Pisa Kulesi neden yıkılmıyor? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
644 kelime 141 kel/dk

Video özeti: Bu anlatı, Pisa Kulesi’nin bataklık zeminde neden eğilmeye başladığını, art arda yapılan onarım girişimlerinin tehlikeyi nasıl büyüttüğünü ve modern mühendislerin kulenin ayırt edici eğimini koruyarak yapıyı nasıl sağlamlaştırdığını ele alıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. for all their engineering knowledge, — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Mimarların kapsamlı mühendislik bilgisiyle zemine dair sınırlı anlayışlarını karşılaştıran bu kısa ödünleme yapısını öğrenin. Kalıp, gerçek bir üstünlüğün bile ciddi bir hatayı önlemeye yetmediği durumları etkili biçimde anlatmanızı sağlar. 2. but removing the supporting sand only worsened the tilt. — Söylem, Hikâye Anlatımı ve Retorik: but ile ardından gelen only worsened ifadesinin, çözüm amacıyla yapılan bir müdahalenin nasıl ters teptiğini gösterdiğini fark edin. Bu yapıyı teknik değerlendirmelerde veya tarihsel anlatılarda bir eylemi beklenmedik biçimde daha kötü olan sonucuna bağlamak için kullanabilirsiniz. 3. as a monument to the beauty of imperfection. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: as a monument to yapısının fiziksel bir esere nasıl daha geniş bir simgesel anlam kazandırdığını anlayın. Sonuç bölümünde bir nesneyi, başarıyı veya ayakta kalma öyküsünü yalnızca mevcut durumuyla değil, soyut bir değerin simgesi olarak sunabilirsiniz.

Bu derste

In 1990, the Italian government enlisted top engineers to stabilize Pisa's famous leaning tower. Kalıp ifadeler

0:08

1990 yılında İtalyan hükümeti, Pisa'nın ünlü eğik kulesini sağlamlaştırmak için en iyi mühendisleri görevlendirdi.

Kalıp ifadeler

enlisted top engineers to stabilize: uzmanları resmî olarak göreve dâhil etmek

enlisted top engineers to stabilize ifadesindeki enlisted, mühendislerin resmî biçimde göreve dâhil edilip yardımlarının sağlandığını anlatır. Mühendislerin orduya katıldığı anlamına gelmez. Yapı enlist + kişi + to + fiil şeklindedir. to ile kurulan mastar görevi veya amacı belirtir: mühendisler kuleyi daha sağlam ve güvenli hâle getirmek için göreve alınmıştır.

Alıştırma

Hangi cümlede enlist, bir kuruluşun belirli bir görev için uzmanları resmî olarak dâhil ettiğini gösterir?

  1. The museum asked visitors whether they liked the exhibit.
  2. The museum hired a new cashier for a permanent position.
  3. The museum enlisted engineers to inspect the damaged roof.
Cevabı göster

The museum enlisted engineers to inspect the damaged roof.

There'd been many attempts to right the tower during its 800-year history, Notlar

0:16

800 yıllık tarihi boyunca kuleyi düzeltmek için birçok girişimde bulunulmuştu,

Dilbilgisi

There'd been many attempts to right: past perfect ile daha eski arka plan

There'd been, There had been ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Past perfect, bu girişimlerin varlığını başka bir geçmiş referans noktasından, yani hükûmetin 1990'daki müdahalesinden önceye yerleştirir. Girişimlerin aynı anda gerçekleştiğini değil, daha eski bir arka planı anlatır. attempts to right the tower ifadesindeki right, bir şeyi dik konuma getirmek veya konumunu düzeltmek anlamında bir fiildir. İfadenin tamamı, kuleyi doğrultmak için daha önce çaba gösterildiğini anlatır.

Alıştırma

Daha önceki arka planı tamamlamak için past perfect varlık yapısını kullanın: Before the rescue team arrived, ____ three calls for help.

Cevabı göster

there had been

Kelime

to right the tower: fiil olarak right

to right the tower ifadesindeki right, “eğilmiş veya devrilmiş bir şeyi yeniden dik ya da doğru konuma getirmek” anlamına gelen bir fiildir. Buradaki girişimlerin amacı eğik kuleyi daha dik hâle getirmekti; kuleyi sağ tarafa taşımak değildi. Bu fiil genellikle bir teknenin, bedenin veya yapının konumunu ya da dengesini yeniden sağlamayı anlatır. Yanlış bir durumu düzeltmek anlamına da gelebilir, ancak bu cümlede fiziksel konumu ifade eder.

Alıştırma

to right the tower ifadesinde right ne anlama gelir?

  1. Kulenin hasarlı her bölümünü onarmak.
  2. Eğik kuleyi daha dik bir konuma getirmek.
  3. Kuleyi sağ tarafına doğru taşımak.
Cevabı göster

Eğik kuleyi daha dik bir konuma getirmek.

but this team's computer models revealed the urgency of their situation. Kalıp ifadeler

0:21

ancak bu ekibin bilgisayar modelleri durumun aciliyetini ortaya çıkardı.

Kalıp ifadeler

computer models revealed the urgency: modeller aciliyeti ortaya koydu

Bilgisayar modelleri kanıtı sağlar ve revealed, “daha önce açık olmayan bir şeyi açık hâle getirdi” demektir. Modeller, durumun hızlı eylem gerektirdiğini gösterdi; kelimenin gerçek anlamıyla bir duyuru yapmadı. evidence + revealed + the urgency of ... kalıbı analitik yazılarda yaygındır. Data, tests, results veya models gibi sözcüklerin özne olmasını ve bulguların bir sorunun ne kadar acil olduğunu ortaya koymasını sağlar.

Alıştırma

Raporun onarımların bekleyemeyeceğini gösterdiğini anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The safety report ____ immediate repairs.

Cevabı göster

revealed the urgency of

They projected the tower would topple if it reached an angle of 5.44 degrees, Dilbilgisi

0:26

Kule 5,44 derecelik bir açıya ulaşırsa devrileceğini öngördüler,

Dilbilgisi

projected ... would topple if it reached: koşullu bir öngörü

Burada projected, hesaplara veya kanıtlara dayanarak önceden tahmin etmek anlamındadır. Tahminin içeriğini veren yan cümleyi başlatır ve that kullanılmamıştır: They projected (that) the tower would topple. Would, nezaket değil, geçmişteki bir bakış açısından öngörülen sonucu gösterir. if yan cümlesi bu sonucu tetikleyecek koşulu verir. Yeniden kullanılabilir yapı projected + özne + would + sonuç + if + koşul şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi geçmişteki öngörü yapısı projected ... would ... if ile tamamlayın. The engineers ____ the wall ____ crack ____ the pressure rose.

Cevabı göster

projected · would · if

and it was currently leaning at 5.5. Kalıp ifadeler

0:31

ve o sırada 5,5 dereceyle eğilmiş durumdaydı.

Kalıp ifadeler

at 5.5: ölçülen bir değeri belirtmek

at 5.5 ifadesindeki at bir yeri değil, ölçüm ölçeğindeki belirli bir noktayı gösterir. Hemen önce angle ve degrees söylendiği için 5.5, 5.5 degrees anlamına gelir ve tekrarlanan birim kullanılmaz. Bu kalıp bir durumun veya etkinliğin değerini açıklar: be, stay, operate veya travel at + ölçülen değer. Burada kulenin o sırada ölçülen 5,5 derecelik bir açıyla eğildiğini belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle tek bir ölçüm değerinde kalan sıcaklığı doğal biçimde anlatır?

  1. The temperature stayed to 30 degrees.
  2. The temperature stayed in 30 degrees.
  3. The temperature stayed at 30 degrees.
Cevabı göster

The temperature stayed at 30 degrees.

No one knew how the tower was still standing, Dilbilgisi

0:35

Kulenin nasıl hâlâ ayakta durduğunu kimse bilmiyordu,

Dilbilgisi

No one knew how the tower was still standing: iç içe how yan cümlesinin söz dizimi

No one knew how... yapısında how yan cümlesi kimsenin bilmediği bilgiyi verir. Buradaki how, şaşırtıcı görünmesine rağmen kulenin ayakta kalmasını sağlayan yöntemi, mekanizmayı veya koşulları sorar. how the tower was still standing, knew fiilinden sonra iç içe kullanılan bir yan cümle olduğu için düz cümle söz dizimini izler: how + özne + fiil. Doğrudan soruda söz dizimi değişir: How was the tower still standing?

Alıştırma

Hangi cümle knew fiilinden sonra iç içe bir how yan cümlesini doğru kullanıyor?

  1. No one knew how the old engine was still running.
  2. No one knew how still running was the old engine.
  3. No one knew how was the old engine still running.
Cevabı göster

No one knew how the old engine was still running.

but the crisis was clear.

0:38

ama kriz apaçık ortadaydı.

They had to solve a problem that stumped centuries of engineers, Kelime

0:40

Yüzyıllardır mühendisleri şaşırtan bir sorunu çözmeleri gerekiyordu,

Kelime

solve a problem that stumped engineers: fiil olarak stump

Buradaki stumped, stump fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve “birinin cevap ya da çözüm bulamamasına neden oldu” anlamına gelir. Bu sorun, yüzyıllar boyunca mühendislerin çözme girişimlerini sonuçsuz bırakmıştı; buradaki stumped, kesilmiş bir ağacın dip kısmını belirten stump ismi değildir. a problem that stumped centuries of engineers ifadesinde that stumped centuries of engineers, problem sözcüğünü açıklayan bir ilgi yan cümlesidir. Yaygın kalıp, bir soru veya sorunun bir kişiyi stumps etmesidir.

