Biyolojik çeşitlilik neden bu kadar önemli? - Kim Preshoff: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu anlatım, ekosistem, tür ve genetik çeşitliliğin doğal sistemleri birlikte nasıl dirençli kıldığını gösteriyor. Amazon yağmur ormanlarıyla mercan resiflerini karşılaştırarak tek bir türün kaybının bazen telafi edilebildiğini, ancak kilit bir canlının yok olmasının bütün sistemi istikrarsızlaştırıp insan yaşamını da tehdit edebileceğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. may seem like permanent fixtures, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: may seem like ifadesinin önce görünürdeki izlenimi sunduğunu, ardından gelen karşıtlığın ise daha az belirgin gerçeği açığa çıkardığını fark edin. Bu kalıbı açıklayıcı bir girişte ilk izlenimi sınırlamak ve aşırı kesin bir yargı kurmadan okuyucuyu düzeltmeye ya da şaşırtıcı gerçeğe hazırlamak için kullanabilirsiniz. 2. keystone organism, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Bu ifadeyi, çok sayıda başka canlı kendisine bağlı olduğu için ekosistemde orantısız ölçüde önemli rol oynayan bir organizmayı anlatan ekoloji kavramı olarak anlayın. Böylece mercan resifi örneğinin mantığını izleyebilir ve keystone sözcüğünü yalnızca fiziksel bir taş ya da genel bir “önemli şey” ifadesi olarak yorumlamaktan kaçınabilirsiniz. 3. an insurance policy, Earth's own safety net — Deyimler ve Mecazi İfadeler: Bu iki metaforun biyolojik çeşitliliği gelecekteki belirsiz değişimlere karşı koruma sağlayan bir düzenek olarak sunduğunu kavrayın. Bilimsel anlatımın tanıdık risk ve güvenlik imgeleriyle ekosistem direncini insan esenliği ve yaşamıyla ilişkilendirerek sonucu nasıl güçlendirdiğini görebilirsiniz.
Bu derste
Our planet's diverse, thriving ecosystems may seem like permanent fixtures, Dilbilgisi
0:06Gezegenimizin çeşitli, gelişen ekosistemleri kalıcı yapılar gibi görünebilir,
but they're actually vulnerable to collapse. Kalıp ifadeler
0:11ancak aslında çökmeye karşı savunmasızdırlar.
may seem like permanent fixtures: yüzeysel izlenim ve gerçek
may seem like ifadesi, permanent fixtures sözünü doğrulanmış bir gerçek olarak değil, olası bir yüzeysel izlenim olarak sunar. Burada like, uzun süre yerinde kalması beklenen şeyleri anlatan permanent fixtures isim öbeğini getirir. Ardından gelen but they're actually... bölümü bu izlenimi düzeltir. Başka durumlara da aktarılabilen may seem like X, but actually Y kalıbı, ilk görünüş ile daha az belirgin olan gerçeği ayırmaya yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümle bir şeyi olası bir yüzeysel izlenim olarak sunup ardından bu izlenimi düzeltir?
- The trail is an easy walk, and the last mile is very steep.
- The trail may seem like an easy walk, but the last mile is very steep.
- The trail may become an easy walk after the repairs.
Cevabı göster
The trail may seem like an easy walk, but the last mile is very steep.
vulnerable to collapse: gerçekleşmiş çöküş değil, çökme riski
Vulnerable to collapse, bir şeyin kolayca zarar görebilmesi veya dengesinin bozulabilmesi nedeniyle çökme riski altında olması demektir. Gerçekleşmiş bir çöküşü değil, zayıflığı veya etkilenmeye açıklığı anlatır. Başka durumlara da aktarılabilen yapı be vulnerable to + isim veya -ing biçimidir. Burada collapse, olası kötü sonucu adlandıran bir isimdir; they ise ekosistemleri ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi vulnerable sözcüğünden sonra gereken edatla tamamlayın: The coastal road is vulnerable ____ flooding during heavy storms.
Cevabı göster
to
Jungles can become deserts and reefs can become lifeless rocks
0:14Ormanlar çöllere ve resifler cansız kayalara dönüşebilir,
even without cataclysmic events like volcanoes and asteroids. Notlar
0:19volkanlar ve asteroitler gibi yıkıcı olaylar olmasa bile.
even without: Bir koşul yokken de sonuç geçerlidir
Even without, mevcut olmayan bir koşulu belirtir ve ana sonucun yine de gerçekleşebileceğini vurgular. Even bir şaşkınlık anlamı katar: Eksik koşul önemli görünebilir, ancak sonuç için gerekli değildir. Bu cümlede, volkanlar veya asteroitlerle ilgili büyük felaketler olmasa da ekosistemlerin ciddi biçimde değişebileceği anlatılır. Yeniden kullanılabilen yapı sonuç + even without + isim veya -ing biçimidir.
Alıştırma
Eksik koşulu vurgulayan iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team can win ____ its star player.
Cevabı göster
even without
cataclysmic events: Büyük ve yıkıcı felaketler
Cataclysmic events, çok büyük bir yıkıma veya ani ve geniş kapsamlı bir değişime yol açan olaylardır. Cataclysmic, big ya da serious sözcüklerinden çok daha güçlüdür ve genellikle olumsuz, felaket boyutunda bir anlam taşır. Bu cümlede volkanlar ve asteroitlerle ilgili olaylar aşırı dış güçlerin örnekleridir. İfade, ekosistemlerin cansız hâle gelmesi için böylesine büyük felaketlerin gerekli olmadığını vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede cataclysmic event doğal biçimde kullanılmıştır?
- Moving a chair is usually a cataclysmic event.
- Missing one bus is always a cataclysmic event.
- An asteroid impact could be a cataclysmic event.
Cevabı göster
An asteroid impact could be a cataclysmic event.
