Nükleer Enerjinin Berbat Olmasının 3 Nedeni! 2/3: İngilizce çalışma notları
Kurzgesagt – In a Nutshell
Video özeti: konuşmacı silah yayılması, uzun ömürlü atıklar ve kazalar yüzünden nükleer enerjiye karşı çıkıyor; faydaları tekrarlanan felaketlerle tartıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. "made a violent entrance onto the world stage." - Deyimler ve mecazlı ifadeler: teknolojinin dünyaya ani ve yıkıcı girişini anlatan mecazı kavrayın ve world stage ifadesini küresel önem için kullanın. 2. "not only" / "but also" - Dil bilgisi ve cümle kalıpları: paralel özellik veya eylemleri bağlayın ve eşleşen yapılarla ikinci bölümü vurgulayın. 3. "Where is the line?" - Deyimler ve mecazlı ifadeler: fiziksel çizgiyi değil kabul edilebilir risk sınırını sorun ve bir savın sınırlarını sorgulayın.
Bu derste
Three reasons why we should stop using nuclear energy. Anlatım akışı
0:00Nükleer enerji kullanmayı bırakmamız için üç neden.
Three reasons why ile gelecek içeriği önceden bildirme
Three reasons why, dinleyiciye ardından tam olarak üç açıklama geleceğini bildirir. Bu başlıkta why, we should stop using nuclear energy yan cümlesini başlatır; ayrı bir soru sormaz. Tekrar kullanılabilen kalıp “sayı + reasons why + özne + fiil”dir. Numaralı bir listeyi önceden bildirerek bilgiyi düzenler; bu nedenle dinleyici üç nedenin sırayla açıklanmasını bekler.
Alıştırma
Üç açıklama vaat eden sayı + reasons why kalıbıyla başlığı tamamlayın: “____ we should protect city trees.”
Cevabı göster
Three reasons why
nuclear weapons proliferation: yeni aktörlere yayılma
Nuclear weapons proliferation, nükleer silahların ya da bunları geliştirme kabiliyeti ve teknik bilgisinin daha fazla ülkeye veya başka aktörlere yayılmasıdır. Burada proliferation, uluslararası güvenlik alanına ait resmî bir terimdir. Odak noktası, erişimi veya kabiliyeti kimin kazandığıdır; yalnızca bir ülkenin mevcut cephaneliğini büyütmesi değildir. İfadenin tamamı bir isim öbeğidir: nuclear weapons neyin yayıldığını belirtir, proliferation ise sürecin adını verir.
Alıştırma
Bir politika raporu nuclear weapons proliferation konusunda uyarıda bulunuyor. Hangi durum bu terime en iyi uyar?
- Nükleer silaha sahip bir ülke birkaç eski savaş başlığını yenileriyle değiştirir.
- Daha fazla ülke veya grup nükleer silahları ya da bunları geliştirme kabiliyetini edinebilir.
- Bir elektrik santrali geçen yıla göre daha fazla elektrik üretir.
Cevabı göster
Daha fazla ülke veya grup nükleer silahları ya da bunları geliştirme kabiliyetini edinebilir.
Nuclear technology made a violent entrance onto the world stage. Deyimler
0:06Nükleer teknoloji dünya sahnesine şiddetli bir giriş yaptı.
make a violent entrance onto the world stage: dünya sahnesine şiddetli bir giriş yapmak
Burada made a violent entrance, nükleer teknolojiyi sahneye çıkan bir oyuncuymuş gibi kişileştirir. Bu giriş violent olarak nitelenir; çünkü teknolojinin dünya kamuoyundaki ilk büyük görünürlüğü savaşın yıkıcılığıyla bağlantılıdır. Onto the world stage, uluslararası ölçekte görünür ve önemli hâle gelmek için kullanılan bir mecazdır. İfade bütünüyle, nükleer teknolojinin gerçek bir sahneye çıkmasını değil, dünya meselelerine aniden ve şiddet yoluyla girmesini anlatır.
Alıştırma
“The young company made a dramatic entrance onto the world stage after its invention won a global prize,” cümlesinde made a dramatic entrance onto the world stage ne anlama gelir?
- Çarpıcı bir biçimde uluslararası önem kazandı.
- Uluslararası ilgiden sessizce çekildi.
- Bir tiyatro sahnesinde resmî tören düzenledi.
Cevabı göster
Çarpıcı bir biçimde uluslararası önem kazandı.
Just one year after the world's first-ever nuclear test explosion in 1944, Dilbilgisi
0:11Dünyanın 1944'teki ilk nükleer test patlamasından sadece bir yıl sonra,
two large cities were destroyed by just two single bombs.
0:15iki büyük şehir sadece iki bombayla yok edildi.
Just one year after: kısa bir zaman aralığını vurgulamak
Just, one year ifadesini niteler ve aralığın yalnızca bir yıl olduğunu vurgular; çoğu zaman bu süreyi şaşırtıcı derecede kısa gösterir. Tek başına exactly anlamına gelmez; odak, ne kadar az zaman geçtiğidir. After, daha önce gerçekleşen olayı zaman referansı olarak tanıtır. Ana cümle daha sonra bir yıl sonra ne olduğunu söyler; böylece bu çerçeve iki olayı kronolojik sırayla düzenlemeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede just, zaman aralığının şaşırtıcı derecede kısa olduğunu vurgular?
- Exactly one year after the café opened, it held an anniversary party.
- Just one year after the café opened, it won a national award.
- One year before the café opened, the owner moved to town.
