Depresyonun Bilimi: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Depresyonun biyolojik bir temeli vardır, ancak nedenleri basit bir serotonin dengesizliği modelinden çok daha karmaşıktır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "chemical imbalance" sözcük anlamı ve kullanım düzeyidir: depresyonu “kimyasal dengesizlik” diye basitleştiren eski modeli ve yeni kanıtların onu neden sınırladığını anlayın. 2. "the longer" ile "the smaller" bağıntılı dil bilgisi karşılaştırmasıdır: iki karşılaştırmayı eşleyerek değişimlerin birlikte ilerlediğini anlatın. 3. "run in families." deyimsel ve mecazlıdır: hastalık veya özelliğin aile üyeleri ya da kuşaklarında tekrarlandığını, gerçek anlamda koşmayı anlatmadığını anlayın.
Bu derste
With over 350 million people affected by depression worldwide, Dilbilgisi
0:00Dünya çapında 350 milyondan fazla insan depresyondan etkilenirken,
it's no doubt an incredibly real and serious issue.
0:04bunun son derece gerçek ve ciddi bir sorun olduğuna hiç şüphe yok.
Arka plan çerçevesi olarak With + isim + geçmiş zaman ortacı
Burada with, eşlik etme veya araç anlamı değil, arka plan oluşturan bir durumu tanıtır. over 350 million people isim öbeğinin ardından gelen affected by depression geçmiş zaman ortaç öbeği, bu kişilerin içinde bulunduğu mevcut edilgen durumu açıklar. Tüm with öbeğinin ana cümleden önce gelmesi, konuşmacının önce ölçeği ortaya koyup ardından bir değerlendirme yapmasını sağlar. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp with + isim öbeği + geçmiş zaman ortacı, ... şeklindedir ve özellikle isim eyleme maruz kaldığında ya da eylemi deneyimlediğinde kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle, mevcut bir arka plan durumunu sunmak için with + isim + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanır?
- With more than 200 flights canceling by the storm, the airport was unusually quiet.
- With more than 200 flights canceled by the storm, the airport was unusually quiet.
- With the storm canceled more than 200 flights, the airport was unusually quiet.
Cevabı göster
With more than 200 flights canceled by the storm, the airport was unusually quiet.
But what exactly is going on inside of a depressed person? Öbek fiiller
0:06Peki depresyondaki bir insanın içinde tam olarak neler oluyor?
what sorusunda gerçekleşmek anlamındaki going on
what exactly is going on ifadesinde go on, olmak veya gerçekleşmek anlamına gelen bir öbek fiil olarak kullanılır. Soru, o anda gerçekleşen durumu ya da süreci sorar; inside of a depressed person ise kapsamı depresyondaki kişinin içindeki süreçlerle sınırlar. Bu anlam What is going on? örneğinde olduğu gibi özellikle what sonrasında yaygındır. go on ifadesinin anlamını bağlam ve cümle yapısı belirler; burada devam etmek anlamına gelmez.
Alıştırma
'Can you tell me what is going on with the network?' cümlesinde going on ne anlama gelir?
- Ağda neler olduğunu sorar.
- Ağın nereye hareket ettiğini sorar.
- Ağın çalışmaya devam edip etmeyeceğini sorar.
Cevabı göster
Ağda neler olduğunu sorar.
Is there a biological basis for these intense feelings of sadness? Kalıp ifadeler
0:10Bu yoğun üzüntü duygularının biyolojik bir temeli var mı?
a biological basis for: altta yatan biyolojik açıklama
Bu soruda a biological basis for, yoğun üzüntünün altında yatan biyolojik bir açıklama veya temel anlamına gelir. Biological, öne sürülen basis kavramını vücut ya da beyindeki süreçlerle sınırlar; basis burada soyuttur, fiziksel bir destek değildir. Yeniden kullanılabilir yapı a/an + adjective + basis for + noun phrase şeklindedir. For, desteklenen veya açıklanan şeyi belirtir. Bu nedenle ifade bir iddianın, kararın, teorinin ya da olgunun altında ne bulunduğunu sormak için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi basis ve doğru edatla tamamlayın: Researchers are looking for a biological ____ the sleep disorder.
Cevabı göster
basis for
In the past, depression was often described as simply a chemical imbalance in the brain. Kelime
0:13Geçmişte depresyon çoğu zaman yalnızca beyindeki kimyasal bir dengesizlik olarak tanımlanırdı.
chemical imbalance: basitleştirilmiş bir açıklama etiketi
Chemical imbalance, beyindeki kimyasal maddelerin düzeylerinin veya etkinliğinin dengede olmadığı fikrini anlatan, tıbbi çağrışımlı geniş bir etikettir. Bu cümlede depresyonun sıklıkla simply böyle bir dengesizlik olarak tanımlandığı söylenir; In the past ve simply, bu açıklamayı videonun nihai sonucu olarak değil, eski ve aşırı basitleştirilmiş bir model olarak çerçeveler. Bu ifade bilim veya sağlık içeriklerinde geçtiğinde onu önerilen bir mekanizmanın özet etiketi olarak değerlendirin; kesin bir tanı ya da tek bir kimyasal maddenin depresyona neden olduğunun kanıtı olarak görmeyin.
