Bilincin Kökeni – Bilinçsiz Şeyler Nasıl Bilinçli Hale Geldi?: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: Video, yiyecek aramayı algı, bellek, gelecek, başkasının bakış açısı, dil ve bilinçle ilişkilendiriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. be aware both of our surroundings and of our own inner state. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: both ... and ... yapısının aware sonrasında iki tamamlayıcıyı dengeleyip cümleyi açık tuttuğunu anlayın. 2. object permanence. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Görünmeyen bir nesnenin varlığını sürdürdüğünü anlatan bilişsel terimi öğrenin. 3. putting yourself in the position of others, — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Bunu yer değiştirmek değil, başkasının durumunu hayal etmek olarak yorumlayıp empati ve davranış tahmini hakkında konuşun.
Bu derste
Consciousness is perhaps the biggest riddle in nature.
0:00Bilinç, belki de doğadaki en büyük bilmecedir.
consciousness is what allows us to be aware both of our surroundings and of our own inner state. Dilbilgisi
0:06bilinç hem çevremizin hem de kendi iç durumumuzun farkında olmamızı sağlayan şeydir.
Stripped to its core meaning: bir fikri özüne indirgemek
Burada stripped mecazidir: “giysisiz” değil, “fazladan ayrıntılar ve karmaşıklıklar çıkarılmış” anlamına gelir. Bu ifade, ardından basitleştirilmiş bir tanım geleceğini belirtir. Dil bilgisi bakımından Stripped to its core meaning, when it is stripped to its core meaning yapısına benzeyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. consciousness sözcüğünü niteler ve kavramı yalnızca en temel düzeyinde sunar.
Alıştırma
Örnekte Stripped to its core meaning neyi belirtir?
- Basit bir tanım verilmeden önce fazladan ayrıntılar çıkarılıyor.
- Cümle, içsel bir durumdan fiziksel bir konuma geçiyor.
- Bilinç, giysilerini çıkaran bir kişi olarak betimleniyor.
Cevabı göster
Basit bir tanım verilmeden önce fazladan ayrıntılar çıkarılıyor.
be aware both of ... and of ...: iki tamamlayıcıyı dengeli bağlamak
Bu cümlede both ... and ..., aware of yapısından sonra gelen iki öğeyi birbirine bağlar: our surroundings ve our own inner state. Both iki eylemi bağlamaz; aynı farkındalığın iki nesneyi kapsadığını gösterir. İkinci öğeden önce of sözcüğünün tekrarlanması, uzun paralel yapının izlenmesini kolaylaştırır: be aware both of X and of Y. Çok kısa öğelerde be aware of both X and Y de doğaldır; ancak örnekte her öğenin kendine ait bir of öbeği vardır.
Alıştırma
Cümleyi be aware both of X and of Y dengeli yapısıyla tamamlayın: The pilot must be aware ____ the weather ____ the fuel level.
Cevabı göster
both of · and of
But thinking about consciousness has this habit of taking us round in circles. Deyimler
0:13Fakat bilinç hakkında düşünmek bizi hep kısır bir döngüye sokma eğilimindedir.
take someone round in circles: birini aynı yerde döndürüp durmak
Burada taking us round in circles mecaz anlamdadır. Bilinç üzerine düşünmek insanları aynı sorulara tekrar tekrar götürür; bu yüzden harcanan çaba belirgin bir ilerleme sağlamaz. Kalıp take + kişi + round in circles şeklindedir. Bir süreç, açıklama veya tartışma birini cevaba yaklaştırmak yerine aynı noktalara döndürdüğünde kullanılır.
Alıştırma
take someone round in circles ifadesini doğru biçimde kullanarak boşluğu doldurun: This debate keeps ____, so let's try a new approach.
Cevabı göster
taking us round in circles
We all intuitively know what consciousness is.
0:19Hepimiz sezgisel olarak bilincin ne olduğunu biliriz.
But once we try to pinpoint just what exactly it is, Dilbilgisi
0:27Fakat tam olarak ne olduğunu belirlemeye çalıştığımızda,
gömülü soruda what exactly it is
“What exactly it is” gömülü bir soru yan cümlesidir. Pinpoint fiilinin nesnesi olarak görev yapar ve konuşanın belirlemek istediği bilgiyi ifade eder. Gömülü soru içinde düz cümle sırası kullanılır: soru sözcüğü + özne + fiil. Bu nedenle is it değil, it is denir. Just ve exactly, şeyi kesin biçimde tanımlama anlamını güçlendirir.
Alıştırma
Hangi cümlede gömülü soru için doğru sözcük sırası kullanılmıştır?
- Can you explain what exactly it is?
- Can you explain what exactly is it?
Cevabı göster
Can you explain what exactly it is?
it leaves us grasping at thin air. Deyimler
0:32bizi havayı kavramaya çalışıyormuşuz gibi çaresiz bırakır.
leave someone grasping at thin air: birini boşluğu yakalamaya çalışır hâlde bırakmak
leave + nesne + -ing yapısında leave, birinin ortaya çıkan bir durumda kalmasına neden olmak anlamına gelir. Buradaki leaves us grasping, devam eden sonucu anlatır: hâlâ bir cevabı yakalamaya çalışıyoruz. Grasping at thin air mecazidir. Thin air boş bir alan görüntüsü oluşturur; bu nedenle ifade, ortada somut veya güvenilir hiçbir şey yokken bir şeyi bulmaya, anlamaya ya da ona dayanmaya çalışmak demektir. Fiziksel olarak ince havayı değil, dayanağı olmayan veya sonuçsuz kalan çabayı anlatır.
Alıştırma
Açıklamanın kullanılabilecek somut hiçbir şey sunmadığını belirten ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The vague explanation leaves us ____.
Cevabı göster
grasping at thin air
Eksiltili bağlantı “And not just us.”
And not just us. eksiltili bir devam cümlesidir: önceki cümlenin zaten verdiği düşünceyi çıkarır ve kabaca aynı iddianın yalnızca bizim için geçerli olmadığını belirtir. Dinleyici eksik bilgiyi bağlamdan tamamlar. Söylem bağlantısı olarak iddianın kapsadığı grubu genişletir ve sonraki cümlenin başka bir grubu adlandıracağı veya destekleyici kanıt sunacağı beklentisini yaratır. Kısa ve ayrı bir cümle olması da vurgu ekler.
Alıştırma
Konuşmacı zor bir sorunun bizi net bir cevaptan yoksun bıraktığını söyledikten sonra “And not just us.” ifadesi neyi belirtir?
- Konuşmacı, zorluğun bizi etkilediği iddiasını geri çekiyor.
