Nükleer serpintiden sağ çıkabilir misiniz? - Brooke Buddemeier ve Jessica S. Wieder: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, bir nükleer patlamanın şok dalgası ve radyoaktif serpintiyi nasıl oluşturduğunu; sağlam bir binaya sığınmanın, 24 saat içeride kalmanın ve radyo duyurularını izlemenin maruziyeti neden azaltabileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. So what is this plan? And what exactly would it protect us from? — Söylem, anlatıcılık ve retorik: Art arda gelen iki sorunun açıklayıcı bir videoda hem ilgi çekici giriş hem de içerik haritası olarak kullanılmasını öğrenin. İlk soru anlatılacak güvenlik planını ortaya koyarken ikinci soru planın hangi tehlikeye karşı koruma sağladığını belirler; böylece dinleyici sonraki açıklamanın nasıl ilerleyeceğini öngörebilir. 2. radioactive particles called fallout. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: fallout sözcüğünü fall ve out parçalarından kelimesi kelimesine tahmin etmek yerine, nükleer patlama sonrasında oluşan radyoaktif parçacıkların özel adı olarak anlayın. Böylece bu maddenin nasıl yayıldığını, yüzeylerde biriktiğini, radyasyon yaydığını ve uzun süreli tehlike oluşturduğunu anlatan bölümleri takip edebilirsiniz. 3. listen in — Phrasal verb’ler: Bu phrasal verb’ü, özellikle yetkililer acil durum bilgisi verirken bir yayını açıp dinlemek veya takip etmek anlamında kullanmayı öğrenin. Burada yalnızca dikkatle dinlemek değil, acil durum görevlilerinin talimatlarını radyodan alarak sonraki en güvenli adımı belirlemek kastedilir.
Bu derste
The full scope of a nuclear detonation is almost unimaginable. Notlar
0:06Bir nükleer patlamanın tam boyutu neredeyse hayal bile edilemez.
the full scope of: tüm kapsam ve etki
The full scope of something, bir şeyin yalnızca en belirgin kısmını değil, bütün erişimini, ölçeğini, yönlerini ve etkilerini ifade eder. Bu cümlede yalnızca etkilenen fiziksel alanı değil, nükleer patlamanın genel ölçeğini ve sonuçlarını anlatır. the full scope of + isim kalıbı; bir sorun, olay veya projenin birlikte değerlendirilmesi gereken birçok boyutu olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Tüm yönler ve etkiler anlamını vermek için cümleyi full scope içeren ifadeyle tamamlayın: The audit revealed ____ the security problem.
Cevabı göster
the full scope of
nuclear detonation: nükleer patlama olayı için resmî bir terim
Nuclear detonation, bir nükleer aygıtın patlaması olayını ifade eder. Detonation, yalnızca sonrasında meydana gelen hasara değil, aygıtın infilak etmesi şeklindeki patlama olayına odaklanır. Bu ifade resmî ve teknik bir tınıya sahiptir; bu da cümlede nükleer etkilerin ciddi biçimde açıklanmasına uygundur.
Alıştırma
Nuclear detonation ifadesini en uygun biçimde kullanan cümle hangisidir?
- The emergency plan describes what to do after a nuclear detonation.
- The chef caused a nuclear detonation while opening a soda.
- The audience gave a nuclear detonation of applause.
Cevabı göster
The emergency plan describes what to do after a nuclear detonation.
Hopefully, no one will ever experience another of these catastrophic incidents, Ton ve niyet
0:11Umuyoruz ki hiç kimse bir daha bu feci olaylardan birini yaşamaz,
Hopefully, no one will ever experience: tüm cümleye yönelik bir dilek belirtmek
Burada Hopefully, ardından gelen cümlenin tamamıyla ilgili konuşmacının dileğini gösteren bir cümle zarfıdır. Birinin olayı umutlu bir biçimde yaşamasını anlatmaz. no one ... ever yapısı istenen sonucu güçlendirir: konuşmacı gelecekte hiçbir zaman hiç kimsenin böyle bir olay yaşamamasını ister. Bu giriş ayrıca ciddi bir çözüm konusuna geçmeden önce konuşmacının kaygısını gösterir.
Alıştırma
Örnekte Hopefully ne anlatıyor?
- Konuşmacı hiç kimsenin böyle bir olay yaşamamasını diliyor.
- Olayı yaşayan hiç kimse kendini umutlu hissetmezdi.
- Konuşmacı böyle olayların gerçekleşmesinin imkânsız olduğundan emin.
Cevabı göster
Konuşmacı hiç kimsenin böyle bir olay yaşamamasını diliyor.
but there is a scientifically supported plan of action Kalıp ifadeler
0:16ancak bilimsel olarak desteklenen bir eylem planı var ki
scientifically supported plan of action: kanıta dayalı, uygulanabilir adımlar
Scientifically supported, bilimsel araştırmaların veya kanıtların bir şeyi desteklediği anlamına gelir. Yalnızca bilim insanlarının planı beğendiği veya onayladığı anlamına gelmez. A plan of action, sadece bir fikir veya hedef değil, uygulanması amaçlanan düzenli bir adımlar bütünüdür. İfade bir bütün olarak hem kanıta dayalı oluşu hem de uygulanabilirliği vurgulanan pratik bir çözüm sunar. Güvenlik, tıp, araştırma veya kamu politikaları gibi alanlardaki resmî açıklamalara uygundur.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve uygulanabilir adımlar bütününü ifade eden üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The committee proposed a scientifically supported ____.
Cevabı göster
plan of action
hundreds of thousands of: yaklaşık ve çok büyük bir miktar
“Hundreds of thousands of”, yüz binler düzeyinde olup kesin olarak belirtilmeyen yaklaşık bir miktarı ifade eder. Bu cümlede planın tam bir sayı vermeden çok büyük sayıda hayat kurtarabileceğini gösterir. İfadenin tamamını tek bir miktar yapısı olarak düşünün: hundreds of thousands of + çoğul sayılabilen isim. Örneğin, hundreds of thousands of lives. Bu ifade “birkaç yüz artı birkaç bin” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi yüz binler düzeyinde belirsiz bir miktarı ifade eden, öğrendiğiniz dört sözcüklü yaklaşık miktar ifadesiyle tamamlayın: After the flood, ____ residents needed clean water.
Cevabı göster
hundreds of thousands of
So what is this plan? ...: soruları yol haritası olarak kullanmak
Bu iki soru, ardından gelen açıklama için bir yol haritası görevi görür. İlk soru planın içeriğini, ikinci soru ise planın insanları hangi tehlikeden koruyacağını konu olarak ortaya koyar. Konuşmacı yalnızca dinleyicilerden cevap istemez; onları sıradaki iki cevaba yönlendirir. So, soruları az önce sözü edilen plana bağlar. Exactly ise ikinci soruyu daraltarak belirli bir tehdidin tanımlanacağını gösterir. Bu soru çifti, genel bir iddiayı açık bir bilgi yapısına dönüştürür.
Alıştırma
Açıklayıcı bir içerikte bu iki sorunun temel söylem işlevi nedir? “So what is this plan? And what exactly would it protect us from?”
- Dinleyicilerden hemen farklı bir plan üretmelerini istemek
- Açıklamanın sırada cevaplayacağı iki konuyu önceden göstermek
- Konuşmacının hiçbir planın var olmadığına inandığını göstermek
Cevabı göster
Açıklamanın sırada cevaplayacağı iki konuyu önceden göstermek
To create their destructive blast: cümle başında To + fiil ile amaç belirtme
To create their destructive blast amaç bildiren bir mastar öbeğidir. “Yıkıcı patlama etkilerini yaratmak için” anlamına gelir ve yöntemi açıklayan ana cümleye hazırlık yapar. Cümle başındaki To + fiilin yalın hâli, hedefe ulaşmak için kullanılan eylem veya mekanizmadan önce amacı belirtebilir. Burada bir emir değildir.
Alıştırma
save fiilinden amaç öbeği oluşturarak cümleyi tamamlayın: ____ energy, the app dims the screen automatically.
Cevabı göster
To save
these weapons harness the power of nuclear fission, Kalıp ifadeler
0:32bu silahlar nükleer fisyonun gücünden yararlanır,
harness the power of: bir gücü kontrol edip kullanmak
Burada harness the power of nuclear fission, nükleer fisyonla açığa çıkan enerjiyi kontrol altına alıp belirli bir amaç için kullanmak anlamına gelir. Harness burada fiildir; atın üzerine takılan donanımı ifade eden isim değildir. harness the power of + isim kalıbı; enerjiyi, doğal bir gücü, teknolojiyi, veriyi veya bir yeteneği yönlendirilebilen güçlü bir kaynak olarak sunar. Kontrolü ve etkili kullanımı vurguladığı için use fiilinden daha özeldir.
