Bu Beyninizi Kandırabilir mi? (Renk TESTİ): İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Ardıl görüntü; renkli görmeyi, renk modellerini, tozlaşmayı ve renk tercihlerini açıklar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. try staring (Dil bilgisi ve cümle kalıpları): try + -ing sonucunu görmek için eylemi denemektir; bunu hedefe yönelik try to do yapısından ayırıp deney önerin. 2. RGB is additive, / subtractive models (Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı): ekranlar ışığı birleştirir, nesneler dalga boylarını soğurur; farklı sistemlerin ana renklerini aynı sanmayın. 3. stand out against (Öbek fiiller): “bir arka planda görsel olarak öne çıkmak” anlamını kavrayın; çevresiyle karşıtlık kuran çiçekleri, yazıları, insanları veya tasarımları anlatın.
Bu derste
but try staring at this picture of us bursting through the periodic table Dilbilgisi
0:03ama periyodik tabloyu yarıp geçtiğimiz bu görsele gözlerinizi dikip bakmayı deneyin
try staring: deneme amaçlı öneriler için try + -ing
try staring ifadesinde try fiilinden sonra -ing biçimindeki staring gelir. Bu yapı, ne olacağını görmek için bir şeyi deneme amacıyla yapmak demektir; dolayısıyla konuşmacı, bir etkiyi gözlemleme yöntemi olarak izleyiciyi resme bakmaya davet eder. Bakmayı zor bir hedef gibi sunmaz. Aktarılabilir yapı, olası bir eylem veya çözüm önerirken kullanılan try + -ing yapısıdır.
Alıştırma
Parantezdeki fiili ve try + -ing yapısını kullanarak öneriyi tamamlayın: "If the text is hard to read, ____ the screen brightness and see if that helps." (increase)
Cevabı göster
try increasing
and focus on the green dot as we invert the colors.
0:07ve biz renkleri tersine çevirirken yeşil noktaya odaklanın.
Don't stop staring there until I say. Dilbilgisi
0:10Ben söyleyene kadar gözlerinizi oradan ayırmayın.
Don’t stop + -ing ... until: bir bitiş noktasına kadar sürdürmek
Don’t stop staring, stop + -ing ile kurulan olumsuz bir emir cümlesidir. Dinleyiciye eylemi bitirmek yerine sürdürmesini söyler. until I say bitiş noktasını verir: şimdi bakmaya devam et ve yalnızca konuşmacı işaret verdiğinde dur. Aktarılabilir Don’t stop + -ing until + event kalıbı, bir eylemin net bir sınıra kadar sürmesini sağlar. until, süren eylemin ne zaman bitebileceğini gösterir; ne zaman başlaması gerektiğini değil.
Alıştırma
Talimatı Don’t stop + -ing ... until kullanarak tamamlayın: "____ the button ____ I say 'release'."
Cevabı göster
Don't stop holding · until
and the frequency of these wavelengths determines the perceived color Kelime
0:14ve bu dalgaların frekansı, hangi rengi algıladığınızı belirler
Görsel sistem deneyimi olarak algılanan renk
Perceived color ifadesinde perceived, perceive fiilinin geçmiş zaman ortacı biçiminden oluşan bir sıfattır. Yalnızca ışıktan veya nesneden ölçülen fiziksel bir özelliği değil, izleyicinin görsel sisteminin deneyimlediği rengi belirtir. Bu ifade iki betimleme düzeyini ayırır: dalga boyları fiziksel girdidir, renk ise bunun sonucunda oluşan deneyimdir. Görsel işleme bu deneyimin oluşmasına katkıda bulunduğu için fiziksel ölçüm değişmese bile algılanan renk farklı olabilir.
Alıştırma
Cümlede perceived color neyi ifade ediyor?
- Görsel sistemin deneyimlediği renk
- Yalnızca hayal gücünde var olan bir renk
- Bir cihazın ölçtüğü dalga boyu
Cevabı göster
Görsel sistemin deneyimlediği renk
of everything in this picture and around you.
0:18hem bu resimdeki hem de çevrenizdeki her şey için.
Trikromatik görme: üç reseptörlü bir renk sistemi
Trichromatic vision, renge duyarlı üç reseptör türüne dayanan bir renk görme sistemidir. İnsanlarda bunlar, farklı dalga boyu aralıklarına duyarlı üç koni hücresi sınıfıdır. tri- ön eki üç anlamına gelir, chromatic ise renkle ilgilidir. Bu terim insanların yalnızca üç renk görebildiği anlamına gelmez; beyin, çok sayıda rengin algılanmasını sağlamak için üç koni türünden gelen sinyalleri karşılaştırır.
Alıştırma
Üç koni hücresi sınıfına dayanan renk görme sisteminin bilimsel adını tamamlayın: Humans have ____.
