Hangisi daha güçlü: Yapıştırıcı mı, bant mı? - Elizabeth Cox: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
655 kelime 154 kel/dk

Video özeti: Bu ders, eski doğal tutkallardan modern yapıştırıcılara uzanan gelişimi ele alıyor, tutkal ile bandın neden farklı mekanizmalarla yapıştığını açıklıyor ve doğru seçimin yüzey teması, ısı, kesme kuvveti, aciliyet ve yer çekimi gibi koşullara bağlı olduğu sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. which evaporates when exposed to air. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İlgi cümleciğinin neyin buharlaştığını nasıl belirttiğini, kısaltılmış edilgen yapı when exposed to air ifadesinin ise koşulu nasıl özlü biçimde verdiğini anlayabilirsiniz. Bu kalıp, bilimsel süreçleri sıkıştırılmış biçimde anlatan cümleleri okuyup yazmanıza yardımcı olur. 2. stay in place — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir şeyin aynı konumda kalıp hareket etmediğini anlatan doğal ifadeyi tanıyabilirsiniz. Burada mikroskobik boşluklara giren viskoelastik yapıştırıcının yerinden ayrılmamasını anlatır; sabit kalan nesneler, düzenlemeler veya planlar için de kullanılabilir. 3. no single adhesive works well in all circumstances. — Söylem, anlatım ve retorik: Bu cümlenin tartışmayı tek bir en güçlü yapıştırıcı arayışından koşullara göre seçim yapmaya yönelttiğini görebilirsiniz. Performans malzemeye, ortama veya göreve göre değiştiğinde ölçülü bir sonuç ifade etmenizi sağlar.

Bu derste

The oldest glue in the world is over 8,000 years old Dilbilgisi

0:07

Dünyanın en eski tutkalı 8.000 yıldan daha eskidir

Dilbilgisi

oldest glue in the world: dünya çapında karşılaştırma yapan en üstünlük yapısı

Oldest, old sözcüğünün en üstünlük biçimidir. the oldest glue ad öbeği, karşılaştırma kapsamındaki bilinen diğer tüm yapıştırıcı örneklerinden daha eski olan yapıştırıcıyı belirtir. In the world, karşılaştırma kapsamının bütün dünya olduğunu gösterir. the + en üstünlük biçimi + isim + in the world kalıbı, uç bir gerçeği veya rekoru tanıtmak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi old sözcüğünün en üstünlük biçimi ve in the world kapsam ifadesiyle tamamlayın: This may be the ____ tree ____ the world.

Cevabı göster

oldest · in

and comes from a cave near the Dead Sea.

0:11

ve Ölü Deniz yakınlarındaki bir mağaradan gelmektedir.

Ancient people used this glue,

0:14

Eski insanlar bu tutkalı,

made from a mixture of animal bone and plant materials, Dilbilgisi

0:16

hayvan kemiği ve bitki materyallerinin karışımından yapılan,

to waterproof baskets and construct utensils. Kelime

0:20

sepetleri su geçirmez hale getirmek ve aletler yapmak için kullandılar.

Dilbilgisi

made from a mixture of...: malzeme bilgisi ekleyen kısaltılmış edilgen yan cümle

made from a mixture of animal bone and plant materials öbeği, this glue hakkında ek bilgi veren geçmiş zaman ortaçlı bir öbektir. Edilgen anlam taşır: yapıştırıcı bu malzemelerden yapılmıştır. made from ifadesinin önüne which was eklenerek tam bir ilgi cümleciğine dönüştürülebilir. Bu, yeni bir ana fiil değildir; ek açıklama çıkarıldığında ana cümle Ancient people used this glue to waterproof baskets and construct utensils olur.

Alıştırma

Cümleyi make from ve recycled cans ile oluşturulan kısaltılmış edilgen bir öbekle tamamlayın: The lantern, ____, shines brightly.

Cevabı göster

made from recycled cans

Kelime

fiil olarak waterproof: bir şeyi su geçirmez hâle getirmek

Burada waterproof, “bir şeyi suya dayanıklı hâle getirmek” veya “bir şeye su yalıtımı uygulamak” anlamına gelen bir fiildir. to sözcüğünden sonra gelir, baskets sözcüğünü nesne alır ve “to waterproof baskets and construct utensils” yapısında construct ile paraleldir. Aynı sözcük “a waterproof jacket” örneğindeki gibi sıfat da olabilir. İngilizcede bir özelliği belirten sözcük, bir şeye o özelliği kazandırma eylemini anlatan fiil olarak kullanılabilir. Bu nedenle sözcüğün cümledeki yeri, amaçlanan anlamı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede waterproof, “bir şeyi suya dayanıklı hâle getirmek” anlamında fiil olarak kullanılmıştır?

  1. We packed a waterproof tent for the trip.
  2. We need to waterproof the tent before the trip.
  3. The waterproof cover is in the bag.
Cevabı göster

We need to waterproof the tent before the trip.

And for thousands of years after,

0:23

Ve ondan sonraki binlerce yıl boyunca,

plants and animals were the glue that held human civilization together. Deyimler

0:25

bitkiler ve hayvanlar insan medeniyetini bir arada tutan tutkaldı.

Deyimler

the glue that held human civilization together: birleştirici güç metaforu

“the glue that held human civilization together” ifadesinde glue, birçok parçayı birbirine bağlı tutan ve bir bütün olarak çalışmasını sağlayan önemli bir şeyin metaforudur. Held ... together, bu birleştirici rolün geçmişte olduğunu gösterir. Cümle, bitkilerin ve hayvanların gerçek anlamda bir yapıştırıcı olduğunu söylemez. Onları, insan uygarlığının düzenini korumasını ve gelişmeye devam etmesini sağlayan destek olarak sunar. “the glue that holds X together” kalıbı, bir grubu veya sistemi bir arada tutan kişi, değer, alışkanlık ya da kaynağı anlatabilir.

Alıştırma

“Mutual respect is the glue that holds the team together” cümlesinde the glue ne anlama gelir?

  1. ekibin kullandığı yapışkan bir madde
  2. ekip üyelerini ayıran bir kural
  3. ekibi bir arada tutan bir güç
Cevabı göster

ekibi bir arada tutan bir güç

Today,

0:30

Bugün,

we have enough types of tape and glue to build and repair almost anything. Dilbilgisi

0:30

neredeyse her şeyi inşa etmek ve onarmak için yeterli bant ve tutkal türüne sahibiz.

Dilbilgisi

enough + isim + to + fiil: bir sonuç için yeterli miktar

enough types of tape and glue to build and repair almost anything ifadesinde enough, types of tape and glue isim öbeğinden önce gelir. Ardından gelen to’lu mastar, bu miktarın ya da çeşitliliğin neyi mümkün kıldığını gösterir: belirtilen sonucu elde etmeye yetecek kadar çeşit vardır. Yeterli bir miktarı veya sayıyı yapılabilecek eyleme bağlamak için enough + isim + to + fiil kalıbını kullan. Buradaki enough types, bant ve yapıştırıcının toplam miktarının çok olmasından ziyade çeşitlerin yeterli olduğunu anlatır.

Alıştırma

Cümleyi enough + isim + to + fiil kalıbıyla tamamla: We have ____ rope ____ secure all the boxes.

Cevabı göster

enough · to

But what gives glue and tape their stickiness? Kalıp ifadeler

0:35

Ama tutkal ve banta yapışkanlığını veren şey nedir?

Kalıp ifadeler

gives glue and tape their stickiness: give + nesne + özellik

What gives glue and tape their stickiness? cümlesinde glue and tape etkilenen şeyleri, their stickiness ise onların sahip olduğu özelliği belirtir. Soru, bu özelliğe neyin yol açtığını veya onu neyin oluşturduğunu sorar; give burada bir şeyi fiziksel olarak vermek anlamına gelmez. Kullanılabilir kalıp give + nesne + iyelik sözcüğü + özellik şeklindedir: X gives Y its color, flavor, shape, or strength. İyelik sözcüğünü nesneye göre seç: tek bir şey için its, birden fazla şey için their kullan.

Alıştırma

Çayın neden tatlı olduğunu give + nesne + iyelik + özellik yapısıyla doğal biçimde açıklayan cümle hangisidir?

  1. Honey gives the tea its sweetness.
  2. Honey gives its sweetness the tea.
  3. Honey gives the tea to its sweetness.
Cevabı göster

Honey gives the tea its sweetness.

And is one stronger than the other?

0:38

Ve biri diğerinden daha mı güçlü?

