Klasik ve edimsel koşullanma arasındaki fark - Peggy Andover: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
617 kelime 185 kel/dk

Video açıklaması: Video, öğrenmeyi deneyime dayanan uzun süreli bir davranış değişikliği olarak tanımlıyor; ardından Pavlov’un köpekleri, insanların gündelik tepkileri, davranışların sonuçları ve eğitilmiş güvercinler üzerinden klasik ve edimsel koşullanmayı karşılaştırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. learning is a long-term change in behavior that's based on experience. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Öğrenmenin psikolojideki tanımını anlayıp bunu sınıfta ders çalışma ya da kitap okuma şeklindeki gündelik anlamdan ayırabilirsiniz. Bu ifade, İngilizce psikoloji içeriklerinde örgün eğitimden değil, deneyim sonucunda kalıcılaşan bir davranış değişikliğinden söz edildiğini anlamanıza yardımcı olur. 2. the addition of a stimulus, / the removal of a stimulus, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: positive ve negative sözcüklerinin bir sonucun iyi ya da kötü olmasını değil, uyaranın eklenmesini veya kaldırılmasını belirttiğini anlayabilirsiniz. Bu ayrım, psikoloji açıklamalarındaki pekiştirme ve cezayı doğru yorumlamanızı sağlar. 3. stimulus generalization — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Koşullanmada kullanılan uyarana benzeyen yeni uyaranlara da benzer tepki verilmesini anlatan terimi tanıyabilirsiniz. Böylece belirli resimlerle eğitilen güvercinlerin aynı sanat akımındaki başka ressamların eserlerini neden seçtiğini anlayabilirsiniz.

Bu derste

When we think about learning, Anlatım akışı

0:14

Öğrenme hakkında düşündüğümüzde,

we often picture students in a classroom or lecture hall,

0:15

genellikle bir sınıfta veya amfide,

Anlatım akışı

When we think about learning, we often picture: ortak bir zihinsel görüntüyle başlamak

When we think about learning, “öğrenme fikri aklımıza geldiğinde” demektir; “öğrenmeyi derinlemesine incelediğimizde” demek değildir. Burada picture, “zihinde bir görüntü oluşturmak” anlamında bir fiildir. Konuşmacı, tanıdık bir günlük görüntüyle başlamak için When we think about X, we often picture Y kalıbını kullanır. Bu ortak görüntü, açıklama daha kesin bir öğrenme tanımına geçmeden önce dinleyicilere bir başlangıç noktası verir.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan girişin temel işlevi nedir?

  1. Sınıfların öğrenmenin gerçekleşebileceği tek yer olduğunu iddia eder.
  2. Konuşmacı daha kesin bir açıklama yapmadan önce öğrenmeyle ilgili tanıdık bir görüntüyle başlar.
  3. Konuşmacının öğrenme hakkında ayrıntılı bir araştırma yaptığını söyler.
Cevabı göster

Konuşmacı daha kesin bir açıklama yapmadan önce öğrenmeyle ilgili tanıdık bir görüntüyle başlar.

books open on their desks, Dilbilgisi

0:18

sıralarında açık kitaplarıyla,

listening intently to a teacher or professor in the front of the room.

0:19

sınıfın önündeki öğretmeni veya profesörü dikkatle dinleyen öğrencileri hayal ederiz.

Dilbilgisi

books open ..., listening intently: betimleyici ayrıntıları üst üste eklemek

Ana cümle we often picture students... bölümüdür. Ardından gelen books open on their desks, genellikle çekimli fiil içermeyen bağımsız yapı denilen kısaltılmış bir betimlemedir. Books betimlenen isimdir; open ise kitapların durumunu gösteren bir sıfattır. Yaklaşık olarak with their books open on their desks anlamına gelir, students open books eylemini anlatmaz. Listening intently, anlamca öznesi students olan bir -ing yan cümlesidir. Bu iki betimleyici parça ana görüntünün arkasına getirilerek iki yeni tam yan cümle başlatmadan bir durum ve aynı anda gerçekleşen bir eylem eklenir.

Alıştırma

Books open on their desks ve listening intently ifadeleri cümlede ne yapıyor?

  1. İki emir veriyorlar: kitapları açın ve dikkatle dinleyin.
  2. Kitapların yaptığı eylemler hakkında ayrı bir cümle başlatıyorlar.
  3. Sınıf görüntüsüne kitapların durumunu ve öğrencilerin aynı anda yaptığı eylemi ekliyorlar.
Cevabı göster

Sınıf görüntüsüne kitapların durumunu ve öğrencilerin aynı anda yaptığı eylemi ekliyorlar.

But in psychology, Anlatım akışı

0:23

Ancak psikolojide,

learning means something else.

0:24

öğrenme başka bir anlama gelir.

Anlatım akışı

But in psychology, ifadesinin belirttiği alan odaklı anlam değişimi

Burada But, hemen önce sözü edilen gündelik öğrenme anlayışından uzaklaşır. Dinleyiciye, sıradaki açıklamanın bu tanıdık fikri düzelteceğini veya daha dar bir çerçeveye oturtacağını bildirir. In psychology, sözcüğün tanımlandığı alanı belirtir. Bir yerin içinde olmayı değil, “psikoloji disiplini içinde” anlamını taşır. But in psychology, birlikte kullanıldığında gündelik anlamdan teknik anlama geçişi bildirir.

Alıştırma

Bu cümlede But in psychology, neyi bildiriyor?

  1. Konuşmacı gündelik bir fikirden psikolojiye özgü bir anlama geçiyor.
  2. Konuşmacı öğrenmenin başka bir odada gerçekleştiğini söylüyor.
  3. Konuşmacı sıradan bir sınıf etkinliğini daha sıralıyor.
Cevabı göster

Konuşmacı gündelik bir fikirden psikolojiye özgü bir anlama geçiyor.

To psychologists,

0:26

Psikologlara göre,

learning is a long-term change in behavior that's based on experience. Kültür

0:27

öğrenme, deneyime dayanan ve uzun vadeli olan bir davranış değişikliğidir.

Kültür

learning: deneyime dayalı uzun süreli davranış değişikliği

Burada learning bir psikoloji terimi olarak kullanılır. Yalnızca derse girmek, okumak veya bir bilgiyi bilmek değil, zaman içinde süren bir davranış değişikliği anlamına gelir. Değişiklik, pratik ya da çevreyle etkileşim gibi deneyimlere dayanmalıdır. Long-term, kısa süreli bir durumu veya hemen kaybolan bir tepkiyi dışarıda bırakır; based on experience ise doğuştan gelen bir refleksi dışarıda bırakır. Pratik ölçüt şudur: deneyimin neden olduğu ve devam eden bir davranış değişikliği arayın.

Alıştırma

Hangi durum cümledeki learning tanımına en iyi uyar?

