İnekler orman yangınlarını önleyebilir mi? ⏲️ 6 Minute English: İngilizce çalışma notları

BBC Learning English

Öğrenme zorluğu
939 kelime 162 kel/dk

Video özeti: Bu bölüm, otlayan hayvanların azalmasının İspanya’daki ormanları nasıl yanıcı bitkilerle dolu hâle getirdiğini ve yeniden bölgeye getirilen tauros sürülerinin bitkileri yiyip ezerek yangın riskini nasıl azalttığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. It might sound strange, but — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Bu girişin, bir fikrin ilk anda şaşırtıcı gelebileceğini kabul ettikten sonra dinleyiciyi inandırıcı bir açıklamaya nasıl hazırladığını öğrenin. Böylece alışılmadık bir gerçeği, apaçıkmış gibi sunmadan veya inanılmaz göstermeden doğal biçimde aktarabilirsiniz. 2. a person is grazing — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: graze fiilinin, hayvanların ot yemesinden insanların sürekli atıştırması ya da küçük miktarlarda yiyecek tüketmesi anlamına nasıl genişlediğini anlayın. Bu günlük mecaz, devamlı bir şeyler atıştırmak ile tam bir öğün yemek arasındaki farkı kavramanıza yardımcı olur. 3. it's that trampling that — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Ormanı açan asıl etken olarak ezme eylemini özellikle vurgulayan it-cleft yapısını tanıyın. Bir açıklamada sonucu gerçekten ortaya çıkaran eylemi, nedeni veya ayrıntıyı belirginleştirmek için aynı kalıbı kullanabilirsiniz.

Bu derste

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

0:01

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.

Hello,

0:07

Merhaba,

this is 6 Minute English from BBC Learning English.

0:08

BBC Learning English'ten 6 Minute English programındasınız.

I'm Neil.

0:11

Ben Neil.

And I'm Beth.

0:11

Ben de Beth.

Neil,

0:13

Neil,

do you remember the children's television show Lassie? Kültür

0:13

Lassie adlı çocuk televizyon programını hatırlıyor musun?

Kültür

çocuk televizyon programı Lassie: tanınmış bir hayvan kahraman

Burada Lassie, sıradan bir köpeğin adı olmanın ötesinde, kahraman bir köpeği anlatan tanınmış bir çocuk televizyon programının adıdır. Programın bilinen hikâyelerinde Lassie tehlikedeki insanlara yardım eder veya onları kurtarır. Konuşmacı “do you remember...?” diye sorarak izleyicileri birçok kişinin bildiği bir televizyon karakterini ve hikâyesini hatırlamaya davet eder. Bu, hayvanların insanlara yardım etmesi fikrini ortaya çıkarır ve izleyiciyi sonraki bölüme hazırlar.

Alıştırma

Bu cümlede Lassie esas olarak neyi ifade ediyor?

  1. Kahraman bir köpeği konu alan bir televizyon programı
  2. Bir çocuk televizyon kanalının adı
  3. Her yavru köpek için kullanılan sıradan bir kelime
Cevabı göster

Kahraman bir köpeği konu alan bir televizyon programı

Oh yes,

0:16

Ah evet,

of course.

0:17

elbette.

The show's hero was a dog named Lassie,

0:18

Programın kahramanı Lassie adında bir köpekti,

and Lassie went round helping people in trouble. Kalıp ifadeler

0:20

ve Lassie etrafta dolaşıp başı dertte olan insanlara yardım ederdi.

Kalıp ifadeler

went round helping: go round + -ing kalıbı

went round helping ifadesinde went, go fiilinin geçmiş zaman biçimidir; round ise around, yani bir yerden başka bir yere gitmek anlamı taşır. İfadenin bütünü, Lassie’nin farklı kişiler ya da durumlar arasında dolaşırken yardım ettiğini söyler; daire çizerek hareket etmeyi anlatmaz. Kalıp go round + -ing şeklindedir. -ing biçimi, kişi dolaşırken yaptığı etkinliği adlandırır ve çoğu zaman aynı eylemin farklı yerlerde ya da farklı kişiler için tekrarlandığı hissini verir.

Alıştırma

Cümleyi go round ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before bedtime, the nurse ____ checking on each patient.

Cevabı göster

went round

Kalıp ifadeler

in trouble: zor durumda olup yardıma ihtiyaç duymak

“In trouble”, birinin zor, tehlikeli veya endişe verici bir durumda olduğunu anlatır. Buradaki “people in trouble”, yardıma veya kurtarılmaya ihtiyaç duyan insanlar demektir. Bu ifade tek bir anlam birimi olarak kullanılır: fiziksel bir yeri değil, kişinin içinde bulunduğu durumu anlatır.

Alıştırma

“Zor durumda olup yardıma ihtiyaç duymak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi yazın: The climbers called for help because they were ____.

Cevabı göster

in trouble

Yes.

0:23

Evet.

Well,

0:24

Şey,

if you watched Lassie as a child, Dilbilgisi

0:24

eğer çocukken Lassie'yi izlediysen,

you might also remember the TV shows Flipper the Dolphin and Skippy the Kangaroo.

0:26

Yunus Flipper ve Kanguru Skippy adlı TV programlarını da hatırlayabilirsin.

Dilbilgisi

if you watched ... as a child, you might ...: geçmiş deneyimle şimdiki anı arasında temkinli bağlantı kurmak

If yan cümlesi olası bir geçmiş deneyimi, yani çocukken Lassie izlemiş olmayı belirtir. Ana cümlede might kullanılarak bu deneyimden temkinli bir sonuç çıkarılır: dinleyici diğer programları da hatırlıyor olabilir. Burada might geçmiş zamanı değil, belirsizliği ifade eder. If you + geçmiş deneyim, you might + fiilin yalın hâli kalıbı, paylaşılmış olabilecek bir deneyimi şimdiki bir anı veya düşünceyle nazikçe ilişkilendirir.

Alıştırma

Hangi cümle olası bir çocukluk deneyimiyle şimdiki bir anı arasında doğal ve temkinli bir bağlantı kurar?

  1. If you watch the series as a child, you remembered its theme song.
  2. If you watched the series as a child, you might remember its theme song.
  3. If you watched the series as a child, you must remember its theme song.
Cevabı göster

If you watched the series as a child, you might remember its theme song.

The stars of these shows were animals who would also come to the rescue of humans in trouble. Notlar

0:32

Bu programların yıldızları da başı dertte olan insanların yardımına koşan hayvanlardı.

Kelime

The stars of these shows: programların başrol oyuncuları veya ana karakterleri

Burada stars, uzaydaki yıldızlar değil, programların başrol oyuncuları veya öne çıkan ana karakterleri anlamına gelir. The stars of these shows isim öbeğinin tamamı, hayvanların programların merkezindeki kişiler olduğunu belirtir. the star(s) of + program, film veya oyun kalıbı, en önemli roldeki kişiyi, hayvanı ya da karakteri gösterir. Gerçek bir oyuncuyu veya yapımın ana ilgi odağı olarak sunulan bir karakteri anlatabilir.

Alıştırma

“The stars of the new series are three young detectives.” cümlesinde stars ne anlama gelir?

  1. Gece gökyüzünde görülen parlak gök cisimleri
  2. İzleyicilerin verdiği puanlar
  3. Başrol oyuncuları veya öne çıkan karakterler
Cevabı göster

Başrol oyuncuları veya öne çıkan karakterler

Kalıp ifadeler

come to the rescue: tam zamanında yardıma koşmak

Come to the rescue, biri tehlikede veya zor durumdayken gerekli yardımı sağlamak için gelmek ya da devreye girmek anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Cümlede hayvanlar yalnızca ortaya çıkmaz; başı dertteki insanları kurtarmak için harekete geçer. Yardım edilen kişiyi belirtmeden come to the rescue denebilir. Hedefi belirtmek için come to the rescue of someone or something kullanılır. come to someone's rescue da yaygın bir alternatiftir.

