Hadi Burger Dükkanı Oynayalım | Bluey: İngilizce çalışma notları
Bluey - Official Channel
Video özeti: Bluey ile kız kardeşi, küvetten çıkmamak için restoran oyununu sürekli uzatır. Babaları önce sorumlu bir seçimi kendilerinin yapmasına fırsat vermeye çalışır, ancak sonunda kesin bir sınır koyar; daha sonra hem çocuklar hem de baba daha erken davranmadıkları için özür diler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. blue heeler. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Bunun Avustralya’da Australian Cattle Dog için yaygın kullanılan bir ad olduğunu ve Bluey’nin ırkını belirttiğini anlayın; ifade, topuğu mavi olan birini tarif etmez. Bu kültürel bilgi, karakterlerin adlarını ve görünüşlerini dizinin Avustralya ortamıyla ilişkilendirmenize yardımcı olur. 2. I'm pulling the plug. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Cümledeki iki anlamı ayırt edin. Baba suyu boşaltmak için küvetin tıpasını gerçekten çekerken aynı zamanda oyuna ve çocukların oyalamasına son verdiğini bildirir. Mecazi anlamıyla bu ifadeyi bir plan, etkinlik veya proje durdurulduğunda kullanabilirsiniz. 3. I really don't want to be a meanie parent, but I need you to — Konuşma edimbilimi ve tutum: Gerekli bir isteği dile getirmeden önce katı davranmak istemediğinizi belirtme yöntemini öğrenin. but ile kurulan karşıtlık anlayışlı tonu korurken sınırı netleştirir; böylece kaba ve doğrudan bir emir vermeden karşınızdakinden kararlı biçimde harekete geçmesini isteyebilirsiniz.
Bu derste
blue heeler: mavi Avustralya sığır köpeğinin yaygın adı
Blue heeler, mavi tüylü bir Avustralya sığır köpeği için kullanılan yaygın addır. Burada ifade, konuşanın köpek ırkını belirtir; blue, bir topuğun mavi olduğunu anlatmaz. Blue heeler ifadesini tek bir ırk adı olarak anlayın. Heeler adı, bu köpeklerin geleneksel olarak sığırları topuklarından hafifçe ısırarak yönlendirmesinden gelir; ancak bu cümlede ifadenin tamamı yalnızca ırkı belirtir.
Alıştırma
Bu cümlede blue heeler ne anlama geliyor?
- Mavi tüylü bir Avustralya sığır köpeği
- Topuğu mavi olan bir kişi
- Tüyleri mavimsi olan herhangi bir köpek
Cevabı göster
Mavi tüylü bir Avustralya sığır köpeği
I'm trying to get you out of the bath without being a meanie, Notlar
0:04Kötü biri olmadan sizi küvetten çıkarmaya çalışıyorum,
get you out of the bath: get + kişi + out of + yer
get you out of the bath ifadesinde get, almak değil, birini hareket ettirmek veya hareket etmesine yardım etmek anlamına gelir. Kalıp get + kişi + out of + yer şeklindedir: you hareket ettirilen kişidir, the bath ise ayrılınan yerdir. Bağlama göre bu kalıp birini çıkmaya zorlamak, ikna etmek veya çıkmasına yardım etmek anlamı taşıyabilir. Burada konuşan kişi, kötü görünmeden çocuğun banyoyu bitirip çıkmasını sağlamaya çalışır.
Alıştırma
Cümleyi get + kişi + out of + yer kalıbıyla tamamlayın: We need to ____ the children ____ the pool before it closes.
Cevabı göster
get · out of
without being a meanie: without + -ing kalıbı
without sözcüğünden sonra bir isim veya fiilin -ing biçimi kullanılır. without being a meanie ifadesinde being, without edatından sonra gereken -ing biçimidir; progressive tense yapısının bir parçası değildir. Bu ifade, konuşanın bir şeyi yapmaya çalışırken kaba veya adaletsiz biri gibi davranmaktan kaçınmak istediğini anlatır. do something without being + sıfat veya isim kalıbı, bir hedefi kaçınılmak istenen durum ya da davranış biçimiyle bağlar.
