Mastürbasyon Yapmak Sizin İçin İyi Mi?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
538 kelime 187 kel/dk

Video özeti: Bu video mastürbasyonun yararlarını bilimsel belirsizlik ve tek tekniğe bağlı kalma riskiyle değerlendiriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. “polishing the pearl” (deyimler ve mecazlı ifadeler): bunu mücevher parlatmak değil, kadın mastürbasyonu için bir örtmece olarak tanıyın. 2. “correlating with a decreased risk of total prostate cancer.” (kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler): correlate with ile risk of kullanımını anlayın; ilişkiyi nedensellikten ayırın. 3. “while masturbating does have physiological benefits,” (dil bilgisi ve cümle kalıpları): ödünleyici while ve vurgulu does have yapısının uyarıdan önce yararı nasıl kabul ettiğini görün; bu dengeli kalıbı kullanın.

Bu derste

Surveys show that 95% of men and around 72% of women have masturbated in their life. Anlatım akışı

0:00

Anketler, erkeklerin %95'inin ve kadınların yaklaşık %72'sinin hayatlarının bir döneminde mastürbasyon yaptığını gösteriyor.

Anlatım akışı

Surveys show that: anket verilerini sunma

Surveys show that, istatistiği vermeden önce iddianın kaynağını tanıtır. Ardından gelen bilginin yalnızca konuşanın kişisel görüşünden değil, anket sonuçlarından geldiğini belirtir. Burada show, “göstermek” veya “bir eğilime işaret etmek” anlamındadır. Bu kalıp iddiayı verilerle destekler; ancak eğilimin neden var olduğunu tek başına açıklamaz ve nedensellik kurmaz.

Alıştırma

Bir istatistiği birden fazla anketten elde edilen bulgu olarak en iyi hangi cümle tanıtır?

  1. Surveys show that 68% of employees prefer flexible work hours.
  2. One employee says that everyone prefers flexible work hours.
  3. I think that 68% of employees prefer flexible work hours.
Cevabı göster

Surveys show that 68% of employees prefer flexible work hours.

But with rumors that it's unhealthy,

0:06

Ancak bunun sağlıksız olduğu,

can cause blindness and even infertility,

0:08

körlüğe, hatta kısırlığa yol açabileceği yönünde söylentiler varken,

can masturbation be good for you? Anlatım akışı

0:11

mastürbasyon sizin için faydalı olabilir mi?

Anlatım akışı

Can masturbation be good for you?: yönlendirici bir soru

Can masturbation be good for you? yönlendirici bir sorudur: önceki olumsuz söylentileri, açıklamanın inceleyeceği ana konuya dönüştürür. İzleyiciden hemen yanıt istemek yerine tartışmayı düzenler. Bu kalıpta can olasılığı sorar; be good for you ise bir şeyin sağlığa veya genel iyilik hâline yararlı olup olamayacağını sorar. İfade, etkinliğin her zaman yararlı olduğunu iddia etmek yerine koşullara bağlı, ayrıntılı bir yanıta yer bırakır.

Alıştırma

Bir açıklama, bir alışkanlığın her zaman sağlıklı olduğunu iddia etmeden bazı durumlarda yararlı olup olamayacağını sormak istiyor. En uygun açılış sorusu hangisidir?

  1. Are short breaks good for you?
  2. Can taking short breaks be good for you?
  3. Are short breaks safe?
Cevabı göster

Can taking short breaks be good for you?

Feeling yourself isn't just for single people. Notlar

0:13

Kendinizi tatmin etmek yalnızca bekârlara özgü değildir.

Kelime

Cinsel sağlık bağlamında Feeling yourself

Bu cinsel sağlık bağlamında Feeling yourself, kişinin kendine cinsel biçimde dokunmasını veya mastürbasyon dâhil kendine haz vermesini daha hafif ve örtmeceli biçimde ifade eder. İfade, kelimesi kelimesine “kendini hissetmek” diye yorumlanmamalıdır. Anlam bağlamdan gelir: mastürbasyon ve ilişkisi olan kişiler hakkındaki konuşma, burada cinsel yorumun doğru olduğunu gösterir. Başka bağlamlarda be feeling yourself çoğunlukla kendine güvenmek, kendini çekici bulmak veya kendi gidişatından memnun olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Bu cümlede Feeling yourself büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Yalnız zaman geçirmek.
  2. Bedensel hislerini fark etmek.
  3. Kendine güvenmek ve kendini çekici bulmak.
  4. Kendine cinsel biçimde dokunmak veya haz vermek.
Cevabı göster

Kendine cinsel biçimde dokunmak veya haz vermek.

Dilbilgisi

isn't just for ...: yalnızca bir gruba ait olma sınırını reddetmek

X isn't just for Y kalıbı, “X yalnızca Y ile sınırlı değildir” anlamına gelir. Burada kişinin kendine haz vermesinin yalnızca bekâr kişilerle ilgili olduğu varsayımını reddederken bekâr kişileri de kapsamaya devam eder. Bu kalıpta just, “yalnızca” anlamındadır; “az önce” veya “tam olarak” anlamında değildir. Yapının ardından genellikle kapsamın daha geniş olduğunu gösteren başka bir grup, örnek veya kanıt gelir.

Alıştırma

Cümleyi isn't just for kullanarak tamamlayın: This workshop ____ managers; new employees can benefit too.

Cevabı göster

isn't just for

70% of men and 40% of women in relationships reported masturbating within the 4 weeks leading up to a recent survey. Öbek fiiller

0:16

Yakın tarihli bir ankete katılan ve ilişkisi olan erkeklerin %70'i ile kadınların %40'ı, anketten önceki dört hafta içinde mastürbasyon yaptıklarını belirtti.

Öbek fiiller

Bir olaydan önceki dönem için leading up to

“the 4 weeks leading up to a recent survey” ifadesinde leading up to, araştırmayı bir dönemin bitiş noktası olarak gösterir. İfade, “o olaydan önce ve olay yaklaşırken geçen süre boyunca” anlamına gelir. Burada leading, the 4 weeks ifadesini niteleyen bir şimdiki zaman ortacıdır. Bu zaman kullanımı, olay öncesindeki yaklaşma dönemini vurgular; birini gerçekten yönlendirmekten veya neden-sonuç ilişkisinden söz etmez.

Alıştırma

Günleri olaya yaklaşma dönemi olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the days ____ the championship game, the players trained carefully.

Cevabı göster

leading up to

After all, Anlatım akışı

0:22

Ne de olsa,

it feels good.

