Hangisi daha güçlü: Yapıştırıcı mı, bant mı? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu ders, eski doğal tutkallardan modern yapıştırıcılara uzanan gelişimi ele alıyor, tutkal ile bandın neden farklı mekanizmalarla yapıştığını açıklıyor ve doğru seçimin yüzey teması, ısı, kesme kuvveti, aciliyet ve yer çekimi gibi koşullara bağlı olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. which evaporates when exposed to air. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İlgi cümleciğinin neyin buharlaştığını nasıl belirttiğini, kısaltılmış edilgen yapı when exposed to air ifadesinin ise koşulu nasıl özlü biçimde verdiğini anlayabilirsiniz. Bu kalıp, bilimsel süreçleri sıkıştırılmış biçimde anlatan cümleleri okuyup yazmanıza yardımcı olur. 2. stay in place — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir şeyin aynı konumda kalıp hareket etmediğini anlatan doğal ifadeyi tanıyabilirsiniz. Burada mikroskobik boşluklara giren viskoelastik yapıştırıcının yerinden ayrılmamasını anlatır; sabit kalan nesneler, düzenlemeler veya planlar için de kullanılabilir. 3. no single adhesive works well in all circumstances. — Söylem, anlatım ve retorik: Bu cümlenin tartışmayı tek bir en güçlü yapıştırıcı arayışından koşullara göre seçim yapmaya yönelttiğini görebilirsiniz. Performans malzemeye, ortama veya göreve göre değiştiğinde ölçülü bir sonuç ifade etmenizi sağlar.
Bu derste
The oldest glue in the world is over 8,000 years old Dilbilgisi
0:07Dünyanın en eski tutkalı 8.000 yıldan daha eskidir
oldest glue in the world: dünya çapında karşılaştırma yapan en üstünlük yapısı
Oldest, old sözcüğünün en üstünlük biçimidir. the oldest glue ad öbeği, karşılaştırma kapsamındaki bilinen diğer tüm yapıştırıcı örneklerinden daha eski olan yapıştırıcıyı belirtir. In the world, karşılaştırma kapsamının bütün dünya olduğunu gösterir. the + en üstünlük biçimi + isim + in the world kalıbı, uç bir gerçeği veya rekoru tanıtmak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi old sözcüğünün en üstünlük biçimi ve in the world kapsam ifadesiyle tamamlayın: This may be the ____ tree ____ the world.
Cevabı göster
oldest · in
and comes from a cave near the Dead Sea.
0:11ve Ölü Deniz yakınlarındaki bir mağaradan gelmektedir.
made from a mixture of animal bone and plant materials, Dilbilgisi
0:16hayvan kemiği ve bitki materyallerinin karışımından yapılan,
to waterproof baskets and construct utensils. Kelime
0:20sepetleri su geçirmez hale getirmek ve aletler yapmak için kullandılar.
made from a mixture of...: malzeme bilgisi ekleyen kısaltılmış edilgen yan cümle
made from a mixture of animal bone and plant materials öbeği, this glue hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortaçlı bir öbektir. Edilgen anlam taşır: yapıştırıcı bu malzemelerden yapılmıştır. made from ifadesinin önüne which was eklenerek tam bir ilgi cümleciğine dönüştürülebilir. Bu, yeni bir ana fiil değildir; ek açıklama çıkarıldığında ana cümle Ancient people used this glue to waterproof baskets and construct utensils olur.
Alıştırma
Cümleyi make from ve recycled cans ile oluşturulan kısaltılmış edilgen bir öbekle tamamlayın: The lantern, ____, shines brightly.
Cevabı göster
made from recycled cans
fiil olarak waterproof: bir şeyi su geçirmez hâle getirmek
Burada waterproof, “bir şeyi suya dayanıklı hâle getirmek” veya “bir şeye su yalıtımı uygulamak” anlamına gelen bir fiildir. to sözcüğünden sonra gelir, baskets sözcüğünü nesne alır ve “to waterproof baskets and construct utensils” yapısında construct ile paraleldir. Aynı sözcük “a waterproof jacket” örneğindeki gibi sıfat da olabilir. İngilizcede bir özelliği belirten sözcük, bir şeye o özelliği kazandırma eylemini anlatan fiil olarak kullanılabilir. Bu nedenle sözcüğün cümledeki yeri, amaçlanan anlamı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede waterproof, “bir şeyi suya dayanıklı hâle getirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?
- We packed a waterproof tent for the trip.
- We need to waterproof the tent before the trip.
- The waterproof cover is in the bag.
Cevabı göster
We need to waterproof the tent before the trip.
plants and animals were the glue that held human civilization together. Deyimler
0:25bitkiler ve hayvanlar insan medeniyetini bir arada tutan tutkaldı.
the glue that held human civilization together: birleştirici güç metaforu
“the glue that held human civilization together” ifadesinde glue, birçok parçayı birbirine bağlı tutan ve bir bütün olarak çalışmasını sağlayan önemli bir şeyin metaforudur. Held ... together, bu birleştirici rolün geçmişte olduğunu gösterir. Cümle, bitkilerin ve hayvanların gerçek anlamda bir yapıştırıcı olduğunu söylemez. Onları, insan uygarlığının düzenini korumasını ve gelişmeye devam etmesini sağlayan destek olarak sunar. “the glue that holds X together” kalıbı, bir grubu veya sistemi bir arada tutan kişi, değer, alışkanlık ya da kaynağı anlatabilir.
Alıştırma
“Mutual respect is the glue that holds the team together” cümlesinde the glue ne anlama gelir?
- ekibin kullandığı yapışkan bir madde
- ekip üyelerini ayıran bir kural
- ekibi bir arada tutan bir güç
Cevabı göster
ekibi bir arada tutan bir güç
we have enough types of tape and glue to build and repair almost anything. Dilbilgisi
0:30neredeyse her şeyi inşa etmek ve onarmak için yeterli bant ve tutkal türüne sahibiz.
enough + isim + to + fiil: bir sonuç için yeterli miktar
enough types of tape and glue to build and repair almost anything ifadesinde enough, types of tape and glue isim öbeğinden önce gelir. Ardından gelen to’lu mastar, bu miktarın ya da çeşitliliğin neyi mümkün kıldığını gösterir: belirtilen sonucu elde etmeye yetecek kadar çeşit vardır. Yeterli bir miktarı veya sayıyı yapılabilecek eyleme bağlamak için enough + isim + to + fiil kalıbını kullan. Buradaki enough types, bant ve yapıştırıcının toplam miktarının çok olmasından ziyade çeşitlerin yeterli olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi enough + isim + to + fiil kalıbıyla tamamla: We have ____ rope ____ secure all the boxes.
Cevabı göster
enough · to
But what gives glue and tape their stickiness? Kalıp ifadeler
0:35Ama tutkal ve banta yapışkanlığını veren şey nedir?
gives glue and tape their stickiness: give + nesne + özellik
What gives glue and tape their stickiness? cümlesinde glue and tape etkilenen şeyleri, their stickiness ise onların sahip olduğu özelliği belirtir. Soru, bu özelliğe neyin yol açtığını veya onu neyin oluşturduğunu sorar; give burada bir şeyi fiziksel olarak vermek anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp give + nesne + iyelik sözcüğü + özellik şeklindedir: X gives Y its color, flavor, shape, or strength. İyelik sözcüğünü nesneye göre seç: tek bir şey için its, birden fazla şey için their kullan.
Alıştırma
Çayın neden tatlı olduğunu give + nesne + iyelik + özellik yapısıyla doğal biçimde açıklayan cümle hangisidir?
- Honey gives the tea its sweetness.
