Bir sayma bulmacasına verilen en beklenmedik yanıt: İngilizce çalışma notları

3Blue1Brown

Öğrenme zorluğu
852 kelime 194 kel/dk

Video özeti: İdeal çarpışmalar pi rakamlarını verir; enerji gizli bir çembere işaret eder. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “too good to be true.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: sonucu yanlış saymadan hayreti anlayın ve ifadeyi inanılmaz kusursuz sonuçlar için kullanın. 2. “both for being the most elegant and for being the most comically inefficient.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: paralel nedenleri izleyin ve zarafet ile gülünç verimsizliği karşılaştırmak için for being yapısını tekrarlayın. 3. “Where there is pi, there is a hidden circle.” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ana fikri akılda tutan ve açıklamayı haber veren özdeyiş biçimindeki tezi tanıyın.

Bu derste

Sometimes math and physics conspire in ways that just feel too good to be true. Deyimler

0:01

Bazen matematik ve fizik, gerçek olamayacak kadar iyi hissettiren şekillerde bir araya gelir.

Deyimler

Too good to be true: biraz şüphe içeren şaşkınlık

Too good to be true, bir şeyin inanılması zor olacak kadar iyi veya kusursuz olduğunu anlatan bir deyimdir. Çoğu zaman şüphe içerir, ancak bir şeyin kesinlikle sahte ya da dolandırıcılık olduğu anlamına gelmez. Burada ifade, matematik ile fiziğin son derece düzgün biçimde uyuşmasına duyulan şaşkınlığı ve inanamama hissini gösterir. Sonucu reddetmek yerine merak uyandırır.

Alıştırma

“İnanılması zor olacak kadar iyi” anlamındaki beş sözcüklü deyimle cümleyi tamamlayın: The deal includes a new laptop for one dollar, so it sounds ____.

Cevabı göster

too good to be true

Let's play a strange sort of mathematical croquet. Kültür

0:08

Hadi tuhaf bir tür matematiksel kroket oynayalım.

Kültür

Eğlenceli bir benzetme olarak mathematical croquet

Kroket, oyuncuların tokmaklarla toplara vurup onları çim üzerinde, çoğu zaman küçük çemberlerden geçirerek hareket ettirdiği bir açık hava oyunudur. Mathematical croquet, bu açıklama için yeni oluşturulmuş eğlenceli bir benzetmedir; bir matematik dalının adı değildir. Nesneleri bir oyundaki toplar gibi hareket ederken ve birbirine çarparken hayal etmenizi sağlayarak modeli gözünüzde canlandırmayı kolaylaştırır.

Alıştırma

“Let's play a strange sort of mathematical croquet,” cümlesinde mathematical croquet ne anlama gelir?

  1. Matematiksel nesneleri oyun topları gibi hareket edip çarpışırken hayal etmemize yardım eden eğlenceli bir benzetme
  2. Sabit kroket kuralları bulunan resmi bir matematik dalı
  3. Bir modelle ilgisi olmayan gerçek bir açık hava kroket maçı
Cevabı göster

Matematiksel nesneleri oyun topları gibi hareket edip çarpışırken hayal etmemize yardım eden eğlenceli bir benzetme

We're going to have two sliding blocks and a wall.

0:11

İki kayan bloğumuz ve bir duvarımız olacak.

The first block starts by coming in at some velocity from the right

0:14

İlk blok sağdan belirli bir hızla gelerek başlarken,

while the second one starts out stationary.

0:17

ikinci blok başlangıçta hareketsiz duruyor.

Being overly idealistic physicists, Dilbilgisi

0:19

Aşırı idealist fizikçiler olarak,

let's assume that there's no friction and all of the collisions are perfectly elastic, Kelime

0:21

sürtünmenin olmadığını ve tüm çarpışmaların mükemmel esnek olduğunu varsayalım,

which means no energy is lost.

0:26

ki bu da hiç enerji kaybı olmadığı anlamına gelir.

Dilbilgisi

Being overly idealistic physicists: cümle başındaki ortaç yan cümlesi

Being overly idealistic physicists, cümlenin başında yer alan bir ortaç yan cümlesidir. Buradaki Being, zaten var olan bir durumu anlatır ve varsayımın nedenini ya da bakış açısını verir; yaklaşık olarak “Because we are overly idealistic physicists” anlamındadır. Örtük öznesi, let's yapısının içinde bulunan we öznesidir. İfade, şakacı bir öz eleştiri taşır. Overly idealistic, konuşanların gerçeği basitleştirdiklerinin farkında olduklarını gösterir; fizikçiye dönüşmekte oldukları anlamına gelmez.

Alıştırma

Baştaki Being ifadesinin anlattığı kişileri ana cümlenin de örtük öznesi yapan cümle hangisidir?

  1. Being careful planners, the route should be checked once more.
  2. Being careful planners, one more check of the route is useful.
  3. Being careful planners, let's check the route once more.
Cevabı göster

Being careful planners, let's check the route once more.

Kelime

Çarpışma fiziğinde perfectly elastic

Fizikte esnek çarpışma, sistemin toplam kinetik enerjisinin, yani hareket enerjisinin, çarpışmadan önce ve sonra aynı kaldığı çarpışmadır. Perfectly, açıklamada ideal bir sınırın kullanıldığını vurgular: Kinetik enerjinin hiçbir bölümü ısıya, sese, şekil değişimine veya başka bir biçime dönüşmez. Burada elastic, esneyebilen bir malzemeyi değil, çarpışmaları anlatır. Ardından gelen which means no energy is lost sözleri basitleştirilmiş bir açıklama verir; daha kesin olarak, esnek çarpışmada korunan büyüklük kinetik enerjidir.

Alıştırma

İdeal bir modelde iki top çarpışıyor ve toplam kinetik enerjileri değişmiyor. Bu çarpışmaya hangi tanım uyar?