Alıştırma
Değerlendirme: Chemical imbalance burada sorumlu bir şekilde kullanılmış mı? “Depression is always just a chemical imbalance, so no other factors matter.”
- Evet. Tam ve yerleşmiş bir açıklamayı doğru biçimde ifade ediyor.
- Hayır. Aşırı basitleştirilmiş bir iddiayı kesinmiş gibi sunuyor.
Cevabı göster
Hayır. Aşırı basitleştirilmiş bir iddiayı kesinmiş gibi sunuyor.
Specifically, scientists believed that a lack of the neurotransmitter serotonin was to blame, Kalıp ifadeler
0:18Özellikle bilim insanları, serotonin adlı nörotransmitterin eksikliğinin buna yol açtığına inanıyordu,
was to blame: sorumlu nedeni belirtmek
Bu cümlede was to blame, “sorundan sorumluydu” veya “neden olarak görülüyordu” anlamına gelir. Özne olan a lack of serotonin, bilim insanlarının söz konusu soruna yol açtığını düşündüğü etkendir; ifade, öznenin başka birini suçlayacağı anlamına gelmez. be to blame kalıbı sorumluluğu veya nedenselliği bir durum olarak sunar: özne + be fiilinin uygun biçimi + to blame. Ardından sıkça for + olumsuz sonuç gelir, ancak sonuç bağlamdan da anlaşılabilir.
Alıştırma
Cümleyi be to blame kalıbının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing the recipe, we realized that too much salt ____ for the unpleasant taste.
Cevabı göster
was to blame
which is often referred to as the feel-good chemical. Kalıp ifadeler
0:22serotonin de genellikle “mutluluk kimyasalı” olarak anılır.
referred to as: bir ad veya etiket vermek
Burada referred to as, “olarak adlandırılan” veya “bu etiketle tanımlanan” anlamına gelir. İlgi zamiri which, serotonin sözcüğüne geri döner; the feel-good chemical ise ona verilen yaygın etikettir. Tam edilgen kalıp şöyledir: özne + be + referred to as + ad veya etiket. Bu kalıp, adı kullanan kişi ya da gruptan çok adı alan şeye odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi refer to as yapısının doğru geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: In the manual, the emergency cutoff ____ the kill switch.
Cevabı göster
is referred to as
However, the only real evidence for this was that when some depressed people were prescribed drugs which increased serotonin levels,
0:25Ancak buna dair tek gerçek kanıt, depresyondaki bazı kişilere serotonin düzeyini artıran ilaçlar verildiğinde,
alleviate their symptoms: iyileştirme değil, hafifletme
Bu cümlede alleviate their symptoms, semptomları daha az şiddetli veya katlanılması daha kolay hâle getirmek anlamına gelir. Alleviate, symptoms, pain veya suffering ile sık kullanılan resmî bir fiildir. Bu ifade, altta yatan nedenin ortadan kaldırılmasını değil, semptomların hafiflemesini anlatır. Bir tedavi, hastalığı iyileştirmese veya bütün semptomları ortadan kaldırmasa bile semptomları hafifletebilir.
Alıştırma
“it helped alleviate their symptoms” ifadesinin anlamına en uygun açıklama hangisidir?
- Nedeni mutlaka iyileştirmeden semptomlarını hafifletti.
- Hastalığın iyileştiğini garanti etti.
- Bütün semptomları tamamen ortadan kaldırdı.
Cevabı göster
Nedeni mutlaka iyileştirmeden semptomlarını hafifletti.
But while chemicals most certainly are involved, Dilbilgisi
0:32Fakat kimyasal maddeler kesinlikle işin içinde olsa da,
this view doesn't really capture just how complex depression is. Dilbilgisi
0:35bu görüş depresyonun aslında ne kadar karmaşık olduğunu tam olarak yansıtmıyor.
while chemicals most certainly are involved: bir iddiayı sınırlamadan önce kabul etmek
Burada while bir zaman cümleciği değil, ödünleme cümleciği başlatır. Konuşmacı kimyasalların işin içinde olduğunu kabul eder ve ardından ana cümleyi kullanarak bu gerçeğin açıklayabileceklerini sınırlar. Most certainly ödünlemeyi güçlendirir: konuşmacı kimyasalların rolünü reddetmemektedir. While A, B kalıbıyla önce A'nın doğru olduğunu kabul edip ardından B'nin önemli bir sınırlama veya karşıt nokta eklediğini savunabilirsiniz.
Alıştırma
“while chemicals most certainly are involved” ifadesinin cümledeki işlevi nedir?
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler.
- Konuşmacı bu açıklamayı sınırlandırmadan önce kimyasalların rol oynadığını kabul eder.
- Kimyasalların herhangi bir rol oynayıp oynamadığı konusunda belirsizlik ifade eder.