Cevabı göster
Just one year after the café opened, it won a national award.
After that, reactor technology slowly evolved as a means of generating electricity, Kalıp ifadeler
0:18Ondan sonra, reaktör teknolojisi elektrik üretme aracı olarak yavaş yavaş gelişti,
but it's always been intimately connected with nuclear weapons technology. Kalıp ifadeler
0:23ama her zaman nükleer silah teknolojisiyle yakından bağlantılı oldu.
as a means of generating: bir yöntemi resmî biçimde belirtmek
Bu cümlede as a means of generating electricity, elektriği üretmek için kullanılan bir yöntem olarak anlamına gelir. Reaktör teknolojisinin zamanla üstlendiği amacı veya işlevi açıklar. Kalıp as a means of + isim ya da -ing biçimidir. Burada of bir edattır; bu yüzden generate, generating olur. Means, yöntem anlamında bir isimdir; a means içinde -s ile bitmesine rağmen tekildir.
Alıştırma
Cümleyi as a means of + -ing kalıbıyla tamamlayın: The city introduced food-scrap collection ____ landfill waste.
Cevabı göster
as a means of reducing
intimately connected with: derin bir bağlantıyı ifade etmek
Burada intimately connected with, çok yakın ve derin biçimde bağlantılı anlamına gelir. Sivil reaktör teknolojisi ile nükleer silah teknolojisi arasında güçlü ve kalıcı bir ilişki olduğunu anlatır. Bu bağlamda intimately, romantik bir ilişkiyi veya fiziksel yakınlığı ima etmez. Resmî analizlerde connected with ifadesini güçlendirerek iki sistemin, gelişmenin veya konunun birbirinden ayrılmasının zor olduğunu gösterir.
Alıştırma
"Public health is intimately connected with housing quality," cümlesinde intimately connected with ne anlama gelir?
- İkisi derin ve yakın biçimde ilişkilidir.
- Yalnızca tesadüfen fiziksel olarak birbirlerine yakındırlar.
- Aralarında romantik bir ilişki vardır.
Cevabı göster
İkisi derin ve yakın biçimde ilişkilidir.
It's nearly impossible to develop nuclear weapons without access to reactor technology. Dilbilgisi
0:27Reaktör teknolojisine erişim olmadan nükleer silah geliştirmek neredeyse imkansızdır.
nearly impossible to ... without access to koşul kalıbı
nearly impossible to + fiil, bir eylemin başarıya ulaşma ihtimalinin çok düşük olduğunu belirtir. nearly ifadeyi güçlü kılar ama mutlaklaştırmaz: impossible ifadesinden farklı olarak çok küçük bir olasılık bırakır. without access to + isim, eksik olan koşulu belirtir. access to, bir şeyi kullanabilme, kullanma iznine sahip olma veya pratikte ona ulaşabilme anlamına gelir. Vurgulanan iki bölüm birlikte, bu kaynağın eylem için neredeyse zorunlu olduğunu anlatır.
Alıştırma
Neredeyse imkânsız olan bir eylemi ve kullanılamayan gerekli bir kaynağı anlatan tam ifadelerle cümleyi tamamlayın: It is ____ finish the experiment ____ the required equipment.
Cevabı göster
nearly impossible to · without access to
without spreading nuclear weapons with limited success. Kalıp ifadeler
0:38ancak nükleer silahları yaymadan bunu başarmadaki başarısı sınırlıdır.
Nuclear Non-Proliferation Treaty ve NPT kısaltması
Nuclear Non-Proliferation Treaty, genellikle NPT olarak kısaltılan uluslararası bir antlaşmanın resmî İngilizce adıdır. Burada non-proliferation, nükleer silahların yayılmasını önlemek demektir; Treaty sözcüğünü niteler ve antlaşmanın amacını açıklar. Bu antlaşma, güvence denetimleri altında barışçıl nükleer teknoloji iş birliğini desteklerken nükleer silahların yayılmasını sınırlayan temel bir çerçevedir. Bu arka plan, cümlenin reaktör teknolojisiyle nükleer silahların yayılmasını önleme çabalarını neden ilişkilendirdiğini açıklar.
Alıştırma
Uluslararası güvenlikle ilgili İngilizce bir makalede NPT kısaltması neyin açılımıdır?
- National Peace Treaty
- Nuclear Power Technology
- Nuclear Non-Proliferation Treaty
Cevabı göster
Nuclear Non-Proliferation Treaty
serves the purpose of spreading: bir işlevi -ing biçimiyle belirtmek
Burada serves, “bir işlev görür” veya “bir amaca ulaşmaya yardımcı olur” anlamındadır; “birine hizmet sunar” anlamında değildir. Antlaşma, işlevlerinden biri olan reaktör teknolojisini yayma açısından anlatılıyor. Kalıp serve the purpose of + -ing biçimidir. Bir politikanın, aracın veya adımın neyi gerçekleştirmeyi amaçladığını resmî bir şekilde belirtir.
Alıştırma
Cümleyi serve + the purpose + of kalıbıyla tamamlayın. Tekil özne için doğru fiil biçimini kullanın: This extra check ____ preventing duplicate payments.
Cevabı göster
serves the purpose of
with limited success: küçük ama yetersiz bir sonuç
With limited success, az önce anlatılan eylemin sonucunu değerlendirir. Eylemin bir şey başardığını, ancak güçlü veya tam bir başarı sayılacak kadar başarılı olmadığını belirtir. Bu ifade kısa ve temkinli bir değerlendirme sunar. Çabanın tamamen başarılı ya da bütünüyle başarısız olduğu yönündeki daha güçlü iddialardan kaçınır.