Alıştırma

Cümleyi “yardım etmek için tam zamanında geldi” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: When our canoe began to leak, a nearby guide ____.

Cevabı göster

came to the rescue

In this program,

0:37

Bu programda,

we'll be discussing some real-life animals helping people in trouble. Kelime

0:38

başı dertte olan insanlara yardım eden bazı gerçek hayat hayvanlarını tartışacağız.

Kelime

real-life animals: gerçek, kurgusal olmayan hayvanlar

Real-life, bir şeyin kurgusal bir hikâyeye veya televizyon programına değil, gerçek dünyaya ait olduğunu belirtir. Real-life animals ifadesi burada konunun hayvanların yer aldığı gerçek olaylara geçtiğini gösterir. Real-life, isimden önce kullanıldığında birleşik bir sıfattır ve real-life animals örneğinde olduğu gibi normalde kısa çizgiyle yazılır.

Alıştırma

Kurgusal hikâyelerdeki değil, gerçek olaylardaki hayvanları en iyi hangi ifade anlatır?

  1. real-life animals
  2. live animals
  3. animal characters
Cevabı göster

real-life animals

It might sound strange, Anlatım akışı

0:42

Kulağa tuhaf gelebilir,

but we'll be hearing how cows are helping to stop fires in Spain.

0:43

ancak İspanya'da ineklerin yangınları durdurmaya nasıl yardımcı olduğunu duyacağız.

Anlatım akışı

It might sound strange, but ...: şaşkınlığı kabul edip ana noktayı sunmak

It might sound strange, but başlangıcı, sıradaki fikrin dinleyiciyi şaşırtabileceğini önce kabul eder. Ardından but sonrasındaki bölüm, konuşmacının tanıtmak istediği ana bilgiyi verir. Bu kalıp gerçeğin kendisinden şüphe edildiğini göstermez. Might, yorumu daha yumuşak hâle getirir: fikir ilk başta alışılmadık gelebilir ve konuşmacı onu açıklamak üzeredir.

Alıştırma

Hangi cümle şaşırtıcı bir gerçeği doğal biçimde tanıtır ve konuşmacının ana noktaya devam edeceğini gösterir?

  1. I heard a strange sound, but some plants eat insects.
  2. Some plants eat insects, so the idea might sound strange.
  3. It might sound strange, but some plants eat insects.
Cevabı göster

It might sound strange, but some plants eat insects.

Well,

0:47

Peki,

now I have a picture in my head of a cow wearing a fireman's helmet. Deyimler

0:47

şimdi kafamda itfaiyeci kaskı takan bir inek resmi canlandı.

Deyimler

have a picture in my head: zihinde bir görüntü canlandırmak

Have a picture in my head, bir sahnenin hayalinizde netleştiğini söylemenin mecazlı bir yoludur. Kafanızın içinde gerçek bir resim olduğu anlamına gelmez. have a picture in my head of + sahne yapısı, gözünüzde neyi canlandırdığınızı belirtir. Burada sözler, itfaiyeci kaskı takan bir ineğin komik görüntüsünü zihinde canlandırıyor.

Alıştırma

Sahneyi net biçimde hayal edebildiğinizi anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Now I ____ our dog wearing a crown.

Cevabı göster

have a picture in my head of

But I guess that's not what you mean, Ton ve niyet

0:52

Ama sanırım kastettiğin bu değil,

Neil.

0:53

Neil.

Ton ve niyet

that's not what you mean: kendi yorumunu düzeltmek

That's not what you mean, konuşanın yorumunun diğer kişinin anlatmak istediği fikirden muhtemelen farklı olduğunu belirtir. what you mean içindeki what, “şey veya fikir” anlamını taşır. Burada konuşan kişi kendi şakacı yorumunu düzeltiyor. But I guess düzeltmeyi daha ihtiyatlı hâle getirir; böylece diğer kişiyi suçlamak yerine açıklama yapmaya davet eder.

Alıştırma

'that's' ile başlayan ve diğer kişinin kastının farklı olduğunu belirten ifadeyle öz düzeltmeyi tamamlayın: I thought you wanted me to cancel the whole trip, but I guess ____.

Cevabı göster

that's not what you mean

Not quite,

0:54

Pek sayılmaz,

Beth.

0:55

Beth.

But you're right about the fires,

0:55

Fakat yangınlar konusunda haklısın,

or wildfires to be exact. Kalıp ifadeler

0:57

daha doğrusu orman yangınları.

Kalıp ifadeler

to be exact: önceki ifadeyi daha kesin hâle getirmek

To be exact, kişinin az önce söylediğini düzeltip netleştirdiğini gösteren bir ifadedir. Dinleyiciye, yeni eklenen sözlerin önceki genel açıklamanın daha kesin bir biçimi olduğunu bildirir. Burada wildfires, genel fires kavramını daha belirgin hâle getirir. Bu ifade “tamamen haklıyım” anlamına gelmez. Başka durumlarda da kullanılabilecek kalıp şöyledir: genel ifade + daha belirli ayrıntı + to be exact. İfadenin önünde çoğu zaman kısa bir duraklama olur.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için to, be ve exact sözcüklerini doğru sıraya koyun: The walk takes about an hour—fifty-two minutes, ____.

Cevabı göster

to be exact

Wildfires are unplanned fires in areas like forests or grasslands,

0:59

Orman yangınları, ormanlar veya otlaklar gibi alanlarda planlanmayan,

which spread out of control. Kalıp ifadeler

1:04

kontrolden çıkarak yayılan yangınlardır.

Kalıp ifadeler

spread out of control: kontrolden çıkarak yayılmak

Burada spread ana fiildir; out of control ise yangın yayılırken ulaşılan durumu anlatır. Yangının daha fazla alana yayılarak insanların artık onu kontrol edemediği anlamına gelir. Yapıyı spread + out of control biçiminde okuyun. Out of control bir yer değil, durum bildiren bir ifadedir; spread out da burada “geniş bir alana yayılmak” anlamındaki öbek fiil olarak kullanılmaz. Aynı yapı, kontrolsüz biçimde yayılmaya devam eden hastalık, panik, şiddet veya bilgi için de kullanılabilir.

Alıştırma

“The rumour spread out of control overnight,” cümlesinde spread out of control ne anlama gelir?

  1. Söylenti artık kontrol edilemeyene kadar yayılmaya devam etti.
  2. Birisi düzelttikten sonra söylenti yayılmayı bıraktı.
  3. Söylenti geniş bir alana düzenli biçimde yerleştirildi.
Cevabı göster

Söylenti artık kontrol edilemeyene kadar yayılmaya devam etti.

They often happen in hot,

1:05

Genellikle sıcak,

dry countries like Spain.

1:06

İspanya gibi kurak ülkelerde meydana gelirler.

So,

1:08

Peki,

how could cows help?

1:09

inekler nasıl yardımcı olabilir?

We'll be finding out and learning some useful new vocabulary as well. Öbek fiiller

1:10

Bunu öğreneceğiz ve aynı zamanda bazı faydalı yeni kelimeler de öğreneceğiz.