  1. Bir koşucu yorgun olduğu için birkaç dakikalığına yavaşlar.
  2. Bir çocuk sıcak bir tavaya bir kez dokunduktan sonra sıcak tavalara dokunmaktan sürekli kaçınır.
  3. Bir bebeğin gözüne hava geldiğinde bebek otomatik olarak gözünü kırpar.
Cevabı göster

Bir çocuk sıcak bir tavaya bir kez dokunduktan sonra sıcak tavalara dokunmaktan sürekli kaçınır.

Two of the main types of learning are called classical conditioning Notlar

0:32

Öğrenmenin başlıca iki türü klasik koşullanma

Kültür

classical conditioning: Uyaranları ilişkilendirerek öğrenme

Klasik koşullanma, daha önce nötr olan bir işaretin doğal olarak tepki oluşturan bir uyaranla ilişkilendirildiği öğrenme türüdür. Tekrarlanan eşleştirmelerden sonra işaret, tek başına ilgili bir tepkiyi başlatabilir. Bu cümlede classical, yerleşik bir psikoloji teriminin parçasıdır; klasik müzikten söz etmez ve yalnızca “geleneksel” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi durum classical conditioning için en açık örnektir?

  1. Bir çocuk sonrasında ödül aldığı için odasını daha sık toplar.
  2. Bir ses yiyecekle tekrar tekrar eşleştirildikten sonra köpek sesi duyduğunda salya akıtmaya başlar.
  3. Bir koşucu uzun bir yarıştan sonra yorgun hisseder.
Cevabı göster

Bir ses yiyecekle tekrar tekrar eşleştirildikten sonra köpek sesi duyduğunda salya akıtmaya başlar.

and operant or instrumental conditioning. Kültür

0:36

ve edimsel veya araçsal koşullanma olarak adlandırılır.

Anlatım akışı

Two of the main types of ... are called: Kategori adlarını tanıtma

Two of the main types of X are called A and B kalıbı bilgiyi iki adımda düzenler. Two of the main types of X okuyucuya iki önemli kategorinin tanıtılacağını bildirir; are called ise bu kategorilerin adlarını verir. Bu kalıp, önce bir sınıflandırma kurup ardından her kategoriyi tek tek açıklamayı sağlayan bir yol işareti görevi görür. Main, listenin kapsamlı olmadığını gösterir; yazar A ve B’nin tek türler olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

“Two of the main types of X are called A and B” kalıbı okuyucuya ne anlatır?

  1. İki önemli kategoriyi adlandırır ve başka kategorilerin de olabileceğini açık bırakır.
  2. X’in tam olarak iki kategorisi olduğunu kanıtlar.
  3. A ve B’nin kategori adı değil, X’in örnekleri olduğunu söyler.
Cevabı göster

İki önemli kategoriyi adlandırır ve başka kategorilerin de olabileceğini açık bırakır.

Kültür

operant or instrumental conditioning: or ile alternatif bir ad verme

Burada operant conditioning ve instrumental conditioning, aynı genel öğrenme türünün iki adıdır. or ikinci adı tanıtır; listeye ayrı bir kategori daha eklemez. Bu öğrenme türü, istemli bir davranışın sonuçlarının o davranışın ileride gerçekleşme olasılığını nasıl artırdığını veya azalttığını ele alır. Bu arka plan, iki adın neden aynı kavrama ait olduğunu açıklar.

Alıştırma

Örnekte or, operant conditioning ile instrumental conditioning arasında nasıl bir ilişki gösteriyor?

  1. Listede yer alan iki ayrı öğrenme türüdür.
  2. Konuşmacı hangi terimin doğru olduğundan emin değildir.
  3. Aynı genel öğrenme türünün iki adıdır.
Cevabı göster

Aynı genel öğrenme türünün iki adıdır.

Let's talk about classical conditioning first. Anlatım akışı

0:39

Öncelikle klasik koşullanmadan bahsedelim.

Anlatım akışı

Let's talk about ... first: konuşmadaki konuları sıraya koyma

Let's talk about classical conditioning first sözlü bir geçiş ifadesidir. Konuşmacı Let's talk about ... kalıbıyla dinleyiciyi sıradaki konuya yönlendirir; first ise bu konunun diğerlerinden önce ele alınacağını belirtir. First açıklamanın sırasını düzenler; klasik koşullanmanın en önemli konu olduğunu söylemez.

Alıştırma

Let's talk about ... first kalıbındaki son sıralama sözcüğüyle geçişi tamamlayın: Let's talk about classroom safety ____. Other topics will come afterward.

Cevabı göster

first

In the 1890s,

0:42

1890'larda,

a Russian physiologist named Ivan Pavlov did some really famous experiments on dogs. Kültür

0:43

Ivan Pavlov adındaki Rus bir fizyolog, köpekler üzerinde gerçekten ünlü bazı deneyler yaptı.

Kültür

Ivan Pavlov ve klasik koşullanma

Ivan Pavlov burada yalnızca bilim insanını belirten bir ad değildir. Klasik koşullanma bağlamını da taşır: Pavlov, köpeklerin bir sinyali yiyecekle ilişkilendirmeyi öğrendiği deneylerle ünlüdür. Bu arka plan, daha sonra verilen zil ve yiyecek örneğinin neden önemli olduğunu açıklar. İlgili Pavlovian sıfatı, öğrenilmiş bir ipucunun otomatik olarak tetiklediği tepkiyi anlatır.

Alıştırma

Ivan Pavlov adı bu cümlede neden önemlidir?

  1. Klasik koşullanmayı açıklamaya yardımcı olan deneylerle yakından ilişkilidir.
  2. Edimsel koşullanma için ödül ve ceza teorisi geliştirdi.
  3. İsim öğrenmek için bir hafıza tekniği icat etti.
Cevabı göster

Klasik koşullanmayı açıklamaya yardımcı olan deneylerle yakından ilişkilidir.

He showed dogs some food and rang a bell at the same time.

0:48

Köpeklere biraz yiyecek gösterdi ve aynı anda bir zil çaldı.

After a while,

0:51

Bir süre sonra,

the dogs would associate the bell with the food. Kalıp ifadeler

0:52

köpekler zili yiyecekle ilişkilendirmeye başladı.

Kalıp ifadeler

associate X with Y: iki şeyi zihinde ilişkilendirmek

associate X with Y kalıbı, zihinde X ile Y arasında bağlantı kurmak anlamına gelir. Burada X the bell, Y ise the food ifadesidir. Tekrar tekrar eşleştirildikten sonra köpekler zili, yiyeceğin geldiğini bildiren bir sinyal olarak görür. Bu cümlede would, bu bağlantıyı köpeklerin bir süre sonra göstermeye başladığı sonuç olarak sunar. Temel kalıp associate + nesne + with + nesne şeklindedir.

Alıştırma

Eksik edatla hedef kalıbı tamamlayın: I associate the smell of sunscreen ____ summer vacation.

