Re: Seçici Kurulun Sorunu – Şehirler, Metropol Alanları, Seçimler ve Amerika Birleşik Devletleri: İngilizce çalışma notları

CGP Grey

Öğrenme zorluğu
710 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Konuşmacı Seçiciler Kurulu savındaki kent-metropol sınırı hatasını düzeltiyor ve sistemin çok sayıda eyaleti temsil ettiği ya da küçük eyaletleri koruduğu iddiasını inceliyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. "was wrong to use" ve "rather than" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: yanlış seçimi kabul edip savı gözden geçirirken daha iyi seçenekle karşılaştırın. 2. "gets at" — Öbek fiiller: fiziksel hareket değil, “sorunun özünü açığa çıkarmak” anlamını kanıtları anlatırken kullanın. 3. "Electoral College votes" ve "aren't really votes, but are individual members of the political parties" — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: oy toplamlarını resmî oy kullanan seçicilerden ayırın.

Bu derste

Hello Internet.

0:00

Merhaba İnternet.

Let's talk about this map,

0:01

Hadi bu harita,

this argument,

0:02

bu argüman

and the Electoral College in general.

0:03

ve genel olarak Seçiciler Kurulu hakkında konuşalım.

In my Trouble with the Electoral College video from 2011,

0:05

2011 yılındaki Seçiciler Kurulunun Sorunu videumda,

I was wrong to use the city limits for that part of the argument Dilbilgisi

0:09

argümanın o kısmı için şehir sınırlarını kullanmakla hatalıydım,

rather than the more expansive metro area.

0:14

daha geniş bir metropol alanı yerine.

Dilbilgisi

was wrong to use ... rather than ile yanlış bir seçimi kabul etme

Was wrong to use, be wrong to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Konuşanın geçmişe dönüp bir eylemin ya da seçimin yanlış veya uygunsuz olduğunu kabul etmesini sağlar. Wrong, şehir sınırlarını kullanma kararını değerlendirir; sınırın kendisinin olgusal olarak yanlış olduğu anlamına gelmez. Rather than, seçilmeyen alternatifi sunar. Burada şehir sınırlarını kullanmakla daha geniş metropol alanını kullanmak karşılaştırılır ve metropol alanı argümanın o kısmı için daha iyi bir temel olarak gösterilir.

Alıştırma

Yanlış bir seçimi kabul etmek ve daha iyi alternatifi belirtmek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: I ____ the short survey ____ the full interview.

Cevabı göster

was wrong to use · rather than

The lawyerish nerd inside of me still wants to argue Deyimler

0:16

İçimdeki avukat ruhlu inek hala iddia etmek istiyor

technically correct on that one. Kelime

0:19

bu konuda teknik olarak haklı olduğumu.

Deyimler

The lawyerish nerd inside of me ifadesindeki iç kişilik metaforu

The lawyerish nerd inside of me, konuşanın kişiliğinin bir yönünü içindeki bir karakter gibi kişileştirir. Ayrıntılara odaklanan ve avukat gibi düşünen yanının, o noktanın teknik olarak doğru olduğunu hâlâ savunmak istediği anlamına gelir; konuşanın avukat olduğunu veya içinde gerçekten başka bir insan bulunduğunu söylemez. Lawyerish, özellikle kesin tanımlara önem verme bakımından biraz avukat gibi anlamına gelen esprili ve gündelik bir sıfattır. Nerd burada kişinin kendisiyle alay etmesidir; bu yüzden bütün ifade anlaşmazlığı yumuşatır ve mizah katar.

Alıştırma

Bu cümlede The lawyerish nerd inside of me ne anlama geliyor?

  1. Konuşanın avukat olarak çalıştığının kanıtı
  2. Konuşanın kişiliğindeki avukat gibi düşünen ve ayrıntılara odaklanan yan
  3. Konuşanın içinde gerçekten bulunan başka bir insan
Cevabı göster

Konuşanın kişiliğindeki avukat gibi düşünen ve ayrıntılara odaklanan yan

Kelime

“technically correct”: dar bir kurala göre doğru

Technically correct ifadesi, bir şeyin katı bir tanıma, kurala veya dar bir yoruma göre doğru olduğu anlamına gelir. Buradaki technically, “kesin ifadeyle” demektir; “teknolojik bir şekilde” demek değildir. Bu ifade çoğu zaman bir çekince belirtir: ayrıntı doğru olabilir, ancak daha geniş iddia, pratik sonuç veya ana fikir yine de zayıf kalabilir. Bu nedenle bir şeye technically correct demek her zaman tamamen katılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum technically correct tanımına en iyi uyar?

  1. Bir cevap bilgisayar teknolojisiyle ilgilidir.
  2. Bir cevap kurala göre tamamen yanlıştır.
  3. Bir cevap kurala tam olarak uyar, ancak pratik noktayı kaçırır.
Cevabı göster

Bir cevap kurala tam olarak uyar, ancak pratik noktayı kaçırır.

I used the city boundaries

0:20

Şehir sınırlarını kullandım

because the metro areas are often vague and absurdly large.

0:21

çünkü metropol alanları genellikle belirsiz ve saçma derecede büyüktür.

The New York metro area is 6,700 plus square miles

0:25

New York metropol alanı 6.700 mil kareden fazladır

over four states.

0:29

ve dört eyalete yayılır.

And from where I partly grew up, Öbek fiiller

0:30

Kısmen büyüdüğüm yerden bakıldığında,

it seemed that a lot of that area

0:33

o alanın büyük bir bölümünün

had nothing to do with New York City proper. Notlar

0:35

asıl New York şehriyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünüyordu.