Cevabı göster
Konuşmacı bu açıklamayı sınırlandırmadan önce kimyasalların rol oynadığını kabul eder.
just how complex depression is: vurgulanan derece ve bildirme cümlesi söz dizimi
Bu cümlede just how complex depression is bölümünün tamamı capture fiilinin nesnesidir. how + sıfat + özne + fiil kalıbı bir niteliğin derecesini, yani depresyonun ne ölçüde karmaşık olduğunu anlatır. Just vurgu katar ve karmaşıklığın bu bakış açısının gösterebildiğinden daha büyük olduğunu düşündürür. Bu how yan cümlesi daha büyük bir bildirme cümlesinin içine gömülü olduğu için depression is şeklindeki bildirme cümlesi söz dizimini kullanır; is depression kullanılmaz. Aynı kalıp, doğrudan soru sormadan şaşırtıcı veya önemli bir dereceyi vurgulayabilir.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru sıraya koyarak gömülü yan cümleyi tamamlayın: The new map shows just ____. (how / steep / the trail / is)
Cevabı göster
how steep the trail is
In recent years, scientists began to notice that the brain cell growth and connections may actually play a larger role. Kalıp ifadeler
0:38Son yıllarda bilim insanları, beyin hücrelerinin büyümesinin ve aralarındaki bağlantıların aslında daha büyük bir rol oynayabileceğini fark etmeye başladı.
play a larger role: daha büyük etkiye sahip olmak
Play a role, bir durum veya sonuç üzerinde etkisi olmak anlamına gelir. Burada beyin hücrelerinin büyümesi ve bağlantıları bir tiyatro oyununda rol almıyor; depresyonun işleyişine katkıda bulunuyor olabilir. Larger, bu etkinin büyüklüğünü önerilen başka bir etkenle veya önceki beklentilerle karşılaştırır. Karşılaştırma noktası bütünüyle belirtilmemiş olabilir. Bu nedenle play a larger role, “daha önemli veya etkili olmak” anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “daha büyük etkiye sahip olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Family support may ____ in recovery than experts once realized.
Cevabı göster
play a larger role
When we look at the brain of a depressed person,
0:45Depresyondaki bir kişinin beynine baktığımızda,
studies show that the hippocampus tends to be much smaller than average. Dilbilgisi
0:47araştırmalar hipokampusun ortalamadan çok daha küçük olma eğiliminde olduğunu gösteriyor.
much smaller than average: ortalamadan çok daha küçük
Much smaller ifadesinde much, karşılaştırma sıfatı smaller’ı güçlendiren bir derece zarfıdır. Yalnızca bir şeyin küçük olduğunu değil, aradaki farkın büyük olduğunu belirtir. Than average karşılaştırmanın ölçütünü verir. Much smaller than average bütünü, boyutun tipik ya da ortalama boyuttan belirgin biçimde küçük olduğu anlamına gelir; tends to be ise araştırma iddiasını her durum için kesin bir yargı değil, genel bir eğilim olarak sunar.
Alıştırma
Hangi cümle bir ölçümün ortalamanın belirgin biçimde altında olduğunu doğru şekilde ifade eder?
- The sample was much small than average.
- The sample was much smaller than average.
- The sample was very smaller than average.
Cevabı göster
The sample was much smaller than average.
Other areas of the brain are also physically affected,
0:50Beynin diğer bölgeleri de fiziksel olarak etkileniyor,
but this region in particular controls memory and emotion.
0:52ancak özellikle bu bölge hafızayı ve duyguları kontrol ediyor.
And the longer a person has been depressed, Dilbilgisi
0:56Bir kişi ne kadar uzun süre depresyonda kalırsa,
the longer ... the smaller: ne kadar uzun..., o kadar küçük...
The + comparative ..., the + comparative ... eşli kalıbı, iki niceliğin birbiriyle bağlantılı olarak değiştiğini anlatır. İlk bölüm değişen koşulu, ikinci bölüm ise bununla bağlantılı sonucu ya da eğilimi verir. Burada the longer sürenin artmasını, the smaller ise boyutun azalmasını ifade eder. İki the, sıradan belirli tanımlıklar değil, bu kalıbın sabit işaretleridir. Cümle genel bir ilişki sunar; her kişinin tamamen aynı biçimde değiştiğini iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi long ve low sözcüklerinin bağlantılı karşılaştırma biçimleriyle tamamlayın: “____ the heat wave lasts, ____ the reservoir level becomes.”
Cevabı göster
The longer · the lower
The cells and networks literally deteriorate.
1:00Hücreler ve sinir ağları kelimenin tam anlamıyla bozuluyor.
It turns out that stress may actually be a main trigger in the decrease of new neurons in this area of the brain. Kalıp ifadeler
1:03Stresin aslında beynin bu bölgesindeki yeni nöron sayısının azalmasını tetikleyen başlıca etken olabileceği ortaya çıktı.
It turns out that: sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtmak
It turns out that, araştırma, düşünme veya yeni kanıtlardan sonra öğrenilen bir sonucu tanıtır. Burada stresin yeni nöron üretimindeki azalmanın önemli bir nedeni olabileceği bulgusuna işaret eder. Bu ifade çoğu zaman dinleyiciyi şaşırtıcı bir bilgiye veya önceki bir varsayımın düzeltilmesine hazırlar. that sonrasındaki yan cümle neyin keşfedildiğini belirtir; fiziksel olarak bir şeyi çevirmekten söz etmez.