  1. perfectly inelastic
  2. inelastic
  3. perfectly elastic
Cevabı göster

perfectly elastic

The astute among you might complain that such collisions would make no sound, Ton ve niyet

0:28

Aranızdaki zeki olanlar, bu tür çarpışmaların ses çıkarmayacağından şikayet edebilir,

Ton ve niyet

Dinleyicilere yönelik retorik bir hitap olarak The astute among you

The astute among you, “bu dinleyici topluluğundaki özellikle keskin görüşlü kişiler” anlamına gelir. Astute ayrıntıları çabucak fark eden veya anlayan birini anlatır; among you ise grubu dinleyicilerin yalnızca bir bölümüyle sınırlar. Burada ifade ciddi bir sınıflandırma değil, dinleyicilere yönelik söz sanatı niteliğinde bir hitaptır. Konuşmacı, dikkatli dinleyicilerin olası itirazını dile getirmeden önce onlara hafifçe iltifat eder; böylece görüş ayrılığı daha dostça ve kapsayıcı görünür.

Alıştırma

Konuşmacı bu cümlede “The astute among you” ifadesini kullanarak ne yapıyor?

  1. Tüm dinleyicileri açık bir gerçeği kaçırmakla suçlamak
  2. Dikkatli dinleyicilere hafifçe iltifat edip itirazlarını önceden dile getirmek
  3. Dinleyicileri kalıcı yetenek gruplarına resmî olarak ayırmak
Cevabı göster

Dikkatli dinleyicilere hafifçe iltifat edip itirazlarını önceden dile getirmek

but your goal here is gonna be to count how many collisions take place.

0:32

ancak buradaki amacınız kaç çarpışma olduğunu saymak olacak.

So, in slight conflict with that assumption, Kalıp ifadeler

0:36

Bu yüzden, bu varsayımla biraz çelişse de,

I want to leave a little clack sound to better draw your attention to that count. Kalıp ifadeler

0:38

sayıma dikkatinizi daha iyi çekmek için küçük bir tık sesi bırakmak istiyorum.

Kalıp ifadeler

Küçük bir tutarsızlık için in slight conflict with that assumption

To be in conflict with something, bir şeyle tutarsız veya uyumsuz olmak demektir. Buradaki that assumption, çarpışmaların ses çıkarmadığı yönündeki önceki ideal varsayımdır; ancak konuşmacı sayma işareti olarak bir tık sesi bırakmayı seçer. Slight, uyumsuzluğun boyutunu sınırlar: konuşmacı küçük ve uygulamaya dönük bir tutarsızlığı kabul eder; kişisel bir tartışmadan veya bütün varsayımın yanlış olduğunun kanıtından söz etmez. Tekrar kullanılabilir X is in conflict with Y kalıbı, bir eylemi, sonucu veya iddiayı bir kural, varsayım ya da gereklilikle karşılaştırır.

Alıştırma

Cümleyi “biraz tutarsız” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın. The extra fee is ____ the claim that the event is free.

Cevabı göster

in slight conflict with

Kalıp ifadeler

draw your attention to: dikkati bir şeye yöneltmek

draw your attention to ifadesinde draw, “resim çizmek” değil, “yönlendirmek” anlamına gelir. Yapı draw + dikkati yönlendirilen kişi + attention + to + fark edilmesi gereken şey şeklindedir. Burada konuşmacı, “tak” sesinin izleyicinin sayımı daha net fark etmesini amaçladığını söylüyor. Bu ifade sunumlarda, açıklamalarda veya yazılarda önemli bir ayrıntıyı belirtmek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Bir dinleyici grubunun dikkatini bilinçli olarak tek bir ayrıntıya yönlendiren yapıyı hangi cümle doğru kullanıyor?

  1. Please pay your attention to the final column.
  2. Please draw the final column to your attention.
  3. Please draw your attention to the final column.
Cevabı göster

Please draw your attention to the final column.

The simplest case is when both blocks have the same mass.

0:42

En basit durum, her iki bloğun da aynı kütleye sahip olmasıdır.

The first block hits the second,

0:45

İlk blok ikinciye çarpar,

transferring all of its momentum, Kelime

0:46

tüm momentumunu ona aktarır,

Kelime

transferring all of its momentum: tüm momentumunu aktarmak

transferring all of its momentum şeklindeki -ing öbeği, ilk blok ikinciye çarptığında ne olduğunu anlatır. Its ilk bloğu gösterir; all of ise bu basitleştirilmiş örnekte ilk bloğun momentumunun hiçbir kısmının onda kalmadığını belirtir. Fizikte momentum, kütle × hızdır. Transfer momentum, bir etkileşim sırasında bu niceliği bir nesneden diğerine aktarmak demektir. Buradaki momentum fiziksel bir niceliktir; gündelik dildeki ilerleme veya artan güç anlamında değildir.

Alıştırma

Bir fizik açıklamasında p = mv niceliğinin birinci diskten ikinci diske geçtiğini hangi cümle söyler?

  1. During the collision, the first puck exerts a force on the second.
  2. During the collision, the first puck gains momentum from the second.
  3. During the collision, the first puck transfers its momentum to the second.
Cevabı göster

During the collision, the first puck transfers its momentum to the second.

then the second one bounces off the wall Öbek fiiller

0:48

sonra ikinci blok duvardan seker

Öbek fiiller

bounce off: bir yüzeye çarpıp geri sekmek

bounce off ifadesinde bounce, bir yüzeye çarpıp geri sekmeyi; off ise temastan sonra yüzeyden uzaklaşmayı anlatır. Burada bounces off the wall, ikinci cismin duvara çarpıp yön değiştirdiği anlamına gelir; duvar boyunca hareket ettiği ya da duvarı zıplattığı anlamına gelmez. Kalıp bounce off + yüzey veya nesne şeklindedir: The ball bounced off the fence.

Alıştırma

Dersin ifadesini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: A rubber ball hit the garage door and came back toward me. It ____ the door.

Cevabı göster

bounced off

and then transfers all of its momentum back to the first,

0:51

ve ardından tüm momentumunu tekrar ilk bloğa aktarır,

which then sails off towards infinity.

0:53

ki bu blok da sonrasında sonsuzluğa doğru süzülür gider.

Three total clacks.

0:55

Toplam üç tık sesi.

What about if the first block was 100 times the mass of the second one?

0:57

Peki ya ilk blok, ikinci bloğun kütlesinin 100 katı olsaydı?

I promise I will explain to you all the relevant physics in due course. Kalıp ifadeler

1:01

Söz veriyorum, zamanı geldiğinde size ilgili tüm fiziği açıklayacağım.

