Depremlerde binalar neden yıkılır? - Vicki V. May: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
673 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Video, deprem hasarının yalnızca yerin şiddetle sallanmasından değil, binanın zeminden aktarılan harekete verdiği tepkiden kaynaklandığını açıklıyor. Kütle, rijitlik, doğal frekans ve rezonans arasındaki bağı kuruyor; ardından taban yalıtımı ile ayarlı kütle sönümleyicilerin akıllı tasarım sayesinde yıkıcı titreşimleri nasıl sınırladığını gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. For one thing, — Söylem, anlatım ve retorik: Yaygın bir varsayımı düzeltirken ilk somut gerekçeyi sunmayı öğrenin. Bu söylem işareti, itirazdan açıklamaya aniden geçmek yerine gerekçe ve kanıtları anlaşılır bir zincir hâlinde geliştirmenizi sağlar. 2. resonance-induced collapses, — Sözcük anlamı ve dil düzeyi: Teknik X-induced kalıbının “X’in neden olduğu” anlamını kısa bir niteleyicide nasıl topladığını anlayın. Böylece rezonansı yapısal çöküşün nedeni olarak belirten bilimsel ifadeleri doğru biçimde yorumlayabilir ve oluşturabilirsiniz. 3. cancel out — Phrasal verb’ler: Bunun yalnızca bir etkinliği iptal etmek değil, bir etkiyi dengelemek ya da etkisizleştirmek anlamına geldiğini ayırt edin. Zıt fazlı hareketin rezonansı nasıl azalttığını ve karşıt kuvvet, değer ya da seslerin birbirini nasıl dengelediğini anlatmak için kullanabilirsiniz.

Bu derste

Earthquakes have always been a terrifying phenomenon, Dilbilgisi

0:06

Depremler her zaman korkutucu bir fenomen olmuştur,

Dilbilgisi

have always been: geçmişten bugüne süren bir durum

Have always been, present perfect yapısındaki have been ile always sözcüğünü birleştirir. Bir durumun geçmişte doğru olduğunu ve şimdi de geçerliliğini koruduğunu anlatır; always bütün bu zaman aralığını vurgular. Burada fiil grubu, korkutucu bir olgu olmayı yalnızca geçmişteki tek bir olay hakkındaki yorum olarak değil, depremlerin uzun süredir geçerli bir özelliği olarak sunar. Tekil bir özneyle has always been kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki geçmişten bugüne uzanan tam kalıpla tamamlayın: Public parks ____ important places for neighbors to meet.

Cevabı göster

have always been

and they've become more deadly as our cities have grown, Dilbilgisi

0:10

ve şehirlerimiz büyüdükçe daha ölümcül hale gelmişlerdir,

Dilbilgisi

more ... as ...: birlikte ilerleyen iki değişimi bağlamak

Bu ifade iki gelişimi birbirine bağlar. More deadly sonuçtaki değişimi belirtirken as our cities have grown değişen arka planı verir: şehirlerin büyümesi ile ölümcüllüğün artması birlikte gerçekleşmiştir. Kullanılabilecek kalıp özne + become/get + karşılaştırma biçimi + as + değişim bildiren yan cümledir. Burada as, “değiştikçe” veya “değişimle birlikte” anlamına gelir. Bir bağlantı düşündürebilir, ancak şehir büyümesinin tek doğrudan neden olduğunu kendi başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Hangi cümle, birlikte gelişen iki değişimi göstermek için karşılaştırma biçimi + as yan cümlesi kullanır?

  1. The path became steep after the rain stopped.
  2. The path is steep because the hill is high.
  3. The path becomes steeper as we climb higher.
Cevabı göster

The path becomes steeper as we climb higher.

with collapsing buildings posing one of the largest risks. Notlar

0:13

ve yıkılan binalar en büyük risklerden birini oluşturmaktadır.

Dilbilgisi

with collapsing buildings posing...: arka plan ekleyen with + isim + -ing yapısı

With + isim + -ing yapısı ana cümleye ek bir durum katar. Burada collapsing buildings isim öbeğidir ve posing eyleminin anlamsal öznesidir. Bu öbek, çöken binaların önemli bir tehlike kaynağı olduğunu belirtir. Bu sıkıştırılmış yapı, başka bir tam cümle kurmadan neden, sonuç veya eş zamanlı bir durum eklemeyi sağlar. Kesin ilişki bağlama göre belirlenir; bu nedenle with her zaman because anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle arka plan bilgisi eklemek için with + isim + -ing yapısını doğru kullanıyor?

  1. The road was closed, with heavy snow covered the signs.
  2. The road was closed, with heavy snow covering the signs.
  3. The road was closed, with heavy snow to cover the signs.
Cevabı göster

The road was closed, with heavy snow covering the signs.

Kalıp ifadeler

posing one of the largest risks: pose a risk eşdizimi

Pose a risk, “bir tehlike yaratmak veya oluşturmak” anlamına gelir. Bu cümlede collapsing buildings tehlikenin kaynağıdır; posing ise pose fiilinin -ing biçimidir. One of the largest risks, en büyük riskler grubundaki risklerden biri demektir. Çöken binaların tek büyük risk veya kesinlikle en büyük risk olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Hangi cümle açıkta kalan tellerin çocuklar için ciddi bir tehlike oluşturduğunu doğal biçimde ifade ediyor?

  1. Exposed wires pose a serious risk to children.
  2. Exposed wires take a serious risk to children.
  3. Exposed wires make a serious risk to children.
Cevabı göster

Exposed wires pose a serious risk to children.

Why do buildings collapse in an earthquake, Anlatım akışı

0:17

Binalar bir depremde neden yıkılır

and how can it be prevented? Dilbilgisi

0:20

ve bu nasıl önlenebilir?

Anlatım akışı

Why ... and how ...?: nedenden çözüme uzanan bir soru zinciri

Birbirine bağlı iki soru, konuyu açık bir sırayla düzenler. Why, binaların depremde çökme nedenini; how ise bu sonucun nasıl önlenebileceğini sorar. Girişte kullanılan bu neden-sonuç çözümü soru zinciri, dinleyiciye bir yol haritası verir. Açıklamanın önce nedeni, ardından önlemeyi ele alacağını gösterir.

Alıştırma

Bu iki soru, bir açıklamanın başında temel olarak ne yapar?

  1. Ortak konusu olmayan, birbiriyle ilgisiz iki ayrıntı verir.
  2. Açıklamanın ele alacağı nedeni ve olası çözümü tanıtır.
  3. Daha önce tamamen açıklanmış cevapları özetler.
Cevabı göster

Açıklamanın ele alacağı nedeni ve olası çözümü tanıtır.

Dilbilgisi

it be prevented?: can + be + geçmiş zaman ortacı ile edilgen yapı

How can it be prevented? cümlesinde can'den sonra be + geçmiş zaman ortacı edilgen yapısı gelir: can + be + prevented. Can bir kip belirteci olduğu için be yalın hâlde kalır. Soru sırası how + can + özne + be + geçmiş zaman ortacıdır. Edilgen yapı, it ile belirtilen ve az önce sözü edilen bina çökmesini ya da durumu odağa alır. Soru, bu önlemleri kimin alacağını belirtmeden, olayın hangi önlemlerle durdurulabileceğini sorar.

Alıştırma

Soruyu kip belirteçli edilgen ifadeyle tamamlayın: How can this kind of accident ____?

Cevabı göster

be prevented

If you've watched a lot of disaster films, Anlatım akışı

0:22

Eğer çok fazla felaket filmi izlediyseniz,

Anlatım akışı

If you've watched...: ortak bir deneyim üzerinden konuya giriş yapmak

Burada If you've watched a lot of disaster films yalnızca bir koşul belirtmez. İzleyicilerden tanıdık bir deneyimi hatırlamalarını ister ve açıklama için ortak bir zemin oluşturur. Bu giriş, sonraki bilgiyi hazırlar: filmler, konuşmacının ele alacağı veya düzelteceği bir izlenim yaratmış olabilir. Bu ifade, açıklamayı yalnızca o filmleri izleyenlerin anlayabileceği anlamına gelmez.

Alıştırma

Aşağıdaki cümlede girişteki yan cümlenin temel işlevi nedir? If you've used a compass before, you may already know that it points north.

  1. Bir fikri açıklamadan önce tanıdık bir deneyimi hatırlatmak
  2. Yalnızca pusula kullananların kuzeyi anlayabileceğini kanıtlamak
  3. Dinleyiciye hemen pusula kullanmasını söylemek
Cevabı göster

Bir fikri açıklamadan önce tanıdık bir deneyimi hatırlatmak

you might have the idea that building collapse is caused directly by the ground beneath them Notlar

0:24

bina çökmelerinin doğrudan altlarındaki zeminin

Kalıp ifadeler

might have the idea that: olası bir düşünceyi nazikçe dile getirmek

Might have the idea that, “şuna inanıyor veya şöyle varsayıyor olabilirsiniz” anlamına gelir. Might, dinleyicinin kesinlikle böyle düşündüğünü ileri sürmek yerine bunu bir olasılık olarak sunar. Böylece konuşmacı, muhtemel bir yanlış anlamayı düzeltmeden önce nazikçe dile getirebilir. Bu ifadeden sonra inancın içeriğini belirten bir that yan cümlesi gelir. Burada have the idea, bir öneri ya da plana sahip olmak anlamına gelmez; idea bir izlenim veya inanç anlamındadır.

Alıştırma

Hangi cümle, dinleyicinin inancını düzeltmeden önce onu nazikçe bir olasılık olarak sunar?