What makes one ecosystem strong and another weak in the face of change? Kalıp ifadeler
0:23Değişim karşısında bir ekosistemi güçlü, diğerini zayıf kılan şey nedir?
in the face of change: bir zorlukla yüzleşmek
In the face of change, “değişimle başa çıkmak gerektiğinde” veya “değişimin yarattığı zorluğa rağmen” anlamına gelir. Face, in the face of kalıp ifadesinin bir parçasıdır; burada bir insanın yüzü anlamında değildir. Bu ifade karşılaştırmanın koşulunu belirler: Soru, her ekosistemin normal koşullarda ne kadar güçlü olduğunu değil, değişim onu sınadığında ne kadar güçlü kaldığını sorar.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki “karşısında” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: The rescue team stayed calm ____ danger.
Cevabı göster
in the face of
The answer to a large extent is biodiversity. Kalıp ifadeler
0:28Bunun cevabı büyük ölçüde biyoçeşitliliktir.
to a large extent: güçlü ama sınırlı bir iddiada bulunmak
To a large extent, “çoğunlukla” veya “büyük ölçüde” anlamına gelir. Biyolojik çeşitliliği cevabın önemli bir parçası olarak gösterir, ancak tek parçası olduğunu söylemez. Bu bir derece sınırlayıcısıdır. Başka nedenlere veya istisnalara yer bırakarak karmaşık konular hakkındaki iddiaları daha doğru hâle getirir.
Alıştırma
Bir rapor, bir etkenin çok önemli olduğunu ancak tek etken olmadığını söylüyor. Hangi cümle bu anlamı en iyi ifade eder?
- The result depends entirely on preparation.
- The result depends to some extent on preparation.
- The result depends to a large extent on preparation.
Cevabı göster
The result depends to a large extent on preparation.
Biodiversity is built out of three intertwined features: Kalıp ifadeler
0:32Biyoçeşitlilik iç içe geçmiş üç özellikten oluşur:
ecosystem diversity, species diversity, and genetic diversity.
0:35ekosistem çeşitliliği, tür çeşitliliği ve genetik çeşitlilik.
is built out of: bir şeyin nelerden oluştuğunu anlatmak
Bu cümlede is built out of, “-den oluşur” anlamına gelir. Soyut bir bütün olan Biodiversity kavramını, ifadeden sonra sıralanan ve birbiriyle bağlantılı üç parçanın birleşimi olarak sunar. A is built out of B kalıbında B, A'yı oluşturan malzemeleri, ögeleri veya parçaları belirtir. Built, ayrı parçaların bir bütün hâline getirilmesi görüntüsünü oluşturduğu için bu kalıp hem fiziksel nesneleri hem de soyut fikirleri anlatabilir.
Alıştırma
Built sözcüğüne “-den oluşmak” anlamını veren iki kelimeyle cümleyi tamamlayın: The program is built ____ four short units.
Cevabı göster
out of
The more intertwining there is between these features, Dilbilgisi
0:41Bu özellikler arasında ne kadar çok iç içe geçme varsa,
The more ..., the denser ...: iki değişimi birbirine bağlamak
The more ..., the ... iki karşılaştırma ifadesini eşleştiren bir kalıptır. İlk yan cümle değişen bir miktarı veya dereceyi belirtir, ikinci yan cümle ise onunla birlikte değişen sonucu verir. Burada iç içe geçmenin artması, dokunun daha sık ve dayanıklı hâle gelmesiyle ilişkilendirilir. Her iki bölümde de the ve bir karşılaştırma ifadesi kullanılır. More, more intertwining örneğinde olduğu gibi bir ismi niteleyebilir; sonuç bölümünde de denser and more resilient gibi birden fazla karşılaştırma ifadesi birlikte kullanılabilir. Bu kalıp, bağlantılı iki değişimi tek cümlede anlatır.
Alıştırma
Eşleşmiş karşılaştırma yapısını tamamlayın: ____ you practice, ____ confident you become.
Cevabı göster
The more · the more
Take the Amazon rainforest: Take + isim ile örnek tanıtma
Burada Take + isim, “onu kaldırıp almak” değil, “onu örnek olarak kullanmak” anlamına gelir. Take the Amazon rainforest, konuşmacının açıklamak üzere olduğu somut bir örneği tanıtır. Bu kalıp, genel bir düşünceden onu destekleyen veya açıklayan belirli bir örneğe geçerek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
“Take a school garden: it can turn science lessons into hands-on learning,” cümlesinde Take a school garden ne işe yarar?
- Birine okul bahçesini taşımasını söyler.
- Okul bahçesini bir örnek olarak tanıtır.
- Tartışmanın sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster
Okul bahçesini bir örnek olarak tanıtır.
one of the most biodiverse regions on Earth Dilbilgisi
0:50dünyadaki biyoçeşitliliği en yüksek bölgelerden biri,
and the genetic variety within those species.
0:56ve bu türler içindeki genetik çeşitlilik sayesindedir.
one of the most biodiverse regions on Earth: one of the most kalıbı
one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim kalıbı, bir ögeyi en üst gruplardan birinin içine yerleştirir. Burada Amazon yağmur ormanı, Dünya’nın biyolojik çeşitlilik açısından en zengin bölgeleri arasında gösterilir; ancak bunun tek başına en zengin bölge olduğu söylenmez. regions sözcüğü çoğul olmalıdır çünkü one, birkaç bölge arasından birini seçer. On Earth karşılaştırmanın kapsamını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle one of the most + sıfat + çoğul sayılabilen isim yapısını doğru kullanıyor?
- The Ocean Museum is one of the most popular museum in the city.
- The Ocean Museum is the one of most popular museums in the city.
- The Ocean Museum is one of the most popular museums in the city.
Cevabı göster
The Ocean Museum is one of the most popular museums in the city.
due to + isim öbeği
Bu cümlede due to, bölgenin neden bu kadar yüksek biyolojik çeşitliliğe sahip olduğunu açıklayan nedenleri tanıtır. because of ile aynı anlama gelir ve bölgeyle ilgili tanımı karmaşık ekosistemlere, tür çeşitliliğine ve genetik çeşitliliğe bağlar. Yaygın yapı due to + isim öbeğidir. Burada due to ifadesinden sonra üç isim öbeği sıralanır; özne ve yüklem içeren tam bir yan cümle gelmez.
Alıştırma
Cümleyi due to ile tamamlayın: The museum closed early ____ a power outage.
