Peppa Pig | Jöle | Peppa Pig Resmi Kanalı | Aile ve Çocuk Çizgi Filmi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Anne Pig önemli işini bitirirken Peppa, George ve Baba Pig gerekenleri satın alır, çilekli jöle hazırlar ve jöle soğurken bir kart yapar. Ardından ikisini de sürpriz olarak sunarlar. Hikâye, özel jöle kalıbının bulunmasından hazır tatlının bir tabağa ters çevrilmesine kadar bütün süreci izler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Could you pass me a pan, please? — Konuşma Edimbilimi ve Tutum: Could you ... please? kalıbının doğrudan bir talimatı nasıl nazik bir ricaya dönüştürdüğünü anlayın. Birinden size bir nesne uzatmasını ya da günlük küçük bir işte yardım etmesini isterken bu eksiksiz yapıyı duruma göre uyarlayabilirsiniz. 2. popping out. — Phrasal Verbs: pop out ifadesinin kısa süreliğine dışarı çıkıp yakında dönme niyetini bildiren rahat ve gündelik bir anlatım olduğunu fark edin. Böylece pop ve out sözcüklerini ayrı ayrı yorumlamaktan doğacak yanılgıyı önler, kısa bir dışarı çıkışı doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. out pops the jelly. — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: out sözcüğünün fiilden önce gelmesiyle oluşan devrik yapının jölenin aniden çıkışını nasıl canlandırdığına dikkat edin. Bu anlatı kalıbını tanıyabilir ve bir hareketi canlı biçimde sonuçlandırmak için out came ... gibi benzer yapıları kullanabilirsiniz.
Bu derste
Mummy, can me and George play on the computer? Notlar
0:21Anne, George ve ben bilgisayarda oynayabilir miyiz?
Gayriresmî özne olarak me and George
Bu soruda me and George, play fiilinin öznesidir ve konuşan kişiyle George’un oynamak istediğini anlatır. Soru cümlesinde can öznenin önüne geçtiği için özne can’den sonra görünür. Nesne biçimi olan me sözcüğünü öznenin bir parçası olarak kullanmak standart değildir. Çocukların konuşmasında veya çok gündelik sohbetlerde duyulabilir; standart İngilizcede burada George and I kullanılır: Can George and I play on the computer?
Alıştırma
Resmî yazıda standart özne biçimini kullanan cümle hangisidir?
- Can George and me play after lunch?
- Can George and I play after lunch?
- Can me and George play after lunch?
Cevabı göster
Can George and I play after lunch?
play on the computer: cihaz kullanımını gösteren on
Burada play on the computer, bilgisayarı oyun oynamak veya başka eğlenceli bir etkinlik yapmak için kullanmak anlamına gelir. on edatı, etkinliği kullanılan cihaza bağlar; fiziksel olarak bilgisayarın üstünde bulunmak anlamına gelmez. Aynı cihaz veya platform kalıbı work on the computer ve watch a programme on TV ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Bilgisayarın kullanılan cihaz olduğunu gösteren edatla cümleyi tamamlayın: The children want to play ____ the computer after lunch.
Cevabı göster
on
I've got yapısının “I have” anlamı
I've got, I have got yapısının kısaltmasıdır. Burada have got mevcut bir durumu anlatır: konuşanın tamamlaması gereken çok işi vardır. Temel anlamı I have ile aynıdır; I have received anlamına gelmez. Bu yapıda got tek başına “elde ettim” anlamı taşımaz. have got yapısını bir bütün olarak anlayın.
Alıştırma
“I've got a lot of important work to do today.” cümlesinde “I've got” ne anlama gelir?
- Alacağım
- Benim var
- Daha önce aldım
Cevabı göster
Benim var
a lot of important work to do: isim + to-infinitive
a lot of important work to do ifadesinde to do, work sözcüğünden sonra gelir ve yapılması gereken işi belirtir. work ismini sonradan nitelediği için ifade “yapmam gereken birçok önemli iş” anlamına gelir. Aktarılabilir yapı isim + to-infinitive biçimindedir: emails to answer, forms to complete veya things to check. Burada to do, work sözcüğünü açıklar; işe sahip olmanın amacını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi “kontrol edilmesi gereken” anlamındaki iki sözcüklü mastarla tamamlayın: We have two details ____ before we publish.
Cevabı göster
to check
There's a cupboard in here that needs a jolly good tidy. Kelime
0:34Burada iyice toparlanması gereken bir dolap var.
needs a jolly good tidy: Britanya İngilizcesinde tidy sözcüğünün isim kullanımı
Bu cümlede needs a jolly good tidy, “iyice düzenlenmesi gerekiyor” anlamındadır. a artikeliyle kullanılan tidy, bir yeri düzene koyma eylemini veya bir düzenleme seansını adlandıran bir isimdir; “düzenli” anlamındaki sıfat değildir. Burada jolly, good sözcüğünü gündelik bir biçimde güçlendirir. İfadeye belirgin biçimde Britanya İngilizcesine özgü, şakacı ya da biraz eski moda bir hava verir; “mutlu” anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “The cupboard needs a jolly good tidy” ne anlama geliyor?