Cevabı göster

with

They would learn that when they heard the bell, Dilbilgisi

0:55

Zili duyduklarında,

they would get fed. Dilbilgisi

0:57

besleneceklerini öğrendiler.

Dilbilgisi

when they heard the bell, they would get fed: tekrarlanan bir tetikleyici ve sonuç

Bu cümlede when they heard the bell tetikleyici olayı kurar; they would get fed ise sonucu verir. Zil yalnızca bir zaman noktası değildir; zilin duyulması, yemeğin geleceğini haber veren olaydır. when + olay, sonuç kalıbı geçmişte tekrar eden bir bağlantıyı anlatabilir: ilk olay her gerçekleştiğinde ikinci sonuç ortaya çıkar ya da çıkması beklenir. Burada would, geçmiş anlatının bir parçasıdır ve tekrarlanan ya da beklenen sonucu ifade eder; köpeklerin bir seçim yaptığını göstermez.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan when yan cümlesi nasıl bir ilişki ifade ediyor?

  1. Zilin yalnızca köpekler yemek yedikten sonra çaldığını söyler.
  2. Beslenmeyle ilgisi olmayan belirsiz bir olay verir.
  3. Beslenme sonucunu tekrar tekrar tetikleyen olayı belirtir.
Cevabı göster

Beslenme sonucunu tekrar tekrar tetikleyen olayı belirtir.

Dilbilgisi

get fed: get ile kurulan edilgen yapı

Get fed, get + geçmiş zaman ortacı kullanarak edilgen yapı oluşturur ve “kendisine yemek verilmek” anlamına gelir. Özne eylemi alan taraftır; dolayısıyla they, yani köpekler, başka biri tarafından beslenir. Get ile kurulan edilgen yapı konuşma dilinde yaygındır ve çoğu zaman özneyi etkileyen olaya ya da sonuca odaklanır. Fed, feed fiilinin düzensiz geçmiş zaman ortacıdır; burada temel etken fiil değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede get fed, “birisi hayvanlara yemek verir” anlamında edilgen olarak kullanılmıştır?

  1. The shelter dogs feed the cats at six every evening.
  2. The shelter dogs get fed at six every evening.
  3. The shelter dogs get hungry at six every evening.
Cevabı göster

The shelter dogs get fed at six every evening.

Eventually,

0:58

Sonunda,

just ringing the bell made the dogs salivate. Dilbilgisi

0:59

sadece zili çalmak bile köpeklerin salya akıtmasına neden oldu.

Dilbilgisi

made the dogs salivate: make + nesne + fiilin yalın hâli

made the dogs salivate ifadesinde made, make fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: the dogs nesne görevindedir, salivate ise fiilin yalın hâlidir. Zilin çalınması köpeklerin salya salgılamasına yol açmıştır. Bu ettirgen yapının etken cümlesinde ikinci fiilden önce to kullanılmaz: made the dogs salivate denir, made the dogs to salivate denmez. Bu yapı, bir nedeni doğrudan bir eylem veya tepkiyle ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle make + nesne + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. The scary movie made my little brother to hide.
  2. The scary movie made my little brother hide.
  3. The scary movie made my little brother hid.
Cevabı göster

The scary movie made my little brother hide.

They learned to expect food at the sound of a bell. Kalıp ifadeler

1:02

Bir zil sesinde yiyecek beklemeyi öğrendiler.

Kalıp ifadeler

at the sound of a bell: tetikleyici olarak bir ses

At the sound of a bell, “bir zil sesi duyulduğunda” veya “zil çalar çalmaz” anlamına gelir. Buradaki at, bir beklentiyi tetikleyen anı veya işareti belirtir; bir yeri anlatmaz. at the sound of + isim kalıbı, bir sesi kısa ve öz bir tetikleyici ifadeye dönüştürür. Hemen gerçekleşen bir eylemi, duyguyu veya öğrenilmiş tepkiyi başlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi “duyar duymaz” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ the whistle, the runners started.

Cevabı göster

At the sound of

You see, Anlatım akışı

1:05

Gördüğünüz gibi,

Anlatım akışı

Açıklama başlatan You see,

Burada You see, görmeyle ilgili bir ifade değil, bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye sırada bir açıklama, gerekçe veya arka plan bilgisi olduğunu bildirir. Dinleyiciyi önceki noktadan açıklamaya yönlendirerek konuşmayı düzenler. Doğal anlamı Mesele şu ki... veya Nedeni şu... ifadelerine yakındır.

Alıştırma

Bu açıklamanın başındaki You see, ne işe yarar?

  1. Herhangi bir neden vermeden konuyu bitirir.
  2. Dinleyicinin bir şeyi görüp göremediğini sorar.
  3. Dinleyicinin dikkat etmesi gereken bir açıklama başlatır.
Cevabı göster

Dinleyicinin dikkat etmesi gereken bir açıklama başlatır.

under normal conditions, Kalıp ifadeler

1:06

normal şartlar altında,

the sight and smell of food causes a dog to salivate. Dilbilgisi

1:07

yiyeceği görmek ve kokusunu almak bir köpeğin salya akıtmasına neden olur.

Kalıp ifadeler

Koşulu sınırlandıran under normal conditions

Under normal conditions, durumun olağan olduğu ve özel bir etkenin müdahale etmediği zaman anlamına gelir. Conditions burada özellikle bir kişinin sağlığını değil, koşulları veya çevreyi ifade eder. Ana ifadeden önce kullanıldığında iddianın geçerli olduğu alanı sınırlar. Sonucun her olası durumda garanti edildiğini değil, o koşullarda genellikle beklendiğini gösterir.

Alıştırma

under, normal ve conditions sözcüklerini doğru sıraya koyarak cümleyi tamamlayın: ____, this battery lasts about ten hours.

Cevabı göster

Under normal conditions

Dilbilgisi

cause + nesne + to-infinitive: causes a dog to salivate

Causes a dog to salivate, cause + nesne + to-infinitive yapısını izler. A dog etkilenen nesnedir; to salivate ise ortaya çıkan tepkiyi belirtir. Bu yapı, bir olayın veya koşulun başka bir sonuca yol açtığını anlatır. Cause bilimsel ve resmî açıklamalarda yaygındır ve nesneden sonraki fiil to ile kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi cause + nesne + to-infinitive yapısının gerektirdiği sözcükle tamamlayın: Cold air can cause your hands ____ shake.

Cevabı göster

to

We call the food an unconditioned stimulus, Notlar

1:11

Yiyeceği koşulsuz uyarıcı,

and we call salivation an unconditioned response.

1:13

salya akıtmayı ise koşulsuz tepki olarak adlandırırız.

Dilbilgisi

call X Y: We call the food an unconditioned stimulus

Call X Y, “X'e Y adını veya etiketini vermek” anlamına gelir. X, call fiilinden sonraki nesnedir; Y ise X'i adlandıran veya sınıflandıran nesne tamamlayıcısıdır. İlk cümlecikte X, the food; Y ise an unconditioned stimulus ifadesidir. İkinci cümlecik aynı yapıyı salivation ve an unconditioned response ile tekrarlar. Bu paralel yapı, her gerçek örneği teknik terimiyle eşleştirir; bu nedenle tanım ve sınıflandırmalarda kullanışlıdır.

