Sosyal Medyanın Beyninizi Değiştirmesinin 5 Çılgın Yolu: İngilizce çalışma notları
AsapSCIENCE
Video özeti: Video, sosyal medyayı kontrolü güç kullanım, görev değiştirme, hayali titreşimler, kendinden söz etme ve çevrim içi ilişkilerle bağlı ele alıyor. Başlıca İngilizce noktalar: 1. as opposed to - Kalıp ifadeler ve eşdizimler: İki kategoriyi karşılaştırır; burada psikolojik bağımlılığı madde bağımlılığından ayırıp ikisini özdeş göstermez. 2. Phantom vibration syndrome - Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Telefonun titrediğini yanlış sanma olgusunu adlandırır ve teknoloji alışkanlıklarının biçimlendirdiği algıyla ilişkilendirir. 3. end up - Öbek fiiller: Beklenmedik nihai sonucu anlatır; burada fiziksel uzaklıkla başlayan ilişkilerin daha yakın hale gelebileceğini belirtir.
Bu derste
With social media sites being used by 1/3 of the entire world, Dilbilgisi
0:00Sosyal medya sitelerini tüm dünya nüfusunun üçte biri kullanıyor,
they've clearly had a major influence on society. Kalıp ifadeler
0:04dolayısıyla toplum üzerinde büyük bir etkileri olduğu açık.
With social media sites being used: edilgen bir arka plan yapısı
with social media sites being used ifadesinde with, ana yargıya arka plan sağlayan çekimsiz bir yan cümle başlatır. social media sites ad öbeği, being used ifadesinin mantıksal öznesidir. Being + geçmiş zaman ortacı ilişkiyi edilgen yapar: insanlar siteleri kullanır; siteler eylemi gerçekleştirmez. with + isim + being + geçmiş zaman ortacı kalıbı, çekimli fiil içeren ana cümleyi açıklamaya yardımcı olan bir durumu kısa biçimde verir. Tam cümlede they've, social media sites ifadesine gönderme yapar.
Alıştırma
Cümleyi use fiilinin edilgen with mutlak yapısıyla tamamlayın: With the hall ____ for exams every Friday, clubs meet elsewhere.
Cevabı göster
being used
had a major influence on: üzerinde büyük etkisi olmak
Had a major influence on, present perfect yapıdaki have had a major influence on ifadesinin bir parçasıdır. Sabit isim eşdizimi have an influence on + isim şeklindedir ve bir kişinin, grubun, durumun veya fikrin gelişimini etkilemek anlamına gelir. Major, etkinin büyük veya önemli olduğunu belirtir. Burada present perfect, etkiyi şu ana kadar birikmiş bir sonuç olarak sunar; society ise on edatının nesnesidir.
Alıştırma
Cümleyi influence ve onun gerektirdiği edatla tamamlayın: Her coach has had a major ____ her attitude toward training.
Cevabı göster
influence on
Atlanan bir konuyu açmak için But what about ...?
But what about + isim öbeği, önceki konuşmada ele alınmayan önemli bir konuyu gündeme getirir. Burada odak, toplum üzerindeki etkilerden insanların bedenleri üzerindeki etkilere geçer. Bu soru açıklamanın akışını düzenler; yalnızca bedenlerle ilgili bir bilgi istemez. Sıradaki konuyu haber verir ve dinleyeni bunu düşünmeye çağırır.
Alıştırma
Atlanan bir kaygıyı gündeme getirmek için But what about ...? kalıbını aynen kullanın: “The plan saves money. But ____ safety?”
Cevabı göster
what about
Here are five crazy ways that social media and the internet are affecting your brain right now.
0:08İşte sosyal medya ve internetin şu anda beyninizi etkilemesinin beş çılgın yolu.
log off: dijital oturumu sonlandırmak
Log off, bilgisayarda, uygulamada veya ağda açık olan kullanıcı oturumunu sonlandırmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Off, fiilin bir parçasıdır; fiziksel bir kütüğü taşımayı anlatmaz. Can't log off? cümlesinde, kısa bir başlıkta veya doğrudan soruda sıkça olduğu gibi you öznesi kullanılmamıştır. Ekran süresiyle ilgili bu bağlamda soru, yalnızca çıkış düğmesinde teknik bir sorun olduğunu değil, çevrim içi etkinliği bırakamamayı da düşündürür.