Alıştırma
Sonradan keşfedilen beklenmedik bir sonucu tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the meeting was moved to Friday.
Cevabı göster
It turns out that
In fact, studies have shown that when this region of the brain is regenerated and new neurons are stimulated,
1:08Hatta araştırmalar, beynin bu bölgesi yenilendiğinde ve yeni nöronlar uyarıldığında,
Interestingly, many modern drugs, including those which affect serotonin levels,
1:14İlginç bir şekilde, serotonin düzeyini etkileyenler de dâhil olmak üzere günümüzde kullanılan birçok ilaç,
have an indirect effect on the growth of brain cells. Kalıp ifadeler
1:18beyin hücrelerinin büyümesini dolaylı olarak etkiliyor.
have an indirect effect on: doğrudan olmayan bir etkiyi belirtmek
have an indirect effect on + isim öbeği yapısı, “bir şeye doğrudan etki etmeden onu etkilemek” anlamına gelir. Cümlede bazı ilaçlar, bir ara süreç yoluyla beyin hücrelerinin büyümesini etkiler. Effect, have an effect ifadesinin içindeki isimdir; on ise etkilenen şeyi tanıtır. indirect, direct, positive veya harmful gibi sıfatlar effect kelimesini niteleyebilir.
Alıştırma
“Doğrudan etki etmeden etkilemek” anlamındaki hedef isim öbeğiyle cümleyi tamamlayın: The policy could ____ housing costs.
Cevabı göster
have an indirect effect on
This is likely why serotonin-based drugs seem to help some patients, Anlatım akışı
1:21Serotonin temelli ilaçların bazı hastalara yardımcı oluyor gibi görünmesinin nedeni muhtemelen bu,
but not for the reasons we once thought. Anlatım akışı
1:24ancak daha önce düşündüğümüz sebeplerden dolayı değil.
This is likely why: kanıtı muhtemel bir açıklamaya bağlamak
Bu cümlede This, daha önce öne sürülen beyin hücrelerinin büyümesi üzerindeki dolaylı etkiye gönderme yapar. This is likely why kalıbı, önceki bu düşünceyi serotonin temelli ilaçların bazı hastalara yardımcı oluyor gibi görünmesi sonucuna bağlar. Likely, bu bağlantının güçlü bir olasılık olduğunu ancak kanıtlanmış bir gerçek olmadığını gösterir. Bu kalıpta why’dan sonra açıklanan sonuç gelir; olası neden ise This’in gönderme yaptığı önceki düşüncedir.
Alıştırma
Araştırmacılar bir tedavinin iltihabı azaltabileceğini belirliyor ve bunun hastaların neden daha hızlı iyileştiğini muhtemelen açıkladığını düşünüyor. Hangi devam cümlesi uygun kesinlik düzeyini kullanır?
- This is definitely why patients recover faster.
- This is unlikely why patients recover faster.
- This is likely why patients recover faster.
Cevabı göster
This is likely why patients recover faster.
but not for the reasons we once thought: sonucu koruyup nedeni değiştirmek
Burada but, hâlâ kabul edilen bir gözlemden düzeltilmiş bir açıklamaya geçiş yapar. Cümle, ilaçların bazı hastalara yardımcı oluyor gibi göründüğünü söylemeye devam eder; not, for the reasons we once thought bölümünü olumsuzlar ve böylece ilaçların neden yardımcı olduğuna ilişkin eski açıklamayı reddeder. Yeniden kullanılabilen sonuç veya iddia + but not for the reason(s) ... kalıbı, sonucu korurken nedenini değiştirir. Sonucun kendisinin yanlış olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Araştırmalar düzenli egzersizin ruh hâlini iyileştirebildiğini hâlâ gösteriyor, ancak araştırmacılar artık bu etkinin eski açıklamasını reddediyor. Hangi cümle sonucu korurken nedenini düzeltir?
- Exercise no longer seems to improve mood.
- Exercise still seems to improve mood, but not for the reasons we once thought.
- Exercise seems to improve mood less than we once thought.
Cevabı göster
Exercise still seems to improve mood, but not for the reasons we once thought.
Instead, they promote the release of other chemicals which ultimately stimulate neurogenesis or the growth of new neurons. Kalıp ifadeler
1:27Bunun yerine bu ilaçlar, nihayetinde nörogenezi, yani yeni nöronların büyümesini uyaran başka kimyasalların salınmasını teşvik ediyor.
Dolaylı bir nedensel etkiyi anlatan promote the release of
Bu cümlede promote the release of, “bir şeyin daha fazla salınmasına yardımcı olmak” anlamına gelir. İlaçlar başka kimyasalların salınmasını destekler ve bu kimyasallar daha sonra nörogenezi uyarır. promote the release of + isim kalıbı, bir etkenin salınma sürecini desteklediğini veya artırdığını anlatmanın resmî bir yoludur. Buradaki promote bilinçli olarak temkinli bir seçimdir: söz konusu etkenin tek veya doğrudan neden olduğunu zorunlu olarak iddia etmez.
