Göster ve Anlat 🦀 | Yepyeni - 3. Sezon | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
274 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Bingo, bir yengeç kıskacı hakkında sınıfta yapacağı sunumun provasını yapar. Açıklamayı kısa tutma tavsiyesi, daha sağlıklı domates sosu üzerine bir aile tartışmasına dönüşür; ardından çocuklar babalarının kendilerine kaç kez emir verdiğini saymaya başlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. show and tell — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bunun, çocukların sınıfa bir nesne getirip onu arkadaşlarına gösterdikleri ve hakkında konuştukları bir okul etkinliğinin adı olduğunu anlayın. Bu bağlam, daha sonra gösterme konusunda iyi olup anlatma konusunda iyi olmama karşıtlığıyla kurulan şakayı da anlaşılır kılar. 2. switch off — Öbek Fiiller: Burada bir cihazı kapatmaktan değil, açıklama fazla uzun veya sıkıcı olduğu için insanların dikkatini vermeyi bırakmasından söz edildiğini ayırt edin. Böylece dinleyicilerin ilgisini kaybettiği durumları doğal biçimde anlatabilirsiniz. 3. boss us around. — Öbek Fiiller: Bu ifadenin insanları yalnızca yönetmek değil, buyurgan bir tavırla sürekli yönlendirmek ve onlara emir vermek anlamına geldiğini kavrayın. boss someone around kalıbıyla aşırı talimatlardan yakınabilir ve çocukların babalarının gündelik yönlendirmelerini neden emir olarak saydığını anlayabilirsiniz.

Bu derste

Bingo.

0:00

Bingo.

You ready to practise your show and tell for tomorrow? Notlar

0:01

Yarınki göster ve anlat etkinliği için pratik yapmaya hazır mısın?

Dilbilgisi

You ready to...?: Are sözcüğünün düşürüldüğü gündelik soru

You ready to...? yapısında gündelik konuşmada, tam soru olan Are you ready to...? içindeki Are düşürülür. Konuşan kişi, dinleyenin to sonrasındaki eylemi yapmaya hazır olup olmadığını sorar; bu bir bildirme cümlesi değil, sorudur. Kalıp You ready to + fiilin yalın hâli...? şeklindedir. Burada practise fiilin yalın hâlidir. You ready... ile başlayan kısaltılmış bir soru duyduğunda, işlevini anlamak için zihninde Are sözcüğünü tamamla.

Alıştırma

Gündelik konuşmada hangi tam soru You ready to leave? ile aynı anlama gelir?

  1. Are you ready to leave?
  2. You are ready to leave.
  3. Do you ready to leave?
Cevabı göster

Are you ready to leave?

Kültür

show and tell: çocuklara yönelik bir sınıf etkinliği

Show and tell, çocuk sınıflarında yaygın olarak yapılan bir etkinliğin adıdır. Çocuk bir nesne getirir veya seçer, onu sınıfa gösterir ve nesne hakkında konuşur. Burada bu üç sözcüğü, gösterme ve anlatma yönündeki iki ayrı talimat olarak değil, tek bir etkinliğin adı olarak düşün. Bu, etkinliğin gösterme bölümü ile anlatma bölümünden neden ayrı ayrı söz edilebildiğini de açıklar.

Alıştırma

Örnekte show and tell ne anlama geliyor?

  1. İki ayrı talimat: bir şey göster, sonra birine bir şey anlat.
  2. Konuşma becerileri hakkında yazılı bir sınav.
  3. Bir çocuğun bir nesneyi gösterip onun hakkında konuştuğu sınıf etkinliği.
Cevabı göster

Bir çocuğun bir nesneyi gösterip onun hakkında konuştuğu sınıf etkinliği.

Um

0:03

Hımm

okay.

0:04

tamam.

Hello everybody.

0:07

Merhaba herkese.

Hello Bingo.

0:08

Merhaba Bingo.

Um

0:10

Hımm

I have a crab claw.

0:11

Bir yengeç kıskacım var.

It's called show and tell, Bingo.