Alıştırma
Cümleyi without ve be fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: I want to correct him ____ rude.
Cevabı göster
without being
I'll take all of these: satın alınacak veya sipariş edilecek şeyi seçmek
Mağaza, restoran veya hizmet bankosu gibi ortamlarda I'll take ... seçiminizi belirtmenin doğal bir yoludur. Buradaki take, bir şeyi yalnızca taşımak değil, onu seçip satın almayı ya da sipariş etmeyi kabul etmek anlamına gelir. All of these, görünen veya az önce söz edilen çoğul gruptaki her öğe demektir. Cümlenin tamamı, müşterinin grubun tümünü istediğini satıcıya bildirir.
Alıştırma
Bir kafede çorbayı seçtiniz. Hangi cümle doğal biçimde sipariş verir?
- I'll take the soup, please.
- I'll take the soup out of the kitchen.
- I'll take the soup to table six.
Cevabı göster
I'll take the soup, please.
time to get out?: harekete geçmek için nazik bir öneri
Time to + fiilin yalın hâli? Is it time to ...? sorusunun kısaltılmış biçimidir. Burada time to get out? “Artık çıkalım mı?” anlamındadır; saatin kaç olduğunu sormaz. Soru biçimi, sonraki adımı birlikte kontrol edilen bir şey gibi sunar. Get out now ifadesinden daha yumuşaktır ama yine de karşıdaki kişiyi harekete geçmeye yönlendirir.
Alıştırma
Hangi cümle doğrudan emir vermek veya saati sormak yerine gitme zamanının geldiğini nazikçe önerir?
- Time to go home?
- Go home now.
- What time is it?
Cevabı göster
Time to go home?
After you pay: kısa yanıt olarak kullanılan zaman yan cümlesi
After you pay, after ile başlayan bir yan cümledir: after zaman ilişkisini kurar, you özne, pay ise fiildir. “Ödemeyi yaptıktan sonra” anlamına gelir; yani ödeme, söylenmeyen sonraki eylemden önce gerçekleşmelidir. Bağımlı bir zaman yan cümlesi normalde You can enter after you pay. örneğindeki gibi bir ana cümleye bağlanır. Konuşmada, eksik ana fikir önceki sözden açıkça anlaşılıyorsa tek başına kullanılabilir. Bu yüzden After you pay. kısa bir yanıttır, tam ve bağımsız bir cümle değildir.
Alıştırma
Hangi yanıt, eylemin ne zaman gerçekleşebileceğini söylemek için bir after yan cümlesini doğal biçimde kısa yanıt olarak kullanır?
- “When can we go inside?” “Before the store opens.”
- “Where can we wait?” “Behind the store.”
- “When can we go inside?” “After the store opens.”
Cevabı göster
“When can we go inside?” “After the store opens.”
That's $100 bucks: dollars için gündelik bir ifade olarak bucks
Burada bucks, dollars için kullanılan gündelik bir sözcüktür. Konuşan kişi rahat bir rol yapma oyununda fiyat söylüyor; 100 sayısından sonra çoğul biçim olan bucks gerekir. Gösterilen biçimde hem $ hem de bucks bir dolar tutarını belirtir. Doğal konuşmada a hundred bucks denir; $ işareti ayrı bir sözcük olarak okunmaz.
Alıştırma
Dollars anlamındaki gündelik çoğul sözcükle fiyat cümlesini tamamlayın: It costs twenty ____.
Cevabı göster
bucks
I haven't got any money left: hiç para kalmaması
I haven't got any money left cümlesinde haven't got, don't have yani “sahip değilim” anlamına gelir; any money ise olumsuzluğu en küçük miktarı bile kapsayacak şekilde genişletir. Left isim grubundan sonra gelir ve bir kısmı kullanıldıktan sonra “kalan” anlamını taşır. Haven't got any ... left kalıbı bütünüyle hiçbir şey kalmadığını ifade eder. Buradaki left, right sözcüğünün karşıtı olan “sol” anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi have got yapısının olumsuz biçimiyle tamamlayın: We ____ any time left.