Alıştırma

Bu cümle ne anlama gelir? The final design problem stumped the engineers.

  1. Sorun, kesilmiş bir ağacın dip kısmından yapılmıştı.
  2. Mühendisler soruna bir çözüm bulamadı.
  3. Mühendisler sorunu hemen çözdü.
Cevabı göster

Mühendisler soruna bir çözüm bulamadı.

and they needed to do it fast.

0:44

ve bunu hızlı bir şekilde yapmaları lazımdı.

To understand their situation, Anlatım akışı

0:46

Durumlarını anlamak için,

it's helpful to understand why the tower tilted in the first place. Kalıp ifadeler

0:48

kulenin ilk etapta neden eğildiğini anlamak yardımcı olacaktır.

Anlatım akışı

Açıklama çerçevesi olarak To understand X, it's helpful to understand Y

To understand their situation, dinleyicinin anlamaya çalıştığı ana konuyu ortaya koyar. Ardından it's helpful to understand why... bu anlayış için gerekli arka planı tanıtır. İki understand farklı nesnelere yöneldiği için gereksiz bir tekrar değildir. Yeniden kullanılabilen To understand X, it's helpful to understand Y çerçevesi, bilgiyi ana konu X'ten onu açıklayan neden, süreç, geçmiş veya temel fikir Y'ye doğru düzenler. Açıklamanın ana konuya dönmeden önce kısa süreliğine arka plana geçeceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, güncel bir konudan gerekli arka plana geçmek için bu çerçeveyi en iyi şekilde kullanır?

  1. To understand the delay, the schedule was made yesterday.
  2. To understand the delay, it's helpful to understand how the schedule was made.
  3. The delay is helpful, and the schedule is easy to understand.
Cevabı göster

To understand the delay, it's helpful to understand how the schedule was made.

Kalıp ifadeler

İlk nedeni geriye doğru izlemek için in the first place

Burada in the first place, ‘başlangıçta’ veya ‘durumun kaynağında’ anlamına gelir. why the tower tilted ifadesini, fiziksel bir ilk konumu değil, eğilmenin asıl nedenini soran bir yapıya dönüştürür. why veya how sonrasında bu ifade, dikkati genellikle bir durumun nasıl başladığına ya da en başta neden var olduğuna yöneltir. Bir dizideki ilk olayı belirtmek yerine sorunun başlangıç noktasına geri bakar.

Alıştırma

Hangi cümle, bir olayın gerçekleşmesinin asıl nedenini sorar?

  1. Why was the order canceled in the first place?
  2. At first, the order was delayed.
  3. First, cancel the order.
Cevabı göster

Why was the order canceled in the first place?

In the 12th century,

0:51

12. yüzyılda,

the wealthy maritime republic of Pisa set about turning its cathedral square into a magnificent landmark. Notlar

0:53

zengin deniz cumhuriyeti Pisa, katedral meydanını muhteşem bir simge yapıya dönüştürmeye koyuldu.

Kültür

the wealthy maritime republic of Pisa: tarihsel kimliği

Bu tarihsel anlatımda the wealthy maritime republic of Pisa, Pisa'nın gücü ve zenginliği deniz ticaretiyle ve deniz taşımacılığıyla yakından bağlantılı, zengin ve kendi kendini yöneten bir şehir devleti olduğu dönemi anlatır. Republic siyasi kimliğini, maritime ise denizle bağlantısını belirtir. Buradaki Pisa yalnızca günümüzdeki İtalyan şehri değildir. Bu ifade, Pisa'nın iddialı bir katedral meydanı projesini nasıl finanse edebildiğini anlamak için gereken arka planı verir.

Alıştırma

Bu cümlede the wealthy maritime republic of Pisa ifadesi Pisa hakkında ne anlatıyor?

  1. Siyasi bir anlam taşımayan, yalnızca deniz kıyısında bulunan bir şehirdi.
  2. Deniz ticaretiyle yakından bağlantılı, zengin ve tarihsel bir şehir devletiydi.
  3. Turistler için oluşturulmuş modern bir İtalyan idari bölgesiydi.
Cevabı göster

Deniz ticaretiyle yakından bağlantılı, zengin ve tarihsel bir şehir devletiydi.

Öbek fiiller

set about turning ... into ...: ……ı ……a dönüştürmeye girişmek

Set about doing something, bir iş üzerinde amaçlı biçimde çalışmaya başlamak anlamına gelir. Burada set about turning, Pisa'nın başlattığı işi tanıtır; about, “çevresinde” anlamındaki konum sözcüğü değil, öbek fiilin bir parçasıdır. Kalıp set about + isim veya -ing biçimidir; bu nedenle burada turning doğrudur. Turn A into B amaçlanan değişimi gösterir: A katedral meydanı, B ise görkemli bir simgedir.

Alıştırma

Cümleyi set about + -ing kullanarak tamamlayın: The town ____ turning the empty lot into a park.

Cevabı göster

set about

Workers embellished and enlarged the existing church and added a massive domed baptistry to the plaza. Kalıp ifadeler

1:00

İşçiler mevcut kiliseyi süsleyip genişlettiler ve meydana devasa kubbeli bir vaftizhane eklediler.

Kalıp ifadeler

embellished and enlarged: süsleme ve boyut artışı

Embellished ve enlarged, aynı nesneyi, yani the existing church ifadesini alan paralel geçmiş zaman fiilleridir. Embellished, işçilerin süsleyici ayrıntılar eklediğini; enlarged ise binayı büyüttüklerini anlatır. İki fiilin birlikte kullanılması görünüş ve boyut olmak üzere iki farklı değişimi ayırır. Changed gibi genel bir fiil bu kesinliği kaybettirirdi.

Alıştırma

“The designer embellished the invitation and enlarged the title” cümlesini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Görünüşü veya boyutu değiştirmeden hasarı onardılar.
  2. Davetiyeye süsleyici ayrıntılar eklediler ve başlığı büyüttüler.
  3. Davetiyenin tamamını büyüttüler ve başlığı kaldırdılar.
Cevabı göster

Davetiyeye süsleyici ayrıntılar eklediler ve başlığı büyüttüler.

In 1173,

1:08

1173 yılında,

construction began on a freestanding campanile, Notlar

1:10

bağımsız bir kampanilenin yapımına başlandı,

or bell tower.

1:13

yani çan kulesinin.

Kalıp ifadeler

construction began on + bir inşaat projesi

Burada on, inşasına başlanan projeyi, yani a freestanding campanile ifadesini tanıtır. Bu, başka bir binaya bağlı olmayan bağımsız bir çan kulesidir. On, çalışmanın kulenin üzerinde yapıldığı anlamına gelmez. Yeniden kullanılabilecek kalıp construction/work began on + project şeklindedir. Özne insan olduğunda began work on veya began building genellikle daha açıktır.

Alıştırma

Cümleyi begin fiilinin geçmiş zaman biçimi ve doğru edatla tamamlayın: Construction ____ a new community pool last September.

Cevabı göster

began on

Kültür

freestanding campanile, or bell tower: açıklayıcı or

Campanile, özellikle bir İtalyan kilisesiyle ilişkili olan bir çan kulesidir. Freestanding, kulenin başka bir binaya bağlı olmadığını ve ayrı bir yapı olarak durduğunu belirtir. Burada or bell tower, daha az bilinen campanile sözcüğünü günlük İngilizceyle yeniden açıklar. Or burada iki bina arasında seçim değil, “yani” anlamına gelir.

Alıştırma

Cümledeki freestanding campanile, or bell tower ne anlama geliyor?

  1. İki olası bina: ya campanile ya da çan kulesi.
  2. Ayrı bir yapı olarak duran çan kulesi.
  3. Ana binanın içine yerleştirilmiş bir çan.
Cevabı göster

Ayrı bir yapı olarak duran çan kulesi.

The engineers and architects of the time were masters of their craft, Deyimler

1:15

O dönemin mühendisleri ve mimarları zanaatlarının ustalarıydı,

Deyimler

were masters of their craft: uzman becerisine güçlü övgü

Masters of their craft, uzun süre çalışılarak geliştirilen bir işte çok yüksek beceri düzeyine sahip olmak demektir. Burada craft, küçük bir el yapımı nesneyi değil, mesleki veya sanatsal beceriyi ifade eder. Bu ifade güçlü bir övgüdür: mühendisler ve mimarlar yalnızca yeterli değil, kendi alanlarında uzmandı. Kalıp kişiye göre değişir: a master of her craft veya masters of their craft.

Alıştırma

Bu dersteki ifadeyi kullanarak güçlü övgüyü tamamlayın: After forty years of making violins, the two artisans were ____.

Cevabı göster

masters of their craft

but for all their engineering knowledge, Dilbilgisi

1:19

ancak tüm mühendislik bilgilerine rağmen,

they knew far less about the ground they stood on. Dilbilgisi

1:21

üzerinde durdukları zemin hakkında çok daha az şey biliyorlardı.

