Cupid ve Psyche'nin miti - Brendan Pelsue: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Mit, güzelliği yüzünden yalnız kalan Psyche’nin Cupid’le gizli evliliğini, Venus’ün verdiği zorlu görevleri ve ölümsüzlüğe kavuşmasını anlatır; hikâye kızları Pleasure’ın doğumuyla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "Beauty is a curse," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir paradoksun, güzelliğin iyi talih getireceği beklentisini tersine çevirerek hikâyeyi nasıl açtığını ve hayranlık ile acı arasındaki temel gerilimi daha ilk anda nasıl kurduğunu anlayabilirsiniz. 2. set out to find — Phrasal verb’ler: Bu ifadeyi bir arayışın, yolculuğun veya zorlu girişimin amaçlı biçimde başladığını belirtmek için tanıyıp kullanabilirsiniz; özellikle anlatının düşünme ya da cesaret bulma aşamasından kararlı eyleme geçişini gösterebilirsiniz. 3. have been complicating people's love lives ever since. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect continuous yapısını ever since ile kullanarak geçmişteki mitolojik bir olayı bugün de sürdüğü düşünülen bir etkiye bağlayabilir, geleneksel bir öyküyü esprili ve çağdaş bir sonuca ulaştırabilirsiniz.
Bu derste
Beauty is a curse: paradoksal bir hikâye açılışı
Güzellik genellikle bir avantaj olarak görülür; curse ise acıya yol açan bir şeydir. Bu iki fikir kısa ve kesin bir yargıda birleştirilince bir paradoks oluşur: burada güzellik, mutlaka büyülü bir lanet değil, sorun getiren bir yüktür. Bir açılış cümlesi olarak, hikâye açıklamasını yapmadan önce ana fikri ortaya koyar. İyi bir şeyin nasıl zararlı hâle gelebileceğini düşündürür ve sonrasında olacaklar için gerilim yaratır.
Alıştırma
Bir açılış olarak "Beauty is a curse" ifadesinin temel etkisi nedir?
- Güzelliği, acıya yol açabilecek görünürde bir avantaj olarak sunar.
- Güzelliğin yalnızca fayda getirebileceğini söyler.
- Birinin ona büyülü bir lanet yaptığını doğrular.
Cevabı göster
Güzelliği, acıya yol açabilecek görünürde bir avantaj olarak sunar.
Psyche thought as she looked over the cliff's edge where she'd been abandoned by her father. Dilbilgisi
0:08diye düşündü Psyche, babası tarafından terk edildiği uçurumun kenarından aşağı bakarken.
where she'd been abandoned by: yer ve daha önceki edilgen eylem
where bir ilgi cümleciği başlatır ve cliff's edge ifadesini terk edilme olayının gerçekleştiği yer olarak tanımlar. Önceden belirtilen bir yere gönderme yapar; soru sormaz. she'd been abandoned, she had been abandoned anlamına gelir. had been + geçmiş zaman ortacı, past perfect edilgen yapıyı oluşturur: Psyche eylemden etkilenen kişidir, by her father eylemi yapan kişiyi belirtir ve terk edilme olayı geçmişteki thought ve looked eylemlerinden önce gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Hangi cümle, ziyaretinden önce büyükanne ve büyükbabasının onu o evde büyüttüğü anlamına gelir?
- She visited the house where her grandparents had been raised.
- She visited the house where she'd been raised by her grandparents.
- She visited the house where she'd raised her grandparents.
Cevabı göster
She visited the house where she'd been raised by her grandparents.
so complete that she was worshipped as a new incarnation of Venus, Notlar
0:17bu kusursuzluk o kadar tamdı ki, ona Venüs'ün yeni bir bedeni olarak tapılıyordu,
so complete that she was worshipped: derece ve sonuç
so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so complete, onun fiziksel kusursuzluğunun derecesini; that she was worshipped ise bunun sonucunu anlatır. Bu kalıpta so, o derece anlamına gelir; bu yüzden anlamına gelmez. Sonuç cümlesi gerçek bir sonucu veya abartılı bir etkiyi anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi derece-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya could not lift it.
Cevabı göster
so · that
Venus, the goddess of love: mitolojik gönderme ve açıklayıcı ad öbeği
Burada Venus, gezegeni değil, aşk ve güzellikle ilişkilendirilen Roma tanrıçasını anlatır. the goddess of love sözleri, cümleyi anlamak için gereken mitolojik kimliği verir. Virgülden sonraki isim öbeği açıklayıcı bir ad öbeğidir: Venus adını başka sözlerle yeniden belirtir ve onun kim olduğunu açıklar. Yazarlar kısa bir kimlik veya açıklama eklemek için ad + açıklayıcı ad öbeği yapısını kullanır.
Alıştırma
Cümlede the goddess of love ne işe yarar?
- Venus'ün nereye yolculuk ettiğini söyler.
- Venus'ün söz edilen mitolojik kişi olduğunu belirtir.
- İnsanların Venus'e nasıl taptığını anlatır.
Cevabı göster
Venus'ün söz edilen mitolojik kişi olduğunu belirtir.
But real life human lovers were too intimidated even to approach her. Dilbilgisi
0:24Fakat gerçek hayattaki insan âşıklar, ona yaklaşmaya bile cesaret edemeyecek kadar gözleri korkmuştu.
too intimidated even to approach: too ... to yapısı
too + adjective + to + verb yapısı, bir niteliğin derecesinin eylemi engelleyecek kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada too intimidated ... to approach, olası taliplerin kendilerini öylesine tehdit altında ya da baskı altında hissettikleri için ona yaklaşmaya cesaret edemedikleri anlamına gelir. even sonucu güçlendirir: yaklaşmak en küçük ilk adımdı, fakat onu bile yapamadılar. Intimidated, yalnızca shy olmaktan daha güçlüdür; korku ya da baskı kişinin geri durmasına yol açar.
Alıştırma
Korkunun Maya'nın kapıyı çalmasını engellediğini anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya was ____ intimidated even ____ knock on the door.
Cevabı göster
too · to
mitolojide Apollon Kâhini
Bu mitolojik bağlamda the Oracle of Apollo, insanların Apollon'un kehanete dayalı yol göstericiliğini aradığı kaynaktır. Oracle, ilahi mesajı, onu ileten kişiyi ya da onunla bağlantılı kutsal yeri ifade edebilir; burada ifade genel olarak Apollon'un kehanet otoritesine işaret eder. Dolayısıyla babası sıradan bir kişisel tavsiye istememektedir. Yanıtı ciddiye alınacak dinî ve kehanetsel bir otoriteye danışmaktadır. Apollon'un ışık, akıl ve kehanet tanrısı olarak tanıtılması da bu yol gösterme görevini açıklar.
Alıştırma
Bu mitolojik cümlede the Oracle of Apollo neyi temsil ediyor?