Öbek fiiller

“grew up”: çocukluğu bir yerde geçirmek

Grew up içindeki grow up, çocukluğu belirli bir yerde geçirip büyümek demektir. Yetişkin konuşmacının oraya sonradan taşındığı anlamına gelmez. From where I partly grew up yapısında where zaten yeri bildirdiği için grew up sonrasında in kullanılmaz. Partly, konuşmacının çocukluğunun yalnızca bir bölümünü o yerde geçirdiğini gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “çocukluğunu orada geçirdi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya was born in Toronto, but she spent most of her childhood in Vancouver. She ____ in Vancouver.

Cevabı göster

grew up

Kalıp ifadeler

have nothing to do with: hiçbir ilgisi olmamak

Bu cümlede had nothing to do with, “bağlantısı yoktu” veya “kendini yakın biçimde onunla özdeşleştirmiyordu” anlamına gelir. Konuşmacı, o bölgenin büyük kısmının New York şehrinin kendisinden ayrı hissettirdiğini söylüyor. Kalıp have + nothing + to do with + isim, zamir veya konu şeklindedir. Burada do bir işi yapmak anlamına gelmez; ifadenin tamamı ilgili bir bağlantının bulunmadığını belirtir. Have fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: has nothing to do with, had nothing to do with.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın. Özneyle uyumlu biçimi kullanın: The color of the folder ____ the quality of the report.

Cevabı göster

has nothing to do with

Kelime

New York City proper: isimden sonra kullanılan proper

New York City proper, daha geniş metropol alanını değil, New York şehrinin kesin şehir sınırları içindeki kısmını ifade eder. Burada proper yer adından sonra gelir ve göndermeyi resmî veya kesin biçimde tanımlanan oluşumun kendisiyle sınırlar. Bu sonradan gelen kullanım city, town, island gibi sözcüklerden veya belirli bir yer adından sonra sıkça görülür. “Uygun” ya da “terbiyeli” anlamına gelmez; oluşumu dar anlamıyla belirtir.

Alıştırma

Bir müze resmî şehir sınırlarının içinde fakat merkezden uzaktadır. Bu resmî sınırlar içindeki tüm alanı hangi ifade anlatır?

  1. the metropolitan area
  2. the city centre
  3. the city proper
Cevabı göster

the city proper

So at the time,

0:37

Bu yüzden o zaman,

I disregarded the metro boundaries.

0:38

metropol sınırlarını göz ardı ettim.

But using the strict city boundaries

0:40

Fakat katı şehir sınırlarını kullanmak

in that video was the wrong decision

0:42

o videoda yanlış bir karardı,

in retrospect. Kalıp ifadeler

0:45

geriye dönüp baktığımda.

Kalıp ifadeler

in retrospect: geçmişteki bir kararı sonradan değerlendirmek

In retrospect, geçmişteki bir duruma şimdi sahip olunan bilgilerle geri dönüp bakarak değerlendirme yapmak anlamına gelir. Yalnızca hatırlamayı değil, sonradan yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder. Bu cümlede, konuşanın önceki seçimin yanlış olduğuna dair sonradan vardığı yargıyı çerçeveler. Geçmişteki bir yargıyı düşünceli ve ölçülü bir tonla düzeltmek veya kabul etmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Geçmişteki bir kararın sonradan değerlendirildiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____, I should have saved a copy before editing the file.

  1. At first
  2. From memory
  3. In retrospect
Cevabı göster

In retrospect

In addition to being a bad argument to make, Dilbilgisi

0:46

Kötü bir argüman sunmanın ötesinde,

it also doesn't address the concerns Kalıp ifadeler

0:48

bu haritanın dile getirdiği

this map expresses.

0:51

endişelere de hitap etmiyor.

Dilbilgisi

In addition to being: bir noktadan önce başka bir nokta eklemek

In addition to, “-e ek olarak” anlamına gelir ve ardından isim, zamir ya da -ing biçimi gelir. Buradaki to, mastar işareti değil bir edattır; bu nedenle doğru biçim being olur. Baştaki ifade bir eleştiri ekler, ana cümle ise başka bir eleştiri sunar. Ana cümledeki also, argümanın birden fazla sorunu olduğunu ayrıca vurgular.

Alıştırma

In addition to ile başlayan hedef yapıyı kullanın: ____ lightweight, this laptop has a long battery life.

Cevabı göster

In addition to being

Kalıp ifadeler

address the concerns: endişeleri ele almak

Bu cümlede address the concerns, haritanın gösterdiği endişeleri veya sorunları doğrudan ele almak anlamına gelir. Buradaki address resmî bir fiildir; posta adresi anlamına gelmez. Bir endişeyi ele almak, ona yanıt vermeyi, onu araştırmayı veya onunla ilgili harekete geçmeyi içerebilir. İfade tek başına endişenin tamamen giderildiğini söylemez.

Alıştırma

Örnekteki address the concerns ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?

  1. Her endişenin tamamen çözüldüğünü kanıtlar.
  2. Haritanın ortaya koyduğu endişeleri doğrudan ele alır.
  3. Endişelere bir posta veya e-posta adresi verir.
Cevabı göster

Haritanın ortaya koyduğu endişeleri doğrudan ele alır.

And this is correct.

0:53

Ve bu doğru.

Half the population does live in the gray counties. Dilbilgisi

0:55

Nüfusun yarısı gerçekten de gri ilçelerde yaşıyor.

Dilbilgisi

Vurgulu does live

Bu olumlu cümlede does vurgu ekler: söylenen gerçek gerçekten doğrudur veya konuşmacı şüpheye ya da karşıtlığa rağmen onu doğrulamaktadır. Düz biçim olan Half the population lives ... aynı düzeltici güç olmadan yalnızca gerçeği bildirir. Vurgulu does sonrasında lives değil, fiilin yalın biçimi live kullanılır: does live. Bu, olumlu cümlede kullanılan vurgulu do yapısıdır: do/does/did + fiilin yalın biçimi.