0:23

insana iyi hissettirir.

Anlatım akışı

Neden bildiren bir bağlayıcı olarak After all

After all, önceki ifadeyi destekleyen veya açıklayan bir neden sunar. “After all, it feels good.” cümlesinde konuşan kişi, “it feels good” ifadesini önceki düşünceyi anlaşılır kılan açık veya zaten konuyla ilgili bir gerçek olarak sunar. Bir söylem belirteci olarak bu cümlenin daha önce söylenenlerle nasıl bağlantı kurduğunu dinleyiciye gösterir. “Her şeyden sonra” biçiminde zamansal bir anlam taşımaz ve zaman çizgisindeki sonraki olayı belirtmez.

Alıştırma

Hangi cümlede After all önceki ifadeyi destekleyen bir neden sunmak için kullanılmıştır?

  1. We should leave early. After all, traffic is usually heavy on Fridays.
  2. She finished the report after all the interviews.
  3. After all the guests arrived, dinner began.
Cevabı göster

We should leave early. After all, traffic is usually heavy on Fridays.

Not only is dopamine released, Dilbilgisi

0:24

Bu sırada yalnızca dopamin salgılanmakla kalmaz;

which helps control the brain's reward and pleasure centers,

0:26

bu hormon beynin ödül ve haz merkezlerini kontrol etmeye yardımcı olur,

reducing feelings of stress,

0:29

böylece stres hissini azaltır.

but other endorphins released during an orgasm can decrease your perception of pain. Kalıp ifadeler

0:30

Ayrıca orgazm sırasında salgılanan diğer endorfinler de ağrıyı algılama düzeyinizi azaltabilir.

Dilbilgisi

Not only is dopamine released ... but other endorphins can decrease ... yapısı

Cümle başındaki Not only, ilk eşgüdümlü yan cümlede yardımcı fiili öznenin önüne getirir: Not only is dopamine released. Bu yan cümle edilgen olduğu için is yardımcı fiil, released ise geçmiş zaman ortacıdır. which yan cümlesi ve reducing ifadesi ilk unsuru uzatır, ancak but yine de onunla eşleşen ikinci unsuru başlatır. İkinci yan cümle normal söz dizimini korur: other endorphins ... can decrease; can other endorphins decrease olmaz. Bu kalıp bir gerçeği sunar ve ardından ikinci bir yararı birikimli vurguyla ekler.

Alıştırma

Resmî cümleyi eşleşen yapıyla tamamlayın: ____ the vaccine reduce severe illness, ____ it also lowered hospitalization rates.

Cevabı göster

Not only did · but

Kalıp ifadeler

decrease your perception of pain: hissedilen şiddeti azaltmak

Bu cümlede decrease your perception of pain, ağrının size daha az şiddetli gelmesini sağlamak anlamındadır. Perception kişinin ağrıyla ilgili öznel deneyimini belirtirken decrease derecenin azalmasını anlatır. Bu ifade ağrının ortadan kaybolduğunu, doku hasarının onarıldığını ya da nedenin tedavi edildiğini iddia etmez. Bir mekanizma ağrının kaynağını ortadan kaldırmak yerine ağrının ne kadar güçlü hissedildiğini değiştirdiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir ilaç hastanın ağrıyı ne kadar güçlü hissettiğini değiştiriyor ancak yaralanmayı onarmıyor. En kesin iddiayı hangi cümle ifade eder?

  1. The medicine can prevent the injury from happening.
  2. The medicine can decrease the patient's perception of pain.
  3. The medicine can eliminate the cause of the pain.
Cevabı göster

The medicine can decrease the patient's perception of pain.

For women,

0:34

Kadınlarda,

polishing the pearl can reduce menstrual cramping. Deyimler

0:35

klitorisi uyarmak adet kramplarını azaltabilir.

Deyimler

Şakacı bir örtmece olarak polishing the pearl

Burada polishing the pearl, kadın mastürbasyonu için kullanılan şakacı bir örtmecedir. Kadınlardan ve adet kramplarından söz edilmesi, anlamın cinsel sağlıkla ilgili olduğunu açıkça gösterir; mücevher bakımından bahsedilmemektedir. Bu ifade, doğrudan bir cinsel terimin yerine mizahi bir imge kullanır. Böyle bir örtmece, hassas bir konunun daha az açık biçimde konuşulmasını sağlar; ancak anlamak için bağlamı zorunlu hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede polishing the pearl ne anlama geliyor?

  1. bir mücevheri temizlemek
  2. kadın mastürbasyonu
  3. krampları azaltmak için karna masaj yapmak
Cevabı göster

kadın mastürbasyonu

And, of course, with the help of the hormone prolactin,

0:37

Elbette prolaktin hormonunun da yardımıyla,

which is linked to sleep, Kalıp ifadeler

0:40

ki bu hormon uykuyla bağlantılıdır,

you're likely to feel exhausted and catch some much needed Z's. Notlar

0:41

muhtemelen kendinizi bitkin hisseder ve çok ihtiyaç duyduğunuz o uykuyu çekersiniz.

Kalıp ifadeler

İlişkileri temkinli ifade etmek için is linked to

is linked to ifadesinde link edilgen yapıda kullanılır: X is linked to Y, kanıtların X ile Y arasında bir bağlantı veya ilişki gösterdiği anlamına gelir. Burada prolaktinin uykuyla ilişkili olduğu belirtilmektedir. Bu ifade özellikle temkinlidir. Tek başına X'in Y'ye doğrudan neden olduğunu söylemez. Bu nedenle kanıtların bir ilişkiyi gösterdiği, ancak kanıtlanmış bir nedensel mekanizma sunmadığı araştırma, sağlık ve haber metinlerinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir çalışma ilişki buldu, ancak nedenselliği kanıtlamadı. Hangi cümle sonucu doğru biçimde bildirir?

  1. Higher stress levels are guaranteed by poor sleep.
  2. Poor sleep is caused by higher stress levels.
  3. Poor sleep is linked to higher stress levels.
Cevabı göster

Poor sleep is linked to higher stress levels.

Dilbilgisi

you're likely to + fiilin yalın hâli: “muhtemelen…”

you're likely to feel exhausted ifadesinde be likely to + fiilin yalın hâli, sonucu kesin değil ama muhtemel veya beklenen bir durum olarak sunar. You're, you are ifadesinin kısaltmasıdır ve to sonrasındaki feel yalın hâldedir. Yapı, özne + be fiilinin uygun biçimi + likely to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Belirsizliği koruyarak bir sonucu tahmin etmeyi veya bir eğilimi özetlemeyi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi be likely to yapısı ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: With this traffic, we ____ be late.