- Honey gives its sweetness the tea.
- Honey gives the tea to its sweetness.
Cevabı göster
Honey gives the tea its sweetness.
can be made from: edilgen bir malzeme açıklamasında olasılık
Can be made from, can + be + geçmiş zaman ortacı made + from yapısını izler. Can yardımcı fiili olasılık anlamı katar; edilgen yapı ise odağı ürünü yapan kişi veya şirket yerine ürünün üzerinde tutar. Made from, kaynak malzemeyi tanıtır. Bu cümlede yapı, yapıştırıcıların sentetik moleküller ya da doğal protein ve karbonhidratlar kullanılarak üretilebileceğini söyler; her yapıştırıcının bu malzemelerin tümünü kullandığını söylemez.
Alıştırma
Cümleyi hedef can + edilgen yapısıyla tamamlayın: Paper ____ wood pulp.
Cevabı göster
can be made from
Adhesives: bağlayıcı malzemeler için geniş kapsamlı teknik terim
Adhesives, İngilizce adhesive isminin çoğul biçimidir. Yüzeyleri birbirine bağlayan maddeler için kullanılan geniş kapsamlı, nispeten resmî veya teknik bir terimdir. Glue bir adhesive türüdür; tape ise genellikle bir adhesive tabakası taşır. Burada kelime, cümle olası kimyasal kaynakları sıralamadan önce tüm malzeme sınıfını adlandırır. Böylece farklı türde yapışkan malzemeler tek bir terim altında ele alınabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede adhesive, şerit biçimli bir ürün ya da başka bir nesne yerine bağlayıcı bir maddeyi adlandırır?
- The lab is testing a new adhesive for medical use.
- The lab is testing a new attachment for medical use.
- The lab is testing a new tape for medical use.
Cevabı göster
The lab is testing a new adhesive for medical use.
glue and tape need both adhesive bonds and cohesive bonds. Dilbilgisi
0:55tutkal ve bandın hem yapışkan (adeziv) bağlara hem de kohezif bağlara ihtiyacı vardır.
In order to work: amaç ve beklenen işlevi belirtmek
in order to + fiilin yalın biçimi, bir amacı veya ulaşılmak istenen sonucu açıkça belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında önce hedefi verir; ana cümle de bu hedefe ulaşmak için ne gerektiğini açıklar. Burada work fiilinin örtük öznesi glue and tape ifadesidir. Work, “bir işte çalışmak” değil, “işe yaramak” veya “etkili olmak” anlamındadır. Bu nedenle ifade “tutkal ve bandın işe yaraması için” demektir ve ana cümle gerekli koşulları verir.
Alıştırma
Başlangıç ifadesi bu cümlede ne anlama geliyor? In order to work, the camera needs a charged battery.
- Bir kişinin bir işte çalışması için
- Kameranın çalışabilmesi için
- Kamera çalışmayı bıraktıktan sonra
Cevabı göster
Kameranın çalışabilmesi için
both adhesive bonds and cohesive bonds: iki paralel ögeyi birlikte belirtmek
both A and B kalıbı iki ögeyi içerir ve her ikisinin de ifadeye dâhil olduğunu vurgular. Burada A adhesive bonds, B ise cohesive bonds ifadesidir. Bu nedenle cümle iki bağ türünün de gerekli olduğunu söyler; bunlar tek ve uzun bir teknik terim değildir. Both sözcüğünü ilk ögeden, and sözcüğünü ikinci ögeden önce koyun. A ve B dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde olmalıdır. Örnekte iki taraf da çoğul isim öbeğidir.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The backpack has ____ a front pocket ____ a side pocket.
Cevabı göster
both · and
and the molecules of whatever it's sticking to. Dilbilgisi
1:03yapıştığı şeyin molekülleri arasında meydana gelir.
Adhesive bonds: iki malzeme arasındaki bağlar
Yapışma bağları, bir yapıştırıcıyı başka bir malzemeye yüzeylerinin temas ettiği yerde bağlayan çekim etkileşimleridir. Bu cümlede ifade, yapıştırıcının molekülleri ile yapıştığı nesnenin molekülleri arasındaki bağlantıları adlandırır. Temel soru bağlantının nerede etkili olduğudur: adhesive bonding iki malzeme arasındaki sınırı aşar.
Alıştırma
Hangi bağlantı bir adhesive bond örneğidir?
- Yalnızca yapıştırıcının kendi molekülleri arasındaki bağlantı.
- Birbirine temas etmeyen iki nesne arasındaki bağlantı.
- Bir yapıştırıcı ile temas ettiği yüzey arasındaki bağlantı.
Cevabı göster
Bir yapıştırıcı ile temas ettiği yüzey arasındaki bağlantı.
whatever it's sticking to: önceden sınırlandırılmamış bir nesne
whatever it's sticking to ifadesinde whatever, “yapıştığı herhangi bir şey” anlamına gelir. Tüm yan cümle, yapıştırıcının bağlı olduğu herhangi bir nesneyi belirtir; bunun tam olarak hangi nesne olduğu önemli değildir. Bu, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: whatever zaten “... olan şey veya şeyler” fikrini içerir, bu yüzden önüne ek bir isim gelmez. It's, it is anlamına gelir ve it yapıştırıcıyı belirtir; sondaki to ise stick to kalıbının parçasıdır.
Alıştırma
Örnekte whatever it's sticking to ne anlama gelir?
- yapıştırıcının yapıştığı herhangi bir şey
- yapıştırıcıya nereye gideceğini soran bir soru
- yapıştırıcının neden yapışkan olduğu
Cevabı göster
yapıştırıcının yapıştığı herhangi bir şey
Cohesive bonds: aynı malzemenin içindeki bağlar
Cohesive bonds, aynı maddenin içindeki moleküller arasında bulunan çekim veya bağlardır. Bu cümlede yapıştırıcının ya da bandın kendi molekülleri arasında oluşarak yapışkan malzemenin bütün hâlde kalmasına yardım ederler. Temel ipucu own molecules ifadesidir: cohesive, malzemenin başka bir yüzeye nasıl yapıştığını değil, malzemenin kendi içinde ne olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede cohesive bonds ifadesine hangi açıklama uyar?
- yalnızca bant çekildiğinde oluşan bağlar
- bir yapıştırıcı ile dış yüzey arasındaki bağlar
- bir yapıştırıcının veya bandın kendi molekülleri arasındaki bağlar
Cevabı göster
bir yapıştırıcının veya bandın kendi molekülleri arasındaki bağlar
holding it together: bir şeyi bir arada tutmak
holding it together ifadesindeki hold, “taşımak” değil “bir durumda tutmak” anlamına gelir. İfade, kohezif bağların yapıştırıcı veya bandın ayrılmasını engellediğini anlatır; it, a glue or tape ifadesine gönderme yapar. Dil bilgisi açısından holding it together, bağların sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Tekrar kullanılabilen hold + object + together kalıbı, “nesnenin parçalarını bir arada tutmak” anlamına gelir ve bir ekip, plan veya ilişki için mecaz olarak da kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi hold, nesne zamiri it ve together ile tamamlayın: The cardboard model was coming apart, so Mia used tape to ____.
Cevabı göster
hold it together
Most glues consist of adhesive polymers dissolved in a solvent Kalıp ifadeler
1:13Çoğu tutkal, bir çözücü içinde çözünmüş yapışkan polimerlerden oluşur
that prevents them from sticking to the inside of the bottle. Dilbilgisi
1:17ve bu, şişenin içine yapışmalarını engeller.
consist of ... dissolved in ...: bileşim ve durum
X consists of Y yapısında X bütündür, Y ise bütünü oluşturan bileşenleri belirtir. Burada most glues bütünü, adhesive polymers ise bileşenleri gösterir. Dissolved in a solvent, adhesive polymers ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Polimerlerin durumunu anlatır; böylece X consists of Y dissolved in Z kalıbı bileşimi ve durumu birlikte verir.