- Dolabın iyice düzenlenmesi gerekiyor.
- Dolap zaten çok düzenli.
- Neşeli görünen bir dolaba ihtiyaç var.
Cevabı göster
Dolabın iyice düzenlenmesi gerekiyor.
Could you ... please?: nazik bir ricada bulunmak
Could you + fiilin yalın hâli + ..., please? nazik bir ricada bulunma kalıbıdır. Burada could, karşıdaki kişinin bunu yapabilecek durumda olup olmadığını esas olarak sormaz; ricayı yumuşatır. Please nezaket katar. pass me a pan yapısında pass fiilinden sonra önce alıcı me, ardından nesne a pan gelir. Aynı anlam pass a pan to me şeklinde de ifade edilebilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınızdan size bir klasör uzatmasını istiyorsunuz. Hangi cümle örnekteki nazik rica kalıbını doğru kullanıyor?
- Could you pass me the folder, please?
- Could you to pass me the folder, please?
- Could you passed me the folder, please?
Cevabı göster
Could you pass me the folder, please?
Here's a pan: birine eşya uzatırken kullanılan ifade
Bu cümlede Here's a pan, bir nesneyi sunmak veya uzatmak için kullanılır: konuşan kişi tavayı babasına vermektedir. Yaklaşık olarak “Bu tava senin için” ya da “İşte bir tava” anlamına gelir; yalnızca burada bir tava bulunduğunu söylemez. Bir şeyi verirken veya gösterirken Here's + tekil ya da sayılamayan isim kullanılabilir. Here's your ticket ve Here's some water buna örnektir. Here's, Here is ifadesinin kısaltılmış biçimidir.
Alıştırma
Bir bileti uzatırken söylediğiniz cümleyi dersteki kısaltılmış sunma ifadesiyle tamamlayın: ____ your ticket.
Cevabı göster
Here's
funny thing: funny sözcüğünün “garip” anlamı
Buradaki funny thing ifadesinde funny, garip, alışılmadık veya ne olduğu zor anlaşılan demektir. Konuşan kişi tanımadığı bir nesneyi merak etmektedir; nesne kimseyi güldürmemektedir. Bu anlam, bir şey yabancı ya da pek normal görünmediğinde günlük konuşmada yaygındır. a funny smell, a funny noise ve a funny feeling buna örnektir. funny sözcüğünün garip mi yoksa komik mi olduğunu anlamak için duruma ve ardından gelen isme bakın.
Alıştırma
Bir tamirci "The engine is making a funny noise." diyor. funny büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- garip veya alışılmadık
- sessiz ve hoş
- insanları güldüren
Cevabı göster
garip veya alışılmadık
for making jelly: amacı belirtmek için for + fiil-ing
Burada for making jelly, kâsenin ne için kullanıldığını anlatır. Kalıp “isim + for + fiilin -ing biçimi”dir: a bowl for making jelly. Bu amaç kalıbında for sonrasında -ing biçimi kullanılır; bu nedenle make, making olur. Bu kalıp bir nesnenin, yerin veya malzemenin amaçlanan ya da olağan kullanımını anlatabilir.
Alıştırma
Make fiilini for + fiil-ing amaç kalıbında kullanın: This is a bowl for ____ jelly.
Cevabı göster
making
Maybe it can be a surprise for Mummy Pig. Ton ve niyet
1:02Belki Anne Domuz için bir sürpriz olabilir.
Maybe it can be ...: nazikçe öneride bulunmak
Burada Maybe it can be ... yalnızca bilinmeyen bir gerçek hakkında tahmin yürütmez. Bir şeyin ne olabileceğine veya nasıl kullanılabileceğine dair bir fikri nazikçe ortaya koyar. Maybe, fikrin tartışmaya açık olduğunu gösterir; can be ise onu olası bir düzenleme olarak sunar. Birlikte kullanıldıklarında öneri, doğrudan verilen bir karardan daha yumuşak olur.
Alıştırma
Hangi cümle, nesneyi hediye olarak kullanmayı en nazik biçimde önerir?
- It must be a gift for our teacher.
- It cannot be a gift for our teacher.
- Maybe it can be a gift for our teacher.
Cevabı göster
Maybe it can be a gift for our teacher.
First, we need to go to the shops and get everything we need to make jelly. Notlar
1:07Önce dükkana gidip jöle yapmak için ihtiyacımız olan her şeyi almalıyız.
İlk adımı gösteren First
Cümlenin başındaki First, bir dizi adımı başlatan eylemi gösterir. Dinleyiciye yalnızca eylemin ne zaman gerçekleştiğini değil, bilgiyi nasıl sıralaması gerektiğini de anlatır. Talimatlarda ve planlarda First ilk adımı tanıtabilir; sonraki adımlar Then, Next ve Finally ile bağlanabilir.