Alıştırma
“Bir gücü kontrol edip kullanmak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Engineers are developing turbines to ____ ocean currents.
Cevabı göster
harness the power of
in which an atom's nucleus is split in two. Dilbilgisi
0:35ki burada bir atomun çekirdeği ikiye bölünür.
in which: bir sürecin içinde ne olduğunu açıklamak
Burada in which, nuclear fission hakkında ek bilgi veren bir ilgi tümceciği başlatır. “Bu sürecin içinde” anlamındadır: devamındaki tümcecik, fisyonun nerede olduğunu değil, fisyon sırasında ne olduğunu açıklar. Genellenebilir kalıp isim + in which + özne + fiil şeklindedir. process, situation veya system gibi bir terimin ardından, onun içinde ne olduğunu açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Tanımı, “bu sürecin içinde” anlamındaki resmî ifadeyle tamamlayın: Photosynthesis is a process ____ plants turn light into stored energy.
Cevabı göster
in which
is split in two: edilgen bir sonucu ifade etmek
is split fiil grubu edilgendir: be + geçmiş zaman ortacı. Çekirdeği eylemden etkilenen unsur olarak gösterir ve eylemi yapanı adlandırmak yerine dikkati bilimsel sürece verir. In two sonucu anlatır: tek bir şey iki parçaya dönüşür. İfade, eylemin iki yerde gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi split in two ifadesinin basit geçmiş edilgen biçimiyle tamamlayın: Yesterday, the sample ____ before testing.
Cevabı göster
was split in two
This process produces an incredible amount of energy, Kalıp ifadeler
0:39Bu süreç inanılmaz miktarda enerji üretir,
Sayılamayan isimlerle 'an incredible amount of'
An incredible amount of, “şaşırtıcı derecede veya son derece büyük miktarda” anlamına gelir. Bu cümlede sürecin ne kadar çok enerji ürettiğini güçlü biçimde vurgular. Amount of sayılamayan bir isimle veya tek bir toplam miktar olarak görülen bir şeyle kullanılır. Energy burada bu işlevdedir, bu nedenle amount doğal seçimdir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ifadenin aynısıyla tamamlayın: The repair took ____ time.
Cevabı göster
an incredible amount of
the neutrons produced by one fission are absorbed by nearby atoms, Dilbilgisi
0:44bir fisyon tarafından üretilen nötronlar yakındaki atomlar tarafından emilir,
Edilgen yapıda 'are absorbed by'
Are absorbed by, çoğul bir özneyle absorb fiilinin geniş zaman edilgen biçimidir: are + absorbed + by. Özne olan the neutrons eylemden etkilenir; nearby atoms ifadesi ise eylemi yapanı belirtir. Süreç açıklamalarında, eylemi yapanı önce vermek yerine bir maddeye veya parçacığa ne olduğuna odaklanmak için edilgen yapı sık kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi absorb fiilinin çoğul özneye uygun geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın ve by sözcüğünü de kullanın: The nutrients ____ the plant's roots.
Cevabı göster
are absorbed by
splitting additional nuclei: sonuç bildiren bir V-ing öbeği
Burada splitting additional nuclei, önceki yan cümlede anlatılan sürecin sonucunu ekleyen bir present participle (V-ing) öbeğidir: bu süreç daha fazla çekirdeğin bölünmesine neden olur. splitting eyleminin örtük kaynağı konuşmacı değil, önceki süreçtir. Cümle sonundaki bir V-ing öbeği, bir olayı doğurduğu sonuca kısa ve sıkı bir biçimde bağlayabilir.
Alıştırma
Bu bağlamda splitting additional nuclei ne işe yarıyor?
- Konuşmacıya çekirdekleri bölme emri veriyor.
- Süreci gerçekleştiren kişiyi adlandırıyor.
- Önceki sürecin yol açtığı sonucu ekliyor.
Cevabı göster
Önceki sürecin yol açtığı sonucu ekliyor.
These chain reactions can produce a range of explosive yields, Kelime
0:51Bu zincirleme reaksiyonlar çeşitli patlayıcı güçler üretebilir,
These chain reactions: bir tepkimenin sonrakini tetiklemesi
Chain reactions, bir tepkimenin başka bir tepkimeyi tetiklediği ve yeni tepkimenin daha fazlasını tetikleyebildiği bağlantılı süreçlerdir. Bu bilimsel bağlamda chain, fiziksel bir zinciri değil neden-sonuç bağlantılarını anlatır. Bu ifade, bir olayın bir dizi başka olaya neden olduğu durumlarda mecazi olarak da kullanılabilir. Belirleyici fikir, birkaç şeyin yalnızca aynı anda olması değil, tetiklenmenin tekrarlanmasıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için vurgulanan terimin tekil biçimini kullanın: One faulty update started a ____ of system failures.
Cevabı göster
chain reaction
range of explosive yields: birden fazla patlama enerjisi seviyesi
Burada a range of explosive yields, patlama enerjisi ya da gücünün birden fazla olası seviyesini ifade eder. a range of, sonucun tek bir sabit değerde olmadığını ve değişebildiğini gösterir. Patlayıcılar ve nükleer silahlar bağlamında yield, bir patlamanın açığa çıkardığı enerjiyi belirten teknik bir terimdir ve çoğu zaman TNT eşdeğeriyle ölçülür. Patlamanın ürettiği ürünler anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede explosive yields ne anlama gelir? The model compares a range of explosive yields.
- Patlamaların zarar verdiği farklı tarımsal ürün miktarları
- Patlamaların açığa çıkardığı farklı enerji miktarları
- Patlamalardan sonra üretilen farklı ürünler
Cevabı göster
Patlamaların açığa çıkardığı farklı enerji miktarları
but let's consider an explosion equivalent to 10,000 tons of TNT. Kalıp ifadeler
0:55ancak 10.000 ton TNT'ye eşdeğer bir patlamayı ele alalım.
equivalent to 10,000 tons of TNT: enerjiyi standart bir referansla karşılaştırma
Equivalent to, karşılaştırmada kullanılan referansı belirtir. Burada patlamanın, 10.000 ton TNT'nin patlamasıyla açığa çıkacak enerji miktarına eşit enerji açığa çıkardığını ifade eder. Karşılaştırılan şey malzeme değil, enerji veya patlama etkisidir; patlamanın TNT'den yapıldığı söylenmez. Daha genel olarak be equivalent to, miktar, değer, işlev veya etki bakımından başka bir şeye denk olmak demektir.
Alıştırma
equivalent to 10,000 tons of TNT patlama hakkında neyi belirtir?
- Tam olarak 10.000 ton TNT'den yapılmış olmalıdır.
- 10.000 ton TNT'nin yanında gerçekleşmiştir.
- Enerjisi, 10.000 ton TNT'nin açığa çıkardığı enerjiye denktir.
Cevabı göster
Enerjisi, 10.000 ton TNT'nin açığa çıkardığı enerjiye denktir.
An explosion like this would create a fireball capable of decimating a few city blocks Kalıp ifadeler
1:01Böyle bir patlama, birkaç şehir bloğunu yok edebilecek bir ateş topu yaratır
capable of decimating: ciddi yıkım potansiyeli
Capable of + fiilin -ing biçimi, “bir şeyi yapma yeteneğine veya potansiyeline sahip olmak” demektir. Burada capable of decimating, ateş topunun neler yapabileceğini, yani birkaç şehir bloğunu ağır biçimde tahrip edebileceğini anlatır. Bu yapı bir kapasiteyi veya riski belirtir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Modern İngilizcede decimate çoğu zaman “bir şeyin çok büyük bir bölümünü yok etmek ya da ona ciddi zarar vermek” anlamına gelir. Sözcüğün eski, kelimesi kelimesine “tam olarak onda birini yok etmek” anlamıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi devastate sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The invasive pest is capable ____ an entire crop.
Cevabı göster
of devastating
and a shock wave damaging buildings several kilometers away. Notlar
1:06ve kilometrelerce uzaktaki binalara zarar veren bir şok dalgası oluşturur.
a shock wave: fiziksel bir basınç dalgası
A shock wave, bir patlamanın veya başka bir ani enerji boşalmasının ürettiği, hızla ilerleyen bir basınç bozulmasıdır. Bu cümlede dışarı doğru yayılır ve birkaç kilometre uzaktaki binalara fiziksel zarar verir. Burada shock, teknik bir birleşik ifade olan shock wave'in parçasıdır. Bir kişinin şaşırma veya sıkıntı hissini anlatmaz.
Alıştırma
Örnek cümlede a shock wave ne anlama geliyor?