Alıştırma

Hangi cümle bir ad veya kategori vermek için call X Y yapısını doğru kullanır?

  1. We call this change as a chemical reaction.
  2. We call this change a chemical reaction.
  3. We call this change to a chemical reaction.
Cevabı göster

We call this change a chemical reaction.

Kültür

unconditioned stimulus ... unconditioned response: koşulsuz uyarıcı ve koşulsuz tepki

Unconditioned stimulus, önceden öğrenme gerektirmeden doğal olarak bir tepki oluşturan şeydir. Burada yiyecek, doğal olarak salya salgılamaya yol açtığı için uyarıcıdır. Unconditioned response, doğal ve öğrenilmemiş tepkidir. Burada bu tepki salya salgılamadır. Bu terimlerde unconditioned, “koşullanma yoluyla öğrenilmemiş” demektir; “kötü durumda” veya “kısıtlamasız” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yiyeceğin doğal olarak salya salgılamaya yol açtığı bir durumu hangi sınıflandırma doğru açıklar?

  1. Yiyecek: unconditioned response; salya salgılama: unconditioned stimulus.
  2. Yiyecek ve salya salgılama: unconditioned stimuli.
  3. Yiyecek: unconditioned stimulus; salya salgılama: unconditioned response.
Cevabı göster

Yiyecek: unconditioned stimulus; salya salgılama: unconditioned response.

Nobody trains a dog to salivate over some steak.

1:17

Kimse bir köpeği biftek karşısında salya akıtması için eğitmez.

However,

1:21

Ancak,

when we pair an unconditioned stimulus like food with something that was previously neutral, Kalıp ifadeler

1:21

yiyecek gibi bir koşulsuz uyarıcıyı daha önceden nötr olan bir şeyle,

Kalıp ifadeler

pair X with Y: X ile Y’yi eşleştirmek

Burada pair bir fiildir. pair X with Y kalıbı, X ile Y’yi eşleştirmek veya ikisini bilinçli olarak birlikte sunmak anlamına gelir. Cümlede X, yiyecek gibi koşulsuz bir uyarıcıdır; Y ise eşleştirmeden önce nötr olan bir şeydir. Bu kalıp, iki öğe arasındaki bağlantıya odaklanır. Koşullanma deneylerinde bunları eşleştirmek, aralarında bir ilişki öğrenilebilmesi için ikisini birlikte sunmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi pair fiilinden sonra kullanılan edatla tamamlayın: In the activity, pair each sound ____ the matching picture.

Cevabı göster

with

like the sound of a bell,

1:26

örneğin bir zil sesiyle eşleştirdiğimizde,

that neutral stimulus becomes a conditioned stimulus. Kültür

1:28

bu nötr uyarıcı koşullu bir uyarıcıya dönüşür.

Kültür

neutral stimulus, conditioned stimulus hâline gelir

Koşullanma öncesinde neutral stimulus (nötr uyarıcı), hedef tepkiyi tek başına ortaya çıkarmaz. Bu tepkiyi doğal olarak ortaya çıkaran bir uyarıcıyla tekrar tekrar eşleştirildikten sonra conditioned stimulus (koşullu uyarıcı) hâline gelebilir ve öğrenilmiş bir tepkiyi tetikleyebilir. Becomes, uyarıcının başka bir nesneye dönüşmesini değil, rolünün değişmesini gösterir. Burada conditioned, “koşullanma ya da öğrenme yoluyla oluşmuş” demektir; “yalnızca belirli şartlarda geçerli” demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi iki teknik terimle tamamlayın: Before learning, the tone did not cause salivation. After repeated pairings with food, it did. The tone changed from a ____ into a ____.

Cevabı göster

neutral stimulus · conditioned stimulus

And so classical conditioning was discovered.

1:32

Ve böylece klasik koşullanma keşfedilmiş oldu.

We see how this works with animals,

1:35

Bunun hayvanlarda nasıl işlediğini görüyoruz,

but how does it work with humans? Anlatım akışı

1:37

peki ya insanlarda nasıl işliyor?

In exactly the same way.

1:39

Tamamen aynı şekilde.

Anlatım akışı

but how does it work...? In exactly the same way ile soru-cevap geçişi

But ile başlayan soru, dikkati hayvan örneğinden insan örneğine taşır. Dinleyicinin sırada sorması muhtemel soruyu dile getirdiği için açık bir araştırma sorusu değil, bir geçiş görevi görür. In exactly the same way, how does it work? sorusuna verilen eksiltili ve kısa bir cevaptır. Tam düşünce It works with humans in exactly the same way şeklindedir. Dinleyiciye sonraki örneği daha önce anlatılan aynı mekanizma üzerinden anlamasını söyler.

Alıştırma

Vurgulanan soru ile kısa cevabın temel işlevi nedir?

  1. Yalnızca insanlarda geçerli olan tamamen farklı bir mekanizma sunarlar.
  2. Dinleyiciyi cevapsız bir araştırma sorusuyla baş başa bırakırlar.
  3. Hayvan örneğinden insan örneğine geçerler ve kısa cevap aynı mekanizmanın geçerli olduğunu söyler.
Cevabı göster

Hayvan örneğinden insan örneğine geçerler ve kısa cevap aynı mekanizmanın geçerli olduğunu söyler.

Let's say that one day you go to the doctor to get a shot. Notlar

1:41

Diyelim ki bir gün iğne olmak için doktora gittiniz.

Anlatım akışı

Let's say that: varsayımsal bir örnek sunma

Let's say that, dinleyicinin hayal etmesi için varsayımsal bir durum veya örnek sunar. “Diyelim ki” ya da “şöyle düşünelim” anlamına yakındır; birinden bazı sözcükleri sesli söylemesini istemez. Burada doktora gitme durumunun daha geniş bir fikri açıklamak için kullanılan bir örnek olduğunu gösterir. Bu ifadeden sonra ele alınacak durum verilir.

Alıştırma

Cümleyi üç sözcüklü Let's say that ifadesiyle tamamlayın: ____ your bike has a flat tire. How will you get home?

Cevabı göster

Let's say that

Kelime

to get a ... shot: amaç ve iğne olmayı ifade etme

to get a shot ifadesinde to, doktora gitmenin amacını belirtir: ziyaretin amacı iğne olmaktır. Burada get “almak” veya “bir işlemden geçmek”, shot ise tıbbi bir iğne anlamındadır. Anlam, ifadenin tamamından ve tıbbi bağlamdan gelir. Silahla ateş etmekten veya fotoğraf çekmekten söz edilmez.

Alıştırma

“Noah went to the clinic to get a shot,” cümlesinde to get a shot ne anlama gelir?

