterir; burada ebeveynlik becerilerine yönelik olası bir yarar söz konusudur. Bilgiyi düzenleyen bu ifade, dinleyiciyi soyut bir iddiadan daha açık bir sonuca götürür. could yardımcı fiili, yararın kesin değil olası olduğunu göstermeye devam eder.
Alıştırma
Örnekte That means bilgiyi düzenleme açısından hangi görevi yerine getiriyor?
- Önceki ifadeyle bağlantısı olmayan ayrı bir konu açıyor.
- Başka bir kişinin sözlerini aynen aktardığını gösteriyor.
- Önceki ifadenin pratik bir sonucunu sunuyor.
Cevabı göster
Önceki ifadenin pratik bir sonucunu sunuyor.
such as an increased ability to read facial cues, Notlar
4:31örneğin yüz ifadelerini okuma yeteneğinin artması gibi,
such as ile belirli örnekler verme
Such as hemen önce belirtilen daha geniş bir kategorinin bir veya daha fazla örneğini tanıtır. Burada yüz ifadelerindeki ipuçlarını okuma becerisinin artması, ebeveynlik becerilerinin bir örneği olarak sunulur. Bu ifade bilgiyi genelden özele doğru düzenler. Örnek, kategoriyi açıklar; normalde listenin eksiksiz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, isim örnekleri tanıtan dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The park offers activities ____ hiking and kayaking.
Cevabı göster
such as
read facial cues: yüz ifadelerindeki ipuçlarını okumak
Bu cümlede read, yazılı sözcükleri okumak anlamına gelmez; yorumlamak anlamındadır. Read facial cues, ifade değişiklikleri, göz hareketleri veya bakışlar gibi bir kişinin yüzünde görülen sinyalleri yorumlamak demektir. read + cues/signals yapısı başka sözsüz bilgiler için de kullanılabilir. İpuçlarından yararlanarak birinin duygusunu, tepkisini veya niyetini anlamayı ifade eder.
Alıştırma
Bir kişinin yüzündeki sinyalleri yorumlamak anlamına gelen, dersteki üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: A good mediator learns to ____ during difficult conversations.
Cevabı göster
read facial cues
since babies can't talk: because anlamındaki since
Burada since, bir neden belirten ve because anlamına gelen bir bağımlı bağlaçtır. since babies can't talk yan cümlesi, önceki ifadenin neden doğru veya ilgili olduğunu açıklar; bir zaman belirtmez. Neden bildiren bir since yan cümlesi, nedeni çoğunlukla arka plan bilgisi olarak sunar. Yan cümlenin neden sorusuna cevap verip vermediğine bakın; burada cevap verir.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Since the bus is delayed, we will walk. since hangi ilişkiyi ifade ediyor?
- Yürümenin koşulu
- Yürümenin nedeni
- Geçmişteki bir başlangıç noktası
Cevabı göster
Yürümenin nedeni
The lack of information about pregnancy's effects on the brain
4:37Hamileliğin beyin üzerindeki etkilerine dair bilgi eksikliği
highlights a general truth: daha geniş bir gerçeği belirginleştirmek
Burada highlights, “önemli bir şeyi özellikle açık veya fark edilir hâle getirir” anlamındadır. Nesnesi olan a general truth soyut bir düşüncedir; bu nedenle fiil fiziksel olarak ışık tutmak veya metni işaretlemek anlamına gelmez. Bu ifade, belirli bir bilgi eksikliğini daha geniş bir gerçekle ilişkilendirir. Bu kalıp, bir kanıtın veya örneğin tek bir durumun ötesindeki daha kapsamlı bir sonuca işaret etmesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede highlights a general truth ne anlama gelir?
- Daha geniş bir gerçeği özellikle belirgin hâle getirir.
- Bir gerçeğin fark edilmesini engeller.
- Bir ifadenin üzerine fiziksel olarak ışık tutar.
Cevabı göster
Daha geniş bir gerçeği özellikle belirgin hâle getirir.
almost all the research around pregnancy has focused on the fetus rather than the pregnant women. Dilbilgisi
4:44hamilelikle ilgili neredeyse tüm araştırmalar hamile kadınlardan ziyade fetüse odaklanmıştır.