Kalıp ifadeler

in due course: daha sonra, uygun zamanda

In due course, olaylar ilerlerken uygun zaman geldiğinde anlamına gelir. Bir şeyin daha sonra gerçekleşeceğine dair söz verir ancak kesin bir tarih ya da son tarih belirtmez. Bu cümlede konuşmacı fizik açıklamasını ertelerken dinleyiciye bu açıklamanın daha sonra mutlaka yapılacağı konusunda güvence verir. İfade, açıklamanın sonraki bir aşamasını işaretleyerek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

Uygun bir zamanda daha sonra anlamına gelen ders ifadesiyle resmî güncellemeyi tamamlayın: The complete schedule will be shared ____.

Cevabı göster

in due course

It's not entirely obvious how you would predict the dynamics here, Ton ve niyet

1:05

Buradaki dinamikleri nasıl tahmin edeceğiniz tam olarak belli değil,

Ton ve niyet

Yumuşatılmış bir yargı olarak not entirely obvious

Burada not entirely obvious, dinamikleri tahmin etme yolunun tam olarak açık veya kolayca görülebilir olmadığı anlamına gelir. Konuşmacı gerçek bir zorluğu kabul eder, ancak tahmin yapmanın imkânsız olduğunu ileri sürmez. entirely sözcüğü not sözcüğünün kapsamı içinde olduğu için ifade kısmi olumsuzluk bildirir: “tamamen açık değil.” Bazı ipuçlarının ya da uygulanabilir bir yöntemin bulunabileceği ihtimalini açık bırakır.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen üç sözcüklü yumuşatıcı ifadeyle tamamlayın: From this chart alone, it's ____ why sales fell.

Cevabı göster

not entirely obvious

but in the spirit of getting to the punchline, Notlar

1:08

ama sadede gelmek adına,

Kalıp ifadeler

in the spirit of + isim veya -ing biçimi

In the spirit of + isim veya -ing biçimi, “bir ilke, tutum ya da amaç doğrultusunda” anlamına gelir. Bu cümlede getting to the punchline, yön veren amacı, yani asıl sonuca hızlıca ulaşmayı belirtir. Bu ifade, konuşmacının neden belirli bir yaklaşım seçtiğini açıklar. Buradaki spirit mecazidir; hayalet ya da alkol değil, amaçlanan tutum veya ortak bir ilke anlamına gelir.

Alıştırma

Cümleyi “bu ilkenin rehberliğinde” anlamındaki derste geçen sabit ifadeyle tamamlayın: ____ fairness, we will give every team the same amount of time.

Cevabı göster

In the spirit of

Deyimler

Getting to the punchline: temel sonuca ulaşmak

Punchline, gerçek anlamıyla bir şakanın asıl sürprizini veren son bölümüdür. Buradaki getting to the punchline ise mecazdır: en şaşırtıcı veya önemli sonuca hızla geçmek anlamına gelir. in the spirit of getting to the punchline ifadesi, temel sonuca daha çabuk ulaşmak için bazı giriş bilgilerinin atlanacağını bildirir.

Alıştırma

“Let's get to the punchline: the test worked,” cümlesinde get to the punchline ne anlama gelir?

  1. Konuyla ilgisiz bir şakaya başlamak
  2. Doğrudan temel sonuca geçmek
  3. Bir şeye yumrukla vurmak
Cevabı göster

Doğrudan temel sonuca geçmek

let's watch what happens.

1:10

hadi ne olacağını izleyelim.

The second one will keep bouncing back and forth between the wall and the first block 100 times its mass, Kalıp ifadeler

1:11

İkinci blok, duvar ile kendi kütlesinin 100 katı olan ilk blok arasında ileri geri sekmeye devam edecek,

Kalıp ifadeler

Keep bouncing back and forth: ileri geri sekmeye devam etmek

Keep + fiilin -ing biçimi, bir eylemin sürdüğünü veya tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Bu nedenle keep bouncing, bloğun yalnızca bir kez sekmediği anlamına gelir. Back and forth, zıt yönlerde veya iki yer arasında dönüşümlü hareketi anlatır. Keep bouncing back and forth bir bütün olarak, bir taraftan diğerine süren bir dizi sekmeyi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi keep fiilinin geçmiş biçimi, swing fiilinin -ing biçimi ve back and forth ile tamamlayın: The pendulum ____ until it stopped.

Cevabı göster

kept swinging back and forth

like a satisfying game of Breakout, Kültür

1:16

tıpkı tatmin edici bir Breakout oyunu gibi,

Kültür

tatmin edici bir Breakout oyunu gibi

Burada baş harfi büyük yazılan Breakout, klasik bir arcade video oyununun adıdır. Bir top raketten ve duvarlardan sekerek blok sıralarına tekrar tekrar çarpar. Bu benzetme, hızlı bir ileri geri hareketi ve düzenli bir çarpışma zincirini gözünüzde canlandırmanızı sağlar. Satisfying, bu sekmelerin görsel ritminin hoş hissettirdiğini anlatır; iki durumun tamamen aynı kurallara uyduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu benzetmede Breakout nasıl bir görüntüyü canlandırır?

  1. Kilitli bir odadan kaçan biri
  2. Sürekli sekip bloklara çarpan bir arcade oyunu topu
  3. Hiç çarpışma olmadan duvar yapan bir karakter
Cevabı göster

Sürekli sekip bloklara çarpan bir arcade oyunu topu

slowly and discreetly redirecting that first block's momentum to point in the opposite direction.

1:18

ilk bloğun momentumunu yavaşça ve sezdirmeden ters yöne yönlendirecek.

In total,

1:24

Toplamda,

there will be 31 collisions before each block is sliding off towards infinity,

1:25

her bir blok sonsuzluğa doğru kayıp gitmeden önce 31 çarpışma olacak,

never to be touched again. Dilbilgisi

1:29

ve bir daha asla birbirlerine temas etmeyecekler.

Dilbilgisi

edilgen sonuç olarak never to be touched again

never to be touched again ifadesinin örtük öznesi her bir bloktur. İfade, blok uzaklaştıktan sonraki sonucu ekler: o blok bir daha hiçbir şeyle temas etmeyecektir. never to be + past participle kalıbı, daha sonraki bir sonucu veya kaderi kısa biçimde anlatan edilgen mastar yapısıdır. be touched edilgen olduğu için blok eyleme maruz kalır; dokunma eylemini yapan taraf değildir.