Adhesives can be made from synthetic molecules Notlar

0:41

Yapıştırıcılar sentetik moleküllerden yapılabilir

or natural proteins and carbohydrates,

0:44

veya doğal proteinler ve karbonhidratlardan,

Dilbilgisi

can be made from: edilgen bir malzeme açıklamasında olasılık

Can be made from, can + be + geçmiş zaman ortacı made + from yapısını izler. Can yardımcı fiili olasılık anlamı katar; edilgen yapı ise odağı ürünü yapan kişi veya şirket yerine ürünün üzerinde tutar. Made from, kaynak malzemeyi tanıtır. Bu cümlede yapı, yapıştırıcıların sentetik moleküller ya da doğal protein ve karbonhidratlar kullanılarak üretilebileceğini söyler; her yapıştırıcının bu malzemelerin tümünü kullandığını söylemez.

Alıştırma

Cümleyi hedef can + edilgen yapısıyla tamamlayın: Paper ____ wood pulp.

Cevabı göster

can be made from

like the vegetable starch dextrin,

0:47

bitkisel nişasta dekstrini,

the milk protein casein,

0:49

süt proteini kazeini,

and the terpenes in tree resin.

0:51

ve ağaç reçinesindeki terpenler gibi.

Kelime

Adhesives: bağlayıcı malzemeler için geniş kapsamlı teknik terim

Adhesives, İngilizce adhesive isminin çoğul biçimidir. Yüzeyleri birbirine bağlayan maddeler için kullanılan geniş kapsamlı, nispeten resmî veya teknik bir terimdir. Glue bir adhesive türüdür; tape ise genellikle bir adhesive tabakası taşır. Burada kelime, cümle olası kimyasal kaynakları sıralamadan önce tüm malzeme sınıfını adlandırır. Böylece farklı türde yapışkan malzemeler tek bir terim altında ele alınabilir.

Alıştırma

Hangi cümlede adhesive, şerit biçimli bir ürün ya da başka bir nesne yerine bağlayıcı bir maddeyi adlandırır?

  1. The lab is testing a new adhesive for medical use.
  2. The lab is testing a new attachment for medical use.
  3. The lab is testing a new tape for medical use.
Cevabı göster

The lab is testing a new adhesive for medical use.

In order to work, Dilbilgisi

0:53

İşe yaraması için,

glue and tape need both adhesive bonds and cohesive bonds. Dilbilgisi

0:55

tutkal ve bandın hem yapışkan (adeziv) bağlara hem de kohezif bağlara ihtiyacı vardır.

Dilbilgisi

In order to work: amaç ve beklenen işlevi belirtmek

in order to + fiilin yalın biçimi, bir amacı veya ulaşılmak istenen sonucu açıkça belirtir. Cümlenin başında kullanıldığında önce hedefi verir; ana cümle de bu hedefe ulaşmak için ne gerektiğini açıklar. Burada work fiilinin örtük öznesi glue and tape ifadesidir. Work, “bir işte çalışmak” değil, “işe yaramak” veya “etkili olmak” anlamındadır. Bu nedenle ifade “tutkal ve bandın işe yaraması için” demektir ve ana cümle gerekli koşulları verir.

Alıştırma

Başlangıç ifadesi bu cümlede ne anlama geliyor? In order to work, the camera needs a charged battery.

  1. Bir kişinin bir işte çalışması için
  2. Kameranın çalışabilmesi için
  3. Kamera çalışmayı bıraktıktan sonra
Cevabı göster

Kameranın çalışabilmesi için

Dilbilgisi

both adhesive bonds and cohesive bonds: iki paralel ögeyi birlikte belirtmek

both A and B kalıbı iki ögeyi içerir ve her ikisinin de ifadeye dâhil olduğunu vurgular. Burada A adhesive bonds, B ise cohesive bonds ifadesidir. Bu nedenle cümle iki bağ türünün de gerekli olduğunu söyler; bunlar tek ve uzun bir teknik terim değildir. Both sözcüğünü ilk ögeden, and sözcüğünü ikinci ögeden önce koyun. A ve B dil bilgisi bakımından paralel biçimlerde olmalıdır. Örnekte iki taraf da çoğul isim öbeğidir.

Alıştırma

Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The backpack has ____ a front pocket ____ a side pocket.

Cevabı göster

both · and

Adhesive bonds occur between an adhesive's molecules Kelime

0:59

Yapışkan bağlar, bir yapıştırıcının molekülleri ile

and the molecules of whatever it's sticking to. Dilbilgisi

1:03

yapıştığı şeyin molekülleri arasında meydana gelir.

Kelime

Adhesive bonds: iki malzeme arasındaki bağlar

Yapışma bağları, bir yapıştırıcıyı başka bir malzemeye yüzeylerinin temas ettiği yerde bağlayan çekim etkileşimleridir. Bu cümlede ifade, yapıştırıcının molekülleri ile yapıştığı nesnenin molekülleri arasındaki bağlantıları adlandırır. Temel soru bağlantının nerede etkili olduğudur: adhesive bonding iki malzeme arasındaki sınırı aşar.

Alıştırma

Hangi bağlantı bir adhesive bond örneğidir?

  1. Yalnızca yapıştırıcının kendi molekülleri arasındaki bağlantı.
  2. Birbirine temas etmeyen iki nesne arasındaki bağlantı.
  3. Bir yapıştırıcı ile temas ettiği yüzey arasındaki bağlantı.
Cevabı göster

Bir yapıştırıcı ile temas ettiği yüzey arasındaki bağlantı.

Dilbilgisi

whatever it's sticking to: önceden sınırlandırılmamış bir nesne

whatever it's sticking to ifadesinde whatever, “yapıştığı herhangi bir şey” anlamına gelir. Tüm yan cümle, yapıştırıcının bağlı olduğu herhangi bir nesneyi belirtir; bunun tam olarak hangi nesne olduğu önemli değildir. Bu, kaynaşmış bir ilgi yan cümlesidir: whatever zaten “... olan şey veya şeyler” fikrini içerir, bu yüzden önüne ek bir isim gelmez. It's, it is anlamına gelir ve it yapıştırıcıyı belirtir; sondaki to ise stick to kalıbının parçasıdır.

Alıştırma

Örnekte whatever it's sticking to ne anlama gelir?

  1. yapıştırıcının yapıştığı herhangi bir şey
  2. yapıştırıcıya nereye gideceğini soran bir soru
  3. yapıştırıcının neden yapışkan olduğu
Cevabı göster

yapıştırıcının yapıştığı herhangi bir şey

Cohesive bonds happen between a glue or tape's own molecules, Kelime

1:07

Kohezif bağlar, tutkal veya bandın kendi molekülleri arasında gerçekleşir,

holding it together. Kalıp ifadeler

1:11

onu bir arada tutar.

Kelime

Cohesive bonds: aynı malzemenin içindeki bağlar

Cohesive bonds, aynı maddenin içindeki moleküller arasında bulunan çekim veya bağlardır. Bu cümlede yapıştırıcının ya da bandın kendi molekülleri arasında oluşarak yapışkan malzemenin bütün hâlde kalmasına yardım ederler. Temel ipucu own molecules ifadesidir: cohesive, malzemenin başka bir yüzeye nasıl yapıştığını değil, malzemenin kendi içinde ne olduğunu anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede cohesive bonds ifadesine hangi açıklama uyar?

  1. yalnızca bant çekildiğinde oluşan bağlar
  2. bir yapıştırıcı ile dış yüzey arasındaki bağlar
  3. bir yapıştırıcının veya bandın kendi molekülleri arasındaki bağlar
Cevabı göster

bir yapıştırıcının veya bandın kendi molekülleri arasındaki bağlar

Kalıp ifadeler

holding it together: bir şeyi bir arada tutmak

holding it together ifadesindeki hold, “taşımak” değil “bir durumda tutmak” anlamına gelir. İfade, kohezif bağların yapıştırıcı veya bandın ayrılmasını engellediğini anlatır; it, a glue or tape ifadesine gönderme yapar. Dil bilgisi açısından holding it together, bağların sonucunu ekleyen bir -ing yan cümlesidir. Tekrar kullanılabilen hold + object + together kalıbı, “nesnenin parçalarını bir arada tutmak” anlamına gelir ve bir ekip, plan veya ilişki için mecaz olarak da kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi hold, nesne zamiri it ve together ile tamamlayın: The cardboard model was coming apart, so Mia used tape to ____.

Cevabı göster

hold it together

Most glues consist of adhesive polymers dissolved in a solvent Kalıp ifadeler

1:13

Çoğu tutkal, bir çözücü içinde çözünmüş yapışkan polimerlerden oluşur

that prevents them from sticking to the inside of the bottle. Dilbilgisi

1:17

ve bu, şişenin içine yapışmalarını engeller.

Kalıp ifadeler

consist of ... dissolved in ...: bileşim ve durum

X consists of Y yapısında X bütündür, Y ise bütünü oluşturan bileşenleri belirtir. Burada most glues bütünü, adhesive polymers ise bileşenleri gösterir. Dissolved in a solvent, adhesive polymers ifadesini niteleyen geçmiş zaman ortacı yapısıdır. Polimerlerin durumunu anlatır; böylece X consists of Y dissolved in Z kalıbı bileşimi ve durumu birlikte verir.