Historically, ile tüm cümleye tarihsel bir çerçeve vermek
Historically, tüm ifadeyi geçmişteki uzun bir dönemin bakış açısından çerçeveleyen bir cümle zarfıdır. Ardından gelen araştırma eğiliminin nasıl yorumlanacağını gösterir; araştırmanın hangi yöntemle yapıldığını anlatmaz. İddiayı tarihsel bir eğilimle sınırladığı için bu kelime tek başına durumun bugün de tamamen aynı olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümlenin başındaki Historically, ne işe yarar?
- İfadenin tamamını geçmişteki uzun süreli bir bağlama yerleştirir.
- İddiayı belirli bir yılla sınırlar.
- Araştırmanın tarihsel bir yöntemle yapıldığını söyler.
Cevabı göster
İfadenin tamamını geçmişteki uzun süreli bir bağlama yerleştirir.
has focused on A rather than B: B yerine A'ya odaklanmış olmak
Has focused on A rather than B, dikkatin B'ye değil, esas olarak A'ya yöneltilmiş olduğu anlamına gelir. Burada A fetüsü, B ise hamile kadınları ifade eder; dolayısıyla bu kullanım, hamilelik araştırmalarının incelediği konulardaki bir yanlılığı gösterir. Has focused, present perfect yapısındadır. Bu araştırma eğilimini geçmiş çalışmalarla yerleşmiş ve bugün hâlâ geçerli bir durum olarak sunar. Focus on dikkatin hedefini belirtirken rather than bunu daha az vurgulanan alternatifle karşılaştırır.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The review has ____ short-term costs ____ long-term benefits.
Cevabı göster
focused on · rather than
Experiences of pregnancy vary widely, Kalıp ifadeler
4:51Hamilelik deneyimleri büyük ölçüde değişir,
vary widely: büyük ölçüde farklılık göstermek
Vary widely, farklı vakaların birbirinden çok farklı olduğu veya geniş bir aralığı kapsadığı anlamına gelir. Bu cümlede hamilelik deneyimleri kişilere ve koşullara göre büyük ölçüde farklı olabilir. Vary fiildir; widely ise farklılığın geniş boyutunu gösteren zarftır. Bu eşdizim nötr ile resmî arasında bir kullanıma sahiptir ve araştırma ve açıklama metinlerinde yaygındır.
Alıştırma
Hangi cümle zaman içindeki değişimi değil, bölgeler arasındaki büyük farklılıkları anlatır?
- Delivery times change substantially over the year.
- Delivery times are nearly the same across regions.
- Delivery times vary widely across regions.
Cevabı göster
Delivery times vary widely across regions.
both within ... and due to ...: uzun öbekleri bağlama
Both ... and ..., iki ögenin eşit biçimde dahil edildiğini gösterir. Bu ögelerin tek birer sözcük olması gerekmez: burada within the range of healthy pregnancies ve due to complicating health conditions şeklindeki tam edat öbeklerini bağlar. İlk öbek, değişkenliği normal bir aralığın içine yerleştirirken ikinci öbek değişkenliğin bir nedenini verir. Her öbeğin tamamını tek bir bağlı birim olarak okumak yapıyı netleştirir.
Alıştırma
İki nedenin birlikte geçerli olabileceğini göstermek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: Costs can rise ____ because of inflation ____ because of supply shortages.
Cevabı göster
both · and
and develop effective treatments where necessary.
5:01ve gerektiğinde etkili tedaviler geliştirmemize yardımcı olacaktır.
help us understand ... and develop ...: help sonrasında iki hedef
Will help us, eş görevli iki yalın fiili yönetir: understand ve develop. İfade, yeni araştırmanın bu iki şeyi de yapmamıza yardımcı olacağı anlamına gelir; bu nedenle develop öncesinde help us tekrar edilmez. Why, understand fiilinin içeriğini tamamlar ve nedeni ifade eder. Where necessary, ikinci hedefi gerekli olduğu durumlarla sınırlar. Where it is necessary ifadesinin eksiltili biçimidir ve mutlaka fiziksel bir yeri anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümlede tek bir help ifadesinden sonra eş görevli iki yalın fiil doğru biçimde kullanılmıştır?
- The data will help us understand the issue and designs a solution.
- The data will help us understanding the issue and design a solution.
- The data will help us understand the issue and design a solution.
Cevabı göster
The data will help us understand the issue and design a solution.
In the meantime: gelecekteki bir sonuçtan şu anki eyleme geçiş
In the meantime, “beklenen bir olay ya da sonuç gerçekleşmeden önceki süre boyunca” anlamına gelir. Bağlamın oluşturduğu geçici bir zaman aralığını gösterir. Yeni bir cümlenin ya da bölümün başında bilgiyi de düzenler: gelecekteki bir gelişmeden şu anda yapılabilecek veya düşünülebilecek şeye geçiş sağlar.
