Gülmek neden en iyi ilaçtır - 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
911 kelime 162 kel/dk

Video açıklaması: Bu bölüm kahkahayı, insanların ve diğer memelilerin paylaştığı hem fiziksel bir süreç hem de sosyal bir davranış olarak inceliyor. Göğüs kafesinin kahkaha sesini nasıl ürettiğini ve genç hayvanların kahkahayla oyuna nasıl davet ettiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. start tickling our funny bones, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Mizah konusuna geçerken kullanılan bu eğlenceli bağlantıyı anlayabilirsiniz. İfade gerçek anlamda vücudu gıdıklamaktan söz etmez; gülmeye hazırlanıldığını düşündürmek için bedenle ilgili sözcüklerden yararlanır. Böylece kelimesi kelimesine çevrildiğinde doğal gelmeyen bir kelime oyununu tanıyabilirsiniz. 2. exactly how a laugh is produced. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Edilgen yapının bilimsel açıklamayı eylemi yapan kişiye değil, kahkahanın oluşma sürecine odakladığını görebilirsiniz. Bu kalıbı seslerin, maddelerin veya fiziksel etkilerin nasıl üretildiğini sormak ve açıklamak için kullanabilirsiniz. 3. signal that they want to play. — Sözcük Anlamı ve Dil Düzeyi: signal sözcüğünü fiil olarak ve ardından bir that yan cümlesi getirerek gözlemlenebilir davranışla onun anlamını ilişkilendirmeyi öğrenebilirsiniz. Böylece kahkahanın oyun oynama niyetini nasıl ilettiğini bilimsel veya sosyal bağlamlarda açıkça anlatabilirsiniz.

Bu derste

Six Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan Six Minute English.

Hello, this is Six Minute English from BBC Learning English. Ton ve niyet

0:08

Merhaba, bu BBC Learning English'ten Six Minute English.

Ton ve niyet

Bir programı this is Six Minute English ile tanıtmak

Bu açılışta this is, dinleyicinin ne dinlediğini, yani Six Minute English programını belirtir. Bir nesneyi göstermez. Cümlenin tamamı, dinleyiciye o anda BBC Learning English'in bu programını dinlediğini söyler. This is + ad veya başlık, sıradan bir yüz yüze kişisel tanışma söz konusu olmadığında konuşanı ya da programı tanıtmak için kullanılan yaygın bir kalıptır. Özellikle radyo, podcast, video ve telefon konuşmalarında görülür.

Alıştırma

Park Radio tarafından hazırlanan Morning Science adlı radyo programını en doğal biçimde hangi cümle tanıtır?

  1. Hello, this are Morning Science from Park Radio.
  2. Hello, I'm Morning Science from Park Radio.
  3. Hello, this is Morning Science from Park Radio.
Cevabı göster

Hello, this is Morning Science from Park Radio.

I'm Sam.

0:11

Ben Sam.

And I'm Neil.

0:12

Ben de Neil.

Have you heard this joke, Neil? Ton ve niyet

0:13

Bu şakayı duymuş muydun Neil?

Ton ve niyet

Have you heard this joke? ile sohbete giriş yapmak

Have you heard this joke? karşıdaki kişinin o ana kadar bu fıkrayı duyup duymadığını sorar. Burada aynı zamanda samimi bir giriş görevi görür: karşı tarafı cevap vermeye davet eder ve onu fıkraya hazırlar. Have you heard...? present perfect yapısındadır. Daha önceki bir deneyimi şu anki konuşmaya bağlar. Cevap hayırsa konuşan kişi doğal biçimde fıkrayı anlatmaya devam edebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşınıza fıkra anlatmak üzeresiniz ve onu sohbete katmak istiyorsunuz. Hangi giriş doğaldır?

  1. Have you listened this joke?
  2. Can you hear this joke?
  3. Have you heard this joke?
Cevabı göster

Have you heard this joke?

Question:

0:15

Soru:

what's a rat's favorite game?

0:16

bir farenin en sevdiği oyun nedir?

I don't know, Sam.

0:19

Bilmiyorum Sam.

What is a rat's favorite game?

0:20

Bir farenin en sevdiği oyun nedir?

Hide and squeak. Deyimler

0:22

Saklambaç ve ciyaklama (Hide and squeak).

Deyimler

Hide and squeak: hide and seek üzerine bir kelime oyunu

Hide and squeak, hide and seek oyun adının eğlenceli biçimde değiştirilmiş hâlidir. Seek yerine, bir sıçan ya da farenin çıkarabildiği ince sesi anlatan squeak kullanılır. Şaka, squeak ile seek birbirine benzer duyulduğu ve squeak sıçanla ilgili soruya uyduğu için işe yarar. Bu gerçek bir oyun adı değildir; kelime oyununu anlamak için bilinen ifadeyi fark etmek gerekir.

Alıştırma

Hide and squeak ifadesini kelime oyunu yapan nedir?

  1. Hide and seek oyununun diğer standart adıdır.
  2. Hide and seek ifadesindeki seek yerine, ince bir sesi anlatan squeak sözcüğünü kullanır.
  3. Sıçanların oyun oynayamadığını söyler.
Cevabı göster

Hide and seek ifadesindeki seek yerine, ince bir sesi anlatan squeak sözcüğünü kullanır.

Very funny.

0:24

Çok komik.

Well, I'm glad you're laughing because, Anlatım akışı

0:25

Gülmene sevindim çünkü,

as we'll be finding out in this program, Anlatım akışı

0:28

bu programda öğreneceğimiz gibi,

laughter is good for you. Kalıp ifadeler

0:30

gülmek sizin için iyidir.

Anlatım akışı

Well, I'm glad you're laughing because... ile konuya geçiş

Well, I'm glad you're laughing because... önce şakanın ardından gelen gülmeye karşılık verir, sonra because ile program açısından önemli olan nedeni tanıtır. Bu sözler bir köprü görevi görür: hafif ve eğlenceli başlangıcı, gülmenin insan için iyi olduğu ana konuya bağlar. Because, önemli yeni bilginin birazdan geleceğini gösterir; bu nedenle cümle yalnızca mutluluk belirtmez.

Alıştırma

Well, I'm glad you're laughing because... ifadesinin bu programdaki temel görevi nedir?

  1. Diğer konuşmacıdan gülmeyi bırakmasını ister.
  2. Bir konu tanıtmadan programı bitirir.
  3. Şakayı, birazdan ele alınacak gülme konusuna bağlar.
Cevabı göster

Şakayı, birazdan ele alınacak gülme konusuna bağlar.

Anlatım akışı

as we'll be finding out in this program: ileride açıklanacak bilgiyi haber verme

“As we'll be finding out in this program”, daha sonra gelecek içeriğe işaret eden bir ara ifadedir. Ana düşünceden kısa süreliğine ayrılarak programın bu düşünceyi ileride açıklayacağını veya destekleyeceğini bildirir. Bu bölüm çıkarıldığında ana mesaj olan laughter is good for you yine tam bir cümle olarak kalır. Buradaki as, yalnızca “olduğunda” değil, “öğreneceğiniz gibi” anlamına yakındır. we'll be finding out biçimi ayrıca bilginin program ilerledikçe adım adım edinileceği hissini verir.

Alıştırma

Cümlede as we'll be finding out in this program ne işe yarıyor?

  1. Yalnızca gülmenin ne zaman gerçekleştiğini belirtiyor.
  2. Konuşmacıların şu anda fiziksel bir nesne aradığını söylüyor.
  3. Programın daha sonra vereceği bir açıklamayı haber veriyor.
Cevabı göster

Programın daha sonra vereceği bir açıklamayı haber veriyor.

Kalıp ifadeler

laughter is good for you: bir şeyin yararlı olduğunu söyleme

Bu cümlede laughter is good for you, gülmenin sağlığa veya genel iyilik hâline yararlı olduğu anlamına gelir. X + be good for + kişi, vücut bölümü veya etkinlik yapısı olumlu bir etkiyi anlatır. laughter özne olduğu için good for you, gülmenin yararını anlatan ifadenin bir parçasıdır. Birini övmek veya kutlamak için tek başına kullanılan Good for you! yanıtıyla aynı değildir.

Alıştırma

“Yararlı” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Drinking enough water is ____ you.

Cevabı göster

good for

In fact,

0:32

Aslında,

laughter is often called the best medicine. Deyimler

0:33

gülmek genellikle en iyi ilaç olarak adlandırılır.

Deyimler

Mecaz olarak the best medicine

Burada the best medicine mecazdır. Gülmek gerçek bir ilaç değildir; bu ifade gülmeyi insanların kendilerini daha iyi hissetmelerine yardımcı olabilecek bir şey olarak sunar. Yaygın Laughter is the best medicine sözü, medicine kelimesini yararlı veya rahatlatıcı bir şey için geniş anlamda kullanır. Gülmenin tıbbi bakımın yerini alabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? Bu cümlede the best medicine, gülmenin doktor tarafından yazılan gerçek bir ilaç olduğunu anlatır.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

And it seems that's really true,

0:36

Ve görünüşe göre bu gerçekten doğru,

medically speaking. Kalıp ifadeler

0:38

tıbbi açıdan konuşursak.

Kalıp ifadeler

medically speaking: tıbbi bakış açısını belirtmek

Medically speaking, “tıbbi açıdan bakıldığında” anlamına gelir. Bu cümlede iddianın kapsamını sınırlar: konuşmacı, fikir tıp veya sağlık açısından değerlendirildiğinde doğru göründüğünü söyler. Zarf + speaking kalıbında speaking, konuşma eylemini değil bakış açısını belirtir. Zarf, amaçlanan bakış açısına uygun olmalıdır; technically speaking ve generally speaking buna örnektir.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki “tıbbi açıdan bakıldığında” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____, the treatment appears to be working.

Cevabı göster

Medically speaking

Laughing releases anti-stress endorphins into the body, Kalıp ifadeler

0:39

Gülmek, vücuda stres karşıtı endorfinler salgılar,

Kalıp ifadeler

releases ... into ...: bir maddeyi vücuda salmak

Bu sağlık bağlamında releases fiziksel bir süreci anlatır: cümle, gülmenin stresi azaltan endorfinlerin vücutta salınmasına yol açtığını söyler. Haber yayımlamak ya da bir ürünü piyasaya sürmek anlamına gelmez. Endorfinler, vücudun ürettiği ve haz ile stresin azalmasıyla ilişkili kimyasallardır. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı release + madde + into + yer biçimindedir. Nesne neyin salındığını, into ile başlayan bölüm ise nereye gittiğini belirtir.