Cevabı göster
trichromatic vision
meaning we have three cone cells in our retinas,
0:22yani retinalarımızda üç tür koni hücresi bulunur
each which are sensitive to different wavelengths of light, Dilbilgisi
0:25ve bunların her biri ışığın farklı dalga boylarına duyarlıdır:
each which are yapısını düzeltme: each of which is / which are each
Bu cümlede which, daha önce geçen üç koni hücresine gönderme yapar; each ise açıklamanın hücrelerin her birine ayrı ayrı uygulandığını belirtmek için kullanılmıştır. Ancak each which are standart bir ilgi cümleciği yapısı değildir. Each tekil merkez olduğunda each of which is kullanılır: three cone cells, each of which is sensitive.... Alternatif olarak which çoğul bırakılıp each fiilden sonra getirilebilir: three cone cells, which are each sensitive.... Fiil uyumu yapıya bağlıdır: each ile is, çoğul which ile are kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi each of which yapısı ve doğru fiille tamamlayın: The camera has three lenses, ____ designed for a different purpose.
Cevabı göster
each of which is
Keep looking at the green dot and your brain will do something pretty neat. Kelime
0:29Yeşil noktaya bakmaya devam edin; beyniniz oldukça ilginç bir şey yapacak.
Gündelik bir övgü olarak pretty neat
Burada pretty, fairly veya quite gibi ‘oldukça’ anlamına gelen gündelik bir derece zarfıdır. Bu bağlamda ‘zekice, ilginç veya etkileyici’ anlamındaki neat sıfatını niteler. Dolayısıyla pretty neat, beynin şaşırtıcı derecede ilginç bir şey yapacağını belirten rahat bir övgüdür. Buradaki pretty sözcüğünü ‘güzel’ anlamında yorumlamayın. Pretty; neat, good veya strange gibi bir sıfatın önüne geldiğinde çoğunlukla o sıfatın derecesini belirtir.
Alıştırma
Bir kişi, bir uygulamanın kuşu anında tanıdığını görüyor ve 'That's pretty neat.' diyor. Bu kişi ne demek istiyor?
- Özelliğin oldukça zekice veya ilginç olduğunu düşünüyor.
- Özelliğin sıradan ve hayal kırıklığı yaratıcı olduğunu düşünüyor.
- Uygulamanın güzel ve düzenli göründüğünü düşünüyor.
Cevabı göster
Özelliğin oldukça zekice veya ilginç olduğunu düşünüyor.
Did the image just change back to the original color? Öbek fiiller
0:33Görüntü az önce asıl rengine geri mi döndü?
change back to: önceki bir duruma dönmek
change back to ifadesinde back, uzayda geriye doğru hareket etmek değil, “önceki bir duruma veya seçime dönmek” anlamına gelir. Soruda görüntünün ilk rengine dönmüş gibi görünüp görünmediği soruluyor. Bir şeyin önceki duruma döndüğünü anlatırken change back to + durum veya seçim yapısını kullan. Birinin başka bir şeyi eski hâline getirdiğini anlatırken change + nesne + back to + durum veya seçim yapısını kullan.
Alıştırma
“Önceki bir ayara döndü” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamla: After the update, the phone changed ____ dark mode.
Cevabı göster
back to
Even though you were staring at a black and white image, Dilbilgisi
0:36Siyah beyaz bir görüntüye bakıyor olmanıza rağmen
Even though: bilinen bir gerçekle güçlü karşıtlık
Even though bir ödünleme yan cümlesi başlatır. Bu yan cümle gerçek bir olgu verir, ancak ana cümle normal beklentiye uymayan bir sonuç bildirir. Burada görüntü gerçekten siyah beyazdı, fakat beyin renk algıladı. Even karşıtlığı güçlendirir: ilk olgu normalde karşıt sonucu beklemene yol açardı.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan en uygun bağlayıcıyı seç. Yolun kapalı olduğu bilinen bir gerçektir: “_____ the road was closed, the bus arrived on time.”
- Even though
- Even if
Cevabı göster
Even though
perceived it to be: perceive + nesne + to be + tümleç
Bu cümlede perceived it to be in color, beynin görüntüyü renkli olarak yorumladığını belirtir. perceive + nesne + to be + tümleç yapısı, algılayanın nesnede bulunduğuna hükmettiği durumu ya da niteliği bildirir. Burada it, perceived fiilinin nesnesidir; to be in color ise algılanan durumu açıklar. to be bir amaç ya da görüntünün gerçekleştireceği bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Resmî raporu perceive fiilinin geçmiş zamanı ve nesne tümleci yapısıyla tamamlayın: During the trial, researchers ____ the signal ____ unreliable.
Cevabı göster
perceived · to be
is known as + ad veya kimlik
Bu cümlede is known as, olgunun yerleşik adı olan after imaging ifadesini getirir. Edilgen özne + be known as + ad veya kimlik kalıbı, insanların özneyi bu etiketle adlandırdığı veya tanıdığı anlamına gelir. Tümleç bir terim, unvan, lakap, rol ya da başka bir tanımlayıcı etiket veriyorsa be known as kullanılır; bu yapı tek başına bir nedenle ünlü olmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir ad tanıtmak için be known yapısının şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın: The symbol @ ____ the at sign.