- Bir kişinin aniden hissettiği şaşkınlık
- Yavaş hareket eden bir duman bulutu
- Dışarı doğru yayılıp fiziksel hasara yol açabilen bir basınç dalgası
Cevabı göster
Dışarı doğru yayılıp fiziksel hasara yol açabilen bir basınç dalgası
several kilometers away: mesafe + away kalıbı
Several kilometers away, “birkaç kilometre uzakta” anlamına gelir. İngilizcede mesafe away sözcüğünden önce gelir: mesafe + away. Burada away, binaların bağlamdan anlaşılan bir referans noktasına ne kadar uzakta olduğunu anlatır. Binaların ayrıldığını veya hareket ettiğini anlatmaz.
Alıştırma
Mesafe + away kalıbını tamamlayın: The cabin is several kilometers ____ from the nearest town.
Cevabı göster
away
There is tragically nothing that can be done to save those in the fireball's radius. Dilbilgisi
1:10Ne yazık ki ateş topunun yarıçapındakileri kurtarmak için yapılabilecek hiçbir şey yoktur.
There is tragically nothing that can be done to...: etkili hiçbir çare kalmaması
There is nothing that can be done to + fiil yapısı, belirtilen hedefe ulaşmak için etkili hiçbir eylemin bulunmadığı anlamına gelir. that can be done ilgi cümleciği, olası önlemleri açıklar; bir eylemin yalnızca henüz tamamlanmadığı anlamına gelmez. Tragically, durumun tamamını son derece üzücü olarak değerlendirir. Zaten kesin olan bu ifadeye ağır ve resmî bir ton verir.
Alıştırma
There is tragically nothing that can be done to save it ne anlama gelir?
- Hedefe ulaşmak için etkili hiçbir eylem mümkün değildir.
- Hiç kimsenin herhangi bir eylemde bulunması gerekmez.
- Henüz hiçbir eylem tamamlanmamıştır.
Cevabı göster
Hedefe ulaşmak için etkili hiçbir eylem mümkün değildir.
our scientifically supported protocol could be lifesaving. Kelime
1:19bilimsel olarak desteklenen protokolümüz hayat kurtarıcı olabilir.
However, for those ... and beyond: pembahasanın kapsamını değiştirmek
However, önceki noktadan bir dönüş yapıldığını gösterir: konuşmacı, koruyucu bir önlemin yardımcı olamayacağı bir bölgeyi kabul ettikten sonra protokolden hâlâ yararlanabilecek kişilere geçer. For those in the shock wave and beyond bu yeni grubu tanımlar. Those insanları ifade ederken and beyond kapsamı şok dalgası bölgesinin ötesine taşır. Böylece giriş, savı iki adımda düzenler: önce bir karşıtlık belirtir, ardından sıradaki iddianın kimler için geçerli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Özgün cümlede However, for those in the shock wave and beyond girişi temel olarak ne yapıyor?
- Şok dalgasının bilimsel tanımını verir.
- Dikkati hâlâ yararlanabilecek kişilere yöneltir ve ilgili kapsamı tanımlar.
- Herkesin tamamen aynı tehlike düzeyiyle karşı karşıya olduğunu öne sürer.
Cevabı göster
Dikkati hâlâ yararlanabilecek kişilere yöneltir ve ilgili kapsamı tanımlar.
could be lifesaving: hayat kurtarma olasılığını temkinli biçimde ifade etmek
Lifesaving, be fiilinden sonra kullanılan bir sıfattır. Protokolün olası etkisini, yani hayat kurtarabileceğini anlatır. O anda gerçekleşmekte olan bir kurtarma eylemini anlatmaz. Could kesinlik değil, olasılık bildirir. Bu nedenle could be lifesaving bir garanti değil, temkinli bir iddiadır.
Alıştırma
Derste geçen ve “hayat kurtarabilecek” anlamına gelen tek sözcüklük sıfatla cümleyi tamamlayın: A working smoke alarm could be ____.
Cevabı göster
lifesaving
though it may sound surprising: dinleyicinin şaşırabileceğini önceden kabul etme
Though bir ödünleme ilişkisi kurar. Konuşmacı önce sıradaki iddianın beklenmedik gelebileceğini kabul eder, ardından onu yine de kabul edilmeye değer bir iddia olarak sunar. May sound surprising, iddianın dinleyicide bırakabileceği izlenimi anlatır; iddianın muhtemelen yanlış olduğu anlamına gelmez. Cümlenin başında bu yan cümle, dinleyiciyi sezgilere aykırı bir ana fikre hazırlar. Konuşmacının dinleyicinin olası tepkisini anladığını göstererek direnci azaltır.
Alıştırma
Bu cümlede “though it may sound surprising” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Karşıtlık göstermeden başka bir olay eklemek
- Sıradaki fikri söylemeden önce onun beklenmedik gelebileceğini kabul etmek
- Sıradaki fikrin muhtemelen yanlış olduğunu belirtmek
Cevabı göster
Sıradaki fikri söylemeden önce onun beklenmedik gelebileceğini kabul etmek
before, during, and after a nuclear detonation
1:26nükleer bir patlamadan önce, sırasında ve sonrasında
the best way to ... is getting inside: en iyi yöntemi belirtme
Özne, the best way to stay protected before, during, and after a nuclear detonation isim öbeğinin tamamıdır. To stay protected mastar öbeği amacı belirtir; is ise bu amacı önerilen yönteme bağlar. Getting inside bir gerund öbeğidir: -ing biçimi bir eylemi bir şey ya da yöntem adı gibi sunar. Burada bir binanın içine girmenin en iyi yöntem olduğu anlamına gelir; şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatan ilerleyen zaman yapısı değildir. Yeniden kullanılabilecek kalıplardan biri The best way to + fiilin yalın hâli ... is + -ing öbeği biçimidir.
Alıştırma
“practice in small groups” ifadesinin -ing biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: The best way to build confidence is ____.
Cevabı göster
practicing in small groups
Similar to protecting yourself from tornadoes or hurricanes, Anlatım akışı
1:32Kendinizi hortum veya kasırgalardan korumaya benzer şekilde,
Similar to protecting yourself from: benzetme kurmak
Similar to protecting yourself from tornadoes or hurricanes, ana cümleden önce bir benzetme kurar. Dinleyicinin yabancı bir güvenlik önlemini, aşina olduğu afetlerden korunma biçimi üzerinden anlamasını sağlar; tehlikelerin tamamen aynı olduğunu söylemez. Buradaki to bir edattır. Protecting yourself from tornadoes or hurricanes, karşılaştırmada temel alınan tanıdık eylemi adlandıran bir gerund öbeğidir.
Alıştırma
Benzetmeyi tamamlamak için Similar to ifadesini ve wear fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ a seat belt, wearing a bicycle helmet can reduce injury.
Cevabı göster
Similar to wearing
getting and staying inside a sturdy building would offer protection from the explosion's shock wave, Kalıp ifadeler
1:36sağlam bir binaya girmek ve orada kalmak patlamanın şok dalgasından,
getting and staying inside: eş görevli iki eylem
Getting and staying inside, iki gerund öbeğini and ile birbirine bağlar. Bu öbekler birlikte would offer yapısının öznesini oluşturur: getting inside dışarıdan içeri girmek, staying inside ise içeride kalmayı sürdürmek anlamına gelir. Bu sıralama, iki eylemi tek ve eksiksiz bir güvenlik adımı olarak sunar. Staying, getting ifadesinin tekrarı değildir; içeri girdikten sonra korunaklı yerde kalma gereğini ekler.
Alıştırma
getting and staying inside ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- tehlike geçene kadar dışarıda kalmak
- binaya girmek ve ardından orada kalmak
- kısa süreliğine içeri girip sonra çıkmak
Cevabı göster
binaya girmek ve ardından orada kalmak
offer protection from: bir tehlikeye karşı koruma sağlamak
“Offer protection from”, bir tehlikeye veya zararlı etkiye karşı belli ölçüde güvenlik sağlamak demektir. Bu cümlede sağlam bir binada kalmak koruyucu önlemdir; “from”dan sonraki isim öbeği tehlikeleri belirtir: şok dalgası, ısı ve radyasyon. Yapı offer protection from + tehlike veya zarar kaynağı şeklindedir. Burada offer “önermek” değil “sağlamak” anlamındadır ve ifade mutlaka tam koruma vaat etmez.
Alıştırma
Offer protection from yapısındaki edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: These goggles offer protection ____ dust and flying sand.
Cevabı göster
from
The shock wave of energy would travel several kilometers beyond the fireball's radius Kalıp ifadeler
1:43Enerjinin şok dalgası, ateş topunun yarıçapının birkaç kilometre ötesine geçecektir
beyond the fireball's radius: ateş topunun yarıçapının ötesinde
“Beyond the fireball's radius”, o yarıçapın belirlediği sınırdan daha dışarıda demektir. Yarıçap, bir daire veya kürenin merkezinden kenarına olan mesafedir; beyond ise bir şeyi bu kenarın öte tarafına yerleştirir. Bu cümlede several kilometers beyond, şok dalgasının ateş topunun dış sınırını geçtikten sonra ne kadar daha ilerlediğini belirtir. beyond + sınır veya limit yapısı hem fiziksel hem de soyut sınırları anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümle sinyalin şehir sınırının dışındaki yerlere ulaştığını söylüyor?