Alıştırma
Sağlıksız ekran alışkanlıklarıyla ilgili bir konuşmada “Can't log off?” en doğal olarak neyi düşündürür?
- Kişi bir lambayı kapatamıyor.
- Kişi çevrim içi etkinliği durduramıyor veya bırakamıyor.
- Kişi bir tahta parçasını taşıyamıyor.
Cevabı göster
Kişi çevrim içi etkinliği durduramıyor veya bırakamıyor.
5 to 10% of internet users are actually unable to control how much time they spend online. Dilbilgisi
0:14internet kullanıcılarının %5 ila 10'u çevrimiçi ne kadar zaman geçirdiğini gerçekten kontrol edemiyor.
how much time they spend online: gömülü soruda sözcük sırası
“how much time they spend online” bölümü, “control” fiilinin nesnesi olarak kullanılan gömülü bir wh-soru yan cümlesidir; kullanıcıların neyi kontrol edemediğini belirtir. “How much”, sayılamayan “time” ismini niteler. Bir bildirme cümlesinin içine gömüldüğü için yan cümlede doğrudan soru devrikliği (“do they spend”) değil, özne + fiil (“they spend”) biçimindeki bildirme cümlesi sırası kullanılır. Aynı yapı know, measure ve calculate gibi fiillerden sonra da gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için doğrudan soruyu gömülü bir soruya dönüştürün. Doğrudan soru: “How much time do the players spend practicing?” The coach records ____.
Cevabı göster
how much time the players spend practicing
Though it's a psychological addiction as opposed to a substance addiction, Kalıp ifadeler
0:19Bu, madde bağımlılığı değil psikolojik bir bağımlılık olsa da
as opposed to: iki kategoriyi karşılaştırma
Bu cümlede “as opposed to”, psikolojik bağımlılık ile madde bağımlılığı adlı iki kategori arasında açık bir karşılaştırma kurar. “Yerine” veya “karşıt olarak” anlamına gelir; hangi kategorinin geçerli olduğunu ve bunun hangi kategoriden ayrıldığını gösterir. Tam kalıp A as opposed to B biçimindedir. Bir sınıflandırma karşılaştırmasını düzenler; A'nın B'ye etkin biçimde karşı çıktığını söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, “karşı olmak” anlamı vermeden iki biçimi karşılaştırmak için ifadeyi doğru kullanıyor?
- The museum offers audio guides opposes to printed booklets.
- The museum offers audio guides is opposed to printed booklets.
- The museum offers audio guides as opposed to printed booklets.
Cevabı göster
The museum offers audio guides as opposed to printed booklets.
brain scans of these people actually show a similar impairment of regions
0:22bu kişilerin beyin taramalarında bazı bölgelerdeki bozulmanın
that those with drug dependence have.
0:25uyuşturucu bağımlılarındaki bozulmaya benzediği görülüyor.
sinirbilimde white matter (beyaz madde)
“White matter”, beyin ve omurilikte büyük ölçüde akson demetlerinden oluşan ve bu aksonların çoğunun miyelinle kaplı olduğu dokuyu ifade eden bir sinirbilim terimidir. Bu sinir lifi yolları sinyalleri taşır ve sinir sisteminin farklı bölümlerini birbirine bağlar; ifade, yalnızca beyaz renkte olan herhangi bir madde anlamına gelmez. Bu cümlede “degradation of white matter”, söz konusu sinir dokusunun bozulması veya bütünlüğünü kaybetmesi anlamına gelir. Ardından gelen ifade, değişikliklerin duygusal işleme, dikkat ve karar vermeyle ilişkili bölgelerde bulunduğunu belirtir.
Alıştırma
Bir sinirbilim raporunda “white matter” neyi ifade eder?
