Alice Harikalar Diyarında bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Alice, 8×8’lik bir karenin nasıl olup da 5×13’lük bir dikdörtgene dönüşmüş gibi göründüğünü araştırır. Parçaların eğimlerini karşılaştırınca çok ince bir boşluğu ortaya çıkarır; yanılsama, ardışık Fibonacci sayılarının oranlarının Altın Oran’a yaklaşmasından kaynaklanır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. about to ve when — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Bir eylem tam gerçekleşmek üzereyken beklenmedik başka bir olayın onu böldüğünü anlatan be about to … when … yapısını anlayın. Bu yapıyı, olayları yalnızca “sonra” ya da “önce” karşılıklarıyla sıralamak yerine anlatıda ani ve belirgin bir dönüm noktası oluşturmak için kullanabilirsiniz. 2. before she loses it? — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Alice’in kelimenin gerçek anlamıyla başını kaybetme tehlikesi ile lose it ifadesinin “duygusal kontrolünü yitirmek” şeklindeki deyimsel anlamı arasındaki kelime oyununu fark edin. Böylece bir zamirin fiziksel tehlike ile mecazlı anlamı bağlayarak hem gerilim hem mizah yaratmasını tanıyabilirsiniz. 3. converges on — Sözcük Anlamı ve Kullanım Düzeyi: Matematiksel anlatımda bunun belirli bir değere giderek yaklaşmak anlamına geldiğini öğrenin. Bir dizi ya da oranın bir limite sürekli yaklaştığını, fakat o değere mutlaka tam olarak ulaştığını söylemeden ifade edebilirsiniz.
Bu derste
Alice has once again found herself in the court of the temperamental Queen of Hearts. Notlar
0:10Alice kendini bir kez daha sinirli Kupa Kraliçesi'nin sarayında bulmuştur.
once again: tanıdık bir olayın yeniden gerçekleşmesi
Once again, “bir kez daha” anlamına gelir ve aynı ya da benzer bir olayın daha önce gerçekleştiğini gösterir. Bu kalıplaşmış ifadede once, “yalnızca bir kere” anlamına gelmez. Bir hikâyede once again, bir olayı tanıdık bir durumun geri dönüşü gibi sunabilir. Burada Alice’in daha önce karşılaştığı türden bir belaya yeniden düştüğünü ve “yine başlıyoruz” benzeri bir hissi anlatır.
Alıştırma
Yazıcının daha önce de bozulduktan sonra bir kez daha çalışmayı bıraktığını hangi İngilizce cümle anlatır?
- The printer has only once stopped working.
- The printer has once again stopped working.
- The printer has almost stopped working.
Cevabı göster
The printer has once again stopped working.
found herself in: kendini bir yerde veya durumda bulmak
Found herself in, find oneself in + bir yer veya durum yapısının geçmiş zaman biçimidir. Herself, Alice’i gösterir; Alice’in kendisini aradığı anlamına gelmez. Bu yapı, onun bir yere gelmiş olduğunu veya çoğunlukla planlamadan kendisini o durumda bulduğunu anlatır. in sözcüğünden sonraki bölüm yeri ya da durumu belirtir. Aynı kalıp, found himself in trouble örneğinde olduğu gibi gerçek bir yerle veya soyut bir durumla kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi find oneself in yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After one wrong turn, Maya ____ an unfamiliar neighborhood.
Cevabı göster
found herself in
Queen of Hearts: Alice'in hikâyesindeki karakter ve kupa türü
Kupa Kraliçesi, Alice Harikalar Diyarında'daki hayalî bir hükümdardır. Hearts iskambil destesindeki kupa türünün İngilizce adıdır; dolayısıyla bu, gerçek bir siyasi unvan değil, masal karakterinin adıdır. Çabuk öfkelenmesi ve özellikle kafa kesme cezaları vermesiyle tanınır. Bu karakteri bilmek, tehditlerinin neden hem korkutucu hem de saçma göründüğünü anlamaya yardımcı olur: Kupa Kraliçesi, adaletsiz ve buyurgan otoritenin abartılı bir tasviridir.
Alıştırma
Bu bağlamda Queen of Hearts kimi ifade eder?
- Hearts adlı bir ülkeyi yöneten gerçek bir kraliçe
- Alice'in hikâyesinde adı iskambil destesindeki kupa türünden gelen hayalî hükümdar
- Unvanı herkesi sevdiği anlamına gelen iyi bir kraliçe
Cevabı göster
Alice'in hikâyesinde adı iskambil destesindeki kupa türünden gelen hayalî hükümdar
She's about to pass through the garden undetected Notlar
0:15Bahçeden fark edilmeden geçmek üzeredir ki
pass through: bir yerin içinden geçmek
Pass through + yer, o yere girmek, içinden ilerlemek ve yola devam etmek anlamına gelir. Through, söz konusu yeri güzergâhın içinden geçtiği alan olarak gösterir. Bu cümlede planlanan hareket, yalnızca bahçenin yakınından değil, doğrudan bahçenin içinden geçer.
Alıştırma
Tünelin içine girip bir ucundan diğerine ilerlemeyi gösteren sözcükle cümleyi tamamlayın: To reach the station, we had to pass ____ a long tunnel.
Cevabı göster
through
when she overhears the King and Queen arguing. Kelime
0:18Kral ve Kraliçe'nin tartıştığına kulak misafiri olur.
be about to ... when ...: öyküde ani bir dönüş
be about to + fiilin yalın hâli ... when + yan cümle kalıbı, bir eylemin gerçekleşmek üzere olduğunu ve tam o anda başka bir olayın aniden meydana geldiğini anlatır. Burada is about to pass, Alice'in planladığı hareketin çok yakında başlayacağını gösterir; when ise beklenmedik biçimde duyduğu şeyi anlatır. Buradaki when yalnızca zamanı belirtmez. Öyküde ani bir dönüş yaratır ve yeni olayın gerçekleşmek üzere olan eylemi kestiğini, geciktirdiğini ya da değiştirdiğini sık sık ima eder.
Alıştırma
Cümleyi be about to ... when ... kalıbıyla tamamlayın: Maya was ____ step onto the bus ____ the driver closed the door.
Cevabı göster
about to · when
overhears: bir şeyi tesadüfen duymak
Overhears, kişi özellikle dinlemeye çalışmadan birinin sözlerini veya konuşmasını duyar anlamına gelir. Bu genellikle kişinin tesadüfen yakında bulunmasıyla olur ve duyulan sözler doğrudan ona söylenmemiştir. Bu cümlede, Kral ile Kraliçe'nin tartıştığını tesadüfen duyar. Fiil, onları bilinçli olarak gözetlediğini veya gizlice dinlediğini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, Leo'nun özel bir konuşmayı dinlemeye çalışmadan tesadüfen duyduğunu anlatır?
- Leo overheard the conversation while waiting outside.
- Leo eavesdropped on the conversation while waiting outside.
- Leo listened to the conversation while waiting outside.
Cevabı göster
Leo overheard the conversation while waiting outside.
It's quite simple: bir görüşü apaçıkmış gibi sunmak
“It's quite simple” kelimesi kelimesine bir şeyin anlaşılmasının kolay olduğunu söyler. Ancak burada Kraliçe'nin yapacağı açıklamayı açık, kesin ve tartışması bitmiş bir konu gibi de sunar. Bu kullanım karşı çıkmaya daha az yer bırakabilir. İfade, bir iddianın doğru ya da gerçekten basit olduğunu kanıtlamaz; etkisi ses tonuna, bağlama ve konuşanla dinleyen arasındaki ilişkiye bağlıdır.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: “It's quite simple” her bağlamda bir şeyi sıcak ve samimi biçimde açıklamanın yoludur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
the same as: eşitlik belirtmek
A is the same as B kalıbı, A ve B'nin ilgili açıdan aynı veya eş değer olduğunu belirtir. Cümlede 64, A'nın yerindedir; 65 ise as sözcüğünden sonra gelen karşılaştırma unsurudur. the same as + isim veya zamir biçimindeki tam kalıbı kullanın. Kraliçe'nin 64 ile 65'in eşit olduğu iddiası saçma olsa da dil bilgisi yapısı sıradandır.
Alıştırma
“Aynı” anlamındaki sabit karşılaştırma kalıbını tamamlayın: This key is the same ____ the old one.
Cevabı göster
as
and that's that: bir kararı kesinleştirmek
And that's that, bir kararın ya da ifadenin kesin olduğunu ve konuşanın konuyu daha fazla tartışmak istemediğini belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Buradaki iki that, ayrı şeylere gönderme yapan sıradan sözcükler gibi kullanılmaz. Bu cümlede konuşan kişi, 64 ile 65’in neden aynı olduğunu açıklamak yerine karşı çıkışları bitirmek için bu ifadeyi kullanır. Bu da cümleye sert ve buyurgan bir ton verir.
Alıştırma
Tartışmayı kesin bir şekilde bitiren kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The decision is final, ____.
Cevabı göster
and that's that
Without thinking: sonucu düşünmeden hareket etmek
Without thinking, without + thinking yapısından oluşur. Cümlenin başında kullanıldığında, ana cümledeki kişinin düşünmek için zaman ayırmadan eylemi yaptığını belirtir. Burada Alice hemen ve düşünmeden araya girer. Thinking, ne yapılacağını veya neler olabileceğini değerlendirmek demektir; düşüncelere ya da zekâya sahip olmamak anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonucu değerlendirmeden hareket etmeyi anlatan, dersteki iki kelimelik başlangıç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____, Nina sent the message.
