Re: Seçici Kurulun Sorunu – Şehirler, Metropol Alanları, Seçimler ve Amerika Birleşik Devletleri: İngilizce çalışma notları
CGP Grey
Video özeti: Konuşmacı Seçiciler Kurulu savındaki kent-metropol sınırı hatasını düzeltiyor ve sistemin çok sayıda eyaleti temsil ettiği ya da küçük eyaletleri koruduğu iddiasını inceliyor. İngilizce öğrenme noktaları: 1. "was wrong to use" ve "rather than" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: yanlış seçimi kabul edip savı gözden geçirirken daha iyi seçenekle karşılaştırın. 2. "gets at" — Öbek fiiller: fiziksel hareket değil, “sorunun özünü açığa çıkarmak” anlamını kanıtları anlatırken kullanın. 3. "Electoral College votes" ve "aren't really votes, but are individual members of the political parties" — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: oy toplamlarını resmî oy kullanan seçicilerden ayırın.
Bu derste
In my Trouble with the Electoral College video from 2011,
0:052011 yılındaki Seçiciler Kurulunun Sorunu videumda,
I was wrong to use the city limits for that part of the argument Dilbilgisi
0:09argümanın o kısmı için şehir sınırlarını kullanmakla hatalıydım,
was wrong to use ... rather than ile yanlış bir seçimi kabul etme
Was wrong to use, be wrong to + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Konuşanın geçmişe dönüp bir eylemin ya da seçimin yanlış veya uygunsuz olduğunu kabul etmesini sağlar. Wrong, şehir sınırlarını kullanma kararını değerlendirir; sınırın kendisinin olgusal olarak yanlış olduğu anlamına gelmez. Rather than, seçilmeyen alternatifi sunar. Burada şehir sınırlarını kullanmakla daha geniş metropol alanını kullanmak karşılaştırılır ve metropol alanı argümanın o kısmı için daha iyi bir temel olarak gösterilir.
Alıştırma
Yanlış bir seçimi kabul etmek ve daha iyi alternatifi belirtmek için cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın: I ____ the short survey ____ the full interview.
Cevabı göster
was wrong to use · rather than
The lawyerish nerd inside of me ifadesindeki iç kişilik metaforu
The lawyerish nerd inside of me, konuşanın kişiliğinin bir yönünü içindeki bir karakter gibi kişileştirir. Ayrıntılara odaklanan ve avukat gibi düşünen yanının, o noktanın teknik olarak doğru olduğunu hâlâ savunmak istediği anlamına gelir; konuşanın avukat olduğunu veya içinde gerçekten başka bir insan bulunduğunu söylemez. Lawyerish, özellikle kesin tanımlara önem verme bakımından biraz avukat gibi anlamına gelen esprili ve gündelik bir sıfattır. Nerd burada kişinin kendisiyle alay etmesidir; bu yüzden bütün ifade anlaşmazlığı yumuşatır ve mizah katar.
Alıştırma
Bu cümlede The lawyerish nerd inside of me ne anlama geliyor?
- Konuşanın avukat olarak çalıştığının kanıtı
- Konuşanın kişiliğindeki avukat gibi düşünen ve ayrıntılara odaklanan yan
- Konuşanın içinde gerçekten bulunan başka bir insan
Cevabı göster
Konuşanın kişiliğindeki avukat gibi düşünen ve ayrıntılara odaklanan yan
“technically correct”: dar bir kurala göre doğru
Technically correct ifadesi, bir şeyin katı bir tanıma, kurala veya dar bir yoruma göre doğru olduğu anlamına gelir. Buradaki technically, “kesin ifadeyle” demektir; “teknolojik bir şekilde” demek değildir. Bu ifade çoğu zaman bir çekince belirtir: ayrıntı doğru olabilir, ancak daha geniş iddia, pratik sonuç veya ana fikir yine de zayıf kalabilir. Bu nedenle bir şeye technically correct demek her zaman tamamen katılmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum technically correct tanımına en iyi uyar?
- Bir cevap bilgisayar teknolojisiyle ilgilidir.
- Bir cevap kurala göre tamamen yanlıştır.
- Bir cevap kurala tam olarak uyar, ancak pratik noktayı kaçırır.
Cevabı göster
Bir cevap kurala tam olarak uyar, ancak pratik noktayı kaçırır.
because the metro areas are often vague and absurdly large.
0:21çünkü metropol alanları genellikle belirsiz ve saçma derecede büyüktür.
The New York metro area is 6,700 plus square miles
0:25New York metropol alanı 6.700 mil kareden fazladır
had nothing to do with New York City proper. Notlar
0:35asıl New York şehriyle hiçbir ilgisi yokmuş gibi görünüyordu.