  1. Silahla ateş etmek
  2. Fotoğraf çekmek
  3. İğne olmak
Cevabı göster

İğne olmak

She says,

1:44

Size diyor ki:

"Don't worry, this won't hurt a bit." Ton ve niyet

1:45

"Endişelenme, bu hiç acıtmayacak."

Ton ve niyet

“Merak etme, bu hiç acımayacak”

Don't worry doğrudan rahatlatan bir ifadedir. This won't hurt a bit, yapılacak şeyin hiç acı vermeyeceğine dair güvence verir. won't ... a bit gibi olumsuz yapılarda a bit olumsuzluğu güçlendirir: en küçük bir miktar bile yoktur. Bir şeyin biraz acıyacağı anlamına gelmez. Bu kalıbı sakin ve güçlü bir güvence vermek için kullanabilirsin.

Alıştırma

“Hiç acı yok” anlamını vermek için güvence cümlesini won't ... a bit ile tamamla: Don't worry. This ____.

Cevabı göster

won't hurt a bit

And then gives you the most painful shot you've ever had. Dilbilgisi

1:48

Ve sonra size hayatınızda olduğunuz en acı verici iğneyi yapıyor.

Dilbilgisi

şimdiye kadar olduğun en acı verici iğne

The most painful shot, üstünlük bildiren bir isim öbeğidir: Bu iğneyi acı bakımından diğer tüm iğnelerin üstüne yerleştirir. you've ever had yan cümlesi karşılaştırılan grubu, yani şimdiye kadarki deneyimindeki bütün iğneleri belirtir. Tekrar kullanılabilecek kalıp the + superlative + noun + subject + have/has ever + past participle biçimindedir; örneğin the best book I've ever read. Birinin şu ana kadarki deneyimine dayanan güçlü bir değerlendirme yapmak için kullanılır.

Alıştırma

hard, ever ve I've kısaltmasını kullanarak deneyim üstünlüğünü tamamla: That was ____ test ____.

Cevabı göster

the hardest · I've ever taken

A few weeks later,

1:52

Birkaç hafta sonra,

you go to the dentist for a checkup. Kalıp ifadeler

1:53

kontrol için diş hekimine gidiyorsunuz.

Kalıp ifadeler

go to the dentist for a checkup: rutin kontrol için dişçiye gitmek

Go to the dentist, bir diş sağlığı uzmanına muayene olmaya gitmek demektir. For a checkup ziyaretin amacını, yani rutin bir muayeneyi belirtir; mutlaka bir sorunun tedavi edileceği anlamına gelmez. Bu ifadede checkup sayılabilen bir isimdir. Bu yüzden doğal kalıp go to the dentist for a checkup şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle ziyaretin rutin bir diş muayenesi için olduğunu açıkça söyler?

  1. I checked up on the dentist.
  2. I went to the dentist for a checkup.
  3. I went to the dentist for treatment.
Cevabı göster

I went to the dentist for a checkup.

He starts to put a mirror in your mouth to examine your teeth,

1:54

Dişlerinizi incelemek için ağzınıza bir ayna yerleştirmeye başlıyor,

and he says,

1:57

ve diyor ki:

"Don't worry, this won't hurt a bit."

1:58

"Endişelenme, bu hiç acıtmayacak."

Even though you know the mirror won't hurt, Dilbilgisi

2:01

Aynanın acıtmayacağını bilseniz bile,

you jump out of the chair and run screaming from the room.

2:03

koltuktan fırlayıp çığlıklar atarak odadan koşarak çıkıyorsunuz.

Dilbilgisi

Even though you know...: bildiğin hâlde...

Even though bir ödünleme ilişkisi kurar. you know the mirror won't hurt bölümü, tepkiyi normalde daha az olası kılması gereken bir gerçek olarak sunulur; ancak ana cümle şaşırtıcı ve zıt tepkiyi verir: yine de kaçarsın. Kalıp Even though + tam cümlecik, ana cümle şeklindedir. Karşıtlık even though ifadesinin içinde zaten bulunduğu için ana cümleden önce but eklenmez.

Alıştırma

Hangi cümle Leo'nun kesinlikle çalıştığını ama yine de gergin olduğunu söyler?

  1. Even if Leo practiced, he still felt nervous.
  2. Even though Leo practiced, he still felt nervous.
  3. Because Leo practiced, he still felt nervous.
Cevabı göster

Even though Leo practiced, he still felt nervous.

When you went to get a shot,

2:07

İğne olmaya gittiğinizde,

the words "This won't hurt a bit."

2:08

"Bu hiç acıtmayacak." sözleri,

became a conditioned stimulus when they were paired with the pain of the shot,

2:11

iğnenin acısıyla, yani koşulsuz uyarıcıyla eşleştiğinde

the unconditioned stimulus,

2:14

koşullu uyarıcı haline geldi,

which was followed by your conditioned response of getting the heck out of there. Notlar

2:16

ve bunu hemen oradan kaçıp gitmek şeklindeki koşullu tepkiniz izledi.

Kalıp ifadeler

which was followed by: ardından gelen olayı belirtmek

Bu ilgi cümleciğinde which, the unconditioned stimulus ifadesini belirtir. A was followed by B kalıbı önce A'nın, ardından B'nin gerçekleştiği anlamına gelir; dolayısıyla koşullu tepki uyarıcıdan sonra gelir. Followed burada edilgendir çünkü sıra A'dan başlanarak anlatılır. Bir kişinin fiziksel olarak bir şeyin arkasından gittiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Ardından kısa bir ara geldiğini gösteren dört sözcüklük ilgi cümleciği ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The morning lesson, ____ a short break, ended at ten.

Cevabı göster

which was followed by

Deyimler

getting the heck out of there: acilen ve gündelik bir dille uzaklaşmak

Getting the heck out of there, o yerden çok hızlı biçimde ayrılmak demektir. Temel ifade get out of there şeklindedir; bu cümlede -ing biçimindeki getting, of edatından sonra gelir ve tepkinin ne olduğunu belirtir. The heck, nispeten hafif ve örtmeceli bir pekiştiricidir. Aciliyet, korku, bıkkınlık veya komik bir abartı katar, ancak ayrı bir gerçek anlam eklemez.

Alıştırma

Hikâyeyi, heck içeren ve “o yerden hızla ayrılmak” anlamına gelen gündelik ifadeyle tamamlayın: When we saw a bear near the campsite, we decided to ____.

Cevabı göster

get the heck out of there

Classical conditioning in action. Kalıp ifadeler

2:21

İşte iş başında klasik koşullanma.

Kalıp ifadeler

in action: gerçek bir durumda işleyen kavram

Burada in action, “gerçek bir durumda işliyor ya da kendini gösteriyor” anlamına gelir. Bu kısa ifade, örneği fiziksel bir hareket olarak değil, klasik koşullanmanın gözle görülür bir örneği olarak tanımlar. Yeniden kullanılabilen yapı isim + in action biçimindedir. Bir fikri, beceriyi veya sistemi onun gerçekte nasıl işlediğini gösteren kanıtla ilişkilendirir.