Cevabı göster
due to
which crawl up from the forest floor to the canopy, Kalıp ifadeler
1:01bunlar orman zemininden ağaç gölgeliklerine kadar tırmanır,
crawl up from ... to ...: yukarı yönlü bir yolu belirtme
crawl up, bir yüzey boyunca yavaşça yukarı doğru hareket etmeyi veya büyümeyi anlatır. Sarmaşıklar için kullanıldığında crawl mecazidir; yolu sadece yüksek bir yere varış olarak değil, yavaş yavaş yükselen bir tırmanış olarak gösterir. from the forest floor to the canopy, yolun başlangıç ve bitiş noktalarını belirtir. Fiil + from A to B kalıbı bütün bir yolu gösterebilir; up ise B'nin A'dan daha yüksekte olduğunu ekler.
Alıştırma
Yolu from ... to ... ile tamamlayın: The caterpillar crawled up ____ the base of the tree ____ a high branch.
Cevabı göster
from · to
intertwining with treetops and growing thick wooden stems that support these towering trees.
1:05ağaç tepeleriyle iç içe geçer ve bu yükselen ağaçları destekleyen kalın ahşap gövdeler oluşturur.
tangled liana vines: birbirine dolanmış odunsu tırmanıcılar
Lianalar, tropikal ormanlarda yaygın olan uzun ve odunsu tırmanıcı bitkilerdir. Toprağa kök salar ve ağaçlar gibi kendi başlarına dik durmak yerine gölgelik katmanına doğru büyümek için ağaçları destek olarak kullanırlar. Tangled, sarmaşıkların birbirine dolandığını ve kesiştiğini anlatır. tangled liana vines ifadesi, ormanın içinde birbirine örülmüş çok sayıda odunsu tırmanıcı bitkinin görüntüsünü oluşturur.
Alıştırma
Bir yağmur ormanı betimlemesinde liana vines nedir?
- Yalnızca su altında büyüyen küçük çiçekli bitkiler.
- Ağaçların üzerinde ve çevresinde büyüyen odunsu tırmanıcı bitkiler.
- Gölgelik katmanından düşen gevşek ağaç kabuğu parçaları.
Cevabı göster
Ağaçların üzerinde ve çevresinde büyüyen odunsu tırmanıcı bitkiler.
trees provide the seeds, fruits, and leaves to herbivores
1:13ağaçlar, tohumlarını, meyvelerini ve yapraklarını
Helped along by the vines: cümle başındaki geçmiş zaman ortacı öbeği
Helped along by the vines, ana cümleden önce gelen geçmiş zaman ortacı biçimli bir öbektir. Edilgen bir arka plan bilgisi verir: trees, vines tarafından yardım alan taraf olarak sunulur. help along öbek fiili, bir kişinin veya şeyin ilerlemesine yardım etmek demektir; yanında hareket etmek anlamına gelmez. Bu öbeğin açıkça belirtilmiş ayrı bir öznesi yoktur; bu nedenle anlaşılan özne ana cümleden gelir. Burada trees sözcüğüne bağlanır ve tam ana cümle trees provide ile başlar. Açılmış biçimi şöyledir: Because trees are helped along by the vines, they provide seeds, fruits, and leaves to herbivores.
Alıştırma
Bu cümleyi okuyun: Helped along by an experienced guide, the hikers reached the campsite. Yardımı alan tarafın kim olduğu anlaşılır?
- an experienced guide
- the campsite
- the hikers
Cevabı göster
the hikers
which disperse their seeds throughout the forest so they can grow. Kelime
1:19onlar da büyüyebilmeleri için tohumları orman boyunca dağıtırlar.
such as the tapir and the agouti: belirli örnekler verme
Such as, herbivores genel kategorisinin belirli üyelerini tanıtır. Bu cümlede the tapir and the agouti, genel kategoriyi daha somut hâle getiren örneklerdir. Bu ifade, bilgiyi genel bir gruptan belirli örneklere doğru düzenler. Bunların tek otçul türleri olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bu derste örnekleri tanıtmak için kullanılan iki kelimelik ifadeyi yazın: Many nocturnal animals, ____ owls and bats, are active after sunset.
Cevabı göster
such as
which disperse their seeds: bitki tohumlarını dağıtmak
Disperse their seeds, bitki tohumlarını başladıkları yerden uzağa taşıyarak farklı yerlere yaymak demektir. Ekolojik açıklamalarda disperse, geniş bir alana dağılmayı vurgular. Which, the tapir and the agouti hakkında ek bilgi verir: dağıtma eylemini bu hayvanlar yapar. Önceki bağlama göre their seeds, hayvanların ürettiği tohumları değil, ağaçların tohumlarını ifade eder.
Alıştırma
Birds disperse seeds after eating berries cümlesinde disperse seeds ne anlama gelir?
- Tohumları büyümeden önce yok etmek
- Tohumları farklı yerlere taşımak veya yaymak
- Bütün tohumları tek bir yerde tutmak
Cevabı göster
Tohumları farklı yerlere taşımak veya yaymak
Leftovers are consumed by the millions of insects that decompose and recycle nutrients to create rich soil. Kelime
1:23Artıklar, besinleri ayrıştırıp geri dönüştürerek zengin topraklar yaratan milyonlarca böcek tarafından tüketilir.
that decompose and recycle nutrients: besin maddelerini ayrıştırıp yeniden döngüye sokan
Decompose fiili, ölü veya arta kalan organik maddeleri daha basit maddelere ayırmak demektir. Recycle nutrients, bu maddelerdeki yararlı besin öğelerini yeniden kullanılabilmeleri için ekosisteme geri kazandırmak demektir. Bu iki bağlı fiil birlikte, birbiriyle ilgisiz iki eylemi değil, ekolojik döngüdeki bir eylem dizisini anlatır. That decompose and recycle nutrients ilgi yan cümlesi böceklerin ne yaptığını açıklar.
Alıştırma
Ekolojik süreci hedef fiillerle tamamlayın: Soil organisms ____ dead leaves and ____ nutrients for new plant growth.
