Neden, şey, konuşurken, hımm, duraksarız? - Lorenzo García-Amaya: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Video, um, uh, like ve benzeri öğelerin neden yalnızca konuşma hataları olmadığını açıklıyor. Doldurulmuş duraklamalar konuşma sırasını koruyabilir, konuşmacıya planlama zamanı kazandırabilir, dinleyiciyi önemli ya da yeni bir sözcüğe hazırlayabilir ve dil öğrenimini destekleyebilir. Söylem belirleyicileri de düşüncelerin nasıl düzenlendiğini gösterir. Yine de bu öğelerin yararı bağlama bağlıdır; resmî yazıda genellikle uygun değildirler ve toplumsal damgalanma taşıyabilirler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. more to them than meets the ear? — Deyimler ve mecazlı ifadeler: more than meets the eye deyimindeki eye sözcüğünün, konuşma dili temasına uyması için ear ile değiştirildiği eğlenceli uyarlamayı anlayın. Böylece tanıdık bir deyimin, bir şeyin ilk bakışta göründüğünden daha fazla anlam taşıdığı fikrini korurken yaratıcı biçimde değiştirilebildiğini fark edebilirsiniz. 2. function as discourse markers, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: like, well ve you know ifadelerinin yalnızca gerçek anlamlarını vermek yerine konuşmayı düzenleyebildiğini öğrenin. Bu sayede bu belirleyicilerin düşünceleri nasıl bağladığını, tutum veya ayrıntılandırma sinyali verdiğini ve dinleyicinin konuşmacının gelişen düşünce akışını izlemesine ve öngörmesine nasıl yardım ettiğini ayırt edebilirsiniz. 3. filled pauses smooth out awkward early conversations. — Öbek fiiller: smooth out ifadesini zor, düzensiz ya da rahatsız edici bir şeyi daha yönetilebilir hâle getirmek için kullanmayı öğrenin. Burada doldurulmuş duraklamaların ikinci dil öğrenenlerin ilk konuşmalarındaki gerginliği azalttığını anlatır; aynı öbek fiil süreçleri, ilişkileri, geçişleri veya iletişim sorunlarını iyileştirmek için de kullanılabilir.
Bu derste
For as long as we've had language, some people have tried to control it. Dilbilgisi
0:06Dilimiz olduğundan beri bazı insanlar onu kontrol etmeye çalıştı.
For as long as: bugüne kadar süren bir zaman aralığı
For as long as + yan cümle, “yan cümledeki durumun geçerli olduğu tüm süre boyunca” demektir. Burada süre, insanların dile sahip olmaya başladığı zamandan bugüne uzanır. Bu yapı, dili kontrol etme çabasını bir koşul olarak değil, uzun süredir devam eden bir eğilim olarak çerçeveler. Aynı zaman çerçevesi, bir dönem boyunca süren alışkanlıkları, eğilimleri veya tartışmaları tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Hatırlayabildiğim tüm süre boyunca” anlamına gelen üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ I can remember, this park has been open to everyone.
Cevabı göster
For as long as
ers, and likes that pepper our conversations. Deyimler
0:16konuşmalarımızı süsleyen "hımm"lar, "eee"ler ve "şey"lerdir.
targets of this communication regulation: düzenlemenin yöneldiği şeyler
targets of this communication regulation ifadesindeki targets, düzenleme çabasının yöneldiği şeyleri belirtir. İfade, ardından gelen ums, ers ve likes sözcüklerine işaret eder; bunlar insanların sık sık eleştirmeye, sınırlamaya veya ortadan kaldırmaya çalıştığı konuşma alışkanlıklarıdır. Burada regulation, insanların iletişim biçimine ölçüt koymak veya bunu kontrol etmek anlamında geniş bir kullanıma sahiptir; mutlaka devlet yasası anlamına gelmez. Bu soyut isim öbeği, dil kontrolünün resmî ve çözümleyici bir biçimde tartışılmasını sağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede targets of this communication regulation neyi ifade eder?
- iletişim yasalarını yazan kişileri
- insanların düzenlemeye çalıştığı konuşma özelliklerini
- düzenlemenin ulaşmayı amaçladığı sonuçları
Cevabı göster
insanların düzenlemeye çalıştığı konuşma özelliklerini
Dağınık ögeleri anlatan bir benzetme olarak pepper our conversations
that pepper our conversations ifadesinde pepper, mecaz anlamda kullanılan bir fiildir. er ve like gibi ifadelerin, yemeğin üzerine serpilmiş karabiber gibi, insanların söylediklerinin farklı yerlerinde küçük ögeler hâlinde ortaya çıktığını anlatır. Burada gerçek bir yemek yapma eylemi yoktur. Başka durumlara aktarılabilecek yapı ‘küçük ögeler + pepper + daha büyük bir bütün’dür. Yaygın edilgen biçim ise ‘daha büyük bir bütün + be peppered with + küçük ögeler’dir.
Alıştırma
Burada pepper our conversations ne anlama geliyor?
- Bu ifadeler konuşmalarımıza gerçek anlamda karabiber ekler.
- Bu ifadeler konuşmalarımızın farklı yerlerinde ortaya çıkar.
- Bu ifadeler konuşmalarımızın tamamen yerini alır.
Cevabı göster
Bu ifadeler konuşmalarımızın farklı yerlerinde ortaya çıkar.
warned against speaking with hesitation. Kalıp ifadeler
0:22duraksayarak konuşmaya karşı uyarıda bulunuyordu.
warn against + -ing: bir eylemden kaçınmayı öğütlemek
Warn against + isim veya -ing biçimi, zararlı, mantıksız ya da istenmeyen olabilecek bir şeyden kaçınılmasını öğütlemek anlamına gelir. Burada warned against speaking, metinlerin tereddüt ederek konuşmamayı öğütlediğini anlatır. Bu yapıda against bir ilgeçtir; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: warned against speaking denir, warned against to speak denmez.
Alıştırma
Cümleyi climb fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: The guide warned us against ____ the fence.
Cevabı göster
climbing
Modern schools have tried to ban the offending terms, Kelime
0:24Modern okullar bu rahatsız edici terimleri yasaklamaya çalıştı
“to ban the offending terms”: sorunlu görülen ifadeleri yasaklamak
Bu cümlede to ban the offending terms, okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcük ya da ifadeleri yasaklamak demektir. Offending, terms sözcüğünü niteler ve eleştiri için özellikle seçilmiş öğelerin bunlar olduğunu gösterir. Offending otomatik olarak “yasa dışı” ya da “birine doğrudan hakaret eden” anlamına gelmez. Burada um, er ve like gibi konuşma dolgu sözcükleri hakkındaki olumsuz yargıyı aktarır: okullar bunları kullanılmaması gereken dil öğeleri olarak görmüştür.
Alıştırma
Bu cümlede the offending terms ne anlama gelir?
- Yasa dışı olduğu kanıtlanmış sözcükler
- Suçlara ilişkin teknik terimler
- Okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcükler
Cevabı göster
Okulların sakıncalı veya uygunsuz bulduğu sözcükler
and renowned linguist Noam Chomsky dismissed these expressions as errors irrelevant to language. Notlar
0:28ve ünlü dilbilimci Noam Chomsky bu ifadeleri dille alakası olmayan hatalar olarak reddetti.
“renowned linguist Noam Chomsky”: bir örneğe otorite kazandırmak
Renowned linguist Noam Chomsky ifadesi, Chomsky’yi alanı ve itibarıyla tanıtır. Renowned, geniş çevrelerce tanınan ve saygı duyulan demektir; linguist ise uzmanlık alanının dil olduğunu gösterir. Cümle, görüşünü aktarmadan önce etkili bir uzmanı adlandırarak bu tarihsel örneğe daha fazla ağırlık verir: önemli bir dilbilimci bile bu ifadeleri reddetmiştir. Bu işlevi anlamak için Chomsky’nin kuramlarını bilmek gerekmez.
Alıştırma
Noam Chomsky’nin adından önceki renowned linguist ne katar?
- Onu görüşü ağırlık taşıyan etkili bir dil uzmanı olarak sunar.
- Onu ilgili uzmanlığı olmayan sıradan bir kişi olarak sunar.
- Konuşulan bütün ifadeleri onun icat ettiğini söyler.