Alıştırma

Classical conditioning in action. ifadesini okuyun. Burada in action ne anlama geliyor?

  1. Bir koşullanma dersindeki fiziksel hareketi anlatır.
  2. Birinin harekete geçmeye hazırlandığını söyler.
  3. Klasik koşullanmanın gerçek bir durumda işlediğini gösterir.
Cevabı göster

Klasik koşullanmanın gerçek bir durumda işlediğini gösterir.

Operant conditioning explains how consequences lead to changes in voluntary behavior. Kalıp ifadeler

2:23

Edimsel koşullanma, sonuçların istemli davranışlarda nasıl değişikliklere yol açtığını açıklar.

Kalıp ifadeler

lead to changes in...: neden ve sonucu ifade etmek

consequences lead to changes in voluntary behavior yapısında consequences nedeni, davranıştaki değişiklikler ise sonucu belirtir. Lead to, “neden olmak” veya “yol açmak” anlamına gelir; changes in ise değişen alanı gösterir. Yeniden kullanılabilen yapı neden + lead to + changes in + alan biçimindedir. Consequences çoğul olduğu için fiil lead olur; tekil bir neden öznesiyle leads kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi lead to kullanarak tamamlayın: New routines can ____ changes in sleep patterns.

Cevabı göster

lead to

So how does operant conditioning work?

2:29

Peki edimsel koşullanma nasıl çalışır?

There are two main components in operant conditioning, Kültür

2:32

Edimsel koşullanmada iki ana bileşen vardır;

reinforcement and punishment.

2:34

pekiştirme ve ceza.

Kültür

Edimsel koşullanmada pekiştirme ve ceza

Burada reinforcement (pekiştirme) ve punishment (ceza), edimsel koşullanmada sonuçların davranışı etkilediği iki temel yolu adlandırır. Pekiştirme, bir davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırırken ceza bu olasılığı azaltır. Components sözcüğü makine parçalarını değil, kuramsal çerçevenin bölümlerini ifade eder. Bu teknik terimler, bir sonucun hoş, sert, iyi veya kötü görünmesine değil, sonraki davranışta oluşan değişikliklere dayanır.

Alıştırma

Edimsel koşullanmada reinforcement ile punishment arasındaki farkı hangi ifade doğru açıklar?

  1. Reinforcement hoş hissettirir; punishment her zaman acıya yol açar.
  2. Reinforcement her zaman bir şey ekler; punishment her zaman bir şeyi kaldırır.
  3. Reinforcement bir davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırır; punishment ise azaltır.
Cevabı göster

Reinforcement bir davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırır; punishment ise azaltır.

Reinforcers make it more likely that you'll do something again, Dilbilgisi

2:37

Pekiştireçler bir şeyi tekrar yapma olasılığınızı artırırken,

while punishers make it less likely.

2:40

cezalar bu olasılığı azaltır.

Dilbilgisi

make it more likely that ... / make it less likely

make it more likely that + yan cümle kalıbı, yan cümledeki olayın gerçekleşme olasılığını artırmak anlamına gelir. Make it less likely ise bu olasılığı azaltmak demektir. it, that ile başlayan yan cümleden önce yer tutar; likely ise bir şeyi sevmek değil, “olası” anlamındadır. while birbirine zıt iki etkiyi bağlar. İkinci bölümde, zaten anlaşıldığı için that you'll do something again ifadesi kullanılmamıştır. Tam anlam punishers make it less likely that you'll do something again şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “olasılığı artırmak” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: A clear schedule ____ everyone will arrive on time.

Cevabı göster

makes it more likely that

Reinforcement and punishment can be positive or negative, Kelime

2:43

Pekiştirme ve ceza olumlu veya olumsuz olabilir,

but this doesn't mean good and bad.

2:46

ancak bu, iyi ve kötü anlamına gelmez.

Kelime

positive or negative, good and bad anlamına gelmez

Edimsel koşullanmada positive ve negative teknik sınıflandırma terimleridir. Positive bir uyaranın eklendiğini, negative ise bir uyaranın kaldırıldığını belirtir; bir şeyin iyi, kötü, nazik veya zararlı olduğuna dair bir değerlendirme yapmaz. Negative reinforcement gibi bir terimi anlamak için iki soruyu ayırın: Bir uyaran eklendi mi, kaldırıldı mı? Davranışın gerçekleşme olasılığı arttı mı, azaldı mı? Positive ve negative yalnızca ilk soruyu yanıtlar.

Alıştırma

Yargılayın: Edimsel koşullanmada negative reinforcement, kötü bir pekiştirme türü anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Positive means the addition of a stimulus, Kültür

2:48

Olumlu, bir uyarıcının eklenmesi anlamına gelir;

like getting dessert after you finish your veggies,

2:50

sebzelerinizi bitirdikten sonra tatlı almak gibi.

and negative means the removal of a stimulus,

2:53

Olumsuz ise bir uyarıcının çıkarılması anlamına gelir;

Kültür

the addition of a stimulus ... the removal of a stimulus: uyaranın eklenmesi ve kaldırılması

The addition of a stimulus, bir davranıştan sonra bir şeyin eklenmesi veya ortaya çıkmaya başlamasıdır; the removal of a stimulus ise bir şeyin kaldırılması veya sona ermesidir. Edimsel koşullanmada bunlar sırasıyla positive ve negative terimlerini tanımlar. Burada stimulus, davranışı etkileyebilecek herhangi bir olay veya koşuldur; mutlaka yoğun ya da rahatsız edici olması gerekmez. Yalnızca ekleme ve kaldırma ayrımı, sürecin reinforcement mı yoksa punishment mı olduğunu göstermez; bunun için davranışın gerçekleşme olasılığının artıp azalmadığına bakılır.

Alıştırma

Teknik tanımları tamamlayın: In operant conditioning, the ____ of a stimulus is called positive, while the ____ of a stimulus is called negative.

Cevabı göster

addition · removal

like getting a night of no homework because you did well on an exam.

2:55

sınavda iyi not aldığınız için bir akşam ödev verilmemesi gibi.

Let's look at an example of operant conditioning.

2:59

Şimdi edimsel koşullanmanın bir örneğine bakalım.

After eating dinner with your family,

3:02

Ailenizle akşam yemeği yedikten sonra,

you clear the table and wash the dishes. Kalıp ifadeler

3:04

masayı topluyor ve bulaşıkları yıkıyorsunuz.