Alıştırma

Sağlık ve bilim bağlamında release + madde + into + yer yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The body releases hormones at the blood.
  2. The body releases hormones into the blood.
  3. The body publishes hormones into the blood.
Cevabı göster

The body releases hormones into the blood.

and there's evidence that people who laugh recover more quickly from illness, Notlar

0:43

ve gülen insanların hastalıklardan daha hızlı iyileştiğine dair kanıtlar var,

including COVID.

0:47

COVID dahil.

Anlatım akışı

there's evidence that ...: kanıtla desteklenen bir iddiayı sunmak

There's evidence that, önce desteği sonra iddiayı sunar. There's evidence, araştırma, veri ya da gözlemin bir şeyi desteklediğini bildirir; that'ten sonraki tam yan cümle ise desteklenen iddiayı açıklar: gülen insanların daha çabuk iyileştiğini. Bu kalıp, bir ifadenin yalnızca kişisel değil, kanıta dayalı görünmesini sağlar. Ancak kanıtın ne kadar çok ya da ne kadar güçlü olduğunu kendi başına göstermez.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan kanıt çerçevesiyle tamamlayın: ____ regular sleep helps memory.

Cevabı göster

There's evidence that

Kalıp ifadeler

recover more quickly from illness: bir durumdan iyileşmeyi recover from ile anlatmak

Recover from an illness, hasta olduktan sonra yeniden sağlığına kavuşmak demektir. Altyazıda more quickly iyileşme hızını karşılaştırır: gülen insanların sağlıklarına daha hızlı kavuştuğu söylenir. From edatı, kişinin ardından iyileştiği hastalığı, sorunu veya olayı belirtir. Bu yapının bir parçasıdır ve illness sözcüğünden önce atılamaz.

Alıştırma

Recover fiilini doğru edatla kullanarak cümleyi tamamlayın: After a week of rest, Mia began to ____ the flu.

Cevabı göster

recover from

Laughing is an essential part of what makes us human. Kalıp ifadeler

0:48

Gülmek bizi insan yapan şeyin önemli bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

what makes us human: insanlığı tanımlayan özellikler

What makes us human, insanları insan olarak tanımlayan özellikleri veya deneyimleri ifade eder. Bu cümlede gülmek, bu insani niteliğin temel parçalarından biri olarak sunulur. Burada make, bir duruma getirmek veya tanımlamaya yardımcı olmak anlamındadır ve make + nesne + açıklama kalıbını izler: makes + us + human. What, bütün yan cümlenin isim gibi işlev görmesini sağlar; ifade insanların ürettiği nesnelerle ilgili değildir.

Alıştırma

'Empathy is part of what makes us human,' cümlesindeki 'what makes us human' ne anlama gelir?

  1. insanların ürettiği şeyler
  2. insanlığı tanımlamaya yardımcı olan özellikler
  3. bize nasıl davranacağımızı öğreten kişiler
Cevabı göster

insanlığı tanımlamaya yardımcı olan özellikler

Babies cry straight from birth, Kalıp ifadeler

0:52

Bebekler doğdukları andan itibaren ağlarlar,

Kalıp ifadeler

straight from birth: doğumdan itibaren hiç gecikmeden başlamak

Burada straight from birth, “doğum anından itibaren, hiç gecikmeden” demektir. Straight vurgu katar: ağlama tam başlangıç noktasında başlar. Bu zaman ifadesinde straight şekil ya da yön anlatmaz. Başka durumlarda da kullanılabilen straight from + başlangıç noktası kalıbı, bir şeyin o anda hemen başladığını gösterebilir.

Alıştırma

“Doğum anından itibaren, hiç gecikmeden” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Babies can respond to touch ____.

Cevabı göster

straight from birth

but the next sound they make,

0:54

ama çıkardıkları bir sonraki ses,

often as young as 2 or 3 months, Dilbilgisi

0:55

genellikle 2 veya 3 aylıkken,

is laughter.

0:58

kahkahadır.

Dilbilgisi

as young as 2 or 3 months: dikkat çekici derecede küçük bir yaşı vurgulamak

Burada as young as 2 or 3 months, “henüz iki ya da üç aylıkken” demektir. Gülme sesinin çok erken bir yaşta ortaya çıkabileceğini vurgular. Bu, sıradan as ... as eşitlik karşılaştırmasından farklıdır. as young as + yaş yapısında young çok küçük bir yaşı işaret eder. Ardından gelen yaş, özellikle erken bir noktayı verir; her bebeğin tam yaşını belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir becerinin şaşırtıcı derecede küçük bir yaşta ortaya çıkabileceğini en iyi vurgular?

  1. Some children can recognize letters at three years old.
  2. Some children can recognize letters as young as three years old.
  3. Some children can recognize letters by three years old.
Cevabı göster

Some children can recognize letters as young as three years old.

And who can hear a baby laugh without laughing themselves? Dilbilgisi

0:59

Ve bir bebeğin gülüşünü duyup da kendi kendine gülmeyen kim olabilir?

Dilbilgisi

Who can ... without ...? ile retorik soru kurma

Buradaki Who can ... without ...? retorik bir sorudur; dinleyenden belirli bir kişiyi söylemesini istemez. Neredeyse hiç kimsenin bir bebeğin gülüşünü duyup da gülmeden duramayacağı anlamına gelir. Who can do A without doing B? kalıbı, B'yi A'ya verilen doğal veya neredeyse kaçınılmaz bir tepki olarak sunar. without sözcüğünden sonra, without laughing örneğindeki gibi fiilin -ing biçimi kullanılır.

Alıştırma

Ayakla ritim tutmanın neredeyse kaçınılmaz olduğu anlamını vermek için retorik soruyu tamamlayın: Who can hear that beat ____ tapping their feet?

Cevabı göster

without

Laughter is catching. Kelime

1:02

Gülmek bulaşıcıdır.

Kelime

Laughter is catching: yayılan anlamındaki catching

Laughter is catching cümlesinde catching, kahkahanın başka insanları da kolayca güldürdüğünü belirten bir sıfattır. Bir tepkinin bir kişiden diğerine yayılmasını anlatır; bir şeyi fiziksel olarak yakalama eylemini anlatmaz. Bu mecaz anlam, bir kişinin tepkisi başkalarında da aynı tepkiyi oluşturduğunda coşku ve esneme gibi duygu veya davranışlar için de kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede catching ne anlama geliyor? Her excitement was catching, and soon everyone was cheering.

  1. Bir melodi gibi kolay hatırlanıyordu.
  2. Elleriyle bir şeyi yakalıyordu.
  3. Diğer insanların da heyecanlanmasına yol açtı.
Cevabı göster

Diğer insanların da heyecanlanmasına yol açtı.

But before we start tickling our funny bones, Deyimler

1:04

Ama gülmekten kırılmaya başlamadan önce,

Deyimler

start tickling our funny bones: şakacı biçimde “kendimizi eğlendirmeye başlamak” demek

Bu cümlede start tickling our funny bones, şakacı bir şekilde “kendimizi güldürmeye başlamak” veya “biraz mizahın tadını çıkarmaya başlamak” anlamına gelir. İfade, kahkaha konusunu hafif ve komik tutmak için tickle ile funny bone sözlerini bir araya getirir. Funny bone aslında dirsekteki hassas bir sinirdir; mizahı hissedebilen bir kemik değildir. Buradaki ifade mecazidir, yani kimse gerçekten bir dirseği gıdıklamıyor.

Alıştırma

Bu cümlede start tickling our funny bones ne anlama geliyor?

  1. Kendimizi güldürmeye veya biraz mizahın tadını çıkarmaya başlamak.
  2. Kemiklerin adlarını öğrenmeye başlamak.
  3. Herkesin dirseğindeki hassas bölgeye dokunmak.
Cevabı göster

Kendimizi güldürmeye veya biraz mizahın tadını çıkarmaya başlamak.

I have a quiz question for you, Neil,

1:06

sana bir bilgi yarışması sorum var Neil,

and it's no laughing matter. Deyimler

1:08

ve bu şakaya gelmez.

Deyimler

it's no laughing matter: bir durumun ciddi olduğunu söylemek

No laughing matter, şaka olarak görülmemesi veya hafife alınmaması gereken ciddi bir durum için kullanılan kalıplaşmış bir deyimdir. no sözcüğü, laughing sözcüğünün oluşturduğu beklentiyi tersine çevirir: mesele komik değildir. Burada konuşmacı, bilgi yarışması sorusunu ciddi bir şey olarak sunarken kahkaha konusunu da yeniden hatırlatır ve küçük bir kelime oyunu yapar.

Alıştırma

“Ciddi ve şakaya gelmez” anlamındaki kalıplaşmış deyimle cümleyi tamamlayın: A gas leak is ____.

Cevabı göster

no laughing matter

Laughter can be a serious business. Kalıp ifadeler

1:10

Gülmek ciddi bir iş olabilir.

Kalıp ifadeler

a serious business: önemli bir mesele veya faaliyet

Bu cümlede a serious business, dikkatle ele alınması gereken önemli bir şey anlamına gelir. Buradaki business soyut bir addır; bir şirketi veya ticari işlemi değil, bir meseleyi ya da faaliyeti belirtir. Bu ifade serious ile laughter arasında bilinçli bir karşıtlık kurar. Eğlenceli veya hafif görünen bir şeyin de ciddi bir konu olarak ele alınabileceğini gösterir.

Alıştırma

"Caring for a pet is a serious business," cümlesinde business ne anlama gelir?

  1. bir satış ya da ticari işlem
  2. önemli bir mesele veya faaliyet
  3. bir şirket
Cevabı göster

önemli bir mesele veya faaliyet

In fact,

1:12

Aslında,

there's a scientific field of study into laughter Kalıp ifadeler

1:13

gülme üzerine bilimsel bir çalışma alanı var

and its effects on the human body.

1:16

ve bunun insan vücudu üzerindeki etkileri üzerine.

Kalıp ifadeler

scientific field of study into laughter: kahkahayla ilgili akademik araştırma alanı

A scientific field of study ifadesinde field, bir toprak parçasını değil, bilgi veya akademik çalışma alanını belirtir. A field of study, insanların sistemli biçimde incelediği bir konu alanıdır. Into edatı incelenen konuyu, yani laughter sözcüğünü tanıtır. scientific field of study into laughter ifadesi bir bütün olarak kahkahayı düzenli bilimsel araştırmanın konusu olarak sunar.

