Neden, şey, konuşurken, hımm, duraksarız? - Lorenzo García-Amaya: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
703 kelime 139 kel/dk

Video açıklaması: Video, um, uh, like ve benzeri öğelerin neden yalnızca konuşma hataları olmadığını açıklıyor. Doldurulmuş duraklamalar konuşma sırasını koruyabilir, konuşmacıya planlama zamanı kazandırabilir, dinleyiciyi önemli ya da yeni bir sözcüğe hazırlayabilir ve dil öğrenimini destekleyebilir. Söylem belirleyicileri de düşüncelerin nasıl düzenlendiğini gösterir. Yine de bu öğelerin yararı bağlama bağlıdır; resmî yazıda genellikle uygun değildirler ve toplumsal damgalanma taşıyabilirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more to them than meets the ear? — Deyimler ve mecazlı ifadeler: more than meets the eye deyimindeki eye sözcüğünün, konuşma dili temasına uyması için ear ile değiştirildiği eğlenceli uyarlamayı anlayın. Böylece tanıdık bir deyimin, bir şeyin ilk bakışta göründüğünden daha fazla anlam taşıdığı fikrini korurken yaratıcı biçimde değiştirilebildiğini fark edebilirsiniz. 2. function as discourse markers, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: like, well ve you know ifadelerinin yalnızca gerçek anlamlarını vermek yerine konuşmayı düzenleyebildiğini öğrenin. Bu sayede bu belirleyicilerin düşünceleri nasıl bağladığını, tutum veya ayrıntılandırma sinyali verdiğini ve dinleyicinin konuşmacının gelişen düşünce akışını izlemesine ve öngörmesine nasıl yardım ettiğini ayırt edebilirsiniz. 3. filled pauses smooth out awkward early conversations. — Öbek fiiller: smooth out ifadesini zor, düzensiz ya da rahatsız edici bir şeyi daha yönetilebilir hâle getirmek için kullanmayı öğrenin. Burada doldurulmuş duraklamaların ikinci dil öğrenenlerin ilk konuşmalarındaki gerginliği azalttığını anlatır; aynı öbek fiil süreçleri, ilişkileri, geçişleri veya iletişim sorunlarını iyileştirmek için de kullanılabilir.

Bu derste

For as long as we've had language, some people have tried to control it. Dilbilgisi

0:06

Dilimiz olduğundan beri bazı insanlar onu kontrol etmeye çalıştı.

Dilbilgisi

For as long as: bugüne kadar süren bir zaman aralığı

For as long as + yan cümle, “yan cümledeki durumun geçerli olduğu tüm süre boyunca” demektir. Burada süre, insanların dile sahip olmaya başladığı zamandan bugüne uzanır. Bu yapı, dili kontrol etme çabasını bir koşul olarak değil, uzun süredir devam eden bir eğilim olarak çerçeveler. Aynı zaman çerçevesi, bir dönem boyunca süren alışkanlıkları, eğilimleri veya tartışmaları tanıtmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

“Hatırlayabildiğim tüm süre boyunca” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ I can remember, this park has been open to everyone.

Cevabı göster

For as long as

And some of the most frequent targets of this communication regulation are the ums, Kelime

0:11

Ve bu iletişim düzenlemesinin en sık hedeflerinden bazıları,

ers, and likes that pepper our conversations. Deyimler

0:16

konuşmalarımızı süsleyen "hımm"lar, "eee"ler ve "şey"lerdir.

Kelime

targets of this communication regulation: düzenlemenin yöneldiği şeyler

targets of this communication regulation ifadesindeki targets, düzenleme çabasının yöneldiği şeyleri belirtir. İfade, ardından gelen ums, ers ve likes sözcüklerine işaret eder; bunlar insanların sık sık eleştirmeye, sınırlamaya veya ortadan kaldırmaya çalıştığı konuşma alışkanlıklarıdır. Burada regulation, insanların iletişim biçimine ölçüt koymak veya bunu kontrol etmek anlamında geniş bir kullanıma sahiptir; mutlaka devlet yasası anlamına gelmez. Bu soyut isim öbeği, dil kontrolünün resmî ve çözümleyici bir biçimde tartışılmasını sağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede targets of this communication regulation neyi ifade eder?

  1. iletişim yasalarını yazan kişileri
  2. insanların düzenlemeye çalıştığı konuşma özelliklerini
  3. düzenlemenin ulaşmayı amaçladığı sonuçları
Cevabı göster

insanların düzenlemeye çalıştığı konuşma özelliklerini

Deyimler

Dağınık ögeleri anlatan bir benzetme olarak pepper our conversations

that pepper our conversations ifadesinde pepper, mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. er ve like gibi ifadelerin, yemeğin üzerine serpilmiş karabiber gibi, insanların söylediklerinin farklı yerlerinde küçük ögeler hâlinde ortaya çıktığını anlatır. Burada gerçek bir yemek yapma eylemi yoktur. Başka durumlara aktarılabilecek yapı ‘küçük ögeler + pepper + daha büyük bir bütün’dür. Yaygın edilgen biçim ise ‘daha büyük bir bütün + be peppered with + küçük ögeler’dir.

Alıştırma

Burada pepper our conversations ne anlama geliyor?

  1. Bu ifadeler konuşmalarımıza gerçek anlamda karabiber ekler.
  2. Bu ifadeler konuşmalarımızın farklı yerlerinde ortaya çıkar.
  3. Bu ifadeler konuşmalarımızın tamamen yerini alır.
Cevabı göster

Bu ifadeler konuşmalarımızın farklı yerlerinde ortaya çıkar.

Ancient Greek and Latin texts

0:19

Antik Yunan ve Latin metinleri

warned against speaking with hesitation. Kalıp ifadeler

0:22

duraksayarak konuşmaya karşı uyarıda bulunuyordu.

Kalıp ifadeler

warn against + -ing: bir eylemden kaçınmayı öğütlemek

Warn against + isim veya -ing biçimi, zararlı, mantıksız ya da istenmeyen olabilecek bir şeyden kaçınılmasını öğütlemek anlamına gelir. Burada warned against speaking, metinlerin tereddüt ederek konuşmamayı öğütlediğini anlatır. Bu yapıda against bir ilgeçtir; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: warned against speaking denir, warned against to speak denmez.

Alıştırma

Cümleyi climb fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guide warned us against ____ the fence.

Cevabı göster

climbing

Modern schools have tried to ban the offending terms, Kelime

0:24

Modern okullar bu rahatsız edici terimleri yasaklamaya çalıştı

Kelime

“to ban the offending terms”: sorunlu görülen ifadeleri yasaklamak

Bu cümlede to ban the offending terms, okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcük ya da ifadeleri yasaklamak demektir. Offending, terms sözcüğünü niteler ve eleştiri için özellikle seçilmiş öğelerin bunlar olduğunu gösterir. Offending otomatik olarak “yasa dışı” ya da “birine doğrudan hakaret eden” anlamına gelmez. Burada um, er ve like gibi konuşma dolgu sözcükleri hakkındaki olumsuz yargıyı aktarır: okullar bunları kullanılmaması gereken dil öğeleri olarak görmüştür.

Alıştırma

Bu cümlede the offending terms ne anlama gelir?

  1. Yasa dışı olduğu kanıtlanmış sözcükler
  2. Suçlara ilişkin teknik terimler
  3. Okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcükler
Cevabı göster

Okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcükler

and renowned linguist Noam Chomsky dismissed these expressions as errors irrelevant to language. Notlar

0:28

ve ünlü dilbilimci Noam Chomsky bu ifadeleri dille alakası olmayan hatalar olarak reddetti.

Kültür

“renowned linguist Noam Chomsky”: bir örneğe otorite kazandırmak

Renowned linguist Noam Chomsky ifadesi, Chomsky’yi alanı ve itibarıyla tanıtır. Renowned, geniş çevrelerce tanınan ve saygı duyulan demektir; linguist ise uzmanlık alanının dil olduğunu gösterir. Cümle, görüşünü aktarmadan önce etkili bir uzmanı adlandırarak bu tarihsel örneğe daha fazla ağırlık verir: önemli bir dilbilimci bile bu ifadeleri reddetmiştir. Bu işlevi anlamak için Chomsky’nin kuramlarını bilmek gerekmez.

Alıştırma

Noam Chomsky’nin adından önceki renowned linguist ne katar?

  1. Onu görüşü ağırlık taşıyan etkili bir dil uzmanı olarak sunar.
  2. Onu ilgili uzmanlığı olmayan sıradan bir kişi olarak sunar.
  3. Konuşulan bütün ifadeleri onun icat ettiğini söyler.
Cevabı göster

Onu görüşü ağırlık taşıyan etkili bir dil uzmanı olarak sunar.