Alıştırma
Cümleyi hedeflenen resmî ifadeyle tamamlayın: In laboratory tests, the compound appeared to ____ a protein linked to cell repair.
Cevabı göster
promote the release of
Knowing this, some scientists now believe focus should be on drugs which directly affect neurogenesis. Notlar
1:33Bunu bilen bazı bilim insanları artık nörogenezi doğrudan etkileyen ilaçlara odaklanılması gerektiğini düşünüyor.
Girişte kullanılan bir ortaç öbeği olarak Knowing this,
Knowing this, “bunu bildikleri için” veya “bu bilgiyi göz önünde bulundurarak” anlamına gelen ve cümlenin başında kullanılan -ing’li bir ortaç öbeğidir. Önceki kanıtları bilim insanlarının yeni görüşüne bağlar. knowing eyleminin örtük öznesi, ana cümlenin öznesiyle aynı olmalıdır. Burada bilgiyi bilen kişiler some scientists olduğundan yapı açıktır. Bu kalıbı yeniden kullanırken, onu bilgiyi mantıken bilebilecek bir özneye sahip cümlenin önüne getirin.
Alıştırma
Cümleyi değerlendirin: Knowing this, the scientists changed the study design. Başlangıçtaki öbeğin açık bir mantıksal öznesi var mı?
- Hayır. Knowing this açık bir özne içermediği için her zaman boşta kalan bir niteleyicidir.
- Evet. Bunu bilen kişiler bilim insanlarıdır.
Cevabı göster
Evet. Bunu bilen kişiler bilim insanlarıdır.
focus should be on: önceliği vurgulamak
Bu cümlede focus, “temel ilgi alanı” anlamına gelen sayılamayan soyut bir isimdir. İsim temelli öneri kalıbı focus should be on + isim öbeği, belirtilen konunun öncelik kazanması gerektiğini ifade eder. Dikkati kimin yönelteceği belirtilmediği için öneri kişisiz bir biçimde sunulur. Kimin harekete geçmesi gerektiğinden çok, dikkatin nereye yönelmesi gerektiğini, yani nörogenezi doğrudan etkileyen ilaçları öne çıkarır.
Alıştırma
Öncelik merkezli ders kalıbıyla öneriyi tamamlayın: In the next funding round, ____ projects with clear public benefits.
Cevabı göster
focus should be on
But while your neurons and chemicals may be the direct influencers,
1:38Ancak nöronlarınız ve kimyasal maddeler doğrudan etkide bulunan unsurlar olsa da,
One particular study found that a variation in the serotonin transporter gene leaves individuals more vulnerable to depression. Dilbilgisi
1:44Belirli bir araştırma, serotonin taşıyıcı genindeki bir varyasyonun kişileri depresyona karşı daha savunmasız hâle getirdiğini ortaya koydu.
leave + nesne + vulnerable to: ortaya çıkan risk durumu
Burada leaves, “bir yerden ayrılır” anlamına gelmez. leave + nesne + sıfat tümleci kalıbını izler: leaves [individuals] [more vulnerable to depression]. Sıfat öbeği, gen varyasyonunun yol açtığı durumu açıklar. Leave çoğu zaman bir neden etkisini gösterdikten sonra ortaya çıkan veya devam eden durumu vurgular. Vulnerable to, bir şeyden zarar görme veya etkilenme olasılığının daha yüksek olması demektir; depresyonun kesin olduğu anlamına gelmez. More, karşılaştırma açıkça belirtilmese bile başka bir koşula veya gruba göre savunmasızlığın arttığını gösterir.
Alıştırma
Ortaya çıkan bir riski anlatmak için leave + nesne + sıfat yapısını en iyi kullanan cümle hangisidir?
- Delaying the repairs leaves the building vulnerable to storm damage.
- Delaying the repairs leaves from the building before the storm.
- Delaying the repairs is vulnerable to storm damage.
Cevabı göster
Delaying the repairs leaves the building vulnerable to storm damage.
After tracking 800 young adults over 5 years,
1:56800 genç yetişkin beş yıl boyunca takip edildikten sonra,
the study revealed that 33% of individuals with one short version became depressed after stressful life events,
1:58araştırma, bir kısa gen versiyonuna sahip kişilerin %33'ünün stresli yaşam olaylarından sonra depresyona girdiğini ortaya koydu,
and people with two short genes fared even worse. Kelime
2:05iki kısa gene sahip kişilerdeyse durum daha da kötüydü.
fared even worse: fiil olarak fare
Bu cümlede fared, karşılaştırılan koşullarda birinin nasıl sonuç aldığını veya durumunun nasıl geliştiğini ifade eder. Fared even worse, bu grubun sonucunun zaten olumsuz olan başka bir grubun sonucundan daha kötü olduğunu belirtir; even karşılaştırmayı güçlendirir. Fiil olarak fare, bir kişinin veya şeyin nasıl performans gösterdiğini ya da nasıl etkilendiğini bildirmek için sıkça well, badly, better veya worse gibi değerlendirmelerle kullanılır.
Alıştırma
Altyazıdaki fared even worse ne anlama geliyor?
- Daha kısa bir mesafe katettiler.
