Matematik ile bir ejderha nasıl yenilir - Garth Sundem: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu mizahi masal, altı matematik işlemini silahşorlara dönüştürür. Silahşorlar PEMDAS işlem sırasını izleyerek rakamları yiyen ejderhayı bire kadar küçültüp yener ve sayılar ülkesini yeniden hayata döndürür. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Once upon a time — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bu geleneksel kalıbın bir masalın başladığını hemen bildirdiğini fark edin; kısa bir öyküyü veya açıklayıcı bir benzetmeyi doğal biçimde başlatmak için kullanın. 2. PEMDAS. — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Parantez, üs, çarpma, bölme, toplama ve çıkarma sırasını hatırlatan İngilizce kısaltmayı anlayın ve öyküdeki karakterleri ifadeleri çözmekte kullanılan standart işlem sırasıyla ilişkilendirin. 3. having vanquished — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yenilginin bir sonraki olaydan önce tamamlandığını gösteren perfect participle yapısını tanıyın ve önceki bir eylemi yazılı anlatının arka planına kısa ve etkili biçimde yerleştirmek için kullanın.
Bu derste
Once upon a time in the magical and very round land of Pi, Notlar
0:14Bir zamanlar büyülü ve çok yuvarlak Pi diyarında,
Once upon a time: masal başlangıcı
Once upon a time, peri masallarının, fablların ve hikâye biçimindeki diğer anlatıların başında kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Hayalî veya kurmaca bir hikâyenin başladığını hemen bildirir. Bu ifade kesin bir zamanı belirtmez. Görevi geleneksel bir hikâye anlatma havası yaratmaktır; burada matematik konusunu bir masal dünyasına dönüştürmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Bir peri masalını geleneksel olarak başlatan dört sözcüklü kalıbı tamamlayın: ____, a young inventor found a talking clock.
Cevabı göster
Once upon a time
very round land of Pi: çemberlerle ilgili bir matematik şakası
Matematikte Pi, bir çemberin çevresiyle çapı arasındaki ilişkiyi açıklayan π sabitidir. Bu nedenle Pi, çemberlerle güçlü biçimde ilişkilidir. Ortama very round land of Pi denmesi matematiksel bir şaka yaratır: round, Pi ile çemberler arasındaki bağlantıyı hatırlatırken soyut sayı bir masal ülkesi olarak hayal edilir. Buradaki Pi sıradan bir yer adı değildir.
Alıştırma
very round land of Pi neden matematiksel bir şakadır?
- Çünkü Pi, yuvarlak nesneleri seven bir kişidir.
- Çünkü Pi, çember biçimindeki gerçek bir ülkenin adıdır.
- Çünkü Pi, çemberlerle ilişkili matematik sabitidir ve round bu bağlantıyı gösterir.
Cevabı göster
Çünkü Pi, çemberlerle ilişkili matematik sabitidir ve round bu bağlantıyı gösterir.
there lived: karakterleri masal diliyle tanıtma yapısı
Burada there lived yeni bir karakter grubunu tanıtır ve altı silahşorun hikâye dünyasında yaşadığını anlatır. There biçimsel bir öznedir, lived gerçek özneden önce gelir ve yapı there lived + kişi veya grup şeklindedir. Bu sözcük dizilişi cümleye geleneksel bir masal havası verir. Yalnızca bilinen bir yerde kimin yaşadığını bildirmek yerine, bir karakteri anlatıya ilk kez sokar.
Alıştırma
Vurgulanan iki sözcüklük anlatı yapısıyla hikâye başlangıcını tamamlayın: In an ancient valley, ____ a kind giant.
Cevabı göster
there lived
swashbuckling musketeers: renkli macera kahramanları
Swashbuckling cesur ve gösterişli bir macera tarzını, özellikle eski macera hikâyelerindeki korsanlar ve kahramanlarla ilişkilendirilen kılıç dövüşlerini anlatır. Musketeers tarihsel olarak tüfek taşıyan askerlerdi; ancak popüler hikâyelerde bu sözcük, kılıçla dövüşen cesur yoldaşları da çağrıştırır. Swashbuckling musketeers ifadesi bu altı kişiyi sıradan askerler olarak değil, renkli aksiyon kahramanları olarak gösterir. İfade, eğlenceli ve abartılı bir macera hikâyesi görüntüsü yaratır.
Alıştırma
Bu cümlede swashbuckling musketeers ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Bir haberde tarafsız biçimde anlatılan modern askerler
- Dramatik bir maceradaki renkli ve gözü pek kahramanlar
- Sıradan işlerini sessizce yapan çalışanlar
Cevabı göster
Dramatik bir maceradaki renkli ve gözü pek kahramanlar
But each was known best by his or her mark. Kalıp ifadeler
0:28Ancak her biri en çok kendi işaretiyle bilinirmiş.
known best by his or her mark: en çok kendi işaretinden tanınmak
Burada was known best by, “en kolay … sayesinde tanınırdı” anlamına gelir. by his or her mark ifadesi, her birini ayırt etmek için kullanılan ipucunu, yani kendine özgü matematik sembolünü belirtir. be known by + ayırt edici özellik yapısı, birinin veya bir şeyin nasıl tanındığına odaklanır. Best, bu özelliğin en güçlü veya en belirgin ipucu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The coach was known best by his bright orange cap.
- Parlak turuncu şapka antrenörü tanıdı.
- İnsanlar antrenörü en çok parlak turuncu şapkasından tanıyordu.
- Antrenör parlak turuncu şapkalar yapmakla ünlüydü.
Cevabı göster
İnsanlar antrenörü en çok parlak turuncu şapkasından tanıyordu.
small and raised digits: küçük ve yukarıda yazılan rakamlar
Burada digits, yazılı rakamlar anlamına gelir; raised ise bu rakamların sayfadaki konumunu anlatır. Üs genellikle tabandan daha küçük yazılır ve normal yazı çizgisinin üstüne, sağ üst köşeye yerleştirilir. Örneğin 5² ifadesinde 5 taban, 2 ise küçük ve yukarıda yazılan rakamdır. Raised daha yüksek bir konumu anlatır; “birisi tarafından yetiştirilmiş” anlamına gelmez.
Alıştırma
5² ifadesinde 2 nedir?
- Üssü gösteren küçük ve yukarıda yazılmış rakamdır.