Cevabı göster
Onu görüşü ağırlık taşıyan etkili bir dil uzmanı olarak sunar.
dismiss X as Y: X'i Y diye etiketleyip reddetmek
dismiss X as Y kalıbında dismiss, X'i Y diye etiketleyerek ciddi biçimde dikkate alınmaya değmez sayıp reddetmek demektir. Burada bu ifadeler errors olarak etiketlenir; dolayısıyla anlatım yalnızca tarafsız bir sınıflandırma yapmaz, onların değerinin de reddedildiğini düşündürür. Yapı dismiss + nesne X + as + etiket ya da değerlendirme Y biçimindedir. Y, X'i reddetmek için kullanılan gerekçeyi veya kategoriyi gösterir.
Alıştırma
Koçun şikâyeti bahane diye etiketleyip reddettiğini gösterecek sözcükle cümleyi tamamlayın: The coach dismissed the complaint ____ an excuse.
Cevabı göster
as
linguistic fillers, which distract from useful speech. Kalıp ifadeler
0:41dilsel dolgu maddeleri olan daha geniş akıcılık bozuklukları kategorisine dahil edilmişti.
had been lumped into: sonraki bir noktadan önce kabaca gruplandırılmış olmak
Lump A into B, A'yı birbirinden farklı olabilecek başka şeylerle birlikte geniş bir kategori altında toplamak demektir. Genellikle gruplandırmanın kaba olduğunu ve önemli farkları gözden kaçırdığını düşündürür. Had been lumped into, geçmişte tamamlanmışlık bildiren edilgen bir yapıdır: başka kişiler, tartışmadaki daha sonraki bir noktadan önce bu sınıflandırmayı zaten yapmıştı. Bu cümlede ifade, bu konuşma ögelerine geçmişte uygulanan sınıflandırmanın aşırı geniş olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “daha önce zaten kabaca gruplandırılmıştı” anlamındaki hedef edilgen geçmiş yapı ile tamamlayın: Before the review, several unrelated complaints ____ one broad category.
Cevabı göster
had been lumped into
the broader bucket of disfluencies: konuşma akıcılığı kesintilerinin daha geniş kategorisi
Bu cümlede the broader bucket of disfluencies, konuşma akıcılığındaki kesintilerin daha geniş genel kategorisi demektir. Bucket burada bir kap metaforudur: farklı konuşma özellikleri gerçek bir kovaya değil, aynı kategoriye yerleştirilen unsurlar gibi ele alınır. Disfluencies, duraklamalar, tekrarlar, kişinin kendini düzeltmesi ve bazı dolgu ifadeleri gibi akıcı konuşmayı kesintiye uğratan durumları anlatan bir konuşma analizi terimidir. Broader, kategorinin tek ve dar bir tür yerine çeşitli durumları kapsadığını gösterir.
Alıştırma
“The report places pauses and repetitions in the broader bucket of disfluencies,” cümlesinde bucket ne anlama gelir?
- biri konuşurken kullanılan gerçek bir kap
- çeşitli konuşma akıcılığı kesintilerini içeren genel bir kategori
- bir cümleyi bölen belirli bir duraklama
Cevabı göster
çeşitli konuşma akıcılığı kesintilerini içeren genel bir kategori
distract from useful speech: dikkati yararlı konuşmadan uzaklaştırmak
Distract from, dikkati bir şeyden uzaklaştırmak veya o şeyin fark edilmesini zorlaştırmak demektir. distract from useful speech ifadesinde useful speech, daha az dikkat çeken önemli içeriktir. Temel kalıp distract from + isim veya -ing biçimidir. Dikkati dağılan kişiyi belirtmek için distract someone from something kullanılır: The noise distracted me from reading. from sonrasındaki ifade, dikkatin dağıldığı odak noktasını veya kesintiye uğrayan etkinliği belirtir; dikkat dağıtıcı kaynağı belirtmez.
Alıştırma
Sabit kalıbı tek sözcükle tamamlayın: During the presentation, flashing ads distracted us ____ the speaker's main point.
Cevabı göster
from
However, none of this controversy has made these so-called disfluencies less common. Notlar
0:45Ancak, bu tartışmaların hiçbiri bu sözde akıcılık bozukluklarını daha az yaygın hale getirmedi.
none of this ... has made ... less common: sıklığın azalmadığını anlatan yapı
none of this controversy has made... yapısında none, “bunun hiçbir kısmı” anlamına gelir. İfade bütün tartışmayı tek bir bütün olarak ele aldığı için fiil tekildir: has made. has made, İngilizcedeki present perfect zamandadır ve önceki tartışmayı bugünkü durumla ilişkilendirir. make + nesne + sıfat yapısı ortaya çıkarılan bir sonucu anlatır; özne none olduğu için cümle bu azalmanın gerçekleşmediğini söyler. less common yazarın isteğini değil, gerçek sıklığı ifade eder.
Alıştırma
Cümlenin anlattığı sonucu en iyi hangi ifade açıklar?
- Tartışmalar, akıcısızlıkların tamamen ortadan kalkmasına yol açtı.
- Tartışmalar, akıcısızlıkların zararlı olduğunu kanıtladı.
- Tartışmalar, akıcısızlıkların görülme sıklığını azaltmadı.
Cevabı göster
Tartışmalar, akıcısızlıkların görülme sıklığını azaltmadı.
so-called disfluencies: bir etikete mesafe koymak
Bir ismin önündeki so-called, bilinen bir etiketi tekrar ederken yazar ile o etiket arasına biraz mesafe koyar. Yazar burada disfluencies ifadesini kullanır, ancak bu kategorinin eksik veya sorgulanmaya açık olabileceğini belirtir. Bu, teknik adın bir parçası değil, tutum bildiren bir işarettir. Okuyucu etiketi tarafsız ve kesinleşmiş bir açıklama olarak değil, incelenmekte olan bir adlandırma olarak anlamalıdır.
Alıştırma
Burada so-called disfluencies ifadesindeki so-called en çok neyi gösterir?
- Yazar etiketi sorgulanamaz bir gerçek olarak tamamen kabul eder.
- Yazar etiketi kullanır, ancak ona biraz mesafeli durur.
- Yazar akıcısızlıkların artık seyrek olduğunu söyler.
Cevabı göster
Yazar etiketi kullanır, ancak ona biraz mesafeli durur.
They continue to occur roughly two to three times per minute in natural speech. Kalıp ifadeler
0:50Doğal konuşmada dakikada yaklaşık iki ila üç kez meydana gelmeye devam ediyorlar.
roughly two to three times per minute: yaklaşık bir sıklık
Roughly, sayının kesin bir sayım değil tahmin olduğunu gösterir. Two to three times bir tekrar aralığı verir, per minute ise zaman birimini belirler. Bu nedenle ifadenin tamamı “her dakika yaklaşık iki veya üç kez” anlamına gelir. Bu kalıp yaklaşık bir sıklığı bildirmek için kullanışlıdır: roughly + sayı veya aralık + times per + zaman birimi. Gerçek sıklık dakikadan dakikaya değişebilir.
Alıştırma
“Her dakika yaklaşık iki veya üç kez” anlamına gelen, yukarıda öğretilen tam ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: During the test, the indicator flashed ____.
Cevabı göster
roughly two to three times per minute
And different versions of them can be found in almost every language,
0:55Ve işaret dili de dahil olmak üzere
including sign language. Kültür
0:59hemen hemen her dilde bunların farklı versiyonları bulunabilir.
including sign language: kapsamı konuşmanın ötesine genişletmek
Including sign language, cümlenin geniş kapsamlı iddiasına işaret dillerini bir örnek olarak ekler. Buradaki them, um, er ve like gibi dolgu ifadelerinin farklı biçimlerini anlatır. Burada vurgulanan nokta, tereddüt etmenin veya iletişimin akışını düzenlemenin benzer yollarının yalnızca duyulabilir konuşmayla sınırlı olmadığı ve görsel, işaretli iletişimde de ortaya çıkabileceğidir. İşaret dilleri, kendilerine ait dil bilgisi bulunan eksiksiz doğal dillerdir. Bu ifade genel bir anlam taşır: Tek bir evrensel işaret dili olduğu veya işaretli biçimlerin konuşulan sözcükleri aynen kopyalaması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
including sign language cümleye hangi bilgiyi ekler?