Cevabı göster
is known as
"after imaging" ile "afterimage" arasındaki fark
Bu cümlede after imaging, güçlü bir görsel uyarana bakmayı bıraktıktan sonra kısa süre kalan görsel izlenim olan afterimage kavramını adlandırmak amacıyla kullanılmıştır. İngilizcedeki standart bilimsel ad afterimage biçimindedir ve bitişik yazılır. İki sözcüklü after imaging ifadesi normalde “görüntü oluşturma eylemi veya sürecinden sonra” anlamına gelir. Bu dil bilgisel okuma, burada kastedilen görsel etkiyi ifade etmez.
Alıştırma
İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz cümleyi seçin. Image sözcüğünden sonra fazladan bir -ing hecesi olup olmadığına odaklanın.
- This effect happens after imaging.
- This effect is called an afterimage.
Cevabı göster
This effect is called an afterimage.
After staring long enough at the brightly colored image, Dilbilgisi
0:44Parlak renkli görüntüye yeterince uzun süre baktığınızda
After + -ing ... long enough yapısı
After staring long enough, cümlenin başında kullanılan bir zaman ifadesidir. After sözcüğünden sonra staring ulacı gelir ve ifade, izleyicinin bakma eylemini ana cümledeki sonuçtan önce gerçekleşen eylem olarak sunar. Long enough, “gereken eşiğe ulaşacak kadar uzun süre” anlamına gelir. Enough, sıfat ve zarfları nitelerken normalde nitelediği sözcükten sonra gelir; bu nedenle doğal sıralama long enough biçimindedir.
Alıştırma
Train fiilinin -ing biçimini ve ardından long enough ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After ____, you will be ready to run the full distance.
Cevabı göster
training long enough
and the supply of photopigment in the respective cones becomes exhausted,
0:48ve ilgili konilerdeki fotopigment stoku tükenir;
which ultimately stops sending signals to the brain.
0:52bu da sonunda beyne sinyal göndermelerini durdurur.
and as a result there is increased activity in the unfatigued red cones. Anlatım akışı
1:01ve bunun sonucunda yorulmamış kırmızı konilerin etkinliği artar.
As a result: bir sonucu tanıtmak
Bu cümlede as a result, hemen önce belirtilen neden olan yeşil ve mavi konilerin yorulmasını, yorulmamış kırmızı konilerdeki etkinliğin artması sonucuna bağlar. As a result, neden-sonuç ilişkisini gösteren bir söylem işaretleyicisidir. Dinleyiciye, sonraki bilginin yalnızca zaman bakımından bir sonraki olay değil, önceki nedenin sonucu olduğunu bildirir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki neden-sonuç bağlayıcısıyla tamamlayın: The roads were icy. ____, the school opened two hours late.
Cevabı göster
As a result
we see red, cyan's complementary color. Kelime
1:07camgöbeğinin tamamlayıcı rengi olan kırmızıyı görürüz.
Complementary color: renk modelindeki karşıt çift
Burada complementary color, belirli bir renk modelinde başka bir renkle karşıt bir çift oluşturan rengi anlatan teknik bir terimdir. Cümle, kırmızıyı camgöbeğinin tamamlayıcı rengi olarak tanımlar. Complementary, başka bir şeyi tamamlayan veya dengeleyen şey anlamındaki complement sözcüğünden gelir. Tamamlayıcı renk çiftleri renk modeline göre değişebileceği için kesinlik gerektiğinde kullanılan model önemlidir.
Alıştırma
Hangi cümle renk çemberindeki karşıt bir çift için doğru teknik terimi kullanıyor?
- Orange is blue's similar color.
- Orange is blue's complimentary color.
- Orange is blue's complementary color.
Cevabı göster
Orange is blue's complementary color.
Growing up, you likely learned about the primary colors red, yellow and blue, Dilbilgisi
1:10Büyürken muhtemelen ana renklerin kırmızı, sarı ve mavi olduğunu
Çocukluk dönemini anlatan giriş olarak Growing up
Growing up, “büyüdüğün dönemde” anlamına gelen ve cümlenin başında kullanılan bir ortaç öbeğidir. Örtük öznesi ana cümlenin öznesi olan you’dur; dolayısıyla cümle, bunu büyürken öğrendiğinizi belirtir. Bu kısa giriş, ana ifadeden önce çocukluk veya gelişim dönemini arka plan olarak kurabilir. Büyüyen kişi aynı zamanda ana cümlenin öznesi olmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi “çocukluğum sırasında” anlamına gelen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: ____, I visited the library every Saturday.
Cevabı göster
Growing up
But things are more complicated when you consider that the primary colors in your printer Anlatım akışı
1:15Ancak yazıcınızdaki ana renklerin
or that the screen you're watching this on uses red, green, and blue. Dilbilgisi
1:22ya da şu an izlediğiniz ekranın kırmızı, yeşil ve mavi kullandığını düşününce işler karmaşıklaşır.
things are more complicated when you consider that ile önceki görüşü sınırlandırma
Things are more complicated, önceki basit görüşü tamamen yanlış ilan etmek yerine onu yumuşak bir biçimde düzeltir. Geniş anlamlı things adı, tartışılmakta olan konuyu ifade eder. When you consider that, analize eklenmesi gereken bir olguyu sunar. Buradaki when esas olarak belirli bir zamanı değil, “…… hesaba katıldığında” anlamını taşır. Bu kalıp bir bütün olarak, sonraki kanıtın bakış açısını değiştirmesi nedeniyle basit bir iddianın sınırlandırılması gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bir konuşmacı az önce “Online classes are convenient.” dedi. Hangi devam cümlesi gerçek bir karmaşıklık eklemek için hedef kalıbı en iyi şekilde kullanır?