0:17

Buna göster ve anlat deniyor, Bingo.

Oof.

0:19

Öf.

I'm good at the showing bit, Dilbilgisi

0:20

Gösterme kısmında iyiyim,

but not good at the telling bit.

0:22

ama anlatma kısmında iyi değilim.

Dilbilgisi

good at X, but not good at Y ile becerileri karşılaştırmak

Be good at ifadesinden sonra bir isim, isim öbeği veya -ing biçimi gelir ve bir etkinlikte becerikli olmayı anlatır. Burada the showing bit ve the telling bit, gösterip anlatma etkinliğinin iki bölümüdür; bit bilgisayar terimi değil, gündelik dilde bölüm anlamındadır. I'm good at X, but not good at Y kalıbı, güçlü olunan bir beceriyle zayıf olunan bir beceriyi yan yana karşılaştırır. İki tarafta da good at kullanmak karşıtlığı netleştirir ve kalıbı başka durumlara taşımayı kolaylaştırır.

Alıştırma

good at ve not good at ifadelerini birer kez kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: I'm ____ reading maps, but ____ remembering street names.

Cevabı göster

good at · not good at

Pro tip, Kelime

0:24

Uzman tavsiyesi,

Kelime

Pro tip ile gündelik bir öneriye giriş

Pro tip, yararlı bir önerinin geleceğini bildiren gündelik bir ifadedir. Pratik bir öneriyi tanıtmak için kullanılır ve genellikle hemen ardından önerinin kendisi gelir. Pro, profesyonel anlamına gelebilse de Pro tip demek konuşanın uzman olduğunu kanıtlamaz. İfade çoğu zaman içeriden bir püf noktası paylaşılıyormuş gibi hafif özgüvenli veya şakacı duyulur.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Pro tip demek, konuşan kişinin her zaman nitelikli bir profesyonel olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

keep it simple. Kalıp ifadeler

0:24

basit tut.

Kalıp ifadeler

Keep it simple: işleri gereksiz yere karmaşıklaştırmama tavsiyesi

Keep it simple, “konuşulan şeyi gerekenden daha karmaşık hâle getirme” anlamına gelen yaygın bir tavsiyedir. Buradaki it, çocuğun göster-anlat etkinliğinde söyleyeceği içeriği ifade eder. “keep + nesne + sıfat” yapısı, “nesnenin o durumda kalmasını sağlamak” demektir: keep the talk simple, keep the message clear, keep the room quiet.

Alıştırma

“Karmaşıklaştırma” anlamındaki kalıplaşmış tavsiye ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We only need one clear idea, so ____.

Cevabı göster

keep it simple

Kids switch off if you talk too long. Öbek fiiller

0:25

Çok uzun konuşursan çocukların ilgisi dağılır.

Öbek fiiller

Switch off: cihaz kapatmak değil, dikkati kaybetmek

Burada switch off, “dikkatini vermeyi bırakmak veya ilgisini kaybetmek” demektir. Özne Kids sözcüğüdür ve if yan cümlesi, dikkatlerinin neden dağıldığını açıklar: birinin çok uzun konuşması. Switch off bir kişi için bu şekilde ve nesnesiz kullanıldığında, kişi zihinsel olarak konudan uzaklaşır. Çocukların bir makineyi kapattığı anlamına gelmez.

Alıştırma

“Kids switch off if you talk too long.” cümlesinde switch off ne anlama gelir?

  1. Bir cihazı kapatırlar.
  2. Dikkatlerini vermeyi bırakırlar.
  3. Başka bir koltuğa geçerler.
Cevabı göster

Dikkatlerini vermeyi bırakırlar.

Maybe you could talk about how crabs have an exoskeleton Ton ve niyet

0:27

Belki de yengeçlerin iç iskelet yerine

Ton ve niyet

Maybe you could... ile nazik bir öneride bulunmak

Maybe you could + fiilin yalın hâli, önerinin nazik ve isteğe bağlı duyulmasını sağlar. Bu cümlede talk fiilin yalın hâlidir; geri kalan bölüm ise önerilen konuyu belirtir. Burada maybe yalnızca belirsizlik ifade etmez. Could ile birlikte baskıyı azaltır ve dinleyene fikri kabul etme ya da reddetme alanı bırakır.