Cevabı göster
haven't got
how are you going to pay for all those burgers you just ate? Notlar
0:33az önce yediğin onca hamburgerin parasını nasıl ödeyeceksin?
How are you going to + fiilin yalın hâli: plan veya yöntem sormak
How are you going to + fiilin yalın hâli? bir şeyi yapmak için kullanılacak planı veya yöntemi sorar. Burada how, ödemenin nasıl yapılacağına odaklanır; going to ise bir yere doğru hareket etmeyi değil, gelecekte yapılması planlanan bir eylemi belirtir. Hamburgerler zaten yenmiş olduğu için soru, dinleyiciyi ortaya çıkan sonuçla nasıl başa çıkacağını açıklamaya da zorlayabilir. Bu baskı dil bilgisinden değil, bağlamdan ve ses tonundan kaynaklanır.
Alıştırma
Birinin bir sorunu çözmek için hangi planı veya yöntemi kullanacağını doğru biçimde soran cümle hangisidir?
- How do you going to solve this problem?
- Where are you going to solve this problem?
- How are you going to solve this problem?
Cevabı göster
How are you going to solve this problem?
pay for something: maliyetini karşılamak
Pay for + nesne veya hizmet, onun için gereken parayı ödemek anlamına gelir. pay for all those burgers ifadesinde burgers, maliyeti karşılanması gereken şeylerdir. for bu kalıbın bir parçasıdır: sonraki isim paranın ne için ödendiğini belirtiyorsa pay the burgers değil, pay for the burgers denir.
Alıştırma
pay for something ifadesindeki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: Who is going to pay ____ the concert tickets?
Cevabı göster
for
burgers you just ate: nesne görevindeki ilgi zamirinin düşürülmesi
burgers you just ate ifadesinde you just ate, hangi burgerlerden söz edildiğini belirten kısıtlayıcı bir ilgi cümleciğidir. Açık biçim burgers that you just ate veya burgers which you just ate olabilir. That ya da which, ate fiilinin nesnesi görevindedir; bu nedenle burada çıkarılabilir. Önceki burgers ismi eksik nesnenin yerini doldurur: you just ate the burgers. you just ate bölümünü ayrı bir cümle olarak okumayın.
Alıştırma
Nesne görevindeki ilgi zamirini çıkararak 'the jacket that I bought yesterday' anlamını doğal biçimde veren ifade hangisidir?
- the jacket that bought yesterday
- the jacket I bought it yesterday
- the jacket I bought yesterday
Cevabı göster
the jacket I bought yesterday
I'm in the bath now and I'm doing the dishes. Kalıp ifadeler
0:37Ben şimdi küvetteyim ve bulaşıkları yıkıyorum.
I'm doing the dishes: do the dishes, “bulaşıkları yıkamak” demektir
Do the dishes, kullanılmış tabakları, kaseleri, bardakları ve diğer sofra eşyalarını yıkamak anlamına gelen kalıplaşmış, günlük bir ifadedir. Burada I'm doing the dishes, konuşan kişinin bunları yıkadığı anlamına gelir. Bu ifadede dishes, yemekleri veya yiyecekleri değil, yemek ve içmek için kullanılan sofra eşyalarını anlatır. Do fiili bu yaygın eşdizimin bir parçasıdır.
Alıştırma
Do kullanan ve 'kullanılmış sofra eşyalarını yıkamak' anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: After dinner, I always ____ before I relax.