Alıştırma

Şüphe edilen gerçeği doğrulamak için cümleyi vurgulu do ile tamamlayın: “Some people think Maya never calls, but she ____ every Sunday.”

Cevabı göster

does call

And more than that, Anlatım akışı

0:58

Ve dahası,

the map gets at a fundamental division Öbek fiiller

0:58

harita temel bir bölünmeye işaret ediyor

in the United States and other countries

1:01

Amerika Birleşik Devletleri'nde ve diğer ülkelerde,

that leads partly to the politics we see.

1:03

gördüğümüz siyasete kısmen yol açan.

Anlatım akışı

Argümanı ilerleten more than that

Burada more than that miktarları karşılaştırmaz. That, hemen önce belirtilen gerçeğe gönderme yapar; ifadenin tamamı ‘mesele bunun da ötesine geçiyor’ veya ‘daha da önemlisi’ anlamına gelir. Argümanda bir sonraki aşamaya geçildiğini gösterir: önce önceki gerçek kabul edilir, ardından daha geniş veya derin bir iddia sunulur. Sonraki cümlenin ya da yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Hangi cümlede more than that, bir noktadan daha derin bir iddiaya geçmek için kullanılmıştır?

  1. The repair was delayed instead of that.
  2. The repair is cheaper. More than that, it will make the machine safer.
  3. The repair costs more than that amount.
Cevabı göster

The repair is cheaper. More than that, it will make the machine safer.

Öbek fiiller

gets at: bir meselenin özünü ortaya koymak

Bu cümlede gets at, ‘bir şeyin temel noktasına ulaşmak veya onu ortaya çıkarmak’ anlamına gelir. Soyut nesne a fundamental division, haritanın fiziksel olarak bir şeye ulaşmadığını; daha derin bir toplumsal bölünmeyi görünür hâle getirdiğini gösterir. Bir kanıt, soru, görüntü veya açıklama bir konunun ardında gerçekten ne olduğunu yakaladığında get at + soyut fikir yapısını kullanın. The map üçüncü tekil şahıs bir özne olduğu için gets gerekir.

Alıştırma

Bir rapor, bir sorunun altında yatan nedeni ortaya çıkarıyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?

  1. The report gets around the problem by changing the subject.
  2. The report gets at the underlying cause of the problem.
  3. The report gets to the main office before noon.
Cevabı göster

The report gets at the underlying cause of the problem.

The difference between the rural and the urban.

1:06

Kırsal ve kentsel arasındaki fark.

If trends continue, Dilbilgisi

1:09

Eğilimler devam ederse,

a higher and higher percentage of the country Dilbilgisi

1:10

ülkenin giderek daha yüksek bir yüzdesi

will live in urban areas.

1:12

kentsel alanlarda yaşayacak.

Dilbilgisi

If trends continue, ... will ... ile koşullu gelecek tahmini

“If trends continue”, ana cümledeki tahmin için bir koşul belirler. Sonucun yalnızca şu anda görülen eğilim devam ederse beklendiğini anlatır; eğilimin kesinlikle devam edeceğini söylemez. Geleceğe yönelik bu gerçek koşul yapısında, if yan cümlesinde geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will kullanılır: If + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli. Normalde if yan cümlesinde will kullanılmaz.

Alıştırma

Bir koşula bağlı gerçekçi gelecek tahminini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?

  1. If the current pattern will continue, costs rise.
  2. If the current pattern continued, costs will rise.
  3. If the current pattern continues, costs will rise.
Cevabı göster

If the current pattern continues, costs will rise.

Dilbilgisi

higher and higher ile sürekli değişim

“Higher and higher”, karşılaştırma biçimini and ile tekrarlayarak kademeli ve sürekli bir değişimi gösterir. Burada, kentsel alanlarda yaşayan insanların yüzdesinin zaman içinde sürekli arttığı anlamına gelir. comparative + and + comparative kalıbı, iki sabit şeyi yalnızca karşılaştırmak yerine bir ölçek üzerindeki sürekli hareketi gösterir. faster and faster veya smaller and smaller örneklerinde olduğu gibi artışı ya da azalışı anlatabilir.

Alıştırma

Sürekli bir değişimi göstermek için karşılaştırma biçimini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: As the storm approached, the wind grew stronger ____.

Cevabı göster

and stronger

In another eight or 16 years,

1:14

Bir sekiz veya 16 yıl içinde,

this map will be even more extreme.

1:16

bu harita daha da aşırı olacak.

The metro areas even denser.

1:19

Metropol alanları çok daha yoğunlaşacak.

Which if you're in favor of the Electoral College, Kalıp ifadeler

1:21

Hangi ki, eğer Seçiciler Kurulunu destekliyorsanız,

will seem like even more of a reason

1:24

bu size daha da büyük bir neden gibi görünecek

to keep it.

1:26

onu korumak için.

Kalıp ifadeler

In favor of: destek belirtmek

In favor of, bir şeyi “desteklemek” veya “onaylamak” anlamına gelir. Burada Seçiciler Kurulu'na yönelik olumlu bir tutumu anlatır. Yaygın kalıp be in favor of + isim ya da -ing biçimidir: They are in favor of the plan; She is in favor of waiting. Bu kalıplaşmış ifadede favor bir isimdir; bu nedenle hem in hem de of yapının parçasıdır.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “desteklemek” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The council members are ____ the new safety rule.