Öbek fiiller

finding out: daha önce bilinmeyen bir bilgiyi öğrenmek

Find out, daha önce bilinmeyen bir bilgiyi genellikle sorarak, kontrol ederek ya da bir açıklama dinleyerek öğrenmek veya ortaya çıkarmak anlamına gelen öbeksi bir fiildir. Bu cümlede finding out, programın birazdan bir cevabı açıklayacağını haber verir. We'll be finding out ifadesinde finding, will be sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Out, öbeksi fiilin anlamının bir parçasıdır; find tek başına genellikle bir kişiyi ya da nesneyi bulmak demektir.

Alıştırma

Cümleyi “cevabı öğrenmek” anlamındaki iki sözcüklü öbeksi fiille tamamlayın: We'll ____ whether school is closed tomorrow.

Cevabı göster

find out

And remember,

1:15

Ve unutmayın,

if you like to read along as you listen to the program,

1:16

eğer programı dinlerken bir yandan da okumak isterseniz,

you'll find a script on our website,

1:19

web sitemizde bir metin bulabilirsiniz,

bbclearningenglish.com.

1:21

bbclearningenglish.com.

But now,

1:23

Ama şimdi,

I have a question for you,

1:24

sana bir sorum var,

Beth.

1:25

Beth.

Some wildfires are caused naturally,

1:26

Bazı orman yangınları doğal yollarla oluşur,

but most are the result of human activity. Kalıp ifadeler

1:28

ancak çoğu insan faaliyetlerinin sonucudur.

Kalıp ifadeler

are the result of human activity: bir sonucu ve nedenini belirtmek

A is the result of B yapısı A'yı sonuç, B'yi ise onun nedeni veya kaynağı olarak sunar. Burada most, most wildfires ifadesine gönderme yapar; dolayısıyla cümle, orman yangınlarının çoğuna insan faaliyetlerinin neden olduğunu söyler. Human activity, insanların grup olarak yaptığı eylemleri genel ve geniş biçimde anlatır; belirli bir kişinin tek bir eylemi olmak zorunda değildir.

Alıştırma

Cümleyi bu derste geçen ve “nedeni olmak” anlamını veren isim öbeğiyle tamamlayın: The power cut was ____ damage to a cable.

Cevabı göster

the result of

So,

1:31

O halde,

according to the Natural History Museum of Utah, Kalıp ifadeler

1:31

Utah Doğa Tarihi Müzesi'ne göre,

what proportion of wildfires is caused by people? Kalıp ifadeler

1:34

orman yangınlarının ne kadarı insanlar tarafından çıkarılmaktadır?

Kalıp ifadeler

according to: bilgi kaynağını belirtmek

According to bilginin kaynağını tanıtır. Bu soruda kaynak Utah Doğa Tarihi Müzesidir; dolayısıyla soru, bu kurumun verdiği bilgilere dayanan bir yanıt istemektedir. Bu ifade “…… tarafından belirtildiğine veya bildirildiğine göre” anlamına gelir; “…… ile aynı fikirde olmak” anlamına gelmez. Bir iddianın nereden geldiğini göstermek için according to ifadesini bir kişi, kurum, rapor veya araştırmadan önce kullanabilirsin.

Alıştırma

Cümleyi according ve doğru edatla tamamla: ____ the report, the town's population grew last year.

Cevabı göster

According to

Kalıp ifadeler

what proportion of: bütün içindeki payı sormak

What proportion of, bir bölümün bütün gruba kıyasla ne kadar büyük olduğunu sorar. Burada bütün grup orman yangınlarıdır ve soru yangın sayısını değil, bunların insanlar tarafından çıkarılan bölümünü sorar. Yanıtlar genellikle yüzde, kesir veya three out of five gibi ifadeler olur. Kalıp, what proportion of + grup + koşul şeklindedir.

Alıştırma

Hangi soru çalışanların sayısını değil, yüzdesini soruyor?

  1. How many employees work remotely?
  2. What proportion of the employees work remotely?
  3. Which employees work remotely?
Cevabı göster

What proportion of the employees work remotely?

Is it A,

1:38

A mı,

two out of every five,

1:39

her beş yangından ikisi mi,

B,

1:40

B mi,

three out of every five,

1:41

her beş yangından üçü mü,

or C,

1:42

yoksa C mi,

four out of every five?

1:43

her beş yangından dördü mü?

I'm going to guess three out of every five, Ton ve niyet

1:45

Sanırım her beş yangından üçü diye,

I think.

1:48

tahmin edeceğim.

Ton ve niyet

I'm going to guess ... I think: belirsiz bir yanıtı yumuşatmak

“I'm going to guess”, dinleyiciye verilen yanıtın konuşmacının kesin olarak bildiği bir gerçek değil, yalnızca bir tahmin olduğunu gösterir. Burada “going to”, konuşmacının birazdan yapacağı şeyi, yani bir tahminde bulunmayı anlatır. Cümle sonundaki “I think”, yanıttan sonra belirsizliği bir kez daha artırır. Bu iki ifade “three out of every five” sözünü iki taraftan çerçeveleyerek bunun geçici bir tahmin olduğunu gösterir ve konuşmacının kesinlik düzeyini düşürür.

Alıştırma

Doğru mu, yanlış mı? “I'm going to guess the box contains twelve cards, I think,” cümlesinde konuşmacı twelve sayısını kesin bir yanıt olarak sunar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Let's find out at the end of the program.

1:49

Cevabını programın sonunda öğrenelim.

Thanks to increasing temperatures caused by climate change, Dilbilgisi

1:51

İklim değişikliğinin neden olduğu artan sıcaklıklar yüzünden,

the wildfires happening today are more intense and more destructive than ever before. Dilbilgisi

1:55

günümüzde meydana gelen orman yangınları her zamankinden daha şiddetli ve daha yıkıcı.

Dilbilgisi

Thanks to + isim öbeği: bir nedeni belirtmek

“Thanks to”, ardından bir isim öbeği gelen bir edat öbeğidir. Nedeni önce verir ve ana cümledeki sonuçla ilişkilendirir. Burada iklim değişikliğinin yol açtığı sıcaklık artışı neden, orman yangınlarının daha şiddetli ve yıkıcı olması ise sonuçtur. İçinde “thanks” bulunsa da “thanks to” her zaman minnettarlık ifade etmez. Bu cümlede olduğu gibi zararlı bir nedeni belirtebilir ve bu durumda “because of” veya “due to” anlamına gelir.

Alıştırma

thanks sözcüğünü içeren ve zararlı bir nedeni belirten iki sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ a power cut, the show ended early.

Cevabı göster

Thanks to

Dilbilgisi

more intense and more destructive than ever before: geçmişte hiç olmadığı kadar şiddetli ve yıkıcı

More intense ve more destructive, yan yana bağlanmış iki karşılaştırmalı sıfat grubudur. İkisi de günümüzdeki orman yangınlarını geçmişteki yangınlarla karşılaştırır. Than ever before karşılaştırmanın kapsamını çok geniş tutar: yalnızca geçmişteki belirli bir zamandan değil, geçmişteki herhangi bir zamandan daha fazla anlamına gelir. İki özelliğin de yeni bir en yüksek düzeye ulaştığını ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümle tehlikenin şu anda geçmişteki her zamandan daha büyük olduğunu ifade eder?

  1. It was more dangerous once before.
  2. It is as dangerous as before.
  3. It is more dangerous than ever before.
Cevabı göster

It is more dangerous than ever before.

Here,

2:00

İşte,

Craig Langran reporter for BBC World Service program People Fixing the World

2:00

BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programı muhabiri Craig Langran

discusses the problem with Pablo Schapira of Rewilding Spain,

2:05

Rewilding Spain'den Pablo Schapira ile sorunu tartışıyor,

an organisation combating wildfires in Central Spain. Kelime

2:09

ki bu kuruluş Orta İspanya'da orman yangınlarıyla mücadele ediyor.