Alıştırma

Hangi cümle nazik ve isteğe bağlı bir öneri sunuyor?

  1. Maybe you could take a short break.
  2. Take a short break now.
  3. You must take a short break.
Cevabı göster

Maybe you could take a short break.

as opposed to an endoskeleton. Kalıp ifadeler

0:30

nasıl dış iskelete sahip olduklarından bahsedebilirsin.

Kalıp ifadeler

as opposed to ile A ve B arasında açık bir karşıtlık kurmak

as opposed to, iki seçeneği veya kategoriyi doğrudan karşılaştırır. Burada exoskeleton ile endoskeleton karşılaştırılır; dolayısıyla ifade “yerine” veya “ile karşılaştırıldığında” anlamına gelir. İlk unsur ifadeden önce, karşılaştırılan unsur ise to sözcüğünden sonra gelir. Bu bir karşılaştırma yapısıdır; kişisel bir karşı çıkışı ifade etmez.

Alıştırma

Cümleyi bu derste öğrendiğiniz üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: This model uses physical buttons ____ a touch screen.

Cevabı göster

as opposed to

You see, Anlatım akışı

0:32

Anlıyor musun,

Anlatım akışı

Açıklama başlatan bir söylem belirteci olarak You see,

You see, bir açıklamanın başında söylem belirteci olarak kullanılır. Konuşanın, dinleyicinin ihtiyaç duyduğu nedeni veya arka planı vermek üzere olduğunu gösterir ve dinleyiciyi sonraki düşünceye yönlendirir. Bu cümlede see görme duyusuyla ilgili değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp You see, + açıklama şeklindedir; ifadenin bilgiyi düzenleme işlevi çoğu zaman kelimesi kelimesine çevirisinden daha önemlidir.

Alıştırma

“You see, the road was closed after the storm” cümlesinde You see, ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Durumu açıklayan arka planı sunar.
  2. Konuşanın yolu göremediği anlamına gelir.
  3. Dinleyiciye yola bakmasını söyler.
Cevabı göster

Durumu açıklayan arka planı sunar.

blah blah blah blah skeleton, Kalıp ifadeler

0:33

bıla bıla bıla iskelet,

blah blah blah blah blah mitochondria.

0:35

bıla bıla bıla mitokondri.

Kalıp ifadeler

Atlanan veya dinlenmeyen sözleri anlatan blah blah blah

Tekrarlanan blah, konuşanın tekrar etmek istemediği, algılamadığı ya da uzun ve önemsiz bulduğu sözlerin yerini tutar. blah blah blah ifadesini ayrı anlamları olan birkaç içerik sözcüğü olarak değil, sesi taklit eden tek bir gündelik kalıp olarak düşünün. Bu cümlede gerçek bilim sözcükleri kalırken aralarındaki her şey tekrarlanan blah ile değiştirilir. Bu yapı, bir dinleyicinin karmaşık bir açıklamadan yalnızca birkaç sözcüğü hatırlayabildiğini gösterir.

Alıştırma

“The manager talked about targets, reports, blah blah blah” cümlesinde blah blah blah neyi temsil eder?

  1. Dikkatle dinlediğini göstermenin kibar bir yolunu.
  2. Konuşanın atladığı veya önemsiz gördüğü ayrıntıları.
  3. Kesin anlamları olan üç bilimsel terimi.
Cevabı göster

Konuşanın atladığı veya önemsiz gördüğü ayrıntıları.

Make sense? Ton ve niyet

0:38

Mantıklı mı?

Ton ve niyet

Kısaltılmış anlama kontrolü olarak Make sense?