  1. You might have the idea that heavier objects always fall faster.
  2. I have an idea for testing how fast the objects fall.
  3. You definitely believe that heavier objects always fall faster.
Cevabı göster

You might have the idea that heavier objects always fall faster.

Dilbilgisi

is caused directly by: edilgen bir neden yapısı

“Is caused directly by”, sonuç + be caused by + neden düzenindeki edilgen neden yapısıdır. Sonuç olan “building collapse” önce gelir; neden ise “by” ile tanıtılır. “Directly”, nedenin arada başka bir aşama olmadan sonucu doğurduğunu belirtir. Baştaki “you might have the idea that”, bu nedeni doğrulanmış bir açıklama olarak değil, birinin sahip olabileceği bir düşünce olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi cause directly ifadesinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The outage ____ a damaged cable.

Cevabı göster

was caused directly by

shaking violently or even splitting apart. Öbek fiiller

0:29

şiddetle sarsılması veya hatta ikiye ayrılmasıyla oluştuğunu düşünebilirsiniz.

Öbek fiiller

splitting apart: yarılıp ayrılmak

“Splitting apart”, bir şeyin çatlayarak veya bölünerek ayrı parçalar oluşturması demektir. “Apart” parçacığı sonuca odaklanır: parçalar artık birbirine bağlı değildir. Bu parçada “splitting”, “shaking” ile paralel kullanılır; “even” ise yarılıp ayrılmayı daha aşırı bir olasılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi split apart ifadesiyle tamamlayın: The dry log ____ when it hit the ground.

Cevabı göster

split apart

But that's not really how it works. Ton ve niyet

0:33

Ama işler pek de öyle yürümüyor.

Ton ve niyet

But that's not really how it works: bir mekanizma hakkındaki yanlış fikri düzeltme

Bu cümlede how it works, bir durumun, sürecin veya sistemin gerçekte nasıl işlediği anlamına gelir. Bir nesnenin bozuk olup çalışmaması anlamına gelmez. But önceki söylenene bir düzeltme getirir; not really ise karşı çıkışı biraz yumuşatır. Konuşan kişi, mekanizmaya ilişkin önceki açıklamanın doğru olmadığını belirtir ve ardından gerçek işleyişi açıklamaya hazırlanır.

Alıştırma

Konuşan kişi “But that's not really how it works.” diyerek ne yapıyor?

  1. Bir makinenin bozuk olduğunu ve çalışamadığını söyler.
  2. Bir sürecin veya sistemin nasıl işlediğine dair bir fikri nazikçe düzeltir.
  3. Birinden bir nesnenin nasıl kullanılacağını göstermesini ister.
Cevabı göster

Bir sürecin veya sistemin nasıl işlediğine dair bir fikri nazikçe düzeltir.

For one thing, Anlatım akışı

0:35

Birincisi,

Anlatım akışı

For one thing: destekleyici nedenlerden birini sunma

For one thing, daha kapsamlı bir açıklamayı veya karşı çıkışı destekleyen bir nedeni, olguyu ya da değerlendirmeyi sunan bir söylem bağlacıdır. Sonraki bilgiyi savın tamamı olarak değil, bir parçası olarak gösterir. Bu ifade çoğu zaman başka nedenlerin de gelebileceğine işaret eder; ancak konuşan kişinin ardından For another thing demesi gerekmez. Sonraki noktalar başka bağlaçlarla sunulabilir veya hiç söylenmeyebilir.

Alıştırma

Birden fazla neden arasından birini sunan bu dersteki üç sözcüklü ifadeyle cevabı tamamlayın: You asked why I am moving. ____, the apartment is too far from work.

Cevabı göster

For one thing

most buildings are not located right on a fault line, Kelime

0:36

çoğu bina tam bir fay hattı üzerinde yer almaz,

Kelime

right on a fault line: fay hattının tam üzerindeki konum

Jeolojide fault line, yer kabuğundaki bir kırığın yeryüzüne ulaştığı ya da yüzeyde izlenebildiği yeri gösteren fay hattıdır. Burada fault, “hata” anlamına gelmez. right on a fault line ifadesinde right konumu güçlendirir ve “tam olarak” anlamına gelir. İfade, bir binanın doğrudan fay hattı üzerinde bulunduğunu, yalnızca yakınlarda olmadığını söyler.

Alıştırma

Burada “right on a fault line” ne anlama geliyor?

  1. hata içeren bir çizginin üzerinde
  2. jeolojik bir fayın yakınında ama üzerinde değil
  3. tam olarak jeolojik bir fayın üzerinde
Cevabı göster

tam olarak jeolojik bir fayın üzerinde

and the shifting tectonic plates go much deeper than building foundations. Kelime

0:39

ve hareket eden tektonik plakalar bina temellerinden çok daha derinlere iner.

Kelime

shifting tectonic plates: hareket eden tektonik levhalar

Tectonic plates, Dünya’nın sert dış katmanındaki dev bölümlerdir. Jeolojide plates bu bölümler için kullanılan teknik bir terimdir; yemek tabakları ya da sıradan düz levhalar anlamına gelmez. Shifting, tectonic plates ifadesini niteler ve hareket eden ya da konumu değişen anlamına gelir. İfade, deprem açıklamasının bir parçası olarak yüzeyin çok altındaki levha hareketine dikkat çeker.

Alıştırma

Bir deprem dersinde “tectonic plates” nedir?

  1. Dünya’nın dış katmanında bulunan ve yavaşça hareket eden dev bölümler
  2. bir binanın temelinin altındaki metal plakalar
  3. yemek servisinde kullanılan tabaklar
Cevabı göster

Dünya’nın dış katmanında bulunan ve yavaşça hareket eden dev bölümler

So what's actually going on? Anlatım akışı

0:43

Peki aslında neler oluyor?

Anlatım akışı

So what's actually going on?: asıl açıklamaya geçiş

So, soruyu az önce konuşulanlara bağlar. İlgisiz yeni bir konu açmak yerine, konuşanın eksik ya da yanıltıcı bir görünümden daha doğru bir açıklamaya geçtiğini gösterir. What's actually going on? gerçek durumu veya altta yatan süreci sorar. Actually, bir şeyin nasıl göründüğüyle gerçekte nasıl olduğu arasındaki karşıtlığı vurgular; going on ise burada olanları veya durumun gerçekte nasıl işlediğini anlatır.

Alıştırma

Bir sunumcu, yaygın bir açıklamanın eksik olduğunu az önce gösterdi. So what's actually going on? en doğal biçimde neyin işaretini verir?

  1. Sunumu yapan kişi ilgisiz bir konuya geçmektedir.
  2. Sunumu yapan kişi gerçek durumu veya süreci açıklamak üzeredir.
  3. Sunumu yapan kişi cevap vermeden konuşmayı bitirmektedir.
Cevabı göster

Sunumu yapan kişi gerçek durumu veya süreci açıklamak üzeredir.

In fact,

0:46

Aslında,

the reality of earthquakes and their effect on buildings is a bit more complicated. Ton ve niyet

0:46

depremlerin gerçeği ve binalar üzerindeki etkisi biraz daha karmaşıktır.

Ton ve niyet

a bit more complicated: karşılaştırmayı daha yumuşak söylemek

a bit more complicated ifadesinde more complicated bir karşılaştırma kurar: gerçek durum, daha önce sözü edilen ya da ima edilen basit görünümden daha karmaşıktır. Than bölümü açıkça söylenmese de karşılaştırma anlaşılır. A bit karşılaştırma biçimini niteler ve farkı görece küçük gösterir. Düzeltmenin tonunu yumuşatarak aşırı basitleştirilmiş bir fikre fazla sert olmadan karşı çıkmayı sağlar.

Alıştırma

İngilizce cümleyi “biraz daha karmaşık” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The route is ____ than it looks.

Cevabı göster

a bit more complicated

To make sense of it, Kalıp ifadeler

0:51

Bunu anlamak için,

Kalıp ifadeler

To make sense of it: amaç belirtmek

Make sense of something, kafa karıştırıcı gelebilecek bir şeyi anlamak veya yorumlamak demektir. Buradaki it, daha önce konuşulan konuya gönderme yapar. Cümle başındaki To make sense of it, amacı bildiren bir to-infinitive öbeğidir. Ardından gelen eylem veya model, konuyu anlamanın bir yolu olarak sunulur.

Alıştırma

“Anlamak” anlamındaki üç sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: To ____ the chart, start with the color key.

Cevabı göster

make sense of

architects and engineers use models,

0:52

mimarlar ve mühendisler modeller kullanırlar,

like a two-dimensional array of lines representing columns and beams, Kelime

0:55

örneğin kolonları ve kirişleri temsil eden iki boyutlu bir çizgi dizisi,

Kelime

Teknik bir modelde two-dimensional array of lines

Two-dimensional array of lines teknik bir isim öbeğidir. Ana isim array, yapılandırılmış bir ögeler kümesi anlamına gelir; of lines bu ögelerin çizgiler olduğunu belirtirken two-dimensional bunların tam bir üç boyutlu uzayda değil, bir düzlemde düzenlendiğini veya temsil edildiğini anlatır. Bu cümlede çizgiler kolonları ve kirişleri temsil eder. Bu nedenle array, fiziksel kablolardan oluşan bir grubu değil, düzenli çizgi modelini anlatır.

Alıştırma

a two-dimensional array of lines öbeğinde array ne anlama gelir?

  1. planlı bir düzeni olmayan fiziksel kablo grubu
  2. model olarak düzenlenmiş yapılandırılmış bir çizgi kümesi
  3. iki birimle ölçülmüş tek bir çizgi
Cevabı göster

model olarak düzenlenmiş yapılandırılmış bir çizgi kümesi

or a single line lollipop with circles representing the building's mass. Deyimler

0:59

veya binanın kütlesini temsil eden dairelerden oluşan tek çizgili bir lolipop gibi.