Kalıp ifadeler

dismiss X as Y: X'i Y diye etiketleyip reddetmek

dismiss X as Y kalıbında dismiss, X'i Y diye etiketleyerek ciddi biçimde dikkate alınmaya değmez sayıp reddetmek demektir. Burada bu ifadeler errors olarak etiketlenir; dolayısıyla anlatım yalnızca tarafsız bir sınıflandırma yapmaz, onların değerinin de reddedildiğini düşündürür. Yapı dismiss + nesne X + as + etiket ya da değerlendirme Y biçimindedir. Y, X'i reddetmek için kullanılan gerekçeyi veya kategoriyi gösterir.

Alıştırma

Koçun şikâyeti bahane diye etiketleyip reddettiğini gösterecek sözcükle cümleyi tamamlayın: The coach dismissed the complaint ____ an excuse.

Cevabı göster

as

Historically, these speech components had been lumped into the broader bucket of disfluencies, Notlar

0:34

Tarihsel olarak, bu konuşma bileşenleri, yararlı konuşmadan dikkati dağıtan

linguistic fillers, which distract from useful speech. Kalıp ifadeler

0:41

dilsel dolgu maddeleri olan daha geniş akıcılık bozuklukları kategorisine dahil edilmişti.

Öbek fiiller

had been lumped into: sonraki bir noktadan önce kabaca gruplandırılmış olmak

Lump A into B, A'yı birbirinden farklı olabilecek başka şeylerle birlikte geniş bir kategori altında toplamak demektir. Genellikle gruplandırmanın kaba olduğunu ve önemli farkları gözden kaçırdığını düşündürür. Had been lumped into, geçmişte tamamlanmışlık bildiren edilgen bir yapıdır: başka kişiler, tartışmadaki daha sonraki bir noktadan önce bu sınıflandırmayı zaten yapmıştı. Bu cümlede ifade, bu konuşma ögelerine geçmişte uygulanan sınıflandırmanın aşırı geniş olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “daha önce zaten kabaca gruplandırılmıştı” anlamındaki hedef edilgen geçmiş yapı ile tamamlayın: Before the review, several unrelated complaints ____ one broad category.

Cevabı göster

had been lumped into

Kelime

the broader bucket of disfluencies: konuşma akıcılığı kesintilerinin daha geniş kategorisi

Bu cümlede the broader bucket of disfluencies, konuşma akıcılığındaki kesintilerin daha geniş genel kategorisi demektir. Bucket burada bir kap metaforudur: farklı konuşma özellikleri gerçek bir kovaya değil, aynı kategoriye yerleştirilen unsurlar gibi ele alınır. Disfluencies, duraklamalar, tekrarlar, kişinin kendini düzeltmesi ve bazı dolgu ifadeleri gibi akıcı konuşmayı kesintiye uğratan durumları anlatan bir konuşma analizi terimidir. Broader, kategorinin tek ve dar bir tür yerine çeşitli durumları kapsadığını gösterir.

Alıştırma

“The report places pauses and repetitions in the broader bucket of disfluencies,” cümlesinde bucket ne anlama gelir?

  1. biri konuşurken kullanılan gerçek bir kap
  2. çeşitli konuşma akıcılığı kesintilerini içeren genel bir kategori
  3. bir cümleyi bölen belirli bir duraklama
Cevabı göster

çeşitli konuşma akıcılığı kesintilerini içeren genel bir kategori

Kalıp ifadeler

distract from useful speech: dikkati yararlı konuşmadan uzaklaştırmak

Distract from, dikkati bir şeyden uzaklaştırmak veya o şeyin fark edilmesini zorlaştırmak demektir. distract from useful speech ifadesinde useful speech, daha az dikkat çeken önemli içeriktir. Temel kalıp distract from + isim veya -ing biçimidir. Dikkati dağılan kişiyi belirtmek için distract someone from something kullanılır: The noise distracted me from reading. from sonrasındaki ifade, dikkatin dağıldığı odak noktasını veya kesintiye uğrayan etkinliği belirtir; dikkat dağıtıcı kaynağı belirtmez.

Alıştırma

Sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: During the presentation, flashing ads distracted us ____ the speaker's main point.

Cevabı göster

from

However, none of this controversy has made these so-called disfluencies less common. Notlar

0:45

Ancak, bu tartışmaların hiçbiri bu sözde akıcılık bozukluklarını daha az yaygın hale getirmedi.

Dilbilgisi

none of this ... has made ... less common: sıklığın azalmadığını anlatan yapı

none of this controversy has made... yapısında none, “bunun hiçbir kısmı” anlamına gelir. İfade bütün tartışmayı tek bir bütün olarak ele aldığı için fiil tekildir: has made. has made, İngilizcedeki present perfect zamandadır ve önceki tartışmayı bugünkü durumla ilişkilendirir. make + nesne + sıfat yapısı ortaya çıkarılan bir sonucu anlatır; özne none olduğu için cümle bu azalmanın gerçekleşmediğini söyler. less common yazarın isteğini değil, gerçek sıklığı ifade eder.

Alıştırma

Cümlenin anlattığı sonucu en iyi hangi ifade açıklar?

  1. Tartışmalar, akıcısızlıkların tamamen ortadan kalkmasına yol açtı.
  2. Tartışmalar, akıcısızlıkların zararlı olduğunu kanıtladı.
  3. Tartışmalar, akıcısızlıkların görülme sıklığını azaltmadı.
Cevabı göster

Tartışmalar, akıcısızlıkların görülme sıklığını azaltmadı.

Kelime

so-called disfluencies: bir etikete mesafe koymak

Bir ismin önündeki so-called, bilinen bir etiketi tekrar ederken yazar ile o etiket arasına biraz mesafe koyar. Yazar burada disfluencies ifadesini kullanır, ancak bu kategorinin eksik veya sorgulanmaya açık olabileceğini belirtir. Bu, teknik adın bir parçası değil, tutum bildiren bir işarettir. Okuyucu etiketi tarafsız ve kesinleşmiş bir açıklama olarak değil, incelenmekte olan bir adlandırma olarak anlamalıdır.

Alıştırma

Burada so-called disfluencies ifadesindeki so-called en çok neyi gösterir?

  1. Yazar etiketi sorgulanamaz bir gerçek olarak tamamen kabul eder.
  2. Yazar etiketi kullanır, ancak ona biraz mesafeli durur.
  3. Yazar akıcısızlıkların artık seyrek olduğunu söyler.
Cevabı göster

Yazar etiketi kullanır, ancak ona biraz mesafeli durur.

They continue to occur roughly two to three times per minute in natural speech. Kalıp ifadeler

0:50

Doğal konuşmada dakikada yaklaşık iki ila üç kez meydana gelmeye devam ediyorlar.

Kalıp ifadeler

roughly two to three times per minute: yaklaşık bir sıklık

Roughly, sayının kesin bir sayım değil tahmin olduğunu gösterir. Two to three times bir tekrar aralığı verir, per minute ise zaman birimini belirler. Bu nedenle ifadenin tamamı “her dakika yaklaşık iki veya üç kez” anlamına gelir. Bu kalıp yaklaşık bir sıklığı bildirmek için kullanışlıdır: roughly + sayı veya aralık + times per + zaman birimi. Gerçek sıklık dakikadan dakikaya değişebilir.

Alıştırma

“Her dakika yaklaşık iki veya üç kez” anlamına gelen, yukarıda öğretilen tam ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: During the test, the indicator flashed ____.

Cevabı göster

roughly two to three times per minute

And different versions of them can be found in almost every language,

0:55

Ve işaret dili de dahil olmak üzere

including sign language. Kültür

0:59

hemen hemen her dilde bunların farklı versiyonları bulunabilir.

Kültür

including sign language: kapsamı konuşmanın ötesine genişletmek

Including sign language, cümlenin geniş kapsamlı iddiasına işaret dillerini bir örnek olarak ekler. Buradaki them, um, er ve like gibi dolgu ifadelerinin farklı biçimlerini anlatır. Burada vurgulanan nokta, tereddüt etmenin veya iletişimin akışını düzenlemenin benzer yollarının yalnızca duyulabilir konuşmayla sınırlı olmadığı ve görsel, işaretli iletişimde de ortaya çıkabileceğidir. İşaret dilleri, kendilerine ait dil bilgisi bulunan eksiksiz doğal dillerdir. Bu ifade genel bir anlam taşır: Tek bir evrensel işaret dili olduğu veya işaretli biçimlerin konuşulan sözcükleri aynen kopyalaması gerektiği anlamına gelmez.

Alıştırma

including sign language cümleye hangi bilgiyi ekler?