- Daha da kötü bir sonuç aldılar.
- Daha da yüksek bir yolculuk ücreti ödediler.
Cevabı göster
Daha da kötü bir sonuç aldılar.
those with two long genes were much less likely to become depressed with similar life stress. Dilbilgisi
2:08iki uzun gene sahip kişilerin benzer yaşam stresleri karşısında depresyona girme olasılığı çok daha düşüktü.
Karşıtlık belirteci olarak On the other hand
On the other hand, konuşmacının karşılaştırmanın zıt tarafına geçtiğini gösterir. Burada anlatım, iki kısa genle ilişkili daha kötü sonuçlardan iki uzun genle ilişkili daha düşük riske geçer. Bu ifade savı düzenler: dinleyiciye yeni kanıtı ilgisiz bir ekleme olarak değil, önceki noktayla karşılaştırarak yorumlamasını söyler. İlk taraf bağlamdan zaten belliyse on the one hand ifadesinin açıkça söylenmesi gerekmez.
Alıştırma
Sabit ifadeyi kullanarak ikili karşıtlığı tamamlayın: On the one hand, working from home saves commuting time. ____, it can make collaboration harder.
Cevabı göster
On the other hand
much less likely to become depressed: çok daha düşük bir olasılık karşılaştırması
Much less likely to become depressed, karşılaştırılabilir koşullarda bir grubun depresyona girme olasılığının karşılaştırma grubuna göre önemli ölçüde daha düşük olduğunu belirtir. Much, less likely ifadesini niteleyerek farkın büyüklüğünü vurgular. Bu ifade mutlak bir sonucu değil, göreli bir eğilimi bildirir. Similar life stress karşılaştırma koşulunu sağlar; bu nedenle cümle, iki uzun gene sahip kişiler için depresyonun imkânsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi belirtilen karşılaştırma ifadesi much less likely ile tamamlayın: With the new guardrail, drivers are ____ to be seriously injured in similar crashes.
Cevabı göster
much less likely
Many other genes have been identified which increase the likelihood of depression too, Kalıp ifadeler
2:13Depresyon olasılığını artıran başka birçok gen de belirlendi,
increase the likelihood of depression: kesinliği değil, daha yüksek riski anlatmak
Increase the likelihood of depression, depresyonu daha olası hâle getirmek anlamına gelir. Yapı increase the likelihood of + isim veya -ing biçimidir; of sonrasındaki unsur olası sonucu belirtir. Bu, riske ilişkin olasılıksal bir ifadedir; genlerin doğrudan veya kaçınılmaz olarak depresyona neden olduğu iddiası değildir. Cümlede diğer genler, sonucun gerçekleşme olasılığının artmasıyla ilişkilendirilmektedir.
Alıştırma
Cümleyi belirtilen risk eşdizimi increase the likelihood of ile tamamlayın: Long-term sleep loss may ____ workplace accidents.
Cevabı göster
increase the likelihood of
and it makes sense when you consider that depression and bipolar disorder both run in families. Deyimler
2:16hem depresyonun hem de bipolar bozukluğun ailelerde görülme eğiliminde olduğu düşünülürse bu gayet mantıklı.
run in families: ailelerde görülmek
Bu cümlede run in families, “aynı ailenin birden fazla üyesinde veya kuşaklar boyunca görülmek” anlamına gelir. Run fiziksel koşmayı anlatmaz. Bu ifade bir aile örüntüsünü belirtir; nedenin tamamını açıklamaz. Genler, ortak çevre veya her ikisi de etkili olabilir. Bu nedenle her akrabada bu durumun gelişeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede run in families ne anlama geliyor?
- Akrabaların birlikte egzersiz yapmasına neden olur.
- İstisnasız her aile üyesini etkiler.
- Aynı ailenin birden fazla üyesinde veya kuşağında görülür.
Cevabı göster
Aynı ailenin birden fazla üyesinde veya kuşağında görülür.
Studies of identical twins show that if one has bipolar disorder, Dilbilgisi
2:21Tek yumurta ikizleriyle yapılan araştırmalar, ikizlerden birinde bipolar bozukluk varsa,
the other has a 60 to 80% chance of developing it too.
2:24diğerinde de bu bozukluğun gelişme olasılığının %60 ila %80 olduğunu gösteriyor.
if one ... the other: biri……olursa diğeri……
if one ... the other ... kalıbı, bilinen bir ikilinin iki üyesine farklı roller verir. one, if yan cümlesinde üyelerden herhangi birini tanıtır; the other ise sonuç cümlesinde geriye kalan üyeyi belirtir. Böylece identical twin adını tekrarlamaya gerek kalmaz. Tam olarak iki ikizden söz edildiği için other sözcüğünden önce the gerekir. Burada one ve the other, tek yumurta ikizi çiftinin üyelerini; it ise bipolar disorder ifadesini belirtir.
Alıştırma
Bilinen bir ikili için one ... the other kullanarak cümleyi tamamlayın: We have exactly two printers. If ____ is busy, use ____.