Cevabı göster

in favor of

Now this is where we must discuss the idea Anlatım akışı

1:27

İşte tam burada şu fikri tartışmalıyız

that the Electoral College ensures the president

1:29

Seçiciler Kurulunun başkanın

is elected by the states.

1:31

eyaletler tarafından seçilmesini sağladığı fikrini.

It doesn't.

1:33

Sağlamıyor.

Anlatım akışı

Now this is where we must discuss: önemli bir geçişi belirtmek

Now this is where we must discuss ... bir geçiş kalıbıdır. Now bir değişimi işaret eder; this is where ise tartışmayı fiziksel bir yere değil, önemli bir aşamaya ulaşmış gibi sunar. We must discuss, dinleyiciye sıradaki konunun ele alınmasının gerekli olduğunu bildirir. Ardından the idea that ... bu konunun ne olduğunu belirtir. Bu kalıp, önceki arka plan bilgisinden argümanın temel iddiasına geçmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Bir sunumda “Now this is where we must discuss the costs” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Argümanın ele alınması gereken bir bölümüne geçişi işaret eder.
  2. Bir tartışmanın fiziksel olarak nerede yapıldığını sorar.
  3. Maliyetlerin zaten tamamen açıklandığını söyler.
Cevabı göster

Argümanın ele alınması gereken bir bölümüne geçişi işaret eder.

A candidate can win the Electoral College

1:34

Bir aday Seçiciler Kurulunu kazanabilir

with just the 11 biggest states.

1:36

sadece en büyük 11 eyaleti alarak.

This collection may seem unlikely, Anlatım akışı

1:39

Bu kombinasyon olası görünmeyebilir,

but as urbanization and the politics it creates continues,

1:40

ama kentleşme ve yarattığı siyaset devam ettikçe,

it becomes increasingly likely.

1:44

giderek daha olası hale geliyor.

Anlatım akışı

may seem unlikely ... becomes increasingly likely: ilk izlenimden artan olasılığa

Cümle önce “may seem unlikely” ifadesiyle dinleyicinin ilk izlenimini kabul eder, ancak bu izlenimi nihai sonuç olarak benimsemez. but sonrasındaki “becomes increasingly likely” değişen bir eğilimi gösterir: belirtilen süreç devam ettikçe olasılık artar. İki bölüm farklı bakış açılarına veya aşamalara gönderme yaptığı için bir çelişki değil, düşünsel bir tersine dönüş oluşturur.

Alıştırma

Hangi cümle, ilk izlenim ile karşıt sonucu daha olası hâle getiren bir eğilimi en iyi biçimde karşılaştırıyor?

  1. Success seems likely because several towns have already joined the project.
  2. Success was unlikely, so the project ended before any towns could join.
  3. Success may seem unlikely at first, but as more towns join the project, it becomes increasingly likely.
Cevabı göster

Success may seem unlikely at first, but as more towns join the project, it becomes increasingly likely.

The Electoral College doesn't ensure the president

1:46

Seçiciler Kurulu başkanın

wins with a lot of states

1:48

çok sayıda eyaletle

or even geographically diverse states.

1:49

veya hatta coğrafi olarak çeşitli eyaletlerle kazanmasını sağlamıyor.

Now should the president represent the people Dilbilgisi

1:52

Şimdi, başkanın halkı mı

or should the president represent the states

1:54

yoksa eyaletleri mi temsil etmesi gerektiği

is a question without an answer.

1:57

cevapsız bir sorudur.

Dilbilgisi

should the president ... or should the president ... is a question: önce soru, ardından değerlendirme yapısı

Konuşmacı önce iki bağlantılı seçeneği doğrudan soru sırasıyla dile getirir—should the president ... or should the president ...—ve ardından tüm soruyu “is a question without an answer” sözleriyle değerlendirir. Bu, konuşma diline özgü gevşek bir düzenlemedir: tonlama, dinleyicilerin önceki sorunun tamamını is fiilinin öznesine benzeyen bir konu olarak anlamasını sağlar. Özenli yazıda cümle, whether ve yan cümle içinde bildirme sırası kullanılarak “Whether the president should represent the people or the states is a question without an answer” biçiminde yeniden kurulur.

Alıştırma

Seçenekli sorunun tamamı daha büyük bir ifadenin öznesi olduğunda en açık resmî biçim hangisidir?

  1. Should the mayor fund the library or the sports centre is still unresolved.
  2. Whether should the mayor fund the library or the sports centre is still unresolved.
  3. Whether the mayor should fund the library or the sports centre is still unresolved.
Cevabı göster

Whether the mayor should fund the library or the sports centre is still unresolved.

This is about preference in style of governance.

2:00

Bu, yönetim tarzındaki tercih meselesidir.

One moves power up to the federal level Deyimler

2:03

Biri gücü federal düzeye yukarı taşır,

and the other moves power down to the states.

2:05

diğeri ise gücü eyaletlere aşağı indirir.

Deyimler

moves power up to the federal level ... moves power down to the states: yetki düzeylerini anlatan yön benzetmesi

Burada up ve down, bir sistemdeki düzeyleri anlatan mekânsal benzetmelerdir. Moves power up to the federal level, yetkinin federal hükûmette daha fazla merkezileşmesi anlamına gelir; moves power down to the states ise yetkinin eyalet yönetimlerine verilmesi veya devredilmesi demektir. Bu kelimeler fiziksel bir hareketi anlatmaz ve seçeneklerden birinin daha iyi olduğunu söylemez. Tekrarlanan moves power + yön + to + düzey veya kurum yapısı paralel bir karşıtlık oluşturur. Böylece zıt yönlerdeki iki yetki aktarımı kolayca karşılaştırılır.