Kelime

combating wildfires: orman yangınlarıyla mücadele etmek

Buradaki combating, ciddi bir soruna karşı güçlü ve etkin adımlar atmak anlamına gelir. Combating wildfires, yangınları önlemeyi, kontrol altına almayı ve yol açtıkları zararı azaltmayı içerebilir; combat burada yalnızca askerî anlamda kullanılmamıştır. -ing grubu combating wildfires, organisation sözcüğünü niteler. an organisation that combats wildfires ifadesinin daha kısa bir biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi combating wildfires ifadesindeki resmî fiille tamamlayın: The new programme aims to ____ the spread of disease.

Cevabı göster

combat

One of the reasons for this is that the forests have been left to grow unchecked, Notlar

2:13

Bunun nedenlerinden biri ormanların kontrolsüz bir şekilde büyümeye terk edilmiş olmasıdır,

Dilbilgisi

One of the reasons for this is that: nedenlerden birini belirtme

One of the reasons for this is that + yan cümle, bir durumun nedenlerinden birini açıklar. One of başka nedenlerin de olabileceğini gösterir; that'ten sonraki yan cümle ise belirli nedeni belirtir. Buradaki this, daha önce sözü edilen orman yangınlarının daha ciddi hâle gelmesi sorununa gönderme yapar. For this, nedenleri bu duruma bağlar; “bu amaçla” anlamına gelmez.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: The school fair started late. ____ the rain damaged the outdoor tables.

Cevabı göster

One of the reasons for this is that

Kelime

have been left to grow unchecked: kontrolsüz büyümeye bırakılmak

have been left to grow, ormanların büyümesini durdurmak veya sınırlamak için kimsenin müdahale etmediğini anlatır. Have been left, leave fiilinin present perfect edilgen biçimidir ve mevcut duruma kadar geçen bir dönem boyunca müdahale edilmediğini gösterir. uncecked, “kontrol edilmeden veya sınırlandırılmadan” demektir. grow unchecked içinde büyümenin hiçbir sınır olmadan devam ettiğini anlatır. Yalnızca “incelenmemiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle bir sorunun kontrol edilmeden giderek kötüleşmesine izin verildiğini doğal biçimde anlatır?

  1. The problem was left to grow unchecked.
  2. The problem was left to grow unnoticed.
  3. The problem was left to grow unexamined.
Cevabı göster

The problem was left to grow unchecked.

as there simply aren't enough animals to feed on all the trees, Öbek fiiller

2:17

çünkü tüm o ağaçlarla beslenecek yeterli sayıda hayvan yok,

bushes,

2:20

çalılarla,

and grass.

2:21

ve otlarla.

Öbek fiiller

feed on: besin kaynağını anlatmak

feed on yapısında özne, yiyen hayvan ya da canlıdır; on sözcüğünden sonra gelen isim ise onun besin kaynağıdır. Burada ağaçları, çalıları ve otları yiyen taraf hayvanlardır. Bu ifade, bir canlının düzenli olarak ya da kendine özgü biçimde ne yediğini anlatır ve genellikle ekolojik ilişkilerden söz ederken kullanılır. On, bütün ifadenin bir parçasıdır; fiziksel bir konumu göstermez.

Alıştırma

Cümleyi feed on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: This bird ____ small insects.

Cevabı göster

feeds on

And the more dense this vegetation is, Dilbilgisi

2:22

Ve bu bitki örtüsü ne kadar yoğun olursa,

the more likely it is to catch fire. Kalıp ifadeler

2:23

alev alma olasılığı da o kadar yüksek olur.

Dilbilgisi

the more dense ..., the more likely ...: iki değişimi bağlamak

the + karşılaştırma ..., the + karşılaştırma ... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar: ilk derecede değişim olduğunda ikincisi de onunla birlikte değişir. Bu cümlede bitki örtüsünün daha yoğun olması, alev alma olasılığının daha yüksek olması demektir. İki the de sıradan belirli tanımlıklar değil, bu kalıbın sabit parçalarıdır. Her iki tarafta da more dense, more likely, better veya less expensive gibi bir karşılaştırma anlamı bulunmalıdır.

Alıştırma

Daha fazla alıştırmanın görevi kolaylaştırdığını göstermek için eşleşen karşılaştırma yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The more you practice, the easier the task becomes.
  2. More you practice, easier the task becomes.
  3. The most you practice, the easiest the task becomes.
Cevabı göster

The more you practice, the easier the task becomes.

Kalıp ifadeler

catch fire: yanmaya başlamak

Catch fire, yanmaya başlamak veya alev almak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada catch, yakalamak anlamına gelmez; ifadenin bütünü bir şeyin yanmıyorken yanmaya başladığı anı anlatır. Cümlede bitki örtüsü yoğunlaştıkça catch fire olasılığı artar. Catch fire ifadesinin öznesi, yanmaya başlayan şeydir.

Alıştırma

Uyarıyı yanmaya başlamak anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle tamamlayın: A towel left next to a heater could ____.

Cevabı göster

catch fire

When we had the forest in our ecosystems here in Europe,

2:26

Burada, Avrupa'daki ekosistemlerimizde ormanlar varken,

that we had big grazers,

2:29

büyük otçullarımız vardı,

we had the bison,

2:30

bizonlarımız vardı,

we had tauros,

2:32

tauros sığırları vardı,

we had wild horses,

2:32

yabani atlarımız vardı,

and now they are gone from the ecosystem because of extinction,

2:34

ve şimdi nesli tükenme nedeniyle ekosistemden yok oldular,

domestication.

2:37

ya da evcilleştirilme.

Many European forests have grown unchecked.

2:38

Birçok Avrupa ormanı kontrolsüz bir şekilde büyüdü.

If something is left unchecked,

2:42

Eğer bir şey kontrolsüz bırakılırsa,

nobody controls it or prevents it from increasing. Dilbilgisi

2:44

kimse onu kontrol etmez veya artmasını engellemez.

Dilbilgisi

prevents it from increasing: prevent + nesne + from + -ing

Prevents it from increasing, prevent + nesne + from + -ing biçimi kalıbını izler. Birinin onun artmasını engellediği anlamına gelir. Burada it nesnedir; increasing ise from sonrasında kullanılan -ing biçimidir. Bu kalıpta from bir edattır, bu nedenle sonrasında fiilin yalın hâli değil -ing biçimi gelir: prevent it from increasing denir, prevent it from increase denmez.

Alıştırma

Cümleyi from ve spread fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: The fire door helps prevent smoke ____ into the hallway.

Cevabı göster

from spreading

The problem is that when trees,

2:47

Sorun şu ki ağaçlar,

grass,

2:49

otlar,

and vegetation are left to grow,

2:49

ve bitki örtüsü büyümeye terk edildiğinde,

they're more likely to catch fire.

2:51

alev alma olasılıkları artar.

Hundreds of years ago,

2:54

Yüzlerce yıl önce,

animals known as grazers would simply have eaten this vegetation up. Notlar

2:55

otlayan hayvanlar olarak bilinen canlılar bu bitki örtüsünü kolayca yer bitirirdi.

Kalıp ifadeler

animals known as grazers: isim + known as + ad

animals known as grazers ifadesinde known as, “... diye adlandırılan” veya “... olarak anılan” demektir. known as grazers bölümü animals sözcüğünden sonra gelir ve bu hayvanlara verilen yerleşik adı belirtir. Burada grazers, ot ve diğer bitkilerle beslenen hayvanlardır. İsim + known as + ad veya kimlik kalıbı, isim + that is/are known as + ad veya kimlik yapısının kısalmış biçimidir. Yaygın bir adı, unvanı, kimliği ya da terimi tanıtmayı sağlar.