Alıştırma

Cümleyi “-den oluşmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: The sports drink ____ minerals dissolved in water.

Cevabı göster

consists of

Dilbilgisi

that prevents them from sticking to ...: işlev ve önleme

that prevents them from sticking to the inside of the bottle ilgi cümleciği a solvent ifadesini niteler ve çözücünün işlevini açıklar. That, cümleciğin öznesi olarak a solvent ifadesine; them ise adhesive polymers ifadesine gönderme yapar. Aktarılabilir prevent + object + from + -ing kalıbı, bir eylemin veya sonucun gerçekleşmesini engellemek anlamına gelir. Burada çözücü, polimerlerin şişenin iç kısmına yapışmasını önler.

Alıştırma

prevent + object + from + -ing kalıbındaki eksik sözcükle cümleyi tamamlayın: The cover prevents rain ____ getting into the box.

Cevabı göster

from

The strong smell of many glues comes from the solvent,

1:20

Birçok tutkalın güçlü kokusu, çözücüden gelir,

which evaporates when exposed to air. Dilbilgisi

1:23

havaya maruz kaldığında buharlaşır.

Dilbilgisi

which evaporates when exposed to air: ilgi cümleciği ve kısaltılmış edilgen cümlecik

Which, the solvent ifadesine dönen ve ek bilgi veren bir ilgi cümleciği başlatır. Bu cümlecik çözücünün buharlaştığını ekler; hangi çözücüden söz edildiğini belirlemek için kullanılmaz. When exposed to air, when it is exposed to air ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Gizli it çözücüyü temsil eder; çözücü maruz kalan taraf olduğu için exposed geçmiş zaman ortacıdır. Gizli özne açık olduğunda when + geçmiş zaman ortacı yapısı yaygındır.

Alıştırma

Kısaltılmış edilgen cümleciği expose ile tamamlayın: The coating changes color when ____ sunlight.

Cevabı göster

exposed to

Some glues use water as a solvent,

1:26

Bazı tutkallar çözücü olarak su kullanır,

but others use chemicals that can be harmful to inhale. Dilbilgisi

1:28

ancak diğerleri solunması zararlı olabilecek kimyasallar kullanır.

Dilbilgisi

can be harmful to inhale: riski anlatan sıfat + mastar yapısı

Can be harmful, bir şeyin zarar verebileceği anlamına gelir. to inhale mastarı riski oluşturan eylemi belirtir; bu nedenle chemicals that can be harmful to inhale, bu kimyasalları solumanın zararlı olabileceği anlamına gelir. Soluma eylemini yapan kimyasallar değildir. harmful to inhale, safe to touch veya dangerous to eat gibi yapılarda eylemin nesnesi, tanımlanan şeyden anlaşılır.

Alıştırma

Güvenlik uyarısını harmful ve inhale kullanarak tamamlayın: These fumes can be ____.

Cevabı göster

harmful to inhale

Glues with two or more components

1:32

İki veya daha fazla bileşene sahip olan tutkallar

that chemically react instead of just drying Dilbilgisi

1:34

sadece kurumak yerine kimyasal reaksiyona giren

can create stronger bonds. Kalıp ifadeler

1:37

daha güçlü bağlar oluşturabilir.

Dilbilgisi

that chemically react instead of just drying: iki mekanizmayı karşılaştırma

that chemically react instead of just drying ilgi cümleciği, two or more components ifadesini niteler. Bu bileşenlerin nasıl çalıştığını açıklar: yalnızca kurumak yerine birbirleriyle tepkimeye girerler. instead of + V-ing yapısı, gerçekleşen bir eylem veya süreç ile burada gerçekleşmeyeni karşılaştırır. Just, drying sürecini daha basit ve sınırlı bir süreç olarak gösterir.

Alıştırma

Karşılaştırmayı instead of + V-ing ile tamamlayın. just ve dry fiilini kullanın: This coating hardens by reacting with air ____.

Cevabı göster

instead of just drying

Kalıp ifadeler

can create stronger bonds: daha güçlü bağlar oluşturmak

Bu cümlede can create stronger bonds, malzemeleri bir arada tutan daha güçlü bağlantılar oluşturabilmek anlamına gelir. Create burada üretmek veya oluşturmak, bonds ise yapıştırmayla oluşan bağlantılar demektir. Can, bunu bir yetenek veya olası sonuç olarak sunar. Stronger karşılaştırma biçimidir; yani bu bağlantılar yalnızca kuruma sürecinin oluşturduğu bağlantılardan daha sağlamdır.

Alıştırma

Bilimsel eşdizimi tamamlamak için create ve strong sözcüğünün karşılaştırma biçimini kullanın: The new treatment can ____ between the fibers.

Cevabı göster

create stronger bonds

Both the adhesive and cohesive bonds of glue are strong, Anlatım akışı

1:40

Tutkalın hem yapışkan hem de kohezif bağları güçlüdür,

but the drying process makes them irreversible. Dilbilgisi

1:43

ancak kuruma süreci onları geri döndürülemez hale getirir.

Anlatım akışı

Both A and B ..., but ...: temel karşıtlıktan önce ortak nokta

Both A and B ..., but ... kalıbı önce A ile B’yi aynı yargı altında toplar. Burada tutkalın iki bağ türünün de güçlü olduğu söylenir. Ardından but, dikkati daha önemli sonuca çevirir: kuruma, bağları geri döndürülemez hâle getirir. Açıklayıcı metinlerde bu kalıp önce ortak bir gerçeği sunar, sonra sonucu değiştiren temel noktayı vurgular.

Alıştırma

Hangi cümle aynı bilgi düzenini kullanıyor: önce iki şeyle ilgili ortak bir gerçek, ardından temel bir karşıtlık?

  1. Both the bus and the train are affordable, but the train is much faster.
  2. The bus and the train are affordable and comfortable.
  3. The train is affordable because it is much faster.
Cevabı göster

Both the bus and the train are affordable, but the train is much faster.

Dilbilgisi

makes them irreversible: make + nesne + sıfat

makes them irreversible ifadesinde make, “bir şeyin belirli bir duruma gelmesini sağlamak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + sıfat şeklindedir. Them nesnedir ve yapışma ile kohezyon bağlarına gönderme yapar; irreversible ise onların sonuçtaki durumunu belirten sıfat, yani nesne tamamlayıcısıdır. Cümle, bir nedeni doğrudan sonucuna bağlar: bağlar en başından geri döndürülemez olarak tanımlanmaz. Kuruma süreci onların bu duruma gelmesine neden olur. Burada to be kullanılmaz; makes them irreversible doğaldır, ancak makes them to be irreversible doğal değildir.

Alıştırma

make + nesne + sıfat yapısını kullanarak ve makes, the clay, harder sözcüklerini yerleştirerek cümleyi tamamlayın: Baking ____.

Cevabı göster

makes the clay harder

This is why, Anlatım akışı

1:47

Bu yüzden,

if a glued surface is broken after it dries, Dilbilgisi

1:47

yapıştırılmış bir yüzey kuruduktan sonra kırılırsa,

it can't be reattached without new glue.

1:50

yeni tutkal olmadan tekrar birleştirilemez.

Anlatım akışı

This is why: bir nedeni sonucuna bağlamak

This is why, daha önce verilmiş bir nedene veya açıklamaya gönderme yapar ve bundan doğan sonucu sunar. Burada önceki açıklama, kurumuş yapıştırılmış yüzeyin yeni yapıştırıcı olmadan yeniden tutturulamayacağı sonucuna götürür. Bunu bilgiyi düzenleyen bir işaret olarak kullanın: önce nedeni veya açıklamayı verin, ardından sonucu belirten bir yan cümleyle This is why yapısını kullanın. This tek bir nesneye değil, önceki düşüncenin tamamına gönderme yapar.

Alıştırma

İlk cümle bir neden veriyor. Sonucu sunmak için This is why ifadesini doğru kullanan devam cümlesi hangisidir?

  1. The temperature fell below freezing. This is because the lake has a thin layer of ice.
  2. The temperature fell below freezing. This is why the lake has a thin layer of ice.
  3. The temperature fell below freezing. This is why the sun warmed the air.
Cevabı göster

The temperature fell below freezing. This is why the lake has a thin layer of ice.

Dilbilgisi

if ... after ..., it can't ... without ...: koşul, zaman ve gereklilik

if yan cümlesi koşulu belirler: yapıştırılmış bir yüzey kırılır. Bu koşulun içinde after it dries, kırılmanın ne zaman gerçekleştiğini söyler. Ana cümle olan it can't be reattached ise sonucu verir. Without new glue, eksik olan bir gerekliliği ekler. can't ... without ... yapısında without sonrasındaki şey eylem için gereklidir: yeniden tutturmak için yeni yapıştırıcı gerekir. Benzer uzun cümleleri çözümlemek için önce if koşulunu ve ana sonucu bulun, ardından zaman ifadelerini ve without ile belirtilen gereklilikleri açıkladıkları bölümlere bağlayın.