Make sense?, Does that make sense? sorusunun konuşma dilindeki yaygın kısaltılmış biçimidir. Konuşan kişi bir şeyi açıkladıktan sonra dinleyenin düşünceyi, yönergeyi veya planı anlayıp anlamadığını kontrol etmek için bunu kullanır. Atlanan Does that bağlamdan anlaşılır; bu nedenle bu kullanım bir dil bilgisi hatası değil, konuşma dilinde doğal bir eksiltidir. Burada make sense, kelime kelime “anlam yaratmak” değil, “anlaşılır veya mantıklı olmak” demektir.

Alıştırma

Yol tarifi verdikten sonra dinleyenin anlayıp anlamadığını hangi kısa soru kontrol eder?

  1. Can you make it?
  2. Make sense?
  3. Do you mean it?
Cevabı göster

Make sense?

No.

0:39

Hayır.

See?

0:40

Gördün mü?

Mm.

0:40

Hı-hı.

Can I have some tomato sauce, Notlar

0:41

Biraz ketçap alabilir miyim,

please?

0:43

lütfen?

Ton ve niyet

Kibar istekler için Can I have..., please?

Can I have some tomato sauce, please? cümlesi, birinden konuşana bir şey vermesini istemek için Can I have + isim öbeği + please? kalıbını kullanır. Burada can bir rica başlatır; esas olarak yetenek sorulmaz. tomato sauce sayılamayan bir isim olduğu ve miktar belirtilmediği için some doğaldır. Please ricayı yumuşatır; bu nedenle yalnızca I want tomato sauce demekten daha naziktir.

Alıştırma

Hedef kalıpla kafedeki nazik ricayı tamamlayın: ____ a glass of water, please?

Cevabı göster

Can I have

Kelime

Sofra çeşnisi anlamındaki tomato sauce

Burada tomato sauce, yemeğin üzerine veya yanına konan, ketçaba benzer domatesli çeşni anlamına gelir. Sofra ortamı ve daha sonra sosisten söz edilmesi, bunun makarna pişirirken kullanılan bir sos değil, yemekle birlikte yenilen bir sos olduğunu gösterir. İfadenin anlamı bağlama göre değişir. Başka bir durumda tomato sauce, domatesle pişirilen bir sosu ifade edebilir. Bu nedenle hangi yemekle ve nasıl kullanıldığına bakmak gerekir.

Alıştırma

Bu sofra sahnesinde tomato sauce büyük olasılıkla neyi ifade ediyor?

  1. Özellikle makarna pişirmek için kullanılan domates sosu.
  2. Domatesten yapılmış herhangi bir yiyecek.
  3. Yemekle sunulan ketçap türü bir çeşni.
Cevabı göster

Yemekle sunulan ketçap türü bir çeşni.

Yep.

0:44

Evet.

Thanks.

0:44

Teşekkürler.

Hey,

0:47

Hey,

what's that tomato sauce?

0:47

o ketçap da ne?

Oh.

0:49

Oh.

Uh

0:49

Iıı

this is my tomato sauce.

0:50

bu benim ketçabım.

Well,

0:52

Peki,

whose is this tomato sauce?

0:52

bu ketçap kimin?

That's your tomato sauce.

0:54

O sizin ketçabınız.

What's the difference between my tomato sauce Dilbilgisi

0:56

Benim ketçabımla

and your tomato sauce?

0:58

senin ketçabın arasındaki fark ne?

Dilbilgisi

What's the difference between X and Y? ile fark sormak

What's the difference between X and Y? iki şeyin hangi yönlerden farklı olduğunu sormak için kullanılır. Bu cümlede X, my tomato sauce; Y ise your tomato sauce ifadesidir. Tam kalıp What's the difference between X and Y? şeklindedir. Between sonrasında karşılaştırılan iki şeyi bir çift olarak verin ve bunları and ile bağlayın. X ve Y birer nesne, plan, sözcük, eylem veya fikir olabilir.

Alıştırma

Karşılaştırma kalıbını iki bağlantı sözcüğüyle tamamlayın: What's the difference ____ buses ____ trains?

Cevabı göster

between · and

Yours is a healthy one. Dilbilgisi

1:00

Sizinki sağlıklı olan.