Alıştırma

“the clouded leopard” hayvanın adıysa cümleyi hangi ifade doğru tamamlar? This animal is ___ the clouded leopard.

  1. known for
  2. known as
  3. known by
Cevabı göster

known as

Öbek fiiller

have eaten this vegetation up: eat something up ile tamamen yiyip bitirmek

Eat something up, bir şeyi tamamen tüketip geride bırakmamak demektir. have eaten this vegetation up ifadesindeki up, sonucu belirten bir parçacıktır: yukarı yönünü değil, yeme eyleminden sonra bir şey kalmamasını vurgular. Eat up ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne isimse eat the food up veya eat up the food denebilir. Nesne zamirse zamir mutlaka ortaya gelir: eat it up.

Alıştırma

Cümleyi eat up fiilinin geçmiş zaman ortacıyla tamamlayın: By noon, the goats had ____ all the weeds, and none were left.

Cevabı göster

eaten up

To graze means to eat grass and other wild plants, Kelime

2:59

Otlamak (graze), çimenleri ve diğer yabani bitkileri yemek anlamına gelir,

Kelime

graze: hayvanların ot ve yabani bitki yemesi

Burada graze, bir hayvanın yerde yetişen otları veya diğer yabani bitkileri yemesi anlamına gelir. Genellikle inek, koyun, geyik ve benzeri hayvanlar için kullanılır. Eat fiilinden daha özeldir: graze, bir tarlada veya açık arazide yetişen bitkilerle doğrudan beslenmeyi anlatır. Yenen şeyi belirtmek için Cows graze on grass. örneğindeki gibi graze on kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi hangi fiil doğru şekilde tamamlar? Every morning, the sheep ____ on grass in the field.

  1. gaze
  2. grow
  3. graze
Cevabı göster

graze

and grazers are the animals,

3:02

ve otlayan hayvanlar (grazers),

including horses,

3:04

atlar,

cows,

3:05

inekler,

and goats,

3:06

ve keçiler de dahil olmak üzere,

which do this.

3:06

bunu yapan hayvanlardır.

In English,

3:08

İngilizcede,

you can also say a person is grazing if they continually eat snacks or little bites of food. Kelime

3:08

eğer bir kişi sürekli atıştırmalıklar veya ufak tefek yiyecekler yiyorsa onun için de 'grazing' (otluyor) diyebilirsiniz.

Kelime

a person is grazing: birinin tekrar tekrar az miktarda yemesi

Burada a person is grazing ifadesinde graze mecaz anlamda kullanılır. Bir kişinin belirli bir süre boyunca atıştırmalıklar veya küçük lokmalar gibi az miktarda yiyeceği tekrar tekrar yemesi anlamına gelir; tek seferde çok miktarda yemek anlamına gelmez. Bu fikir, hayvanların azar azar beslenmesinden gelir. Yenen yiyecek belirtildiğinde She was grazing on crackers. örneğindeki gibi graze on yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

Bu cümlede grazing ne anlama gelir? Maya skipped lunch and spent the afternoon grazing on crackers and fruit.

  1. Bir tarlada yemek yiyen hayvanları izlemek
  2. Tekrar tekrar az miktarda yemek
  3. Büyük bir öğünü çok hızlı yemek
Cevabı göster

Tekrar tekrar az miktarda yemek

But in modern times,

3:14

Ancak modern zamanlarda,

numbers of grazing animals have declined sharply because of extinction, Notlar

3:16

otlayan hayvanların sayısı nesli tükenme yüzünden keskin bir şekilde azaldı,

Kalıp ifadeler

declined sharply: büyük bir düşüş

Declined sharply, bir şeyin çoğu zaman görece kısa bir süre içinde büyük ölçüde azaldığını belirtir. Declined aşağı yönlü değişimi, sharply ise değişimin şiddetini gösterir. Burada ifade, otlayan hayvanların sayısındaki büyük azalmayı bildiriyor. Bu kalıp, açık ve ölçülebilir bir düşüş eğilimini anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

'Büyük ölçüde düştü' anlamındaki hedef ifadeyi aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: Ticket sales ____ after the price increase.

Cevabı göster

declined sharply

when a species of animal,

3:20

ki bu bir hayvan türünün,

the dinosaurs for example,

3:22

örneğin dinozorların,

no longer exist,

3:23

artık var olmaması durumudur,

Kelime

extinction: bir türün yok oluşunu belirten isim

Extinction, bir türün tümüyle ortadan kalkmasını ve o türe ait hiçbir canlının hayatta kalmamasını anlatan bir isimdir. Bu cümlede otlayan hayvanların sayısındaki azalmanın bir nedenini belirtir ve ardından dinozor örneğiyle basitçe açıklanır. because of extinction yapısında because of ifadesinden sonra bir isim kullanılır. Daha genel olarak extinction, bir hayvanı doğrudan tanımlamak yerine yok oluş olayını veya durumunu adlandırır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan doğru sözcüğü seçin: The species is at risk of ____.

  1. extinct
  2. extinguish
  3. extinction
Cevabı göster

extinction

and domestication, Kelime

3:24

ve evcilleştirme (domestication) yüzünden azaldı,

when wild animals are controlled by humans to work or for food.

3:26

ki bu da vahşi hayvanların çalışmak veya yiyecek için insanlar tarafından kontrol edilmesidir.

Kelime

domestication: yabani bir türü insan denetimi altına alma süreci

Domestication, insanların yabani bir hayvan türünü uzun süre boyunca denetim altına alıp çalışma, yiyecek veya insanlara arkadaşlık etme gibi amaçlara uyarlaması sürecini anlatan bir isimdir. Bu cümlede, otlayan yabani hayvanların doğal ekosistemlerinden kaybolabilmesinin nedenlerinden birini belirtir. Burada domestic yalnızca “evle ilgili” anlamına gelmez. Hayvanlar, tarım ve tarih bağlamlarında domestication; yönetim ve seçici yetiştirme gibi yöntemlerle yabani bir türü insanlarla yaşamaya veya insanlar tarafından kullanılmaya uygun hâle getirmek demektir.

Alıştırma

Hangi açıklama domestication anlamına en uygundur?

  1. Tek bir hayvana yeni bir hareket öğretmek
  2. İnsanların kullanmak üzere yabani bir türü uzun süre yetiştirip yönettiği süreç
  3. Yabani hayvanları kısa bir süreliğine bir aile evine taşımak
Cevabı göster

İnsanların kullanmak üzere yabani bir türü uzun süre yetiştirip yönettiği süreç

And as numbers of grazing wild animals decrease,

3:31

Ve otlayan yabani hayvanların sayısı azaldıkça,

forest and grasslands continue to grow unchecked,

3:35

ormanlar ve otlaklar kontrolsüz bir şekilde büyümeye devam ederek,

leading to the large wildfires which now regularly happen in Spain. Dilbilgisi

3:38

şu anda İspanya'da düzenli olarak meydana gelen büyük orman yangınlarına yol açıyor.

Dilbilgisi

leading to + isim: sonuç eklemek

Leading to, az önce açıklanan durumun sonucunu belirtir. Bu -ing yan cümlesi önceki düşünceye dönüp bakar: Ormanlar ve otlaklar kontrolsüz büyür ve bunun sonucu büyük orman yangınlarıdır. Buradaki to bir edattır. Bu nedenle ardından leading to delays veya leading to people leaving örneklerinde olduğu gibi bir isim öbeği ya da -ing biçimi gelir. Birini fiziksel olarak bir yere götürmek anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede leading to sonuç eklemek için doğru kullanılmıştır?