Alıştırma

Cümlede up ve down neyi anlatıyor?

  1. Federal yetkinin iyi, eyalet yetkisinin kötü olduğu yargısı.
  2. Federal ve eyalet yönetimi binalarının fiziksel konumu.
  3. Yetkinin yönetimin daha yüksek ve daha düşük düzeyleri arasında aktarılması.
Cevabı göster

Yetkinin yönetimin daha yüksek ve daha düşük düzeyleri arasında aktarılması.

And given the vastness of the country

2:08

Ve ülkenin büyüklüğü

and the difference in her geographies,

2:10

ve coğrafyalarındaki farklılıklar göz önüne alındığında,

it's reasonable to believe that states with greater power

2:11

daha fazla güce sahip eyaletlerin

is the better,

2:15

daha iyi,

less divisive solution to the problem of governance.

2:16

yönetim problemine karşı daha az kutuplaştırıcı bir çözüm olduğuna inanmak makuldür.

But the Electoral College does nothing to help that.

2:19

Ama Seçiciler Kurulu buna yardımcı olmak için hiçbir şey yapmaz.

It happens to be that recent wins

2:23

Son kazanımların tesadüfen

have been geographically spread,

2:25

coğrafi olarak yayılmış olduğu doğru,

but the Electoral College doesn't ensure that outcome.

2:27

ama Seçiciler Kurulu bu sonucu garanti etmez.

Cram everyone into California Anlatım akışı

2:30

Herkesi Kaliforniya'ya doldurun

leaving one person in each state

2:32

her eyalette bir kişi bırakın

and the Electoral College says California alone, Deyimler

2:34

ve Seçiciler Kurulu der ki; tek başına Kaliforniya,

she decides.

2:37

o karar verir.

Anlatım akışı

Cram everyone into California ...: varsayımsal bir emir yapısı

Baştaki Cram everyone into California ... emir cümlesi gerçek bir talimat değildir. Dinleyiciden kasıtlı olarak aşırı bir nüfus dağılımı hayal etmesini ister: neredeyse herkes Kaliforniya'da, diğer eyaletlerin her birinde ise yalnızca bir kişi vardır. Önce bu varsayımsal durum verilir, ardından gelen bölümde Seçiciler Kurulu kurallarına göre oluşacak sonuç açıklanır. Emir biçimi, deneme durumunu daha canlı hâle getirir ve konuşmacının kuralı aşırı koşullarda sınamasına yardımcı olur.

Alıştırma

Konuşmacı Cram everyone into California ... ifadesiyle ne yapıyor?

  1. Daha önce gerçekleşmiş bir nüfus hareketini anlatmak.
  2. Nüfusu taşımak için ciddi bir talimat vermek.
  3. Dinleyicilerden bir kuralı sınayan aşırı bir durumu hayal etmelerini istemek.
Cevabı göster

Dinleyicilerden bir kuralı sınayan aşırı bir durumu hayal etmelerini istemek.

Deyimler

“California alone, she decides.”: Bir yeri she ile kişileştirmek

“California alone, she decides.” ifadesindeki she bir kadına değil, California'ya gönderme yapar. Konuşmacı eyaleti kişileştirerek onu son kararı verebilen bir insan gibi sunar. Bu söz sanatı, eyaletin seçim gücünü karar alan canlı bir aktör gibi gösterir. Alone, varsayılan nüfus dağılımında Kaliforniya'nın sonucu tek başına belirleyecek kadar ağırlığı olduğunu vurgular.

Alıştırma

Örnekte she kime ya da neye gönderme yapıyor?

  1. Kaliforniya'daki belirli bir kadın
  2. Karar verici olarak kişileştirilen Kaliforniya eyaleti
  3. Başka bir eyalette bırakılan bir seçmen
Cevabı göster

Karar verici olarak kişileştirilen Kaliforniya eyaleti

We could have a system where the president

2:38

Başkanın eyaletlerin

must win a majority of the states,

2:41

çoğunluğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistemimiz olabilirdi,

which is what some think the Electoral College is, Dilbilgisi

2:43

bazıları Seçiciler Kurulunun bu olduğunu düşünür,

but it isn't.

2:46

ama değildir.

Dilbilgisi

“which is what some think ... is, but it isn't”: Gönderme yapmak ve düzeltmek

Which, daha önce önerilen sisteme, yani başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu sisteme gönderme yapar. What burada soru sözcüğü değildir. “The thing that” anlamında “... olan şey” demektir ve bazı kişilerin Seçiciler Kuruluna yanlışlıkla yüklediği tanımı başlatır. but it isn't bölümünde it, Electoral College'a gönderme yapar; isn't sonrasında ise zaten anlaşılan “o tür bir sistem değil” tamamlayıcısı söylenmez. Bu kalıp, bir görüşü aktarıp ardından tüm açıklamayı tekrarlamadan düzeltmeyi sağlar.

Alıştırma

Örnekte sondaki “it isn't” ne anlama geliyor?

  1. Önerilen sistemde hiçbir eyalet yoktur.
  2. Bazı insanlar Seçiciler Kurulunu düşünmez.
  3. Seçiciler Kurulu, başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistem değildir.
Cevabı göster

Seçiciler Kurulu, başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistem değildir.

The election only happens to make it look that way. Dilbilgisi

2:47

Sadece seçimler tesadüfen öyle görünmesini sağlar.