Alıştırma

Cümleyi okuyun: If an account is locked after three failed attempts, it can't be reopened without an administrator's help. Hangi ifade doğru mantığı verir?

  1. Üç başarısız deneme yalnızca bir yönetici hesabı yeniden açtıktan sonra gereklidir.
  2. Bu durumda hesabı yeniden açmak için bir yöneticinin yardımı gereklidir.
  3. Üç başarısız denemeden sonra hesap her zaman otomatik olarak yeniden açılır.
Cevabı göster

Bu durumda hesabı yeniden açmak için bir yöneticinin yardımı gereklidir.

By contrast, Anlatım akışı

1:54

Buna karşılık,

when tape is applied to a surface, Dilbilgisi

1:55

bant bir yüzeye uygulandığında,

it forms weaker reversible bonds,

1:57

daha zayıf, geri döndürülebilir bağlar oluşturur,

Dilbilgisi

When tape is applied ..., it forms ...: edilgen koşul ve sonuç

when yan cümlesi durumu belirler: tape is applied to a surface. Is applied edilgen yapıdadır; çünkü tape eylemden etkilenir ve bandı kimin uyguladığı önemli değildir. Ana cümle olan it forms weaker reversible bonds, bu durumda ne olduğunu belirtir. Başka durumlara da uygulanabilen kalıp When + subject + be + past participle, subject + result şeklindedir ve süreçleri ya da bilimsel neden-sonuç ilişkilerini açıklamak için sıkça kullanılır.

Alıştırma

Hangi cümle bir sonucu sunmak için when + edilgen koşul yapısını doğru kullanır?

  1. When the sensor covers, the alarm turns off.
  2. When is covered the sensor, the alarm turns off.
  3. When the sensor is covered, the alarm turns off.
Cevabı göster

When the sensor is covered, the alarm turns off.

so you can peel a piece of tape off a surface Öbek fiiller

2:00

böylece bir parça bandı bir yüzeyden soyabilir

and use it again.

2:02

ve tekrar kullanabilirsiniz.

Anlatım akışı

Karşılaştırmaya geçiş ifadesi olarak By contrast,

By contrast, cümlenin başında kullanılan ve okuyucuya sonraki bilgiyi daha önce verilen bir durumla karşılaştırmasını söyleyen bir geçiş ifadesidir. Burada bantla ilgili açıklamanın önceki yapıştırıcı açıklamasından farklı olduğunu gösterir. Açıklayıcı metinlerde bu sinyal, bilginin nasıl düzenlendiğini izlemeye yardımcı olur: ardından anlamlı bir fark gelmelidir; burada fark, bağların daha zayıf ve geri döndürülebilir olmasıdır.

Alıştırma

Burada By contrast, okuyucuya ne anlatır?

  1. Sıradaki bilgi, önceki durumdan bir fark gösterir.
  2. Sıradaki bilgi, bandın ne zaman icat edildiğini açıklar.
  3. Sıradaki bilgi, aynı sonuca ilişkin başka bir örnek verir.
Cevabı göster

Sıradaki bilgi, önceki durumdan bir fark gösterir.

Öbek fiiller

peel a piece of tape off a surface: yapışmış ince bir tabakayı çıkarmak

peel + nesne + off + yüzey kalıbı, bir yüzeye yapışmış ince bir şeyi kaldırıp çıkarmak anlamına gelir. Bu cümlede a piece of tape çıkarılan nesnedir; a surface ise bandın yapışmış olduğu yerdir. Off, temasın sona erip ayrılmayı gösterir. Bu nedenle peel ... off yalnızca bandı çekmeyi veya hareket ettirmeyi değil, tüm söküp ayırma eylemini anlatır.

Alıştırma

Cümleyi peel ... off kullanarak tamamlayın: Carefully ____ the sticker ____ the window.

Cevabı göster

peel · off

These weak bonds,

2:04

Bu zayıf bağlar,

called van der waals forces, can occur between any two materials, Kelime

2:06

van der waals kuvvetleri olarak adlandırılır, herhangi iki malzeme arasında oluşabilir,

but only if they're extremely close together, Dilbilgisi

2:10

ancak sadece birbirlerine çok yakınlarsa,

closer than the naked eye can see. Deyimler

2:13

çıplak gözün görebileceğinden daha yakın olmaları gerekir.

Kelime

called van der waals forces: zayıf bağları adlandırmak

Virgüllerle ayrılan called van der waals forces ifadesi These weak bonds için bir ad verir. Bu ifade which are called van der Waals forces anlamındadır. Burada called, “telefon etti” değil, “adı verildi” demektir. van der Waals forces ifadesi, malzemelerdeki parçacıklar birbirine son derece yaklaştığında etkili olabilen zayıf çekimleri anlatan bir bilim terimidir. van der Waals bir özel addır; ayrı ayrı günlük İngilizce sözcükler gibi yorumlanmamalıdır.

Alıştırma

Asıl cümlede called van der waals forces ne işe yarıyor?

  1. Zayıf bağların bilimsel adını verir.
  2. Bağlara sahip olan malzemeyi belirler.
  3. Zayıf bağların telefon görüşmesi yaptığını söyler.
Cevabı göster

Zayıf bağların bilimsel adını verir.

Dilbilgisi

but only if ...: gerekli bir koşul eklemek

Only if gerekli bir koşulu belirtir. Bu cümlede bağların oluşabilmesi için malzemelerin birbirine son derece yakın olması gerekir. Bu kadar yakın değillerse bağlar oluşamaz. But sözcüğü önceki geniş açıklamayı sınırlar: Bu kuvvetler herhangi iki malzeme arasında oluşabilir, ancak her mesafede oluşmaz. Sonucun ilgili koşula bağlı olduğunu göstermek için sonuç + only if + koşul yapısını kullanın.

Alıştırma

Cümleyi “yalnızca şu koşulla” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle tamamlayın: You may enter the lab ____ an adult is with you.

Cevabı göster

only if

Deyimler

the naked eye: araçsız insan görüşü

The naked eye, mikroskop, büyüteç veya başka bir araç kullanılmadan gerçekleşen normal insan görüşünü belirten kalıplaşmış bir ifadedir. Burada closer than the naked eye can see, aradaki mesafenin böyle bir araç olmadan ayırt edilemeyecek kadar küçük olduğu anlamına gelir. Bu ifadede naked, “yardımcı araç olmadan” anlamındadır. Kelimenin gerçek anlamıyla açıkta olan bir gözü anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi “yardımcı araç olmadan insan görüşü” anlamındaki üç sözcüklü kalıplaşmış İngilizce ifadeyle tamamlayın: The smallest details are invisible to ____.

Cevabı göster

the naked eye

Tape usually consists of a backing coated with a combination Kalıp ifadeler

2:15

Bant genellikle kauçuk veya kauçuğumsu esnek bir bileşenin

of a rubber or rubber-like stretchy component

2:20

ve yapışkanlaştırıcı adı verilen bir bileşiğin kombinasyonuyla kaplanmış

and a compound called a tackifier. Dilbilgisi

2:23

bir sırttan oluşur.

Kalıp ifadeler

consists of a backing coated with a combination: katmanlı yapıyı anlatmak

Burada consists of, bandı oluşturan ana kısmı, yani a backing ifadesiyle belirtilen taşıyıcı tabakayı tanıtır. coated with a combination ifadesi backing sözcüğünün hemen ardından gelir ve bu tabakayı açıklar; “bir karışımla kaplanmış taşıyıcı tabaka” anlamındadır. Yapı, malzemeleri katmanlar hâlinde düzenler: bandın bir taşıyıcı tabakası vardır ve bu tabaka bir kaplama karışımı taşır. combination sonrasında sıralanan maddeler bu karışıma aittir; dil bilgisel olarak doğrudan backing ile aynı düzeyde değildir.

Alıştırma

consist of ve coat with ifadelerinin doğru biçimlerini kullanın: The filter ____ a paper layer ____ a thin layer of carbon.

Cevabı göster

consists of · coated with

Dilbilgisi

compound called a tackifier: called ile bir ad tanıtmak

compound called a tackifier ifadesinde compound temel isimdir. called a tackifier bunun ardından gelir ve “that is called a tackifier” anlamını verir; dolayısıyla tackifier, bileşiğe verilen addır. İsim + called + ad kalıbı, kısaltılmış bir ilgi cümleciği yapısıdır. Açıklama içinde ayrı bir cümle başlatmadan yeni bir terim tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için “that is called” yapısının kısaltılmış biçimini kullanın: The kit includes a tool ____ a torque wrench.

Cevabı göster

called

That's the sticky component.

2:25

Bu, yapışkan bileşendir.