  1. İddia, işaretler yoluyla görsel olarak ifade edilen dili de kapsar.
  2. Her işaret dili, konuşmadaki um, er ve like biçimlerinin aynısını kullanır.
  3. İddia yalnızca sesle çıkarılan tereddüt sesleri için geçerlidir.
Cevabı göster

İddia, işaretler yoluyla görsel olarak ifade edilen dili de kapsar.

So, are ums and uhs just a habit we can't break? Kalıp ifadeler

1:01

Peki, "hımm"lar ve "eee"ler sadece kıramadığımız bir alışkanlık mı?

Kalıp ifadeler

a habit we can't break: break a habit kalıbı

Break a habit, özellikle sürdürmek istemediğimiz tekrarlanan bir davranışı bırakmak anlamına gelen yaygın bir kalıptır. Burada break mecaz anlamdadır; fiziksel olarak hiçbir şey kırılmaz. A habit we can't break ifadesinde we can't break, habit sözcüğünü niteler. Soru, um ve uh demeyi insanların bırakamayabileceği bir davranış olarak sunar.

Alıştırma

Break a habit kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo wants to ____ the habit of biting his nails.

Cevabı göster

break

Or is there more to them than meets the ear? Deyimler

1:05

Yoksa onlarda kulağa gelenden daha fazlası mı var?

Deyimler

more to them than meets the ear: deyimin işitme konusuna uyarlanması

More to them than meets the ear burada um ve uh seslerinin, dinleyicilerin ilk başta fark etmediği işlevlere sahip olabileceği veya bilgiler taşıyabileceği anlamına gelir. Meets the ear ifadesi kelimesi kelimesine anlaşılmamalıdır. Bu sözler, standart There is more to X than meets the eye deyimini eğlenceli biçimde değiştirir. Eye yerine ear kullanılması, gizli karmaşıklık fikrini seslerle ilişkilendirir ve dinleme konusuna uygun bir kelime oyunu oluşturur.

Alıştırma

More to them than meets the ear bu cümlede ne yapıyor?

  1. Seslerin gizli işlevleri olabileceğini düşündürüyor ve bir deyimi dinleme konusuna uyarlıyor.
  2. Seslerin ancak onlara bakılarak anlaşılabileceği anlamına geliyor.
  3. Kulakların seslerle fiziksel olarak buluştuğunu söylüyor.
Cevabı göster

Seslerin gizli işlevleri olabileceğini düşündürüyor ve bir deyimi dinleme konusuna uyarlıyor.

To answer this question, Anlatım akışı

1:10

Bu soruyu cevaplamak için,

it helps to compare these speech components to other words we use in everyday life. Kalıp ifadeler

1:11

bu konuşma bileşenlerini günlük hayatta kullandığımız diğer kelimelerle karşılaştırmak yardımcı olur.

Anlatım akışı

To answer this question ile sorudan analize geçiş

To answer this question, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir ifadedir. this question daha önce sorulmuş bir soruya gönderme yaparken ana cümle, bu soruyu yanıtlayabilecek eylem veya yöntemi gösterir. Burada ifade, açıklamanın akışını da düzenler: anlatımı soru sorma aşamasından analiz aşamasına taşır. Bir sonraki adımın neden sunulduğunu göstermek için bu yapı kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte To answer this question ne işe yarar?

  1. Karşılaştırmanın cevabı zaten kanıtladığını söyler.
  2. Önceki soruyu, onu incelemek için kullanılan karşılaştırma yöntemiyle bağlar.
  3. Konunun tamamının bittiğini bildirir.
Cevabı göster

Önceki soruyu, onu incelemek için kullanılan karşılaştırma yöntemiyle bağlar.

Kalıp ifadeler

compare these speech components to other words: compare X to Y yapısı

compare X to Y, aralarındaki ilişkiyi görmek için X ve Y’yi yan yana ele almak anlamına gelir. Bu cümlede X, these speech components; Y ise other words ifadesidir. Bu karşılaştırma, açıklamayı tanıdık bir çerçeve içinde anlamayı sağlar. to edatı, karşılaştırılan ikinci öğeyi getirir. Bu yapı tek başına iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez; hangi benzerlik veya farklılıkların önemli olduğunu çevredeki açıklama belirler.

Alıştırma

compare X to Y yapısını tamamlayın: The teacher compares the heart ____ a pump.

Cevabı göster

to

While a written word might have multiple definitions, Dilbilgisi

1:16

Yazılı bir kelimenin birden fazla tanımı olabilirken,

we can usually determine its intended meaning through context.

1:19

bağlam aracılığıyla genellikle hedeflenen anlamını belirleyebiliriz.

Dilbilgisi

While ... might ... ile bir durumu kabul edip ana görüşe geçmek

Burada While zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. İlk yan cümle, yazılı bir sözcüğün birden fazla tanımı olabileceğini kabul eder; ana cümle ise bağlamın genellikle kastedilen anlamı bulmamızı sağladığını söyler. Önce kabul edilen bir gerçeği arka plana yerleştirip ardından ana cümlede onunla karşıtlık oluşturan veya daha önemli bir noktayı vermek için while + yan cümle kullanılabilir. Bu yapıda while, although anlamına yakındır.

Alıştırma

Örnek cümlede While ne işe yarıyor?

  1. Sözcüğün ne zaman birden fazla tanımı olduğunu söylüyor.
  2. Ödünleme bildiriyor: sözcüğün birden fazla tanımı olabilse de.
  3. Sözcüğün neden birden fazla tanımı olduğunu açıklıyor.
Cevabı göster

Ödünleme bildiriyor: sözcüğün birden fazla tanımı olabilse de.

In speech, however,

1:23

Ancak konuşmada,

a word can take on additional layers of meaning, Öbek fiiller

1:25

bir kelime ek anlam katmanları üstlenebilir;

tone of voice,

1:28

ses tonu,

the relationship between speakers,

1:30

konuşmacılar arasındaki ilişki

and expectations of where a conversation will go

1:32

ve bir konuşmanın nereye gideceğine dair beklentiler,

can imbue even words that seem like filler with vital information. Kalıp ifadeler

1:35

dolgu maddesi gibi görünen kelimelere bile hayati bilgiler aşılayabilir.

Öbek fiiller

take on additional layers of meaning: daha zengin anlamlar kazanmak

take on additional layers of meaning ifadesinde take on, “kazanmak” veya “geliştirmek” anlamındadır. Bir şeyi alıp kaldırma gibi fiziksel bir hareketi değil, soyut bir değişimi anlatır. Layers, anlamın birkaç düzey hâlinde birikmesini anlatan bir benzetmedir. Konuşmada ton, ilişkiler ve beklentiler, bir sözcüğün sözlük tanımının ötesinde bilgiler ekleyebilir.

Alıştırma

Cümleyi, “daha zengin ve karmaşık bir anlam geliştirdi” anlamındaki ders ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the discovery, the old map ____.

Cevabı göster

took on additional layers of meaning

Kalıp ifadeler

imbue X with Y: X'e Y niteliği kazandırmak

imbue X with Y, “X'e Y niteliğini, duygusunu, anlamını ya da içeriğini kazandırmak; X'i Y ile doldurmak” demektir. Bu cümlede X, even words that seem like filler; Y ise vital information bölümüdür. Dolayısıyla sözcüklerin kendileri önemli bilgiler taşıyabilir. Doğrudan bir verme veya aktarma eylemini anlatan give fiilinden farklı olarak imbue, Y'yi X'in bir parçası hâline gelen bir nitelik veya anlam şeklinde sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp imbue + nesne + with + soyut nitelik, anlam veya içerik şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki resmî fiil ve edatla tamamlayın: Soft music can ____ the scene ____ a sense of calm.

Cevabı göster

imbue · with

This is where um and uh come in, Anlatım akışı

1:40

İşte "hımm" ve "eee" burada devreye girer,

Anlatım akışı

This is where X comes in: X'in devreye girdiği nokta

This is where X comes in, daha önce belirtilen bir sorun veya düşünceyi artık yararlı ya da ilgili hâle gelen kişi, şey veya örnekle bağlar. Burada açıklamayı genel bir iddiadan temel örnekler olan um ve uh ifadelerine taşır. Bu kullanımda come in, fiziksel olarak bir yere girmek anlamına gelmez. “Burada bir rolü olmak” veya “bu noktada işe yaramak” demektir. Tekil bir özneyle comes in; um and uh gibi çoğul veya bağlanmış öznelerle come in kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi yardımcı olabilecek şeyi tanıtan yapıyla tamamlayın: The instructions are confusing. ____ a simple diagram ____.

Cevabı göster

This is where · comes in

or eh and ehm,

1:43

veya "eh" ve "ehm",

tutoa and öö, eto and ano.

1:45

"tutoa" ve "öö", "eto" ve "ano".