- Yalnızca duyguların bilinçli olarak hissedildiği alanlar
- Büyük ölçüde bölgeleri birbirine bağlayan sinir lifi yollarından oluşan beyin dokusu
- Bir görüntüde görülebilen açık renkli herhangi bir madde
Cevabı göster
Büyük ölçüde bölgeleri birbirine bağlayan sinir lifi yollarından oluşan beyin dokusu
Because social media provides immediate rewards with very little effort required,
0:34Sosyal medya çok az çaba karşılığında anında ödül sunduğu için
your brain begins to rewire itself,
0:37beyniniz kendi bağlantılarını yeniden düzenlemeye başlıyor,
and you begin to crave more of this neurological excitement after each interaction.
0:41ve her etkileşimden sonra bu nörolojik heyecanı daha fazla arzulamaya başlıyorsunuz.
sonuç yan cümlesi olarak making you desire these stimulations
Burada “making you desire these stimulations”, virgül + V-ing biçiminde bir sonuç yan cümlesidir. Arzuyu önceki olayın sonucu olarak sunar: Beyin kendini yeniden yapılandırır ve bu değişiklik arzuyu doğurur. Bu yan cümlede “making”, ettirgen make + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını kullanır: make + you + desire. “Making” çekimsiz bir biçimdir; bu nedenle bağımsız başka bir ana fiil değildir ve “üretmek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Sonuç yan cümlesini tamamlamak için make fiilinin V-ing biçimini ve verilen “users” nesnesini kullanın: The app sends frequent rewards, ____ check it again and again.
Cevabı göster
making users
Sounds a little like ..., right?: karşılaştırmayı yumuşatıp onay istemek
Bu konuşma dilindeki cümlede özne olan It düşürülmüştür; tam biçim It sounds a little like a drug, right? olurdu. Sounds like, az önce anlatılan etkilere dayalı bir benzerlik kurar; söz konusu şeyin kelimenin tam anlamıyla ya da tıbben bir uyuşturucu olduğunu söylemez. A little karşılaştırmayı daha az kesin hâle getirir, right? ise dinleyiciyi ortak yorumu onaylamaya çağırır. Cümle böylece temkinli bir karşılaştırma yapar ve ardından onay ister.
Alıştırma
Konuşmacı Sounds a little like a drug, right? diyerek ne yapıyor?
- Resmî bir tıbbi teşhis koymak
- Hangi yönün sağ olduğunu sormak
- Karşılaştırmanın kesin olduğunu iddia etmek
- Temkinli bir karşılaştırma yapıp onay istemek
Cevabı göster
Temkinli bir karşılaştırma yapıp onay istemek
We also see a shift when looking at multitasking.
0:47Çoklu görev konusuna baktığımızda da bir değişim görüyoruz.
or constantly switch between work and websites are better at multitasking, Kalıp ifadeler
0:51ya da sürekli işleriyle internet siteleri arasında geçiş yapanların çoklu görevde daha iyi olduğunu düşünebilirsiniz,
but studies have found that when comparing heavy media users to others,
0:55ancak araştırmalar, yoğun medya kullanıcılarının diğer insanlara kıyasla
they perform much worse during task switching tests.
0:58görev değiştirme testlerinde çok daha kötü performans gösterdiğini ortaya koydu.
You might think that ... but studies have found that ...: sezgiden kanıta geçmek
You might think that, dinleyicilerin sahip olabileceği makul bir varsayımı ortaya koyar; might, her dinleyicinin buna inandığını iddia etmek yerine bunu bir olasılık olarak sunar. Ardından gelen that yan cümlesi beklenen düşünceyi içerir. But studies have found that, bu beklentiden onu çürüten kanıtlara geçiş yapar. Bu ikili çerçeve cümleyi önce sezgi, ardından araştırmaya dayalı düzeltme şeklinde düzenler ve kanıtın hangi inanca karşı çıktığını açıkça gösterir.
Alıştırma
Kanıta dayalı karşıtlığı dersteki iki çerçeve ifadesiyle tamamlayın: ____ working from home always increases productivity, ____ it can also blur work-life boundaries.