Dilbilgisi

a healthy one: tekil bir ismin yerine kullanılan one

a healthy one ifadesindeki one, konuşmada zaten anlaşılan tekil ve sayılabilen bir ismin, burada bir tomato sauce türünün, yerini tutar. Böylece isim grubunun tamamı tekrarlanmaz. Buradaki one, 1 sayısı değil, isim yerine kullanılan bir sözcüktür. Yaygın kalıp belirleyici + sıfat + one şeklindedir: a healthy one veya the blue one. Daha önce bilinen bir türün içinden birini seçerken ya da tanımlarken kullanılır.

Alıştırma

cup sözcüğünü tekrarlamamak için belirli tanımlık the, small ve one sözcüklerini kullanın: I don't want the large cup; please give me ____.

Cevabı göster

the small one

It's got less sugar in it. Dilbilgisi

1:01

İçinde daha az şeker var.

Dilbilgisi

It's got less sugar in it: içeriği anlatan has got

It's got, It has got yapısının kısaltılmış biçimidir. Burada has got, “sahip olmak” veya “içermek” anlamına gelir; got bir şeyi alma olayını anlatmaz. Sondaki in it, içerik ile onu içeren şey arasındaki ilişkiyi açıkça gösterir. Less sugar, daha az miktarda şeker demektir. Sugar bu anlamda sayılamayan bir isimdir; bu nedenle fewer değil less kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi günlük konuşmadaki has got yapısıyla tamamlayın: This yogurt ____ less sugar in it.

Cevabı göster

has got

Oh.

1:02

Oh.

Can I taste your tomato sauce?

1:05

Senin ketçabının tadına bakabilir miyim?

Uh

1:07

Iıı

well,

1:08

şey,

okay.

1:09

tamam.

Just a taste. Ton ve niyet

1:09

Sadece bir tadım.

Ton ve niyet

Just a taste: izni küçük bir miktarla sınırlamak

Just a taste. ifadesi, You can have just a taste. cümlesinin kısaltılmış biçimidir. Burada a taste, yiyecek veya içecekten küçük bir deneme miktarını anlatır; just ise izin verilen miktarı sınırlar. Bu ifade aynı anda hem izin verir hem de sınır koyar: Dinleyen kişi biraz tadabilir, ancak daha fazlasını alamaz veya tüketemez.

Alıştırma

Bir ebeveyn “Just a taste.” diyor. Hangi izni veriyor?

  1. Yalnızca çok küçük bir miktar tadabilirsin.
  2. İstediğin kadar yiyebilirsin.
  3. Hiç tadamazsın.
Cevabı göster

Yalnızca çok küçük bir miktar tadabilirsin.

I want this tomato sauce.

1:13

Bu ketçabı istiyorum.

No,

1:15

Olmaz,

mate. Kelime

1:15

dostum.

Kelime

No, mate içindeki mate: samimi bir hitap biçimi

No, mate. cümlesinde mate, dinleyene doğrudan hitap etmek için kullanılan samimi bir sözcüktür. Bu bağlamda friend veya buddy gibi kullanılır; eş ya da resmî ortak anlamına gelmez. No sözcüğünden sonra gelen mate, tanıdık ve konuşma diline özgü bir ilişki tonu ekleyerek reddin daha az kuru duyulmasını sağlayabilir. Ancak ret hâlâ açıktır ve söyleyiş yine de kararlı olabilir.

Alıştırma

“No, mate.” cümlesinde mate ne işe yarar?

  1. Dinleyenin konuşanın eşi olduğunu belirtir.
  2. No sözcüğünü resmî bir iş cevabına dönüştürür.
  3. Dinleyene samimi biçimde hitap eder ve redde tanıdık, konuşma diline özgü bir ton verir.
Cevabı göster

Dinleyene samimi biçimde hitap eder ve redde tanıdık, konuşma diline özgü bir ton verir.

That one's yours.

1:16

Şu seninki.

But yours tastes beautiful. Kelime

1:17

Ama seninki harika kokuyor.