- But things are more complicated when you consider that some students do not have reliable internet.
- But things are more complicated when you consider that online classes are convenient.
- But things were more complicated when the class started at nine.
Cevabı göster
But things are more complicated when you consider that some students do not have reliable internet.
the screen you're watching this on: düşürülmüş nesne ilgi zamiri
the screen you're watching this on ifadesinde you're watching this on, hangi ekranın kastedildiğini belirleyen sınırlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Anlamca nesnesi the screen ifadesidir; ilişki you are watching this on the screen biçiminde açılabilir. Nesne görevindeki that veya which ilgi zamiri düşürülmüştür; bu İngilizcede yaygındır. on hâlâ watch this on yapısının parçası olduğu için doğal olarak sonda kalır; nesnesiz değildir.
Alıştırma
Nesne görevindeki ilgi zamirini düşürerek ilgi cümleciğini tamamlayın. Bağlam: You are reading this on the tablet. This is the tablet ____.
Cevabı göster
you're reading this on
meaning the mixing of different lights of color create new colors, Dilbilgisi
1:29yani farklı renklerdeki ışıklar karışarak yeni renkler oluşturur.
the mixing of different lights of color creates: mixing ile özne-fiil uyumu
Vurgulanan özne öbeğinde temel isim mixing sözcüğüdür. of different lights of color ifadesi mixing sözcüğünü niteleyen bir edat öbeğidir; lights dil bilgisel özne değildir. mixing tekil olduğu için standart İngilizcede tekil fiil creates kullanılmalıdır: “the mixing of different lights of color creates new colors.” Yakındaki çoğul lights ismi, yakınlıktan kaynaklanan bir uyum hatasına yol açabilir; ancak fiilin biçimini belirlemez.
Alıştırma
Cümleyi create fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The mixing of these ingredients ____ a smooth texture.
Cevabı göster
creates
RGB is additive ... subtractive models: toplamsal ve çıkarımsal renk modelleri
Burada additive ve subtractive, renk üretmenin iki farklı yolunu adlandırır. Bir RGB ekran kırmızı, yeşil ve mavi ışık yayar; bu ışıkların daha fazlasını birleştirmek sonuca ışık ekler ve başka renkler oluşturabilir. Subtractive modeller, gelen ışığın bazı dalga boylarını soğuran mürekkep, boya veya başka malzemeler kullanır. Renklendiricileri karıştırmak genellikle daha fazla dalga boyunu ortadan kaldırır. Bu nedenle terimler, mevcut renk sayısının artmasını veya azalmasını değil, ışığın nasıl işlendiğini anlatır.
Alıştırma
Hangi ifade iki renk modelini doğru şekilde uygular?
- Telefon ekranları additive modeli, yazıcı mürekkepleri subtractive modeli kullanır.
- Telefon ekranları subtractive modeli, yazıcı mürekkepleri additive modeli kullanır.
- Her iki terim de mevcut renk sayısının artıp azaldığını anlatır.
Cevabı göster
Telefon ekranları additive modeli, yazıcı mürekkepleri subtractive modeli kullanır.
For example, when you hold a yellow object in real life,
1:37Örneğin gerçek hayatta sarı bir nesne tuttuğunuzda
it's actually absorbing every wavelength except yellow. Dilbilgisi
1:40bu nesne aslında sarı dışındaki tüm dalga boylarını soğurur.
every wavelength except yellow: biri dışında hepsi
Every + tekil sayılabilen isim, bir kümenin bütün üyelerini tek tek kapsar; except ise bu kümeden çıkarılan öğeyi belirtir. Burada sarı dışındaki her dalga boyu soğurulan kümeye dahildir, dolayısıyla sarı soğurulmaz. Bu bilimsel açıklamada, soğurulmayan sarı ışık izleyiciye doğru yansıyabilir. Başka durumlara aktarılabilecek temel anlam “hepsi, ama bu değil”dir.
Alıştırma
“Every door except the blue one is locked” cümlesi ne anlama gelir?
- Mavi kapı dahil bütün kapılar kilitlidir.
- Kilitli olmayan tek kapı mavi kapıdır.
- Yalnızca mavi kapı kilitlidir.
Cevabı göster
Kilitli olmayan tek kapı mavi kapıdır.
That yellow light bounces back and hits your eyes. Öbek fiiller
1:43Sarı ışık geri yansıyıp gözlerinize ulaşır.
bounces back ifadesinin fiziksel yansıma anlamı
Bu cümlede bounces back, ışığın bir yüzeye ulaştıktan sonra yeniden o yüzeyden uzaklaşmasını anlatır. Özne light olduğu için fiziksel yansıma anlamını taşır. Özne ve yakındaki eylemler anlamı belirlemeye yardımcı olur: topların, ışığın veya sinyallerin geri dönmesi fiziksel harekete; insanların ya da kuruluşların bir zorluktan sonra toparlanması ise iyileşmeye işaret eder.