Linguists call these filled pauses, which are a kind of hesitation phenomenon. Kelime

1:49

Dilbilimciler bunlara, bir tür duraksama fenomeni olan dolu duraklamalar diyorlar.

Kelime

filled pauses: seslerle doldurulan duraklamalar

filled pauses terimi, um veya uh gibi duyulabilen bir ses içeren duraklamaları anlatır. Buradaki filled, duraklamanın bir tereddüt sesiyle doldurulduğunu belirtir; bir kabın dolu olduğu anlamına gelmez. Ardından gelen which are a kind of hesitation phenomenon yan cümlesi, bu duraklamaları insanların konuşurken tereddüt etme biçimlerinden biri olarak sınıflandırır. Bu terim yalnızca içindeki sesi değil, duraklamanın kendisini de ele almanızı sağlar.

Alıştırma

Hangi seçenek filled pause terimini en iyi tanımlar?

  1. Yalnızca yazıda kullanılan bir noktalama işareti
  2. um veya uh gibi bir ses içeren duraklama
  3. Hiç ses içermeyen duraklama
Cevabı göster

um veya uh gibi bir ses içeren duraklama

And these seemingly insignificant interruptions are actually quite meaningful in spoken communication. Anlatım akışı

1:56

Ve bu görünüşte önemsiz kesintiler, sözlü iletişimde aslında oldukça anlamlıdır.

Anlatım akışı

seemingly ... are actually ...: ilk izlenimi tersine çevirmek

seemingly A ... actually B kalıbı önce yüzeydeki izlenimi ortaya koyar, sonra da konuşanın asıl iddiasıyla bu izlenimi düzeltir. Seemingly, insignificant niteliğinin kesintilerin yalnızca nasıl göründüğünü belirttiğini gösterir; actually ise kabul edilmesi gereken noktanın quite meaningful olduğunu işaret eder. Bu yapı, konuşanın beklenen bir görüşü kabul ettikten sonra onu tersine çevirmesini sağlar. Seemingly sözcüğünü duyduğunuzda, sonraki ifadenin ilk izlenime karşı çıkabileceğini bekleyin.

Alıştırma

Tersine çevirmeyi seemingly ve actually ile tamamlayın: The ____ easy question is ____ quite difficult.

Cevabı göster

seemingly · actually

For example,

2:03

Örneğin,

while a silent pause might be interpreted as a sign for others to start speaking, Dilbilgisi

2:04

sessiz bir duraklama diğerlerinin konuşmaya başlaması için bir işaret olarak yorumlanabilirken,

Dilbilgisi

might be interpreted as: temkinli ve edilgen yorumlama

Might be interpreted as, “... olarak yorumlanabilir” anlamına gelir. Might ifadenin kesin değil, olası olduğunu gösterir; edilgen be interpreted ise dikkati yorumlayan kişilerden, bir ipucundan çıkarabilecekleri anlama yöneltir. Kalıp, özne + might be interpreted as + anlam veya kategori biçimindedir. Burada sessiz bir duraklama, başkalarının konuşmaya başlaması için bir işaret olarak algılanabilir. Interpret burada bir anlamı kavramayı anlatır; sözcükleri başka bir dile çevirmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi might + interpret fiilinin edilgen biçimi + as ile tamamlayın: The empty chair ____ a sign that the guest had left.

Cevabı göster

might be interpreted as

a filled pause can signal that you're not finished yet. Kalıp ifadeler

2:09

dolu bir duraklama henüz işinizin bitmediğini işaret edebilir.

Kalıp ifadeler

can signal that ...: bir ipucunun ilettiği bilgiyi gösterme

Can signal that + yan cümle, “bir şeyin doğru olduğunu iletebilir veya gösterebilir” anlamına gelir. Signal burada fiildir: bir hareket, ses, ifade, işaret veya veri başka insanlara bilgi verir. Bu cümlede sesli bir duraklama, dinleyenlere konuşmacının söyleyeceklerinin henüz bitmediğini bildirir. Can olası veya alışılmış bir işlevi anlatır; her dinleyicinin ipucunu aynı şekilde anlayacağını garanti etmez.

Alıştırma

Cümleyi can + signal + that ile tamamlayın: A sudden drop in temperature ____ a storm is coming.

Cevabı göster

can signal that

Hesitation phenomena can buy time for your speech to catch up with your thoughts, Notlar

2:13

Duraksama fenomenleri, konuşmanızın düşüncelerinize yetişmesi

Deyimler

buy time: kısa bir süre kazanmak

Buy time, düşünmek, hazırlanmak veya başka bir şeyin gerçekleşmesini beklemek için kısa bir ek süre kazanmak anlamına gelen bir deyimdir. Para ödeyerek zaman satın almayı anlatmaz. Bu cümlede tereddüt sesleri kısa bir duraklama oluşturur ve söylenen sözlerin düşüncelere yetişmesine fırsat verir.

Alıştırma

“Kısa bir ek süre kazanmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The coach called a timeout to ____ while the team changed its plan.

Cevabı göster

buy time

Öbek fiiller

catch up with your thoughts: düşüncelerinin hızına yetişmek

Catch up with, gerideyken başka bir şeyle aynı düzeye, ilerleme noktasına veya hıza ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşma ve düşünceler farklı hızlarda ilerliyormuş gibi gösterilir. Düşünceler öndedir ve ek duraklama, söylenen sözlerin düşüncelerin hızına ulaşmasını sağlar. Bu ifade yalnızca fiziksel hareketi değil, soyut ilerlemeyi de anlatabilir.

Alıştırma

Leo üç provayı kaçırdı. Hangi cümle onun grubun mevcut düzeyine ulaşana kadar çalıştığını anlatır?

  1. Leo worked hard to keep up with the group.
  2. Leo worked hard to wait for the group.
  3. Leo worked hard to catch up with the group.
Cevabı göster

Leo worked hard to catch up with the group.

or to fish out the right word for a situation. Öbek fiiller

2:19

veya bir durum için doğru kelimeyi bulup çıkarması için zaman kazandırabilir.

Öbek fiiller

fish out the right word: doğru sözcüğü çaba harcayarak bulmak

Bu cümlede fish out the right word, hafızayı tarayıp duruma uyan sözcüğü sonunda bulmak anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; gerçekten balık tutmaktan söz edilmez. Fish out, bulunması zor bir yerden işe yarayan bir şeyi çekip çıkarma görüntüsü yaratır. Sadece find demeye kıyasla çaba, arama veya sözcüğü hemen hatırlayamama hissi verir.

Alıştırma

Cümleyi fish out kullanarak tamamlayın: After checking several old messages, Nina finally ____ the address she needed.

Cevabı göster

fished out

And they don't just benefit the speaker. Dilbilgisi

2:23

Ve sadece konuşmacıya fayda sağlamazlar.

Dilbilgisi

don't just benefit: fayda gören grubun kapsamını genişletmek

Burada don't just benefit, “yalnızca birine fayda sağlamamak” anlamına gelir. Just sözcüğü “kısa süre önce” değil, “yalnızca” demektir. İfade, konuşanın fayda görenlerden biri olduğunu ancak tek kişi olmadığını belirtir. Bu yapı önce sınırlı bir durumu adlandırır, ardından iddianın kapsamını genişletir. Yaygın biçimler X doesn't just benefit A; it benefits B too ve X benefits not only A but also B şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca değil” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This update does ____ benefit drivers; it also makes streets safer for cyclists.

Cevabı göster

not just

A filled pause lets your listeners know an important word is on the way. Kalıp ifadeler

2:26

Dolu bir duraklama, dinleyicilerinize önemli bir kelimenin yolda olduğunu bildirir.

Kalıp ifadeler

lets your listeners know: let someone know yapısı

lets your listeners know ifadesinde let, “birinin bilgiyi almasını sağlamak” anlamına gelir; “izin vermek” anlamında değildir. Sesli duraklama bir işaret görevi görür ve dinleyiciler sırada önemli bir kelime olduğunu anlar. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı let + kişi + know + bilgi şeklindedir. Burada A filled pause tekil özne olduğu için let, -s alarak lets olur. Dinleyicilerin öğrendiği bilgi an important word is on the way yan cümlesidir.

Alıştırma

Karşınızdaki kişinin özellikle sizi bilgilendirmesini istiyorsunuz. Cümleyi let someone know yapısıyla tamamlayın: Please ____ if the start time changes.

Cevabı göster

let me know

Kalıp ifadeler

is on the way: bir şey yakında ortaya çıkacak

is on the way ifadesinde on the way mecaz anlamdadır: önemli kelime çok yakında söylenecek veya ortaya çıkacaktır. Fiziksel olarak hareket eden bir şey yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be + on the way şeklindedir. İnsanlar veya nesnelerle “geliyor olmak”; haber, yardım, değişiklik veya sonuçlarla ise “yakında gelmek ya da erişilebilir olmak” anlamına gelebilir. Hangi anlamın uygun olduğunu bağlam belirler.