Kelime

tastes beautiful: tadı övmek

Burada tastes beautiful, “tadı harika” demektir. taste fiili yours ifadesini beautiful sıfatına bağlar; dolayısıyla övgü görünüşe değil tada yöneliktir. Gündelik Britanya İngilizcesinde beautiful, duyusal bir deneyimi içtenlikle övmek için de kullanılabilir. taste burada bağ fiil olduğu için ardından beautifully zarfı değil, beautiful sıfatı gelir.

Alıştırma

“But yours tastes beautiful,” cümlesinde “tastes beautiful” ne anlama gelir?

  1. Çekici görünür.
  2. Kulağa hoş gelir.
  3. Tadı harikadır.
Cevabı göster

Tadı harikadır.

I want to try.

1:19

Denemek istiyorum.

Kids eat the healthy one.

1:20

Çocuklar sağlıklı olanı yer.

End of. Deyimler

1:22

Konu kapandı.

Deyimler

End of.: tartışmayı kesin biçimde bitirmek

End of., “Tartışma bitti” veya “Artık itiraz yok” anlamına gelen gündelik ve kısaltılmış bir kapanış ifadesidir. of sözcüğünden sonra gelecek kelimeler söylenmez, ancak ifade tek başına tam bir yanıt işlevi görür. Bir nesnenin ya da hikâyenin son bölümünü belirtmez. Konuşan kişi bu ifadeyle kararın kesin olduğunu vurgular ve daha fazla itirazı durdurur.

Alıştırma

Konuşan kişi “End of.” diyerek ne anlatır?

  1. Konuşan kişi daha fazla görüş duymak istemektedir.
  2. Karar kesindir ve tartışma sona ermelidir.
  3. Bir hikâye son sahnesine ulaşmıştır.
Cevabı göster

Karar kesindir ve tartışma sona ermelidir.

This is beautiful.

1:23

Bu harika.

Why do you get the good one Ton ve niyet

1:24

Neden sen iyi olanı alıyorsun da

and we get the disgusting one?

1:26

biz iğrenç olanı alıyoruz?

Ton ve niyet

Why do you get ... and we get ...? ile adaleti sorgulamak

Bu cümlede get, “gidip almak” değil, “elde etmek” veya “bir şeyin kendisine verilmesi” anlamındadır. Why do you get X and we get Y? kalıbı, iki tarafa verilenleri yan yana karşılaştırır. Cümle soru biçiminde olsa da yalnızca bir neden sormaz. the good one ile the disgusting one arasındaki karşıtlık, sonucun adil olup olmadığını sorgular ve memnuniyetsizlik ifade eder. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: Neden bir taraf daha iyi seçeneği alırken diğer taraf daha kötü olanı alıyor?

Alıştırma

Hangi cümle get kullanarak adaletsiz bir dağılıma itiraz ediyor?

  1. Why do you get the quiet room and I get the noisy one?
  2. Why is your room quiet and my room noisy?
  3. Why do you go to the quiet room and I go to the noisy one?
Cevabı göster

Why do you get the quiet room and I get the noisy one?

Uh

1:28

Iıı

Looks like Dad's good at telling, Anlatım akışı

1:29

Görünüşe göre babam anlatma konusunda iyi,

but not good at showing.

1:31

ama örnek olma konusunda o kadar da iyi değil.

Anlatım akışı

good at telling, but not good at showing: ironik bir önceki söze dönüş

İfade, be good at + -ing, but not good at + -ing biçiminde paralel bir yapı kullanır. Burada telling, açıklamak veya başkalarına ne yapmaları gerektiğini söylemek; showing ise bunu kişinin kendi davranışlarıyla göstermesi demektir. Baba, konuşmakta iyi ama örnek olmakta kötü biri olarak anlatılır. Cümle ayrıca şakayı önceki bir söze geri dönüş olarak düzenler. Daha önce kullanılan telling ve showing sözcükleri yeniden kullanılıp bu kez babaya yöneltilir. Bu tekrar, tersine dönüşü fark ettirir ve hafif bir ironi yaratır: verdiği öğütlerle davranışları uyuşmaz.