Cevabı göster
Without thinking
interjects: başka birinin konuşma sırasına yorum eklemek
Burada interjects, Alice'ın başka biri konuşurken aniden söze girip konuşmaya kısa bir yorum eklemesi anlamına gelir. Yalnızca konuştuğunu değil, konuşmanın arasına bir söz yerleştirdiğini de bildirir. says ile karşılaştırıldığında interjects, konuşmanın zamanını ve araya girme hareketini önemli kılar. Alice'ın sırayla konuşmak yerine hemen tepki verdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede interjected, bir kişinin başka bir konuşmacı bitirmeden önce araya bir yorum eklediğini gösterir?
- Maya listened until the meeting ended.
- Maya said hello when it was her turn.
- “One quick question,” Maya interjected before Leo could continue.
Cevabı göster
“One quick question,” Maya interjected before Leo could continue.
Nonsense: birinin söylediğini sert biçimde reddetmek
Burada Nonsense, “Söylediğin şey saçma veya gerçek dışı” anlamına gelen tek başına tam bir yanıttır. Yalnızca bir ayrıntıyı değil, diğer kişinin iddiasının tamamını reddeder. Alice bu tek sözcüğü doğrudan kullandığı için yanıt anlık, kendinden emin ve çatışmacı duyulur. Yalnızca no demekten veya sakince şüphe belirtmekten çok daha serttir.
Alıştırma
Değerlendirin: Kibar ve resmî bir toplantıda bir iş arkadaşının önerisine “Nonsense!” diye yanıt vermek genellikle uygundur.
- Genellikle uygunsuz
- Genellikle uygun
Cevabı göster
Genellikle uygunsuz
then it would be 65 and not 64 at all." Kalıp ifadeler
0:34o zaman 65 olurdu ve kesinlikle 64 olmazdı."
If ... were ..., then ... would ... ile varsayımsal akıl yürütme
If ... were ..., then ... would ... kalıbı, hayal edilen veya gerçek olmayan bir koşul kurar ve bu koşulun mantıksal sonucunu verir. Buradaki were geçmiş zamanı göstermez; koşulun varsayımsal olduğunu belirtir. Would be ise bu varsayımdan çıkacak sonucu bildirir. Then, koşul ile sonuç arasındaki bağlantıyı özellikle açık hâle getirir, ancak çoğu zaman kullanılmayabilir. Bu kalıp bir iddiayı sınamak için kullanışlıdır: iddiayı doğru kabul edip ardından hangi sonucun çıkacağını gösterir.
Alıştırma
Varsayımsal koşulu ve sonucu were ... would kalıbıyla tamamlayın: If the rule ____ fair, then everyone ____ get the same turn.
Cevabı göster
were · would
Olumsuz ifadeden sonra at all: “hiç, hiçbir şekilde”
Olumsuz bir cümlede at all, olumsuzluğu güçlendirir. Not 64 at all, “kesinlikle 64 değil” veya “hiçbir şekilde 64 değil” anlamına gelir. Burada at all tek başına “hepsi” anlamına gelmez. Olumsuzluk bildiren not sözcüğüne bağlıdır ve reddetme anlamını daha güçlü hâle getirir.
Alıştırma
Olumsuzluğu güçlendirmek için hedef iki sözcüklü ifadeyi kullanın: I don't mind waiting ____.
Cevabı göster
at all
How dare you? ile güçlü azarlama
How dare you? bir neden öğrenmek için sorulan tarafsız bir soru değildir. Güçlü bir azarlamadır: Konuşan kişi, karşısındakinin davranışını sarsıcı, hakaret edici veya kabul edilemez bulur. İfade tek başına kullanıldığında, kınanan davranış bağlamdan anlaşılır. Davranışı açıkça belirtmek için How dare + özne + fiilin yalın hâli yapısı kullanılır; örneğin How dare you speak to me like that? Burada Kraliçe, kendini aşağılanmış ve öfkeli hissettiğini göstermek için kısa biçimi kullanır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı? Normal kullanımda How dare you?, dinleyenden neden öyle davrandığını sakin biçimde açıklamasını ister.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
huffs: kızgınlık bildiren aktarım fiili
Burada huffs, konuşma biçimini canlı biçimde anlatan bir aktarım fiilidir: Kraliçe'nin sözleri rahatsızlığını veya incinmiş gururunu gösteren kısa ve güçlü bir nefesle söylediğini belirtir. Tarafsız says fiilinin vermeyeceği duygu ve sesi ekler. Bir konuşma aktarımının dışında huff, havayı sesli biçimde dışarı vermek anlamına da gelebilir. Alıntıdan sonra gelmesi, bu nefesli ve kızgın hareketin onun konuşma biçimini anlattığını gösterir.
Alıştırma
“How dare you?” the Queen huffs cümlesinde huffs okuyucuya ne anlatır?
- Kimse duymasın diye sessizce konuşur.
- Rahatsızlığını gösteren güçlü bir nefesle konuşur.
- Bir şeyi sakin ve tarafsız biçimde açıklar.
Cevabı göster
Rahatsızlığını gösteren güçlü bir nefesle konuşur.
“I'll prove it right now”: hemen kanıtlayacağını ilan etmek
I'll, I will ifadesinin kısaltmasıdır. I'll prove it right now içinde prove it daha önce söylenen bir iddianın doğru olduğunu göstermek, right now ise daha sonra değil “hemen şimdi” demektir. Konuşan kişi yalnızca gelecekte kanıt sunacağını öngörmez. O anda harekete geçeceğini ilan ederek anlaşmazlığı kendinden emin bir otorite gösterisine dönüştürür.
Alıştırma
Cümleyi “bunu hemen kanıtlamak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The two angles are equal, and I'll ____.
Cevabı göster
prove it right now
“it's off with your head”: teatral bir kafa kesme tehdidi
it's off with your head içinde off with your head, kişinin başının kesilmesini isteyen dramatik bir emirdir. Baştaki it's, bunu sırada gelecek sonuç olarak sunar: “sonra başın kesilecek.” Kupa Kraliçesi, Alice hikâyelerinde insanları başlarını kestirmekle tehdit etmesiyle ünlüdür. Bu arka plan repliği zalimce gösterirken aynı zamanda kasıtlı biçimde saçma ve teatral kılar; böylece karanlık bir masal mizahı oluşur.
Alıştırma
Yargı: Gerçek bir tartışmada birine ciddi biçimde “Off with your head!” demek uygundur.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Before she can protest: itiraz edecek zaman veya fırsat bulamamak
before + kişi + can + fiil yapısı, başka bir olayın kişinin eylemi yapmaya zamanı veya fırsatı kalmayacak kadar hızlı gerçekleştiğini anlatabilir. Burada, o itiraz etme fırsatı bulamadan sonraki eylem başlar. Can burada esas olarak genel bir yeteneği anlatmaz. Bu anlatı kalıbında sonraki olayın önce gerçekleştiği hissini verir.
Alıştırma
Bir hikâyede Before she can protest, ... büyük olasılıkla ne anlatır?
- O itiraz etmeye zaman bulamadan başka bir olay gerçekleşir.
- Önce o itiraz eder, ardından başka bir olay gerçekleşir.
- O, istediği zaman itiraz edebilecek genel bir yeteneğe sahiptir.
Cevabı göster
O itiraz etmeye zaman bulamadan başka bir olay gerçekleşir.
Alice is dragged toward a field with two chessboard patterns, Dilbilgisi
0:46Alice, iki satranç tahtası deseninin olduğu bir alana sürüklenir,
is dragged toward: edilgen biçimde bir yöne sürüklenme
Is dragged geniş zamanda edilgen yapıdadır: Alice eylemi yapan değil, eylemden etkilenen kişidir. Bu nedenle kendi başına ilerlemek yerine biri veya bir güç onu çekerek götürür. Toward bu zorunlu hareketin yönünü ekler. Toward bir hedefin yönünü gösterir, ancak tek başına Alice'in oraya ulaştığını söylemez. be + dragged + toward + yer yapısı, hem eylemden kimin etkilendiğini hem de hareketin nereye yöneldiğini gösterir.
Alıştırma
Cümleyi drag fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimi ve ardından toward ile tamamlayın: The heavy suitcase ____ the elevator, but it stopped halfway.
Cevabı göster
was dragged toward
an 8x8 square: x harfini by diye okumak
8x8 ifadesinde x iki boyutu ayırır ve by diye okunur. Şekil kare olduğu için iki boyut da 8’dir; dolayısıyla an 8x8 square, 8 birime 8 birimlik bir kareyi veya kare ızgarayı ifade eder. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp sayı x sayı + isim şeklindedir ve sayı by sayı + isim diye okunur. Izgaralar, oyun tahtaları, görseller ve diğer ölçüler için yaygındır; birim veya neyin sayıldığı bağlamdan anlaşılır.
Alıştırma
8x8 ifadesinin okunuşunu yazarak cümleyi tamamlayın: We drew an ____ square.
Cevabı göster
eight by eight
four odd-looking soldiers approach and lie down next to each other, Notlar
0:57garip görünüşlü dört asker yaklaşır ve yan yana uzanarak
As the Queen claps her hands: eş zamanlı arka plan eylemi için as kullanımı
Burada as, when veya while anlamına gelen bir zaman bağlacıdır. As the Queen claps her hands yan cümlesi arka plandaki zamanı kurar; ana cümle ise temel eylemi verir: askerler yaklaşır ve yere uzanır. Bu kullanım, eylemleri aynı anda gerçekleşiyor veya aynı gelişen sahnenin parçalarıymış gibi sunar. Tek başına because anlamına gelmez; durum el çırpmayı bir işaret hâline getirebilir, ancak dil bilgisel olarak as eylemlerin zamanını birbirine bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede as ne işe yarıyor? As the bell rings, the children line up.
- Zilin çalmasının çocukların sıraya girme nedeni olduğunu açıkça belirtir.
- Çocukların zil rolünde hareket ettiği anlamına gelir.