Deyimler

Görsel bir şekil benzetmesi olarak single line lollipop

Burada single line lollipop, oldukça basitleştirilmiş bir model için kullanılan görsel bir addır: binanın kütlesini temsil eden dairelerin bulunduğu tek bir çizgi. Çizgi ile dairelerin oluşturduğu görünüm bir lolipopu çağrıştırır; bu yüzden lollipop, dinleyenin modeli gözünde canlandırmasına yardımcı olur ve gerçek bir şekeri ifade etmez. Bu, şekle dayalı bir benzetmedir. Bilim ve mühendislik açıklamalarında tanıdık bir nesnenin şekli, soyut bir şemayı hayal etmeyi kolaylaştırabilir; ancak burada yalnızca görsel benzerlik karşılaştırılır.

Alıştırma

Bu cümlede single line lollipop neyi anlatıyor?

  1. Herhangi bir binanın kütlesi için kullanılan standart teknik ad.
  2. Yapı malzemesi olarak kullanılan gerçek bir şeker.
  3. Şekli lolipopa benzeyen, çizgi ve dairelerden oluşan basitleştirilmiş bir model.
Cevabı göster

Şekli lolipopa benzeyen, çizgi ve dairelerden oluşan basitleştirilmiş bir model.

Even when simplified to this degree, Dilbilgisi

1:05

Bu dereceye kadar basitleştirilmiş olsa bile,

Dilbilgisi

Even when simplified to this degree: ödünleme ve yan cümle kısaltması

Even when şaşırtıcı bir karşıtlık kurar: nesne büyük ölçüde basitleştirilmiştir, ancak ana cümledeki ifade yine de doğrudur. Even, sonucun bu güçlü koşul altında da geçerli kaldığını vurgular. When simplified, when it is simplified anlamına gelen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Açıkça söylenmeyen özne ana cümleden anlaşılır. To this degree, “bu dereceye kadar” veya “bu ölçüde” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için altı sözcüğün tamamını kullanın: Even, when, simplified, to, this, degree. ____, the map still shows every train route.

Cevabı göster

Even when simplified to this degree

these models can be quite useful,

1:07

bu modeller oldukça faydalı olabilir,

as predicting a building's response to an earthquake is primarily a matter of physics. Dilbilgisi

1:09

çünkü bir binanın bir depreme tepkisini tahmin etmek temelde bir fizik meselesidir.

Dilbilgisi

as predicting a building's response...: because anlamındaki neden bildiren as

Burada as bir neden bildirir ve because anlamına gelir. Yan cümle, bir binanın vereceği tepkiyi tahmin etmenin temelde bir fizik meselesi olduğu gerçeğini önceki iddiayı desteklemek için kullanır. Bu kalıpta as + yan cümle, arka plan niteliğinde bir neden ekler. Tahminin ne zaman yapıldığını söylemez.

Alıştırma

As, özgün cümlede hangi işlevi görüyor?

  1. Tahminin ne zaman gerçekleştiğini söylüyor.
  2. İki tahmin yöntemini karşılaştırıyor.
  3. Bir neden bildiriyor.
Cevabı göster

Bir neden bildiriyor.

Most collapses that occur during earthquakes aren't actually caused by the earthquake itself. Dilbilgisi

1:14

Depremler sırasında meydana gelen çökmelerin çoğu aslında depremin kendisinden kaynaklanmaz.

Dilbilgisi

aren't actually caused by ... itself: varsayılan nedeni düzeltme

Edilgen yapı aren't caused by, neyin sorumlu olmadığını belirtir. Actually beklenen bir sonucu düzeltir: çökmeler depremler sırasında meydana gelebilir, ancak yalnızca aynı zamana denk gelmeleri depremin kendisinin neden olduğunu kanıtlamaz. Itself, the earthquake ifadesine geri döner ve görünürdeki bu nedeni vurgular. aren't actually caused by X itself kalıbının bütünü, gerçek açıklamanın daha ayrıntılı veya farklı olduğuna işaret eder.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan üç sözcüklü kalıpla tamamlayın: The delay wasn't ____ the storm itself; a computer failure stopped the trains.

Cevabı göster

actually caused by

Instead,

1:20

Bunun yerine,

when the ground moves beneath a building,

1:21

zemin bir binanın altında hareket ettiğinde,

it displaces the foundation and lower levels,

1:23

temeli ve alt katları yerinden oynatır,

sending shock waves through the rest of the structure and causing it to vibrate back and forth. Notlar

1:26

yapının geri kalanından şok dalgaları göndererek onun ileri geri titreşmesine neden olur.

Dilbilgisi

sending ... and causing ... ile bir sonuç zincirini bağlamak

Sending ... and causing ..., ana cümleye bağlanan ve birbiriyle eş görevde olan iki present participle (-ing) yan yapısıdır. Birlikte, yer değiştirmeden sonra gelen sonuç zincirini gösterirler: şok dalgaları yapı boyunca ilerler ve ardından yapı titreşir. and bağlacı sending ile causing yapılarını dil bilgisel olarak aynı düzeye yerleştirir. Ana olayın ardından sonucu belirten bir veya daha fazla -ing yapısı getiren bu kısa kalıp, bir süreci ya da etki zincirini açıklarken sık kullanılır.

Alıştırma

Ana olayın sonuçlarını eş görevli iki -ing yapısıyla doğru biçimde gösteren cümle hangisidir?

  1. The valve opens, releases pressure and allowing steam to escape.
  2. The valve opens, releasing pressure and allowing steam to escape.
  3. The valve opens, releasing pressure and allows steam to escape.
Cevabı göster

The valve opens, releasing pressure and allowing steam to escape.

Kalıp ifadeler

Tekrarlanan iki yönlü hareket için back and forth

Back and forth, iki zıt yön, konum veya taraf arasında tekrar tekrar hareket etmek anlamına gelir. Burada yapının yalnızca bir kez hareket etmesini değil, bir yöne ve ardından öbür yöne doğru titreşmesini anlatır. Bu ifade fiziksel hareketin yanı sıra, mesajların karşılıklı olarak tekrar tekrar gönderilmesi gibi yinelenen alışverişleri de anlatabilir.

Alıştırma

Derste öğrendiğiniz ve 'zıt yönlerde tekrar tekrar' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: The metronome arm moved ____ at a steady pace.

Cevabı göster

back and forth

The strength of this oscillation depends on two main factors: Kalıp ifadeler

1:32

Bu salınımın gücü iki ana faktöre bağlıdır:

Kalıp ifadeler

depends on two main factors: sonucu belirleyen etkenleri tanıtmak

Depends on, bir şeyin başka koşullar tarafından belirlendiğini veya onlardan etkilendiğini anlatır. Burada salınımın gücünü, bu gücü kontrol eden koşullara bağlar. Two main factors ve iki nokta da sonraki bilgiyi düzenler: konuşmacı birazdan tam olarak iki önemli etken sıralayacağını bildirir.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The final score ____ two main factors: speed and accuracy.

Cevabı göster

depends on

the building's mass,

1:36

binanın kütlesine,

which is concentrated at the bottom, Dilbilgisi

1:37

ki bu alt kısımda yoğunlaşmıştır,

Dilbilgisi

which is concentrated at the bottom: gerekli olmayan ek bilgi vermek

Which is concentrated at the bottom, sınırlandırmayan bir ilgi cümleciğidir. the building's mass ifadesine geri döner ve bu kütlenin nasıl dağıldığı hakkında ek bilgi verir. Virgüller, bunun belirli bir kütleyi tanımlamak için gerekli bilgi değil, ek bilgi olduğunu gösterir. Cümlecik çıkarılırsa the building's mass ifadesinin gönderimi değişmez.

Alıştırma

Hangi cümle, zaten belirlenmiş bir batarya hakkında ek bilgi vermek için sınırlandırmayan which cümleciğini doğru kullanır?

  1. The battery, which is under the seat, powers the display.
  2. The battery, that is under the seat, powers the display.
  3. The battery that is under the seat powers the display.
Cevabı göster

The battery, which is under the seat, powers the display.

and its stiffness,

1:39

ve katılığına (rijitliğine),

which is the force required to cause a certain amount of displacement. Dilbilgisi

1:40

yani belirli bir miktarda yer değiştirmeye neden olmak için gereken kuvvete.

Dilbilgisi

the force required to cause...: kısaltılmış ilgi yan cümleciği

required to cause a certain amount of displacement sözleri, the force ifadesinden sonra gelen geçmiş ortaçlı bir yan yapıdır. Kuvveti, söz konusu yer değiştirmeyi oluşturmak için gereken kuvvet olarak tanımlar; force sözcüğünün etkin biçimde bir şeyi require ettiği anlamına gelmez. İfade the force that is required to cause... biçiminde genişletilebilir. that is çıkarılınca kısaltılmış bir ilgi yan cümleciği oluşur. İsim + required to + fiil biçimindeki bu kısa kalıp bilimsel ve teknik tanımlarda sık görülür.

Alıştırma

Cümleyi require ile kurulan kısaltılmış bir ilgi yan cümleciğiyle tamamlayın: The energy ____ the sensor is very small.

Cevabı göster

required to power

Along with the building's material type and the shape of its columns, Kalıp ifadeler

1:44

Binanın malzeme tipi ve kolonlarının şekliyle birlikte,

stiffness is largely a matter of height. Kalıp ifadeler

1:48

katılık (rijitlik) büyük ölçüde bir yükseklik meselesidir.

