Cupid ve Psyche'nin miti - Brendan Pelsue: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
649 kelime 160 kel/dk

Video özeti: Mit, güzelliği yüzünden yalnız kalan Psyche’nin Cupid’le gizli evliliğini, Venus’ün verdiği zorlu görevleri ve ölümsüzlüğe kavuşmasını anlatır; hikâye kızları Pleasure’ın doğumuyla sona erer. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "Beauty is a curse," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Kısa bir paradoksun, güzelliğin iyi talih getireceği beklentisini tersine çevirerek hikâyeyi nasıl açtığını ve hayranlık ile acı arasındaki temel gerilimi daha ilk anda nasıl kurduğunu anlayabilirsiniz. 2. set out to find — Phrasal verb’ler: Bu ifadeyi bir arayışın, yolculuğun veya zorlu girişimin amaçlı biçimde başladığını belirtmek için tanıyıp kullanabilirsiniz; özellikle anlatının düşünme ya da cesaret bulma aşamasından kararlı eyleme geçişini gösterebilirsiniz. 3. have been complicating people's love lives ever since. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Present perfect continuous yapısını ever since ile kullanarak geçmişteki mitolojik bir olayı bugün de sürdüğü düşünülen bir etkiye bağlayabilir, geleneksel bir öyküyü esprili ve çağdaş bir sonuca ulaştırabilirsiniz.

Bu derste

"Beauty is a curse," Anlatım akışı

0:06

"Güzellik bir lanettir,"

Anlatım akışı

Beauty is a curse: paradoksal bir hikâye açılışı

Güzellik genellikle bir avantaj olarak görülür; curse ise acıya yol açan bir şeydir. Bu iki fikir kısa ve kesin bir yargıda birleştirilince bir paradoks oluşur: burada güzellik, mutlaka büyülü bir lanet değil, sorun getiren bir yüktür. Bir açılış cümlesi olarak, hikâye açıklamasını yapmadan önce ana fikri ortaya koyar. İyi bir şeyin nasıl zararlı hâle gelebileceğini düşündürür ve sonrasında olacaklar için gerilim yaratır.

Alıştırma

Bir açılış olarak "Beauty is a curse" ifadesinin temel etkisi nedir?

  1. Güzelliği, acıya yol açabilecek görünürde bir avantaj olarak sunar.
  2. Güzelliğin yalnızca fayda getirebileceğini söyler.
  3. Birinin ona büyülü bir lanet yaptığını doğrular.
Cevabı göster

Güzelliği, acıya yol açabilecek görünürde bir avantaj olarak sunar.

Psyche thought as she looked over the cliff's edge where she'd been abandoned by her father. Dilbilgisi

0:08

diye düşündü Psyche, babası tarafından terk edildiği uçurumun kenarından aşağı bakarken.

Dilbilgisi

where she'd been abandoned by: yer ve daha önceki edilgen eylem

where bir ilgi cümleciği başlatır ve cliff's edge ifadesini terk edilme olayının gerçekleştiği yer olarak tanımlar. Önceden belirtilen bir yere gönderme yapar; soru sormaz. she'd been abandoned, she had been abandoned anlamına gelir. had been + geçmiş zaman ortacı, past perfect edilgen yapıyı oluşturur: Psyche eylemden etkilenen kişidir, by her father eylemi yapan kişiyi belirtir ve terk edilme olayı geçmişteki thought ve looked eylemlerinden önce gerçekleşmiştir.

Alıştırma

Hangi cümle, ziyaretinden önce büyükanne ve büyükbabasının onu o evde büyüttüğü anlamına gelir?

  1. She visited the house where her grandparents had been raised.
  2. She visited the house where she'd been raised by her grandparents.
  3. She visited the house where she'd raised her grandparents.
Cevabı göster

She visited the house where she'd been raised by her grandparents.

She'd been born with a physical perfection

0:14

Fiziksel bir kusursuzlukla doğmuştu ve

so complete that she was worshipped as a new incarnation of Venus, Notlar

0:17

bu kusursuzluk o kadar tamdı ki, ona Venüs'ün yeni bir bedeni olarak tapılıyordu,

Dilbilgisi

so complete that she was worshipped: derece ve sonuç

so + sıfat + that yan cümlesi kalıbı, yüksek bir dereceyi bunun sonucuna bağlar. Burada so complete, onun fiziksel kusursuzluğunun derecesini; that she was worshipped ise bunun sonucunu anlatır. Bu kalıpta so, o derece anlamına gelir; bu yüzden anlamına gelmez. Sonuç cümlesi gerçek bir sonucu veya abartılı bir etkiyi anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi derece-sonuç kalıbıyla tamamlayın: The backpack was ____ heavy ____ Maya could not lift it.

Cevabı göster

so · that

the goddess of love.

0:22

yani aşk tanrıçasının.

Kültür

Venus, the goddess of love: mitolojik gönderme ve açıklayıcı ad öbeği

Burada Venus, gezegeni değil, aşk ve güzellikle ilişkilendirilen Roma tanrıçasını anlatır. the goddess of love sözleri, cümleyi anlamak için gereken mitolojik kimliği verir. Virgülden sonraki isim öbeği açıklayıcı bir ad öbeğidir: Venus adını başka sözlerle yeniden belirtir ve onun kim olduğunu açıklar. Yazarlar kısa bir kimlik veya açıklama eklemek için ad + açıklayıcı ad öbeği yapısını kullanır.

Alıştırma

Cümlede the goddess of love ne işe yarar?

  1. Venus'ün nereye yolculuk ettiğini söyler.
  2. Venus'ün söz edilen mitolojik kişi olduğunu belirtir.
  3. İnsanların Venus'e nasıl taptığını anlatır.
Cevabı göster

Venus'ün söz edilen mitolojik kişi olduğunu belirtir.

But real life human lovers were too intimidated even to approach her. Dilbilgisi

0:24

Fakat gerçek hayattaki insan âşıklar, ona yaklaşmaya bile cesaret edemeyecek kadar gözleri korkmuştu.

Dilbilgisi

too intimidated even to approach: too ... to yapısı

too + adjective + to + verb yapısı, bir niteliğin derecesinin eylemi engelleyecek kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada too intimidated ... to approach, olası taliplerin kendilerini öylesine tehdit altında ya da baskı altında hissettikleri için ona yaklaşmaya cesaret edemedikleri anlamına gelir. even sonucu güçlendirir: yaklaşmak en küçük ilk adımdı, fakat onu bile yapamadılar. Intimidated, yalnızca shy olmaktan daha güçlüdür; korku ya da baskı kişinin geri durmasına yol açar.

Alıştırma

Korkunun Maya'nın kapıyı çalmasını engellediğini anlatan yapıyla cümleyi tamamlayın: Maya was ____ intimidated even ____ knock on the door.

Cevabı göster

too · to

When her father asked for guidance from the Oracle of Apollo, Kültür

0:30

Babası, Apollo'nun Kâhini'nden yol göstermesini istediğinde,

the god of light, reason, and prophecy,

0:34

-ışığın, aklın ve kehanetin tanrısı-

Kültür

mitolojide Apollon Kâhini

Bu mitolojik bağlamda the Oracle of Apollo, insanların Apollon'un kehanete dayalı yol göstericiliğini aradığı kaynaktır. Oracle, ilahi mesajı, onu ileten kişiyi ya da onunla bağlantılı kutsal yeri ifade edebilir; burada ifade genel olarak Apollon'un kehanet otoritesine işaret eder. Dolayısıyla babası sıradan bir kişisel tavsiye istememektedir. Yanıtı ciddiye alınacak dinî ve kehanetsel bir otoriteye danışmaktadır. Apollon'un ışık, akıl ve kehanet tanrısı olarak tanıtılması da bu yol gösterme görevini açıklar.

Alıştırma

Bu mitolojik cümlede the Oracle of Apollo neyi temsil ediyor?

  1. Gündelik bir tavsiye veren sıradan bir arkadaş
  2. Apollon'un kayıtlarını saklamak için kullanılan modern bir veri tabanı
  3. Apollon'la bağlantılı dinî ve kehanetsel bir rehberlik kaynağı
Cevabı göster

Apollon'la bağlantılı dinî ve kehanetsel bir rehberlik kaynağı

he was told to abandon his daughter on a rocky crag Dilbilgisi

0:36

kızını kayalık bir uçurumda terk etmesi gerektiği söylendi.

Dilbilgisi

was told to abandon: alınan bir yönergeyi aktarmak

Was told to abandon, edilgen be + told + to-infinitive kalıbını kullanır. He, yönergeyi alan kişidir; to abandon ise yerine getirmesi istenen eylemi belirtir. Edilgen yapı, konuşanı adlandırmak yerine yönergeyi alan kişiye ve yönergenin içeriğine odaklanır. Kaynak zaten biliniyorsa söylenmeyebilir; burada önceki bağlam kaynağın Apollon Kehaneti olduğunu gösterir.