Dilbilgisi

for all their engineering knowledge: güçlü bir yönü kabul ederek karşıtlık kurmak

for all + isim öbeği yapısında for all, bir şeyin yararına anlamına değil, rağmen anlamına gelir. Bu öbek, söz konusu kişilerin gerçekten çok fazla mühendislik bilgisine sahip olduğunu kabul eder. Ana cümle daha sonra beklenmedik sınırlamayı verir: Bu bilgi, zemini iyi anladıkları anlamına gelmez. Bu kalıp, güçlü bir yönü kabul edip neden yeterli olmadığını göstermek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir güçlü yönü kabul etmek için cümleyi for all ile tamamlayın: ____ his experience, Daniel still overlooked a basic safety check.

Cevabı göster

For all

Dilbilgisi

far less about the ground they stood on: büyük bir bilgi farkı

Know less about a topic, bir konu hakkında daha az bilgiye sahip olmak demektir. Far, karşılaştırmalı less sözcüğünü güçlendirir; bu yüzden knew far less about... farkın büyük olduğunu, yani biraz değil çok daha az bildiklerini anlatır. Burada far fiziksel mesafeyi değil, dereceyi belirtir. The ground they stood on kelime anlamıyla üzerinde durdukları zemindir; they stood on, ground sözcüğünü açıklayan bir ilgi cümleciğidir. Bu cümlede somut bir konu olan zemin, bilgi eksikliklerini özellikle önemli hâle getirir.

Alıştırma

Bu cümlede far neyi gösteriyor? Lena knows far less about engines than her brother does.

  1. Motorlar fiziksel olarak çok uzaktadır.
  2. Lena yalnızca biraz daha az biliyor.
  3. Bilgi farkı büyüktür.
Cevabı göster

Bilgi farkı büyüktür.

Pisa's name comes from a Greek word for marshy land, Kalıp ifadeler

1:25

Pisa'nın adı bataklık anlamına gelen Yunanca bir kelimeden gelir,

which perfectly describes the clay, mud, and wet sand below the city's surface. Anlatım akışı

1:29

ki bu şehrin yüzeyinin altındaki kili, çamuru ve ıslak kumu mükemmel bir şekilde tanımlar.

Kalıp ifadeler

comes from a Greek word for marshy land: kökeni ve anlamı açıklamak

X comes from a [language] word for Y kalıbı hem kaynağı hem de anlamı açıklar. Bu cümlede Pisa adının kökeninin Yunanca olduğu ve Yunanca kelimenin “bataklık arazi” anlamına geldiği söylenir. a word for Y ifadesindeki for, “Y'yi adlandıran veya Y anlamına gelen” demektir; “Y amacıyla” anlamına gelmez. Bu kalıp adların ve terimlerin kökenini açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

The name comes from a Latin word for light cümlesinde for ne anlama gelir?

  1. Işık karşılığında takas edilir.
  2. Işığa yardım etme amacı taşır.
  3. “light” anlamına gelir veya onu adlandırır.
Cevabı göster

“light” anlamına gelir veya onu adlandırır.

Anlatım akışı

which perfectly describes: önceki bilgiyi gerçek bir özellikle ilişkilendirmek

Virgülden sonra which, sınırlayıcı olmayan bir ilgi cümleciği başlatır. Burada “marshy land” fikrine geri döner ve bu anlamın şehrin altındaki kil, çamur ve ıslak kumla tam olarak örtüştüğünü söyler. Bu cümlecik, adın kökeniyle ilgili arka plan bilgisini önemli fiziksel koşullara bağlayarak açıklamayı düzenler. Yeni bir soru veya ayrı bir ana nokta başlatmak yerine ek bir yorum getirir.

Alıştırma

Özgün cümlede “which perfectly describes” ifadesinin temel görevi nedir?

  1. Okurdan en iyi tanımı seçmesini ister.
  2. “marshy land” anlamını Pisa'nın altındaki zeminle ilişkilendirir.
  3. Hangi Yunanca kelimenin kullanıldığını belirler.
Cevabı göster

“marshy land” anlamını Pisa'nın altındaki zeminle ilişkilendirir.

Ancient Romans counteracted similar conditions with massive stone pillars called piles, Notlar

1:35

Antik Romalılar, benzer koşulları kazık adı verilen devasa taş sütunlarla dengeliyorlardı,

which rest on Earth's stable bedrock. Kalıp ifadeler

1:41

ve bunlar Dünya'nın sağlam ana kayasına oturuyordu.

Kelime

counteracted similar conditions with: counteract A with B yapısı

counteract A with B yapısında A zararlı koşul veya etki, B ise bu etkiyi azaltmak ya da dengelemek için kullanılan önlemdir. Burada Romalılar, zorlu zemin koşullarının bir yapıya vereceği zararı azaltmak için taş kazıklar kullandı. Counteract, koşulların ortadan kalktığı anlamına gelmez. Bu koşulların etkisini azaltan bir eylemi vurgular.

Alıştırma

Cümleyi counteract fiilinin geçmiş zaman biçimi ve with sözcüğüyle tamamlayın: The engineers ____ the vibration ____ rubber pads.

Cevabı göster

counteracted · with

Kültür

pillars called piles: mühendislik terimi olarak piles

Bu mühendislik bağlamında piles, zeminin derinliklerine yerleştirilen uzun yapı destekleri, yani temel kazıklarıdır. Bir binanın ağırlığını sağlam toprak tabakasına veya ana kayaya aktarırlar. pillars called piles sözleri teknik adı tanıtır: sütuna benzeyen bu desteklere piles denir. Burada piles, dağınık eşya yığınları anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede piles ne anlama gelir?

  1. Dağınık durumdaki gevşek taş yığınları
  2. Bir binanın ağırlığını taşımak için zemine yerleştirilen uzun yapı destekleri
  3. Yalnızca girişte kullanılan süs sütunları
Cevabı göster

Bir binanın ağırlığını taşımak için zemine yerleştirilen uzun yapı destekleri

Kalıp ifadeler

rest on Earth's stable bedrock: Dünya'nın sağlam ana kayasına dayanmak

Burada rest on, “dinlenmek” değil, “bir şey tarafından desteklenmek” ya da “temelini bir şeye dayandırmak” demektir. İlgi zamiri which, piles sözcüğüne gönderme yapar; dolayısıyla yan cümle, sütunların kendilerini taşıyan sağlam bir kaya tabakasına kadar ulaştığını açıklar. Aynı yapı soyut bir temeli de anlatabilir: an argument rests on evidence, bir savın kanıtlara dayandığını; a plan can rest on an assumption ise bir planın bir varsayıma dayanabileceğini belirtir. Her iki kullanımda da özne, destek için on'dan sonra gelen şeye bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi rest on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The museum roof ____ four stone columns.

Cevabı göster

rests on

However, the tower's architects believed a 3-m foundation would suffice for their relatively short structure. Notlar

1:44

Ancak kulenin mimarları, nispeten kısa olan yapıları için 3 metrelik bir temelin yeterli olacağına inandılar.

Dilbilgisi

believed ... would suffice: ... yeterli olacağına inanıyordu

Believed, mimarların geçmişteki o anda verdikleri yargıyı aktarır. Bu yargının içinde a 3-m foundation öznedir; would suffice ise bunun alçak yapı için yeterli olmasını beklediklerini gösterir. Would, beklenen sonucu geçmişteki bir bakış açısından verir; temelin gerçekten yeterli çıktığını söylemez. Suffice, “yeterli olmak” anlamına gelen daha resmî bir fiildir.

Alıştırma

Geçmişteki yargıyı would ve be enough anlamındaki resmî fiille tamamlayın: The organizers believed fifty chairs ____ for the small event.

Cevabı göster

would suffice

Kelime

would suffice for their relatively short structure: görece kısa yapıları için yeterli olurdu

Burada would suffice, “ihtiyacı karşılamaya yeterli olurdu” anlamına gelir. Mimarlar, planlanan kule görece kısa olduğu için üç metrelik bir temelin gerekli desteği sağlayacağını düşünüyordu. suffice for + isim öbeği yapısında for, ihtiyacı karşılanan amacı, durumu veya şeyi belirtir. Bu cümlede their relatively short structure, temelin yeterli olacağının düşünüldüğü yapıdır.

Alıştırma

Cümleyi “... için yeterli olmak” anlamındaki resmî iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: One backup generator should ____ the small clinic.

Cevabı göster

suffice for

Unfortunately for them, Ton ve niyet

1:52

Onlar için ne yazık ki,

less than 5 years later, Kalıp ifadeler

1:53

5 yıldan kısa bir süre sonra,

the tower's southern side was already underground.

1:55

kulenin güney tarafı çoktan yerin altına batmıştı.

Ton ve niyet

Unfortunately for them: bir sonucun özellikle biri için kötü olduğunu belirtmek

Unfortunately for them, sonucu anlatmadan önce değerlendiren bir cümle başı ifadesidir: ardından gelen durum, them ile belirtilen kişiler için kötüdür. Burada them, kararlarının kısa sürede yanlış olduğu ortaya çıkan mimarları belirtir. for them ifadesi, olumsuz etkilenen kişileri gösterir; onların adına bir şey yapmak anlamına gelmez. Bu kalıp, anlatıcının belirli bir kişi veya grup için olumsuz bir gelişmeyi önceden işaret etmesine yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümle sonucun özellikle Mia için kötü olduğunu açıkça belirtir?

  1. Unfortunately for Mia, the bus left just before she reached the stop.
  2. Unfortunately, Mia left just before the bus reached the stop.
  3. Fortunately for Mia, the bus waited until she reached the stop.
Cevabı göster

Unfortunately for Mia, the bus left just before she reached the stop.

