Bilimsel kanun ve teori arasındaki fark nedir? - Matt Anticole: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
634 kelime 146 kel/dk

Video özeti: Video, ne olacağını öngören bilimsel yasalarla bunun neden olduğunu açıklayan teorileri birbirinden ayırıyor ve her ikisinin de kanıtlar ışığında sınanmaya ve gözden geçirilmeye açık olduğunu gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. established scientific theory — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: established sözcüğünün yeni ortaya atılmış bir fikri ya da gündelik bir tahmini değil, uzun süre sınanmış ve bilim çevrelerince geniş ölçüde kabul görmüş bir teoriyi nitelediğini anlayın; böylece theory sözcüğünün resmî bilimsel kullanımını daha gevşek gündelik anlamından ayırabilirsiniz. 2. Upon further research, — Söylem, anlatı ve retorik: Bu ifadeyi, ek araştırma yapıldığını ve ardından kanıta dayalı bir sonucun geleceğini bildiren resmî bir geçiş olarak tanıyın; bilimsel, hukuki veya araştırmacı anlatımlarda inceleme süreciyle sonraki değerlendirmeyi doğal biçimde bağlamak için kullanın. 3. will stand the test of time. — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bu deyimin gerçek anlamda bir sınava girmek yerine, uzun süreli inceleme sonrasında geçerliliğini, etkisini veya saygınlığını korumak anlamına geldiğini kavrayın; teorilerin, kurumların, yaratıcı eserlerin ya da ilişkilerin kalıcılığını değerlendirirken kullanın.

Bu derste

Chat with a friend about an established scientific theory and she might reply, Kelime

0:07

Bir arkadaşınızla kabul görmüş bir bilimsel teori hakkında sohbet ederseniz size şöyle cevap verebilir:

"Well, that's just a theory." Ton ve niyet

0:13

"Eh, bu sadece bir teori."

Kelime

established scientific theory: güçlü kanıtlara dayanan ve yaygın kabul gören bir çerçeve

established scientific theory ifadesindeki established, teorinin uzun bir kanıt ve sınama geçmişine sahip olduğunu ve bilim topluluğunda yaygın kabul gördüğünü belirtir. Bir kuruluşun kurulmasını ya da teorinin ilk kez ne zaman ortaya atıldığını değil, teorinin konumunu anlatır. Buradaki theory, gündelik bir tahmin değil, olayları açıklayan düzenli bir çerçeve anlamındaki bilimsel terimdir. Established, bu çerçevenin olgun ve güçlü biçimde desteklenmiş olduğunu ekler; ancak yeni kanıtlar karşısında hiçbir zaman değiştirilemeyeceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bilimsel bir makalede an established scientific theory ifadesi büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bilim insanlarının yakın zamanda kurduğu bir araştırma kuruluşu.
  2. Güçlü kanıtlara dayanan ve bilim insanları arasında yaygın kabul gören bir açıklama çerçevesi.
  3. Birinin henüz ortaya attığı, sınanmamış kişisel bir fikir.
Cevabı göster

Güçlü kanıtlara dayanan ve bilim insanları arasında yaygın kabul gören bir açıklama çerçevesi.

Ton ve niyet

just a theory: bir fikri küçümsemek için just kullanımı

that's just a theory ifadesinde just, “yalnızca” veya “bundan fazlası değil” anlamına gelir. a theory ifadesinin ağırlığını azaltır ve konuşanın bu teorinin ciddiye alınmaya değer olup olmadığından kuşku duyduğunu gösterir. Bu nedenle cümle fikri yalnızca teori olarak sınıflandırmaz; onu küçümser. Bu bağlamdaki tutum, theory sözcüğünün bilimsel anlamını da sıradan bir tahminmiş gibi ele alır.

Alıştırma

“That's just a theory” cümlesinde just büyük olasılıkla hangi tutumu ekler?

  1. Teoriyi daha az önemli veya daha az güvenilir görür.
  2. Teorinin çok yakın zamanda yerleştiğini söyler.
  3. Teorinin güçlü bilimsel desteğe sahip olduğunu vurgular.
Cevabı göster

Teoriyi daha az önemli veya daha az güvenilir görür.

But a conversation about an established scientific law rarely ends with,

0:15

Fakat kabul görmüş bir bilimsel yasa hakkındaki bir konuşma nadiren şöyle biter:

"Well, that's just a law."

0:20

"Eh, bu sadece bir yasa."

Why is that?

0:22

Peki neden böyle?

What is the difference between a theory and a law?

0:24

Bir teori ile yasa arasındaki fark nedir?

And is one better?

0:27

Ve biri diğerinden daha mı iyidir?

Scientific laws and theories have different jobs to do. Deyimler

0:29

Bilimsel yasalar ve teorilerin yapacak farklı işleri vardır.

Deyimler

have different jobs to do: meslek değil, farklı işlevler

Burada jobs, ücretli meslekleri değil, rolleri veya işlevleri anlatır. Cümle, bilimsel yasalara ve teorilere insana özgü görevler vererek her birinin farklı bir amacı olduğunu gösterir. Bu ifade yalnızca farklı olduklarını söylemez; açıklamayı her birinin ne yaptığına göre düzenler. Aynı kalıp araçları, bir sistemin parçalarını veya ekip rollerini anlatmak için de kullanılabilir.

Alıştırma

Örnekte have different jobs to do ne anlama gelir?

  1. Farklı ücretli işler ararlar.
  2. Farklı işlevleri yerine getirirler.
  3. İkisi de tamamen aynı görevi yapar.
Cevabı göster

Farklı işlevleri yerine getirirler.

A scientific law predicts the results of certain initial conditions. Kelime

0:32

Bir bilimsel yasa belirli başlangıç koşullarının sonuçlarını tahmin eder.

Kelime

certain initial conditions: belirli başlangıç koşulları

Initial conditions, bilimsel bir tahminin, hesaplamanın veya modelin başında verilen gerçekler ya da ayarlardır. Sonucun hesaplandığı başlangıç durumunu tanımlar. Burada certain, kesinlikle doğru olan koşullar değil, bazı belirli koşullar anlamına gelir. İfade bir eğer-o hâlde ilişkisi kurar: Bu başlangıç koşulları varsa yasa bir sonuç öngörür.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada certain initial conditions ne anlama gelir?

  1. Tahmin için kullanılan bazı belirli başlangıç koşulları.
  2. Birkaç bilimsel terimin ilk harfleri.
  3. Bilimsel yasayı kanıtlayan nihai sonuçlar.
Cevabı göster

Tahmin için kullanılan bazı belirli başlangıç koşulları.

It might predict your unborn child's possible hair colors

0:37

Doğmamış çocuğunuzun olası saç renklerini

or how far a baseball travels when launched at a certain angle. Dilbilgisi

0:40

veya bir beyzbol topunun belirli bir açıyla fırlatıldığında ne kadar uzağa gideceğini tahmin edebilir.

Dilbilgisi

when launched at a certain angle: kısaltılmış edilgen yan cümle

when launched at a certain angle ifadesinin tam yan cümle biçimi when it is launched at a certain angle şeklindedir. Cümleden çıkarılan it, a baseball ifadesini gösterir; is ise be fiilinin çıkarılan biçimidir. Launched edilgen anlam taşıyan bir geçmiş zaman ortacıdır: Beyzbol topu fırlatılır ya da harekete geçirilir; fırlatma eylemini kendi yapmaz. Bu kısaltılmış when yan cümlesi, aynı zaman veya koşul ilişkisini korurken açıklamayı daha özlü hâle getirir.

Alıştırma

fasten fiilinin kısaltılmış edilgen biçimini kullanın: When ____ correctly, the helmet protects the rider.