Alıştırma

"a scientific field of study into laughter," ifadesinde field ne anlama gelir?

  1. laboratuvar dışında yürütülen belirli bir araştırma projesi
  2. açık havadaki bir toprak alanı
  3. akademik bilgi veya araştırma alanı
Cevabı göster

akademik bilgi veya araştırma alanı

But what is this study called?

1:19

Peki bu çalışmanın adı nedir?

Is it

1:21

Acaba

A, gigglology?

1:22

A, kıkırdamabilim (gigglology) mi?

B, gelotology, Kelime

1:24

B, gülmebilim (gelotology) mi,

or C, guffology?

1:26

yoksa C, kahkahabilim (guffology) mi?

Kelime

Gelotology: gülmenin incelenmesi

Gelotology, gülmenin incelenmesi için kullanılan resmî uzmanlık terimidir. Bu bilgi yarışmasında B seçeneğindeki gelotology gerçek çalışma alanıdır; gigglology ve guffology ise olası cevaplar gibi duyulmaları için uydurulmuş mizahi kelimelerdir. -ology sonu, biology örneğinde olduğu gibi çoğu zaman bir şeyin incelenmesi anlamına gelir. Bu son, bir kelimenin ders veya alan adı olabileceğini fark etmene yardımcı olabilir; ancak herkes -ology ile mizahi bir kelime uydurabileceği için kelimenin tamamını yine de kontrol etmek gerekir.

Alıştırma

Gülmenin incelenmesi için kullanılan yerleşik terim hangisidir?

  1. gigglology
  2. gelotology
  3. guffology
Cevabı göster

gelotology

Did you make those words up, Sam? Öbek fiiller

1:28

Bu kelimeleri sen mi uydurdun Sam?

Öbek fiiller

Make those words up: o kelimeleri uydurmak

make those words up ifadesindeki make up öbek fiili, daha önce var olmayan bir şeyi uydurmak anlamına gelir. Burada those words uydurulan şeylerdir; make yalnızca oluşturmak veya üretmek anlamına gelmez. Bu anlamda make up ayrılabilir. İsim olan nesne ortaya veya edattan sonra gelebilir: make a story up ya da make up a story. Zamir ise ortaya gelmelidir: make it up denir, make up it denmez.

Alıştırma

Cümleyi uydurmak anlamındaki make up ifadesinin geçmiş zamanıyla tamamla ve zamiri doğru yere koy: The excuse was not true; Leo ____.

Cevabı göster

made it up

They sound a bit funny to me. Ton ve niyet

1:30

Bana biraz komik geldiler.

Ton ve niyet

They sound a bit funny to me: yumuşatılmış kişisel bir değerlendirme

sound + sıfat yapısında sound, “duyulduğunda belli bir izlenim vermek” anlamına gelir. Burada funny esas olarak “tuhaf” veya “pek doğru gelmeyen” demektir; ancak “komik” anlamına da gelebilir. A bit olumsuz değerlendirmeyi yumuşatır, to me ise bunun konuşanın kişisel izlenimi olduğunu gösterir. Birlikte kullanıldıklarında, şüpheyi They are strange veya They are wrong demekten daha dolaylı biçimde ifade ederler.

Alıştırma

Şu cümleye en uygun yorumu seçin: They sound a bit funny to me.

  1. Konuşan kişi, onların çok komik olduğunu kesin bir gerçek olarak söylüyor.
  2. Konuşan kişi, onları daha sonra dinleyeceğine söz veriyor.
  3. Konuşan kişi, onların tuhaf göründüğüne dair hafif kişisel izlenimini nazikçe ifade ediyor.
Cevabı göster

Konuşan kişi, onların tuhaf göründüğüne dair hafif kişisel izlenimini nazikçe ifade ediyor.

I'll say the study of laughter is called Ton ve niyet

1:32

Gülme çalışmasının adının

B, gelotology.

1:34

B, gelotology olduğunu söyleyeceğim.

Ton ve niyet

I'll say: o anda bir cevap seçmek veya tahminde bulunmak

Bir bilgi yarışması cevabının başında I'll say, “bunu seçeceğim” veya “tahminim şu” anlamına gelir. Konuşan kişi, yalnızca daha sonra söyleyeceği bir şeyi duyurmaz; o anda verdiği kararı belirtir. Ardından I'll say B örneğindeki gibi bir seçenek ya da I'll say the answer is B örneğindeki gibi tam bir ifade gelebilir. Konuşma diline özgüdür ve biraz belirsizlik gösterebilir.

Alıştırma

Sözlü bir bilgi yarışmasında I'll say the answer is B. cümlesindeki I'll say ifadesinin en olası görevi nedir?

  1. Soruyu yanıtlamayı reddeder.
  2. Konuşanın o anki seçimini veya tahminini belirtir.
  3. Cevabı daha sonra vereceğine söz verir.
Cevabı göster

Konuşanın o anki seçimini veya tahminini belirtir.

Okay, Neil,

1:36

Tamam Neil,

but you'll be laughing on the other side of your face if you're wrong. Deyimler

1:37

ama yanılıyorsan hiç gülemeyeceksin.

Deyimler

you'll be laughing on the other side of your face: özgüvenden pişmanlığa

To laugh on the other side of your face kelimesi kelimesine anlaşılmayan bir deyimdir. Şimdi mutlu ya da kendinden emin olan birinin, işler ters gittiğinde hayal kırıklığına uğrayacağı, utanacağı veya pişman olacağı anlamına gelir. Burada you'll be laughing on the other side of your face if you're wrong şakacı bir uyarıdır. Konuşan kişi, Neil'ın cevabı yanlışsa özgüveninin kaybolacağını söylüyor; kimse gerçekten yüzünün başka bir tarafıyla gülmeyecek.

Alıştırma

Maya bir yarıştan önce böbürleniyor. Arkadaşı, “You'll be laughing on the other side of your face if you lose.” diyor. Arkadaşı ne demek istiyor?

  1. Maya yarışı kaybetmekten hoşlanacak.
  2. Maya şimdi kendinden emin ama kaybederse utanabilir.
  3. Maya gülerken yüzünü diğer tarafa çevirmeli.
Cevabı göster

Maya şimdi kendinden emin ama kaybederse utanabilir.

Anyway, we'll find out the correct answer later in the program. Öbek fiiller

1:41

Her neyse, doğru cevabı programın ilerleyen kısımlarında öğreneceğiz.

Öbek fiiller

find out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilmediğiniz bir bilgiyi öğrenmek anlamına gelen bir öbek fiildir. Kontrol ederek, sorarak, araştırarak veya bir sonucu bekleyerek bir şeyi find out edebilirsiniz. Burada we'll find out the correct answer, doğru cevabın daha sonra öğrenileceği anlamına gelir. Find out sonrasında find out the answer örneğindeki gibi bilginin kendisi veya find out why örneğindeki gibi bir soru sözcüğüyle başlayan bölüm gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “bilgiyi öğrenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: We will ____ who won tomorrow.

Cevabı göster

find out

Someone who's an expert in the study of laughing,

1:45

Gülme araştırmalarında uzman olan biri,

whatever it's called,

1:47

adı her ne ise,

is cognitive neuroscientist Professor Sophie Scott. Kelime

1:49

bilişsel sinirbilimci Profesör Sophie Scott'tur.

Kelime

Bileşik bir meslek adı olarak cognitive neuroscientist

Cognitive neuroscientist; beynin düşünme, hafıza, dil ve duygu gibi zihinsel süreçleri nasıl desteklediğini inceleyen bir bilim insanıdır. Cognitive, neuroscientist sözcüğünü niteler; bu nedenle iki sözcük iki ayrı işi değil, tek bir meslek adını oluşturur. Bu tanıtımda meslek adı, Profesör Sophie Scott'ın uzmanlık alanını belirtir ve neden gülme konusunda uzman olarak sunulduğunu açıklar.

Alıştırma

Cümlede cognitive neuroscientist ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. beynin düşünmeyi ve diğer zihinsel süreçleri nasıl desteklediğini inceleyen bir bilim insanı
  2. biri biliş, diğeri sinirbilim alanında çalışan iki ayrı uzman
  3. yalnızca yaralanmış sinirleri tedavi eden bir doktor
Cevabı göster

beynin düşünmeyi ve diğer zihinsel süreçleri nasıl desteklediğini inceleyen bir bilim insanı

Here she explains to David Edmonds,

1:53

Burada David Edmonds'a,

presenter of BBC World Service program The Big Idea,

1:55

BBC Dünya Servisi programı The Big Idea'nın sunucusuna,

exactly how a laugh is produced. Dilbilgisi

1:58

bir kahkahanın tam olarak nasıl üretildiğini açıklıyor.

Dilbilgisi

exactly how a laugh is produced: Edilgen yapıyla sürece odaklanma

How a laugh is produced ifadesinde a laugh oluşturulan şeydir ve is produced, be + geçmiş zaman ortacı yapısındaki geniş zaman edilgen biçimidir. Burada produce, bir şeyi fabrikada imal etmek değil, bir şeyin oluşmasına neden olmak veya onu oluşturmak anlamına gelir. Edilgen yapı, dikkati adı belirtilen bir yapandan çok gülüşü oluşturan sürece yöneltir. Exactly, açıklamanın kesin mekanizmayı verdiğini vurgular; bu yüzden how ile başlayan yan cümlenin tamamı açıklanan içeriktir.

Alıştırma

Cümleyi produce fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The lesson explains exactly how the sound ____.

Cevabı göster

is produced

Laughing is a variation of breathing. Kalıp ifadeler

2:04

Gülmek, nefes almanın bir çeşididir.

Kalıp ifadeler

a variation of breathing: nefes almanın farklı bir biçimi

a variation of breathing ifadesi, nefes alıp vermenin farklı bir biçimi demektir. Cümle, gülmeyi nefes alıp vermeyle aynı genel gruba koyar ama bunun özel bir şekilde gerçekleştiğini gösterir. Bilinen bir şeyin değiştirilmiş tek bir biçimini anlatmak için a variation of + isim yapısını kullan. Variation yalnızca müzikte kullanılan bir kelime değildir.

Alıştırma

Cümleyi, ‘bir şeyin değiştirilmiş tek bir biçimi’ anlamına gelen ders ifadesiyle tamamla: This new dance is ____ a folk dance.