- Gündelik bir tavsiye veren sıradan bir arkadaş
- Apollon'un kayıtlarını saklamak için kullanılan modern bir veri tabanı
- Apollon'la bağlantılı dinî ve kehanetsel bir rehberlik kaynağı
Cevabı göster
Apollon'la bağlantılı dinî ve kehanetsel bir rehberlik kaynağı
he was told to abandon his daughter on a rocky crag Dilbilgisi
0:36kızını kayalık bir uçurumda terk etmesi gerektiği söylendi.
was told to abandon: alınan bir yönergeyi aktarmak
Was told to abandon, edilgen be + told + to-infinitive kalıbını kullanır. He, yönergeyi alan kişidir; to abandon ise yerine getirmesi istenen eylemi belirtir. Edilgen yapı, konuşanı adlandırmak yerine yönergeyi alan kişiye ve yönergenin içeriğine odaklanır. Kaynak zaten biliniyorsa söylenmeyebilir; burada önceki bağlam kaynağın Apollon Kehaneti olduğunu gösterir.
Alıştırma
be told to ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The visitors ____ leave their bags at the desk.
Cevabı göster
were told to
serpent-like, winged evil: isim olarak kullanılan evil
Serpent-like yılana benzeyen, winged ise kanatları olan anlamına gelir. Bu sıfatlar cruel ve savage ile birlikte ana sözcük olan evil çevresinde korkutucu bir betimleme oluşturur. Burada evil, kötü bir varlık veya şey anlamına gelen sayılabilir bir isimdir; arkasından başka bir isim bekleyen sıfat değildir. İsmin bu şekilde kişileştirilerek kullanılması kehanete edebî ve mitolojik bir ton verir.
Alıştırma
Cümlede serpent-like, winged evil içindeki evil hangi dil bilgisi görevindedir?
- Bir şeyin nasıl kanatlı olduğunu anlatan zarf
- Arkasından gelen bir ismi niteleyen sıfat
- Kötü bir varlık veya şey anlamına gelen isim
Cevabı göster
Kötü bir varlık veya şey anlamına gelen isim
Zephyr the west wind: kişileştirilmiş bir doğa gücünü tanımlama
Klasik mitolojide Zephyr, batı rüzgârının adı ve kişileştirilmiş hâlidir. the west wind sözleri, bu mitolojik adı bilmeyen okurlara Zephyr'in kim olduğunu açıklar; rüzgârın batıya doğru estiği anlamına gelmez. Rüzgâr kişileştirildiği için bir karakter gibi hareket edebilir. Böylece Zephyr'in sonraki eylemleri, batı rüzgârının kendi eylemleri olarak anlaşılır.
Alıştırma
Bu cümlede Zephyr'den sonra gelen the west wind ne işe yarar?
- Zephyr'in kişileştirilmiş batı rüzgârı olduğunu belirtir.
- Rüzgârın batıya doğru hareket ettiğini söyler.
- Psyche'nin durduğu kayalık yerin adını verir.
Cevabı göster
Zephyr'in kişileştirilmiş batı rüzgârı olduğunu belirtir.
gently lifting her into the air: lift + nesne + sonuç
Lift + nesne + into the air, yukarı doğru gerçekleşen tamamlanmış bir hareketi anlatır: kişi veya nesne daha alçak bir konumdan kaldırılır ve yerden ayrılır. Burada her nesnedir; into the air ise yönü ve sonucu belirtir. Gently, kaldırma hareketinin nazikçe yapıldığını söyler. -ing yapısı felt ile birlikte, Psyche'nin gerçekleşirken hissettiği eylemi sunar: she felt Zephyr gently lifting her.
Alıştırma
Cümleyi lift + nesne + into the air kalıbıyla tamamlayın: A gust lifted the dry leaves ____.
Cevabı göster
into the air
set her down: birini indirip bir yere bırakmak
Set her down, “onu taşıdıktan veya hareket ettirdikten sonra indirip bir yere bıraktı” demektir. Burada eylemi yapan rüzgârdır; before a palace ise “bir sarayın önüne” anlamına gelir. Bu, ayrılabilen set ... down öbek fiilidir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: set her down veya set it down denir; set down her ya da set down it denmez.
Alıştırma
set ... down yapısını kullanıp zamiri doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: After carrying Maya upstairs, I ____ gently on the bed.
Cevabı göster
set her down
awaits you: doğrudan nesne alan resmî await
Awaits you, “sizi bekliyor” demektir. Await nesnesini doğrudan alır; bu yüzden yapı await someone veya await something şeklindedir ve for kullanılmaz. Bu cümlede görünmeyen ses, waits for yerine awaits kullanır. Bu seçim mesajın daha resmî, edebî, ciddi ve gizemli duyulmasını sağlar.
Alıştırma
“Sizi bekliyor” anlamını vermek için cümleyi await kullanarak tamamlayın: Your guide ____ in the hotel lobby.
Cevabı göster
awaits you
if you dare to meet him: tarafsız bir koşul değil, meydan okuma
if you dare to meet him ifadesinde if bir koşul bildirir, ancak bu yan cümle aynı zamanda bir meydan okuma görevi görür. Konuşan kişi, onunla buluşmayı korkutucu veya riskli bir şey gibi sunar ve dinleyeni cesaretini kanıtlamaya zorlar. Başka durumlarda da kullanılabilen if you dare (to + fiil) kalıbı yaklaşık olarak “yalnızca yeterince cesursan bunu yap” anlamına gelir. if you want to gibi sıradan bir koşuldan daha güçlü ve daha az tarafsızdır.
Alıştırma
Bu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: “Come in, if you dare” yumuşak ve nazik bir davettir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
brave enough: sıfat + enough ve bağlamdan anlaşılan eylem
Brave enough, sıfat + enough kalıbını izler. Enough sıfattan sonra gelir ve niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir; brave enough, “gerektiği kadar cesur” demektir. Burada eylem söylenmez, çünkü bağlamdan anlaşılır: onunla buluşacak kadar cesur olduğuna inanır. Eylemin belirtilmesi gerektiğinde brave enough to enter örneğindeki gibi sıfat + enough + to + fiil kalıbını kullanın.
Alıştırma
Sıfat + enough kalıbını tamamlayın: Maya was brave ____ to speak in front of the whole school.
Cevabı göster
enough
The bedroom was so dark that she couldn't see her husband,
1:12Yatak odası o kadar karanlıktı ki kocasını göremiyordu,
didn't feel serpent-like at all: güçlü olumsuzluk
didn't feel serpent-like at all ifadesinde didn't ... at all, dokunulduğunda yılan gibi hissettirdiği düşüncesini tamamen reddeder. At all olumsuzluğu güçlendirir: dokunulduğunda zerre kadar bile yılanımsı gelmiyordu. Burada feel, “dokununca ... gelmek” ya da “fiziksel bir izlenim vermek” anlamında kullanılan bir bağ fiilidir ve ardından serpent-like sıfatı gelir. Bu olumsuz yapıda at all, “herhangi bir şekilde” veya “hiçbir ölçüde” anlamı taşır; “hepsi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Olumsuz anlamı güçlendiren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The costume didn't look frightening ____.
Cevabı göster
at all
asked him who he was: dolaylı soruda sözcük sırası
Asked him who he was, soruyu doğrudan alıntılamak yerine aktarır. Who he was yan tümcesi, onun hangi bilgiyi sorduğunu belirtir. Dolaylı sorunun içinde düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle doğru sıra who he was şeklindedir. Doğrudan sorulan Who are you? sorusu, geçmişte geçen bir anlatıda She asked him who he was. olarak aktarılabilir.
Alıştırma
Where do you live? doğrudan sorusunu hangi cümle doğru şekilde aktarır?
- She asked me where I lived.
- She asked me where did I live.
- She asked me where was I living.