Alıştırma

be told to ifadesinin doğru biçimiyle cümleyi tamamlayın: The visitors ____ leave their bags at the desk.

Cevabı göster

were told to

where she would marry a cruel and savage,

0:40

Orada, zalim ve vahşi,

serpent-like, winged evil. Kelime

0:43

yılan benzeri, kanatlı bir şeytanla evlenecekti.

Kelime

serpent-like, winged evil: isim olarak kullanılan evil

Serpent-like yılana benzeyen, winged ise kanatları olan anlamına gelir. Bu sıfatlar cruel ve savage ile birlikte ana sözcük olan evil çevresinde korkutucu bir betimleme oluşturur. Burada evil, kötü bir varlık veya şey anlamına gelen sayılabilir bir isimdir; arkasından başka bir isim bekleyen sıfat değildir. İsmin bu şekilde kişileştirilerek kullanılması kehanete edebî ve mitolojik bir ton verir.

Alıştırma

Cümlede serpent-like, winged evil içindeki evil hangi dil bilgisi görevindedir?

  1. Bir şeyin nasıl kanatlı olduğunu anlatan zarf
  2. Arkasından gelen bir ismi niteleyen sıfat
  3. Kötü bir varlık veya şey anlamına gelen isim
Cevabı göster

Kötü bir varlık veya şey anlamına gelen isim

Alone on the crag, Psyche felt Zephyr Kültür

0:47

Uçurumda tek başına olan Psyche, Zephyr'i hissetti,

the west wind,

0:50

yani batı rüzgârını,

Kültür

Zephyr the west wind: kişileştirilmiş bir doğa gücünü tanımlama

Klasik mitolojide Zephyr, batı rüzgârının adı ve kişileştirilmiş hâlidir. the west wind sözleri, bu mitolojik adı bilmeyen okurlara Zephyr'in kim olduğunu açıklar; rüzgârın batıya doğru estiği anlamına gelmez. Rüzgâr kişileştirildiği için bir karakter gibi hareket edebilir. Böylece Zephyr'in sonraki eylemleri, batı rüzgârının kendi eylemleri olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bu cümlede Zephyr'den sonra gelen the west wind ne işe yarar?

  1. Zephyr'in kişileştirilmiş batı rüzgârı olduğunu belirtir.
  2. Rüzgârın batıya doğru hareket ettiğini söyler.
  3. Psyche'nin durduğu kayalık yerin adını verir.
Cevabı göster

Zephyr'in kişileştirilmiş batı rüzgârı olduğunu belirtir.

gently lifting her into the air. Kalıp ifadeler

0:51

onu nazikçe havaya kaldırırken.

Kalıp ifadeler

gently lifting her into the air: lift + nesne + sonuç

Lift + nesne + into the air, yukarı doğru gerçekleşen tamamlanmış bir hareketi anlatır: kişi veya nesne daha alçak bir konumdan kaldırılır ve yerden ayrılır. Burada her nesnedir; into the air ise yönü ve sonucu belirtir. Gently, kaldırma hareketinin nazikçe yapıldığını söyler. -ing yapısı felt ile birlikte, Psyche'nin gerçekleşirken hissettiği eylemi sunar: she felt Zephyr gently lifting her.

Alıştırma

Cümleyi lift + nesne + into the air kalıbıyla tamamlayın: A gust lifted the dry leaves ____.

Cevabı göster

into the air

It set her down before a palace. Öbek fiiller

0:54

Rüzgâr onu bir sarayın önüne indirdi.

Öbek fiiller

set her down: birini indirip bir yere bırakmak

Set her down, “onu taşıdıktan veya hareket ettirdikten sonra indirip bir yere bıraktı” demektir. Burada eylemi yapan rüzgârdır; before a palace ise “bir sarayın önüne” anlamına gelir. Bu, ayrılabilen set ... down öbek fiilidir. Nesne bir zamir olduğunda fiil ile parçacığın arasına gelir: set her down veya set it down denir; set down her ya da set down it denmez.

Alıştırma

set ... down yapısını kullanıp zamiri doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: After carrying Maya upstairs, I ____ gently on the bed.

Cevabı göster

set her down

"You are home,"

0:57

"Evindesin,"

she heard an unseen voice say.

0:59

diyen görünmez bir ses duydu.

"Your husband awaits you in the bedroom, Kelime

1:02

"Kocan yatak odasında seni bekliyor,

if you dare to meet him." Ton ve niyet

1:05

eğer onunla yüzleşmeye cesaretin varsa."

Kelime

awaits you: doğrudan nesne alan resmî await

Awaits you, “sizi bekliyor” demektir. Await nesnesini doğrudan alır; bu yüzden yapı await someone veya await something şeklindedir ve for kullanılmaz. Bu cümlede görünmeyen ses, waits for yerine awaits kullanır. Bu seçim mesajın daha resmî, edebî, ciddi ve gizemli duyulmasını sağlar.

Alıştırma

“Sizi bekliyor” anlamını vermek için cümleyi await kullanarak tamamlayın: Your guide ____ in the hotel lobby.

Cevabı göster

awaits you

Ton ve niyet

if you dare to meet him: tarafsız bir koşul değil, meydan okuma

if you dare to meet him ifadesinde if bir koşul bildirir, ancak bu yan cümle aynı zamanda bir meydan okuma görevi görür. Konuşan kişi, onunla buluşmayı korkutucu veya riskli bir şey gibi sunar ve dinleyeni cesaretini kanıtlamaya zorlar. Başka durumlarda da kullanılabilen if you dare (to + fiil) kalıbı yaklaşık olarak “yalnızca yeterince cesursan bunu yap” anlamına gelir. if you want to gibi sıradan bir koşuldan daha güçlü ve daha az tarafsızdır.

Alıştırma

Bu ifadenin doğru olup olmadığına karar verin: “Come in, if you dare” yumuşak ve nazik bir davettir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

She was brave enough, Dilbilgisi

1:08

Yeterince cesurdu,

Psyche told herself.

1:09

dedi Psyche kendi kendine.

Dilbilgisi

brave enough: sıfat + enough ve bağlamdan anlaşılan eylem

Brave enough, sıfat + enough kalıbını izler. Enough sıfattan sonra gelir ve niteliğin bir eylem için gereken düzeye ulaştığını gösterir; brave enough, “gerektiği kadar cesur” demektir. Burada eylem söylenmez, çünkü bağlamdan anlaşılır: onunla buluşacak kadar cesur olduğuna inanır. Eylemin belirtilmesi gerektiğinde brave enough to enter örneğindeki gibi sıfat + enough + to + fiil kalıbını kullanın.

Alıştırma

Sıfat + enough kalıbını tamamlayın: Maya was brave ____ to speak in front of the whole school.

Cevabı göster

enough

The bedroom was so dark that she couldn't see her husband,

1:12

Yatak odası o kadar karanlıktı ki kocasını göremiyordu,

but he didn't feel serpent-like at all. Kalıp ifadeler

1:15

ama hiç de yılan gibi hissettirmiyordu.

Kalıp ifadeler

didn't feel serpent-like at all: güçlü olumsuzluk

didn't feel serpent-like at all ifadesinde didn't ... at all, dokunulduğunda yılan gibi hissettirdiği düşüncesini tamamen reddeder. At all olumsuzluğu güçlendirir: dokunulduğunda zerre kadar bile yılanımsı gelmiyordu. Burada feel, “dokununca ... gelmek” ya da “fiziksel bir izlenim vermek” anlamında kullanılan bir bağ fiilidir ve ardından serpent-like sıfatı gelir. Bu olumsuz yapıda at all, “herhangi bir şekilde” veya “hiçbir ölçüde” anlamı taşır; “hepsi” anlamına gelmez.

Alıştırma

Olumsuz anlamı güçlendiren ifadeyle cümleyi tamamlayın: The costume didn't look frightening ____.

Cevabı göster

at all

His skin was soft,

1:18

Cildi yumuşaktı

and his voice and manner were gentle.

1:20

ve sesiyle tavırları kibardı.

She asked him who he was, Dilbilgisi

1:23

Ona kim olduğunu sordu,

Dilbilgisi

asked him who he was: dolaylı soruda sözcük sırası

Asked him who he was, soruyu doğrudan alıntılamak yerine aktarır. Who he was yan tümcesi, onun hangi bilgiyi sorduğunu belirtir. Dolaylı sorunun içinde düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle doğru sıra who he was şeklindedir. Doğrudan sorulan Who are you? sorusu, geçmişte geçen bir anlatıda She asked him who he was. olarak aktarılabilir.

Alıştırma

Where do you live? doğrudan sorusunu hangi cümle doğru şekilde aktarır?