Cevabı göster

fastened

In contrast, Anlatım akışı

0:45

Buna karşılık,

a theory tries to provide the most logical explanation Kalıp ifadeler

0:46

bir teori olayların neden bu şekilde gerçekleştiği hakkında

about why things happen as they do. Dilbilgisi

0:50

en mantıklı açıklamayı sunmaya çalışır.

Anlatım akışı

In contrast: karşılaştırmaya geçişi gösterme

In contrast, dinleyiciye sıradaki noktayı önceki noktayla karşılaştırmasını söyleyen bir söylem belirtecidir. Burada konu, bilimsel bir yasanın yaptığı şeyden — ne olacağını öngörmekten — bir teorinin yaptığı şeye — neden olduğunu açıklamaya — geçer. Bu işaretle karşılaştığınızda iki bölüm arasında değişen belirli yönü arayın. Bu ifade savı düzenler; yalnızca bir dolgu sözü veya genel bir bilgi ekleme yolu değildir.

Alıştırma

In contrast bu açıklamada ne işe yarıyor?

  1. Aynı işlevle ilgili başka bir örnek ekler.
  2. Teorinin ne zaman oluşturulduğunu söyler.
  3. Bir teorinin daha önce ele alınan bilimsel yasadan farklı bir işlevi olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Bir teorinin daha önce ele alınan bilimsel yasadan farklı bir işlevi olduğunu gösterir.

Kalıp ifadeler

tries to provide the most logical explanation: en mantıklı açıklamayı sunmaya çalışmak

Burada tries to provide, “sunmayı amaçlar” anlamına gelir. Özne a theory olduğu için tries to kişisel bir istek anlatmaz; teorinin ne yapmayı hedeflediğini belirtir. Provide the most logical explanation, “mantığa ve kanıtlara en uygun açıklamayı vermek” anlamında resmî bir ifadedir. Bu sözler açıklamayı güçlü bir girişim olarak sunar; asla değişmeyecek nihai bir cevap olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: The model ____ for the unexpected result.

Cevabı göster

tries to provide the most logical explanation

Dilbilgisi

why things happen as they do: olayların neden böyle gerçekleştiği

As they do ifadesinde as, “olduğu biçimde” anlamına gelir ve do daha önce geçen happen fiilinin yerini tutar. İngilizce, aynı fiili tekrar etmemek için do sözcüğünü bu şekilde kullanır: as they do = as they happen. Bu nedenle why things happen as they do, “olayların neden gerçekte oldukları biçimde gerçekleştiği” anlamına gelir. They zamiri things sözcüğüne gönderme yapar; bir eylem yapan insan grubunu anlatmaz.

Alıştırma

As + zamir + do yapısını kullanarak ve behave fiilini tekrarlamak yerine do getirerek cümleyi tamamlayın: Researchers study why people behave ____.

Cevabı göster

as they do

A theory might invoke dominant and recessive genes Kelime

0:53

Bir teori, kahverengi saçlı ebeveynlerin nasıl kızıl saçlı bir çocuğa sahip olduğunu açıklamak için

Kelime

invoke dominant and recessive genes: açıklamada bir etkeni dayanak olarak kullanmak

Bu cümlede invoke, bir şeyi açıklamayı destekleyen bir etken olarak öne sürmek anlamına gelir. Teori, sonucu açıklamaya yardımcı olmak için baskın ve çekinik genleri kullanır; genleri sihirli biçimde ortaya çıkarmaz. Bu resmî kullanımda bir neden, kural, ilke, otorite veya kanıt, bir iddiayı desteklemek üzere sunulur. mention fiilinden daha fazlasını ifade eder; çünkü invoke edilen unsur açıklama veya tartışmada gerçekten bir rol oynar.

Alıştırma

Örnek cümlede invoke ne anlama geliyor?

  1. Genleri açıklamada kullanmadan kısaca adlandırmak.
  2. Genleri sihirli biçimde ortaya çıkarmak.
  3. Genleri teoriye açıklayıcı bir etken olarak dâhil etmek.
Cevabı göster

Genleri teoriye açıklayıcı bir etken olarak dâhil etmek.

to explain how brown-haired parents ended up with a red-headed child Öbek fiiller

0:56

baskın ve çekinik genlere başvurabilir

Öbek fiiller

ended up with: sonunda bir sonuç elde etmek

Ended up with, bir süreçten sonra sonunda bir şeye sahip olmak, bir şeyi elde etmek veya bir şeyle karşı karşıya kalmak anlamına gelir. Buradaki nihai sonuç, kahverengi saçlı anne ve babanın kızıl saçlı bir çocuğunun olmasıdır. Bu ifade çoğu zaman sonucun beklenmedik olduğunu veya açıklanmaya değer bulunduğunu düşündürür; ancak sonucun kötü olması gerekmez. end up with bir bütün olarak anlaşılır ve end up with + isim öbeği yapısıyla kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi ‘sonuç olarak sonunda sahip olmak’ anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: After testing three versions, we ____ a much simpler design.

Cevabı göster

ended up with

or use gravity to shed light on the parabolic trajectory of a baseball. Deyimler

1:01

veya bir beyzbol topunun parabolik yörüngesini aydınlatmak için yerçekimini kullanabilir.

Deyimler

shed light on: bir konuyu açıklığa kavuşturmak

Burada shed light on, “bir şeyi anlamayı kolaylaştıran bilgiler sunmak” anlamına gelen bir deyimdir. Yer çekimi, beyzbol topunun parabolik yolunu açıklamak için kullanılıyor; gerçek bir ışıktan söz edilmiyor. Yapı, shed light on + soru, neden, olay veya başka bir belirsiz konu şeklindedir. shed fiilinin öznesi çoğu zaman kanıt, araştırma, veri ya da açıklama olur.

Alıştırma

Cümleyi shed ile başlayan ve “açıklamaya yardımcı olmak” anlamına gelen üç kelimelik deyimle tamamlayın: The camera footage may ____ what caused the power outage.

Cevabı göster

shed light on

In simplest terms, Anlatım akışı

1:06

En basit ifadeyle,

a law predicts what happens

1:08

yasa neyin olacağını tahmin ederken

while a theory proposes why. Dilbilgisi

1:10

teori bunun nedenini öne sürer.

Anlatım akışı

In simplest terms: basit bir özeti haber vermek

In simplest terms, anlatımın akışını gösteren bir işarettir: dinleyiciye sıradaki sözlerin karmaşık bir fikri kolay anlaşılır bir özete indireceğini bildirir. Bu cümlede yasalar ile teoriler arasındaki karşıtlığı ana sonuç olarak sunar. Kendi başına bilimsel bir bilgi eklemek yerine ayrıntı düzeyini düzenler.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede In simplest terms neyi bildiriyor? In simplest terms, a vaccine trains the body to recognize a disease.

  1. Sırada ayrıntılı bir istisnalar listesi var.
  2. Sırada kısa ve basitleştirilmiş bir özet var.
  3. Konuşmacı ilgisiz bir konuya geçiyor.
Cevabı göster

Sırada kısa ve basitleştirilmiş bir özet var.

Dilbilgisi

while a theory proposes why: karşıtlık bildiren while

Buradaki while, “bir şey olurken” şeklindeki zaman anlamında değil, whereas gibi “oysa” veya “-e karşılık” anlamındadır. İki cümleciği bağlayarak işlevlerini karşılaştırır: yasa ne olduğunu öngörür, teori ise nedenini ortaya koyar. while farklı özneler veya özellikler hakkındaki paralel ifadeleri bağladığında zaman ilişkisi yerine karşıtlık düzenleyebilir.

Alıştırma

Bu cümlede while nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Yasaların neden öngörüde bulunduğunu açıklıyor.
  2. İki olayın aynı anda gerçekleştiğini gösteriyor.
  3. Bir yasa ile bir teorinin farklı işlevlerini karşılaştırıyor.
Cevabı göster

Bir yasa ile bir teorinin farklı işlevlerini karşılaştırıyor.