- İddia, işaretler yoluyla görsel olarak ifade edilen dili de kapsar.
- Her işaret dili, konuşmadaki um, er ve like biçimlerinin aynısını kullanır.
- İddia yalnızca sesle çıkarılan tereddüt sesleri için geçerlidir.
Cevabı göster
İddia, işaretler yoluyla görsel olarak ifade edilen dili de kapsar.
So, are ums and uhs just a habit we can't break? Kalıp ifadeler
1:01Peki, "hımm"lar ve "eee"ler sadece kıramadığımız bir alışkanlık mı?
a habit we can't break: break a habit kalıbı
Break a habit, özellikle sürdürmek istemediğimiz tekrarlanan bir davranışı bırakmak anlamına gelen yaygın bir kalıptır. Burada break mecaz anlamdadır; fiziksel olarak hiçbir şey kırılmaz. A habit we can't break ifadesinde we can't break, habit sözcüğünü niteler. Soru, um ve uh demeyi insanların bırakamayabileceği bir davranış olarak sunar.
Alıştırma
Break a habit kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: Leo wants to ____ the habit of biting his nails.
Cevabı göster
break
Or is there more to them than meets the ear? Deyimler
1:05Yoksa onlarda kulağa gelenden daha fazlası mı var?
more to them than meets the ear: deyimin işitme konusuna uyarlanması
More to them than meets the ear burada um ve uh seslerinin, dinleyicilerin ilk başta fark etmediği işlevlere sahip olabileceği veya bilgiler taşıyabileceği anlamına gelir. Meets the ear ifadesi kelimesi kelimesine anlaşılmamalıdır. Bu sözler, standart There is more to X than meets the eye deyimini eğlenceli biçimde değiştirir. Eye yerine ear kullanılması, gizli karmaşıklık fikrini seslerle ilişkilendirir ve dinleme konusuna uygun bir kelime oyunu oluşturur.
Alıştırma
More to them than meets the ear bu cümlede ne yapıyor?
- Seslerin gizli işlevleri olabileceğini düşündürüyor ve bir deyimi dinleme konusuna uyarlıyor.
- Seslerin ancak onlara bakılarak anlaşılabileceği anlamına geliyor.
- Kulakların seslerle fiziksel olarak buluştuğunu söylüyor.
Cevabı göster
Seslerin gizli işlevleri olabileceğini düşündürüyor ve bir deyimi dinleme konusuna uyarlıyor.
it helps to compare these speech components to other words we use in everyday life. Kalıp ifadeler
1:11bu konuşma bileşenlerini günlük hayatta kullandığımız diğer kelimelerle karşılaştırmak yardımcı olur.
To answer this question ile sorudan analize geçiş
To answer this question, cümlenin başında yer alan ve amaç bildiren bir ifadedir. this question daha önce sorulmuş bir soruya gönderme yaparken ana cümle, bu soruyu yanıtlayabilecek eylem veya yöntemi gösterir. Burada ifade, açıklamanın akışını da düzenler: anlatımı soru sorma aşamasından analiz aşamasına taşır. Bir sonraki adımın neden sunulduğunu göstermek için bu yapı kullanılabilir.
Alıştırma
Örnekte To answer this question ne işe yarar?
- Karşılaştırmanın cevabı zaten kanıtladığını söyler.
- Önceki soruyu, onu incelemek için kullanılan karşılaştırma yöntemiyle bağlar.
- Konunun tamamının bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Önceki soruyu, onu incelemek için kullanılan karşılaştırma yöntemiyle bağlar.
compare these speech components to other words: compare X to Y yapısı
compare X to Y, aralarındaki ilişkiyi görmek için X ve Y’yi yan yana ele almak anlamına gelir. Bu cümlede X, these speech components; Y ise other words ifadesidir. Bu karşılaştırma, açıklamayı tanıdık bir çerçeve içinde anlamayı sağlar. to edatı, karşılaştırılan ikinci öğeyi getirir. Bu yapı tek başına iki şeyin tamamen aynı olduğunu söylemez; hangi benzerlik veya farklılıkların önemli olduğunu çevredeki açıklama belirler.
Alıştırma
compare X to Y yapısını tamamlayın: The teacher compares the heart ____ a pump.
Cevabı göster
to
While a written word might have multiple definitions, Dilbilgisi
1:16Yazılı bir kelimenin birden fazla tanımı olabilirken,
we can usually determine its intended meaning through context.
1:19bağlam aracılığıyla genellikle hedeflenen anlamını belirleyebiliriz.
While ... might ... ile bir durumu kabul edip ana görüşe geçmek
Burada While zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. İlk yan cümle, yazılı bir sözcüğün birden fazla tanımı olabileceğini kabul eder; ana cümle ise bağlamın genellikle kastedilen anlamı bulmamızı sağladığını söyler. Önce kabul edilen bir gerçeği arka plana yerleştirip ardından ana cümlede onunla karşıtlık oluşturan veya daha önemli bir noktayı vermek için while + yan cümle kullanılabilir. Bu yapıda while, although anlamına yakındır.
Alıştırma
Örnek cümlede While ne işe yarıyor?
- Sözcüğün ne zaman birden fazla tanımı olduğunu söylüyor.
- Ödünleme bildiriyor: sözcüğün birden fazla tanımı olabilse de.
- Sözcüğün neden birden fazla tanımı olduğunu açıklıyor.
Cevabı göster
Ödünleme bildiriyor: sözcüğün birden fazla tanımı olabilse de.
a word can take on additional layers of meaning, Öbek fiiller
1:25bir kelime ek anlam katmanları üstlenebilir;
and expectations of where a conversation will go
1:32ve bir konuşmanın nereye gideceğine dair beklentiler,
can imbue even words that seem like filler with vital information. Kalıp ifadeler
1:35dolgu maddesi gibi görünen kelimelere bile hayati bilgiler aşılayabilir.
take on additional layers of meaning: daha zengin anlamlar kazanmak
take on additional layers of meaning ifadesinde take on, “kazanmak” veya “geliştirmek” anlamındadır. Bir şeyi alıp kaldırma gibi fiziksel bir hareketi değil, soyut bir değişimi anlatır. Layers, anlamın birkaç düzey hâlinde birikmesini anlatan bir benzetmedir. Konuşmada ton, ilişkiler ve beklentiler, bir sözcüğün sözlük tanımının ötesinde bilgiler ekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi, “daha zengin ve karmaşık bir anlam geliştirdi” anlamındaki ders ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the discovery, the old map ____.
Cevabı göster
took on additional layers of meaning
imbue X with Y: X'e Y niteliği kazandırmak
imbue X with Y, “X'e Y niteliğini, duygusunu, anlamını ya da içeriğini kazandırmak; X'i Y ile doldurmak” demektir. Bu cümlede X, even words that seem like filler; Y ise vital information bölümüdür. Dolayısıyla sözcüklerin kendileri önemli bilgiler taşıyabilir. Doğrudan bir verme veya aktarma eylemini anlatan give fiilinden farklı olarak imbue, Y'yi X'in bir parçası hâline gelen bir nitelik veya anlam şeklinde sunar. Yeniden kullanılabilir kalıp imbue + nesne + with + soyut nitelik, anlam veya içerik şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi bu açıklamadaki resmî fiil ve edatla tamamlayın: Soft music can ____ the scene ____ a sense of calm.
Cevabı göster
imbue · with
This is where X comes in: X'in devreye girdiği nokta
This is where X comes in, daha önce belirtilen bir sorun veya düşünceyi artık yararlı ya da ilgili hâle gelen kişi, şey veya örnekle bağlar. Burada açıklamayı genel bir iddiadan temel örnekler olan um ve uh ifadelerine taşır. Bu kullanımda come in, fiziksel olarak bir yere girmek anlamına gelmez. “Burada bir rolü olmak” veya “bu noktada işe yaramak” demektir. Tekil bir özneyle comes in; um and uh gibi çoğul veya bağlanmış öznelerle come in kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi yardımcı olabilecek şeyi tanıtan yapıyla tamamlayın: The instructions are confusing. ____ a simple diagram ____.
