Ya Asidin İçine Düşseydin Ne Olurdu?: İngilizce çalışma notları
The Infographics Show
Video özeti: Asitler dokuyu yakar; kazalar ve Yellowstone sıcak su kaynağı tehlikeyi gösterir, ardından floroantimonik asit tanıtılır. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "come into contact with" - Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler: Temas veya kişi, fikir ve bilgiyle karşılaşma için bu tarafsız kalıbı kullanın; contact sözcüğünü tek tek çevirmeyin. 2. "carried out a study" - Phrasal verbs: Raporlarda carry out ifadesini “yürütmek” olarak anlayın ve study, task, test ya da investigation ile kullanın. 3. "the perfect recipe for" - Deyimler ve mecazi ifadeler: recipe sözcüğünü sonuç doğurabilecek koşullar olarak anlayın ve birkaç nedenin ortak etkisini açıklamak için bu mecazı kullanın.
Bu derste
to try out one of their premium plans right now.
0:06ve premium planlarından birini hemen şimdi deneyin.
If you've ever been unfortunate enough to come into contact with strong acids, Kalıp ifadeler
0:09Eğer sülfürik asit veya nitrik asit gibi
you know the chemical burn is much like holding a flame to your skin. Dilbilgisi
0:15kimyasal yanığın cildinize alev tutmakla çok benzer olduğunu bilirsiniz.
come into contact with: fiziksel temas veya maruz kalma
Come into contact with, bir şeye dokunmak, bir şeye maruz kalmak ya da biriyle veya bir şeyle karşılaşmak anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil öbeğidir. Bu cümlede kişinin güçlü aside maruz kaldığını anlatır; temasın planlı olduğunu söylemez. Bu ifade insanlarla, fikirlerle veya bilgilerle karşılaşmak için de kullanılabilir. come into contact with + nesne kalıbının tamamını koruyun; with'ten sonra karşılaşılan veya dokunulan nesne gelir.
Alıştırma
Hangi cümlede come into contact with kasıtlı iletişimden ziyade fiziksel maruz kalmayı anlatıyor?
- She plans to contact the office about the problem.
- The safety label warns users not to come into contact with the liquid.
- I need to get in touch with the technician about the damaged equipment.
Cevabı göster
The safety label warns users not to come into contact with the liquid.
much like + isim veya -ing öbeği: güçlü karşılaştırma
Much like, çok benzer anlamına gelen bir karşılaştırma ifadesidir. Much, benzerliğin derecesini güçlendirir; miktar belirtmez. Burada kimyasal yanık, acı verici etkisini bir benzetmeyle açıklamak için cilde alev tutmaya benzetilir; iki deneyimin tamamen aynı olduğu söylenmez. Like'tan sonra bir isim öbeği veya -ing öbeği gelebilir. Bu örnekte holding a flame to your skin karşılaştırmanın nesnesidir ve holding gerund biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede güçlü bir karşılaştırma yapmak için much like kullanılmıştır?
- The first week at the new job was similar to learning a new language.
- The first week at the new job was much like learning a new language.
- The first week at the new job felt as though I were learning a new language.
Cevabı göster
The first week at the new job was much like learning a new language.
acid continues to burn until it's either washed away or it stops reacting.
0:20asit yıkanıp gidene veya tepkime durana kadar yanmaya devam eder.
Karşıtlık çerçevesi olarak But where
But where you can blow a flame out ifadesinde where, karşıtlığın ilk yarısı olarak bir durumu sunar: alev bu şekilde söndürülebilir. Ardından ana cümle karşıt durumu verir: asit yakmaya devam eder. But, bu iki durum arasındaki geçişi güçlendirir. Burada where, “hangi yerde” değil, “öyle bir durumda ki” anlamındadır. Bu çerçeve, bir açıklamada iki durumu kısa biçimde bir araya getirip önemli farkı öne çıkarmayı sağlar.
Alıştırma
Bu cümlenin başındaki But where ne işe yarar?
- Ateşin ve asidin aynı şekilde durduğunu açıklar.
- Birinin alevi üfleyerek hangi yerde söndürebileceğini sorar.
- Bir durumu ortaya koyarak sonraki yan cümlenin onunla karşıtlık kurmasını sağlar.
Cevabı göster
Bir durumu ortaya koyarak sonraki yan cümlenin onunla karşıtlık kurmasını sağlar.
but there are far stronger acids that can dissolve skin and cause horrific irreversible damage. Dilbilgisi
0:27ancak cildi eritebilen ve korkunç, geri döndürülemez hasarlara neden olabilen çok daha güçlü asitler vardır.
far stronger: far ile karşılaştırmayı güçlendirmek
Far, karşılaştırma sıfatı stronger'ı niteler. Aradaki farkın büyük olduğunu belirtir: Bu diğer asitler sülfürik ve nitrik asitlerden çok daha güçlüdür. Burada far fiziksel uzaklık anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp far + karşılaştırma biçimidir: far better, far less expensive veya far more dangerous gibi. Karşılaştırılan şey than ile açıkça belirtilebilir ya da önceki bağlamdan anlaşılabilir.