Alıştırma
Cümleyi “-den oluşmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The sports drink ____ minerals dissolved in water.
Cevabı göster
consists of
that prevents them from sticking to ...: işlev ve önleme
that prevents them from sticking to the inside of the bottle ilgi cümleciği a solvent ifadesini niteler ve çözücünün işlevini açıklar. That, cümleciğin öznesi olarak a solvent ifadesine; them ise adhesive polymers ifadesine gönderme yapar. Aktarılabilir prevent + object + from + -ing kalıbı, bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada çözücü, polimerlerin şişenin iç kısmına yapışmasını önler.
Alıştırma
prevent + object + from + -ing kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The cover prevents rain ____ getting into the box.
Cevabı göster
from
The strong smell of many glues comes from the solvent,
1:20Birçok tutkalın güçlü kokusu, çözücüden gelir,
which evaporates when exposed to air: ilgi cümleciği ve kısaltılmış edilgen cümlecik
Which, the solvent ifadesine dönen ve ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik çözücünün buharlaştığını ekler; hangi çözücüden söz edildiğini belirlemek için kullanılmaz. When exposed to air, when it is exposed to air ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Gizli it çözücüyü temsil eder; çözücü maruz kalan taraf olduğu için exposed geçmiş zaman ortacıdır. Gizli özne açık olduğunda when + geçmiş zaman ortacı yapısı yaygındır.
Alıştırma
Kısaltılmış edilgen cümleciği expose ile tamamlayın: The coating changes color when ____ sunlight.
Cevabı göster
exposed to
but others use chemicals that can be harmful to inhale. Dilbilgisi
1:28ancak diğerleri solunması zararlı olabilecek kimyasallar kullanır.
can be harmful to inhale: riski anlatan sıfat + mastar yapısı
Can be harmful, bir şeyin zarar verebileceği anlamına gelir. to inhale mastarı riski oluşturan eylemi belirtir; bu nedenle chemicals that can be harmful to inhale, bu kimyasalları solumanın zararlı olabileceği anlamına gelir. Soluma eylemini yapan kimyasallar değildir. harmful to inhale, safe to touch veya dangerous to eat gibi yapılarda eylemin nesnesi, tanımlanan şeyden anlaşılır.
Alıştırma
Güvenlik uyarısını harmful ve inhale kullanarak tamamlayın: These fumes can be ____.
Cevabı göster
harmful to inhale
that chemically react instead of just drying Dilbilgisi
1:34sadece kurumak yerine kimyasal reaksiyona giren
that chemically react instead of just drying: iki mekanizmayı karşılaştırma
that chemically react instead of just drying ilgi cümleciği, two or more components ifadesini niteler. Bu bileşenlerin nasıl çalıştığını açıklar: yalnızca kurumak yerine birbirleriyle tepkimeye girerler. instead of + V-ing yapısı, gerçekleşen bir eylem veya süreç ile burada gerçekleşmeyeni karşılaştırır. Just, drying sürecini daha basit ve sınırlı bir süreç olarak gösterir.
Alıştırma
Karşılaştırmayı instead of + V-ing ile tamamlayın. just ve dry fiilini kullanın: This coating hardens by reacting with air ____.
Cevabı göster
instead of just drying
can create stronger bonds: daha güçlü bağlar oluşturmak
Bu cümlede can create stronger bonds, malzemeleri bir arada tutan daha güçlü bağlantılar oluşturabilmek anlamına gelir. Create burada üretmek veya oluşturmak, bonds ise yapıştırmayla oluşan bağlantılar demektir. Can, bunu bir yetenek veya olası sonuç olarak sunar. Stronger karşılaştırma biçimidir; yani bu bağlantılar yalnızca kuruma sürecinin oluşturduğu bağlantılardan daha sağlamdır.
Alıştırma
Bilimsel eşdizimi tamamlamak için create ve strong sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The new treatment can ____ between the fibers.
Cevabı göster
create stronger bonds
Both the adhesive and cohesive bonds of glue are strong, Anlatım akışı
1:40Tutkalın hem yapışkan hem de kohezif bağları güçlüdür,
but the drying process makes them irreversible. Dilbilgisi
1:43ancak kuruma süreci onları geri döndürülemez hale getirir.
Both A and B ..., but ...: temel karşıtlıktan önce ortak nokta
Both A and B ..., but ... kalıbı önce A ile B’yi aynı yargı altında toplar. Burada tutkalın iki bağ türünün de güçlü olduğu söylenir. Ardından but, dikkati daha önemli sonuca çevirir: kuruma, bağları geri döndürülemez hâle getirir. Açıklayıcı metinlerde bu kalıp önce ortak bir gerçeği sunar, sonra sonucu değiştiren temel noktayı vurgular.
Alıştırma
Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: önce iki şeyle ilgili ortak bir gerçek, ardından temel bir karşıtlık?
- Both the bus and the train are affordable, but the train is much faster.
- The bus and the train are affordable and comfortable.
- The train is affordable because it is much faster.
Cevabı göster
Both the bus and the train are affordable, but the train is much faster.
makes them irreversible: make + nesne + sıfat
makes them irreversible ifadesinde make, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Them nesnedir ve yapışma ile kohezyon bağlarına gönderme yapar; irreversible ise onların sonuçtaki durumunu belirten sıfat, yani nesne tamamlayıcısıdır. Cümle, bir nedeni doğrudan sonucuna bağlar: bağlar en başından geri döndürülemez olarak tanımlanmaz. Kuruma süreci onların bu duruma gelmesine neden olur. Burada to be kullanılmaz; makes them irreversible doğaldır, ancak makes them to be irreversible doğal değildir.
Alıştırma
make + nesne + sıfat yapısını kullanarak ve makes, the clay, harder sözcüklerini yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Baking ____.
Cevabı göster
makes the clay harder
if a glued surface is broken after it dries, Dilbilgisi
1:47yapıştırılmış bir yüzey kuruduktan sonra kırılırsa,
This is why: bir nedeni sonucuna bağlamak
This is why, daha önce verilmiş bir nedene veya açıklamaya gönderme yapar ve bundan doğan sonucu sunar. Burada önceki açıklama, kurumuş yapıştırılmış yüzeyin yeni yapıştırıcı olmadan yeniden tutturulamayacağı sonucuna götürür. Bunu bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak kullanın: önce nedeni veya açıklamayı verin, ardından sonucu belirten bir yan cümleyle This is why yapısını kullanın. This tek bir nesneye değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar.
Alıştırma
İlk cümle bir neden veriyor. Sonucu sunmak için This is why ifadesini doğru kullanan devam cümlesi hangisidir?
- The temperature fell below freezing. This is because the lake has a thin layer of ice.
- The temperature fell below freezing. This is why the lake has a thin layer of ice.
- The temperature fell below freezing. This is why the sun warmed the air.
Cevabı göster
The temperature fell below freezing. This is why the lake has a thin layer of ice.
if ... after ..., it can't ... without ...: koşul, zaman ve gereklilik
if yan cümlesi koşulu belirler: yapıştırılmış bir yüzey kırılır. Bu koşulun içinde after it dries, kırılmanın ne zaman gerçekleştiğini söyler. Ana cümle olan it can't be reattached ise sonucu verir. Without new glue, eksik olan bir gerekliliği ekler. can't ... without ... yapısında without sonrasındaki şey eylem için gereklidir: yeniden tutturmak için yeni yapıştırıcı gerekir. Benzer uzun cümleleri çözümlemek için önce if koşulunu ve ana sonucu bulun, ardından zaman ifadelerini ve without ile belirtilen gereklilikleri açıkladıkları bölümlere bağlayın.