“grew up”: çocukluğu bir yerde geçirmek
Grew up içindeki grow up, çocukluğu belirli bir yerde geçirip büyümek demektir. Yetişkin konuşmacının oraya sonradan taşındığı anlamına gelmez. From where I partly grew up yapısında where zaten yeri bildirdiği için grew up sonrasında in kullanılmaz. Partly, konuşmacının çocukluğunun yalnızca bir bölümünü o yerde geçirdiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “çocukluğunu orada geçirdi” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Maya was born in Toronto, but she spent most of her childhood in Vancouver. She ____ in Vancouver.
Cevabı göster
grew up
have nothing to do with: hiçbir ilgisi olmamak
Bu cümlede had nothing to do with, “bağlantısı yoktu” veya “kendini yakın biçimde onunla özdeşleştirmiyordu” anlamına gelir. Konuşmacı, o bölgenin büyük kısmının New York şehrinin kendisinden ayrı hissettirdiğini söylüyor. Kalıp have + nothing + to do with + isim, zamir veya konu şeklindedir. Burada do bir işi yapmak anlamına gelmez; ifadenin tamamı ilgili bir bağlantının bulunmadığını belirtir. Have fiilini özneye ve zamana göre değiştirin: has nothing to do with, had nothing to do with.
Alıştırma
Cümleyi dersteki kalıpla tamamlayın. Özneyle uyumlu biçimi kullanın: The color of the folder ____ the quality of the report.
Cevabı göster
has nothing to do with
New York City proper: isimden sonra kullanılan proper
New York City proper, daha geniş metropol alanını değil, New York şehrinin kesin şehir sınırları içindeki kısmını ifade eder. Burada proper yer adından sonra gelir ve göndermeyi resmî veya kesin biçimde tanımlanan oluşumun kendisiyle sınırlar. Bu sonradan gelen kullanım city, town, island gibi sözcüklerden veya belirli bir yer adından sonra sıkça görülür. “Uygun” ya da “terbiyeli” anlamına gelmez; oluşumu dar anlamıyla belirtir.
Alıştırma
Bir müze resmî şehir sınırlarının içinde fakat merkezden uzaktadır. Bu resmî sınırlar içindeki tüm alanı hangi ifade anlatır?
- the metropolitan area
- the city centre
- the city proper
Cevabı göster
the city proper
in retrospect: geçmişteki bir kararı sonradan değerlendirmek
In retrospect, geçmişteki bir duruma şimdi sahip olunan bilgilerle geri dönüp bakarak değerlendirme yapmak anlamına gelir. Yalnızca hatırlamayı değil, sonradan yapılan bir değerlendirmeyi ifade eder. Bu cümlede, konuşanın önceki seçimin yanlış olduğuna dair sonradan vardığı yargıyı çerçeveler. Geçmişteki bir yargıyı düşünceli ve ölçülü bir tonla düzeltmek veya kabul etmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Geçmişteki bir kararın sonradan değerlendirildiğini göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? ____, I should have saved a copy before editing the file.
- At first
- From memory
- In retrospect
Cevabı göster
In retrospect
In addition to being: bir noktadan önce başka bir nokta eklemek
In addition to, “-e ek olarak” anlamına gelir ve ardından isim, zamir ya da -ing biçimi gelir. Buradaki to, mastar işareti değil bir edattır; bu nedenle doğru biçim being olur. Baştaki ifade bir eleştiri ekler, ana cümle ise başka bir eleştiri sunar. Ana cümledeki also, argümanın birden fazla sorunu olduğunu ayrıca vurgular.
Alıştırma
In addition to ile başlayan hedef yapıyı kullanın: ____ lightweight, this laptop has a long battery life.
Cevabı göster
In addition to being
address the concerns: endişeleri ele almak
Bu cümlede address the concerns, haritanın gösterdiği endişeleri veya sorunları doğrudan ele almak anlamına gelir. Buradaki address resmî bir fiildir; posta adresi anlamına gelmez. Bir endişeyi ele almak, ona yanıt vermeyi, onu araştırmayı veya onunla ilgili harekete geçmeyi içerebilir. İfade tek başına endişenin tamamen giderildiğini söylemez.
Alıştırma
Örnekteki address the concerns ifadesini en iyi hangi seçenek açıklar?
- Her endişenin tamamen çözüldüğünü kanıtlar.
- Haritanın ortaya koyduğu endişeleri doğrudan ele alır.
- Endişelere bir posta veya e-posta adresi verir.
Cevabı göster
Haritanın ortaya koyduğu endişeleri doğrudan ele alır.
Half the population does live in the gray counties. Dilbilgisi
0:55Nüfusun yarısı gerçekten de gri ilçelerde yaşıyor.