Kalıp ifadeler

clear the table ... wash the dishes: yemek sonrası iki iş

Clear the table, yemekten sonra kullanılmış tabakları, bardakları ve diğer eşyaları yemek masasından kaldırmak demektir. Yalnızca masanın yüzeyini silmek anlamına gelmez. Wash the dishes ise kullanılmış tabakları, kâseleri, bardakları ve benzer mutfak eşyalarını yıkamak demektir. Bunlar, yemekten sonraki iki farklı iş için kullanılan doğal İngilizce kelime birliktelikleridir. Eyleme uygun fiili seç: masadan eşyaları kaldırmak için clear, bulaşıkları suyla yıkamak için wash kullanılır.

Alıştırma

Yemekte kullanılan eşyaları masadan kaldırıp ardından bulaşıkları yıkamayı doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. After dinner, I wipe the dishes and clear the tableware.
  2. After dinner, I wash the table and clear the dishes.
  3. After dinner, I clear the table and wash the dishes.
Cevabı göster

After dinner, I clear the table and wash the dishes.

When you're done,

3:06

İşiniz bittiğinde,

your mom gives you a big hug and says,

3:07

anneniz size sıkıca sarılıyor ve diyor ki:

"Thank you for helping me." Ton ve niyet

3:09

"Bana yardım ettiğin için teşekkür ederim."

Ton ve niyet

Thank you for helping me: belirli bir eylem için teşekkür etmek

Thank you for helping me, belirli bir eylem için teşekkür eder. Thank you for + isim veya -ing biçimi kalıbı, ne için minnettar olduğunu açıkça gösterir. Burada for bir edattır, bu nedenle help, helping biçimine dönüşür. Thank you for help me değil, Thank you for helping me denir. Eylemi belirtmek, teşekkürü yalnızca Thank you demekten daha özel ve açık hâle getirir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için help fiilinin doğru biçimini kullan: Thank you for ____ me carry these boxes.

Cevabı göster

helping

In this situation,

3:11

Bu durumda,

your mom's response is positive reinforcement Kültür

3:12

annenizin tepkisi olumlu pekiştirmedir

Kültür

positive reinforcement: davranışı artıran bir sonuç eklemek

Positive reinforcement, yani olumlu pekiştirme, edimsel koşullanma alanına ait bir terimdir. Bir davranıştan sonra bir şey eklendiğinde ve bu sonuç davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırdığında ortaya çıkar. Burada positive yalnızca “iyi” demek değil, “eklenen” demektir; reinforcement ise davranışın arttığını belirtir. Bu nedenle annenin tepkisi, yalnızca davranıştan sonra gelirse ve davranışı tekrarlama olasılığını artırırsa olumlu pekiştirme sayılır. Övgü, sarılma veya ödül olumlu pekiştirici olabilir; ancak bunun için davranışı gerçekten artırması gerekir.

Alıştırma

Hangi durum positive reinforcement örneğidir?

  1. Bir öğrenci yardım ettikten sonra öğretmeni ona bir çıkartma verir ve öğrenci daha sık yardım etmeye başlar.
  2. Bir oyuncu bağırdıktan sonra antrenör onu oyuna almaz ve oyuncu daha az bağırmaya başlar.
  3. Sürücü emniyet kemerini taktığında arabanın uyarı sesi durur ve kemer takma olasılığı artar.
Cevabı göster

Bir öğrenci yardım ettikten sonra öğretmeni ona bir çıkartma verir ve öğrenci daha sık yardım etmeye başlar.

if it makes you more likely to repeat the operant response,

3:14

eğer ki masayı toplayıp bulaşıkları yıkama şeklindeki

which is to clear the table and wash the dishes.

3:17

edimsel tepkiyi tekrarlama olasılığınızı artırıyorsa.

Operant conditioning is everywhere in our daily lives.

3:20

Edimsel koşullanma günlük hayatımızın her yerindedir.

There aren't many things we do that haven't been influenced at some point by operant conditioning. Dilbilgisi

3:24

Yaptığımız şeylerin çoğu bir noktada edimsel koşullanmadan etkilenmiştir.

Dilbilgisi

There aren't many ... that haven't ...: az istisnayla geniş bir etki anlatmak

Bu cümlede kapsamları farklı iki olumsuzluk vardır. There aren't many things, ilgili şeylerden oluşan grubun küçük olduğunu belirtir; that haven't been influenced ise bu küçük grubun edimsel koşullanmadan etkilenmemiş şeyler olduğunu gösterir. Etkilenmeyen şeyler azsa çoğu şey etkilenmiştir. we do ve that haven't been influenced ifadelerinin ikisi de things sözcüğünü niteler. Have been influenced, present perfect zamanında edilgen bir yapıdır; at some point ise “belirsiz bir zamanda” anlamına gelir. Cümlenin bütünü, edimsel koşullanmanın insanların yaptıklarının büyük bir bölümünü etkilediğini ileri sürer.

Alıştırma

Cümlenin genel anlamı nedir?

  1. İnsanların yaptığı neredeyse hiçbir şey edimsel koşullanmadan etkilenmemiştir.
  2. İnsanların yaptığı şeylerin çoğu bir zamanda edimsel koşullanmadan etkilenmiştir.
  3. İnsanların yaptığı şeylerin yalnızca küçük bir bölümü edimsel koşullanmadan etkilenmiştir.
Cevabı göster

İnsanların yaptığı şeylerin çoğu bir zamanda edimsel koşullanmadan etkilenmiştir.

We even see operant conditioning in some extraordinary situations.

3:29

Hatta bazı sıra dışı durumlarda bile edimsel koşullanmayı görürüz.

One group of scientists showed the power of operant conditioning Kalıp ifadeler

3:34

Bir grup bilim insanı, güvercinlere sanat uzmanı olmayı öğreterek

Kalıp ifadeler

edimsel koşullanmanın gücünü gösterdi

show the power of + isim kalıbı, bir şeyin güçlü etkisini, nüfuzunu veya kapasitesini kanıt ya da örnek yoluyla açıkça göstermek anlamına gelir. Burada power, edimsel koşullanmanın davranışı ne kadar etkili biçimde değiştirebildiğini anlatır; elektrik veya yetki anlamına gelmez. showed fiili, bilim insanlarının çalışmasını bu etkinin kanıtı olarak sunar. Bu kalıp; bir araştırma, sonuç veya gerçek olay bir düşüncenin, yöntemin ya da aracın neler yapabildiğini gösterdiğinde kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu cümlede showed the power of operant conditioning ne anlama gelir?

  1. Edimsel koşullanma için gereken elektriği sağladı.
  2. Edimsel koşullanmanın davranışı ne kadar güçlü biçimde etkileyebildiğini kanıtladı.
  3. Bilim insanlarına edimsel koşullanma üzerinde yetki verdi.
Cevabı göster

Edimsel koşullanmanın davranışı ne kadar güçlü biçimde etkileyebildiğini kanıtladı.

by teaching pigeons to be art connoisseurs. Kelime

3:37

edimsel koşullanmanın gücünü gösterdi.