Alıştırma
Talimatı ilk adımı gösteren tek sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____, turn off the power. Then unplug the machine.
Cevabı göster
First
Britanya İngilizcesinde go to the shops
Günlük Britanya İngilizcesinde go to the shops genellikle “bir şeyler almaya çıkmak” ya da “alışverişe gitmek” anlamına gelir. Çoğul shops sözcüğü genel olarak yakındaki alışveriş yerini veya alışveriş yolculuğunu belirtebilir; birkaç farklı dükkânı ziyaret etme planı gerektirmez. Bu cümlede ifade, jöle için gereken bütün malzemeleri satın alma yolculuğunu anlatır.
Alıştırma
Günlük Britanya İngilizcesinde “I'm going to the shops” en doğal olarak ne anlama gelir?
- Bir dükkânda çalışmaya gidiyorum.
- Bir şeyler almaya çıkıyorum.
- Birkaç dükkânı tek tek ziyaret ediyorum.
Cevabı göster
Bir şeyler almaya çıkıyorum.
everything we need to make jelly: gereken şeyleri ve amaçlarını belirtmek
Bu isim öbeğinde ana sözcük everything'dir. we need, that sözcüğünün kullanılmadığı bir ilgi yan cümlesidir: everything (that) we need. Bu bölüm, hangi şeylerden söz edildiğini belirtir. Bu yan cümlede to make jelly, bu şeylerin hangi amaçla gerektiğini açıklar. Öbeğin tamamı get fiilinin nesnesidir; dolayısıyla anlam, jöle yapmak için gereken her şeyi elde etmektir.
Alıştırma
We packed everything we need to cook outdoors cümlesinde everything we need to cook outdoors ne anlama gelir?
- Açık havada yemek yapmak için gereken her şey
- Gerekli olsun ya da olmasın dükkândaki her şey
- Açık havada önceden pişirilmiş bütün yemekler
Cevabı göster
Açık havada yemek yapmak için gereken her şey
popping out: kısa süreliğine çıkıp yakında dönmek
Burada pop out, genellikle kısa bir işi halledip geri dönmek üzere bir yerden kısa süreliğine ayrılmak anlamına gelir. Sözcüklerin gerçek anlamıyla zıplamayı veya dışarı fırlamayı anlatmaz. We're just popping out cümlesindeki şimdiki zaman, hemen gerçekleşecek bir ayrılışı anlatır. just, dışarı çıkmayı kısa ve gündelik bir iş gibi gösterir ve dinleyiciye uzun süre uzakta kalınmayacağını hissettirir.
Alıştırma
I'm just popping out hangi durumda en doğal sözdür?
- Altı aylık bir dünya seyahatine başlıyorum.
- On dakikalık bir iş için çıkıyorum ve kısa sürede dönmeyi bekliyorum.
- Kutudan birden fırlayan bir oyuncağı anlatıyorum.
Cevabı göster
On dakikalık bir iş için çıkıyorum ve kısa sürede dönmeyi bekliyorum.
See you later ile samimi vedalaşma
See you later, ayrılırken kullanılan kalıplaşmış, gündelik bir vedadır. Yaklaşık olarak şimdilik hoşça kal demektir; kişiyle belirli bir saatte görüşüleceğine dair kelimesi kelimesine bir söz değildir. Tek başına eksiksiz bir sözlü veda olarak kullanılabilir. later, bir sonraki görüşmenin zamanını belirsiz bırakır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: See you later her zaman bir sonraki görüşme için kesin bir saat belirlendiği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Daddy, Peppa, and George have come to the supermarket. Dilbilgisi
1:19Baba, Peppa ve George süpermarkete geldiler.
have come to the supermarket: varışı şimdiki duruma bağlamak
have come to the supermarket ifadesinde have + come, present perfect yapısıdır. Burada come geçmiş zaman ortacıdır; have sonrasında came değil, come kullanılır. Bu yapı, daha önce gerçekleşen varışı şimdiki durumla ilişkilendirir. Süpermarkete ulaşmışlardır ve hikâye onları yalnızca tamamlanmış bir geçmiş olayı anlatmak yerine mevcut sahnede orada bulunan kişiler olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi come fiilinin iki sözcüklü present perfect biçimiyle tamamlayın: Mia and Ben ____ to the library, so they're here with us now.
Cevabı göster
have come
Well, we don't need flour, or eggs, or milk, or butter. Dilbilgisi
1:27Şey, una, yumurtaya, süte veya tereyağına ihtiyacımız yok.
don't need A, or B, or C: olumsuz bir listede or
Burada don't need ifadesindeki olumsuzluk listedeki her öğeyi kapsar. Un, yumurta, süt ve tereyağının hiçbirine ihtiyaç yoktur. Açık bir olumsuz listede, dışlanan öğeler or ile bağlanır: don't need A, or B, or C. Buradaki or bir seçim sunmaz; A, B ve C'nin hiçbirine ihtiyaç olmadığını belirtir.
Alıştırma
Hangi cümle üç öğenin de gerekmediğini açık ve tarafsız biçimde ifade eder?