Cevabı göster
This is where · comes in
Linguists call these filled pauses, which are a kind of hesitation phenomenon. Kelime
1:49Dilbilimciler bunlara, bir tür duraksama fenomeni olan dolu duraklamalar diyorlar.
filled pauses: seslerle doldurulan duraklamalar
filled pauses terimi, um veya uh gibi duyulabilen bir ses içeren duraklamaları anlatır. Buradaki filled, duraklamanın bir tereddüt sesiyle doldurulduğunu belirtir; bir kabın dolu olduğu anlamına gelmez. Ardından gelen which are a kind of hesitation phenomenon yan cümlesi, bu duraklamaları insanların konuşurken tereddüt etme biçimlerinden biri olarak sınıflandırır. Bu terim yalnızca içindeki sesi değil, duraklamanın kendisini de ele almanızı sağlar.
Alıştırma
Hangi seçenek filled pause terimini en iyi tanımlar?
- Yalnızca yazıda kullanılan bir noktalama işareti
- um veya uh gibi bir ses içeren duraklama
- Hiç ses içermeyen duraklama
Cevabı göster
um veya uh gibi bir ses içeren duraklama
And these seemingly insignificant interruptions are actually quite meaningful in spoken communication. Anlatım akışı
1:56Ve bu görünüşte önemsiz kesintiler, sözlü iletişimde aslında oldukça anlamlıdır.
seemingly ... are actually ...: ilk izlenimi tersine çevirmek
seemingly A ... actually B kalıbı önce yüzeydeki izlenimi ortaya koyar, sonra da konuşanın asıl iddiasıyla bu izlenimi düzeltir. Seemingly, insignificant niteliğinin kesintilerin yalnızca nasıl göründüğünü belirttiğini gösterir; actually ise kabul edilmesi gereken noktanın quite meaningful olduğunu işaret eder. Bu yapı, konuşanın beklenen bir görüşü kabul ettikten sonra onu tersine çevirmesini sağlar. Seemingly sözcüğünü duyduğunuzda, sonraki ifadenin ilk izlenime karşı çıkabileceğini bekleyin.
Alıştırma
Tersine çevirmeyi seemingly ve actually ile tamamlayın: The ____ easy question is ____ quite difficult.
Cevabı göster
seemingly · actually
while a silent pause might be interpreted as a sign for others to start speaking, Dilbilgisi
2:04sessiz bir duraklama diğerlerinin konuşmaya başlaması için bir işaret olarak yorumlanabilirken,
might be interpreted as: temkinli ve edilgen yorumlama
Might be interpreted as, “... olarak yorumlanabilir” anlamına gelir. Might ifadenin kesin değil, olası olduğunu gösterir; edilgen be interpreted ise dikkati yorumlayan kişilerden, bir ipucundan çıkarabilecekleri anlama yöneltir. Kalıp, özne + might be interpreted as + anlam veya kategori biçimindedir. Burada sessiz bir duraklama, başkalarının konuşmaya başlaması için bir işaret olarak algılanabilir. Interpret burada bir anlamı kavramayı anlatır; sözcükleri başka bir dile çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi might + interpret fiilinin edilgen biçimi + as ile tamamlayın: The empty chair ____ a sign that the guest had left.
Cevabı göster
might be interpreted as
a filled pause can signal that you're not finished yet. Kalıp ifadeler
2:09dolu bir duraklama henüz işinizin bitmediğini işaret edebilir.
can signal that ...: bir ipucunun ilettiği bilgiyi gösterme
Can signal that + yan cümle, “bir şeyin doğru olduğunu iletebilir veya gösterebilir” anlamına gelir. Signal burada fiildir: bir hareket, ses, ifade, işaret veya veri başka insanlara bilgi verir. Bu cümlede sesli bir duraklama, dinleyenlere konuşmacının söyleyeceklerinin henüz bitmediğini bildirir. Can olası veya alışılmış bir işlevi anlatır; her dinleyicinin ipucunu aynı şekilde anlayacağını garanti etmez.
Alıştırma
Cümleyi can + signal + that ile tamamlayın: A sudden drop in temperature ____ a storm is coming.
Cevabı göster
can signal that
Hesitation phenomena can buy time for your speech to catch up with your thoughts, Notlar
2:13Duraksama fenomenleri, konuşmanızın düşüncelerinize yetişmesi
buy time: kısa bir süre kazanmak
Buy time, düşünmek, hazırlanmak veya başka bir şeyin gerçekleşmesini beklemek için kısa bir ek süre kazanmak anlamına gelen bir deyimdir. Para ödeyerek zaman satın almayı anlatmaz. Bu cümlede tereddüt sesleri kısa bir duraklama oluşturur ve söylenen sözlerin düşüncelere yetişmesine fırsat verir.
Alıştırma
“Kısa bir ek süre kazanmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: The coach called a timeout to ____ while the team changed its plan.
Cevabı göster
buy time
catch up with your thoughts: düşüncelerinin hızına yetişmek
Catch up with, gerideyken başka bir şeyle aynı düzeye, ilerleme noktasına veya hıza ulaşmak anlamına gelir. Bu cümlede konuşma ve düşünceler farklı hızlarda ilerliyormuş gibi gösterilir. Düşünceler öndedir ve ek duraklama, söylenen sözlerin düşüncelerin hızına ulaşmasını sağlar. Bu ifade yalnızca fiziksel hareketi değil, soyut ilerlemeyi de anlatabilir.
Alıştırma
Leo üç provayı kaçırdı. Hangi cümle onun grubun mevcut düzeyine ulaşana kadar çalıştığını anlatır?
- Leo worked hard to keep up with the group.
- Leo worked hard to wait for the group.
- Leo worked hard to catch up with the group.
Cevabı göster
Leo worked hard to catch up with the group.
or to fish out the right word for a situation. Öbek fiiller
2:19veya bir durum için doğru kelimeyi bulup çıkarması için zaman kazandırabilir.
fish out the right word: doğru sözcüğü çaba harcayarak bulmak
Bu cümlede fish out the right word, hafızayı tarayıp duruma uyan sözcüğü sonunda bulmak anlamına gelir. Bu mecazi bir kullanımdır; gerçekten balık tutmaktan söz edilmez. Fish out, bulunması zor bir yerden işe yarayan bir şeyi çekip çıkarma görüntüsü yaratır. Sadece find demeye kıyasla çaba, arama veya sözcüğü hemen hatırlayamama hissi verir.
Alıştırma
Cümleyi fish out kullanarak tamamlayın: After checking several old messages, Nina finally ____ the address she needed.
Cevabı göster
fished out
don't just benefit: fayda gören grubun kapsamını genişletmek
Burada don't just benefit, “yalnızca birine fayda sağlamamak” anlamına gelir. Just sözcüğü “kısa süre önce” değil, “yalnızca” demektir. İfade, konuşanın fayda görenlerden biri olduğunu ancak tek kişi olmadığını belirtir. Bu yapı önce sınırlı bir durumu adlandırır, ardından iddianın kapsamını genişletir. Yaygın biçimler X doesn't just benefit A; it benefits B too ve X benefits not only A but also B şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca değil” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This update does ____ benefit drivers; it also makes streets safer for cyclists.
Cevabı göster
not just
A filled pause lets your listeners know an important word is on the way. Kalıp ifadeler
2:26Dolu bir duraklama, dinleyicilerinize önemli bir kelimenin yolda olduğunu bildirir.
lets your listeners know: let someone know yapısı
lets your listeners know ifadesinde let, “birinin bilgiyi almasını sağlamak” anlamına gelir; “izin vermek” anlamında değildir. Sesli duraklama bir işaret görevi görür ve dinleyiciler sırada önemli bir kelime olduğunu anlar. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı let + kişi + know + bilgi şeklindedir. Burada A filled pause tekil özne olduğu için let, -s alarak lets olur. Dinleyicilerin öğrendiği bilgi an important word is on the way yan cümlesidir.
Alıştırma
Karşınızdaki kişinin özellikle sizi bilgilendirmesini istiyorsunuz. Cümleyi let someone know yapısıyla tamamlayın: Please ____ if the start time changes.
Cevabı göster
let me know
is on the way: bir şey yakında ortaya çıkacak
is on the way ifadesinde on the way mecaz anlamdadır: önemli kelime çok yakında söylenecek veya ortaya çıkacaktır. Fiziksel olarak hareket eden bir şey yoktur. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı be + on the way şeklindedir. İnsanlar veya nesnelerle “geliyor olmak”; haber, yardım, değişiklik veya sonuçlarla ise “yakında gelmek ya da erişilebilir olmak” anlamına gelebilir. Hangi anlamın uygun olduğunu bağlam belirler.