Cevabı göster
She asked me where I lived.
but he told her this was the one question he could never answer. Anlatım akışı
1:25ama o, bunun asla cevaplayamayacağı tek soru olduğunu söyledi.
the one question he could never answer: tek istisna
the one question ifadesi bu soruyu diğer bütün olası sorulardan ayırır. Burada one yalnızca sayı bildirmez; the ile birlikte bunun tek istisna olduğunu vurgular, he could never answer ise kesin bir sınır koyar. Question sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciğinde nesne görevindeki that sözcüğü düşürülmüştür. Kısıtlama bir isim öbeğinin içine yerleştirildiği için cümle önce bir kural kurar, sonra sonuçlarını düşündürür. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi cevapsız soruyu öne çıkarır ve gizli bilginin çevresinde merak yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede the one question esas olarak neyi gösteriyor?
- Soruyu yalnızca bir kez cevaplamasına izin verilmişti.
- Onun asla cevaplamayacağı tek soru olarak özellikle ayrılmıştı.
- Bu yalnızca kadının sorduğu ilk soruydu.
Cevabı göster
Onun asla cevaplamayacağı tek soru olarak özellikle ayrılmıştı.
If she loved him, she would not need to know: if + geçmiş biçim ... would ile varsayımsal koşul
Cümlede koşul bölümünde if + geçmiş biçim loved, sonuç bölümünde ise would + fiilin yalın biçimi olan would not need kullanılır. Bu, hayal edilen, şüpheli veya gerçeklikten uzak tutulan bir durum için kullanılan yaygın second conditional yapısıdır. Buradaki loved tek başına sevginin geçmişte olduğunu göstermez. Dil bilgisinin ötesinde konuşan kişi kendi yargısını mantıklı bir sonuç gibi sunar: ona göre gerçek sevgi, gizli bilgiyi öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırır. Bu nedenle yapı baskı da yaratabilir; çünkü bir davranışı başka birinin duygularını ölçen bir sınava dönüştürür.
Alıştırma
Varsayımsal bir koşul için standart if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın biçimi yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- If I knew the answer, I would tell you.
- If I knew the answer, I will tell you.
- If I would know the answer, I told you.
Cevabı göster
If I knew the answer, I would tell you.
His visits continued night after night. Kalıp ifadeler
1:34Ziyaretleri gece ardına gece devam etti.
night after night: X after X ile zaman tekrarını anlatmak
Night after night, “art arda birçok gece boyunca” demektir. Bu cümlede ziyaretlerin belli bir süre boyunca tekrar tekrar devam ettiğini anlatır; yalnızca iki geceyi ya da basit bir önce-sonra sırasını anlatmaz. Daha genel olarak X after X, çok sayıda tekrarı vurgulamak için aynı tekil ismi yineler. Zaman için day after day, sayılabilen nesneler için box after box gibi ifadeler kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “art arda birçok gece boyunca” anlamındaki yinelenen isim ifadesiyle tamamlayın: The owl returned to the same tree ____.
Cevabı göster
night after night
Before long: öyküde zamanı ileri taşımak
Before long, “kısa bir süre sonra” ya da “çok geçmeden” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Bu cümlenin başında, önceki durumu daha sonraki gelişmeye bağlar ve aradaki zamanı anlatmadan öyküyü ilerletir. Cümlenin başında kullanıldığında ifadeden sonra genellikle virgül gelir. Before long ifadesinin tamamını tek bir zaman belirteci olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: We planted the seeds on Monday. ___, small green shoots appeared.
- For long
- Long before
- Before long
Cevabı göster
Before long
How could she raise her baby with a man she'd never seen? Ton ve niyet
1:45Bebeğini hiç görmediği bir adamla nasıl büyütebilirdi?
Retorik soru olarak How could she ...?
Burada How could she ...? doğrudan bir yöntem istemez. Bu, retorik bir sorudur: O, durumu kabullenmesi zor bulur ve kaygı ile iç çatışma hisseder. Bir öyküde veya konuşmada how ile kurulan bir soru yalnızca talimat istemeyebilir. Bağlam ve ton, soruyu inanamama, kaygı ya da eleştiri ifade etmenin bir yoluna dönüştürebilir.
Alıştırma
Örnekteki How could she ...? yapısının temel işlevi nedir?
- Bebek büyütme konusunda adım adım tavsiye istemek
- Bebeği nasıl büyüteceğine karar verdiğini duyurmak
- Durumun kabullenilmesinin zor olduğunu ifade etmek
Cevabı göster
Durumun kabullenilmesinin zor olduğunu ifade etmek
Eş zamanlı eylem bildiren -ing öbeği holding an oil lamp
holding an oil lamp, aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi ekleyen present participle (-ing) öbeğidir. Psyche, kocasına yaklaşırken kandili tutuyordu. Temel çekimli fiil approached sözcüğüdür. Holding ikinci bir bağımsız cümlecik başlatmaz; ek eylemi aynı cümlede kısaltır ve iki eylemi de yapan kişinin Psyche olduğu anlaşılır.
Alıştırma
Aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi eklemek için cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Noah crossed the yard, ____ a heavy box.
Cevabı göster
carrying
What she found was ...: sonucu açığa çıkaran sözde yarık cümle
What she found, onun bulduğu şey anlamına gelen ve isim gibi kullanılan bir yan cümledir. Bu yan cümlenin tamamı was fiilinin öznesidir; bu nedenle What burada soru başlatmaz. What + yan cümle + be + odak yapısı bir sözde yarık cümledir. Yanıtı the god Cupid bölümüne kadar geciktirerek bu isim öbeğini odağa yerleştirir ve bir açığa çıkarma etkisi yaratır. She found the god Cupid daha tarafsız bir söz dizimine sahiptir.
Alıştırma
Hangi cümle keşfedilen şeyi odağa koymak için bir What yan cümlesi kullanıyor?
- The hikers discovered what was behind the waterfall.
- What the hikers discovered was a cave behind the waterfall.
- What did the hikers discover behind the waterfall?
Cevabı göster
What the hikers discovered was a cave behind the waterfall.
who set gods and humans lusting after each other Dilbilgisi
1:59tanrıları ve insanları birbirine arzuyla bağlayan,
set gods and humans lusting after each other: ettirgen set + nesne + -ing
Burada set, bir şeyi bir yere koymak anlamında değil, ettirgen anlamda kullanılır. Kalıp set + nesne + -ing şeklindedir: gods and humans nesnedir; lusting ise Cupid’in başlamasına neden olduğu eylemi veya durumu gösterir. Lust after someone, o kişiye karşı güçlü cinsel arzu duymak demektir. Each other ilişkiyi karşılıklı hâle getirir; yani tanrılarla insanların birbirlerini arzulamasına neden olunur.
Alıştırma
Hangi cümle şakanın herkesin gülmeye başlamasına neden olduğunu anlatır?
- The joke set everyone laughing.
- The joke let everyone laugh.
- The joke set everyone to laugh.
Cevabı göster
The joke set everyone laughing.
pinpricks of his arrows: Cupid'in oklarının mitolojik gücü
pinpricks of his arrows ifadesindeki pinpricks, ok uçlarının açtığı çok küçük delikleri anlatır. with edatı kullanılan aracı gösterir: Cupid, tanrıları ve insanları oklarıyla hafifçe delerek birbirlerini arzulamalarını sağlar. Bu mitolojik bağlamda oklar sıradan silahlar değildir; Cupid'in sevgi ya da arzu uyandıran gücünü taşırlar. Küçük yaralar, bu gücün vurulan kişiyi etkileme yoludur.