Cevabı göster
do the dishes
Thanks, boss. ile şakacı bir rol hitabı
“Thanks, boss.” cümlesinde boss, teşekkür edilen kişiye seslenmek için kullanılan bir hitaptır. Aynı zamanda konuşmayı hayalî bir patron-çalışan ilişkisi içine yerleştirir. Burada konuşan kişi aile içindeki rol oyununa katıldığı için boss hafif ve şakacı bir itaat havası taşır. Karşıdaki kişinin gerçekten iş yerindeki yöneticisi olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Yargılayın: Bu rol oyununda Thanks, boss. sözü, karşıdaki kişinin konuşanın gerçek iş yeri yöneticisi olduğunu gösterir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
I'm trying to teach personal responsibility. Kalıp ifadeler
0:46Ben kişisel sorumluluğu öğretmeye çalışıyorum.
teach personal responsibility: kişinin seçimlerinin ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenmesini öğretmek
teach personal responsibility, eğitim ve ebeveynlik bağlamlarında doğal bir fiil-ad birleşimidir. Burada personal responsibility, kişinin kendi seçimlerinin, davranışlarının ve bunların sonuçlarının sorumluluğunu üstlenme alışkanlığı ya da ilkesidir. Teach, soyut bir düşünceyi veya niteliği nesne olarak alabilir. Bu nedenle ifade, belirli bir görev vermeyi değil, bir değeri geliştirmeyi anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir programın kişinin kendi seçimlerinin ve sonuçlarının sorumluluğunu üstlenme değerini geliştirdiğini doğal biçimde anlatır?
- The program assigns each person a responsibility.
- The program removes responsibility for personal choices.
- The program teaches personal responsibility.
Cevabı göster
The program teaches personal responsibility.
I'm pulling the plug: küvet tıpasını çıkarmak ve bir şeyi sona erdirmek
Pull the plug, gerçek anlamıyla bir tıpayı çıkarmak veya bir fişi prizden çekmek olabilir. Bu küvet sahnesinde plug, gideri kapatan tıpadır; çıkarıldığında su akıp gider. Pull the plug aynı zamanda bir şeyi durdurmak veya iptal etmek anlamına gelen bir deyimdir. Bu nedenle cümle hem gerçek bir hareketi anlatır hem de banyo oyununun ve oyalanmanın sona erdiğini bildirir.
Alıştırma
Küvet sahnesinde “I'm pulling the plug” ifadesine çift anlamlı bir etki veren nedir?
- Küvetin tıpasını çıkarıyor ve bu hareket aynı zamanda banyo oyununu da bitiriyor.
- Başka birinden küveti tamir etmesini istiyor.
- Oyunun devam etmesi için elektrikli bir cihazı bağlıyor.
Cevabı göster
Küvetin tıpasını çıkarıyor ve bu hareket aynı zamanda banyo oyununu da bitiriyor.
You're meant to ... / not even meant to be ...: kurallar ve beklentiler
Be meant to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, düzenlemenin veya beklentinin ne gerektirdiğini anlatır. You're meant to be out of the bath cümlesinde beklenen durum, çocuğun artık küvetin dışında olmasıdır. Olumsuz you're not even meant to be in it yapısı, içeride olmanın bu beklentiye aykırı olduğunu söyler. Even düzeltme tonunu güçlendirir. Burada meant to, supposed to ifadesine yakındır ve çocuğun kendi niyetini anlatmaz.
Alıştırma
Hangi cümle, kurallara göre ziyaretçilerin odaya girmemesi gerektiği anlamına gelir?
- Visitors don't mean to enter this room.
- Visitors aren't meant to enter this room.
- Visitors don't have to enter this room.
Cevabı göster
Visitors aren't meant to enter this room.
The book says to let them make their own choices. Dilbilgisi
0:59Kitap kendi seçimlerini yapmalarına izin verin diyor.
let them make their own choices: let + nesne + fiilin yalın hâli
Let someone do something, birinin bir şeyi yapmasına izin vermek veya onu serbest bırakmak anlamına gelir. Bu cümlede let sözcüğünden önceki to, daha geniş olan says to let yapısına aittir. Let yapısının içinde them nesnesinden sonra make fiilinin yalın hâli kullanılır: let them make doğrudur; let them to make denmez. Make their own choices, kendi seçimlerini yapmak anlamına gelir. Own, kararları yetişkinin onlar adına değil, kendilerinin verdiğini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi let + them + make fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: We should ____ their own choices.