Cevabı göster
one · the other
So, while the true cause or causes of depression have yet to be pinned down precisely, Notlar
2:28Dolayısıyla depresyonun gerçek nedeni ya da nedenleri henüz kesin olarak belirlenememiş olsa da,
have yet to be + geçmiş zaman ortacı
Have yet to be + geçmiş zaman ortacı, bir şeyin şu ana kadar yapılmadığını veya tamamlanmadığını belirtir. Burada have yet to be pinned down, nedenin ya da nedenlerin hâlâ kesin olarak belirlenmediği anlamına gelir. Yapı have + yet + to be + geçmiş zaman ortacı şeklindedir. İşin daha sonra tamamlanabileceği ihtimalini açık bırakır; bu nedenle henüz çözüme kavuşmamış bulgular, kararlar veya sorular için kullanışlıdır.
Alıştırma
'Hâlâ kararlaştırılmadı' anlamındaki resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: The final dates ____ announced.
Cevabı göster
have yet to be
pinned down: kesin olarak belirlenmiş
Pin down bir öbek fiildir. Bu araştırma bağlamında pinned down, bir belirsizlik döneminden sonra kesin olarak tespit edilmiş veya belirlenmiş anlamına gelir. Yan cümle, kesin nedenin ya da nedenlerin henüz ortaya konmadığını belirtir. Bu soyut anlamda sonuç net ve özeldir. Nesne bir neden, tarih, yer, ayrıntı veya cevap olabilir; fiziksel olarak iğneyle sabitleme söz konusu değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, olasılıkların yalnızca daraltıldığını değil, kesin kaynağın belirlendiğini gösterir?
- The engineers wrote down the possible sources of the vibration.
- The engineers narrowed down the possible sources of the vibration.
- The engineers pinned down the exact source of the vibration.
Cevabı göster
The engineers pinned down the exact source of the vibration.
and trust us, there's a huge list of other variables that studies suggest may come into play, Deyimler
2:32ve bize inanın, araştırmaların rol oynayabileceğine işaret ettiği daha pek çok değişken bulunsa da,
Come into play: bir etken önem kazanmaya başladığında
“Come into play”, bir şeyin ilgili hâle gelmesi veya olup biteni etkilemeye başlaması demektir. Özne genellikle bir etken, kural, koşul, beceri ya da başka bir değerlendirme unsurudur; gerçekten oyun oynayan bir kişi değildir. Burada “other variables” da tartışılan konuyu etkileyebilir. “May come into play” yapısı, bu etkiyi kesin bir gerçek olarak değil, araştırmaların desteklediği bir olasılık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “ilgili hâle gelmek ve durumu etkilemeye başlamak” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Once freezing temperatures arrive, additional safety concerns ____.
Cevabı göster
come into play
it's important to remember that depression is a disease with a biological basis
2:37depresyonun biyolojik temeli olan bir hastalık olduğunu,
along with psychological and social implications.
2:41aynı zamanda psikolojik ve sosyal sonuçları bulunduğunu unutmamak önemlidir.
It's not simply a weakness that somebody should get over Öbek fiiller
2:43Depresyon, birinin öylece aşması gereken basit bir zayıflık
Get over: bir şeyden kurtulmak veya onu geride bırakmak
“Get over something”, bir hastalıktan veya duygusal sarsıntıdan kurtulmak ya da zor bir deneyimi geride bırakmak demektir. Nesne “over”dan sonra gelir: “get over an illness” veya “get over it”. Burada ifade, “not simply a weakness that somebody should get over” şeklindeki olumsuzlanan düşüncenin içinde yer alır. Cümle bu nitelendirmeyi reddeder; depresyon yaşayan birine bunu aşmasını tavsiye etmez. “Should” kipliği, eleştirilen beklentiyi temsil eder.
Alıştırma
Depresyondan söz eden birine “Just get over it” dendiğinde bu ifade genellikle nasıl değerlendirilmelidir?
- Destekleyici ve uygun
- Muhtemelen küçümseyici ve uygunsuz
Cevabı göster
Muhtemelen küçümseyici ve uygunsuz
or even something that we have a say in. Deyimler
2:46ya da üzerinde söz sahibi olduğumuz bir şey değildir.
have a say in: bir kararı etkilemek
have a say in something ifadesinde say, bir kararda söz hakkına sahip olmayı anlatan bir isimdir. İfade, görüş bildirerek olacakları etkileyebilmek anlamına gelir; kararı tek başına verme gücüne sahip olmayı gerektirmez. Burada ifade olumsuz bir düşüncenin kapsamındadır: depresyona girmek insanların seçebileceği veya etkileyebileceği bir şey değildir. Cümleyi yorumlarken bu olumsuzluk korunmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi “bir kararı etkileyebilmek” anlamındaki deyimle tamamlayın: Parents should ____ how the school uses the extra funding.
Cevabı göster
have a say in
shedding light onto the subject is of the utmost importance in order to bring funding and proper research. Notlar
2:50bu konuya ışık tutmak, finansman sağlanması ve gerekli araştırmaların yapılması için son derece önemlidir.
shedding light onto the subject: konunun daha iyi anlaşılmasını sağlamak
Shedding light onto the subject, konuyu tartışıp bilgi sağlayarak insanların onu daha kolay anlamasına yardımcı olmak demektir. Buradaki ışık imgesi mecazdır; fiziksel olarak ışık tutma talimatı değildir. -ing ile kurulan ifadenin tamamı is fiilinin öznesidir: meselenin daha iyi anlaşılmasını sağlamak son derece önemli olarak tanımlanır. Bu bağlamda oluşan farkındalık, finansman ve araştırmayı destekleyebilir.