Cevabı göster

a variation of

Like breathing,

2:07

Nefes almak gibi,

it involves the rib cage. Kelime

2:08

göğüs kafesini de içerir.

Kelime

rib cage: göğsün çevresindeki koruyucu yapı

Rib cage, göğsün çevresindeki kaburgaların oluşturduğu sağlam yapının adıdır. Kalbi ve akciğerleri korumaya yardım eder ve nefes alırken hareket eder. İki kelimeden oluşan bu vücut bölümü adında cage, koruyucu bir çerçeveyi düşündürür. Vücudun içinde gerçek bir kafes olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki kelimelik vücut bölümü adıyla tamamla: The heart and lungs are protected by the ____.

Cevabı göster

rib cage

When you laugh,

2:10

Güldüğünüzde,

you get these very, very large, Kalıp ifadeler

2:11

göğüs kafesinizde çok çok büyük,

very fast contractions of the rib cage.

2:13

çok hızlı kasılmalar elde edersiniz.

Kalıp ifadeler

very, very large, very fast contractions: konuşmada vurgu

very, very large ifadesinde very sözcüğünün tekrarlanması, large sözcüğünün derecesini güçlü biçimde artırır. fast önündeki ayrı very ise fast sözcüğünü güçlendirir. Böylece large ve fast, aynı kasılmaların iki özelliğini, yani büyüklüğünü ve hızını anlatır. very gibi bir güçlendiriciyi tekrarlamak, bilimsel bir açıklamayı daha canlı kılmanın doğal bir konuşma yoludur. Burada contractions, göğüs kafesinin veya ilgili kasların hızla sıkışma hareketlerini anlatır.

Alıştırma

Örnekte large önündeki very, very ne yapıyor?

  1. İki ayrı kasılmayı sayıyor.
  2. Kasılmaların büyüklüğünü güçlü biçimde vurguluyor.
  3. large sözcüğünü ‘yavaş’ anlamına getiriyor.
Cevabı göster

Kasılmaların büyüklüğünü güçlü biçimde vurguluyor.

And it's a very primitive way of making a sound. Kelime

2:16

Ve bu, ses çıkarmanın çok ilkel bir yoludur.

Kelime

primitive: temel ve erken bir aşamaya ait

Burada primitive, temel ve gelişimin erken bir aşamasına yakın anlamına gelir. Sesin basit, doğal ve karmaşık konuşmaya bağlı olmayan bir şekilde üretildiğini anlatır. Bu bilimsel bağlamda primitive bir mekanizmayı sınıflandırır; sesin kötü üretildiği veya değersiz olduğu anlamına gelmez. Sözcüğün tarafsız mı yoksa eleştirel mi olduğunu anlamak için bağlama bakmak gerekir.

Alıştırma

Örnekte primitive neyi anlatıyor?

  1. Erken bir aşamayla ilişkili temel bir ses üretme yolunu
  2. Karmaşık konuşma gerektiren çok gelişmiş bir yöntemi
  3. Kötü üretilmiş ve değeri olmayan bir sesi
Cevabı göster

Erken bir aşamayla ilişkili temel bir ses üretme yolunu

So you're really just squeezing air out in big bouts. Notlar

2:18

Yani aslında havayı sadece büyük nöbetler halinde dışarı sıkıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

squeezing air out: havayı basınçla dışarı çıkarmak

squeeze + nesne + out yapısı, basınç uygulayarak bir şeyi içeriden dışarı çıkmaya zorlamak anlamına gelir. Burada squeezing air out, basıncın havayı vücudun dışına çıkarmasını anlatır. out hareketin sonucunu belirtir. out olmadan squeeze air daha çok havayı sıkıştırmak anlamına gelir; havanın dışarı atıldığını açıkça anlatmaz.

Alıştırma

Havanın torbadan çıktığını gösteren parçacığı yazın: Press the bag gently to squeeze the air ____.

Cevabı göster

out

Kelime

in big bouts: tekrarlanan büyük dönemler hâlinde

Bout, bir etkinliğin veya durumun sınırlı süre boyunca devam eden bir dönemi ya da nöbetidir. in big bouts, squeezing ifadesini niteler ve havanın tek, düzgün ve sürekli bir akış yerine birkaç güçlü dönem sırasında dışarı itildiğini anlatır. Anlamı bağlam belirler: bout bir spor müsabakası anlamına da gelebilir, ancak burada hava akışından söz edildiği için bu anlam uygun değildir.

Alıştırma

Cümledeki in big bouts, hava akışı hakkında ne anlatıyor?

  1. Hava yalnızca bir spor müsabakası sırasında dışarı çıkar.
  2. Hava, tek ve sürekli bir akış yerine birkaç büyük dönemde dışarı çıkar.
  3. Hava içeride kalır ve hareket etmez.
Cevabı göster

Hava, tek ve sürekli bir akış yerine birkaç büyük dönemde dışarı çıkar.

Each of those individual squeezes gives you a ha sound. Kalıp ifadeler

2:21

Bu bireysel sıkışmaların her biri size bir 'ha' sesi verir.

Kalıp ifadeler

gives you a ha sound: sonuç bildiren give

gives you a ha sound ifadesindeki give, bir nesneyi birine vermeyi anlatmaz. “Sizin için bir sonuç oluşturmak veya üretmek” anlamına gelir: her sıkıştırma duyabileceğiniz bir ha sesi üretir. Nesne veya eylem + gives + kişi + sonuç kalıbı, bir etkiyi ya da deneyimi açıklarken kullanılabilir. Buna This lens gives you a clearer view. örnek verilebilir.

Alıştırma

Cümleyi give + kişi + sonuç kalıbıyla tamamlayın: This lens ____ a clearer view.

Cevabı göster

gives you

The ha ha sound you make when you laugh

2:26

Güldüğünüzde çıkardığınız 'ha ha' sesi

comes from your rib cage,

2:29

göğüs kafesinizden gelir,

a structure made of bones called ribs Dilbilgisi

2:31

göğsünüzdeki,

in your chest,

2:34

kalbi ve akciğerleri koruyan,

which protects the heart and lungs. Dilbilgisi

2:35

kaburga adı verilen kemiklerden oluşan bir yapıdan.

Dilbilgisi

a structure made of bones called ribs: called ribs neyi açıklar

a structure ad öbeği, rib cage hakkında ek bilgi verir. Made of bones, yapının neden oluştuğunu belirtir; called ribs ise bones sözcüğünü açıklar: bu kemiklerin adı ribs'tir. Made of bones ve called ribs, kısaltılmış edilgen açıklamalardır. Tam biçim a structure that is made of bones that are called ribs şeklindedir. Bu kısa kalıp, basit bilimsel tanımlarda yaygındır.

Alıştırma

a structure made of bones called ribs ifadesinde called ribs neyin adını belirtir?

  1. göğsün
  2. kemiklerin
  3. bütün yapının
Cevabı göster

kemiklerin

Dilbilgisi

which protects the heart and lungs: virgül + which ile ek bilgi verme

which protects the heart and lungs yan cümlesi, göğüs kafesi yapısının işlevini ekler: bu organları korur. Burada which, çoğul ribs sözcüğüne değil, tekil structure sözcüğüne, yani göğüs kafesine gönderme yapar. Virgül, bunun hangi göğüs kafesinin kastedildiğini belirlemek için gereken bir bilgi değil, ek bilgi olduğunu gösterir. Bu yapı açıklamalarda yaygındır: önce bir şeyin adı verilir, sonra neden yapıldığı anlatılır ve en son ne yaptığı eklenir.

Alıştırma

Bu cümlede which protects the heart and lungs ne işe yarar?

  1. Göğüs kafesi yapısının ne yaptığı hakkında ek bilgi verir.
  2. Konuşanın hangi kalp ve akciğerleri kastettiğini söyler.
  3. Kaburgaların adlarının kalp ve akciğer olduğunu söyler.
Cevabı göster

Göğüs kafesi yapısının ne yaptığı hakkında ek bilgi verir.

The rib cage works like a drum Deyimler

2:37

Göğüs kafesi bir davul gibi çalışır

to amplify a laugh.

2:40

bir gülüşü güçlendirmek için.

Deyimler

The rib cage works like a drum: işlevleri karşılaştırma

The rib cage works like a drum bir karşılaştırmadır. Göğüs kafesi ile davulun benzer bir etki oluşturabildiğini, yani ikisinin de sesi güçlendirebildiğini söyler. work like + isim kalıbı, bir şeyin nasıl işlediğini karşılaştırır. İlk şeyin gerçekten ikinci şey olduğunu söylemez. Ayrıca burada like, hoşlanmak değil, benzer bir şekilde anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle bir su filtresinin ağla benzer bir işleve sahip olduğunu söyler?

  1. The water filter looks like a net.
  2. The water filter is beside a net.
  3. The water filter works like a net.
Cevabı göster

The water filter works like a net.

It's the reason why jokes are sometimes called rib ticklers. Deyimler

2:42

Bazen şakalara 'rib ticklers' (kaburga gıdıklayıcı) denmesinin nedeni budur.

Deyimler

rib ticklers: insanları güldüren şakalar veya hikâyeler

rib ticklers ifadesi, insanları çok güldüren şakalar veya hikâyeler anlamına gelir. İfadenin oluşturduğu imge, gülmeyi ya da gıdıklanmayı kaburgaların çevresindeki hisle ilişkilendirir. Burada mecaz anlamdadır: Şakalar, gerçekten birinin kaburgalarını gıdıklayan insanlar veya araçlar değildir.

Alıştırma

Bu cümlede rib ticklers ne anlama geliyor?

  1. Göğsü muayene etmek için kullanılan araçlar
  2. İnsanları güldüren şakalar
  3. Gerçekten birinin kaburgalarını gıdıklayan kişiler
Cevabı göster

İnsanları güldüren şakalar

Professor Scott calls this a very primitive way of making sounds

2:46

Profesör Scott bunu ses çıkarmanın çok ilkel bir yolu olarak adlandırıyor

because it's simple, natural, and essentially human.

2:50

çünkü basit, doğal ve özünde insana özgü.