- Zilin çalmasını, çocukların sıraya girmesi için zaman veya arka plan olarak sunar.
Cevabı göster
Zilin çalmasını, çocukların sıraya girmesi için zaman veya arka plan olarak sunar.
odd-looking: alışılmadık bir görünüşü anlatmak
odd-looking soldiers ifadesinde odd-looking, soldiers isminden önce gelen birleşik bir sıfattır. Askerlerin garip veya alışılmadık göründüğünü belirtir. Buradaki looking, dış görünüşü anlatan ifadenin bir parçasıdır; askerlerin etkin biçimde bir şeye baktığı anlamına gelmez. Başka durumlara da uygulanabilen sıfat + -looking yapısı friendly-looking ve strange-looking ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
odd ve looking sözcüklerini birleştirerek cümleyi doğru birleşik sıfatla tamamlayın: We found an ____ device in the attic.
Cevabı göster
odd-looking
lie down next to each ... other: yan yana uzanmak
Vurgulanan bölüm cümlede other ile devam ederek lie down next to each other ifadesini oluşturur. Lie down, uzanma pozisyonuna geçme eylemini anlatır. Next to each other ortak konumu ekler: gruptaki herkes başka birinin yanındadır. Burada lie, yatay bir konumda dinlenmek anlamındadır; doğru olmayan bir şey söylemek anlamına gelmez. Each other ilişkiyi karşılıklı hâle getirir, bu nedenle ifade herkesin gruptan ayrı tek bir nesnenin yanında uzandığı anlamına gelmez.
Alıştırma
lie down ifadesinin ardından next to each other getirerek cümleyi tamamlayın: At the start of every practice, the four players ____ on the mats.
Cevabı göster
lie down next to each other
trapezoids with non-diagonal sides: with bir özellik belirtir
Temel isim trapezoids sözcüğüdür. with non-diagonal sides ifadesi bu yamukların bir özelliğini ekler: açıklanan kenarların çapraz olmayan kenarlar olduğunu belirtir. noun + with + feature kalıbında with, “birlikte” değil, “sahip olan” veya “özelliği taşıyan” anlamındadır. Matematik ve fen açıklamalarında bir özelliği tek bir isim öbeğine yerleştirmek için bu kalıp sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hedef noun + with + feature kalıbını kullanın: The diagram shows a triangle ____ two equal sides.
Cevabı göster
with
while the other two: while karşıtlık belirtir
Burada while, “sırasında” değil, whereas gibi “oysa” veya “ise” anlamına gelir. Bu yan cümleyi önceki açıklamaya bağlar ve ilk çift ile kalan çift arasında karşıtlık kurar. The other two, bilinen dört nesneden geriye kalan ikisini belirtir. while the other two birlikte kullanıldığında ilk gruptan onunla karşılaştırılan diğer gruba düzenli bir geçiş sağlar.
Alıştırma
"Two of the four rooms have desks, while the other two have tables," cümlesinde while ne işe yarar?
- Kalan çifti ilk çiftle karşılaştırır.
- Odaların mobilyaları ne zaman aldığını söyler.
- İkinci çiftin beklenmedik olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Kalan çifti ilk çiftle karşılaştırır.
long triangles with non-diagonal sides: niteleyicilerin yapısı
Bu isim grubunda ana isim triangles sözcüğüdür. long sıfat olarak onun önünde yer alır; with non-diagonal sides ise arkasından gelerek üçgenlerin bir özelliğini ekler. with ile başlayan ifade yeni bir eylem anlatmaz. Teknik açıklamalarda önce tarif edilen şeyi bulun, sonra önündeki ve arkasındaki ayrıntıları ona bağlayın: long + triangles + with non-diagonal sides.
Alıştırma
“long triangles with non-diagonal sides” ifadesinde “with non-diagonal sides” neyi niteler?
- triangles
- long
- are
Cevabı göster
triangles
get up: oturur ya da yatar durumdan kalkmak
get up, oturur, yatar ya da başka bir alçak konumdan kalkmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede kart askerler konumlarını değiştirip kalkarlar. Burada get up tek bir anlam birimi olarak çalışır. get sözcüğünü “elde etmek”, up sözcüğünü de “yukarı” diye ayrı ayrı yorumlamayın.
Alıştırma
Cümleyi get up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After falling on the grass, Mia ____ and kept running.
Cevabı göster
got up
rearrange themselves: kendi konumlarını yeniden düzenlemek
Bu ifadede rearrange, “var olan bir düzeni veya konumu değiştirmek” anlamına gelir; themselves ise çoğul özneye geri gönderme yapan dönüşlülük zamiridir. Rearrange themselves birlikte, grubun üyelerinin kendi konumlarını değiştirdiğini anlatır. Dönüşlü nesne önemlidir çünkü eylemi yapan grupla eylemden etkilenen grubun aynı olduğunu gösterir. Rearrange them ise genellikle başka bir grubun veya nesne kümesinin konumunu değiştirmek anlamına gelir.
Alıştırma
“The dancers rearranged themselves into two lines” cümlesinde themselves neyi gösterir?
- Dansçılar başka bir grubun konumunu değiştirdi.
- Dansçıları başka biri yerleştirdi.
- Dansçılar kendi konumlarını değiştirdi.
Cevabı göster
Dansçılar kendi konumlarını değiştirdi.
and lie down atop the second chessboard. Kelime
1:26ve ikinci satranç tahtasının üzerine uzanırlar.
atop: “üstünde” anlamındaki yazı dili edatı
Atop, “üstünde” veya “tepesinde” anlamına gelen tek sözcüklü bir edattır. atop the second chessboard ifadesinde, uzandıkları yeri, yani tahtanın üst yüzeyini belirtir. Atop tek bir sözcük olarak ele alınır ve ardından doğrudan bir isim öbeği gelir. a top değildir.
Alıştırma
Cümleyi “üstünde” anlamına gelen, tek sözcüklü ve nispeten edebî edatla tamamlayın: A stone eagle stood ____ the gate.
Cevabı göster
atop
She's certain the soldiers didn't change size or shape moving from one board to the other, Kalıp ifadeler
1:33Askerlerin bir tahtadan diğerine geçerken boyutlarının veya şekillerinin değişmediğinden emindir,
didn't change size or shape: boyutu da şekli de değişmedi
didn't change size or shape ifadesinde change fiilinin hemen ardından iki özellik adı olan size ve shape gelir. Bu, askerlerin boyutlarının ve biçimlerinin aynı kaldığı anlamına gelir; bu yapıda bu adların önünde bir tanımlık kullanılmaz. Fiil olumsuz olduğu için or, ikisi de gerçekleşmemiş olan iki değişikliği bağlar: boyut değişmedi, şekil de değişmedi. Bu yapı, bir nesnenin fiziksel olarak değişmeden kaldığını söylemek için kullanılabilir.
Alıştırma
change fiilinin hemen ardından size or shape kullanarak cümleyi tamamlayın: After the scan, the model didn't ____.
Cevabı göster
change size or shape
moving from one board to the other: iki tahtadan birinden diğerine geçmek
Moving from one board to the other, askerlerin değişmeden kaldığı sırada gerçekleşen hareketi belirtir. From başlangıç tahtasını, to varış noktasını gösterir; moving ise bu yolu askerlerle ilgili ek bilgi olarak verir. from one ... to the other kalıbında the other, bilinen bir çiftin diğer üyesi demektir. Burada herhangi farklı bir tahta değil, iki tahtadan diğeri kastedilir.
Alıştırma
Yalnızca iki masadan söz ediliyor. Cümleyi from one ... to the other kalıbıyla tamamlayın: Leo moved the lamp ____.
Cevabı göster
from one table to the other
but it's a mathematical certainty that the Queen must be cheating somehow. Dilbilgisi
1:38ancak Kraliçe'nin bir şekilde hile yaptığı matematiksel bir kesinliktir.
it's a mathematical certainty that ...: bir yan cümleyi kesin sonuç olarak sunmak
it's a mathematical certainty that ... yapısında it, özne yerini dolduran biçimsel öznedir. Değerlendirilen asıl içerik that yan cümlesindedir: the Queen must be cheating somehow. Kesinlik ifadesini başa koymak, sonucu söylemeden önce dinleyiciye bu sonucun ne kadar kesin kabul edilmesi gerektiğini bildirir. Mathematical certainty, sonucu sıradan bir tahmin değil, matematiksel bir kanıt kadar kaçınılmaz gösterir.
Alıştırma
Hangi ifade sonucunu mantıksal olarak kaçınılmaz biçimde sunuyor?
- It is a mathematical certainty that two plus two equals four.
- I hope that the next card will be red.
- It is possible that the next card will be red.
Cevabı göster
It is a mathematical certainty that two plus two equals four.
must be cheating somehow: güçlü çıkarım bildiren must
Burada must, emir veya zorunluluk değil, kanıta dayalı güçlü bir sonucu ifade eder. Must be cheating, konuşanın hile yapıldığından neredeyse emin olduğu anlamına gelir. be + -ing biçimi eylemi devam ediyor gibi gösterirken somehow yöntemin bilinmediğini belirtir. Konuşan hile yapıldığından emindir, ancak bunun nasıl yapıldığını bilmez.
Alıştırma
'The Queen must be cheating somehow' burada ne anlama geliyor?
- Konuşan, hile yapıldığı sonucuna güçlü biçimde varıyor ancak yöntemi bilmiyor.
- Kraliçe'ye belirli bir şekilde hile yapması emrediliyor.
- Konuşan hile yapmanın imkânsız olduğunu düşünüyor.
Cevabı göster
Konuşan, hile yapıldığı sonucuna güçlü biçimde varıyor ancak yöntemi bilmiyor.