Alıştırma

Uzay aracına bir daha hiç kimsenin dokunmayacağı anlamına gelen tam edilgen sonuç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The spacecraft drifted beyond reach, ____.

Cevabı göster

never to be touched again

What if the first block was 10,000 times the mass of the second one?

1:31

Peki ya ilk blok ikinci bloğun kütlesinin 10.000 katı olsaydı?

In that case,

1:35

Bu durumda,

there would be quite a few more clacks,

1:36

çok daha fazla tık sesi olurdu,

all happening very rapidly at one point.

1:38

ve hepsi bir noktada çok hızlı bir şekilde gerçekleşirdi.

Adding up in all to 313 total collisions. Öbek fiiller

1:45

Toplamda tam 313 çarpışmaya ulaşırdı.

Öbek fiiller

Adding up in all to: nihai toplamı belirtmek

Adding up ... to 313, birleştirilen sayının sonuçta 313'e ulaştığı anlamına gelir. Yeniden kullanılabilir kalıp add up to + sayı ya da miktar şeklindedir. Buradaki -ing biçimi adding up, birleşik sonucu anlatır. In all, “toplamda” vurgusu yapmak için add up to kalıbının arasına girmiştir. Kalıbı değiştirmez: to bir yer veya yönü değil, nihai toplamı getirir.

Alıştırma

Cümleyi add up to ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After Mia counted all her coins, they ____ twelve dollars.

Cevabı göster

added up to

Well, actually, hang on. Ton ve niyet

1:48

Şey, aslında, bir saniye.

Ton ve niyet

Well, actually, hang on: kendini düzeltmek için duraklamak

Well tereddütü veya yön değişikliğini belirtir. Actually, konuşanın az önce söylediği şeyi düzelteceğini bildirir; hang on ise kısa bir süre beklenmesini ister. Bu üç söylem belirteci birlikte anlık bir öz düzeltme gösterir: konuşan, önceki sonucun yanlış olabileceğini fark etmiştir ve onu değiştirmek üzeredir. Buradaki hang on “bekle” anlamındadır; fiziksel olarak bir şeyi tutmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir konuşmacı 'The answer is 52—well, actually, hang on.' diyor. Ne anlatıyor?

  1. Olası bir hata fark etmiştir ve düzeltmeden önce biraz zaman istemektedir.
  2. Birinin bir nesneyi sıkıca tutmasını istemektedir.
  3. 52'nin nihai cevap olduğundan emindir.
Cevabı göster

Olası bir hata fark etmiştir ve düzeltmeden önce biraz zaman istemektedir.

Wait for it. Ton ve niyet

1:50

Bekleyin.

Ton ve niyet

Wait for it: açıklamadan önce kullanılan merak işareti

Burada Wait for it, merak ve beklenti yaratan bir işarettir. Konuşan kişi, bir açıklama, esprinin vurucu kısmı veya şaşırtıcı bir sonuç gelmek üzere olduğu için dinleyiciden henüz tepki vermemesini ve dikkatini sürdürmesini ister. Buradaki it belirli bir nesneyi değil, beklenen önemli anı genel olarak gösterir. İfadenin tekrarlanması bekleyişi uzatıp sonucun etkisini artırabilir.

Alıştırma

Merak uyandıran ifadeyi tamamlayın: The card trick looks finished, but the magician smiles and says, '____.' A surprise is about to happen.

Cevabı göster

Wait for it

Wait for it.

1:52

Bekleyin.

Okay, 314 clacks.

1:56

Tamam, 314 tık sesi.

If the first block was 1 million times the mass of the other,

1:59

Eğer ilk blok diğerinin kütlesinin 1 milyon katı olsaydı,

then again,

2:02

o zaman yine,

with all of our crazy idealistic conditions,

2:03

tüm o çılgın idealist koşullarımızla birlikte,

almost all of the clacks happened in one big burst,

2:05

tık seslerinin neredeyse tamamı tek bir büyük patlama şeklinde gerçekleşir

this time resulting in a total of 3,141 collisions.

2:08

ve bu sefer toplam 3.141 çarpışmayla sonuçlanırdı.

Perhaps you see the pattern here,

2:13

Belki buradaki örüntüyü fark etmişsinizdir,

though it's forgivable if you don't since it defies all expectation. Notlar

2:15

gerçi fark etmediyseniz de affedilebilir çünkü bu tüm beklentilere meydan okuyan bir durum.

Ton ve niyet

though it's forgivable if you don't: bir meydan okumadan sonra rahatlatma

Bu cümlede though it's forgivable if you don't, dinleyeni rahatlatan kısa bir ara sözdür. Though bir ödünleme kurar: dinleyicinin örüntüyü görme ihtimalinden, görememesinin de anlaşılır olduğu karşıtlığına geçer. you don't ifadesinde see the pattern atılır, çünkü söz konusu eylem önceki bölümden zaten bellidir. Forgivable burada hafif ve biraz şakacı bir tondadır; dinleyiciyi ciddi bir hata yapmakla suçlamaz. Konuşan kişi, karşısındakinin utanmasını azaltırken meydan okuma hissini korur.

Alıştırma

Bir öğretmen sınıfa çok zor bir örüntü gösteriyor. Hangi cümle hem bir meydan okuma sunar hem de örüntüyü göremeyen kişiyi rahatlatır?

  1. The pattern is obvious, so you should see it by now.
  2. You may see the pattern, though it's forgivable if you don't.
  3. I doubt anyone will see the pattern, so there is no point in trying.
Cevabı göster

You may see the pattern, though it's forgivable if you don't.

Kalıp ifadeler

defies all expectation: tüm beklentilere ters düşmek

Burada “defies all expectation”, sonucun insanların normalde tahmin edeceği şeyin çok tersine çıkması demektir. “Defies”, bir kişiye açıkça karşı gelmeyi değil, bir sonucun beklentiyle uyuşmamasını anlatır. “All” şaşkınlığı güçlü biçimde vurgular: örüntü yalnızca sıra dışı görünmez, beklenen sonucu altüst eder. Bu ifade şaşırtıcı bulguları, verileri veya performansları anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bu nottaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: The result ____, so the team checked the experiment again.

Cevabı göster

defied all expectation

When the mass of that first block is some power of 100 times the mass of the second, Kelime

2:19

İlk bloğun kütlesi, ikinci bloğun kütlesinin 100'ün bir kuvveti katı olduğunda,

the total number of collisions have the same digits as pi. Dilbilgisi

2:23

toplam çarpışma sayısı pi sayısı ile aynı basamaklara sahip oluyor.