- Konuşmacı tamamen ilgisiz bir konuya geçiyor.
- Aynı zorluk başka insanları da etkiliyor ve büyük olasılıkla sırada bu insanlar belirtilecek.
Cevabı göster
Aynı zorluk başka insanları da etkiliyor ve büyük olasılıkla sırada bu insanlar belirtilecek.
Philosophers and scientists struggle to define consciousness.
0:36Filozoflar ve bilim insanları da bilinci tanımlamakta zorlanıyorlar.
Different schools and ideas compete with one another, Kalıp ifadeler
0:40Farklı ekoller ve fikirler birbiriyle rekabet ediyor,
compete with one another: birbirleriyle rekabet etmek
Bu cümlede compete with one another, birkaç düşünce okulu ve fikrin birbirine rakip olduğu anlamına gelir: her biri diğerlerinden daha iyi bir açıklama sunmaya çalışır. Buradaki schools, okul binalarını değil, düşünce akımlarını ifade eder. Kalıp çoğul özne + compete with + one another şeklindedir. With rakipleri belirtir; one another ise katılımcılar arasındaki karşılıklı ilişkiyi gösterir.
Alıştırma
Birkaç şirketin müşteriler için birbirleriyle rekabet ettiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Several companies compete with one another for customers.
- Several companies compete one another for customers.
- Several companies compete for one another with customers.
Cevabı göster
Several companies compete with one another for customers.
but no one has come close to figuring it out. Kalıp ifadeler
0:43fakat kimse onu çözmeye yaklaşabilmiş değil.
come close to figuring it out: çözmeye yaklaşmak
Come close to figuring it out, bir şeyi tamamen anlamaya veya çözmeye yaklaşmak fakat o noktaya gerçekten ulaşamamak anlamına gelir. No one ile kullanıldığı için cümle, hiç kimsenin başarıya yakın aşamaya bile ulaşmadığını vurgular. Burada figure it out, zor soruyu anlamak veya cevabını bulmak demektir. Come close to + fiil-ing yapısında to bir edattır; bu nedenle sonraki fiil -ing alır: come close to figuring doğrudur, come close to figure değildir. Nesne bir zamirse öbek fiilin arasına gelir: figure it out.
Alıştırma
Cümleyi figure it out ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: She almost solved the puzzle. She came close to ____, but time ran out.
Cevabı göster
figuring it out
It's unsettling to realize that we don't understand what makes us aware of ourselves and the world. Dilbilgisi
0:47Kendimizin ve dünyanın farkında olmamızı sağlayan şeyin ne olduğunu anlamadığımızı fark etmek rahatsız edici.
It's unsettling to realize that: bir fark edişi değerlendirmek
Bu kalıpta it biçimsel öznedir; daha önce sözü edilen bir şeyi göstermez. Asıl değerlendirilen içerik to realize that ifadesinden sonra gelir ve konuşan kişi bir gerçeğin bütünüyle fark edilmesini unsettling olarak değerlendirir. Bir gerçeği keşfetmeye ilişkin değerlendirme yapmak için It’s + değerlendirme sıfatı + to realize that + yan cümle yapısını kullanabilirsiniz. Unsettling, bu fark edişin huzursuzluk yarattığını veya bir şeyi daha az güvenli ve kesin hissettirdiğini anlatır; yalnızca şaşkınlık belirten surprising sözcüğünden daha güçlüdür.
Alıştırma
Bir gerçeği fark etmenin huzursuzluk yarattığını söyleyen hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ our map was wrong.
Cevabı göster
It's unsettling to realize that
We'll talk in greater depth about theories of consciousness and intelligence in other videos.
1:01Başka videolarda bilinç ve zeka teorileri hakkında daha derinlemesine konuşacağız.
our consciousness is likely to have evolved from less complex forms as a product of evolution by natural selection. Kültür
1:09bilincimiz de muhtemelen doğal seçilim yoluyla evrimin bir ürünü olarak daha az karmaşık formlardan evrimleşmiştir.
natural selection: evrimsel bir süreç
Natural selection, organizmaların hayatta kalmasına ve üremesine yardımcı olan kalıtsal özelliklerin birçok nesil boyunca daha yaygın hâle gelmesi sürecidir. Herhangi bir kişi veya güç bu özellikleri bilinçli olarak seçmez. Bu cümlede ifade, bilinci planlanmış veya tasarlanmış bir şey olarak değil, daha basit biçimlerden evrimin sonucu olarak açıklar. Değişim, tek bir bireyin kendisini bilinçli biçimde geliştirmesinde değil, nesiller boyunca popülasyonlarda gerçekleşir.
Alıştırma
Natural selection ifadesine en uygun açıklama hangisidir?
- Tek bir organizmanın yaşamı sırasında daha karmaşık olmaya karar vermesi
- Hayatta kalmaya ve üremeye yardımcı olan kalıtsal özelliklerin nesiller boyunca daha yaygın hâle geldiği süreç
- Bir bilim insanının hangi organizmaların bilinç geliştirebileceğini bilinçli olarak seçmesi
Cevabı göster
Hayatta kalmaya ve üremeye yardımcı olan kalıtsal özelliklerin nesiller boyunca daha yaygın hâle geldiği süreç
It has probably emerged from an immense several hundred million year sequence of countless micro steps
1:17Muhtemelen, sayısız mikro adımın oluşturduğu, yüz milyonlarca yıl süren devasa bir diziden ortaya çıkmıştır
that together make up a sort of gradient of consciousness. Öbek fiiller
1:23ve bu adımlar birlikte bir tür bilinç yelpazesi oluşturur.
make up: parçaların bir bütünü oluşturması
Burada make up, “oluşturmak” veya “meydana getirmek” anlamındadır. Özne çok sayıdaki küçük adımı, nesne ise bu adımların oluşturduğu daha büyük bütünü, yani bir bilinç derecelenmesini gösterir. Kalıbı “parçalar + make up + bütün” şeklinde düşünebilirsiniz. Burada “uydurmak” anlamına gelmez; make up sonrasındaki isim öbeği, parçaların oluşturduğu bütünü belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “oluşturmak veya meydana getirmek” anlamındaki iki sözcüklü fiil öbeğiyle tamamlayın: Five smaller teams ____ the research group.
Cevabı göster
make up
to the basic consciousness that ultimately led to the convoluted consciousness we humans enjoy today?
1:31insanlar olarak bugün sahip olduğumuz karmaşık bilince nihai olarak yol açan temel bilince giden bu yoldaki ilk adım neydi?