Alıştırma

Bu cümlede on the way ne anlama gelir? The final results are on the way.

  1. Sonuçlar bir yolu kapatıyor.
  2. Sonuçlar yakında gelecek veya erişilebilir olacak.
  3. Sonuçlar iptal edildi.
Cevabı göster

Sonuçlar yakında gelecek veya erişilebilir olacak.

Linguists have even found that people are more likely to remember a word if it comes after a hesitation. Dilbilgisi

2:31

Dilbilimciler, insanların bir kelimeyi bir duraksamadan sonra gelmesi halinde hatırlama olasılıklarının daha yüksek olduğunu bile bulmuşlardır.

Dilbilgisi

be more likely to ... if ...: belirli bir koşulda daha yüksek olasılık

be more likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Kesin bir sonuç değil, bir eğilim bildirir. if yan cümlesi, bu yüksek olasılığın geçerli olduğu koşulu verir. Burada it, a word ifadesine gönderme yapar: Bir sözcük duraksamadan sonra geldiğinde hatırlanma olasılığı daha yüksektir.

Alıştırma

more likely ve arrive fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: You are ____ on time if you leave now.

Cevabı göster

more likely to arrive

Hesitation phenomena aren't the only parts of speech that take on new meaning during dialogue.

2:40

Duraksama fenomenleri, diyalog sırasında yeni anlamlar kazanan tek konuşma kısımları değildir.

Words and phrases such as like, well, or you know,

2:46

"Şey", "peki" veya "biliyorsun" gibi kelimeler ve ifadeler,

function as discourse markers, Kelime

2:49

söylem belirleyicileri olarak işlev görür

ignoring their literal meaning to convey something about the sentence in which they appear.

2:52

ve gerçek anlamlarını görmezden gelerek içinde göründükleri cümle hakkında bir şeyler aktarırlar.

Kelime

function as discourse markers: söylem belirteci görevi görmek

Function as, bir şeyin işlevini görmek veya rolünü üstlenmek anlamına gelir. Çoğul özne Words and phrases ile function kullanılır; as ise üstlenilen rolü tanıtır. Discourse marker, yani söylem belirteci, ardından gelenleri düzenleyerek veya konuşanın tutumunu göstererek iletişimin akışını yönlendiren bir sözcük ya da ifadedir. Bu cümlede like, well ve you know yalnızca sözlük anlamlarıyla değil, konuşmadaki bu rolleriyle anlaşılır.

Alıştırma

'Well, I need more time,' cümlesinde well functions as a discourse marker demek ne anlama gelir?

  1. Konuşmayı düzenlemeye yardım eder ve yanıtı başlatır.
  2. Yerdeki derin bir çukuru adlandırır.
  3. Konuşanın sağlıklı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Konuşmayı düzenlemeye yardım eder ve yanıtı başlatır.

Discourse markers direct the flow of conversation, Deyimler

2:58

Söylem belirleyicileri konuşmanın akışını yönlendirir

Deyimler

direct the flow of conversation: konuşmanın akışını yönlendirmek

Burada direct, “yönlendirmek” anlamında bir fiildir. The flow of conversation ise konuşmanın bir fikirden veya konuşmacıdan diğerine ilerleme biçimidir. Flow burada mecaz anlamda kullanılır; gerçek bir su akışını anlatmaz. Well, so ve you know gibi söylem belirleyicileri bir geçişi, devamı, duraklamayı veya yanıtı gösterebilir. Böylece konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmeye yardımcı olurlar.

Alıştırma

Bu cümlede “direct the flow of conversation” ne anlama gelir?

  1. Konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmek
  2. Konuşma sırasında suyu hareket ettirmek
  3. Tamamen doğrudan bir şekilde konuşmak
Cevabı göster

Konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmek

and some studies suggest that conscientious speakers use more of these phrases to ensure everyone is being heard and understood. Notlar

3:01

ve bazı çalışmalar, vicdanlı konuşmacıların herkesin duyulduğundan ve anlaşıldığından emin olmak için bu ifadeleri daha fazla kullandığını öne sürmektedir.

Kelime

conscientious speakers: özenli ve sorumluluk sahibi konuşmacılar

Conscientious speakers ifadesinde conscientious; dikkatli, sorumluluk sahibi ve iyi iletişim kurmaya önem veren anlamındadır. Bu ifade, diğer kişilerin konuşmayı takip edip katılabilmesine dikkat eden konuşmacıları anlatır. Bu sıfat, görevlerini ciddiye alan ve ayrıntılara dikkat eden birini övmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

En uygun sözcüğü seçin: Maya checks every detail and always finishes her work carefully. She is very ___.

  1. conscientious
  2. conscious
  3. unconscious
Cevabı göster

conscientious

Dilbilgisi

to ensure everyone is being heard and understood: amaç ve edilgen yapıdaki odak

to ensure ... mastar öbeği, bu ifadelerin kullanılma amacını belirtir: konuşmacılar belirli bir sonucun gerçekleşmesi için bunları kullanır. Burada ensure fiilinden sonra everyone is being heard and understood yan cümlesi gelir. everyone is being heard and understood yan cümlesi edilgen yapıdadır ve sonucu konuşma sırasında devam eden bir durum olarak sunar. Odak, herkesin ilgi görmesi ve anlaşılmasıdır. Heard yalnızca konuşmanın fiziksel olarak duyulmasını değil, fikirlerin veya kaygıların dikkate alınmasını da kapsar.

Alıştırma

Bu cümlede to ensure everyone is being heard and understood neyi ifade ediyor?

  1. Herkesin fiziksel olarak aynı sesi duyabildiğini bildirir.
  2. Herkesin konuşmacıyı dinleyip anlaması gerektiğini söyler.
  3. Amacı belirtir ve her kişinin fikirlerinin dikkate alınıp anlaşılmasına odaklanır.
Cevabı göster

Amacı belirtir ve her kişinin fikirlerinin dikkate alınıp anlaşılmasına odaklanır.

For example,

3:10

Örneğin,

starting a sentence with look can indicate your attitude and help you gauge the listener's agreement. Notlar

3:11

bir cümleye "bak" ile başlamak tutumunuzu gösterebilir ve dinleyicinin katılımını ölçmenize yardımcı olabilir.

Ton ve niyet

Cümle başındaki Look ifadesinin söylem belirleyicisi olarak kullanımı

Starting a sentence with look, bir sözün başında Look sözcüğünü söylem belirleyicisi olarak kullanmak demektir. Bu rolde dinleyicinin dikkatini çeker ve konuşmacının tutumunu veya ana fikrini tanıtır; mutlaka birine gözleriyle bir şeye bakmasını söylemez. Ardından gelen sözcükler ve ses tonu, Look ifadesinin açıklayıcı, kararlı, savunmacı veya karşı çıkan bir ifade gibi duyulup duyulmayacağını belirler. Bu çerçeveleme, konuşmacının dinleyicinin tepkisini fark etmesine de yardımcı olabilir.

Alıştırma

"Look, I understand your concern, but we need more time" cümlesiyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: Look, dinleyiciye gözlerini bir şeye çevirmesini söylüyor.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Kalıp ifadeler

gauge the listener's agreement: ipuçlarından dinleyicinin ne ölçüde katıldığını değerlendirmek

gauge the listener's agreement ifadesindeki gauge, tahmin etmek ya da değerlendirmek anlamında bir fiildir. Konuşan kişi, dinleyicinin ne ölçüde katıldığını anlamak için sözleri, ses tonu veya tepkisi gibi ipuçlarına bakar. know sözcüğünden farklı olarak gauge kesinlik ifade etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen gauge + isim yapısı, eldeki kanıtlardan bir tepkiyi, düzeyi veya durumu değerlendirmek anlamına gelir.

Alıştırma

Özgün cümlede gauge the listener's agreement ne anlama gelir?

  1. İpucu aramadan rastgele seçim yapmak
  2. Dinleyicinin tepkilerinden ne ölçüde katıldığını değerlendirmek
  3. Dinleyicinin katıldığını tam bir kesinlikle bilmek
Cevabı göster

Dinleyicinin tepkilerinden ne ölçüde katıldığını değerlendirmek

I mean can signal that you're about to elaborate on something. Notlar

3:18

"Yani", bir şey hakkında daha fazla ayrıntıya gireceğinizin sinyalini verebilir.

Ton ve niyet

I mean: açıklamanın ayrıntılandırılacağını gösteren ifade

Burada I mean bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşan kişinin birazdan ayrıntı ekleyeceğini veya önceki noktayı daha açık hâle getireceğini bildirir. Temel işlevi kişinin kendi anlamıyla ilgili sözcüğü sözcüğüne bir ifade vermek değildir. Açıklamayı düzenler ve ardından gelen sözler ayrıntıyı sağlar.