Cevabı göster
decompose · recycle
The rainforest is a huge system filled with many smaller systems like this,
1:30Yağmur ormanı, her biri birbirine bağlı türlerle dolu
each packed with interconnected species. Kalıp ifadeler
1:34bunun gibi birçok küçük sistemle dolu devasa bir sistemdir.
each packed with interconnected species: her biri birbiriyle bağlantılı türlerle dolu
Packed with, sınırlı bir alanın veya sistemin içinde çok sayıda şey bulunması demektir. Buradaki interconnected species, beslenme, ortak yaşam alanı veya tozlaşma gibi ekolojik ilişkilerle birbirine bağlı türlerdir. Each, daha önce geçen many smaller systems ifadesine gönderme yapar. Virgülden sonraki each + geçmiş zaman ortacı yapısı, her bir öğe hakkında ayrı ayrı aynı ayrıntıyı ekler: küçük sistemlerin her biri bu türlerle doludur.
Alıştırma
Cümleyi “çok sayıda içeren” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The travel guide has six chapters, each ____ useful maps.
Cevabı göster
packed with
Every link provides stability to the next: karşılıklı bağımlılığı anlatan zincir mecazı
Bu cümlede link mecaz anlamda kullanılmıştır. Bir türü veya ekolojik ilişkiyi, bir zincirin bağlantılı parçası olarak gösterir; web bağlantısını ya da bir metal parçasını anlatmaz. Every link provides stability to the next, bağlantılı her parçanın başka bir parçayı desteklediği anlamına gelir. Zincir imgesi, biyolojik çeşitliliği iç içe geçmiş bir sistem olarak gösteren daha geniş bir tablo başlatır: güç, parçaların birbirine bağlı olup birbirini desteklemesinden gelir.
Alıştırma
Bu cümlede Every link provides stability to the next ne anlama gelir?
- Her tür, diğer tüm türlerden ayrılarak istikrarlı hâle gelir.
- Bağlantılı her parça, ekosistemin başka bir parçasını desteklemeye yardımcı olur.
- Her tür, kelimenin gerçek anlamıyla bir zincirdeki metal halkadır.
Cevabı göster
Bağlantılı her parça, ekosistemin başka bir parçasını desteklemeye yardımcı olur.
That weave is further reinforced by the genetic diversity within individual species, Kalıp ifadeler
1:43Bu doku, bireysel türler içindeki genetik çeşitlilikle daha da güçlendirilir
which allows them to cope with changes. Kalıp ifadeler
1:48ve bu da onların değişikliklerle başa çıkmasını sağlar.
is further reinforced by: edilgen yapıda ek destek
A is further reinforced by B kalıbı, B'nin A'ya ek güç veya destek sağladığı anlamına gelir. Further, A'nın zaten bir miktar desteğe sahip olduğunu ve B'nin buna yeni bir katman eklediğini gösterir. Bu bir edilgen yapıdır: güçlendirilen şey olan A önce gelir; ek desteğin kaynağı ise by sözcüğünden sonra yer alır. Cümlede biyolojik çeşitliliğin dokusu, her türün içindeki genetik çeşitlilikle güçlendirilir.
Alıştırma
Cümleyi is further reinforced by kullanarak tamamlayın: The conclusion ____ two independent studies.
Cevabı göster
is further reinforced by
cope with changes: cope with + zorlu bir durum
cope with changes ifadesinde cope, değişiklikler zorlayıcı olduğunda durumu yönetmek veya işlevini sürdürmek anlamına gelir. Sorunun ortadan kalktığı anlamına gelmez. Cope, başa çıkılan zorluğu doğrudan nesne olarak almaz. cope with + isim öbeği yapısı kullanılır: cope with changes, cope with stress veya cope with a new situation.
Alıştırma
Cümleyi cope ve gerekli edatla tamamlayın: A quiet place helps Mia ____ noisy afternoons.
Cevabı göster
cope with
are much more vulnerable to fluctuations caused by climate change, Kalıp ifadeler
1:55iklim değişikliği,
disease, or habitat fragmentation.
1:59hastalık veya yaşam alanı parçalanmasının neden olduğu dalgalanmalara karşı çok daha savunmasızdır.
Species that lack genetic diversity: lack + isim
Species that lack genetic diversity, “yeterli genetik çeşitliliğe sahip olmayan türler” anlamına gelir. that lack genetic diversity ilgi yan cümlesi, hangi türlerin anlatıldığını belirtir. Burada lack geçişli bir fiildir; bu nedenle genetic diversity doğrudan nesnesidir: lack genetic diversity. Fiilden sonra of eklenmez. lack isim olarak a lack of genetic diversity gibi farklı bir yapıda kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle lack sözcüğünü fiil olarak doğru kullanıyor?
- Plants that lack water may stop growing.
- Plants that are lack water may stop growing.
- Plants that lack of water may stop growing.
Cevabı göster
Plants that lack water may stop growing.
much more vulnerable to fluctuations: dalgalanmalara karşı çok daha savunmasız
be vulnerable to + isim yapısında vulnerable, bir şeyden zarar görme veya güçlü biçimde etkilenme olasılığının yüksek olduğunu anlatır. Burada fluctuations koşullardaki değişimleri ifade eder; cümle, bu değişimlerin genetik çeşitliliği düşük türler için daha büyük bir tehlike oluşturduğunu söyler. More vulnerable karşılaştırma biçimidir. Much, farkın büyük olduğunu göstermek için karşılaştırma biçiminin önüne gelir. Bu nedenle much more vulnerable, more vulnerable ifadesinin tek başına belirttiğinden çok daha yüksek bir savunmasızlık düzeyi anlatır.
Alıştırma
Vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: Compared with large chains, independent shops are ____ sudden price increases.
Cevabı göster
much more vulnerable to
a knot is untied and parts of the net disintegrate. Deyimler
2:06bir düğüm çözülür ve ağın parçaları dağılır.
weakened gene pool: zayıflamış gen havuzu
Gene pool, birbiriyle üreyebilen bir popülasyonda bulunan tüm genlerin ve bu genlerin farklı biçimlerinin oluşturduğu bütündür. Gerçek bir havuz veya depolama yeri değildir. Bu cümlede weakened gene pool, türün genetik çeşitliliğinin çok az olduğu anlamına gelir. Varyantlar azaldığında, popülasyonda bazı bireylerin hastalıklara veya çevresel değişimlere dayanmasına yardımcı olan özelliklerin bulunma olasılığı da azalır.