Can Alice wrap her head around what's wrong before she loses it? Deyimler
1:43Alice kellesini kaybetmeden önce nede sorun olduğunu anlayabilecek midir?
wrap her head around: zor bir şeyi anlamak
Wrap her head around, zor, tuhaf veya şaşırtıcı bir şeyi anlamak ya da zihinde işlemek demektir. Burada Alice neyin yanlış olduğunu çözmeye çalışıyor. İyelik sözcüğü düşünen kişiye göre değişir: I wrap my head around it; she wraps her head around it. Buradaki head mecazidir; gerçek bir sarma hareketi anlatılmaz.
Alıştırma
Cümleyi wrap one's head around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: I need a moment to ____ these new rules.
Cevabı göster
wrap my head around
before she loses it: duygusal deyim ve head üzerine kelime oyunu
Günlük ve samimi İngilizcede lose it çoğu zaman duygusal kontrolü kaybetmek anlamına gelir: çok öfkelenmek, üzülmek, paniğe kapılmak veya artık dayanamamak. Bu yüzden before she loses it, “Alice kontrolünü kaybetmeden önce” anlamına gelebilir. Burada it sözcüğü şakalı biçimde her head ifadesine de döner. Önceki off with your head tehdidi ile wrap her head around ifadesi, losing it sözünün gerçekten kafasını kaybetmeyi de çağrıştırmasını sağlar. İki yorumun bir arada kalması gerilim ve mizah yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede 'before she loses it' neden çift anlamlıdır?
- Hem duygusal kontrolü kaybetmeyi hem de gerçekten kafasını kaybetmeyi çağrıştırabilir.
- Yalnızca cevabı unutabileceği anlamına gelir.
- Belirtilmemiş bir nesneyi kaybettiği anlamına gelir.
Cevabı göster
Hem duygusal kontrolü kaybetmeyi hem de gerçekten kafasını kaybetmeyi çağrıştırabilir.
Just as things aren't looking too good for Alice, Deyimler
1:54Tam işler Alice için pek iyi görünmezken,
things aren't looking too good: durumun kötü gittiğini söylemek
Burada things genel durumu, looking ise görünmek ya da öyle bir izlenim vermek anlamını taşır. İfade, Alice'in durumunun kötü göründüğünü veya daha da kötüleşebileceğini söyler; nesnelerin gözleriyle bakmasından söz etmez. Not too good olumsuz değerlendirmeyi biraz dolaylı ve yumuşak biçimde verir. Things aren't looking too good for + kişi, grup veya plan kalıbı, adı geçen kişi, grup ya da planın geleceğinin iyi görünmediğini anlatır.
Alıştırma
Durumun kötü göründüğünü belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The storm is getting closer, so things ____ for our picnic.
Cevabı göster
aren't looking too good
and looks again at the trapezoid and triangle soldier lying next to each other.
1:59ve yan yana yatan yamuk ve üçgen askerlere tekrar bakar.
They look like they cover exactly half of the rectangle, Kalıp ifadeler
2:04Dikdörtgenin tam olarak yarısını kaplıyor gibi görünürler,
exactly half of: tam olarak %50'lik bir pay
Half of, bir bütünün iki eşit parçasından biri anlamına gelir. Exactly miktarı kesinleştirir: exactly half of the rectangle, dikdörtgenin yalnızca yarısına yakın bir miktarı değil, tam olarak %50'sini ifade eder. Yapı exactly half of + isim öbeği veya zamirdir; exactly half of the class ve exactly half of it örneklerinde olduğu gibi. Altyazıda o kesin payı yalnızca kaplıyor gibi görünürler; bu nedenle look like görsel bir izlenimi belirtirken exactly, görünen payın büyüklüğünü kesin olarak anlatmaya devam eder.
Alıştırma
Tam olarak %50 anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The group has 20 members, and 10 voted yes. ____ the group voted yes.
Cevabı göster
Exactly half of
their edges forming one long line running from corner to corner. Notlar
2:08kenarları köşeden köşeye uzanan uzun bir çizgi oluşturmaktadır.
their edges forming: bağımsız bir -ing yapısı
their edges forming ... ifadesi, tamamlanmış bir tümceye görüntüyü anlatan ek bir ayrıntı katar. Bu, isim öbeği + -ing biçimindeki bağımsız yapıdır: their edges, forming sözcüğünün yapı içindeki öznesidir ve ifade, kenarların nasıl bir düzen oluşturduğunu gösterir. Buradaki forming çekimli bir fiil değil, ortaçtır; dolayısıyla bu sözler yeni bir ana cümle oluşturmaz. Yapı, and their edges form ... gibi bir düşünceyi kısaltıp önceki tümceciğe bağlı arka plan ayrıntısı hâline getirir.
Alıştırma
Ek açıklamayı form fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The tiles lined up, their edges ____ one straight line.
Cevabı göster
forming
from corner to corner: bir köşeden diğerine bütün mesafe boyunca
from corner to corner, bir köşeden diğerine kadar bütün mesafe boyunca demektir. Bu cümlede iki uç nokta, uzun çizginin yalnızca köşelerin yakınında kalmadığını, şekli boydan boya geçtiğini gösterir. from X to Y kalıbı bir başlangıç ve bir bitiş noktası belirtir. corner to corner veya wall to wall örneklerinde olduğu gibi aynı yer sözcüğünün tekrarlanması, iki sınır arasındaki bütün mesafeyi sık sık vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bir köşeden diğerine kadar bütün mesafe boyunca anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The ribbon stretched ____ across the square frame.
Cevabı göster
from corner to corner
then the slopes of their diagonal sides should be the same. Dilbilgisi
2:13o zaman köşegen kenarlarının eğimleri aynı olmalıdır.
If that's true, then: bir koşulu sonuca bağlamak
If that's true, önceki bir iddiayı geçici olarak doğru kabul edip bir koşul kurar. then ise bu koşuldan çıkan sonucu sunar. Burada then, “bu durumda” veya “dolayısıyla” anlamındadır; “daha sonra” anlamına gelmez. If that's true, then ... kalıbı, varsayımdan sonuca giden yolu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede then ne işe yarıyor?
- İlgisiz başka bir bilgi ekler.
- Bir olayın zaman açısından daha sonra gerçekleştiğini gösterir.
- Koşuldan çıkan bir sonucu sunar.
Cevabı göster
Koşuldan çıkan bir sonucu sunar.
should be the same: mantıksal bir beklenti ifade etmek
should be the same ifadesindeki should, koşula ve matematiksel akıl yürütmeye dayanarak “olması beklenir” anlamına gelir. be the same ise beklenen durumu, yani eğimlerin eşleşmesini belirtir. Bu, kontrol edilebilen bir tahmindir; tavsiye, emir veya ahlaki bir yükümlülük değildir.
Alıştırma
Mantıksal tahmini tamamlamak için should ile be the same ifadelerini kullanın: According to the formula, the two answers ____.
Cevabı göster
should be the same
But when she calculates these slopes using the tried-and-true formula rise over run, Notlar
2:17Ama bu eğimleri güvenilir 'yükseklik bölü yatay uzunluk' formülünü kullanarak hesapladığında,
tried-and-true: denenmiş ve güvenilir
Tried-and-true, gerçek kullanımda denenmiş ve güvenilir olduğu görülmüş bir şeyi anlatan birleşik bir sıfattır. Burada bilinen eğim formülünün güvenilir bir yöntem olduğunu belirtir. İfadenin tamamını tek bir birim olarak anlayın. “Denenmiş ve olgusal olarak doğru” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi tried + and + true sözcüklerinden oluşan kısa çizgili kalıpla tamamlayın: We used a ____ method to solve the problem.
Cevabı göster
tried-and-true
rise over run: eğim formülü
Matematik derslerinde kullanılan rise over run ifadesinde rise dikey değişimi, run ise yatay değişimi belirtir. Over bölme işlemini gösterir; yani eğim, dikey değişimin yatay değişime bölünmesidir. Bu, yükselme veya koşma eylemlerini anlatan günlük dil değil, matematik dilidir. Sözcüklerin sırası hangi değerin üstte olduğunu belirler: rise pay, run ise paydadır.
Alıştırma
Dikey ve yatay değişim için kullanılan ders terimleriyle formülü tamamlayın: Slope is ____ over ____.
Cevabı göster
rise · run
a most curious thing happens: alışılmadık bir sonucu haber vermek
Bu cümlede a most curious thing happens, açıklamayı kısa süreliğine durdurur ve alışılmadık bir sonucun açıklanmak üzere olduğunu bildirir. Sonuç ortaya çıkmadan önce biraz merak ve gerilim yaratır. Burada most, 'çok' veya 'son derece' anlamına gelir. a most + sıfat + tekil isim yapısı vurgulu ve biraz edebîdir; üstünlük derecesiyle yapılan bir karşılaştırma değildir.
Alıştırma
Bu açıklamada a most curious thing happens ifadesinin temel işlevi nedir?
- Bunun tüm olaylar içinde en tuhafı olduğunu kanıtlar.
- Alışılmadık bir sonucun açıklanmak üzere olduğunu bildirir.
- Açıklamanın sona erdiğini gösterir.
Cevabı göster
Alışılmadık bir sonucun açıklanmak üzere olduğunu bildirir.
The trapezoid soldier's diagonal side goes up two and over five, Kalıp ifadeler
2:26Yamuk askerin köşegen kenarı iki birim yukarı ve beş birim yana gider,
goes up two and over five: eğimi hareket olarak açıklamak
Bir koordinat veya kareli düzlemde goes up two and over five, birbiriyle bağlantılı iki hareketi anlatır: dikey olarak 2 birim yukarı çıkmak ve ardından yatay olarak 5 birim ilerlemek. Dikey değişim rise, yatay değişim ise run değeridir. Böylece rise/run = 2/5 olur ve eğim 0,4 çıkar. Burada over, diyagram üzerinde karşıya veya yana doğru hareket etmek anlamına gelir; 'beşten fazla' demek değildir.