Alıştırma
Hangi seçenek, henüz gerçekleşmemiş gelecekteki bir olaydan şu anki eyleme geçmek için In the meantime ifadesini en doğal biçimde kullanıyor?
- The lab is on the second floor. In the meantime, the elevator is blue.
- The lab results arrived on Friday. In the meantime, Friday has seven letters.
- The lab results will arrive on Friday. In the meantime, keep a record of your symptoms.
Cevabı göster
The lab results will arrive on Friday. In the meantime, keep a record of your symptoms.
and it's important to consult a doctor with any specific questions. Ton ve niyet
5:08ve belirli sorularınız için bir doktora danışmanız önemlidir.
it's important to consult a doctor: dikkatli bir profesyonel tavsiye vermek
It's important to + fiilin yalın hâli, dinleyiciye doğrudan emir vermek yerine bir eylemi önemli olarak sunar. Burada to consult a doctor önerilen eylemi belirtir. Consult bu yapıda geçişli bir fiildir; bu nedenle hemen ardından a doctor gelir. Sağlık bilgilerinde bu ifade bir sınırı da belirtir: genel bilgiler her bireysel durumu kapsayamaz, bu nedenle belirli endişeler bir sağlık uzmanına yöneltilmelidir. Bu, dikkatli bir tavsiyedir; teşhis değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, kişiye teşhis koyduğunu iddia etmeden tıbbi görüş alması için dilbilgisel ve dikkatli bir tavsiye veriyor?
- If a symptom keeps getting worse, it's important to consult to a doctor.
- If a symptom keeps getting worse, it's important to consult a doctor.
- If a symptom keeps getting worse, you definitely have a serious disease.
Cevabı göster
If a symptom keeps getting worse, it's important to consult a doctor.
as more research is devoted to the astounding biology of pregnancy. Kalıp ifadeler
5:16çünkü hamileliğin şaşırtıcı biyolojisine giderek daha fazla araştırma ayrılmaktadır.
we're turning an exciting corner: umut verici yeni bir aşamaya girmek
Turn a corner, yön değişimini yeni bir aşamaya ulaşmanın benzetmesi olarak kullanır ve çoğunlukla ilerlemenin sınırlı olduğu veya zorluk yaşanan bir dönemden sonra söylenir. Burada we're turning an exciting corner, gebelik araştırmaları daha fazla ilgi gördükçe bu alanın umut verici bir aşamaya girdiği anlamına gelir. Exciting, corner sözcüğünü yaratıcı bir şekilde niteler; ayrı bir kalıplaşmış deyimin parçası değildir. Konuşanın bu değişime yönelik olumlu ve geleceğe dönük bakışını gösterir.
Alıştırma
“After several failed trials, the project is turning a corner,” cümlesinde turning a corner ne anlama gelir?
- Proje daha küçük görevlere bölünüyor.
- Projenin fiziksel konumu değişiyor.
- Proje cesaret verici ilerleme kaydetmeye başlıyor.
Cevabı göster
Proje cesaret verici ilerleme kaydetmeye başlıyor.
is devoted to the ...: araştırmayı belirli bir konuya yönlendirmek
Is devoted to, devote something to something yapısının edilgen biçimidir. Burada more research belirli bir konuya yönlendirilen şeydir; bu nedenle cümle, bunu kimin tahsis ettiğinden çok araştırma çabasının nereye yöneldiğini vurgular. Be devoted to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır. Is devoted to the astounding biology ifadesinde the, ardından gelen isim öbeğini başlatır; devoted to kalıbının sabit bir parçası değildir.
Alıştırma
Cümleyi “tahsis edilmiş” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: More lab space is ____ developing safer batteries.
Cevabı göster
devoted to
more than 5 million babies have been born using in vitro fertilization. Notlar
5:24tüp bebek yöntemiyle 5 milyondan fazla bebek dünyaya geldi.
In the last 40 years: günümüze kadar uzanan bir zaman aralığı
In the last 40 years, “40 yıl öncesinden şimdiye kadar olan dönem içinde” anlamına gelir. Konuşan kişi bugünden geriye baktığı için bu zaman aralığı günümüzle bağlantılıdır. Bu zaman ifadesi, söz konusu dönemdeki değişimleri, deneyimleri veya birikmiş sonuçları anlatırken İngilizcedeki present perfect ile sıkça kullanılır. Burada have been born seçimini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hedef in the last ... kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____, the library has added two study rooms.