Cevabı göster
You might think that · but studies have found that
Tekrarlanan geçiş için switch between A and B
switch between A and B yapısında between, birbirine paralel iki etkinliği veya hedefi tanıtır; and ise A ve B olmak üzere iki tarafı bağlar. Burada work ve websites, kullanıcının dikkatinin tekrar tekrar arasında gidip geldiği iki alandır. Bu yapı genellikle tamamlanmış tek bir değişikliği değil, dönüşümlü veya tekrarlanan geçişi anlatır. Görevler, uygulamalar, diller, seçenekler ve başka ikili unsurlarla kullanılabilir.
Alıştırma
Kişinin tekrar tekrar iki etkinlik arasında geçiş yaptığını anlatmak için cümleyi switch between ... and ile tamamlayın: On support duty, I ____ answering calls ____ replying to emails.
Cevabı göster
switch between · and
Increased multitasking online reduces your brain's ability to filter out interferences Öbek fiiller
1:01İnternette aynı anda daha fazla iş yapmak, beyninizin dikkat dağıtıcı unsurları filtreleme yeteneğini azaltır
filter out: istenmeyen maddeyi kaldırmak
Filter out, istenmeyen bir şeyi kaldırmak veya engellemek ve böylece seçilen bilgi, madde ya da sinyalin içinde kalmamasını sağlamak demektir. Bu cümlede beyin, dikkat dağıtan uyaranları dikkatin dışına çıkarmakta daha az başarılı olur. out parçacığı, dışarıda bırakma sonucunu ekler. Bu öbek fiil istenmeyen veriler, gürültüler, adaylar, parçacıklar veya korunacak olandan ayrılan başka şeyler için kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi ‘istenmeyen maddeyi kaldırmak’ anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: These headphones help ____ background noise.
Cevabı göster
filter out
and can even make it harder for your brain to commit information to memory, Notlar
1:06ve hatta bilgileri hafızaya kaydetmesini zorlaştırabilir;
make it harder for your brain to ... kalıbı
make it harder for your brain to commit information to memory ifadesinde make “neden olmak” anlamındadır, harder zorluğun artmasını anlatır ve it biçimsel nesne olarak kullanılır. Daha önce sözü edilen belirli bir şeyi göstermez. Etkilenen asıl eylem, daha sonra gelen make it + adjective + for + doer + to + verb kalıbında belirtilir. Burada for your brain, commit eylemini kimin gerçekleştirdiğini gösterir. Bu yapı, bir etkenin bir eylemin zorluğunu nasıl değiştirdiğini açıklamak için kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: The dim lighting will ____ read the signs.
Cevabı göster
make it harder for visitors to
commit information to memory: bilgileri hafızaya yerleştirmek
commit information to memory ifadesinde commit, bir şeyi daha sonra hatırlanabilecek şekilde öğrenmek veya kodlamak anlamına gelir. Nesne olan information, commit ile to memory arasında yer alır. Bu, kalıcı bir anı oluşturma sürecini anlatan nötr ile resmî arası bir eş dizimdir. Anlam, commit + something + to memory kalıbının tamamından gelir; commit tek başına kullanıldığında bununla ilgisiz birkaç anlama gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki eş dizimle tamamlayın: Regular review helps students ____ before an exam.
Cevabı göster
commit information to memory
like when your phone buzzes in the middle of productive work.
1:09tıpkı verimli bir şekilde çalışırken telefonunuzun titreşmesi gibi.
Hayali titreşim sendromu
Phantom vibration syndrome, telefon aslında titreşmediği hâlde titreşimini hissediyormuş gibi olma deneyiminin adıdır. Bu cümlede but it didn't ifadesi, hissin yanlış olduğunu doğrular. Burada syndrome, modern teknoloji kullanımıyla ilişkili, tanınabilir bir olguya verilen addır. İfade tek başına konuşanın klinik bir tanı koyduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi durum phantom vibration syndrome örneğidir?
- Telefonunun titreştiğini sanırsın ama aslında titreşmemiştir.