- The signal reaches areas beyond the city limits.
- The signal stays within the city limits.
- The signal stops at the city limits.
Cevabı göster
The signal reaches areas beyond the city limits.
Sturdy buildings within that range should be able to withstand the shock wave, Dilbilgisi
1:50Bu menzil içindeki sağlam binalar şok dalgasına dayanabilmelidir,
should be able to withstand: dayanma kapasitesi hakkında temkinli bir öngörü
Bu cümlede should be able to withstand, “dayanma kapasitesine sahip olması makul biçimde bekleniyor” anlamına gelir. Should burada binaların sağlamlığına ve konumuna dayalı bir öngörü bildirir; yükümlülük ya da emir değildir. Yapı should + be able to + fiilin yalın hâlidir. Withstand, the shock wave ifadesini doğrudan nesne olarak alır ve zarar verici bir kuvvete bozulmadan dayanmak anlamına gelir. Bu temkinli bir ifadedir: muhtemel bir performansı öngörür, ancak garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle bir gereklilik veya garanti belirtmek yerine bir malzemenin kapasitesi hakkında temkinli bir öngörüde bulunur?
- The panel must withstand strong winds.
- The panel will definitely withstand strong winds.
- The panel should be able to withstand strong winds.
Cevabı göster
The panel should be able to withstand strong winds.
and staying in the centers and basements of these buildings
1:55ve bu binaların merkezlerinde ve bodrumlarında kalmak
also helps provide protection from heat and flying objects. Kalıp ifadeler
1:58aynı zamanda ısıya ve uçuşan nesnelere karşı koruma sağlamaya yardımcı olur.
helps provide protection from: korumaya katkı sağlayan bir önlemi anlatmak
helps provide protection from yapısında helps'ten sonra fiilin yalın hâli olan provide gelir. İfade, bir şeyin from'dan sonra belirtilen tehlikelere karşı korumaya katkıda bulunduğunu söyler. Helps, iddiayı sınırlı ve temkinli hâle getirir: önlem riski azaltabilir veya koruma sağlayabilir, ancak tam önleme ya da güvenlik garantisi olarak sunulmaz.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Güvenlik yönergelerinde helps provide protection from, bir önlemin riski azaltabileceği ancak tam güvenliği garanti etmediği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Finding shelter is especially important if the fireball occurs close to the Earth, Dilbilgisi
2:03Ateş topu Dünya'ya yakın bir yerde meydana gelirse sığınak bulmak özellikle önemlidir,
especially important if: belirli bir koşulda artan önem
Especially important, bir şeyin daha fazla dikkat veya daha yüksek öncelik gerektirdiğini belirtir. If ise onu daha önemli hâle getiren koşulu sunar. X is especially important if + cümlecik kalıbı, tavsiye ve risk uyarılarında kullanışlıdır. If cümleciği, ihtiyacın arttığı durumu belirtir; iki olayın ne zaman gerçekleştiğini anlatmaz.
Alıştırma
Risk uyarısını hedef kalıpla tamamlayın: Backing up your files is ____ you store your only copies on one computer.
Cevabı göster
especially important if
as it will pull thousands of tons of dirt and debris Dilbilgisi
2:08çünkü binlerce ton toprak ve enkazı çekecektir
as it will pull: neden bildiren as
As it will pull... ifadesinde as bir neden sunar; because veya since anlamına gelir. Bu cümlecik, sığınak bulmanın neden özellikle önemli olduğunu açıklar. Burada will pull beklenen bir sonucu anlatır ve it, fireball sözcüğüne gönderme yapar. Mantık, aynı anda gerçekleşen iki olay değil, bir yargı ve ardından onu destekleyen nedendir.
Alıştırma
Bu cümlede as hangi ilişkiyi ifade ediyor? The trail is closed, as heavy rain has made it unsafe.
- İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
- Yolu yağmurla karşılaştırır.
- Kapatılma nedenini belirtir.
Cevabı göster
Kapatılma nedenini belirtir.
unstable atoms created by the nuclear fission mix with the debris
2:17nükleer fisyonun yarattığı kararsız atomlar enkazla karışır
As the fireball cools: zaman bildiren as
As the fireball cools ifadesinde as bir zaman ilişkisi kurar. Soğuma süreci devam ederken veya devam ettikçe anlamına gelir: karışma bu gelişen süreç sırasında gerçekleşir. Bu kullanım iki değişimi aynı zaman çizgisine yerleştirir. Burada bir neden sunmaz; bu yüzden her as sözcüğünü otomatik olarak because diye yorumlamayın.
Alıştırma
As the fireball cools, unstable atoms mix with the debris cümlesindeki as hangi ilişkiyi ifade eder?
- Neden: soğuma, karışmanın nedeni olarak sunulur.
- Zaman: karışma soğuma süreci sırasında gerçekleşir.
- Karşıtlık: karışma soğumaya rağmen gerçekleşir.
Cevabı göster
Zaman: karışma soğuma süreci sırasında gerçekleşir.
to produce the most dangerous long-term effect of a nuclear detonation, Kalıp ifadeler
2:21ve bir nükleer patlamanın en tehlikeli uzun vadeli etkisini üretir,
most dangerous long-term effect: en tehlikeli uzun vadeli etki
Bu ifade bir sonucu adlandırır ve tehlike derecesini belirtir. Most dangerous, ele alınan etkiler arasında tehlikesi en yüksek olanı gösterir; long-term ise etkinin uzun süre devam ettiğini veya önemini uzun süre koruduğunu anlatır. Burada effect, görsel ya da ses efekti değil, bir olayın neden olduğu sonuç veya etki anlamındadır. Long-term effect sağlık, çevre, politika ve risk konularında yaygın bir sözcük birleşimidir.
Alıştırma
Uzun süre devam eden bir etki anlamındaki bu derse ait tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: Poor sleep can have a ____ on concentration.
Cevabı göster
long-term effect
radioactive particles called fallout: fallout tanımı
Bu ifadede fallout, bir nükleer patlamayla oluşup havada taşındıktan sonra yere çöken radyoaktif parçacıkların adıdır. radioactive particles sözleri, burada “olumsuz sonuçlar” şeklindeki mecaz anlamın değil, fiziksel nükleer anlamın kastedildiğini açıkça gösterir. Called fallout, that are called fallout yapısının kısaltılmış hâlidir. Called, particles sözcüğünü niteleyen geçmiş zaman ortacıdır; dolayısıyla ifade parçacıkları tanımlar ya da adlandırır, onların yaptığı bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
radioactive particles called fallout ifadesinde fallout ne anlama gelir?
- Nükleer patlamadan sonra çöken radyoaktif madde
- Tehlikeli bir bölgeden ayrılan insanlar
- Yere düşmüş sıradan nesneler
Cevabı göster
Nükleer patlamadan sonra çöken radyoaktif madde
These sand-sized particles emit ionizing radiation Kelime
2:29Bu kum boyutundaki parçacıklar iyonlaştırıcı radyasyon yayar
sand-sized particles ve isim + -sized yapısı
Sand-sized, particles sözcüğünü niteleyen birleşik bir sıfattır. Parçacıkların yaklaşık olarak kum taneleri büyüklüğünde olduğunu belirtir. İsim + -sized yapısında isim, malzemeyi değil, boyut karşılaştırması için kullanılan bir nesneyi gösterir. Buradaki sand, “Neden yapılmış?” sorusuna değil, “Ne kadar büyük?” sorusuna cevap verir.
Alıştırma
Cümleyi coin ve isim + -sized yapısıyla tamamlayın: The device contains a ____ sensor.
Cevabı göster
coin-sized
capable of separating electrons from molecules and atoms.
2:33elektronları moleküllerden ve atomlardan ayırabilen.
emit ionizing radiation: iyonlaştırıcı radyasyon yaymak
Bu cümlede emit ionizing radiation, “iyonlaştırıcı radyasyon yaymak” anlamına gelir. Emit, parçacıkları kaynak olarak gösterir: radyasyon onlar tarafından emilmek veya engellenmek yerine parçacıklardan dışarı yayılır. Emit fiili; light, heat, gas ve radiation gibi enerji ya da madde türlerini doğal biçimde nesne olarak alır. Ionizing, radyasyonun atomlardan veya moleküllerden elektron koparacak kadar enerjili olduğunu belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle bir maddeyi iyonlaştırıcı radyasyon kaynağı olarak doğru biçimde tanımlar?