Alıştırma
Bu cümlede Cupid'in oklarının açtığı küçük deliklerin görevi nedir?
- Bunlar yalnızca savaşta ağır yaralar açmak için kullanılan sıradan silahlardır.
- Oklarda Cupid'in onarması gereken küçük delikler vardır.
- Okları, küçük delikler yoluyla sevgi ya da arzu uyandıran bir güç aktarır.
Cevabı göster
Okları, küçük delikler yoluyla sevgi ya da arzu uyandıran bir güç aktarır.
burning Cupid with hot oil: -ing biçiminde bir sonuç öbeği
Burning Cupid with hot oil, -ing biçiminde bir sonuç öbeğidir. Ana cümlenin sonucunu verir: Psyche lambayı düşürünce sıcak yağı Cupid'in üzerine döküp onu yaktı. Burning, dropped ile aynı düzeyde ikinci bir çekimli ana fiil değildir. Virgülden sonra gelen -ing sonuç öbeği, bir nedeni ve onun doğrudan sonucunu tek cümlede birleştirebilir.
Alıştırma
Sonuç öbeğini tamamlamak için spill fiilinin -ing biçimini kullanın: Maya knocked over the cup, ____ water all over the desk.
Cevabı göster
spilling
he'd been in love ... ever since: geçmişteki bir noktaya kadar süren durum
he'd been in love ifadesindeki he'd, he had kısaltmasıdır. had been, bu durumu He said ile belirtilen geçmiş zamandan daha önceye yerleştirir. Sevgi yalnızca bir kez yaşanan bir olay değildir; o anda zaten vardır ve hikâyedeki o noktaya kadar sürmüştür. ever since daha eski başlangıç noktasını getirir. Bu nokta sonraki altyazıda tamamlanır: Venüs'ün ondan harekete geçmesini istediği zaman. had been ... ever since birlikte, durumun daha önceki o zamandan sonraki geçmiş zamana kadar sürdüğünü anlatır.
Alıştırma
he'd been in love ... ever since hangi zaman ilişkisini anlatır?
- Geçmişte yalnızca bir kez ve çok kısa süreliğine âşık oldu.
- O geçmiş zamandan sonra âşık olmaya başlayacaktı.
- Daha önceki bir başlangıç noktasından sonraki o geçmiş zamana kadar âşıktı.
Cevabı göster
Daha önceki bir başlangıç noktasından sonraki o geçmiş zamana kadar âşıktı.
by pricking her with an arrow: yöntemi ve aracı belirtme
By + -ing, önceki amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. By pricking her, genç kadını utandırma yönteminin onu delmek olduğunu anlatır; buradaki by, yanında anlamına gelmez. With + isim, bu eylem için kullanılan aracı belirtir. With an arrow, onu delmek için ne kullanıldığını söyler. Yeniden kullanılabilen yapı, bir eylemi by ile yaparak sonuca ulaşmak ve kullanılan aracı with ile belirtmektir.
Alıştırma
Cümleyi önce yöntemi, sonra aracı belirten edatla tamamlayın: Maya repaired the lamp ____ tightening the loose screw ____ a screwdriver.
Cevabı göster
by · with
taken with Psyche's beauty: güzelliğinden etkilenmek
taken with Psyche's beauty, “Psykhe'nin güzelliğinden etkilenmiş ya da büyülenmiş” demektir. Burada taken, kalıplaşmış be taken with ifadesinin parçasıdır; take fiilinin gerçek anlamında kullanılmaz. Bu bağlamda baştaki ortaç öbeği, because he was taken with Psyche's beauty ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Ardından gelen eylem veya duygunun nedenini verir.
Alıştırma
Cümleyi be taken with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo was immediately ____ the friendly little café.
Cevabı göster
taken with
that gods and humans could love as equals. Kalıp ifadeler
2:27tanrılar ve insanlar eşit olarak sevebilsin.
however: cümle ortasında ara söz olarak karşıtlık
However burada karşıtlık bildiren bir zarftır. Bu cümledeki inancın, Cupid'in Psykhe'yi sevdiğine ilişkin önceki gerçeği sınırladığını veya ona ters düştüğünü gösterir. however, He didn't believe ... yan cümlesinin içine yerleştirildiğinde parantez içi bir düzenleyici gibi çalışır. Çıkarıldığında cümle dil bilgisi bakımından yine tamdır; virgüller ise bu düşünceyi önceki düşünceye bağladığını gösterir.
Alıştırma
Karşıtlık belirtmek için ara söz olarak however sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- The museum however because was full of rare paintings.
- The museum was small, however it was full of rare paintings.
- The museum was small. It was, however, full of rare paintings.
Cevabı göster
The museum was small. It was, however, full of rare paintings.
love as equals: eşit konumda birbirini sevmek
love as equals ifadesinde as, iki tarafın birbirini severken sahip olduğu rolü veya konumu belirtir. Equals, eşit konumdaki insanları anlatan çoğul bir isimdir; bu nedenle ifade “birbirini eşit konumdaki kişiler olarak sevmek” anlamına gelir. Bu ifade, sevginin miktarının veya yoğunluğunun aynı olmasını değil, ilişkideki konumların eşitliğini anlatır. Bu cümlede ayrım önemlidir, çünkü tanrılarla insanlar normalde farklı konumlara sahiptir.
Alıştırma
Cümlede love as equals ne anlama geliyor?
- Birbirini tamamen aynı yoğunlukta sevmek.
- Birbirini eşit konumda sevmek.
- Yalnızca kendine bütünüyle benzeyen kişileri sevmek.
Cevabı göster
Birbirini eşit konumda sevmek.
Now that ...: sonuca yol açan yerleşmiş bir durum
Now that, zaten doğru olan veya yeni gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve bunu bir sonuca bağlar. Genellikle “bu artık doğru olduğuna göre” veya “artık durum böyle olduğuna göre” anlamına gelir. Burada kadın onun gerçek suretini artık biliyor; bu yerleşmiş gerçek, ana cümledeki umutların yıkılması sonucuna yol açıyor. now that ifadesini tek bir bağlayıcı olarak anlayın; zaman zarfı now ile ayrı bir that cümleciği olarak bölmeyin.
Alıştırma
Cümleyi “bu artık doğru olduğuna göre” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ you are here, we can begin.
Cevabı göster
Now that
Their hopes for happiness were dashed: umutların yıkılmasını anlatan bir benzetme
Bu cümlede their hopes for happiness were dashed, birlikte mutlu olma olasılıklarının aniden yok olmuş gibi göründüğü anlamına gelir. Dashed mecazidir: Umutlar gerçekten kırılmamıştır ve dash burada “hızla koşmak” anlamına gelmez. Edilgen hopes were dashed kalıbı, hayal kırıklığı yaratan sonuca odaklanır. Yalnızca they lost hope demekten daha güçlü ve canlıdır; bu nedenle hikâyelerde ve bir aksiliği anlatan haberlerde kullanıma uygundur.
Alıştırma
Aniden yıkılan umutları anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When the permit was denied, their hopes of opening the cafe ____.