Alıştırma
2/5 eğimi için cümleyi goes up ... and over ... kalıbıyla tamamlayın: The line ____, so its slope is 2/5.
Cevabı göster
goes up two and over five
giving it a slope of: -ing yan cümlesiyle sonuç eklemek
giving it a slope of ... virgülden önce anlatılan hareketin sonucunu ekler. Dil bilgisi açısından bu, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. İki birim yukarı ve beş birim yana gitmek, çapraz kenarın eğimini 2/5 yapar. Burada it çapraz kenarı gösterir; giving ise bir şeyi birine vermek değil, “bir özelliğe sahip olmasını sağlamak” anlamındadır. Tekrar kullanılabilecek kalıp şöyledir: cümle + virgül + giving + nesne + sonuç veya özellik.
Alıştırma
giving, it zamiri ve slope adını kullanan beş kelimelik -ing sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The line rises three units over a run of four units, ____ 3/4.
Cevabı göster
giving it a slope of
not the same at all: olumsuz bir karşılaştırmayı güçlendirmek
not the same at all ifadesinde at all, olumsuzluk bildiren not sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi iki şeyin aynı olduğu düşüncesini kesin biçimde reddeder; doğal bir başka anlatım “Kesinlikle farklılar” olur. At all, olumsuzluğun kapsamı içinde kalır. Burada tek başına “her şey” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilecek kalıp not + sıfat veya fiil öbeği + at all şeklindedir; not similar at all ve does not help at all buna örnektir.
Alıştırma
Bir eşleşmeyi güçlü biçimde reddetmek için at all kullanan beş kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: The two designs are ____.
Cevabı göster
not the same at all
Alice drinks a bit of her shrinking potion to go in for a closer look. Kalıp ifadeler
2:49Alice daha yakından bakmak için küçültme iksirinden biraz içer.
a bit of + sayılamayan isim: az miktar
Burada a bit of, “az miktarda” anlamına gelir. Alice'in iksirden yalnızca az miktarda içtiğini belirtir; bit burada ayrı bir fiziksel parça anlamına gelmez. a bit of ifadesini sayılamayan bir isimden veya tek bir miktar olarak düşünülen bir şeyden önce kullan: a bit of water, time, help ya da potion.
Alıştırma
“Az miktarda” anlamındaki hedef ifadeyi kullanarak cümleyi tamamla: We still have ____ time before the bus arrives.
Cevabı göster
a bit of
to go in ... for a closer look: içeri hareket ve amaç
Amaç bildiren to go in for a closer look mastar yapısı, Alice'in iksiri neden içtiğini açıklar. Burada go in, alana girmek veya içeri doğru hareket etmek anlamına gelir; for a closer look ise nedeni, yani ayrıntıları daha net görme amacını belirtir. Yapıyı to + go in + for a closer look biçiminde ayır. Bu cümlede go in for, “bir etkinlikten hoşlanmak veya o etkinliğe katılmak” anlamına gelebilen öbek fiil değildir.
Alıştırma
"We opened the gate to go in for a closer look," cümlesinde hedef bölüm ne anlama gelir?
- Düzenli bir etkinliğe katılmak
- Bir şeyi daha yakından inceleyebilmek için içeri girmek
- Dışarıda kalıp uzaktan bakmak
Cevabı göster
Bir şeyi daha yakından inceleyebilmek için içeri girmek
Sure enough: bir beklentinin doğrulandığını belirtmek
Sure enough, “beklendiği gibi” veya “tahmin edildiği üzere” anlamına gelen kalıplaşmış bir bağlantı ifadesidir. Daha önceki bir düşünceyi, tahmini ya da şüpheyi doğrulayan kanıtı sunar. Bir cümlenin ya da yan tümcenin başında kullanıldığında anlatımı beklentiden doğrulamaya taşır. “Yeterince emin” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede sure enough, önceki bir beklentinin doğrulandığını doğal biçimde gösterir?
- The shelf is sure enough to hold all these books.
- I thought the bus would be late, and sure enough, it arrived twenty minutes late.
- Sure enough, could you lend me a pencil?
Cevabı göster
I thought the bus would be late, and sure enough, it arrived twenty minutes late.
there's a minuscule gap between the triangles and trapezoids, Kelime
2:54üçgenler ve yamuklar arasında küçücük bir boşluk vardır,
minuscule gap: son derece küçük bir boşluk
Minuscule gap, son derece küçük ve kolayca gözden kaçabilecek bir aralık ya da açıklıktır. Minuscule, gap sözcüğünü niteler ve küçüklüğü small sözcüğünden çok daha güçlü biçimde vurgular. Bu sözcük, çıkarma işlemini ya da eksi işaretini değil, boyutu anlatır. Son derece küçük farkları veya miktarları da tanımlayabilir.
Alıştırma
Şu cümlede minuscule gap ne anlama gelir: “The inspector found a minuscule gap beside the seal.”?
- Son derece küçük ve kolayca gözden kaçabilecek bir boşluk
- İki nesne arasındaki büyük bir açıklık
- Eksi işareti biçiminde bir iz
Cevabı göster
Son derece küçük ve kolayca gözden kaçabilecek bir boşluk
forming a parallelogram that stretches the entire length of the board Notlar
2:59bu boşluk tahtanın tüm uzunluğu boyunca uzanan bir paralelkenar oluşturur
sonuç bildiren forming a parallelogram öbeği
Forming a parallelogram, -ing'li bir sıfat-fiil öbeğidir. Önceki ifadenin sonucunu ekler: boşluk bir paralelkenar biçimini alır. Forming yeni bir temel fiil değildir. Tam bir cümlecikten sonra virgül + forming ... yapısı, bir eylemi veya durumu onun oluşturduğu şekle ya da sonuca bağlayabilir.
Alıştırma
forming a parallelogram cümlede hangi görevi görür?
- Önceki durum sonucunda oluşan şekli ekler.
- Birinin şekli bilerek çizdiğini söyler.
- Yeni bir eylem hakkında ayrı ve tam bir ifade başlatır.
Cevabı göster
Önceki durum sonucunda oluşan şekli ekler.
stretches the entire length of: bir uçtan diğer uca uzanmak
Stretches the entire length of, bir şeyin bir ucundan diğer ucuna kadar uzandığı anlamına gelir. Burada paralelkenar biçimindeki boşluk, tahtanın tüm uzunluğu boyunca devam eder. Stretch yalnızca beden hareketini değil, uzamsal yayılımı da anlatabilir. X stretches the entire length of Y kalıbında X, Y'nin tamamı boyunca uzanan özelliktir.
Alıştırma
Bir uçtan diğer uca uzanmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: A glass wall ____ the lobby.
Cevabı göster
stretches the entire length of
accounts for: bir sonucu açıklamak
Bu cümlede accounts for, neden eksik bir kare olduğunu açıklamak anlamına gelir. Özne, sonucu anlaşılır hâle getiren etkeni; nesne ise açıklanması gereken sonucu belirtir. X, Y'yi açıklıyorsa X accounts for Y kalıbını kullanın. Buradaki account, banka hesabı anlamındaki isim değil, sabit account for fiil ifadesinin bir parçasıdır.
Alıştırma
Cümleyi açıklar anlamındaki iki sözcüklü fiil ifadesiyle tamamlayın: The hidden service charge ____ the higher total.
Cevabı göster
accounts for
There's something even more curious about these numbers. Anlatım akışı
3:06Bu sayılar hakkında çok daha tuhaf bir şey vardır.
There's something even more curious about ...: daha derin bir keşfi tanıtmak
There's something even more curious about these numbers, dinleyiciye sırada başka bir özelliğin açıklanacağını ve bunun daha önce anlatılandan daha şaşırtıcı ya da ilgi çekici olduğunu bildirir. Cümle, yeni özelliği kısa bir süre gizli tutarken açıklamayı ileri taşır. There's something + adjective + about + topic kalıbında something, fiziksel bir nesne değil, henüz belirtilmemiş bir özellik veya gerçek anlamına gelir. Even more, önceki bir keşifle karşılaştırma yapar.
Alıştırma
Bir açıklamada There's something even more curious about these numbers cümlesinin temel görevi nedir?
- Sırada daha ilgi çekici bir özelliğin açıklanacağını bildirir.
- Artık sıra dışı hiçbir şey olmadığı için tartışmayı bitirir.
- Sayıların yanındaki fiziksel bir nesneyi gösterir.
Cevabı göster
Sırada daha ilgi çekici bir özelliğin açıklanacağını bildirir.
part of the Fibonacci series: Fibonacci dizisine ait olmak
Burada part of the Fibonacci series, sözü edilen bütün sayıların aynı matematiksel örüntüye ait olduğu anlamına gelir. Fibonacci dizisi 0, 1, 1, 2, 3, 5, 8, ... ile veya bazen 1, 1 ile başlar; başlangıç değerlerinden sonra her sayı kendinden önceki iki sayı toplanarak bulunur. Bu bilgi, sayıların rastgele olmadığını ve birbiriyle bağlantılı olduğunu gösterir. Bu cümlede series, bir televizyon dizisini değil, matematiksel bir diziyi ifade eder.
Alıştırma
Cümlede sözü edilen Fibonacci dizisini hangi kural açıklar?
- Başlangıç değerlerinden sonra her sayı kendinden önceki iki sayının toplamıdır.
- Sayılar televizyon bölümlerinin adlarıdır.
- Her sayı kendinden önceki sayının iki katıdır.