Alıştırma
Bir çaba küçük bir olumlu sonuç verdi, ancak hedefinin çok gerisinde kaldı. Bunu en doğru şekilde hangi cümle ifade eder?
- The team tried to reduce delays, with complete success.
- The team tried to reduce delays, without success.
- The team tried to reduce delays, with limited success.
Cevabı göster
The team tried to reduce delays, with limited success.
five countries have developed their own weapons with the help of reactor technology.
0:42beş ülke, reaktör teknolojisinin yardımıyla kendi silahlarını geliştirdi.
from the peaceful use of nuclear energy.
0:52barışçıl nükleer enerji kullanımından ayırt etmek çok zor olabilir.
The fact of the matter is that ... ile vurgulu özet
Bu kalıp, konuşmacının artık tartışmanın temel ve pratik noktasını söyleyeceğini dinleyiciye bildirir. Dikkati çevredeki ayrıntılardan uzaklaştırıp konuşmacının belirleyici gördüğü noktaya yöneltir. the fact is that gibi tarafsız bir girişten daha vurguludur. Genellikle “diğer her şey bir kenara bırakıldığında” anlamını taşır ve ardından gelen iddiayı önemli olan gerçeklik olarak kararlı biçimde sunar.
Alıştırma
Bu cümlede The fact of the matter is that ne işlev görür?
- Konuşmacının temel ve pratik sonucunu belirtir ve vurgular.
- Konuşmacının sonraki iddianın doğru olup olmadığından emin olmadığını gösterir.
- Özel bir vurgu yapmadan önemsiz bir yan ayrıntıyı sunar.
Cevabı göster
Konuşmacının temel ve pratik sonucunu belirtir ve vurgular.
distinguish A from B ile A'yı B'den ayırmak
distinguish A from B kalıbı, benzer görünen veya benzer izlenim veren iki şey arasındaki farkı anlamak demektir. A, distinguish fiilinin doğrudan nesnesidir; from ise B'yi getirir. Buradaki iki olasılık, gizli bir nükleer silah programı ile nükleer enerjinin barışçıl kullanımıdır. Covert kasıtlı olarak gizlenmiş, peaceful use ise askerî olmayan kullanım demektir; cümle bunları birbirinden ayırmanın zor olabileceğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi distinguish A from B kalıbının gerektirdiği edatla tamamlayın: It can be hard to distinguish careful criticism ____ a personal attack.
Cevabı göster
from
the big nuclear powers were happily selling peaceful technology to smaller countries, Ton ve niyet
0:56büyük nükleer güçler daha küçük ülkelere mutlulukla barışçıl teknoloji satıyordu,
which then developed weapons of their own.
1:01ki bu ülkeler daha sonra kendi silahlarını geliştirdiler.
were happily selling ifadesindeki ironik tutum
Bu cümlede happily yalnızca gerçek bir mutluluğu bildirmez. were selling ifadesine anlatıcının eleştirel ve ironik tutumunu ekler: Nükleer güçler tehlikeyi yeterince önemsemeden gereğinden fazla istekli davranmıştır. İroni, olumlu happily sözcüğüyle which yan cümlesindeki zararlı sonucun çatışmasından doğar: Daha küçük ülkeler sonradan silah geliştirmiştir. Olumlu bir zarf kaygı verici bir sonuçla birlikte kullanıldığında yalnızca kelimesi kelimesine bir duygu değil, konuşanın değerlendirmesini de arayın.
Alıştırma
Bu cümlede were happily selling nasıl bir tutum aktarıyor?
- Satıcıları, riski önemsemeden gereğinden fazla istekli davrandıkları için eleştirir.
- Satışların kazara ve satıcıların isteğine aykırı biçimde gerçekleştiğini söyler.
- Satıcıların bütün satışlar boyunca gerçek bir kişisel mutluluk hissettiğini söyler.
Cevabı göster
Satıcıları, riski önemsemeden gereğinden fazla istekli davrandıkları için eleştirir.
The road to deadly nuclear weapons is always paved with peaceful reactors. Deyimler
1:03Ölümcül nükleer silahlara giden yol her zaman barışçıl reaktörlerle döşenmiştir.
The road to ... is paved with ... metaforu
Cümle bir yol metaforu kullanır. deadly nuclear weapons tehlikeli varış noktasıdır; peaceful reactors ise oraya giden yolu oluşturabilen veya mümkün kılabilen şeylerdir. Barışçıl olarak sunulan teknolojinin yine de zararlı bir sonuca katkıda bulunabileceği konusunda uyarır. Bu ifade The road to hell is paved with good intentions atasözünü çağrıştırır. Bu sürüm, deadly ile peaceful arasındaki karşıtlıktan güç alır. Bu geniş kapsamlı bir uyarıdır; her barışçıl reaktörün kaçınılmaz olarak silah ürettiği iddiası değildir.
Alıştırma
The road to deadly nuclear weapons is always paved with peaceful reactors metaforuna en uygun yorum hangisidir?
- Her barışçıl reaktör kesinlikle bir nükleer silaha dönüşecektir.
- Barışçıl reaktörler silah tesislerine giden yolları fiziksel olarak inşa etmek için kullanılır.
- Barışçıl nükleer teknoloji istemeden tehlikeli silahlar için gerekli koşulların oluşmasına yardımcı olabilir.