Kelime

some power of 100: 100'ün belirli olmayan bir kuvveti

Bu matematik bağlamında “some power of 100”, belirtilmemiş belirli bir negatif olmayan tam sayı üs n için 100^n anlamına gelir. Burada kullanılan dizide ilgili değerler arasında 100, 10.000 ve 1.000.000 bulunur. “Some”, “belirli fakat hangisi olduğu söylenmemiş” demektir; “yaklaşık” anlamına gelmez. İfadenin tamamı “times the mass” bölümünü niteler; yani ilk bloğun kütlesi bu üstel çarpanlardan biriyle çarpılır.

Alıştırma

“The first mass is some power of 100 times the second mass,” cümlesinde bu örüntüye göre “some power of 100” hangi değerleri belirtebilir?

  1. 98, 101 veya 103 gibi sayılar
  2. 300 veya 700 gibi 100'ün herhangi bir katı
  3. 100, 10.000 veya 1.000.000
Cevabı göster

100, 10.000 veya 1.000.000

Dilbilgisi

the total number of collisions has: number ile özne-fiil uyumu

the total number of collisions öznesinin temel ismi tekil olan number sözcüğüdür. of collisions grubu yalnızca neyin sayıldığını belirtir; bu yüzden fiilin biçimini belirlemez. Dolayısıyla standart İngilizcede has kullanılmalıdır: the total number of collisions has the same digits as pi. Özgün konuşma cümlesinde have kullanılıyor. Bu kullanım doğaçlama konuşmada anlaşılır olsa da standart özne-fiil uyumuna uymaz. Bir of grubu temel isimle fiilin arasına girdiğinde, fiili seçmeden önce temel ismi bulun.

Alıştırma

Öznenin temel ismiyle uyumlu fiili yazarak cümleyi tamamlayın: The total number of visitors ____ increased this year.

Cevabı göster

has

This absolutely blew my mind when it was first shared with me. Deyimler

2:28

Bu benimle ilk paylaşıldığında aklımı başımdan almıştı.

Deyimler

blew my mind: güçlü bir şaşkınlık

Blew my mind, blow someone's mind ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bir şeyin beni son derece şaşırttığını veya çok etkilediğini anlatan bir deyimdir. Gerçekte hiçbir şey patlamaz; konuşan kişi yoğun bir tepkiyi anlatır. Bu cümlede konuşan kişi, kendisiyle paylaşılan gerçeğin konuya bakışını değiştirecek kadar şaşırtıcı olduğunu söylüyor. Deneyimi yaşayan kişi değiştiğinde my yerine başka bir iyelik sözcüğü kullanın: blew her mind, blew our minds.

Alıştırma

Cümleyi blow my mind ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The optical illusion completely ____.

Cevabı göster

blew my mind

Credit to the viewer Henry Cavill for introducing me to this fact, Anlatım akışı

2:31

Beni bu gerçekle tanıştıran izleyicim Henry Cavill'e teşekkürler;

Anlatım akışı

Credit to X for Y: bir katkıyı sahibine atfetmek

Credit to X for Y, bir katkı için takdiri kimin hak ettiğini açıkça belirtir. Burada X, izleyici Henry Cavill; Y ise konuşmacıyı bu gerçekle tanıştırmasıdır. Bu atıf, konuşmacının anlatımıyla izleyicinin katkısını birbirinden ayırır. Buradaki credit; para, kredi veya ders kredisi değil, takdir ve katkıyı belirtme anlamındadır.

Alıştırma

Credit to ... for ... kalıbıyla bu açık teşekkür ifadesini tamamlayın: ____ the sound engineer ____ catching the mistake.

Cevabı göster

Credit to · for

which was originally discovered by the mathematician Gregory Galperin in 1995 and published in 2003.

2:34

ki bu orijinal olarak 1995 yılında matematikçi Gregory Galperin tarafından keşfedilmiş ve 2003 yılında yayımlanmıştı.

Part of what I love about this is that if ever there were Olympic games for algorithms that compute pi, Notlar

2:41

Bu konuda en sevdiğim şeylerden biri, eğer pi sayısını hesaplayan algoritmalar için bir Olimpiyat oyunları düzenlenseydi,

this one would have to win medals both for being the most elegant and for being the most comically inefficient. Dilbilgisi

2:47

bunun hem en zarif hem de komik derecede en verimsiz algoritma olduğu için madalyalar kazanacak olması.

Dilbilgisi

if ever there were ... this one would have to: vurgulu bir varsayım

If ever there were + isim öbeği, “böyle bir şey gerçekten var olsaydı” anlamında hayalî ve uç bir durum oluşturur. Bu cümlede were, durumun gerçeklikten uzak veya gerçek dışı olduğunu gösterirken ever vurguyu artırır; bu oyunların geçmişte gerçekten düzenlendiği anlamına gelmez. Ana cümledeki this one would have to win medals, hayalî durumun içinde algoritmanın açıkça madalyayı hak edeceğini söyler. İki bölüm birlikte, algoritmalar için Olimpiyat Oyunları'nın gerçekten var olduğunu ileri sürmeden güçlü ve eğlenceli bir değerlendirme oluşturur.

Alıştırma

Vurgulu varsayım yapısını kullanarak bu eğlenceli övgüyü tamamlayın: ____ a prize for patient teachers, Ms. Lee ____ win it.

Cevabı göster

If ever there were · would have to

Deyimler

“Olympic games for algorithms that compute pi” ile “win medals” arasındaki uzatılmış metafor

Burada “Olympic games for algorithms that compute pi” hayalî bir yarışma kurar. Algoritmalar gerçek bir spor etkinliğine katılmaz; konuşmacı, pi sayısını hesaplamanın farklı yollarını sıralamaya giren sporcular gibi ele alır. “Win medals” bu yarışma metaforunu sürdürür. Algoritmanın gerçek madalyalar alacağı değil, birden fazla kategoride en yüksek takdiri hak edeceği anlamına gelir. Bu uzatılmış metafor, güçlü bir değerlendirmeyi canlı ve eğlenceli hâle getirir.