Alıştırma
Bu biyoloji bağlamında gene pool ne anlama gelir?
- DNA örneklerinin saklandığı fiziksel bir tesis
- Tek bir organizmanın bütün DNA'sı
- Üreyen bir popülasyondaki tüm genler ve genetik varyantlar
Cevabı göster
Üreyen bir popülasyondaki tüm genler ve genetik varyantlar
a knot is untied ... parts of the net disintegrate ifadesinin sistem benzetmesi olarak kullanımı
Buradaki düğüm ve ağ gerçek anlamda kullanılmıyor. Cümle, ekosistemi bir ağa benzeten ve her türün bu ağdaki bağlantıları bir arada tutmaya yardım ettiğini anlatan benzetmeyi sürdürüyor. Bir tür yok olduğunda “a knot is untied” bir bağlantının kaybedildiğini, “parts of the net disintegrate” ise zararın ekosistemin bağlantılı bölümlerine yayılabileceğini anlatır. Bu görüntü, bütün ekosistemin bir anda yok olduğunu söylemeden sistem çapındaki riski gözümüzde canlandırmayı kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu cümlede “a knot is untied and parts of the net disintegrate” görüntüsü ne anlama geliyor?
- Bir türün kaybı ekosistemin bağlantılı bölümlerini zayıflatabilir.
- Bütün türler tam olarak aynı anda yok oluyor.
- Birisi yağmur ormanında gerçekten ipten yapılmış bir ağı çözüyor.
Cevabı göster
Bir türün kaybı ekosistemin bağlantılı bölümlerini zayıflatabilir.
So, what if we were to remove one species from the rainforest? Dilbilgisi
2:10Peki, yağmur ormanlarından bir türü çıkarsaydık ne olurdu?
What if we were to remove ...? ile hayalî bir durum kurma
What if ...? hayal edilen bir durum ortaya koyar ve bunun olası sonucunu sorar. we were to remove ifadesinde were to + fiilin yalın hâli, çıkarma eylemini daha önce gerçekleşmiş bir olay olarak değil, bilinçli biçimde düşünülen bir olasılık olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp What if + özne + were to + fiilin yalın hâli ...? şeklindedir. Konuşmacı sonuçları incelemeden önce bir düşünce deneyi kurarken bu yapıyı sık kullanır.
Alıştırma
Biraz resmî olan varsayım kalıbını eksik iki sözcükle tamamlayın: What if we ____ change one rule?
Cevabı göster
were to
fall apart: bir sistemin bütünlüğünü kaybetmesi
Fall apart, bir şeyi bütün olarak işler durumda tutan yapının veya bağlantıların kaybolması anlamına gelir. System ile kullanıldığında mecazidir: soru, sistemin kararsızlaşıp çözüleceğini veya çökeceğini sorar; fiziksel olarak aşağı düşmesini değil. Bu öbek fiil, parçaları artık bir arada duramayan planları, takımları, ilişkileri ve kuruluşları da anlatabilir.
Alıştırma
“After two sponsors withdrew, the festival plan fell apart,” cümlesinde ne oldu?
- Plan daha ayrıntılı hâle geldi.
- Plan daha alçak bir yere taşındı.
- Plan artık bir arada kalamıyor veya devam edemiyordu.
Cevabı göster
Plan artık bir arada kalamıyor veya devam edemiyordu.
form such rich biodiversity in this forest Dilbilgisi
2:23bu ormanda o kadar zengin bir biyoçeşitlilik oluşturur ki
that one species gap in the weave won't cause it to unravel.
2:26dokudaki bir tür boşluğu onun çözülmesine neden olmaz.
such rich biodiversity ... that ...: derece ve sonuç
Vurgulanan bölüm such + sıfat + isim öbeği + that + sonuç cümleciği yapısını kullanır. Such rich biodiversity in this forest, biyolojik çeşitliliği çok yüksek olarak sunar; that ile başlayan cümlecik ise sonucu açıklar: eksik olan tek bir türün bıraktığı boşluk ekolojik ağın çözülmesine neden olmayacaktır. Such, rich biodiversity isim öbeğini niteler; ardından that tam bir sonuç cümleciği başlatır. Sonuç olumlu veya olumsuz olabilir, bu nedenle won't cause it to unravel da bu yapıya uyar.
Alıştırma
Cümleyi such ve that ile tamamlayın: The library has ____ a wide selection of books ____ every child can find something interesting.
Cevabı göster
such · that
The forest can stay resilient and recover from change, Kalıp ifadeler
2:30Orman dirençli kalabilir ve değişimden kurtulabilir,
can stay resilient and recover from change: dayanıklılığı korumak ve değişimin ardından toparlanmak
Can sözcüğünden sonra iki paralel fiil grubu gelir: stay resilient ve recover from change. Stay + sıfat yapısında stay, “o durumda kalmaya devam etmek” demektir; dolayısıyla stay resilient, baskı veya bozulmayla başa çıkma yeteneğini korumayı anlatır. Recover from yapısında from sözcüğünden sonra, içinden çıkılan zorluk veya bozulma belirtilir. Bu iki ifade birlikte, ormanın değişime dayanabildiğini ve sonrasında sağlığını ya da işleyişini geri kazanabildiğini anlatır.
Alıştırma
Bir sistemin bir şoka dayanıp sonrasında normale dönebildiğini doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Good backups help the network stay resilient and recover from a failure.
- Good backups help the network stay resilience and recover a failure.
- Good backups help the network stay resilient and recover of a failure.
Cevabı göster
Good backups help the network stay resilient and recover from a failure.
but that's not true in every case: genel bir iddiadan istisnalara geçmek
But, önceki iddiaya bir sınır getirir. That, ormanın dayanıklılığını koruyup toparlanabileceği fikrinin tamamına gönderme yapar; not true in every case ise bu iddianın istisnaları olduğunu belirtir. Bu yapı, bilgiyi önce genel bir ifade, ardından bir sınırlama gelecek şekilde düzenler. Önceki iddianın her zaman yanlış olduğunu söylemez; iddianın her duruma uygulanamayacağını söyler.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Solar panels reduce bills for many homes, but that's not true in every case. İkinci cümlecik ne yapıyor?