  1. She asked me where I lived.
  2. She asked me where did I live.
  3. She asked me where was I living.
Cevabı göster

She asked me where I lived.

but he told her this was the one question he could never answer. Anlatım akışı

1:25

ama o, bunun asla cevaplayamayacağı tek soru olduğunu söyledi.

Anlatım akışı

the one question he could never answer: tek istisna

the one question ifadesi bu soruyu diğer bütün olası sorulardan ayırır. Burada one yalnızca sayı bildirmez; the ile birlikte bunun tek istisna olduğunu vurgular, he could never answer ise kesin bir sınır koyar. Question sözcüğünü niteleyen ilgi cümleciğinde nesne görevindeki that sözcüğü düşürülmüştür. Kısıtlama bir isim öbeğinin içine yerleştirildiği için cümle önce bir kural kurar, sonra sonuçlarını düşündürür. Bilginin bu şekilde düzenlenmesi cevapsız soruyu öne çıkarır ve gizli bilginin çevresinde merak yaratır.

Alıştırma

Bu cümlede the one question esas olarak neyi gösteriyor?

  1. Soruyu yalnızca bir kez cevaplamasına izin verilmişti.
  2. Onun asla cevaplamayacağı tek soru olarak özellikle ayrılmıştı.
  3. Bu yalnızca kadının sorduğu ilk soruydu.
Cevabı göster

Onun asla cevaplamayacağı tek soru olarak özellikle ayrılmıştı.

If she loved him, Dilbilgisi

1:29

Eğer onu seviyorsa,

she would not need to know.

1:30

bilmesine gerek yoktu.

Dilbilgisi

If she loved him, she would not need to know: if + geçmiş biçim ... would ile varsayımsal koşul

Cümlede koşul bölümünde if + geçmiş biçim loved, sonuç bölümünde ise would + fiilin yalın biçimi olan would not need kullanılır. Bu, hayal edilen, şüpheli veya gerçeklikten uzak tutulan bir durum için kullanılan yaygın second conditional yapısıdır. Buradaki loved tek başına sevginin geçmişte olduğunu göstermez. Dil bilgisinin ötesinde konuşan kişi kendi yargısını mantıklı bir sonuç gibi sunar: ona göre gerçek sevgi, gizli bilgiyi öğrenme ihtiyacını ortadan kaldırır. Bu nedenle yapı baskı da yaratabilir; çünkü bir davranışı başka birinin duygularını ölçen bir sınava dönüştürür.

Alıştırma

Varsayımsal bir koşul için standart if + geçmiş biçim, would + fiilin yalın biçimi yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. If I knew the answer, I would tell you.
  2. If I knew the answer, I will tell you.
  3. If I would know the answer, I told you.
Cevabı göster

If I knew the answer, I would tell you.

His visits continued night after night. Kalıp ifadeler

1:34

Ziyaretleri gece ardına gece devam etti.

Kalıp ifadeler

night after night: X after X ile zaman tekrarını anlatmak

Night after night, “art arda birçok gece boyunca” demektir. Bu cümlede ziyaretlerin belli bir süre boyunca tekrar tekrar devam ettiğini anlatır; yalnızca iki geceyi ya da basit bir önce-sonra sırasını anlatmaz. Daha genel olarak X after X, çok sayıda tekrarı vurgulamak için aynı tekil ismi yineler. Zaman için day after day, sayılabilen nesneler için box after box gibi ifadeler kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “art arda birçok gece boyunca” anlamındaki yinelenen isim ifadesiyle tamamlayın: The owl returned to the same tree ____.

Cevabı göster

night after night

Before long, Anlatım akışı

1:38

Çok geçmeden,

Psyche was pregnant.

1:39

Psyche hamile kaldı.

Anlatım akışı

Before long: öyküde zamanı ileri taşımak

Before long, “kısa bir süre sonra” ya da “çok geçmeden” anlamına gelen kalıplaşmış bir zaman ifadesidir. Bu cümlenin başında, önceki durumu daha sonraki gelişmeye bağlar ve aradaki zamanı anlatmadan öyküyü ilerletir. Cümlenin başında kullanıldığında ifadeden sonra genellikle virgül gelir. Before long ifadesinin tamamını tek bir zaman belirteci olarak okuyun.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan ifadeyi seçin: We planted the seeds on Monday. ___, small green shoots appeared.

  1. For long
  2. Long before
  3. Before long
Cevabı göster

Before long

She rejoiced,

1:42

Çok sevindi,

but was also conflicted.

1:43

ama aynı zamanda çelişki içindeydi.

How could she raise her baby with a man she'd never seen? Ton ve niyet

1:45

Bebeğini hiç görmediği bir adamla nasıl büyütebilirdi?

Ton ve niyet

Retorik soru olarak How could she ...?

Burada How could she ...? doğrudan bir yöntem istemez. Bu, retorik bir sorudur: O, durumu kabullenmesi zor bulur ve kaygı ile iç çatışma hisseder. Bir öyküde veya konuşmada how ile kurulan bir soru yalnızca talimat istemeyebilir. Bağlam ve ton, soruyu inanamama, kaygı ya da eleştiri ifade etmenin bir yoluna dönüştürebilir.

Alıştırma

Örnekteki How could she ...? yapısının temel işlevi nedir?

  1. Bebek büyütme konusunda adım adım tavsiye istemek
  2. Bebeği nasıl büyüteceğine karar verdiğini duyurmak
  3. Durumun kabullenilmesinin zor olduğunu ifade etmek
Cevabı göster

Durumun kabullenilmesinin zor olduğunu ifade etmek

That night,

1:50

O gece,

Psyche approached her sleeping husband,

1:51

Psyche uyuyan kocasına yaklaştı,

holding an oil lamp. Dilbilgisi

1:53

elinde bir yağ lambası tutarak.

Dilbilgisi

Eş zamanlı eylem bildiren -ing öbeği holding an oil lamp

holding an oil lamp, aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi ekleyen present participle (-ing) öbeğidir. Psyche, kocasına yaklaşırken kandili tutuyordu. Temel çekimli fiil approached sözcüğüdür. Holding ikinci bir bağımsız cümlecik başlatmaz; ek eylemi aynı cümlede kısaltır ve iki eylemi de yapan kişinin Psyche olduğu anlaşılır.

Alıştırma

Aynı anda gerçekleşen bir arka plan eylemi eklemek için cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: Noah crossed the yard, ____ a heavy box.

Cevabı göster

carrying

What she found was the god Cupid, Dilbilgisi

1:56

Karşısında bulduğu şey, aşk tanrısı Cupid'di,

Dilbilgisi

What she found was ...: sonucu açığa çıkaran sözde yarık cümle

What she found, onun bulduğu şey anlamına gelen ve isim gibi kullanılan bir yan cümledir. Bu yan cümlenin tamamı was fiilinin öznesidir; bu nedenle What burada soru başlatmaz. What + yan cümle + be + odak yapısı bir sözde yarık cümledir. Yanıtı the god Cupid bölümüne kadar geciktirerek bu isim öbeğini odağa yerleştirir ve bir açığa çıkarma etkisi yaratır. She found the god Cupid daha tarafsız bir söz dizimine sahiptir.

Alıştırma

Hangi cümle keşfedilen şeyi odağa koymak için bir What yan cümlesi kullanıyor?

  1. The hikers discovered what was behind the waterfall.
  2. What the hikers discovered was a cave behind the waterfall.
  3. What did the hikers discover behind the waterfall?
Cevabı göster

What the hikers discovered was a cave behind the waterfall.

who set gods and humans lusting after each other Dilbilgisi

1:59

tanrıları ve insanları birbirine arzuyla bağlayan,

Dilbilgisi

set gods and humans lusting after each other: ettirgen set + nesne + -ing

Burada set, bir şeyi bir yere koymak anlamında değil, ettirgen anlamda kullanılır. Kalıp set + nesne + -ing şeklindedir: gods and humans nesnedir; lusting ise Cupid’in başlamasına neden olduğu eylemi veya durumu gösterir. Lust after someone, o kişiye karşı güçlü cinsel arzu duymak demektir. Each other ilişkiyi karşılıklı hâle getirir; yani tanrılarla insanların birbirlerini arzulamasına neden olunur.

Alıştırma

Hangi cümle şakanın herkesin gülmeye başlamasına neden olduğunu anlatır?

  1. The joke set everyone laughing.
  2. The joke let everyone laugh.
  3. The joke set everyone to laugh.
Cevabı göster

The joke set everyone laughing.

with the pinpricks of his arrows. Kültür

2:03

oklarının ucuyla.