- The material emits ionizing radiation as it decays.
- The material absorbs ionizing radiation from a nearby source.
- The shield blocks ionizing radiation from reaching the room.
Cevabı göster
The material emits ionizing radiation as it decays.
Exposure to massive amounts of this radiation can result in cell damage, Kalıp ifadeler
2:37Bu radyasyona büyük miktarlarda maruz kalmak hücre hasarına,
Exposure to ... can result in ...: …maruz kalmak …ile sonuçlanabilir
Exposure to X can result in Y, bir riski açıklamak için kullanılan neden-sonuç kalıbıdır. Exposure to, birinin veya bir şeyin karşılaştığı maddeyi ya da koşulu belirtirken result in sonucu belirtir. Can, sonucun kesin değil, olası olduğunu gösterir. Burada massive amounts of this radiation, çok yüksek düzeyde radyasyona maruz kalmayı belirtir.
Alıştırma
Risk ifadesini eksik iki edatla tamamlayın: Exposure ____ lead dust can result ____ serious health problems.
Cevabı göster
to · in
radiation burns, radiation sickness, cancer, and even death.
2:41radyasyon yanıklarına, radyasyon hastalığına, kansere ve hatta ölüme neden olabilir.
Created several kilometers up: cümle başındaki geçmiş zaman sıfat-fiil öbeği
Created several kilometers up, cümle başına getirilmiş bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Tam cümlede dangerous concentrations of this material ifadesini niteler: bu yoğunluklar birkaç kilometre yüksekte oluşturulur. Edilgen ilişki nedeniyle created geçmiş zaman sıfat-fiili biçimindedir. Bu öbek, ana cümleden önceki arka plan bilgisini kısa biçimde aktarır. Tam bir yüklem ya da emir değildir; ana cümlenin dangerous concentrations of this material şeklinde kendi öznesi ve would be driven şeklinde kendi yüklemi vardır.
Alıştırma
Şu İngilizce cümleyi okuyun: Created several kilometers up, dangerous concentrations of this material would be driven by upper atmospheric winds, potentially leading to hazardous levels of fallout in areas up to tens of kilometers downwind. Baştaki öbek ne yapıyor?
- Birine yoğunlukları birkaç kilometre yüksekte oluşturmasını emrediyor.
- Yoğunlukların birkaç kilometre yüksekte oluşturulduğunu anlatıyor.
- Üst atmosfer rüzgârlarının birkaç kilometre yüksekte oluşturulduğunu söylüyor.
Cevabı göster
Yoğunlukların birkaç kilometre yüksekte oluşturulduğunu anlatıyor.
dangerous concentrations of this material would be driven by upper atmospheric winds,
2:49bu materyalin tehlikeli konsantrasyonları üst atmosfer rüzgarları tarafından sürüklenecek,
potentially leading to hazardous levels of fallout in areas up to tens of kilometers downwind. Kalıp ifadeler
2:54ve potansiyel olarak rüzgar yönünde onlarca kilometreye kadar tehlikeli serpinti seviyelerine yol açacaktır.
potentially leading to ile olası bir sonuç belirtmek
potentially leading to ifadesi, önceki durumun olası bir sonucunu ekler. Burada leading şimdiki zaman sıfat-fiilidir; to ise ardından sonuç bildiren hazardous levels of fallout isim öbeğinin geldiği bir edattır. Potentially, iddiayı ihtiyatlı tutar: sonuç ortaya çıkabilir, ancak kesinleşmiş ya da zaten gerçekleşmiş olarak sunulmaz. Bu yapı, riskleri veya öngörülen sonuçları açıklarken kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste öğrenilen ve olası bir sonuç bildiren üç sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The road may freeze overnight, ____ dangerous driving conditions.
Cevabı göster
potentially leading to
up to tens of kilometers downwind: azami erişim ve rüzgâr yönü
Up to olası bir üst sınırı belirtir; tens of kilometers ise kesin bir sayı değil, onlarca kilometrelik yaklaşık bir mesafe verir. İfade, tehlikeli radyoaktif serpintinin bu mesafeye kadar ulaşabileceğini söyler; menzil içindeki her yerin aynı ölçüde etkileneceği anlamına gelmez. Downwind, rüzgârın estiği yönde demektir. Serpintinin hangi yöne taşınabileceğini gösterir; rüzgârın aşağı doğru estiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Up to tens of kilometers downwind burada ne anlama gelir?
- her yönde en az onlarca kilometre
- rüzgârın estiği yönde onlarca kilometreye kadar
- rüzgâr aşağı doğru estiği için onlarca kilometre
Cevabı göster
rüzgârın estiği yönde onlarca kilometreye kadar
Thankfully, the same buildings that offer protection from the blast Dilbilgisi
3:01Neyse ki, patlamadan koruma sağlayan aynı binalar
are even better at guarding against fallout. Kalıp ifadeler
3:05serpintiye karşı korunmada daha da iyidir.
the same buildings that ... are even better at ...: eski bilgiden yeni bir karşılaştırmaya geçiş
The same buildings that offer protection from the blast ifadesinin tamamı öznedir. That offer protection from the blast ilgi cümleciği, binaları daha önce verilen bilgiye bağlayarak hangileri olduğunu belirtir; ana yüklem are even better at ile başlar. Ardından are even better at guarding against fallout yeni sonucu ekler. Even karşılaştırmayı güçlendirir: bu binalar her iki tehlikeye karşı da koruma sağlar, ancak radyoaktif serpintiye karşı daha iyi korur.
Alıştırma
Cümle bilgiyi nasıl düzenliyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki bina grubunu tanıtır ve her birinin yalnızca bir tehlikeyle başa çıktığını söyler.
- That cümleciğiyle daha önce sözü edilen binaları belirtir, ardından radyoaktif serpintiye karşı korumaları hakkında daha güçlü yeni bir iddia ekler.
- Binaların radyoaktif serpintiye karşı koruduğu için artık patlamanın şok dalgasına karşı korumadığını söyler.
Cevabı göster
That cümleciğiyle daha önce sözü edilen binaları belirtir, ardından radyoaktif serpintiye karşı korumaları hakkında daha güçlü yeni bir iddia ekler.
guarding against fallout: bir tehlikeyi önlemek
Guard against, olası bir tehlikenin zarar vermesini önlemek için tedbir almak demektir. guarding against fallout ifadesinde against, önlenmeye çalışılan tehlikeyi belirtir; bir görüşe ya da kişiye karşı olmayı anlatmaz. Buradaki fallout, bir nükleer patlama veya kazadan sonra havadan yere inen radyoaktif maddeyi ifade eder. Bu nedenle tüm ifade, bu maddenin vereceği zararı azaltmaya yönelik korunmayı anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “bir riske karşı önlem almak” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Regular backups help ____ data loss.
Cevabı göster
guard against
Radiation is reduced as it travels through space and mass,
3:08Radyasyon uzayda ve kütlede yol alırken azalır,
so while a broken window and sealed window both have the same minimal effect on radiation, Dilbilgisi
3:13bu yüzden kırık bir pencere ile sızdırmaz bir pencere radyasyon üzerinde aynı minimal etkiye sahipken,
thick layers of steel, concrete, and packed Earth can offer serious protection. Kalıp ifadeler
3:18kalın çelik, beton ve sıkıştırılmış toprak katmanları ciddi koruma sağlayabilir.
so while ... both have ...: ana noktadan önce bir gerçeği kabul etmek
Bu yapıda so, önceki açıklamadan çıkan sonucu tanıtır; while ise “... sırasında” değil, “... olsa da” anlamındadır. While yan cümlesi sınırlı bir gerçeği kabul eder: kırık ve yalıtılmış pencerelerin ikisi de radyasyon üzerinde yalnızca çok küçük bir etkiye sahiptir. Ana cümle daha sonra daha önemli karşıtlığı verir: kalın ve yoğun malzemeler ciddi koruma sağlar. Both, iki pencere durumunu birlikte gruplandırır. Bu yapı, bir noktayı kabul ettikten sonra dikkati daha önemli sonuca yöneltmek için kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede while ne işe yarıyor? While both routes are short, the mountain route is harder to drive.
- İkinci gerçeğin birinciye neden olduğunu gösterir.
- Karşıt ve daha önemli bir noktayı sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
- İki gerçeğin aynı anda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Karşıt ve daha önemli bir noktayı sunmadan önce bir gerçeği kabul eder.
kalın çelik, beton ve sıkıştırılmış toprak katmanları
layers of + malzeme adları kalıbı, malzemenin ayrı levhalar, şeritler veya üst üste yığılmış bölümler hâlinde düzenlendiğini anlatır. Burada thick layers, bariyerin oldukça kalın olduğunu; steel, concrete ve packed earth ise bu katmanları oluşturan malzemeleri belirtir. Packed earth, yoğunlaşana kadar sıkıştırılmış toprak demektir. Buradaki earth, gezegen olan Dünya değil, toprak anlamındadır.