Alıştırma
"Sunlight bounces back from the mirror," cümlesinde bounces back ne anlama gelir?
- Zor bir deneyimden sonra toparlanır.
- Aynanın içinde daha parlak hâle gelir.
- Yansır ve aynadan uzaklaşır.
Cevabı göster
Yansır ve aynadan uzaklaşır.
But when you look at this yellow object through your screen right now,
1:46Ama şu anda ekrandan bu sarı nesneye baktığınızda
Vurgulu olumsuzluk kalıbı not ... at all
not ... at all kalıbı olumsuz bir ifadeyi vurgular. not yellow at all içinde not olumsuzluğu oluşturur, at all ise bu olumsuzluğu güçlendirir; böylece anlam “kesinlikle sarı değil” veya “hiçbir şekilde sarı değil” olur. İki bölümün arasına not tired at all veya did not move at all örneklerinde olduğu gibi farklı içerikler gelebilir. at all genellikle olumsuz yan cümlenin sonuna yakın bulunur.
Alıştırma
Vurgulu olumsuzluk kalıbı not ... at all ifadesini tamamlayın: "The test was ____ difficult ____."
Cevabı göster
not · at all
because your screen can only use red, green, and blue colors.
1:52çünkü ekranınız yalnızca kırmızı, yeşil ve mavi renkleri kullanabilir.
If you were to zoom in physically on anything yellow, Dilbilgisi
1:55Sarı görünen herhangi bir şeyi fiziksel olarak yakınlaştırabilseydiniz
it would actually be a combination of red and green.
1:58aslında kırmızı ve yeşilin birleşiminden oluştuğunu görürdünüz.
If you were to ... would ... varsayım yapısı
If you were to + fiilin yalın hâli, hayal edilen bir eylemi veya denemeyi ortaya koyar. Buradaki were varsayımsal bir biçimdir; geçmiş zamanı göstermez. Ana cümlede would + fiilin yalın hâli kullanılarak bu hayalî koşul altında beklenen sonuç belirtilir. Bu cümlede yakından bakmak bir düşünce deneyidir ve sonuç, izleyicinin bu durumda ne keşfedeceğini anlatır.
Alıştırma
Varsayımsal koşul cümlesini hedef yapıyla tamamlayın: ____ restart the router, the connection ____ probably stabilize.
Cevabı göster
If you were to · would
And because the wavelength of yellow is between red and green,
2:01Sarı ışığın dalga boyu kırmızı ile yeşilin arasında olduğundan
our brain interprets this mix as yellow. Kalıp ifadeler
2:05beynimiz bu karışımı sarı olarak yorumlar.
interpret A as B yapısı
Interpret A as B, A'yı B anlamına veya niteliğine sahip olacak şekilde anlamak, okumak ya da algılamak demektir. A, işlenen unsurdur; as B ise ortaya çıkan yorumu belirtir. Burada this mix kırmızı ve yeşil ışığın karışımıdır; yellow ise beynin algıladığı renktir. Yapı beynin algılama sonucunu anlatır; buradaki as 'aynı anda' anlamına gelmez.
Alıştırma
Interpret A as B yapısındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The reviewer interpreted the silence ____ disagreement.
Cevabı göster
as
So, what you're seeing here is in fact not yellow at all,
2:07Yani burada gördüğünüz şey aslında hiç sarı değildir;
but it's stimulating a mix of your red and green cones,
2:11yalnızca kırmızı ve yeşil konilerinizi birlikte uyarır,
the energy-absorbing pigment found in plants critical for photosynthesis. Kelime
2:20Klorofil, bitkilerde bulunan, enerjiyi soğuran ve fotosentez için hayati önem taşıyan pigmenttir.
energy-absorbing pigment: isim + -ing birleşik sıfatı
energy-absorbing pigment ifadesinde energy-absorbing, pigment sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. “Enerjiyi emebilen” veya “işlevi enerjiyi emmek olan” anlamına gelir. İsim + -ing biçimi kalıbı, time-saving tool örneğinde olduğu gibi sözcükler arasındaki ilişkiyi isimden önce gelen kısa bir niteleyicide toplar. Buradaki absorbing genel bir işlevi anlatır; yalnızca o anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Birleşik sıfatı energy ve absorb kullanarak tamamlayın: The helmet contains an ____ layer that reduces impact force.
Cevabı göster
energy-absorbing
So, to effectively attract pollinators such as bees, insects and birds,
2:24Arılar, böcekler ve kuşlar gibi tozlaştırıcıları etkili biçimde çekebilmek için
flowers have evolved to stand out against green. Öbek fiiller
2:28çiçekler, yeşilin önünde göze çarpacak şekilde evrimleşmiştir.
stand out against: bir arka plana karşı belirginleşmek
Stand out, kolayca fark edilmek anlamına gelir. Against eklendiğinde karşıtlığı oluşturan arka plan belirtilir: çiçekler, arkalarında veya çevrelerinde yeşil olduğunda görsel olarak dikkat çeker. Bu yapıda against, karşı çıkmak anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilen kalıp X stands out against Y biçimindedir; X dikkat çeken özne, Y ise karşıt arka plandır.