A theory will never grow up into a law, Deyimler

1:13

Bir teori hiçbir zaman büyüyüp bir yasa olmayacaktır,

Deyimler

grow up into a law: büyüme benzetmesi

grow up into a law, teoriyi büyüyerek başka bir şeye dönüşebilecek bir çocuk gibi gösterir. Konuşmacı never ile bu hayalî yolu reddeder: bilimsel bir teori yalnızca eskidiği veya daha fazla kanıt kazandığı için yasaya dönüşmez. Daha genel olarak grow into + isim, zamanla bir role, duruma veya daha büyük bir şeye dönüşmek anlamına gelebilir. up eklenmesi, çocukluktan yetişkinliğe büyüme imgesini güçlendirir.

Alıştırma

Buradaki grow up into a law benzetmesi ne anlatıyor?

  1. Bir teorinin sonunda olgunlaşıp yasaya dönüşeceği düşüncesini reddediyor.
  2. Bilimsel yasaların teorilerden daha eski olduğunu söylüyor.
  3. Bir teorinin fiziksel olarak büyümesini anlatıyor.
Cevabı göster

Bir teorinin sonunda olgunlaşıp yasaya dönüşeceği düşüncesini reddediyor.

though the development of one often triggers progress on the other. Kalıp ifadeler

1:16

ancak birinin gelişimi genellikle diğerindeki ilerlemeyi tetikler.

Kalıp ifadeler

triggers progress on the other: diğerinin ilerlemesini tetikler

Burada triggers, “neden olur” veya “harekete geçirir” demektir. triggers progress on the other ifadesi, bir şeydeki gelişmenin ikinci şeyle ilgili çalışmaları ilerlettiğini anlatır; trigger burada fiildir, silahın parçası olan “tetik” adlı değildir. Yeniden kullanılabilir kalıp trigger progress on + sorun, proje veya konu biçimindedir. Bir gelişmeyi başka bir alandaki ilerlemenin nedeni olarak sunar. Bu cümlede one ve the other, theory ve law kavramlarına gönderme yapar.

Alıştırma

Cümleyi trigger progress on kalıbıyla tamamlayın: A new clue could ____ the investigation.

Cevabı göster

trigger progress on

In the 17th century,

1:20

17. yüzyılda,

Johannes Kepler theorized cosmic musical harmonies Kültür

1:22

Johannes Kepler kozmik müzikal armonileri teorize ederek

to explain the nature of planetary orbits.

1:25

gezegen yörüngelerinin doğasını açıklamaya çalıştı.

Kültür

Kepler'ın kozmik müzikal armonileri kuramlaştırması

Bu ifade, Johannes Kepler'la ilişkilendirilen tarihsel bir düşünceyi anlatır. Kepler, gezegen hareketlerinin müzikteki armoniye benzer matematiksel oranlarla düzenlendiğini öne sürdü ve gezegen yörüngelerini açıklamak için bu düşünceyi kullandı. Musical harmonies, gezegenlerin gerçekten duyulabilen şarkılar çaldığı iddiası değildir. Modern bir bilim yasasını değil, eski bir açıklama modelini adlandırır.

Alıştırma

Bu cümlede cosmic musical harmonies neyi ifade eder?

  1. Gezegen hareketlerinin müzikal armoniye benzer matematiksel ilişkiler izlediğini savunan Kepler'a ait tarihsel düşünce
  2. Yer çekiminin müzik notalarını izlediğini söyleyen modern bir bilim yasası
  3. İnsanların gezegenlerin çaldığını gerçekten duyabildiği müzik
Cevabı göster

Gezegen hareketlerinin müzikal armoniye benzer matematiksel ilişkiler izlediğini savunan Kepler'a ait tarihsel düşünce

He developed three brilliant laws of planetary motion

1:29

Teorisine destek bulma çabasıyla

while he was studying decades of precise astronomical data

1:33

onlarca yıllık hassas astronomik verileri incelerken

in an effort to find support for his theory. Kalıp ifadeler

1:37

üç muazzam gezegensel hareket yasası geliştirdi.

Kalıp ifadeler

in an effort to find support for: bir şeyi destekleyen kanıtlar bulmaya çalışmak

In an effort to find support for, verileri incelemenin amacını belirtir. In an effort to + fiilin yalın biçimi, bir kişinin bir sonuca ulaşmaya çalışarak harekete geçtiğini anlatan resmî bir amaç yapısıdır; başarıyı değil, girişimi vurgular. Burada support for his theory, teoriyi daha inandırıcı kılan kanıt veya gerekçeler anlamındadır; duygusal destek anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi yukarıda öğretilen ifadenin aynısıyla tamamlayın: The analysts examined the records ____ the claim.

Cevabı göster

in an effort to find support for

While his three laws are still in use today, Kalıp ifadeler

1:40

Bu üç yasası bugün hala kullanılsa da,

Kalıp ifadeler

are still in use today: bugün hâlâ kullanımdalar

Are still in use today, üç yasanın çok uzun zaman önce geliştirilmiş olmalarına rağmen günümüzde de kullanılmaya veya uygulanmaya devam ettiğini anlatır. Be in use bir nesnenin, kuralın, yöntemin ya da sistemin kullanım durumunu belirtir. Still geçmişten bugüne devamlılığı vurgular; buradaki today ise yalnızca takvimdeki bugünü değil, «günümüzde» veya «içinde bulunduğumuz çağda» anlamını taşır.

Alıştırma

Bir seyir yöntemi yüzyıllar önce geliştirilmiş ve denizciler bu yöntemi uygulamaya devam ediyor. Bu süregelen kullanımı açıkça anlatan cümle hangisidir?

  1. The method was in use for one day.
  2. The method is still in use today.
  3. The method is still useful today.
Cevabı göster

The method is still in use today.

gravity replaced his theory of harmonics to explain the planets' motions.

1:43

gezegenlerin hareketlerini açıklamak için armoni teorisinin yerini yerçekimi aldı.

How did Kepler get part of it wrong? Kalıp ifadeler

1:48

Kepler işin bir kısmını nasıl yanlış anladı?

Kalıp ifadeler

get part of it wrong: hatanın kapsamını sınırlamak

get + nesne + wrong yapısı, o nesneyi yanlış anlamak, değerlendirmek, hesaplamak veya açıklamak anlamına gelir. Burada Kepler'in açıklamasının bir bölümünde hata yaptığını belirtir. part of it sözleri eleştirinin kapsamını sınırlar: bazı kısımlar yanlıştır, ancak diğer kısımlar doğru olabilir. Soru, Kepler'in söylediği her şeyin yanlış olup olmadığını değil, hangi kısmın hatalı olduğunu sorar.

Alıştırma

Burada get part of it wrong neyi gösteriyor?

  1. Birisi yanlış nesneyi aldı.
  2. Bir kısmı yanlıştı, ancak diğer kısımlar hâlâ doğru olabilir.
  3. Her ayrıntısı yanlıştı.
Cevabı göster

Bir kısmı yanlıştı, ancak diğer kısımlar hâlâ doğru olabilir.

Well, we weren't handed a universal instruction manual. Deyimler

1:51

Şey, elimize evrensel bir kullanma kılavuzu verilmedi.

Deyimler

weren't handed a universal instruction manual: hazır cevapları anlatan bir mecaz

Weren't handed, hand someone something yapısının geçmiş zaman edilgen biçimidir. Bizi, dışarıdaki bir vericiden bir şey almamış kişiler olarak gösterir. A universal instruction manual, dünyanın nasıl işlediğine ilişkin hazır cevapları içeren eksiksiz bir rehber için kullanılan bir mecazdır. Konuşmacı, bilginin insanlığa tamamlanmış biçimde verilmediğini; bu yüzden açıklamaların zamanla keşfedilip düzeltilmesi gerektiğini anlatır.

Alıştırma

Konuşmacı we weren't handed a universal instruction manual ile ne demek istiyor?