Vurgulu does live
Bu olumlu cümlede does vurgu ekler: söylenen gerçek gerçekten doğrudur veya konuşmacı şüpheye ya da karşıtlığa rağmen onu doğrulamaktadır. Düz biçim olan Half the population lives ... aynı düzeltici güç olmadan yalnızca gerçeği bildirir. Vurgulu does sonrasında lives değil, fiilin yalın biçimi live kullanılır: does live. Bu, olumlu cümlede kullanılan vurgulu do yapısıdır: do/does/did + fiilin yalın biçimi.
Alıştırma
Şüphe edilen gerçeği doğrulamak için cümleyi vurgulu do ile tamamlayın: “Some people think Maya never calls, but she ____ every Sunday.”
Cevabı göster
does call
Argümanı ilerleten more than that
Burada more than that miktarları karşılaştırmaz. That, hemen önce belirtilen gerçeğe gönderme yapar; ifadenin tamamı ‘mesele bunun da ötesine geçiyor’ veya ‘daha da önemlisi’ anlamına gelir. Argümanda bir sonraki aşamaya geçildiğini gösterir: önce önceki gerçek kabul edilir, ardından daha geniş veya derin bir iddia sunulur. Sonraki cümlenin ya da yan cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede more than that, bir noktadan daha derin bir iddiaya geçmek için kullanılmıştır?
- The repair was delayed instead of that.
- The repair is cheaper. More than that, it will make the machine safer.
- The repair costs more than that amount.
Cevabı göster
The repair is cheaper. More than that, it will make the machine safer.
gets at: bir meselenin özünü ortaya koymak
Bu cümlede gets at, ‘bir şeyin temel noktasına ulaşmak veya onu ortaya çıkarmak’ anlamına gelir. Soyut nesne a fundamental division, haritanın fiziksel olarak bir şeye ulaşmadığını; daha derin bir toplumsal bölünmeyi görünür hâle getirdiğini gösterir. Bir kanıt, soru, görüntü veya açıklama bir konunun ardında gerçekten ne olduğunu yakaladığında get at + soyut fikir yapısını kullanın. The map üçüncü tekil şahıs bir özne olduğu için gets gerekir.
Alıştırma
Bir rapor, bir sorunun altında yatan nedeni ortaya çıkarıyor. Bu anlamı en iyi hangi cümle ifade eder?
- The report gets around the problem by changing the subject.
- The report gets at the underlying cause of the problem.
- The report gets to the main office before noon.
Cevabı göster
The report gets at the underlying cause of the problem.
a higher and higher percentage of the country Dilbilgisi
1:10ülkenin giderek daha yüksek bir yüzdesi
If trends continue, ... will ... ile koşullu gelecek tahmini
“If trends continue”, ana cümledeki tahmin için bir koşul belirler. Sonucun yalnızca şu anda görülen eğilim devam ederse beklendiğini anlatır; eğilimin kesinlikle devam edeceğini söylemez. Geleceğe yönelik bu gerçek koşul yapısında, if yan cümlesinde geniş zaman, sonuç cümlesinde ise will kullanılır: If + geniş zaman, ... will + fiilin yalın hâli. Normalde if yan cümlesinde will kullanılmaz.
Alıştırma
Bir koşula bağlı gerçekçi gelecek tahminini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- If the current pattern will continue, costs rise.
- If the current pattern continued, costs will rise.
- If the current pattern continues, costs will rise.
Cevabı göster
If the current pattern continues, costs will rise.
higher and higher ile sürekli değişim
“Higher and higher”, karşılaştırma biçimini and ile tekrarlayarak kademeli ve sürekli bir değişimi gösterir. Burada, kentsel alanlarda yaşayan insanların yüzdesinin zaman içinde sürekli arttığı anlamına gelir. comparative + and + comparative kalıbı, iki sabit şeyi yalnızca karşılaştırmak yerine bir ölçek üzerindeki sürekli hareketi gösterir. faster and faster veya smaller and smaller örneklerinde olduğu gibi artışı ya da azalışı anlatabilir.
Alıştırma
Sürekli bir değişimi göstermek için karşılaştırma biçimini tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: As the storm approached, the wind grew stronger ____.
Cevabı göster
and stronger
Which if you're in favor of the Electoral College, Kalıp ifadeler
1:21Hangi ki, eğer Seçiciler Kurulunu destekliyorsanız,
In favor of: destek belirtmek
In favor of, bir şeyi “desteklemek” veya “onaylamak” anlamına gelir. Burada Seçiciler Kurulu'na yönelik olumlu bir tutumu anlatır. Yaygın kalıp be in favor of + isim ya da -ing biçimidir: They are in favor of the plan; She is in favor of waiting. Bu kalıplaşmış ifadede favor bir isimdir; bu nedenle hem in hem de of yapının parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “desteklemek” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: The council members are ____ the new safety rule.