Alıştırma
Bu cümlede “thick layers of steel, concrete, and packed Earth” neyi anlatıyor?
- Çelik, beton ve sıkıştırılmış topraktan oluşan kalın bir bariyer
- Çelik ve betonla sarılmış Dünya gezegeni
- Gevşek toprağın üzerinde duran ince bir çelik nesne
Cevabı göster
Çelik, beton ve sıkıştırılmış topraktan oluşan kalın bir bariyer
can offer serious protection: güçlü bir koruma sağlayabilir
Offer protection, koruma sağlamak anlamına gelen yaygın bir fiil ve isim birleşimidir. Özne yalnızca bir insan değil; bir malzeme, nesne, kural veya sistem de olabilir. Burada serious, korumanın derecesini güçlendirir: serious protection, ciddi bir tavırla sunulan koruma değil, büyük ve etkili bir koruma demektir. Can, malzemelerin yardımcı olma kapasitesini belirtir; tam güvenlik sözü vermez.
Alıştırma
Bu cümlede “can offer serious protection” ne anlama geliyor?
- İnsanları ciddi veya sert bir tavırla korur
- Güçlü bir koruma sağlama kapasitesine sahiptir
- Her durumda tam güvenliği garanti eder
Cevabı göster
Güçlü bir koruma sağlama kapasitesine sahiptir
And since fallout gives off half of its energy in the first hour Öbek fiiller
3:24Ve serpinti enerjisinin yarısını ilk saatte
gives off: salar veya yayar
Give off, “bir kaynaktan bir şeyi salmak veya yaymak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Nesnesi çoğunlukla enerji, ısı, ışık, koku, gaz veya radyasyondur. Bu cümlede gives off, radyoaktif serpintinin kendi enerjisinin yarısını yaydığını belirtir. Give off ifadesini tek bir anlam birimi olarak düşünün; serpintinin enerjiyi bir alıcıya “verdiği” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu dersteki hedef öbek fiille cümleyi tamamlayın: Some batteries ____ heat while charging.
Cevabı göster
give off
staying inside for 24 hours could dramatically improve the odds of avoiding the most serious effects of radiation. Kalıp ifadeler
3:3024 saat içeride kalmak radyasyonun en ciddi etkilerinden kaçınma olasılığını önemli ölçüde artırabilir.
dramatically improve the odds of: bir sonucu çok daha olası hâle getirmek
The odds of something, bir şeyin gerçekleşme olasılığını ifade eder. Burada odds, tek sayılar değil “olasılık” anlamındadır. Improve the odds of, o sonucu daha olası hâle getirmek demektir; dramatically ise artışın büyük olduğunu belirtir. Bu ifadenin ardından bir isim veya -ing biçimi gelir. Burada of avoiding, istenen sonucu, yani radyasyonun en ciddi etkilerinden kaçınmayı tanıtır.
Alıştırma
Hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Wearing a helmet can ____ avoiding a head injury.
Cevabı göster
dramatically improve the odds of
there would be at least 15 minutes to find shelter before the fallout begins. Kalıp ifadeler
3:39serpinti başlamadan önce sığınak bulmak için en az 15 dakika olacaktır.
Following the blast: resmî Following + isim yapısı
Burada Following the blast, “patlamadan sonra” anlamına gelir. Following bir isim öbeğini başlatır ve ana olayın daha sonra gerçekleştiğini gösterir; bir şeyi fiziksel olarak takip etme eylemini anlatmaz. Following + isim öbeği, olayları sıraya koymanın resmî bir yoludur ve özellikle raporlarda, haberlerde, talimatlarda ve zaman çizelgelerinde kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki resmî zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ the inspection, the building reopened.
Cevabı göster
Following
at least 15 minutes: alt sınırı ifade etme
At least bir alt sınır belirler. At least 15 minutes, 15 dakika veya daha fazla anlamına gelir; gerçek süre daha uzun olabilir. “Yaklaşık 15 dakika” anlamına gelmez. Miktar, süre, yaş, fiyat ve gerekliliklerle kullanıldığında at least mümkün, beklenen veya gerekli en düşük değeri belirtir.
Alıştırma
En kısa bekleme süresi on dakikadır. Cümleyi dersteki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Please wait ____ ten minutes before checking again.
Cevabı göster
at least
Since the most hazardous fallout particles are the heaviest, Dilbilgisi
3:45En tehlikeli serpinti parçacıkları en ağır olanlar olduğundan,
Since the most hazardous fallout particles are the heaviest: Since ile neden belirtmek
Buradaki Since, because gibi “çünkü” veya “-dığı için” anlamına gelir ve ardından gelen sonucun nedenini açıklar. Geçmişteki belirli bir zamandan beri anlamına gelmez. Yapı, Since + tam bir neden cümleciği ve ardından bir sonuç cümleciği şeklindedir. Nedeni önce vermek, okuyucunun sonucu görmeden önce açıklamayı anlamasını sağlar.
Alıştırma
“Since the most hazardous fallout particles are the heaviest,” ifadesinde Since neyi belirtir?
- Bir karşıtlık sunar.
- Zamanda bir başlangıç noktası belirtir.
- Bir neden sunar.
Cevabı göster
Bir neden sunar.
they sink through the air and collect on streets and rooftops, Kalıp ifadeler
3:48havadan aşağı çökerler ve sokaklarda ve çatılarda toplanırlar,
sink through the air and collect on: aşağı hareket ve yüzeyde birikme
sink through the air ifadesinde sink, parçacıkların ağır oldukları için aşağı doğru hareket etmesi anlamına gelir. Through the air, içinden geçtikleri ortamın hava olduğunu belirtir. collect on streets and rooftops ifadesinde collect, bir yüzeyde yavaş yavaş toplanmak veya çökelmek anlamındadır. Burada geçişsizdir: parçacıkların kendileri birikir ve on, biriktikleri yüzeyleri belirtir.
Alıştırma
Hangi açıklama “they sink through the air and collect on streets and rooftops” ifadesine uyar?
- Parçacıklar sokaklardan ve çatılardan havaya yükselir.
- İnsanlar havayı toplar ve sokaklarla çatıların üzerinde depolar.
- Parçacıklar havada aşağı doğru hareket eder ve bu yüzeylerde birikir.
Cevabı göster
Parçacıklar havada aşağı doğru hareket eder ve bu yüzeylerde birikir.
making ideal shelters underground or in the middle of high-rise buildings. Dilbilgisi
3:52yeraltını veya yüksek binaların ortasını ideal sığınaklar haline getirirler.
making ideal shelters...: sonuç bildiren bir -ing yapısı
Burada making, bu parçadan hemen önce belirtilen durumun sonucunu anlatır. Anlam şu şekilde açılabilir: thereby making underground locations, or locations in the middle of high-rise buildings, ideal shelters. Bu yorumda make, ettirgen make + object + complement kalıbını izler: söz konusu yerler ideal sığınaklara dönüşür. İnsanların gerçekten sığınak inşa etmesini anlatmaz.
Alıştırma
Vurgulanan making öbeği bu bağlamda ne anlama gelir?
- İnsanlar o yerlerde yeni sığınaklar inşa etmektedir.
- Cümle insanlara yüksek binalara girmelerini emreder.
- Önceki durum, o yerleri ideal sığınaklar hâline getirir.
Cevabı göster
Önceki durum, o yerleri ideal sığınaklar hâline getirir.
But if someone were to get caught in the fallout, Dilbilgisi
3:57Ancak eğer birisi serpintiye dışarıda yakalanırsa,
if someone were to get caught: resmî bir varsayım koşulu
if someone were to get caught ifadesinde if + subject + were to + base verb, varsayımsal bir olasılığı sunar. if someone gets caught gibi geniş zamanlı bir koşul cümlesine göre daha temkinli ve resmîdir. were to yapısı olayı geçmiş zamana yerleştirmez. Bu yan cümle, dinleyenden birinin yakalanması veya tehlikeye maruz kalması ihtimalini hayal etmesini ister.
Alıştırma
Burada öğretilen iki sözcüklü varsayım yapısıyla cümleyi tamamlayın: If the venue ____ close unexpectedly, we would move the event online.
Cevabı göster
were to
there are still measures they could take. Kalıp ifadeler
4:00yine de alabilecekleri önlemler vardır.
measures they could take: alabilecekleri önlemler
Bu cümlede measures, bir sorunu ele almak için tasarlanan eylemler veya önlemler demektir. Take measures, bu önlemleri uygulamaya koymayı anlatan yerleşik eşdizimdir; dolayısıyla take burada “benimsemek ya da uygulamak” anlamındadır, fiziksel olarak “alıp taşımak” anlamında değildir. They could take, measures sözcüğünü niteleyen bir ilgi yan cümlesidir; that düşürülmüştür: measures that they could take. Could, bu eylemleri mevcut seçenekler olarak sunar.