  1. Birisi bize bir makine hakkında kitap vermeyi unuttu.
  2. Eksiksiz bir rehber almak yerine cevapları keşfetmek zorunda kaldık.
  3. Aldığımız talimatları okumayı reddettik.
Cevabı göster

Eksiksiz bir rehber almak yerine cevapları keşfetmek zorunda kaldık.

Instead,

1:54

Bunun yerine,

we continually propose, challenge, revise,

1:55

devam eden bir süreç olarak bilimsel fikirlerimizi sürekli olarak

or even replace our scientific ideas as a work in progress. Deyimler

1:58

önerir, sorgular, gözden geçirir veya hatta değiştiririz.

Deyimler

a work in progress: hâlâ geliştirilmekte olan şey

Burada a work in progress, bilimsel fikirlerin tümünü henüz tamamlanmamış ve hâlâ değiştirilebilecek ya da geliştirilebilecek bir şey olarak sunar. Tek bir eseri değil, bu fikirlerin içinde bulunduğu durumu anlatır. Bu ifade, tamamlanmamışlığı çoğunlukla tarafsız biçimde sunar: Bir şey şu anda yararlı olabilir ama gelişmeye devam edebilir. Projeler, planlar, beceriler ve teoriler için de kullanılabilir.

Alıştırma

Hâlâ geliştirilmekte olan bir şeyi anlatan dört sözcüklük ifadeyle cümleyi tamamlayın: The design is not finished yet; it is ____.

Cevabı göster

a work in progress

Laws usually resist change,

2:03

Yasalar genellikle değişime direnir,

since they wouldn't have been adopted if they didn't fit the data. Dilbilgisi

2:05

çünkü verilere uymasaydılar en baştan benimsenmezlerdi.

Dilbilgisi

wouldn't have been adopted if...: geçmişe yönelik koşullu çıkarım

Wouldn't have been adopted, would not + have + been + geçmiş zaman ortacı kalıbını izler. Geçmişte yer alan olumsuz ve edilgen bir sonucu ifade eder: Yasalar kabul edilmiş olmazdı. Burada if they didn't fit the data koşulu verir. Yasalar gerçekte benimsendiğine göre konuşan kişi geriye doğru akıl yürüterek o sırada kanıtlarla yeterince uyumlu oldukları sonucuna varır. Fit the data, gözlemlerle uyuşmak veya onları açıklamak; adopted ise bir aileye evlat edinilmek değil, kabul edilmek ya da benimsenmek demektir.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: A proposal wouldn't have been accepted if it didn't meet the basic requirements. Hangi yorum cümlenin mantığına uygundur?

  1. Teklif koşulları karşılamadığı hâlde kabul edildi.
  2. Teklif gelecekteki bir toplantıda kesinlikle reddedilecek.
  3. Teklif kabul edildi ve konuşan kişi teklifin koşulları karşıladığı sonucuna varıyor.
Cevabı göster

Teklif kabul edildi ve konuşan kişi teklifin koşulları karşıladığı sonucuna varıyor.

Though we occasionally revise laws in the face of new unexpected information. Kalıp ifadeler

2:09

Her ne kadar beklenmedik yeni bilgiler karşısında ara sıra yasaları gözden geçirsek de.

Kalıp ifadeler

in the face of new unexpected information: yeni ve beklenmedik bilgiler karşısında

In the face of, zor veya önemli bir durumla 'karşı karşıya kalındığında' ya da o durumla 'başa çıkarken' anlamına gelir. Burada new unexpected information, insanların yasaları gözden geçirmesine yol açabilecek dış kanıttır. Kalıp in the face of + isim öbeği şeklindedir. Bir baskıyı, zorluğu veya yeni olguyu bu koşullar altında verilen tepkiye bağlar.

Alıştırma

'Karşı karşıya kalındığında' anlamındaki resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: The committee reconsidered its decision ____ strong new evidence.

Cevabı göster

in the face of

A theory's acceptance, however, is often gladiatorial. Deyimler

2:14

Ancak bir teorinin kabul görmesi genellikle gladyatör dövüşleri gibidir.

Deyimler

is often gladiatorial: sert rekabeti anlatan bir mecaz

Gladiatorial gerçek anlamıyla gladyatörlerle ilgilidir, ancak burada mecaz olarak kullanılır. Bir teorinin kabul sürecinin is often gladiatorial olduğunu söylemek, bu süreci rakip teorilerin yarıştığı ve bazılarının yenildiği sert bir mücadele olarak sunar. Bu sıfat anlatıma dramatik ve değerlendirme içeren bir ton katar. Bilim insanlarının fiziksel olarak dövüştüğü anlamına gelmez; yoğun rekabeti ve elenmeyi vurgular.

Alıştırma

Bu cümlede is often gladiatorial ne anlama geliyor?

  1. Teori genellikle ciddi bir karşı çıkış olmadan kabul edilir.
  2. Kabul süreci çoğu zaman kazananları ve kaybedenleri olan sert bir rekabet içerir.
  3. Teori gerçek anlamıyla Antik Roma'daki dövüşleri konu alır.
Cevabı göster

Kabul süreci çoğu zaman kazananları ve kaybedenleri olan sert bir rekabet içerir.

Multiple theories may compete to supply the best explanation of a new scientific discovery. Anlatım akışı

2:18

Yeni bir bilimsel keşfe en iyi açıklamayı sağlamak için birden fazla teori rekabet edebilir.

Anlatım akışı

compete to supply the best explanation: en iyi açıklamayı sunmak için yarışmak

Compete to + fiil, birden fazla adayı aynı hedefe ulaşmaya çalışan rakipler olarak sunar. Burada teoriler gerçekten savaşmaz; her biri keşfi ne kadar iyi açıklayabildiğine göre değerlendirilir. Supply an explanation ifadesindeki supply, fiziksel bir nesne teslim etmek değil, “bir açıklama sunmak” anlamına gelir. Compete to supply the best explanation, argümanı olası açıklamalar arasında bir karşılaştırma olarak düzenler.

Alıştırma

Compete to supply the best explanation ifadesinin düşünceyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan yorum hangisidir?

  1. Teoriler keşif için fiziksel malzemeler teslim etmektedir.
  2. Bütün teoriler karşılaştırılmadan kabul edilmektedir.
  3. Birden fazla teori, her biri en güçlü açıklamayı sunmaya çalışan rakip adaylar olarak ele alınır.
Cevabı göster

Birden fazla teori, her biri en güçlü açıklamayı sunmaya çalışan rakip adaylar olarak ele alınır.

Upon further research, Anlatım akışı

2:24

Daha fazla araştırma üzerine,

Anlatım akışı

Upon further research: sonraki bir bulguya geçiş yapan resmî ifade

Upon further research, “daha fazla araştırma yapıldıktan sonra” anlamına gelir. Burada upon fiziksel konumu değil, zamanı ve olayların sırasını belirtir. Giriş niteliğindeki bir geçiş ifadesi olarak okuyucuyu önceki bir görüş veya sorudan daha sonra elde edilen bir bulguya taşır. Araştırmanın neyi ortaya çıkardığını belirtmek için virgülden sonra genellikle tam bir ana cümle gelir.

Alıştırma

Hangi cümle Upon further research ifadesini resmî bir geçiş olarak doğal biçimde kullanır?

  1. Further upon research, the investigators found that the date was incorrect.
  2. Upon further research, because the date was incorrect.
  3. Upon further research, the investigators found that the date was incorrect.
Cevabı göster

Upon further research, the investigators found that the date was incorrect.

scientists tend to favor the theory that can explain most of the data, Kalıp ifadeler

2:26

bilim insanları verilerin çoğunu açıklayabilen teoriyi destekleme eğilimindedir,

Kalıp ifadeler

tend to favor the theory: bir tercihi temkinli biçimde ifade etmek

tend to favor the theory ifadesindeki tend to + fiilin yalın hâli, istisnalara yer bırakarak genellikle ne olduğunu anlatır. Bu ifade, scientists always favor a theory demekten daha az kesindir. favor burada “tercih etmek veya desteklemek” anlamına gelen bir fiildir. Dolayısıyla ifade, bilim insanlarının genellikle o teoriyi kabul etmeye daha yatkın olduğunu söyler. “İyilik yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Genel olan ancak mutlak olmayan bir tercihi hedef ifadeyle gösterin: Researchers ____ explanations supported by stronger evidence.