Cevabı göster
were dashed
Was left in despair: bir olayın yol açtığı duygusal sonuç
Was left in despair, daha önceki bir olayın Psyche'yi tamamen umutsuz bir duruma getirdiği anlamına gelir. In despair ortaya çıkan duygusal durumu anlatır. Buradaki left, edilgen be left + durum kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır. Psyche'nin kendi isteğiyle uzaklaştığını söylemez. Bu kalıp, bir şey olduktan sonra devam eden duruma odaklanır; be left confused ve be left alone ifadelerinde de aynı yapı vardır.
Alıştırma
"Mina was left in despair after the final attempt failed" ne demektir?
- Mina umutsuz duygularını geride bırakıp yeniden umutlandı.
- Mina umutsuz hissederken kendi isteğiyle ayrıldı.
- Başarısız girişim Mina'nın derin bir umutsuzluk içinde kalmasına yol açtı.
Cevabı göster
Başarısız girişim Mina'nın derin bir umutsuzluk içinde kalmasına yol açtı.
and told her that it was indeed possible Dilbilgisi
2:45ona bunun gerçekten mümkün olduğunu söyleyene dek;
for her and Cupid to love each other as equals.
2:47onun ve Cupid'in birbirlerini eşit olarak sevebilmesinin.
It was possible for ... to ...: biçimsel özne it
it was indeed possible for her and Cupid to love ifadesindeki it, belirli bir şeyi göstermez. Biçimsel bir öznedir; mümkün olarak değerlendirilen asıl durum for her and Cupid to love each other as equals bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp It + be + adjective + for + person + to + base verb şeklindedir. Uzun fikrin cümlenin ilerleyen kısmına yerleştirilmesini sağlar. Indeed vurgu ekler ve konuşanın bunun gerçekten mümkün olduğunu doğruladığını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi kalıbın gerektirdiği iki dil bilgisel sözcükle tamamlayın: It is important ____ every player ____ follow the rules.
Cevabı göster
for · to
Set out to find: belirli bir amaç için harekete geçmek
Set out to find him, onu bulma hedefiyle bir yolculuğa ya da kararlı bir çabaya başladığı anlamına gelir. Set out, bir şeyi dışarı koyma şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamı değil, amaçlı bir hareketin başlangıcını belirtir. Yapı set out to + fiilin yalın hâli şeklindedir: set out to find, set out to prove, set out to build. Set aynı zamanda geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla she set out zaten geçmiş zamandadır.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘amaçlı bir çabaya başladı’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The young scientist ____ test her idea.
Cevabı göster
set out to
intercepted Psyche: birini yolda bilerek durdurmak
Bu cümlede intercepted Psyche, Venüs'ün bir yere gitmekte olan Psyche'yi bilerek durdurduğu anlamına gelir. Yalnızca onunla karşılaşmayı değil, devam edememesi için yolunu kesmeyi anlatır. Intercept, bir kişi ya da nesne hedefine doğru ilerlerken yakalanıp durdurulduğunda kullanılır. Sözcük çoğu zaman ilerlemeyi engellemek veya sonraki eylemi önlemek gibi belirli bir amaç ima eder.
Alıştırma
Bu cümlede intercepted ne anlama gelir? A guard intercepted Leo before he entered the restricted room.
- Görevli Leo ile tesadüfen karşılaştı ve onu engellemedi.
- Görevli Leo'yu uzaktan izledi.
- Görevli, Leo'yu yolda bilerek durdurdu.
Cevabı göster
Görevli, Leo'yu yolda bilerek durdurdu.
if she completed a series of impossible tasks. Kalıp ifadeler
3:00imkansız görünen bir dizi görevi tamamlarsa evlenebileceğini söyledi.
could only wed if she completed: gerekli bir koşulu ifade etmek
Bu cümlede could only wed if she completed ..., evliliğin mümkün veya izin verilen bir şey olması için onun görevleri tamamlamasının gerekli olduğu anlamına gelir. Görevleri tamamlamazsa o ve Cupid evlenemezdi. can/could only + eylem + if + koşul yapısı, if ile başlayan bölümü gerekli koşul olarak sunar. Bu koşulun yerine getirilmesi, eylemin kesinlikle gerçekleşeceğini tek başına garanti etmez.
Alıştırma
Gerekli koşul yapısını eksik iki sözcükle tamamlayın: You can ____ enter the lab ____ a teacher is with you.
Cevabı göster
only · if
İlişkili bir grup için a series of + çoğul isim
a series of impossible tasks ifadesinde a series of, birbiriyle ilişkili birkaç görevi tek bir sıra veya grup olarak gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp a series of + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; a series of questions buna bir örnektir. Series sözcüğü s ile bitse de a series yapısında tekildir. of sonrasındaki isim, diziyi oluşturan ayrı ögeleri belirttiği için çoğuldur.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki ‘birbiriyle ilişkili bir grup’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum planned ____ workshops on local history.
Cevabı göster
a series of
messy pile of seeds in a single night. Kalıp ifadeler
3:08tohum yığınını tek bir gecede ayırması söylendi.
in a single night: single «yalnızca bir» demektir
In a single night, «yalnızca bir gecelik süre içinde» anlamına gelir. Burada single, «bir tane ve daha fazlası değil» demektir; «bekâr» anlamında değildir. Bu ifade sıkı bir zaman sınırını vurgular: görevin tamamı o gece bitmeden önce tamamlanmalıydı. in a single + zaman dilimi kalıbı, bir şeyin şaşırtıcı derecede hızlı tamamlandığını vurgulayabilir.
Alıştırma
“They finished the mural in a single afternoon” cümlesinde single neyi vurgular?
- İş yalnızca bir öğleden sonra içinde tamamlandı.
- Öğleden sonra kendini yalnız hissetti.
- İş öğleden sonraları düzenli olarak yapılıyordu.
Cevabı göster
İş yalnızca bir öğleden sonra içinde tamamlandı.
Just as she was abandoning hope: kritik bir anı belirtmek
Burada Just as, ‘tam … olduğu sırada’ anlamına gelir; ‘tıpkı … gibi’ anlamında değildir. Yan cümle, ardından gelen olay için bir zaman çerçevesi oluşturur. Umudun yitirilmesini bir sonraki olayın hemen önüne koyarak bir dönüm noktası yaratır: yardım en çok gerektiği anda gelir. Başka anlatılarda da Just as + yan cümle, ani ya da tam zamanında gerçekleşen bir olayı başlatabilir.
Alıştırma
“Just as Elena was giving up, the rescue boat appeared” cümlesinde Just as ne işe yarar?
- Elena’nın neden vazgeçtiğini açıklar.
- Kurtarma botunun Elena tam vazgeçerken göründüğünü belirtir.
- Kurtarma botunun Elena’nın vazgeçtiği biçimde göründüğünü söyler.
Cevabı göster
Kurtarma botunun Elena tam vazgeçerken göründüğünü belirtir.
an ant colony took pity on her and helped with the work. Deyimler
3:14bir karınca kolonisi ona acıdı ve bu işe yardım etti.
took pity on her: yardıma dönüşebilen acıma duygusu
Take pity on someone, zor durumda olan birine acımak ya da onun için üzüntü duymak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede took geçmiş zamanı, on her ise bu duygunun yöneldiği kişiyi gösterir. Devamındaki 'and helped with the work' bölümü, bu duygunun bir eyleme dönüştüğünü gösterir. İfade çoğu zaman acıma duygusunun iyilik yapmaya yönelttiğini düşündürür, ancak her zaman yardım edileceği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi take pity on ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: Seeing the exhausted hiker, the driver ____ her and offered a ride.