Cevabı göster

are likely to

Deyimler

catch some much needed Z's: çok ihtiyaç duyulan uykuyu uyumak

Catch some Z's, “biraz uyumak” anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Z's, çizgi film ve çizgi romanlarda birinin uyuduğunu veya horladığını göstermek için geleneksel olarak tekrarlanan Z harflerini temsil eder; gerçekte hiçbir şey yakalanmaz. Much needed, uykunun özellikle gerekli olduğunu veya uzun süredir ihtiyaç duyulduğunu belirterek ifadeyi güçlendirir. Burada bütün ifade, kişiye iyi gelecek ve dinlendirecek bir uykuya kavuşmayı anlatır.

Alıştırma

Cümleyi catch some Z's deyimiyle tamamlayın: My train leaves at dawn, so I should ____ now.

Cevabı göster

catch some Z's

Feel like you're coming down with a cold? Notlar

0:45

Soğuk algınlığına yakalanacak gibi mi hissediyorsunuz?

Ton ve niyet

Kısaltılmış soru olarak Feel like ...?

Gündelik konuşmada Feel like ...?, Do you feel like ...? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Soru doğrudan dinleyiciye yöneltildiği için atılan Do you kısmı bağlamdan anlaşılır. Burada feel like ifadesinden sonra özne ve fiil içeren you're coming down with a cold yan cümlesi gelir. Bu nedenle ifade, “bir şeyin olduğuna dair hisse veya izlenime sahip olmak” anlamındadır. Birinin nasıl hissettiğini ya da neler olduğunu düşündüğünü samimi biçimde sorarken Feel like + yan cümle? kalıbı kullanılabilir.

Alıştırma

Kısaltılmış konuşma sorusunun tam biçimini tamamlayın: ____ feel like you're getting sick?

Cevabı göster

Do you

Öbek fiiller

come down with a cold: hastalığın başlangıcı

Come down with a cold, “soğuk algınlığına yakalanmaya başlamak” anlamına gelir. Hastalığın başlangıcına odaklanır: kişi yalnızca zaten hasta olduğunu söylemez, ilk belirtileri fark ettiğini anlatır. You're coming down with yapısında şimdiki zaman, bu değişimi şu anda gerçekleşen bir süreç olarak sunar. Down aşağı yönlü hareketi anlatmaz; with sözcüğünden sonra hastalık adı gelir.

Alıştırma

“Hastalanmaya başlamak” anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: My throat is sore, and I think I'm ____ the flu.

Cevabı göster

coming down with

One study found that in males,

0:46

Bir araştırma, erkeklerde

components of the immune system are activated during masturbation,

0:48

bağışıklık sisteminin bazı bileşenlerinin mastürbasyon sırasında etkinleştiğini

increasing the number of white blood cells in the bloodstream. Dilbilgisi

0:51

ve kan dolaşımındaki beyaz kan hücrelerinin sayısını artırdığını ortaya koydu.

Dilbilgisi

Sonuç bildiren -ing yan cümlesi olarak increasing the number of white blood cells

increasing ile başlayan yan cümle, ana cümledeki olayın sonucunu verir: bağışıklık sistemi bileşenleri etkinleşir ve bu etkinleşme kan dolaşımındaki beyaz kan hücrelerinin artmasına yol açar. Virgül + -ing kalıbı, açıklayıcı metinlerde sonucu kısa biçimde ifade eden bir yapıdır. -ing yan cümlesi, yakındaki masturbation sözcüğünü eylemin öznesi yapmaz; önceki etkinleşme olayının tamamıyla ilişkilidir. and this increases the number of white blood cells biçiminde açılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede increasing the number of white blood cells in the bloodstream yan cümlesi ne işlev görür?

  1. masturbation sözcüğünün increasing eyleminin dil bilgisel öznesi olduğunu söyler.
  2. Başka bir zamanda gerçekleşen ilgisiz bir eylem sunar.
  3. Beyaz kan hücrelerindeki artışı etkinleşmenin sonucu olarak sunar.
Cevabı göster

Beyaz kan hücrelerindeki artışı etkinleşmenin sonucu olarak sunar.

Solo sessions might also help men reduce cancer, Dilbilgisi

0:54

Tek başına yapılan seanslar erkeklerde kanser riskini azaltmaya da yardımcı olabilir;

with high ejaculation frequency correlating with a decreased risk of total prostate cancer. Kalıp ifadeler

0:57

sık boşalma ile genel prostat kanseri riskinin azalması arasında bağlantı bulunmuştur.

Dilbilgisi

might also help: olasılık ve ekleme

might also help ifadesinde might, sağlık yararını kesin değil olası olarak sunar; also ise bunu daha önce söz edilen yararlara ekler. Yaygın nötr sıralama kiplik + also + fiilin yalın hâli şeklindedir: might also help. Burada destek olarak belirtilen şey bir korelasyon olduğundan ifade temkinli kalır. Bu davranışın kanseri önlediğinin veya tedavi ettiğinin kanıtlandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede might also help ifadesine en uygun yorum hangisidir?

  1. Yararın kesinlikle gerçekleşeceğini garanti eder.
  2. Kanseri tedavi etmek için tıbbi talimat verir.
  3. Kanıtlandığını söylemeden başka bir olası yarar sunar.
Cevabı göster

Kanıtlandığını söylemeden başka bir olası yarar sunar.

Kalıp ifadeler

Genel prostat kanseri riskinin azalmasıyla ilişkili olma

Burada correlating with, high ejaculation frequency ifadesini verilerde gözlemlenen daha düşük genel prostat kanseri riskiyle ilişkilendirir. -ing yan cümlesi, tek başına yapılan aktiviteler hakkındaki ifadeye bu ilişki bulgusunu ekler. A decreased risk of, bir karşılaştırma grubuna veya temel değere göre daha düşük olasılık anlamına gelir. Tek başına korelasyon, sıklığın risk azalmasına neden olduğunu veya herhangi bir kişiyi kanserden koruduğunu göstermez.

Alıştırma

“X correlates with a decreased risk of Y” ifadesi hangi sonucu destekler?

  1. X’e sahip olan herkes Y’den korunur.
  2. X, istatistiksel olarak daha düşük Y riskiyle ilişkilidir, ancak nedensellik belirlenmemiştir.
  3. X’in Y’yi önlediği kanıtlanmıştır.
Cevabı göster

X, istatistiksel olarak daha düşük Y riskiyle ilişkilidir, ancak nedensellik belirlenmemiştir.