Cevabı göster

tend to favor

though there may still be gaps in our understanding. Deyimler

2:31

anlayışımızda hala boşluklar olsa bile.

Deyimler

gaps in our understanding: anlayışımızdaki eksik bilgiler

Gaps in our understanding ifadesi, insanların bir konu hakkında hâlâ bilmediği veya açıklayamadığı kısımları anlatmak için gap sözcüğünü mecaz olarak kullanır. Buradaki gaps, fiziksel açıklıklar değil, eksik bilgilerdir. Bu cümlede ifade bir sınırlamayı kabul eder: Bir teori verilerin büyük kısmını açıklasa bile her soruyu yanıtlamayabilir. Mevcut bilginin yararlı ancak eksik olduğunu söylemenin temkinli bir yoludur.

Alıştırma

Bu cümlede gaps in our understanding ne anlama gelir? “There are still gaps in our understanding of the ocean.”

  1. Okyanusla ilgili bazı önemli bilgiler hâlâ eksiktir.
  2. İnsanların okyanus hakkında inandığı her şey yanlıştır.
  3. Okyanusta fiziksel delikler vardır.
Cevabı göster

Okyanusla ilgili bazı önemli bilgiler hâlâ eksiktir.

Scientists also like when a new theory

2:34

Bilim insanları ayrıca yeni bir teorinin

successfully predicts previously unobserved phenomena, Kelime

2:36

önceden gözlemlenmemiş fenomenleri başarıyla tahmin etmesini severler;

Kelime

successfully predicts previously unobserved phenomena: isim öbeğini çözümleme

previously unobserved phenomena ifadesinde phenomena, birden fazla phenomenon anlamına gelen ana isimdir. Unobserved, olguları niteleyen ve sıfat olarak kullanılan geçmiş zaman ortacıdır; previously ise bunların ne zamana kadar gözlemlenmemiş olduğunu, yani ilgili zamandan öncesini belirtir. Daha büyük olan successfully predicts ... ifadesi, teorinin henüz görülmemiş şeyleri doğru biçimde öngördüğünü anlatır. Bilimsel yazıda bu yapı zamanı, durumu ve açıklanan şeyi tek bir isim öbeğinde kısa biçimde birleştirir.

Alıştırma

Daha önce gözlemlenmemiş birden fazla olguyu anlatan isim öbeğini hangi cümle doğru kurar?

  1. The telescope revealed several previously unobserved phenomena.
  2. The telescope revealed several previous unobserved phenomena.
  3. The telescope revealed several previously unobserved phenomenon.
Cevabı göster

The telescope revealed several previously unobserved phenomena.

like when Dmitri Mendeleev's theory about the periodic table

2:40

tıpkı Dmitri Mendeleyev'in periyodik tablo hakkındaki teorisinin

predicted several undiscovered elements.

2:44

henüz keşfedilmemiş birkaç elementi tahmin etmesi gibi.

The term scientific theory covers a broad swath. Deyimler

2:48

Bilimsel teori terimi geniş bir yelpazeyi kapsar.

Deyimler

covers a broad swath: geniş bir kapsamı ifade etmek

Burada covers, kendi kapsamına dâhil eder; a broad swath ise büyük ve çeşitli bir bölüm ya da aralık anlamına gelir. Swath sözcüğü gerçek anlamıyla bitkilerin arasından biçilmiş bir şerit veya alanı anlatabilir, ancak bu cümlede mecaz olarak kullanılmıştır. Cümle, scientific theory etiketinin tek ve dar bir türe değil, birçok farklı duruma uygulandığını söyler. Başka durumlara aktarılabilecek fikir şudur: Bir şeyin erişimi veya kapsamı genişse covers a broad swath denebilir.

Alıştırma

Bu cümlede covers a broad swath ne anlama gelir?

  1. Biçilmiş bir çimen şeridini fiziksel olarak örter.
  2. Geniş ve çeşitli bir aralığı kapsar.
  3. Dar ve kesin tek bir kategoriye karşılık gelir.
Cevabı göster

Geniş ve çeşitli bir aralığı kapsar.

Some theories are new ideas with little experimental evidence

2:51

Bazı teoriler çok az deneysel kanıtı olan yeni fikirlerdir,

that scientists eye with suspicion or even ridicule. Kelime

2:55

bilim insanları bunlara şüpheyle, hatta alaycı bir şekilde bakarlar.

Kelime

eye ... with suspicion or even ridicule: fiil olarak eye

Burada eye, bakıp değerlendirmek anlamında bir fiildir. Nesnesi, önceki yeni teorilere veya fikirlere gönderme yapan that sözcüğüdür; normal sözcük diziminde anlam scientists eye those theories with suspicion olur. eye + nesne + with + tutum yapısı, bir şeyin hangi bakış açısıyla değerlendirildiğini gösterir. with suspicion güvensizlikle bakmak demektir; or even ridicule ise tepkiyi kuşkudan açıkça alay etmeye kadar güçlendirir.

Alıştırma

Cümleyi eye fiilinin geçmiş zamanı ve the claim with suspicion sözleriyle tamamlayın: Because the data did not match, the auditors ____.

Cevabı göster

eyed the claim with suspicion

Other theories,

2:59

Diğer teoriler ise,

like those involving the Big Bang, evolution, and climate change, Kültür

3:00

Büyük Patlama, evrim ve iklim değişikliğini içerenler gibi,

Kültür

Big Bang, evolution, and climate change: bilimsel teorilerin arkasındaki kanıtlar

Bu liste, güçlü biçimde desteklenen bilimsel teorilerle bağlantılı konuları verir. Daha önce sözü edilen ve deneysel kanıtı az olan yeni fikirlerle karşıtlık kurar; böylece yalnızca theory etiketinin kanıtların zayıf olduğunu göstermediğini anlatır. Bilimde teori, gözlem ve deneylere dayanılarak kurulan ve sınanan geniş kapsamlı bir açıklamadır. Kendiliğinden sıradan bir tahmin anlamına gelmez; kanıtlara ve bilimsel bağlama göre değerlendirilmelidir.

Alıştırma

Big Bang, evolution, and climate change listesi burada neyi göstermeye yardımcı oluyor?

  1. Theory olarak adlandırılan her şeyin deneysel kanıtı azdır.
  2. Big Bang, evolution, and climate change yalnızca sıradan tahminlerdir.
  3. Bazı bilimsel teoriler çok sayıda kanıtla desteklenir.
Cevabı göster

Bazı bilimsel teoriler çok sayıda kanıtla desteklenir.

have endured years of experimental confirmation Kalıp ifadeler

3:05

bilim camiasının çoğunluğu tarafından kabul edilmeden önce

before earning acceptance by the majority of the scientific community. Kalıp ifadeler

3:08

yıllar süren deneysel doğrulama süreçlerine dayanmıştır.

Kalıp ifadeler

endured years of experimental confirmation: yıllar süren deneysel doğrulamaya dayanmak

Bu cümlede endured years of experimental confirmation, yıllar süren deneysel doğrulama sürecinden geçmek ve bu sürece dayanmak anlamına gelir. Burada endure esas olarak fiziksel acıyı anlatmaz; tekrarlanan testleri, teorilerin başarıyla atlattığı zorlu bir sınama gibi sunar. Bu yapı, uzun süreli testlerden sonra da güvenilirliğini veya değerini koruyan bir fikir, yöntem, kurum ya da eser için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede endured, bir şeyin uzun süreli testlerden sonra sağlam kaldığını ifade eder?