Cevabı göster
Barışçıl nükleer teknoloji istemeden tehlikeli silahlar için gerekli koşulların oluşmasına yardımcı olabilir.
Spent nuclear fuel is not only radioactive, Dilbilgisi
1:12Kullanılmış nükleer yakıt sadece radyoaktif değildir,
but also contains extremely poisonous chemical elements like plutonium.
1:15aynı zamanda plütonyum gibi son derece zehirli kimyasal elementler içerir.
not only ... but also ... ile ek vurgu yapmak
not only ... but also ... aynı özne hakkındaki iki savı birbirine bağlar. İlk savın doğru olduğunu belirtir ve ikinci savı ek bir vurguyla sunar; burada yakıtın radyoaktif olduğu ve ayrıca zehirli elementler içerdiği söylenir. Örnekte ilk taraf radioactive sıfatı, ikinci taraf ise contains ... yüklemidir. Bu nedenle anlam açıktır, ancak iki taraf tam olarak paralel değildir. Özenli yazıda biçimleri Spent nuclear fuel not only remains radioactive but also contains poisonous elements. örneğindeki gibi eşleştirmek daha iyidir.
Alıştırma
İkinci sonucu ek bir vurgu olarak sunan eşleşmiş yapıyı tamamlayın: The update ____ fixes the security bug ____ makes the app faster.
Cevabı göster
not only · but also
It loses its harmfulness only slowly over several tens of thousands of years, Dilbilgisi
1:19Zararlılığını on binlerce yıl içinde ancak yavaş yavaş kaybeder,
several tens of thousands of: 10.000'lik birkaç grup
several tens of thousands of ifadesinde several, on binlik birimleri sayar. Bu nedenle miktar, birkaç 10.000'lik gruptan oluşan yaklaşık bir sayıdır; yüz binler değil, on binler düzeyindedir. Sondaki of, miktar ifadesini sayılan şeyle bağlar: several tens of thousands of years. several tens of thousands of visitors gibi ifadeleri de aynı şekilde gruplayarak okuyun.
Alıştırma
"The archive contains several tens of thousands of photographs," cümlesinde ifadeye en uygun tahmin hangisidir?
- Yaklaşık 4.000 fotoğraf
- Yaklaşık 40.000 fotoğraf
- Tam olarak 40.000 fotoğraf
- Yaklaşık 400.000 fotoğraf
Cevabı göster
Yaklaşık 40.000 fotoğraf
which means the extraction of plutonium from spent nuclear fuel.
1:28ki bu kullanılmış nükleer yakıttan plütonyum çıkarılması anlamına gelir.
nükleer endüstride reprocessing
Nükleer endüstride reprocessing, yeniden kullanılabilecek maddeleri ayırmak amacıyla kullanılmış nükleer yakıtın işlenmesini ifade eder. Bu cümlede terim daha dar biçimde, kullanılmış yakıttan plütonyum çıkarılması olarak tanımlanır. which means yan cümlesi, videodaki sade tanımı verir. Bu nedenle reprocessing burada yalnızca bir şeyi yeniden işlemek değil, belirli bir teknik süreçtir.
Alıştırma
Bu cümlede reprocessing ne anlama geliyor?
- Hiçbir şeyi ayırmadan bütün kullanılmış yakıtı depolamak
- Kullanılmış nükleer yakıttan plütonyum çıkarmak
- Yeni yakıtı bir reaktörde ilk kez kullanmak
Cevabı göster
Kullanılmış nükleer yakıttan plütonyum çıkarmak
to build nuclear weapons or to use it as new fuel, Dilbilgisi
1:33nükleer silahlar inşa etmek ya da yeni yakıt olarak kullanmak,
paralel amaç öbekleri olarak to build ... or to use ...
İki to-infinitive öbeği, önceki two purposes ifadesinin içeriğini açıklar. To build nuclear weapons bir amacı, to use it as new fuel ise diğer amacı belirtir; or bunları iki alternatif olarak sunar. İkinci fiilden önce to sözcüğünü tekrarlamak dil bilgisi açısından doğrudur ve iki uzun öbeğin paralel yapılar olarak daha kolay fark edilmesini sağlar. İkinci to atılabilir, ancak korunması listeyi daha açık ve dengeli kılar. Buradaki it, hemen önce sözü edilen plutonium anlamındadır.
Alıştırma
İki paralel amacı tamamlamak için her fiilden önce to bulunan to-infinitive yapıları kullanın: The grant can be used for two purposes: ____ or ____. (buy new computers; train staff)
Cevabı göster
to buy new computers · to train staff
but hardly any of it is used as fuel Dilbilgisi
1:36ancak bunun neredeyse hiçbiri yakıt olarak kullanılmaz
because we don't have the right kind of reactors for that.
1:39çünkü bunun için doğru türde reaktörlerimiz yok.
hardly any of it: neredeyse sıfır miktar
hardly any of it ifadesinde hardly “neredeyse hiç” anlamına gelir, any miktarı belirtir, of it ise daha önce sözü edilen plütonyumun içinden ele alınan kısmı sınırlar. Bu nedenle cümle, bu maddenin neredeyse hiçbirinin yakıt olarak kullanılmadığını söyler; ancak miktar mutlaka tam olarak sıfır değildir. Hardly miktara zaten olumsuza yakın bir anlam verir, bu yüzden İngilizcede normalde ayrıca not kullanılmaz. Bu kalıp hardly any + isim ve hardly any of + belirleyici veya zamir şeklinde başka durumlara aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi “o maddeden neredeyse hiç kalmadı” anlamına gelen bu dersin hedef ifadesiyle tamamlayın: After the sample was tested, ____ was left.