Cevabı göster
let them make
it's past your bedtime: past + bir zaman noktası
It's past your bedtime, şu anki saatin normalde yatmanız beklenen saatten daha geç olduğu anlamına gelir. Burada past, bir zaman noktasının ötesinde anlamındaki bir edattır; fiil değildir ve yalnızca “geçmişte” anlamına gelmez. Başka durumlara aktarılabilen yapı It's past + zaman noktasıdır. Planlanan veya beklenen bir saatin aşıldığını belirtir; örneğin It's past midnight denebilir.
Alıştırma
Cümleyi “normal uyku saatinden daha geç” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: It's ____, so please turn off the light.
Cevabı göster
past your bedtime
I really don't want to be a meanie parent, Ton ve niyet
1:08Gerçekten kötü bir ebeveyn olmak istemiyorum,
but I need you to make a good choice right now. Kalıp ifadeler
1:11ama şu an iyi bir seçim yapmanıza ihtiyacım var.
I really don't want to ..., but I need you to ... ile yumuşak ama kesin bir istekte bulunmak
İlk bölüm olan I really don't want to ..., konuşmacının sert görünmek ya da hoş olmayan bir role girmek istemediğini gösterir. But, konuşmacının asıl önceliğine geçiş yapar: I need you to ... dinleyiciden beklenen eylemi belirtir. Bu kalıp kesin bir sınırın ifade edilişini yumuşatır; isteğin kendisini daha zayıf yapmaz. Pratik mesaj, but'tan sonra gelen eylemdir.
Alıştırma
Hangi cümle başlangıcı yumuşatırken yine de gerekli bir istekte bulunmak için aynı kalıbı kullanır?
- I don't want to rush you, but I need you to leave by eight.
- I don't want to rush you, so take as long as you like.
- I need you to leave by eight, and I know that sounds strict.
Cevabı göster
I don't want to rush you, but I need you to leave by eight.
make a good choice: iyi bir seçim yapmak
Make a choice, bir seçenek belirlemek veya bir karara varmak için kullanılan yerleşik bir kelime birlikteliğidir. Make a good choice ifadesinde good, seçimi akıllıca, güvenli veya sorumlu olarak değerlendirir; make burada fiziksel bir nesne üretmek anlamına gelmez. Özellikle çocuklara verilen öğütlerde bu ifade, dikkati dinleyicinin kararına ve sorumluluğuna yöneltir. Bu cümlede dinleyici, konuşmacının doğru bulduğu davranışı seçmeye teşvik edilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle bir ebeveynin hatırlatmasını tamamlayın: Think about what is safe, and ____.
Cevabı göster
make a good choice
What are you going to do? ile karar vermeye yöneltmek
What are you going to do? ifadesi, be going to yapısıyla kişinin bir sonraki adımda yapmayı planladığı eylemi sorar. Burada dinleyiciden daha önce iyi bir seçim yapması istendiği için anlamı 'Şimdi hangi eylemi seçeceksin?'dir. Bir sorun çözme konuşmasında bu soru kararı karşı tarafa bırakırken ondan somut bir plan söylemesini de ister.
Alıştırma
Bu bağlamda konuşan kişi What are you going to do? sorusuyla ne yapıyor?
- Karşı tarafın hobileri hakkında gündelik sohbet ediyor
- Karşı taraftan bir sonraki adımını söylemesini istiyor
- O anda gerçekleşen eylemi soruyor
Cevabı göster
Karşı taraftan bir sonraki adımını söylemesini istiyor
close the burger shop: dükkânın faaliyetini durdurmak
close the burger shop ifadesinde close geçişli bir fiildir ve the burger shop onun nesnesidir. Bu ifade dükkâna yaklaşmak değil, dükkânın faaliyetini durdurmak anlamına gelir. Bir dükkânı kapatmak, o günkü faaliyeti bitirmek veya dükkânı daha uzun bir süre ya da kalıcı olarak kapatmak anlamına gelebilir. Hangisinin kastedildiğini bağlam gösterir.