- Birinin sayıyı yetiştirdiğini gösteren rakamdır.
- Normal yükseklikte yazılmış tabandır.
Cevabı göster
Üssü gösteren küçük ve yukarıda yazılmış rakamdır.
you can guess the symbol by which little subtraction was best known. Dilbilgisi
0:43küçük Çıkarmanın en çok hangi sembolle bilindiğini tahmin edebilirsiniz.
symbol by which ... was best known: resmî ilgi yapısı
symbol by which little subtraction was best known ifadesinde which, önceki symbol sözcüğüne döner. İlgi cümleciği, insanların little subtraction ile ilişkilendirdiği ayırt edici işareti açıklar. Yapının temel cümlesi little subtraction was best known by this symbol şeklindedir. Resmî ilgi yapısında by, which sözcüğünün önüne taşınır: the symbol by which ... was best known.
Alıştırma
Cümleyi iki sözcüklü resmî ilgi yapısıyla tamamla: This is the name ____ the artist was known.
Cevabı göster
by which
The land of Pi was not necessarily the most peaceful place, Ton ve niyet
0:48Pi diyarı her zaman en huzurlu yer değildi,
not necessarily: tersini ileri sürmeden kesinliği reddetmek
Not necessarily, “garanti değil” veya “sonuç kesin değil” anlamına gelir. Genel ifadelerde çoğu zaman “her zaman değil” ya da “her durumda değil” anlamını taşır. Güçlü bir iddianın kesinliğini reddeder, ancak tersinin mutlaka doğru olduğunu söylemez. Burada was not necessarily the most peaceful place, was not the most peaceful place ifadesinden daha yumuşaktır. Bu dikkatli anlatım hafif bir küçümseme ve ironi yaratır; en doğrudan olumsuz cümleyi kurmadan sorun bulunduğunu sezdirir.
Alıştırma
“Sonuç garanti değil” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyi yaz: Being popular does ____ mean someone is happy.
Cevabı göster
not necessarily
and that's why the numbers of the kingdom needed the musketeers. Anlatım akışı
0:52ve bu yüzden krallığın sayılarının silahşörlere ihtiyacı vardı.
that's why: bir nedenden sonuca geçmek
That's why az önce verilen nedene gönderme yapar ve bu nedenden doğan sonucu tanıtır. Bu cümlede önceki bilgi, sayıların neden silahşörlere ihtiyaç duyduğunu açıklar. Bilgi düzeni neden → that's why → sonuç şeklindedir. And yalnızca bilgi ekler; and that's why ise neden-sonuç bağlantısını açıkça gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle önce bir nedeni, ardından onun sonucunu doğru biçimde sunuyor?
- The road was icy, and that's when the school opened late.
- The road was icy, and that's because the school opened late.
- The road was icy, and that's why the school opened late.
Cevabı göster
The road was icy, and that's why the school opened late.
The land of Pi had been ruled by the numbers as an anarcho-syndicalist commune, Notlar
0:56Pi diyarı, sayılar tarafından anarko-sendikalist bir komün olarak yönetiliyordu,
had been ruled by: edilgen yapıda daha önceki geçmiş
Had been ruled by, past perfect edilgen yapısıdır: had + been + fiilin üçüncü hâli; burada bunu by + işi yapan izler. Ülke eyleme maruz kalan taraftır, sayılar ise yöneten taraftır. Past perfect, bu yönetimi geçmişteki başka bir noktadan daha önceye yerleştirir. Böylece yalnızca geçmişte kimin yönettiğini söylemek yerine daha eski bir arka plan sunar.
Alıştırma
Cümleyi rule fiilinin past perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: Before the election brought in a new government, the city ____ a council appointed by the king.
Cevabı göster
had been ruled by
an anarcho-syndicalist commune: anarko-sendikalist komün
Anarko-sendikalist bir komün, merkezi bir yönetici olmadan kolektif biçimde yönetilen siyasi bir topluluktur. Anarko-sendikalizm, anarşizmin merkezi otoriteye karşı çıkışını işçilerin öncülük ettiği kolektif örgütlenmeyle birleştirir; burada temel fikir, sayıların tek bir hükümdara itaat etmek yerine birlikte yönetmesidir. Alışılmadık ölçüde resmî olan bu siyasi etiket, sayılardan oluşan hayalî bir ülkeye uygulanıyor. Bu uyumsuzluk, yalnızca sayıların bir topluluk içinde yaşadığını söylemek yerine anlatımı kasıtlı olarak görkemli ve absürt kılıyor.
Alıştırma
an anarcho-syndicalist commune ifadesi bu cümleye ne katıyor?
- Pi'yi hiçbir siyasi anlamı olmayan sıradan bir mahalle olarak tanımlar.
- Sayıları kendi kendini yöneten bir kolektif olarak sunar ve komik bir siyasi resmiyet katar.
- Pi sayısını hesaplamaya yarayan bir matematik kuralının adını verir.
Cevabı göster
Sayıları kendi kendini yöneten bir kolektif olarak sunar ve komik bir siyasi resmiyet katar.
each number with a vote: her sayının bir oy hakkı olması
Each number with a vote, önceki cümleciğe bağlı, fiilsiz bir ek açıklamadır. Anlamı each number had a vote ifadesine yakındır: each number her üyeyi tek tek belirtir, with a vote ise her biriyle ilişkili sahipliği veya hakkı gösterir. Bu isim + with yapısı arka plan bilgisini kısa biçimde paketler. Tam bir cümlecikten sonra gelebilir, ancak tek başına kullanıldığında genellikle bağımsız bir cümle değil, bir cümle parçasıdır.
Alıştırma
Her hakemin bir puan kartı olduğunu anlatmak için each + singular noun + with + noun yapısını kullanın: The judges sat around the table, ____.
Cevabı göster
each judge with a scorecard
But one powerful number from what we'll call the Imperial Senate Notlar
1:02Ancak İmparatorluk Senatosu diyeceğimiz yerden gelen güçlü bir sayı
what we'll call: geçici bir ad sunmak
what we'll call + isim öbeği yapısında konuşmacı, bir şey için kullanacağı adı tanıtır. Burada what we'll call the Imperial Senate, “Imperial Senate diye söz edeceğimiz grup veya yer” anlamına gelir. Bu ifade, adı tartışmasız bir resmî ad gibi göstermek yerine kolaylık olsun diye seçilmiş, geçici veya hafif şakacı bir mesafeyle kullanılan bir ad gibi hissettirir. Bir açıklamanın ya da hikâyenin devamında kullanılacak adı belirlemek için bu yapıyı isim öbeğinin önüne getirebilirsin.