- Telefonun gerçekten titreşir ve hemen cevap verirsin.
- Başka birinin telefonundan gelen gerçek bir alarm duyarsın.
Cevabı göster
Telefonunun titreştiğini sanırsın ama aslında titreşmemiştir.
felt your phone go off: feel + nesne + fiilin yalın hâli
felt your phone go off ifadesinde felt bir algı fiilidir, your phone onun nesnesidir ve go off, to almayan fiilin yalın hâlidir. Kalıp feel + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bu kalıp, algılanan eylemi tamamlanmış bir olay olarak sunar. Felt sözcüğünden sonra go sözcüğünü went yapmayın; geçmiş zamanı zaten felt taşır.
Alıştırma
Tamamlanmış tek bir olayı göstermek için cümleyi “go” fiilinin yalın hâliyle tamamlayın: I felt my phone ____ off once in my pocket.
Cevabı göster
go
Telefon uyarısı için go off
Bu cümlede go off, bir telefonun zil sesi veya titreşim gibi bir uyarıyı aniden başlatması anlamına gelir. Go off eylemini yapan telefondur; ifade telefonun başka bir yere gitmesini değil, uyarının başlamasını anlatır. Anlam, özneye ve duruma bağlıdır. Telefon, alarm ve zamanlayıcılarla go off genellikle “ses çıkarmak veya etkinleşmek” anlamına gelir.
Alıştırma
“Bir uyarıyı başlatmak” anlamındaki öbek fiille cümleyi tamamlayın: My phone is on silent, but its vibration alarm may still ____ during class.
Cevabı göster
go off
89% of test subjects said they experienced this at least once every two weeks.
1:21deneklerin %89'u bu durumu en az iki haftada bir yaşadığını söyledi.
It would seem that our brains now perceive an itch as an actual vibration from our phone. Notlar
1:26Görünüşe göre beynimiz artık bir kaşıntıyı telefonumuzdan gelen gerçek bir titreşim olarak algılıyor.
It would seem that: temkinli bir çıkarım sunmak
It would seem that, bir sonucu temkinli bir çıkarım olarak sunar. Konuşan kişi, kanıtların sonraki düşünceye işaret ettiğini söyler ancak bunu tamamen kanıtlanmış bir gerçek olarak öne sürmez. Burada would, seem fiilinin kesinlik gücünü azaltır. Geçmişteki bir noktadan bakılan geleceği veya hayalî bir koşulu anlatmaz.
Alıştırma
Bir araştırmacının elinde sınırlı ilk veriler var ve temkinli bir sonuç belirtmek istiyor. Bu amaca en uygun cümle hangisidir?
- It will seem that the shorter lessons improved attendance.
- It would seem that the shorter lessons improved attendance.
- It proves that the shorter lessons improved attendance.
Cevabı göster
It would seem that the shorter lessons improved attendance.
perceive A as B: A'yı B olarak algılamak
perceive A as B yapısında A, algılanan veya yorumlanan şeydir; B ise bu algının sonucudur. Burada kaşıntı, telefonun gerçekten titremesi sanılıyor. Bu yapı hem duyusal algıyı hem de zihinsel bir yargıyı anlatabilir. as, A'ya verilen yorumu belirtir; yalnızca başka bir eylem eklemez.
Alıştırma
Perdenin nasıl yorumlandığını gösteren edatla cümleyi tamamlayın: In the dark, Leo perceived the curtain ____ a person.
Cevabı göster
as
and our brains are being triggered in a way they never have before in history.
1:34ve beynimiz tarihte daha önce hiç olmadığı bir biçimde tetikleniyor.
As crazy as it seems: ödünleme yapısı
Burada As + adjective + as + subject + verb bir ödünleme yapısıdır: önce bir şeyin çılgınca göründüğünü kabul eder, ardından gelen iddianın yine de doğru olduğunu söyler. Anlamı, “çılgınca görünse de” şeklindedir; iki şeyin eşit derecede çılgın olduğunu söylemez. Bu kalıp, konuşanın şaşırtıcı bir sonuç sunmadan önce dinleyicinin muhtemel kuşkusunu kabul etmesini sağlar. As strange as it sounds ve As difficult as it may be de aynı kalıbı kullanır.