Alıştırma

Konuşmacı, algoritmanın hayalî Olimpiyatlarda “win medals” diyeceğini söylerken neyi kastediyor?

  1. Özellikleri olağanüstü derecede dikkat çekici olduğu için birkaç kategoride en yüksek takdiri kazanırdı.
  2. Diğer bütün algoritmaların çalışmasını durdururdu.
  3. Gerçek bir Olimpiyat etkinliğindeki puanları hesaplamak için kullanılırdı.
  4. Sporculardan gerçek madalyalar alırdı.
Cevabı göster

Özellikleri olağanüstü derecede dikkat çekici olduğu için birkaç kategoride en yüksek takdiri kazanırdı.

Dilbilgisi

“both for being A and for being B” paralel kalıbı

“Both for being A and for being B”, aynı sonucun iki paralel nedenini sunar. Burada both ilk “for being” ifadesinden önce gelir; and bağlacı da aynı dil bilgisel biçime sahip ikinci ifadeyi başlatır. “For being” ifadesinin tekrarlanması iki nedeni dengeli ve kolay anlaşılır kılar: nedenlerden biri zarafet, diğeri ise gülünç verimsizliktir. Paralel yapı, bu özellikler arasındaki karşıtlığı da belirginleştirir.

Alıştırma

both ... and kalıbını kullanarak ve her -ing ifadesinden önce for sözcüğünü tekrarlayarak cümleyi tamamlayın: Maya was praised ____ staying calm ____ helping the younger children.

Cevabı göster

both for · and for

I mean,

2:53

Yani,

think about the actual algorithm here.

2:54

buradaki gerçek algoritmayı bir düşünün.

Step one,

2:56

Birinci adım,

implement a physics engine.

2:57

bir fizik motoru uygulayın.

Step two,

2:58

İkinci adım,

choose the number of digits d of pi that you'd like to compute.

2:59

pi'nin hesaplamak istediğiniz d basamak sayısını seçin.

Step three,

3:03

Üçüncü adım,

set the mass of one of the blocks to be 100 to the power d minus one, Kelime

3:04

bloklardan birinin kütlesini 100 üzeri d eksi bir olarak ayarlayın,

Kelime

100 to the power d minus one: üssün kapsamını belirleme

to the power ifadesi bir üssü tanıtır. Kısa ve sözlü matematik anlatımında üs öncesindeki of bazen söylenmez. Burada 100 to the power d minus one, 100’ün üssünün d − 1 olduğu, yani 100^(d − 1) anlamına gelir. Üs bir çıkarma işlemi içerdiğinde, gruplama açık değilse ifade belirsiz duyulabilir. Bu algoritma bağlamında minus one üssün parçasıdır; 100^d hesaplandıktan sonra 1 çıkarılması anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede 100 to the power d minus one hangi ifadeyi gösterir?

  1. 100^(d - 1)
  2. 100^d - 1
  3. (100^d) × (d - 1)
Cevabı göster

100^(d - 1)

then send it traveling on a frictionless surface towards a block of mass one. Dilbilgisi

3:08

sonra onu sürtünmesiz bir yüzeyde kütlesi bir olan bir bloğa doğru gönderin.

Dilbilgisi

send it traveling: send + nesne + -ing

send + nesne + -ing yapısı, bir eylemin nesnenin -ing biçiminin anlattığı şekilde hareket etmeye başlamasına veya hareketini sürdürmesine neden olduğunu gösterir. Burada send it traveling, bloğu hareket etmeye başlatmak demektir; towards a block of mass one ise yönü belirtir. Buradaki send posta ile göndermek anlamına gelmez; traveling de yolculuk değil hareket bildirir. Aynı yapı bir şeyin uçmasına, yuvarlanmasına veya dönmesine yol açan eylemleri anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için send fiilinin basit geçmişini, the leaves ifadesini ve fly fiilinin -ing biçimini kullanın: Yesterday, a strong gust ____ across the yard.

Cevabı göster

sent the leaves flying

And step four,

3:12

Ve dördüncü adım,

count all of the collisions.

3:13

tüm çarpışmaları sayın.

So, for example,

3:16

Yani, örneğin,

to calculate only 20 digits of pi,

3:17

pi'nin sadece 20 basamağını hesaplamak için,

which fits so cleanly on the screen,

3:19

ki bu ekrana çok temiz bir şekilde sığar,

one block would have to have 100 billion billion billion billion times the mass of the other, Dilbilgisi

3:22

bir bloğun kütlesinin diğerinin 100 milyar milyar milyar milyar katı olması gerekirdi,

Dilbilgisi

100 billion billion billion billion times the mass of the other: kütle katını ifade etmek

number + times the mass of + isim yapısında times bir çarpanı belirtir. A has X times the mass of B, A'nın kütlesinin B'nin kütlesinin X ile çarpımına eşit olduğu anlamına gelir. Buradaki times olayların veya çarpışmaların kaç kez gerçekleştiğini saymaz. Tekrarlanan billion sözcükleri toplanmaz, birbiriyle çarpılır: 100 billion billion billion billion, 100 × 10^9 × 10^9 × 10^9 × 10^9 = 10^38 anlamına gelir. Bu dev sayı, örnekte gereken kütle oranının ne kadar aşırı olduğunu vurgular. Aynı yapı twice the length of, five times the price of ve ten times the speed of gibi ölçülebilen başka isimlerle de kullanılabilir.

Alıştırma

mass ismini kullanarak kesin çarpan yapısını tamamlayın: Planet A has exactly 50 ____ Planet B.

Cevabı göster

times the mass of

which if that small block was 1 kg,

3:27

eğer o küçük blok 1 kg olsaydı,

means the big one has a mass about 10 times that of the supermassive black hole at the center of the Milky Way. Dilbilgisi

3:29

bu, büyük bloğun Samanyolu'nun merkezindeki süper kütleli kara deliğin yaklaşık 10 katı bir kütleye sahip olması demekti.

Dilbilgisi

about 10 times that of: tekrarlanan tekil ismin yerine kullanma

about 10 times that of ifadesinde that, daha önce geçen tekil a mass veya the mass isim grubunun yerini alır. İfade, süper kütleli kara deliğin kütlesinin yaklaşık on katı anlamına gelir; that kara deliğin kendisini göstermez. that of kullanımı, karşılaştırmanın iki tarafını aynı düzeyde tutar: büyük bloğun kütlesi kara deliğin kütlesiyle karşılaştırılır, nesne olarak kara deliğin kendisiyle değil. Bu kısa yapı, bir özellik veya ölçü bildiren isimlerden sonra yaygındır: The battery life is twice that of the older model. Yerine geçilen isim çoğulsa those of kullanın.