Alıştırma
Geçici bir ad tanıtan ders ifadesiyle cümleyi tamamla: We begin with ____ the warm-up round.
Cevabı göster
what we'll call
Imperial Senate: görkemli imparatorluk ve bilim kurgu çağrışımı
Imperial, bir imparatorlukla bağlantılı anlamına gelir; Senate ise yasa yapan veya yöneten resmî bir kurumu ifade eder. Imperial Senate birlikte kullanıldığında büyük bir imparatorluktaki güçlü bir kurumun resmî adı gibi duyulur. Bu cümlede bu görkemli siyasi ad, sayılarla ilgili hikâyeye bilim kurgu veya uzay operası siyaseti havası verir. Mizah, sayıların dramatik bir imparatorluğa aitmiş gibi ele alınmasından doğar; ifadenin gerçek dünyadaki belirli bir senatoyu göstermesi gerekmez.
Alıştırma
Imperial Senate bu cümlede temel olarak nasıl bir etki yaratıyor?
- Bir imparatorlukta veya bilim kurgu hikâyesinde bulunan görkemli bir siyasi kurum.
- Bir sayı türünün teknik terimi.
- Sıradan bir okul çalışma grubu.
Cevabı göster
Bir imparatorlukta veya bilim kurgu hikâyesinde bulunan görkemli bir siyasi kurum.
engineered a war between some robot things and the knights of the kingdom, Kelime
1:07bazı robotumsu şeylerle krallığın şövalyeleri arasında bir savaş tezgâhladı,
engineered a war: kasıtlı olarak savaş çıkarmak
engineered a war ifadesinde engineered, “kasıtlı olarak planladı ve ortaya çıkardı” anlamına gelir. Savaşı tesadüfen başlayan bir olay değil, birinin tasarladığı sonuç olarak gösterir. Bu fiil anlamı, nesne bir çatışma, kriz, skandal veya başka büyük olay olduğunda çoğu zaman kontrol ya da yönlendirme ima eder.
Alıştırma
“The director engineered a dispute between the two teams” cümlesindeki engineered ne anlama gelir?
- teknik beceriyle tasarladı ve inşa etti
- kasıtlı olarak planladı ve ortaya çıkardı
- tesadüfen fark etti
Cevabı göster
kasıtlı olarak planladı ve ortaya çıkardı
and then installed himself as supreme emperor. Kelime
1:11ve ardından kendini yüce imparator ilan etti.
installed himself as supreme emperor: kendini yüce imparator olarak başa geçirmek
installed himself as supreme emperor ifadesinde install, “birini resmî bir göreve getirmek” anlamına gelir. Yapı install + kişi + as + görev şeklindedir. Eylemi yapan ve görevi alan kişi aynı olduğu için himself kendi kendini atamayı gösterir. Burada yalnızca imparator olması değil, en yüksek gücü ele geçirmesi veya kendi yükselişini düzenlemesi ima edilir.
Alıştırma
Cümleyi install oneself as yapısının geçmiş zamanıyla tamamlayın: After dismissing the board, Marcus ____ company president.
Cevabı göster
installed himself as
Puff the Magic Digit Dragon: matematik temalı bir ad
Bu ad, çocuk kültüründe iyi bilinen Puff the Magic Dragon ifadesini çağrıştırır; ancak 0 ile 9 arasındaki sembollerden biri anlamına gelen Digit eklenmiştir. Bu küçük değişiklik, masal tarzındaki ejderhayı matematik temalı bir karaktere dönüştürür. Digit, Puff’ın adına rastgele eklenmiş bir bölüm değil, anlamlı bir kelime oyunudur.
Alıştırma
Digit, Puff the Magic Digit Dragon adına ne katar?
- Masal tarzındaki ejderha adını rakamlar ve matematikle ilişkilendirir.
- Ejderhanın tam olarak on parmağı olduğu anlamına gelir.
- Puff’ın bir matematik teoreminin resmî adı olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Masal tarzındaki ejderha adını rakamlar ve matematikle ilişkilendirir.
Belirsiz küçük miktarlar için or two
a/an + tekil sayılabilen isim + or two kalıbı miktarı bilinçli olarak belirsiz bırakır. A princess or two, kesin bir sayı değil, yaklaşık bir ya da iki prenses anlamına gelir. Burada ciddi bir olay rahat ve belirsiz bir ifadeyle anlatılır. Bu hafife alan anlatım, karanlık ve kuru bir mizah yaratır. Sıradan konuşmada aynı kalıp yalnızca küçük bir miktarı rahatça tahmin etmek için de kullanılabilir.
Alıştırma
"I found a coin or two in my bag," cümlesinde or two ne anlama gelir?
- Muhtemelen bir ya da iki olan küçük ve belirsiz bir sayı
- İki farklı tür madeni para
- Tam olarak iki madeni para
Cevabı göster
Muhtemelen bir ya da iki olan küçük ve belirsiz bir sayı
all the other numbers in the land of Pi actually. Ton ve niyet
1:21Pi diyarındaki diğer tüm sayıları da.
Cümle sonundaki actually: geciktirilmiş düzeltme
Bir ifadenin sonunda kullanılan actually, az önce verilen bilgiye dönüp onu düzeltir. Burada “all the other numbers in the land of Pi” ifadesini önce söylenenlerin daha doğru veya daha eksiksiz biçimi olarak sunar. Düzeltmeyi sona bırakmak, yeni bilgiyi geciktirir. Bu, anlatımı rahat gösterebilir ve küçük bir komik duraklama yaratabilir; aynı kalıp başka cümlelerde önceki bir ayrıntıyı daraltabilir, genişletebilir veya değiştirebilir.
Alıştırma
Öz düzeltmeyi derste öğrendiğiniz cümle sonu sözcüğüyle tamamlayın: I booked a table for four—for five, ____.