Cevabı göster
in favor of
Now this is where we must discuss the idea Anlatım akışı
1:27İşte tam burada şu fikri tartışmalıyız
Now this is where we must discuss: önemli bir geçişi belirtmek
Now this is where we must discuss ... bir geçiş kalıbıdır. Now bir değişimi işaret eder; this is where ise tartışmayı fiziksel bir yere değil, önemli bir aşamaya ulaşmış gibi sunar. We must discuss, dinleyiciye sıradaki konunun ele alınmasının gerekli olduğunu bildirir. Ardından the idea that ... bu konunun ne olduğunu belirtir. Bu kalıp, önceki arka plan bilgisinden argümanın temel iddiasına geçmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir sunumda “Now this is where we must discuss the costs” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Argümanın ele alınması gereken bir bölümüne geçişi işaret eder.
- Bir tartışmanın fiziksel olarak nerede yapıldığını sorar.
- Maliyetlerin zaten tamamen açıklandığını söyler.
Cevabı göster
Argümanın ele alınması gereken bir bölümüne geçişi işaret eder.
but as urbanization and the politics it creates continues,
1:40ama kentleşme ve yarattığı siyaset devam ettikçe,
may seem unlikely ... becomes increasingly likely: ilk izlenimden artan olasılığa
Cümle önce “may seem unlikely” ifadesiyle dinleyicinin ilk izlenimini kabul eder, ancak bu izlenimi nihai sonuç olarak benimsemez. but sonrasındaki “becomes increasingly likely” değişen bir eğilimi gösterir: belirtilen süreç devam ettikçe olasılık artar. İki bölüm farklı bakış açılarına veya aşamalara gönderme yaptığı için bir çelişki değil, düşünsel bir tersine dönüş oluşturur.
Alıştırma
Hangi cümle, ilk izlenim ile karşıt sonucu daha olası hâle getiren bir eğilimi en iyi biçimde karşılaştırıyor?
- Success seems likely because several towns have already joined the project.
- Success was unlikely, so the project ended before any towns could join.
- Success may seem unlikely at first, but as more towns join the project, it becomes increasingly likely.
Cevabı göster
Success may seem unlikely at first, but as more towns join the project, it becomes increasingly likely.
or even geographically diverse states.
1:49veya hatta coğrafi olarak çeşitli eyaletlerle kazanmasını sağlamıyor.
should the president ... or should the president ... is a question: önce soru, ardından değerlendirme yapısı
Konuşmacı önce iki bağlantılı seçeneği doğrudan soru sırasıyla dile getirir—should the president ... or should the president ...—ve ardından tüm soruyu “is a question without an answer” sözleriyle değerlendirir. Bu, konuşma diline özgü gevşek bir düzenlemedir: tonlama, dinleyicilerin önceki sorunun tamamını is fiilinin öznesine benzeyen bir konu olarak anlamasını sağlar. Özenli yazıda cümle, whether ve yan cümle içinde bildirme sırası kullanılarak “Whether the president should represent the people or the states is a question without an answer” biçiminde yeniden kurulur.
Alıştırma
Seçenekli sorunun tamamı daha büyük bir ifadenin öznesi olduğunda en açık resmî biçim hangisidir?
- Should the mayor fund the library or the sports centre is still unresolved.
- Whether should the mayor fund the library or the sports centre is still unresolved.
- Whether the mayor should fund the library or the sports centre is still unresolved.
Cevabı göster
Whether the mayor should fund the library or the sports centre is still unresolved.
moves power up to the federal level ... moves power down to the states: yetki düzeylerini anlatan yön benzetmesi
Burada up ve down, bir sistemdeki düzeyleri anlatan mekânsal benzetmelerdir. Moves power up to the federal level, yetkinin federal hükûmette daha fazla merkezileşmesi anlamına gelir; moves power down to the states ise yetkinin eyalet yönetimlerine verilmesi veya devredilmesi demektir. Bu kelimeler fiziksel bir hareketi anlatmaz ve seçeneklerden birinin daha iyi olduğunu söylemez. Tekrarlanan moves power + yön + to + düzey veya kurum yapısı paralel bir karşıtlık oluşturur. Böylece zıt yönlerdeki iki yetki aktarımı kolayca karşılaştırılır.
Alıştırma
Cümlede up ve down neyi anlatıyor?
- Federal yetkinin iyi, eyalet yetkisinin kötü olduğu yargısı.
- Federal ve eyalet yönetimi binalarının fiziksel konumu.
- Yetkinin yönetimin daha yüksek ve daha düşük düzeyleri arasında aktarılması.
Cevabı göster
Yetkinin yönetimin daha yüksek ve daha düşük düzeyleri arasında aktarılması.
and the difference in her geographies,
2:10ve coğrafyalarındaki farklılıklar göz önüne alındığında,
less divisive solution to the problem of governance.