  1. The power cut stopped the trains, leading to passengers waited.
  2. The power cut stopped the trains, leading to delay the journey.
  3. The power cut stopped the trains, leading to long delays.
Cevabı göster

The power cut stopped the trains, leading to long delays.

And that's where our four-legged friends, Deyimler

3:43

İşte tam bu noktada dört ayaklı dostlarımız,

the cows,

3:45

inekler,

come to the rescue.

3:46

yardıma koşuyor.

Deyimler

our four-legged friends: inekler için sıcak bir adlandırma

our four-legged friends ifadesinde four-legged hayvanların dört ayağı olduğunu anlatırken friends ifadeye sıcak ve hafif şakacı bir ton katar. Hemen ardından gelen the cows, konuşanın hangi hayvanları kastettiğini açıklar. Bu, dostça bir kişileştirmedir: inekler yardım eden yoldaşlar gibi sunulur; insan arkadaşlar ya da dört ayaklı hayvanların tümü kastedilmez.

Alıştırma

Bu cümlede our four-legged friends ne anlama geliyor?

  1. Sıcak ve şakacı bir biçimde anlatılan inekler.
  2. Dört ayağı olan bütün hayvanlar.
  3. Emekleyen insan arkadaşlar.
Cevabı göster

Sıcak ve şakacı bir biçimde anlatılan inekler.

Supported by Rewilding Spain,

3:47

Rewilding Spain tarafından desteklenen

Pablo has reintroduced herds of tauros, Kültür

3:49

Pablo, tauros sığırı sürülerini yeniden doğaya saldı,

the species of cow similar to the now extinct wild aurochs, Kültür

3:52

şu an nesli tükenmiş yaban öküzlerine benzer bir inek türü olan,

the ancestor of the modern domestic cow

3:57

modern evcil ineğin atası olan bu türü,

Kültür

now extinct wild aurochs: evcil sığırın atası

Aurochs, günümüzde nesli tükenmiş yabani bir sığır türüydü. Modern evcil sığırların yabani atasıydı; bu nedenle aurochs burada bugün yaşayan herhangi bir ineğin genel adı değildir. The ancestor of the modern domestic cow şeklindeki açıklayıcı ara ifade, bu hayvanın anlatımda neden önemli olduğunu gösterir: tanıtılan sığır türü, günümüzde yaşayan modern bir ırkla değil, eski bir yabani modelle karşılaştırılır.

Alıştırma

Bu cümlede aurochs neyi ifade ediyor?

  1. Modern evcil sığırların nesli tükenmiş yabani atası.
  2. Bir çiftçi olmadan yaşayan herhangi bir inek.
  3. Modern bir evcil sığır ırkı.
Cevabı göster

Modern evcil sığırların nesli tükenmiş yabani atası.

into the forests of Central Spain.

4:00

Orta İspanya ormanlarına.

Kültür

has reintroduced herds of tauros: reintroduce fiilinin ekolojik anlamı

Doğa koruma bağlamında has reintroduced, “ekolojik restorasyonun bir parçası olarak bir türü veya hayvan popülasyonunu yeniden bir yaşam alanına yerleştirmiştir” anlamına gelir. Nesne herds of tauros, into the forests of Central Spain ise varış yerini belirtir. Present perfect yapıdaki has reintroduced, eylemin gerçekleştiğini ve günümüzdeki koruma projesiyle bağlantılı olduğunu gösterir. Burada bir kişiyi veya şeyi bir topluluğa yeniden tanıtmak şeklindeki gündelik anlam kullanılmaz.

Alıştırma

“Bir türü yaşam alanına geri getirmek” anlamına gelen fiille doğa koruma cümlesini tamamlayın: The wildlife team hopes to ____ otters into the river.

Cevabı göster

reintroduce

Here's reporter Craig Langran again for BBC World Service program People Fixing the World.

4:02

İşte BBC Dünya Servisi'nin People Fixing the World programı için muhabir Craig Langran yeniden karşınızda.

Along with the cows' voracious appetite, Kelime

4:08

İneklerin doymak bilmez iştahlarının yanı sıra,

they trample the vegetation,

4:10

bitki örtüsünü de çiğniyorlar,

and it's that trampling that helps to open up the forest, Notlar

4:12

ve ormanın açılmasına yardımcı olan şey de bu çiğnemeleridir,

Kelime

cows' voracious appetite: son derece güçlü bir iştah

Voracious appetite, yemek için son derece güçlü bir istek anlamına gelir ve çok fazla yemeyi düşündürür. İneklerin yalnızca hungry olduğunu söylemekten daha güçlü ve canlıdır. cows kelimesinden sonraki kesme işareti, iştahın birden fazla ineğe ait olduğunu gösterir. Voracious, yiyecekle ilgisi olmayan bir şeye yönelik yoğun isteği de anlatabilir; a voracious appetite for knowledge veya a voracious reader buna örnektir. Bu cümlede anlam gerçek anlamdır: inekler çok miktarda bitki tüketir.

Alıştırma

Cümleyi cows' voracious appetite içindeki, yemek için son derece güçlü bir isteği anlatan iki kelimelik kalıpla tamamlayın: After the long hike, I had a ____.

Cevabı göster

voracious appetite

Dilbilgisi

it's that trampling that: it-cleft yapısıyla nedeni vurgulama

It is/was + odaklanan öge + that + yan cümle kalıbı bir it-cleft vurgu yapısıdır. Burada odaklanan öge that trampling olduğundan cümle, ormanın daha açık hâle gelmesine yardım eden şeyin özellikle bu çiğneme hareketi olduğunu vurgular. İlk that belirli bir çiğneme hareketini gösterir ve trampling ismini niteler. İkinci that ise odaklanan ögeyi mesajın geri kalanına bağlar. Vurgusuz biçim That trampling helps to open up the forest. olur. It-cleft yapısı nedene ek vurgu kazandırır.

Alıştırma

her patience ifadesini vurgulayan geçmiş zamanlı it-cleft yapısını tamamlayın: ____ her patience ____ made the plan work.

Cevabı göster

It was · that

Öbek fiiller

open up the forest: ormanı daha seyrek ve açık hâle getirmek

Open up the forest, ormanı daha seyrek hâle getirmek ve içinde daha fazla açık alan oluşturmak demektir. Orman, kapı gibi açılan bir nesne değildir. open up + nesne yapısında up, kapalı, kalabalık veya kısıtlı bir durumdan daha açık ya da erişilebilir bir duruma geçişi anlatmaya yardımcı olur. Burada yukarı doğru hareket anlamına gelmez.

Alıştırma

Öğrendiğiniz öbeksi fiille cümleyi tamamlayın: Cutting back the bushes will ____ the narrow path.

Cevabı göster

open up

so it's not so densely packed full of flammable vegetation. Kalıp ifadeler

4:15

böylece orman yanıcı bitki örtüsüyle bu kadar sıkı bir şekilde dolup taşmıyor.

Kalıp ifadeler

densely packed full of flammable vegetation: yanıcı bitki örtüsüyle sıkışık biçimde dolu

Densely packed full of, bir yerde ögelerin arasında çok az boşluk kalacak şekilde çok miktarda bir şey bulunduğu anlamına gelir. Burada packed, “bavula konmuş” değil, “sıkıca doldurulmuş” demektir; densely ise ögelerin birbirine yakın olduğunu vurgular. Tam cümlede not so bu yoğunluk derecesini azaltır: bölgede kolayca tutuşabilecek bitkiler daha seyrek büyür.

Alıştırma

Bu cümlede densely packed full of ne anlama gelir? The hillside was densely packed full of dry grass.