Alıştırma
Farkın büyük olduğunu vurgulamak için cümleyi far ile tamamlayın: The updated filter removes particles ____ more effectively than the old one.
Cevabı göster
far
So what can acid like this do to a person if they are fully submerged in the toxic broth? Kalıp ifadeler
0:32Peki böyle bir asit, bu zehirli çorbaya tamamen batan bir insana ne yapabilir?
fully submerged in: bir sıvının yüzeyinin tamamen altında
Bu cümlede fully submerged in, zehirli sıvının yüzeyinin tamamen altında olmak anlamına gelir. Submerged kişinin durumunu anlatır, in kişiyi çevreleyen sıvıyı belirtir ve fully hiçbir kısmın yüzeyin üzerinde kalmadığını vurgular. Yeniden kullanılabilen kalıp be + fully submerged in + sıvı biçimindedir. Birini veya bir şeyi sıvıya sokma eylemini değil, bunun sonucundaki konumu ya da durumu anlatır.
Alıştırma
fully, submerge fiilinin geçmiş zaman ortacı ve doğru edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: “After the kayak flipped, the waterproof bag was ____ the river.”
Cevabı göster
fully submerged in
That's what we'll find out in this episode of the Infographics Show,
0:37The Infographics Show'un bu bölümünde bunu öğreneceğiz:
Depending on: sonucu değiştiren koşullar
Depending on, sonucu değiştirebilecek etkenleri tanıtır. Burada on üç eş görevli tamamlayıcı alır: the type of acid isim öbeği, whether it's diluted whether yan cümlesi ve how long you are submerged in it how long yan cümlesi. Cümlenin başında kullanıldığında bu ifade, mesajı önce koşullar sonra sonuç gelecek şekilde düzenler. Depending on + etken(ler), sonuç kalıbı, sonucun bu koşullara göre değiştiğini belirtir; buradaki depending ayrı ve devam eden bir eylemi anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümle için en uygun başlangıcı seçin: “... the weather, the outdoor concert may start later.”
- Depending on
- According to
- In addition to
Cevabı göster
Depending on
"an assortment of nightmares awaits you." ifadesindeki dramatik uyarı
Bu cümlede an assortment çeşitli şeylerden oluşan bir topluluğu ifade eder; nightmares ise uykuda görülen rüyaları değil, birden fazla korkunç fiziksel sonucu mecazi olarak anlatır. Cümle, çeşitli zararların yaklaşmakta olduğunu haber verir. Awaits you, bu sonuçları sanki dinleyiciyi önceden bekliyorlarmış gibi kişileştirir. Çeşitli sonuçların bir arada sunulması ve kişileştirme, uyarıyı klinik bir açıklamadan ziyade canlı ve gerilimli hâle getirir.
Alıştırma
Cümlenin hem anlamını hem de retorik etkisini en iyi yansıtan yorum hangisidir?
- Uykuya daldıktan sonra birkaç korkutucu rüya göreceksin.
- Birden fazla korkunç sonuç yaklaşıyor ve bunlar dramatik biçimde kâbuslar olarak anlatılıyor.
- Tehlike başlamadan önce sabırla beklemen bekleniyor.
Cevabı göster
Birden fazla korkunç sonuç yaklaşıyor ve bunlar dramatik biçimde kâbuslar olarak anlatılıyor.
Acid is one of the most unforgiving substances known to man. Notlar
0:52Asit insanoğlunun bildiği en affetmez maddelerden biridir.
"one of the most + sıfat + çoğul isim" kalıbı
one of the most + sıfat + çoğul isim kalıbı, “o niteliğe en yüksek derecede sahip olan grubun bir üyesi” anlamına gelir. Burada asidi son derece acımasız maddeler arasına yerleştirir: tek bir hata bile ciddi zarara yol açabilir. one of ifadesinden sonra grubu belirten sayılabilir isim substances örneğinde olduğu gibi çoğul olur. Ancak cümlenin ana öznesi Acid tekil kaldığı için fiil are değil is olur.
Alıştırma
Cümleyi “en kullanışlı aletlerden biri” anlamına gelen üstünlük kalıbıyla tamamlayın: This is ____ useful tools in the workshop.
Cevabı göster
one of the most
known to man: insanlığın bildikleriyle sınırlandırma
known to man ifadesinde known to yapısı, bilgisi sınırı belirleyen grubu gösterir; “insanlık tarafından bilinen” veya “insanların bildiği” anlamına gelir. substances sözcüğünü niteler, dolayısıyla iddia var olabilecek bütün maddelerle değil, insanlığın belirlediği maddelerle sınırlıdır. Buradaki man, yalnızca erkekleri değil, insan ırkının tamamını ifade eden geleneksel bir genel addır. Bu eski kullanım, bilimsel veya dramatik anlatıma görkemli ve kesin bir ton verebilir.
Alıştırma
“one of the most unforgiving substances known to man” ifadesinde known to man ne anlama gelir?