Kalıp ifadeler

less than 5 years later: beş yıldan kısa bir süre sonra

“Less than 5 years later”, sonraki olay gerçekleşmeden önce beş yıldan daha kısa bir süre geçtiğini anlatır. less than, years sözcüğünü tek başına değil, 5 years ifadesindeki sürenin tamamını niteler. Cümlenin başında kullanıldığında önce zaman çerçevesini kurar ve ardından gelen sonucun alışılmadık derecede hızlı ya da beklenenden erken gerçekleştiğini vurgular.

Alıştırma

less than, a year ve later ifadelerini kullanarak cümleyi tamamlayın: The museum opened in May. ____, it welcomed its one-millionth visitor.

Cevabı göster

Less than a year later

Such a shifting foundation would normally have been a fatal flaw. Notlar

1:59

Böylesine kayan bir temel normalde ölümcül bir kusur olurdu.

Dilbilgisi

would normally have been: normalde ... olurdu

“Such a shifting foundation”, az önce anlatılan türden kayan bir temeli belirtir. “Would normally have been” ise geçmişe dönüp bakarak normal koşullarda beklenen sonucu verir. Bu ifade, temelin bu özel durumda gerçekten ölümcül bir kusur olduğunu doğrudan söylemez. Normally, beklenen sonuçtan farklı olan sıra dışı bir istisnaya yer bırakır.

Alıştırma

Örnekte would normally have been ne anlatıyor?

  1. Temelin gelecekte neye dönüşeceğini tahmin eder.
  2. Temelin bu durumda kesinlikle başarısızlığa yol açtığını bir gerçek olarak belirtir.
  3. Normalde beklenen geçmiş sonucu verirken bu durumun bir istisna olmasına izin verir.
Cevabı göster

Normalde beklenen geçmiş sonucu verirken bu durumun bir istisna olmasına izin verir.

Deyimler

a fatal flaw: bütünü başarısızlığa uğratabilecek temel bir kusur

Burada a fatal flaw, tüm yapının ya da projenin başarısız olmasına yol açacak kadar ciddi bir kusur demektir. Fatal, mutlaka bir insanın ölmesi anlamına gelmez; plan veya sistem açısından başarısızlıkla sonuçlanan etkiyi anlatır. Bu ifade güçlü bir değerlendirme taşır: yer değiştiren temel, normalde inşaatı yalnızca zorlaştırmakla kalmaz, yapının başarıyla tamamlanmasını imkânsız hâle getirirdi.

Alıştırma

Hangi sorun en uygun şekilde a fatal flaw olarak tanımlanabilir?

  1. Kolayca düzeltilebilen küçük bir aksaklık
  2. Zaten tamamen çözülmüş bir sorun
  3. Tüm projenin başarısız olmasına yol açabilecek bir kusur
Cevabı göster

Tüm projenin başarısız olmasına yol açabilecek bir kusur

If workers added more weight, Dilbilgisi

2:03

İşçiler daha fazla ağırlık ekleseydi,

the pressure from upper stories would sink the structure and fatally increase the lean.

2:05

üst katlardan gelen basınç yapıyı çökertecek ve eğimi ölümcül bir şekilde artıracaktı.

Dilbilgisi

If + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâli: varsayımsal sonuçlar

Bu cümle, varsayılan bir koşulu sonuçlarına bağlamak için If + geçmiş biçim, ... would + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Added, işçilerin gerçekten daha fazla ağırlık eklediğini söylemez; bu eylemi varsayımsal bir koşul olarak sunar. Would yardımcı fiili iki paralel sonuca da uygulanır: sink the structure ve fatally increase the lean. İki fiil aynı would sözcüğünü paylaştığı için ikinci would kullanılmaz.

Alıştırma

Hangi cümle iki olası sonucu göstermek için varsayımsal yapıyı doğru kullanır?

  1. If the crew added another floor, the extra weight would weaken the base and increase the tilt.
  2. If the crew added another floor, the extra weight would weakened the base and increased the tilt.
  3. If the crew would add another floor, the extra weight weakened the base and increased the tilt.
Cevabı göster

If the crew added another floor, the extra weight would weaken the base and increase the tilt.

But construction halted at the fourth story for nearly a century as Pisa descended into prolonged warfare. Notlar

2:11

Ancak Pisa uzun süreli savaşlara sürüklendiği için inşaat dördüncü katta neredeyse bir yüzyıl boyunca durdu.

Anlatım akışı

But construction halted ... as Pisa descended into prolonged warfare: beklenmedik bir kesinti ve tarihsel arka planı

But tarihsel anlatıda bir dönüşe işaret eder: inşaat beklendiği gibi devam etmek yerine dördüncü katta neredeyse yüz yıl durmuştur. Bu kesinti olayların neden-sonuç zincirini değiştirir ve okuyucuyu ilerideki farklı bir sonuca hazırlar. Ana olay construction halted ifadesidir. as ile başlayan yan cümle tarihsel arka planı ekler ve bunun nedenini düşündürür: Pisa uzun bir savaş dönemine giriyordu. Buradaki as, '... iken/... nedeniyle' anlamındadır; '... gibi' karşılaştırması değildir.

Alıştırma

Bu cümlenin anlatıdaki temel işlevi nedir?

  1. İnşaatın savaş boyunca normal biçimde sürdüğünü söyler.
  2. Beklenmedik bir kesintiyi anlatır ve onun tarihsel arka planını verir.
  3. İnşaatı doğrudan savaşla karşılaştırır.
Cevabı göster

Beklenmedik bir kesintiyi anlatır ve onun tarihsel arka planını verir.

Deyimler

descended into prolonged warfare: uzun süren savaşların içine sürüklenmek

as ile başlayan yan cümlede Pisa descended into prolonged warfare, Pisa'daki durumun kötüleştiği ve şehrin uzun süreli savaşa sürüklendiği anlamına gelir. Descended mecazidir; şehir fiziksel olarak aşağıya hareket etmemiştir. descend into + olumsuz bir durum kalıbı, değişimi düzen veya istikrardan daha kötü bir duruma doğru kayış olarak gösterir. Prolonged uzun süre devam eden demektir ve warfare ifadesinin ciddiyetini artırır.

Alıştırma

descend fiilinin geçmiş zamanını ve gerekli edatı kullanın: The orderly meeting suddenly ____ chaos.

Cevabı göster

descended into

This long pause allowed the soil to settle, Anlatım akışı

2:19

Bu uzun duraklama toprağın oturmasını sağladı,

and when construction began again in 1272,

2:22

ve 1272'de inşaat yeniden başladığında,

the foundation was on slightly more stable footing. Deyimler

2:25

temel biraz daha sağlam bir zemin üzerindeydi.

Anlatım akışı

Bu uzun ara toprağın oturmasına olanak sağladı

This long pause, daha önce sözü edilen duraklamaya gönderme yapar ve onu sonraki sonucun nedeni olarak sunar. X allowed Y to Z yapısı, X'in Y'nin Z yapabilmesi için zaman veya koşul yarattığını belirtir. Burada kimse izin vermemiştir; ara, toprağa oturması için zaman kazandırmıştır. Bu bilgi düzeni, duraklamayı beklenmedik bir yarar olarak yeniden yorumlar: zararlı görünen bir gecikme, sonraki inşaatın koşullarını da iyileştirmiştir. Bu yapı, istenmeyen bir olayın bile daha sonraki bir süreci nasıl mümkün kıldığını açıklamak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümlede This long pause allowed the soil to settle, bu aranın nasıl bir etkisi olduğunu gösteriyor?

  1. Toprağın değişmesini engelledi.
  2. Toprağın oturması için koşul yarattı.
  3. Toprağa verilmiş resmî bir izindi.
Cevabı göster

Toprağın oturması için koşul yarattı.

Deyimler

biraz daha sağlam bir zemine oturuyordu

Bu inşaat bağlamında footing, bir insanın ayağını değil, destek sağlayan tabanı veya zemini ifade eder. Was on slightly more stable footing, temelin öncekine göre bir miktar daha sağlam bir dayanağa sahip olduğu anlamına gelir. Slightly iyileşmenin sınırlı olduğunu, more ise önceki durumla karşılaştırma yapıldığını gösterir. be on stable footing ifadesi, temeli sağlam olan bir işletme, plan, ilişki veya görüş için mecazi olarak da kullanılabilir. Cümle, yapıyla ilgili gerçek anlamı sağlam bir temele sahip olma fikriyle birleştirir.

Alıştırma

Footing kullanarak ‘öncekinden daha güvenli bir konumda’ anlamını veren hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: After receiving a three-year grant, the museum is ____.

Cevabı göster

on more stable footing

Under the direction of architect Giovanni di Simone, Kalıp ifadeler

2:29

Mimar Giovanni di Simone'nin yönetiminde,

workers compensated for the tower's minor tilt by making the next few floors taller on the southern side. Kalıp ifadeler

2:33

işçiler kulenin hafif eğimini sonraki birkaç katı güney tarafında daha yüksek yaparak telafi ettiler.

Kalıp ifadeler

Under the direction of + kişi

Under the direction of + kişi, o kişinin çalışmayı yönlendirdiğini, denetlediğini veya çalışmadan sorumlu olduğunu belirtir. Burada mimar Giovanni di Simone işçileri yönlendirmekten sorumluydu; under fiziksel bir konumu değil, yetki ilişkisini anlatır. Bu ifade cümlenin başında kullanıldığında, ana eylemden önce sorumlu kişiyi belirtir. Proje, araştırma ve tarih anlatılarında bilgiyi düzenlemenin resmî bir yoludur.