Cevabı göster
actually
kind of a big day: mizahi biçimde hafife alma
Kind of, a big day ifadesindeki değerlendirmeyi yumuşatarak yüzeyde “oldukça önemli bir gün” veya “büyük bir gün denebilir” anlamı verir. Olaylar açıkça çok önemliyse bu yumuşak ifade bilinçli bir hafife almadır: konuşan kişi, durumun hak ettiğinden daha azını söyler. Dinleyicinin bunun aslında çok büyük bir gün olduğunu anlaması beklenir; sakin ifade de kuru bir mizah yaratır.
Alıştırma
Hangi durumda “It was kind of a big day” mizahi bir hafife alma örneği olur?
- Bir şampiyonluk kazanıp dünya rekoru kırdıktan sonra
- day kelimesinin anlamını tanımlarken
- Tamamen sıradan bir sabahın ardından
Cevabı göster
Bir şampiyonluk kazanıp dünya rekoru kırdıktan sonra
the musketeers were called to action Kalıp ifadeler
1:27silahşörler, Pi diyarını açgözlü ejderhadan kurtarmak için
were called to action: harekete geçmeye çağrılmak
“Were called to action” edilgen bir yapıdır: bir kişi ya da ciddi bir durum, silahşorları harekete geçmeye çağırmıştır. Buradaki call, “telefon etmek” değil, “çağırmak veya harekete geçmeye teşvik etmek” demektir. Basit bir ricaya göre bu ifade, ana görev, aciliyet veya ortak amaç duygusu katar. Yeniden kullanılabilen kalıp be called to action şeklindedir; be, zamana ve özneye göre değişir.
Alıştırma
Hangi cümle, ciddi bir durumda bir grubun harekete geçmeye çağrıldığını en iyi gösterir?
- The rescue teams were called to action when the river began to rise.
- The rescue teams called for action when the river began to rise.
- The rescue teams received a phone call when the river began to rise.
Cevabı göster
The rescue teams were called to action when the river began to rise.
save X from Y: X’i Y tehlikesinden kurtarmak
“Save the land of Pi from the voracious dragon” ifadesi save X from Y kalıbını kullanır. X korunan kişi, yer veya şeydir; Y ise önlenen tehlike, zarar kaynağı ya da kötü sonuçtur. Bu cümlede the land X, the dragon ise Y’dir. Bu kalıpta save, “sonrası için saklamak” değil, “kurtarmak veya korumak” anlamına gelir.
Alıştırma
Çocuğun bir tehlikeden kurtarıldığını gösteren edatı yazarak cümleyi tamamlayın: The firefighters saved the child ____ the burning building.
Cevabı göster
from
They rode towards him on their valiant steeds and attacked.
1:33Cesur atlarına binip ona doğru sürdüler ve saldırdılar.
thrown aside: kenara fırlatılmış veya reddedilmiş
was thrown aside yapısında was + thrown edilgen yapıyı kurar; addition eylemden etkilenen taraftır. Thrown, throw fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve aside, “bir kenara” anlamına gelir. Burada ifade, girişimin hızlı ve kolay biçimde yenilgiye uğratıldığını gösterir. Throw aside mecaz anlamda da kullanılabilir: Bir fikir ya da plan gerektiği gibi değerlendirilmeden reddedilir.
Alıştırma
Cümleyi throw aside ifadesinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The proposal ____ without discussion.
Cevabı göster
was thrown aside
Nothing was working: tekrarlanan başarısızlıkları özetlemek
Nothing was working, o aşamada her yöntemin veya girişimin başarısız olduğu anlamına gelir. Buradaki working, “bir işte çalışmak” değil, “amaçlanan etkiyi göstermek” demektir. Bu kısa özet cümlesi, önceki birkaç başarısızlığı tek bir sonuçta toplar ve hikâyenin farklı bir yaklaşıma geçmesi gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Anlatıcı birkaç başarısız çözümü sıraladıktan sonra Nothing was working. diyor. Bu cümle ne yapar?
- Kimsenin işi olmadığını açıklar.
- Bir çözümün başarılı olduğunu duyurur.
- Başarısızlıkları özetler ve yeni bir yaklaşıma geçişi hazırlar.
Cevabı göster
Başarısızlıkları özetler ve yeni bir yaklaşıma geçişi hazırlar.
The musketeers huddled and formulated a plan. Kalıp ifadeler
1:54Silahşörler bir araya toplanıp bir plan yaptılar.
formulated a plan: dikkatle bir plan geliştirmek
Formulated a plan, “bir planı dikkatli ve sistemli biçimde geliştirdi” anlamına gelir. Formulate, fikirleri açık ve uygulanabilir bir biçimde düzenlemeyi anlatır; bu nedenle basitçe made a plan demekten daha planlı ve resmîdir. Bu cümlede huddled, grubun bir araya gelip konuşmasını; formulated a plan ise bu konuşmanın sonucunu gösterir: grup, düzenli bir eylem planı oluşturmuştur.
Alıştırma
Cümleyi formulate fiilinin geçmiş zamanı ve ardından a plan getirerek tamamlayın: After reviewing the safety reports, the committee ____ for emergencies.
Cevabı göster
formulated a plan
would attack: geçmişten bakıldığında gelecek
Geçmiş zamanda anlatılan bu olayda would attack, karakterlerin geçmişteki bakış açısından saldırının hâlâ gelecekte olduğunu belirtir. Planlarına göre bir sonraki adımda ne olacağını aktarır. Buradaki would, geçmişteki geleceği anlatmak için kullanılan geçmiş biçimdir. Söylenmemiş bir koşul belirtmez ve “saldırmaya istekliydiler” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu bölümde would neyi gösteriyor? The scouts agreed on the order. They would attack at dawn.
- Saldırı, söylenmemiş bir koşula bağlıydı.
- Geçmişte tekrar tekrar saldırıyorlardı.
- Saldırı, geçmişteki o andan sonra yapılması planlanan bir eylemdi.
Cevabı göster
Saldırı, geçmişteki o andan sonra yapılması planlanan bir eylemdi.
in sequence: belirli bir sırayı izlemek
In sequence, eylem veya ögelerin belirli bir sırayı izleyerek art arda gerçekleştiğini belirtir. Bu cümlede saldırılar aynı anda ya da rastgele gerçekleşmez. Bu ifade zarf görevi görerek eylemlerin nasıl gerçekleştiğini anlatır. Belirli bir sırayı izlemesi gereken adımlar, işlemler, olaylar veya ögeler için kullanılabilir.