Kelime

sanat uzmanı olmak

Art connoisseur, sanatın kalitesini, üslubunu veya ince farklarını değerlendirecek kadar bilgi ve deneyim sahibi kişidir. be art connoisseurs ifadesinde be, güvercinlerin eğitim sonucunda sahipmiş gibi göründükleri rolü veya statüyü belirtir. Güvercinlere art connoisseurs demek mizahi bir abartıdır. Üslupları ayırt etmeyi öğrenmeleri, insan bir sanat uzmanının becerilerinden birine benzer; ancak cümle, güvercinlerin sanatı insanlar gibi gerçekten anladığını söylemez.

Alıştırma

Hangi cümlede connoisseur doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. The delivery driver was a connoisseur because he carried the paintings.
  2. The museum asked an art connoisseur to compare the two paintings.
  3. Every person who buys a museum ticket is an art connoisseur.
Cevabı göster

The museum asked an art connoisseur to compare the two paintings.

Using food as a positive reinforcer, Dilbilgisi

3:40

Bilim insanları yiyeceği olumlu bir pekiştireç olarak kullanarak,

Dilbilgisi

Using X as Y ile yöntemi önce belirtmek

Using X as Y, X'in Y rolünde ya da işlevinde kullanılması anlamına gelir. Burada food kullanılan şeydir; a positive reinforcer ise yiyeceğin deneydeki rolüdür ve istenen bir davranışın yeniden gerçekleşme olasılığını artırır. Cümlenin başındaki bu -ing öbeği, ana cümledeki eylemin yöntemini önce açıklar. Using ana fiil değildir; tamamlanmış eylem ardından gelen ana cümlede yer alır.

Alıştırma

Cümleyi Using X as Y yöntem yapısıyla tamamlayın: ____ pictures ____ clues, the teacher explained the new words.

Cevabı göster

Using · as

scientists have taught pigeons to select paintings by Monet over those by Picasso. Kalıp ifadeler

3:42

güvercinlere Monet'nin resimlerini Picasso'nunkilere tercih etmeyi öğrettiler.

Kalıp ifadeler

select X over Y: Y yerine X'i seçmek

select X over Y yapısında X seçilen, Y ise seçilmeyen seçenektir. Burada paintings by Picasso yerine paintings by Monet seçilir. Over fiziksel konumu değil, bir seçimdeki önceliği gösterir. Those, tekrarı önlemek için çoğul paintings isminin yerine geçer: those by Picasso, paintings by Picasso anlamına gelir. Bu yapı kararları, karşılaştırmaları ve bildirilen sonuçları anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi select X over Y yapısındaki edatla tamamlayın: The committee selected the safer plan ____ the cheaper one.

Cevabı göster

over

When showed works of other artists,

3:48

Başka sanatçıların eserleri gösterildiğinde,

scientists observed stimulus generalization Kültür

3:50

güvercinler Kübistlerin yerine Empresyonistleri seçtiği için

Kültür

stimulus generalization: uyaran genellemesi

Stimulus generalization, öğrenmeyle ilgili bir kavram olan uyaran genellemesidir: Bir uyarana verilen tepki öğrenildikten sonra, benzer fakat yeni uyaranlar da benzer bir tepkiyi tetikleyebilir. Burada güvercinler Monet ve Picasso'nun resimleriyle eğitilmiş, ardından başka sanatçıların eserleriyle test edilmiştir. Yeni eserlerde de benzer bir seçim örüntüsü görülmesi, tepkinin ilk resimlerin ötesine geçtiğini gösterir. Buradaki generalization, geniş bir genel yargı oluşturmak değil, tepkinin benzer uyaranlara aktarılmasıdır.

Alıştırma

Hangi durum stimulus generalization kavramının en açık örneğidir?

  1. Bir zile tepki vermeyi öğrenen köpek, benzer ses çıkaran başka bir zile de tepki verir.
  2. Köpek yalnızca eğitimde kullanılan zilin aynısına tepki verir ve benzer zilleri görmezden gelir.
  3. Bir araştırmacı zil deneyi hakkında geniş kapsamlı bir genel yargı oluşturur.
Cevabı göster

Bir zile tepki vermeyi öğrenen köpek, benzer ses çıkaran başka bir zile de tepki verir.

as the pigeons chose the Impressionists over the Cubists. Kültür

3:53

bilim insanları uyarıcı genellemesini gözlemlediler.

Kültür

Impressionists over the Cubists: Kübistler yerine İzlenimciler

Sanat tarihinde the Impressionists, İzlenimcilikle ilişkili sanatçıları; the Cubists ise Kübizmle ilişkili sanatçıları ifade eder. Monet İzlenimcilikle, Picasso ise Kübizmle ilişkilidir. Güvercinler resimleri seçtiği için bu grup adları burada iki akımdaki sanatçıların eserlerini temsil eder. choose A over B kalıbı, B yerine A'yı seçmek veya tercih etmek anlamına gelir; dolayısıyla cümle, fiziksel olarak orada bulunan sanatçıları değil, eser kategorileri arasındaki bir seçimi anlatır.

Alıştırma

Burada the pigeons chose the Impressionists over the Cubists ifadesi ne anlama gelir?

  1. Güvercinler, Kübizmle ilişkili eserler yerine İzlenimcilikle ilişkili eserleri seçti.
  2. Güvercinler orada bulunan iki belirli sanatçıyı seçti.
  3. Güvercinler İzlenimci sanatçıları fiziksel olarak Kübist sanatçıların üzerine yerleştirdi.
Cevabı göster

Güvercinler, Kübizmle ilişkili eserler yerine İzlenimcilikle ilişkili eserleri seçti.

Maybe next they'll condition the pigeons to paint their own masterpieces. Anlatım akışı

3:57

Belki bir sonraki adımda güvercinleri kendi şaheserlerini boyamaları için koşullandırırlar.

Anlatım akışı

Maybe next they'll condition the pigeons to paint: abartılı bir sonraki adımla şaka yapmak

Maybe next... hayal edilen bir sonraki adımı ortaya atar, ancak burada ciddi bir tahmin değildir. Maybe, konuşanın kesinlik derecesini azaltır; güvercinleri sanat üretmeye koşullandırma fikri de önceki sonucu, sanat eserlerini seçmekten onları üretmeye kadar bilerek saçma bir uç noktaya taşır. Bu hamle kapanışı düzenler: Konuşan, şaşırtıcı bir olgudan sonra konuyu, sırada ne olabileceğine dair eğlenceli bir düşünceyle genişletir. Başka bağlamlarda da önerilen sonraki adım açıkça abartılıysa Maybe next + yan cümle aynı işlevi görebilir.

Alıştırma

Şunu okuyun: The robot can already sort every toy. Maybe next it'll clean the whole house. Burada Maybe next... ne yapıyor?

  1. Robotun oyuncakları ayıramadığını söyler.
  2. Onaylanmış bir temizlik planını bildirir.
  3. Robotun sırada ne yapabileceğini şaka yollu abartır.
Cevabı göster

Robotun sırada ne yapabileceğini şaka yollu abartır.