Alıştırma
Cümleyi okuyun: If an account is locked after three failed attempts, it can't be reopened without an administrator's help. Hangi ifade doğru mantığı verir?
- Üç başarısız deneme yalnızca bir yönetici hesabı yeniden açtıktan sonra gereklidir.
- Bu durumda hesabı yeniden açmak için bir yöneticinin yardımı gereklidir.
- Üç başarısız denemeden sonra hesap her zaman otomatik olarak yeniden açılır.
Cevabı göster
Bu durumda hesabı yeniden açmak için bir yöneticinin yardımı gereklidir.
When tape is applied ..., it forms ...: edilgen koşul ve sonuç
when yan cümlesi durumu belirler: tape is applied to a surface. Is applied edilgen yapıdadır; çünkü tape eylemden etkilenir ve bandı kimin uyguladığı önemli değildir. Ana cümle olan it forms weaker reversible bonds, bu durumda ne olduğunu belirtir. Başka durumlara da uygulanabilen kalıp When + subject + be + past participle, subject + result şeklindedir ve süreçleri ya da bilimsel neden-sonuç ilişkilerini açıklamak için sıkça kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle bir sonucu sunmak için when + edilgen koşul yapısını doğru kullanır?
- When the sensor covers, the alarm turns off.
- When is covered the sensor, the alarm turns off.
- When the sensor is covered, the alarm turns off.
Cevabı göster
When the sensor is covered, the alarm turns off.
so you can peel a piece of tape off a surface Öbek fiiller
2:00böylece bir parça bandı bir yüzeyden soyabilir
Karşılaştırmaya geçiş ifadesi olarak By contrast,
By contrast, cümlenin başında kullanılan ve okuyucuya sonraki bilgiyi daha önce verilen bir durumla karşılaştırmasını söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada bantla ilgili açıklamanın önceki yapıştırıcı açıklamasından farklı olduğunu gösterir. Açıklayıcı metinlerde bu sinyal, bilginin nasıl düzenlendiğini izlemeye yardımcı olur: ardından anlamlı bir fark gelmelidir; burada fark, bağların daha zayıf ve geri döndürülebilir olmasıdır.
Alıştırma
Burada By contrast, okuyucuya ne anlatır?
- Sıradaki bilgi, önceki durumdan bir fark gösterir.
- Sıradaki bilgi, bandın ne zaman icat edildiğini açıklar.
- Sıradaki bilgi, aynı sonuca ilişkin başka bir örnek verir.
Cevabı göster
Sıradaki bilgi, önceki durumdan bir fark gösterir.
peel a piece of tape off a surface: yapışmış ince bir tabakayı çıkarmak
peel + nesne + off + yüzey kalıbı, bir yüzeye yapışmış ince bir şeyi kaldırıp çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede a piece of tape çıkarılan nesnedir; a surface ise bandın yapışmış olduğu yerdir. Off, temasın sona erip ayrılmayı gösterir. Bu nedenle peel ... off yalnızca bandı çekmeyi veya hareket ettirmeyi değil, tüm söküp ayırma eylemini anlatır.
Alıştırma
Cümleyi peel ... off kullanarak tamamlayın: Carefully ____ the sticker ____ the window.
Cevabı göster
peel · off
but only if they're extremely close together, Dilbilgisi
2:10ancak sadece birbirlerine çok yakınlarsa,
closer than the naked eye can see. Deyimler
2:13çıplak gözün görebileceğinden daha yakın olmaları gerekir.
called van der waals forces: zayıf bağları adlandırmak
Virgüllerle ayrılan called van der waals forces ifadesi These weak bonds için bir ad verir. Bu ifade which are called van der Waals forces anlamındadır. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verildi” demektir. van der Waals forces ifadesi, malzemelerdeki parçacıklar birbirine son derece yaklaştığında etkili olabilen zayıf çekimleri anlatan bir bilim terimidir. van der Waals bir özel addır; ayrı ayrı günlük İngilizce sözcükler gibi yorumlanmamalıdır.
Alıştırma
Asıl cümlede called van der waals forces ne işe yarıyor?
- Zayıf bağların bilimsel adını verir.
- Bağlara sahip olan malzemeyi belirler.
- Zayıf bağların telefon görüşmesi yaptığını söyler.
Cevabı göster
Zayıf bağların bilimsel adını verir.
but only if ...: gerekli bir koşul eklemek
Only if gerekli bir koşulu belirtir. Bu cümlede bağların oluşabilmesi için malzemelerin birbirine son derece yakın olması gerekir. Bu kadar yakın değillerse bağlar oluşamaz. But sözcüğü önceki geniş açıklamayı sınırlar: Bu kuvvetler herhangi iki malzeme arasında oluşabilir, ancak her mesafede oluşmaz. Sonucun ilgili koşula bağlı olduğunu göstermek için sonuç + only if + koşul yapısını kullanın.
Alıştırma
Cümleyi “yalnızca şu koşulla” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may enter the lab ____ an adult is with you.
Cevabı göster
only if
the naked eye: araçsız insan görüşü
The naked eye, mikroskop, büyüteç veya başka bir araç kullanılmadan gerçekleşen normal insan görüşünü belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada closer than the naked eye can see, aradaki mesafenin böyle bir araç olmadan ayırt edilemeyecek kadar küçük olduğu anlamına gelir. Bu ifadede naked, “yardımcı araç olmadan” anlamındadır. Kelimenin gerçek anlamıyla açıkta olan bir gözü anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi “yardımcı araç olmadan insan görüşü” anlamındaki üç sözcüklü kalıplaşmış İngilizce ifadeyle tamamlayın: The smallest details are invisible to ____.
Cevabı göster
the naked eye
Tape usually consists of a backing coated with a combination Kalıp ifadeler
2:15Bant genellikle kauçuk veya kauçuğumsu esnek bir bileşenin
of a rubber or rubber-like stretchy component
2:20ve yapışkanlaştırıcı adı verilen bir bileşiğin kombinasyonuyla kaplanmış
consists of a backing coated with a combination: katmanlı yapıyı anlatmak
Burada consists of, bandı oluşturan ana kısmı, yani a backing ifadesiyle belirtilen taşıyıcı tabakayı tanıtır. coated with a combination ifadesi backing sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu tabakayı açıklar; “bir karışımla kaplanmış taşıyıcı tabaka” anlamındadır. Yapı, malzemeleri katmanlar hâlinde düzenler: bandın bir taşıyıcı tabakası vardır ve bu tabaka bir kaplama karışımı taşır. combination sonrasında sıralanan maddeler bu karışıma aittir; dil bilgisel olarak doğrudan backing ile aynı düzeyde değildir.
Alıştırma
consist of ve coat with ifadelerinin doğru biçimlerini kullanın: The filter ____ a paper layer ____ a thin layer of carbon.
Cevabı göster
consists of · coated with
compound called a tackifier: called ile bir ad tanıtmak
compound called a tackifier ifadesinde compound temel isimdir. called a tackifier bunun ardından gelir ve “that is called a tackifier” anlamını verir; dolayısıyla tackifier, bileşiğe verilen addır. İsim + called + ad kalıbı, kısaltılmış bir ilgi cümleciği yapısıdır. Açıklama içinde ayrı bir cümle başlatmadan yeni bir terim tanıtmayı sağlar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için “that is called” yapısının kısaltılmış biçimini kullanın: The kit includes a tool ____ a torque wrench.