  1. The engineer earned a salary for testing the bridge design.
  2. The bridge design avoided every safety test before officials approved it.
  3. The bridge design endured years of safety testing before officials approved it.
Cevabı göster

The bridge design endured years of safety testing before officials approved it.

Kalıp ifadeler

earning acceptance by the majority of the scientific community: bilim camiasının çoğunluğunun kabulünü kazanmak

Burada earning acceptance, para kazanmak değil, kanıtlar ve sonuçlar sayesinde kabul edilmeye başlamak anlamına gelir. Earn, kabulün kendiliğinden oluşmadığını, kazanılan bir sonuç olduğunu gösterir. by the majority of the scientific community ifadesi, kabul eden grubun kim olduğunu belirtir. Majority her üyeyi değil, üyelerin çoğunu ifade eder; before earning ise geniş kabulün yıllar süren deneysel doğrulamadan sonra geldiğini gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede earned acceptance from most members ne anlama gelir? 'After the trial, the plan earned acceptance from most members of the committee.'

  1. Komite üyelerinin tamamı planı hemen onayladı.
  2. Komite üyelerinin çoğu zamanla planı onayladı.
  3. Plan, her komite üyesine para kazandırdı.
Cevabı göster

Komite üyelerinin çoğu zamanla planı onayladı.

You would need to learn more about a specific explanation

3:13

Bilim insanlarının onu ne kadar iyi algıladığını bilmeden önce

before you'd know how well scientists perceive it.

3:16

belirli bir açıklama hakkında daha fazla şey öğrenmeniz gerekir.

The word theory alone doesn't tell you. Kelime

3:19

Tek başına teori kelimesi size bunu söylemez.

Kelime

The word theory alone doesn't tell you: theory etiketi tek başına yeterli değildir

Burada alone, “tek başına” anlamındadır; “yalnız” anlamında değildir. Vurgu theory etiketindedir: yalnızca bu sözcük, belirli bir teorinin ne kadar kanıtı olduğunu veya ne kadar güvenilir olduğunu göstermez. Başka durumlara aktarılabilen X alone doesn't tell you Y kalıbı, tek bir etiketin, sayının veya ipucunun sonuca varmak için yeterli olmadığını belirtir. Tanımı, kanıtları ve bağlamı incelemek gerekir.

Alıştırma

Hangi cümle, güvenliği değerlendirmek için tek bir etiketin yeterli olmadığını en iyi şekilde belirtir?

  1. The word natural tells you that every product is safe.
  2. The unlabeled bottle is alone on the shelf.
  3. The word natural alone doesn't tell you whether a product is safe.
Cevabı göster

The word natural alone doesn't tell you whether a product is safe.

In full disclosure, Anlatım akışı

3:23

Tamamen dürüst olmak gerekirse,

Anlatım akışı

In full disclosure: bir gerçeği kabul etmeden önce kullanılan giriş

In full disclosure, konuşmacının bir sınırlama, geçmişteki bir hata veya olası bir taraflılık kaynağı gibi ilgili bir bilgiyi açıkça kabul etmeden önce kullandığı bir söylem belirleyicisidir. Burada dinleyicileri geçmişteki hatalara ilişkin bir kabule hazırlar; böylece önceki anlatım fazla basit veya kesin görünmez. Bilgiyi düzenlerken verdiği mesaj şudur: “Bu iddiayı değerlendirmeden önce bilmeniz gereken bir gerçek var.” Bu cümlede resmî bir hukuki açıklama sürecinin adı değil, retorik bir giriş ifadesidir.

Alıştırma

Hangi devam cümlesi In full disclosure ifadesinin amacına en uygundur?

  1. In full disclosure, the blue folder is on the desk.
  2. In full disclosure, I own shares in the company I am reviewing.
  3. In full disclosure, add two cups of water.
Cevabı göster

In full disclosure, I own shares in the company I am reviewing.

the scientific community has bet on the wrong horse before. Deyimler

3:24

bilim camiası daha önce de yanlış ata oynamıştı.

Deyimler

has bet on the wrong horse before: geçmişte yapılmış yanlış bir seçim

Bet on the wrong horse, daha sonra başarısız veya yanlış olduğu anlaşılan bir seçeneği desteklemek, seçmek ya da ona güvenmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada bilim dünyasının sonradan değiştirilen teorileri daha önce kabul ettiği anlatılır; gerçek bir at yarışından söz edilmez. Has bet ile before kullanımı, geçmişte en az bir kez böyle bir hata yapıldığını ve bunun şimdiki tartışmayla hâlâ ilgili olduğunu gösterir. İfade bir değerlendirme içerir: Sonraki sonuç, ilk seçimin yanlış olduğunu ortaya koyar.

Alıştırma

‘Daha önce başarısız olan bir seçeneği seçmiş olmak’ anlamındaki hedef deyimle cümleyi tamamlayın: The design team has ____ before, so it now tests several ideas.

Cevabı göster

bet on the wrong horse

Alchemy, the geocentric model, spontaneous generation,

3:28

Simya, yermerkezli model, kendiliğinden üreme,

and the interstellar aether

3:32

ve yıldızlararası esir

are just a few of many theories discarded in favor of better ones. Kalıp ifadeler

3:34

daha iyileri lehine terk edilen birçok teoriden sadece birkaçıdır.

Kalıp ifadeler

discarded in favor of better ones: daha iyi bir seçenekle değiştirme

Discarded, theories sözcüğünü niteleyen bir geçmiş zaman ortacıdır; theories that were discarded yapısının kısaltılmış biçimidir. In favor of, yerine seçilen yeni seçeneği belirtir. Bu nedenle discarded in favor of, ‘terk edilip yerine başka bir şey seçilen’ anlamına gelir. Better ones, better theories demektir; ones ismin tekrar edilmesini önler. İfadenin tamamı, daha güçlü alternatifler ortaya çıktığında eski teorilerin bir kenara bırakılmasını anlatır.

Alıştırma

‘Terk edilip yerine … seçilen’ anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The outdated software was ____ a safer system.

Cevabı göster

discarded in favor of

But even incorrect theories had their value.

3:39

Ancak yanlış teorilerin bile bir değeri vardı.

Discredited alchemy was the birthplace of modern chemistry, Deyimler

3:42

İtibarsızlaşmış simya modern kimyanın doğum yeriydi,

Deyimler

the birthplace of modern chemistry: kökeni anlatan bir mecaz

The birthplace of modern chemistry ifadesinde birthplace mecaz olarak kullanılır. Modern kimyanın daha eski simya uygulamaları ve yöntemlerinden geliştiğini anlatır; kimyanın fiziksel olarak doğduğu anlamına gelmez. the birthplace of + isim kalıbı, bir şeyin başladığı yeri veya kaynağı belirtir. Bu kaynak bir yer, uygulama, kurum ya da gelenek olabilir.

Alıştırma

“Bir şeyin başladığı yer veya kaynak” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: That garage was ____ a successful software company.

Cevabı göster

the birthplace of

and medicine made great strides Deyimler

3:46

ve tıp büyük ilerlemeler kaydetti

long before we understood the roles of bacteria and viruses.

3:48

biz bakteri ve virüslerin rollerini anlamadan çok önce.

Deyimler

medicine made great strides: büyük ilerleme kaydetmek

Made great strides, “çok ve önemli ilerleme kaydetti” anlamına gelen bir deyimdir. Strides sözcüğü gerçek anlamda “uzun adımlar” demektir, ancak burada yürüyen kimse yoktur; tıp alanının tamamı önemli ölçüde ilerlemiştir. Medicine öznedir ve made geçmiş zaman fiilidir. Yeniden kullanılabilir kalıp kişi, grup veya alan + make great strides şeklindedir ve ardından sıkça in + alan gelir.