Cevabı göster
Başlangıç değerlerinden sonra her sayı kendinden önceki iki sayının toplamıdır.
where each number is the sum of the two preceding ones. Dilbilgisi
3:13bu dizide her sayı kendinden önceki iki sayının toplamıdır.
where each number is the sum of ...: soyut bir sistemin kuralını tanıtan where
where each number is the sum of ... ifadesindeki where, Fibonacci series ifadesine geri döner. in which veya “o dizinin içinde” anlamına gelir; yani fiziksel bir yeri değil, soyut bir sistemin içindeki kuralı tanıtır. Bu yan cümle sistemin nasıl işlediğini açıklar: each number is the sum of the two preceding ones, her sayının önceki iki sayı toplanarak elde edildiği anlamına gelir. where sözcüğünün bu kullanımı system, situation, game veya process gibi sözcüklerden sonra da görülebilir.
Alıştırma
Soyut bir sistemin içindeki kuralı tanıtan tek sözcükle cümleyi tamamlayın: This is a game ____ each player gets two cards.
Cevabı göster
where
Fibonacci numbers have two properties that factor in here. Öbek fiiller
3:17Fibonacci sayılarının burada rol oynayan iki özelliği vardır.
factor in: ilgili olmak ve sonucu etkilemek
Bu cümlede factor in, nesne almadan kullanılan ve “ilgili olmak ya da etkisi olmak” anlamına gelen bir öbek fiildir. Özne olan two properties, rol oynayan etkenleri belirtir: bu özellikler sonraki açıklama açısından önemlidir. factor matematikte de kullanılan bir sözcük olsa da factor in burada “bir sayıyı çarpanlarına ayırmak” anlamına gelmez.
Alıştırma
“Weather and road conditions factor in when we choose a route,” cümlesinde factor in ne anlama gelir?
- Birisi koşulları matematiksel çarpanlarına ayırmaktadır.
- Seçimle ilgilidirler.
- Seçimin dışında bırakılmaktadırlar.
Cevabı göster
Seçimle ilgilidirler.
First,: ilk noktayı gösteren işaret
Burada First, sıralı bir açıklamadaki ilk maddeyi başlatan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, konuşmacının iki özellikten ilkini sunmak üzere olduğunu bildirir. Dinlerken bunu bir yol işareti gibi düşünün: ilk noktanın başladığını gösterir ve çoğu zaman Second, Next ya da paralel bir yapıyla işaretlenen başka bir madde beklemenize yardımcı olur.
Alıştırma
Bir konuşmacı “First, check the units.” diyor. First neyi gösterir?
- Açıklamanın sonunu.
- Değişmeden önceki başlangıç durumunu.
- Sıralı bir açıklamadaki ilk adımı.
Cevabı göster
Sıralı bir açıklamadaki ilk adımı.
than the product of the Fibonacci numbers on either side of it. Kalıp ifadeler
3:27çarpımından bir fazla veya bir eksik bir değer verir.
squaring a Fibonacci number: karesini alma işlemini adlandırma
Burada squaring a Fibonacci number, bir Fibonacci sayısını kendisiyle çarpmak anlamına gelir. Square matematikte kullanılan bir fiildir; squaring ise bu fiilin -ing biçimidir. İfadenin tamamı gives fiilinin öznesi olan bir gerund öbeğidir: bu işlemi yapmak bir sonuç verir. Buradaki square bir şeklin adını belirtmez.
Alıştırma
İşlemi adlandırmak için square fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ means multiplying a number by itself.
Cevabı göster
Squaring a number
one more or one less than: ölçütten tam olarak bir farklı
one more or one less than X kalıbı, X’ten tam olarak bir fazla veya bir eksik anlamına gelir. Örnekte X, iki yandaki Fibonacci sayılarının çarpımıdır; dolayısıyla karesi alınan değer bu çarpımdan tam olarak 1 farklıdır. Karşılaştırma ölçütünü than sözcüğünden sonra koyun. One more than X, X + 1; one less than X ise X - 1 anlamına gelir.
Alıştırma
Dersin tam karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: Each of the numbers 9 and 11 is ____ 10.
Cevabı göster
one more or one less than
iki komşu konumu gösteren on either side of it
Burada on either side of it, “hemen önündeki ve arkasındaki konumlarda” anlamına gelir. it zamiri, söz konusu Fibonacci sayısını gösterir; dolayısıyla ifade, dizide bu sayının iki komşusu olan Fibonacci sayılarını belirtir. Daha genel olarak on either side of something, kişilerin veya nesnelerin konumunu açıkça belirlenmiş bir merkezin iki yanına göre gösterir. Buradaki gibi çoğul bir betimlemede iki tarafı da kapsar ve her tarafta bir komşu sayı bulunur.
Alıştırma
Bu cümlede on either side of it neyi belirtir?
- Dizinin herhangi bir yerinden seçilen iki Fibonacci sayısını
- Sayının kendisinin karesini
- Sayının hemen önündeki ve arkasındaki iki Fibonacci sayısını
Cevabı göster
Sayının hemen önündeki ve arkasındaki iki Fibonacci sayısını
yeniden ifade etme işareti olarak In other words
In other words, sonraki ifadenin aynı düşünceyi daha açık, basit veya somut bir biçimde anlatacağını gösterir. Dinleyiciye, devamındaki bilgiyi yeni bir konu olarak görmek yerine önceki noktayla ilişkilendirmesini söyler. Burada konuşmacı soyut bir özellikten somut bir sayısal açıklamaya veya örneğe geçer. Açıklamanın biçimi değişir, ancak ana iddia aynı kalır.
Alıştırma
Bir konuşmacı In other words dediğinde ardından ne gelmesini beklemelisiniz?
- Aynı düşüncenin daha açık veya daha somut biçimde yeniden ifade edilmesi
- İlgisiz yeni bir konu
- Zaman içinde bir sonraki olay
Cevabı göster
Aynı düşüncenin daha açık veya daha somut biçimde yeniden ifade edilmesi
Karşıtlık belirten while
Burada while, iki tam matematiksel ifadeyi birbirine bağlar ve bir karşıtlık gösterir. İlk ilişkide bir eksik, ikinci ilişkide ise bir fazla olma durumu vardır. Bu cümlede “oysa” anlamına gelir; “…… sırasında” anlamında değildir. while birbirinden farklı iki olgu ya da örneğin arasında yer aldığında onu bir karşılaştırma işareti olarak düşünün: while sonrasındaki yan cümle, önceki durumla karşıt olan durumu verir.
Alıştırma
Örnek cümlede while hangi ilişkiyi gösteriyor?
- İki matematiksel ilişki arasındaki karşıtlık
- İki olayın aynı anda gerçekleşmesi
- Bir hesaplamanın nedeni
Cevabı göster
İki matematiksel ilişki arasındaki karşıtlık
İkinci maddeyi tanıtan And second,
And second, konuşmacının sıralı bir açıklamanın ikinci maddesine geçtiğini gösterir. second numaralandırmayı sağlar, and ise yeni maddeyi devam eden listeye bağlar. Bu işaret, dinleyiciye sıradaki bilgiyi ikinci nokta olarak düzenlemesini söyler; genellikle bundan önce birinci nokta zaten belirtilmiştir. Buradaki and yalnızca ilgisiz bir bilgi eklemez.
Alıştırma
Bir öğretmen şöyle diyor: “First, label the diagram. And second, check every arrow.” And second, neyi gösteriyor?
- İki eylem tam olarak aynı anda gerçekleşmek zorunda.
- Öğretmen ilk yönergeyi düzeltiyor.
- Öğretmen aynı listenin ikinci maddesini tanıtıyor.
Cevabı göster
Öğretmen aynı listenin ikinci maddesini tanıtıyor.
the ratio between successive Fibonacci numbers is quite similar. Kelime
3:41ardışık Fibonacci sayıları arasındaki oran oldukça benzerdir.
the ratio between: Nicelikleri çiftler hâlinde karşılaştırma
The ratio between, göreli büyüklükleri karşılaştırılan nicelikleri tanıtır. Ardından the ratio between height and width örneğindeki gibi iki nicelik belirtilebilir ya da bağlamın çiftlere ayırdığı bir küme verilebilir. Burada successive Fibonacci numbers ifadesi komşu terimlerden çiftler oluşturur; bu nedenle her terim bir sonraki terimle karşılaştırılır. İfade, bütün sayıların tek bir karşılaştırmada birleştirildiği anlamına gelmez.
Alıştırma
İki nicelik arasındaki orantısal ilişkiyi belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The ____ the poster's width and height is two to one.
Cevabı göster
ratio between
successive Fibonacci numbers: Sırayla komşu terimler
Successive Fibonacci numbers, dizide birbiri ardına gelen terimlerdir. Bu cümlede farklı yerlerden seçilmiş sayılar değil, komşu terimler kastedilir. Successive, sıralı ögeler veya olaylar için kullanılan bir sıfattır. Birbiri ardına gelmek anlamındadır; successful anlamına gelmez.
Alıştırma
Successive Fibonacci numbers ifadesinde hangi terimler anlatılıyor?
- Dizide yan yana bulunan terimler
- Başarıyla hesaplanan terimler
- Dizinin farklı yerlerinden seçilen herhangi terimler
Cevabı göster
Dizide yan yana bulunan terimler
So similar, in fact, that: sonuç bildiren so ... that yapısı
Temel yapı so + sıfat + that yan cümlesidir: so similar that .... Yüksek benzerlik derecesini that sonrasında gelen sonuca bağlar. In fact, söylenenin gerçekten doğru olduğunu vurgulayan bir ara ifadedir. Virgüllerle ayrılır, ancak so ... that yapısını bozmaz. Yapıyı daha net görmek için in fact bölümünü zihninizde geçici olarak çıkarabilirsiniz.