Take a stone: bir örnek sunmak
Take a stone biçim olarak emir cümlesidir, ancak burada gerçek bir emir vermek yerine açıklamayı düzenler. Take, “ele almak” veya “örnek olarak kullanmak” anlamındadır. Bu kalıp, konuşanın genel bir fikri inceleyebilmesi için somut bir örnek sunar. Bu nedenle açıklayıcı konuşmada Take + isim, “bu örneği inceleyelim” işareti verebilir.
Alıştırma
Bir öğretmen şöyle diyor: “Take a triangle. Its angles add up to 180 degrees.” Burada Take a triangle ne yapıyor?
- Birinden üçgeni kaldırmasını istemek
- Konuyu çizim araçlarına çevirmek
- Açıklama için bir örnek sunmak
Cevabı göster
Açıklama için bir örnek sunmak
The consensus is that a stone is not conscious, Anlatım akışı
1:50Ortak görüş, bir taşın bilincinin olmadığı yönündedir,
The consensus is that ...: geniş uzlaşmayı aktarmak
The consensus is that ifadesi, bir grubun geniş ölçüde paylaştığı görüşü sunar. Burada bir taşın bilinçli olmadığı düşüncesini konuşanın kişisel görüşü olarak değil, baskın görüş olarak aktarır. Consensus, genel ve geniş bir uzlaşma demektir; mutlaka herkesin aynı fikirde olması gerekmez. Bu nedenle yapı, daha sonra istisnalardan veya karşı görüşlerden söz etmeye olanak tanır.
Alıştırma
Hangi cümle, her araştırmacının aynı fikirde olduğunu iddia etmeden araştırmacılar arasındaki geniş uzlaşmayı en iyi aktarır?
- Every researcher agrees that the new method is reliable.
- One researcher guesses that the new method is reliable.
- The consensus is that the new method is reliable.
Cevabı göster
The consensus is that the new method is reliable.
though not everyone agrees even on this.
1:54her ne kadar herkes bu konuda bile hemfikir olmasa da.
Some panpsychists claim that a lump of rock may have an inner life. Kültür
1:57Bazı panpsişistler, bir kaya parçasının bile bir iç dünyası olabileceğini iddia ediyor.
panpsychists: panpsişizmi destekleyenler
Panpsychists, panpsişizmi destekleyen kişilerdir. Panpsişizm, zihnin veya bilincin doğanın temel ve yaygın bir özelliği olduğunu savunan felsefi bir görüştür. Bu arka plan, bazı kişilerin bir kayanın bile bir tür içsel yaşama sahip olabileceğini neden düşündüğünü açıklar. Bu, sıradan bilimsel uzlaşma değil, felsefi bir iddiadır. Sözcüğün parçaları da yardımcı olur: pan- tüm veya her yerde anlamına gelir, psych- zihinle ilgilidir ve -ist bir inanç ya da akımla bağlantılı kişiyi belirtir.
Alıştırma
Hangi kişi en doğru biçimde panpsychist olarak tanımlanabilir?
- Laboratuvarda yalnızca insan belleğini inceleyen bir araştırmacı.
- Zihne benzer özelliklerin doğada temel ve yaygın olduğunu savunan bir filozof.
- Her kayanın canlı bir organizma olduğunu söyleyen bir kişi.
Cevabı göster
Zihne benzer özelliklerin doğada temel ve yaygın olduğunu savunan bir filozof.
there are no real grounds for any such assumption, Kalıp ifadeler
2:03taşlar hiçbir zaman davranış sergilemedikleri için
Böyle bir varsayım için gerçek bir dayanak yok
Bu cümlede grounds for an assumption, bir varsayımı destekleyebilecek nedenler, olgular veya gerekçe anlamına gelir. Grounds burada soyut anlam taşıyan çoğul bir isimdir; arazi veya fiziksel bir yer anlamına gelmez. No real grounds, varsayımın sağlam bir dayanağı olmadığını güçlü biçimde belirtir. Any such assumption daha önce konuşulan türden bir varsayıma gönderme yapar; dolayısıyla ifade, konuşanın varsayımdan hoşlanmadığını söylemek yerine onu destekleyen bir temel olup olmadığını değerlendirir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz ve “temel veya gerekçe” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: The committee found no real ____ approving the unsupported claim.
Cevabı göster
grounds for
Their inner life can neither be proven nor disproven. Dilbilgisi
2:09İç dünyaları ne kanıtlanabilir ne de çürütülebilir.
Ne kanıtlanabilmek ne de çürütülebilmek
can neither be proven nor disproven yapısında neither ... nor, paralel iki edilgen fiil grubunu birbirine bağlar ve ikisini de olumsuz yapar. can kip belirteci tüm ikili yapı için geçerlidir: can neither be proven nor [be] disproven. Neither zaten olumsuz anlamı sağlar; dolayısıyla yapı, bunu kanıtlamanın da çürütmenin de imkânsız olduğunu söyler.
Alıştırma
Cümleyi iki sonucun da imkânsız olduğunu belirten eşleşmiş olumsuz sözcüklerle tamamlayın: The result can ____ be confirmed ____ rejected with the available data.
Cevabı göster
neither · nor
A more common starting point is with the living things.
2:14Daha yaygın bir başlangıç noktası, canlı varlıklardır.
A living thing or a self is a part of the universe that sustains itself and makes more of its kind.
2:17Bir canlı varlık veya bir benlik, evrenin kendi varlığını sürdüren ve kendi türünden daha fazlasını üreten bir parçasıdır.
And this is where an awareness of the world comes in handy. Deyimler
2:27İşte dünyanın farkında olmanın işe yaradığı yer de burasıdır.
comes in handy: gerektiğinde işe yaramak
Comes in handy, bir şeyin ihtiyaç duyulduğu anda yararlı olması veya işe yaraması demektir. Bu cümlede, o noktada yararlı olduğu görülen şey dünyaya dair farkındalıktır. Bu bir deyimdir; hiçbir şey kelimenin gerçek anlamıyla ele gelmez. Bir aracın, becerinin veya bilginin belirli bir durumda yardımcı olduğunu anlatmak için something comes in handy kalıbını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi come in handy ile tamamlayın: A flashlight can ____ during a power cut.
Cevabı göster
come in handy
The original function of consciousness was probably to direct a mobile self that was short of energy
2:32Bilincin asıl işlevi muhtemelen, enerjisi azalan hareketli bir benliği
in the presence of ... in its absence: bir şey varken ve yokken
In the presence of food, yiyecek varken; in its absence ise yiyecek yokken anlamına gelir. Its sözcüğü önceki food sözcüğüne gönderme yaptığı için iki ifade karşıt koşullar oluşturur. Birbiriyle eşleşen bu edat grupları açık ve resmî bir karşılaştırma kurar: X varken bir sonuç, X yokken başka bir sonuç ortaya çıkar. Yeniden kullanılabilecek kalıp in the presence of X ... in its absence şeklindedir.