Alıştırma

Sam şöyle diyor: "The project needs more time. I mean, we should add two more days." Burada I mean ne yapıyor?

  1. Sam'in kaba davrandığını bildiriyor.
  2. Sam'in bir şey yapmayı planladığını söylüyor.
  3. Daha açık ve ayrıntılı bir açıklama getiriyor.
Cevabı göster

Daha açık ve ayrıntılı bir açıklama getiriyor.

Kalıp ifadeler

be about to elaborate on: birazdan ayrıntılı olarak açıklamak

Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu cümlede you're about to, dinleyiciye sırada daha kapsamlı bir açıklama olduğunu gösterir. Elaborate on + konu, o konuyu daha ayrıntılı açıklamak demektir. on sonrasındaki nesne, ayrıntılandırılacak düşünceyi belirtir; bu nedenle elaborate on something yeniden kullanılabilen kalıptır.

Alıştırma

Çok yakında ayrıntılı olarak açıklamak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The presenter is ready to continue now and is ____ the first result.

Cevabı göster

about to elaborate on

And the dreaded like can perform many functions, Kelime

3:21

Ve o korkulan "şey",

Kelime

the dreaded like: olumsuz bir bakış açısı

The dreaded + isim, bir şeyi yaygın olarak korkulan, sevilmeyen veya istenmeyen bir şey olarak niteler. Çoğu zaman gerçek bir korkuyu anlatmak yerine hafif bir abartı içerir. Burada like, hoşlanmak anlamındaki fiili değil, konuşmada kullanılan sözcüğün kendisini adlandırır. Ona the dreaded like denmesi, bu söylem belirtecine sıkça yöneltilen eleştiri ve rahatsızlığı çağrıştırır; cümle daha sonra like sözcüğünün birçok işlevi olduğunu söyleyerek bu itibarı sorgular.

Alıştırma

The dreaded like ifadesinde dreaded nasıl bir tutum anlatır?

  1. Like sözcüğünü hoşlanmak anlamındaki tarafsız bir fiil olarak kullanır.
  2. Konuşanın acil bir fiziksel tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söyler.
  3. Konuşmada kullanılan like sözcüğünü sıkça eleştirilen veya sevilmeyen bir şey olarak, muhtemelen abartıyla sunar.
Cevabı göster

Konuşmada kullanılan like sözcüğünü sıkça eleştirilen veya sevilmeyen bir şey olarak, muhtemelen abartıyla sunar.

such as establishing a loose connection between thoughts, Kalıp ifadeler

3:25

düşünceler arasında gevşek bir bağlantı kurmak

Kalıp ifadeler

düşünceler arasında gevşek bir bağlantı kurmak

Establish a connection, iki şeyi birbiriyle ilişkili hâle getirmek demektir. Burada loose, thoughts arasındaki ilişkiyi niteler: düşünceler bağlantılıdır, ancak bu bağlantı dolaylı, esnek veya mantıksal açıdan çok güçlü değildir. Bu cümlede ifade, bir söylem belirtecinin kesin bir neden-sonuç ilişkisi ileri sürmeden bir düşünceden ilgili başka bir düşünceye geçiş sağlayabildiğini anlatır. Buradaki bağlantı soyuttur; fiziksel bir bağlantının gevşemesi değildir.

Alıştırma

Burada 'a loose connection between thoughts' ne anlama gelir?

  1. Düşünceler ilişkilidir, ancak aralarındaki ilişki yakın veya kesin değildir.
  2. Düşünceler fiziksel olarak birbirine bağlanmıştır.
  3. Düşünceler arasında hiçbir ilişki yoktur.
Cevabı göster

Düşünceler ilişkilidir, ancak aralarındaki ilişki yakın veya kesin değildir.

or introducing someone else's words or actions. Anlatım akışı

3:28

veya başkasının sözlerini veya eylemlerini tanıtmak gibi birçok işlevi yerine getirebilir.

Anlatım akışı

başka birinin sözlerini veya hareketlerini aktarmak

Burada introducing, bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak değil, sıradaki içeriği konuşmaya getirmek anlamındadır. Bu ifade like'ın bir söylem işlevini anlatır: bir kişinin sözlerinin, tepkisinin veya davranışının aktarılmak üzere olduğunu bildirir. Günlük hikâye anlatımında like, birebir bir alıntı yerine sözün ana fikrini, tonunu, yüz ifadesini veya hareketi aktarabilir. Görevi, ardından gelen içeriği düzenlemektir; ‘hoşlanmak’ anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede like, birinin sözlerini veya tepkisini aktarmak için kullanılmıştır?

  1. Leo likes that movie.
  2. Leo was like, 'No way!'
  3. Leo looks like his brother.
Cevabı göster

Leo was like, 'No way!'

These markers give people a real-time view into your thought process Deyimler

3:32

Bu belirleyiciler, insanlara düşünce sürecinize gerçek zamanlı bir bakış açısı kazandırır

and help listeners follow, Anlatım akışı

3:37

ve dinleyicilerin ne söylemeye çalıştığınızı

interpret, and predict what you're trying to say.

3:39

takip etmesine, yorumlamasına ve tahmin etmesine yardımcı olur.

Deyimler

a real-time view into your thought process: düşünce sürecini gerçek zamanlı anlamak

Bu cümlede a real-time view into your thought process, sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlayabilme durumunu anlatan bir benzetmedir. Dinleyiciler zihninin içini gerçekten görmez. give someone a view into something kalıbı, bir etkinliği, sistemi veya süreci anlaşılabilecek bir iç işleyişe sahipmiş gibi sunar. Real-time, bu anlayışın yalnızca sonradan değil, süreç ilerlerken oluştuğunu belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede a real-time view into your thought process ne anlama gelir?

  1. Daha önce söylediğin sözlerin sonradan hazırlanmış özetini almak
  2. Sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlamak
  3. Beyninin içini canlı bir görüntüyle görmek
Cevabı göster

Sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlamak

Anlatım akışı

help listeners follow, interpret, and predict: işlevi üç paralel fiille anlatmak

help listeners ifadesinden sonra gelen follow, interpret ve predict, yalın biçimde kullanılan üç paralel fiildir. Hepsi dinleyicilerin daha kolay yapabildiği işleri belirtir. Aynı dil bilgisi biçiminin kullanılması listeyi açık ve dengeli hâle getirir. Sıralama da fikri adım adım geliştirir: dinleyiciler önce mesajı takip eder, sonra anlamını çıkarır ve ardından ne geleceğini tahmin edebilir. Buradaki follow, birinin arkasından fiziksel olarak gitmek değil, konuşanın düşünce akışını takip etmek demektir.

Alıştırma

Hangi cümlede helps visitors ifadesinden sonra üç paralel fiil doğru kullanılmıştır?

  1. The guide helps visitors to find, understanding, and use the information.
  2. The guide helps visitors finding, understand, and used the information.
  3. The guide helps visitors find, understand, and use the information.
Cevabı göster

The guide helps visitors find, understand, and use the information.

Discourse markers and hesitation phenomena aren't just useful for understanding language. Anlatım akışı

3:42

Söylem belirleyicileri ve duraksama fenomenleri yalnızca dili anlamak için yararlı değildir.

They help us learn it, too.

3:47

Aynı zamanda onu öğrenmemize de yardımcı olurlar.

Anlatım akışı

aren't just useful for ... They help ..., too: başka bir yarar daha eklemek

İlk cümle aren't just useful for ... yapısını kullanarak ilk yararın geçerli olduğunu korur, ancak bütün noktanın bundan ibaret olmadığını gösterir. Sonraki cümle ikinci bir yarar ekler; too da bunun ek bilgi olduğunu belirtir. Burada They, discourse markers and hesitation phenomena ifadesine; it ise language sözcüğüne gönderme yapar. Bu iki cümlelik yapı, bir savı bir kullanım veya yarardan diğerine doğru genişletir.

Alıştırma

Hangi cümle bir yarardan ek bir yarara geçmek için aynı yapıyı kullanıyor?

  1. The app isn't just useful for tracking expenses. It helps us plan a budget, too.
  2. The app helps us track expenses and plan a budget.
  3. The app is useful for tracking expenses, but it cannot help us plan a budget.
Cevabı göster

The app isn't just useful for tracking expenses. It helps us plan a budget, too.

In 2011,

3:49

2011'de

a study showed toddlers common and uncommon objects alongside a recording referring to one of the items. Kalıp ifadeler

3:51

yapılan bir çalışmada, yeni yürümeye başlayan çocuklara, eşyalardan birine atıfta bulunan bir kaydın yanında yaygın ve yaygın olmayan nesneler gösterildi.