Dilbilgisi

only happens to make it look that way: amaç değil tesadüf

happen to + fiil yapısında happen, “bir şeyin meydana gelmesi ve ardından bir eylem yapılması” demek değildir. Bu yapı, öznenin sonraki eylemi tesadüfen yaptığını veya bunun yan bir sonuç olduğunu anlatır. Only iddiayı sınırlar: seçim yalnızca bu izlenimi yaratır; bunu yapmak üzere tasarlandığı anlamına gelmez. Make it look that way, “durumun daha önce anlatıldığı gibi görünmesini sağlamak” demektir. Görünüş ile gerçeği ayırır: sonuç bir kuralın kanıtı gibi görünebilir, ancak o kuralın gerçekten var olduğunu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi “durumun tesadüfen öyle görünmesini sağlar” anlamındaki dört kelimelik yapıyla tamamlayın: The timing only ____ look intentional.

Cevabı göster

happens to make it

The protection of the Electoral College is only an illusion.

2:51

Seçiciler Kurulunun koruması sadece bir yanılsamadır.

Even if you still like the Electoral College though, Dilbilgisi

2:55

Seçiciler Kurulunu hala seviyor olsanız bile,

it doesn't actually protect the small states.

2:57

aslında küçük eyaletleri korumuyor.

Dilbilgisi

Even if ... though: karşıtlıktan önce ödün verme

Even if, olası bir koşula dayanan ödünlemeyi başlatır: konuşmacı “Seçiciler Kurulunu hâlâ seviyorsunuz” olasılığını geçici olarak kabul eder, ancak bunun gerçekten doğru olduğunu söylemez. Ana iddia, bu koşul altında da geçerliliğini koruyan bir iddia olarak sunulur. Though burada konuşma diline özgü bir karşıtlık işaretidir. Ödün verilen düşünceden sonra ve ana cümleden önce gelerek konuşmacının sonucuna dönüşü belirtir: sistemi sevmek, küçük eyaletleri koruduğu iddiasını geçerli kılmaz.

Alıştırma

Hangi yeniden ifade, örnekteki ödünlemeyi ve ana düşünceyi en iyi biçimde korur?

  1. Seçiciler Kurulunu kesinlikle destekliyorsunuz ve kurul da küçük eyaletleri kesinlikle koruyor.
  2. Seçiciler Kurulunu hâlâ destekliyor olabilirsiniz, ancak kurul yine de küçük eyaletleri korumuyor.
  3. Seçiciler Kuruluna verdiğiniz destek, kurulun küçük eyaletleri korumasını sağlıyor.
Cevabı göster

Seçiciler Kurulunu hâlâ destekliyor olabilirsiniz, ancak kurul yine de küçük eyaletleri korumuyor.

The Electoral College

3:00

Seçiciler Kurulu

still comes with the most bitter of anti-republic pills. Deyimler

3:01

cumhuriyet karşıtı hapların en acısını beraberinde getirir.

Deyimler

cumhuriyet ilkelerine aykırı en acı hapı beraberinde getiriyor

Bu cümlede comes with, “beraberinde bir sonuç olarak getirir” anlamındadır. still, bir kişinin Seçiciler Kurulunu desteklemek için nedenleri olsa bile bu sorunun devam ettiğini vurgular. bitter pill, kabul edilmesi çok zor olan bir gerçeği, sonucu veya bedeli anlatan bir mecazdır. the most bitter of anti-republic pills bu imgeyi güçlendirir: konuşmacı, seçmenlerin görünürdeki tercihini geçersiz kılabildiği için bu beraberindeki sonucu cumhuriyet yönetimine ciddi biçimde aykırı görür.

Alıştırma

Burada still comes with the most bitter of anti-republic pills ne anlama geliyor?

  1. Sistem hâlâ konuşmacının cumhuriyet yönetimine aykırı gördüğü, son derece istenmeyen bir sonucu beraberinde getiriyor.
  2. Sistem, cumhuriyet yönetimiyle çatışabilecek her sonucu ortadan kaldırıyor.
  3. Sistem hâlâ tadı son derece acı olan bir ilaç sağlıyor.
Cevabı göster

Sistem hâlâ konuşmacının cumhuriyet yönetimine aykırı gördüğü, son derece istenmeyen bir sonucu beraberinde getiriyor.

For even if you win the election in November,

3:05

Çünkü Kasım ayındaki seçimi kazansanız bile,

your victory can be taken away from you in December. Öbek fiiller

3:08

zaferiniz Aralık ayında elinizden alınabilir.

Öbek fiiller

be taken away from: birinin elinden alınmak

Edilgen yapı something + be taken away from + someone şeklindedir. Başka bir kişi, kural veya olay bir şeyi ortadan kaldırdığı için kişinin onu kaybetmesi anlamına gelir. Burada your victory kaybedilen şeyi, you ise onu kaybeden kişiyi gösterir. Etken yapı someone/something takes something away from someone şeklindedir. away, take away öbek fiilinin bir parçasıdır; from ise bir şeyden yoksun bırakılan kişiyi tanıtır.

Alıştırma

Cümleyi take something away from someone yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The school found false information in Maya’s application, so her scholarship could ____ her.

Cevabı göster

be taken away from

The Electoral College votes your state gets Kültür

3:12

Eyaletinizin aldığı Seçiciler Kurulu oyları

aren't really votes,

3:15

aslında oy değildir,

but are individual members of the political parties

3:16

Aralık ayında başkanlık için gerçek oylamayı yapan

who perform the real vote for president in December.

3:20

siyasi partilerin bireysel üyeleridir.

Kültür

Electoral College votes: seçicileri temsil eden bir sayı

Burada Electoral College votes önce bir eyalete ayrılan sayıyı ifade eder. Konuşmacı daha sonra bu kullanışlı sayıdan onun arkasındaki kişilere, yani seçicilere geçer. Bu seçiciler genellikle partilerin sunduğu listelerden seçilir ve daha sonra başkanlık için resmî oyları kullanmak üzere toplanır. Bu, ad aktarmasına dayalı bir kısaltmadır. Seçim haberlerinde electoral votes çoğu zaman sayılar olarak verilir; ancak sonraki oy verme adımını electors denilen kişiler gerçekleştirir. Cümleyi, bir sayının kelimenin gerçek anlamıyla parti üyesine dönüştüğü şeklinde anlamayın.