- belirli bir erkeğin keşfettiği
- insanlığın bildiği
- yalnızca erkeklerin kullanmasına izin verilen
Cevabı göster
insanlığın bildiği
eats away at: zaman içinde yavaş yavaş zarar vermek
Eats away at, bir şeyi yavaş yavaş aşındırmak, yıpratmak veya zarar vermek anlamına gelir. Burada asidin insan vücudunu oluşturan maddeleri sürekli olarak yok etmesini anlatır; away, zararın zaman içinde azar azar gerçekleştiği anlamını ekler. Kalıp eat away at + isim veya zamirdir. Nesneden önce at kullanılmaya devam eder. Aynı deyimsel fiil hem fiziksel aşınmayı hem de kaygının birinin özgüvenini kemirmesi gibi mecazi zararları anlatabilir.
Alıştırma
Cümleyi eats, away ve at sözcüklerini doğru biçim ve sırada kullanarak tamamlayın: Salt water slowly ____ the metal pipes.
Cevabı göster
eats away at
and can destroy our bodies in varying gross ways.
0:57ve vücudumuzu çeşitli iğrenç şekillerde yok edebilir.
Concentrated acid reacts with water to heat it,
1:00Derişik asit suyla tepkimeye girerek onu ısıtır,
there is immediate burning as 60% of our bodies are water.
1:05vücudumuzun %60'ı su olduğu için anında yanma hissedilir.
The skin then swells before contracting to about half the size of its normal elasticity. Dilbilgisi
1:09Deri daha sonra şişer ve normal esnekliğinin yaklaşık yarısı kadar bir boyuta küçülür.
half the size of: %50’lik bir sonucu ifade etme
half the size of ifadesinde half, karşılaştırma sonucundaki oranı belirtir: ölçülen boyut, referans boyutun %50’sidir. Bu cümlede ifade, büzülme sonrasındaki sonucu normal bir referans ölçümünün yaklaşık yarısı olarak sunar. Kalıp half the size of + isim öbeği şeklindedir. Aynı karşılaştırma kalıbında half the length of, half the weight of veya half the cost of gibi başka ölçülebilir isimler de kullanılabilir.
Alıştırma
Hangi cümle seyahat modelinin boyutunun tam boy sürümün boyutunun %50’si olduğunu söylüyor?
- The travel model is half the size of the full-size version.
- The travel model is twice the size of the full-size version.
- The travel model is the same size as the full-size version.
Cevabı göster
The travel model is half the size of the full-size version.
Acid can also blind if it comes into contact with the eyes.
1:14Asit ayrıca gözlerle temas ederse kör edebilir.
Nitric acid is a strong acid and a powerful oxidizing agent,
1:18Nitrik asit güçlü bir asittir ve güçlü bir oksitleyici maddedir,
which can cause chemical burns as it decomposes animal muscle.
1:22hayvan kaslarını parçalarken kimyasal yanıklara neden olabilir.
It is also used in the production of ammonium nitrate for fertilizers,
1:25Aynı zamanda gübreler için amonyum nitrat üretiminde,
fell through a roof into a vat of acid used for cleaning steel.
1:37bir çatıdan düşerek çeliği temizlemek için kullanılan bir asit teknesinin içine düştü.
but thanks to a brave coworker who waded in after him, Kalıp ifadeler
1:43ancak peşinden suya giren cesur bir iş arkadaşı sayesinde,
thanks to: bir nedeni olumlu biçimde sunma
Thanks to, bir sonucun nedenini açıklar. Burada Davis’in kurtarılmasını cesur bir iş arkadaşının eylemine bağladığı için olumlu ve minnettar bir tutum da katar. Temel kalıp thanks to + isim öbeği şeklindedir. thanks to a brave coworker who waded in after him ifadesinde who yan cümlesi yalnızca iş arkadaşı hakkında ek bilgi verir.
Alıştırma
Hangi cümle bir neden belirtirken konuşanın sonucu olumlu gördüğünü en doğal biçimde gösteriyor?
- Because of Maya's quick reply, we fixed the problem before lunch.
- Thanks to Maya's quick reply, we fixed the problem before lunch.
- After Maya's quick reply, we fixed the problem before lunch.
Cevabı göster
Thanks to Maya's quick reply, we fixed the problem before lunch.
The tank that Davis landed in contained a solution that had 40 to 70% nitric acid within it.
1:49Davis'in içine düştüğü tank, içinde %40 ila %70 oranında nitrik asit bulunan bir çözelti içeriyordu.
Davis's skin was burnt and his body was bright red.
1:56Davis'in cildi yanmıştı ve vücudu kıpkırmızıydı.
Sulfuric acid is also commonly found in industrial or agricultural sites,
2:06Sülfürik asit ayrıca endüstriyel veya tarımsal alanlarda da yaygın olarak bulunur,
and in the processing and manufacturing of copper and zinc.
2:12ve bakır ile çinkonun işlenmesi ve üretiminde kullanılır.
In 2007, an 18-year-old man named Fernando Gonzalez
2:152007 yılında Fernando Gonzalez adında 18 yaşındaki bir genç
drowned in a vat of sulfuric acid after an accident at work.