Alıştırma
Aynı derece-sonuç yapısını tamamlayın: The two designs are ____ similar, in fact, ____ most people cannot tell them apart.
Cevabı göster
so · that
converges on: sabit bir değere giderek yaklaşmak
Bu matematik bağlamında converges on, bir süreç devam ettikçe sabit bir değere giderek yaklaşmak demektir. Değerlerin sonlu sayıdaki adımlardan birinde hedefe ulaşması gerekmez; aradaki fark gittikçe küçülür. Burada on, hedef değer olan Altın Oran'ı tanıtır. İnsanların ya da nesnelerin bir yerde buluşmasını anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bu notta geçen ve “giderek yaklaşır” anlamına gelen matematik ifadesiyle tamamlayın: As the calculation repeats, the estimate ____ the correct value.
Cevabı göster
converges on
the Golden Ratio: yaklaşık 1,618 olan sabit matematiksel oran
Altın oran, yaklaşık 1,618 olan belirli bir matematiksel orandır. Burada Golden, yerleşik İngilizce adın bir parçasıdır; altın rengini anlatmaz. Fibonacci dizisi ilerledikçe sonraki bir pozitif terimin hemen önceki pozitif terime oranı altın orana gittikçe yaklaşır. Cümlede değerin sonunda ona yakınsadığının söylenme nedeni budur.
Alıştırma
Bu cümlede the Golden Ratio ne anlama geliyor?
- Yaklaşık 1,618 olan belirli bir matematiksel oran
- Çekici görünen herhangi bir oran
- Altın renkli boya karıştırmakta kullanılan bir oran
Cevabı göster
Yaklaşık 1,618 olan belirli bir matematiksel oran
That's what allows devious royals to construct slopes that look deceptively similar. Notlar
3:51İşte hilekâr asillerin aldatıcı bir şekilde benzer görünen eğimler inşa etmesini sağlayan şey budur.
That's what allows ... to ...: bir sonucu neyin mümkün kıldığını açıklamak
That's what allows A to do B, A'nın B'yi yapmasını mümkün kılan şeyin bu olduğunu anlatır. Burada That önceki bir olguya gönderme yapar; what ise “the thing that” anlamındaki bir yan cümleyi başlatır, soru sormaz. Yapı allow + A + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Kalıbın tamamı önceki bir neden ya da koşulu, mümkün kıldığı sonuca bağlar. Bu cümlede önceki matematiksel olgu, kraliyet mensuplarının aldatıcı derecede benzer görünen eğimler oluşturmasını mümkün kılar.
Alıştırma
Cümleyi That's what allows A to do B kalıbıyla tamamlayın: The sensor adjusts constantly. ____ the robot to balance on uneven ground.
Cevabı göster
That's what allows
construct slopes: matematiksel eğimler oluşturmak
Bu cümlede construct slopes, seçilmiş matematiksel değerlere veya ilişkilere sahip eğimler oluşturmak anlamına gelir. Buradaki slope bir tepe ya da rampa değil, matematiksel bir nesnedir. Teknik İngilizcede construct, diyagram, model veya sav gibi soyut bir nesneyi planlı biçimde oluşturmak anlamında sıkça kullanılır. Fiziksel olarak bir şey inşa etmekten daha soyut bir anlam taşır.
Alıştırma
“The puzzle asks us to construct two slopes with nearly equal values,” cümlesinde construct ne anlama gelir?
- Yalnızca zaten var olan eğimleri ölçmek
- İki fiziksel rampa inşa etmek
- Matematiksel eğimleri bilinçli olarak oluşturmak
Cevabı göster
Matematiksel eğimleri bilinçli olarak oluşturmak
deceptively similar: yanıltıcı bir benzerlik
Deceptively similar, iki şeyin görünüşte o kadar benzer olmasıdır ki bu benzerlik yanlış bir sonuca yol açabilir. Deceptively, yanlış veya yanıltıcı bir izlenim fikrini ekler; yalnızca similar sözcüğünün derecesini güçlendirmez. Bu ifade, daha yakından bakıldığında önemli bir farkın ortaya çıkacağını da sıkça ima eder.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “hataya yol açabilecek biçimde benzer” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The two medicine labels look ____, so read them carefully.
Cevabı göster
deceptively similar
cobble together: eldeki parçalarla alelacele yapmak
To cobble together something, elde bulunan parça, malzeme veya fikirlerle bir şeyi hızlıca yapmak demektir. Genellikle sonucun doğaçlama biçimde oluşturulduğunu ya da pek özenli olmadığını ima eder; cobble burada “ayakkabı tamir etmek” anlamına gelmez. cobble together X out of Y kalıbı, “Y’den X yapmak” anlamına gelir. Bu cümlede X, an analogous conundrum; Y ise any four consecutive Fibonacci numbers bölümüdür.
Alıştırma
“Eldeki malzemelerle bir şeyi hızlıca yapmak” anlamındaki öbek fiili yazın: With no budget for new equipment, we had to ____ a lighting system from spare parts.
Cevabı göster
cobble together
analogous conundrum: karşılık gelen yapıya sahip bir bilmece
An analogous conundrum, önemli örüntüsü başka bir problemin örüntüsüne karşılık gelen zor bir bilmece veya problemdir. Analogous; yapı, işlev ya da ilişki bakımından benzer olmayı anlatır, tamamen aynı olmayı değil. Conundrum ise problemin kafa karıştırıcı ve açık bir cevaptan yoksun olduğu anlamını ekler. Burada dört Fibonacci sayısını değiştirmek, temelde aynı tür düzene sahip yeni bir problem üretebilir. Ayrıntılar değişir, ancak akıl yürütme örüntüleri karşılaştırılabilir.
Alıştırma
An analogous conundrum ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- İlgisiz ve yalnızca zor olan bir bilmece
- Temelde aynı tür örüntü üzerine kurulmuş farklı bir bilmece
- Hiç değişiklik yapılmamış, tamamen aynı bilmece
Cevabı göster
Temelde aynı tür örüntü üzerine kurulmuş farklı bir bilmece
consecutive Fibonacci numbers: arada boşluk olmayan komşu terimler
Bu ifadede consecutive Fibonacci numbers, Fibonacci dizisinde hiçbir terim atlanmadan birbirine komşu olan terimleri belirtir. Örneğin 5, 8, 13 ve 21 ardışıktır; 5, 13, 21 ve 55 ise değildir. any four consecutive Fibonacci numbers ifadesindeki any, başlangıç konumunun değişebileceğini belirtir. Dört Fibonacci sayısının birbirinden bağımsız olarak seçilebileceği anlamına gelmez. Aynı anlam başka sıralı listelerde de geçerlidir: consecutive öğeler komşu konumlarda bulunur.
Alıştırma
Hangi grup dört consecutive Fibonacci numbers içerir?
- 5, 13, 21, 55
- 5, 8, 13, 21
- 3, 8, 13, 34
Cevabı göster
5, 8, 13, 21
the more it seems like the impossible is true. Dilbilgisi
4:07imkânsız olanın doğru olduğu daha da çok hissedilir.
The higher ..., the more ...: birbirine bağlı değişimler
The higher they go, the more ... ifadesinde the + comparative ..., the + comparative ... bağıntılı karşılaştırma yapısı kullanılır. Bir şey değiştikçe başka bir şeyin de onunla birlikte değiştiğini belirtir: onlar yükseldikçe durum giderek daha gerçek görünür. Burada higher ve more sözcüklerinden önceki the, yapının bir parçasıdır; bir isimden önce kullanılan tanımlık değildir. İlk karşılaştırma yan cümlesi değişen koşulu, ikinci yan cümle ise buna bağlı sonucu verir. İki değişim aynı yönde veya zıt yönlerde ilerleyebilir.
Alıştırma
Sabit yapıyı gereken iki sözcükle tamamlayın: ____ more carefully you plan, ____ easier the trip becomes.
Cevabı göster
The · the
seems like: doğrulanmış bir gerçeği değil, bir izlenimi belirtmek
Bu cümlede seems like, “öyleymiş gibi görünüyor” anlamına gelir. the impossible is true düşüncesini doğrulanmış bir gerçek olarak değil, gözlemlenen şeyin oluşturduğu bir izlenim olarak sunar. Eldeki işaretler bir sonuca yönelttiği hâlde başka bir açıklamaya da yer bırakmak istediğinizde seems like kullanılır. Yapı seem(s) like + isim öbeği veya yan cümledir; burada yan cümle the impossible is true şeklindedir.
Alıştırma
Örnekte seems like hangi anlamı ekliyor?
- Düşüncenin doğru olduğu kanıtlanmıştır.
- Düşünce doğru görünüyor ancak doğrulanmış değil.
- Konuşmacı düşüncenin yanlış olduğunu biliyor.
Cevabı göster
Düşünce doğru görünüyor ancak doğrulanmış değil.
in the words of: başka birinin kullandığı sözleri aktarmak
in the words of + kişi, “o kişinin sözleriyle” anlamına gelir. Ardından kişinin bir alıntısının veya kullandığı ifadelere çok yakın bir aktarımın geleceğini belirtir. Burada But bir dönüşü işaret eder ve in the words of Lewis Carroll, Lewis Carroll'ı sonraki sözlerin kaynağı olarak tanıtır. Bu ifade yalnızca bilginin nereden geldiğini değil, bir şeyin nasıl söylendiğini vurgular.
Alıştırma
in the words of Coach Rivera neyi belirtir?
- Yazar, Koç Rivera adına resmî olarak konuşuyor.
- Yazar yalnızca bir bilginin kaynağını belirtiyor.
- Yazar, Koç Rivera'nın tam olarak kullandığı veya akılda kalan sözlerini aktarıyor.