Kültür

pinpricks of his arrows: Cupid'in oklarının mitolojik gücü

pinpricks of his arrows ifadesindeki pinpricks, ok uçlarının açtığı çok küçük delikleri anlatır. with edatı kullanılan aracı gösterir: Cupid, tanrıları ve insanları oklarıyla hafifçe delerek birbirlerini arzulamalarını sağlar. Bu mitolojik bağlamda oklar sıradan silahlar değildir; Cupid'in sevgi ya da arzu uyandıran gücünü taşırlar. Küçük yaralar, bu gücün vurulan kişiyi etkileme yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede Cupid'in oklarının açtığı küçük deliklerin görevi nedir?

  1. Bunlar yalnızca savaşta ağır yaralar açmak için kullanılan sıradan silahlardır.
  2. Oklarda Cupid'in onarması gereken küçük delikler vardır.
  3. Okları, küçük delikler yoluyla sevgi ya da arzu uyandıran bir güç aktarır.
Cevabı göster

Okları, küçük delikler yoluyla sevgi ya da arzu uyandıran bir güç aktarır.

Psyche dropped her lamp,

2:05

Psyche lambasını düşürdü,

burning Cupid with hot oil. Dilbilgisi

2:07

sıcak yağla Cupid'i yaktı.

Dilbilgisi

burning Cupid with hot oil: -ing biçiminde bir sonuç öbeği

Burning Cupid with hot oil, -ing biçiminde bir sonuç öbeğidir. Ana cümlenin sonucunu verir: Psyche lambayı düşürünce sıcak yağı Cupid'in üzerine döküp onu yaktı. Burning, dropped ile aynı düzeyde ikinci bir çekimli ana fiil değildir. Virgülden sonra gelen -ing sonuç öbeği, bir nedeni ve onun doğrudan sonucunu tek cümlede birleştirebilir.

Alıştırma

Sonuç öbeğini tamamlamak için spill fiilinin -ing biçimini kullanın: Maya knocked over the cup, ____ water all over the desk.

Cevabı göster

spilling

He said he'd been in love with Psyche Dilbilgisi

2:11

O, Psyche'ye âşık olduğunu söyledi,

ever since his jealous mother, Venus,

2:13

kıskanç annesi Venüs,

Dilbilgisi

he'd been in love ... ever since: geçmişteki bir noktaya kadar süren durum

he'd been in love ifadesindeki he'd, he had kısaltmasıdır. had been, bu durumu He said ile belirtilen geçmiş zamandan daha önceye yerleştirir. Sevgi yalnızca bir kez yaşanan bir olay değildir; o anda zaten vardır ve hikâyedeki o noktaya kadar sürmüştür. ever since daha eski başlangıç noktasını getirir. Bu nokta sonraki altyazıda tamamlanır: Venüs'ün ondan harekete geçmesini istediği zaman. had been ... ever since birlikte, durumun daha önceki o zamandan sonraki geçmiş zamana kadar sürdüğünü anlatır.

Alıştırma

he'd been in love ... ever since hangi zaman ilişkisini anlatır?

  1. Geçmişte yalnızca bir kez ve çok kısa süreliğine âşık oldu.
  2. O geçmiş zamandan sonra âşık olmaya başlayacaktı.
  3. Daha önceki bir başlangıç noktasından sonraki o geçmiş zamana kadar âşıktı.
Cevabı göster

Daha önceki bir başlangıç noktasından sonraki o geçmiş zamana kadar âşıktı.

asked him to embarrass the young woman

2:16

genç kadını utandırmasını istediğinden beri,

by pricking her with an arrow. Dilbilgisi

2:18

ona bir ok batırarak.

Dilbilgisi

by pricking her with an arrow: yöntemi ve aracı belirtme

By + -ing, önceki amaca ulaşmak için kullanılan yöntemi belirtir. By pricking her, genç kadını utandırma yönteminin onu delmek olduğunu anlatır; buradaki by, yanında anlamına gelmez. With + isim, bu eylem için kullanılan aracı belirtir. With an arrow, onu delmek için ne kullanıldığını söyler. Yeniden kullanılabilen yapı, bir eylemi by ile yaparak sonuca ulaşmak ve kullanılan aracı with ile belirtmektir.

Alıştırma

Cümleyi önce yöntemi, sonra aracı belirten edatla tamamlayın: Maya repaired the lamp ____ tightening the loose screw ____ a screwdriver.

Cevabı göster

by · with

But taken with Psyche's beauty, Deyimler

2:20

Fakat Psyche'nin güzelliğine kapılan

Deyimler

taken with Psyche's beauty: güzelliğinden etkilenmek

taken with Psyche's beauty, “Psykhe'nin güzelliğinden etkilenmiş ya da büyülenmiş” demektir. Burada taken, kalıplaşmış be taken with ifadesinin parçasıdır; take fiilinin gerçek anlamında kullanılmaz. Bu bağlamda baştaki ortaç öbeği, because he was taken with Psyche's beauty ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Ardından gelen eylem veya duygunun nedenini verir.

Alıştırma

Cümleyi be taken with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Leo was immediately ____ the friendly little café.

Cevabı göster

taken with

Cupid used the arrow on himself.

2:22

Cupid, oku kendisine saplamıştı.

He didn't believe,

2:26

Ancak o, inanmıyordu,

however, Anlatım akışı

2:26

ki

that gods and humans could love as equals. Kalıp ifadeler

2:27

tanrılar ve insanlar eşit olarak sevebilsin.

Anlatım akışı

however: cümle ortasında ara söz olarak karşıtlık

However burada karşıtlık bildiren bir zarftır. Bu cümledeki inancın, Cupid'in Psykhe'yi sevdiğine ilişkin önceki gerçeği sınırladığını veya ona ters düştüğünü gösterir. however, He didn't believe ... yan cümlesinin içine yerleştirildiğinde parantez içi bir düzenleyici gibi çalışır. Çıkarıldığında cümle dil bilgisi bakımından yine tamdır; virgüller ise bu düşünceyi önceki düşünceye bağladığını gösterir.

Alıştırma

Karşıtlık belirtmek için ara söz olarak however sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The museum however because was full of rare paintings.
  2. The museum was small, however it was full of rare paintings.
  3. The museum was small. It was, however, full of rare paintings.
Cevabı göster

The museum was small. It was, however, full of rare paintings.

Kalıp ifadeler

love as equals: eşit konumda birbirini sevmek

love as equals ifadesinde as, iki tarafın birbirini severken sahip olduğu rolü veya konumu belirtir. Equals, eşit konumdaki insanları anlatan çoğul bir isimdir; bu nedenle ifade “birbirini eşit konumdaki kişiler olarak sevmek” anlamına gelir. Bu ifade, sevginin miktarının veya yoğunluğunun aynı olmasını değil, ilişkideki konumların eşitliğini anlatır. Bu cümlede ayrım önemlidir, çünkü tanrılarla insanlar normalde farklı konumlara sahiptir.

Alıştırma

Cümlede love as equals ne anlama geliyor?

  1. Birbirini tamamen aynı yoğunlukta sevmek.
  2. Birbirini eşit konumda sevmek.
  3. Yalnızca kendine bütünüyle benzeyen kişileri sevmek.
Cevabı göster

Birbirini eşit konumda sevmek.

Now that she knew his true form, Dilbilgisi

2:31

Artık onun gerçek formunu bildiği için,

their hopes for happiness were dashed. Deyimler

2:33

mutluluk umutları yıkılmıştı.

Dilbilgisi

Now that ...: sonuca yol açan yerleşmiş bir durum

Now that, zaten doğru olan veya yeni gerçekleşmiş bir durumu tanıtır ve bunu bir sonuca bağlar. Genellikle “bu artık doğru olduğuna göre” veya “artık durum böyle olduğuna göre” anlamına gelir. Burada kadın onun gerçek suretini artık biliyor; bu yerleşmiş gerçek, ana cümledeki umutların yıkılması sonucuna yol açıyor. now that ifadesini tek bir bağlayıcı olarak anlayın; zaman zarfı now ile ayrı bir that cümleciği olarak bölmeyin.

Alıştırma

Cümleyi “bu artık doğru olduğuna göre” anlamındaki iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: ____ you are here, we can begin.

Cevabı göster

Now that

Deyimler

Their hopes for happiness were dashed: umutların yıkılmasını anlatan bir benzetme

Bu cümlede their hopes for happiness were dashed, birlikte mutlu olma olasılıklarının aniden yok olmuş gibi göründüğü anlamına gelir. Dashed mecazidir: Umutlar gerçekten kırılmamıştır ve dash burada “hızla koşmak” anlamına gelmez. Edilgen hopes were dashed kalıbı, hayal kırıklığı yaratan sonuca odaklanır. Yalnızca they lost hope demekten daha güçlü ve canlıdır; bu nedenle hikâyelerde ve bir aksiliği anlatan haberlerde kullanıma uygundur.

Alıştırma

Aniden yıkılan umutları anlatan ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: When the permit was denied, their hopes of opening the cafe ____.

Cevabı göster

were dashed

So he flew away.

2:37

Bu yüzden uçup gitti.