  1. Kuru otlar yolculuk için paketlenmişti.
  2. Kuru otlar tamamen kaldırılmıştı.
  3. Yalnızca birkaç parça kuru ot büyüyordu.
  4. Yamaç kuru otlarla sık bir şekilde kaplıydı.
Cevabı göster

Yamaç kuru otlarla sık bir şekilde kaplıydı.

Tauros eat everything from grass and leaves to tree branches and bark. Dilbilgisi

4:18

Tauroslar çimen ve yapraklardan ağaç dallarına ve kabuklarına kadar her şeyi yerler.

Dilbilgisi

everything from A to B: A’dan B’ye kadar her şey

Everything from A to B yapısı, A ve B’yi bir aralığın iki ucu olarak kullanır. Bu aralıktaki birçok farklı şeyin dâhil olduğunu belirtir; bir yerden başka bir yere hareketi anlatmaz. Burada her uçta bir çift vardır: grass and leaves A’yı, tree branches and bark ise B’yi oluşturur. Böylece tüm olası yiyecekler tek tek sayılmadan hayvanların çok çeşitli bitkisel maddeler yediği gösterilir.

Alıştırma

Everything from A to B aralık kalıbını tamamlayın: The museum displays everything ____ ancient coins ____ modern paintings.

Cevabı göster

from · to

Craig says the cows are voracious,

4:24

Craig, ineklerin doymak bilmez (voracious) olduğunu söylüyor,

or very eager for lots of food.

4:26

yani bolca yemeğe çok istekli.

What's more, Anlatım akışı

4:29

Dahası,

by wandering freely around the forest, Dilbilgisi

4:30

ormanda özgürce dolaşarak,

Anlatım akışı

What's more: başka bir nokta eklemek

What's more, “buna ek olarak” anlamına gelen bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, önceki bilgiyi destekleyen başka bir nokta, neden veya yararın geleceğini bildirir. Burada açıklamayı daha önce sözü edilen etkilerden hayvanların serbestçe hareket etmesinin başka bir etkisine taşır. Neyin “daha fazla” olduğunu soran bir soru değildir.

Alıştırma

Örnekte What's more ne işe yarıyor?

  1. Karşıt bir fikir sunar.
  2. Önceki noktayı düzeltir.
  3. Daha büyük bir miktarı sorar.
  4. Önceki bilgiyi destekleyen başka bir nokta ekler.
Cevabı göster

Önceki bilgiyi destekleyen başka bir nokta ekler.

they trample down dead trees, Öbek fiiller

4:32

ölü ağaçları eziyorlar,

Öbek fiiller

trample down: bir şeyi ezerek devirmek veya düzleştirmek

Trample down, bir şeyin üzerine güçlü biçimde basıp onu devirmek, ezmek ya da düzleştirmek demektir. Bu cümlede ölü ağaçlar hayvanların ayakları altında devrilmiş hâle gelir. Burada down sonuç bildiren bir parçacıktır: Ezme eyleminin oluşturduğu durumu vurgular. Hayvanların aşağı doğru hareket ettiğini anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi trample down ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The crowd ____ the tall grass, leaving it flat.

Cevabı göster

trampled down

reducing the amount of flammable, Notlar

4:34

yanıcı,

Dilbilgisi

by wandering freely around the forest: yöntem bildiren by + -ing

by + fiil-ing kalıbı, bir sonucu ortaya çıkaran yöntemi veya süreci anlatır. Burada by wandering freely around the forest, hayvanların ölü ağaçları nasıl ezip devirdiğini açıklar: etrafta dolaşmak sonuca götüren araçtır. Buradaki by bir edat olduğu için sonraki fiil -ing biçimini alır. by sözcüğünün bu kullanımı, edilgen bir eylemi yapan kişiyi veya şeyi belirtmez.

Alıştırma

Yöntem bildiren by + -ing kalıbını tamamlayın: Noah learned new words ____ reading a short article every day.

Cevabı göster

by

meaning easily burnt,

4:36

yani kolay yanan,

vegetation.

4:38

bitki örtüsü miktarını azaltıyorlar.

Dilbilgisi

reducing the amount of: bir eylemin sonucunu eklemek

Reducing the amount of ..., önceki eylemin sonucunu ekleyen bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Burada ölü ağaçların ezilip devrilmesi, yanıcı bitki örtüsünün azalmasına yol açar. Reducing bu cümlede ayrı bir çekimli fiil değildir. Virgülden sonraki -ing öbeği, “bunu yaparak … miktarını azaltırlar” anlamını kısa ve yoğun biçimde verir. The amount of ifadesinden sonra genellikle vegetation, waste veya water gibi sayılamayan bir isim ya da bir bütün olarak miktarı düşünülen bir şey gelir.

Alıştırma

Cümleyi reducing the amount of ile tamamlayın: The shop switched to reusable bags, ____ plastic waste.

Cevabı göster

reducing the amount of

Kelime

flammable, yani ‘kolayca yanan’

Flammable, kolayca tutuşup yanabilen anlamında bir sıfattır. Burada vegetation sözcüğünü niteler. Virgüllerle ayrılan meaning easily burnt ifadesi, flammable sözcüğünü hemen açıklayan kısa bir tanımdır. Teknik sözcüğün anında anlaşılmasını sağlar; flammable, ateşe karşı korumalı demek değildir.

Alıştırma

Bir güvenlik etiketinde Flammable liquid yazıyor. Bu uyarı ne anlama gelir?

  1. Sıvı daha önce yanmıştır.
  2. Sıvı kolayca tutuşabilir.
  3. Sıvıyı açık alevin yanında tutmak güvenlidir.
  4. Sıvı yanamaz.
Cevabı göster

Sıvı kolayca tutuşabilir.

They don't wear firemen's helmets,

4:39

İtfaiyeci kaskı takmıyorlar,

but these four-legged fire-fighting friends are really coming to the rescue in Spain. Deyimler

4:41

ama bu dört ayaklı itfaiyeci dostlar İspanya'da gerçekten yardıma koşuyorlar.

Deyimler

these four-legged fire-fighting friends: bu dört ayaklı ‘yangınla mücadele dostları’

these four-legged fire-fighting friends, neşeli ve esprili bir isim öbeğidir. These hayvanları işaret eder; tireli bileşik sıfatlar four-legged ve fire-fighting ise friends sözcüğünü niteler. Hayvanlara friends denmesi kişileştirmedir ve haberi sıcak, akılda kalıcı hâle getirir. Bu hayvanlar gerçek anlamda itfaiyeci değildir. Fire-fighting, otlamalarının ve bitkileri ezmelerinin etkisini anlatır: yanabilecek bitki örtüsünü azaltarak yangın riskinin düşmesine yardımcı olurlar.

Alıştırma

Yargı: these four-legged fire-fighting friends ifadesi, hayvanları doğrudan alev söndüren resmî itfaiyeciler olarak gerçek anlamıyla tanımlar.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Okay,

4:46

Tamam,

Neil.

4:46

Neil.

Isn't it time to reveal the answer to your question? Ton ve niyet

4:47

Sorunun cevabını açıklamanın zamanı gelmedi mi?

Ton ve niyet

Isn't it time to + fiil...?: artık harekete geçmeyi önermek

Isn't it time to + fiilin yalın hâli...? yapısı, bir eylemin artık yapılması gerektiğini önermek için kullanılan olumsuz bir sorudur. Saati sormaktan çok, konuşmayı veya etkinliği bir sonraki aşamaya taşır. Burada to reveal sıradaki eylemi belirtir. Konuşan kişi, diğer kişiyi cevabı vermesi için nazikçe yönlendirir.