Alıştırma

Birinin yönlendirmesi veya denetimi altında anlamına gelen resmî ifadeyi tamamlayın: The survey was conducted ____ Dr. Lee.

Cevabı göster

under the direction of

Kalıp ifadeler

compensated for ... by making ...: sorun + yöntem

Compensate for + sorun, bir eksikliğin, kaybın, hatanın veya dengesizliğin etkisini azaltmak ya da dengelemek demektir. Burada işçiler kulenin hafif eğiminin etkisini gidermeye çalışıyor; bu cümlede compensate birine para ödemek anlamına gelmez. by + -ing bölümü kullanılan yöntemi belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp compensate for + sorun by + -ing şeklindedir: önce neyin etkisinin giderildiğini, ardından bunun nasıl yapıldığını belirtir.

Alıştırma

compensate for ... by ... kalıbını tamamlayın: The team compensated ____ the slow start ____ working faster later.

Cevabı göster

for · by

But the weight of the extra masonry made that side sink even deeper. Dilbilgisi

2:40

Ancak fazladan taş işçiliğinin ağırlığı o tarafın daha da derinlere batmasına neden oldu.

Dilbilgisi

made that side sink: make + nesne + fiilin yalın hâli

make + nesne + fiilin yalın hâli yapısında made nedeni, that side etkilenen şeyi, sink ise sonucu belirtir. Burada ek ağırlık, daha önce sözü edilen güney tarafının daha da aşağıya batmasına yol açtı. Geçmiş zamana dönüşen yalnızca make fiilidir: made. Sonucu bildiren fiil yalın hâlde kalır; bu yüzden made that side sink denir, made that side sank veya made that side to sink denmez. Even deeper, batmanın daha ciddi hâle geldiğini gösterir.

Alıştırma

Nedensellik bildiren cümleyi slam fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: The strong wind made the door ____.

Cevabı göster

slam

By the time they completed the seventh floor and bell chamber, Dilbilgisi

2:45

Yedinci katı ve çan odasını tamamladıklarında,

the angle of the tilt was 1.6 degrees.

2:48

eğim açısı 1,6 dereceydi.

Dilbilgisi

By the time they completed: zamanda bir bitiş noktası belirtme

By the time they completed... yedinci kat ile çan odasının tamamlanmasını zamanda bir bitiş noktası olarak belirler. Ana cümle, o anda zaten doğru olan durumu anlatır: eğim 1,6 dereceye ulaşmıştı. By the time çoğu zaman bir bitiş noktasını, o zamana kadar gelişmiş veya gerçekleşmiş bir sonuçla bağlar. Bu yapı otomatik olarak past perfect gerektirmez; bitiş noktasında var olan bir durum angle ... was 1.6 degrees örneğindeki gibi simple past ile kullanılabilir.

Alıştırma

Varışımızı bitiş noktası olarak belirten üç sözcüklü zaman ifadesiyle cümleyi tamamlayın: ____ we reached the station, the last train had already left.

Cevabı göster

By the time

For centuries, Anlatım akışı

2:52

Yüzyıllar boyunca,

engineers tried numerous strategies to address the lean. Kelime

2:53

mühendisler eğimi gidermek için sayısız strateji denediler.

Anlatım akışı

For centuries, engineers tried ... to ...: sonraki örnekleri hazırlayan dönem özeti

For centuries önce çok uzun bir zaman aralığı belirler. engineers tried numerous strategies ise tek bir girişimi anlatmak yerine birbirinden ayrı birçok girişimi tek bir cümlede özetler. Cümle, sonraki bilgileri hazırlayan bir dönem özeti görevi görür: ortak amaç olan to address the lean ifadesini verir ve okuyucuyu ardından gelebilecek belirli tarihlere ve yöntemlere hazırlar. For years/decades/centuries, people tried ... to ... yapısını, zaman içinde tekrarlanan çabaların örneklerini tanıtmak için kullanabilirsin.

Alıştırma

Bu cümlenin bilgiyi düzenlemedeki temel işlevi nedir?

  1. Belirli bir günde tamamlanan tek bir onarımı bildirir.
  2. Uzun bir dönemde tekrarlanan çabaları özetler ve sonraki örneklere hazırlık yapar.
  3. Her yöntemi tüm ayrıntılarıyla listeler.
Cevabı göster

Uzun bir dönemde tekrarlanan çabaları özetler ve sonraki örneklere hazırlık yapar.

Kelime

to address the lean: address ile “bir sorunu ele almak” anlamı

to address the lean ifadesinde address, bir sorunla ilgilenmek veya o sorunla ilgili harekete geçmek anlamına gelen bir fiildir. the lean kulenin eğik durumunu belirtir; dolayısıyla ifade, stratejilerin amacını gösterir. Address tek başına sorunun tamamen düzeltildiğini söylemez. Sorunu fark edip üzerinde çalışmaya odaklanır; address a risk, address a concern ve address a question ifadelerinde de aynı kullanım vardır.

Alıştırma

“Güvenlik sorununu ele almak” anlamını vermek için cümleyi address ile tamamla: We need to ____ before the product launches.

Cevabı göster

address the safety issue

In 1838,

2:56

1838'de,

they dug a walkway around the base to examine the sunken foundation,

2:58

çöken temeli incelemek için tabanın etrafına bir yürüyüş yolu kazdılar,

but removing the supporting sand only worsened the tilt. Anlatım akışı

3:02

ancak destekleyen kumu kaldırmak eğimi daha da kötüleştirdi.

Anlatım akışı

but ... only worsened the tilt: bir eylemin ters etki yaratması

But, beklenen sonucun tersini gösterir. Destek sağlayan kumu kaldırmak temeli inceleme girişiminin bir parçasıydı, ancak bu eylem eğimi daha da artırdı. Burada only kum miktarını değil, sonucu vurgular. but + eylem + only worsened + sorun kalıbı, eylemin yardımcı olmadığını ve bunun yerine sorunu daha kötü hâle getirdiğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, bir sorunu çözme girişiminin ters etki yaratarak sorunu kötüleştirdiğini en açık şekilde anlatır?

  1. The software update was meant to fix the error, and it completely solved the problem.
  2. The software update was meant to fix the error, but it only identified the problem.
  3. The software update was meant to fix the error, but it only worsened the problem.
Cevabı göster

The software update was meant to fix the error, but it only worsened the problem.

In 1935,

3:06

1935'te,

the Italian Corps of Engineers injected mortar to strengthen the base. Kültür

3:07

İtalyan Mühendis Birlikleri tabanı güçlendirmek için harç enjekte etti.

Kültür

the Italian Corps of Engineers: kuruluş adında Corps

The Italian Corps of Engineers resmî bir kuruluş adıdır. Bu tür adlarda corps, belirli bir hizmet için örgütlenmiş ve eğitilmiş bir insan topluluğunu ifade eder; çoğunlukla askerî veya devlet kurumlarında görülür. Burada tek bir mühendisi veya sıradan, gayriresmî bir ekibi değil, İtalyan mühendislik kolordusunu belirtir. Corps of Engineers ifadesini tek bir birim olarak görmek, cümlenin işi yapan resmî kuruluşun adını verdiğini anlamanıza yardımcı olur.

Alıştırma

Cümlede the Italian Corps of Engineers neyi ifade ediyor?

  1. Mühendislerle bağlantılı bir ceset
  2. Resmî bir mühendislik kuruluşu
  3. Tek bir İtalyan mühendis
Cevabı göster

Resmî bir mühendislik kuruluşu

However, the mortar wasn't evenly distributed throughout the foundation, Dilbilgisi

3:12

Ancak harç, temelin her tarafına eşit olarak dağılmadı,

resulting in another sudden drop. Dilbilgisi

3:16

ve bu da ani bir düşüşe daha yol açtı.

Dilbilgisi

wasn't evenly distributed throughout the foundation: edilgen yapıyla eşit olmayan dağılım

wasn't evenly distributed edilgen bir yapıdır: cümle harcın dağılımını anlatır, fakat onu dağıtan kişi ya da süreç belirtilmez. wasn't, evenly anlamını olumsuz yapar; dolayısıyla dağılım eşit değil, düzensizdir. throughout the foundation, dikkate alınan alanın tamamını, yani yalnızca yüzeyi değil temelin bütün bölümlerini belirtir. be + (not) evenly distributed throughout + alan yapısı; malzeme, kaynak, ısı veya risk dağılımını nesnel biçimde anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle, malzemelerin ilçe genelinde eşit olmayan biçimde dağıtıldığını edilgen yapıyla doğru olarak anlatır?

  1. The emergency supplies weren't evenly distributed throughout the county.
  2. The emergency supplies didn't evenly distribute throughout the county.
  3. The county wasn't evenly distributed throughout the emergency supplies.
Cevabı göster

The emergency supplies weren't evenly distributed throughout the county.

Dilbilgisi

resulting in another sudden drop: bir nedeni sonucuna bağlamak

resulting in another sudden drop, önceki cümlenin sonucunu sunan bir -ing ortaç öbeğidir. Başka bir ani çökmeye yakınındaki tek bir isim değil, önce anlatılan durumun tamamı yol açmıştır. resulting in cümlenin temel fiili değildir. Tam bir cümleciğe bağlanır ve in sözcüğünden sonra bir isim öbeği gelir: tam cümlecik, resulting in + sonuç. and this resulted in... gibi ikinci bir cümlecik yazmaktan daha kısa bir seçenektir.