2:19iş yerinde geçirdiği bir kazanın ardından sülfürik asit dolu bir teknede boğuldu.
He was wearing facial protection as he carried out his job of submerging circuit boards in the vat,
2:26Devre kartlarını tekneye daldırma işini yaparken yüz koruması takıyordu,
We often see movie characters using acid to dissolve bodies in order to destroy criminal evidence, Dilbilgisi
2:33Filmlerdeki karakterlerin suç delillerini yok etmek amacıyla cesetleri eritmek için asit kullandıklarını sık sık görürüz,
Açık amaç bildiren in order to + fiilin yalın hâli
In order to, amaç bildiren bir mastar yapısını başlatır: in order to + fiilin yalın hâli. Bu cümlede karakterler asidi suç delillerini yok etme amacıyla kullanır; asit kullanmak eylem, delilleri yok etmek ise amaçlanan hedeftir. destroy fiilinin örtük öznesi, asit kullanma eylemini gerçekleştiren kişiyle aynıdır. Uzun cümlelerde in order to, eylem ile amaç arasındaki ilişkiyi yalnızca to kullanılan mastar yapısından daha açık gösterir.
Alıştırma
“Amacıyla” anlamına gelen üç kelimelik amaç ifadesiyle cümleyi tamamlayın: The lab labeled every sample ____ prevent mix-ups.
Cevabı göster
in order to
may not be far from real life: gerçeğe temkinli biçimde benzetme
Far from burada fiziksel konumu değil, soyut bir mesafeyi anlatır. Kurgusal bir durumun not far from real life olduğunu söylemek, bunun gerçekte yaşanabilecek durumlara oldukça yakın olabileceği anlamına gelir. May, iddiayı temkinli tutar: konuşan kişi filmdeki olayın doğrulandığını söylemek yerine bir olasılık öne sürer. İfade inandırıcılık hakkında yorum yapar; hikâyenin gerçek olaylardan geldiğini iddia etmez.
Alıştırma
“The show's prediction may not be far from real life” cümlesinin en doğal anlamı hangisidir?
- Gerçeğe oldukça yakın olabilir, ancak bu kesin değildir.
- Konuşan kişinin evine yakın bir yerde çekilmiştir.
- Kesinlikle daha önce yaşanmış olayların kaydıdır.
Cevabı göster
Gerçeğe oldukça yakın olabilir, ancak bu kesin değildir.
as the Department of Oral and Maxillofacial Pathology in Karnataka, India
2:41Hindistan'ın Karnataka kentindeki Ağız ve Çene-Yüz Patolojisi Bölümü
carried out a study to determine which kinds of acids could be used to dissolve a body after a crime. Öbek fiiller
2:46bir suçtan sonra bir cesedi eritmek için ne tür asitlerin kullanılabileceğini belirlemek için bir çalışma yürüttüğünden.
carried out a study: resmî bir araştırma yürütmek
Carried out, carry out fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve planlanmış bir etkinliği gerçekleştirmek veya tamamlamak anlamına gelir. Nesnesi a study olduğunda carried out a study, resmî bir araştırma yürütüldüğünü belirtir; bir şeyi fiziksel olarak dışarı taşımak anlamına gelmez. Bu kalıp, bir kişinin veya kuruluşun ne yaptığını bildirirken yaygındır: carry out + study, test, survey, task veya investigation.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadenin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The university ____ on how sleep affects memory.
Cevabı göster
carried out a study
They did this by submerging teeth into various types of acid,
2:51Bunu dişleri çeşitli asit türlerine batırarak yaptılar,
The results showed that teeth could be completely dissolved in 37% hydrochloric acid after 15 hours.
2:58Sonuçlar, dişlerin 15 saat sonra %37'lik hidroklorik asit içinde tamamen eriyebildiğini gösterdi.
and in the case of 96% sulfuric acid, Kalıp ifadeler
3:09ve %96'lık sülfürik asit söz konusu olduğunda,
in the case of: belirli bir koşulu tanıtmak
In the case of + isim öbeği, dikkati belirli bir duruma, öğeye veya koşula yöneltir. Burada %96 sülfürik asidin sonucunu sunar ve bunu daha önceki %65 nitrik asit sonucuyla karşılaştırır. Raporlarda ve karşılaştırmalarda bu yapı, bilgileri durum durum düzenlemeye yardımcı olur. Buradaki case, hukuki dava değil durum anlamındadır.
Alıştırma
Hangi cümle, bir karşılaştırmadaki belirli bir öğeyi tanıtmak için hedef ifadeyi doğru kullanıyor?
- In the case of the second proposal, the cost is much lower.
- Take an umbrella in case it rains.
- In case of fire, use the stairs.
Cevabı göster
In the case of the second proposal, the cost is much lower.
there was only a residual precipitate remaining at the bottom of the container.
3:16kabın dibinde sadece kalıntı bir tortu kalmıştı.
What about naturally occurring phenomena? Anlatım akışı
3:20Peki ya doğal olarak meydana gelen olaylar?