A tape's stickiness is determined Kalıp ifadeler

2:28

Bir bandın yapışkanlığı şu şekilde belirlenir:

by the proportion of elastic component and tackifier,

2:31

esnek bileşen ve yapışkanlaştırıcının oranı,

the thickness of adhesive spread onto the backing, Dilbilgisi

2:34

sırt üzerine yayılan yapıştırıcının kalınlığı,

and the type of backing material.

2:37

ve sırt malzemesinin türü.

Kalıp ifadeler

stickiness is determined by: sonucu belirleyen etkenleri belirtmek

stickiness is determined by ... ifadesinde stickiness açıklanan özelliktir; is determined by ise bu özelliği belirleyen veya kontrol eden etkenleri tanıtır. by sonrasındaki bölüm “Yapışkanlığı ne belirler?” sorusunu yanıtlar. Bu edilgen yapı sonucu önce verir: X is determined by Y. Belirlemeyi yapan kişi ya da süreçten çok etkenler önemli olduğunda kullanışlıdır.

Alıştırma

Teknik açıklamayı hedef ifadeyle tamamlayın: The battery's lifespan is ____ temperature and charging habits.

Cevabı göster

determined by

Dilbilgisi

the thickness of adhesive spread onto the backing: kısaltılmış edilgen ilgi tümceciği

the thickness of adhesive spread onto the backing ifadesinde spread onto the backing, adhesive sözcüğünden sonra gelir ve hangi yapıştırıcının kastedildiğini belirtir: taşıyıcı tabakaya yayılmış yapıştırıcı. Bu, kısaltılmış bir edilgen ilgi tümceciğidir. Tam biçim adhesive that is spread onto the backing şeklindedir; that is çıkarılınca geçmiş zaman ortacı spread kalır. Bu öbek adhesive sözcüğünü niteler; daha büyük ad öbeğinin baş sözcüğü ise thickness olur.

Alıştırma

Hangi tam biçim adhesive spread onto the backing ile aynı anlama gelir?

  1. adhesive that spreads the backing
  2. adhesive that is spread onto the backing
  3. backing that is spread onto the adhesive
Cevabı göster

adhesive that is spread onto the backing

No chemical reaction occurs when tape is pressed onto a surface. Kalıp ifadeler

2:39

Bant bir yüzeye bastırıldığında hiçbir kimyasal reaksiyon meydana gelmez.

Kalıp ifadeler

No chemical reaction occurs: resmî No + isim + occurs kalıbı

No chemical reaction occurs, kimyasal bir reaksiyonun gerçekleşmediğini nesnel biçimde belirtir. Burada no, chemical reaction isim öbeğini niteler ve ardından olumlu biçimdeki occurs fiili gelir; ayrıca not eklenmez. Occur “meydana gelmek” anlamındadır, ancak happen fiilinden daha resmîdir ve bilimsel ya da teknik açıklamalarda sık kullanılır. No + isim + occurs kalıbı bir sürecin, olayın veya değişimin gerçekleşmediğini bildirmek için kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir laboratuvar raporu için en doğal resmî ifade hangisidir?

  1. No visible change is happening itself during the first minute.
  2. No visible change happens during the first minute.
  3. No visible change occurs during the first minute.
Cevabı göster

No visible change occurs during the first minute.

Instead, Anlatım akışı

2:43

Bunun yerine,

the soft adhesive flows into the cracks and grooves of the surface. Kalıp ifadeler

2:44

yumuşak yapıştırıcı yüzeyin çatlaklarına ve oluklarına akar.

Anlatım akışı

Instead: reddedilen bir açıklamanın yerine yenisini getirmek

Cümlenin başındaki Instead, dinleyiciye önceki açıklamanın ardından gelen açıklamayla değiştirilmesi gerektiğini gösterir. Önceki düşünce, yani kimyasal reaksiyon, reddedilir ve cümle çatlaklarla oluklara doğru fiziksel akışı gerçek mekanizma olarak sunar. Instead ek bir olayı değil, bir alternatifi belirtir. Bilgiyi “ilk açıklama değil, ikinci açıklama” ilişkisiyle düzenler.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk yöntemin yerini aldığını gösteren bağlacı seçin: The printer doesn't use ink. _____, it burns an image onto special paper.

  1. Therefore
  2. Instead
  3. Also
Cevabı göster

Instead

Kalıp ifadeler

flow into the cracks and grooves of the surface: yüzeydeki çatlakların ve olukların içine akmak

Flow into, bir alanın dışından içine doğru hareket etmek demektir. Burada yumuşak yapıştırıcı bir akışkan gibi davranır ve yüzeydeki küçük boşluklara girer. Cracks dar çatlaklardır; grooves ise uzun, dar oluklardır. Cracks and grooves ifadesi, malzemenin doldurabileceği iki tür yüzey boşluğunu birlikte belirtir.

Alıştırma

Çatlakların dışından içine doğru hareket anlamı veren edatı yazın: The warm sealant can flow ____ the narrow cracks.

Cevabı göster

into

This ability to slide into cracks Anlatım akışı

2:49

Çatlaklara süzülme

and then stay in place Kalıp ifadeler

2:52

ve sonra yerinde kalma yeteneği

is called viscoelasticity.

2:53

viskoelastisite olarak adlandırılır.

Anlatım akışı

This ability to ... is called viscoelasticity: bir yeteneği açıklayıp ardından adlandırmak

Uzun özne This ability to slide into cracks and then stay in place, davranışı önce günlük sözcüklerle açıklar. Ardından is called viscoelasticity, açıklanan yeteneğin tamamına bu bağlamda teknik bir ad verir. Bu, bilimsel metinlerde yaygın bir bilgi düzenidir: önce bir şeyin ne yaptığı açıklanır, sonra X is called Y yapısıyla terim tanıtılır. Böylece okur yeni bir adı zaten anladığı bir fikirle ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Cümlenin bilgiyi nasıl düzenlediğini en iyi açıklayan seçenek hangisidir?

  1. Önce teknik bir ad verir, ardından bu adı reddeder.
  2. Birbiriyle ilgisiz iki yeteneği sıralar ve ikisine de ad vermez.
  3. Bir yeteneği açıklar ve ardından o yeteneğin teknik adını verir.
Cevabı göster

Bir yeteneği açıklar ve ardından o yeteneğin teknik adını verir.

Kalıp ifadeler

stay in place: aynı konumda kalmak

Stay in place, hareket etmeden, kaymadan veya yerinden çıkmadan aynı konumda kalmak demektir. Bu cümlede bir şey küçük çatlaklara girer ve orada kalır. Bu ifade, hareket etmeyen bir insanı ya da nesneyi anlatabilir. Başka bağlamlarda bir düzenlemenin, kuralın veya planın değişmeden devam etmesi anlamına da gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “aynı konumda kalmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle tamamlayın: The rubber feet help the speaker ____ on the shelf.

Cevabı göster

stay in place

Once the viscoelastic adhesive fills these microscopic crevices, Dilbilgisi

2:56

Viskoelastik yapıştırıcı bu mikroskobik çatlakları doldurduğunda,

it is close enough to form van der waals forces. Dilbilgisi

3:01

van der waals kuvvetleri oluşturacak kadar yakınlaşır.

Dilbilgisi

Once ... fills ...: sonuçtan önce tamamlanan koşul

Baştaki Once yan cümlesi, “bu gerçekleştiğinde” ya da “bu koşul karşılanır karşılanmaz” anlamına gelir. Burada yapıştırıcının önce mikroskobik yarıkları doldurması gerekir; bu adımın tamamlanması ana cümledeki sonucu mümkün kılar. Bu yapıda once, “geçmişte bir kez” anlamındaki zarf değil, bir bağlaçtır. Ana sonuç gelecekle veya genel bir durumla ilgili olduğunda once sonrasında sıklıkla geniş zaman kullanılır: Once X happens, Y happens or can happen.

Alıştırma

Cümleyi “bu koşul karşılanır karşılanmaz” anlamındaki vurgulanan bağlaçla tamamlayın: ____ the glue dries, you can paint the model.

Cevabı göster

Once

Dilbilgisi

close enough to form ...: bir sonucu mümkün kılacak yeterli derece

Close enough, yakınlık derecesinin gereken eşiğe ulaştığını anlatır. Ardından gelen to form van der Waals forces mastar yapısı, bu derecede neyin mümkün hâle geldiğini belirtir. Kullanılabilir kalıp sıfat veya zarf + enough + to + fiilin yalın hâlidir. Yeterli bir dereceyi sonucuna bağlar: close enough to form, “kuvvetlerin oluşmasını mümkün kılacak kadar yakın” demektir; yapıştırıcının bilinçli olarak seçtiği bir amacı anlatmaz.

Alıştırma

Sıcaklığın yeterli olduğunu anlatan iki sözcüklük hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: The water is warm ____ swim in.

Cevabı göster

enough to

So,

3:05

Peki,

what's the world's strongest adhesive?