Though it's unclear why, Anlatım akışı

1:02

Nedeni tam olarak bilinmese de,

researchers hypothesize that increased ejaculation means potential carcinogenic secretions in the prostate are excreted more regularly, Notlar

1:03

araştırmacılar, daha sık boşalmanın prostattaki potansiyel kanserojen salgıların daha düzenli biçimde dışarı atılmasını sağladığını,

decreasing their negative impact on the body.

1:11

böylece bunların vücut üzerindeki olumsuz etkisini azalttığını düşünüyor.

Anlatım akışı

Though it's unclear why: sonucu açıklamasından ayırmak

Though it's unclear why, cümle başında kullanılan bir ödünleme yan cümlesidir. Daha önce bildirilen örüntünün nedeninin bilinmediğini kabul eder ve ardından okuyucuyu ana cümledeki araştırmacıların hipotezine hazırlar. Bu başlangıç, gözlemlenen örüntünün kendisinden ziyade açıklamanın kesinlik derecesini sınırlar. Böylece yazar, olası mekanizmayı kanıtlanmış bir gerçek gibi sunmadan kanıttan olası bir mekanizmaya geçebilir.

Alıştırma

“Though it's unclear why” bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Bildirilen örüntüyü kabul ederken açıklamasının belirsiz olduğunu belirtir.
  2. Bildirilen örüntüyü yanlış olduğu gerekçesiyle reddeder.
  3. Araştırmacıların mekanizmayı kanıtladığını duyurur.
Cevabı göster

Bildirilen örüntüyü kabul ederken açıklamasının belirsiz olduğunu belirtir.

Anlatım akışı

researchers hypothesize that: önerilen bir açıklamayı belirtme

Bu cümlede researchers hypothesize that, ardından gelen açıklamayı yerleşik bir bulgu değil, önerilen bir mekanizma olarak sunar. Araştırmacılar bunun gözlemlenen ilişkiyi açıklayabileceğini düşünür, ancak cümlenin kendisi mekanizmanın doğrulandığını söylemez. Bilimsel yazılarda hypothesize gibi fiiller, okurun kanıtın kesinlik düzeyini izlemesine yardımcı olur: ardından gelen that yan cümlesi hipotezi belirtir. Bu, araştırmacıların bir şeyi demonstrated veya proved ettiğini söylemekten daha düşük kesinlik taşır.

Alıştırma

Hangi cümle, doğrulandığını iddia etmeden önerilen bir açıklamayı bildirir?

  1. Researchers hypothesize that the diet changes the gut microbiome.
  2. Researchers prove that the diet changes the gut microbiome.
  3. Researchers demonstrate that the diet changes the gut microbiome.
Cevabı göster

Researchers hypothesize that the diet changes the gut microbiome.

Dilbilgisi

are excreted more regularly: edilgen yapıyla maddeye odaklanma

Are excreted, geniş zamanın edilgen yapısıdır: are + geçmiş zaman ortacı excreted. Çoğul özne potential carcinogenic secretions eylemden etkilenir; bunları atan kişi, unsur veya bedensel süreç ise belirtilmez. Bu bilgi düzeni, neyin ne sıklıkta atıldığına odaklanır. Excrete özellikle atık maddeleri veya salgıları vücuttan atmak anlamına gelir; burada üretmek, genel anlamda salmak ya da yalnızca hareket ettirmek anlamında değildir.

Alıştırma

Bilimsel cümleyi excrete fiilinin geniş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: Excess water ____ through the kidneys.

Cevabı göster

is excreted

But why have humans and animals evolved to masturbate if it's seemingly a waste of energy or semen in men? Notlar

1:13

Peki mastürbasyon görünüşte enerji ya da erkekler açısından meni israfıysa, insanlar ve hayvanlar neden bunu yapacak şekilde evrimleşti?

Anlatım akışı

Görünürdeki çelişkiyi sunan “Why ... if ...?” yapısı

Cümle, görünürde bir bilmece ortaya koymak için But why ... if ...? yapısını kullanır. Ana cümle bir davranışın neden evrimleştiğini sorarken if yan cümlesi, o davranışın varlığıyla bağdaşmıyor gibi görünen sezgisel bir düşünce sunar. Seemingly bu önermeyi geçici tutar: konuşmacı davranışın gerçekten israf olduğunu ileri sürmez. Soru, tartışmayı anlık maliyetten evrimsel açıklamaya taşır ve dinleyiciyi bu sezgiyi tersine çevirebilecek kanıtlara hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede “why ... if ...?” soru yapısı ne işe yarar?

  1. Evrimin gerçekleşeceği bir koşul verir.
  2. Davranışın kesinlikle israf olduğunu kanıtlar.
  3. İnsanların ve hayvanların bu davranışı yapıp yapmadığını sorar.
  4. Evrimsel bir açıklama gerektiren görünürdeki bir çelişkiyi sunar.
Cevabı göster

Evrimsel bir açıklama gerektiren görünürdeki bir çelişkiyi sunar.

Kalıp ifadeler

“a waste of energy”: “a waste of + isim” kalıbı

Buradaki a waste of energy, “enerjinin verimsiz veya gerekçesiz kullanımı” anlamına gelen bir isim öbeğidir. Kalıp a waste of + isim şeklindedir; waste tekil ve sayılabilen bir isim olarak kullanılır, a ise yapının zorunlu bir parçasıdır. Bu kalıp zaman, para, emek, yiyecek veya malzeme gibi kaynakları değerlendirmek için kullanılabilir. Bu cümlede seemingly, olumsuz değerlendirmenin kesin bir gerçek değil, geçici bir yargı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi verimsiz kullanım anlamına gelen isim kalıbıyla tamamlayın: Printing the entire report again for one corrected comma would be ____ paper.

Cevabı göster

a waste of

Well, Anlatım akışı

1:19

Şöyle ki,

it turns out that self-love can actually improve the quality of sperm. Kelime

1:19

kişinin kendini tatmin etmesi sperm kalitesini gerçekten artırabiliyor.