Cevabı göster
called
A tape's stickiness is determined Kalıp ifadeler
2:28Bir bandın yapışkanlığı şu şekilde belirlenir:
by the proportion of elastic component and tackifier,
2:31esnek bileşen ve yapışkanlaştırıcının oranı,
the thickness of adhesive spread onto the backing, Dilbilgisi
2:34sırt üzerine yayılan yapıştırıcının kalınlığı,
stickiness is determined by: sonucu belirleyen etkenleri belirtmek
stickiness is determined by ... ifadesinde stickiness açıklanan özelliktir; is determined by ise bu özelliği belirleyen veya kontrol eden etkenleri tanıtır. by sonrasındaki bölüm “Yapışkanlığı ne belirler?” sorusunu yanıtlar. Bu edilgen yapı sonucu önce verir: X is determined by Y. Belirlemeyi yapan kişi ya da süreçten çok etkenler önemli olduğunda kullanışlıdır.
Alıştırma
Teknik açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: The battery's lifespan is ____ temperature and charging habits.
Cevabı göster
determined by
the thickness of adhesive spread onto the backing: kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği
the thickness of adhesive spread onto the backing ifadesinde spread onto the backing, adhesive sözcüğünden sonra gelir ve hangi yapıştırıcının kastedildiğini belirtir: taşıyıcı tabakaya yayılmış yapıştırıcı. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi tümceciğidir. Tam biçim adhesive that is spread onto the backing şeklindedir; that is çıkarılınca geçmiş zaman ortacı spread kalır. Bu öbek adhesive sözcüğünü niteler; daha büyük ad öbeğinin baş sözcüğü ise thickness olur.
Alıştırma
Hangi tam biçim adhesive spread onto the backing ile aynı anlama gelir?
- adhesive that spreads the backing
- adhesive that is spread onto the backing
- backing that is spread onto the adhesive
Cevabı göster
adhesive that is spread onto the backing
No chemical reaction occurs when tape is pressed onto a surface. Kalıp ifadeler
2:39Bant bir yüzeye bastırıldığında hiçbir kimyasal reaksiyon meydana gelmez.
No chemical reaction occurs: resmî No + isim + occurs kalıbı
No chemical reaction occurs, kimyasal bir reaksiyonun gerçekleşmediğini nesnel biçimde belirtir. Burada no, chemical reaction isim öbeğini niteler ve ardından olumlu biçimdeki occurs fiili gelir; ayrıca not eklenmez. Occur “meydana gelmek” anlamındadır, ancak happen fiilinden daha resmîdir ve bilimsel ya da teknik açıklamalarda sık kullanılır. No + isim + occurs kalıbı bir sürecin, olayın veya değişimin gerçekleşmediğini bildirmek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Bir laboratuvar raporu için en doğal resmî ifade hangisidir?
- No visible change is happening itself during the first minute.
- No visible change happens during the first minute.
- No visible change occurs during the first minute.
Cevabı göster
No visible change occurs during the first minute.
the soft adhesive flows into the cracks and grooves of the surface. Kalıp ifadeler
2:44yumuşak yapıştırıcı yüzeyin çatlaklarına ve oluklarına akar.
Instead: reddedilen bir açıklamanın yerine yenisini getirmek
Cümlenin başındaki Instead, dinleyiciye önceki açıklamanın ardından gelen açıklamayla değiştirilmesi gerektiğini gösterir. Önceki düşünce, yani kimyasal reaksiyon, reddedilir ve cümle çatlaklarla oluklara doğru fiziksel akışı gerçek mekanizma olarak sunar. Instead ek bir olayı değil, bir alternatifi belirtir. Bilgiyi “ilk açıklama değil, ikinci açıklama” ilişkisiyle düzenler.
Alıştırma
İkinci cümlenin ilk yöntemin yerini aldığını gösteren bağlacı seçin: The printer doesn't use ink. _____, it burns an image onto special paper.
- Therefore
- Instead
- Also
Cevabı göster
Instead
flow into the cracks and grooves of the surface: yüzeydeki çatlakların ve olukların içine akmak
Flow into, bir alanın dışından içine doğru hareket etmek demektir. Burada yumuşak yapıştırıcı bir akışkan gibi davranır ve yüzeydeki küçük boşluklara girer. Cracks dar çatlaklardır; grooves ise uzun, dar oluklardır. Cracks and grooves ifadesi, malzemenin doldurabileceği iki tür yüzey boşluğunu birlikte belirtir.
Alıştırma
Çatlakların dışından içine doğru hareket anlamı veren edatı yazın: The warm sealant can flow ____ the narrow cracks.
Cevabı göster
into
This ability to ... is called viscoelasticity: bir yeteneği açıklayıp ardından adlandırmak
Uzun özne This ability to slide into cracks and then stay in place, davranışı önce günlük sözcüklerle açıklar. Ardından is called viscoelasticity, açıklanan yeteneğin tamamına bu bağlamda teknik bir ad verir. Bu, bilimsel metinlerde yaygın bir bilgi düzenidir: önce bir şeyin ne yaptığı açıklanır, sonra X is called Y yapısıyla terim tanıtılır. Böylece okur yeni bir adı zaten anladığı bir fikirle ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Cümlenin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?
- Önce teknik bir ad verir, ardından bu adı reddeder.
- Birbiriyle ilgisiz iki yeteneği sıralar ve ikisine de ad vermez.
- Bir yeteneği açıklar ve ardından o yeteneğin teknik adını verir.
Cevabı göster
Bir yeteneği açıklar ve ardından o yeteneğin teknik adını verir.
stay in place: aynı konumda kalmak
Stay in place, hareket etmeden, kaymadan veya yerinden çıkmadan aynı konumda kalmak demektir. Bu cümlede bir şey küçük çatlaklara girer ve orada kalır. Bu ifade, hareket etmeyen bir insanı ya da nesneyi anlatabilir. Başka bağlamlarda bir düzenlemenin, kuralın veya planın değişmeden devam etmesi anlamına da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “aynı konumda kalmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The rubber feet help the speaker ____ on the shelf.
Cevabı göster
stay in place
Once the viscoelastic adhesive fills these microscopic crevices, Dilbilgisi
2:56Viskoelastik yapıştırıcı bu mikroskobik çatlakları doldurduğunda,
it is close enough to form van der waals forces. Dilbilgisi
3:01van der waals kuvvetleri oluşturacak kadar yakınlaşır.
Once ... fills ...: sonuçtan önce tamamlanan koşul
Baştaki Once yan cümlesi, “bu gerçekleştiğinde” ya da “bu koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir. Burada yapıştırıcının önce mikroskobik yarıkları doldurması gerekir; bu adımın tamamlanması ana cümledeki sonucu mümkün kılar. Bu yapıda once, “geçmişte bir kez” anlamındaki zarf değil, bir bağlaçtır. Ana sonuç gelecekle veya genel bir durumla ilgili olduğunda once sonrasında sıklıkla geniş zaman kullanılır: Once X happens, Y happens or can happen.
Alıştırma
Cümleyi “bu koşul karşılanır karşılanmaz” anlamındaki vurgulanan bağlaçla tamamlayın: ____ the glue dries, you can paint the model.
Cevabı göster
Once
close enough to form ...: bir sonucu mümkün kılacak yeterli derece
Close enough, yakınlık derecesinin gereken eşiğe ulaştığını anlatır. Ardından gelen to form van der Waals forces mastar yapısı, bu derecede neyin mümkün hâle geldiğini belirtir. Kullanılabilir kalıp sıfat veya zarf + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Yeterli bir dereceyi sonucuna bağlar: close enough to form, “kuvvetlerin oluşmasını mümkün kılacak kadar yakın” demektir; yapıştırıcının bilinçli olarak seçtiği bir amacı anlatmaz.