Psyche was left in despair Kalıp ifadeler

2:40

Psyche çaresizlik içinde kaldı,

Kalıp ifadeler

Was left in despair: bir olayın yol açtığı duygusal sonuç

Was left in despair, daha önceki bir olayın Psyche'yi tamamen umutsuz bir duruma getirdiği anlamına gelir. In despair ortaya çıkan duygusal durumu anlatır. Buradaki left, edilgen be left + durum kalıbındaki geçmiş zaman ortacıdır. Psyche'nin kendi isteğiyle uzaklaştığını söylemez. Bu kalıp, bir şey olduktan sonra devam eden duruma odaklanır; be left confused ve be left alone ifadelerinde de aynı yapı vardır.

Alıştırma

"Mina was left in despair after the final attempt failed" ne demektir?

  1. Mina umutsuz duygularını geride bırakıp yeniden umutlandı.
  2. Mina umutsuz hissederken kendi isteğiyle ayrıldı.
  3. Başarısız girişim Mina'nın derin bir umutsuzluk içinde kalmasına yol açtı.
Cevabı göster

Başarısız girişim Mina'nın derin bir umutsuzluk içinde kalmasına yol açtı.

until the unseen voice returned

2:42

ta ki o görünmez ses geri dönüp

and told her that it was indeed possible Dilbilgisi

2:45

ona bunun gerçekten mümkün olduğunu söyleyene dek;

for her and Cupid to love each other as equals.

2:47

onun ve Cupid'in birbirlerini eşit olarak sevebilmesinin.

Dilbilgisi

It was possible for ... to ...: biçimsel özne it

it was indeed possible for her and Cupid to love ifadesindeki it, belirli bir şeyi göstermez. Biçimsel bir öznedir; mümkün olarak değerlendirilen asıl durum for her and Cupid to love each other as equals bölümüdür. Yeniden kullanılabilen kalıp It + be + adjective + for + person + to + base verb şeklindedir. Uzun fikrin cümlenin ilerleyen kısmına yerleştirilmesini sağlar. Indeed vurgu ekler ve konuşanın bunun gerçekten mümkün olduğunu doğruladığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi kalıbın gerektirdiği iki dil bilgisel sözcükle tamamlayın: It is important ____ every player ____ follow the rules.

Cevabı göster

for · to

Encouraged,

2:52

Cesaretlenen Psyche,

she set out to find him, Öbek fiiller

2:53

onu bulmak için yola koyuldu,

Öbek fiiller

Set out to find: belirli bir amaç için harekete geçmek

Set out to find him, onu bulma hedefiyle bir yolculuğa ya da kararlı bir çabaya başladığı anlamına gelir. Set out, bir şeyi dışarı koyma şeklindeki sözcüğü sözcüğüne anlamı değil, amaçlı bir hareketin başlangıcını belirtir. Yapı set out to + fiilin yalın hâli şeklindedir: set out to find, set out to prove, set out to build. Set aynı zamanda geçmiş zaman biçimidir; dolayısıyla she set out zaten geçmiş zamandadır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘amaçlı bir çabaya başladı’ anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The young scientist ____ test her idea.

Cevabı göster

set out to

but Venus intercepted Psyche Kelime

2:55

ancak Venüs, Psyche'nin yolunu kesti

Kelime

intercepted Psyche: birini yolda bilerek durdurmak

Bu cümlede intercepted Psyche, Venüs'ün bir yere gitmekte olan Psyche'yi bilerek durdurduğu anlamına gelir. Yalnızca onunla karşılaşmayı değil, devam edememesi için yolunu kesmeyi anlatır. Intercept, bir kişi ya da nesne hedefine doğru ilerlerken yakalanıp durdurulduğunda kullanılır. Sözcük çoğu zaman ilerlemeyi engellemek veya sonraki eylemi önlemek gibi belirli bir amaç ima eder.

Alıştırma

Bu cümlede intercepted ne anlama gelir? A guard intercepted Leo before he entered the restricted room.

  1. Görevli Leo ile tesadüfen karşılaştı ve onu engellemedi.
  2. Görevli Leo'yu uzaktan izledi.
  3. Görevli, Leo'yu yolda bilerek durdurdu.
Cevabı göster

Görevli, Leo'yu yolda bilerek durdurdu.

and said she and Cupid could only wed Dilbilgisi

2:57

ve onun Cupid ile ancak

if she completed a series of impossible tasks. Kalıp ifadeler

3:00

imkansız görünen bir dizi görevi tamamlarsa evlenebileceğini söyledi.

Dilbilgisi

could only wed if she completed: gerekli bir koşulu ifade etmek

Bu cümlede could only wed if she completed ..., evliliğin mümkün veya izin verilen bir şey olması için onun görevleri tamamlamasının gerekli olduğu anlamına gelir. Görevleri tamamlamazsa o ve Cupid evlenemezdi. can/could only + eylem + if + koşul yapısı, if ile başlayan bölümü gerekli koşul olarak sunar. Bu koşulun yerine getirilmesi, eylemin kesinlikle gerçekleşeceğini tek başına garanti etmez.

Alıştırma

Gerekli koşul yapısını eksik iki sözcükle tamamlayın: You can ____ enter the lab ____ a teacher is with you.

Cevabı göster

only · if

Kalıp ifadeler

İlişkili bir grup için a series of + çoğul isim

a series of impossible tasks ifadesinde a series of, birbiriyle ilişkili birkaç görevi tek bir sıra veya grup olarak gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp a series of + çoğul sayılabilen isim biçimindedir; a series of questions buna bir örnektir. Series sözcüğü s ile bitse de a series yapısında tekildir. of sonrasındaki isim, diziyi oluşturan ayrı ögeleri belirttiği için çoğuldur.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki ‘birbiriyle ilişkili bir grup’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The museum planned ____ workshops on local history.

Cevabı göster

a series of

First,

3:05

İlk olarak,

Psyche was told to sort a huge,

3:06

Psyche'ye devasa ve karışık bir

messy pile of seeds in a single night. Kalıp ifadeler

3:08

tohum yığınını tek bir gecede ayırması söylendi.

Kalıp ifadeler

in a single night: single «yalnızca bir» demektir

In a single night, «yalnızca bir gecelik süre içinde» anlamına gelir. Burada single, «bir tane ve daha fazlası değil» demektir; «bekâr» anlamında değildir. Bu ifade sıkı bir zaman sınırını vurgular: görevin tamamı o gece bitmeden önce tamamlanmalıydı. in a single + zaman dilimi kalıbı, bir şeyin şaşırtıcı derecede hızlı tamamlandığını vurgulayabilir.

Alıştırma

“They finished the mural in a single afternoon” cümlesinde single neyi vurgular?

  1. İş yalnızca bir öğleden sonra içinde tamamlandı.
  2. Öğleden sonra kendini yalnız hissetti.
  3. İş öğleden sonraları düzenli olarak yapılıyordu.
Cevabı göster

İş yalnızca bir öğleden sonra içinde tamamlandı.

Just as she was abandoning hope, Anlatım akışı

3:13

Tam umudunu kesmek üzereyken,

Anlatım akışı

Just as she was abandoning hope: kritik bir anı belirtmek

Burada Just as, ‘tam … olduğu sırada’ anlamına gelir; ‘tıpkı … gibi’ anlamında değildir. Yan cümle, ardından gelen olay için bir zaman çerçevesi oluşturur. Umudun yitirilmesini bir sonraki olayın hemen önüne koyarak bir dönüm noktası yaratır: yardım en çok gerektiği anda gelir. Başka anlatılarda da Just as + yan cümle, ani ya da tam zamanında gerçekleşen bir olayı başlatabilir.

Alıştırma

“Just as Elena was giving up, the rescue boat appeared” cümlesinde Just as ne işe yarar?

  1. Elena’nın neden vazgeçtiğini açıklar.
  2. Kurtarma botunun Elena tam vazgeçerken göründüğünü belirtir.
  3. Kurtarma botunun Elena’nın vazgeçtiği biçimde göründüğünü söyler.
Cevabı göster

Kurtarma botunun Elena tam vazgeçerken göründüğünü belirtir.

an ant colony took pity on her and helped with the work. Deyimler

3:14

bir karınca kolonisi ona acıdı ve bu işe yardım etti.

Deyimler

took pity on her: yardıma dönüşebilen acıma duygusu

Take pity on someone, zor durumda olan birine acımak ya da onun için üzüntü duymak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Bu cümlede took geçmiş zamanı, on her ise bu duygunun yöneldiği kişiyi gösterir. Devamındaki 'and helped with the work' bölümü, bu duygunun bir eyleme dönüştüğünü gösterir. İfade çoğu zaman acıma duygusunun iyilik yapmaya yönelttiğini düşündürür, ancak her zaman yardım edileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi take pity on ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: Seeing the exhausted hiker, the driver ____ her and offered a ride.