- We don't need pens, paper, and glue.
- We don't need pens, paper, or glue.
- We need pens, paper, and glue.
Cevabı göster
We don't need pens, paper, or glue.
To make jelly: cümle başında amaç bildiren ifade
To make jelly ana cümlenin amacını belirtir; in order to make jelly, yani “jöle yapmak için” ile aynı anlama gelir. Virgül, cümle başındaki bu amaç ifadesini cümlenin geri kalanından ayırır. Kullanılabilir kalıp To + fiilin yalın hâli biçimindedir; çoğu zaman bir nesne alır ve ardından tam bir ana cümle gelir. Burada To make jelly özne değildir. Önce amacı belirtir, ardından konuşmacı ne gerektiğini söyler.
Alıştırma
make fiilini ve To + fiilin yalın hâli amaç kalıbını kullanın: ____ tea, boil some water first.
Cevabı göster
To make
wibbly or wobbly: sallanan hareketi anlatan eğlenceli sözcükler
Wibbly ve wobbly sözcüklerinin ikisi de dengesiz, titrek veya sallanan bir hareketi anlatır. Burada konuşan kişi, karışımın henüz jölemsi bir maddeden beklenen canlı sallanma hareketine sahip olmadığını söylüyor. Birbirine benzeyen sesleri, betimlemeyi teknik değil, eğlenceli ve canlı hâle getirir. Wibbly daha şakacı bir sözcüktür; wobbly ise dengesiz bir şeyi anlatan yaygın ve gündelik bir sıfattır.
Alıştırma
Örnekte wibbly or wobbly nasıl bir anlam veriyor?
- Bilimsel hassasiyetle ölçülmüş.
- Şakacı biçimde titrek veya dengesiz görünüyor.
- Tamamen sert ve hareketsiz.
Cevabı göster
Şakacı biçimde titrek veya dengesiz görünüyor.
make it wibbly wobbly: make + nesne + sıfat
Make it wibbly wobbly ifadesinde make, üretmek anlamına değil, bir şeyi belirli bir duruma getirmek anlamına gelir. Yapı make + nesne + sıfat şeklindedir: it nesnedir, wibbly wobbly ise su eklenmesiyle ortaya çıkan durumu anlatır. Bir hareket birinin veya bir şeyin durumunu değiştirdiğinde aynı yapıyı kullanın: make the room brighter, make the task easier veya make it clean.
Alıştırma
Make + nesne + sıfat yapısını it zamiriyle tamamlayın: This chair is hard. Add a cushion to ____ softer.
Cevabı göster
make it
I don't think they have cheese jelly, George. Notlar
1:51Peynirli jöleleri olduğunu sanmıyorum, George.
I don't think ... ile sonraki yargıyı nazikçe olumsuzlama
I don't think + yan cümle yapısında not dil bilgisi açısından think fiiline bağlıdır; ancak genellikle konuşanın sonraki yargıdan kuşku duyduğunu ve bunun doğru olmadığını nazikçe ima ettiğini anlatır. Burada reddedilen yargı they have cheese jelly ifadesidir; konuşan düşünmediğini söylemez. Bu yaygın yapıya olumsuzluk aktarımı denir. İngilizce olumsuzluğu ana cümleye koyar, fakat amaçlanan olumsuz yargı ardından gelen düşünceye yönelir.
Alıştırma
“I don't think the shop is open,” cümlesinde konuşan büyük olasılıkla ne demek istiyor?
- Konuşan dükkânın açık olduğundan emin.
- Konuşan, dükkânın muhtemelen açık olmadığını düşünüyor.
- Konuşan dükkân hakkında düşünmeyi reddediyor.
Cevabı göster
Konuşan, dükkânın muhtemelen açık olmadığını düşünüyor.
they have cheese jelly: mağazada bulunabilirliği anlatan have
Bir mağaza bağlamında they işletmeyi veya işletmeyi yöneten kişileri temsil eder ve have “stokta bulundurmak ya da müşterilere sunmak” anlamına gelir. Bu nedenle they have cheese jelly, bazı kişilerin ürüne özel olarak sahip olmasını değil, ürünün bulunup bulunmadığını anlatır. Bir müşteri mağaza, kafe, restoran veya benzer bir hizmet yerinde Do you have ...? diye sorduğunda have aynı anlamı taşır.
Alıştırma
Bir müşteri mağaza görevlisine “Do you have this jacket in medium?” diye soruyor. Burada have ne anlama gelir?
- Tezgahtar onu nasıl yapacağını biliyor.
- Tezgahtar ona kişisel giysisi olarak sahip.
- O bedeni satış için mevcut.
Cevabı göster
O bedeni satış için mevcut.
Nazik bir hatırlatma olarak Remember, ...
Burada cümle başındaki Remember, çocuklardan hafızalarından bir cevap bulmalarını istemez. Seçim yapmadan önce dikkatlerini nazikçe önemli bir gerçeğe geri çeker: jöle Anne Pig içindir. Remember, + tam bir cümlecik yapısı, dinleyicinin harekete geçerken aklında tutması gereken planı, kuralı veya hedefi belirtir.