Alıştırma
Sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan iki sözcüklük hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The water is warm ____ swim in.
Cevabı göster
enough to
there's no one answer: tek bir cevap yok
Burada one, “tek” anlamına gelir. There's no one answer, tek bir cevabın sorunu tamamen çözmediğini anlatır; birden fazla makul cevap olabilir veya en iyi cevap duruma göre değişebilir. Bu ifade, dinleyiciyi basit bir sonuç yerine daha ayrıntılı bir açıklamaya hazırlar.
Alıştırma
Karmaşık bir sorunun tartışıldığı durumda There's no one answer en doğal olarak ne anlama gelir?
- Birden fazla makul cevap olabilir.
- Yalnızca bir cevap doğrudur.
- Hiçbir cevap yoktur.
Cevabı göster
Birden fazla makul cevap olabilir.
In terms of absolute strength of adhesive bonds, Anlatım akışı
3:11Yapışkan bağların mutlak gücü açısından,
In terms of ...: karşılaştırmayı tek bir boyutla sınırlamak
In terms of + isim öbeği, “o belirli açıdan değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Burada absolute strength of adhesive bonds karşılaştırma boyutu olarak belirlenir. Bu yüzden glue is stronger than tape sonucu yalnızca bağ dayanımıyla sınırlıdır. Bu başlangıç bilgiyi düzenler ve stronger sözünün tutkalın her açıdan daha iyi olduğu şeklinde anlaşılmasını önler.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki In ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ battery life, this phone is the better choice.
Cevabı göster
In terms of
But no single adhesive works well in all circumstances. Anlatım akışı
3:16Ancak hiçbir tek yapıştırıcı her koşulda iyi çalışmaz.
no single ... in all circumstances: evrensel bir seçeneği reddetmek
No single adhesive, tek bir yapıştırıcı türünün bile bütün koşulları karşılamadığını; in all circumstances ise olası her durumu ifade eder. Birlikte evrensel bir çözümü reddederler: bir yapıştırıcı bazı koşullarda iyi çalışabilir, ancak hepsinde iyi çalışmayabilir. Cümle bütün yapıştırıcıların işe yaramaz olduğunu söylemez. Baştaki But, anlatımı tek bir özelliği karşılaştırmaktan daha geniş bir karar kuralına çevirir. En iyi seçimin duruma bağlı olduğunu bildirir.
Alıştırma
Bütün araçların işe yaramaz olduğunu söylemeden, farklı durumlarda farklı araçların gerekebileceğini anlatan cümle hangisidir?
- One tool works well in every situation.
- No single tool works well in every situation.
- No tool works well in any situation.
Cevabı göster
No single tool works well in every situation.
cyanoacrylates or super glues: teknik terim ve yaygın ad
Cyanoacrylates teknik terim, super glues ise daha tanıdık olan yaygın addır. Buradaki or, aynı tür yapıştırıcının başka bir adını tanıtır; iki farklı seçenek sunmaz. “Teknik terim + or + yaygın ad” yapısı bilimsel açıklamalarda sık görülür. İki isim grubu da aynı şeyi belirtiyorsa or sözcüğünü “diğer adıyla” şeklinde anlayın.
Alıştırma
cyanoacrylates or super glues ifadesinde or ne işe yarar?
- İki yapıştırıcının karıştırılması gerektiğini gösterir.
- Okuyucudan ilgisiz iki yapıştırıcıdan birini seçmesini ister.
- Aynı tür yapıştırıcının yaygın adını verir.
Cevabı göster
Aynı tür yapıştırıcının yaygın adını verir.
may form the strongest bonds: temkinli bir bilimsel eşdizim
form the strongest bonds ifadesinde form “oluşturmak” anlamına gelir; bonds ise malzemeleri bir arada tutan bağlardır. Form a bond veya form bonds doğal bir teknik eşdizimdir. the strongest, bu bağların gücünü diğer yapıştırıcıların oluşturduğu bağlarla karşılaştırır. May, iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. Cümle, bu yapıştırıcıların en güçlü bağları oluşturabileceğini söyler; her koşulda mutlaka böyle olduğunu söylemez.
Alıştırma
Hedef bilimsel eşdizimi bir sözcükle tamamlayın: Under the right conditions, these molecules may ____ strong bonds.
Cevabı göster
form
and are compatible with a wider range of surfaces. Kalıp ifadeler
3:32ve daha geniş bir yüzey yelpazesiyle uyumludur.
Bileşik isim olarak two-component epoxy glues
Two-component epoxy glues, iki ayrı parçanın birlikte kullanıldığı epoksi yapıştırıcıları anlatır; bunlar genellikle reçine ve sertleştiricidir. İki parça birleştirildiğinde tepkimeye girip sertleşir. İfade, yapıştırıcının türünü belirtir; kaç yüzeyi yapıştırabileceğini değil. Bu bileşik isimde ana isim glues sözcüğüdür. Epoxy yapıştırıcı türünü belirtir; two-component ise ürünün birlikte kullanılan iki bileşenden oluştuğunu açıklar.
Alıştırma
Two-component epoxy glues ifadesinde two-component neyi belirtir?
- Yapıştırıcılar yalnızca iki yüzeyi birleştirebilir.
- Yapıştırıcılar birlikte çalışan iki parçadan yapılır.
- Paketin içinde birbirinin aynı iki yapıştırıcı vardır.
Cevabı göster
Yapıştırıcılar birlikte çalışan iki parçadan yapılır.
higher resistance to heat and shearing: resistance to + isim
Resistance to + isim, bir kuvvete veya zarar verici koşula dayanma yeteneğini belirtir. Burada heat ve shearing, yapıştırıcının dayanabildiği iki etkendir; shearing, bitişik katmanları zıt yönlerde kaydıran kesme kuvvetlerini ifade eder. Higher bir karşılaştırma yapar, much ise farkı güçlendirir. Much higher resistance birlikte, epoksi yapıştırıcıların ısıya ve kesme kuvvetlerine karşı karşılaştırma ölçütünden çok daha dayanıklı olduğunu anlatır.
Alıştırma
Standart teknik kullanımı doğru edatla tamamlayın: This seal has high resistance ____ heat.
Cevabı göster
to
be compatible with a wider range of surfaces: daha geniş bir yüzey yelpazesiyle uyumlu olmak
Be compatible with, bir şeyin teknik veya malzeme kaynaklı bir uyuşmazlık olmadan başka bir şeyle çalışabilmesi ya da kullanılabilmesi demektir. Buradaki are compatible with, epoksi yapıştırıcıların söz konusu yüzeylerde başarıyla kullanılabildiğini anlatır. A wider range of karşılaştırma bildirir: Uygun yüzey türlerinin sayısı veya çeşitliliği, karşılaştırılan diğer seçeneğe göre daha fazladır. Bu yapı ürün, malzeme ve sistem karşılaştırmalarında yaygındır.
Alıştırma
Ürün açıklamasını tamamlamak için verilen sözcük gruplarını doğru sıraya koyun: compatible / with / a wider range / of. This adhesive is ____ surfaces.