Cevabı göster

took pity on

Successfully passing the first trial, Anlatım akışı

3:20

İlk sınavı başarıyla geçen

Anlatım akışı

Successfully passing the first trial: hikâyenin aşamalarını -ing öbeğiyle bağlamak

Successfully passing the first trial, cümlenin başında yer alan -ing'li bir ortaç öbeğidir. Psyche'nin ilk sınavı başarıyla tamamlamasını arka plan bilgisi olarak verir; passing, ana cümlenin çekimli fiili değildir. Ana cümle daha sonra Psyche next had to... ile başlar. Burada passing tamamlanmış bir başarıyı anlattığı için öbek yaklaşık olarak “başarıyla geçtikten sonra” anlamına gelir. Bu yapı, anlatıcının bir aşamayı kısaca özetleyip hikâyeyi hızla sonraki aşamaya taşımasını sağlar.

Alıştırma

“Successfully passing the first trial, Psyche next had to bring Venus the fleece of the golden sheep,” tam cümlesinde başlangıç öbeği ne yapar?

  1. İlk sınavın Psyche'yi başarıyla geçtiğini söyler.
  2. Psyche'nin tamamladığı ilk sınavı sonraki görevin arka planı olarak sunar.
  3. Cümledeki tek ana cümle görevini görür.
  4. Psyche'nin ilk sınavı tamamlamadığını söyler.
Cevabı göster

Psyche'nin tamamladığı ilk sınavı sonraki görevin arka planı olarak sunar.

Psyche next had to bring Venus the fleece of the golden sheep, Dilbilgisi

3:22

Psyche'nin daha sonra Venüs'e altın koyunların postunu getirmesi gerekiyordu.

Dilbilgisi

bring Venus the fleece: bring + alıcı + nesne

bring Venus the fleece, bring + alıcı + nesne kalıbını izler. Venus bir şeyi alan kişidir; the fleece ise getirilen şeydir. Bu çift nesneli yapıda iki nesne de bir edata ihtiyaç duymaz. bring, give ve send gibi aktarım fiillerinde bu sıra, alıcıyı nesneden önce getirir. Aynı ilişki bring the fleece to Venus şeklinde de ifade edilebilir.

Alıştırma

Çift nesneli kalıbı ve Venus ile the fleece sözcüklerini kullanın: Psyche had to bring ____.

Cevabı göster

Venus the fleece

who had a reputation for disemboweling stray adventurers, Kalıp ifadeler

3:26

Bu koyunlar, yolunu kaybeden maceracıların deşilmeleriyle ünlüydü,

Kalıp ifadeler

had a reputation for disemboweling: have a reputation for + -ing biçimi

Had a reputation for disemboweling, bu davranışın koyunlarla zaten yaygın biçimde ilişkilendirildiğini anlatır. Cümledeki ün açıkça olumsuzdur ve koyunların tehlikeli görünmesini sağlar. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp have a reputation for + isim veya -ing biçimidir. for bir edat olduğu için burada yalın fiil disembowel değil, disemboweling kullanılır. Geçmiş zaman biçimi had, bu ünü hikâyenin geçmişine yerleştirir.

Alıştırma

Cümleyi have a reputation for kalıbının geniş zaman biçimiyle tamamlayın: This clinic ____ treating injured birds with care.

Cevabı göster

has a reputation for

But a river god showed her how to collect the fleece Dilbilgisi

3:30

Ancak bir nehir tanrısı ona postu nasıl toplayacağını gösterdi;

Dilbilgisi

showed her how to collect: show someone how to + fiil

Showed her how to collect, nehir tanrısının yöntemi ona öğrettiğini veya gösterdiğini anlatır. Her, yönlendirmeyi alan kişidir; how to collect ise yöntemi belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen yapı show + someone + how to + fiilin yalın hâlidir. How to collect, cümlenin içine yerleşmiş bir soru sözcüğü ve mastar yapısıdır; doğrudan soru değildir. Bu nedenle düz cümle sırasını korur ve do yardımcı fiiline ya da soru işaretine ihtiyaç duymaz.

Alıştırma

Cümleyi me kullanarak show + someone + how to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The librarian ____ search the catalog.

Cevabı göster

showed me how to

the sheep had snagged on briars, Kelime

3:33

koyunların dikenlere takılan tüylerini,

and she succeeded.

3:36

ve Psyche başardı.

Kelime

had snagged on briars: dikenli çalılara takılmıştı

Burada had snagged on briars, bir şeyin dikenli çalılara takılıp kalmış olduğunu anlatır. Bağlamda koyunlar çalılara sürtünerek geçer ve bir miktar yün oraya takılır; böylece daha sonra toplanabilir. Snagged, kazara takılmayı anlatır; bir şeyi bilerek yakalamak ya da elde etmek anlamına gelmez. Had snagged past perfect yapısındadır: yünün takılması, onun yünü toplayıp görevi tamamlamasından önce gerçekleşmiştir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz, bir şeye takılmak anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: My sleeve ____ a nail as I walked past.

Cevabı göster

snagged on

Finally,

3:38

Sonunda,

Psyche had to travel to the underworld Kültür

3:39

Psyche'nin yeraltı dünyasına gitmesi

Kültür

to the underworld: ölüler diyarına

Bu mitte the underworld, yaşayanların dünyasından ayrı olan ölüler diyarıdır. Psyche bu doğaüstü yere hâlâ hayattayken girmek zorundadır; bu da yolculuğu olağanüstü derecede tehlikeli kılar.

Alıştırma

Bu mitte the underworld ne anlama geliyor?

  1. suç örgütü
  2. metro sistemi
  3. sıradan bir bodrum
  4. ölüler diyarı
Cevabı göster

ölüler diyarı

and convince Proserpina, Kültür

3:42

ve ölülerin kraliçesi

queen of the dead,

3:44

Proserpina'yı ikna etmesi gerekiyordu;

Kültür

Proserpina, queen of the dead: mitolojik rolünün açıklanması

Queen of the dead, Proserpina adından sonra gelen ve onun rolünü açıklayan bir isim öbeğidir. Burada the dead, ölü insanları bir grup olarak ifade eder. Bu nedenle ifade, onun ölmüş bir kraliçe olduğunu değil, ölüleri yöneten kraliçe olduğunu anlatır. Proserpina, Yunan mitolojisindeki Persephone'nin Roma mitolojisindeki karşılığı ve yeraltı dünyasının kraliçesidir. Bu arka plan, yeraltı dünyasındaki bu görev sırasında neden ona başvurulduğunu açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede queen of the dead, Proserpina hakkında ne anlatıyor?

  1. Ölmüş bir insan kraliçedir.
  2. Ölüler için bir kutu taşımaktadır.
  3. Ölüleri yöneten mitolojik bir kraliçedir.
  4. Venus'ün başka bir adıdır.
Cevabı göster

Ölüleri yöneten mitolojik bir kraliçedir.

to put a drop of her beauty Deyimler

3:45

güzelliğinden bir damlayı

in a box for Venus.

3:47

Venüs için bir kutuya koyması adına.

Deyimler

put a drop of her beauty: güzelliği bir madde gibi anlatmak

A drop of her beauty ifadesinde soyut bir isim olan beauty, miktarı ölçülebilen bir sıvı veya büyülü madde gibi ele alınır. A drop çok küçük bir miktar anlamına gelir; gerçekten düşen bir damlayı anlatmaz. Put fiili ve kutu da bu imgeyi sürdürür: görünmez bir nitelik ayrılabilen, saklanabilen ve taşınabilen bir şeye dönüşür. Bu, isteğe canlı ve mitolojik bir etki kazandırır.

Alıştırma

A drop of her beauty burada nasıl bir etki yaratıyor?

  1. Güzellik adlı bir sıvının kutudan damladığını söyler.
  2. Güzelliği bir kutuya konabilecek maddeden küçük bir miktar olarak sunar.
  3. Proserpina'nın tüm güzelliğini kaybettiği anlamına gelir.
  4. Drop sözcüğünü yalnızca düşmek anlamındaki fiil olarak kullanır.
Cevabı göster

Güzelliği bir kutuya konabilecek maddeden küçük bir miktar olarak sunar.

Once again, Anlatım akışı

3:50

Bir kez daha,

the unseen voice came to Psyche's aid. Kalıp ifadeler

3:51

görünmez ses Psyche'nin yardımına koştu.

Anlatım akışı

Anlatı işareti olarak Once again

Once again, aynı türden bir şey daha önce olduktan sonra onun bir kez daha gerçekleştiğini anlatır. Cümlenin başında, Psyche'nin yardım almasının yinelenen bir düzenin parçası olduğunu okura gösterir. Ayrıca önceki yardımlara işaret ederek hikâyeyi düzenler. Yazarlar bir olayın veya düzenin geri döndüğünü belirtmek için Once again ifadesini kullanır.