Alıştırma

Örnekte Electoral College votes nasıl anlaşılmalıdır?

  1. Kongre üyelerinin siyasi partiler içinde yaptığı oylamalar
  2. Vatandaşların başkan için daha önce doğrudan kullandığı sıradan oy pusulaları
  3. Eyalete ayrılan seçici kontenjanları ve kısaca bu yerleri doldurmak üzere atanan kişiler
Cevabı göster

Eyalete ayrılan seçici kontenjanları ve kısaca bu yerleri doldurmak üzere atanan kişiler

No citizen voted for these electors

3:24

Hiçbir vatandaş bu seçicilere

to cast a vote on their behalf. Kalıp ifadeler

3:27

kendi adlarına oy kullansınlar diye oy vermedi.

Kalıp ifadeler

to cast a vote on their behalf: onlar adına resmî olarak oy kullanmak

Cast a vote, 'oy vermek veya bir oyu kayda geçirmek' anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir eşdizimdir. Burada cast fiziksel olarak bir şey fırlatmak anlamına gelmez. On their behalf, 'onların temsilcisi olarak' demektir. Their, the citizens ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla mastar öbeği seçicilerin ne yapmasının beklendiğini, yani temsil ettikleri vatandaşlar adına resmî olarak oy kullanmalarını anlatır.

Alıştırma

Cümleyi cast a vote ve on behalf of kullanarak tamamlayın: At the annual meeting, Priya was authorized ____ the absent director.

Cevabı göster

to cast a vote on behalf of

And many of the electors

3:29

Ve seçicilerin çoğu

are free to vote for whoever they want. Dilbilgisi

3:30

istedikleri kişiye oy vermekte özgürdür.

Dilbilgisi

are free to vote for whoever they want: istedikleri kişiye oy verme özgürlüğü

Bu cümlede are free to vote, “oy verme hakkına veya özgürlüğüne sahip olmak” anlamına gelir. Free burada bir şeyin ücretsiz olduğunu değil, kısıtlama olmadığını anlatır. Yapı be free to + fiilin yalın hâlidir. Whoever they want, “seçtikleri herhangi bir kişi” demektir. Whoever they want yan cümlesinin tamamı vote for içindeki for edatının nesnesidir; bu nedenle whoever, oyun verildiği kişiyi belirtir. Bu yapı, bir fiil veya edattan sonra kişi seçiminin kısıtlanmadığını ifade edebilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayıp kısıtlanmamış bir seçim anlatmak için are free to, vote for ve whoever ifadelerini kullanın: The club members ____ they want.

Cevabı göster

are free to vote for whoever

Their election in December

3:33

Onların Aralık ayındaki seçimi

is the real election.

3:35

gerçek seçimdir.

The Electoral College was designed to be able to override the will of the people Notlar

3:37

Seçiciler Kurulu, halkın iradesini

Dilbilgisi

was designed to be able to override: geçersiz kılma yeteneğine sahip olacak şekilde tasarlanmış

Was designed to, bir şeyin amaçlanan işlevini edilgen yapıyla sunar: onu oluşturanlar bu işlev için tasarlamıştır. Özne, yaratılan veya tasarlanan şeydir; tasarımcıların adını vermek gerekmez. Bu amaç ifadesinin içinde be able to override, tasarımın sağlaması amaçlanan yeteneği anlatır. Be able to burada gelecek zaman biçimi değildir ve cümle, geçersiz kılma eyleminin gerçekten gerçekleştiğini kanıtlamak yerine amaçlanan kapasiteyi açıklar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayıp amaçlanan bir yeteneği vurgulamak için “was designed to be able to” yapısını kullanın: The backup system ____ take control if the main system failed.

Cevabı göster

was designed to be able to

Kelime

the will of the people: kolektif bir siyasi seçim

Bu resmî ifadede will, ortak bir istek, niyet veya seçim anlamına gelen bir isimdir. the will of the people, çoğunlukla oy verme ya da kamusal onay yoluyla ortaya konan, halkın topluca ne istediğini ifade eder. Burada override the will of the people, seçmenlerin ortaya koyduğu seçime karşı hareket etmek veya bu seçimi geçersiz kılmak demektir. İfade, halkı kolektif bir siyasi yapı olarak sunar; her bireyin aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede the will of the people ne anlama gelir? The new law ignored the will of the people.

  1. Bir kişinin ölümünden sonraki isteklerini belirten yasal belge
  2. Halkın kolektif seçimi
  3. Gelecekle ilgili bir tahmin
Cevabı göster

Halkın kolektif seçimi

or its own election process

3:42

veya kendi seçim sürecini geçersiz kılabilecek şekilde tasarlandı;

anytime enough of a small number of unknown,

3:45

ne zaman ki az sayıda, tanınmayan,

unelected political party insiders

3:49

seçilmemiş siyasi parti içindeki kişiler

don't like the result they got.

3:52

aldıkları sonucu beğenmezlerse.

If you're in favor of the Electoral College,

3:54

Eğer Seçiciler Kurulunu destekliyorsanız,

you have to accept that by its own rules,

3:57

kendi kurallarına göre,

it can take away your victory

4:00

zaferinizi elinizden alabileceğini kabul etmelisiniz,

under the guise of protecting you from yourself. Kalıp ifadeler

4:03

sizi kendinizden koruma kisvesi altında.