Cevabı göster
compatible with a wider range of
if you wanted to dangle an anvil in the air, Dilbilgisi
3:37eğer bir örsü havada asılı bırakmak isterseniz,
If you wanted to ..., ... might be your best bet: varsayımsal bir durumda temkinli öneri
If yan cümlesi hayalî bir hedef oluşturur. Wanted geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada geçmiş zamanı değil, gerçeklikten uzaklığı gösterir; konuşmacı dinleyicinin gerçekten bir örs asmayı planladığını söylemez. Sonuç cümlesindeki might öneriyi belirsiz kılar. Your best bet ise işe yarama olasılığı en yüksek seçenek demektir. If you wanted to ..., ... might be your best bet yapısı, varsayımsal bir koşuldan hareketle düşünmek ve temkinli bir öneri sunmak için kullanılır.
Alıştırma
Bu cümle esas olarak ne yapıyor?
- Olası bir hedef hayal edip temkinli bir öneri sunuyor.
- Dinleyiciye süper yapıştırıcıyla bir örs asmasını emrediyor.
- Geçmişteki bir planı aktarıp süper yapıştırıcının kesinlikle işe yarayacağını garanti ediyor.
Cevabı göster
Olası bir hedef hayal edip temkinli bir öneri sunuyor.
your best bet: işe yarama olasılığı en yüksek seçenek
Your best bet, o durumda işe yarama olasılığı en yüksek seçeneği anlatan, gerçek anlamda kullanılmayan bir deyimdir. Gerçek bir bahis yapmayı ifade etmez. İyelik sözcüğü kişiye veya gruba göre değişir: my best bet, your best bet ya da our best bet. Might be, öneriyi daha az kesin hâle getirir: Japon yapıştırıcısı en umut verici seçenek gibi görünür, ancak konuşan kişi kesin sonuç garantisi vermez.
Alıştırma
En umut verici pratik seçeneği belirten deyimle cümleyi tamamlayın: If you need to arrive before noon, the express train is ____.
Cevabı göster
your best bet
But if you're doing so over an active volcano, Dilbilgisi
3:42Ancak bunu aktif bir volkanın üzerinde yapıyorsanız,
But if you're doing so ..., you'd want ... instead: koşul değişince seçimi değiştirmek
But, önceki öneriyi değiştiren yeni bir koşul getirir. Doing so, daha önce sözü edilen eylemin yerine geçer; böylece konuşan kişi tüm eylem ifadesini tekrarlamadan ona yeniden gönderme yapabilir. if you're doing so + koşul, you'd want + alternatif + instead kalıbı, aynı eylemi bu farklı koşul altında yaparsanız başka bir seçimin daha iyi olacağını anlatır. You'd, you would kısaltmasıdır; would öneriyi varsayımsal tutar, instead ise değiştirilen seçeneği belirtir.
Alıştırma
Bu yeni durumu okuyun: You can store paint in its original can in a cool room. But if you're doing so in a hot garage, you'd want a heat-resistant container instead. İkinci cümle ne yapıyor?
- Boyayı saklama eylemine geri gönderme yapıyor ve koşul değiştiği için başka bir seçenek öneriyor.
- Boyanın zaten ısıya dayanıklı bir kapta saklandığını söylüyor.
- Aynı koşulu tekrarlıyor ve ilk seçimin değişemeyeceğini doğruluyor.
Cevabı göster
Boyayı saklama eylemine geri gönderme yapıyor ve koşul değiştiği için başka bir seçenek öneriyor.
in order to work at all: asgari gerekliliği belirtmek
In order to work at all, bir şeyin en temel düzeyde bile işlev görmesi hedefini çerçeveler. Ana cümlede yapıştırıcıların bir şeye ihtiyaç duyduğu söylendiği için bu hedef gerekli bir koşulu tanıtır. Burada work, bir işte çalışmak değil, işlev görmek demektir. At all, hiç çalışmamak ile az da olsa çalışmak arasındaki eşiği vurgular: yeterli temas alanı yoksa yapıştırıcı hiç işlev görmeyebilir. Baştaki And yalnızca bu koşulu önceki açıklamaya bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle şarjlı pilleri herhangi bir çalışmanın asgari koşulu olarak sunuyor?
- The emergency radio works especially well with charged batteries.
- In order to work at all, the emergency radio needs charged batteries.
- The emergency radio needs charged batteries after it finishes working.
Cevabı göster
In order to work at all, the emergency radio needs charged batteries.
real estate: kullanılabilir temas alanı benzetmesi
Real estate genellikle arazi ve binalar, yani gayrimenkul anlamına gelir. Burada kullanılabilir alan veya yer için bir benzetmedir. Enough real estate where surfaces touch, iki yüzeyin gerçekten temas ettiği yeterli büyüklükte bir alan olması demektir. Bu benzetme yüzey alanını kullanılabilen sınırlı bir kaynak gibi ele alır. Teknik bir fikri daha canlı hâle getirir, ancak kastedilen anlam mülk değil, temas alanıdır.
Alıştırma
Yapıştırıcı açıklamasında enough real estate where surfaces touch ne anlama gelir?
- Yapıştırıcının yüksek fiyatı
- Yeterli sayıda ev ve arazi
- Yeterli kullanılabilir temas alanı
Cevabı göster
Yeterli kullanılabilir temas alanı
If for some reason ...: alışılmadık bir varsayımı yumuşatmak
If varsayımsal bir koşul sunar, for some reason ise nedeni belirtmeden bırakır. Bu cümlede konuşan kişi gerçek bir nedeni sormuyor veya açıklamıyor. Bowling toplarından zincir yapmak bilerek tuhaf seçilmiş bir fikir olduğu için for some reason aynı zamanda hafif ve mizahi bir yumuşatma görevi görür: karşılaştırmaya devam etmeden önce “böyle bir şey yapmak istemek alışılmadık” düşüncesini kısaca kabul eder. Aynı kalıp, gerçekten yaşandığını iddia etmeden başka düşük olasılıklı durumları da sunabilir.
Alıştırma
Bu cümlede for some reason ifadesinin temel işlevi nedir?
- Zincirin daha önce yapılmış olduğunu gösterir.
- Zinciri yapmanın kesin nedenini verir.
- Varsayımın tuhaf olduğunu kabul eder ve açıklamanın hafif bir tonla sürmesini sağlar.
Cevabı göster
Varsayımın tuhaf olduğunu kabul eder ve açıklamanın hafif bir tonla sürmesini sağlar.
weigh ... factors: karar vermeden önce etkenleri değerlendirmek
Burada weigh soyut bir anlama gelir: Bir yargıya varmadan önce etkenlerin önemini, risklerini veya etkilerini düşünüp karşılaştırmak. Fiilin nesnesi factors olduğu için bir şey tartıya konulmuyor. Karar vermeyle ilgili bu anlam sık sık weigh + factors, options, risks, costs veya evidence kalıbında görülür. Mühendislikte, politikada, iş dünyasında ve günlük kararlarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi karar verme anlamındaki weigh ile tamamlayın: Before choosing a supplier, we must ____ the cost, quality, and delivery time.
Cevabı göster
weigh
if less absurd: kısaltılmış ödünleyici ara ifade
Bu cümlede if less absurd, ödünleme anlamı taşıyan kısaltılmış bir ara ifadedir. Yaklaşık olarak “etkenler daha az saçma olsa da” ya da “daha az saçma olsalar bile” demektir; bir koşul koymaz. Virgüller arasındaki bu ifade similar sözcüğünü sınırlar: etkenler tür bakımından benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir. Bu yapı, yazarın bir iddia ortaya koyup onu hemen nitelemesini sağlar.
Alıştırma
Bu cümlede if less absurd ne işe yarıyor?
- Nedeni açıklar: Mühendisler etkenleri saçma oldukları için değerlendirir.
- Bir farkı kabul eder: Etkenler benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir.
- Bir koşul ekler: Etkenler yalnızca daha az saçma olduklarında benzer sayılır.