Alıştırma
"Remember, the cake is for Grandma" cümlesinde Remember ne yapıyor?
- Birine cake kelimesini ezberlemesini emrediyor
- Birinden geçmişteki bir anısını anlatmasını istiyor
- Birine mevcut planı nazikçe hatırlatıyor
Cevabı göster
Birine mevcut planı nazikçe hatırlatıyor
What do you think + özne + fiil? Gömülü soru söz dizimi
What do you think ...? dinleyicinin görüşünü sorar. Bu cümlede what, like fiilinin nesnesidir ve do you think dıştaki soruyu oluşturur. do you think sonrasında gömülü cümlecik düz cümle sırasını kullanır: she would like. would she like şeklinde devrik hâle gelmez. Yeniden kullanılabilen yapı soru sözcüğü + do you think + özne + fiil? şeklindedir.
Alıştırma
Leo'nun seçimi hakkındaki görüşünüzü doğru biçimde soran cümle hangisidir?
- What you think Leo will choose?
- What do you think will Leo choose?
- What do you think Leo will choose?
Cevabı göster
What do you think Leo will choose?
guess what we're making?: gömülü soruda sözcük dizilişi
guess what we're making ifadesinde what we're making yan cümlesi, tahmin edilmesi gereken şeyi bildirir. Bu, daha büyük olan Can you guess ...? sorusunun içine yerleştirilmiş bir sorudur. Gömülü soruda düz cümle dizilişi kullanılır: what + özne + fiil. Bu yüzden what we're making denir; doğrudan soru dizilişi olan what are we making kullanılmaz.
Alıştırma
Parantez içindeki sözcükleri doğru sıraya koyun: Can you guess ____? (where / Mia / went)
Cevabı göster
where Mia went
Let me see: karar vermeden önce konuşmada verilen kısa ara
Burada Let me see, konuşmacının eldeki bilgilere bakıp ne söyleyeceğine karar vermeden önce kullandığı kısa bir konuşma ifadesidir. Duruma göre Bir bakayım veya Bir düşüneyim anlamına gelebilir. Genellikle konuşmacıya biraz zaman kazandırır ve ardından bir cevap ya da değerlendirme geleceğini gösterir. Her zaman bakmak için ciddi biçimde izin istemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu konuşmadaki cevabı en iyi hangi açıklama anlatır? "Which day should we meet?" "Let me see. I think Friday works best."
- Cuma gününün mümkün olmadığını söylemek
- Cevap vermeden önce kısa bir süre düşünmek
- Bir nesneyi incelemek için resmî olarak izin istemek
Cevabı göster
Cevap vermeden önce kısa bir süre düşünmek
First, we open the packet and take out the jelly cubes. Öbek fiiller
2:35Önce paketi açıyoruz ve jöle küplerini çıkarıyoruz.
take out: bir şeyi içinden çıkarmak
Burada take out, “bir şeyi bir paketin veya kabın içinden çıkarmak” anlamına gelir. Önce paket açılır, ardından jöle küpleri içeriden dışarı taşınır. Out, take out öbek fiilinin parçacığıdır. İki sözcük birlikte, bir şeyi yalnızca başka bir yere götürmeyi değil, içeriden dışarı doğru bir değişimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi take out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Zamiri doğru yere koyun: The keys are in your pocket. Please ____.
Cevabı göster
take them out
We break the jelly cubes into a bowl and add some hot water. Kalıp ifadeler
2:43Jöle küplerini bir kaseye kırıyoruz ve biraz sıcak su ekliyoruz.
break ... into a bowl: eylem ve sonuçtaki varış yeri
Break the jelly cubes into a bowl ifadesinde break, küpleri ayırma veya parçalama eylemini; into a bowl ise onların varış yerini anlatır. Eylemin sonucunda parçalar kâsenin içinde kalır. Into, dışarıdan içeriye doğru hareketi gösterir. Yalnızca parçalama eyleminin gerçekleştiği sabit konumu belirtmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bisküvilerin başlangıçta kâsenin dışında olduğunu ve ufalandıkça içine girdiğini anlatır?
- Crumble the biscuits into a bowl.
- Put the bowl into the biscuits.
- Crumble the biscuits in a bowl.
Cevabı göster
Crumble the biscuits into a bowl.
A grown-up must do this bit: güvenlik zorunluluğu bildiren must
Burada must kesin bir güvenlik zorunluluğu bildirir: bu adımı bir yetişkinin yapması gerekir. Konuşan kişi, bir yetişkinin ne yapacağı hakkında güçlü bir tahminde bulunmuyor. A grown-up “bir yetişkin”, this bit ise “bu etkinliğin bu kısmı” demektir. “Kişi + must + fiilin yalın hâli” kalıbı sorumluluk vermek veya bir kural belirtmek için kullanılabilir.