Alıştırma
Bu cümlede on the way ne anlama gelir? The final results are on the way.
- Sonuçlar bir yolu kapatıyor.
- Sonuçlar yakında gelecek veya erişilebilir olacak.
- Sonuçlar iptal edildi.
Cevabı göster
Sonuçlar yakında gelecek veya erişilebilir olacak.
Linguists have even found that people are more likely to remember a word if it comes after a hesitation. Dilbilgisi
2:31Dilbilimciler, insanların bir kelimeyi bir duraksamadan sonra gelmesi halinde hatırlama olasılıklarının daha yüksek olduğunu bile bulmuşlardır.
be more likely to ... if ...: belirli bir koşulda daha yüksek olasılık
be more likely to + fiilin yalın hâli, bir şeyin gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Kesin bir sonuç değil, bir eğilim bildirir. if yan cümlesi, bu yüksek olasılığın geçerli olduğu koşulu verir. Burada it, a word ifadesine gönderme yapar: Bir sözcük duraksamadan sonra geldiğinde hatırlanma olasılığı daha yüksektir.
Alıştırma
more likely ve arrive fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: You are ____ on time if you leave now.
Cevabı göster
more likely to arrive
Hesitation phenomena aren't the only parts of speech that take on new meaning during dialogue.
2:40Duraksama fenomenleri, diyalog sırasında yeni anlamlar kazanan tek konuşma kısımları değildir.
Words and phrases such as like, well, or you know,
2:46"Şey", "peki" veya "biliyorsun" gibi kelimeler ve ifadeler,
ignoring their literal meaning to convey something about the sentence in which they appear.
2:52ve gerçek anlamlarını görmezden gelerek içinde göründükleri cümle hakkında bir şeyler aktarırlar.
function as discourse markers: söylem belirteci görevi görmek
Function as, bir şeyin işlevini görmek veya rolünü üstlenmek anlamına gelir. Çoğul özne Words and phrases ile function kullanılır; as ise üstlenilen rolü tanıtır. Discourse marker, yani söylem belirteci, ardından gelenleri düzenleyerek veya konuşanın tutumunu göstererek iletişimin akışını yönlendiren bir sözcük ya da ifadedir. Bu cümlede like, well ve you know yalnızca sözlük anlamlarıyla değil, konuşmadaki bu rolleriyle anlaşılır.
Alıştırma
'Well, I need more time,' cümlesinde well functions as a discourse marker demek ne anlama gelir?
- Konuşmayı düzenlemeye yardım eder ve yanıtı başlatır.
- Yerdeki derin bir çukuru adlandırır.
- Konuşanın sağlıklı olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster
Konuşmayı düzenlemeye yardım eder ve yanıtı başlatır.
Discourse markers direct the flow of conversation, Deyimler
2:58Söylem belirleyicileri konuşmanın akışını yönlendirir
direct the flow of conversation: konuşmanın akışını yönlendirmek
Burada direct, “yönlendirmek” anlamında bir fiildir. The flow of conversation ise konuşmanın bir fikirden veya konuşmacıdan diğerine ilerleme biçimidir. Flow burada mecaz anlamda kullanılır; gerçek bir su akışını anlatmaz. Well, so ve you know gibi söylem belirleyicileri bir geçişi, devamı, duraklamayı veya yanıtı gösterebilir. Böylece konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmeye yardımcı olurlar.
Alıştırma
Bu cümlede “direct the flow of conversation” ne anlama gelir?
- Konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmek
- Konuşma sırasında suyu hareket ettirmek
- Tamamen doğrudan bir şekilde konuşmak
Cevabı göster
Konuşmanın nasıl geliştiğini yönlendirmek
and some studies suggest that conscientious speakers use more of these phrases to ensure everyone is being heard and understood. Notlar
3:01ve bazı çalışmalar, vicdanlı konuşmacıların herkesin duyulduğundan ve anlaşıldığından emin olmak için bu ifadeleri daha fazla kullandığını öne sürmektedir.
conscientious speakers: özenli ve sorumluluk sahibi konuşmacılar
Conscientious speakers ifadesinde conscientious; dikkatli, sorumluluk sahibi ve iyi iletişim kurmaya önem veren anlamındadır. Bu ifade, diğer kişilerin konuşmayı takip edip katılabilmesine dikkat eden konuşmacıları anlatır. Bu sıfat, görevlerini ciddiye alan ve ayrıntılara dikkat eden birini övmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
En uygun sözcüğü seçin: Maya checks every detail and always finishes her work carefully. She is very ___.
- conscientious
- conscious
- unconscious
Cevabı göster
conscientious
to ensure everyone is being heard and understood: amaç ve edilgen yapıdaki odak
to ensure ... mastar öbeği, bu ifadelerin kullanılma amacını belirtir: konuşmacılar belirli bir sonucun gerçekleşmesi için bunları kullanır. Burada ensure fiilinden sonra everyone is being heard and understood yan cümlesi gelir. everyone is being heard and understood yan cümlesi edilgen yapıdadır ve sonucu konuşma sırasında devam eden bir durum olarak sunar. Odak, herkesin ilgi görmesi ve anlaşılmasıdır. Heard yalnızca konuşmanın fiziksel olarak duyulmasını değil, fikirlerin veya kaygıların dikkate alınmasını da kapsar.
Alıştırma
Bu cümlede to ensure everyone is being heard and understood neyi ifade ediyor?
- Herkesin fiziksel olarak aynı sesi duyabildiğini bildirir.
- Herkesin konuşmacıyı dinleyip anlaması gerektiğini söyler.
- Amacı belirtir ve her kişinin fikirlerinin dikkate alınıp anlaşılmasına odaklanır.
Cevabı göster
Amacı belirtir ve her kişinin fikirlerinin dikkate alınıp anlaşılmasına odaklanır.
starting a sentence with look can indicate your attitude and help you gauge the listener's agreement. Notlar
3:11bir cümleye "bak" ile başlamak tutumunuzu gösterebilir ve dinleyicinin katılımını ölçmenize yardımcı olabilir.
Cümle başındaki Look ifadesinin söylem belirleyicisi olarak kullanımı
Starting a sentence with look, bir sözün başında Look sözcüğünü söylem belirleyicisi olarak kullanmak demektir. Bu rolde dinleyicinin dikkatini çeker ve konuşmacının tutumunu veya ana fikrini tanıtır; mutlaka birine gözleriyle bir şeye bakmasını söylemez. Ardından gelen sözcükler ve ses tonu, Look ifadesinin açıklayıcı, kararlı, savunmacı veya karşı çıkan bir ifade gibi duyulup duyulmayacağını belirler. Bu çerçeveleme, konuşmacının dinleyicinin tepkisini fark etmesine de yardımcı olabilir.
Alıştırma
"Look, I understand your concern, but we need more time" cümlesiyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: Look, dinleyiciye gözlerini bir şeye çevirmesini söylüyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
gauge the listener's agreement: ipuçlarından dinleyicinin ne ölçüde katıldığını değerlendirmek
gauge the listener's agreement ifadesindeki gauge, tahmin etmek ya da değerlendirmek anlamında bir fiildir. Konuşan kişi, dinleyicinin ne ölçüde katıldığını anlamak için sözleri, ses tonu veya tepkisi gibi ipuçlarına bakar. know sözcüğünden farklı olarak gauge kesinlik ifade etmez. Başka durumlarda da kullanılabilen gauge + isim yapısı, eldeki kanıtlardan bir tepkiyi, düzeyi veya durumu değerlendirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Özgün cümlede gauge the listener's agreement ne anlama gelir?
- İpucu aramadan rastgele seçim yapmak
- Dinleyicinin tepkilerinden ne ölçüde katıldığını değerlendirmek
- Dinleyicinin katıldığını tam bir kesinlikle bilmek
Cevabı göster
Dinleyicinin tepkilerinden ne ölçüde katıldığını değerlendirmek
I mean can signal that you're about to elaborate on something. Notlar
3:18"Yani", bir şey hakkında daha fazla ayrıntıya gireceğinizin sinyalini verebilir.