Kalıp ifadeler

under the guise of: örtü olarak kullanılan saygın bir gerekçe

Under the guise of X, konuşanın gerçek nedenin veya etkinin farklı olduğuna inanmasına rağmen X'i saygın ya da kabul edilebilir bir açıklama olarak sunmak demektir. Bir şeyin nasıl yapıldığını tarafsız biçimde anlatmaz; kuşku ve eleştiri bildirir. Örnekte seçmenleri kendilerinden korumak, öne sürülen gerekçedir. İfade, konuşanın bu korumayı bir zaferi elinden almak için kullanılan örtü olarak gördüğünü gösterir. of sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır: under the guise of safety; under the guise of protecting jobs.

Alıştırma

Hangi cümle, saygın görünen bir nedenin farklı bir amacı gizlemek için kullanıldığını açıkça ima eder?

  1. They restricted access to the records by means of a new password system.
  2. They restricted access to the records under the guise of protecting privacy.
  3. They restricted access to the records after explaining the privacy rules.
Cevabı göster

They restricted access to the records under the guise of protecting privacy.

This has never happened in American history,

4:07

Bu, Amerikan tarihinde hiç yaşanmadı,

nor should it. Dilbilgisi

4:09

yaşanmamalı da.

Dilbilgisi

nor should it. — Olumsuz bağlantı ve devrik yapı

Nor, önceki olumsuz ifadeye bağlanıp ikinci bir olumsuz yargı ekler. Burada ve bunun da gerçekleşmemesi gerekir anlamındadır. Should, özne it'ten önce gelerek nor + should + özne biçiminde bir devrik yapı oluşturur. It, az önce sözü edilen olayı gösterir; cümle böylece olayın hiç gerçekleşmediği bilgisinden gerçekleşmemesi gerektiği yargısına geçer.

Alıştırma

Önceki olumsuz ifadeye ikinci bir olumsuz nokta eklemek için nor should it ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The agency always follows safety warnings, nor should it.
  2. The agency has never ignored safety warnings, nor it should.
  3. The agency has never ignored safety warnings, nor should it.
Cevabı göster

The agency has never ignored safety warnings, nor should it.

But it is crazy to leave in place Kalıp ifadeler

4:10

Ancak, yürürlükte bırakmak deliliktir

for future elections a system

4:13

gelecekteki seçimler için;

that benefits no citizens and protects no states.

4:15

hiçbir vatandaşa fayda sağlamayan ve hiçbir eyaleti korumayan bir sistemi.

Kalıp ifadeler

leave in place — Mevcut bir sistemi değiştirmeden sürdürmek

Leave something in place, bir şeyi kaldırmak, değiştirmek veya yerine başka bir şey koymak yerine mevcut konumunda ya da durumunda bırakmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne a system olduğu için konuşmacı, bu sistemi gelecekteki seçimler için sürdürme kararını eleştiriyor. Buradaki place sabit ifadenin bir parçasıdır ve mutlaka fiziksel bir yeri göstermez. Uzun nesne for future elections ifadesinden sonra gelir; daha temel söz dizimi leave a system that benefits no citizens and protects no states in place for future elections şeklinde düşünülebilir.

Alıştırma

Komite mevcut kuralları değiştirmemeye karar verdiğinde, aşağıdaki cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? The committee decided to ___ the current safety rules until the review was finished.

  1. leave behind
  2. leave in place
  3. put in place
Cevabı göster

leave in place

It's time to get rid of the Electoral College Notlar

4:20

Seçiciler Kurulundan kurtulmanın

Dilbilgisi

It's time to + fiilin yalın hâli

It's time to + fiilin yalın hâli, konuşanın bir eylemin artık yapılması gerektiğini düşündüğünü belirtir. Burada Seçiciler Kurulu'nun kaldırılması yönünde bir çağrı başlatır; planlanmış bir saati bildirmez. Bu yapıda it biçimsel öznedir ve to'dan sonra fiilin yalın hâli gelir: It's time to act.

Alıştırma

Cümleyi It's time to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: ____ review the rule.

Cevabı göster

It's time to

Öbek fiiller

get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak

Get rid of, istenmeyen bir şeyi artık bulunmayacak veya kullanılmayacak şekilde ortadan kaldırmak demektir. Nesnesi the Electoral College olduğunda ifade, kurumu yalnızca değiştirmeyi ya da yönetmeyi değil, kaldırmayı savunur. Tam kalıp get rid of + isim veya zamirdir. Of zorunludur: get rid of the rule; get rid of it.

Alıştırma

Cümleyi get rid of ile tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the move.

Cevabı göster

get rid of

and have a real discussion about

4:23

ve hakkında gerçek bir tartışma yapmanın zamanı geldi

what a modern government and election system Dilbilgisi

4:25

modern bir hükümetin ve seçim sisteminin

should look like.

4:28

nasıl görünmesi gerektiği hakkında.

Dilbilgisi

Gömülü soruda what ... should look like sözcük dizimi

“what a modern government and election system should look like”, “about”tan sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Tartışmanın konusunu, yani modern bir hükûmet ve seçim sisteminin ideal biçimini veya tasarımını belirtir. Buradaki “look like” yalnızca görsel görünümü değil, sistemin nasıl düzenleneceğini anlatır. Soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için düz cümle dizilimi kullanılır: “what + özne + should + look like.” Doğrudan soru ise “What should a modern government and election system look like?” olurdu.

Alıştırma

Cümleyi gömülü bir soruyla tamamlayın. Şu sözcükleri doğru sıraya koyun: what / the new community centre / should / look like. We need to discuss ____.

Cevabı göster

what the new community centre should look like