3:05

dünyanın en güçlü yapıştırıcısı nedir?

Well, there's no one answer. Ton ve niyet

3:08

Şey, tek bir cevabı yok.

Ton ve niyet

there's no one answer: tek bir cevap yok

Burada one, “tek” anlamına gelir. There's no one answer, tek bir cevabın sorunu tamamen çözmediğini anlatır; birden fazla makul cevap olabilir veya en iyi cevap duruma göre değişebilir. Bu ifade, dinleyiciyi basit bir sonuç yerine daha ayrıntılı bir açıklamaya hazırlar.

Alıştırma

Karmaşık bir sorunun tartışıldığı durumda There's no one answer en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. Birden fazla makul cevap olabilir.
  2. Yalnızca bir cevap doğrudur.
  3. Hiçbir cevap yoktur.
Cevabı göster

Birden fazla makul cevap olabilir.

In terms of absolute strength of adhesive bonds, Anlatım akışı

3:11

Yapışkan bağların mutlak gücü açısından,

glue is stronger than tape.

3:14

tutkal banttan daha güçlüdür.

Anlatım akışı

In terms of ...: karşılaştırmayı tek bir boyutla sınırlamak

In terms of + isim öbeği, “o belirli açıdan değerlendirildiğinde” anlamına gelir. Burada absolute strength of adhesive bonds karşılaştırma boyutu olarak belirlenir. Bu yüzden glue is stronger than tape sonucu yalnızca bağ dayanımıyla sınırlıdır. Bu başlangıç bilgiyi düzenler ve stronger sözünün tutkalın her açıdan daha iyi olduğu şeklinde anlaşılmasını önler.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki In ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ battery life, this phone is the better choice.

Cevabı göster

In terms of

But no single adhesive works well in all circumstances. Anlatım akışı

3:16

Ancak hiçbir tek yapıştırıcı her koşulda iyi çalışmaz.

Anlatım akışı

no single ... in all circumstances: evrensel bir seçeneği reddetmek

No single adhesive, tek bir yapıştırıcı türünün bile bütün koşulları karşılamadığını; in all circumstances ise olası her durumu ifade eder. Birlikte evrensel bir çözümü reddederler: bir yapıştırıcı bazı koşullarda iyi çalışabilir, ancak hepsinde iyi çalışmayabilir. Cümle bütün yapıştırıcıların işe yaramaz olduğunu söylemez. Baştaki But, anlatımı tek bir özelliği karşılaştırmaktan daha geniş bir karar kuralına çevirir. En iyi seçimin duruma bağlı olduğunu bildirir.

Alıştırma

Bütün araçların işe yaramaz olduğunu söylemeden, farklı durumlarda farklı araçların gerekebileceğini anlatan cümle hangisidir?

  1. One tool works well in every situation.
  2. No single tool works well in every situation.
  3. No tool works well in any situation.
Cevabı göster

No single tool works well in every situation.

Of the glues,

3:20

Tutkallar arasında,

cyanoacrylates or super glues Kelime

3:21

siyanoakrilatlar veya süper yapıştırıcılar

may form the strongest bonds. Kalıp ifadeler

3:25

en güçlü bağları oluşturabilir.

Kelime

cyanoacrylates or super glues: teknik terim ve yaygın ad

Cyanoacrylates teknik terim, super glues ise daha tanıdık olan yaygın addır. Buradaki or, aynı tür yapıştırıcının başka bir adını tanıtır; iki farklı seçenek sunmaz. “Teknik terim + or + yaygın ad” yapısı bilimsel açıklamalarda sık görülür. İki isim grubu da aynı şeyi belirtiyorsa or sözcüğünü “diğer adıyla” şeklinde anlayın.

Alıştırma

cyanoacrylates or super glues ifadesinde or ne işe yarar?

  1. İki yapıştırıcının karıştırılması gerektiğini gösterir.
  2. Okuyucudan ilgisiz iki yapıştırıcıdan birini seçmesini ister.
  3. Aynı tür yapıştırıcının yaygın adını verir.
Cevabı göster

Aynı tür yapıştırıcının yaygın adını verir.

Kalıp ifadeler

may form the strongest bonds: temkinli bir bilimsel eşdizim

form the strongest bonds ifadesinde form “oluşturmak” anlamına gelir; bonds ise malzemeleri bir arada tutan bağlardır. Form a bond veya form bonds doğal bir teknik eşdizimdir. the strongest, bu bağların gücünü diğer yapıştırıcıların oluşturduğu bağlarla karşılaştırır. May, iddiayı kesin değil, temkinli hâle getirir. Cümle, bu yapıştırıcıların en güçlü bağları oluşturabileceğini söyler; her koşulda mutlaka böyle olduğunu söylemez.

Alıştırma

Hedef bilimsel eşdizimi bir sözcükle tamamlayın: Under the right conditions, these molecules may ____ strong bonds.

Cevabı göster

form

But two-component epoxy glues have much higher resistance to heat and shearing Notlar

3:27

Ancak iki bileşenli epoksi yapıştırıcılar ısıya ve kesilmeye karşı çok daha yüksek dirence sahiptir

and are compatible with a wider range of surfaces. Kalıp ifadeler

3:32

ve daha geniş bir yüzey yelpazesiyle uyumludur.

Kelime

Bileşik isim olarak two-component epoxy glues

Two-component epoxy glues, iki ayrı parçanın birlikte kullanıldığı epoksi yapıştırıcıları anlatır; bunlar genellikle reçine ve sertleştiricidir. İki parça birleştirildiğinde tepkimeye girip sertleşir. İfade, yapıştırıcının türünü belirtir; kaç yüzeyi yapıştırabileceğini değil. Bu bileşik isimde ana isim glues sözcüğüdür. Epoxy yapıştırıcı türünü belirtir; two-component ise ürünün birlikte kullanılan iki bileşenden oluştuğunu açıklar.

Alıştırma

Two-component epoxy glues ifadesinde two-component neyi belirtir?

  1. Yapıştırıcılar yalnızca iki yüzeyi birleştirebilir.
  2. Yapıştırıcılar birlikte çalışan iki parçadan yapılır.
  3. Paketin içinde birbirinin aynı iki yapıştırıcı vardır.
Cevabı göster

Yapıştırıcılar birlikte çalışan iki parçadan yapılır.

Kalıp ifadeler

higher resistance to heat and shearing: resistance to + isim

Resistance to + isim, bir kuvvete veya zarar verici koşula dayanma yeteneğini belirtir. Burada heat ve shearing, yapıştırıcının dayanabildiği iki etkendir; shearing, bitişik katmanları zıt yönlerde kaydıran kesme kuvvetlerini ifade eder. Higher bir karşılaştırma yapar, much ise farkı güçlendirir. Much higher resistance birlikte, epoksi yapıştırıcıların ısıya ve kesme kuvvetlerine karşı karşılaştırma ölçütünden çok daha dayanıklı olduğunu anlatır.

Alıştırma

Standart teknik kullanımı doğru edatla tamamlayın: This seal has high resistance ____ heat.

Cevabı göster

to

Kalıp ifadeler

be compatible with a wider range of surfaces: daha geniş bir yüzey yelpazesiyle uyumlu olmak

Be compatible with, bir şeyin teknik veya malzeme kaynaklı bir uyuşmazlık olmadan başka bir şeyle çalışabilmesi ya da kullanılabilmesi demektir. Buradaki are compatible with, epoksi yapıştırıcıların söz konusu yüzeylerde başarıyla kullanılabildiğini anlatır. A wider range of karşılaştırma bildirir: Uygun yüzey türlerinin sayısı veya çeşitliliği, karşılaştırılan diğer seçeneğe göre daha fazladır. Bu yapı ürün, malzeme ve sistem karşılaştırmalarında yaygındır.

Alıştırma

Ürün açıklamasını tamamlamak için verilen sözcük gruplarını doğru sıraya koyun: compatible / with / a wider range / of. This adhesive is ____ surfaces.

Cevabı göster

compatible with a wider range of

So,

3:36

Yani,

if you wanted to dangle an anvil in the air, Dilbilgisi

3:37

eğer bir örsü havada asılı bırakmak isterseniz,

super glue might be your best bet. Deyimler

3:40

süper yapıştırıcı en iyi tercihiniz olabilir.

Dilbilgisi

If you wanted to ..., ... might be your best bet: varsayımsal bir durumda temkinli öneri

If yan cümlesi hayalî bir hedef oluşturur. Wanted geçmiş zaman biçimindedir, ancak burada geçmiş zamanı değil, gerçeklikten uzaklığı gösterir; konuşmacı dinleyicinin gerçekten bir örs asmayı planladığını söylemez. Sonuç cümlesindeki might öneriyi belirsiz kılar. Your best bet ise işe yarama olasılığı en yüksek seçenek demektir. If you wanted to ..., ... might be your best bet yapısı, varsayımsal bir koşuldan hareketle düşünmek ve temkinli bir öneri sunmak için kullanılır.