Alıştırma

Cümleyi, result sözcüğünden oluşan ve sonucu tanıtan iki sözcüklü -ing öbeğiyle tamamlayın: The alarm failed, ____ a delayed response.

Cevabı göster

resulting in

All these failed attempts, Dilbilgisi

3:19

Tüm bu başarısız girişimler,

along with the ever-sinking foundation,

3:21

sürekli batan temelle birlikte,

moved the tower closer to its tipping point. Deyimler

3:23

kuleyi devrilme noktasına daha da yaklaştırdı.

Dilbilgisi

All these failed attempts, along with ...: ikincil bir etken eklemek

All these failed attempts temel öznedir. Virgüllerle ayrılan along with the ever-sinking foundation ifadesi, sonuca katkıda bulunan başka bir etken eklerken başarısız girişimleri bilginin odağında tutar. Tekrar kullanılabilen X, along with Y, + fiil yapısında fiil genellikle Y'ye değil X'e göre uyum gösterir. Bu ifade iki nedeni veya katılımcıyı bir araya getirebilir, ancak onları X and Y gibi eşit ağırlıklı birleşik bir özne yapmaz.

Alıştırma

'The lead engineer, along with two inspectors, is reviewing the report,' cümlesinde 'along with two inspectors' ne işe yarar?

  1. Temel özneyi değiştirmeden eşlik eden katılımcıları ekler.
  2. Raporu incelemek için bağımsız bir neden sunar.
  3. 'two inspectors' ifadesini temel özne yapar.
Cevabı göster

Temel özneyi değiştirmeden eşlik eden katılımcıları ekler.

Deyimler

moved ... closer to its tipping point: kritik bir eşiğe yaklaşmak

Tipping point kritik bir eşiktir: bu eşiğe ulaşıldığında veya eşik aşıldığında büyük bir değişim başlayabilir ve bu değişimi durdurmak ya da tersine çevirmek zor olabilir. Moved the tower closer to its tipping point, önceki sorunların kuleyi bu tehlikeli eşiğe yaklaştırdığı anlamına gelir. İfade burada iki yönlü bir etki yaratır. Bir kule gerçek anlamda devrilebilir; tipping point aynı zamanda bir sistemin, durumun veya kişinin büyük bir değişime yaklaşmasını anlatan yaygın bir mecazdır.

Alıştırma

Videodaki cümlede 'tipping point' ne anlama gelir?

  1. Ardından büyük bir değişimin yaşanabileceği kritik eşik
  2. Bir sorun çözülmeden önce planlanmış bir ara
  3. İnsanların hizmet karşılığında bahşiş bıraktığı bir yer
Cevabı göster

Ardından büyük bir değişimin yaşanabileceği kritik eşik

And without definitive knowledge of the soil composition, Dilbilgisi

3:26

Toprağın bileşimi hakkında kesin bilgi olmadan,

engineers couldn't pinpoint the tower's fatal angle or devise a way to stop its fall. Kalıp ifadeler

3:30

mühendisler kulenin ölümcül açısını tam olarak belirleyemediler veya düşüşünü durduracak bir yol bulamadılar.

Dilbilgisi

without definitive knowledge of ... engineers couldn't ...: eksik bir koşul eylemi engeller

Baştaki without definitive knowledge of the soil composition ifadesi, eksik olan gerekli bir koşulu belirtir. Without sözcüğünden sonra tam bir cümlecik değil, definitive knowledge of the soil composition ad öbeği gelir. Ana cümledeki engineers couldn't pinpoint... bölümü sonucu verir. without + ad öbeği, ... could not ... kalıbı; bilgi, araç veya izin eksikliğinin bir eylemi engellediğini anlatmak için kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi without + ad öbeği kalıbıyla tamamlayın: ____ reliable data, the team could not make a safe decision.

Cevabı göster

Without

Kalıp ifadeler

pinpoint ... or devise a way: tam olarak belirleyip ardından bir yöntem geliştirmek

Pinpoint, kabaca tahmin etmek yerine bir şeyi tam olarak belirlemek anlamına gelir. Buradaki nesnesi the tower's fatal angle ifadesidir. Devise ise düşünerek bir plan veya yöntem geliştirmek anlamına gelir; a way to stop its fall geliştirilecek yöntemdir. İki fiil öbeği couldn't sözcüğünden sonra paralel yapıdadır: engineers could not pinpoint X or devise Y. Bunlar problem çözmenin iki farklı görevini anlatır: temel gerçeği teşhis etmek ve bir karşılık tasarlamak.

Alıştırma

Hangi cümle önce bir sorunu tam olarak belirlemeyi, ardından bir çözüm geliştirmeyi doğal biçimde anlatır?

  1. The team guessed at the cause and used an existing checklist.
  2. The team repaired the damage before anyone identified its cause.
  3. The team pinpointed the cause and devised a way to fix it.
Cevabı göster

The team pinpointed the cause and devised a way to fix it.

In the years following World War II, Kalıp ifadeler

3:36

İkinci Dünya Savaşı'nı takip eden yıllarda,

researchers developed tests to identify those missing variables. Kalıp ifadeler

3:39

araştırmacılar bu eksik değişkenleri belirlemek için testler geliştirdiler.

Kalıp ifadeler

In the years following World War II: resmî bir zaman çerçevesi kurmak

In the years following World War II, “İkinci Dünya Savaşı'ndan sonraki birkaç yıllık dönem boyunca” anlamına gelir. Burada following, after gibi işlev görür; birini takip etme eylemini anlatmaz. Cümlenin başındaki In the years following + olay yapısı, ana gelişme anlatılmadan önce zaman aralığını belirler. Tarihsel, bilimsel veya toplumsal değişimler açıklanırken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Resmî zaman kalıbını following ile tamamlayın: In the years ____ the merger, the company expanded overseas.

Cevabı göster

following

Kalıp ifadeler

developed tests to identify those missing variables: bilinmeyen etkenleri bulmak için test geliştirmek

Developed tests, yalnızca mevcut testleri kullanmak değil, test yöntemleri tasarlayıp oluşturmak anlamına gelir. to identify ifadesi testlerin neden geliştirildiğini açıklar: bilinmeyen etkenleri bulmak veya belirlemek. Araştırmada variables, sonucu etkileyebilecek etkenlerdir. those missing variables, henüz bulunmamış, ölçülmemiş veya hesaba katılmamış ilgili etkenleri anlatır; sıradan “değişiklikler” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir araştırma raporunda developed tests to identify those missing variables ne anlama gelir?

  1. Deney sürerken gerçekleşen sıradan değişiklikleri listelediler.
  2. Hiçbir etkenin sonucu etkileyemeyeceğini kanıtlamak için bilinen testleri kullandılar.
  3. Henüz belirlenmemiş etkenleri bulmak için testler tasarladılar.
Cevabı göster

Henüz belirlenmemiş etkenleri bulmak için testler tasarladılar.

And in the 1970s,

3:43

Ve 1970'lerde,

engineers calculated the curved tower's center of gravity. Kültür

3:44

mühendisler eğimli kulenin ağırlık merkezini hesapladılar.

Kültür

center of gravity: bir nesnenin denge noktası

Center of gravity, fizik ve mühendislikte bir nesnenin ağırlığının etkidiği kabul edilebilen noktayı belirten yerleşik bir terimdir. Bu noktanın konumu, mühendislerin denge ve kararlılığı değerlendirmesine yardımcı olur. Burada iyelik yapısı olan the curved tower's, hangi nesnenin ağırlık merkezinin hesaplandığını gösterir. Bu nokta yalnızca kulenin geometrik merkezi değildir; kütle eşit dağılmamışsa iki nokta farklı olabilir.

Alıştırma

Bir nesnenin ağırlığının etkidiği kabul edilebilen noktayı belirten yerleşik fizik terimiyle cümleyi tamamlayın: A low ____ helps the vehicle stay stable.

Cevabı göster

center of gravity

With this data and new computing technology, Anlatım akışı

3:49

Bu veriler ve yeni bilgisayar teknolojisiyle,

engineers could model how stiff the soil was, Notlar

3:51

mühendisler toprağın ne kadar sert olduğunu,

Dilbilgisi

model how stiff the soil was: model + how yan cümlesi

Burada model, bir şeyi benzetmek veya tahmin etmek için matematiksel ya da bilgisayar tabanlı bir temsil kullanmak anlamına gelen bir fiildir. how yan cümlesi modellenen özelliği, yani toprağın sertlik derecesini belirtir. how stiff the soil was gömülü bir soru olduğu için düz cümle sırasını kullanır: özne + fiil, yani the soil was. Doğrudan soru How stiff was the soil? olurdu; ancak model fiilinden sonra doğru biçim model how stiff the soil was şeklindedir.

Alıştırma

model how ifadesinden sonra doğru sözcük sırasını kullanan cümleyi seçin.

  1. The program can model how quickly does the building move.
  2. The program can model how quickly moves the building.
  3. The program can model how quickly the building moves.
Cevabı göster

The program can model how quickly the building moves.

the tower's trajectory,

3:55

kulenin gidişatını,

and the exact amount of excavation needed for the tower to remain standing. Kalıp ifadeler

3:56

ve kulenin ayakta kalması için gereken kesin kazı miktarını modelleyebildiler.