Alıştırma
Önlemleri uygulamaya koyma anlamında doğal eşdizimi hangi cümle kullanıyor?
- The city can do measures to reduce traffic accidents.
- The city can take measures to reduce traffic accidents.
- The city can make measures to reduce traffic accidents.
Cevabı göster
The city can take measures to reduce traffic accidents.
After finding a safe space: güvenli bir yer bulduktan sonra
Baştaki After finding a safe space ifadesi bir sıralama kurar: önce güvenli yer bulunur, ardından sonraki talimat gelir. Böylece tam bir cümleyi tekrarlamadan işlem adımlarını düzenler. After + -ing yapısında after sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimi gelir. Finding eylemini yapan kişi normalde ardından gelen ana cümlenin öznesiyle aynıdır.
Alıştırma
İlk adımı belirtmek için After ve find fiilinin doğru -ing biçimini kullanın: ____ a quiet place, call your family.
Cevabı göster
After finding
they should remove their shoes and outer layers,
4:04ayakkabılarını ve dış kıyafetlerini çıkarmalı,
plan on staying there for at least 24 hours. Kalıp ifadeler
4:13en az 24 saat orada kalmayı planlayın.
plan on staying: plan on + -ing yapısı
Plan on staying, “kalmayı planlamak veya beklemek” anlamına gelir. Yapı plan on + isim veya ulaçtır (-ing biçimi); burada staying, on edatının nesnesidir. Bu cümlede ifade, dinleyiciye hazırlık yaparken en az 24 saatlik bir kalışı hesaba katmasını söyler.
Alıştırma
stay fiilinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: They plan on ____ indoors until morning.
Cevabı göster
staying
If the shelter is poor or someone inside needs urgent medical attention, Kalıp ifadeler
4:16Eğer sığınak kötüyse veya içerideki birinin acil tıbbi yardıma ihtiyacı varsa,
try seeking outside help after an hour. Kalıp ifadeler
4:20bir saat sonra dışarıdan yardım aramayı deneyin.
needs urgent medical attention: hızla tıbbi bakım gereksinimi
Medical attention, profesyonel tıbbi değerlendirme, bakım veya tedavi anlamına gelen yerleşik bir sözcük birlikteliğidir. Needs urgent medical attention ifadesinde attention, “konsantrasyon” veya yalnızca birini fark etme anlamına gelmez. Urgent, beklemek tehlikeli olabileceği için kişinin bu bakımı hızla alması gerektiğini belirtir. Burada bu ihtiyaç, sığınağın dışından yardım arama nedenidir.
Alıştırma
Örnekte medical attention ne anlama geliyor?
- Tıp haberlerine ilgi
- Profesyonel tıbbi bakım veya tedavi
- Birinin kişiyi fark etmesi
Cevabı göster
Profesyonel tıbbi bakım veya tedavi
try seeking outside help: olası bir yöntemi denemek
Try + -ing yapısı, bir eylemi denenebilecek bir yöntem olarak sunar. Burada try seeking outside help, mevcut grup veya durumun dışındaki kişilerden ya da hizmetlerden yardım istemeyi olası bir çözüm olarak denemek anlamına gelir. Bu emir cümlesindeki try, bir sonraki adım için uygulanabilir bir öneri sunar. Dışarıdan yardımın zaten istendiğini veya alındığını belirtmez.
Alıştırma
try, seek fiilinin -ing biçimi ve outside help ifadelerini kullanarak öneriyi tamamlayın: If your group cannot solve the problem, ____.
Cevabı göster
try seeking outside help
stay inside and stay tuned for more information from first responders. Kalıp ifadeler
4:24içeride kalın ve ilk müdahale ekiplerinden daha fazla bilgi almak için radyoyu dinlemeye devam edin.
stay tuned for more information: yeni bilgiler için takipte kalmak
Stay tuned, başlangıçta bir radyo veya televizyonu aynı kanala ayarlı tutmayı ifade eden bir deyimdir. Burada stay tuned for more information, daha sonraki güncellemeleri almak için mevcut bilgi kaynağını takip etmeye devam etmek anlamına gelir. Bu ifade, dinleyiciden veya izleyiciden kaynağı kontrol etmeyi ya da dinlemeyi sürdürmesini ister. Bir cihazın sesini veya frekansını ayarlamasını söylemez.
Alıştırma
stay tuned ve more information ifadelerini kullanarak duyuruyu tamamlayın: The schedule may change, so ____.
Cevabı göster
stay tuned for more information
While electric power, cell service, and internet would be down, Kelime
4:29Elektrik enerjisi, mobil iletişim ve internet kesilecek olsa da,
would be down: hizmetler kullanılamaz durumda olurdu
Bu cümlede would be down, elektrik ve iletişim hizmetlerinin çalışmayacağı veya kullanılamayacağı anlamına gelir. Down burada çalışma durumunu anlatır; “daha aşağıda bir yerde” anlamına gelmez. Would, bunun konuşulan durumda beklenen bir sonuç olduğunu gösterir. Başka durumlarda hizmet veya sistem + be down yapısı, bir şeyin genellikle geçici olarak çalışmayı bıraktığını belirtir.
Alıştırma
"The customer portal would be down during the upgrade," cümlesinde "would be down" ne anlama gelir?
- Portal daha yavaş çalışır ama kullanılmaya devam ederdi.
- Portal kullanılamaz durumda olurdu.
- Portal daha alt bir katta olurdu.
Cevabı göster
Portal kullanılamaz durumda olurdu.
So listen in for emergency responders to determine the safest course forward. Notlar
4:36Bu yüzden ileriye dönük en güvenli rotayı belirlemek için acil müdahale ekiplerini dinleyin.
listen in: devam eden bir iletişime bağlanıp dinlemek
Burada listen in, bir ses kaynağına veya kanala bağlanıp söylenenleri dinlemek anlamına gelen bir öbek fiildir. In, fiilin bir parçasıdır; yer bildirmez. Bu acil durum talimatında insanlardan görevlilerin vereceği bilgileri almak için bir yayını veya iletişim kanalını izlemeye devam etmeleri istenir. Başka bağlamlarda listen in, konuşmadan bir çağrıyı veya sohbeti dinlemek anlamına gelebilir; dinleme izinsizse gizlice dinleme anlamı da taşıyabilir.
Alıştırma
Hangi durum "listen in" ifadesine en uygundur?
- Devam eden bir konferans görüşmesine yalnızca konuşulanları dinlemek için katılırsınız.
- Yangın alarmının sesini fark etmeyi beklersiniz.
- Bir antrenörün verdiği talimatları dikkatle dinlersiniz.
Cevabı göster
Devam eden bir konferans görüşmesine yalnızca konuşulanları dinlemek için katılırsınız.
determine the safest course forward: bundan sonrası için en güvenli hareket tarzını belirlemek
Determine, “mevcut bilgileri değerlendirdikten sonra karar vermek veya kesinleştirmek” demektir. Burada the safest course forward, “bu noktadan sonra izlenecek en güvenli eylem planı” anlamındadır; course bir ders değil, hareket yönü veya hareket biçimidir. İfadenin tamamı, mevcut yönlendirmelerden yararlanarak bir sonraki adımda ne yapılacağına karar vermeyi anlatır. Forward, odağı gelecekteki eyleme taşır.
Alıştırma
The safest course forward ifadesindeki course ne anlama gelir?
- Yemeğin bir bölümü
- Bir okul dersi
- Bir hareket biçimi veya plan
Cevabı göster
Bir hareket biçimi veya plan
Nuclear weapons are some of the most powerful tools of destruction on Earth,
4:41Nükleer silahlar Dünya'daki en güçlü yıkım araçlarından bazılarıdır,
and it may seem naive to put faith in these straightforward protective measures. Deyimler
4:45ve bu basit koruyucu önlemlere güvenmek naif görünebilir.
it may seem naive to put faith in ...: güvenmenin safça görünebileceğini kabul etmek
it may seem + sıfat + to... kalıbı, bir eylemin belirli bir izlenim verebileceğini anlatır. May seem ihtiyatlıdır: bir şeyin nasıl görünebileceğini kabul eder, ancak bu değerlendirmenin kesinlikle doğru olduğunu söylemez. Bir kişiye veya şeye put faith in denmesi, “ona güvenmek ya da bel bağlamak” anlamına gelir. İfade bütünüyle olası bir itirazı kabul eder: koruyucu önlemlere güvenmek safça görünebilir, fakat konuşan kişi bu yargıyı doğrudan onaylamaz.
Alıştırma
Vurgulanan yapı burada ne anlatıyor?