Alıştırma
Cümleyi close the shop ile tamamlayın: Because of the storm, we need to ____ early today.
Cevabı göster
close the shop
open a taco shop! — Bir işletme açmak
Bu planda open a taco shop, bir taco işletmesi kurup onu işletmeye başlamak anlamına gelir. open a + dükkân türü kalıbında open çoğunlukla bu ticari anlamda kullanılır; bir kapıyı ya da kabı fiziksel olarak açmayı anlatmaz. Başka durumlara aktarılabilecek kalıp open + a/an + işletme türü şeklindedir: open a bakery, open a café veya open a toy shop.
Alıştırma
flower sözcüğünü dükkân türü olarak kullanarak cümleyi open a ... shop kalıbıyla tamamlayın: She hopes to ____ next year.
Cevabı göster
open a flower shop
That's it. — Yeter, şimdi dur
Burada That's it., Yeter; şimdi durmalı anlamına gelen kesin bir sınır koyma ifadesidir. Konuşanın sabrının tükendiğini ve konuşmaktan eyleme geçeceğini gösterir. Ardından gelen I'm pulling the plug, konuşanın yapılan şeyi sona erdirdiğini doğrular. Başka bağlamlarda That's it. doğru nesneyi belirtmek veya bir şeyin tamamlandığını söylemek için kullanılabilir. Ancak burada kesin tavrı hemen bitirici bir eylem izlediği için anlam Yeter şeklindedir.
Alıştırma
Bu durumda That's it. ne anlama gelir? Bir antrenör şöyle diyor: "That's it. Practice is over for today."
- Antrenörün aradığı nesne budur.
- Antrenör bir cevabın doğru olduğunu kabul ediyor.
- Yeter; etkinlik şimdi sona eriyor.
Cevabı göster
Yeter; etkinlik şimdi sona eriyor.
You big meanie!: çocukça bir sitem
You big meanie! dinleyiciye doğrudan meanie, yani konuşanın kaba veya haksız bulduğu biri, diye seslenir. Bu ünlemde big suçlamayı güçlendirir; fiziksel büyüklüğü anlatmaz. Cümlenin tamamı You are such a meanie! ifadesine yakın, çocukça bir öfke ve sitem patlamasıdır. Genellikle gerçek bir tanımdan çok kızgın bir şikâyet işlevi görür.
Alıştırma
Yargılayın: Yetişkinler arasındaki ciddi bir tartışmada You big meanie! resmî ve çok ağır bir hakarettir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Nice and warm: nice and + sıfat yapısı
nice and warm ifadesinde temel betimleme warm sözcüğüdür. Nice and, sıcaklığın rahat ve hoş olduğunu hissettirir; bu nedenle ifade yaklaşık olarak hoş bir şekilde sıcak veya iyice sıcak anlamına gelir. Başka durumlarda da kullanılabilen konuşma kalıbı nice and + sıfat yapısıdır. Çoğu zaman istenen bir duruma rahatça veya tam olarak ulaşıldığını gösterir. Sondaki now? ise bunu mevcut durumla ilgili kısa bir onay sorusuna dönüştürür.
Alıştırma
Rahat bir sıcaklığı anlatmak için cümleyi nice and + warm ile tamamlayın: After ten minutes by the fire, my hands feel ____.
Cevabı göster
nice and warm
I'm sorry we didn't get out of the bath sooner. Ton ve niyet
1:36Küvetten daha erken çıkmadığımız için özür dilerim.