Cevabı göster
hardly any of it
A milligram ... a few kilograms: paralel bir ölçek sıçraması
İki yan cümle de aynı kısa kalıbı kullanır: önce bir miktar, ardından bir sonuç gelir. Bağlacın kullanılmaması tempoyu hızlandırır ve ifadelerin art arda etkili biçimde gelmesini sağlar. Bir miligramın bir kişiyi etkilemesinden kilogramlarla bir silah yapılmasına geçiş, ölçekte keskin bir değişim yaratır. Bu paralel ölçek sıçraması iki olguyu tehlike hakkında güçlü bir sav hâline getirir; buradaki sayılar retorik işlev taşır ve bağlamdan bağımsız, eksiksiz güvenlik bilgileri olarak görülmemelidir.
Alıştırma
İki paralel yan cümlede “a milligram” ile “a few kilograms” ifadelerini eşleştirmenin temel retorik etkisi nedir?
- Dinleyiciyi karşılaştırmaya yöneltmeden birbiriyle ilgisiz iki örnek sunar.
- Malzemenin nasıl kullanılacağına dair dikkatli ve adım adım bir işlem verir.
- İki miktarı iki sonuçla eşleştirerek keskin bir ölçek karşıtlığı yaratır.
Cevabı göster
İki miktarı iki sonuçla eşleştirerek keskin bir ölçek karşıtlığı yaratır.
literally has tons of the stuff just lying around Notlar
1:48kelimenin tam anlamıyla tonlarca bu maddeden etrafta bulunduruyor
“the stuff” ile bilinen bir maddeye günlük dilde gönderme yapmak
Bu cümlede “the stuff”, daha önce konuşulan plütonyuma geri gönderme yapan, günlük dilde bir isim öbeğidir. Stuff tek başına maddenin ne olduğunu belirtmez; dinleyici anlamı bağlamdan çıkarır. Stuff sayılamayan bir isimdir ve the göndermeyi belirli hâle getirir. Burada “the stuff”, genel olarak nükleer atık değil, “hakkında konuştuğumuz o madde” anlamındadır.
Alıştırma
Bir kimyager sızan sıvının soğutma sıvısı olduğunu zaten belirlemiştir. Hangi cümle günlük bir geri göndermeyi doğal biçimde kullanır?
- We need to contain the stuff before it reaches the drain.
- We need to contain the things before it reaches the drain.
- We need to contain the stuffs before it reaches the drain.
Cevabı göster
We need to contain the stuff before it reaches the drain.
Kullanılmadan bırakılan bir şey için “lying around”
Burada “lying around”, “lie around” öbek fiilinin -ing biçimidir. Bir şeyin kullanılmadan, gözetimsiz veya gerektiği gibi ele alınmadan bir yerde kalması anlamına gelir. Nesnelerin gerçekten yerde yatıyor olması gerekmez. “Just”, bir şeyin öylece orada bırakıldığı görüntüsünü güçlendirir. Konuşmacı büyük bir plütonyum stokunu yakıt olarak kullanılmak yerine atıl durumda kalan bir şey gibi sunar. Nesneye ve bağlama göre “lie around”, dağınıklık, ihmal veya değer kaybı hakkında eleştiri, şaşkınlık ya da endişe ifade edebilir.
Alıştırma
Cümleyi “lie around” ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: The boxes have been ____ in the hallway for weeks, unused and unattended.
Cevabı göster
lying around
because reprocessing sounded like a good idea decades ago.
1:51çünkü yeniden işleme on yıllar önce iyi bir fikir gibi geliyordu.
After dumping it into the ocean was forbidden, Dilbilgisi
1:56Okyanusa boşaltılması yasaklandıktan sonra,
“After dumping it into the ocean was forbidden” yapısı
After, dumping it into the ocean was forbidden zaman yan cümlesini başlatır. Bu yan cümlede dumping it into the ocean isim-fiil öbeğinin tamamı was forbidden yapısının öznesidir. Dumping fiilinin nesnesi it'tir. Virgül After yan cümlesini bitirir ve ana cümle we've tried ile başlar. Anlamı “onu okyanusa boşaltma eylemi yasaklandıktan sonra”dır; “onu boşalttıktan sonra o yasaklandı” değildir.
Alıştırma
“After dumping it into the ocean was forbidden, we've tried to bury it,” cümlesinde “was forbidden” yapısının öznesi nedir?
- Yalnızca “the ocean”
- “dumping it into the ocean” öbeğinin tamamı
- “it”
Cevabı göster
“dumping it into the ocean” öbeğinin tamamı
but we can't find a place where it will definitely stay secure for tens of thousands of years.
2:00ama on binlerce yıl boyunca kesinlikle güvende kalacağı bir yer bulamıyoruz.
Over 30 countries operate nearly 400 reactors,
2:0530'dan fazla ülke, yaklaşık 400 reaktör çalıştırıyor,
managing several hundred thousands of tons of nuclear waste,
2:08yüz binlerce ton nükleer atığı yönetiyor,
and only one is currently serious about opening a permanent civilian waste storage,
2:11ve şu anda sadece biri sivil kalıcı atık depolama alanı açma konusunda ciddi,
Geciktirilmiş kimlik açıklaması olarak “tiny Finland”
tiny Finland, only one ifadesinin hangi ülkeyi belirttiğini açıklayan, cümleden ayrılmış bir isim öbeğidir: Söz konusu tek ülke Finlandiya'dır. Uzun açıklamanın sonunda yer aldığı için dinleyici kimliği en son öğrenir. Bu gecikmiş açıklama Finlandiya'yı özellikle vurgular. tiny, ülkenin küçük ölçeği ile taahhüdünün büyüklüğü arasındaki karşıtlığı öne çıkaran bir konuşmacı değerlendirmesidir; ülke adının parçası değildir.