Kalıp ifadeler

Destekleyici etkenler eklemek için Along with

Along with, malzeme türü ile kolonların şeklini dikkate alınacak ek etkenler olarak tanıtır. Ana cümle daha sonra odağı yüksekliğe verir: diğer etkenler de önemlidir, ancak cümle rijitliğin büyük ölçüde yüksekliğe bağlı olduğu görüşü çevresinde düzenlenmiştir. Cümle başında along with ifadesinden sonra bir isim veya isim öbeği, ardından da genellikle virgül gelir: Along with X, Y.... X'i destekleyici bilgi olarak ekler; X'i ana cümlenin dil bilgisel öznesi yapmaz.

Alıştırma

Egzersizi destekleyici bir etken olarak eklemek için Along with kullanın: ____ regular exercise, enough sleep helps you stay healthy.

Cevabı göster

Along with

Kalıp ifadeler

be largely a matter of X: temel belirleyici faktörü belirtmek

Bu cümlede be largely a matter of, “esas olarak ... tarafından belirlenmek” anlamına gelir. Konuşmacı, yüksekliği rijitliği etkileyen temel faktör olarak gösterir. Largely, iddiayı daha az kesin hâle getirir: burada en önemli etken yüksekliktir, ancak başka faktörler de rijitliği etkileyebilir. Yeniden kullanılabilen be largely a matter of + isim öbeği kalıbı, temel bir belirleyici faktörü belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “esas olarak ... bağlıdır” anlamındaki ders ifadesiyle tamamlayın: For a new pianist, steady improvement is largely ____ regular practice.

Cevabı göster

a matter of

Shorter buildings tend to be stiffer and shift less, Kalıp ifadeler

1:51

Daha kısa binalar daha rijit olma ve daha az yer değiştirme eğilimindeyken,

Kalıp ifadeler

tend to be stiffer: kesinlik değil, eğilim belirtmek

Tend to be + sıfat, istisnasız bir kuralı değil, genellikle görülen bir örüntüyü anlatır. Tend to be stiffer, bazı binalar bu örüntüye uymayabilse de daha kısa binaların genellikle daha rijit olduğu anlamına gelir. Bu ifade, always gibi kesin bir sözcük kullanmak yerine kanıtı temkinli biçimde sunduğu için bilimsel ve analitik açıklamalarda yararlıdır.

Alıştırma

Cümleyi kesin bir kural yerine genel bir eğilim gösteren ifadeyle tamamlayın: Older batteries ____ less efficient in cold weather.

Cevabı göster

tend to be

while taller buildings are more flexible. Dilbilgisi

1:54

daha uzun binalar daha esnektir.

Dilbilgisi

while taller buildings are more flexible: karşıtlık bildiren while

Buradaki while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamına gelir. Bu cümleciği daha kısa binalarla ilgili önceki bilgiye bağlar ve iki bina türünü yan yana karşılaştırır. while’ın bu kullanımı gerçekleri karşılaştırır; “-dığı sırada” anlamına gelmez. Cümlecikler farklı özneleri veya özellikleri anlattığında while genellikle dengeli bir karşıtlık kurar.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: “City buses carry many passengers, while bicycles use less space.” while burada ne yapıyor?

  1. İki gerçeği karşılaştırır.
  2. İki eylemin aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
  3. Bisiklet kullanmanın nedenini verir.
Cevabı göster

İki gerçeği karşılaştırır.

You might think that the solution is to build shorter buildings Ton ve niyet

1:57

Çözümün daha kısa binalar inşa etmek olduğunu düşünebilirsiniz,

so that they shift as little as possible. Dilbilgisi

2:00

böylece mümkün olduğunca az yer değiştirirler.

Ton ve niyet

You might think: olası bir düşünceyi önceden dile getirmek

You might think, dinleyicinin makul biçimde düşünebileceği bir fikri ortaya koyar. Dinleyicinin bu fikre kesinlikle inandığını söylemez ve fikri konuşmacının son kararı olarak sunmaz. Konuşmacılar bu başlangıcı genellikle şaşırtıcı bir sonuçtan, düzeltmeden veya ek bir ayrıntıdan önce kullanır. Önce akla gelen tahmini söyler, ardından tam cevabın neden farklı olduğunu açıklayarak dinleyiciyi nazikçe yönlendirir.

Alıştırma

Bir fen bilgisi öğretmeni şöyle diyor: “You might think heavier objects fall faster, but air resistance changes what we observe.” Öğretmen neden You might think kullanıyor?

  1. Dinleyiciyi dersi önemsememekle suçlamak için.
  2. Tahminin son cevap olduğunu doğrulamak için.
  3. Olası bir tahmini, düzeltmeden veya ayrıntılandırmadan önce sunmak için.
Cevabı göster

Olası bir tahmini, düzeltmeden veya ayrıntılandırmadan önce sunmak için.

Dilbilgisi

so that ... as little as possible: mümkün olduğunca az olması için

Bu amaç yan cümlesinde so that, konuşanın istediği sonucu anlatır: nesnelerin yalnızca çok az yer değiştirmesi. Sadece daha sonra ne olduğunu açıklamak yerine “hangi amaçla?” sorusuna cevap verir. As little as possible, “makul olarak ulaşılabilecek en düşük derecede” demektir. Kalıp do something so that + özne + fiil + as little as possible şeklindedir. Burada little, nesnelerin sayısını değil, yer değiştirme miktarını veya derecesini niteler.

Alıştırma

Cümleyi “mümkün olan en düşük derecede” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Put the camera on a stable surface so that it shakes ____.

Cevabı göster

as little as possible

But the 1985 Mexico City earthquake is a good example of why that's not the case. Notlar

2:02

Ancak 1985 Mexico City depremi bunun neden böyle olmadığına iyi bir örnektir.

Kültür

gerçek bir tarihî olay olarak 1985 Meksiko Şehri depremi

The 1985 Mexico City earthquake, Eylül 1985’te meydana gelen ve Meksiko Şehri’nde felaket boyutunda hasara yol açan büyük depremi ifade eder. Yıl ve yer, genel bir deprem türünü değil, gerçek ve belirli bir tarihî olayı tanımlar. Bu cümlede olay kanıt işlevi görür: a good example of why that's not the case ifadesi, orada yaşananların önceki varsayıma meydan okuduğunu gösterir. Gerekli temel bilgi, bu gerçek olayın hasar örüntüsünün tartışılan basit beklentiye uymamasıdır.

Alıştırma

Cümlede the 1985 Mexico City earthquake hangi işlevi görüyor?

  1. Kurgusal bir bina tasarımının adıdır.
  2. İzleyiciye yalnızca videonun nerede çekildiğini söyler.
  3. Önceki bir varsayıma meydan okumak için kullanılan gerçek bir tarihî olaydır.
Cevabı göster

Önceki bir varsayıma meydan okumak için kullanılan gerçek bir tarihî olaydır.

Kalıp ifadeler

why that's not the case: durumun neden böyle olmadığı

that's not the case ifadesinde that, daha önce sözü edilen bir düşünceye veya iddiaya gönderme yapar; the case ise gerçek durumu anlatır. İfadenin tamamı, önceki düşüncenin doğru olmadığını söyler. why eklendiğinde ifade daha büyük bir yapının parçası olur: an example of why that's not the case, önceki iddianın neden geçersiz olduğunu açıklayan bir kanıt veya örnek demektir. Böylece düşünceyi tekrar etmeden reddetmek mümkündür.

Alıştırma

Önceki iddianın doğru olmadığını belirten dersteki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: People often say this trail is easy, but ____.

Cevabı göster

that's not the case

During the quake,

2:08

Deprem sırasında,

many buildings between 6 and 15 stories tall collapsed. Kelime

2:09

6 ila 15 kat yüksekliğindeki birçok bina çöktü.

Kelime

between 6 and 15 stories tall: 6 ila 15 kat yüksekliğinde

Burada stories, Amerikan İngilizcesinde bir binanın tek bir katını anlatan story sözcüğünün çoğuludur. “Hikâyeler” anlamına gelmez. Bu nedenle between 6 and 15 stories tall, yüksekliği altı ila on beş kat olan binaları tanımlar. Ölçü ifadesi buildings sözcüğünden sonra gelir ve hangi binaların kastedildiğini gösterir. Tekrar kullanılabilen kalıp, twelve stories tall örneğindeki gibi “sayı veya aralık + stories tall” biçimindedir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve bina yüksekliğini belirten iki sözcüklü Amerikan İngilizcesi ifadesiyle tamamlayın: The office building is twelve ____.

Cevabı göster

stories tall

What's strange is that while shorter buildings nearby did keep standing, Notlar

2:14

İşin tuhafı, yakındaki daha kısa binalar ayakta kalırken,

Anlatım akışı

What's strange is that: beklenmedik bir gerçeği işaretleme

What's strange is that, dinleyiciye sıradaki gerçeğin normal beklentiyle uyuşmadığını bildiren bir bilgi çerçevesidir. Burada açıklama devam etmeden önce dikkati şaşırtıcı karşıtlığa yöneltir. Bu çerçeveyi başka açıklamalarda da kullanabilirsin: önce beklenmedik noktayı işaret et, sonra onu that yan cümlesinde sun.

Alıştırma

Bu açıklamada What's strange is that ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Sıradaki gerçeğin beklenmedik olduğunu belirtir.
  2. Konuşanın ne olduğunu bilmediğini gösterir.
  3. Olayları sıradan bir zaman sırasına koyar.
Cevabı göster

Sıradaki gerçeğin beklenmedik olduğunu belirtir.