Anlatım akışı

Well, it turns out that: sonradan keşfedilen bir gerçeğe geçiş

Well, önceki varsayıma verilen bir karşılığı veya o varsayımdan farklı bir yöne geçildiğini belirtir. Temel olgusal anlamı taşımaz; konuşmanın yönünü değiştirmeye yardımcı olur. It turns out that, sonradan öğrenilen veya doğrulanan bir sonucu sunar. Bu sonuç çoğu zaman şaşırtıcıdır ya da insanların ilk inancını düzeltir. that ile başlayan yan cümle yeni ortaya çıkan gerçeği taşır. Burada bu kalıp, hemen önce sunulan düşünceyi tersine çevirir.

Alıştırma

Sonradan keşfedilen gerçeği sunan turn out yapısıyla cümleyi tamamlayın: We assumed the meeting was canceled. Well, ____ it had only been moved online.

Cevabı göster

it turns out that

Kelime

masturbation için bir örtmece olarak self-love

Self-love genellikle kişinin kendisine özen göstermesi, saygı duyması veya kendisini kabul etmesi anlamına gelir. Ancak bu cümlede sperm kalitesinden söz edilmesi, ifadeyi masturbation için hafif bir örtmece hâline getirir. Konuşmacı, hassas bir cinsel konunun daha az klinik veya açık duyulmasını sağlamak için olumlu ve dolaylı bir ad seçer. Cinsel anlam self-love ifadesinin kendisinden değil, çevresindeki bağlamdan gelir.

Alıştırma

Sperm kalitesiyle ilgili bir konuşmada self-love büyük olasılıkla neyi ifade eder?

  1. Başka birine duyulan romantik sevgi
  2. Mastürbasyon
  3. Sağlıklı öz kabul
Cevabı göster

Mastürbasyon

A study showed that recent male masturbation reduced the number of sperm inseminated at the next copulation, Notlar

1:23

Bir araştırma, yakın zamanda mastürbasyon yapan erkeklerin bir sonraki çiftleşmede dişiye aktardığı sperm sayısının azaldığını,

Kelime

bilimsel dilde inseminated ve copulation

“Inseminated”, kısaltılmış bir ilgi cümleciğinde kullanılan “inseminate” fiilinin geçmiş zaman ortacıdır: “sperm inseminated at the next copulation”, ‘o çiftleşme sırasında dişinin üreme kanalına aktarılan sperm’ anlamına gelir. Spermin kendisinin hamile kaldığı anlamına gelmez. “Copulation”, cinsel ilişki veya çiftleşme için kullanılan resmî bir biyoloji terimidir. Bu iki sözcük birlikte cümleye günlük ve samimi konuşma dili yerine klinik bir araştırma üslubu verir.

Alıştırma

Vurgulanan bilimsel ifadeyi en iyi hangi açıklama anlatır?

  1. Spermin cinsel ilişki veya çiftleşme sırasında aktarılmasını resmî biçimde anlatır.
  2. Spermin kendisinin hamile kaldığını söyler.
  3. “Copulation” sözcüğünü hamileliğin başka bir adı olarak kullanır.
Cevabı göster

Spermin cinsel ilişki veya çiftleşme sırasında aktarılmasını resmî biçimde anlatır.

but not the number retained by the female.

1:29

ancak dişinin vücudunda kalan sperm sayısının azalmadığını gösterdi.

Dilbilgisi

reduced the number of X, but not the number of Y yapısı

“reduced X, but not Y” yapısında reduced ilk miktara uygulanır ve but not ifadesinden sonra da söylenmeden tekrar anlaşılır: çalışma X’te azalma bulmuş, ancak Y’de azalma bulmamıştır. Burada X, “bir sonraki çiftleşmede aktarılan sperm sayısı”dır. “the number retained by the female” ifadesinde “of sperm”, paralel ifadeden anlaşılabildiği için atılmıştır. Dolayısıyla not, tutulan miktarın azaldığını reddeder; dişinin hiç sperm tutmadığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“but not the number retained by the female” ifadesinin doğru yorumu hangisidir?

  1. Aktarılan sperm sayısı azaldı, ancak dişinin tuttuğu sperm sayısı azalmadı.
  2. Hem aktarılan hem de tutulan sperm sayısı azaldı.
  3. Aktarım azaldı ve dişi hiç sperm tutmadı.
Cevabı göster

Aktarılan sperm sayısı azaldı, ancak dişinin tuttuğu sperm sayısı azalmadı.

From this, Anlatım akışı

1:31

Buradan hareketle,

it was concluded that masturbation is a male strategy to improve the fitness of their sperm, Kelime

1:32

mastürbasyonun spermlerin üreme başarısını artırmaya yönelik bir erkek stratejisi olduğu sonucuna varıldı;

as younger sperm have a higher likelihood of insemination. Kalıp ifadeler

1:36

çünkü daha genç spermlerin dişiye aktarılma olasılığı daha yüksektir.

Anlatım akışı

From this, it was concluded that: kanıtı çıkarıma bağlamak

From this, az önce belirtilen kanıta gönderme yapar ve bu kanıtı iddiadan önce yerleştirerek okuyucunun gözlemden çıkarıma geçişi takip etmesini sağlar. It was concluded that edilgen bir aktarma kalıbıdır: it biçimsel öznedir ve that yan cümlesi sonucu belirtir. Edilgen yapı araştırmacıları adlandırmaz ve çıkarımı resmî, kişisiz bir biçimde sunar; ancak sonucu her durumda kesin hâle getirmez.

Alıştırma

Hangi seçenek ikinci iddiayı bulgudan çıkarılan resmî bir sonuç olarak sunarken çıkarımı kimin yaptığını belirtmez?

  1. The trial recorded fewer infections. From this, it was concluded that the treatment reduced transmission.
  2. The trial recorded fewer infections. It was decided that the treatment should be continued.
  3. The trial recorded fewer infections. We concluded that the treatment reduced transmission.
Cevabı göster

The trial recorded fewer infections. From this, it was concluded that the treatment reduced transmission.

Kelime

fitness of their sperm: fitness sözcüğünün üremeyle ilgili anlamı

Bu bilimsel üreme bağlamında fitness, başarılı üremeye veya gen aktarımına katkıda bulunma kapasitesi anlamına gelir. Bu nedenle fitness of their sperm, egzersizle kazanılan fiziksel kondisyonu değil, spermlerin üreme performansını veya rekabet içindeki dölleme başarısını ifade eder. Daha genç spermlerin dölleme olasılığının daha yüksek olduğuna ilişkin yakın ifade, alana özgü anlamı gösteren ipucudur. fitness biyolojik bir organizmayı, özelliği veya üreme hücresini tanımladığında, bağlam açıkça bedensel kondisyonla ilgili değilse sözcüğü üreme başarısı üzerinden yorumlayın.