Cevabı göster
took pity on
Successfully passing the first trial: hikâyenin aşamalarını -ing öbeğiyle bağlamak
Successfully passing the first trial, cümlenin başında yer alan -ing'li bir ortaç öbeğidir. Psyche'nin ilk sınavı başarıyla tamamlamasını arka plan bilgisi olarak verir; passing, ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ana cümle daha sonra Psyche next had to... ile başlar. Burada passing tamamlanmış bir başarıyı anlattığı için öbek yaklaşık olarak “başarıyla geçtikten sonra” anlamına gelir. Bu yapı, anlatıcının bir aşamayı kısaca özetleyip hikâyeyi hızla sonraki aşamaya taşımasını sağlar.
Alıştırma
“Successfully passing the first trial, Psyche next had to bring Venus the fleece of the golden sheep,” tam cümlesinde başlangıç öbeği ne yapar?
- İlk sınavın Psyche'yi başarıyla geçtiğini söyler.
- Psyche'nin tamamladığı ilk sınavı sonraki görevin arka planı olarak sunar.
- Cümledeki tek ana cümle görevini görür.
- Psyche'nin ilk sınavı tamamlamadığını söyler.
Cevabı göster
Psyche'nin tamamladığı ilk sınavı sonraki görevin arka planı olarak sunar.
Psyche next had to bring Venus the fleece of the golden sheep, Dilbilgisi
3:22Psyche'nin daha sonra Venüs'e altın koyunların postunu getirmesi gerekiyordu.
bring Venus the fleece: bring + alıcı + nesne
bring Venus the fleece, bring + alıcı + nesne kalıbını izler. Venus bir şeyi alan kişidir; the fleece ise getirilen şeydir. Bu çift nesneli yapıda iki nesne de bir edata ihtiyaç duymaz. bring, give ve send gibi aktarım fiillerinde bu sıra, alıcıyı nesneden önce getirir. Aynı ilişki bring the fleece to Venus şeklinde de ifade edilebilir.
Alıştırma
Çift nesneli kalıbı ve Venus ile the fleece sözcüklerini kullanın: Psyche had to bring ____.
Cevabı göster
Venus the fleece
who had a reputation for disemboweling stray adventurers, Kalıp ifadeler
3:26Bu koyunlar, yolunu kaybeden maceracıların deşilmeleriyle ünlüydü,
had a reputation for disemboweling: have a reputation for + -ing biçimi
Had a reputation for disemboweling, bu davranışın koyunlarla zaten yaygın biçimde ilişkilendirildiğini anlatır. Cümledeki ün açıkça olumsuzdur ve koyunların tehlikeli görünmesini sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have a reputation for + isim veya -ing biçimidir. for bir edat olduğu için burada yalın fiil disembowel değil, disemboweling kullanılır. Geçmiş zaman biçimi had, bu ünü hikâyenin geçmişine yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi have a reputation for kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This clinic ____ treating injured birds with care.
Cevabı göster
has a reputation for
But a river god showed her how to collect the fleece Dilbilgisi
3:30Ancak bir nehir tanrısı ona postu nasıl toplayacağını gösterdi;
showed her how to collect: show someone how to + fiil
Showed her how to collect, nehir tanrısının yöntemi ona öğrettiğini veya gösterdiğini anlatır. Her, yönlendirmeyi alan kişidir; how to collect ise yöntemi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı show + someone + how to + fiilin yalın hâlidir. How to collect, cümlenin içine yerleşmiş bir soru sözcüğü ve mastar yapısıdır; doğrudan soru değildir. Bu nedenle düz cümle sırasını korur ve do yardımcı fiiline ya da soru işaretine ihtiyaç duymaz.
Alıştırma
Cümleyi me kullanarak show + someone + how to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The librarian ____ search the catalog.
Cevabı göster
showed me how to
had snagged on briars: dikenli çalılara takılmıştı
Burada had snagged on briars, bir şeyin dikenli çalılara takılıp kalmış olduğunu anlatır. Bağlamda koyunlar çalılara sürtünerek geçer ve bir miktar yün oraya takılır; böylece daha sonra toplanabilir. Snagged, kazara takılmayı anlatır; bir şeyi bilerek yakalamak ya da elde etmek anlamına gelmez. Had snagged past perfect yapısındadır: yünün takılması, onun yünü toplayıp görevi tamamlamasından önce gerçekleşmiştir.
Alıştırma
Derste öğrendiğiniz, bir şeye takılmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: My sleeve ____ a nail as I walked past.
Cevabı göster
snagged on
to the underworld: ölüler diyarına
Bu mitte the underworld, yaşayanların dünyasından ayrı olan ölüler diyarıdır. Psyche bu doğaüstü yere hâlâ hayattayken girmek zorundadır; bu da yolculuğu olağanüstü derecede tehlikeli kılar.
Alıştırma
Bu mitte the underworld ne anlama geliyor?
- suç örgütü
- metro sistemi
- sıradan bir bodrum
- ölüler diyarı
Cevabı göster
ölüler diyarı
Proserpina, queen of the dead: mitolojik rolünün açıklanması
Queen of the dead, Proserpina adından sonra gelen ve onun rolünü açıklayan bir isim öbeğidir. Burada the dead, ölü insanları bir grup olarak ifade eder. Bu nedenle ifade, onun ölmüş bir kraliçe olduğunu değil, ölüleri yöneten kraliçe olduğunu anlatır. Proserpina, Yunan mitolojisindeki Persephone'nin Roma mitolojisindeki karşılığı ve yeraltı dünyasının kraliçesidir. Bu arka plan, yeraltı dünyasındaki bu görev sırasında neden ona başvurulduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede queen of the dead, Proserpina hakkında ne anlatıyor?
- Ölmüş bir insan kraliçedir.
- Ölüler için bir kutu taşımaktadır.
- Ölüleri yöneten mitolojik bir kraliçedir.
- Venus'ün başka bir adıdır.
Cevabı göster
Ölüleri yöneten mitolojik bir kraliçedir.
put a drop of her beauty: güzelliği bir madde gibi anlatmak
A drop of her beauty ifadesinde soyut bir isim olan beauty, miktarı ölçülebilen bir sıvı veya büyülü madde gibi ele alınır. A drop çok küçük bir miktar anlamına gelir; gerçekten düşen bir damlayı anlatmaz. Put fiili ve kutu da bu imgeyi sürdürür: görünmez bir nitelik ayrılabilen, saklanabilen ve taşınabilen bir şeye dönüşür. Bu, isteğe canlı ve mitolojik bir etki kazandırır.
Alıştırma
A drop of her beauty burada nasıl bir etki yaratıyor?
- Güzellik adlı bir sıvının kutudan damladığını söyler.
- Güzelliği bir kutuya konabilecek maddeden küçük bir miktar olarak sunar.
- Proserpina'nın tüm güzelliğini kaybettiği anlamına gelir.
- Drop sözcüğünü yalnızca düşmek anlamındaki fiil olarak kullanır.
Cevabı göster
Güzelliği bir kutuya konabilecek maddeden küçük bir miktar olarak sunar.