Alıştırma
Resmî ve paralel karşılaştırmayı iki hedef ifadeyle tamamlayın: The alarm sounds ____ smoke and remains silent ____.
Cevabı göster
in the presence of · in its absence
This is highly effective and makes the tiny creature spend more time where there is food Dilbilgisi
2:59Bu son derece etkilidir ve küçücük canlının yiyeceğin olmadığı yerlerden ziyade
more time where ... than where there is not: iki tür yeri karşılaştırma
more time where A than where B kalıbı, birinin ya da bir şeyin iki tür yerde ne kadar süre kaldığını karşılaştırır. Burada küçük canlı, yiyecek bulunan yerlerde yiyecek bulunmayan yerlere göre daha uzun süre kalır. where there is not ifadesinde food, tekrarı önlemek için not sözcüğünden sonra söylenmez ama anlam olarak vardır. Eksiksiz ve doğal bir biçim where there is no food olur. Not, yiyeceğin varlığını olumsuzlar; where sözcüğünü ya da yerin kendisini olumsuzlamaz.
Alıştırma
Cümleyi more time where A than where B kalıbıyla tamamlayın. The birds spend ____ there are trees ____ there are not.
Cevabı göster
more time where · than where
But it never moves in a particular direction towards a particular target,
3:07Ancak belirli bir hedefe doğru, belirli bir yönde asla hareket etmez
and there's no need for it to be conscious of its environment.
3:12ve çevresinin bilincinde olmasına gerek yoktur.
was probably taken when mobile selves started to move themselves directionally.
3:19muhtemelen hareketli benliklerin yönlü olarak hareket etmeye başlamasıyla atılmıştır.
and away from what was less good,
3:29ve daha az iyi olan şeyden, örneğin kendilerini yiyecek sanan başka bir canlıdan
towards what was good ... and away from what was less good: yararlı olana yaklaşmak ve daha az yararlı olandan uzaklaşmak
Towards X and away from Y, iki zıt yönü tek bir düşünce olarak sunan paralel bir çifttir: Y'den kaçınırken X'e yaklaşmak. Bu cümlede canlılar kendilerine yarar sağlayan şeylere doğru hareket ederken daha az yararlı olan veya onları tehdit edebilecek şeylerden uzaklaşır. Her what yan cümlesi bir şeyi veya bir grup şeyi adlandırır: what was good for them, “onlar için iyi olan şeyler” anlamına gelir. Towards ve away from sonrasında aynı yan cümle yapısını kullanmak karşıtlığı netleştirir. Araya eklenen say burada “örneğin” demektir.
Alıştırma
Cümleyi towards X and away from Y çiftiyle tamamlayın. The hikers stepped ____ what looked safe and ____ what looked dangerous.
Cevabı göster
towards · away from
the worm self is not simply producing an automatic response to an external stimulus, Dilbilgisi
3:45solucan benliğinin sadece dış uyaranlara otomatik bir tepki üretmediği,
but that its actions depend upon its inner physiological state,
3:50aksine eylemlerinin aç mı tok mu olduğu gibi
whether it's hungry or sated. Dilbilgisi
3:55kendi içsel fizyolojik durumuna bağlı olduğu anlamına gelir.
not simply ... but ... yapısında paralellik
Cümle, solucanın hareketine ilişkin iki açıklamayı karşılaştırır: dışarıdaki bir şeye verilen yalnızca otomatik bir tepki ve iç durumdan etkilenen davranış. Vurgulanan bölümün ilk tarafı is not simply producing ... yüklemidir; ikinci tarafı ise but that its actions depend ... biçimindeki bir that yan cümlesidir. Anlam anlaşılır, ancak biçimler paralel değildir. Özenli yazıda yapıları eşleştirin: This means not simply that X, but that Y; ya da is not simply doing X but doing Y gibi iki yüklem kullanın.
Alıştırma
Hangi düzenleme amaçlanan karşıtlığı korur ve paralel yapı kullanır?
- This means not simply that the worm responds automatically to an external stimulus, but that its actions depend upon its inner physiological state.
- This means that the worm is not simply responding automatically to an external stimulus, but that its actions depend upon its inner physiological state.
- This means that the worm responds automatically to an external stimulus and that its actions depend upon its inner physiological state.
Cevabı göster
This means not simply that the worm responds automatically to an external stimulus, but that its actions depend upon its inner physiological state.
whether it's hungry or sated: alternatifleri adlandırma
Whether A or B iki alternatifi adlandırır. Burada whether it's hungry or sated, solucanın iç durumunun alabileceği iki olası değeri açıkça gösterir. Whether kullanılması cümleyi doğrudan bir soruya dönüştürmez. Bu ifade açıklayıcı bir ayrıntı olarak cümleye yerleştirilmiştir: solucanın eylemleri, iki durumdan hangisinin geçerli olduğuna göre değişebilir.
Alıştırma
Hangi cümle tek bir koşul yerine iki alternatifi açıkça sunar?
- We will call you if the package arrives today.
- We need to know whether the package will arrive today or tomorrow.
- The package arrived because we called.
Cevabı göster
We need to know whether the package will arrive today or tomorrow.
it will move itself in the direction of tasty things.
4:03lezzetli şeylerin olduğu yöne doğru ilerleyecektir.
when starved for a while: kısaltılmış edilgen when yan cümlesi
Bu cümlede when starved for a while, “bir süre yiyeceksiz bırakıldığında” anlamına gelir. Starved edilgen anlamdadır: solucan beslenmeme durumuna maruz kalır; başka bir canlıyı aç bırakan taraf değildir. Bu, kısaltılmış edilgen bir zaman yan cümlesidir. When it is starved, it öznesi ve be fiilinin is biçimi çıkarılarak when starved olur. Çıkarılan öznenin ana cümlenin öznesi olan it ile aynı olduğu anlaşılır; bu nedenle iki bölüm de solucanı anlatır.
Alıştırma
Hangi tam yan cümle when starved for a while ifadesini aynı özneyi ve edilgen anlamı koruyarak doğru biçimde açar?
- when it is starved for a while
- when it starves something for a while
- when something starves for a while
Cevabı göster
when it is starved for a while
to smell its environment and guide it in the direction where the scent of food is strongest.