Dilbilgisi

did keep standing: olumlu cümlede vurgulu did

did keep standing ifadesindeki did, olumlu bir geçmiş zaman cümlesinde kullanılan vurgulu do yardımcı fiilidir. “Gerçekten” veya “hakikaten” anlamı ekler: daha alçak binalar gerçekten ayakta kalmıştır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için keep yalın hâlde kalır. Vurgu olmadan kept standing denirdi; did eklemek, gerçeği şüpheye, beklentiye veya farklı bir sonuca karşı öne çıkarır.

Alıştırma

Cümleyi remain fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Despite the warning, the old bridge ____ open all day.

Cevabı göster

did remain

buildings taller than 15 stories were also less damaged,

2:18

15 kattan daha uzun binalar da daha az hasar gördü,

and the mid-sized buildings that collapsed were observed shaking far more violently than the earthquake itself. Dilbilgisi

2:22

ve çöken orta büyüklükteki binaların depremin kendisinden çok daha şiddetli bir şekilde sarsıldığı gözlemlendi.

Dilbilgisi

were observed shaking: sallanırken gözlemlendiler

were observed shaking ifadesinde were observed edilgen bir fiil öbeğidir: Binalar gözlem yapan değil, gözlemlenen taraftır. Shaking ise binaların gözlemlendikleri anda yapmakta olduğu hareketi anlatan bir -ing ortaçtır. Edilgen yapı, gözlemcinin belirtilmemesini sağlar ve odağı binalar ile gözlemlenen kanıtta tutar. be observed + -ing kalıbı, devam ederken görülen bir eylemi veya süreci bildirmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Edilgen gözlem kalıbını bir -ing biçimiyle kullanarak tamamlayın: During the test, the robot ____ along the wall.

Cevabı göster

was observed moving

Dilbilgisi

far more violently than: karşılaştırmayı far ile güçlendirme

far more violently than ifadesinde more violently than iki eylemin şiddetini karşılaştırır. Violently, shaking fiilini niteleyen bir zarftır; than ise karşılaştırmanın ikinci tarafını tanıtır. Far, karşılaştırma ifadesi more violently'yi niteler ve uzak mesafe değil, büyük bir derece farkı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilen far + karşılaştırma + than kalıbı belirgin bir fark gösterir.

Alıştırma

“Çok daha şiddetli biçimde” anlamındaki karşılaştırmayı far kullanarak tamamlayın: During the storm, the small boat rocked ____ the ferry.

Cevabı göster

far more violently than

How was that possible?

2:28

Bu nasıl mümkün olabildi?

The answer has to do with something known as natural frequency. Notlar

2:30

Cevap doğal frekans olarak bilinen bir şeyle ilgilidir.

Kalıp ifadeler

has to do with: bağlantı belirtmek

Bu cümlede has to do with, “...ile bağlantılı olmak” veya “...ile ilgili olmak” anlamına gelir. Konuşmacı, natural frequency kavramının cevapla ilgili olduğunu söylüyor. has to do with ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Yapı A has/have to do with B şeklindedir: the answer gibi tekil bir özneden sonra has; I, you veya çoğul bir özneden sonra have kullanılır.

Alıştırma

“The delay has to do with the weather.” cümlesinde “has to do with” ne anlama gelir?

  1. -den yapılmıştır
  2. ile ilgilidir
  3. tamamlamak zorundadır
Cevabı göster

ile ilgilidir

Kelime

known as natural frequency: bir terimin adını tanıtmak

something known as natural frequency ifadesinde known as, “adı ... olan” veya “... olarak bilinen” anlamına gelir. natural frequency ifadesini, söz konusu şey için yerleşmiş terim olarak tanıtır. Burada known bir geçmiş zaman ortacıdır. Something known as X, something that is known as X yapısının kısaltılmış biçimidir; böylece yeni ve tam bir yan cümle başlatmadan something için bir ad ekler.

Alıştırma

Adlandırma kalıbını doğru edatla tamamlayın: This process is known ____ photosynthesis.

Cevabı göster

as

In an oscillating system, Kelime

2:34

Salınan bir sistemde,

Kelime

In an oscillating system: tekrarlanan ileri geri hareket

Oscillating sıfatı, bir şeyin genellikle merkezî veya denge konumu çevresinde tekrar tekrar ileri geri hareket ettiğini ya da değiştiğini anlatır. An oscillating system, salıncak veya yaya bağlı bir kütle gibi bu tekrarlanan hareketi gösteren düzenin tamamıdır. Burada In an oscillating system, ardından gelen açıklamanın bilimsel bağlamını belirler. Bir sonraki frequency tanımının tekrarlanan ileri geri harekete uygulandığını gösterir.

Alıştırma

Bilimsel bir açıklamada oscillating system ne anlama gelir?

  1. tekrar tekrar ileri geri hareket eden veya değişen bir sistem
  2. yalnızca bir kez hareket edip sonra duran bir sistem
  3. parçaları aynı konumda kalan bir sistem
Cevabı göster

tekrar tekrar ileri geri hareket eden veya değişen bir sistem

the frequency is how many back and forth movement cycles occur within a second. Dilbilgisi

2:36

frekans, bir saniye içinde kaç tane ileri geri hareket döngüsü meydana geldiğidir.

Dilbilgisi

the frequency is how many...: saymaya dayalı bir ölçüyü tanımlama

Bu cümle bir terimi X is how many + çoğul sayılabilen isim + yan cümle kalıbıyla tanımlar. How many ile başlayan yan cümle, X’in ölçtüğü miktarı gösterir; burada bu miktar, bir saniye içinde gerçekleşen ileri geri hareket döngülerinin sayısıdır. Bu bölüm bir bildirme cümlesinin içindeki yan cümle olduğu için bildirme cümlesi söz dizimini korur: how many cycles occur denir, how many do cycles occur denmez. Bu kalıp, saymaya dayalı basit bir tanım vermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir oranı how many yan cümlesiyle doğal biçimde tanımlar?

  1. The rate is how many messages arrive each second.
  2. The rate is how many do messages arrive each second.
  3. The rate is how much messages arrive each second.
Cevabı göster

The rate is how many messages arrive each second.

This is the inverse of the period, Kelime

2:41

Bu, periyodun tersidir,

Kelime

inverse of the period: periyodun çarpmaya göre tersi

Burada the inverse of the period, 1'in periyoda bölünmesi anlamına gelir. Periyot T ise tanımlanan büyüklük 1/T'dir. Bu bilimsel kullanımda inverse, genel bir zıtlığı değil, kesin bir matematiksel ilişkiyi belirtir. Hangi tür ters ilişkinin kastedildiğini formül veya tanım gösterir.

Alıştırma

Bir formülde the inverse of the period ne anlama gelir?

  1. 1'in periyoda bölünmesi
  2. periyodun -1 ile çarpılması
  3. periyodun kendisiyle çarpılması
Cevabı göster

1'in periyoda bölünmesi

which is how many seconds it takes to complete one cycle. Dilbilgisi

2:43

yani periyot bir döngüyü tamamlamanın kaç saniye sürdüğüdür.

Dilbilgisi

how many seconds it takes to complete one cycle: gömülü yan cümlede süre anlatımı

how many seconds it takes to complete one cycle yan cümlesinin tamamında how many seconds, süre miktarını verir. Kalıp it takes + süre + to do something şeklindedir: It takes five seconds to complete one cycle. Buradaki it biçimsel öznedir ve belirli bir nesneyi göstermez. Bu, how many seconds sonrasında gelen gömülü bir yan cümle olduğu için doğrudan soru dizilişi does it take değil, düz cümle dizilişi it takes kullanılır.

Alıştırma

Gömülü süre yan cümlesini it takes + süre + to do kalıbıyla tamamlayın: The display shows how many seconds it ____ to complete one scan.

Cevabı göster

takes

And a building's natural frequency,

2:47

Ve bir binanın doğal frekansı,

determined by its mass and stiffness, Dilbilgisi

2:49

kütlesi ve rijitliği tarafından belirlenir,

Dilbilgisi

determined by...: edilgen nedeni kısa biçimde gösteren ifade

Bu ifade, doğal frekansı belirleyen etkenlerin kütle ve rijitlik olduğunu anlatır. determined by... yapısında by, sonuçtan sorumlu etkenleri tanıtır. Bu, kısaltılmış edilgen bir ilgi cümleciğidir: determined by its mass and stiffness, which is determined by its mass and stiffness ifadesinin daha kısa biçimidir. Teknik yazılarda neden bilgisini bir isme kısa ve yoğun biçimde eklemek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Teknik cümleyi determined ve doğru edatla tamamlayın: The cooling rate is ____ the surrounding temperature.

Cevabı göster

determined by

is the frequency that its vibrations will tend to cluster around. Kalıp ifadeler

2:51

titreşimlerinin etrafında toplanma eğiliminde olduğu frekanstır.

Kalıp ifadeler

will tend to cluster around: merkezi bir değerin yakınında kümelenmek

will tend to cluster around, bir şeylerin genellikle merkezi bir değer veya noktanın yakınında toplanacağı anlamına gelir. tend to kesinlik yerine tipik bir eğilimi belirtir; cluster around ise her şeyin tamamen aynı olduğunu söylemek yerine belirli bir yayılıma izin verir. Tam ilgi cümleciğinde around, önceki frequency ismine geri döner: the frequency that its vibrations will tend to cluster around. İngilizcede bu yapıda around edatının sonda kalması doğaldır.

Alıştırma

Cümleyi genellikle yakınında toplanmak anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The measurements ____ the average.