Alıştırma
“A grown-up must do this bit” cümlesinde must ne işlev görür?
- Adımı kimin yapacağıyla ilgili kesin bir güvenlik zorunluluğu belirtir.
- Bu adımı yapmayı kibarca herkesin seçimine bırakır.
- Bir yetişkinin muhtemelen bu adımı yapacağını tahmin eder.
Cevabı göster
Adımı kimin yapacağıyla ilgili kesin bir güvenlik zorunluluğu belirtir.
gone strawberry color: durum değişimini anlatan go
gone strawberry color ifadesinde gone, go fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve water's, water has anlamına gelir. Burada go “olmak” veya “değişmek” demektir; yani su çileğe benzer bir renge dönüşmüştür. Gone burada “ayrıldı” anlamına gelmez. Aktarılabilir kalıp, go + renk veya durum ifadesidir. Örnekler arasında go red, go cold ve go quiet bulunur. Strawberry color, asıl cümlede ortaya çıkan rengi günlük bir biçimde adlandırır.
Alıştırma
Cümleyi go fiilinin geçmiş hâli ve quiet ile tamamlayın: When the baby fell asleep, the house ____.
Cevabı göster
went quiet
pour ... into ...: Sıvıyı bir kabın içine dökmek
pour + bir şey + into + kap yapısında pour dökme eylemini, into ise dışarıdan içeriye hareketi gösterir. Burada it, hazırlanmış sıvı jöle karışımını; the jelly mold ise bu karışımı alan kabı belirtir.
Alıştırma
pour + sıvı + edat + kap yapısını, özellikle dışarıdan içeriye hareketi gösteren edatla tamamlayın: Pour the milk ____ the cup.
Cevabı göster
into
The fridge will make it go cold and wobbly. Dilbilgisi
3:04Buzdolabı onu soğutup titreşmesini sağlayacak.
make + nesne + go + sıfat: Durum değişikliğine yol açmak
make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında make, neden olmak anlamı taşır. Nesneden sonraki fiilden önce to kullanılmaz: make it go denir; make it to go denmez. Burada go + sıfat, bir yere gitmek değil, bir duruma gelmek anlamındadır. Cold ve wobbly, and ile bağlanan iki sıfattır; yani buzdolabı karışımın hem soğuk hem de sallanan bir kıvama gelmesine neden olur.
Alıştırma
Hangi cümlede make + nesne + go + sıfat yapısı doğru kullanılmıştır?
- The power cut made go dark the room.
- The power cut made the room go dark.
- The power cut made the room to go dark.
Cevabı göster
The power cut made the room go dark.
How long will it take?: beklenen süreyi sormak
How long will it take? konuşulan sürecin beklenen süresini sorar. How long zamanın uzunluğunu sorar; bu kalıpta take zaman gerektirmek anlamına gelir ve it konuşulan sürecin tamamını gösterir. Eylemi belirtmek için take sonrasında to + fiilin yalın hâlini ekleyin: How long will it take to finish?
Alıştırma
Bir tamirci bisikletinizi onarıyor. Süreyi soran cümleyi tamamlayın: ____ will it take to fix it?
Cevabı göster
How long
set the timer: geri sayım ayarlamak
Set the timer, zamanlayıcıyı istediğiniz geri sayım süresine programlamak anlamına gelir. Burada set, cihazı bir yere koymak değil, ayarlamak veya yapılandırmak demektir.
Alıştırma
Geri sayım programlamak anlamına gelen ifadeyle yönergeyi tamamlayın: Please ____ for five minutes.
Cevabı göster
set the timer
When the timer goes ping, the jelly will be ready. Dilbilgisi
3:13Zamanlayıcı 'ding' dediğinde jöle hazır olacak.
When the timer goes ping: geleceğe yönelik zaman yan cümlesinde geniş zaman
When the timer goes ping, when ile başlayan bir zaman yan cümlesidir. Ana cümledeki sonucun hangi anda gerçekleşeceğini belirtir. Goes ping, zamanlayıcının kısa bir “ping” sesi çıkardığını anlatan canlı ve gündelik bir ifadedir. When yan cümlesi gelecekteki bir olaydan söz etse bile İngilizcede bu cümlede normalde geniş zaman kullanılır: will go değil, goes. Ana cümle ise the jelly will be ready örneğindeki gibi gelecekteki sonucu anlatmak için will kullanabilir.
Alıştırma
Geleceğe yönelik zaman yan cümlesini ring fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: When the bell ____, we will leave.
Cevabı göster
rings
While we wait, let's make Mummy a card to go with the jelly. Notlar
3:22Beklerken, jölenin yanında vermek için Anneye bir kart hazırlayalım.
While we wait: başka bir eylem için zaman arka planı kurmak
While we wait, “biz beklerken” anlamına gelen bir zaman yan cümlesidir. Ana cümledeki öneriye zaman arka planı sağlar: kart, bekleme süresi içinde yapılabilir. While we wait, let's ... kalıbı, bekleme sona ermeden önce yapılacak bir etkinliği önermek için kullanılabilir.