The word primitive can be used to describe Kalıp ifadeler

2:53

İlkel kelimesi şunu tanımlamak için kullanılabilir

anything relating to the basic way humans lived

2:56

insanların temel yaşam biçimleriyle ilgili her şeyi

at their early stages of development, Kalıp ifadeler

2:59

gelişimlerinin ilk aşamalarında,

Kalıp ifadeler

primitive can be used to describe: bir sözcüğün kullanım alanını açıklama

The word X can be used to describe Y kalıbı, bir sözcüğün hangi tür insanları, şeyleri veya özellikleri tanımlayabileceğini anlatır. Burada açıklanan sözcük primitive'dir ve describe sonrasındaki her şey, sözcüğün uygulanabileceği alanı gösterir. can be used yapısında can olasılık bildirir ve be used edilgen yapıdadır. Burada use, fiziksel bir nesneyi kullanmak değil, bir sözcüğü dilde kullanmak anlamına gelir; to describe ise sözcüğün tanımlayabileceği şeyi belirtir.

Alıştırma

can, use fiilinin edilgen biçimi ve to describe kullanarak tanım cümlesini tamamlayın: The word 'fragile' ____ things that break easily.

Cevabı göster

can be used to describe

Kalıp ifadeler

their early stages of development: gelişimlerinin ilk aşamaları

Bu cümlede their, humans sözcüğüne gönderme yapar. Their early stages of development, insanlığın büyüme ve ilerleme sürecinin ilk bölümünü ifade eder. Burada stage, tiyatro sahnesi değil, bir sürecin aşamasıdır. İnsanların, kuruluşların, teknolojilerin veya planların büyüme ya da ilerleme başlangıcını anlatmak için early stages of development önünde the veya its ya da their gibi bir sözcük kullanılabilir.

Alıştırma

“Büyümelerinin başlangıç bölümü” anlamına gelen vurgulanmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: New companies often make mistakes in ____.

Cevabı göster

their early stages of development

before money, machines, or writing were invented.

3:01

para, makineler veya yazı icat edilmeden önce.

Primitive human noises,

3:04

Ağlamak ve gülmek gibi

like crying and laughing,

3:06

ilkel insan sesleri,

link to a universal human experience. Kalıp ifadeler

3:07

evrensel bir insan deneyimiyle bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

link to a universal human experience: evrensel bir insan deneyimiyle bağlantı kurmak

Burada link to, “anlamlı bir bağlantısı olmak” demektir; özellikle bir internet bağlantısını anlatmaz. Cümle, ağlama ve gülmenin somut seslerini daha geniş bir fikir olan universal human experience ile ilişkilendirir. A universal human experience, farklı yer ve kültürlerdeki insanların tanıyabildiği veya paylaşabildiği bir deneyimdir. X links to Y kalıbı, somut bir örneği daha büyük bir tema ya da fikirle ilişkilendirmenizi sağlar.

Alıştırma

Bir rehber, bir şarkının ortak bir insan duygusuyla bağlantılı olduğunu, ancak bu duyguya neden olmadığını söylemek istiyor. Hangi cümle en uygundur?

  1. The song links to a shared human feeling.
  2. The song leads to a shared human feeling.
  3. The song is a shared human feeling.
Cevabı göster

The song links to a shared human feeling.

And this can be seen in the large number of words Dilbilgisi

3:11

Ve bu, onları anlatmak için kullandığımız

we use to talk about them.

3:13

çok sayıda kelimeden de anlaşılabilir.

Dilbilgisi

can be seen in: kanıtın nerede görüldüğünü belirtmek

Burada can be seen in, “……den anlaşılabilir” veya “……tarafından gösterilir” anlamına gelir. Seen, bir şeye gerçekten gözle bakmayı anlatmaz; ifade, önceki düşüncenin kanıtının nerede ortaya çıktığını gösterir. Kalıp, iddia + can be seen in + kanıt biçimindedir. Burada this önceki düşünceyi belirtir; sözcüklerin çokluğu ise bu düşünceyi destekleyen kanıttır.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, kanıtı gösteren ifadeyle tamamlayın: The improvement ____ the much lower error rate.

Cevabı göster

can be seen in

In English,

3:15

İngilizcede,

chuckle, giggle, chortle, cackle, and guffaw Kelime

3:16

chuckle, giggle, chortle, cackle ve guffaw

all describe different types of laughter.

3:20

hepsi farklı türdeki gülüşleri tanımlar.

Kelime

chuckle, giggle, chortle, cackle ve guffaw: beş farklı gülüş

Bu beş sözcüğün hepsi genel laugh sözcüğünden daha özeldir; her biri farklı bir gülme sesini veya biçimini adlandırır. Bu liste, İngilizcede gülmenin ses yüksekliğine, kontrolüne, tınısına ve duygusuna göre anlatılabildiğini gösterir. Chuckle alçak ve sessiz bir gülüştür; giggle hafif, tekrarlanan ve durdurması zor olabilen bir gülüştür; chortle mutlu ve memnun bir gülüştür; cackle yüksek ve keskin bir gülüştür; guffaw ise aniden patlayan çok yüksek bir kahkahadır.

Alıştırma

Biri aniden çok yüksek ve kontrolsüz bir kahkaha atıyor. Hangi sözcük en uygundur?

  1. chuckle
  2. guffaw
  3. giggle
Cevabı göster

guffaw

Right.

3:23

Doğru.

So how would you describe a giggle, Sam? Ton ve niyet

3:23

Peki bir kıkırdamayı (giggle) nasıl tarif edersin Sam?

Ton ve niyet

How would you describe ...?: açık uçlu bir betimleme istemek

How would you describe ...? karşıdaki kişiden bir şeyi özelliklerini, verdiği hissi veya anlamını anlatarak kendi sözleriyle açıklamasını ister. Bu cümlede konuşmacı Sam'den giggle sözcüğünü betimlemesini istiyor; tek ve değişmez bir tanım talep etmiyor. Buradaki would soruyu daha yumuşak ve etkileşimli yapar; geçmiş zamanı göstermez. So soruyu önceki konuşmaya bağlar ve cevap sırasının Sam'de olduğunu belirtir.

Alıştırma

Birinden yeni öğretmeni kendi sözleriyle anlatmasını en doğal biçimde hangi soru ister?

  1. How would you describe the new teacher?
  2. How did you describe the new teacher yesterday?
  3. Where would you describe the new teacher?
Cevabı göster

How would you describe the new teacher?

I'd say a giggle is laughing in a quiet, Notlar

3:27

Kıkırdamanın sessizce,

but uncontrolled way,

3:30

ama kontrolsüz bir şekilde gülmek olduğunu söyleyebilirim,

like a child who finds something very funny Kalıp ifadeler

3:32

bir şeyi çok komik bulan

or feels embarrassed.

3:34

veya utanan bir çocuk gibi.

Ton ve niyet

I'd say: bir tanımı veya görüşü yumuşatmak

I'd say, I would say ifadesinin kısaltmasıdır. Burada konuşmacının giggle için kendi tanımını sunar ve açıklamayı tek mümkün cevap değil, düşünülmüş kişisel bir görüş gibi gösterir. Would sözcüğünün bu kullanımı ifadeyi yumuşatır; geçmiş zamanı göstermez ve tam bir koşul cümlesi değildir. Kişisel değerlendirme içeren bir görüşün, tahminin veya betimlemenin önünde I'd say kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Tahmini yumuşatmak için I would say ifadesinin kısaltmasını kullanın: ____ the walk takes about twenty minutes.

Cevabı göster

I'd say

Kelime

giggle: sessiz ama kontrol edilemeyen bir gülüş

Burada giggle, hafif ve alçak seslerle, tamamen kontrol edemeden gülmek demektir. quiet, but uncontrolled iki özelliği birleştirir: ses yüksek değildir ama gülüş dışarı çıkmaya devam eder. Giggle çoğunlukla çocuksu, çekingen, heyecanlı veya utanmış bir gülüşü düşündürür. Genel anlamlı laugh sözcüğünden daha özeldir.

Alıştırma

Hangi durum giggle için en iyi örnektir?

  1. Bir çocuk sessizce güler ve gülmemeye çalışmayı sürdürür.
  2. Bir kişi hiç ses çıkarmadan gülümser.
  3. Bir kalabalık harika bir şakadan sonra yüksek sesle güler.
Cevabı göster

Bir çocuk sessizce güler ve gülmemeye çalışmayı sürdürür.

Kalıp ifadeler

find + nesne + sıfat: finds something very funny

finds something very funny ifadesinde find, aramak değil, bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya düşünmek anlamındadır. Kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir: something nesnedir; very funny ise ondan sonra gelerek onu açıklar veya değerlendirir. Fiil özneye veya zamana göre değişir, ancak sıra aynı kalır: find fiilinin uygun biçimi, ardından değerlendirilen şey ve son olarak sıfat.

Alıştırma

find + nesne + sıfat kalıbını the puzzle ve difficult sözcükleriyle kullanın: Many children ____.

Cevabı göster

find the puzzle difficult

Unlike a guffaw, Anlatım akışı

3:35

Bir guffaw'dan (kahkaha) farklı olarak,

which is when you blast out a very loud laugh, Öbek fiiller

3:37

ki bu, çok yüksek sesle bir kahkaha patlattığınız andır,

often at something stupid or rude someone has said.

3:40

genellikle birinin söylediği aptalca veya kaba bir şeye karşı.

Anlatım akışı

Unlike a guffaw: unlike ile karşıtlık belirtmek

Burada unlike bir edattır. Unlike a guffaw, konuşulan şeyin bir kahkahadan farklı olduğunu belirtir; kişinin kahkahalar hakkındaki duygusunu anlatmaz. Açıklamanın başındaki bu ifade bir yön işareti gibi çalışır. Önceden anlatılan giggle türünden karşıt bir gülüş türüne geçer ve ardından guffaw açıklamasına bağlanır. Genel olarak cümle başındaki Unlike + isim öbeği, birazdan bir fark verileceğini bildirir.

Alıştırma

Unlike a guffaw ifadesinde unlike hangi görevi görür?

  1. Başka bir gülüş türüyle karşıtlık oluşturan şeyi tanıtır.
  2. Bütün gülüş türlerinin aynı olduğunu söyler.
  3. Konuşanın kahkahalardan hoşlanmadığını söyler.
Cevabı göster

Başka bir gülüş türüyle karşıtlık oluşturan şeyi tanıtır.

Öbek fiiller

blast out a very loud laugh: yüksek ve güçlü bir ses çıkarmak

Burada blast out, bir sesi aniden, yüksek ve güçlü biçimde dışarı vermek anlamına gelir. İfade, kahkahanın kişiden birden fırladığını anlatır; gerçek bir patlamadan söz etmez. Daha nötr olan laugh loudly ile karşılaştırıldığında blast out, sesin ani etkisini daha güçlü biçimde canlandırır. Bu canlı güç, guffaw türü kahkahayı tanımlamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu cümlede blast out a very loud laugh ne anlatır?