Alıştırma
Hangi cümle dark cliffs ifadesini karşıt görsel arka plan olarak en iyi sunuyor?
- The white lighthouse stands out for the dark cliffs.
- The white lighthouse stands out from the dark cliffs.
- The white lighthouse stands out against the dark cliffs.
Cevabı göster
The white lighthouse stands out against the dark cliffs.
a suite of: birbiriyle ilişkili bir bütün
Bu cümlede a suite of, birbiriyle ilişkili şeylerden oluşan düzenli bir koleksiyon veya çeşitlilik anlamına gelir. Farklı çiçek renklerini, belirli tozlayıcıları çekme ortak amacı için evrimleşmiş bir özellikler bütünü olarak gruplandırır. suite adı yalnızca odalar için kullanılmaz. Resmî açıklama dilinde a suite of + çoğul ad yapısı; araçları, özellikleri, testleri veya çözümleri genellikle birbiriyle ilişkili bir bütün olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümlede a suite of doğal ve resmî anlamıyla kullanılmıştır?
- The lab ran a suite of tests to evaluate the new material.
- She wore a suite of blue to the ceremony.
- The lobby reserved a suite of tourists for the evening.
Cevabı göster
The lab ran a suite of tests to evaluate the new material.
ekolojide pollinator syndrome
Pollinator syndrome; renk, şekil, koku ve nektar gibi, belirli tozlayıcı türleriyle ilişkili ve tekrar tekrar birlikte görülen çiçek özellikleri kombinasyonunu anlatan bir ekoloji terimidir. Burada syndrome, birlikte görülme eğilimindeki özellikler kümesi anlamına gelir. Bitkinin hasta olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede pollinator syndrome neyi ifade ediyor?
- Her tür çiçeği ziyaret eden tek bir böcek türü
- Çiçeklerin üremesini engelleyen bir hastalık
- Belirli tozlayıcılarla ilişkili, tekrar eden bir çiçek özellikleri bütünü
Cevabı göster
Belirli tozlayıcılarla ilişkili, tekrar eden bir çiçek özellikleri bütünü
Bird-pollinated flowers are mostly red,
2:41Kuşlar tarafından tozlaştırılan çiçekler çoğunlukla kırmızıdır;
potentially to discourage visits from bees,
2:43bunun olası nedeni, arıları ziyaretten caydırmaktır.
as their visual system is different than birds, Dilbilgisi
2:45Çünkü arıların görsel sistemi kuşlarınkinden farklıdır
their visual system is different than birds: karşılaştırma ögelerini paralel tutmak
Bu cümlede their, arıları ifade eder. Amaç, arıların görsel sistemiyle kuşların görsel sistemini karşılaştırmaktır. Ancak mevcut ifadede bir görsel sistem doğrudan birds ile karşılaştırıldığı için iki taraf mantıksal olarak paralel değildir. Kesin bir düzeltme olarak their visual system is different from that of birds veya their visual system is different from birds' visual system yazılabilir. Karşılaştırmanın iki yanında da aynı türden unsur bulunmalıdır. Yalnızca than yerine from kullanmak, eksik olan iyelik ilişkisini düzeltmez.
Alıştırma
Hangi düzeltme amaçlanan anlamı korurken karşılaştırmayı mantıksal olarak paralel hâle getirir?
- Birds are different from their visual system.
- Their visual system is different from that of birds.
- Their visual system is different from birds.
Cevabı göster
Their visual system is different from that of birds.
making it hard for them to discriminate between red and green. Notlar
2:48ve bu yüzden kırmızıyla yeşili ayırt etmeleri zordur.
making it hard for them to: biçimsel nesne it kullanılan sonuç yapısı
Making, önceki olgunun doğal sonucunu bildiren bir şimdiki zaman ortaç yapısını başlatır: görsel sistemlerdeki farklılık, ardından belirtilen güçlüğe yol açar. Bu ifade, arıların kasıtlı olarak bir şeyi zorlaştırdığı anlamına gelmez. make it + sıfat + for someone + to do something yapısında it biçimsel nesnedir. For ile başlayan bölüm, görevle karşılaşan kişi veya grubu; to ile başlayan mastar ise asıl görevi belirtir. Burada them arıları ifade eder ve görev kırmızı ile yeşili ayırt etmektir.
Alıştırma
Cümleyi it + hard + for them + to sonuç yapısıyla tamamlayın: The drivers were looking through thick fog. It reduced visibility, making ____ see the road signs.
Cevabı göster
it hard for them to
discriminate between A and B: A ile B’yi ayırt etmek
Bu cümlede discriminate between, “iki şey arasındaki farkı algılamak veya tanımak” anlamına gelir. İki şey between sözcüğünden sonra gelir: red ve green. Burada insanların toplumsal davranışı değil, arıların görme yetisi anlatılır. Bu tarafsız anlam; algı, test veya analizden söz ederken yaygındır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp discriminate between A and B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi discriminate ve iki şeyi ayırt etmek için kullanılan edatla tamamlayın: The sensor can ____ blue and violet light.