What about naturally occurring phenomena? ile retorik konu geçişi
What about naturally occurring phenomena? tartışmaya ek bir kategori getirir. Açıklamayı insanların oluşturduğu endüstriyel veya deneysel örneklerden doğada ortaya çıkan asidik ortamlara yönlendirir. Burada What about + noun phrase? retorik bir geçiş işlevi görür: konuşmacı dinleyicilerden mutlaka bir yanıt istemez, sırada bu yeni konunun ele alınacağını bildirir.
Alıştırma
Bir sunumda insanlara olan etkiler tartışıldıktan sonra“What about effects on local wildlife?” deniyorsa, bunun en olası işlevi nedir?
- Yaban hayatını sıradaki ilgili konu olarak tanıtır.
- Dinleyicilerden wildlife kelimesini tanımlamalarını ister.
- Yaban hayatıyla ilgili tartışmanın zaten bittiğini bildirir.
Cevabı göster
Yaban hayatını sıradaki ilgili konu olarak tanıtır.
Nature can be foreboding and also a place to find dangerous acidic springs,
3:22Doğa korkutucu olabilir ve aynı zamanda tehlikeli asidik kaplıcalar bulabileceğiniz bir yerdir,
which unfortunately is what Colin Nathaniel Scott discovered in 2016 at Yellowstone National Park.
3:26ne yazık ki bu, Colin Nathaniel Scott'ın 2016'da Yellowstone Ulusal Parkı'nda keşfettiği şeydi.
he fell into a hot spring in the Norris Geyser Basin.
3:34Norris Gayzer Havzası'ndaki bir kaplıcaya düştü.
Kısaltılmış zaman yan tümcesi olarak When visiting
When visiting the park... ifadesindeki When visiting, when he was visiting yapısının kısaltılmış biçimidir. Özne ve be fiilinin bir biçimi atılır; geriye when + şimdiki zaman ortacı kalır. visiting fiilinin örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan he olmalıdır. Bu kısa yapı, iki yan tümce aynı özneyi paylaştığında kullanışlıdır. Eylemleri yapanlar farklıysa askıda kalan niteleyiciden kaçınmak için tam bir yan tümce kullanılmalıdır.
Alıştırma
Tekrarlanan özneyi ve be fiilini atarak“When Lena was visiting the gallery” ifadesini kısaltın: “____ the gallery, Lena took several notes.”
Cevabı göster
When visiting
His sister called the forest rangers to help,
3:37Kız kardeşi yardım için orman korucularını çağırdı,
but they were unable to go into the spring to rescue Scott because of the harsh conditions.
3:40ancak zorlu koşullar nedeniyle Scott'ı kurtarmak için kaplıcaya giremediler.
The acidity was not the main issue that hampered the rescue mission. Kalıp ifadeler
3:44Kurtarma görevini engelleyen asıl sorun asitlik değildi.
hampered the rescue mission: zorlaştırmak, tamamen durdurmamak
Bu cümlede hampered, “daha zor veya daha yavaş hâle getirdi” demektir. Asitlik kurtarma görevini zorlaştırdı, ancak bu fiil görevin tamamen durdurulduğunu söylemez. hamper + isim yapısı, etkilenen faaliyeti, çabayı veya süreci belirtir. Resmî açıklamalarda hamper a mission, hamper progress veya hamper recovery gibi kullanımlar yaygındır.
Alıştırma
Burada “hampered the rescue mission” ne anlama geliyor?
- Kurtarma görevini daha zor veya daha yavaş hâle getirdi.
- Kurtarma görevini daha verimli biçimde düzenledi.
- Kurtarma görevinin tamamen durmasını garanti etti.
Cevabı göster
Kurtarma görevini daha zor veya daha yavaş hâle getirdi.
The combination of these two factors created the perfect recipe for completely dissolving Scott's body. Deyimler
3:51Bu iki faktörün birleşimi Scott'ın vücudunu tamamen eritmek için mükemmel bir tarif oluşturdu.
the perfect recipe for: bir sonucu güçlü biçimde destekleyen koşullar
The perfect recipe for, yemek yapmaya dayanan bir benzetmedir: Malzemeler birleşerek bir yemek ortaya çıkardığı gibi, birkaç koşul da birleşerek belirli bir sonucu çok olası hâle getirebilir. Burada iki etken, belirtilen sonucu güçlü biçimde destekleyen koşullar oluşturdu. Perfect, koşulların o sonuca ne kadar iyi yol açtığını anlatır; sonucu övmez. Yapı, a veya the perfect recipe for + isim ya da -ing biçimidir; a recipe for success veya a recipe for causing delays gibi.
Alıştırma
Hangi cümlede “the perfect recipe for” aynı mecaz anlamıyla kullanılmıştır?
- She found the perfect recipe for tomato soup in a cookbook.
- A rushed schedule and unclear roles are the perfect recipe for mistakes.
- He carefully copied the recipe onto a card.