Alıştırma

“Büyük ilerleme kaydetti” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Over the past year, the clinic has ____ in patient safety.

Cevabı göster

made great strides

That said, Anlatım akışı

3:53

Bununla birlikte,

Anlatım akışı

That said,: önceki noktayı kabul edip farklı bir noktaya geçmek

That said, önceki noktayı kabul ettikten sonra bir sınırlama, karşıtlık ya da ek bir nokta sunan bir söylem belirtecidir. Burada “yine de” veya “bunu kabul etmekle birlikte” anlamına gelir; birinin gerçekten bir şey söylediğini belirtmez. Akıl yürütmedeki bağlantıyı korur: sonraki fikir önceki fikri silmez, dikkati farklı bir noktaya yöneltir. Bu yapı iki tarafı dengeli bir sırayla sunmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bu bölümde That said, nasıl bir işlev görüyor?

  1. Tamamen ilgisiz bir konu başlatır.
  2. Önceki noktayı kabul eder ve ardından farklı bir değerlendirme sunar.
  3. Birinin bu sözlerin aynısını daha önce söylediğini bildirir.
Cevabı göster

Önceki noktayı kabul eder ve ardından farklı bir değerlendirme sunar.

better theories often lead to exciting new discoveries

3:54

daha iyi teoriler genellikle heyecan verici yeni keşiflere yol açar

that were unimaginable under the old way of thinking. Deyimler

3:57

ki bunlar eski düşünce tarzıyla hayal bile edilemezdi.

Deyimler

under the old way of thinking: soyut bir çerçeve olarak under

under the old way of thinking ifadesindeki under, fiziksel olarak daha alçak bir konumu değil, soyut bir çerçeveyi veya varsayımlar bütününü anlatır. İnsanlar eski çerçeve içinde akıl yürütürken bu keşifler hayal edilemiyordu. Yeniden kullanılabilen kalıp under + bir sistem, kural, politika veya düşünceler bütünüdür. Bu yapı, söz konusu çerçeveyi neyin mümkün, izin verilebilir veya düşünülebilir olduğunu belirleyen koşullar olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümlede under, under the old way of thinking ifadesindekiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?

  1. Under the new rules, each team may submit two designs.
  2. The temperature fell below zero overnight.
  3. The keys are under the notebook.
Cevabı göster

Under the new rules, each team may submit two designs.

Nor should we assume all of our current scientific theories Dilbilgisi

4:01

Mevcut tüm bilimsel teorilerimizin de

will stand the test of time. Deyimler

4:04

zamanın testine dayanacağını varsaymamalıyız.

Dilbilgisi

Nor should we assume: cümle başındaki nor ile devrik yapı

Nor, önceki olumsuz ya da sınırlayıcı düşünceye “biz de ... değiliz” anlamı ekler. Cümlenin başına geldiğinde should kiplik yardımcı fiili we öznesinden önce gelir: Nor + should + we + assume; Nor we should assume kullanılmaz. Bu cümlede yapı, dikkatli olma tutumunu sürdürür: Güncel teorilerin kesinlikle geçerli kalacağı varsayılmamalıdır. Cümle başındaki nor ile yapılan bu devriklik, olumsuz bağlantıyı daha resmî ve tartışmacı kılar.

Alıştırma

Cümleyi “biz de ... yapmamalıyız” anlamındaki resmî devrik ifadeyle tamamla: The first estimate may be wrong. ____ assume the second one is exact.

Cevabı göster

Nor should we

Deyimler

will stand the test of time: zaman içinde değerini veya geçerliliğini korumak

Stand the test of time, uzun yıllar sonra da etkili, saygın, yararlı veya doğru kalmak anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki test gerçek bir sınav değil, uzun zamanın getirdiği değerlendirmedir. Burada will stand the test of time, yeni kanıtlar ortaya çıktıkça günümüz bilimsel teorilerinin geçerliliğini koruyup korumayacağını sorgular. will stand biçimi gelecekteki bu değerlendirmeye işaret eder.

Alıştırma

Bu cümleyi oku: A good idea can stand the test of time. stand the test of time ne anlama gelir?

  1. zamanın daha hızlı ilerlemesini sağlamak
  2. programlanmış bir tarih sınavını geçmek
  3. uzun yıllar yararlı veya saygın kalmak
Cevabı göster

uzun yıllar yararlı veya saygın kalmak

A single unexpected result is enough to challenge the status quo. Kalıp ifadeler

4:06

Tek bir beklenmedik sonuç statükoya meydan okumak için yeterlidir.

Kalıp ifadeler

challenge the status quo: mevcut düzene meydan okumak

Challenge the status quo, şu anda uygulanan veya kabul edilen düzeni sorgulamak ya da değiştirmeye çalışmak demektir. Status quo mevcut durumu ifade eder; bir iş unvanı veya sosyal konum değildir. Bu cümlede beklenmedik bir sonuç, insanların kabul edilmiş bir bilimsel teoriyi yeniden değerlendirmesine yol açabilir. İfade, yalnızca basit bir soru sormayı değil, yerleşmiş bir düşünceye ciddi biçimde meydan okumayı anlatır.

Alıştırma

‘Kabul edilen düzeni sorgulamak veya değiştirmeye çalışmak’ anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: The young engineers were willing to challenge the ____.

Cevabı göster

status quo

However,

4:11

Ancak,

vulnerability to some potentially better explanation Kelime

4:11

potansiyel olarak daha iyi bir açıklamaya karşı savunmasız olmak

doesn't weaken a current scientific theory.

4:15

mevcut bir bilimsel teoriyi zayıflatmaz.

Kelime

vulnerability to some potentially better explanation: potansiyel olarak daha iyi bir açıklamaya açık olma

Vulnerability to + isim öbeği, o şeyden zarar görmeye, etkilenmeye veya onun tarafından sorgulanmaya açık olma durumunu anlatır. Burada some potentially better explanation, mevcut teoriye meydan okuyabilecek şeyi belirtir. İfade gerçekleşmiş bir başarısızlığı değil, bir olasılığı anlatır. Cümle, bilimsel bir teorinin daha iyi bir açıklamayla değiştirilme olasılığına açık olmasının onu şu anda zayıf yapmadığını söyler.

Alıştırma

Olası bir riski anlatmak için vulnerability to + isim yapısını doğal biçimde kullanan cümle hangisidir?

  1. The report notes the network's vulnerability to cyberattacks.
  2. The report notes the network's vulnerability for cyberattacks.
  3. The report notes the network's vulnerability to be attacked.
Cevabı göster

The report notes the network's vulnerability to cyberattacks.

Instead,

4:18

Aksine,

it shields science from becoming unchallenged dogma. Kelime

4:18

bilimi sorgulanamaz bir dogma olmaktan korur.

Kelime

becoming unchallenged dogma: sorgulanmayan bir dogmaya dönüşmek

Burada becoming unchallenged dogma, insanların kesinlikle doğru kabul ettiği ve artık sorgulamadığı bir inançlar bütününe dönüşmek demektir. Dogma tarafsız değil, eleştirel bir sözcüktür: yalnızca bir fikir veya görüşü değil, katı bir kabullenişi anlatır. Bu ifade, açıkça sorgulama ve sınamanın bilim için vazgeçilmez olduğunu gösterir. İddialar sorgulanamazsa bilim, kendini düzeltebilen bir yöntem yerine sorgulanamaz bir inanç sistemi gibi davranma riski taşır.

Alıştırma

Bu cümlede becoming unchallenged dogma ne anlama geliyor?