Alıştırma

Üreme biyolojisiyle ilgili bir tartışmada fitness of their sperm ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Erkeğin genel kalp ve damar kondisyonu düzeyi
  2. Spermin başarılı üremeye katkıda bulunma yeteneği
  3. Spermin fiziksel egzersizden sonra kazandığı güç
Cevabı göster

Spermin başarılı üremeye katkıda bulunma yeteneği

Kalıp ifadeler

have a higher likelihood of + isim veya ulaç

have a higher likelihood of insemination ifadesinde have, özneyi karşılaştırmalı isim öbeği a higher likelihood ile bağlar. Of insemination, olasılığı karşılaştırılan sonucu belirtir. Aktarılabilir kalıp have a higher likelihood of + isim veya -ing biçimidir. Bir sonucun bir özne ya da koşul için diğerine göre daha olası olduğunu anlatır ve özellikle sonuç isim olarak ifade edildiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki resmî ve isim temelli karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: Patients who begin therapy early have ____ a full recovery.

Cevabı göster

a higher likelihood of

Not only that, Anlatım akışı

1:39

Üstelik,

but masturbation can improve your sexual performance.

1:40

mastürbasyon cinsel performansınızı artırabilir.

Anlatım akışı

Not only that, but ile yeni bir nokta eklemek

Not only that, but, önceki noktanın tamamını that ile karşılar ve konuşanın buna ek olarak farklı bir neden ya da yarar sunduğunu belirtir. Böylece önceki bilgi tekrarlanmadan düşünce ilerletilir. Burada Not only that, bağımsız ve tamamlanmış bir söylem ifadesi olarak işlev görür; but ise eklenen yan cümleyi normal sözcük dizilişiyle başlatır. Bu nedenle yapı, tek bir cümlede birbirine denk iki ögeyi bağlamak yerine art arda gelen iki noktayı düzenler.

Alıştırma

Geçişi dersteki söylem ifadesiyle tamamlayın: The update fixes the security issue. ____, but it also makes the app faster.

Cevabı göster

Not only that

Both women and men have pelvic floor muscles that stretch from your pubic bone to your tailbone. Kelime

1:43

Hem kadınlarda hem erkeklerde kasık kemiğinden kuyruk sokumuna uzanan pelvik taban kasları vardır.

Kelime

pelvic floor muscles: pelvik taban kasları

Pelvic floor muscles, pelvisin alt kısmında destekleyici bir tabaka oluşturan kas grubunun anatomik adıdır. Bu kaslar mesane ve bağırsak gibi organları destekler; floor sözcüğü gerçek bir zemini değil, kasların konumunu ve destekleyici görevini anlatır. Bu cümlede bir kas grubu kastedildiği için muscles çoğuldur. Kasık kemiğinden kuyruk sokumuna kadar uzanan alan, bu grubun yerini belirlemeye yardımcı olur.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü anatomi terimiyle tamamlayın. The muscles that form a supportive layer at the bottom of the pelvis are called the ____.

Cevabı göster

pelvic floor muscles

As we age,

1:48

Yaşlandıkça,

these muscles weaken,

1:49

bu kaslar zayıflar

causing sexual dysfunction in women and erectile dysfunction in men. Kelime

1:49

ve kadınlarda cinsel işlev bozukluğuna, erkeklerdeyse sertleşme bozukluğuna yol açar.

Kelime

sexual dysfunction ve erectile dysfunction farkı

Sexual dysfunction daha geniş kapsamlı terimdir. Cinsel istek, uyarılma, orgazm, ağrı veya genel olarak cinsel tepkiyle ilgili sorunları ifade edebilir. Erectile dysfunction daha özeldir: ereksiyon sağlama veya sürdürme güçlüğü anlamına gelir. Sexual dysfunction türlerinden biridir; bütün kategorinin eş anlamlısı değildir. Bu cümlede ilk terim kadınlarla, ikincisi erkeklerle ilişkilendirilmiştir ancak sexual dysfunction yalnızca kadınlar için kullanılan bir terim değildir.

Alıştırma

Bir sağlık yazısı istek, uyarılma, orgazm ve ağrıyla ilgili sorunları tek bir geniş kategori olarak ele alıyor. En uygun terim hangisidir?

  1. sexual dysfunction
  2. İki terim tamamen aynı anlama gelir
  3. erectile dysfunction
Cevabı göster

sexual dysfunction

But stroking the penis or clitoris can activate the bulbocavernosus reflex,

1:53

Ancak penisi veya klitorisi okşamak bulbokavernöz refleksi etkinleştirebilir,

resulting in pelvic floor muscles contracting. Kalıp ifadeler

1:58

bu da pelvik taban kaslarının kasılmasını sağlar.

Kalıp ifadeler

“resulting in ... contracting”: sonuç bildirme

resulting in pelvic floor muscles contracting ortaç yan tümcesi, önceki olayın sonucunu belirtir. Burada resulting in, “ve bu, ... neden olur” anlamına gelir; böylece cümle refleksin etkinleşmesinden bunun oluşturduğu kasılmaya geçer. result in ifadesinden sonra pelvic floor muscles ad öbeği, contracting fiilinin mantıksal öznesidir; yani kasılan şey bu kaslardır. Nedenden sonuca giden bu kalıp result in + ad öbeği + -ing yan tümcesi şeklinde başka durumlarda da kullanılabilir. Amaç değil sonuç bildirir ve kullanılan edat to değil, in olur.

Alıştırma

Cümleyi dersteki iki sözcüklü sonuç bağlantısıyla tamamlayın: A signal failure delayed the train, ____ several passengers missing their connections.

Cevabı göster

resulting in

It's essentially a workout for your sex muscles. Deyimler

2:00

Bu, aslında cinsel kaslarınız için bir egzersizdir.

Deyimler

“a workout for your sex muscles”: gündelik bir açıklayıcı benzetme

Bu cümlede a workout, açıklayıcı bir benzetmedir. Refleks pelvik taban kaslarını kastırdığı için konuşmacı bu etkinliği bir kası çalıştırmaya benzetir; essentially ise iki durumun aynı olduğu iddiasını değil, basitleştirilmiş bir özeti işaret eder. Sex muscles, cinsel işlevde rol alan kaslar için kullanılan gündelik ve teknik olmayan bir ifadedir; bu bağlamda özellikle pelvik taban kaslarını anlatır. Bu imge, soyut bir fizyolojik mekanizmayı tanıdık bir şeye dönüştürür: egzersiz sırasında kasların kasılması.