4:11çevresini koklar ve kendini yemek kokusunun en yoğun olduğu yöne doğru yönlendirir.
our worm buddy heads back to a dark sheltered spot to digest it in safety, Öbek fiiller
4:19solucan dostumuz tekrar acıkana kadar
heads back: daha önce bulunulan bir yere geri dönmek
Burada heads back, daha önce bulunduğu bir yere doğru geri hareket etmeye başlamak anlamına gelir. Head, belirli bir yönde hareket etmek veya gitmek anlamında kullanılan bir fiildir; back ise geri dönme fikrini ekler. Our worm buddy öznesi tekil olduğu için head fiili -s alır ve heads olur. Heads back to a dark sheltered spot örneğindeki gibi, gidilecek yer to ile getirilebilir.
Alıştırma
Otele geri dönme anlamını vermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? It's getting late, so let's ____ to the hotel.
- head down
- head back
- head off
Cevabı göster
head back
until it's hungry again.
4:24onu güven içinde sindirmek üzere karanlık ve korunaklı bir yere döner.
But animals that blindly follow their sense of smell don't have a concrete objective in view. Deyimler
4:26Fakat koku alma duyularını körü körüne takip eden hayvanların göz önünde bulundurdukları somut bir hedefleri yoktur.
a concrete objective in view: akılda somut bir hedef
Burada have a concrete objective in view, ulaşılmaya çalışılan belirli bir sonucu akılda tutmak demektir. Concrete, hedefin belirsiz bir istek değil, net ve eyleme yön verecek kadar somut olduğunu vurgular. In view burada mecazidir: hayvanların fiziksel olarak görebildiği bir şeyi değil, düşünülen veya hedeflenen şeyi belirtir. Olumsuz don't have biçimi, hayvanların bilinçli olarak belirlenmiş bir hedef olmadan kokuyu izlediğini anlatır.
Alıştırma
Dersteki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The committee began its review with ____.
Cevabı göster
a concrete objective in view
They still lack any sense of where they are heading.
4:33Nereye gittiklerine dair hiçbir hisleri hala yoktur.
So the next step on the ladder of consciousness
4:37Dolayısıyla bilinç merdivenindeki bir sonraki adım
With vision comes a sense of the space we and our food exist in. Dilbilgisi
4:49Görme ile birlikte, kendimizin ve yiyeceğimizin var olduğu mekana dair bir algı gelir.
With vision comes a sense...: With X comes Y devrik yapısı
Burada With X comes Y kalıbı kullanılır; bu kalıp Y'nin X ile birlikte ortaya çıktığını veya geliştiğini belirtir. Cümlede vision X'e, a sense of the space we and our food exist in ise Y'ye karşılık gelir. Cümlede devrik yapı vardır: comes, dilbilgisel öznesi olan a sense ifadesinden önce yer alır. Bu nedenle comes tekildir. Vision, baştaki with öbeğinin içindedir ve özne değildir; bu kalıp açıklamaya resmî ve düzenli bir ton verir.
Alıştırma
With X comes Y kalıbını kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ every new skill ____ a new challenge.
Cevabı göster
With · comes
add a whole new dimension to ...: yepyeni bir boyut katmak
add a whole new dimension to something kalıbı, bir şeye önemli ve yeni bir yön, yetenek ya da deneyimleme biçimi katmak anlamına gelir. Buradaki dimension mecazidir; uzayda ölçülebilen bir yön değildir. Whole, new sözcüğünü güçlendirir: eklenen yön, o şeyin anlaşılma veya kullanılma biçimini önemli ölçüde değiştirir. Bu cümlede görme, farkındalığa uzamsal derinlik katmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi “önemli ve yeni bir yön katar” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: Virtual reality ____ safety training.
Cevabı göster
adds a whole new dimension to
and is a huge step towards more familiar consciousness.
4:57ve daha tanıdık bir bilince doğru devasa bir adımdır.
An optical apparatus like an eye enables us to visualize our goal and lock onto it. Öbek fiiller
5:01Göz gibi optik bir organ, hedefimizi görselleştirmemizi ve ona kilitlenmemizi sağlar.
lock onto: hedefe kilitlenip onu izlemeyi sürdürmek
Lock onto, bir hedefi belirlemek ve ardından onu takip etmeyi ya da dikkati ona yöneltmeyi sürdürmek anlamına gelir. Onto'dan sonraki nesne hedeftir; bu cümlede it, az önce görselleştirilmiş olan goal sözcüğüne gönderme yapar. İfade; göz, kamera, radar veya güdüm sisteminin gerçek takibini anlatabildiği gibi dikkatin bir fikir veya amaç üzerinde sıkıca sabitlenmesini de anlatabilir. Hedefi fiziksel bir kilitle kilitlemek anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi “belirler ve takip etmeyi sürdürür” anlamındaki öbek fiille tamamlayın: The radar ____ the aircraft.
Cevabı göster
locks onto
a self is only able to pursue its food as long as it sees it. Dilbilgisi
5:10bir benlik ancak onu gördüğü sürece yiyeceğinin peşinden gidebilir.
Süren bir koşul için as long as
Burada as long as, belirli bir süre boyunca geçerli kalması gereken bir koşulu başlatır. Benlik, yiyeceği yalnızca onu görebildiği sürece takip edebilir; görme sona erdiğinde bu yetenek de sona erer. Bu ifade fiziksel uzunlukları karşılaştırmaz. only ... as long as yapısında, bir eylemin veya yeteneğin mümkün olduğu sınırı gösterir.
Alıştırma
Dikkatli kullanımın koşul olduğunu göstermek için cümleyi en iyi hangi ifade tamamlar? You may use my tablet _____ you handle it carefully.
- as soon as
- as far as
- as long as
Cevabı göster
as long as
So the next logical step needs to happen on the inside.
5:15Bu nedenle, bir sonraki mantıklı adımın içerde gerçekleşmesi gerekir.
a self needs to create some sort of inner representation of the world.
5:23bir benliğin dünyanın bir tür içsel temsilini yaratması gerekir.
an animal can continue looking for food even when it escapes its sensory range.
5:29bir hayvan, yiyecek duyusal menzilinin dışına çıksa bile onu aramaya devam edebilir.
Because of this inner representation of what is relevant in the world,
5:35Dünyada neyin önemli olduğuna dair bu içsel temsil sayesinde,
it can remain focused on its food and its desire to get it. Kalıp ifadeler
5:39yiyeceğine ve onu elde etme arzusuna odaklanmış olarak kalabilir.