Anlatı işareti olarak Once again
Once again, aynı türden bir şey daha önce olduktan sonra onun bir kez daha gerçekleştiğini anlatır. Cümlenin başında, Psyche'nin yardım almasının yinelenen bir düzenin parçası olduğunu okura gösterir. Ayrıca önceki yardımlara işaret ederek hikâyeyi düzenler. Yazarlar bir olayın veya düzenin geri döndüğünü belirtmek için Once again ifadesini kullanır.
Alıştırma
Bu cümlede Once again okura ne anlatıyor?
- Ses ilk kez yardım ediyor.
- Olay yalnızca bir kez oldu.
- Ses bundan sonra bir daha asla yardım etmeyecek.
- Benzer bir olay daha önce oldu ve şimdi bir kez daha oluyor.
Cevabı göster
Benzer bir olay daha önce oldu ve şimdi bir kez daha oluyor.
came to Psyche's aid: come to someone's aid kalıbı
Come to someone's aid, desteğe ihtiyacı olan birine yardım etmek için gitmek veya ulaşmak anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. came to Psyche's aid ifadesinde came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir; Psyche's yardımı alan kişiyi gösterir ve aid bir isimdir. Bu ifade çoğunlukla küçük bir iyilik yapmaktan ziyade, bir sorun veya tehlike olduğunda yardımın gelmesini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi come to someone's aid ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When our boat began to leak, a nearby fisherman ____.
Cevabı göster
came to our aid
Cerberus: yeraltı dünyasının girişini koruyan köpek
Cerberus, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının girişini koruyan köpektir ve genellikle üç başlı olarak tasvir edilir. the guard dog to the underworld sözleri Cerberus'un kim olduğunu açıklar; bu nedenle burada bu ad sıradan bir evcil hayvanı anlatmaz. Arpa çörekleri, yolcunun geçebilmesi için bu bekçiyi sakinleştirmek veya dikkatini dağıtmak amacıyla kullanılır.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm Cerberus hakkında ne söylüyor?
- Yeraltı dünyasının girişini koruyan mitolojik köpektir.
- Evde bekleyen sıradan bir evcil hayvandır.
- Yolcuları nehrin karşısına taşıyan kayıkçıdır.
Cevabı göster
Yeraltı dünyasının girişini koruyan mitolojik köpektir.
kayıkçı Charon'a ödeme yapmak için madeni paralar
Charon, Yunan mitolojisinde ölülerin ruhlarını Styx Nehri'nin karşısına taşıyan kayıkçıdır. coins to pay the boatman Charon sözleri, yolcunun neden madeni paralara ihtiyacı olduğunu açıklar: bunlar nehir geçişinin ücretidir. Burada boatman, sıradan ve modern bir ulaşım işini değil, Charon'un yeraltı dünyasındaki özel görevini belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede madeni paraların görevi nedir?
- Charon'dan bir tekne satın almak için kullanılır.
- Cerberus'un yemesi için verilen bir hediyedir.
- Nehirden geçmek için Charon'a ödenen ücrettir.
Cevabı göster
Nehirden geçmek için Charon'a ödenen ücrettir.
to ferry her across the River Styx: onu Styx Nehri’nin karşısına tekneyle geçirmek
Bu cümlede ferry, “tekneyle taşımak” anlamında kullanılan bir fiildir. ferry someone across a body of water kalıbı, bir kişiyi tekneyle bir su kütlesinin bir tarafından diğer tarafına götürmek anlamına gelir. River Styx, yaşayanların dünyasıyla yeraltı dünyasını ayıran mitolojik nehirdir. Burada nehri geçmek, ölüler diyarına girmek veya oradan geçmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi ferry, we zamirinin nesne biçimi ve doğru edatla tamamlayın: We paid the boatman to ____ the river.
Cevabı göster
ferry us across
With her third and final task complete: with + isim öbeği + sıfat yapısı
With her third and final task complete, with + isim öbeği + sıfat kalıbını izler. Her third and final task isim öbeğidir; complete ise görevin bitmiş durumunu anlatan bir sıfattır. Burada complete ana fiil değildir. Ana cümleden önce kullanılan bu with öbeği, sonraki olay için bir arka plan koşulu oluşturur. Burada “görevi tamamlanınca” şeklinde anlaşılabilir; ardından ana cümle onun sonra ne yaptığını söyler.
Alıştırma
with + isim + sıfat kalıbını complete sıfatıyla tamamlayın: With the project ____, we sent it to the teacher.
Cevabı göster
complete
the land of the living: yaşayanların dünyası
Bu cümlede the land of the living, yaşayan insanların bulunduğu dünyayı anlatır ve yeraltı dünyasının ya da ölüler diyarının karşıtıdır. Burada land belirli bir ülke değil, bir diyar veya dünya anlamındadır. Bu kalıp ifade Psyche'nin dönüşüne efsanevi bir hava katar ve onun ölüler dünyasından geri geldiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki kalıp ifadeyle tamamlayın: After leaving the underworld, the traveler returned to ____.
Cevabı göster
the land of the living
hoping to keep some for herself: amacı gösteren bir -ing öbeği
Ana fiil opened sözcüğüdür. Virgülden sonra gelen hoping to keep some for herself, onun amacını ekleyen bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir: İçindekilerin bir kısmını kendine ayırmayı umduğu için kutuyu açtı. Hoping sözcüğünün örtük öznesi she'dir ve ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Some, daha önce geçen Proserpina's beauty ifadesine gönderme yapar; for herself ise kendi yararı için saklamak anlamındadır.
Alıştırma
'She opened the box, hoping to keep some for herself,' cümlesinde -ing öbeğinin temel görevi nedir?
- Kutunun kazara açıldığını gösterir.
- Kutuya ikinci bir ad verir.
- Kutuyu açma amacını açıklar.
- Kutuyu başka birinin açtığını belirtir.
Cevabı göster
Kutuyu açma amacını açıklar.
filled with sleep, not beauty: A, not B kalıbı
A, not B kalıbı önce gerçek içeriği, yani sleep sözcüğünü verir; ardından beklenen içeriği, yani beauty sözcüğünü reddeder. Dinleyicinin veya okuyucunun beklentisini düzeltir ve hikâyede bir ters köşe yaratır. Burada sleep, bir kutuyu doldurabilen bir madde gibi ele alınır. Bu mitolojik bağlamda sıradan uyuma eylemini değil, insanı uyutan bir gücü ifade eder.
Alıştırma
filled with sleep, not beauty okuyucuya ne anlatır?
- Kutu güzeldi ama boştu.
- Kutu rahatça uyumak için yapılmıştı.
- Kutu, beklenen güzellik yerine uyku içeriyordu.
- Kutu hem uyku hem de güzellik içeriyordu.
Cevabı göster
Kutu, beklenen güzellik yerine uyku içeriyordu.
recovered from his wounds: recover from kalıbı
Recover from ifadesinin ardından bir hastalık, yaralanma, şok veya aksilik geldiğinde, sonrasında daha sağlıklı ya da normal bir duruma dönmek anlamına gelir. Burada recovered from his wounds, yaralarının yeniden harekete geçebilecek kadar iyileştiğini anlatır. From edatı, geride bırakılan zararlı durumu veya olayı belirtir.
Alıştırma
Yaralanma sonrasındaki iyileşmeyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: After two months of rest, the runner recovered ____ her ankle injury.