Alıştırma

Bu cümle esas olarak ne yapıyor?

  1. Olası bir hedef hayal edip temkinli bir öneri sunuyor.
  2. Dinleyiciye süper yapıştırıcıyla bir örs asmasını emrediyor.
  3. Geçmişteki bir planı aktarıp süper yapıştırıcının kesinlikle işe yarayacağını garanti ediyor.
Cevabı göster

Olası bir hedef hayal edip temkinli bir öneri sunuyor.

Deyimler

your best bet: işe yarama olasılığı en yüksek seçenek

Your best bet, o durumda işe yarama olasılığı en yüksek seçeneği anlatan, gerçek anlamda kullanılmayan bir deyimdir. Gerçek bir bahis yapmayı ifade etmez. İyelik sözcüğü kişiye veya gruba göre değişir: my best bet, your best bet ya da our best bet. Might be, öneriyi daha az kesin hâle getirir: Japon yapıştırıcısı en umut verici seçenek gibi görünür, ancak konuşan kişi kesin sonuç garantisi vermez.

Alıştırma

En umut verici pratik seçeneği belirten deyimle cümleyi tamamlayın: If you need to arrive before noon, the express train is ____.

Cevabı göster

your best bet

But if you're doing so over an active volcano, Dilbilgisi

3:42

Ancak bunu aktif bir volkanın üzerinde yapıyorsanız,

you'd want an epoxy instead.

3:45

bunun yerine bir epoksi istersiniz.

Dilbilgisi

But if you're doing so ..., you'd want ... instead: koşul değişince seçimi değiştirmek

But, önceki öneriyi değiştiren yeni bir koşul getirir. Doing so, daha önce sözü edilen eylemin yerine geçer; böylece konuşan kişi tüm eylem ifadesini tekrarlamadan ona yeniden gönderme yapabilir. if you're doing so + koşul, you'd want + alternatif + instead kalıbı, aynı eylemi bu farklı koşul altında yaparsanız başka bir seçimin daha iyi olacağını anlatır. You'd, you would kısaltmasıdır; would öneriyi varsayımsal tutar, instead ise değiştirilen seçeneği belirtir.

Alıştırma

Bu yeni durumu okuyun: You can store paint in its original can in a cool room. But if you're doing so in a hot garage, you'd want a heat-resistant container instead. İkinci cümle ne yapıyor?

  1. Boyayı saklama eylemine geri gönderme yapıyor ve koşul değiştiği için başka bir seçenek öneriyor.
  2. Boyanın zaten ısıya dayanıklı bir kapta saklandığını söylüyor.
  3. Aynı koşulu tekrarlıyor ve ilk seçimin değişemeyeceğini doğruluyor.
Cevabı göster

Boyayı saklama eylemine geri gönderme yapıyor ve koşul değiştiği için başka bir seçenek öneriyor.

And in order to work at all, Dilbilgisi

3:48

Ve hiç çalışabilmesi için,

glues need enough real estate Deyimler

3:49

tutkalların yüzeylerin temas ettiği

where surfaces touch.

3:51

yeterli alana ihtiyacı vardır.

Dilbilgisi

in order to work at all: asgari gerekliliği belirtmek

In order to work at all, bir şeyin en temel düzeyde bile işlev görmesi hedefini çerçeveler. Ana cümlede yapıştırıcıların bir şeye ihtiyaç duyduğu söylendiği için bu hedef gerekli bir koşulu tanıtır. Burada work, bir işte çalışmak değil, işlev görmek demektir. At all, hiç çalışmamak ile az da olsa çalışmak arasındaki eşiği vurgular: yeterli temas alanı yoksa yapıştırıcı hiç işlev görmeyebilir. Baştaki And yalnızca bu koşulu önceki açıklamaya bağlar.

Alıştırma

Hangi cümle şarjlı pilleri herhangi bir çalışmanın asgari koşulu olarak sunuyor?

  1. The emergency radio works especially well with charged batteries.
  2. In order to work at all, the emergency radio needs charged batteries.
  3. The emergency radio needs charged batteries after it finishes working.
Cevabı göster

In order to work at all, the emergency radio needs charged batteries.

Deyimler

real estate: kullanılabilir temas alanı benzetmesi

Real estate genellikle arazi ve binalar, yani gayrimenkul anlamına gelir. Burada kullanılabilir alan veya yer için bir benzetmedir. Enough real estate where surfaces touch, iki yüzeyin gerçekten temas ettiği yeterli büyüklükte bir alan olması demektir. Bu benzetme yüzey alanını kullanılabilen sınırlı bir kaynak gibi ele alır. Teknik bir fikri daha canlı hâle getirir, ancak kastedilen anlam mülk değil, temas alanıdır.

Alıştırma

Yapıştırıcı açıklamasında enough real estate where surfaces touch ne anlama gelir?

  1. Yapıştırıcının yüksek fiyatı
  2. Yeterli sayıda ev ve arazi
  3. Yeterli kullanılabilir temas alanı
Cevabı göster

Yeterli kullanılabilir temas alanı

If for some reason Ton ve niyet

3:53

Eğer bir sebepten ötürü

you wanted to make a chain of bowling balls,

3:54

bovling toplarından bir zincir yapmak isterseniz,

duct tape would be better.

3:56

koli bandı daha iyi olacaktır.

Ton ve niyet

If for some reason ...: alışılmadık bir varsayımı yumuşatmak

If varsayımsal bir koşul sunar, for some reason ise nedeni belirtmeden bırakır. Bu cümlede konuşan kişi gerçek bir nedeni sormuyor veya açıklamıyor. Bowling toplarından zincir yapmak bilerek tuhaf seçilmiş bir fikir olduğu için for some reason aynı zamanda hafif ve mizahi bir yumuşatma görevi görür: karşılaştırmaya devam etmeden önce “böyle bir şey yapmak istemek alışılmadık” düşüncesini kısaca kabul eder. Aynı kalıp, gerçekten yaşandığını iddia etmeden başka düşük olasılıklı durumları da sunabilir.

Alıştırma

Bu cümlede for some reason ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Zincirin daha önce yapılmış olduğunu gösterir.
  2. Zinciri yapmanın kesin nedenini verir.
  3. Varsayımın tuhaf olduğunu kabul eder ve açıklamanın hafif bir tonla sürmesini sağlar.
Cevabı göster

Varsayımın tuhaf olduğunu kabul eder ve açıklamanın hafif bir tonla sürmesini sağlar.

Engineers weigh similar, Kelime

3:58

Mühendisler her zaman,

if less absurd, Dilbilgisi

4:00

daha az absürt de olsa,

factors all the time. Kalıp ifadeler

4:01

benzer faktörleri tartarlar.

Kelime

weigh ... factors: karar vermeden önce etkenleri değerlendirmek

Burada weigh soyut bir anlama gelir: Bir yargıya varmadan önce etkenlerin önemini, risklerini veya etkilerini düşünüp karşılaştırmak. Fiilin nesnesi factors olduğu için bir şey tartıya konulmuyor. Karar vermeyle ilgili bu anlam sık sık weigh + factors, options, risks, costs veya evidence kalıbında görülür. Mühendislikte, politikada, iş dünyasında ve günlük kararlarda yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi karar verme anlamındaki weigh ile tamamlayın: Before choosing a supplier, we must ____ the cost, quality, and delivery time.

Cevabı göster

weigh

Dilbilgisi

if less absurd: kısaltılmış ödünleyici ara ifade

Bu cümlede if less absurd, ödünleme anlamı taşıyan kısaltılmış bir ara ifadedir. Yaklaşık olarak “etkenler daha az saçma olsa da” ya da “daha az saçma olsalar bile” demektir; bir koşul koymaz. Virgüller arasındaki bu ifade similar sözcüğünü sınırlar: etkenler tür bakımından benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir. Bu yapı, yazarın bir iddia ortaya koyup onu hemen nitelemesini sağlar.

Alıştırma

Bu cümlede if less absurd ne işe yarıyor?

  1. Nedeni açıklar: Mühendisler etkenleri saçma oldukları için değerlendirir.
  2. Bir farkı kabul eder: Etkenler benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir.
  3. Bir koşul ekler: Etkenler yalnızca daha az saçma olduklarında benzer sayılır.
Cevabı göster

Bir farkı kabul eder: Etkenler benzerdir, ancak aynı ölçüde saçma değildir.

Kalıp ifadeler

all the time: yüksek sıklık bildiren ifade

Burada all the time, “çok sık” ya da “tekrar tekrar” anlamına gelen zarf işlevli bir sıklık ifadesidir. Bu tür etkenleri değerlendirmenin mühendislerin işinin normal ve sık yapılan bir parçası olduğunu anlatır; bunu her saniye yaptıkları anlamına gelmez. Tekrarlanan eylemlerle all the time genellikle “çok sık” demektir. Süren bir durumla ise The light stays on all the time. örneğindeki gibi “kesintisiz olarak” anlamına gelebilir.