Alıştırma
Cümlenin sonundaki “tiny Finland” ifadesi ne işe yarıyor?
- “only one” ifadesinin kimi belirttiğini bilinçli bir gecikmeden sonra açıklar ve Finlandiya'yı vurgular.
- Finlandiya'nın fiziksel olarak küçücük olduğuna dair ayrı bir iddia başlatır.
- “permanent civilian waste storage” ifadesinin anlamını değiştirir.
Cevabı göster
“only one” ifadesinin kimi belirttiğini bilinçli bir gecikmeden sonra açıklar ve Finlandiya'yı vurgular.
Over 60 years of nuclear power usage, Dilbilgisi
2:21Nükleer enerjinin kullanıldığı 60 yılı aşkın sürede,
Over 60 years ... there have been: bugüne kadarki birikimli kayıt
Over 60 years of nuclear power usage, incelenen zaman aralığını belirler: nükleer enerjinin kullanıldığı altmış yılı aşkın dönem. Buradaki over bir zaman dilimini tanıtır; “altmış yıl sonra” anlamına gelmez. There have been, varlık bildiren there yapısının present perfect biçimidir. Geçmişten bugüne uzanan bir dönemdeki olayları sayar; bu nedenle her kazanın tam olarak ne zaman gerçekleştiğine değil, bugüne kadarki toplam kayda odaklanır.
Alıştırma
Cümleyi present perfect varlık yapısıyla tamamlayın: Over the past decade, ____ several major improvements in battery safety.
Cevabı göster
there have been
Three of those were mostly contained, Anlatım akışı
2:29Bunlardan üçü büyük ölçüde kontrol altına alındı,
but four of them released significant amounts of radioactivity into the environment.
2:31ancak dördü çevreye önemli miktarda radyoaktivite saldı.
Three of those ... but four of them: paralel sayısal karşıtlık
Three of those ve four of them ifadeleri, aynı yedi kazayı iki gruba ayırır. Sayı + of + zamir + yüklem çerçevesinin tekrarlanması paralel bir yapı oluşturur ve sayısal ayrımı izlemeyi kolaylaştırır. Those ve them sözcüklerinin ikisi de daha önce sözü edilen kazalara gönderme yapar. But sonuçları karşı karşıya getirir ve asıl bilgi ağırlığını ikinci gruba yerleştirir: dört kaza radyoaktivite salmıştır. Mostly, contained ifadesinin mutlak anlaşılmasını önler; sonuçlar büyük ölçüde kontrol altına alınmıştır, ancak tamamen ortadan kalkmış ya da mutlaka zararsız değildir.
Alıştırma
Hangi cümle beş denemeyi iki sonuç grubuna en açık biçimde ayırır ve başarısızlıkları vurgular?
- Five test runs had different results.
- Three test runs failed, and there were two successes.
- Two of the test runs succeeded, but three of them failed.
Cevabı göster
Two of the test runs succeeded, but three of them failed.
large areas of land in Russia, Ukraine, and Japan
2:39Rusya, Ukrayna ve Japonya'daki büyük kara alanları
were rendered unfit for human habitation for decades to come. Notlar
2:43önümüzdeki on yıllar boyunca insan yerleşimi için uygunsuz hale getirildi.
were rendered unfit for human habitation ifadesinin anlamı ve yapısı
Bu edilgen yapıda were rendered, “bir duruma gelmesine neden olundu” anlamındadır. Anlaşılan özne large areas of land ifadesidir; unfit for human habitation ise ortaya çıkan durumu açıklayan tümleçtir. Başka cümlelerde kullanılabilecek etken kalıp render + nesne + tümleç şeklindedir. Burada unfit for human habitation, “insanların yaşamasına elverişsiz” demektir; render, “görsel bir görüntü oluşturmak” anlamında kullanılmamıştır.
Alıştırma
Bu resmî rapor cümlesini dersteki fiille tamamlayın: The chemical leak ____ the nearby homes unfit for human habitation.
Cevabı göster
rendered
for decades to come ifadesinin anlamı
For decades to come, “ilgili referans noktasından sonraki onlarca yıl boyunca” anlamına gelir. Bu cümlede referans noktası kazalardan sonraki dönemdir; dolayısıyla ifade, yaşanamaz durumun gelecekte çok uzun süre devam edeceğini vurgular. Başka bağlamlarda da kullanılabilecek kalıp for + süre + to come şeklindedir. Referans noktasından geleceğe doğru uzanması beklenen bir süreyi anlatır; decades sözcüğünün gerçekten bir yere “gelmesi” anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen, geleceğe dönük süreyi tam olarak belirten ifadeyle tamamlayın: The new water system will serve the region ____.
Cevabı göster
for decades to come
highly disputed: ciddi biçimde tartışmalı
Bu cümlede highly disputed, sayı konusunda güçlü ve süregelen bir anlaşmazlık olduğu anlamına gelir. Highly, disputed sözcüğünün derecesini artırır; sayının övüldüğü veya insanların yüksek sesle tartıştığı anlamına gelmez. highly + geçmiş zaman ortacı veya sıfat yapısı, dikkatli ve resmî tartışmalarda yaygındır. Güvenilir kaynakların uzlaşamadığı bir iddia, rakam veya yorum highly disputed olarak nitelenebilir.