Alıştırma
Cümleyi “açıklamaya yardımcı olmak” anlamındaki standart deyimle tamamlayın: The new evidence may ____ what caused the outage.
Cevabı göster
shed light on
of the utmost importance: son derece önemli
Of the utmost importance, “son derece önemli” veya “en yüksek önceliğe sahip” anlamına gelir. Utmost zaten en yüksek dereceyi belirttiği için bu ifade konuya güçlü ve bilinçli bir vurgu katar. Yapı be + of + soyut isim biçimindedir: is of importance, is of great importance, is of the utmost importance. Burada is of the utmost importance, konuya ışık tutmayı finansman sağlamak ve uygun araştırmaları desteklemek için vazgeçilmez bir adım olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “son derece önemli” anlamındaki resmî kalıpla tamamlayın: During an emergency, keeping the exits clear is ____.
Cevabı göster
of the utmost importance
We look into the question do dogs get depressed in our latest ASAP Thought video Öbek fiiller
2:58En yeni ASAP Thought videomuzda “Köpekler depresyona girer mi?” sorusunu inceliyor
look into: araştırmak
Look into, bir şeyi “araştırmak”, “incelemek” veya “hakkındaki gerçekleri ortaya çıkarmaya çalışmak” anlamına gelir. Konuyu kısaca fark etmekten daha kapsamlı bir eylem ifade eder. Look into + isim öbeği veya soru kalıbına sahip geçişli bir öbek fiildir. Altyazıda nesne, köpeklerin depresyona girip girmediği sorusudur; dolayısıyla konuşmacı daha yakından bir araştırmayı tanıtmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi bu notta öğretilen ve “araştırmak” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The manager will ____ the missing payment before calling us.
Cevabı göster
look into
and discover the many studies done to understand depression among other species,
3:02ve diğer türlerdeki depresyonu anlamak için yapılmış pek çok araştırmayı keşfediyoruz;
You can click the link in the description for that video.
3:07Bu videoya açıklamadaki bağlantıdan ulaşabilirsiniz.
You can also check out the book Animal Madness by Laurel Braitman,
3:10Ayrıca Laurel Braitman'ın Animal Madness adlı kitabına da göz atabilirsiniz;
In fact, you can get it for free from our friends at Audible by going to audible.com/asap.
3:14Hatta audible.com/asap adresine giderek Audible'daki dostlarımız sayesinde kitaba ücretsiz ulaşabilirsiniz.
Audible is the leading provider of audiobooks with over 150,000 downloadable titles across all types of literature.
3:19Audible, tüm edebiyat türlerinde indirilebilir 150.000'den fazla eser sunan lider sesli kitap sağlayıcısıdır.
You can download this audiobook or another of your choice for free at audible.com/asap.
3:25Bu sesli kitabı veya seçtiğiniz başka bir kitabı audible.com/asap adresinden ücretsiz indirebilirsiniz.
And with a subscription, you get one free book a month.
3:30Üstelik abonelikle her ay bir ücretsiz kitap alırsınız.
Special thanks to Audible for making these videos possible.
3:33Bu videoları mümkün kıldığı için Audible'a özel olarak teşekkür ederiz.
If you think you're suffering from depression, we've included some resources and more information in the description. Kalıp ifadeler
3:35Depresyon yaşadığınızı düşünüyorsanız açıklamaya bazı kaynaklar ve daha fazla bilgi ekledik.
suffer from depression: süregelen bir sağlık yükünü vurgulamak
Bu cümlede be suffering from depression, depresyonu mevcut ya da devam eden bir sağlık sorunu olarak yaşamak ve onun sıkıntı verici etkilerini hissetmek anlamına gelir. suffer from + hastalık veya sağlık sorunu yaygın bir eşdizimdir; have ile karşılaştırıldığında acıyı, zorluğu veya yükü daha fazla vurgular. If you think... ifadesi mesajı temkinli hâle getirir: bu rahatsızlığa sahip olabileceğinden şüphelenen kişilere tanı koymadan hitap eder. Bu yapı sağlık tavsiyelerinde ve destek bilgilerinde yaygındır.
Alıştırma
Değerlendirme: Bir sınıf arkadaşına yalnızca üzgün göründüğü için “You are suffering from depression” demek uygun mudur?
- Evet. Her türlü üzüntüyü anlatmanın zararsız bir yoludur.
- Hayır. İstenmemiş bir tanı gibi duyulabilir; temkinli bir dil kullanın ve profesyonel yardım almayı teşvik edin.
Cevabı göster
Hayır. İstenmemiş bir tanı gibi duyulabilir; temkinli bir dil kullanın ve profesyonel yardım almayı teşvik edin.
And subscribe for more weekly science videos.
3:40Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.