Anlatım akışı

With this data and new computing technology: sonucu mümkün kılan kaynakları sunmak

Cümle başındaki With this data and new computing technology, sonrasında anlatılan şeyi mümkün kılan kaynakları sunar. Burada with, ‘birlikte’ değil, ‘sahip olarak veya kullanarak’ anlamındadır. Bilgiyi öne alan bu yapı, ana cümle yeni beceriyi açıklamadan önce ‘Bunu ne mümkün kıldı?’ sorusunu yanıtlar. Böylece açıklama önce mümkün kılan koşulları, sonra sonucu verir.

Alıştırma

Cümle başındaki With this data and new computing technology ifadesi cümlede ne yapıyor?

  1. Mühendislerin ve teknolojinin birlikte yolculuk ettiğini söyler.
  2. Sonraki modellemeyi mümkün kılan kaynakları sunar.
  3. Verilerle kulenin yörüngesini karşılaştırır.
Cevabı göster

Sonraki modellemeyi mümkün kılan kaynakları sunar.

Anlatım akışı

model how stiff..., the tower's trajectory ve the exact amount...: üç öğeyi yöneten tek fiil

Cümlenin ana iskeleti engineers could model bölümüdür. model fiili üç parçalı bir listeyi yönetir: how stiff the soil was, the tower's trajectory ve the exact amount of excavation needed for the tower to remain standing. İlk öğe bir how yan cümlesidir; diğer ikisi ise isim öbeğidir. Biçimleri farklı olsa da üçü de mühendislerin neyi modelleyebildiğini açıklar. Uzun bir cümlede virgüller ve sondaki and bu listeyi gösterir.

Alıştırma

Cümlede how stiff the soil was, the tower's trajectory ve the exact amount... öğelerinin üçünün de bağlı olduğu fiil hangisidir?

  1. remain
  2. model
  3. was
Cevabı göster

model

Kalıp ifadeler

the exact amount of X needed for Y to do Z: Y'nin Z yapması için gereken kesin X miktarı

Bu uzun isim öbeğinin ana sözcüğü amount'tır. exact miktarın kesin olduğunu, of excavation ise neyin ölçüldüğünü belirtir. needed, “gereken” anlamına gelen bir geçmiş zaman sıfat-fiilidir ve amount sözcüğünü niteler; yeni bir ana fiil değildir. for the tower to remain standing bu miktarın mümkün kılması gereken sonucu belirtir. Yeniden kullanılabilir kalıp the exact amount of X needed for Y to do Z şeklindedir: Y'nin Z yapması için gereken kesin X miktarı.

Alıştırma

Hangi öbek “jeneratörün çalışmaya devam etmesi için gereken kesin yakıt miktarı” anlamını doğru verir?

  1. the exact amount of fuel needing the generator to keep running
  2. the exact amount of fuel needed for the generator to keep running
  3. the exact amount fuel needed for the generator keep running
Cevabı göster

the exact amount of fuel needed for the generator to keep running

In 1992,

4:01

1992'de,

the team drilled diagonal tunnels to remove 38 cubic meters of soil from under the tower's north end. Kalıp ifadeler

4:03

ekip, kulenin kuzey ucunun altından 38 metreküp toprak çıkarmak için çapraz tüneller açtı.

Kalıp ifadeler

drilled diagonal tunnels to remove ... from under ...: eylem, amaç ve kaynak konumu

Ana eylem drilled diagonal tunnels ifadesidir. to remove... mastar yapısı tünel açmanın amacını, 38 cubic meters of soil ise çıkarılan malzemeyi ve miktarını belirtir. from under the tower's north end tek bir kaynak konumu öbeği olarak işlev görür. from başlangıç noktasından uzaklaşan hareketi belirtirken under bu başlangıç noktasını kuzey ucunun altına yerleştirir. Eylem + amaç + kaynak sırası teknik bir işlemi izlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Hangi cümle eylemi, amacını ve malzemenin geldiği yeri doğru biçimde sunar?

  1. Workers drilled a narrow channel to remove water from under the road.
  2. Workers drilled a narrow channel for remove water under from the road.
  3. Workers to remove water drilled a narrow channel from the road under.
Cevabı göster

Workers drilled a narrow channel to remove water from under the road.

Then, they temporarily counterbalanced the structure with 600 tons of lead ingots before anchoring the base with steel cables. Notlar

4:10

Daha sonra, tabanı çelik kablolarla sabitlemeden önce yapıyı 600 tonluk kurşun külçelerle geçici olarak dengelediler.

Anlatım akışı

Then ... before anchoring ...: iki adımın sırasını belirtme

Then, açıklamayı sürecin bir sonraki aşamasına taşır. Bu aşama içinde before anchoring the base, geçici dengelemenin önce, sabitlemenin ise daha sonra yapıldığını gösterir. Ana eylem + before + -ing kalıbında, iki eylemi yapan kişi aynıysa -ing yan cümlesinde tekrarlanan özne kullanılmayabilir. Burada anchoring eyleminin öznesi de they’dir; bu kısaltılmış kalıpta before sonrasında anchored kullanılamaz.

Alıştırma

Parantezdeki fiilin -ing biçimiyle süreç cümlesini tamamlayın: Then, the technician checked the seal before ____ the pump. (start)

Cevabı göster

starting

Kelime

temporarily counterbalanced the structure with ...: bir dengesizliği geçici olarak dengeleme

Counterbalance something with something, bir dengesizliği azaltmak için karşı yönde etki eden bir ağırlık, kuvvet veya unsur kullanmak demektir. Burada kurşun külçelerin ağırlığı, yapıyı dengesiz hâle getiren kuvvete karşı etki etmiştir. Temporarily, bu dengeleme önleminin yalnızca sınırlı bir aşamada kullanıldığını ve yapıyı sabitlemenin nihai yöntemi olmadığını gösterir. Aynı fiil, soyut bir unsurun başka bir unsuru telafi etmesini de anlatabilir.

Alıştırma

Cümleyi counterbalance fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The designer ____ the dark walls with pale furniture.

Cevabı göster

counterbalanced

More than six centuries after its construction, Anlatım akışı

4:20

İnşa edilmesinden altı yüzyıldan fazla bir süre sonra,

the tower was finally straightened to a tilt of about 4 degrees. Dilbilgisi

4:22

kule nihayet yaklaşık 4 derecelik bir eğime kadar düzeltildi.

Anlatım akışı

More than six centuries after its construction: uzun bir zaman aralığıyla gecikmiş sonucu sunmak

More than six centuries after its construction, kulenin inşasına dönüp sonraki sonucu 600 yıldan fazla bir süre sonrasına yerleştirir. Cümle başındaki bu zaman ifadesi, eski inşa olayıyla ana cümledeki sonuç arasında çok uzun bir süre bulunduğunu gösterir. Zaman aralığını başa almak ve finally ile birlikte kullanmak, sonucun ne kadar geç geldiğini vurgular. Bu yapı, eski bir olayla çok daha sonraki sonucu bağlayarak tarihî bir anlatıyı etkili biçimde tamamlayabilir.

Alıştırma

Cümlenin başındaki ifade temel olarak ne yapıyor?

  1. Doğrultma işleminin kule inşa edilirken yapıldığını söylüyor.
  2. Kulenin inşasıyla sonraki sonuç arasında 600 yıldan fazla zaman olduğunu vurguluyor.
  3. Kulenin inşasının 600 yıldan uzun sürdüğünü söylüyor.
Cevabı göster

Kulenin inşasıyla sonraki sonuç arasında 600 yıldan fazla zaman olduğunu vurguluyor.

Dilbilgisi

was finally straightened to a tilt: edilgen yapı ve sonuç durumu

was finally straightened edilgen bir yapıdır: birileri kule üzerinde işlem yapar, ancak cümle kuleyi odakta tutar. Finally, bu sonucun ancak uzun bir çaba veya gecikmeden sonra geldiğini gösterir. to a tilt of about 4 degrees, ayarlamanın ulaştığı son noktayı verir. Burada straightened, “daha düz hâle getirildi” demektir; “tamamen dik hâle getirildi” demek değildir. Kulenin hâlâ yaklaşık 4 derecelik eğimi vardı.

Alıştırma

Hangi cümle, ayarlamadan sonra nesnenin hâlâ 4 derecelik eğimi olduğunu anlatır?

  1. The tower was straightened to a tilt of about 4 degrees.
  2. The tower was made perfectly vertical.
  3. The tower was straightened by about 4 degrees.
Cevabı göster

The tower was straightened to a tilt of about 4 degrees.

No one wanted the tower to fall, Ton ve niyet

4:28

Kimse kulenin yıkılmasını istemiyordu,

but they also didn't want to lose the landmark's most famous feature. Kalıp ifadeler

4:30

ama aynı zamanda bu simge yapının en ünlü özelliğini kaybetmek de istemiyorlardı.

Ton ve niyet

No one wanted..., but they also didn't want...: iki hedefi dengelemek

No one wanted A, but they also didn't want B kalıbı, insanların kaçınmaya çalıştığı iki sonucu ortaya koyar. Burada A kulenin yıkılması, B ise kulenin ünlü eğiminin kaybolmasıdır. But birbiriyle yarışan başka bir kaygıyı devreye sokar; also ise ikinci kaygının da ilkiyle birlikte önemli olduğunu gösterir. Cümle onarımı bir denge sorunu olarak sunar: kuleyi güvenli hâle getirirken onu tanınır kılan özelliği ortadan kaldırmamak.