2:16yönetim problemine karşı daha az kutuplaştırıcı bir çözüm olduğuna inanmak makuldür.
But the Electoral College does nothing to help that.
2:19Ama Seçiciler Kurulu buna yardımcı olmak için hiçbir şey yapmaz.
but the Electoral College doesn't ensure that outcome.
2:27ama Seçiciler Kurulu bu sonucu garanti etmez.
Cram everyone into California ...: varsayımsal bir emir yapısı
Baştaki Cram everyone into California ... emir cümlesi gerçek bir talimat değildir. Dinleyiciden kasıtlı olarak aşırı bir nüfus dağılımı hayal etmesini ister: neredeyse herkes Kaliforniya'da, diğer eyaletlerin her birinde ise yalnızca bir kişi vardır. Önce bu varsayımsal durum verilir, ardından gelen bölümde Seçiciler Kurulu kurallarına göre oluşacak sonuç açıklanır. Emir biçimi, deneme durumunu daha canlı hâle getirir ve konuşmacının kuralı aşırı koşullarda sınamasına yardımcı olur.
Alıştırma
Konuşmacı Cram everyone into California ... ifadesiyle ne yapıyor?
- Daha önce gerçekleşmiş bir nüfus hareketini anlatmak.
- Nüfusu taşımak için ciddi bir talimat vermek.
- Dinleyicilerden bir kuralı sınayan aşırı bir durumu hayal etmelerini istemek.
Cevabı göster
Dinleyicilerden bir kuralı sınayan aşırı bir durumu hayal etmelerini istemek.
“California alone, she decides.”: Bir yeri she ile kişileştirmek
“California alone, she decides.” ifadesindeki she bir kadına değil, California'ya gönderme yapar. Konuşmacı eyaleti kişileştirerek onu son kararı verebilen bir insan gibi sunar. Bu söz sanatı, eyaletin seçim gücünü karar alan canlı bir aktör gibi gösterir. Alone, varsayılan nüfus dağılımında Kaliforniya'nın sonucu tek başına belirleyecek kadar ağırlığı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Örnekte she kime ya da neye gönderme yapıyor?
- Kaliforniya'daki belirli bir kadın
- Karar verici olarak kişileştirilen Kaliforniya eyaleti
- Başka bir eyalette bırakılan bir seçmen
Cevabı göster
Karar verici olarak kişileştirilen Kaliforniya eyaleti
must win a majority of the states,
2:41çoğunluğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistemimiz olabilirdi,
which is what some think the Electoral College is, Dilbilgisi
2:43bazıları Seçiciler Kurulunun bu olduğunu düşünür,
“which is what some think ... is, but it isn't”: Gönderme yapmak ve düzeltmek
Which, daha önce önerilen sisteme, yani başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu sisteme gönderme yapar. What burada soru sözcüğü değildir. “The thing that” anlamında “... olan şey” demektir ve bazı kişilerin Seçiciler Kuruluna yanlışlıkla yüklediği tanımı başlatır. but it isn't bölümünde it, Electoral College'a gönderme yapar; isn't sonrasında ise zaten anlaşılan “o tür bir sistem değil” tamamlayıcısı söylenmez. Bu kalıp, bir görüşü aktarıp ardından tüm açıklamayı tekrarlamadan düzeltmeyi sağlar.
Alıştırma
Örnekte sondaki “it isn't” ne anlama geliyor?
- Önerilen sistemde hiçbir eyalet yoktur.
- Bazı insanlar Seçiciler Kurulunu düşünmez.
- Seçiciler Kurulu, başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistem değildir.
Cevabı göster
Seçiciler Kurulu, başkanın eyaletlerin çoğunu kazanmak zorunda olduğu bir sistem değildir.
The election only happens to make it look that way. Dilbilgisi
2:47Sadece seçimler tesadüfen öyle görünmesini sağlar.
only happens to make it look that way: amaç değil tesadüf
happen to + fiil yapısında happen, “bir şeyin meydana gelmesi ve ardından bir eylem yapılması” demek değildir. Bu yapı, öznenin sonraki eylemi tesadüfen yaptığını veya bunun yan bir sonuç olduğunu anlatır. Only iddiayı sınırlar: seçim yalnızca bu izlenimi yaratır; bunu yapmak üzere tasarlandığı anlamına gelmez. Make it look that way, “durumun daha önce anlatıldığı gibi görünmesini sağlamak” demektir. Görünüş ile gerçeği ayırır: sonuç bir kuralın kanıtı gibi görünebilir, ancak o kuralın gerçekten var olduğunu göstermez.