Alıştırma

battery life ifadesini tekrarlamaktan kaçınan tekil ikame yapısıyla karşılaştırmayı tamamlayın: The new tablet's battery life is about twice ____ the older model.

Cevabı göster

that of

That means you would need to count about 31 billion billion collisions.

3:35

Bu da yaklaşık 31 milyar milyar çarpışma saymanız gerekeceği anlamına gelir.

And at one point in this virtual process,

3:39

Ve bu sanal sürecin bir noktasında,

the frequency of clacks would be around 100 billion billion billion billion clacks per second.

3:41

tık seslerinin sıklığı saniyede yaklaşık 100 milyar milyar milyar milyar tık civarında olurdu.

So, let's just say that you would need very good numerical precision to get this working accurately, Ton ve niyet

3:46

Bunun doğru bir şekilde çalışması için çok iyi bir sayısal hassasiyete ihtiyacınız olacağını,

and it would take a very long time for the algorithm to complete.

3:50

ve algoritmanın tamamlanmasının çok uzun zaman alacağını söylemekle yetinelim.

Ton ve niyet

Ölçülü bir özet için let's just say that

“Let's just say that”, tam bir açıklama vermek yerine basitleştirilmiş ve ölçülü bir sonucu sunar. Burada “hesabın tamamına girmeden özetlemek gerekirse” anlamındadır. Bu ifade, gerçek durumu bilinçli olarak olduğundan daha hafif gösterebilir. Bu cümledeki “çok iyi sayısal hassasiyet” ve “çok uzun zaman”, sürecin ne kadar uygulanamaz olduğunu hafife alır; herkesin birlikte bir şey söylemesine yönelik gerçek bir davet değildir.

Alıştırma

Ölçülü bir özet sunan, dersteki dört kelimelik ifadeyle cevabı tamamlayın: “Why is the repair a bad idea?” “____ it would cost more than a new one.”

Cevabı göster

Let's just say that

I'll emphasize again that this process is way over-idealized, Kelime

3:54

Bu sürecin fazlasıyla idealize edildiğini bir kez daha vurgulayayım,

quickly departing from anything that could possibly happen in real physics.

3:57

gerçek fizikte yaşanabilecek herhangi bir şeyden hızla uzaklaşıyor.

Kelime

way over-idealized: güçlü bir pekiştirici olarak way

Burada way, yol veya yön değil, “çok” ya da “çok daha” anlamına gelen samimi bir derece zarfıdır. over-idealized ifadesini güçlü biçimde pekiştirir. over- ön eki fiziksel olarak yukarıda olmayı değil, “gereğinden fazla” veya “aşırı” olmayı ifade eder. Way over-idealized birlikte, sürecin makul düzeyin çok ötesinde basitleştirildiğini belirtir ve eleştiriye güçlü, konuşma diline özgü bir ton verir.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “gereğinden çok daha fazla idealize edilmiş” anlamına gelen iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: This classroom model leaves out friction, so it is ____ for an accurate prediction.

Cevabı göster

way over-idealized

But of course,

4:01

Ancak elbette,

you all know this is not interesting because of its potential as an actual pi computing algorithm

4:02

hepiniz bunun, gerçek bir pi hesaplama algoritması olma potansiyeli

or as a pragmatic physics demonstration.

4:06

ya da pragmatik bir fizik gösterimi olduğu için ilginç olmadığını biliyorsunuz.

It's mind-boggling because why on earth would pi show up here? Notlar

4:09

Bu akıl almaz bir şey, çünkü pi'nin burada ne işi olabilir ki?

Ton ve niyet

why on earth: why sorusunda güçlü şaşkınlık

Why on earth, why sözcüğünün vurgusunu güçlendirir. Bu cümlede, durum bu kadar şaşırtıcı ve açıklaması zor olduğuna göre bunun nedeni ne olabilir anlamındadır. Dünya gezegeninden veya bir konumdan söz etmez. Konuşan kişi yalnızca bir neden sormaz; bu ifade, pi sayısının bu bağlamda ortaya çıkmasına inanmakta zorlandığını da gösterir.

Alıştırma

Vurgulu soruyu why on earth ifadesiyle tamamlayın: ____ would anyone leave a bicycle in the hallway?

Cevabı göster

Why on earth

Öbek fiiller

show up: bir sayı veya fikir ortaya çıktığında

Burada pi, show up fiilinin öznesidir ve show up bir yerde, örüntüde, sonuçta veya tartışmada ortaya çıkmak ya da fark edilir hâle gelmek anlamına gelir. Fiziksel olarak gelen bir şey yoktur. Bu geçişsiz kullanımda soyut özneler doğaldır: Bir sayı verilerde, bir hata raporda veya bir tema hikâyede show up edebilir.

Alıştırma

Hangi cümlede show up, soyut bir problemin ortaya çıkması veya fark edilir hâle gelmesi anlamında kullanılmıştır?

  1. The bright light showed up every mark on the wall.
  2. The same error showed up in three different files.
  3. Leo showed up ten minutes before the game.
Cevabı göster

The same error showed up in three different files.

And it's in such a weird way, too.

4:14

Hem de böylesine tuhaf bir şekilde.

Its decimal digits are counting something,

4:17

Onlu basamakları bir şeyi sayıyor,

but usually pi shows up when its precise value is describing something continuous.

4:19

oysa genellikle pi, onun kesin değeri sürekli olan bir şeyi tanımlarken ortaya çıkar.

I will show you why this is true.

4:24

Bunun neden böyle olduğunu size göstereceğim.

Where there is pi, there is a hidden circle. Anlatım akışı

4:26

Nerede pi varsa, orada gizli bir daire vardır.

Anlatım akışı

Where there is X, there is Y yapısı

Where there is X, there is Y paralel yapısı genel bir bağlantı kurar: X ne zaman ortaya çıkarsa Y de bulunabilir. Buradaki where yalnızca fiziksel bir yeri değil, “bir şeyin gerçekleştiği her durumu” anlatır. Dengeli ve atasözüne benzeyen biçimi, iddiayı akılda kalıcı bir ana cümleye dönüştürür. Çemberin hidden olarak nitelenmesi, konuşmacının matematiksel yapıyı daha sonra açıklayacağını haber verir.