Alıştırma

Bu cümlede Once again okura ne anlatıyor?

  1. Ses ilk kez yardım ediyor.
  2. Olay yalnızca bir kez oldu.
  3. Ses bundan sonra bir daha asla yardım etmeyecek.
  4. Benzer bir olay daha önce oldu ve şimdi bir kez daha oluyor.
Cevabı göster

Benzer bir olay daha önce oldu ve şimdi bir kez daha oluyor.

Kalıp ifadeler

came to Psyche's aid: come to someone's aid kalıbı

Come to someone's aid, desteğe ihtiyacı olan birine yardım etmek için gitmek veya ulaşmak anlamına gelen kalıplaşmış bir yapıdır. came to Psyche's aid ifadesinde came, come fiilinin geçmiş zaman biçimidir; Psyche's yardımı alan kişiyi gösterir ve aid bir isimdir. Bu ifade çoğunlukla küçük bir iyilik yapmaktan ziyade, bir sorun veya tehlike olduğunda yardımın gelmesini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi come to someone's aid ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: When our boat began to leak, a nearby fisherman ____.

Cevabı göster

came to our aid

It told her to bring barley cakes

3:54

Ona arpa kekleri getirmesini söyledi,

for Cerberus, Kültür

3:56

yeraltı dünyasının bekçi köpeği

the guard dog to the underworld,

3:57

Cerberus için,

Kültür

Cerberus: yeraltı dünyasının girişini koruyan köpek

Cerberus, Yunan mitolojisinde yeraltı dünyasının girişini koruyan köpektir ve genellikle üç başlı olarak tasvir edilir. the guard dog to the underworld sözleri Cerberus'un kim olduğunu açıklar; bu nedenle burada bu ad sıradan bir evcil hayvanı anlatmaz. Arpa çörekleri, yolcunun geçebilmesi için bu bekçiyi sakinleştirmek veya dikkatini dağıtmak amacıyla kullanılır.

Alıştırma

Vurgulanan bölüm Cerberus hakkında ne söylüyor?

  1. Yeraltı dünyasının girişini koruyan mitolojik köpektir.
  2. Evde bekleyen sıradan bir evcil hayvandır.
  3. Yolcuları nehrin karşısına taşıyan kayıkçıdır.
Cevabı göster

Yeraltı dünyasının girişini koruyan mitolojik köpektir.

and coins to pay the boatman Charon Kültür

4:00

ve kayıkçı Charon'a ödeme yapmak üzere bozuk paralar,

to ferry her across the River Styx. Kültür

4:03

onu Styx Nehri'nden karşıya geçirmesi için.

Kültür

kayıkçı Charon'a ödeme yapmak için madeni paralar

Charon, Yunan mitolojisinde ölülerin ruhlarını Styx Nehri'nin karşısına taşıyan kayıkçıdır. coins to pay the boatman Charon sözleri, yolcunun neden madeni paralara ihtiyacı olduğunu açıklar: bunlar nehir geçişinin ücretidir. Burada boatman, sıradan ve modern bir ulaşım işini değil, Charon'un yeraltı dünyasındaki özel görevini belirtir.

Alıştırma

Bu cümlede madeni paraların görevi nedir?

  1. Charon'dan bir tekne satın almak için kullanılır.
  2. Cerberus'un yemesi için verilen bir hediyedir.
  3. Nehirden geçmek için Charon'a ödenen ücrettir.
Cevabı göster

Nehirden geçmek için Charon'a ödenen ücrettir.

Kültür

to ferry her across the River Styx: onu Styx Nehri’nin karşısına tekneyle geçirmek

Bu cümlede ferry, “tekneyle taşımak” anlamında kullanılan bir fiildir. ferry someone across a body of water kalıbı, bir kişiyi tekneyle bir su kütlesinin bir tarafından diğer tarafına götürmek anlamına gelir. River Styx, yaşayanların dünyasıyla yeraltı dünyasını ayıran mitolojik nehirdir. Burada nehri geçmek, ölüler diyarına girmek veya oradan geçmek anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi ferry, we zamirinin nesne biçimi ve doğru edatla tamamlayın: We paid the boatman to ____ the river.

Cevabı göster

ferry us across

With her third and final task complete, Dilbilgisi

4:07

Üçüncü ve son görevini de tamamlayan

Dilbilgisi

With her third and final task complete: with + isim öbeği + sıfat yapısı

With her third and final task complete, with + isim öbeği + sıfat kalıbını izler. Her third and final task isim öbeğidir; complete ise görevin bitmiş durumunu anlatan bir sıfattır. Burada complete ana fiil değildir. Ana cümleden önce kullanılan bu with öbeği, sonraki olay için bir arka plan koşulu oluşturur. Burada “görevi tamamlanınca” şeklinde anlaşılabilir; ardından ana cümle onun sonra ne yaptığını söyler.

Alıştırma

with + isim + sıfat kalıbını complete sıfatıyla tamamlayın: With the project ____, we sent it to the teacher.

Cevabı göster

complete

Psyche returned to the land of the living. Deyimler

4:11

Psyche, yaşayanların diyarına döndü.

Deyimler

the land of the living: yaşayanların dünyası

Bu cümlede the land of the living, yaşayan insanların bulunduğu dünyayı anlatır ve yeraltı dünyasının ya da ölüler diyarının karşıtıdır. Burada land belirli bir ülke değil, bir diyar veya dünya anlamındadır. Bu kalıp ifade Psyche'nin dönüşüne efsanevi bir hava katar ve onun ölüler dünyasından geri geldiğini vurgular.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki kalıp ifadeyle tamamlayın: After leaving the underworld, the traveler returned to ____.

Cevabı göster

the land of the living

Just outside Venus's palace,

4:15

Venüs'ün sarayının hemen dışında,

she opened the box of Proserpina's beauty,

4:18

Proserpina'nın güzelliğinin olduğu kutuyu açtı,

hoping to keep some for herself. Dilbilgisi

4:21

kendisi için de biraz ayırmayı umarak.

Dilbilgisi

hoping to keep some for herself: amacı gösteren bir -ing öbeği

Ana fiil opened sözcüğüdür. Virgülden sonra gelen hoping to keep some for herself, onun amacını ekleyen bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir: İçindekilerin bir kısmını kendine ayırmayı umduğu için kutuyu açtı. Hoping sözcüğünün örtük öznesi she'dir ve ana cümlenin öznesiyle aynıdır. Some, daha önce geçen Proserpina's beauty ifadesine gönderme yapar; for herself ise kendi yararı için saklamak anlamındadır.

Alıştırma

'She opened the box, hoping to keep some for herself,' cümlesinde -ing öbeğinin temel görevi nedir?

  1. Kutunun kazara açıldığını gösterir.
  2. Kutuya ikinci bir ad verir.
  3. Kutuyu açma amacını açıklar.
  4. Kutuyu başka birinin açtığını belirtir.
Cevabı göster

Kutuyu açma amacını açıklar.

But the box was filled with sleep, Anlatım akışı

4:24

Ancak kutu uykuyla doluydu,

not beauty,

4:27

güzellikle değil,

Anlatım akışı

filled with sleep, not beauty: A, not B kalıbı

A, not B kalıbı önce gerçek içeriği, yani sleep sözcüğünü verir; ardından beklenen içeriği, yani beauty sözcüğünü reddeder. Dinleyicinin veya okuyucunun beklentisini düzeltir ve hikâyede bir ters köşe yaratır. Burada sleep, bir kutuyu doldurabilen bir madde gibi ele alınır. Bu mitolojik bağlamda sıradan uyuma eylemini değil, insanı uyutan bir gücü ifade eder.

Alıştırma

filled with sleep, not beauty okuyucuya ne anlatır?

  1. Kutu güzeldi ama boştu.
  2. Kutu rahatça uyumak için yapılmıştı.
  3. Kutu, beklenen güzellik yerine uyku içeriyordu.
  4. Kutu hem uyku hem de güzellik içeriyordu.
Cevabı göster

Kutu, beklenen güzellik yerine uyku içeriyordu.

and Psyche collapsed in the road.

4:28

ve Psyche yolun ortasında yere yığıldı.

Cupid,

4:32

Yaraları artık iyileşmiş olan

now recovered from his wounds, Kalıp ifadeler

4:33

Cupid,

flew to his sleeping bride.

4:35

uyuyan gelininin yanına uçtu.

Kalıp ifadeler

recovered from his wounds: recover from kalıbı

Recover from ifadesinin ardından bir hastalık, yaralanma, şok veya aksilik geldiğinde, sonrasında daha sağlıklı ya da normal bir duruma dönmek anlamına gelir. Burada recovered from his wounds, yaralarının yeniden harekete geçebilecek kadar iyileştiğini anlatır. From edatı, geride bırakılan zararlı durumu veya olayı belirtir.