Alıştırma
Cümleyi “durumun tesadüfen öyle görünmesini sağlar” anlamındaki dört kelimelik yapıyla tamamlayın: The timing only ____ look intentional.
Cevabı göster
happens to make it
The protection of the Electoral College is only an illusion.
2:51Seçiciler Kurulunun koruması sadece bir yanılsamadır.
Even if you still like the Electoral College though, Dilbilgisi
2:55Seçiciler Kurulunu hala seviyor olsanız bile,
Even if ... though: karşıtlıktan önce ödün verme
Even if, olası bir koşula dayanan ödünlemeyi başlatır: konuşmacı “Seçiciler Kurulunu hâlâ seviyorsunuz” olasılığını geçici olarak kabul eder, ancak bunun gerçekten doğru olduğunu söylemez. Ana iddia, bu koşul altında da geçerliliğini koruyan bir iddia olarak sunulur. Though burada konuşma diline özgü bir karşıtlık işaretidir. Ödün verilen düşünceden sonra ve ana cümleden önce gelerek konuşmacının sonucuna dönüşü belirtir: sistemi sevmek, küçük eyaletleri koruduğu iddiasını geçerli kılmaz.
Alıştırma
Hangi yeniden ifade, örnekteki ödünlemeyi ve ana düşünceyi en iyi biçimde korur?
- Seçiciler Kurulunu kesinlikle destekliyorsunuz ve kurul da küçük eyaletleri kesinlikle koruyor.
- Seçiciler Kurulunu hâlâ destekliyor olabilirsiniz, ancak kurul yine de küçük eyaletleri korumuyor.
- Seçiciler Kuruluna verdiğiniz destek, kurulun küçük eyaletleri korumasını sağlıyor.
Cevabı göster
Seçiciler Kurulunu hâlâ destekliyor olabilirsiniz, ancak kurul yine de küçük eyaletleri korumuyor.
still comes with the most bitter of anti-republic pills. Deyimler
3:01cumhuriyet karşıtı hapların en acısını beraberinde getirir.
cumhuriyet ilkelerine aykırı en acı hapı beraberinde getiriyor
Bu cümlede comes with, “beraberinde bir sonuç olarak getirir” anlamındadır. still, bir kişinin Seçiciler Kurulunu desteklemek için nedenleri olsa bile bu sorunun devam ettiğini vurgular. bitter pill, kabul edilmesi çok zor olan bir gerçeği, sonucu veya bedeli anlatan bir mecazdır. the most bitter of anti-republic pills bu imgeyi güçlendirir: konuşmacı, seçmenlerin görünürdeki tercihini geçersiz kılabildiği için bu beraberindeki sonucu cumhuriyet yönetimine ciddi biçimde aykırı görür.
Alıştırma
Burada still comes with the most bitter of anti-republic pills ne anlama geliyor?
- Sistem hâlâ konuşmacının cumhuriyet yönetimine aykırı gördüğü, son derece istenmeyen bir sonucu beraberinde getiriyor.
- Sistem, cumhuriyet yönetimiyle çatışabilecek her sonucu ortadan kaldırıyor.
- Sistem hâlâ tadı son derece acı olan bir ilaç sağlıyor.
Cevabı göster
Sistem hâlâ konuşmacının cumhuriyet yönetimine aykırı gördüğü, son derece istenmeyen bir sonucu beraberinde getiriyor.
your victory can be taken away from you in December. Öbek fiiller
3:08zaferiniz Aralık ayında elinizden alınabilir.
be taken away from: birinin elinden alınmak
Edilgen yapı something + be taken away from + someone şeklindedir. Başka bir kişi, kural veya olay bir şeyi ortadan kaldırdığı için kişinin onu kaybetmesi anlamına gelir. Burada your victory kaybedilen şeyi, you ise onu kaybeden kişiyi gösterir. Etken yapı someone/something takes something away from someone şeklindedir. away, take away öbek fiilinin bir parçasıdır; from ise bir şeyden yoksun bırakılan kişiyi tanıtır.
Alıştırma
Cümleyi take something away from someone yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: The school found false information in Maya’s application, so her scholarship could ____ her.
Cevabı göster
be taken away from
but are individual members of the political parties
3:16Aralık ayında başkanlık için gerçek oylamayı yapan
Electoral College votes: seçicileri temsil eden bir sayı
Burada Electoral College votes önce bir eyalete ayrılan sayıyı ifade eder. Konuşmacı daha sonra bu kullanışlı sayıdan onun arkasındaki kişilere, yani seçicilere geçer. Bu seçiciler genellikle partilerin sunduğu listelerden seçilir ve daha sonra başkanlık için resmî oyları kullanmak üzere toplanır. Bu, ad aktarmasına dayalı bir kısaltmadır. Seçim haberlerinde electoral votes çoğu zaman sayılar olarak verilir; ancak sonraki oy verme adımını electors denilen kişiler gerçekleştirir. Cümleyi, bir sayının kelimenin gerçek anlamıyla parti üyesine dönüştüğü şeklinde anlamayın.