Alıştırma
Yönergeyi, belirli bir sırayı anlatan bu dersteki ifadeyle tamamlayın: Press the buttons ____.
Cevabı göster
in sequence
who should go first?: should ile uygun sırayı seçmek
who should go first? sorusunda should, hangi seçimin mantıklı veya uygun olacağını sorar. Burada konu bir görev ya da kural değil, sıranın düzenlenmesidir. Bu soru, diğerlerinden önce kimin başlayacağına karar vermeye davet eder.
Alıştırma
“Who should go first?” sorusunda should temel olarak ne yapar?
- En mantıklı sıranın hangisi olduğunu sorar.
- Geçmişte tekrarlanan bir eylemi anlatır.
- Katı bir ahlaki emir verir.
Cevabı göster
En mantıklı sıranın hangisi olduğunu sorar.
first smallest parentheses: Önce en içteki parantez grubunda çalışmak
Bu hikâyede first smallest parentheses, kapsamı en küçük olan parantez çiftini, yani en içteki grubu ifade eder; önce girilip işlem yapılacak yer burasıdır. Smallest, basılı işaretlerin görünüşteki boyutunu değil, parantez çiftinin ifadenin ne kadar küçük bir bölümünü içine aldığını anlatır. Böylece işlem önceliği kuralı bir eyleme dönüşür: parantezler iç içeyse önce içteki grup ele alınır, sonra dışarı doğru ilerlenir. Bu ifade hikâyeye özgü eğlenceli bir söyleyiştir; standart bir matematik terimi değildir.
Alıştırma
Yargılayın: Bu cümlede smallest, parantezlerin en küçük boyutta basıldığı anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Parentheses pointed out where to work first Öbek fiiller
2:14Parantez ilk olarak nerede çalışacaklarını gösterdi
pointed out where to work first: point out + where to...
Burada pointed out, “gösterdi” veya “açıkça belirtti” anlamına gelir. Cümlede parantezler kişileştirilerek okuyucuya dikkat edilmesi gereken yeri gösteriyormuş gibi anlatılır. Where to work first, soru sözcüğü + to-infinitive yapısıdır. Gösterilen bilgiyi, yani ilk adımın nerede yapılacağını belirtir. Aynı yapı what to do, how to begin ve when to stop ifadelerinde de görülür.
Alıştırma
Cümleyi “gösterdi” anlamındaki öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The map ____ where to turn.
Cevabı göster
pointed out
diced and sliced: eğlenceli ve kafiyeli bir eylem çifti
Diced küçük küpler hâlinde kesmek, sliced ise ince dilimler hâlinde kesmek demektir. Bu cümlede iki kesme eylemi eğlenceli bir biçimde birlikte kullanılarak çıkarma işlemiyle uğraşmak sıradan bir hesaplamadan çok hızlı ve enerjik bir eylem gibi gösterilir. Diced ve sliced kafiyeli oldukları ve aynı dil bilgisi biçimini taşıdıkları için anlatıma güçlü bir ritim, komik ve abartılı bir hava katar. Bu yaratıcı bir kullanımdır; kalıplaşmış bir matematik ifadesi değildir.
Alıştırma
Bu cümlede diced and sliced ifadesinin temel etkisi nedir?
- Çıkarmanın resmî bir tanımını verir.
- Her çıkarma sorusunda yemek yapıldığını söyler.
- Eylemi hızlı, eğlenceli ve ritmik gösterir.
Cevabı göster
Eylemi hızlı, eğlenceli ve ritmik gösterir.
First here, then...: adımları first ve then ile sıralamak
First başlangıç noktasını belirtir. Her then dinleyeni bir sonraki konuma yönlendirir; böylece yerler ilgisiz sözcükler olarak değil, sıralı bir rota olarak anlaşılır. Hızlı sözlü yönergelerde anlamı açık olan sözcükler atlanabilir. Burada First here nereden başlanacağını gösterir; sondaki then there ise then move there anlamında anlaşılır. Yeniden kullanılabilir yapı First + başlangıç adımı, then + sonraki adım, then + daha sonraki adımdır.
Alıştırma
Yönergeyi First ve then ile tamamlayın: ____, wash the fruit; ____, cut it into pieces.
Cevabı göster
First · then
Look out!: anlık bir uyarı
Look out!, “Dikkat et!” veya “Hemen dikkatini ver!” anlamına gelen kalıplaşmış bir sözlü uyarıdır. Burada başka bir grubun daha olduğu sürprizini bildirir ve konuşan kişi dinleyenin bunu hemen fark etmesini ister. Bu ifade tek başına bir uyarı cümlesi olabilir. Kelimesi kelimesine dışarı bakma talimatı değildir.
Alıştırma
Cümleyi Look ile başlayan iki kelimelik kalıplaşmış uyarıyla tamamlayın: ____! A skateboard is rolling toward you.
Cevabı göster
Look out
another set: ek bir grup
another set ifadesinde set, birlikte ele alınan şeylerden oluşan bir grubu anlatan tekil ve sayılabilir bir isimdir. Grubun nelerden oluştuğu bağlamdan anlaşılır; burada ilgilenilmesi gereken bir grup daha vardır. Another, “bir tane daha” veya “ek bir tane” anlamına gelir ve burada tekil set isminin önünde kullanılır. Dolayısıyla another set, son kalan grup olduğunu söylemeden bir grup daha ekler.
Alıştırma
Bir problem grubu tamamlandı ve ek bir grup kaldı. Hangi cümle bunu ifade eder?
- There is another set of problems on the next page.
- There is the other set of problems on the next page.
- There are other sets of problems on the next page.
Cevabı göster
There is another set of problems on the next page.
Parentheses pointed and exponents took the lead. Kalıp ifadeler
2:30Parantez yolu gösterdi ve Üs önderlik etti.
took the lead: öncülük etmek veya öne geçmek
Take the lead, bir eylemi yönlendirmeye başlamak veya bir yarışmada birinci sıraya geçmek anlamına gelir. Took, take fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada üsler insan gibi gösterilir: parantezlerden sonra öne çıkar ve işlem sırasındaki bir sonraki adım olur. Bu ifade, fiziksel olarak bir nesneyi almak anlamına gelmez.
Alıştırma
“After the captain got hurt, Lena took the lead and organized the team,” cümlesinde took the lead ne anlama gelir?