Kalıp ifadeler

referring to one of the items: nesnelerden birini anmak veya işaret etmek

Refer to burada “anmak veya işaret etmek” anlamına gelir. Kayıttaki sözler nesnelerden birine işaret eder; o nesneyi tavsiye etmez. -ing yapısındaki referring to one of the items ifadesi a recording sözünü niteler. Kayıttaki sözlerin neyi andığını veya işaret ettiğini belirterek kaydı açıklar.

Alıştırma

Cümleyi refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this diagram, the blue arrow ____ the main entrance.

Cevabı göster

refers to

When a later recording asked them to identify the uncommon object,

3:59

Daha sonraki bir kayıt onlardan yaygın olmayan nesneyi tanımlamalarını istediğinde,

toddlers performed better if that instruction contained a filled pause. Dilbilgisi

4:03

eğer o talimat dolu bir duraklama içeriyorsa çocukların daha iyi performans gösterdiği görüldü.

Dilbilgisi

performed better if...: belirli bir koşulda daha iyi sonucu bildirmek

Bu deneyde performed better, küçük çocukların nesneyi belirleme görevini daha başarılı biçimde tamamladığı anlamına gelir. Oyunculuk yapmayı veya sahnede gösteri sunmayı anlatmaz. if yan cümlesi, daha iyi sonuçla bağlantılı koşulu belirtir: yönergede dolu bir duraklama vardı. someone performed better if + koşul kalıbı, sonuçların bir koşulda diğerine göre daha iyi olduğunu bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu deneyde toddlers performed better if... ne anlama gelir?

  1. Kaydın kendisi küçük çocuklardan daha net konuştu.
  2. Küçük çocuklar belirtilen koşulda görevi daha başarılı biçimde tamamladı.
  3. Küçük çocuklar sahnede daha eğlenceli bir gösteri sundu.
Cevabı göster

Küçük çocuklar belirtilen koşulda görevi daha başarılı biçimde tamamladı.

This may mean that filled pauses cue toddlers Kalıp ifadeler

4:09

Bu, dolu duraklamaların çocuklara

to expect novel words and help them connect new words to new objects. Kalıp ifadeler

4:13

yeni kelimeler beklemeleri için işaret verdiği ve yeni kelimeleri yeni nesnelerle ilişkilendirmelerine yardımcı olduğu anlamına gelebilir.

Kalıp ifadeler

cue toddlers to expect novel words: cue someone to do something yapısı

Burada cue, bir işaret veya ipucu vermek anlamında kullanılan bir fiildir. Filled pauses işarettir, toddlers bu işareti alan kişilerdir ve to expect novel words bu işaretin oluşturduğu beklentiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen cue someone to do something yapısı, birini bir eyleme yönlendirmek veya bir eyleme ya da beklentiye hazırlamak anlamına gelir. Burada novel words yeni veya tanıdık olmayan sözcükler demektir.

Alıştırma

cue someone to do something yapısını tamamlayın. cue fiilinin doğru biçimini ve mastar işaretini kullanın: The timer ____ the class ____ start cleaning up.

Cevabı göster

cues · to

Kalıp ifadeler

connect A to B: yeni sözcükleri yeni nesnelerle ilişkilendirmek

Connect A to B, A ile B arasında bir ilişki kurmak demektir. Burada yeni sözcükler, adlandırdıkları yeni nesnelerle ilişkilendirilir ve böylece sözcük ile anlam arasında bağlantı kurulur. Bu bağlantı kavramsaldır, fiziksel değildir. Bu yapı bir sözcüğü, fikri, nedeni veya bilgiyi onu açıklamaya ya da hatırlamaya yardımcı olan bir şeyle ilişkilendirmek için de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi connect A to B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The map helps us connect each symbol ____ a place.

Cevabı göster

to

For adolescents and adults learning a second language,

4:20

İkinci bir dil öğrenen ergenler ve yetişkinler için,

filled pauses smooth out awkward early conversations. Öbek fiiller

4:23

dolu duraklamalar tuhaf ilk konuşmaları yumuşatır.

Öbek fiiller

smooth out awkward early conversations: başlangıçtaki garip konuşmaları daha akıcı hâle getirmek

Smooth out, bir süreci, durumu veya etkileşimi daha az zor ve daha düzenli hâle getirmek demektir. Bu cümlede doldurulmuş duraklamalar dil öğrenen kişilere düşünme zamanı verir; böylece ilk konuşmalar daha az garip gelir ve daha kolay devam eder. Buradaki kullanım mecazidir; fiziksel bir yüzey düzleştirilmiyor. İfade, bütün sorunları tamamen ortadan kaldırmaktan çok aksaklıkları azaltmaya odaklanır.

Alıştırma

"A little preparation can smooth out the process of starting a new job," cümlesinde smooth out ne anlama gelir?

  1. Süreci fiziksel olarak düz hâle getirmek
  2. Deneyimi hemen sona erdirmek
  3. Deneyimi daha az garip veya zor hâle getirmek
Cevabı göster

Deneyimi daha az garip veya zor hâle getirmek

And once they're more confident,

4:28

Ve daha fazla kendilerine güvendiklerinde,

the second-language learner can signal their newfound fluency by using the appropriate hesitation phenomenon. Notlar

4:29

ikinci dil öğrenen kişi, uygun duraksama fenomenini kullanarak yeni buldukları akıcılığın sinyalini verebilir.

Kelime

newfound fluency: kısa süre önce kazanılan akıcılık

Newfound fluency, kısa süre önce kazanılmış veya geliştirilmiş akıcılık demektir. Bu cümlede newfound, fluency sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; kişinin akıcılığı fiziksel bir nesne gibi keşfettiği anlamına gelmez. Bu ifade önceki aşamaya göre bir değişimi vurgular: kişi daha önce daha az akıcıyken artık yeni kazanılmış bir beceriye sahiptir. Aynı yapı newfound confidence ve newfound freedom gibi ifadelerde de görülür.

Alıştırma

Cümlede newfound fluency ne anlama geliyor?

  1. Öğrenen kişinin tamamen kaybettiği akıcılık
  2. Öğrenen kişinin kısa süre önce geliştirdiği akıcılık
  3. Akıcılık adlı, yeni keşfedilmiş fiziksel bir nesne
Cevabı göster

Öğrenen kişinin kısa süre önce geliştirdiği akıcılık

Dilbilgisi

by using ...: yöntemi by + V-ing ile belirtmek

by + V-ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu cümlede sonuç akıcılığı göstermek, by using the appropriate hesitation phenomenon ise kişinin bunu nasıl yapabileceğini açıklayan yöntemdir. Burada by bir ilgeç olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by using doğrudur; by use veya by to use değildir. Buradaki by, “bu eylem yoluyla” anlamına gelir; “yanında” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi use fiilinin by + V-ing biçimiyle tamamlayın: The teacher made the rule clear ____ a simple diagram.

Cevabı göster

by using

Because contrary to popular belief, Kalıp ifadeler

4:37

Çünkü popüler inancın aksine,

the use of filled pauses doesn't decrease with mastery of a language. Kalıp ifadeler

4:39

dolu duraklamaların kullanımı bir dilin ustalığı ile azalmaz.

Kalıp ifadeler

Contrary to popular belief: yaygın bir görüşe karşı çıkmak

Contrary to popular belief, bir sonraki düşüncenin birçok insanın yaygın olarak düşündüğü şeyle çeliştiğini belirten kalıp bir giriş ifadesidir. Popular belief, yaygın olarak benimsenen bir görüş demektir; bir din ya da insanların sevdiği bir inanç anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, bir düzeltme yapılacağının işaretini verir: Konuşmacı, dil hâkimiyeti arttıkça dolu duraklamaların azaldığı fikrini reddetmek üzeredir. Önce yaygın varsayımı, ardından farklı iddiayı sunarak savı düzenler.

Alıştırma

Yaygın bir görüşe aykırı gerçeği tanıtan kalıp ifadeyi tamamlayın: ____, octopuses have three hearts.

Cevabı göster

Contrary to popular belief

Kalıp ifadeler

Doesn't decrease with mastery of a language: dil hâkimiyeti arttıkça azalmamak

Decrease with X bir eğilimi anlatır: X arttıkça veya geliştikçe bir miktar küçülür. Mastery of a language ifadesinde mastery, o dilde yüksek bir beceri düzeyi anlamına gelir; with ise değişimle bağlantılı etkeni tanıtır. Olumsuzluk bildiren doesn't, beklenen eğilimi reddeder. Cümle, dil becerisi arttıkça dolu duraklamaların daha seyrek hâle gelmediğini söyler; dolu duraklamaların bir kişinin dil hâkimiyetini azalttığını söylemez.