Cevabı göster
Bir farkı kabul eder: Etkenler benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir.
all the time: yüksek sıklık bildiren ifade
Burada all the time, “çok sık” ya da “tekrar tekrar” anlamına gelen zarf işlevli bir sıklık ifadesidir. Bu tür etkenleri değerlendirmenin mühendislerin işinin normal ve sık yapılan bir parçası olduğunu anlatır; bunu her saniye yaptıkları anlamına gelmez. Tekrarlanan eylemlerle all the time genellikle “çok sık” demektir. Süren bir durumla ise The light stays on all the time. örneğindeki gibi “kesintisiz olarak” anlamına gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi “çok sık” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Mina misplaces her glasses ____.
Cevabı göster
all the time
Choosing the right glue to withstand the heat inside an engine: özne olarak kullanılan bir -ing yan cümlesi
Choosing the right glue to withstand the heat inside an engine bölümünün tamamı, ana fiil is’in öznesi olan bir -ing yan cümlesidir. Choosing yan cümlenin merkezidir; diğer kelimeler bu eylemi tamamlar veya niteler. Yan cümlenin tamamı tek bir işi adlandırır. İngilizcede bir eylemi tek bir konu hâline getirip ardından değerlendirmek için -ing yan cümlesi sık sık özne olarak kullanılır. Buradaki özne tek bir faaliyet olarak ele alındığı için ana fiil tekildir: is.
Alıştırma
Özneyi tamamlamak için choose fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the safest route takes time.
Cevabı göster
Choosing
withstand the heat inside an engine: motorun içindeki ısıya dayanmak
Burada withstand, zarar verici ısıya maruz kalındığında işlevini korumak ve bozulmamak anlamına gelir. Yapıştırıcının zayıflamadan motorun içindeki yüksek sıcaklığa dayanması gerekir. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle zorlu koşul doğrudan ardından gelir: withstand the heat. Yeniden kullanılabilecek kalıp withstand + heat, pressure, force, impact veya başka bir zararlı koşuldur.
Alıştırma
Withstand ile tamamlayın: The new battery casing must ____ extreme heat.
Cevabı göster
withstand
a matter of life and death: ölüm kalım meselesi
A matter of life and death, sonucu insanların yaşamını veya güvenliğini etkileyebilecek kadar önemli bir şeyi anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Life ve death burada iki ayrı konu olarak anlatılmaz. Bu cümlede ifade, ısıya dayanıklı motor yapıştırıcısı seçmeyi basit bir teknik tercihten çıkarıp kritik bir güvenlik kararına dönüştürür. Başka durumlara uygulanabilen kalıp something is a matter of life and death şeklindedir.
Alıştırma
İnsanların yaşamı buna bağlı olabileceği için son derece önemli bir şeyi anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: For the rescue team, finding the missing hikers quickly was ____.
Cevabı göster
a matter of life and death
And though the strength of duct tape's adhesive bonds Dilbilgisi
4:08Ve koli bandının yapışkan bağlarının gücü
Though ... can't compete with ... ile ödünleyici giriş
Though, önce bir sınırlamayı kabul eden ödünleyici bir yan cümle başlatır. Can't compete with, güç veya performans bakımından eşit olamamak anlamına gelir; yapıştırıcıların gerçek anlamda bir yarışmaya katıldığı anlamına gelmez. Bu bölüm though yan cümlesi ve virgülden sonra bittiği için ana cümlenin hâlâ gelmesi beklenir. Though A, B yapısında A bir zayıflığı kabul eder, B ise temel karşıt düşünceyi verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir avantaj sunmadan önce sınırlamayı doğru biçimde kabul eder?
- Though the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.
- Though the camera can't compete with professional models, but it is light and easy to carry.
- Because the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.
Cevabı göster
Though the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.
does have the advantage of ...: “gerçekten avantajı var” anlamını veren vurgulu does
Bu olumlu cümlede does, have fiilini vurgular: bandın bu avantajı gerçekten vardır. Bu kullanım, önceki bir izlenimi düzeltebilir veya bir sınırlama kabul edildikten sonra olumlu bir noktayı öne çıkarabilir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Tape üçüncü tekil şahıs olduğu ve cümle geniş zamanda kurulduğu için does have kullanılır; does has kullanılmaz. Have the advantage of + isim ya da -ing biçimi “bu avantaja sahip olmak” demektir; buradaki avantaj hemen yapışabilmektir.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The tiny flashlight is not very bright, but it ____ the advantage of fitting in any pocket.
Cevabı göster
does have
but when it comes to extraterrestrial repairs, Anlatım akışı
4:22ancak konu dünya dışı onarımlara gelince,
but when it comes to ...: tartışmanın konusunu değiştirmek
When it comes to + isim veya -ing biçimi, “bu konu ele alındığında” ya da “bu alan söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz. Burada but karşıtlık kurarken when it comes to extraterrestrial repairs sonraki yargıyı yeni bir alanla sınırlar. Cümle önce roketi uzaya çıkarmayı ele alır, ardından tartışmanın temelini uzaydaki onarımlara geçirir. Bu kalıp, sonraki yargının hangi konu için geçerli olduğunu göstererek bilgiyi düzenler.
Alıştırma
“Ekip çalışması söz konusu olduğunda” anlamındaki konu değiştirme kalıbını kullanın: ____ teamwork, clear roles make group projects easier.
Cevabı göster
When it comes to
stick to duct tape: yapışma anlamına dayalı söz oyunlu bir öneri
Bu cümlede stick to duct tape, “başka bir onarım malzemesine geçmek yerine güçlü tamir bandını kullanmaya devam etmek veya onu seçmek” anlamına gelir. stick to + bir seçim, plan, kural veya yöntem yapısı, ondan vazgeçip başka bir şeye geçmemeyi anlatır. Ayrıca burada bir söz oyunu vardır. Stick to deyimsel olarak tavsiye verirken stick sözcüğü bandın bir yüzeye gerçekten yapışmasını da hatırlatır. Böylece öneri hem pratik bir tavsiye hem de eğlenceli bir kapanış olur.
Alıştırma
“For your first model, stick to simple materials,” cümlesinde stick to ne anlama gelir?
- Malzemeleri yapışkan hâle getirmek
- Basit malzemeleri kullanmaya devam etmek veya onları seçmek
- Modeli malzemelere yapıştırmak
Cevabı göster
Basit malzemeleri kullanmaya devam etmek veya onları seçmek
in zero gravity: görünürde ağırlıksızlık
Burada in zero gravity, yörüngedeki bir uzay aracının içi gibi “insanların ve nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda” anlamına gelir. İfade, sıvı yapıştırıcının kullanıldığı koşulu belirtir. Yörüngede yer çekimi gerçekten ortadan kalkmış değildir; uzay aracı ve içindeki her şey birlikte düştüğü için nesneler havada süzülür. Bu nedenle serbestçe hareket eden bir sıvıyı yerleştirmek ve kontrol etmek, yerde olduğundan daha zor olabilir.
Alıştırma
“Small objects can float in zero gravity” cümlesinde in zero gravity ne anlama gelir?
- Nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda
- Yer çekiminin olağan dışı derecede güçlü olduğu bir yerde
- Havasız bir odada
Cevabı göster
Nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda
stick with us by contributing to our Patreon campaign.
4:32Patreon kampanyamıza katkıda bulunarak bizimle kalın.
Or you can check out more fascinating inventions
4:36Ya da bu oynatma listesi ile insanlık tarihi sürecindeki
from the course of human history with this playlist.
4:38daha büyüleyici icatları inceleyebilirsiniz.