Alıştırma
Örnekte Electoral College votes nasıl anlaşılmalıdır?
- Kongre üyelerinin siyasi partiler içinde yaptığı oylamalar
- Vatandaşların başkan için daha önce doğrudan kullandığı sıradan oy pusulaları
- Eyalete ayrılan seçici kontenjanları ve kısaca bu yerleri doldurmak üzere atanan kişiler
Cevabı göster
Eyalete ayrılan seçici kontenjanları ve kısaca bu yerleri doldurmak üzere atanan kişiler
to cast a vote on their behalf: onlar adına resmî olarak oy kullanmak
Cast a vote, 'oy vermek veya bir oyu kayda geçirmek' anlamına gelen kalıplaşmış ve oldukça resmî bir eşdizimdir. Burada cast fiziksel olarak bir şey fırlatmak anlamına gelmez. On their behalf, 'onların temsilcisi olarak' demektir. Their, the citizens ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla mastar öbeği seçicilerin ne yapmasının beklendiğini, yani temsil ettikleri vatandaşlar adına resmî olarak oy kullanmalarını anlatır.
Alıştırma
Cümleyi cast a vote ve on behalf of kullanarak tamamlayın: At the annual meeting, Priya was authorized ____ the absent director.
Cevabı göster
to cast a vote on behalf of
are free to vote for whoever they want: istedikleri kişiye oy verme özgürlüğü
Bu cümlede are free to vote, “oy verme hakkına veya özgürlüğüne sahip olmak” anlamına gelir. Free burada bir şeyin ücretsiz olduğunu değil, kısıtlama olmadığını anlatır. Yapı be free to + fiilin yalın hâlidir. Whoever they want, “seçtikleri herhangi bir kişi” demektir. Whoever they want yan cümlesinin tamamı vote for içindeki for edatının nesnesidir; bu nedenle whoever, oyun verildiği kişiyi belirtir. Bu yapı, bir fiil veya edattan sonra kişi seçiminin kısıtlanmadığını ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayıp kısıtlanmamış bir seçim anlatmak için are free to, vote for ve whoever ifadelerini kullanın: The club members ____ they want.
Cevabı göster
are free to vote for whoever
The Electoral College was designed to be able to override the will of the people Notlar
3:37Seçiciler Kurulu, halkın iradesini
was designed to be able to override: geçersiz kılma yeteneğine sahip olacak şekilde tasarlanmış
Was designed to, bir şeyin amaçlanan işlevini edilgen yapıyla sunar: onu oluşturanlar bu işlev için tasarlamıştır. Özne, yaratılan veya tasarlanan şeydir; tasarımcıların adını vermek gerekmez. Bu amaç ifadesinin içinde be able to override, tasarımın sağlaması amaçlanan yeteneği anlatır. Be able to burada gelecek zaman biçimi değildir ve cümle, geçersiz kılma eyleminin gerçekten gerçekleştiğini kanıtlamak yerine amaçlanan kapasiteyi açıklar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayıp amaçlanan bir yeteneği vurgulamak için “was designed to be able to” yapısını kullanın: The backup system ____ take control if the main system failed.
Cevabı göster
was designed to be able to
the will of the people: kolektif bir siyasi seçim
Bu resmî ifadede will, ortak bir istek, niyet veya seçim anlamına gelen bir isimdir. the will of the people, çoğunlukla oy verme ya da kamusal onay yoluyla ortaya konan, halkın topluca ne istediğini ifade eder. Burada override the will of the people, seçmenlerin ortaya koyduğu seçime karşı hareket etmek veya bu seçimi geçersiz kılmak demektir. İfade, halkı kolektif bir siyasi yapı olarak sunar; her bireyin aynı fikirde olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Aşağıdaki cümlede the will of the people ne anlama gelir? The new law ignored the will of the people.
- Bir kişinin ölümünden sonraki isteklerini belirten yasal belge
- Halkın kolektif seçimi
- Gelecekle ilgili bir tahmin
Cevabı göster
Halkın kolektif seçimi
under the guise of protecting you from yourself. Kalıp ifadeler
4:03sizi kendinizden koruma kisvesi altında.
under the guise of: örtü olarak kullanılan saygın bir gerekçe
Under the guise of X, konuşanın gerçek nedenin veya etkinin farklı olduğuna inanmasına rağmen X'i saygın ya da kabul edilebilir bir açıklama olarak sunmak demektir. Bir şeyin nasıl yapıldığını tarafsız biçimde anlatmaz; kuşku ve eleştiri bildirir. Örnekte seçmenleri kendilerinden korumak, öne sürülen gerekçedir. İfade, konuşanın bu korumayı bir zaferi elinden almak için kullanılan örtü olarak gördüğünü gösterir. of sonrasında bir isim öbeği veya -ing biçimi kullanılır: under the guise of safety; under the guise of protecting jobs.