Cevabı göster

tend to cluster around

Increasing a building's mass slows down the rate at which it naturally vibrates, Notlar

2:55

Bir binanın kütlesini artırmak onun doğal olarak titreşme oranını yavaşlatırken,

Öbek fiiller

slows down: bir şeyin daha yavaş gerçekleşmesini sağlar

Burada slows down geçişli kullanılmıştır: Increasing a building's mass neden, the rate at which it naturally vibrates ise azalan nesnedir. Bu ifade “hızı düşürür” anlamına gelir; dolayısıyla bina daha yavaş titreşir. Slow down yalnızca hareketi anlatmaz. Rate, process, reaction veya growth gibi soyut kavramlarla da kullanılabilir.

Alıştırma

Slow down ifadesini doğru biçimde kullanın: Adding more insulation ____ heat loss.

Cevabı göster

slows down

Dilbilgisi

the rate at which ...: resmî bir ilgi cümleciği kalıbı

the rate at which ... kalıbı, bir şeyin ne kadar hızlı gerçekleştiğini anlatan bir ilgi cümleciği başlatır. Tam ifade olan the rate at which it naturally vibrates içinde which, rate sözcüğüne gönderme yapar; naturally ise vibrates fiilini niteler. at edatı which sözcüğünden önce gelir, çünkü temel ilişki it vibrates at a particular rate biçimindedir. Bu isim + edat + which kalıbı teknik bilgiyi kısa ve resmî biçimde düzenler.

Alıştırma

Resmî ilgi cümleciği kalıbını tamamlayın: Scientists measured the rate ____ the gas cooled.

Cevabı göster

at which

while increasing stiffness makes it vibrate faster. Dilbilgisi

3:00

rijitliğini artırmak onun daha hızlı titreşmesini sağlar.

Dilbilgisi

while ... makes it vibrate faster: karşıtlık ve neden-sonuç ilişkisi

Burada while, “oysa” veya “buna karşılık” anlamında kullanılır ve bu sonucu farklı bir sonuçla karşılaştırır. “... sırasında” anlamına gelmez. -ing öbeği increasing stiffness öznedir; yani artış, sonucun nedenidir. makes it vibrate faster içinde makes, tekil özne increasing stiffness ile uyumludur. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli biçimindedir: it nesnedir ve vibrate, to almadan yalın hâlde kalır. Bu yapı, bir değişikliğin başka bir sonuca nasıl yol açtığını açıklamak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle karşıtlık için while ifadesini ve make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. A soft floor absorbs the ball's impact, while a hard floor makes the ball to bounce higher.
  2. A soft floor absorbs the ball's impact, while a hard floor makes the ball bounce higher.
  3. A soft floor absorbs the ball's impact, because a hard floor makes the ball bounce higher.
Cevabı göster

A soft floor absorbs the ball's impact, while a hard floor makes the ball bounce higher.

So in the equation representing their relationship,

3:03

Yani ilişkilerini temsil eden denklemde,

stiffness and natural frequency are proportional to one another, Kelime

3:06

rijitlik ve doğal frekans birbirleriyle doğru orantılıyken,

Kelime

are proportional to one another: sabit oranlı bir ilişki

Be proportional to, iki niceliğin oranının sabit olduğunu belirtir. Bu cümlede are proportional to one another, sertlik ile doğal frekansın doğru orantılı bir ilişki içinde birlikte değiştiğini ifade eder. One another, daha önce adı geçen iki niceliğe gönderme yapar. Aynı ilişki A is proportional to B biçiminde de yazılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle iki niceliğin doğru orantılı olduğunu doğru biçimde ifade ediyor?

  1. At a constant speed, distance and travel time are proportional to one another.
  2. At a constant speed, distance and travel time are proportional with one another.
  3. At a constant speed, distance and travel time are inversely proportional to one another.
Cevabı göster

At a constant speed, distance and travel time are proportional to one another.

while mass and natural frequency are inversely proportional. Kelime

3:09

kütle ve doğal frekans ters orantılıdır.

Kelime

inversely proportional: ters orantı ilişkisi

“Inversely proportional”, iki niceliğin ters orantı ilişkisine göre değiştiğini belirtir: biri artarken diğeri azalır. Bu cümlede daha büyük kütle, daha düşük doğal frekansla ilişkilidir. Kesin matematiksel anlamda ters orantı y = k/x demektir; diğer koşullar aynı kaldığında bir nicelik iki katına çıkarsa diğeri yarıya iner.

Alıştırma

Cümleyi ters ilişkiyi belirten iki sözcüklük teknik terimle tamamlayın: When x × y is constant, x and y are ____.

Cevabı göster

inversely proportional

What happened in Mexico City was an effect called resonance, Kelime

3:14

Mexico City'de olan şey, rezonans adı verilen bir etkiydi,

Kelime

an effect called resonance: called ile adlandırma

“An effect called resonance”, “rezonans adı verilen bir etki” anlamına gelir. Geçmiş zaman ortacı olan called resonance, effect sözcüğünden sonra gelir ve etkiye adını verir; cümlenin ana fiili değil, kısaltılmış bir niteleyicidir. Burada resonance, tekrar eden bir kuvvetin frekansı bir sistemin doğal frekansına eşit veya yakın olduğunda sistemin titreşiminin çok daha güçlü hâle geldiği etkidir.

Alıştırma

Adlandırma yapısını hangi seçenek doğru tamamlar? Scientists study a force ___ gravity.

  1. caused
  2. calling
  3. called
Cevabı göster

called

where the frequency of the earthquake's seismic waves happened to match the natural frequency of the mid-sized buildings. Notlar

3:17

depremin sismik dalgalarının frekansı, orta büyüklükteki binaların doğal frekansıyla tesadüfen eşleşmişti.

Kelime

earthquake's seismic waves: depremin oluşturduğu sismik dalgalar

Seismic waves, Dünya'nın içinde ilerleyen ve çoğu zaman depremler tarafından oluşturulan enerji dalgalarıdır. Burada earthquake's, kaynağı belirtir: bunlar o depremin oluşturduğu dalgalardır. Seismic, genel olarak “sallanan” anlamına gelmez; teknik bir jeofizik anlamı taşır. Bu ifade, sözü edilen frekansın hangi dalgalara ait olduğunu gösterir. Depremin oluşturduğu yer dalgalarını ses dalgalarından, deniz dalgalarından veya bir binanın sıradan titreşiminden ayırır.

Alıştırma

Cümleyi, deprem kaynaklı dalgaların standart bilimsel adıyla tamamlayın: The instruments detected ____ after the earthquake.

Cevabı göster

seismic waves

Kalıp ifadeler

happened to match: tesadüfen eşleşmek

Happen to + fiilin yalın hâli, bir şeyin tesadüfen veya beklenmedik biçimde gerçekleştiğini anlatır. Happened to match ifadesinde happened geçmiş zamanı gösterir, to sözcüğünden sonra match fiilinin yalın hâli gelir ve tüm ifade “tesadüfen eşleşti” anlamına gelir. Bu ifade, birinin frekansları bilerek eşit hâle getirdiği anlamını ortadan kaldırır. Eşleşmenin gerçek bir etkisi olsa da eşleşmenin kendisi tesadüfiydi.

Alıştırma

Happen to yapısının geçmiş zamanını match fiiliyle kullanın: Without any planning, our lunch breaks ____ exactly.

Cevabı göster

happened to match

Like a well-timed push on a swing set, Anlatım akışı

3:24

Bir salıncakta doğru zamanda yapılmış bir itiş gibi,

Anlatım akışı

Like a well-timed push on a swing set: bir benzetme sunmak

Baştaki Like + isim öbeği bir karşılaştırma kurar. Okura, sıradaki fikri salıncağı doğru anda itmeye benzer biçimde anlaması gerektiğini gösterir. Doğru anda yapılan bir itme salıncağın hareketine güç katar. Bu tanıdık görüntü, tekrarlanan sismik dalgaların bir binanın titreşimini artırdığı daha soyut süreci anlamayı kolaylaştırır.

Alıştırma

Açıklamanın başındaki Like a well-timed push on a swing set ifadesi ne işe yarar?

  1. Binanın gerçekten bir oyun parkı salıncağı olduğunu söyler.
  2. Süreci açıklamaya yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.
  3. Salıncağın nasıl kullanılacağına dair ayrı bir talimat verir.
Cevabı göster

Süreci açıklamaya yardımcı olan tanıdık bir karşılaştırma sunar.

each additional seismic wave amplified the building's vibration in its current direction, Kelime

3:27

her ek sismik dalga, binanın mevcut yönündeki titreşimini artırdı,

Kelime

amplified the building's vibration: titreşimi güçlendirmek

Burada amplified, daha güçlü veya daha büyük hâle getirdi demektir. Her sismik dalga, binanın zaten hareket ettiği yöndeki titreşimin boyutunu artırdı. Bu yapıda amplify geçişli bir fiildir: bir şey bir etkiyi amplifies eder. Güçlenen şey, amplify a vibration örneğinde olduğu gibi doğrudan fiilden sonra gelir.

Alıştırma

The second pulse amplified the vibration cümlesinde amplified ne anlama gelir?

  1. titreşimi güçlendirdi
  2. titreşimi tamamen durdurdu
  3. titreşimi dikkatle ölçtü
Cevabı göster

titreşimi güçlendirdi

causing it to swing even further back and so on,

3:32

onun daha da geriye doğru sallanmasına ve böylece devam etmesine neden oldu,

eventually reaching a far greater extent than the initial displacement. Dilbilgisi

3:36

sonuç olarak ilk yer değiştirmeden çok daha büyük bir boyuta ulaştı.