Cevabı göster
A rushed schedule and unclear roles are the perfect recipe for mistakes.
came across: bir şeyi tesadüfen bulmak
Burada came across, come across öbek fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Araştırma sırasında bir şeyi ‘tesadüfen bulmak’ anlamına gelir; one, bulunan şeyi belirtir. Bu ifade, bilinçli bir arama sırasında gerçekleşmiş olsa bile keşfi plansız ve beklenmedik olarak sunar. Burada come across tek bir bütün olarak anlaşılmalı; across sözcüğüne fiziksel hareket anlamı verilmemelidir.
Alıştırma
Hangi cümlede came across ‘tesadüfen bulmak’ anlamında kullanılmıştır?
- Maya came across the bridge before sunset.
- Maya came across as impatient during the interview.
- While sorting the files, Maya came across an unsigned letter.
Cevabı göster
While sorting the files, Maya came across an unsigned letter.
tops them all: diğerlerinin hepsini aşmak
Burada tops, ‘aşar’ veya ‘daha iyidir’ anlamına gelen bir fiildir. Them all, daha önce ele alınan diğer tüm asitleri belirtir; dolayısıyla one that tops them all, ilgili özellik bakımından diğerlerinin tümünü aşan bir tanesi demektir. X tops them all kalıbı, X'i bir grubun en güçlü veya en etkileyici üyesi olarak gösterir. Karşılaştırılan özellik, tops them all for speed örneğindeki gibi for ile belirtilebilir.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen ve ‘diğer tüm tasarımları aşar’ anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We've tested five designs, but this one ____ for battery life.
Cevabı göster
tops them all
This killer syrup is way, way more potent than stomach acid Dilbilgisi
4:03Bu katil şurup, mide asidinden çok ama çok daha güçlüdür
and makes its cousin sulfuric acid look like a cup of warm milk. Dilbilgisi
4:07ve kuzeni sülfürik asidin ılık bir bardak süt gibi görünmesini sağlar.
Güçlü ve gündelik karşılaştırma için way, way more potent than
way, way more potent than ifadesinde way, more potent karşılaştırmasını güçlendirir ve aradaki farkın çok büyük olduğunu belirtir. Burada yol veya yön anlamına gelmez. potent ise siyasi güçten değil, kimyasal güç ya da tepkime kabiliyetinden söz eder. way sözcüğünün tekrarlanması vurguyu daha da artırır ve karşılaştırmaya dramatik, konuşma diline özgü bir ton verir. Aktarılabilir kalıp way + comparative + than şeklindedir; daha fazla etki için way isteğe bağlı olarak tekrarlanabilir.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz tekrarlanan gündelik pekiştiriciyle tamamlayın: The express train is ____, ____ faster than the local one.
Cevabı göster
way · way
Etkileyici bir karşılaştırma için make A look like B
make A look like B kalıbı, bir karşılaştırmanın A’yı B gibi göstermesi anlamına gelir; A gerçekten B’ye dönüşmez. Burada sülfürik aside cousin denmesi, birbiriyle ilişkili asitleri şakacı biçimde aile üyeleri gibi gösterir; warm milk ise yumuşak ve zararsız bir şeyi simgeler. Yapı make + nesne + look like + isim veya yan cümle şeklindedir. Karşıtlık yoluyla dinleyicinin A hakkındaki izlenimini değiştirdiği için X is stronger than Y gibi düz bir ifadeden daha canlıdır.
Alıştırma
Cümleyi make A look like B kalıbıyla tamamlayın: The new laptop's speed ____ my old computer ____ it is frozen.
Cevabı göster
makes · look like
It is so strong that if you were holding a bottle of it, Dilbilgisi
4:12O kadar güçlüdür ki, elinizde bir şişesini tutsaydınız,
it would eat through the glass before continuing to eat through your hand. Öbek fiiller
4:15elinizi yemeye devam etmeden önce camı yiyip bitirirdi.
so strong that: sonuca yol açan derece
Burada so, strong sözcüğünü niteleyerek that ile sunulan sonucu doğuracak kadar yüksek bir dereceyi belirtir. So burada “bu yüzden” anlamına gelmez; so ... that, derece ile sonucu bağlayan tek bir yapıdır. Sonuç yan cümlesinin içindeki if you were holding ... it would ... varsayımsal bir koşul anlatır. Cümle, gerçekten yaşanmış bir kazayı değil, hayal edilen bir koşulda ne olacağını açıklar.
Alıştırma
Strong kullanarak so + sıfat + that sonuç yapısını tamamlayın: The wind was ____ we could barely stand.
Cevabı göster
so strong that
eat through: zarar vererek delip geçmek
Burada eat through, bir malzemeye verilen zararın bir taraftan diğer tarafa geçmesine ve çoğu zaman bir delik açmasına kadar malzemeyi aşındırmak anlamına gelir. Yemek yeme anlamında değildir. Through parçacığı, malzemeyi delip geçme veya malzeme boyunca tamamlanmış nüfuz etme fikrini ekler. Asit, pas, sürtünme, ateş ya da zararlılar zaman içinde bir şeyi eat through edebilir.