Cevabı göster
Yazar, Koç Rivera'nın tam olarak kullandığı veya akılda kalan sözlerini aktarıyor.
and an accomplished mathematician who studied this very puzzle, Kelime
4:15ve tam da bu bulmacayı incelemiş yetkin bir matematikçidir,
an accomplished mathematician: başarıları kabul görmüş bir matematikçi
Burada accomplished, matematikçiyi alanında çok yetenekli ve başarılı biri olarak tanımlar. Bir kişinin mesleki başarılarını resmî ve övgü dolu bir şekilde sunar. Matematikçinin “tamamlanmış” olduğu anlamına gelmez. Accomplished bir kişiyi tanımladığında gelişmiş yeteneğe ve kabul görmüş başarılara işaret eder.
Alıştırma
Resmî bir biyografi, yıllardır önemli konserler veren ve ödüller kazanan bir piyanisti tanıtıyor. Hangi cümle onun başarılarını en iyi vurgular?
- She is an accomplished pianist.
- She is a skilled pianist.
- She is a professional pianist.
Cevabı göster
She is an accomplished pianist.
this very puzzle: very “tam da bu” anlamında
This very puzzle ifadesinde very, nesnenin tam olarak aynı olduğunu vurgular: “tam da bu bulmaca” veya “bu aynı bulmaca” anlamına gelir. Matematikçi başka bir bulmacayı değil, konuşulmakta olan bulmacayı incelemiştir. Very burada “yüksek derecede” anlamına gelmez. Bu yapıda this sözcüğünden sonra ve isimden önce gelerek tam olarak hangi nesnenin kastedildiğini güçlendirir.
Alıştırma
Very sözcüğünü kullanarak “tam da bu” anlamını veren iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: We held our first meeting in ____ room.
Cevabı göster
this very
"one can't believe impossible things." cümlesindeki genel one
Buradaki one, “herhangi bir insan” veya “genel olarak insanlar” anlamına gelen genel bir zamirdir. 1 sayısı değildir ve belirli bir kişiyi göstermez. Belirli bir kişinin yerine one kullanmak, cümleyi genel bir ilkeye dönüştürür. Bir konuşmanın sonunda bu özdeyiş benzeri anlatım, önceki somut tartışmayı daha büyük bir temaya taşır ve Alice hikâyesindeki “impossible things” temasını hatırlatır.
Alıştırma
Cümlenin başındaki one sözcüğünün temel etkisi nedir?
- Bir sayısını ifade eder.
- Belirli bir kişiyi gösterir.
- İfadeyi insanlar hakkında genel bir ilke olarak sunar.
Cevabı göster
İfadeyi insanlar hakkında genel bir ilke olarak sunar.
You can prepare yourself to confront the seemingly impossible by using Brilliant. Kalıp ifadeler
4:22Brilliant'ı kullanarak görünüşte imkânsız olanla yüzleşmeye kendinizi hazırlayabilirsiniz.
"prepare yourself to confront": bir zorlukla yüzleşmeye hazırlanmak
Prepare yourself to confront X, X ile doğrudan yüzleşmek için kendinizi zihinsel veya uygulamalı olarak hazırlamak anlamına gelir. Yourself, you öznesine geri gönderme yapar; to confront ise hazırlandığınız eylemi belirtir. Confront yalnızca bir kişiye karşı çıkmak değil, zor bir mesele, gerçek veya korkuyla yüzleşmek anlamına da gelebilir. Burada görünüşte imkânsız olan şey, yüzleşilmesi gereken bir zorluk olarak sunulur.
Alıştırma
Münazara koçunun tavsiyesini bu dersteki tam ifadeyle tamamlayın: Before the debate, ____ strong objections.
Cevabı göster
prepare yourself to confront
Brilliant is a problem-solving-based platform Kelime
4:27Brilliant problem çözme temelli bir platformdur
problem-solving-based platform: X-based birleşik niteleyicisi
problem-solving-based platform ifadesinde temel isim platform sözcüğüdür. Ondan önce gelen problem-solving-based birleşik sıfatı, “problem çözmeyi temel alan” anlamına gelir: problem çözmek, platformun başlıca öğretim yöntemlerinden biridir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp X-based + isim biçimindedir ve X temel alınarak oluşturulan, düzenlenen veya tasarlanan bir şeyi belirtir. Burada problem-solving etkinliğin adıdır; kısa çizgiler de niteleyicinin tamamının tek bir birim olarak okunmasını sağlar.
Alıştırma
a course based on projects ifadesini X-based kalıbıyla doğru biçimde yeniden yazan seçenek hangisidir?
- a based-project course
- a project-based course
- a project-base course
Cevabı göster
a project-based course
It has everything from interactive logic challenges Dilbilgisi
4:34Etkileşimli mantık zorluklarından
to lessons on how the algorithms behind search engines work, Dilbilgisi
4:37arama motorlarının arkasındaki algoritmaların nasıl çalıştığına dair derslere kadar
how the algorithms behind search engines work: dolaylı soruda sözcük sırası
how the algorithms behind search engines work yan cümlesi on edatından sonra gelir ve derslerin ne hakkında olduğunu anlatır. Bu, doğrudan bir soru değil, cümle içine yerleşmiş bir sorudur. Bu nedenle how + özne + fiil şeklindeki düz cümle sırasını kullanır. do ekleme: how the algorithms work yaz; how do the algorithms work yazma.
Alıştırma
Cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? The course includes lessons on ____.
- how do search engines work
- how search engines work
Cevabı göster
how search engines work
everything from A to B: geniş bir aralık sunmak
Everything from A to B, A ve B’yi daha geniş bir kümenin iki uç noktası veya temsilî örnekleri olarak sunar. Burada A interactive logic challenges, B ise lessons on how the algorithms behind search engines work ifadesidir; birlikte çok çeşitli öğrenme içerikleri olduğunu gösterirler. From ve to burada aralığı düzenler; hareket anlatmaz. Everything, belirtilen iki örneğin dışında bu aralığa çok daha fazla içeriğin dâhil olduğu anlamını ekler.
Alıştırma
Uç noktaları belirten iki sözcükle everything from A to B kalıbını tamamlayın: The science fair has everything ____ volcano models ____ coding games.
Cevabı göster
from · to
You can try it out today at brilliant.org/teded. Öbek fiiller
4:43Bugün brilliant.org/teded adresinden deneyebilirsiniz.
try it out: bir şeyi denemek veya deneyimlemek
Try it out, bir şeyin nasıl olduğunu veya sana uygun olup olmadığını görmek için onu kullanmak ya da deneyimlemek demektir. Burada öğrenme platformunu denemeye yönelik samimi bir davettir.
Alıştırma
Cümleyi try out ve it zamiriyle tamamla: This app looks useful, so I want to ____.
Cevabı göster
try it out
As an added bonus: ek bir avantajı tanıtma
As an added bonus, “ek bir avantaj olarak” anlamına gelen ve cümle başında kullanılan bir geçiş ifadesidir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin olumlu olduğunu ve ana teklife ya da ana noktaya ek olarak sunulduğunu bildirir. Buradaki as, sonraki bilginin üstlendiği rolü gösterir; “-dığı zaman” anlamına gelmez. Virgül, geçiş ifadesini ardından gelen ek avantajdan ayırır.
Alıştırma
Cümleyi bu derste öğrendiğiniz ve “ek bir avantaj olarak” anlamına gelen dört sözcüklü geçiş ifadesiyle tamamlayın: ____, the membership includes free delivery.
Cevabı göster
As an added bonus
the first 833 of you to visit using that link Dilbilgisi
4:48bu bağlantıyı kullanarak ziyaret eden ilk 833 kişi,
the first 833 of you to visit: the first + sayı + of + grup + to ile mastar yapısı
The first 833 of you to visit, “bu dinleyici grubundan en erken ziyaret eden 833 kişi” anlamına gelir. The first + sayı, sıralamaya göre sınırlı bir grup belirler; of you ise bu kişilerin hitap edilen dinleyici grubundan olduğunu gösterir. To visit, the first 833 of you ifadesini niteleyen bir mastardır. Kimin önce geldiğini belirlemek için kullanılan eylemi adlandırır; “ziyaret etmek amacıyla” gibi bir amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi arrive fiiliyle ve bu dersteki yapıyla tamamlayın: The first five of you ____ will receive a prize.
Cevabı göster
to arrive
will receive 20% off the annual premium subscription fee. Notlar
4:52yıllık premium abonelik ücretinde %20 indirim alacaktır.
will receive 20% off: %20 fiyat indirimi almak
Bu fiyat teklifinde will receive 20% off, müşterinin ücrette %20 indirim kazanacağı anlamına gelir. will receive sözleri, indirimi gelecekte elde edilecek bir avantaj olarak sunar. 20% off, ilk fiyattan %20 çıkarılması demektir; dolayısıyla müşteri fiyatın %80’ini öder. Yalnızca %20’sini ödeyeceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir hizmetin indirimden önceki fiyatı 100 dolardır. 20% off teklifi ne anlama gelir?
- Müşteri 120 dolar öder.
- Müşteri 80 dolar öder.
- Müşteri 20 dolar öder.
Cevabı göster
Müşteri 80 dolar öder.
annual premium subscription fee: ana isim fee
annual premium subscription fee ifadesinde ana isim fee sözcüğüdür; tüm ifade bir ücreti adlandırır. Önündeki sözcükler bunun ne tür bir ücret olduğunu daraltır. İfadeyi sağdan sola okuyun: subscription fee abonelik ücretidir, premium daha üst düzey planı belirtir ve annual aboneliğin ya da faturalandırma döneminin yıllık olduğunu söyler. İfade bütünüyle yıllık premium aboneliğin ücreti anlamına gelir.
Alıştırma
annual premium subscription fee ifadesindeki ana isim hangisidir?
- premium
- annual
- fee
Cevabı göster
fee