  1. Kişi yalnızca gülmeyi düşünür.
  2. Kişi küçük ve sessiz bir şekilde güler.
  3. Kahkaha aniden, yüksek ve güçlü biçimde çıkar.
Cevabı göster

Kahkaha aniden, yüksek ve güçlü biçimde çıkar.

But humans aren't the only animals to laugh. Dilbilgisi

3:44

Fakat insanlar gülen tek hayvanlar değildir.

Dilbilgisi

aren't the only animals to laugh: gülen tek hayvan grubu değiller

“Aren't the only animals to laugh” ifadesi not the only + isim + to + fiil kalıbını kullanır. İnsanların güldüğünü, ancak başka hayvanların da güldüğünü söyler. to laugh mastarı, grupların ortak eylemini belirtir. Humans, animals sözcüğünün anlattığı daha geniş kategoriye dahildir. Cümle insanlarla hayvanları karşı karşıya koymaz; gülmenin yalnızca insanlara özgü olduğu düşüncesini reddeder.

Alıştırma

the only ... to hedef kalıbını tamamlayın. Eksik isim people sözcüğüdür: Adults aren't ____ enjoy cartoons.

Cevabı göster

the only people to

We belong to the same family as other primates, Kalıp ifadeler

3:46

Biz de diğer primatlarla aynı aileye aitiz,

like chimpanzees, gorillas, and orangutans,

3:49

şempanzeler, goriller ve orangutanlar gibi,

all of whom laugh. Dilbilgisi

3:52

bunların hepsi gülebilir.

Kalıp ifadeler

belong to the same family as other primates: diğer primatlarla aynı biyolojik familyaya ait olmak

Belong to, “bir grubun üyesi olmak” veya “ait olmak” anlamına gelir. The same ... as ise aynı kategoriyi paylaşan iki şeyi birbirine bağlar. Burada ifade, insanları adı verilen diğer primatlarla aynı biyolojik grupta sınıflandırır; other sözcüğü de insanların primat olduğunu gösterir. Family burada biyolojik bir familyayı ya da daha genel anlamda biyolojik bir grubu ifade eder. Aynı evde yaşayan aile veya bir kişinin akrabaları anlamına gelmez.

Alıştırma

Örnekte family ne anlama geliyor?

  1. Ebeveynler ve çocuklardan oluşan bir aile
  2. Biyolojik bir sınıflandırma veya akraba bir grup
  3. Aynı yerde yaşayan hayvanlar
Cevabı göster

Biyolojik bir sınıflandırma veya akraba bir grup

Dilbilgisi

all of whom laugh: bir grubun tamamı hakkında ek bilgi verme

Açıklayıcı ilgi yan cümlesi all of whom laugh, chimpanzees, gorillas, and orangutans hakkında ek bilgi verir. Whom bu grubun tamamına gönderme yapar; all ise listelenenlerin hiçbirinin dışarıda bırakılmadığını gösterir. all of whom yapısında whom, of edatının tümlecidir; all ise laugh fiilinin öznesidir. Miktar + of whom kalıbı, yeni bir cümle başlatmadan ek bilgiyi önceki isim grubuna bağlar.

Alıştırma

Cümleyi all of ve doğru nesne durumundaki ilgi zamiriyle tamamlayın: The guide introduced three artists, ____ had studied in Rome.

Cevabı göster

all of whom

Even rats tickle each other and make squeaky noises like laughter Notlar

3:53

Fareler bile birbirlerini gıdıklar ve oyun oynarken

when they play.

3:57

gülmeye benzeyen tiz sesler çıkarırlar.

Kalıp ifadeler

tickle each other: karşılıklı bir eylem

tickle each other ifadesinde each other, sıçanların eylemi birbirlerine yönelttiğini gösterir. Eylem her sıçanın kendisine dönmek yerine grubun üyeleri arasında gerçekleşir. Bu karşılıklılık zamiri, iki veya daha fazla katılımcının karşılıklı bir ilişkisi ya da etkileşimi olduğunda fiilden veya fiile bağlı bir edattan sonra gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi each ile başlayan karşılıklılık ifadesiyle tamamlayın: The two friends looked at ____ and smiled.

Cevabı göster

each other

Kelime

make squeaky noises like laughter: kahkahaya benzeyen ince ve tiz sesler çıkarmak

Burada make noises, “ses çıkarmak” demektir. Squeaky, bir sıçanın çıkarabileceği küçük ciyaklamalar gibi ince ve tiz sesleri anlatır. İfadenin tamamı, sıçanların yüksek perdeli sesler çıkardığını söyler. Like laughter içindeki like, “hoşlanmak” değil, “benzemek” anlamındadır. Sesleri kahkahayla karşılaştırır ancak ikisinin tamamen aynı olduğunu söylemez.

Alıştırma

make squeaky noises like laughter ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Kahkahaya benzeyen ince ve tiz sesler çıkarmak.
  2. Oynarken sessiz kalmak.
  3. Kahkaha dinlemekten hoşlanmak.
Cevabı göster

Kahkahaya benzeyen ince ve tiz sesler çıkarmak.

Here's Professor Scott again to take up the story Öbek fiiller

3:59

BBC Dünya Servisi programı The Big Idea için

for BBC World Service program The Big Idea.

4:01

hikayeyi ele almak üzere yine Profesör Scott aramızda.

Öbek fiiller

to take up the story: hikâyeyi kaldığı yerden sürdürmek

Burada take up the story, “hikâyeyi daha önce gelinen noktadan sürdürmek” demektir. Sunucu, açıklamayı devam ettirmesi için sözü yeniden Profesör Scott’a verir. To sözcüğü, Profesör Scott’ın neden yeniden tanıtıldığını gösterir: Hikâyeyi sürdürmek için oradadır. Take up burada bir öbek fiildir; hikâyeyi fiziksel olarak kaldırmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir yayında söz başka birine verilirken Professor Scott will take up the story ne anlama gelir?

  1. Bir hikâye kitabını kaldıracak.
  2. Hikâyeyi önceki noktadan anlatmaya devam edecek.
  3. Yeni bir hobiye başlayacak.
Cevabı göster

Hikâyeyi önceki noktadan anlatmaya devam edecek.

Play is a very important behavior for mammals.

4:06

Oyun, memeliler için çok önemli bir davranıştır.

All mammals play when they're juveniles, Kelime

4:08

Tüm memeliler gençken oyun oynarlar,

and some mammals play their whole lives.

4:09

ve bazı memeliler hayatları boyunca oyun oynarlar.

Kelime

when they're juveniles: hayvanların genç gelişim dönemi

Burada juveniles çoğul bir isimdir ve yetişkin olgunluğuna henüz ulaşmamış genç memelileri belirtir. when yan cümlesi, oynamayı bu gelişim dönemine yerleştirir: hayvanlar henüz olgunlaşmamışken. Bu dönemin yaş aralığı türe göre değişir; bu yüzden juveniles özellikle insan ergenleri anlamına gelmez. Biyoloji ve hayvan davranışı bağlamında juvenile, sabit bir yaştan çok bir gelişim dönemini adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede juveniles neyi ifade ediyor?

  1. Artık oynamayan yaşlı memelileri
  2. Yetişkin olgunluğuna henüz ulaşmamış genç memelileri
  3. Yalnızca on üç ile on dokuz yaş arasındaki insanları
Cevabı göster

Yetişkin olgunluğuna henüz ulaşmamış genç memelileri

And laughter is a sort of an invitation to play, Kalıp ifadeler

4:11

Ve gülmek bir tür oyun davetidir,

it's a sign that you're playing. Kalıp ifadeler

4:13

oyun oynadığınızın bir işaretidir.

Kalıp ifadeler

a sort of an invitation to play: yaklaşık sınıflandırma

Burada a sort of, “gibi bir şey” veya “bir bakıma” anlamındadır. Sınıflandırmayı yaklaşık hâle getirir: gülmek oyuna davet gibi işleyebilir, ancak gerçek veya resmî bir davet değildir. Dil bilgisi bakımından a, sort kelimesini; an ise invitation kelimesini tanıtır. Bu yüzden a sort of an invitation biçimi mümkündür. Daha kısa olan a sort of invitation da yaygındır. Bu kalıbı, iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemeden benzer bir rolü veya özelliği açıklamak için kullanın.

Alıştırma

Bir öğretmen şöyle diyor: "The first chapter is a sort of map for the rest of the book." Burada a sort of neyi gösteriyor?

  1. Bölüm okuyucuya harita benzeri bir şekilde yol gösteriyor, ancak gerçek anlamda bir harita değil.
  2. Bölüm resmî olarak coğrafi bir harita şeklinde sınıflandırılmıştır.
  3. Konuşan kişi basılı haritaların kesin bir kategorisini belirtmektedir.
Cevabı göster

Bölüm okuyucuya harita benzeri bir şekilde yol gösteriyor, ancak gerçek anlamda bir harita değil.

Kalıp ifadeler

a sign that you're playing: sign sözcüğünün “belirti” anlamı

a sign that you're playing ifadesinde sign, ne olduğunu gösteren bir belirti ya da işaret anlamındadır. Yol levhası veya fiziksel bir tabela anlamına gelmez. a sign that + cümle yapısı, belirtinin neyi gösterdiğini açıklar. Burada you're playing, kahkahanın verdiği mesajı belirtir.

Alıştırma

Cümleyi a sign that kullanarak tamamlayın: Dark clouds are ____ rain is coming.

Cevabı göster

a sign that

Professor Scott says laughter is an important social tool for all mammals, Deyimler

4:17

Profesör Scott, gülmenin tüm memeliler için önemli bir sosyal araç olduğunu söylüyor,

Deyimler

an important social tool: etkileşime yardımcı bir araç olarak tool

an important social tool ifadesinde tool mecaz anlamda kullanılır. Elde tutulan fiziksel bir nesneyi değil, bir amaca ulaşmaya yardımcı olan şeyi veya yöntemi anlatır. Kahkahayı social tool diye tanımlamak, onun işlevine odaklanır: Kahkaha, memelilerin iletişim kurmasına ve başkalarıyla bağ kurmasına yardım eder. İfade yalnızca sesi değil, sosyal bir işlevi anlatır.