Alıştırma

"It's essentially a workout for your sex muscles." cümlesi bu bağlamda ne yapıyor?

  1. Refleks ile sıradan bir spor salonu egzersizinin tamamen aynı etkileri oluşturduğunu söyler.
  2. Cinsel ilişki sırasında kullanılan her kas için eksiksiz bir fitness programı önerir.
  3. Mekanizmanın daha kolay anlaşılması için pelvik taban kasılmalarını gündelik bir biçimde egzersize benzetir.
Cevabı göster

Mekanizmanın daha kolay anlaşılması için pelvik taban kasılmalarını gündelik bir biçimde egzersize benzetir.

Nitric oxide levels also diminish with age and can contribute to a decreased sex drive, Notlar

2:03

Nitrik oksit seviyeleri de yaşla birlikte düşer ve cinsel isteğin azalmasına katkıda bulunabilir,

Kelime

diminish with age: düşüş eğilimini anlatan resmî ifade

Bu cümlede diminish geçişsizdir: nitric oxide levels öznesinin kendisi düşmektedir, dolayısıyla fiilin nesnesi yoktur. With age, düşüşün gerçekleştiği zaman boyutunu belirtir; düzeyleri etkin biçimde düşüren bir şeyi adlandırmaz. Diminish; miktar, güç, önem veya yetenekteki kademeli azalmayı anlatan nispeten resmî bir fiildir. Yeniden kullanılabilir kalıp X diminishes with age, time, or use şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi ‘kademeli olarak azalmak’ anlamındaki resmî geçişsiz fiille tamamlayın: As equipment ages, its efficiency ____.

Cevabı göster

diminishes

Kalıp ifadeler

contribute to a decreased sex drive: tek neden değil, etkenlerden biri

Contribute to, bir sonucun ortaya çıkmasına yardım eden etkenlerden biri olmak anlamına gelir. Burada daha düşük nitrik oksit düzeyleri, cinsel isteğin azalmasında olası bir etken olarak sunulur; bunun mutlaka tek neden olduğu söylenmez. Can kip fiili iddiayı daha temkinli hâle getirir. To ise burada a decreased sex drive isim öbeğinin izlediği bir edattır. Başka bağlamlarda contribute to improving sleep örneğindeki gibi ulaç da alabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bir şeyi tek neden değil katkıda bulunan etkenlerden biri olarak sunan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Poor ventilation can ____ headaches in the office.

Cevabı göster

contribute to

but masturbation can help maintain it in your blood throughout your life.

2:08

ancak mastürbasyon nitrik oksit düzeyinin hayatınız boyunca kanınızda korunmasına yardımcı olabilir.

But while masturbating does have physiological benefits, Dilbilgisi

2:11

Ancak mastürbasyonun fizyolojik faydaları olsa da,

it's important to mix up your techniques. Öbek fiiller

2:14

tekniklerinizi çeşitlendirmek önemlidir.

Dilbilgisi

While ... does have: bir sınırlamadan önce faydayı kabul etmek

Bu cümlede while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Konuşan kişi mastürbasyonun fizyolojik faydaları olduğunu kabul eder ve ardından ana cümlede önemli bir öneri ekler. Does have, vurgulu do kullanımıdır: does, have ile ifade edilen şeyin gerçekten doğru olduğunu vurgular. While X does have Y, Z kalıbı, geçerli bir olumlu noktayı açıkça kabul ettikten sonra farklı bir kaygı, sınırlama veya öneri sunmayı sağlar.

Alıştırma

Dengeli ifadeyi dersteki ödünleme bağlacı ve vurgulu yardımcı fiille tamamlayın: ____ the new rule ____ have some benefits, it may be difficult to enforce.

Cevabı göster

While · does

Öbek fiiller

Mix up your techniques: karıştırmak yerine çeşitlendirmek

Bu cümlede mix up, karıştırmak değil, çeşitlendirmek veya dönüşümlü kullanmak anlamına gelir. Tek bir yönteme sürekli bağlı kalmak yerine teknikleri değiştirme önerisi verilir. Bu anlam, bir rutine, sıraya veya etkinlik grubuna çeşitlilik katılan başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Çeşitlilik katmak anlamındaki ders ifadesini kullanın ve zamiri doğru yere yerleştirin: If your revision routine feels repetitive, ____ by using videos, quizzes, and notes on different days.

Cevabı göster

mix it up

Using the same way to get off every time can make you sexually unresponsive to other types of stimulation. Notlar

2:16

Her seferinde aynı yöntemle orgazma ulaşmak, diğer uyarılma türlerine cinsel olarak tepkisiz kalmanıza yol açabilir.

Öbek fiiller

get off ifadesinin cinsel anlamı

Bu cümlede get off, “orgazma ulaşmak” anlamına gelen gündelik bir ifadedir. Yakındaki sexually unresponsive ve types of stimulation ifadeleri cinsel anlamı belirginleştirir; burada bir araçtan inmek veya cezadan kurtulmak anlamına gelmez. İfade, cinsel rahatlamaya ulaşmaya odaklanır ve klinik dilden çok gündelik konuşmalarda kullanılır. get off birbiriyle ilgisiz birkaç anlama sahip olduğu için bağlam çok önemlidir.

Alıştırma

Bu cümlede get off ne anlama geliyor?

  1. Cezadan kurtulmak
  2. Orgazma ulaşmak
  3. Bir araçtan inmek
Cevabı göster

Orgazma ulaşmak

Dilbilgisi

make + nesne + sıfat ve responsive to

make you sexually unresponsive to, ettirgen make + nesne + sıfat kalıbını kullanır: make bir nedeni sonuca bağlar, you etkilenen kişidir ve sexually unresponsive ortaya çıkan durumu belirtir. Bu kalıpta make sözcüğünden sonra to be eklenmez. unresponsive sıfatı, tepki verilmeyen şeyden önce to alır: unresponsive to other types of stimulation. can make bu durumu kesin değil, olası bir sonuç olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi make + nesne + sıfat kalıbını ve responsive sonrasında gereken edatı kullanarak tamamlayın: Constant notifications can ____ you less responsive ____ quiet alerts.

Cevabı göster

make · to

This could lead to decreased sexual arousal or performance when it comes time to do the deed with a real-life partner. Notlar

2:22

Bu da gerçek hayattaki bir partnerle ilişkiye girme zamanı geldiğinde cinsel uyarılmanızı veya performansınızı düşürebilir.