- İstisnalara dikkat çekerek genel bir iddianın kapsamını sınırlar.
- İlk iddianın her durumda yanlış olduğunu söyler.
- İlgisiz bir konuya geçer.
Cevabı göster
İstisnalara dikkat çekerek genel bir iddianın kapsamını sınırlar.
taking away just one important component can undermine the entire system. Dilbilgisi
2:37sadece önemli bir bileşeni çıkarmak tüm sistemi çökertir.
taking away ... can undermine ...: isim-fiil öbeğinin özne olması
Taking away just one important component, -ing yapısında bir isim-fiil öbeğidir. -ing biçimi eylemi hakkında konuşulacak bir şey ya da düşünce olarak sunar ve öbeğin tamamı can undermine yükleminin öznesidir. Özne olarak kullanılan bir isim-fiil öbeği normalde tekil kabul edilir. can gibi bir kiplik fiilinden sonra gelen fiil yalın biçimde kalır: can undermine denir, can undermines denmez.
Alıştırma
Hangi cümlede bir isim-fiil öbeği özne olarak doğru kullanılmıştır?
- The removed safety check was important.
- Removing one safety check can put the whole process at risk.
- They are removing one safety check from the process.
Cevabı göster
Removing one safety check can put the whole process at risk.
Many organisms in a reef are dependent on the coral. Kalıp ifadeler
2:44Resifteki birçok organizma mercana bağımlıdır.
are dependent on the coral: be dependent on yapısı
Be dependent on, birine ya da bir şeye ihtiyaç duymak veya ona bağımlı olmak anlamına gelir. Dependent bir sıfattır; önüne be fiilinin uygun biçimi gelir ve on, ihtiyaç duyulan şeyi sağlayan kişi ya da nesneyi tanıtır. Örnekte are, çoğul özne Many organisms ile uyumludur. the coral ise bu organizmaların bağımlı olduğu şeydir.
Alıştırma
Eksik edatla cümleyi tamamlayın: The alarm system is dependent ____ a steady power supply.
Cevabı göster
on
breeding grounds: hayvanların ürediği yerler
Breeding grounds, hayvanların çiftleştiği, yumurtladığı, yavruladığı veya yavrularını büyüttüğü yerlerdir. Buradaki grounds, yalnızca “toprak” ya da “gerekçe” değil, bir etkinlik için kullanılan alanlar anlamına gelir. Cümlede bu ifade, anlatılan ortamın sağladığı bir yaşam alanı türünü belirtir. Tek bir alan için breeding ground, birden fazla alan veya üreme yaşam alanı türü için breeding grounds kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “hayvanların ürediği yerler” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Seasonal ponds provide ____ for many frogs.
Cevabı göster
breeding grounds
Corals also form interdependent relationships with fungi and bacteria. Kalıp ifadeler
2:56Mercanlar ayrıca mantar ve bakterilerle birbirine bağlı ilişkiler kurarlar.
form interdependent relationships with: karşılıklı bağımlılık ilişkileri kurmak
Form relationships with, başka bir tarafla bağlantılar geliştirmek veya kurmak anlamına gelir. Form fiildir, relationships onun nesnesidir ve with ilişkideki diğer katılımcıları belirtir. Interdependent, yalnızca bir tarafın diğerine bağımlı olması değil, tarafların birbirine bağımlı olması demektir. Cümlede mercanlar, mantarlar ve bakteriler karşılıklı bağımlılık ilişkileriyle birbirine bağlı olarak sunulur.
Alıştırma
“Small farms form interdependent relationships with local markets,” cümlesinde interdependent ne anlama gelir?
- Her iki taraf da diğerine bağımlıdır.
- Yalnızca çiftlikler pazarlara bağımlıdır.
- Çiftlikler ve pazarlar birbirinden tamamen ayrı kalır.
Cevabı göster
Her iki taraf da diğerine bağımlıdır.
that allows the tangled net of biodiversity to be woven.
3:03karmaşık biyoçeşitlilik ağının dokunmasına izin veren bir dokuma tezgahıdır.
coral itself is a loom ... biodiversity to be woven: dokuma tezgâhı ve örme benzetmesi
Burada loom, “dokuma tezgâhı” anlamındaki isimdir. Mercana loom denmesi, onu birbirinden ayrı birçok parçanın bağlantılı bir bütün oluşturmasını sağlayan yapı olarak gösterir. net ve be woven ifadeleri aynı dokuma imgesini sürdürür: biyolojik çeşitlilik, canlılar arasındaki ilişkilerden örülmüş bir ağ gibi sunulur. Buradaki ana fikir mercanın bu ilişkilerin kurulup bağlanmasını sağlamasıdır; gerçekten bir şey dokuduğu anlatılmaz.
Alıştırma
Örnekteki loom benzetmesi ne anlatıyor?
- Mercan, birçok canlı ilişkisinin bağlantılı bir sistem oluşturmasını sağlar.
- Mercan, diğer hayvanlar için gerçekten balık ağı yapar.
- Mercan, yakınında yaşayan hayvanları tehdit eder.
Cevabı göster
Mercan, birçok canlı ilişkisinin bağlantılı bir sistem oluşturmasını sağlar.
one that many others depend on for their suvival. Kalıp ifadeler
3:09hayatta kalmaları için diğer birçok canlının bağımlı olduğu bir canlıdır.
keystone organism: ekosistemi destekleyen kritik canlı
keystone organism, bir ekosistemin yapısı veya dengesi açısından özellikle önemli bir role sahip canlıdır. En büyük ya da sayıca en fazla olan canlı olması gerekmez. keystone, bir kemerin bir arada durmasına yardım eden merkezî taştır. Cümle daha sonra one that many others depend on ifadesiyle ekolojik benzetmeyi açıklar: mercan, diğer birçok canlının ihtiyaç duyduğu koşulları destekler.
Alıştırma
Bir ekoloji yazısında keystone organism ne anlama gelir?