Alıştırma

Cümleyi “çok sık” anlamına gelen hedef ifadeyle tamamlayın: Mina misplaces her glasses ____.

Cevabı göster

all the time

Choosing the right glue to withstand the heat inside an engine Notlar

4:03

Bir motorun içindeki ısıya dayanacak doğru tutkalı seçmek

is a matter of life and death. Deyimler

4:06

bir ölüm kalım meselesidir.

Dilbilgisi

Choosing the right glue to withstand the heat inside an engine: özne olarak kullanılan bir -ing yan cümlesi

Choosing the right glue to withstand the heat inside an engine bölümünün tamamı, ana fiil is’in öznesi olan bir -ing yan cümlesidir. Choosing yan cümlenin merkezidir; diğer kelimeler bu eylemi tamamlar veya niteler. Yan cümlenin tamamı tek bir işi adlandırır. İngilizcede bir eylemi tek bir konu hâline getirip ardından değerlendirmek için -ing yan cümlesi sık sık özne olarak kullanılır. Buradaki özne tek bir faaliyet olarak ele alındığı için ana fiil tekildir: is.

Alıştırma

Özneyi tamamlamak için choose fiilinin -ing biçimini kullanın: ____ the safest route takes time.

Cevabı göster

Choosing

Kalıp ifadeler

withstand the heat inside an engine: motorun içindeki ısıya dayanmak

Burada withstand, zarar verici ısıya maruz kalındığında işlevini korumak ve bozulmamak anlamına gelir. Yapıştırıcının zayıflamadan motorun içindeki yüksek sıcaklığa dayanması gerekir. Withstand geçişli bir fiildir; bu nedenle zorlu koşul doğrudan ardından gelir: withstand the heat. Yeniden kullanılabilecek kalıp withstand + heat, pressure, force, impact veya başka bir zararlı koşuldur.

Alıştırma

Withstand ile tamamlayın: The new battery casing must ____ extreme heat.

Cevabı göster

withstand

Deyimler

a matter of life and death: ölüm kalım meselesi

A matter of life and death, sonucu insanların yaşamını veya güvenliğini etkileyebilecek kadar önemli bir şeyi anlatan kalıplaşmış bir deyimdir. Life ve death burada iki ayrı konu olarak anlatılmaz. Bu cümlede ifade, ısıya dayanıklı motor yapıştırıcısı seçmeyi basit bir teknik tercihten çıkarıp kritik bir güvenlik kararına dönüştürür. Başka durumlara uygulanabilen kalıp something is a matter of life and death şeklindedir.

Alıştırma

İnsanların yaşamı buna bağlı olabileceği için son derece önemli bir şeyi anlatan kalıpla cümleyi tamamlayın: For the rescue team, finding the missing hikers quickly was ____.

Cevabı göster

a matter of life and death

And though the strength of duct tape's adhesive bonds Dilbilgisi

4:08

Ve koli bandının yapışkan bağlarının gücü

can't compete with those of epoxy glues,

4:11

epoksi tutkallarınınkiyle rekabet edemese de,

Dilbilgisi

Though ... can't compete with ... ile ödünleyici giriş

Though, önce bir sınırlamayı kabul eden ödünleyici bir yan cümle başlatır. Can't compete with, güç veya performans bakımından eşit olamamak anlamına gelir; yapıştırıcıların gerçek anlamda bir yarışmaya katıldığı anlamına gelmez. Bu bölüm though yan cümlesi ve virgülden sonra bittiği için ana cümlenin hâlâ gelmesi beklenir. Though A, B yapısında A bir zayıflığı kabul eder, B ise temel karşıt düşünceyi verir.

Alıştırma

Hangi cümle bir avantaj sunmadan önce sınırlamayı doğru biçimde kabul eder?

  1. Though the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.
  2. Though the camera can't compete with professional models, but it is light and easy to carry.
  3. Because the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.
Cevabı göster

Though the camera can't compete with professional models, it is light and easy to carry.

tape does have the advantage Dilbilgisi

4:14

bandın acil bir durumda

of instantaneous stickiness in an emergency.

4:15

anında yapışma avantajı vardır.

Dilbilgisi

does have the advantage of ...: “gerçekten avantajı var” anlamını veren vurgulu does

Bu olumlu cümlede does, have fiilini vurgular: bandın bu avantajı gerçekten vardır. Bu kullanım, önceki bir izlenimi düzeltebilir veya bir sınırlama kabul edildikten sonra olumlu bir noktayı öne çıkarabilir. Kalıp do/does/did + fiilin yalın hâlidir. Tape üçüncü tekil şahıs olduğu ve cümle geniş zamanda kurulduğu için does have kullanılır; does has kullanılmaz. Have the advantage of + isim ya da -ing biçimi “bu avantaja sahip olmak” demektir; buradaki avantaj hemen yapışabilmektir.

Alıştırma

Cümleyi have fiilinin vurgulu biçimiyle tamamlayın: The tiny flashlight is not very bright, but it ____ the advantage of fitting in any pocket.

Cevabı göster

does have

Glue may be necessary

4:19

Tutkal, bir roketi uzaya göndermek için

to get a rocket to space,

4:20

gerekli olabilir,

but when it comes to extraterrestrial repairs, Anlatım akışı

4:22

ancak konu dünya dışı onarımlara gelince,

stick to duct tape. Deyimler

4:25

koli bandından şaşmayın.

Anlatım akışı

but when it comes to ...: tartışmanın konusunu değiştirmek

When it comes to + isim veya -ing biçimi, “bu konu ele alındığında” ya da “bu alan söz konusu olduğunda” anlamına gelir. Fiziksel bir hareketi anlatmaz. Burada but karşıtlık kurarken when it comes to extraterrestrial repairs sonraki yargıyı yeni bir alanla sınırlar. Cümle önce roketi uzaya çıkarmayı ele alır, ardından tartışmanın temelini uzaydaki onarımlara geçirir. Bu kalıp, sonraki yargının hangi konu için geçerli olduğunu göstererek bilgiyi düzenler.

Alıştırma

“Ekip çalışması söz konusu olduğunda” anlamındaki konu değiştirme kalıbını kullanın: ____ teamwork, clear roles make group projects easier.

Cevabı göster

When it comes to

Deyimler

stick to duct tape: yapışma anlamına dayalı söz oyunlu bir öneri

Bu cümlede stick to duct tape, “başka bir onarım malzemesine geçmek yerine güçlü tamir bandını kullanmaya devam etmek veya onu seçmek” anlamına gelir. stick to + bir seçim, plan, kural veya yöntem yapısı, ondan vazgeçip başka bir şeye geçmemeyi anlatır. Ayrıca burada bir söz oyunu vardır. Stick to deyimsel olarak tavsiye verirken stick sözcüğü bandın bir yüzeye gerçekten yapışmasını da hatırlatır. Böylece öneri hem pratik bir tavsiye hem de eğlenceli bir kapanış olur.

Alıştırma

“For your first model, stick to simple materials,” cümlesinde stick to ne anlama gelir?

  1. Malzemeleri yapışkan hâle getirmek
  2. Basit malzemeleri kullanmaya devam etmek veya onları seçmek
  3. Modeli malzemelere yapıştırmak
Cevabı göster

Basit malzemeleri kullanmaya devam etmek veya onları seçmek

Liquid glues don't work in zero gravity. Kültür

4:27

Sıvı tutkallar sıfır yerçekiminde işe yaramaz.

Kültür

in zero gravity: görünürde ağırlıksızlık

Burada in zero gravity, yörüngedeki bir uzay aracının içi gibi “insanların ve nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda” anlamına gelir. İfade, sıvı yapıştırıcının kullanıldığı koşulu belirtir. Yörüngede yer çekimi gerçekten ortadan kalkmış değildir; uzay aracı ve içindeki her şey birlikte düştüğü için nesneler havada süzülür. Bu nedenle serbestçe hareket eden bir sıvıyı yerleştirmek ve kontrol etmek, yerde olduğundan daha zor olabilir.

Alıştırma

“Small objects can float in zero gravity” cümlesinde in zero gravity ne anlama gelir?

  1. Nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda
  2. Yer çekiminin olağan dışı derecede güçlü olduğu bir yerde
  3. Havasız bir odada
Cevabı göster

Nesnelerin ağırlıksız göründüğü bir ortamda

If you enjoyed this lesson,

4:31

Eğer bu dersi beğendiyseniz,

stick with us by contributing to our Patreon campaign.

4:32

Patreon kampanyamıza katkıda bulunarak bizimle kalın.

Or you can check out more fascinating inventions

4:36

Ya da bu oynatma listesi ile insanlık tarihi sürecindeki

from the course of human history with this playlist.

4:38

daha büyüleyici icatları inceleyebilirsiniz.