Alıştırma

Hangi cümle dengelenmesi gereken iki hedefi açıkça sunuyor?

  1. The museum wanted to protect the painting, so it closed the gallery forever.
  2. The museum wanted to protect the painting, but it also didn't want to hide it from visitors.
  3. The museum wanted to protect the painting because visitors could see it.
Cevabı göster

The museum wanted to protect the painting, but it also didn't want to hide it from visitors.

Kalıp ifadeler

lose the landmark's most famous feature: ayırt edici bir özellik kaybolduğunda

Lose the landmark's most famous feature ifadesinde lose, fiziksel bir eşyayı yanlış yere koymak değil, “artık sahip olmamak veya koruyamamak” anlamına gelir. Feature belirgin bir özelliği ifade eder; burada bir yazılım işlevi değil, kulenin ünlü eğimidir. Bu ifade, bir değişiklik bir yeri, binayı, markayı veya kişiyi tanınır kılan niteliği ortadan kaldırdığında kullanılabilir.

Alıştırma

Bu cümlede lose the landmark's most famous feature ne anlama geliyor?

  1. Birisi simge yapıya ait fiziksel bir eşyayı kaybedecekti.
  2. Simge yapı, kendisini ünlü yapan özelliğe artık sahip olmayacaktı.
  3. Ziyaretçiler simge yapının nerede olduğunu unutacaktı.
Cevabı göster

Simge yapı, kendisini ünlü yapan özelliğe artık sahip olmayacaktı.

Today, the tower stands at 55 or 56 m tall,

4:34

Bugün kule 55 veya 56 metre yüksekliğinde duruyor,

and it should remain stable for at least 300 years as a monument to the beauty of imperfection. Notlar

4:39

ve kusurluluğun güzelliğine bir anıt olarak en az 300 yıl boyunca sabit kalması bekleniyor.

Dilbilgisi

should remain stable for at least 300 years: kanıta dayalı bir beklenti

should remain stable for at least 300 years ifadesinde should, kanıta dayalı bir beklentiyi anlatır: sağlamlaştırma çalışmaları ve değerlendirme sonrasında kulenin sabit kalmaya devam etmesi muhtemeldir. Bu bir emir veya yükümlülük değildir. remain + sıfat, “aynı durumda kalmaya devam etmek” anlamına gelir; for at least 300 years ise beklenen sürenin alt sınırını verir. Bu kalıp should remain safe, should last veya should work gibi tahminlerde de kullanılabilir.

Alıştırma

Kanıta dayalı tahmini should, remain ve stable kullanarak tamamlayın: Engineers inspected the repaired wall and expect no problems. It ____ for at least twenty years.

Cevabı göster

should remain stable

Deyimler

as a monument to the beauty of imperfection: bir nesneye simgesel anlam kazandırmak

as a monument to the beauty of imperfection ifadesindeki as, kulenin bundan sonra da sahip olacağı rolü gösterir. Burada monument to mecazidir: kule, kusurluluğun güzelliğinin kalıcı bir simgesi veya hatırlatıcısıdır; yakında inşa edilmiş başka bir anıt değildir. Bu ifade fiziksel bir nesneyi daha büyük bir düşünceye dönüştürür. Kulenin ünlü eğimi yalnızca bir kusur olarak değil, ona eşsiz güzelliğini veren özellik olarak da ele alınır.

Alıştırma

Bu cümlede as a monument to ne anlama gelir? The rebuilt school stands as a monument to the town's courage.

  1. Okul, kasabanın cesaretinin kalıcı bir simgesidir.
  2. Okulun anıtların tarihini öğretmesi zorunludur.
  3. Okulun yanına ayrı bir anıt yapılmıştır.
Cevabı göster

Okul, kasabanın cesaretinin kalıcı bir simgesidir.

Interested in architecture and design? Anlatım akışı

4:48

Mimarlık ve tasarımla ilgileniyor musunuz?

Anlatım akışı

Interested in architecture and design? ile izleyicinin ilgisini çekme

Interested in architecture and design?, Are you interested in architecture and design? sorusunun eksiltili biçimidir. Dinleyici, çıkarılan Are you bölümünü zihninde tamamlar. Burada video cevap beklemek için durmaz; soru, izleyicinin dikkatini çeken bir giriş işlevi görür. Konuşmacı önce bir ilgi alanını belirterek konuyu önemsemesi en olası izleyicilere seslenir ve ardından onları ilgili içeriğe yönlendirir. Yeniden kullanılabilen kalıp, Interested in + topic? sorusundan sonra bir öneri veya sonraki adım vermektir.

Alıştırma

İlgili içeriği tanıtmak için kısa bir ilgi sorusunu en doğal kullanan kapanış hangisidir?

  1. Are ocean animals interested? Watch our video about coral reefs.
  2. Interested in ocean animals? Watch our video about coral reefs.
  3. Interested on ocean animals? Watch our video about coral reefs.
Cevabı göster

Interested in ocean animals? Watch our video about coral reefs.

Take a closer look at the science behind the world's tallest buildings, Kalıp ifadeler

4:50

Dünyanın en yüksek binalarının ardındaki bilime daha yakından bakın,

Kalıp ifadeler

Take a closer look at... ile daha derinlemesine inceleme

Take a closer look, bir şeyi daha dikkatli incelemek veya daha ayrıntılı öğrenmek anlamına gelir. Fiziksel bir nesneye dikkatlice bakmayı anlatabilir; ancak burada gözleri fiziksel olarak yaklaştırmayı değil, bir konuyu daha derinden keşfetmeyi önerir. Yeniden kullanılabilen kalıp, take a closer look at + isim, konu veya yan cümledir. Closer, hızlı veya genel bir bakışın ötesine geçildiğini gösterir; bu nedenle ifade çoğu zaman ayrıntı, analiz veya açıklama sunarken kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki daha dikkatli incelemek anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: ____ at how the bridge carries heavy loads.

Cevabı göster

Take a closer look

Kalıp ifadeler

the science behind the world's tallest buildings: dünyanın en yüksek binalarını açıklayan bilim

the science behind the world's tallest buildings ifadesinde behind fiziksel bir konumu anlatmaz. “Bir şeyi açıklayan veya mümkün kılan bilimsel ilkeler ve mekanizmalar” anlamına gelir. Bu ifade, görünen binaların ötesine bakıp mühendislik ve fiziğin çok yüksek yapıların ayakta kalmasını nasıl sağladığını anlamaya çağırır. the science behind X kalıbı, X'in bilimsel açıklamasını tanıtır.

Alıştırma

Öğrenilen kalıpta kullanılan edatı yazın: The program explores the science ____ earthquakes.

Cevabı göster

behind

or learn from one of nature's greatest architects, Deyimler

4:54

veya doğanın en büyük mimarlarından birinden öğrenin,

bees.

4:57

arılardan.

Deyimler

learn from one of nature's greatest architects: doğanın en büyük mimarlarından birinden öğrenmek

one of nature's greatest architects ifadesinde architects, virgülden sonra adı verilen arılar için kullanılan bir mecazdır. Arılar gerçekten bu mesleği yapmaz; sözcük onların sağlam ve düzenli kovanlar kurma becerisini öne çıkarır. One of, arıları doğadaki etkileyici yapıcılar grubunun bir üyesi olarak sunar. Learn from, arıların nasıl yapı kurduğunu gözlemleyip bu fikirleri insan tasarımında kullanmak anlamına gelir. Bilimsel yazılar, gerçek bir beceriyi canlı ve akılda kalıcı göstermek için hayvanlara architect veya engineer gibi insan rolleri verebilir.

Alıştırma

one of nature's greatest architects arıları belirttiğinde ne anlama gelir?

  1. Arıların dünyanın en yüksek binalarını tasarladığını söyler.
  2. Arıların eğitimli insan mimarlar olduğunu söyler.
  3. Arıların kovan yapma becerisini mimarların işiyle karşılaştırır.
Cevabı göster

Arıların kovan yapma becerisini mimarların işiyle karşılaştırır.

They might just convince you that hexagons are the perfect shape. Ton ve niyet

4:58

Sizi altıgenlerin mükemmel şekil olduğuna ikna edebilirler.

Ton ve niyet

might just convince you that...: temkinli ve hafif vurgulu bir öneri

might just convince you that... yapısında might, sonucu kesin değil olası gösterir. Convince you that ifadesinden sonra kişinin kabul edebileceği düşünce gelir. Buradaki just, “belki gerçekten olur” ya da “sonuç şaşırtabilir” anlamında hafif ve bazen şakacı bir vurgu katar. Only anlamına gelmez. Böylece tüm ifade, fikrinizin değişeceğini garanti etmeden öneriyi çekici kılar.

Alıştırma

Bu cümlede just hangi anlamı ekliyor: This game might just convince you that history is exciting?

  1. Şaşırtıcı sonucun gerçekten gerçekleşebileceğini belirten hafif bir ima
  2. İkna etmenin oyunun yapabileceği tek şey olduğu anlamı
  3. İkna etme olayının az önce gerçekleştiği anlamı
Cevabı göster

Şaşırtıcı sonucun gerçekten gerçekleşebileceğini belirten hafif bir ima