Dilbilgisi

eventually reaching...: bir sürecin nihai sonucu

eventually reaching... biçimindeki -ing yan cümlesi, hemen önce anlatılan bir sürecin ardından gelir ve o sürecin nihai sonucunu ekler. Eventually, sonucun süreç geliştikten sonra ortaya çıktığını gösterirken reaching ulaşılan son noktayı belirtir. Reaching bir şimdiki zaman ortacı olduğu için bu parça önceki ana cümleye bağlıdır ve onun örtük öznesini paylaşır. Burada ulaşılan son boyut, başlangıçtaki yer değiştirmeden çok daha büyüktür.

Alıştırma

Bu cümlede -ing yan cümlesinin görevi nedir: The river kept rising, eventually covering the lower road.?

  1. Yolun nehir yükselmeye başlamadan önce su altında kaldığını söyler.
  2. Yolun su altında kalmasını yükselmenin nihai sonucu olarak sunar.
  3. Yolu kaplayan farklı bir özne tanıtır.
Cevabı göster

Yolun su altında kalmasını yükselmenin nihai sonucu olarak sunar.

Today,

3:41

Bugün,

engineers work with geologists and seismologists to predict the frequency of earthquake motions at building sites Kalıp ifadeler

3:41

mühendisler, inşaat alanlarındaki deprem hareketlerinin frekansını tahmin etmek için jeologlar ve sismologlarla birlikte çalışıyor

Kalıp ifadeler

work with geologists and seismologists: mesleki iş birliği

Bu cümlede work with geologists and seismologists, ortak bir görev üzerinde bu uzmanlarla iş birliği yapmak anlamına gelir. Yalnızca mühendislerin onların yakınında bulunduğu veya aynı iş yerinde çalıştığı anlamına gelmez. work with + kişi ya da grup kalıbı, iş birliği yapılan tarafları belirtir. Ardından gelen to predict... bölümü ise iş birliğinin amacını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “birlikte çalışmak, iş birliği yapmak” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: Doctors ____ engineers to design safer equipment.

Cevabı göster

work with

in order to prevent resonance-induced collapses, Notlar

3:48

rezonans kaynaklı çökmeleri önlemek amacıyla,

Dilbilgisi

in order to prevent: önleme amacını açıkça belirtmek

In order to prevent, “bir şeyin gerçekleşmesini engellemek amacıyla” anlamına gelir. Yapı in order to + fiilin yalın hâlidir; prevent fiilinden sonra kaçınılmak istenen olay veya sonuç gelir. Bu cümlede ifade, söz konusu önlemin amacını tanıtır. Önleme amacını yalnızca to prevent kullanımına göre daha açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan amaç yapısı ve prevent fiiliyle tamamlayın: The school added handrails ____ falls.

Cevabı göster

in order to prevent

Kelime

resonance-induced collapses: X-induced Y kalıbı

Resonance-induced collapses, “rezonansın neden olduğu çökmeler” anlamına gelir. resonance-induced birleşik sıfatında resonance nedeni belirtir; induced ise “neden olunan” veya “ortaya çıkarılan” anlamındadır. Kısa çizgi, resonance-induced ifadesini collapses sözcüğünden önce gelen tek bir niteleyici yapar. Başka bağlamlara aktarılabilen X-induced Y kalıbı “X’in neden olduğu Y” anlamına gelir ve teknik yazılarda neden ile sonucunu belirtmek için yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

heat-induced damage ne anlama gelir?

  1. ısıyı önleyen hasar
  2. hasarın neden olduğu ısı
  3. ısının neden olduğu hasar
Cevabı göster

ısının neden olduğu hasar

taking into account factors such as soil type and fault type, Kalıp ifadeler

3:51

toprak türü ve fay türü gibi faktörleri hesaba katarak,

Kalıp ifadeler

taking into account: bir faktörü karara dahil etmek

Taking into account, analiz ederken, plan yaparken veya karar verirken bir şeyi etken olarak hesaba katmak demektir. Bu cümlede değerlendirmeye dahil edilenler, toprak türü ve fay türü gibi faktörlerdir. Kalıp take into account + isim veya isim öbeği şeklindedir. take + isim veya isim öbeği + into account sıralaması da yaygındır; örneğin take the cost into account.

Alıştırma

Bir şeyi kararda etken olarak hesaba katmak anlamındaki kalıpla cümleyi tamamlayın: Before choosing a supplier, we must ____ delivery fees.

Cevabı göster

take into account

Kalıp ifadeler

factors such as...: bir kategoriden örneklere geçmek

factors such as soil type and fault type ifadesinde factors genel kategorinin adıdır. Such as, soil type ve fault type ifadelerini bu kategorinin üyeleri olarak tanıtır. Bu örnekler temsilîdir ve normalde eksiksiz bir liste oluşturmaz. Bu yapı, genel bir düşünceden somut örneklere geçmeyi sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede such as ifadesinin görevini seçin: Sports such as swimming and tennis can improve fitness.

  1. Yüzme ve tenisin tek sporlar olduğunu söyler.
  2. Spor örneklerini tanıtır.
  3. Sporlarla zindeliği karşılaştırır.
Cevabı göster

Spor örneklerini tanıtır.

as well as data from previous quakes.

3:55

ayrıca önceki depremlerden elde edilen verileri de dikkate alarak.

Low frequencies of motion will cause more damage to taller and more flexible buildings, Kelime

3:57

Düşük frekanslı hareketler, daha uzun ve daha esnek binalara daha fazla zarar verirken,

Kelime

Fiziksel bir ölçüm olarak low frequencies of motion

Bu cümlede low frequencies of motion, fiziksel frekansı görece düşük olan hareket veya titreşim demektir. Böyle bir hareket saniyede daha az döngü tamamlar. Burada frequency, salınımın ölçülebilen bir özelliğidir; yalnızca hareketin seyrek gerçekleştiğini anlatmaz. frequencies sözcüğünün çoğul olması, düşük frekanslı bir aralığa veya değerler grubuna işaret eder. of motion ise bu frekansların neyi tanımladığını gösterir. Bu ifade, düşük frekanslı salınımlardan daha çok etkilenen bina türlerini sınıflandırmaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir mühendislik raporunda low frequencies of motion ne anlama gelir?

  1. Saniyede görece az döngüye sahip hareket veya titreşim
  2. Yalnızca nadir durumlarda gerçekleşen hareket
  3. Binaların kısa bir mesafe hareket etmesi
Cevabı göster

Saniyede görece az döngüye sahip hareket veya titreşim

while high frequencies of motion pose more threat to structures that are shorter and stiffer. Notlar

4:03

yüksek frekanslı hareketler daha kısa ve daha rijit yapılara daha fazla tehdit oluşturur.

Dilbilgisi

Paralel bir karşılaştırmada karşıtlık bildiren while

Burada while, whereas veya by contrast anlamındadır; during the time that anlamında değildir. Bu yan cümleyi önceki ifadeye bağlar ve karşılaştırmanın diğer tarafını sunar: düşük frekanslı hareket daha yüksek ve esnek binaları daha fazla etkilerken, yüksek frekanslı hareket daha kısa ve rijit yapılar için daha büyük tehdit oluşturur. low/high, taller/shorter ve more flexible/stiffer biçimindeki paralel çiftler bilgiyi düzenler ve okuyucunun her frekans aralığını farklı bir bina türüyle eşleştirmesini sağlar. X..., while Y... kalıbı, karşıt iki gerçeği yan yana sunmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümlede while sözcüğünün temel işlevi nedir?

  1. Yüksek ve düşük frekansların etkilerini karşılaştırır.
  2. Yüksek frekanslı hareketin nedenini verir.
  3. İki hareket türünün aynı anda gerçekleştiğini gösterir.
Cevabı göster

Yüksek ve düşük frekansların etkilerini karşılaştırır.

Kalıp ifadeler

pose more threat to: bir şey için daha büyük tehlike yaratmak

Bu cümlede pose more threat to, bir kişi veya şey için daha yüksek düzeyde tehlike ya da risk yaratmak anlamına gelir. Pose burada sunmak veya yaratmak anlamındaki resmî bir fiildir; fotoğraf için poz vermek anlamında değildir. More tehdidin miktarını veya derecesini karşılaştırır, to ise risk altındaki şeyi tanıtır. Başka durumlarda da kullanılabilen temel kalıp pose a threat to + kişi veya şey şeklindedir. Karşılaştırma yaparken özenli genel İngilizcede pose a greater threat to ve pose more of a threat to, pose more threat to ifadesinden genellikle daha doğaldır.

Alıştırma

Pose, greater, threat ve to sözcüklerinden doğal bir karşılaştırma ifadesi oluşturarak cümleyi tamamlayın: Icy roads ____ inexperienced drivers than dry roads do.

Cevabı göster

pose a greater threat to

Engineers have also devised ways to absorb shocks and limit deformation using innovative systems. Kalıp ifadeler

4:08

Mühendisler ayrıca, yenilikçi sistemler kullanarak şokları emmek ve deformasyonu sınırlamak için yollar geliştirdiler.

Kalıp ifadeler

devised ways to: bir hedefe ulaşma yöntemleri tasarlamak

Devised ways to, dikkatlice düşündükten sonra bir şeyi yapmanın yöntemlerini planlamak veya bulmak anlamına gelir. Devised, devise fiilinin geçmiş zaman ve geçmiş zaman ortacı biçimidir; ways sözcüğünden sonra hedefi veya eylemi belirtmek için to + fiilin yalın hâli gelir. Burada have devised present perfect yapıdadır: mühendisler yöntemleri şimdiki zamandan önce geliştirmiştir ve bu yöntemler hâlâ geçerlidir. Devise, basitçe think of demekten daha bilinçli ve resmî bir planlama anlatır; bu nedenle planlar, sistemler, stratejiler ve çözümlerle sık kullanılır.