Alıştırma

Hata oranının deneyim arttıkça düştüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. The error rate decreases experience.
  2. Experience decreases with the error rate.
  3. The error rate decreases with experience.
Cevabı göster

The error rate decreases with experience.

Just because hesitation phenomena and discourse markers are a natural part of communication, Dilbilgisi

4:45

Duraksama fenomenleri ve söylem belirleyicilerinin iletişimin doğal bir parçası olması,

doesn't mean they're always appropriate.

4:51

onların her zaman uygun olduğu anlamına gelmez.

Dilbilgisi

Just because A doesn't mean B: otomatik bir sonucu reddetmek

Just because A doesn't mean B kalıbı, A'nın doğru olabileceğini ancak A'nın tek başına B'yi kanıtlamaya yetmediğini belirtir. Konuşmacı ilk gerçeği kabul ederken ondan otomatik bir sonuç çıkarılmasını engeller. Bu cümlede A, duraksama olguları ile söylem belirteçlerinin iletişimde doğal olmasıdır. B ise bunların her zaman uygun olmasıdır. Cümle A'yı kabul eder, ancak her zaman uygun sonucunun A'dan zorunlu olarak çıkacağını reddeder.

Alıştırma

Otomatik bir sonucu reddeden kalıbı tamamlayın: Just because a source sounds confident ____ it is correct.

Cevabı göster

doesn't mean

Outside of writing dialogue, Kelime

4:53

Diyalog yazmanın dışında,

they serve no purpose in most formal writing. Kalıp ifadeler

4:55

çoğu resmi yazıda hiçbir amaca hizmet etmezler.

Kelime

Outside of writing dialogue: bir istisna belirtmek

Outside of writing dialogue, diyalog yazma durumu dışında anlamına gelir. Outside of, bir etkinliği daha geniş bir ifadenin istisnası olarak gösterir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Writing dialogue, kurgu eserlerde veya senaryolarda olduğu gibi karakterlerin söylediği sözleri yazmak demektir. Bu ifade, cümle resmî yazıyla ilgili genel görüşünü vermeden önce söz konusu etkinliği istisna olarak ayırır.

Alıştırma

Cümlede Outside of writing dialogue ne anlama gelir?

  1. Yazılı diyalogdan uzaktaki bir yerde
  2. Diyalog yazmaya başlamadan önce
  3. Diyalog yazarken hariç
Cevabı göster

Diyalog yazarken hariç

Kalıp ifadeler

serve no purpose in most formal writing: çoğu resmî yazıda hiçbir işe yaramamak

“Serve no purpose”, “yararlı bir işlevi olmamak” demektir. Burada “they”, daha önce ele alınan söylem belirleyicilerini ve tereddüt özelliklerini gösterir; “purpose” ise kişinin hedefini değil, metindeki bir işlevi anlatır. “in most formal writing” sınırlaması önemlidir: Bu değerlendirme esas olarak resmî düzyazı için geçerlidir. Diyalog yazımında ise bu özellikler gerçek konuşmayı yansıtmak için kullanılabilir.

Alıştırma

“Pratik bir işlevi yoktur” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This extra step ____.

Cevabı göster

serves no purpose

And in some contexts,

4:58

Ve bazı bağlamlarda,

the stigma these social cues carry can work against the speaker. Notlar

5:00

bu sosyal ipuçlarının taşıdığı damgalama, konuşmacının aleyhine çalışabilir.

Kelime

the stigma these social cues carry: bu sosyal ipuçlarının taşıdığı damga

Stigma, güçlü ve olumsuz bir toplumsal damga veya yargıdır. Burada social cues, doldurulmuş duraksamalar ve söylem belirleyicileri gibi konuşma özelliklerini anlatır. Carry soyut anlamdadır: İpuçları bu damgayla ilişkilidir; fiziksel olarak bir şey taşımamaktadır. Dil bilgisi açısından these social cues carry, stigma sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: the stigma that these social cues carry. İsim öbeğinin tamamı, bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargıyı anlatır.

Alıştırma

“the stigma these social cues carry” ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargı
  2. İpuçlarının fiziksel olarak taşıdığı bir nesne
  3. Bu ipuçlarının ilettiği tarafsız bir mesaj
Cevabı göster

Bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargı

Öbek fiiller

work against the speaker: konuşmacının aleyhine işlemek

work against the speaker ifadesinde work, “çalışmak” değil, “etki göstermek” anlamındadır. Bu ifade, bir şeyin konuşmacı için kötü bir sonuç doğurduğunu veya başkalarının konuşmacıyı daha olumsuz görmesine yol açtığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, etken + work against + kişi, plan veya hedef şeklindedir. Genellikle birinin bilerek karşı çıkmasından çok dolaylı bir olumsuz sonucu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi “birini dezavantajlı duruma düşürmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: An unclear policy can ____ new employees.

Cevabı göster

work against

But in most conversations,

5:04

Ancak çoğu konuşmada,

these seemingly senseless sounds can convey a world of meaning. Deyimler

5:07

bu görünüşte anlamsız sesler bir anlam dünyası aktarabilir.

Deyimler

convey a world of meaning: çok zengin anlamlar iletmek

Convey “iletmek” demektir; a world of meaning ise çok büyük miktarda anlamı belirten canlı bir abartıdır. Cümle, anlamsız görünen seslerin yine de birçok bilgi katmanı iletebildiğini söyler. Başka durumlara aktarılabilen a world of + isim ifadesi, gerçek bir dünyayı değil zenginliği veya bolluğu vurgular. Buradaki can convey a world of meaning, “çok fazla şey iletebilir” anlamındadır.

Alıştırma

Cümleyi “çok fazla şey iletmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: One small gesture can ____.

Cevabı göster

convey a world of meaning

You're never too young to start honing your skills as a speaker. Notlar

5:13

Bir konuşmacı olarak becerilerinizi geliştirmeye başlamak için asla çok genç değilsiniz.

Dilbilgisi

You're never too young to start: başlamak için asla fazla genç değilsin

Yaygın too + sıfat + to + fiil yapısında sıfat bir sınır belirtir: too young to start, birinin başlayamayacak veya başlaması uygun olmayacak kadar genç olduğu anlamına gelir. Never eklenince bu sınır reddedilir. Burada You're never too young to start, çok genç birinin bile başlayabileceği anlamındadır. never too + sıfat + to + fiil kalıbı, bir koşulun engel olmadığını söyleyerek birini teşvik etmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi teşvik edici never too young to start ifadesiyle tamamlayın: You're ____ learning basic first aid.

Cevabı göster

never too young to start

Kalıp ifadeler

honing your skills as a speaker: konuşmacı olarak becerilerini geliştirmek

Hone your skills, odaklı alıştırma yaparak becerileri geliştirmek ve inceltmek anlamına gelir. Bir beceriyle ilk kez karşılaşmayı değil, onu daha keskin, düzgün ve ustalıklı hâle getirmeyi anlatır. honing your skills as a speaker ifadesindeki as a speaker, becerilerin kullanıldığı rolü veya alanı belirtir: konuşma ya da topluluk önünde konuşma becerileri.

Alıştırma

Hangi cümle, birinin var olan bir beceriyi alıştırma yaparak geliştirdiğini en açık biçimde anlatır?

  1. Jordan joined the workshop to learn basic photography.
  2. Jordan showed the class his photography skills.
  3. Jordan takes a photo every day to hone his photography skills.
Cevabı göster

Jordan takes a photo every day to hone his photography skills.

Get started with TED-Ed Student Talks,

5:17

Dünyanın dört bir yanındaki gençleri

a program connecting young people around the world

5:19

sözlü kelimenin gücüyle birbirine bağlayan bir program olan

through the power of spoken word.

5:22

TED-Ed Öğrenci Konuşmaları ile başlayın.

Visit ed.ted.com/student talks because everyone has an idea worth sharing. Dilbilgisi

5:25

ed.ted.com/student talks adresini ziyaret edin çünkü herkesin paylaşmaya değer bir fikri vardır.

Dilbilgisi

an idea worth sharing: worth + fiilin -ing biçimi

Burada worth sharing, idea sözcüğünü niteler. Fikrin paylaşılmaya değer olduğu anlamına gelir. sharing -ing biçiminde olsa da idea, insanların paylaştığı şeydir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp isim + worth + fiil-ing şeklindedir: a book worth reading, a game worth trying. Bu kalıp, söz konusu şey üzerinde eylemi yapmanın değerli olduğunu anlatır. Everyone sözcüğü mesajı kapsayıcı ve cesaretlendirici yapar: herkesin dinlenmeye değer bir fikri vardır.

Alıştırma

visit fiilinin doğru biçimini kullanın: We found a science museum worth ____.

Cevabı göster

visiting