- Takımı geride bıraktı.
- Takımı yönlendirmeye başladı.
- Metal bir nesneyi yerden aldı.
Cevabı göster
Takımı yönlendirmeye başladı.
multiplication and division: eşit öncelikli işlemler
Multiplication and division, standart işlem sıralamasında aynı aşamayı oluşturan iki aritmetik işlemin adıdır. Bu cümlede Then it was ... ifadesi, parantezler ve üslerden sonra sıranın onlara geldiğini anlatır. Çarpma ve bölme eşit önceliğe sahiptir. İkisi de bir ifadenin aynı düzeyinde bulunuyorsa soldan sağa doğru hesaplanır. PEMDAS, her çarpmanın her bölmeden önce yapılması gerektiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Standart işlem sıralamasında multiplication and division ilişkisini hangi ifade doğru açıklar?
- Multiplication ve division eşit önceliğe sahiptir; aynı düzeyde olduklarında soldan sağa hesaplanır.
- Division yalnızca addition ve subtraction işlemlerinden sonra yapılır.
- Her multiplication, herhangi bir division işleminden önce tamamlanmalıdır.
Cevabı göster
Multiplication ve division eşit önceliğe sahiptir; aynı düzeyde olduklarında soldan sağa hesaplanır.
each in turn: her üye sırayla
Each in turn, daha önce bilinen bir gruptaki her kişinin veya nesnenin kapsandığını ve bunların birbiri ardına sıra aldığını anlatır. Each her üyeyi kapsar; in turn ise sırayı belirtir. İfade, daha önce sözü edilen bir gruba gönderme yapabildiği için tam bir cümle yerine kısa bir devam unsuru olarak kullanılabilir. Tam bir yapıda genellikle üyelerin yaptığı ya da maruz kaldığı eyleme bağlanır.
Alıştırma
Cümleyi each ile başlayan ve “grubun her üyesi birbiri ardına” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle tamamlayın: The instructor checked the four safety lights ____.
Cevabı göster
each in turn
always the same order: her seferinde sabit bir sıra
Always the same order, tekrarlanan durumlarda sıranın değişmediğini kısa yoldan anlatır. Always zaman çerçevesini, yani “her seferinde” anlamını belirler; the same order ise adımların birbirine göre yerinin sabit kaldığını söyler. Bir eylem listesinden sonra kullanıldığında bu ifade, listeyi yeniden uygulanabilecek bir kurala dönüştürerek bilgiyi düzenler. Dinleyiciye yalnızca adımların neler olduğunu değil, sıralarının da sürekli aynı şekilde tekrarlanması gerektiğini anlatır.
Alıştırma
Tekrarlanan bir süreçte eklenen always the same order ifadesi dinleyiciye ne anlatır?
- Sıra her seferinde yeniden seçilir.
- Adımlar her seferinde aynı sırayı korur.
- Bütün adımlar tam olarak aynı anda gerçekleşir.
Cevabı göster
Adımlar her seferinde aynı sırayı korur.
PEMDAS: işlem sırası için hatırlatma kısaltması
PEMDAS, işlem sırasını hatırlamaya yarayan bir baş harf kısaltmasıdır: Parentheses (parantezler), Exponents (üsler), Multiplication (çarpma), Division (bölme), Addition (toplama), Subtraction (çıkarma). Önce parantezlerin, ardından üslerin ele alınacağını belirtir. Çarpma ile bölme aynı öncelik düzeyindedir ve soldan sağa yapılır; toplama ile çıkarma da bir sonraki düzeyde aynı önceliğe sahiptir ve soldan sağa yapılır. Bu replikte PEMDAS sıradan bir ad ya da sözcüğü değil, bir matematik kuralını belirtir.
Alıştırma
PEMDAS matematikte neyi hatırlamaya yardımcı olur?
- İşlem sırası
- Uzun bölme işleminin adımları
- Geometrik şekillerin adları
Cevabı göster
İşlem sırası
When they finished...: bir sonraki olaya geçiş
When they finished bir zaman yan cümlesi başlatır. Geçmişte geçen bir anlatıda veya süreçte bir adımın tamamlandığını gösterir ve ana cümledeki bir sonraki olaya geçiş hazırlar. Yapı When + özne + basit geçmiş zaman, ana cümle şeklindedir. Örnek virgülle bittiği için yalnızca baştaki zaman yan cümlesidir; cümlenin tamamlanması için ardından bir ana cümle gelmelidir. Zaman yan cümlesi ana cümleden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Önce tamamlanan adımı göstermek için cümleyi When + subject + finished ile tamamlayın: ____ the first puzzle, they opened the next envelope.
Cevabı göster
When they finished
another, and another: devam eden bir diziyi tekrarla anlatmak
another, and another ifadesindeki tekrar, sonraki her öğeyi devam eden bir dizinin ayrı bir adımı olarak sunar. Burada another, bağlamdan anlaşılan tekrarlanmış bir ismin veya görevin yerini tutar; virgüller ve and, birbiri ardına ilerleyen bir ritim oluşturur. Bu ifade kesin bir toplam vermez. Dinleyicinin, ilk ek öğeden sonra da eylemin devam ettiğini gözünde canlandırmasını sağlar.
Alıştırma
Hangi cümle another sözcüğünü tekrarlayarak birbiri ardına devam eden ritmi en açık biçimde oluşturur?
- The printer produced one extra label.
- The printer produced the same label again.
- The printer produced one label, and another, and another.
Cevabı göster
The printer produced one label, and another, and another.
always working inside the parentheses in PEMDAS order. Kültür
2:48her zaman parantez içinde ve PEMDAS sırasıyla çalışarak.
inside the parentheses: gruplanmış bir ifadenin kapsamı
Inside the parentheses, matematiksel bir ifadenin açma parantezi ile kapama parantezi arasında kalan bölümünü belirtir. İngilizcede bu işaretler bir sınır olarak ele alınır; bu nedenle inside fiziksel bir konumu değil, işlemin uygulanacağı kapsamı anlatır. Bu yönergede ifade, işlem sırasının nerede uygulanacağını söyler: o parantez çiftinin dışındaki kısım yerine parantezle gruplanmış ifade üzerinde çalışılır.
Alıştırma
Hangi yönerge, iki kıvrımlı işaret arasındaki ifade bölümünü belirtmek için inside the parentheses ifadesini kullanır?