Alıştırma
Asidin malzemeyi boydan boya delen bir delik açtığını gösteren seçeneği belirleyin: After a week, the acid had made a hole from one side of the sheet to the other. It had ___ the metal.
- eaten away at
- eaten through
- eaten up
Cevabı göster
eaten through
It has to be kept in specially made Teflon containers. Dilbilgisi
4:19Özel yapım Teflon kaplarda saklanması gerekiyor.
has to be kept: edilgen yapıda gerekli eylem
Has to be kept ifadesinde has to, nesnel bir gerekliliği veya zorunluluğu belirtir. Be kept, keep fiilinin edilgen biçimidir; bu nedenle özne eylemi yapmak yerine eyleme maruz kalır. Burada keep, “belirli bir yerde veya durumda saklamak” anlamına gelir. Saklanan şey, saklamaktan sorumlu kişilerden daha önemli olduğunda edilgen yapı kullanışlıdır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için have to ifadesini şimdiki zamanda ve keep fiilini edilgen biçimde kullanın: For safety, this medicine ____ in a locked cabinet.
Cevabı göster
has to be kept
Yes, the same Teflon used in the production of non-stick cookware.
4:23Evet, yapışmaz tencere ve tavaların üretiminde kullanılan aynı Teflon.
and it will cause huge trauma to any living organisms
4:30ve herhangi bir canlı organizmaya devasa travmalar yaşatacaktır
Though it is useful for some scientific studies, Dilbilgisi
4:37Bazı bilimsel çalışmalar için faydalı olsa da,
it certainly seems it's better to keep this acidic demon well away from people. Kalıp ifadeler
4:39kesinlikle bu asit iblisini insanlardan uzak tutmak en iyisi gibi görünüyor.
Though it is useful ...: ödünleme ilişkisi kurma
Though, karşıtlığa rağmen geçerli kalan bir durumu belirten yan cümleyi başlatır: konuşan kişi asidin bazı bilimsel çalışmalar için yararlı olduğunu kabul eder. Bu gerçek normalde olumlu bir görüşü destekleyebilir, ancak ana sonucu geçersiz kılmaz. Though ile başlayan yan cümle önce geldiğinde arka planı veya sınırlamayı kurar; ana fikir virgülden sonra gelir. Buradaki ana fikir, maddenin insanlardan uzak tutulması gerektiği yönündeki değerlendirmedir; yararlı olmasının bu değerlendirmeye neden olduğu değildir.
Alıştırma
Hangi cümle, hâlâ geçerli olan bir sonuç vermeden önce bir sınırlamayı kabul etmek için Though kullanır?
- The laptop is old, so it may run slowly.
- Because the laptop is old, I replaced its battery.
- Though the laptop is old, it still runs every program I need.
Cevabı göster
Though the laptop is old, it still runs every program I need.
keep A well away from B: A'yı B'den iyice uzak tutmak
keep A well away from B yapısında keep ettirgen bir işlev görür: birisi A'nın B'den uzakta kalmasını sağlar. Bu cümlede A, this acidic demon; B ise people'dır. Well, away sözcüğünün derecesini güçlendirir; dolayısıyla ifade rahat ya da güvenli sayılacak kadar büyük bir mesafe ister. Bir şeyin “iyi” yapılması anlamına gelmez. Bu kalıp güvenlik tavsiyeleri ve kesin sınırlar için kullanışlıdır.
Alıştırma
Güvenlik talimatını keep A well away from B ile tamamlayın: ____ the cleaning chemicals ____ children.
Cevabı göster
Keep · well away from
we couldn't find any examples where people had come into contact with fluoroantimonic acid.
4:44insanların floroantimonik asit ile temas ettiğine dair hiçbir örnek bulamadık.
We've seen that: özete geçiş köprüsü
We've seen that yalnızca görsel bir algıyı bildirmez. Burada seen, “daha önce anlatılanlardan öğrenilmiş ya da ortaya konmuş” anlamındadır; we ise konuşmacı ile dinleyicileri birlikte kapsar. Present perfect olan have seen, önceki kanıtları şu anki özete bağlar. Ardından bir that yan cümlesi geldiğinde bu çerçeve, önceden ortaya konmuş bir noktayı hatırlatır ve dinleyiciyi buna dayalı sonuca hazırlar.
Alıştırma
Bir sunucu üç örneği az önce incelemiş ve şimdi geçerliliğini koruyan bir sonuç sunmaktadır. Bu işlevi en iyi hangi cümle yerine getirir?
- We can see that each example follows the same pattern.
- We've seen that each example follows the same pattern.
- We saw that each example followed the same pattern during yesterday's review.
Cevabı göster
We've seen that each example follows the same pattern.
It can blind and in some cases even dissolve parts of the body.