Alıştırma

İngilizce cümleyi dinleyip duyduğunuz seçeneği belirleyin. Ways öncesinde /zd/ bulunan devised ways ile weighs öncesinde /s/ bulunan device weighs ayrımına odaklanın.

  1. The team's device weighs less than a kilo.
  2. The team devised ways to reduce waste.
Cevabı göster

The team devised ways to reduce waste.

Kalıp ifadeler

absorb shocks and limit deformation: paralel mühendislik hedefleri

absorb shocks and limit deformation ifadesi, absorb + shocks ve limit + deformation şeklinde iki paralel fiil-nesne birimi içerir. Burada absorb, darbe enerjisini içine almak veya dağıtmak; limit ise fiziksel şekil değişiminin aşırı büyümesini önlemek anlamındadır. ways to absorb ... and limit ... yapısında tek bir to, her iki fiilin yalın hâlini de başlatır. Bu kısa yapı iki mühendislik hedefini dil bilgisel olarak aynı düzeyde sunar.

Alıştırma

designed to sonrasında iki mühendislik eylemini doğru biçimde paralel tutan cümle hangisidir?

  1. The material is designed to absorb shocks and limiting deformation.
  2. The material is designed to absorbing shocks and limit deformation.
  3. The material is designed to absorb shocks and limit deformation.
Cevabı göster

The material is designed to absorb shocks and limit deformation.

Base isolation uses flexible layers to isolate the foundation's displacement from the rest of the building, Notlar

4:14

Temel izolasyonu, temelin yer değiştirmesini binanın geri kalanından izole etmek için esnek katmanlar kullanırken,

Kelime

Base isolation: deprem mühendisliğinde taban izolasyonu sistemi

Base isolation, bir binanın temelinde veya temele yakın bir yerde bulunan yapısal bir sistemin deprem mühendisliğindeki adıdır. Esnek ya da kayabilen bileşenler, tabanın üst yapıdan bir ölçüde ayrı hareket etmesine izin vererek zemin hareketinin aktarımını azaltır. Burada base, binanın temelini veya en alt yapısal düzeyini ifade eder. Isolation ise insanların ayrı tutulması ya da bir yerin kapatılması değil, hareketin ayrıştırılması anlamındadır.

Alıştırma

Deprem mühendisliğinde base isolation neyi ifade eder?

  1. Binanın her bölümünü tamamen rijit hâle getiren bir yöntem
  2. İnsanları şantiyeden uzak tutan bir çit
  3. Zemin hareketinin binaya aktarımını azaltan yapısal bir sistem
Cevabı göster

Zemin hareketinin binaya aktarımını azaltan yapısal bir sistem

Kalıp ifadeler

isolate A from B: A'yı B'den ayırmak

Bu ifade isolate A from B kalıbını kullanır. Burada A, the foundation's displacement; B ise the rest of the building ifadesidir. Temelin hareketinin üst yapıya doğrudan aktarılmasını önlemek anlamına gelir. Bu kalıp fiziksel nesnelerin ayrılmasını veya aralarındaki temasın, etkinin, hareketin ya da bilginin aktarılmasının engellenmesini anlatabilir. Mühendislikte isolate çoğu zaman aktarımı büyük ölçüde azaltmak demektir; mutlaka kusursuz bir ayrım anlamına gelmez.

Alıştırma

isolate A from B kalıbını tamamlayın: The sealed case isolates the battery ____ moisture.

Cevabı göster

from

while tuned mass damper systems cancel out resonance Notlar

4:21

ayarlı kütle sönümleyici sistemleri rezonansı iptal eder

Kelime

tuned mass damper systems: mühendislikte bileşik isim

Tuned mass damper systems, mühendislikte kullanılan bir bileşik isimdir. Ana isim systems sözcüğüdür. Mass damper, titreşim kontrol cihazının adıdır; tuned ise cihazın belirli bir titreşim frekansına yanıt verecek şekilde ayarlandığını gösterir. İfadeyi sağdan sola okuyun: systems → damper systems → mass damper systems → tuned mass damper systems. Cümlede bu sistemler, ek bir kütlenin hareketini yapısal titreşime karşı kullanarak rezonansı azaltır.

Alıştırma

tuned mass damper systems bileşik isminde, bu şeylerin ne olduğunu belirten ana isim hangi sözcüktür?

  1. tuned
  2. systems
  3. mass
Cevabı göster

systems

Öbek fiiller

cancel out: karşıt bir etkiyi etkisizleştirmek

Burada cancel out, “karşıt bir etki oluşturarak bir etkiyi azaltmak veya etkisizleştirmek” anlamına gelir. Sönümleyicinin hareketi rezonansa karşı çalışır ve ortaya çıkan titreşim küçülür; bu bağlamda ifade, etkinin tamamen yok olmasını gerektirmez. Bu, ayrılabilen bir öbek fiildir: cancel out the noise ve cancel the noise out biçimlerinin ikisi de kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede cancel out, “bir etkiyi etkisizleştirmek” anlamında kullanılmıştır?

  1. Thick curtains help cancel out street noise.
  2. Please turn out the lights.
  3. We canceled our hotel reservation.
Cevabı göster

Thick curtains help cancel out street noise.

by oscillating out of phase with the natural frequency to reduce vibrations. Kelime

4:25

titreşimleri azaltmak için doğal frekansla faz dışı salınarak.

Kelime

oscillating out of phase with the natural frequency: faz ilişkisini anlamak

Oscillating, ileri geri tekrarlı biçimde hareket etmek demektir. Out of phase with, bir periyodik hareketin referans alınan harekete göre döngüsünün farklı bir noktasında olduğunu belirtir. Bu cümlede sönümleyici, hareketi yapının doğal salınımına karşı koyacak ve titreşimi azaltacak şekilde ayarlanmıştır. Kesin teknik anlamda frequency bir tekrarlanma hızıdır ve kendi başına faza sahip değildir. Burada natural frequency, yapının o frekanstaki doğal salınımını belirten kısaltılmış bir ifadedir.

Alıştırma

Hangi cümle iki periyodik sinyalin döngülerinin farklı noktalarında olduğunu söyler?

  1. The second signal has the same amplitude as the first.
  2. The second signal is in phase with the first.
  3. The second signal is out of phase with the first.
Cevabı göster

The second signal is out of phase with the first.

In the end, Anlatım akışı

4:30

Sonunda,

Anlatım akışı

Nihai sonucu bildiren In the end

In the end, konuşmacının önceki ayrıntılardan nihai sonuca veya genel değerlendirmeye geçtiğini gösterir. Burada bir sonraki ifadenin ana sonuç olduğunu bildirir. Bir süreci veya tartışmayı geriye dönük olarak değerlendirir ve “her şey göz önüne alındığında” ya da “sonuçta” anlamına gelir. Cümlenin başında kullanıldığında genellikle ardından virgül gelir.

Alıştırma

Belirli bir yerin veya dönemin sonunu değil, genel bir sonucu sunan ifadeyi seçin: ____, we decided to keep the simpler design.

  1. By the end of the week
  2. In the end
  3. At the end of the hallway
Cevabı göster

In the end

it's not the sturdiest buildings that will remain standing, Notlar

4:30

ayakta kalacak olanlar en sağlam binalar değil,

Kalıp ifadeler

will remain standing: çökmeden ayakta kalmaya devam etmek

Will remain standing, “dik durmaya devam edecek ve çökmeyecek” demektir. Burada remain, özneyi devam eden durum olan standing ile bağlar; will ise bunu gelecekteki sonuca ilişkin bir öngörü olarak sunar. Binalar ve diğer yapılar için kullanıldığında ifade genellikle basınca, harekete veya hasara rağmen yıkılmamayı anlatır. Will still stand ifadesinden biraz daha resmîdir ve durumun sürmesine daha fazla vurgu yapar.

Alıştırma

Cümleyi “dik durmaya devam etmek ve çökmemek” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Engineers predict that the new bridge will ____ during strong earthquakes.

Cevabı göster

remain standing

but the smartest ones. Deyimler

4:33

en zeki binalardır.

Dilbilgisi

Vurgulu düzeltme için It's not X that ..., but Y

It's not X that ..., but Y bir odaklama yapısıdır. Önce X’in that yan cümlesinin cevabı olduğunu reddeder, ardından gerçek cevap olarak Y’yi sunar. Bu cümlede konuşmacı en sağlam binaları reddeder ve ayakta kalacak olanların en akıllı binalar olduğunu vurgular. Baştaki it belirli bir nesneyi göstermez; vurguyu oluşturmaya yardımcı olur. Ones, buildings sözcüğünün yerini aldığı için isim tekrar edilmez. Yapının tamamı, beklenen bir cevabı açık bir düzeltmeye dönüştürür.

Alıştırma

Tam olarak It's not X that ..., but Y yapısını tamamlayın: ____ the size of the team that matters most, ____ how well its members work together.

Cevabı göster

It's not · but

Deyimler

smartest ones: en etkili tasarıma sahip binalar

Smartest ones, binaları insanlaştırır: binalar gerçekten düşünmez. Smartest, “en akıllıca ve etkili biçimde tasarlanmış” demektir; ones ise ismi tekrar etmemek için buildings yerine kullanılır. Bu karşıtlık, mühendislik fikrini akılda kalıcı bir sonuca dönüştürür: ayakta kalmak yalnızca çok sağlam olmaya değil, ilgili kuvvetlere iyi yanıt veren bir tasarım kullanmaya da bağlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede the smartest ones neyi ifade ediyor?

  1. En fazla bilgisayara sahip binalar
  2. İnsanlar gibi düşünebilen binalar
  3. En etkili mühendislik tasarımlarına sahip binalar
Cevabı göster

En etkili mühendislik tasarımlarına sahip binalar