Süren dikkat durumu için remain focused on
Burada remain bir bağ fiilidir; bu nedenle focused, öznenin devam eden durumunu tanımlayan bir sıfattır. Remain focused on + isim veya -ing biçimi, o hedefe dikkat vermeye devam etmek anlamına gelir. İfade, dikkatin önceden var olduğunu ve devam ettiğini gösterir. On, dikkatin yöneldiği şeyi veya etkinliği başlatır.
Alıştırma
Hangi seçenek devam eden bir dikkat durumunu doğru şekilde anlatır? Even when the room became noisy, Ava _____ her drawing.
- remained focusing on
- remained focused at
- remained focused on
Cevabı göster
remained focused on
Our self now exists in a world it can get familiar with.
5:44Benliğimiz artık aşina olabileceği bir dünyada var oluyor.
animals can be distracted from a pursuit for a few seconds,
5:54hayvanların avlanırken dikkatleri birkaç saniyeliğine dağılabilir,
but quickly continue their path afterwards.
5:57fakat sonrasında hızla yollarına devam edebilirler.
This describes our awareness that things continue to exist even when we can't see them.
6:04Bu, göremediğimiz zamanlarda bile nesnelerin var olmaya devam ettiğine dair farkındalığımızı tanımlar.
object permanence: görünmeyen nesnelerin hâlâ var olduğunu bilmek
Nesne sürekliliği, bir nesne geçici olarak görüş alanımızın dışında olduğunda veya duyularla algılanamadığında bile var olmaya devam ettiğini anlamaktır. İkinci cümle terimi doğrudan tanımlar: bir şeyi görememek, onun artık var olmadığı anlamına gelmez. Buradaki permanence, her nesnenin sonsuza kadar dayanacağı anlamına gelmez. Nesne algılanamadığı sırada zihinde ona ilişkin bir düşüncenin korunmasını anlatır.
Alıştırma
Object permanence terimini en iyi hangi açıklama karşılar?
- Bir şey görüş alanı dışında olsa bile var olmaya devam edebileceğini anlamak.
- Her nesnenin nereye konduğunu tam olarak hatırlayabilmek.
- Her fiziksel nesnenin sonsuza kadar dayanacağına inanmak.
Cevabı göster
Bir şey görüş alanı dışında olsa bile var olmaya devam edebileceğini anlamak.
This cognitive skill is enjoyed by some mammals and birds,
6:11Bu bilişsel beceriye bazı memeliler ve kuşlar,
Human babies tend to develop this ability around the time they turn eight months,
6:18İnsan bebekleri bu yeteneği sekiz aylıkken geliştirme eğilimindeyken,
while baby chickens show this ability within a day or two of being born.
6:22civcivler bu yeteneği doğduktan bir veya iki gün sonra gösterirler.
The capacity to remember a thing in its absence suggests at least a basic sense of time.
6:27Bir şeyi o yokken hatırlama kapasitesi, en azından temel bir zaman algısına işaret eder.
A sense of time is a big step on the ladder of consciousness.
6:34Zaman algısı, bilinç merdiveninde büyük bir adımdır.
look forward from the present moment: şimdiki zamanı zamansal bakış noktası yapmak
Burada forward, zamana ilişkin bir metafordur. Şimdiki an bir konum gibi ele alınır ve benlik, düşüncesini bu konumdan sonra gerçekleşebilecek şeylere yöneltir. Ardından gelen anticipate the future sözleri bu yorumu açıkça destekler. Gelecekteki bir olay için duyulan hoş bir heyecan kastedilmez. İfade, belirli bir olayla ilgili duyguyu değil, düşüncenin geleceğe yönelmesini anlatır.
Alıştırma
Hangi cümlede look forward, örnekteki gibi zaman bakımından geleceğe yönelme anlamında kullanılmıştır?
- Looking forward from today, we can consider what skills future jobs may require.
- Keep looking forward while you walk.
- I'm looking forward to meeting my new coach.
Cevabı göster
Looking forward from today, we can consider what skills future jobs may require.
are able to resist a meal put in front of them if they expect to receive a bigger meal as a prize for holding back for a while. Öbek fiiller
6:48bir süre bekledikleri için ödül olarak daha büyük bir porsiyon almayı umuyorlarsa, önlerine konan bir yemeğe karşı koyabilirler.
Holding back: anlık bir dürtüyü bastırmak
Burada holding back, anlık bir dürtüyle hareket etmemek için kişinin kendini bilinçli olarak durdurması demektir. Hayvanlar daha büyük bir ödül bekledikleri için önlerindeki yemeği yemez. Holding back, hold back öbek fiilinin -ing biçimidir. Bu cümlede açıkça belirtilmiş bir nesnesi yoktur; neyin bastırıldığı bağlamdan anlaşılır. Başka durumlara aktarılabilecek fikir yalnızca beklemek değil, etkin biçimde özdenetim göstermektir.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve holding back ifadesinin anlamını seçin: Maya wanted to grab the first cookie, but she was holding back because a larger treat was coming.
- İkramla ilgili bilgileri saklıyordu.
- Kurabiyeyi arkaya doğru çekiyordu.
- Harekete geçme dürtüsünü kontrol ediyordu.
Cevabı göster
Harekete geçme dürtüsünü kontrol ediyordu.
This sort of delayed gratification means there is an ability to visualize a reward that only exists in the future, Kelime
6:55Bu tür bir hazzı erteleme, yalnızca gelecekte var olan bir ödülü görselleştirme yeteneği olduğu anlamına gelir
Delayed gratification: gelecekteki bir ödülü beklemek
Delayed gratification, ileride daha iyi bir yarar beklediğiniz için şimdi daha küçük bir zevki veya ödülü almamayı seçmek demektir. Delayed, tatminin ne zaman elde edildiğini anlatır; ödülün iptal edildiği anlamına gelmez. Bu ifade yalnızca genel bir haz duygusunu değil, bir özdenetim becerisini adlandırır. Bu cümlede şimdiki özdenetim ile gelecekteki bir ödülü hayal etme becerisini birbirine bağlar.
Alıştırma
Şimdiki küçük bir ödül yerine daha sonraki ve daha iyi bir sonucu seçmeyi anlatan iki sözcüklük tam terimle cümleyi tamamlayın: Choosing to save allowance for a bicycle instead of spending it on candy is an example of ____.
Cevabı göster
delayed gratification
which can be quite a challenge even for adult humans.
7:03ki bu yetişkin insanlar için bile oldukça zorlu bir şey olabilir.
Western scrub jays are experts in delayed gratification.
7:07Batı çalı kargaları hazzı erteleme konusunda uzmandır.
They show an even more elaborate sense of the future when they hide food in a cache to retrieve it at a later date.