Alıştırma

Bu cümlede telling/showing karşıtlığının tekrarlanması ne işe yarıyor?

  1. Babanın konuşma becerisi hakkında birbiriyle ilgisiz iki bilgi verir.
  2. Babanın nesneleri sergileyebildiği ama açıklayamadığı anlamına gelir.
  3. Önceki telling/showing sözlerini babaya geri çevirerek davranışlarının öğütleriyle uyuşmaması üzerinden şaka yapar.
Cevabı göster

Önceki telling/showing sözlerini babaya geri çevirerek davranışlarının öğütleriyle uyuşmaması üzerinden şaka yapar.

Mm.

1:33

Hı-hı.

Please.

1:34

Lütfen.

Nope.

1:35

Olmaz.

Nah.

1:36

Cık.

That's it. Ton ve niyet

1:37

Yeter bu kadar.

Ton ve niyet

That's it.: “Yeter; bu şimdi sona erecek”

Burada That's it. “Yeter; bu şimdi sona erecek” anlamındadır. Konuşan kişinin sabrı tükenmiştir ve harekete geçmeden önce bu kısa cümleyle kesin bir sınır koyar. İfadenin anlamını bağlam ve ton belirler. Başka bir durumda doğru nesneyi gösterebilir veya bir işin tamamlandığını bildirebilir; ancak istenmeyen bir davranış tekrarlandıktan sonra genellikle kişinin artık daha fazlasına katlanmayacağını anlatır.

Alıştırma

Bir iş arkadaşınız sürekli sözünüzü kesiyor. Kararlı bir şekilde “That's it.” diyorsunuz. Bu durumda ifade, artık yeterince katlandığınızı ve bu davranışın durmasını istediğinizi anlatır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

I'm going to count all the times you boss us around. Notlar

1:38

Bize her emir verişini sayacağım.

Dilbilgisi

I'm going to count all the times...: her gerçekleşmeyi kaydetmeyi planlamak

I'm going to count ifadesinde be going to + count fiilinin yalın hâli bir planı veya niyeti anlatır. Bir yere gitmeyi anlatmaz. all the times + yan cümle, olayın gerçekleştiği her sefer anlamına gelir. Birlikte kullanıldığında I'm going to count all the times you..., konuşan kişinin her gerçekleşmeyi kaydetmeyi planladığını gösterir ve bir şikâyeti somut bir eyleme dönüştürür.

Alıştırma

Her gerçekleşmeyi kaydetmeyi planladığınızı anlatmak için vurgulanan yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ you interrupt me during the meeting.

Cevabı göster

I'm going to count all the times

Öbek fiiller

boss us around: bize sürekli emir vermek

Boss someone around, birine buyurgan veya rahatsız edici biçimde sürekli emir vermek anlamına gelen ayrılabilen bir öbek fiildir. Burada boss, “patron” anlamındaki isim değil, fiildir. Bu cümlede boss us around bir şikâyet ifade eder: Konuşan kişi, karşısındakinin tekrarlanan talimatlarını tarafsız bir yönlendirme değil, aşırı kontrol olarak görür. Nesne bir zamirse boss ile around arasına gelir: boss us around.

Alıştırma

Cümleyi boss me around ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: My cousin keeps ____ whenever we play together.

Cevabı göster

bossing me around

Great.

1:41

Harika.

Do it while you eat your sausage.

1:41

Bunu sosisini yerken yap.

Uh

1:43

Iıı

eat your sausage.

1:43

sosisini ye.

Bossing around number one.

1:44

Birinci emir verme.

Number one.

1:46

Bir numara.

Don't talk with your mouth full. Kalıp ifadeler

1:48

Ağzın doluyken konuşma.

Kalıp ifadeler

with your mouth full: ağzında hâlâ yiyecek varken

With your mouth full, ağzınızda hâlâ yiyecek varken anlamına gelir. Full, mouth sözcüğünün durumunu anlatır; yeterince yiyip doymuş olduğunuz anlamına gelmez. Bu ifade, ana eyleme eşlik eden bir durumu eklemek için with + isim öbeği + sıfat yapısını kullanır. Örnekte dinleyiciye, bu durum devam ederken konuşmaması söylenir.