- Erase the parentheses before reading the expression.
- Work inside the parentheses first.
- Work outside the parentheses only.
Cevabı göster
Work inside the parentheses first.
in PEMDAS order: bir sırayı izlemek
Burada in PEMDAS order, “PEMDAS’ın belirttiği işlem sırasını izleyerek” anlamına gelir. PEMDAS, ABD’deki sınıflarda kullanılan bir hatırlama yöntemidir: önce parantezler, sonra üsler, ardından soldan sağa çarpma veya bölme ve son olarak soldan sağa toplama veya çıkarma. Yeniden kullanılabilen in + sıra türü + order yapısı, eylemlerin veya öğelerin nasıl sıralandığını anlatır; in alphabetical order ve in time order buna örnektir. Burada order, “komut” değil “sıra” anlamındadır.
Alıştırma
“PEMDAS sırasını izleyerek” anlamındaki tam ifadeyi kullanın: Evaluate each expression ____.
Cevabı göster
in PEMDAS order
Pop, pop, pop, pop, pop: tekrarlanan ses efektleri
Pop bir yansıma sözcüktür: kısa ve ani bir patlama ya da dışarı fırlama sesini taklit eder. Beş kez tekrarlanması tek bir sesi hızlı bir vuruş dizisine dönüştürür. Bu anlatımda tekrarlanan vuruşlar, hızlı ve art arda gerçekleşen birkaç eylemi veya sonucu tek tek açıklamak yerine sesli bir kalıp içinde toplar. Tekrar, esas olarak hızı, sırayla gerçekleşmeyi ve eğlenceli bir enerjiyi aktarır.
Alıştırma
“Pop, pop, pop, pop, pop.” ifadesindeki tekrarın temel işlevi nedir?
- Birkaç hızlı olayı ritmik bir ses dizisi olarak sunar.
- Tek bir olayın yavaşça gerçekleştiğini gösterir.
- Pop fiilinin resmî bir tanımını verir.
Cevabı göster
Birkaç hızlı olayı ritmik bir ses dizisi olarak sunar.
Don't forget there can be parentheses inside parentheses. Notlar
2:59Parantez içinde parantez olabileceğini unutmayın.
Doğrudan bir hatırlatma olarak Don't forget
Don't forget doğrudan bir hatırlatma yapar. Dinleyiciye bir şeyi hatırlamasını veya önemli bir noktayı gözden kaçırmamasını söyler. Bu cümlede açıklama, kolayca unutulabilecek bir kuralı vurgulayan öğretmen tarzı bir hatırlatmaya dönüşür. Don't forget ifadesinden sonra bir isim, bir eylem için to + fiilin yalın hâli veya bilgi veren tam bir yan cümle kullanılabilir: Don't forget your key; Don't forget to lock the door; Don't forget there can be exceptions.
Alıştırma
Burada öğrenilen iki sözcüklü İngilizce ifadeyle hatırlatmayı tamamlayın: ____ to save your work before closing the file.
Cevabı göster
Don't forget
Olası varlığı anlatan there can be
There can be + isim öbeği, bir şeyin mümkün olduğunu veya var olabileceğini belirtir. There varlığı sunar, can olasılık anlamı ekler ve be, kiplik fiili can'den sonra yalın hâlde kalır. Örnekte bu yapı, kural kapsamında mümkün olan bir iç içe geçme türünü anlatır. Her parantez çiftinin içinde gerçekten başka bir çift bulunduğunu iddia etmez.
Alıştırma
Olasılık bildiren can'i kullanan üç sözcüklü varlık yapısıyla cümleyi tamamlayın: ____ more than one safe route through the park.
Cevabı göster
There can be
parentheses inside parentheses: iç içe gruplama
Bu cümlede parentheses inside parentheses, bir parantez çiftinin içinde başka bir parantez çifti bulunması anlamına gelir. Buna iç içe parantez denir; ismin tekrarlanması yalnızca vurgu yapmak için değil, iki katmanı anlatmak içindir. İşlem sırasını uygularken en içteki gruplanmış ifadeden başla ve her seferinde bir katman dışarı ilerle. Bu, yönergeyi anlamak için gereken temel bilgidir.
Alıştırma
Bir matematik ifadesinde parentheses inside parentheses varsa hangi işlem sırası bu yapıya uygundur?
- Önce en içteki grubu çöz, sonra dışarı doğru ilerle.
- Hesaplamadan önce bütün gruplama işaretlerini kaldır.
- Yalnızca dıştaki parantez çiftini çöz ve içtekini yok say.
Cevabı göster
Önce en içteki grubu çöz, sonra dışarı doğru ilerle.
There we go: tamamlandığını onaylama
There we go, bir adım başarıyla tamamlandıktan, bir şey düzeltildikten veya istenen sonuç ortaya çıktıktan hemen sonra kullanılan bir konuşma tepkisidir. Burada tamamlanmayı onaylar: iş bitmiş ve sonuç doğru olmuştur. Bu ifade bir yere gitmekle ilgili değildir. There kalıplaşmış ifadenin bir parçasıdır; we de birkaç kişinin gerçekten hareket ettiği anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
Maya projektörü tamir eder ve görüntü geri gelir. O ana en uygun tepki hangisidir?
- Here we go. Let's start the repair.
- We should go there tomorrow.
- There we go. It's working again.
Cevabı göster
There we go. It's working again.
had whittled Puff down to: Puff'ı kademeli olarak bir sonuca kadar zayıflatmak
whittle + nesne + down to + sonuç yapısı, nesneyi azar azar azaltarak daha küçük bir miktara veya son duruma getirmek anlamına gelir. had whittled Puff down to ifadesinde Puff nesnedir; his last fearsome roar ise geriye kalan sonuçtur. Buradaki görüntü mecazidir: Puff gerçekten bıçakla yontulmamıştır. Adım adım zayıflatılmış ve sonunda yalnızca bir kükremesi kalmıştır. had whittled geçmişte tamamlanmış bir eylemi gösteren past perfect yapısındadır; dolayısıyla bu azaltma geçmişteki o noktaya kadar tamamlanmıştır.
Alıştırma
Kademeli azaltma anlamında whittle ... down to yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?
- We whittled down to the guest list twenty names.
- We whittled the guest list down to twenty names.