7:11Yiyeceklerini ileride tekrar almak üzere bir zulaya sakladıklarında çok daha ayrıntılı bir gelecek algısı sergilerler.
The scrub jays will even re-hide their food if they become aware that a potential thief has been watching them.
7:18Çalı kargaları, potansiyel bir hırsızın kendilerini izlediğini fark ederlerse yiyeceklerini tekrar saklarlar.
This means that they know that there are other hungry selves out there
7:24Bu, dışarıda farkındalığı olan ve dünyayı kendi farklı perspektiflerinden gören
who are aware and see the world from their own different perspective. Kalıp ifadeler
7:28başka aç benliklerin olduğunu bildikleri anlamına gelir.
from their own different perspective: bakış açısının sahibini belirtmek
Burada from their own different perspective, “diğer kuşların her birinin durumu gördüğü ve anladığı biçimden” anlamına gelir. Their, yiyeceği saklayan kuşu değil, diğer aç kuşları belirtir. Perspective burada zihinsel bir bakış açısıdır; sanatta derinliği gösteren perspektif anlamında değildir. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp see or understand something from someone's perspective şeklindedir. From, bakış açısının sahibini tanıtır; own ise her kuşun kendine ait bir bakış açısı olduğunu vurgular.
Alıştırma
Hangi cümlede perspective başka bir kişinin bakış açısını belirtmek için doğru kullanılmıştır?
- Try to see the problem at Maya's perspective.
- Try to see the problem in Maya's perspective.
- Try to see the problem from Maya's perspective.
Cevabı göster
Try to see the problem from Maya's perspective.
Crafty scrub jays can sort of read the mind of their fellow birds. Deyimler
7:33Kurnaz çalı kargaları, adeta hemcinslerinin zihnini okuyabilir.
sort of read the mind of...: kesinliği azaltılmış bir benzetme
Sort of, iddianın kesinliğini azaltır; “bir bakıma” veya “yaklaşık olarak” anlamı katar. Konuşmacı, çalı alakargalarının gerçekten kusursuz bir zihin okuma yeteneğine sahip olduğunu söylemez. Read someone's mind veya read the mind of someone, ipuçlarından yararlanarak bir insanın ya da hayvanın ne düşündüğünü anlamaya çalışmayı anlatan bir benzetmedir. Bu nedenle sort of read the mind of their fellow birds, alakargaların diğer kuşların ne bildiğini veya ne yapabileceğini çıkarabildiği izlenimini verir.
Alıştırma
Bu cümle ne anlama geliyor? The detective could sort of read the suspect's mind by noticing tiny changes in the suspect's face.
- Dedektif doğaüstü bir güce sahipti ve her düşünceyi eksiksiz biliyordu.
- Dedektif, ipuçlarından şüphelinin düşünceleri hakkında yaklaşık bir tahminde bulunabiliyordu.
- Dedektif, şüphelinin kafasının içinde yazılı sözcükleri görebiliyordu.
Cevabı göster
Dedektif, ipuçlarından şüphelinin düşünceleri hakkında yaklaşık bir tahminde bulunabiliyordu.
This ability to mind-read is crucial for complex levels of consciousness.
7:39Bu zihin okuma yeteneği, karmaşık bilinç seviyeleri için çok önemlidir.
you can outsmart a rich competitor or empathize with a hungry friend.
7:47zengin bir rakibinizi alt edebilir veya aç bir arkadaşınızla empati kurabilirsiniz.
Kendini başkalarının yerine koymak
Putting yourself in the position of others, kendinizi başka insanların koşullarındaymış gibi hayal etmek ve duruma onların bakış açısından bakmak demektir. Burada position fiziksel bir yer veya iş unvanı değil, durum ya da bakış açısı anlamındadır. Baştaki by + -ing yapısı yöntemi belirtir: bu bakış açısı değişikliği, bir rakibin ne düşündüğünü tahmin etmenize veya bir arkadaşın duygularını anlamanıza yardımcı olabilir. Bu düşünce empati kurmak, plan yapmak ve anlaşmazlıkları çözmek için kullanılabilir.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before choosing a winner, try ____.
Cevabı göster
putting yourself in the position of others
Language takes the ability to read minds and represent what is absent to a whole new level. Deyimler
7:53Dil, zihin okuma ve ortada olmayan şeyleri temsil etme yeteneğini yepyeni bir seviyeye taşır.
... yepyeni bir düzeye taşımak
take + something + to a whole new level kalıbı, bir şeyin çok daha yüksek veya belirgin biçimde farklı bir dereceye, niteliğe, karmaşıklığa ya da etkiye ulaşmasını sağlamak demektir. Bu cümlede dil, başka zihinleri anlama ve o anda mevcut olmayan şeyleri temsil etme yeteneğini büyük ölçüde genişletir. Whole new, new level ifadesini güçlendirir ve küçük bir değişiklik yerine dikkat çekici bir sıçrama anlatır. Burada level mecazidir; bir binanın katı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle ışıklandırmadaki değişikliği yalnızca bir sonraki adım olarak değil, çarpıcı ve büyük bir gelişme olarak en iyi şekilde sunar?
- The new lighting keeps the show at the same level.
- The new lighting takes the show to a whole new level.
- The new lighting takes the show to the next level.
Cevabı göster
The new lighting takes the show to a whole new level.
Words enable us to construct hypotheses about the world, Kalıp ifadeler
7:59Kelimeler, dünya hakkında hipotezler kurmamızı,
dünya hakkında hipotezler kurmak
Construct hypotheses about the world, eldeki bilgilere dayanarak dünyanın nasıl işlediğine ilişkin geçici açıklamalar veya modeller kurmak demektir. Burada construct mecazidir: fiziksel bir şey inşa edilmez ve hypotheses hâlâ incelenebilecek ya da sınanabilecek fikirlerdir. Yapı construct + a hypothesis/hypotheses + about + konu şeklindedir. Özellikle araştırma veya analitik tartışmalarda, gerekçeli olasılıklar oluşturmayı anlatan resmî bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki iki sözcüklük eşdizimin tam biçimiyle tamamlayın: Based on the early results, the team began to ____ about the cause of the error.
Cevabı göster
construct hypotheses
Words enable us to think about ourselves and our place in the universe,
8:06Kelimeler, kendimiz ve evrendeki yerimiz hakkında düşünmemizi
which is something we'll be doing more in future videos.
8:14gelecekteki videolarda daha fazla yapacağımız bir şey bu.