I'm sorry we didn't ...: yapılmayan veya geciken bir eylem için özür dilemek
“I'm sorry we didn't + fiilin yalın hâli” özür bildirir ve nedenini hemen açıklar: konuşmacının içinde bulunduğu grup bir şeyi yapmamıştır. Bu cümlede get out, didn't sonrasında kullanılan fiilin yalın hâlidir; sooner ise eylemin olması gerekenden daha geç gerçekleştiğini gösterir. we kullanımı konuşmacıyı da sorumluluğa dâhil eder. Bu kalıp, bir grubun yapmadığı veya çok geç yaptığı bir şey için özür dilemekte kullanılabilir.
Alıştırma
Özür cümlesini do fiilinin geçmiş zamandaki olumsuz kısaltmasıyla tamamlayın: I'm sorry we ____ reply sooner.
Cevabı göster
didn't
didn't make you: eylemin eksiltildiği ettirgen make
didn't make you ifadesinde make ettirgen işlevdedir: make + kişi + fiilin yalın hâli, o kişinin harekete geçmesine neden olmak veya ondan bunu yapmasını istemek anlamına gelir. “Seni yaratmak” anlamına gelmez. Olumsuz biçim, konuşmacının dinleyiciden söz konusu eylemi yapmasını istemediğini gösterir. you sonrasındaki eylem, konuşmada zaten açık olduğu için söylenmemiştir; burada küvetten çıkma eylemidir. Tam anlamı I didn't make you do it şeklindedir. Bu eksiltme yalnızca dinleyiciler eksik eylemi kolayca anlayabildiğinde kullanılabilir.
Alıştırma
İki kişi daha önce mutfağı temizlemekten söz etmiştir. Bu bağlamda 'I didn't make you' ne anlama gelir?
- Senin için bir şey üretmedim.
- Seni mutfağı temizlemeye zorlamadım.
- Mutfağı temizlemene izin vermedim.
Cevabı göster
Seni mutfağı temizlemeye zorlamadım.
I guess I'll ...: bir kararı yumuşatarak söylemek
Bu cümlede I guess, konuşanın rastgele tahminde bulunduğu anlamına gelmez. I guess I'll ... kalıbı, konuşanın bundan sonra ne yapacağını söylerken ifadeyi yumuşatır. Ayrıca hafif isteksizlik veya kabulleniş de aktarabilir: koşullar bu seçeneği bırakmış gibidir. Yapı I guess I'll + fiilin yalın hâli şeklindedir; örneğin I guess I'll wait.
Alıştırma
Bu cümlede I guess I'll kalıbının temel işlevi nedir?
- Kararı yumuşatır ve isteksiz bir kabulleniş hissi verir.
- Konuşanın ne olacağı hakkında hiçbir fikri olmadığını gösterir.
- Cümleyi kesin bir emre dönüştürür.
Cevabı göster
Kararı yumuşatır ve isteksiz bir kabulleniş hissi verir.
for a bit longer: süreyi biraz uzatmak
For a bit longer, “biraz daha uzun süre” anlamına gelir. For süreyi belirtir, longer eylem veya durumun mevcut ya da beklenen bitiş noktasından sonra da devam ettiğini gösterir, a bit ise bu uzatmanın kısa ve kesin olmayan bir süre olduğunu anlatır. Genellikle stay for a bit longer veya cook for a bit longer örneklerindeki gibi devam edebilen bir eylem ya da durumdan sonra gelir.
Alıştırma
Toplantı henüz bitmedi ve herkesin odada kalmaya devam etmesini istiyorsunuz. Hangi cümle doğru anlamı verir?
- Please come back a bit later.
- Please leave a bit sooner.
- Please stay for a bit longer.
Cevabı göster
Please stay for a bit longer.
Cümle sonundaki eh?: karşılığı davet etmek
Bir bildirimin sonunda eh?, kısa bir etkileşim sözü olarak görev yapar. Dinleyiciyi cevap vermeye, aynı fikirde olduğunu göstermeye veya söyleneni hafifçe onaylamaya çağırır; yeni bir bilgi eklemez. Burada konuşan kişi düşüncesini zaten söylemiştir ve sözü şakacı, karşılık bekleyen bir tavırla dinleyiciye bırakmak için eh? ekler. Tonlamaya göre samimi, takılmacı veya hafif meydan okuyucu duyulabilir.