I mean: açıklamanın ayrıntılandırılacağını gösteren ifade
Burada I mean bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşan kişinin birazdan ayrıntı ekleyeceğini veya önceki noktayı daha açık hâle getireceğini bildirir. Temel işlevi kişinin kendi anlamıyla ilgili sözcüğü sözcüğüne bir ifade vermek değildir. Açıklamayı düzenler ve ardından gelen sözler ayrıntıyı sağlar.
Alıştırma
Sam şöyle diyor: "The project needs more time. I mean, we should add two more days." Burada I mean ne yapıyor?
- Sam'in kaba davrandığını bildiriyor.
- Sam'in bir şey yapmayı planladığını söylüyor.
- Daha açık ve ayrıntılı bir açıklama getiriyor.
Cevabı göster
Daha açık ve ayrıntılı bir açıklama getiriyor.
be about to elaborate on: birazdan ayrıntılı olarak açıklamak
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini belirtir. Bu cümlede you're about to, dinleyiciye sırada daha kapsamlı bir açıklama olduğunu gösterir. Elaborate on + konu, o konuyu daha ayrıntılı açıklamak demektir. on sonrasındaki nesne, ayrıntılandırılacak düşünceyi belirtir; bu nedenle elaborate on something yeniden kullanılabilen kalıptır.
Alıştırma
Çok yakında ayrıntılı olarak açıklamak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The presenter is ready to continue now and is ____ the first result.
Cevabı göster
about to elaborate on
the dreaded like: olumsuz bir bakış açısı
The dreaded + isim, bir şeyi yaygın olarak korkulan, sevilmeyen veya istenmeyen bir şey olarak niteler. Çoğu zaman gerçek bir korkuyu anlatmak yerine hafif bir abartı içerir. Burada like, hoşlanmak anlamındaki fiili değil, konuşmada kullanılan sözcüğün kendisini adlandırır. Ona the dreaded like denmesi, bu söylem belirtecine sıkça yöneltilen eleştiri ve rahatsızlığı çağrıştırır; cümle daha sonra like sözcüğünün birçok işlevi olduğunu söyleyerek bu itibarı sorgular.
Alıştırma
The dreaded like ifadesinde dreaded nasıl bir tutum anlatır?
- Like sözcüğünü hoşlanmak anlamındaki tarafsız bir fiil olarak kullanır.
- Konuşanın acil bir fiziksel tehlikeyle karşı karşıya olduğunu söyler.
- Konuşmada kullanılan like sözcüğünü sıkça eleştirilen veya sevilmeyen bir şey olarak, muhtemelen abartıyla sunar.
Cevabı göster
Konuşmada kullanılan like sözcüğünü sıkça eleştirilen veya sevilmeyen bir şey olarak, muhtemelen abartıyla sunar.
such as establishing a loose connection between thoughts, Kalıp ifadeler
3:25düşünceler arasında gevşek bir bağlantı kurmak
düşünceler arasında gevşek bir bağlantı kurmak
Establish a connection, iki şeyi birbiriyle ilişkili hâle getirmek demektir. Burada loose, thoughts arasındaki ilişkiyi niteler: düşünceler bağlantılıdır, ancak bu bağlantı dolaylı, esnek veya mantıksal açıdan çok güçlü değildir. Bu cümlede ifade, bir söylem belirtecinin kesin bir neden-sonuç ilişkisi ileri sürmeden bir düşünceden ilgili başka bir düşünceye geçiş sağlayabildiğini anlatır. Buradaki bağlantı soyuttur; fiziksel bir bağlantının gevşemesi değildir.
Alıştırma
Burada 'a loose connection between thoughts' ne anlama gelir?
- Düşünceler ilişkilidir, ancak aralarındaki ilişki yakın veya kesin değildir.
- Düşünceler fiziksel olarak birbirine bağlanmıştır.
- Düşünceler arasında hiçbir ilişki yoktur.
Cevabı göster
Düşünceler ilişkilidir, ancak aralarındaki ilişki yakın veya kesin değildir.
or introducing someone else's words or actions. Anlatım akışı
3:28veya başkasının sözlerini veya eylemlerini tanıtmak gibi birçok işlevi yerine getirebilir.
başka birinin sözlerini veya hareketlerini aktarmak
Burada introducing, bir kişiyi başka biriyle tanıştırmak değil, sıradaki içeriği konuşmaya getirmek anlamındadır. Bu ifade like'ın bir söylem işlevini anlatır: bir kişinin sözlerinin, tepkisinin veya davranışının aktarılmak üzere olduğunu bildirir. Günlük hikâye anlatımında like, birebir bir alıntı yerine sözün ana fikrini, tonunu, yüz ifadesini veya hareketi aktarabilir. Görevi, ardından gelen içeriği düzenlemektir; ‘hoşlanmak’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede like, birinin sözlerini veya tepkisini aktarmak için kullanılmıştır?
- Leo likes that movie.
- Leo was like, 'No way!'
- Leo looks like his brother.
Cevabı göster
Leo was like, 'No way!'
interpret, and predict what you're trying to say.
3:39takip etmesine, yorumlamasına ve tahmin etmesine yardımcı olur.
a real-time view into your thought process: düşünce sürecini gerçek zamanlı anlamak
Bu cümlede a real-time view into your thought process, sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlayabilme durumunu anlatan bir benzetmedir. Dinleyiciler zihninin içini gerçekten görmez. give someone a view into something kalıbı, bir etkinliği, sistemi veya süreci anlaşılabilecek bir iç işleyişe sahipmiş gibi sunar. Real-time, bu anlayışın yalnızca sonradan değil, süreç ilerlerken oluştuğunu belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede a real-time view into your thought process ne anlama gelir?
- Daha önce söylediğin sözlerin sonradan hazırlanmış özetini almak
- Sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlamak
- Beyninin içini canlı bir görüntüyle görmek
Cevabı göster
Sen konuşurken fikirlerinin nasıl geliştiğini hemen anlamak
help listeners follow, interpret, and predict: işlevi üç paralel fiille anlatmak
help listeners ifadesinden sonra gelen follow, interpret ve predict, yalın biçimde kullanılan üç paralel fiildir. Hepsi dinleyicilerin daha kolay yapabildiği işleri belirtir. Aynı dil bilgisi biçiminin kullanılması listeyi açık ve dengeli hâle getirir. Sıralama da fikri adım adım geliştirir: dinleyiciler önce mesajı takip eder, sonra anlamını çıkarır ve ardından ne geleceğini tahmin edebilir. Buradaki follow, birinin arkasından fiziksel olarak gitmek değil, konuşanın düşünce akışını takip etmek demektir.
Alıştırma
Hangi cümlede helps visitors ifadesinden sonra üç paralel fiil doğru kullanılmıştır?
- The guide helps visitors to find, understanding, and use the information.
- The guide helps visitors finding, understand, and used the information.
- The guide helps visitors find, understand, and use the information.
Cevabı göster
The guide helps visitors find, understand, and use the information.
Discourse markers and hesitation phenomena aren't just useful for understanding language. Anlatım akışı
3:42Söylem belirleyicileri ve duraksama fenomenleri yalnızca dili anlamak için yararlı değildir.
aren't just useful for ... They help ..., too: başka bir yarar daha eklemek
İlk cümle aren't just useful for ... yapısını kullanarak ilk yararın geçerli olduğunu korur, ancak bütün noktanın bundan ibaret olmadığını gösterir. Sonraki cümle ikinci bir yarar ekler; too da bunun ek bilgi olduğunu belirtir. Burada They, discourse markers and hesitation phenomena ifadesine; it ise language sözcüğüne gönderme yapar. Bu iki cümlelik yapı, bir savı bir kullanım veya yarardan diğerine doğru genişletir.
Alıştırma
Hangi cümle bir yarardan ek bir yarara geçmek için aynı yapıyı kullanıyor?
- The app isn't just useful for tracking expenses. It helps us plan a budget, too.
- The app helps us track expenses and plan a budget.
- The app is useful for tracking expenses, but it cannot help us plan a budget.