Alıştırma

'A smile can be a useful social tool,' cümlesinde social tool ne anlama gelir?

  1. Eşyaları onarmak için kullanılan fiziksel bir alet
  2. Sosyal etkileşime yardımcı olan bir yol
  3. Yalnızca çevrim içi kullanılabilen bir uygulama
Cevabı göster

Sosyal etkileşime yardımcı olan bir yol

animals, including humans,

4:22

insanlar dahil hayvanlar,

dogs, and whales,

4:23

köpekler ve balinalar,

which give birth to live young, Kelime

4:25

yumurtlamak yerine

rather than laying eggs, Dilbilgisi

4:27

canlı yavrular doğuran

and who feed their young with milk.

4:28

ve yavrularını sütle besleyenler.

Kelime

give birth to live young: canlı yavru doğurmak

give birth to live young ifadesinde give birth to “doğurmak”, live young ise doğduklarında canlı olan yavrular demektir. Burada young, hayvan yavrularını belirten bir isimdir; a young animal ifadesindeki “genç” anlamına gelen sıfat değildir. Bu ifade, yumurtlamayla karşılaştırma yaparak canlı doğumu memelilerin yaygın bir özelliği olarak anlatır. Burada live “canlı” demektir, “yaşamak” değil. Az sayıda memeli yumurtladığı için bu, istisnasız bir kural değil, yaygın bir özelliktir.

Alıştırma

Bir biyoloji açıklamasında live young ne demektir?

  1. Yakınlarda yaşayan hayvanlar
  2. Doğduklarında canlı olan yavrular
  3. Henüz yetişkin olmayan hayvanlar
Cevabı göster

Doğduklarında canlı olan yavrular

Dilbilgisi

rather than laying eggs: yumurtlama seçeneğini dışlama

rather than laying eggs ifadesinde rather than, cümlenin dışladığı alternatifi sunar: Bu hayvanlar canlı yavru doğurur ve yumurtlamaz. Laying, dışlanan eylemi adlandıran -ing biçimidir. Tek başına yeni bir zaman oluşturmaz; rather than sonrasında bu tür bir -ing eylem öbeği kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi rather than ile tamamla: Mammals give birth to live young ____ laying eggs.

Cevabı göster

rather than

By laughing, young mammals, Dilbilgisi

4:30

Genç memeliler,

sometimes called juveniles,

4:32

bazen juveniles (yavrular) olarak adlandırılır,

signal that they want to play. Kelime

4:34

gülerek oynamak istediklerinin sinyalini verirler.

Dilbilgisi

By laughing: yöntemi anlatan by + fiilin -ing biçimi

By laughing, by + fiilin -ing biçiminden oluşan bir ifadedir. Burada by, “bu eylem yoluyla” anlamına gelir; dolayısıyla ifade, genç memelilerin mesajlarını nasıl ilettiklerini açıklar. Bir eylem başka bir sonuca ulaşmanın yöntemi olduğunda by + fiilin -ing biçimini kullanabilirsin. Bu cümlede by, “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yöntemi göstermek için solve fiilini by + fiilin -ing biçimiyle kullan: Mia found the answer ____ the problem step by step.

Cevabı göster

by solving

Kelime

signal that they want to play: fiil olarak signal

Signal burada “göstermek” veya “iletmek” anlamına gelen bir fiildir. That yan cümlesi iletilen mesajın içeriğini, yani oynamak istediklerini belirtir. signal that + yan cümle yapısı; bir hareket, ses, işaret veya olay bir bilgiyi doğrudan sözlerle söylemeden aktardığında kullanılabilir.

Alıştırma

Signal fiilini doğru biçimde kullan ve that sözcüğünü de ekle: The flashing light ____ the battery is low.

Cevabı göster

signals that

And young rats who don't laugh back Öbek fiiller

4:36

Ve gülüşe karşılık vermeyen genç farelerin

are more likely to get a bite than a giggle. Dilbilgisi

4:38

bir kıkırdama almaktan ziyade ısırılma olasılıkları daha yüksektir.

Öbek fiiller

laugh back: gülerek karşılık vermek

laugh back ifadesinde back, “karşılık olarak” anlamındadır. Geriye doğru hareket ederken gülmek demek değildir. Burada başka bir sıçanın gülmeye benzeyen oyun sinyaline gülerek karşılık vermeyi anlatır. Bu, farklı fiillerle kullanılabilen fiil + back kalıbıdır. smile back, wave back ve call back ifadelerinde fiil karşılık verme eylemini, back ise eylemin ilk hareketi yapan kişiye yöneldiğini gösterir.

Alıştırma

Önce Lina gülüyor. “Noah laughs back” ne demektir?

  1. Noah gülerek karşılık verir.
  2. Noah, Lina'ya güler.
  3. Noah gülerken geriye doğru hareket eder.
Cevabı göster

Noah gülerek karşılık verir.

Dilbilgisi

more likely to get a bite than a giggle: olası sonuçları karşılaştırmak

be more likely to A than B kalıbı iki olası eylemi veya sonucu karşılaştırır. A'nın gerçekleşme olasılığı daha yüksektir, ancak kesin değildir. Bu cümledeki seçenekler get a bite ve get a giggle ifadeleridir. Anlam zaten açık olduğu için a giggle öncesinde get sözcüğü tekrarlanmamıştır.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? The paper boat is more likely to sink than to float.

  1. Kâğıt teknenin batma olasılığı yüzme olasılığından daha yüksektir.
  2. Tekne kesinlikle batacaktır.
  3. Batma ve yüzme olasılıkları eşittir.
Cevabı göster

Kâğıt teknenin batma olasılığı yüzme olasılığından daha yüksektir.

And a rat bite is nothing to laugh about. Deyimler

4:40

Ve bir farenin ısırması hiç de gülünecek bir şey değildir.

Deyimler

nothing to laugh about: ciddi ve şakaya gelmez bir durum

Bu cümlede nothing to laugh about, is sözcüğünden sonra gelir ve a rat bite ifadesini açıklar. Fare ısırığının ciddi olduğunu ve şaka gibi görülmemesi gerektiğini anlatır. Bu ifade yalnızca “gülecek bir şey yok” anlamına gelmez. X'in gerçek riskleri veya sonuçları olduğunu belirtmek için X is nothing to laugh about kalıbını kullanabilirsiniz.

Alıştırma

“Ciddi, şaka değil” anlamına gelen ve about ile biten dört sözcüklü ifadeyle uyarıyı tamamlayın: A deep cut is ____.

Cevabı göster

nothing to laugh about

What a lot of facts we've learned about laughter, Neil. Dilbilgisi

4:43

Gülmek hakkında ne çok gerçek öğrendik Neil.

Dilbilgisi

What a lot of facts we've learned: what ile kurulan ünlem cümlesi

What a lot of facts we've learned bir soru değil, ünlem cümlesidir. What, a lot of facts isim öbeğini başlatır ve konuşmacı öğrenilen bilgilerin çokluğuna şaşkınlıkla tepki verir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp What + isim öbeği + özne + fiil! şeklindedir. we've learned içindeki düz cümle söz dizimi korunur; bir soru farklı bir yapı kullanır ve yanıt bekler.

Alıştırma

Hangi cümle soru sormak yerine What + isim öbeği yapısını ünlem olarak kullanıyor?

  1. What idea did you have?
  2. What a clever idea you had!
  3. What did you do with the idea?
Cevabı göster

What a clever idea you had!

Yes, we could almost be experts on laughter.

4:46

Evet, neredeyse gülme konusunda uzman olabiliriz.

'Guffologists', isn't that what you called them, Sam? Ton ve niyet

4:49

'Guffologists', onlara böyle seslenmedin mi Sam?

Ton ve niyet

isn't that what you called them, Sam? ile önceki şakayı yeniden hatırlatma

Isn't that what you called them, Sam? konuşanın zaten doğru olduğunu düşündüğü bir şeyi doğrulamak için kullandığı olumsuz bir sorudur. Burada what you called them, “onlar için kullandığın ad veya tanım” demektir; that ise Guffologists sözüne gönderme yapar. Konuşan kişi resmî bir terimi ciddi biçimde kontrol etmiyor. Sam'in daha önce uydurduğu sözü şakacı biçimde yeniden hatırlatıyor ve ondan bunu doğrulamasını istiyor.

Alıştırma

Konuşan kişi bu soruyla esas olarak ne yapıyor?

  1. Resmî bilimsel terimi vererek Sam'i düzeltiyor
  2. Sam'in kim olduğunu unuttuğu için bunu soruyor
  3. Sam'in önceki ifadesini şakacı biçimde hatırlatıp onay istiyor
Cevabı göster

Sam'in önceki ifadesini şakacı biçimde hatırlatıp onay istiyor

Ah, yes.

4:52

Ah, evet.

In my quiz question,

4:53

Bilgi yarışması sorumda,

I asked you to name the scientific study of laughter

4:54

senden gülmenin

and its effects on the body.

4:57

ve vücut üzerindeki etkilerinin bilimsel çalışmasını adlandırmanı istemiştim.

I'm almost certain it's not 'gigglology' or 'guffology'! Ton ve niyet

4:59

Bunun 'gigglology' veya 'guffology' olmadığından neredeyse eminim!

Ton ve niyet

I'm almost certain: çok emin olmak, ama yüzde 100 değil

I'm almost certain, “çok eminim ama yine de yanılıyor olabilirim” anlamına gelir. Almost, certain ifadesinin gücünü yalnızca biraz azaltır; bu yüzden konuşan kişi yine de kendinden emin duyulur. I'm almost certain + yan cümle yapısı, konuşanın yüksek ölçüde emin olduğu düşünceyi belirtir.

Alıştırma

I'm almost certain ifadesini en iyi hangi açıklama tanımlar?

  1. Konuşan kişinin hiçbir fikri yoktur ve yalnızca tahmin ediyordur.
  2. Konuşan kişi çok emindir ancak küçük bir yanılma ihtimalini kabul eder.
  3. Konuşan kişi tamamen emindir ve hiçbir hata ihtimalini kabul etmez.
Cevabı göster

Konuşan kişi çok emindir ancak küçük bir yanılma ihtimalini kabul eder.

So the answer must be Gelotology. Dilbilgisi

5:03

Yani cevap Gelotology olmalı.