Alıştırma
Bu cümlede, cümle sonundaki eh? esas olarak ne yapar?
- Dinleyiciyi bildirime tepki vermeye veya katılmaya çağırır.
- Durumun ne kadar daha süreceğiyle ilgili yeni bir bilgi ekler.
- Konuşan kişinin önceki cümleyi duymadığını gösterir.
Cevabı göster
Dinleyiciyi bildirime tepki vermeye veya katılmaya çağırır.
look like hedgehogs: görünüşü karşılaştırmak
look like hedgehogs ifadesinde look, gözleri bir yere yöneltme eylemi değil, “görünüşte öyle olmak” anlamındadır. Like, karşılaştırma için kullanılan kişiyi veya şeyi tanıtır; dolayısıyla ifade, görünüşlerinin kirpilere benzediğini söyler. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp özne + look/looks like + isim öbeğidir. I, you, we ve they ile look; he, she ve it ile looks kullanılır.
Alıştırma
Karşılaştırmayı tamamlamak için look like ifadesinin doğru biçimini kullanın: My wet dog ____ a little bear.
Cevabı göster
looks like
Kısa bir emir olarak Straight into bed.
Straight into bed. kısaltılmış bir sözlü emirdir. Tam ifade Go straight into bed şeklindedir; you öznesi ve hareket bildiren go fiili söylenmeden anlaşılır. Burada straight, “önce başka bir şey yapmadan, doğrudan” anlamına gelir. Bu nedenle emir, çocuklara hemen yatağa gitmelerini söyler. Düz bir çizgide hareket etmeyi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “hemen yatağa gitmek” anlamındaki kısa ders emriyle tamamlayın: No more games—____.
Cevabı göster
straight into bed
İzin istemek için Can we ...?
Can we play hedgehogs? cümlesindeki Can we ...?, “Bunu yapmamız uygun mu?” anlamında izin ister. Can başka bağlamlarda yetenek bildirebilir, ancak burada çocuklar babalarından bir etkinliğe izin vermesini istiyor. Can we ifadesinden sonra fiilin yalın hâli kullanılır: Can we + play. Play hedgehogs, çocukların kirpiymiş gibi davrandıkları hayalî oyunu anlatan çocuk diliyle bir ifadedir.
Alıştırma
Hangi cümle, tüm grubun bugün erken ayrılması için öğretmenden doğal biçimde izin ister?
- We can leave early today.
- Can I leave early today?
- Can we leave early today?
Cevabı göster
Can we leave early today?
Oh, well: küçük bir hayal kırıklığını kabul edip devam etmek
Oh, well, konuşma dilinde kişinin pek hoşuna gitmeyen bir sonucu veya değişikliği kabul ettiğini gösteren bir söylem belirtecidir. Verdiği his şudur: “İdeal değil ama kabul edip devam edeceğim.” Burada well, “sağlıklı” veya “iyi bir şekilde” anlamına gelmez. Oh ve well, gerçeklere ilişkin bilgi eklemek yerine konuşanın tutumunu ifade etmek için birlikte kullanılır.
Alıştırma
Hangi yanıt Oh, well ifadesini küçük bir hayal kırıklığını kabul edip devam etmek için doğal biçimde kullanıyor?
- Bir oyuncu finali kazanır ve şöyle bağırır: “Oh, well, I won!”
- Biri ciddi bir kaza olduğunu duyar ve şöyle der: “Oh, well, it does not matter.”
- Kafe kapalıdır, bu yüzden biri şöyle der: “Oh, well, we can eat somewhere else.”
Cevabı göster
Kafe kapalıdır, bu yüzden biri şöyle der: “Oh, well, we can eat somewhere else.”