It probably began as the directed motion of a hungry self towards a source of food
8:21Muhtemelen aç bir benliğin, bir yiyecek kaynağına doğru yönlendirilmiş hareketi ve
with the survival benefits this gave it over competitors
8:27bunun, rastgele hareket eden veya hiç hareket etmeyen rakiplerine karşı sağladığı
rastgele veya hiç hareket etmemek
At random, planlanmış bir yön veya düzenli bir örüntü olmadan demektir. Burada hareket eden fakat seçilmiş bir hedefe doğru ilerlemeyen rakipleri anlatır. Or not at all bölümünde moved fiili yeniden varmış gibi anlaşılır: moved at random or did not move at all. İkinci bölüm, yalnızca daha az hareketi değil, hareketin sıfır olması şeklindeki uç olasılığı ekler.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki altı sözcüklük ifadenin tam biçimiyle tamamlayın: Without a signal, the insects may move ____.
Cevabı göster
at random or not at all
It probably all started with the urge for more food. Anlatım akışı
8:33Muhtemelen her şey daha fazla yiyecek dürtüsüyle başladı.
Özetleme kalıbı olarak It probably all started with...
Buradaki It, daha önce ele alınan sürecin tamamına gönderme yapar. it all started with kalıbı, uzun ve karmaşık bir açıklamayı önerilen tek bir başlangıç noktasına indirger: daha fazla yiyecek edinme dürtüsü. all, önceki ayrıntıları tek bir hikâyede toplar; “herkes” anlamına gelmez. Probably, iddiayı kesin bir gerçek olarak değil, olası bir çıkarım olarak sunar. Böylece cümle kısa bir özet görevi görür: karmaşık açıklamanın ardından dinleyiciyi ana köken fikrine döndürür, ancak bunu kesinleşmiş bir gerçek gibi göstermez.
Alıştırma
Bu cümle açıklama içinde ne yapıyor?
- Olası bir başlangıç noktası önererek karmaşık bir süreci özetler.
- Birbiriyle ilgisiz olayların listesini başlatır.
- Yiyeceğin tek neden olduğunu kesin olarak kanıtlar.
Cevabı göster
Olası bir başlangıç noktası önererek karmaşık bir süreci özetler.
even with the sophisticated consciousness that allows us to dream about space, Dilbilgisi
8:38bize uzay hakkında hayal kurma,
or obsess about novels,
8:44veya romanlara tutkuyla bağlanma imkanı veren karmaşık bir bilinçle bile,
it's not surprising that we can't stop thinking about where we'll get our next meal. Dilbilgisi
8:46bir sonraki yemeğimizi nereden bulacağımızı düşünmeden edemememiz şaşırtıcı değildir.
Even with X, it's not surprising that Y ödünleme kalıbı
Even with bir ödünleme ilişkisi kurar. Burada ardından the sophisticated consciousness... isim öbeği gelir. Bu öbek, sonraki davranışı daha az olası hâle getirmesi beklenebilecek güçlü bir koşulu belirtir. It's not surprising that, konuşanın ardından gelen yan cümleye ilişkin değerlendirmesini sunar: sonuç anlaşılabilir veya beklenebilir durumdadır. Birlikte kullanıldığında even with X, it's not surprising that Y, X güçlü veya etkileyici olsa da Y'nin hâlâ mantıklı olduğunu ve iki gerçeğin aslında çelişmediğini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki ödünleme kalıbının iki bölümüyle tamamlayın: ____ detailed directions, ____ first-time visitors sometimes get lost.
Cevabı göster
Even with · it's not surprising that
can't stop thinking about: can't stop + fiil-ing
Can't stop thinking about, bir düşüncenin tekrar tekrar akla gelmesi ve onu durdurmanın zor ya da imkânsız görünmesi demektir. Burada bir sonraki öğünün neden insanların zihninden çıkmadığını anlatır. Yapı can't stop + fiil-ing şeklindedir. Thinking, öznenin durduramadığı eylemdir; about ise düşüncenin konusunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: Even after the movie ended, I ____ its final scene.
Cevabı göster
can't stop thinking about
we've put so much thought and ingenuity into getting food Kalıp ifadeler
8:52yiyecek elde etmek için o kadar çok düşündük ve yaratıcılık sergiledik ki,
put so much thought and ingenuity into: zihinsel çaba harcamak
Put so much thought and ingenuity into, bir hedefe büyük miktarda dikkatli düşünce ve yaratıcı beceri ayırmak demektir. Put burada mecazidir; fiziksel olarak hiçbir şey bir yere konmaz. Yapı put + thought/ingenuity/effort + into + isim veya fiil-ing şeklindedir. Burada getting food, bu çabanın yöneltildiği faaliyettir.
Alıştırma
Hangi cümle, ekibin projeye dikkatli düşünce ve yaratıcılık kattığını doğal biçimde anlatır?
- The team thought about the new robot for a moment.
- The team put the new robot into a box.
- The team put a lot of thought and ingenuity into designing the new robot.
Cevabı göster
The team put a lot of thought and ingenuity into designing the new robot.
get our food to come to us: get + nesne + to + fiil
get + nesne + to + fiilin yalın hâli yapısında get ettirgen işlevdedir: nesnenin eylemi yapmasını ayarlamak, onu ikna etmek ya da eylemin gerçekleşmesini sağlamak anlamına gelir. Burada our food nesne, to come ise eylemdir; dolayısıyla ifade yalnızca “yiyecek almak” değil, yiyeceğin bulunduğumuz yere getirilmesini sağlamak demektir. Bu yapı doğrudan emir vermekten çok, çoğu zaman bir düzenleme veya çabayla sonucun başarıyla gerçekleşmesini vurgular.
Alıştırma
Cümleyi get + nesne + to + fiil yapısıyla tamamlayın: After a little encouragement, Maya got her brother ____ help carry the boxes.
Cevabı göster
to
This video is part one of a three-part video series relating to big questions of life and the universe,
9:04Bu video, yaşam ve evrenle ilgili büyük soruları ele alan, Templeton Dünya Yardım Vakfı'nın bağışlarıyla mümkün kılınan
made possible by a grant from the Templeton World Charity Foundation.
9:09üç bölümlük video dizisinin birinci bölümüdür.
You can find our sources and further reading in the video description
9:14Kaynaklarımızı ve daha fazla okuma önerilerini video açıklamasında bulabilir
or get the Consciousness Book by Rupert Glasgow for free,
9:18veya Rupert Glasgow'un Bilinç Kitabı'na ücretsiz olarak,
If you want to help us make more videos,
9:23Eğer daha fazla video yapmamıza yardımcı olmak isterseniz,
or get one of our posters from our shop.
9:27veya mağazamızdan posterlerimizden birini alabilirsiniz.