Cevabı göster
discriminate between
Similarly, we all have our own favorite colors,
2:51Benzer şekilde hepimizin sevdiği farklı renkler vardır,
One theory suggests that color preference is gendered, Notlar
2:54Bir teoriye göre renk tercihleri cinsiyete bağlıdır:
One theory suggests that ...: Bir teori şunu öne sürer...
One theory, ardından gelen iddiayı diğerleri arasındaki olası bir açıklama olarak çerçeveler. İddianın içeriği gelmeden önce dinleyicinin beklentilerini düzenler. Suggests that bir yan cümle getirir ve içindeki düşünceyi desteklenen ya da makul, ancak kesin olmayan bir görüş olarak sunar. Burada suggests, “tavsiye eder” değil, “gösterir” veya “işaret eder” anlamındadır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp One theory suggests that + cümlecik şeklindedir.
Alıştırma
Olası bir açıklamayı tanıtan dört sözcüklük tam kalıpla cümleyi tamamlayın: ____ color preferences are shaped by early experience.
Cevabı göster
One theory suggests that
gendered: toplumsal cinsiyet rolleri veya beklentileriyle şekillenmiş
Bu cümlede gendered, bir şeyin toplumsal cinsiyetle bağlantılı fikirler ve deneyimler tarafından şekillendirilmesi veya ayrılması demektir. Teori, renk tercihlerinde toplumsal cinsiyetle ilgili bir örüntü olabileceğini söyler. Bu kelime, biyolojinin herkesin neyi sevdiğini tamamen belirlediği anlamına gelmez. One theory suggests, kanıtlanmış bir gerçek yerine bir fikrin öne sürüldüğünü gösterir. Bu nedenle cümle, her erkek veya kadın için geçerli bir kural değil, gruplar hakkında genel bir iddiadır.
Alıştırma
İngilizce cümleyi okuyun: The article says the school rules are gendered. Burada gendered ne anlama geliyor?
- Çok sayıda parlak renk içerirler.
- Toplumsal cinsiyetle ilgili fikir ve beklentilere göre şekillendirilmiş veya ayrılmışlardır.
- Yalnızca biyolojiden kaynaklandıkları kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
Toplumsal cinsiyetle ilgili fikir ve beklentilere göre şekillendirilmiş veya ayrılmışlardır.
where given the choice between cyan and red, Kalıp ifadeler
2:57camgöbeği ile kırmızı arasında seçim yapıldığında
men prefer cyan colors and women prefer redder colors.
3:00erkekler camgöbeği tonlarını, kadınlarsa daha kırmızı tonları tercih eder.
given the choice between: iki seçenek sunmak
Given the choice between A and B, “bir kişi A veya B'den birini seçebilirse” anlamına gelir. Önce bir koşul oluşturur, ardından cümlenin geri kalanı kişinin tercihini veya kararını belirtir. Buradaki given, “bu koşul altında” demektir; “birine verilmiş” anlamına gelmez. Yaygın kalıp given the choice between A and B şeklindedir ve ardından seçim ya da tercih gelir.
Alıştırma
Cümleyi “iki seçenekten birini seçme imkânı verilirse” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ tea and coffee, Maya would choose tea.
Cevabı göster
Given the choice between
Researchers hypothesize this preference has evolved from our hunter-gatherer societies, Kültür
3:03Araştırmacılar bu tercihin avcı-toplayıcı toplumlarda evrimleştiğini öne sürüyor;
avcı-toplayıcı toplumlar
Avcı-toplayıcı toplumlar, yiyeceklerinin çoğunu tarım yapmak yerine yabani hayvanları avlayarak, balık tutarak ve yabani bitkileri toplayarak elde eden topluluklardır. Bu cümlede ifade, ataların yiyecek aradığı bir yaşam ortamına işaret eder. Araştırmacılar modern bir tercihin bu ortamda gelişmiş olabileceğini öne sürüyor; hypothesize bunun kanıtlanmış bir tarihsel gerçek değil, bir teori olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede hunter-gatherer societies ne anlama geliyor?
- İnsanların en sevdiği renkleri inceleyen araştırma grupları
- Yiyeceklerini başlıca avlanarak ve yabani kaynakları toplayarak elde eden topluluklar
- Yiyeceklerini başlıca büyük ölçekli tarımla üreten modern toplumlar
Cevabı göster
Yiyeceklerini başlıca avlanarak ve yabani kaynakları toplayarak elde eden topluluklar
where women's visual systems were specialized to see ripe red berries against green foliage.
3:07o toplumlarda kadınların görsel sistemi, yeşil yapraklar arasındaki olgun kırmızı meyveleri görmeye özelleşmişti.