Alıştırma

Yaralanma sonrasındaki iyileşmeyi gösteren edatla cümleyi tamamlayın: After two months of rest, the runner recovered ____ her ankle injury.

Cevabı göster

from

He told her he'd been wrong and foolish.

4:37

Ona yanıldığını ve aptalca davrandığını söyledi.

Her fearlessness in the face of the unknown Deyimler

4:40

Onun bilinmezlik karşısındaki korkusuzluğu,

Deyimler

in the face of the unknown: bilinmeyen karşısında

In the face of, zor bir durumla ya da tehditle “karşı karşıya kalındığında” anlamına gelir. Buradaki face mecazidir: durum, kişinin karşılayıp başa çıkması gereken bir şey olarak düşünülür; gerçek bir yüz anlamına gelmez. Burada the unknown, henüz kesinleşmemiş gerçeği ve ileride karşılaşılabilecek tehlikeleri anlatır. İfade, belirsizliğe rağmen onun cesurca tepki vermesine odaklanır. Aynı yapı tehlike, baskı veya eleştiri karşısındaki tepkileri de anlatabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede in the face of bir güçlüğe verilen tepkiyi göstermek için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. Maya remained kind in the face of cruel criticism.
  2. Maya put the lamp in the face of the sofa.
  3. Maya parked her bike in the face of the library.
Cevabı göster

Maya remained kind in the face of cruel criticism.

proved that she was more than his equal. Deyimler

4:43

onun kendine eşitten de öte olduğunu kanıtlamıştı.

Deyimler

more than his equal: ona denk olmanın da ötesinde

Equal burada isimdir ve yetenek, cesaret, konum ya da başka bir ilgili özellik bakımından birine denk olan kişiyi anlatır. Bu nedenle his equal, “ona denk bir kişi” demektir; his ise karşılaştırmada ölçü alınan kişiyi gösterir. More than his equal değerlendirmeyi güçlendirir: O yalnızca onun seviyesine ulaşmamış, ona tamamen denk olmuş ve hatta onu aşmış olabilir. Bu cümlede ifade, sayısal bir karşılaştırma değil, güçlü bir övgüdür.

Alıştırma

Örnekteki more than his equal ifadesini en iyi hangi cümle açıklar?

  1. Ona denkti ve hatta onu aşmış olabilir.
  2. Ona herkesten daha yakın duruyordu.
  3. Onunkilere eşit daha fazla şeye sahipti.
Cevabı göster

Ona denkti ve hatta onu aşmış olabilir.

Cupid gave Psyche ambrosia, Kültür

4:47

Cupid, Psyche'ye ambrosia verdi,

the nectar of the gods,

4:50

tanrıların nektarını,

Kültür

ambrosia, tanrıların nektarı

Yunan-Roma mitolojisinde ambrosia, tanrıların tükettiği ve tanrılarla ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içecektir. Burada modern sofralardaki sıradan bir yemek değildir. Virgüller arasındaki the nectar of the gods, ambrosia sözcüğünü daha açık sözlerle yeniden açıklayan eş görevli bir ifadedir. Bu mitolojik anlam, ambrosianın Psyche’ye verilmesinin onu neden ölümsüz kılabildiğini de açıklar.

Alıştırma

Bu mitte ambrosia neyi ifade ediyor?

  1. Tanrıların buluştuğu bir yeri.
  2. Tanrılar ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içeceği.
  3. Psyche’ye sunulan sıradan bir meyve tatlısını.
Cevabı göster

Tanrılar ve ölümsüzlükle ilişkilendirilen kutsal bir yiyecek ya da içeceği.

making her immortal. Dilbilgisi

4:52

onu ölümsüz yaparak.

Dilbilgisi

making her immortal: sonucu bildiren -ing ifadesi

making her immortal, tüm ana cümlenin sonucunu veren bir -ing ortaç ifadesidir: Cupid Psyche’ye ambrosia verdi ve bu, Psyche’nin ölümsüz olmasını sağladı. Burada making ikinci bir ana fiil değildir. Kalıp, ana cümle + virgül + sonucu bildiren -ing ifadesidir. İfadenin içindeki make + nesne + sıfat, nesneyi o duruma getirmek anlamına gelir: make + her + immortal.

Alıştırma

Sonuç ifadesini tamamlamak için make fiilinin -ing biçimini kullanın: The lamp lit the hallway, ____ it safer.

Cevabı göster

making

Shortly after,

4:55

Kısa bir süre sonra,

Psyche bore their daughter. Kelime

4:56

Psyche kızlarını doğurdu.

Kelime

bore their daughter: bear fiilinin doğumla ilgili anlamı

Bu cümlede bore, bear fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “dünyaya getirdi” anlamına gelir. Nesne olan their daughter, doğum anlamını gösterir: Psyche çocuğu dünyaya getirdi. Bear fiilinin “dayanmak” dâhil başka anlamları da vardır. Doğru anlamı çevredeki sözcüklerden seçmek gerekir. Bear veya bore doğrudan child, baby, son ya da daughter sözcüğünü nesne olarak aldığında doğum yapmayı anlatabilir.

Alıştırma

“Psyche bore their daughter” cümlesindeki bore ne anlama gelir?

  1. dünyaya getirdi
  2. birini sıktı
  3. dayanamadı
Cevabı göster

dünyaya getirdi

They named her Pleasure, Kültür

4:58

Adını Zevk koydular,

Kültür

named her Pleasure: simgesel anlam taşıyan bir özel ad

Yapı name + kişi + ad biçimindedir: kıza Pleasure adını verdiler. Named sözcüğünden sonra as gerekmez. Pleasure burada özel ad olduğu için büyük harfle başlar, ancak “sevinç” veya “haz” şeklindeki yaygın anlamını da taşır. Cupid aşkla, Psyche ise ruhla ilişkilendirildiği için kızlarının adı, birlikteliklerini hazla simgesel olarak bağlar.

Alıştırma

Bu mitte “They named her Pleasure” ifadesini en iyi hangi yorum açıklar?

  1. Pleasure kızlarının adıdır ve aynı zamanda anne babasının birlikteliğiyle bağlantılı sevinci simgeler.
  2. Kızlarından eğlenceli bir etkinlik seçmesini istediler.
  3. Kızlarının o anda memnun olduğunu söylediler.
Cevabı göster

Pleasure kızlarının adıdır ve aynı zamanda anne babasının birlikteliğiyle bağlantılı sevinci simgeler.

and she,

5:01

ve o,

Cupid,

5:02

Cupid,

and Psyche,

5:02

ve adı ruh anlamına gelen

whose name means soul, Kültür

5:04

Psyche,

Kültür

whose name means soul: Psyche'nin simgesel adı

Whose name means soul, Psyche hakkında ek bilgi veren açıklayıcı bir ilgi cümleciğidir. Burada whose, Psyche ile name arasında iyelik bağı kurar; anlamı “Psyche'nin adı”dır. Psyche'nin birine Soul adını verdiği anlamına gelmez. Psyche adı, ruh veya tinle ilişkili Yunanca bir sözcükten gelir. Bu anlam karaktere simgesel bir değer katar; böylece hikâye, aşk ve ruh hakkında bir hikâye olarak da anlaşılabilir.

Alıştırma

whose name means soul cümleye hangi bilgiyi ekliyor?

  1. Soul'un Psyche ile yolculuk eden ayrı bir kişi olduğunu söyler.
  2. Psyche'nin başka bir karaktere Soul adını verdiğini söyler.
  3. Psyche'nin adının “ruh” anlamına geldiğini söyler ve simgesel rolünü ima eder.
Cevabı göster

Psyche'nin adının “ruh” anlamına geldiğini söyler ve simgesel rolünü ima eder.

have been complicating people's love lives ever since. Dilbilgisi

5:06

o zamandan beri insanların aşk hayatlarını karmaşıklaştırmaya devam ediyor.

Dilbilgisi

have been complicating ... ever since: geçmişten bugüne devam eden süreç

Have been complicating, şimdiki tamamlanmış zamanın sürekli biçimidir: have been + fiil-ing. Karmaşıklaştırma eylemini geçmişte başlayan, sürekli veya tekrarlı biçimde devam eden ve şu anda da önem taşıyan bir süreç olarak sunar. Ever since, “geçmişteki o noktadan şimdiye kadar” anlamına gelir. Zaman yapısı ile bu zaman ifadesi birlikte, eski hikâyeyi insanların aşk hayatı üzerindeki devam eden bir etkiye bağlar.

Alıştırma

Bir sorunun güncellemeden sonra başladığını ve bugüne kadar sürdüğünü en açık biçimde hangi cümle gösterir?

  1. The new settings confused users before the update.
  2. The new settings have been confusing users ever since the update.
  3. The new settings will confuse users after the next update.
Cevabı göster

The new settings have been confusing users ever since the update.