Alıştırma
Uzmanların bir tahmin konusunda ciddi biçimde anlaşamadığını en doğal şekilde hangi cümle ifade eder?
- Experts state the historical estimate in a loud voice.
- The historical estimate is highly disputed.
- The historical estimate has received excellent reviews.
Cevabı göster
The historical estimate is highly disputed.
probably lies in the thousands: muhtemelen binler düzeyinde
Burada probably bir tahmin yapıldığını gösterir; lies ise bir değerin sayısal bir aralığa düştüğü veya o aralıkta bulunduğu anlamına gelir. lies fiilinin öznesi önceki The number of deaths ifadesidir. probably lies in the thousands bütünü, kesin bir rakam vermeden toplamın muhtemelen birkaç bin olduğu anlamına gelir. In the thousands kesin bir sayıdan çok büyüklük mertebesini belirtir. Genellikle değeri yaklaşık bin ile on binden az bir aralığa yerleştirir; bağlam bu geniş tahmini daraltabilir.
Alıştırma
'The final cost probably lies in the thousands' cümlesi ne anlama gelir?
- Biri bildirilen bütün maliyetler hakkında yalan söylüyor.
- Nihai maliyet muhtemelen birkaç bindir, ancak kesin tutar belirsizdir.
- Nihai maliyet kesinlikle tam olarak bindir.
Cevabı göster
Nihai maliyet muhtemelen birkaç bindir, ancak kesin tutar belirsizdir.
These disasters happened with nuclear reactors of very different types, Anlatım akışı
2:52Bu felaketler, çok farklı tiplerdeki nükleer reaktörlerle,
reactors of very different types ... and several decades apart: üç boyutlu paralel sıralama
Cümle, savını üç parçalı paralel bir sıralamayla kurar: farklı reaktör türleri, farklı ülkeler ve aralarında onlarca yıl bulunan olaylar. İlk iki boyutta very different ifadesinin tekrarlanması yapıyı eşleştirirken several decades apart zaman boyutunu ekleyerek sıralamayı güçlü biçimde bitirir. Yapı, kanıtın kapsamını teknolojiden yere, oradan da zamana doğru adım adım genişletir. Amaç, felaketlerin tek bir reaktör türüyle, tek bir ülkeyle veya tek bir dönemle sınırlı olmadığını göstermektir. Burada apart, fiziksel olarak parçalara ayrılmayı değil, zaman bakımından ayrı olmayı anlatır.
Alıştırma
Farklı reaktör türlerinin, ülkelerin ve dönemlerin sıralanması nasıl bir etki yaratır?
- Reaktörlerin fiziksel olarak parçalara ayrıldığını açıklar.
- Her felaketin aynı reaktör, yer ve zamanda gerçekleştiğini söyler.
- Felaketlerin üç ayrı boyuta yayıldığını göstererek tek koşula dayanan bir açıklamayı zayıflatır.
Cevabı göster
Felaketlerin üç ayrı boyuta yayıldığını göstererek tek koşula dayanan bir açıklamayı zayıflatır.
Looking at the numbers, we may as well ask ourselves, Anlatım akışı
2:59Rakamlara bakarak, kendimize şunu sorabiliriz,
Looking at the numbers ... may as well ask ourselves ile verilerden soruya geçiş
Looking at the numbers, bir sonraki adımda kullanılacak kanıtı belirten, cümle başındaki bir -ing öbeğidir. Böylece anlatım, verileri sunmaktan bu verilerin ne anlama geldiğini değerlendirmeye geçer. We may as well ask ourselves, bu kanıt karşısında makul ve kaçınılması zor bir tepki olarak düşündürücü bir soruyu ortaya atar. Burada may as well, konuşanın kayıtsız olduğu anlamına gelmez; yaklaşık olarak “gördüklerimize bakılırsa bu soruyu sormak için iyi bir nedenimiz var” demektir.
Alıştırma
Bu geçişte we may as well ask ourselves ne anlama geliyor?
- Konuşan kişi hangi sorunun sorulduğunu önemsemiyor.
- Kanıtlar, sıradaki soruyu gündeme getirmeyi makul hâle getiriyor.
- Konuşan kişi rakamlara bakmak için izin istiyor.
Cevabı göster
Kanıtlar, sıradaki soruyu gündeme getirmeyi makul hâle getiriyor.
be worth + bir bedel: fayda ile riski tartmak
Burada be worth + isim öbeği, bir faydayı onu elde etmek için gereken bedelle karşılaştırır. Değerlendirilen fayda dünya enerji arzının %10'u, öne sürülen bedel ise her 30 yılda bir yaşanacak yıkıcı bir felakettir. Soru, bu faydanın söz konusu bedeli haklı çıkaracak kadar değerli olup olmadığını sorar. Soru biçiminde kalıp be + özne + worth + bedel şeklindedir: Are 10% ... worth a devastating disaster? Belirtilen bedel aşırı ağır olduğunda soru çoğunlukla retorik bir itiraz işlevi görür ve cevabın hayır olduğunu güçlü biçimde ima eder.
Alıştırma
Bu fayda-bedel sorusunu hedef sözcükle tamamlayın: Is saving ten minutes ____ the extra risk?