- We whittled the guest list up to twenty names.
Cevabı göster
We whittled the guest list down to twenty names.
But having vanquished Puff the Magic Digit Dragon, Dilbilgisi
3:14Ama Sihirli Rakam Ejderhası Puff'ı yendikten sonra,
having vanquished: ana eylemden önce tamamlanmış bir eylem
Having vanquished, yenme eyleminin ana cümledeki eylemden önce tamamlandığını gösterir. having + past participle kalıbına tamamlanmış ortaç cümleciği denir ve buradaki yapı after they had vanquished şeklinde açılabilir. Bu cümlecik, önceki eylemi ayrı bir tam cümle yapmak yerine arka plan bilgisine dönüştürür. Burada vanquished, tamamen yenilmiş anlamındadır.
Alıştırma
Having locked the door, Elena put the key in her bag cümlesinde having locked neyi anlatır?
- Elena kapıyı kilitlemeden önce anahtarı çantasına koydu.
- Elena anahtarı hareket ettirmeden önce kapıyı başka biri kilitledi.
- Elena anahtarı çantasına koymadan önce kapıyı kilitledi.
Cevabı göster
Elena anahtarı çantasına koymadan önce kapıyı kilitledi.
sprang again from this tiny little number one. Notlar
3:20bu minicik bir sayısından tekrar fırladı.
sprang again from: bir kaynaktan yeniden ortaya çıkmak
Burada sprang, fiil olan spring'in geçmiş zaman biçimidir ve “ansızın ortaya çıkmak ya da fışkırmak” anlamına gelir. sprang from yapısı kaynağı gösterir; again ise sayıların geri geldiğini ya da bir kez daha ortaya çıktığını belirtir. Bu ifade, matematiksel bir geri dönüşü canlı bir görüntüye dönüştürür: sayılar 1 sayısından fışkırıyor gibi anlatılır. Buradaki spring, mevsim olan “ilkbahar” ya da metal yay anlamına gelmez.
Alıştırma
“After the repairs, water sprang again from the fountain,” cümlesinde “sprang again from” ne anlama gelir?
- çeşmenin içinde hareketsiz kaldı
- çeşmeden bir kez daha çıktı
- çeşmenin içine geri aktı
Cevabı göster
çeşmeden bir kez daha çıktı
tiny little number one: küçük 1 rakamı
Bu sayı hikâyesinde tiny little number one, sonunda kalan 1 rakamını anlatır; birinci sıradaki bir kişiyi anlatmaz. Tiny little, küçüklük fikrini tekrarlar ve 1'in fiziksel olarak çok küçük, gözden kaçırılması kolay görünmesini sağlar. Bu küçük sonuç hikâyenin dönüm noktasıdır: diğer bütün sayıların 1'den geri geldiği hayal edilir. İfade, matematiksel sonuç olan 1'i hikâyenin sonuna bağlar.
Alıştırma
Bu sayı hikâyesinde “tiny little number one” ne anlama gelir?
- imparatorluktaki en önemli kişi
- küçük 1 rakamı
- bir yarışmanın kazananı
Cevabı göster
küçük 1 rakamı
lived happily ever after: masalların geleneksel kapanış kalıbı
Lived happily ever after, masalların sonunda kullanılan geleneksel bir kalıptır. Karakterlerin o andan itibaren mutlu yaşamaya devam ettiğini anlatır ve hikâyenin mutlu sona ulaştığını bildirir. Bu kalıpta ever after, yalnızca “daha sonraki bir zamanda” değil, “o andan itibaren hep” anlamına gelir. Once upon a time ile başlayan masal çerçevesini çoğu zaman bu ifade tamamlar.
Alıştırma
Cümleyi geleneksel masal sonu kalıbıyla tamamlayın: The two friends returned to their kingdom and ____.
Cevabı göster
lived happily ever after
Except for: bir istisna belirtmek
Except for, genel bir ifadeye uymayan kişi veya şeyi belirtir. Burada herkesin sonsuza dek mutlu yaşadığı yönündeki önceki ifadeyi hemen sınırlar: imparator sayı bu mutlu sonun dışında bırakılır. Devam eden bölümün başında yer alan bu ifade, dinleyiciye all veya everyone içeren genel bir yargının düzeltilmesi gerektiğini söyler. Bu ani düzeltme komik dönüşü oluşturur.
Alıştırma
Maya'nın projeyi teslim etmediğini göstermek için cümleyi hangi ifade tamamlar? Everyone submitted the project ___ Maya.
- besides
- along with
- except for
Cevabı göster
except for
of an ancient creature nesting in the desert. Dilbilgisi
3:31çölde yuvalanan kadim bir yaratığın ağzına attılar.
which they threw into the mouth: ek bilgi veren which
which they threw into the mouth ilgi cümleciği, the emperor number ifadesine geri döner. Cümlecik içinde which bu sayının yerini tutar ve threw fiilinin nesnesidir. Virgül, bunun ek bilgi veren, yani sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği olduğunu gösterir. Zaten belirlenmiş bir öğeye ne olduğunu ekler; hangi emperor number ifadesinin kastedildiğini seçmeye yardımcı olmaz.
Alıştırma
"The telescope, which we stored upstairs, needs repair," cümlesindeki which cümleciği ne yapar?
- Teleskop hakkında ek bilgi verir
- Teleskobun neden onarılması gerektiğini açıklar
- Birkaç teleskop arasından hangisi olduğunu belirler
Cevabı göster
Teleskop hakkında ek bilgi verir
nesting in the desert: isimden sonra gelen -ing öbeği
nesting in the desert, ancient creature ifadesinden sonra gelen bir şimdiki zaman ortacı (-ing) öbeğidir. creature sözcüğünü niteler: yuvalanan yaratıktır ve in the desert yeri belirtir. Burada an ancient creature that was nesting in the desert yapısını kısaltır. İsim + -ing öbeği kalıbı, tam bir ilgi cümleciği kullanmadan sürmekte olan arka plan bilgisini ekler.
Alıştırma
Hangi cümle, arka plan bilgisi eklemek için bir isimden sonra -ing öbeğini doğru biçimde kullanır?
- A hiding behind the wall fox watched us.
- A fox hiding behind the wall watched us.
- A fox was hiding behind the wall watched us.
Cevabı göster
A fox hiding behind the wall watched us.