Cevabı göster
from
Her fearlessness in the face of the unknown Deyimler
4:40Onun bilinmezlik karşısındaki korkusuzluğu,
in the face of the unknown: bilinmeyen karşısında
In the face of, zor bir durumla ya da tehditle “karşı karşıya kalındığında” anlamına gelir. Buradaki face mecazidir: durum, kişinin karşılayıp başa çıkması gereken bir şey olarak düşünülür; gerçek bir yüz anlamına gelmez. Burada the unknown, henüz kesinleşmemiş gerçeği ve ileride karşılaşılabilecek tehlikeleri anlatır. İfade, belirsizliğe rağmen onun cesurca tepki vermesine odaklanır. Aynı yapı tehlike, baskı veya eleştiri karşısındaki tepkileri de anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede in the face of bir güçlüğe verilen tepkiyi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?
- Maya remained kind in the face of cruel criticism.
- Maya put the lamp in the face of the sofa.
- Maya parked her bike in the face of the library.
Cevabı göster
Maya remained kind in the face of cruel criticism.
proved that she was more than his equal. Deyimler
4:43onun kendine eşitten de öte olduğunu kanıtlamıştı.
more than his equal: ona denk olmanın da ötesinde
Equal burada isimdir ve yetenek, cesaret, konum ya da başka bir ilgili özellik bakımından birine denk olan kişiyi anlatır. Bu nedenle his equal, “ona denk bir kişi” demektir; his ise karşılaştırmada ölçü alınan kişiyi gösterir. More than his equal değerlendirmeyi güçlendirir: O yalnızca onun seviyesine ulaşmamış, ona tamamen denk olmuş ve hatta onu aşmış olabilir. Bu cümlede ifade, sayısal bir karşılaştırma değil, güçlü bir övgüdür.
Alıştırma
Örnekteki more than his equal ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?
- Ona denkti ve hatta onu aşmış olabilir.
- Ona herkesten daha yakın duruyordu.
- Onunkilere eşit daha fazla şeye sahipti.
Cevabı göster
Ona denkti ve hatta onu aşmış olabilir.
ambrosia, tanrıların nektarı
Yunan-Roma mitolojisinde ambrosia, tanrıların tükettiği ve tanrılarla ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içecektir. Burada modern sofralardaki sıradan bir yemek değildir. Virgüller arasındaki the nectar of the gods, ambrosia sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden açıklayan eş görevli bir ifadedir. Bu mitolojik anlam, ambrosianın Psyche’ye verilmesinin onu neden ölümsüz kılabildiğini de açıklar.
Alıştırma
Bu mitte ambrosia neyi ifade ediyor?
- Tanrıların buluştuğu bir yeri.
- Tanrılar ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içeceği.
- Psyche’ye sunulan sıradan bir meyve tatlısını.
Cevabı göster
Tanrılar ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içeceği.
making her immortal: sonucu bildiren -ing ifadesi
making her immortal, tüm ana cümlenin sonucunu veren bir -ing ortaç ifadesidir: Cupid Psyche’ye ambrosia verdi ve bu, Psyche’nin ölümsüz olmasını sağladı. Burada making ikinci bir ana fiil değildir. Kalıp, ana cümle + virgül + sonucu bildiren -ing ifadesidir. İfadenin içindeki make + nesne + sıfat, nesneyi o duruma getirmek anlamına gelir: make + her + immortal.
Alıştırma
Sonuç ifadesini tamamlamak için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The lamp lit the hallway, ____ it safer.
Cevabı göster
making
bore their daughter: bear fiilinin doğumla ilgili anlamı
Bu cümlede bore, bear fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “dünyaya getirdi” anlamına gelir. Nesne olan their daughter, doğum anlamını gösterir: Psyche çocuğu dünyaya getirdi. Bear fiilinin “dayanmak” dâhil başka anlamları da vardır. Doğru anlamı çevredeki sözcüklerden seçmek gerekir. Bear veya bore doğrudan child, baby, son ya da daughter sözcüğünü nesne olarak aldığında doğum yapmayı anlatabilir.
Alıştırma
“Psyche bore their daughter” cümlesindeki bore ne anlama gelir?
- dünyaya getirdi
- birini sıktı
- dayanamadı
Cevabı göster
dünyaya getirdi
named her Pleasure: simgesel anlam taşıyan bir özel ad
Yapı name + kişi + ad biçimindedir: kıza Pleasure adını verdiler. Named sözcüğünden sonra as gerekmez. Pleasure burada özel ad olduğu için büyük harfle başlar, ancak “sevinç” veya “haz” şeklindeki yaygın anlamını da taşır. Cupid aşkla, Psyche ise ruhla ilişkilendirildiği için kızlarının adı, birlikteliklerini hazla simgesel olarak bağlar.
Alıştırma
Bu mitte “They named her Pleasure” ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?
- Pleasure kızlarının adıdır ve aynı zamanda anne babasının birlikteliğiyle bağlantılı sevinci simgeler.
- Kızlarından eğlenceli bir etkinlik seçmesini istediler.
- Kızlarının o anda memnun olduğunu söylediler.
Cevabı göster
Pleasure kızlarının adıdır ve aynı zamanda anne babasının birlikteliğiyle bağlantılı sevinci simgeler.
whose name means soul: Psyche'nin simgesel adı
Whose name means soul, Psyche hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Burada whose, Psyche ile name arasında iyelik bağı kurar; anlamı “Psyche'nin adı”dır. Psyche'nin birine Soul adını verdiği anlamına gelmez. Psyche adı, ruh veya tinle ilişkili Yunanca bir sözcükten gelir. Bu anlam karaktere simgesel bir değer katar; böylece hikâye, aşk ve ruh hakkında bir hikâye olarak da anlaşılabilir.
Alıştırma
whose name means soul cümleye hangi bilgiyi ekliyor?
- Soul'un Psyche ile yolculuk eden ayrı bir kişi olduğunu söyler.
- Psyche'nin başka bir karaktere Soul adını verdiğini söyler.
- Psyche'nin adının “ruh” anlamına geldiğini söyler ve simgesel rolünü ima eder.
Cevabı göster
Psyche'nin adının “ruh” anlamına geldiğini söyler ve simgesel rolünü ima eder.
have been complicating people's love lives ever since. Dilbilgisi
5:06o zamandan beri insanların aşk hayatlarını karmaşıklaştırmaya devam ediyor.
have been complicating ... ever since: geçmişten bugüne devam eden süreç
Have been complicating, şimdiki tamamlanmış zamanın sürekli biçimidir: have been + fiil-ing. Karmaşıklaştırma eylemini geçmişte başlayan, sürekli veya tekrarlı biçimde devam eden ve şu anda da önem taşıyan bir süreç olarak sunar. Ever since, “geçmişteki o noktadan şimdiye kadar” anlamına gelir. Zaman yapısı ile bu zaman ifadesi birlikte, eski hikâyeyi insanların aşk hayatı üzerindeki devam eden bir etkiye bağlar.
Alıştırma
Bir sorunun güncellemeden sonra başladığını ve bugüne kadar sürdüğünü en açık biçimde hangi cümle gösterir?
- The new settings confused users before the update.
- The new settings have been confusing users ever since the update.
- The new settings will confuse users after the next update.
Cevabı göster
The new settings have been confusing users ever since the update.