Kalıp ifadeler

could lead to + sonuç: olası bir sonuç

could lead to decreased sexual arousal or performance ifadesinde lead to, This ile gönderme yapılan durumun olası sonucunu sunar. Yapı lead to + isim öbeği şeklindedir ve decreased sexual arousal or performance bir varış noktasını değil, sonucu belirtir. Could, iddianın kesinlik derecesini sınırlar: konuşan kişi bunun her durumda olacağını söylemez, gerçekleşebilecek bir riski anlatır. Bu nedenle could lead to, neden-sonuç ilişkilerini temkinli biçimde açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki temkinli neden-sonuç ifadesiyle tamamlayın: Skipping software updates ____ security problems.

Cevabı göster

could lead to

Kalıp ifadeler

when it comes time to + fiil: eylem zamanı

when it comes time to + fiilin yalın biçimi, “bir şeyi yapma zamanı geldiğinde” anlamına gelir. Burada to, mastar yapısındaki do fiilini getirir; böylece ifade genel bir tartışmadan eylemin gerçekten gerçekleştiği ana geçer. Yeniden kullanılabilir kalıp when it comes time to do something şeklindedir. Yalnızca iki olayı when ile bağlamak yerine, ilgili zamanın gelmiş olduğu duygusunu katar.

Alıştırma

Cümleyi “ilgili zaman geldiğinde” anlamındaki zaman ifadesiyle tamamlayın: ____ submit the application, double-check every page.

Cevabı göster

When it comes time to

Deyimler

Bağlama bağlı bir örtmece olarak do the deed

Bu cümlede do the deed, have sex, yani cinsel ilişkiye girmek anlamında kullanılan gayriresmî bir örtmecedir. Yakındaki cinsel uyarılma, performans ve gerçek hayattaki partner ifadeleri, konuşmacı eylemi doğrudan adlandırmadan anlamı belirler. İfade, the deed ile tam olarak hangi eylemin kastedildiğini kelimesi kelimesine açıklamaz. Dinleyenler saklı eylemi ortak bağlamdan çıkarır; bu nedenle aynı sözler başka durumlarda zor, garip veya kasıtlı olarak adı konmamış başka bir işi anlatabilir. Burada örtmece, açık bir cinsel ifadeyi yumuşatır ve biraz şakacı ya da mahcup bir ton katabilir.

Alıştırma

Bu cümlede do the deed büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Partnerle cinsel ilişkiye girmek
  2. İlişkiyi bitirmek
  3. Sıradan bir ev işini tamamlamak
Cevabı göster

Partnerle cinsel ilişkiye girmek

So, make sure you mix it up.

2:29

Bu yüzden yöntemlerinizi mutlaka çeşitlendirin.

At the end of the day, Deyimler

2:30

Sonuç olarak,

masturbation is a safe and healthy activity.

2:31

mastürbasyon güvenli ve sağlıklı bir etkinliktir.

Deyimler

Temel sonucu özetleyen At the end of the day

Burada At the end of the day, her şey hesaba katıldığında veya sonuçta anlamına gelen deyimsel bir söylem belirtecidir. Koşullar, çekinceler ya da birbiriyle yarışan unsurlar ele alındıktan sonra konuşmacının genel sonucunu sunar. Akşamı veya kelimesi kelimesine belirli bir zamanı anlatmaz. Cümlenin başına yerleştirilip ardından virgül getirildiğinde, tartışmanın ana pratik yargısına döndüğünü dinleyiciye bildirir.

Alıştırma

Cümleyi nihai bir yargı sunan kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: “____, the exact color matters less than the fit.”

Cevabı göster

At the end of the day

So, put on some music,

2:34

Öyleyse biraz müzik açın,

light those candles,

2:35

mumları yakın

and have yourself a good night. Ton ve niyet

2:36

ve kendinize güzel bir gece yaşatın.

Ton ve niyet

Have yourself a good night: saran hangat dan makna tersirat

have yourself a good night ifadesinde have, 'yaşamak veya tadını çıkarmak' anlamına gelir; yourself ise dinleyenin kendi iyiliği için hoş bir şey yapmasını öneren sıcak ve hafif şakacı bir hava katar. Yeniden kullanılabilen konuşma kalıbı have yourself a + sıfat + isim şeklindedir. Burada bu söz sıradan bir vedadan daha fazlasıdır. Müzik açma ve mumları yakma önerilerinden sonra ve mastürbasyon üzerine bir konuşmanın içinde, yalnızca Good night demek yerine dinleyeni samimi bir geceyi tek başına yaşamaya örtmeceli biçimde davet eder.

Alıştırma

Cümleyi have yourself a ... kalıbı ve a peaceful evening sözleriyle tamamlayın: The deadline is over, so ____.

Cevabı göster

have yourself a peaceful evening

And if you truly love science,

2:38

Bilimi gerçekten seviyorsanız,

we have a new T-shirt on sale for one more week.

2:40

yalnızca bir hafta daha satışta olacak yeni bir tişörtümüz var.

But, unlike most trends,

2:42

Ancak çoğu trendin aksine,

science is logical and never ends,

2:44

bilim mantıklıdır ve hiç sona ermez;

and these science T-shirts will never go out of style. Deyimler

2:45

bu bilim tişörtlerinin de modası asla geçmez.

Deyimler

Go out of style: modası geçmek

Go out of style, 'modası geçmek veya artık güncel sayılmamak' anlamına gelir. Go bir durum değişikliğini işaret ederken out of style bu değişikliğin sonucundaki modası geçmiş durumu anlatır. Never, go out of style ifadesinin tamamını olumsuzladığı için cümle, tişörtlerin sürekli şık veya çekici kalacağını söyler. Burada fiziksel olarak dışarı çıkmaktan değil, şakacı bir tanıtım iddiasından söz edilir.

Alıştırma

Tasarım hâlâ moda, ancak insanlar ona olan ilgilerini yavaş yavaş kaybediyor. Bu değişimi en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The design is coming back into style.
  2. The design is going out of style.
  3. The design is already out of style.
Cevabı göster

The design is going out of style.

Seriously,

2:48

Cidden,

science never goes out of style.

2:49

bilimin modası asla geçmez.

Click on the screen or use the link in the description to get one.

2:51

Bir tane almak için ekrana tıklayın veya açıklamadaki bağlantıyı kullanın.

Don't forget to share this video on Facebook and Twitter and subscribe for more weekly science videos.

2:54

Bu videoyu Facebook ve Twitter'da paylaşmayı ve her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olmayı unutmayın.