  1. Eski bir teoriye bilimsel olarak meydan okumak
  2. Hâlâ sınanmakta olan tarafsız bir görüş geliştirmek
  3. Sorgulanmadan kabul edilen inançlara dönüşmek
Cevabı göster

Sorgulanmadan kabul edilen inançlara dönüşmek

A good scientific law is a finely tuned machine, Deyimler

4:23

İyi bir bilimsel yasa, ince ayarlanmış bir makinedir,

Deyimler

a finely tuned machine: hassas biçimde ayarlanmış bir makine

Bu ifade bir metafordur: iyi bir bilimsel yasayı, parçaları büyük bir hassasiyetle ayarlanmış bir makineye benzetir. Finely tuned, yasanın görevini doğru ve güvenilir biçimde yerine getirdiğini anlatır. Bu karşılaştırma yasanın ne kadar iyi çalıştığını açıklar; yasanın fiziksel bir makine olduğu veya neden işe yaradığını bizzat açıkladığı anlamına gelmez.

Alıştırma

a finely tuned machine metaforu, iyi bir bilimsel yasanın hangi özelliğini vurguluyor?

  1. Hassas ve güvenilir biçimde çalışma yeteneği
  2. Her sonucun neden gerçekleştiğini bütünüyle açıklaması
  3. Hareketli metal parçalardan fiziksel olarak yapılmış olması
Cevabı göster

Hassas ve güvenilir biçimde çalışma yeteneği

accomplishing its task brilliantly,

4:26

görevini zekice yerine getirir,

but ignorant of why it works as well as it does. Deyimler

4:28

ama neden bu kadar iyi çalıştığından habersizdir.

Deyimler

ignorant of why it works as well as it does: nedenini açıklayamayan bir yasa

Burada ignorant of why it works as well as it does, bilimsel bir yasayı kişileştirir. Yasa, kendi başarısının nedenini bilebilecekmiş gibi anlatılır; ancak ignorant of, bu nedeni bilmemek veya anlamamak demektir, onu kasıtlı olarak görmezden gelmek değil. Bu imge bir işlev sınırını gösterir: Bir yasa, bir örüntüyü çok iyi tanımlayabilir veya öngörebilir, fakat örüntünün neden geçerli olduğunu açıklamayabilir. Bu tür açıklamayı teori sağlar. As well as it does, “gerçekte ulaştığı başarı düzeyinde” anlamına gelir.

Alıştırma

Örnekteki kişileştirme, bilimsel yasa hakkında ne anlatıyor?

  1. Yasayı unutmuş bir insan araştırmacıdır.
  2. Örüntüleri başarıyla tanımlar, ancak neden geçerli olduklarını açıklamaz.
  3. Zaten bildiği bir açıklamayı bilerek saklar.
Cevabı göster

Örüntüleri başarıyla tanımlar, ancak neden geçerli olduklarını açıklamaz.

A good scientific theory is a bruised but unbowed fighter Deyimler

4:32

İyi bir bilimsel teori ise yaralı ama boyun eğmeyen bir dövüşçüdür,

Deyimler

a bruised but unbowed fighter: sınanmış ama yenilmemiş

A bruised but unbowed fighter ifadesi, iyi bir bilimsel teoriyi anlatan bir metafordur. Bruised; kanıtların, eleştirilerin veya testlerin teoriyi baskı altında bıraktığını gösterir. Unbowed ise teorinin teslim olmaya veya çökmeye zorlanmadığını belirtir. A but B yapısı önce olumsuz bir gerçeği kabul eder, ardından daha önemli olan karşıt değerlendirmeyi verir. Teori, her türlü meydan okumadan kaçındığı için değil, sınandıktan sonra hâlâ ayakta kaldığı için değerlidir.

Alıştırma

Boşluğu, derste geçen ve “yara almış ama hâlâ yenilmemiş” anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle doldurun: After a difficult season, the team returned ____.

Cevabı göster

bruised but unbowed

who risks defeat if unable to overpower or adapt to the next challenger. Deyimler

4:36

bir sonraki rakibe üstünlük sağlayamaz veya ona uyum sağlayamazsa yenilgi riskini alır.

Deyimler

overpower or adapt to the next challenger: sıradaki rakibe üstün gelmek veya ona uyum sağlamak

Overpower or adapt to the next challenger rekabet benzetmesini sürdürür. Burada the next challenger mutlaka bir insan değildir; bir teoriyi sınayan yeni kanıtları veya daha güçlü bir açıklamayı temsil eder. Overpower, teorinin konumunu kaybetmeden zorlukla yüzleşip onu yenebilmesi demektir. Adapt to, teorinin yeni zorluğu açıklayabilmek için değişmesi demektir. Or, teorinin ayakta kalabileceği iki yolu gösterir.

Alıştırma

Bilimsel benzetmede overpower or adapt to the next challenger ne anlama gelir?

  1. Yeni kanıtları ortadan kaybolana kadar görmezden gelmek.
  2. Belirli bir kişiyle fiziksel olarak yarışmak.
  3. Yeni bir zorluğu yenmek veya onu karşılamak için değişmek.
Cevabı göster

Yeni bir zorluğu yenmek veya onu karşılamak için değişmek.

Though different,

4:42

Farklı olsalar da,

science needs both laws and theories to understand the whole picture. Deyimler

4:42

bilimin büyük resmi anlamak için hem yasalara hem de teorilere ihtiyacı vardır.

Deyimler

understand the whole picture: durumun tamamını anlamak

Understand the whole picture, önemli parçalar ve bunların birbiriyle nasıl bağlantılı olduğu dâhil olmak üzere durumun tamamını anlamak demektir. Bu bir deyimdir ve picture burada gerçek anlamda kullanılmaz. Bu cümlede yasalar ve teoriler farklı türde bilgiler sağlar. Tam bir anlayış için ikisi de gereklidir; dolayısıyla bu ifade neden yalnızca bir parçaya bakmanın yeterli olmadığını özetler.

Alıştırma

Science needs both laws and theories to understand the whole picture cümlesinde understand the whole picture ne anlama gelir?

  1. Tek bir yasaya odaklanıp teorileri görmezden gelmek.
  2. Tüm önemli parçaları dikkate alarak durumun tamamını anlamak.
  3. Gerçek bir görseldeki her nesneyi tanımak.
Cevabı göster

Tüm önemli parçaları dikkate alarak durumun tamamını anlamak.

So next time someone comments that it's just a theory,

4:48

Bu yüzden bir dahaki sefere birisi bunun sadece bir teori olduğunu söylediğinde,

challenge them to go nine rounds with the champ Deyimler

4:51

şampiyonla dokuz raunt dövüşmesi için ona meydan okuyun

and see if they can do any better.

4:54

ve daha iyisini yapıp yapamayacaklarını görün.

Deyimler

Bir boks metaforu olarak go nine rounds with the champ

Go nine rounds with the champ, çok güçlü bir rakibe karşı uzun ve ciddi bir sınavı boks maçı görüntüsüyle anlatır. Champ, champion kelimesinin gündelik ve kısaltılmış biçimidir; burada the champ gerçek bir boksörü değil, pek çok meydan okumayı atlatmış bir bilimsel teoriyi temsil eder. Nine sayısı, birçok raund boyunca dayanma görüntüsü yaratır ancak kelimenin tam anlamıyla tam dokuz raundu bitirme şartı koymaz. Konuşmacı, eleştirmenlere teoriyi titizlikle sınamaları ve daha iyi bir açıklama sunup sunamayacaklarını görmeleri için meydan okumaktadır.

Alıştırma

Bu cümlede eleştirmenler “go nine rounds with the champ” ifadesiyle ne yapmaya davet ediliyor?

  1. Teoriyi sorgulamayı bırakıp onu olduğu gibi kabul etmek.
  2. Yerleşik teoriyi ciddi biçimde sınamak ve daha iyi bir açıklama sunmaya çalışmak.
  3. Gerçek bir boks maçında tam olarak dokuz raund düzenlemek.
Cevabı göster

Yerleşik teoriyi ciddi biçimde sınamak ve daha iyi bir açıklama sunmaya çalışmak.