- Vücudu taş gibi sert olan bir canlı
- Bir ekosistemde sayıca en fazla olan canlı
- Bir ekosistemin dengesini korumada özellikle önemli rolü olan bir canlı
Cevabı göster
Bir ekosistemin dengesini korumada özellikle önemli rolü olan bir canlı
depend on ... for ...: bağımlı olunan kaynak ve ihtiyaç
depend on someone or something for something kalıbı hem destek alınan kaynağı hem de ihtiyacı belirtir: on, bağımlı olunan kişi veya şeyi; for ise onun ne için gerekli olduğunu gösterir. Burada that, one sözcüğüne gönderme yapar ve on'dan sonra anlaşılan nesne görevini üstlenir: many others depend on that. For their survival, buna neden ihtiyaç duyduklarını açıklar. Bu cümlede suvival, survival yani hayatta kalma anlamında kullanılmak istenmiştir.
Alıştırma
Cümleyi depend on ... for ... ile tamamlayın: Many animals depend ____ trees ____ food and shelter.
Cevabı göster
on · for
pollution, and ocean acidification weaken coral
3:15kirlilik ve okyanus asitlenmesi mercanı zayıflattığında
destructive fishing practices ... ocean acidification: mercanlara yönelik tehditler
Destructive fishing practices, deniz tabanına zarar vermek veya aşırı sayıda canlı yakalamak gibi yollarla deniz yaşamına ya da yaşam alanlarına ciddi zarar veren balıkçılık yöntemleri ve uygulamalarıdır. Burada practices, eğitim değil “bir işi yapma yolları” anlamındadır. Ocean acidification, okyanus karbondioksit emdikçe ve pH değeri düştükçe deniz suyunun kimyasında gerçekleşen aşamalı değişimdir. Bu durum mercanların iskeletlerini oluşturmasını ve korumasını zorlaştırır. Soruda bu iki etken, mercanı zayıflatabilen veya öldürebilen gerçek nedenler olarak kirlilikle birlikte sıralanır.
Alıştırma
Hangi seçenek hem destructive fishing practices hem de ocean acidification ifadelerini doğru açıklar?
- Balık popülasyonlarını koruyan kurallar; yalnızca asit sızıntılarının neden olduğu kirlilik.
- Balıkçılar için eğitim çalışmaları; buharlaşma nedeniyle okyanustaki tuzun artması.
- Deniz ekosistemlerine zarar veren balıkçılık yöntemleri; deniz suyu karbondioksit emdikçe okyanus pH değerinin düşmesi.
Cevabı göster
Deniz ekosistemlerine zarar veren balıkçılık yöntemleri; deniz suyu karbondioksit emdikçe okyanus pH değerinin düşmesi.
Kısa bir yanıt olarak Exactly what you might think
Exactly what you might think. bazı sözcüklerin çıkarıldığı kısa bir yanıttır. Tam düşünce “The result is exactly what you might think” şeklindedir: sonuç, dinleyicinin muhtemel tahminiyle tam olarak örtüşür. Sonucu hemen söylemek yerine önceki bir soruya ya da hazırlayıcı bilgiye bağlanır. Böylece soruyu kapatır, beklenen yanıtı doğrular ve açıklamanın konuşma havasında ilerlemesini sağlar.
Alıştırma
Bu açıklamada Exactly what you might think. ifadesinin temel işlevi nedir?
- Konuyla ilgisiz bir tanım sunar.
- Sonucun dinleyicinin muhtemelen beklediği şeyle örtüştüğünü doğrular.
- Sonucun tahmin edilmesinin imkânsız olduğunu söyler.
Cevabı göster
Sonucun dinleyicinin muhtemelen beklediği şeyle örtüştüğünü doğrular.
The loss ... leaves its dependents at a loss: loss sözcüğünün iki kullanımı
leave its dependents at a loss ifadesinde leave, “birini belirli bir durumda bırakmak”; at a loss ise durumla baş edememek veya ne yapacağını bilememek anlamına gelir. Its dependents, kilit türe bağımlı canlılardır; dolayısıyla ifade, türün yok olmasının bu canlıları zor durumda bıraktığını söyler. Cümle The loss ile at a loss ifadelerini yan yana getirir. İlk loss türün yok oluşunu belirtir; ikincisi ise kalıplaşmış bir ifadenin parçasıdır. loss sözcüğünün tekrarı bir kelime oyunu oluşturur ve zincirleme tepkiyi daha görünür hâle getirir.
Alıştırma
Cümleyi örnekte geçen ve “ne yapacağına karar verememek” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The sudden schedule change left the whole team ____.
Cevabı göster
at a loss
threatening the entire fabric of the reef: ekosistemi bir dokuma olarak anlatan metafor
Burada fabric gerçek bir kumaş anlamına gelmez. Birçok türün ve aralarındaki ilişkinin iç içe geçerek tek bir resif ekosistemi oluşturmasını anlatan bir metafordur. threatening the entire fabric of the reef yalnızca bir türe zarar vermek değil, birbirine bağlı bu sistemin tamamını riske atmak demektir. Bu metafor, karmaşık bir sistemi parçaları birbirini destekleyen bir bütün olarak anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede the entire fabric of the reef neyi ifade eder?
- Birbirine bağlı bir bütün olarak resif ekosistemini
- Resifi örten gerçek bir kumaş parçasını
- Yalnızca resifin görünen biçimini ve rengini
Cevabı göster
Birbirine bağlı bir bütün olarak resif ekosistemini
together form the complex tangled weave of biodiversity
3:34birlikte dünyadaki organizmaların hayatta kalması için hayati önem taşıyan
that is vital for the survival of organisms on Earth. Kalıp ifadeler
3:37biyoçeşitliliğin karmaşık, birbirine dolanmış dokusunu oluşturur.
that is vital for the survival of organisms on Earth: vital for, “... için hayati önem taşımak” demektir
Bu ilgi cümleciğinde that, biodiversity sözcüğüne gönderme yapar; is vital for ise “... için hayati önem taşır” demektir. Cümlecik, biyolojik çeşitliliğin neden önemli olduğunu açıklar: Yeryüzündeki canlılar hayatta kalmak için ona bağlıdır. Öznenin hangi sonuç veya faaliyet için vazgeçilmez olduğunu belirtmek için be vital for + isim ya da -ing biçimi kullanılır. Vital, yalnızca important demekten daha güçlü bir gereklilik ifade eder.