Cevabı göster
The app isn't just useful for tracking expenses. It helps us plan a budget, too.
a study showed toddlers common and uncommon objects alongside a recording referring to one of the items. Kalıp ifadeler
3:51yapılan bir çalışmada, yeni yürümeye başlayan çocuklara, eşyalardan birine atıfta bulunan bir kaydın yanında yaygın ve yaygın olmayan nesneler gösterildi.
referring to one of the items: nesnelerden birini anmak veya işaret etmek
Refer to burada “anmak veya işaret etmek” anlamına gelir. Kayıttaki sözler nesnelerden birine işaret eder; o nesneyi tavsiye etmez. -ing yapısındaki referring to one of the items ifadesi a recording sözünü niteler. Kayıttaki sözlerin neyi andığını veya işaret ettiğini belirterek kaydı açıklar.
Alıştırma
Cümleyi refer to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: In this diagram, the blue arrow ____ the main entrance.
Cevabı göster
refers to
When a later recording asked them to identify the uncommon object,
3:59Daha sonraki bir kayıt onlardan yaygın olmayan nesneyi tanımlamalarını istediğinde,
toddlers performed better if that instruction contained a filled pause. Dilbilgisi
4:03eğer o talimat dolu bir duraklama içeriyorsa çocukların daha iyi performans gösterdiği görüldü.
performed better if...: belirli bir koşulda daha iyi sonucu bildirmek
Bu deneyde performed better, küçük çocukların nesneyi belirleme görevini daha başarılı biçimde tamamladığı anlamına gelir. Oyunculuk yapmayı veya sahnede gösteri sunmayı anlatmaz. if yan cümlesi, daha iyi sonuçla bağlantılı koşulu belirtir: yönergede dolu bir duraklama vardı. someone performed better if + koşul kalıbı, sonuçların bir koşulda diğerine göre daha iyi olduğunu bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bu deneyde toddlers performed better if... ne anlama gelir?
- Kaydın kendisi küçük çocuklardan daha net konuştu.
- Küçük çocuklar belirtilen koşulda görevi daha başarılı biçimde tamamladı.
- Küçük çocuklar sahnede daha eğlenceli bir gösteri sundu.
Cevabı göster
Küçük çocuklar belirtilen koşulda görevi daha başarılı biçimde tamamladı.
to expect novel words and help them connect new words to new objects. Kalıp ifadeler
4:13yeni kelimeler beklemeleri için işaret verdiği ve yeni kelimeleri yeni nesnelerle ilişkilendirmelerine yardımcı olduğu anlamına gelebilir.
cue toddlers to expect novel words: cue someone to do something yapısı
Burada cue, bir işaret veya ipucu vermek anlamında kullanılan bir fiildir. Filled pauses işarettir, toddlers bu işareti alan kişilerdir ve to expect novel words bu işaretin oluşturduğu beklentiyi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen cue someone to do something yapısı, birini bir eyleme yönlendirmek veya bir eyleme ya da beklentiye hazırlamak anlamına gelir. Burada novel words yeni veya tanıdık olmayan sözcükler demektir.
Alıştırma
cue someone to do something yapısını tamamlayın. cue fiilinin doğru biçimini ve mastar işaretini kullanın: The timer ____ the class ____ start cleaning up.
Cevabı göster
cues · to
connect A to B: yeni sözcükleri yeni nesnelerle ilişkilendirmek
Connect A to B, A ile B arasında bir ilişki kurmak demektir. Burada yeni sözcükler, adlandırdıkları yeni nesnelerle ilişkilendirilir ve böylece sözcük ile anlam arasında bağlantı kurulur. Bu bağlantı kavramsaldır, fiziksel değildir. Bu yapı bir sözcüğü, fikri, nedeni veya bilgiyi onu açıklamaya ya da hatırlamaya yardımcı olan bir şeyle ilişkilendirmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi connect A to B yapısında kullanılan edatla tamamlayın: The map helps us connect each symbol ____ a place.
Cevabı göster
to
For adolescents and adults learning a second language,
4:20İkinci bir dil öğrenen ergenler ve yetişkinler için,
filled pauses smooth out awkward early conversations. Öbek fiiller
4:23dolu duraklamalar tuhaf ilk konuşmaları yumuşatır.
smooth out awkward early conversations: başlangıçtaki garip konuşmaları daha akıcı hâle getirmek
Smooth out, bir süreci, durumu veya etkileşimi daha az zor ve daha düzenli hâle getirmek demektir. Bu cümlede doldurulmuş duraklamalar dil öğrenen kişilere düşünme zamanı verir; böylece ilk konuşmalar daha az garip gelir ve daha kolay devam eder. Buradaki kullanım mecazidir; fiziksel bir yüzey düzleştirilmiyor. İfade, bütün sorunları tamamen ortadan kaldırmaktan çok aksaklıkları azaltmaya odaklanır.
Alıştırma
"A little preparation can smooth out the process of starting a new job," cümlesinde smooth out ne anlama gelir?
- Süreci fiziksel olarak düz hâle getirmek
- Deneyimi hemen sona erdirmek
- Deneyimi daha az garip veya zor hâle getirmek
Cevabı göster
Deneyimi daha az garip veya zor hâle getirmek
the second-language learner can signal their newfound fluency by using the appropriate hesitation phenomenon. Notlar
4:29ikinci dil öğrenen kişi, uygun duraksama fenomenini kullanarak yeni buldukları akıcılığın sinyalini verebilir.
newfound fluency: kısa süre önce kazanılan akıcılık
Newfound fluency, kısa süre önce kazanılmış veya geliştirilmiş akıcılık demektir. Bu cümlede newfound, fluency sözcüğünü niteleyen bir sıfattır; kişinin akıcılığı fiziksel bir nesne gibi keşfettiği anlamına gelmez. Bu ifade önceki aşamaya göre bir değişimi vurgular: kişi daha önce daha az akıcıyken artık yeni kazanılmış bir beceriye sahiptir. Aynı yapı newfound confidence ve newfound freedom gibi ifadelerde de görülür.
Alıştırma
Cümlede newfound fluency ne anlama geliyor?
- Öğrenen kişinin tamamen kaybettiği akıcılık
- Öğrenen kişinin kısa süre önce geliştirdiği akıcılık
- Akıcılık adlı, yeni keşfedilmiş fiziksel bir nesne
Cevabı göster
Öğrenen kişinin kısa süre önce geliştirdiği akıcılık
by using ...: yöntemi by + V-ing ile belirtmek
by + V-ing yapısı, bir sonuca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. Bu cümlede sonuç akıcılığı göstermek, by using the appropriate hesitation phenomenon ise kişinin bunu nasıl yapabileceğini açıklayan yöntemdir. Burada by bir ilgeç olduğu için ardından gelen fiil -ing biçimini alır: by using doğrudur; by use veya by to use değildir. Buradaki by, “bu eylem yoluyla” anlamına gelir; “yanında” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin by + V-ing biçimiyle tamamlayın: The teacher made the rule clear ____ a simple diagram.
Cevabı göster
by using
the use of filled pauses doesn't decrease with mastery of a language. Kalıp ifadeler
4:39dolu duraklamaların kullanımı bir dilin ustalığı ile azalmaz.
Contrary to popular belief: yaygın bir görüşe karşı çıkmak
Contrary to popular belief, bir sonraki düşüncenin birçok insanın yaygın olarak düşündüğü şeyle çeliştiğini belirten kalıp bir giriş ifadesidir. Popular belief, yaygın olarak benimsenen bir görüş demektir; bir din ya da insanların sevdiği bir inanç anlamına gelmez. Bu cümlede ifade, bir düzeltme yapılacağının işaretini verir: Konuşmacı, dil hâkimiyeti arttıkça dolu duraklamaların azaldığı fikrini reddetmek üzeredir. Önce yaygın varsayımı, ardından farklı iddiayı sunarak savı düzenler.
Alıştırma
Yaygın bir görüşe aykırı gerçeği tanıtan kalıp ifadeyi tamamlayın: ____, octopuses have three hearts.
Cevabı göster
Contrary to popular belief
Doesn't decrease with mastery of a language: dil hâkimiyeti arttıkça azalmamak
Decrease with X bir eğilimi anlatır: X arttıkça veya geliştikçe bir miktar küçülür. Mastery of a language ifadesinde mastery, o dilde yüksek bir beceri düzeyi anlamına gelir; with ise değişimle bağlantılı etkeni tanıtır. Olumsuzluk bildiren doesn't, beklenen eğilimi reddeder. Cümle, dil becerisi arttıkça dolu duraklamaların daha seyrek hâle gelmediğini söyler; dolu duraklamaların bir kişinin dil hâkimiyetini azalttığını söylemez.