Dilbilgisi

must be Gelotology: güçlü çıkarım bildiren must

Bu cümlede must be, yüksek kesinlik taşıyan bir çıkarım belirtir. Konuşan kişi diğer seçenekleri eledikten sonra Gelotology'nin tek mantıklı cevap olduğu sonucuna varır. Buradaki must bir emir vermez veya cevabın bir yükümlülüğü olduğunu söylemez. Başka durumlarda kullanılabilecek kalıp ipucu ya da kanıt + must be + sonuç şeklindedir.

Alıştırma

"The classroom is dark, so everyone must be outside," cümlesinde must be ne ifade eder?

  1. Birçok alternatifi olan zayıf bir olasılık
  2. Bir ipucuna dayalı güçlü bir sonuç
  3. Herkese dışarı çıkmasını söyleyen bir emir
Cevabı göster

Bir ipucuna dayalı güçlü bir sonuç

The correct answer.

5:06

Doğru cevap.

Well done, Neil.

5:07

Tebrikler Neil.

I knew you were good for a laugh. Deyimler

5:09

Eğlenceli biri olduğunu biliyordum.

Deyimler

be good for a laugh: güldürmek ve eğlendirmek

Be good for a laugh, bir kişinin ya da şeyin genellikle biraz eğlence ve gülme sağladığını belirten gündelik bir ifadedir. Cümlede were, you ile kullanılan be fiilinin geçmiş zaman biçimidir; for a laugh ifadenin bir parçasıdır ve gülmenin sağlıklı olduğunu söylemez. Burada sıcak ve şakacı bir iltifat olarak kullanılır: konuşan kişi karşısındakinin komik bir şey söylemesini veya yapmasını beklemiştir.

Alıştırma

be good for a laugh ifadesini kullanın ve yalnızca be sözcüğünü Ben ile uyumlu hâle getirin: Ben ____ at family parties.

Cevabı göster

is good for a laugh

Okay.

5:10

Tamam.

Let's recap the vocabulary from the program Anlatım akışı

5:11

Sen daha kötü şakalar bulmadan önce

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: tekrara geçiş işareti

Let's recap the vocabulary, konuşmacının programın ana bölümünden kısa bir tekrara geçtiğini dinleyicilere bildirir. Burada recap, önemli noktaları kısaca yeniden gözden geçirmek anlamındaki bir fiildir. Let's recap + konu yapısı bilgiyi düzenler. Sırada neyin tekrar edileceğini duyurur ve dinleyicilerin bölüm değişimini takip etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Programda Let's recap the vocabulary neyi bildiriyor?

  1. Programın tamamı kelimesi kelimesine tekrarlanacak.
  2. Tamamen yeni bir konu başlamak üzere.
  3. Kelimelerin kısa bir tekrarı başlamak üzere.
Cevabı göster

Kelimelerin kısa bir tekrarı başlamak üzere.

before you think up any more terrible jokes. Öbek fiiller

5:14

programdaki kelimeleri özetleyelim.

Öbek fiiller

think up: yeni bir fikir üretmek

Think up, zihinde yeni bir fikir üretmek anlamına gelir. Bu cümlede yalnızca şakalar hakkında düşünmek değil, daha fazla şaka uydurmak anlamındadır. Ayrılabilen bir öbek fiildir: think up a joke ve think a joke up yapılarının ikisi de kullanılabilir. Nesne bir zamirse ortada olmalıdır: think it up denir, think up it denmez.

Alıştırma

Yukarıda vurgulanan ve icat etmek anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiili kullanın: Can you ____ a name for our robot?

Cevabı göster

think up

First, we had rib cage,

5:17

İlk olarak, rib cage (göğüs kafesi) vardı,

the structure in your chest,

5:18

göğsünüzdeki,

which is made of ribs,

5:20

kaburgalardan oluşan

and produces the sound of a laughter.

5:21

ve bir kahkaha sesi üreten yapı.

The adjective primitive relates to the simple,

5:23

Primitive (ilkel) sıfatı, insanların

natural way humans lived

5:26

gelişimlerinin ilk aşamalarında

in their early stages of development.

5:28

yaşadıkları basit, doğal yolla ilgilidir.

There are different types of laughter,

5:30

Farklı gülme türleri vardır,

including giggles,

5:31

giggles (kıkırdamalar) dahil,

childlike laughter in a quiet,

5:32

sessiz,

but uncontrolled way.

5:34

ama kontrolsüz bir şekilde çocuksu gülüş.

And guffaws,

5:36

Ve guffaws (kahkahalar),

when you laugh out loud, Kalıp ifadeler

5:37

yüksek sesle güldüğünüzde,

often at something someone has said.

5:38

genellikle birinin söylediği bir şeye.

Kalıp ifadeler

laugh out loud: duyulacak şekilde gülmek

To laugh out loud, başkalarının duyabileceği şekilde sesli gülmek demektir. Bu cümlede, yüksek ve kendini tutmadan atılan bir kahkaha olan guffaw sözcüğünü açıklamaya yardımcı olur. out loud, nasıl gülündüğünü anlatan ve laugh fiilini niteleyen kalıplaşmış bir zarf öbeğidir. Burada loud, out loud öbeğinin parçasıdır; bir kişiyi veya nesneyi anlatan bir sıfat değildir.

Alıştırma

“Başkalarının duyabileceği şekilde gülmek” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The silly picture made Ben ____.

Cevabı göster

laugh out loud

Mammals are animals, including humans,

5:40

Mammals (memeliler), insanlar da dahil olmak üzere,

which give birth to live young

5:43

canlı yavrular doğuran

and feed them with milk.

5:45

ve onları sütle besleyen hayvanlardır.

And finally,

5:46

Ve son olarak,

a young animal,

5:47

tam olarak büyümemiş olan

which is not fully grown, Kalıp ifadeler

5:48

genç bir hayvana

can be called a juvenile.

5:49

juvenile (yavru) denilebilir.

Kalıp ifadeler

fully grown: yetişkin boyutuna ulaşmış olmak

fully grown, bir insanın, hayvanın veya bitkinin fiziksel büyümesini tamamladığını ya da yetişkin boyutuna ulaştığını belirtir. Cümlede not fully grown, gelişmeye devam eden genç bir hayvanı anlatır. fully, grown sözcüğünü niteleyen ve tamamlanmışlık anlamı katan bir zarftır. Burada grown bir büyüme aşamasını anlatır; “ekilmiş” demek değildir.

Alıştırma

“Yetişkin boyutuna ulaşmış olmak” anlamına gelen tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The young fox is not ____ yet.

Cevabı göster

fully grown

Well, it's been a laugh for minute, Deyimler

5:51

Eh, çok eğlenceliydi,

Sam, but unfortunately, our 6 minutes are up. Kalıp ifadeler

5:53

Sam, ama ne yazık ki 6 dakikamız doldu.

Deyimler

it's been a laugh: keyifli bir deneyimi anlatmak

Bu cümlede it's been a laugh, birlikte yaşanan deneyimin eğlenceli ve keyifli olduğunu belirtir. Burada a laugh sözleri tek bir kahkahayı değil, deneyimin tamamını gündelik bir dille anlatır. Bu ifade, bir deneyim sona ererken onu hafif ve dostça bir şekilde hatırlamak için de kullanılır. Bir kahkahanın bir dakika sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede it's been a laugh, deneyim hakkında ne anlatıyor?

  1. Deneyim tehlikeli hâle geldi.
  2. Deneyim eğlenceliydi.
  3. Bir kahkaha bir dakika sürdü.
Cevabı göster

Deneyim eğlenceliydi.

Kalıp ifadeler

our 6 minutes are up: ayrılan süre sona erdi

Burada our 6 minutes are up, konuşmacılara ayrılan altı dakikalık sürenin sona erdiğini belirtir. Bir zaman miktarı özne olduğunda be up, bitmiş veya süresi dolmuş olmak anlamına gelir; up yukarı yönünü anlatmaz. Fiil, zamanı belirten sözlere göre değişir: Time is up ifadesinde is, Your ten minutes are up ifadesinde ise are kullanılır. Bu, süreli bir etkinliği bitirmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Ayrılan sürenin sona erdiğini göstermek için cümleyi be up yapısıyla tamamlayın: Please stop writing; your time ____.

Cevabı göster

is up

Join us again soon for more trending topics, Kelime

5:56

Daha fazla trend olan konular,

useful vocabulary,

5:58

kullanışlı kelimeler,

and who knows, Ton ve niyet

6:00

ve kim bilir,

maybe some terrible jokes

6:01

belki de bazı korkunç şakalar için

here at Six Minute English.

6:02

burada, Six Minute English'te yakında tekrar bize katılın.

Kelime

more trending topics: şu anda ilgi gören daha fazla konu

Bu cümlede more trending topics, şu anda çok ilgi gören ve hakkında çok konuşulan daha fazla konu demektir. Trending, özellikle haberlerde, çevrim içi medyada veya sosyal medyada şu anda görünürlüğü artan ya da yüksek kalmaya devam eden şeyleri anlatır. Yalnızca bir konunun bir eğilimle bağlantılı olduğunu söylemez. Temel fikir, konunun şu anda popüler ve çok konuşuluyor olmasıdır.

Alıştırma

Bir medya programının tanıtımında trending topics en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Şu anda çok ilgi çeken konular
  2. Yalnızca çok eski zamanlarda konuşulan konular
  3. İnsanların dikkatini çekip çekmemesine bakılmadan ileride ele alınacak konular
Cevabı göster

Şu anda çok ilgi çeken konular

Ton ve niyet

who knows: belirsiz bir olasılığı hafif bir dille belirtmek

Buradaki Who knows, cevabı bilen kişiyi gerçekten soran bir ifade değildir. Geleceğin belirsiz olduğunu anlatan retorik bir yorumdur. Maybe sözcüğünden önce gelerek olası bir sonucu ortaya atar ve tahmine hafif, şakacı bir ton verir.

Alıştırma

Konuşmacı "Who knows, maybe we'll find a great cafe" cümlesinde who knows ile ne yapıyor?

  1. Belirsiz bir olasılığı rahat bir dille ortaya atıyor
  2. Kafenin kesinlikle bulunacağına söz veriyor
  3. Kafenin adresini hangi kişinin bildiğini soruyor
Cevabı göster

Belirsiz bir olasılığı rahat bir dille ortaya atıyor

Bye for now.

6:04

Şimdilik hoşça kalın.

Goodbye.

6:05

Güle güle.

Six Minute English from the BBC.

6:06

BBC'den Six Minute English.