Alıştırma
“While we wait, let's play a word game,” cümlesinde while ne anlama gelir?
- olduğu süre boyunca
- çünkü
- ancak
Cevabı göster
olduğu süre boyunca
make Mummy a card: make + kişi + şey
make Mummy a card ifadesinde make iki nesne alır: Mummy yararlanan kişidir, a card ise yapılan şeydir. Kalıp make + kişi + şey biçimindedir ve “birisi için bir şey yapmak” anlamına gelir. Mummy'nin yapıldığı anlamına gelmez. Aynı fikir for ile de anlatılabilir: make a card for Mummy. Çift nesneli kalıpta kişi, şeyden önce gelir.
Alıştırma
“make a cake for Grandma” ifadesini çift nesneli kalıpla yeniden yazın: For her birthday, I'll ____.
Cevabı göster
make Grandma a cake
go with the jelly: bir şeyi başka bir şeyle eşleştirmek
a card to go with the jelly ifadesinde to go with the jelly mastar grubu a card ifadesini açıklar. Burada go with, “bir şeyle eşleşmek” veya “bir şeyin yanında yer almak” anlamına gelir; yani kart ve jöle aynı sürprizin birbiriyle bağlantılı parçalarıdır. Bu kullanım kartın bir yere hareket etmesiyle ilgili değildir. Daha genel olarak bir yiyecek, renk, eşya veya hediye başka bir şeyle uyumluysa ya da birlikte kullanılacak veya verilecekse go with kullanılabilir.
Alıştırma
“The charger goes with the new tablet” cümlesinde go with ne anlama gelir?
- Şarj cihazı tablete doğru yürür.
- Tablet şarj cihazından yapılmıştır.
- Şarj cihazının tabletle birlikte kullanılması veya tabletle sunulması amaçlanmıştır.
Cevabı göster
Şarj cihazının tabletle birlikte kullanılması veya tabletle sunulması amaçlanmıştır.
Peppa and George are drawing a jelly card for Mummy Pig.
3:28Peppa ve George, Anne Domuz için bir jöle kartı çiziyorlar.
Dear Mummy: kart veya mektup açılışındaki hitap
Dear Mummy, bir kartı veya mektubu alan kişiye seslenen açılış hitabıdır. Buradaki Dear, Dear + ad veya unvan şeklindeki yerleşik kalıbın parçasıdır; Mummy'yi tanımlayan tamamlanmış bir cümle değildir. Sıcak bir aile mesajında Mummy, hitabı samimi ve sevgi dolu yapar. Aynı kalıp Dear Grandma veya Dear Mr Brown gibi başka alıcılarla da kullanılabilir.
Alıştırma
Dear sözcüğünden sonra Grandma getirerek kartın açılışını tamamlayın: ____, Thank you for the lovely present.
Cevabı göster
Dear Grandma
is for you: amaçlanan alıcıyı belirtmek
All this jelly is for you cümlesindeki is for you, jölenin kime yönelik olduğunu söyler: onu alması veya ondan yararlanması gereken kişi you'dur. Buradaki for, bir nedeni değil, alıcıyı veya yararlanan kişiyi belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp nesne + be + for + kişi şeklindedir: This seat is for Dad. Be fiilinin biçimini özneye ve zamana göre değiştirin.
Alıştırma
Bir arkadaşın 'This sandwich is for you.' diyor. Buradaki for you neyi anlatır?
- Sandviçi alması veya yemesi amaçlanan kişi sensin.
- Arkadaşın konuşmadan önce sandviç zaten sana aitti.
- Sandviç senin yüzünden var.
Cevabı göster
Sandviçi alması veya yemesi amaçlanan kişi sensin.
Sıcak bir kart kapanışı olarak Love from + gönderen
Bir kartta veya kişisel notta Love from + isim, sıcak bir kapanış ifadesidir. from sonrasındaki isim göndereni belirtir; bu yüzden Love from Peppa and George. ifadesi, Peppa ile George'un kartı sevgilerini ileterek bitirip imzaladıkları anlamına gelir. İfadenin tamamını sevginin nereden geldiğini anlatan sıradan bir cümle olarak değil, bir kapanış kalıbı olarak düşünün. Kullanılabilir kalıp Love from + gönderen şeklindedir.
Alıştırma
Dersteki kalıbı kullanarak sıcak kart kapanışını tamamlayın: ____ Mia and Ben.
Cevabı göster
Love from
Sevecen bir yazılı kapanış olarak Kiss kiss
Bu kartta Kiss kiss., öpücük gönderildiğini anlatan sevecen bir yazılı mesajdır. Sevgi ve yakınlık ifade eder. İki kez öpme emri değildir ve iki gerçek öpücüğün gerçekleştiğini anlatmaz. kiss sözcüğünün tekrarlanması kapanışa neşeli ve şefkatli bir ton verir.
Alıştırma
Sevgi dolu bir kartta Kiss kiss. en doğal olarak ne yapar?