Another theory suggests that we like hues that we associate with pleasant things. Kalıp ifadeler
3:12Başka bir teoriye göre hoş şeylerle ilişkilendirdiğimiz renk tonlarını severiz.
associate A with B: A ile B'yi ilişkilendirmek
associate A with B, A ile B'yi zihinde ilişkilendirmek anlamına gelir; çoğu zaman biri diğerini hatırlattığı için bu bağlantı kurulur. Burada A, hues; B ise pleasant things ögesidir. İlgi cümleciği görünen sözcük sırasını değiştirir: hues that we associate with pleasant things yapısı, we associate hues with pleasant things biçimine döndürülebilir. With, A ile ilişkilendirilen düşünce olan B'yi tanıtır; renk tonlarının bu şeylerle birlikte olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi associate A with B yapısını kullanarak tamamlayın: Many people ____ the smell of sunscreen ____ summer vacations.
Cevabı göster
associate · with
However, pleasant and unpleasant things are often the same color.
3:16Ancak hoş ve nahoş şeyler çoğu zaman aynı renktedir.
We love blue Slurpee, but not blue mold. Notlar
3:20Mavi Slurpee'yi severiz ama mavi küfü sevmeyiz.
We love A, but not B: ortak bir özelliğe yönelik tutumları karşılaştırma
Aynı blue sıfatı hem Slurpee hem de mold sözcüğünü niteleyerek aynı renkteki iki şeyi yan yana getirir. Cümle, konuşanın bu iki şeye karşı tutumunu karşılaştırır; herhangi birinin mavi olduğunu inkâr etmez. but not ifadesinden sonra tekrarlanacak we love sözleri atılır. Tam düşünce “We love blue Slurpee, but we do not love blue mold.” şeklindedir. Kısa We like/love A, but not B kalıbı, tercihler arasındaki keskin karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Kısa karşıtlığı iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın. İkinci bölüm we do not like hot classrooms anlamına gelir: We like hot cocoa, ____ hot classrooms.
Cevabı göster
but not
blue Slurpee: markalı bir buzlu içecek
Slurpee, Kuzey Amerika’da marketlerde satılan tatlı, aromalı ve buzlu bir içecek için yaygın olarak kullanılan marka adıdır. Burada blue, içeceğin rengini veya aroma çeşidini anlatır; sıradan buz ya da normal gazlı içecek anlamına gelmez. Bu arka plan karşıtlığı açıklar: blue Slurpee keyif veren bir içecekken blue mold bozulma işaretidir. Aynı renkte olmaları, iki şeyi aynı ölçüde çekici yapmaz.
Alıştırma
Asıl cümlede blue Slurpee neyi ifade eder?
- mavi renkli, tatlı ve buzlu bir içecek
- tatsız, sıradan mavi buz
- bir içeceğin üzerinde büyüyen mavi küf
Cevabı göster
mavi renkli, tatlı ve buzlu bir içecek
Investigating these questions of color had us thinking about links between science and art. Dilbilgisi
3:23Renkle ilgili bu soruları araştırmak, bilimle sanat arasındaki bağları düşünmemizi sağladı.
Had us thinking about: have + object + -ing kalıbı
had us thinking about ifadesinde had ettirgen anlamdadır: araştırma, düşünmeye başlamamıza ve bu etkinliği sürdürmemize neden oldu. Us, had fiilinin nesnesidir; thinking ise ortaya çıkan ve süren etkinliği anlatan -ing tümlecidir. Bu kullanımda have + object + -ing kalıbı, bir nedenin birini süren bir tepki ya da etkinliğin içine soktuğunu veya o durumda tuttuğunu gösterebilir. Buradaki had geçmiş zamanı belirtir; “sahipti” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The museum visit ____ how cities preserve history.
Cevabı göster
had us thinking about
So, in our latest AsapTHOUGHT we asked both artists and scientists about how they view the world. Deyimler
3:27Bu yüzden son AsapTHOUGHT videomuzda hem sanatçılara hem de bilim insanlarına dünyayı nasıl gördüklerini sorduk.
View the world: gerçekliği bir bakış açısından yorumlamak
Buradaki view görsel değil zihinseldir. View the world, gerçekliği belirli bir bakış açısından algılamak ve yorumlamak demektir. Sanatçılara ve bilim insanlarına dünyayı nasıl gördüklerini sormak; aldıkları eğitimin, değerlerinin ve alışkanlıklarının neyi fark ettiklerini ve bunu nasıl açıkladıklarını nasıl şekillendirdiğini sormaktır. view + object kalıbı, özellikle bir bakış açısı belirtilmiş veya ima edilmişse, o nesneyi belirli bir şekilde değerlendirmek ya da anlamak anlamına gelebilir.
Alıştırma
"Different cultures shape how we view the world," cümlesinde "view the world" ne anlama gelir?
- Birçok ülkeye seyahat etmek
- Dünya’nın fiziksel bir resmine bakmak
- Gerçekliği belirli bir bakış açısından yorumlamak
Cevabı göster
Gerçekliği belirli bir bakış açısından yorumlamak
Check it out with the link in the description and subscribe for more weekly science videos.
3:32Açıklamadaki bağlantıdan videoya göz atın ve her hafta yeni bilim videoları için abone olun.