Alıştırma

Öğretmenin nazik yönlendirmesini hedef yapıyla tamamlayın: We have discussed every option. ____ make a decision?

Cevabı göster

Isn't it time to

Yes,

4:50

Evet,

I asked you what proportion of wildfires are caused by people.

4:50

sana orman yangınlarının ne kadarının insanlar tarafından çıkarıldığını sormuştum.

And I said three out of five.

4:55

Ben de beşte üçü demiştim.

Was I right?

4:58

Haklı mıydım?

I'm afraid you're wrong, Ton ve niyet

4:59

Korkarım yanılıyorsun,

Beth.

5:00

Beth.

Ton ve niyet

I'm afraid + cümle: kötü haberi nazikçe yumuşatmak

I'm afraid + cümle yapısında I'm afraid; bir düzeltme, ret veya hoş karşılanmayabilecek başka bir mesajı sunan nazik bir yumuşatma ifadesidir. Bu kullanımda genellikle konuşan kişinin korktuğu anlamına gelmez. Cümle yine you're wrong demektedir, ancak bu yumuşatma ifadesi düzeltmeyi tek başına söylenen You're wrong ifadesinden daha az sert hâle getirir.

Alıştırma

Mağaza görevlisinin nazik kötü haber cümlesini hedef iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ we don't have your size today.

Cevabı göster

I'm afraid

The answer was C.

5:00

Cevap C idi.

According to the Natural History Museum of Utah,

5:01

Utah Doğa Tarihi Müzesi'ne göre,

four out of every five wildfires are manmade. Notlar

5:04

her beş orman yangınından dördü insan kaynaklıdır.

Kalıp ifadeler

four out of every five: oran belirtme

Four out of every five, beş ögeden oluşan her grubun dört ögesi demektir; dolayısıyla oran 4/5, yani %80'dir. Burada out of, sayılan kısım olan four ile toplam olan five arasında bağ kurar. Every, gruplamayı açık hâle getirir: Beşer vakalık her grubu düşünüp bunların dördünü sayın. Bu ifade, every five minutes gibi bir zaman aralığını değil, vaka sayısını anlatır.

Alıştırma

İstatistiği four out of every five kalıbını aynen kullanarak tamamlayın: Four ____ five homes in the survey had internet access.

Cevabı göster

out of every

Kelime

manmade: insanlar tarafından yapılan veya insan kaynaklı

Bu cümlede manmade, doğal bir nedenden değil insan faaliyetinden kaynaklanan demektir. İfade, orman yangınlarını neyin başlattığından söz eder; yangınları kadınların değil erkeklerin çıkardığı anlamına gelmez. Nesneler veya yerler için manmade, a manmade lake örneğinde olduğu gibi insanlar tarafından yapılmış ya da inşa edilmiş anlamına da gelebilir. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, doğal köken yerine insan kökenidir.

Alıştırma

Manmade wildfires ifadesinde manmade ne anlama gelir?

  1. insan faaliyetinden kaynaklanan
  2. yalnızca erkekler tarafından yapılan
  3. doğal olarak oluşan
  4. el işi olarak elle yapılan
Cevabı göster

insan faaliyetinden kaynaklanan

Okay,

5:07

Tamam,

let's recap the vocabulary we've learned from this program, Anlatım akışı

5:07

bu programda öğrendiğimiz kelimeleri baştan gözden geçirelim,

Anlatım akışı

Let's recap the vocabulary: tekrar bölümüne geçiş

Örnekte Let's recap the vocabulary, ana anlatımın sona erdiğini ve kısa bir tekrarın başladığını gösterir. Let's, dinleyiciyi konuşmacıyla birlikte bu eyleme katılmaya çağırır; recap ise daha önce ele alınan önemli bilgileri kısaca özetlemek demektir. Neyin tekrar edileceğini belirtmek için Let's recap + isim öbeği yapısını kullanabilir veya yalnızca Let's recap diyebilirsin. Bu ifade bilgiyi düzenler ve özete geçildiğini açıkça gösterir.

Alıştırma

Bir toplantı sona eriyor. Hangi cümle grubu doğal biçimde kısa bir tekrara geçirir?

  1. Let's introduce the main decisions before we leave.
  2. Let's postpone the main decisions before we leave.
  3. Let's recap the main decisions before we leave.
Cevabı göster

Let's recap the main decisions before we leave.

starting with the adjective unchecked.

5:10

'kontrolsüz' (unchecked) sıfatıyla başlayalım.

If something harmful is left unchecked,

5:13

Zararlı bir şey kontrolsüz bırakılırsa,

nobody controls it or prevents it from growing.

5:15

kimse onu kontrol etmez veya büyümesini engellemez.

To graze means to eat grass and vegetation.

5:18

Otlamak (graze), çimenleri ve bitki örtüsünü yemek demektir.

Grazers are animals like cows which do this.

5:22

Otlayan hayvanlar (grazers), bunu yapan inekler gibi hayvanlardır.

And a person who grazes continually eats little bites of food.

5:25

Sürekli ufak tefek yiyecekler yiyen bir kişi de otluyor (grazes) demektir.

Extinction is when an animal species no longer exists.

5:29

Nesil tükenmesi (extinction), bir hayvan türünün artık var olmaması durumudur.

The dinosaurs and the wild aurochs are two examples of extinct animals.

5:32

Dinozorlar ve yaban öküzleri nesli tükenmiş hayvanların iki örneğidir.

Domestication is when wild animals become controlled by humans for work,

5:37

Evcilleştirme (domestication), vahşi hayvanların çalışmak,

food,

5:42

yiyecek,

or as pets.

5:43

veya evcil hayvan olmak üzere insanlar tarafından kontrol edilmesidir.

The adjective voracious means very eager for something,

5:44

Doymak bilmez (voracious) sıfatı, bir şey için,

especially a lot of food.

5:47

özellikle de bolca yiyecek için çok istekli olmak anlamına gelir.

And finally,

5:49

Ve son olarak,

if something is flammable,

5:50

eğer bir şey yanıcı (flammable) ise,

it easily burns or catches fire.

5:52

kolayca yanar veya alev alır.

Once again,

5:55

Bir kez daha,

our 6 minutes are up.

5:55

6 dakikamız doldu.

If you enjoyed this program,

5:57

Eğer bu programdan keyif aldıysanız,

why not check out the accompanying worksheet and quiz, Ton ve niyet

5:58

neden beraberindeki çalışma kağıdına ve kısa sınava göz atmıyorsunuz,

both available at bbclearningenglish.com.

6:01

her ikisi de bbclearningenglish.com adresinde mevcut.

Ton ve niyet

Why not check out ...?: samimi bir öneri

Why not + fiilin yalın hâli, soru biçimini bir öneriye dönüştürür. Genellikle gerçekten bir neden sormaz; burada izleyiciyi ek bir öğrenme kaynağını denemeye nazikçe davet eder. Check out + bir şey, ona göz atmak, onu incelemek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek demektir. Bu cümlede worksheet ve quiz nesneleri bu anlamı açık hâle getirir.

Alıştırma

Bir arkadaşın daha fazla pratik yapmak istiyor. Hangi cümle çevrim içi bir kaynağı incelemesi için samimi ve baskısız bir öneri yapar?

  1. Why not check out the free exercises online?
  2. You must complete the free exercises online.
  3. Why do you check out the free exercises online?
Cevabı göster

Why not check out the free exercises online?

Goodbye.

6:05

Hoşça kalın.

Goodbye for now.

6:06

Şimdilik hoşça kalın.

6 Minute English from bbclearningenglish.com.

6:07

bbclearningenglish.com'dan 6 Minute English.