Cevabı göster
worth
Nükleer felaket adları olarak “Fukushima or Chernobyl”
Bu cümlede Fukushima ve Chernobyl yalnızca yerleri değil, bu yerlerle ilişkilendirilen büyük nükleer kazaları temsil eder. Cümleyi anlamak için gereken temel arka plan, Fukushima Daiichi ve Çernobil'in ciddi nükleer kazalara sahne olmuş olmasıdır. Another, örtük bir olayı niteler: another Fukushima or Chernobyl, benzer türde veya ölçekte başka bir nükleer felaket demektir. Bu, yakından ilişkili bir adı bir olayı belirtmek için kullanma anlamındaki ad aktarmasıdır ve gönderme yaygın biçimde bilindiğinde haberlerde ve yorumlarda sık görülür.
Alıştırma
“The report warns that a similar reactor failure could become another Chernobyl,” cümlesinde “another Chernobyl” ne anlama gelir?
- Adı yine Çernobil olan başka bir şehir
- Benzer türde veya ölçekte başka bir nükleer felaket
- Çernobil şehrinde kurulmuş bir reaktör
Cevabı göster
Benzer türde veya ölçekte başka bir nükleer felaket
say no more? ile tolere edilen riske sınır koymak
Bu soruda say no more, “daha fazla riskin kabul edilemeyeceğini ilan etmek”, yani artık yeter diye karar vermek anlamındadır. Varsayılan kirlenme düzeyi, insanların tehlikeye daha fazla maruz kalmayı reddetmesine yol açacaktır. Bağlamda no more, daha fazla açıklamayı değil, ek kirlenmeyi veya kazaları belirtir. How much ya da how many ... before we say no more? gibi bir soru, hoşgörünün nerede bittiğini sorar.
Alıştırma
Hangi cümlede say no more, insanların zarara tahammül etmeyi bıraktığı noktayı gösterir?
- How many safety rules must be broken before we say no more?
- After answering one question, Mia said nothing more.
- Say no more—I understand the plan.
Cevabı göster
How many safety rules must be broken before we say no more?
Where is the line? kabul edilebilir sınır benzetmesi
Burada the line, insanların kabul edeceği risk düzeyi ile reddedeceği düzey arasındaki hayalî sınırdır. Where is the line? kabulün hangi noktada sona ermesi gerektiğini sorar. Bu sınır benzetmesi birçok tartışmayı düzenlemek için kullanılabilir: olası sonuçları bir ölçeğe yerleştirin, ardından kabul edilebilir tarafın nerede bittiğini ve kabul edilemez tarafın nerede başladığını sorun.
Alıştırma
Bir yönetici ara sıra geç kalmayı kabul ediyor, ancak geç kalmanın ne zaman kabul edilemez hâle geldiğini sormak istiyor. Hangi soru sınır benzetmesini kullanır?
- Who drew the line on the floor?
- How long is the line?
- Where is the line?
Cevabı göster
Where is the line?
risks may outweigh the benefits: riskler faydalardan daha ağır basabilir
Bu cümlede outweigh, bir karşılaştırmada “-den daha önemli veya ciddi olmak” anlamına gelir. Risklerin olumsuz etkisinin faydaların olumlu değerinden daha büyük olduğu düşünülür; fiziksel bir tartımdan söz edilmez. May, sonucu kesin değil ihtiyatlı hâle getirir. risks may outweigh the benefits kalıbı, bir eylemi gerçekleştirmenin buna değip değmeyeceğini değerlendirirken kullanılabilir.
Alıştırma
Olası zararın avantajlardan daha önemli olabileceğini anlatan cümle hangisidir?
- The risks may support the benefits.
- The risks may depend on the benefits.
- The risks may outweigh the benefits.
Cevabı göster
The risks may outweigh the benefits.
for good: kalıcı olarak
Burada for good, “kalıcı olarak” ya da “bir daha geri dönmemek üzere” anlamına gelen bir deyimdir. drop this technology ifadesini niteler; dolayısıyla öneri, teknolojiyi bırakıp ona bir daha dönmemektir. Anlamı for + good sözcüklerini tek tek çevirerek kurmayın. Bu kalıpta good, yarar veya ahlaki bir amaç anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede for good “kalıcı olarak” anlamında kullanılmıştır?
- After years of repairs, the old theater closed for good.
- She bought flowers for the good of the community.
- He studied hard for a good result.
Cevabı göster
After years of repairs, the old theater closed for good.
If you want to hear the other side of the argument Kalıp ifadeler
3:30Argümanın diğer tarafını duymak
or a short introduction to nuclear energy,
3:32veya nükleer enerjiye kısa bir giriş yapmak isterseniz,
bir tartışmadaki karşıt görüş
Bu cümlede the other side of the argument, o anda sunulan görüşe karşı olan bakış açısını ifade eder. Side burada mecazidir: fiziksel bir tarafı değil, tartışmadaki bir konumu anlatır. Argument burada gerekçeli bir savı ya da farklı görüşlerin karşı karşıya geldiği bir tartışmayı ifade eder; mutlaka hararetli bir kavga anlamına gelmez. Bu ifade, konuşanın dinleyicileri birden fazla görüşü değerlendirebilmeleri için karşıt bakış açısına yönlendirdiğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede hedef ifade bir tartışmadaki karşıt görüşü belirtmek için kullanılmıştır?
- Their argument became loud and personal.
- The other side of the street gets more sunlight.
- The other side of the argument deserves a fair hearing.
Cevabı göster
The other side of the argument deserves a fair hearing.