Alıştırma

Atasözüne benzeyen yapıyı eksik iki sözcükle tamamlayın: ____ there is a problem, ____ is a possible solution.

Cevabı göster

Where · there

And in this case, that hidden circle comes from the conservation of energy. Kelime

4:28

Ve bu durumda, o gizli daire enerjinin korunumu yasasından geliyor.

Kelime

enerjinin korunumu

Conservation of energy, enerjinin yaratılamadığı veya yok edilemediği; yalnızca biçim değiştirdiği ya da nesneler arasında aktarıldığı fizik ilkesidir. İdeal bir kapalı sistemde toplam miktar sabit kalır. Bu cümlede terim, gizli çemberin kaynağını açıklar: çarpışma modelindeki sabit toplam enerji geometrik olarak gösterilebilir ve dairesel bir matematiksel ilişki oluşturabilir.

Alıştırma

Cümleyi standart fizik terimiyle tamamlayın: The rule that total energy stays constant is called the ____.

Cevabı göster

conservation of energy

In fact, you're going to see two separate methods,

4:32

Hatta, iki ayrı yöntem göreceksiniz,

which are each as stunning and surprising as the fact itself. Dilbilgisi

4:34

ki bunların her biri, gerçeğin kendisi kadar çarpıcı ve şaşırtıcı.

Dilbilgisi

each as stunning and surprising as the fact itself: each ile eşitlik karşılaştırması

which are each ... ilgi cümleciğinde each, önceki two separate methods ifadesine döner ve iki yöntemi tek tek ele alır. İki sıfatı birbirine bağlayan sözcük değildir. as + sıfat(lar) + as kalıbı eşitlik karşılaştırması yapar. Burada baştaki ve sondaki as, stunning ile surprising sıfatlarını birlikte çevreler; böylece her yöntemin iki özellik bakımından da gerçeğin kendisiyle aynı düzeyde olduğu anlatılır.

Alıştırma

Cümleyi each ve as ... as eşitlik karşılaştırmasıyla tamamlayın: The two routes are ____ safe and scenic ____ the original route.

Cevabı göster

each as · as

Delaying gratification, though, Kalıp ifadeler

4:38

Yine de hazzı biraz erteleyip,

I will make you wait until the next video to see what's going on. Dilbilgisi

4:39

neler olup bittiğini görmeniz için sizi bir sonraki videoya kadar bekleteceğim.

Kalıp ifadeler

Delaying gratification: hazzı ertelemek

Delay gratification, ileride bir şey elde edebilmek için anlık bir zevkten veya ödülden vazgeçmek ya da onu ertelemek demektir. Gratification, istediğini elde etmenin verdiği tatmindir; minnettarlık değildir. Cümlenin başındaki Delaying gratification, konuşmacının açıklamayı bir sonraki videoya kadar saklama kararını yorumlayan bir -ing ifadesidir. Normalde öz denetim hakkında kullanılan ciddi ifade, izleyiciyi bekletmeyi şakacı biçimde bir alıştırma gibi gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “anlık bir ödülü almak yerine ilerideki ödülü beklemek” anlamındaki kalıpla tamamlayın: I practiced ____ by saving my money for a laptop instead of buying snacks.

Cevabı göster

delaying gratification

Dilbilgisi

will make you wait: make + nesne + fiilin yalın hâli

will make you wait ifadesinde make ettirgen bir fiildir: konuşanın kararı, izleyicilerin beklemeye devam etmesine neden olur. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: make + you + wait. Etken bir cümlede nesneden sonra fiilin to almayan yalın hâli kullanılır: make you wait denir, make you to wait denmez. Bu yapı, bir kişinin, olayın veya durumun birini bir şey yapmaya yöneltmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi make + us + wait ile tamamlayın: The long line will ____ outside for ten minutes.

Cevabı göster

make us wait

In the meantime,

4:42

Bu arada,

I highly encourage you to take a stab at it yourself and be social about it. Deyimler

4:43

kendiniz çözmeyi denemenizi ve bu konuda sosyalleşmenizi şiddetle tavsiye ederim.

Deyimler

take a stab at it: sonucu kesin olmayan bir denemede bulunmak

Take a stab at it, özellikle başarının kesin olmadığı durumlarda denemek veya bir girişimde bulunmak anlamına gelen gündelik bir deyimdir. Bu cümlede konuşan kişi, izleyicileri doğru yanıtı hemen bulma baskısı olmadan sorunu kendi başlarına incelemeye teşvik eder. Denemenin konusu at'ten sonra gelir: take a stab at the puzzle, take a stab at it veya take a stab at explaining it. Stab burada gerçek anlamıyla kullanılmaz ve birini yaralamayı ifade etmez.

Alıştırma

Bulmacayı çözüp çözemeyeceğinizden emin değilsiniz ama denemek istiyorsunuz. Yukarıda öğretilen gündelik ifadeyle tamamlayın: Let me ____.

Cevabı göster

take a stab at it

It's a hard puzzle,

4:47

Bu zor bir bulmaca,

so it never hurts to recruit some other smart minds to the task. Kalıp ifadeler

4:48

bu yüzden bu iş için başka zeki beyinleri de sürece dahil etmenin hiçbir zararı olmaz.

Kalıp ifadeler

it never hurts to ... ile yumuşak bir öneri

Bu cümlede it never hurts to recruit ..., başka zeki insanları yardıma çağırmanın mantıklı olduğunu ve büyük olasılıkla sorun yaratmayacağını anlatır. Bu, fiziksel acıdan söz eden bir ifade değil, yumuşak bir öneridir. Buradaki it, bulmacaya ya da belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel bir öznedir. Asıl eylem to’dan sonra gelir: it never hurts to + fiilin yalın hâli. Bu kalıp, bir eylem kesinlikle gerekli olmasa bile yararlı olabileceğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, kontrol etmenin yardımcı olabileceğini baskı kurmadan ve yumuşak biçimde önerir?

  1. You should check the website before leaving.
  2. You must check the website before leaving.
  3. It never hurts to check the website before leaving.
Cevabı göster

It never hurts to check the website before leaving.