- Konuşan kişi, önlemlerin dinî ibadet nesneleri olduğunu söyler.
- Konuşan kişi, herhangi bir koruyucu önleme güvenmenin her zaman akılsızca olduğunu kanıtlar.
- Konuşan kişi, önlemlere güvenmenin akılsızca görünebileceğini kabul eder ama bunun kesinlikle böyle olduğunu söylemez.
Cevabı göster
Konuşan kişi, önlemlere güvenmenin akılsızca görünebileceğini kabul eder ama bunun kesinlikle böyle olduğunu söylemez.
But studies and simulations have repeatedly shown the benefits of getting inside. Kalıp ifadeler
4:50Ancak araştırmalar ve simülasyonlar içeriye girmenin faydalarını defalarca göstermiştir.
have repeatedly shown the benefits of getting: tekrarlanan kanıtları aktarmak
Kanıt aktaran bu yapıda studies and simulations özne, have shown ise present perfect biçimindedir. Geçmişteki bulguları, mevcut tavsiyeyi hâlâ destekleyen birikmiş kanıt olarak sunar. repeatedly, sonucun birden fazla kez ortaya çıktığını belirtir. Burada show the benefits of, avantajları yalnızca görünür hâle getirmek değil, “bir şeyin faydalı olduğuna dair kanıt sunmak” anlamına gelir. benefits of ifadesinden sonra bir isim veya -ing biçimi kullanılır; getting inside, kanıtların desteklediği eylemi adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta açıklanan yedi kelimelik kanıt yapısıyla tamamlayın: Several controlled trials ____ a checklist.
Cevabı göster
have repeatedly shown the benefits of using
So while we'll hopefully never need to, Anlatım akışı
4:55Bu yüzden umarız asla ihtiyacımız olmaz ama,
stay inside, and stay tuned.
4:59içeride kalmayı ve acil müdahale ekiplerinin duyurularını dinlemeye devam etmeyi unutmayın.
So while we'll hopefully never need to, remember...: ana hatırlatmadan önce güven verme
So, açıklamanın sonuca bağlandığını gösterir. While we'll hopefully never need to, “bunun hiçbir zaman gerekli olmamasını umuyor olsak da” anlamında ödünleyici bir çerçeve oluşturur. need to ifadesinden sonra daha önce konuşulan acil durum eylemleri söylenmez, çünkü dinleyici bunları bağlamdan çıkarabilir. Ana talimat remember ile başlar. Mesajı önce güven verip sonra eylemi hatırlatacak şekilde düzenlemek, hatırlatmanın gücünü azaltmadan kaygıyı düşürür.
Alıştırma
So while we'll hopefully never need to, remember... ifadesinin bilgiyi düzenleme açısından temel etkisi nedir?
- Umut edilen durumu ve hatırlatmayı aynı anda gerçekleşen iki eylem olarak sunar.
- Önce eylemin gerekli olmamasına yönelik umudu ifade eder, sonra dinleyiciyi temel hatırlatmaya yönlendirir.
- Eylemin gerekli olma ihtimali düşük olduğu için önceki güvenlik tavsiyesini iptal eder.
Cevabı göster
Önce eylemin gerekli olmamasına yönelik umudu ifade eder, sonra dinleyiciyi temel hatırlatmaya yönlendirir.
remember to get inside, stay inside, and stay tuned: üç parçalı bir eylem sırası
Cümle, mesajı üç paralel eylem hâlinde düzenler: get inside içeri girmek, stay inside içeride kalmaya devam etmek, stay tuned ise sonraki gelişmeleri takip etmek demektir. Sıralama, hemen yapılacak eylemden güvenliği sürdürmeye ve ardından bilgi almaya ilerler. Remember to, kendisinden sonraki üç fiil öbeğinin tamamını kapsar. Benzer fiil yapılarının tekrarlanması, anlaşılması ve hatırlanması daha kolay, üç parçalı ve özlü bir kapanış oluşturur.
Alıştırma
Cümlenin mesajı nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Üç paralel eylemi işlevsel bir sırayla verir: içeri girin, orada kalın ve gelişmeleri takip etmeye devam edin.
- Daha önce gerçekleşmiş üç olayı aktarır.
- Yeni bilgi eklemeden aynı eylemi üç kez tekrarlar.
Cevabı göster
Üç paralel eylemi işlevsel bir sırayla verir: içeri girin, orada kalın ve gelişmeleri takip etmeye devam edin.
When it comes to: konuyu tanıtmak ve sınırlandırmak
When it comes to, sonraki ifadenin konusunu tanıtır ve sınırlar. Burada “hakkında konuşurken” veya “söz konusu olduğunda” anlamına gelir; dolayısıyla nuclear war tartışılan alandır. Bu ifadede to bir edattır. Ardından bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir: When it comes to safety ve When it comes to choosing a route. Burada come hareket bildirmez.
Alıştırma
Bu dersteki dört sözcüklü konu çerçeveleme ifadesini kullanın: ____ customer privacy, the policy is strict.
Cevabı göster
When it comes to
near misses: kıl payı atlatılan tehlikeler
Near miss, ciddi bir kazanın ya da zararlı bir sonucun neredeyse gerçekleştiği ama önlendiği olaydır. Burada near misses, insanlığın felaket gerçekten yaşanmadan ona tehlikeli ölçüde yaklaştığı anları anlatır. İfade, sıradan bir fırsatın kaçırılmasını değil, tehlikenin gerçekleşmeye ne kadar yaklaştığını vurgular.
Alıştırma
Cümleyi near miss ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The audit found several ____ that were never reported.
Cevabı göster
near misses
Cuban Missile Crisis: 1962'deki Soğuk Savaş karşılaşması
Küba Füze Krizi, Sovyetler Birliği'nin Küba'ya nükleer füzeler yerleştirmesi üzerine yaşanan 1962 Soğuk Savaş karşılaşmasının yaygın adıdır. Amerika Birleşik Devletleri ile Sovyetler Birliği, nükleer savaş riski de dâhil olmak üzere daha geniş bir çatışmaya çok yaklaştı. Bu cümlede özel ad, bölümün konusunu belirtir ve tarihî bir nükleer krize işaret eder.
Alıştırma
Cuban Missile Crisis burada neyi ifade ediyor?
- Küba'daki Sovyet nükleer füzeleri üzerine yaşanan 1962 Soğuk Savaş karşılaşmasını
- Küba'da yaşanan sıradan bir füze kazasını
- Küba füze teknolojisi hakkında bir kursu
Cevabı göster
Küba'daki Sovyet nükleer füzeleri üzerine yaşanan 1962 Soğuk Savaş karşılaşmasını
you'll learn how careful diplomacy and one man's courage prevented an international catastrophe. Notlar
5:09dikkatli diplomasinin ve bir adamın cesaretinin uluslararası bir felaketi nasıl önlediğini öğreneceksiniz.
you'll learn how: yaklaşan bir açıklamayı haber verme
Burada you'll learn how bir ön gösterim işlevi görür: programın, dikkatli diplomasi ile bir adamın cesaretinin bir felaketi nasıl önlediğini daha sonra açıklayacağını izleyiciye bildirir. Açıklamanın tam o anda başlayacağı anlamına gelmez. you'll learn how + özne + fiil kalıbı, yakında gelecek açıklamayı önceden belirterek mesajı düzenler. how sonrasındaki yan cümle, how small habits affect sleep örneğindeki gibi düz cümle söz dizimini kullanır.
Alıştırma
Bir belgesel bölümünün sonunda anlatıcı, "Next time, you'll learn how the rescue team found the missing climbers." diyor. Burada you'll learn how ne yapıyor?
- Daha sonraki bir bölümde açıklanacak süreci haber veriyor
- Anlatıcının ne olduğunu bilmediğini söylüyor
- İzleyicilere hemen bir kurtarma çalışması başlatmalarını emrediyor
Cevabı göster
Daha sonraki bir bölümde açıklanacak süreci haber veriyor
prevented an international catastrophe: prevent + isim kullanımı
prevented an international catastrophe ifadesinde prevented, felaketin gerçekleşmemesini sağlamak anlamına gelir. an international catastrophe isim öbeği, prevented fiilinin doğrudan nesnesidir. Bu, prevent + olay veya sonuç bildiren isim kalıbıdır; prevent an accident, prevent damage ve prevent a crisis buna örnektir. Bu kalıpta prevent fiilinin ardından doğrudan istenmeyen sonuç gelir.
Alıştırma
Yeni bir güvenlik kuralının ciddi bir kazanın gerçekleşmesini engellediğini doğru biçimde ifade eden cümle hangisidir?
- The new safety rule prevented from a serious accident.
- The new safety rule prevented to a serious accident.
- The new safety rule prevented a serious accident.
Cevabı göster
The new safety rule prevented a serious accident.