Alıştırma

“Ağızda yiyecek varken” anlamındaki tam ifadeyle bu sofra adabı hatırlatmasını tamamlayın: Please don't sing ____.

Cevabı göster

with your mouth full

That's two.

1:50

Bu iki oldu.

Oh man.

1:51

Hadi ya.

Ah,

1:52

Ah,

this is the good stuff. Kelime

1:52

işte bu iyi mal.

Kelime

the good stuff: özellikle iyi veya arzu edilen tür

The good stuff, konuşanın özellikle iyi, değerli, keyifli ya da arzu edilir bulduğu bir şeyi anlatan samimi bir ifadedir. Stuff sözcüğü bilerek genel bırakılır; hangi nesne ya da malzemenin kastedildiğini çevredeki durum gösterir. Burada konuşan kişi sosu daha iyi ve daha lezzetli olan, yani gerçekten istediği seçenek olarak övüyor. Bu ifade, açıkça söylenmese bile çoğu zaman sıradan ya da daha az istenen seçeneklerle bir karşılaştırma ima eder.

Alıştırma

Günlük konuşmada “This is the good stuff” büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bu, çok sayıda ayrı nesnedir.
  2. Bu, özellikle iyi veya arzu edilen türdür.
  3. Bu, Good Stuff adlı bir markadır.
Cevabı göster

Bu, özellikle iyi veya arzu edilen türdür.

Hey.

1:54

Hey.

All right,

1:55

Pekâlâ,

squirts. Kelime

1:55

bücürler.

Kelime

squirts: çocuklar için takılmalı bir hitap

All right, squirts cümlesinde squirts, bir grup çocuğa doğrudan seslenmek için kullanılır ve yaklaşık olarak “ufaklıklar” ya da “çocuklar” anlamına gelir. Burada küçük bir sıvı fışkırmasıyla ilgili gerçek anlamında kullanılmaz. Bir lakap olarak çocukları küçük kişiler şeklinde gösterir ve onları tanıyan bir yetişkin söylediğinde şakacı ya da sevecen duyulabilir. Aynı söz küçümseyici de gelebilir; bu nedenle nasıl algılanacağını ilişki ve ses tonu belirler.

Alıştırma

Yargılayın: Tanımadığınız bir grup çocuğa “squirts” demek her zaman kibar ve tarafsız bir seçimdir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Let's get going. Kalıp ifadeler

1:56

Hadi gidelim.

Kalıp ifadeler

Let's get going: başlamaya veya ayrılmaya yönelik dostça bir teşvik

Let's get going, harekete geçelim, çıkalım ya da sıradaki etkinliğe başlayalım anlamına gelen kalıplaşmış bir konuşma ifadesidir. Get going bir bütün olarak anlaşılmalıdır: burada get almak değil, bir duruma geçmek veya başlamak anlamındadır; going ise eylemin başlamasını anlatır. Bu cümlede Let's hem konuşanı hem de grubu kapsar. Get going ise hafif bir teşvik ekler: bekleme veya hazırlanma zamanı bitmiştir. Yapılacak eylem bağlama göre belirlenir; bu yüzden ifade bir yerden ayrılmayı da bir etkinliğe başlamayı da anlatabilir.

Alıştırma

Ekibiniz geç kalan bir kişiyi bekledikten sonra atölyeye başlamaya hazır. Konuşanı da kapsayarak grubu şimdi başlamaya dostça teşvik eden cümle hangisidir?

  1. Let's get going.
  2. Get going.
  3. Let's keep going.
Cevabı göster

Let's get going.

Let's get going.

1:57

Hadi gidelim.

That's three.

1:57

Bu da üç.

Let's get going?

1:59

Hadi gidelim mi?

That's not bossing you around.

2:00

Bu size emir vermek değil.

Yes,

2:02

Evet,

it is.

2:02

öyle.