- Yazıyla sevgi ve yakınlık gösterir.
- İki öpücüğün o anda gerçekleştiğini anlatır.
- Okuyucuya iki kez öpmesini söyler.
Cevabı göster
Yazıyla sevgi ve yakınlık gösterir.
Um Please can you share your jelly with Peppa and George. Ton ve niyet
3:46Hımm... Lütfen jöleni Peppa ve George ile paylaşır mısın.
Please can you ...? ve share ... with ...
Please can you + fiilin yalın hâli? birinden kibarca bir şey yapmasını istemek için kullanılır. Buradaki can yalnızca yeteneği sormaz; bir rica oluşturur. Please, ricayı doğrudan bir emirden daha yumuşak yapar. Share something with someone, bir şeyi biriyle paylaşmak demektir. Önce share sözcüğünden sonra şey, ardından with ile kişi söylenir. Bu cümlede kişiler Peppa ve George'dur.
Alıştırma
Kibar ricayı hedef yapılarla tamamlayın: ____ share your markers ____ Ava?
Cevabı göster
Please can you · with
We just turn the mold over on the plate and out pops the jelly. Notlar
4:02Sadece kalıbı tabağın üzerine ters çeviriyoruz ve jöle dışarı fırlıyor.
turn the mold over: turn ... over ile ters çevirmek
Turn something over, bir şeyi diğer yüzü yukarı bakacak şekilde döndürmek veya ters çevirmek demektir. Burada jölenin çıkabilmesi için kalıp tabağın üzerine ters çevrilir. Over yalnızca tabağın üstündeki konumu değil, yönün değişmesini anlatır. Turn ... over ayrılabilen bir öbek fiildir. İsim türündeki nesne ortaya veya over sözcüğünden sonraya gelebilir; ancak zamir ortaya gelmelidir: turn it over denir, turn over it denmez.
Alıştırma
Kartın ön yüzü aşağı bakıyor. It zamiriyle turn ... over yapısını kullanın: ____.
Cevabı göster
Turn it over
out pops the jelly: yön sözcüğünü başa alan devrik yapı
out pops the jelly ifadesinde out başta gelir ve pops fiili, isim olan özne the jelly’den önce yer alır. Dışarı çıkan öge the jelly’dir; pops fiilinin nesnesi değildir. Nötr söz dizimi The jelly pops out. şeklindedir. Yön bildiren sözcüğü başa alan bu devrik yapı, neyin ortaya çıktığını söylemeden önce hareketi sunar. Böylece eylem anlık ve canlı görünür; bu yapı hikâyeyi ilerletmek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Canlı hikâye cümlesini tamamlamak için out, jumps ve a rabbit ögelerini doğru sıraya koyun: The box opens, and ____!
Cevabı göster
out jumps a rabbit
How wonderful!: How + sıfat ünlemi
How wonderful!, bir şeyin çok harika olduğunu belirten bir ünlemdir. Burada how, wonderful sıfatının derecesini güçlendirir; biçim veya yöntem hakkında soru sormaz. Kısa kalıp How + sıfat! şeklindedir. Daha tam biçimde özne ve fiil de bulunabilir: How wonderful it is! Bu kalıp güçlü bir tepki veya değerlendirme belirtmek için kullanılır.
Alıştırma
How + sıfat ünlem kalıbını doğru kullanan cümle hangisidir?
- What wonderful!
- How a wonderful surprise!
- How wonderful!
Cevabı göster
How wonderful!
Mummy and Daddy Pig, Peppa, and George like jelly.
4:38Anne ve Baba Domuz, Peppa ve George jöleyi sever.
Wibble wobble, Wibble wobble, jelly on a plate. Kelime
4:49Titreye sallana, titreye sallana, tabakta jöle.
Wibble wobble, Wibble wobble: eğlenceli ses ve tekrar
Bu çocuk şarkısı dizesinde Wibble wobble, jölenin yumuşakça bir yandan öbür yana hareketini çağrıştıran eğlenceli bir ses oyunudur. Sözcüklerin biçimleri benzer, ünlüleri farklıdır; bu da hareketi canlı hissettirir. Kesin ve teknik bir betimleme değildir. Wibble wobble tekrar edilince dize düzenli bir tekerleme ritmi kazanır ve hareket sürüyormuş gibi gelir. Şarkı ve öykülerde bu tür ses kalıpları, resmî sözcükler olmasalar da hareketi veya dokuyu anlatabilir.
Alıştırma
Bu dizede Wibble wobble ifadesinin temel işlevi nedir?
- Jölenin nasıl servis edileceğini resmî biçimde açıklar.
- Jölenin hareketini çağrıştırmak için eğlenceli sesleri ve tekrarı kullanır.
- Jölenin tadının kötü olduğunu söyler.
Cevabı göster
Jölenin hareketini çağrıştırmak için eğlenceli sesleri ve tekrarı kullanır.
Wibble wobble, Wibble wobble, jelly on a plate.
4:57Titreye sallana, titreye sallana, tabakta jöle.