Alıştırma
Hata oranının deneyim arttıkça düştüğünü doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The error rate decreases experience.
- Experience decreases with the error rate.
- The error rate decreases with experience.
Cevabı göster
The error rate decreases with experience.
Just because hesitation phenomena and discourse markers are a natural part of communication, Dilbilgisi
4:45Duraksama fenomenleri ve söylem belirleyicilerinin iletişimin doğal bir parçası olması,
Just because A doesn't mean B: otomatik bir sonucu reddetmek
Just because A doesn't mean B kalıbı, A'nın doğru olabileceğini ancak A'nın tek başına B'yi kanıtlamaya yetmediğini belirtir. Konuşmacı ilk gerçeği kabul ederken ondan otomatik bir sonuç çıkarılmasını engeller. Bu cümlede A, duraksama olguları ile söylem belirteçlerinin iletişimde doğal olmasıdır. B ise bunların her zaman uygun olmasıdır. Cümle A'yı kabul eder, ancak her zaman uygun sonucunun A'dan zorunlu olarak çıkacağını reddeder.
Alıştırma
Otomatik bir sonucu reddeden kalıbı tamamlayın: Just because a source sounds confident ____ it is correct.
Cevabı göster
doesn't mean
they serve no purpose in most formal writing. Kalıp ifadeler
4:55çoğu resmi yazıda hiçbir amaca hizmet etmezler.
Outside of writing dialogue: bir istisna belirtmek
Outside of writing dialogue, diyalog yazma durumu dışında anlamına gelir. Outside of, bir etkinliği daha geniş bir ifadenin istisnası olarak gösterir; fiziksel bir konumu anlatmaz. Writing dialogue, kurgu eserlerde veya senaryolarda olduğu gibi karakterlerin söylediği sözleri yazmak demektir. Bu ifade, cümle resmî yazıyla ilgili genel görüşünü vermeden önce söz konusu etkinliği istisna olarak ayırır.
Alıştırma
Cümlede Outside of writing dialogue ne anlama gelir?
- Yazılı diyalogdan uzaktaki bir yerde
- Diyalog yazmaya başlamadan önce
- Diyalog yazarken hariç
Cevabı göster
Diyalog yazarken hariç
serve no purpose in most formal writing: çoğu resmî yazıda hiçbir işe yaramamak
“Serve no purpose”, “yararlı bir işlevi olmamak” demektir. Burada “they”, daha önce ele alınan söylem belirleyicilerini ve tereddüt özelliklerini gösterir; “purpose” ise kişinin hedefini değil, metindeki bir işlevi anlatır. “in most formal writing” sınırlaması önemlidir: Bu değerlendirme esas olarak resmî düzyazı için geçerlidir. Diyalog yazımında ise bu özellikler gerçek konuşmayı yansıtmak için kullanılabilir.
Alıştırma
“Pratik bir işlevi yoktur” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: This extra step ____.
Cevabı göster
serves no purpose
the stigma these social cues carry can work against the speaker. Notlar
5:00bu sosyal ipuçlarının taşıdığı damgalama, konuşmacının aleyhine çalışabilir.
the stigma these social cues carry: bu sosyal ipuçlarının taşıdığı damga
Stigma, güçlü ve olumsuz bir toplumsal damga veya yargıdır. Burada social cues, doldurulmuş duraksamalar ve söylem belirleyicileri gibi konuşma özelliklerini anlatır. Carry soyut anlamdadır: İpuçları bu damgayla ilişkilidir; fiziksel olarak bir şey taşımamaktadır. Dil bilgisi açısından these social cues carry, stigma sözcüğünü niteleyen bir ilgi cümleciğidir. Nesne görevindeki that ilgi zamiri düşürülmüştür: the stigma that these social cues carry. İsim öbeğinin tamamı, bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargıyı anlatır.
Alıştırma
“the stigma these social cues carry” ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargı
- İpuçlarının fiziksel olarak taşıdığı bir nesne
- Bu ipuçlarının ilettiği tarafsız bir mesaj
Cevabı göster
Bu ipuçlarıyla ilişkilendirilen olumsuz toplumsal yargı
work against the speaker: konuşmacının aleyhine işlemek
work against the speaker ifadesinde work, “çalışmak” değil, “etki göstermek” anlamındadır. Bu ifade, bir şeyin konuşmacı için kötü bir sonuç doğurduğunu veya başkalarının konuşmacıyı daha olumsuz görmesine yol açtığını anlatır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp, etken + work against + kişi, plan veya hedef şeklindedir. Genellikle birinin bilerek karşı çıkmasından çok dolaylı bir olumsuz sonucu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi “birini dezavantajlı duruma düşürmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: An unclear policy can ____ new employees.
Cevabı göster
work against
these seemingly senseless sounds can convey a world of meaning. Deyimler
5:07bu görünüşte anlamsız sesler bir anlam dünyası aktarabilir.
convey a world of meaning: çok zengin anlamlar iletmek
Convey “iletmek” demektir; a world of meaning ise çok büyük miktarda anlamı belirten canlı bir abartıdır. Cümle, anlamsız görünen seslerin yine de birçok bilgi katmanı iletebildiğini söyler. Başka durumlara aktarılabilen a world of + isim ifadesi, gerçek bir dünyayı değil zenginliği veya bolluğu vurgular. Buradaki can convey a world of meaning, “çok fazla şey iletebilir” anlamındadır.
Alıştırma
Cümleyi “çok fazla şey iletmek” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: One small gesture can ____.
Cevabı göster
convey a world of meaning
You're never too young to start honing your skills as a speaker. Notlar
5:13Bir konuşmacı olarak becerilerinizi geliştirmeye başlamak için asla çok genç değilsiniz.
You're never too young to start: başlamak için asla fazla genç değilsin
Yaygın too + sıfat + to + fiil yapısında sıfat bir sınır belirtir: too young to start, birinin başlayamayacak veya başlaması uygun olmayacak kadar genç olduğu anlamına gelir. Never eklenince bu sınır reddedilir. Burada You're never too young to start, çok genç birinin bile başlayabileceği anlamındadır. never too + sıfat + to + fiil kalıbı, bir koşulun engel olmadığını söyleyerek birini teşvik etmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi teşvik edici never too young to start ifadesiyle tamamlayın: You're ____ learning basic first aid.
Cevabı göster
never too young to start
honing your skills as a speaker: konuşmacı olarak becerilerini geliştirmek
Hone your skills, odaklı alıştırma yaparak becerileri geliştirmek ve inceltmek anlamına gelir. Bir beceriyle ilk kez karşılaşmayı değil, onu daha keskin, düzgün ve ustalıklı hâle getirmeyi anlatır. honing your skills as a speaker ifadesindeki as a speaker, becerilerin kullanıldığı rolü veya alanı belirtir: konuşma ya da topluluk önünde konuşma becerileri.
Alıştırma
Hangi cümle, birinin var olan bir beceriyi alıştırma yaparak geliştirdiğini en açık biçimde anlatır?
- Jordan joined the workshop to learn basic photography.
- Jordan showed the class his photography skills.
- Jordan takes a photo every day to hone his photography skills.
Cevabı göster
Jordan takes a photo every day to hone his photography skills.
a program connecting young people around the world
5:19sözlü kelimenin gücüyle birbirine bağlayan bir program olan
Visit ed.ted.com/student talks because everyone has an idea worth sharing. Dilbilgisi
5:25ed.ted.com/student talks adresini ziyaret edin çünkü herkesin paylaşmaya değer bir fikri vardır.
an idea worth sharing: worth + fiilin -ing biçimi
Burada worth sharing, idea sözcüğünü niteler. Fikrin paylaşılmaya değer olduğu anlamına gelir. sharing -ing biçiminde olsa da idea, insanların paylaştığı şeydir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp isim + worth + fiil-ing şeklindedir: a book worth reading, a game worth trying. Bu kalıp, söz konusu şey üzerinde eylemi yapmanın değerli olduğunu anlatır. Everyone sözcüğü mesajı kapsayıcı ve cesaretlendirici yapar: herkesin dinlenmeye değer bir fikri vardır.
Alıştırma
visit fiilinin doğru biçimini kullanın: We found a science museum worth ____.
Cevabı göster
visiting