Cevabı göster
In the last ten years
have been born: present perfect edilgen yapı
Have been born, edilgen be born ifadesinin present perfect biçimidir: have + been + born. Babies çoğul olduğu için yardımcı fiil has değil, have olur. Bu biçim, şimdiye kadar gerçekleşmiş doğumları birikmiş ve bugünle ilgili bir sonuç olarak sunar. Bebeklerin hâlâ doğma sürecinde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi be born ifadesinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Since the hospital opened, more than 500 babies ____ there.
Cevabı göster
have been born
in vitro fertilization: IVF kısaltmasının açık hâli
In vitro fertilization, IVF kısaltmasının açık hâlidir. Bir yumurtanın laboratuvar ortamında, vücut dışında sperm tarafından döllendiği tıbbi bir süreçtir; oluşan embriyo daha sonra rahme aktarılabilir. Bu cümlede ifade, using sözcüğünden sonra gelir ve kullanılan yöntemi belirtir. In vitro, döllenmenin vücut dışında gerçekleştiği anlamına gelir; gebeliğin vücut dışında geliştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede in vitro fertilization ne anlama geliyor?
- Bir yumurtanın vücut dışında döllendiği süreç
- Doğurganlığı artırmayı amaçlayan herhangi bir tedavi
- Gebelik sırasında yapılan rutin bir tarama
Cevabı göster
Bir yumurtanın vücut dışında döllendiği süreç
How does that work?: açıklamayı başlatan soru
How does that work?, az önce sözü edilen bir şeyin arkasındaki süreci veya mekanizmayı sorar. Burada that, in vitro fertilization ifadesine gönderme yapar; work ise bir işte çalışmak değil, işlemek veya çalışmak anlamındadır. Baştaki So, soruyu önceki ifadeye bağlar. Açıklayıcı bir içerikte bu soru bir kanca görevi görür: önceki konuyu bir sonraki açıklamanın odağına dönüştürür ve sürecin birazdan anlatılacağını belirtir.
Alıştırma
Bu açıklayıcı bağlamda So, how does that work? ne işe yarıyor?
- Bir kişinin nerede çalıştığını soruyor.
- Önceki bilginin yanlış olduğunu gösteriyor.
- Önceki konuyu, bir sonraki açıklamayı başlatan bir soruya dönüştürüyor.
Cevabı göster
Önceki konuyu, bir sonraki açıklamayı başlatan bir soruya dönüştürüyor.
Check out this video Öbek fiiller
5:32Tüp bebek tedavisinin ardındaki büyüleyici bilimi öğrenmek için
Gayriresmî önerilerde Check out
Burada check out, “bakmak, izlemek veya incelemek” anlamına gelir. Check out this video emir cümlesi, videoda hata olup olmadığını kontrol etme isteği değil, gayriresmî bir öneri veya davettir. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isim olduğunda hem check out this video hem de check this video out kullanılabilir; zamir kullanıldığında zamir ortaya gelir: check it out.
Alıştırma
“Check out this video” cümlesinde konuşan kişi dinleyenden ne yapmasını istiyor?
- Videoyu izlemek veya incelemek
- Videoda teknik sorun olup olmadığını kontrol etmek
- Ayrılmadan önce video için ödeme yapmak
Cevabı göster
Videoyu izlemek veya incelemek
IVF'nin ardındaki büyüleyici bilim
Burada fascinating, “son derece ilgi çekici” anlamına gelir ve science sözcüğünü niteler. Behind mecaz anlamdadır: the fascinating science behind IVF, IVF'nin nasıl işlediğini açıklayan bilimsel ilke ve süreçleri ifade eder. IVF, in vitro fertilization ifadesinin kısaltmasıdır ve “in vitro fertilizasyon” anlamına gelir. the science behind + konu kalıbı, konunun temelindeki mekanizmanın açıklanacağını bildirir; eğitici başlıklarda ve girişlerde yaygındır.
Alıştırma
“the fascinating science behind IVF” ifadesinde behind neyi gösterir?
- IVF'nin nasıl işlediğini açıklayan ilke ve süreçleri
- IVF'nin fiziksel olarak arkasındaki bir konumu
- Yalnızca IVF'den sonra yapılan bilimsel çalışmaları
Cevabı göster
IVF'nin nasıl işlediğini açıklayan ilke ve süreçleri