Alıştırma
Hangi cümle, saygın görünen bir nedenin farklı bir amacı gizlemek için kullanıldığını açıkça ima eder?
- They restricted access to the records by means of a new password system.
- They restricted access to the records under the guise of protecting privacy.
- They restricted access to the records after explaining the privacy rules.
Cevabı göster
They restricted access to the records under the guise of protecting privacy.
nor should it. — Olumsuz bağlantı ve devrik yapı
Nor, önceki olumsuz ifadeye bağlanıp ikinci bir olumsuz yargı ekler. Burada ve bunun da gerçekleşmemesi gerekir anlamındadır. Should, özne it'ten önce gelerek nor + should + özne biçiminde bir devrik yapı oluşturur. It, az önce sözü edilen olayı gösterir; cümle böylece olayın hiç gerçekleşmediği bilgisinden gerçekleşmemesi gerektiği yargısına geçer.
Alıştırma
Önceki olumsuz ifadeye ikinci bir olumsuz nokta eklemek için nor should it ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The agency always follows safety warnings, nor should it.
- The agency has never ignored safety warnings, nor it should.
- The agency has never ignored safety warnings, nor should it.
Cevabı göster
The agency has never ignored safety warnings, nor should it.
that benefits no citizens and protects no states.
4:15hiçbir vatandaşa fayda sağlamayan ve hiçbir eyaleti korumayan bir sistemi.
leave in place — Mevcut bir sistemi değiştirmeden sürdürmek
Leave something in place, bir şeyi kaldırmak, değiştirmek veya yerine başka bir şey koymak yerine mevcut konumunda ya da durumunda bırakmak anlamına gelir. Bu cümlede nesne a system olduğu için konuşmacı, bu sistemi gelecekteki seçimler için sürdürme kararını eleştiriyor. Buradaki place sabit ifadenin bir parçasıdır ve mutlaka fiziksel bir yeri göstermez. Uzun nesne for future elections ifadesinden sonra gelir; daha temel söz dizimi leave a system that benefits no citizens and protects no states in place for future elections şeklinde düşünülebilir.
Alıştırma
Komite mevcut kuralları değiştirmemeye karar verdiğinde, aşağıdaki cümleyi en iyi tamamlayan ifade hangisidir? The committee decided to ___ the current safety rules until the review was finished.
- leave behind
- leave in place
- put in place
Cevabı göster
leave in place
It's time to + fiilin yalın hâli
It's time to + fiilin yalın hâli, konuşanın bir eylemin artık yapılması gerektiğini düşündüğünü belirtir. Burada Seçiciler Kurulu'nun kaldırılması yönünde bir çağrı başlatır; planlanmış bir saati bildirmez. Bu yapıda it biçimsel öznedir ve to'dan sonra fiilin yalın hâli gelir: It's time to act.
Alıştırma
Cümleyi It's time to + fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlayın: ____ review the rule.
Cevabı göster
It's time to
get rid of: istenmeyen bir şeyi ortadan kaldırmak
Get rid of, istenmeyen bir şeyi artık bulunmayacak veya kullanılmayacak şekilde ortadan kaldırmak demektir. Nesnesi the Electoral College olduğunda ifade, kurumu yalnızca değiştirmeyi ya da yönetmeyi değil, kaldırmayı savunur. Tam kalıp get rid of + isim veya zamirdir. Of zorunludur: get rid of the rule; get rid of it.
Alıştırma
Cümleyi get rid of ile tamamlayın: We need to ____ these broken chairs before the move.
Cevabı göster
get rid of
what a modern government and election system Dilbilgisi
4:25modern bir hükümetin ve seçim sisteminin
Gömülü soruda what ... should look like sözcük dizimi
“what a modern government and election system should look like”, “about”tan sonra gelen gömülü bir wh yan cümlesidir. Tartışmanın konusunu, yani modern bir hükûmet ve seçim sisteminin ideal biçimini veya tasarımını belirtir. Buradaki “look like” yalnızca görsel görünümü değil, sistemin nasıl düzenleneceğini anlatır. Soru daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için düz cümle dizilimi kullanılır: “what + özne + should + look like.” Doğrudan soru ise “What should a modern government and election system look like?” olurdu.
Alıştırma
Cümleyi gömülü bir soruyla tamamlayın. Şu sözcükleri doğru sıraya koyun: what / the new community centre / should / look like. We need to discuss ____.
Cevabı göster
what the new community centre should look like