Alıştırma
Cümleyi vital ve doğru edatla tamamlayın: Clean water is ____ human survival.
Cevabı göster
vital for
We humans are woven into this biodiversity, too. Deyimler
3:41Biz insanlar da bu biyoçeşitliliğin içine dokunmuşuz.
Biz insanlar da bu biyolojik çeşitliliğin dokusuna işlenmiş durumdayız
Be woven into, sözcük anlamıyla ipliklerin bir kumaşın parçası olacak biçimde dokunmasını anlatır. Burada bir metafordur: İnsanlar, biyolojik çeşitliliğin temsil ettiği birbirine bağlı yaşam ağının içindedir; onun dışında değildir. We humans, söz konusu grubun «biz insanlar» olduğunu açıkça belirtir. Cümle sonundaki too ise insanları daha önce sözü edilen canlılara ekler. Bu seçimler dikkati yeniden insanlara çeker ve biyolojik çeşitliliğe olanların bizi de ilgilendirdiğini vurgular.
Alıştırma
Bu cümle esas olarak neyi vurguluyor?
- İnsanlar da birbirine bağlı yaşam ağının içindedir.
- İnsanlar biyolojik çeşitliliği onun dışından gözlemler.
- İnsanlar biyolojik çeşitliliği gerçekten kumaşa dokuyabilir.
Cevabı göster
İnsanlar da birbirine bağlı yaşam ağının içindedir.
Yalnızca birkaç « iplik » kaybolduğunda bile esenliğimiz tehdit edilir
Strands, sözcük anlamıyla dokunmuş bir malzemedeki tek tek iplikler demektir. Sözcük dokuma metaforunu sürdürür; bu yüzden iplikler türler veya ekolojik bağlantılar gibi biyolojik çeşitliliğin parçalarını temsil eder. Are lost, birinin gerçek iplikleri yanlış yere koyduğu değil, bu parçaların ortadan kaybolduğu anlamına gelir. When ile başlayan yan cümle bir neden-sonuç ilişkisi kurar. Just a few, küçük bir kaybın bile yeterli olabileceğini vurgular; edilgen are lost ve is threatened yapıları dikkati kayba ve bunun insan esenliği üzerindeki etkisine yöneltir.
Alıştırma
Hangi yorum hem metaforu hem de uyarıyı en iyi biçimde koruyor?
- Biyolojik çeşitlilikteki küçük bir kayıp bile insan esenliğini riske atabilir.
- İnsan esenliği ancak bütün türler yok olduktan sonra değişir.
- Cümle birkaç parça dikiş ipliğinin kaybolması hakkındadır.
Cevabı göster
Biyolojik çeşitlilikteki küçük bir kayıp bile insan esenliğini riske atabilir.
Cut too many links, and we risk unraveling it all. Dilbilgisi
3:49Çok fazla bağlantıyı koparırsak, her şeyi çözme riskiyle karşı karşıya kalırız.
Cut too many links, and...: emir cümlesi + and + sonuç
Cut too many links biçim olarak bir emir cümlesidir, ancak burada doğrudan emir vermek yerine varsayımsal bir eylem sunar. and sonrasındaki cümlecik olası sonucu belirtir. Birlikte, emir cümlesi + and + sonuç yapısı yaklaşık olarak “bu olursa şu sonuç ortaya çıkar” anlamına gelir. Bu kısa yapı uyarıyı doğrudan ve güçlü kılar. Bu cümlede sonuç bir risk olarak sunulur: çok fazla bağlantıyı kesmek bütün sistemin çözülüp dağılmasına yol açabilir.
Alıştırma
Bu yapıda kullanılan bağlacı yazarak kısa uyarıyı tamamlayın: Ignore too many warning signs, ____ you may cause an accident.
Cevabı göster
and
What the future brings: özne görevinde bir what cümleciği
What the future brings, what ile başlayan bir isim cümleciğidir. Cümleciğin tamamı is unpredictable ifadesinin öznesidir. Cümlecik içinde the future özne, brings fiil ve what onun nesnesidir; what burada “getirilen şey ya da şeyler” anlamına gelir. Bu yapı doğrudan bir soru değil, bir bildirimin parçası olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini kullanır: what does the future bring değil, what the future brings. Böylece henüz bilinmeyen bir fikir, daha büyük bir cümlede isim konumunu doldurabilir.
Alıştırma
Hangi cümle what cümleciğini daha büyük bir bildirimin öznesi olarak doğal biçimde kullanır?
- What does the future bring remains uncertain.
- What the future brings it remains uncertain.
- What the future brings remains uncertain.
Cevabı göster
What the future brings remains uncertain.
Earth's own safety net to safeguard our survival.
3:58hayatta kalmamızı güvence altına almak için Dünya'nın kendi güvenlik ağı.
bir sigorta poliçesi, Dünya'nın kendi güvenlik ağı
İki isim öbeği de biyolojik çeşitliliği koruyucu bir mekanizma olarak anlatan metaforlardır. An insurance policy belirsiz bir gelecekteki kayba karşı korunmayı, a safety net ise bir şeyler ters gittiğinde devreye giren yedek desteği düşündürür. Birlikte, biyolojik çeşitliliği gelecekteki değişimlerin etkisini azaltıp yaşamın sürmesine yardım edebilecek bir tampon olarak sunarlar. İkinci ifade olan Earth's own safety net, ilk metaforu yeniden ifade ederek onu daha canlı hâle getirir. Ayrı bir ikinci fayda ya da gerçek bir poliçe veya ağ değildir.
Alıştırma
Bu cümlede an insurance policy, Earth's own safety net ifadesi biyolojik çeşitlilik hakkında ne anlatıyor?
- Belirsiz gelecekteki risklere karşı yedek koruma sağlayabilir.
- İnsanların hiçbir zaman tehlikeyle karşılaşmayacağını garanti eden finansal bir üründür.
- Dünya'yı korumak için birbirinden ayrı iki fiziksel araç oluşturur.
Cevabı göster
Belirsiz gelecekteki risklere karşı yedek koruma sağlayabilir.