4:51Kör edebilir ve bazı durumlarda vücudun bazı kısımlarını bile eritebilir.
and falling into a vat of acid can have some dire consequences. Kalıp ifadeler
4:56ve bir asit fıçısına düşmenin bazı feci sonuçları olabilir.
have some dire consequences: vahim sonuçları olmak
have some dire consequences ifadesinde have “yol açmak”, consequences ise bir eylem veya olayın sonuçları anlamına gelir. Some sonuçların tam olarak neler olduğunu belirtmezken dire bunların son derece ciddi, hatta yıkıcı olacağını vurgular. Bu cümlede özne, falling into a vat of acid şeklindeki -ing yan cümlesidir. “Eylem veya olay + can have dire consequences” kalıbı, büyük zararlar konusunda güçlü bir uyarı yapmak için farklı durumlarda kullanılabilir.
Alıştırma
Bu resmî uyarıyı en iyi tamamlayan seçeneği seçin: Ignoring a major gas leak could ___.
- have some difficult consequences
- be some dire consequences
- have some dire consequences
Cevabı göster
have some dire consequences
But let's think about something else for a second,
4:59Ama bir saniyeliğine başka bir şey düşünelim,
I'm pretty sure you know what I'm about to say next. Dilbilgisi
5:03Bundan sonra ne söyleyeceğimi bildiğinize oldukça eminim.
be about to + fiil: birazdan yapmak üzere olmak
Be about to + fiilin yalın hâli, bir eylemin çok yakında gerçekleşmesinin beklendiğini anlatır. I'm about to say içinde am, be fiilinin gerekli biçimidir ve say yalın hâlde kalır. Burada ifade, konuşmacının birazdan söyleyeceği sözlere işaret eder. what I'm about to say, konuşmacının bir sonraki anda söyleyeceği şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi be about to yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: We can hear the opening music. The show ____ begin.
Cevabı göster
is about to
Build an amazing website and support the Infographics Show by going to wix.com/go/infographics.
5:05wix.com/go/infographics adresine giderek harika bir web sitesi kurun ve The Infographics Show'u destekleyin.
Wix offers you true creative freedom when designing your website
5:11Wix, web sitenizi tasarlarken size gerçek bir yaratıcı özgürlük sunar
a business owner, a professional designer,
5:19ister bir işletme sahibi, ister profesyonel bir tasarımcı,
whether you're ... or even ...: «ister ... olun, hatta ... olun»
Burada whether, anybody sözcüğünden sonra olası kimliklerden oluşan bir liste başlatır. Yan cümle, kişiyi hangi kategori tanımlarsa tanımlasın ifadenin geçerli olduğunu belirtir; bu, evet ya da hayır cevabı isteyen bir soru değildir. Dört isim öbeği you're ifadesini ortak kullanır; dolayısıyla tekrarlanan yapı whether you're A, [you're] B, [you're] C, or [you're] D biçiminde anlaşılır. Or even, son kategoriyi özellikle güçlü, şaşırtıcı veya kapsayıcı bir örnek olarak işaretler. Yeniden kullanılabilen whether + paralel olasılıklar + or even + son olasılık kalıbı, tek bir sonucun bütün aralığı kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Kapsayıcı kalıbın iki parçasıyla cümleyi tamamlayın. ____ you're a first-time manager, an experienced team leader, ____ a company founder, the workshop has something for you.
Cevabı göster
Whether · or even
You will never have to worry if your website is safe and secure,
5:24Web sitenizin güvenli ve emniyetli olup olmadığı,
or if it will go down because of some silly mistake you made. Öbek fiiller
5:26veya yaptığınız aptalca bir hata yüzünden çöküp çökmeyeceği konusunda asla endişelenmenize gerek kalmayacak.
Bir web sitesi için go down
Web sitesi bağlamında go down, ‘çalışmayı durdurmak veya erişilemez hâle gelmek’ anlamındadır. Web sitesi, bu geçişsiz öbek fiilin öznesidir ve will go down, çevrim içi ve erişilebilir durumdan erişilemez duruma geçişi anlatır. Anlam, özneye ve bağlama bağlıdır. Özne bir web sitesi, sunucu, ağ veya çevrim içi hizmet olduğunda go down genellikle aşağı doğru hareketi değil, bir hizmet kesintisini belirtir.
Alıştırma
Cümleyi go down ifadesinin doğru şimdiki zaman biçimiyle tamamlayın. If our booking website ____ during the sale, customers won't be able to pay.
Cevabı göster
goes down
Whether it's a website for your e-commerce business,
5:29İster e-ticaret işiniz için bir web sitesi olsun,
do all the heavy lifting: işin en zor kısmını üstlenmek
Bu cümlede does all the heavy lifting mecaz anlamda kullanılır. İnternet sitesini oluşturmanın en zor ve en fazla emek gerektiren kısımlarını kullanıcı değil, Wix halleder. Temel deyim do the heavy lifting biçimindedir. Does, tekil özne Wix ile uyumludur; all ise Wix'in görevin zor olan ana kısmının tamamını üstlendiğini belirterek iddiayı güçlendirir.
Alıştırma
Cümleyi “en zor işin tamamını üstlenir” anlamındaki deyimle tamamlayın: The editing program automatically cuts, labels, and sorts the clips, so it ____.
Cevabı göster
does all the heavy lifting
and build the best website you've ever seen.
5:39ve şimdiye kadar gördüğünüz en iyi web sitesini kurun.