Alıştırma
Ödünleme kalıbını eşleşen iki sözcükle tamamlayın: ____ unlikely ____ it sounds, this plant can survive for months without rain.
Cevabı göster
As · as
“rewire our nervous systems” mecazı
Bu cümlede “rewire our nervous systems” teknolojiyle ilgili bir mecazdır. Bir makinenin kablolarını yeniden düzenlemek, elektrik bağlantılarını değiştirmek demektir; burada ise teknolojinin tekrar tekrar kullanılmasının sinir sisteminin tepki verme kalıplarını değiştirebileceği anlamına gelir. Bu ifade, gerçek kabloların değiştirilmesini değil, tepki kalıplarındaki bir değişimi anlatır. Ayrıca tek başına kalıcı fiziksel hasar olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede “rewire our nervous systems” ne anlama geliyor?
- Teknoloji, sinir sistemimizin tepki verme kalıplarını değiştirebilir.
- Teknoloji, sinir sistemimizi kalıcı olarak yok etmiştir.
- Teknoloji, vücudumuzun içine yeni elektrik kabloları yerleştirir.
Cevabı göster
Teknoloji, sinir sistemimizin tepki verme kalıplarını değiştirebilir.
Social media also triggers a release of dopamine, Kalıp ifadeler
1:38Sosyal medya ayrıca dopamin salgılanmasını da tetikliyor.
“triggers a release of dopamine” kalıbı
“Triggers a release of dopamine”, “dopaminin salgılanmasına neden olur” anlamına gelir. Kalıp trigger + a release of + madde şeklindedir. Örnekte triggers tekildir; çünkü öznesi olan Social media tekil kabul edilir. Bu kalıp bir neden-sonuç süreci sunar: özne uyarıcı veya nedendir, of sözcüğünden sonraki isim ise salgılanan şeyi belirtir.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki “bir maddenin salgılanmasına neden olmak” anlamındaki dört sözcüklü kalıpla tamamlayın: A sudden scare can ____ adrenaline.
Cevabı göster
trigger a release of
Kısa çizgili sıfat feel-good
Feel-good, “neşeli ve olumlu bir duygu yaratmayı amaçlayan veya yaratması muhtemel” anlamına gelen gündelik bir bileşik sıfattır. feel-good chemical ifadesinde dopamini, onunla ilişkilendirilen hoş duyguya dayanarak okuyucunun kolayca anlayabileceği basit bir etiketle tanımlar. Kısa çizgi, feel ile good sözcüklerini birleştirerek a feel-good movie örneğinde olduğu gibi bir ismin önünde birlikte sıfat görevi yapmalarını sağlar. Buradaki etiket basitleştirilmiş bir açıklamadır; dopaminin veya tüm işlevlerinin eksiksiz bilimsel tanımı değildir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “insanları mutlu etmek amacıyla yapılan” anlamına gelen kısa çizgili sıfatla tamamlayın: The class chose a ____ movie for the last day of school.
Cevabı göster
feel-good
scientists found that the reward centers in people's brains
1:42bilim insanları, insanların beyinlerindeki ödül merkezlerinin
are much more active when they're talking about their own views as opposed to listening to others.
1:45başkalarını dinlemek yerine kendi görüşlerinden söz ederken çok daha aktif olduğunu keşfetti.
around 80% of social media communication is self-involved.
1:58sosyal medyadaki iletişimin yaklaşık %80'inin kişinin kendisiyle ilgili olduğu ortaya çıktı.
Bir sonucu açıklayan it turns out that
It turns out that bir araştırmanın sonucunu, sonradan yapılan bir keşfi veya insanların beklediğinden farklı bir gerçeği sunar. Burada sonraki yüzdenin kanıta dayandığını ve önceki yüz yüze konuşma oranından daha şaşırtıcı olabileceğini belirtir. Baştaki it belirli bir şeye gönderme yapmaz; yeni bilgiyi that yan cümlesi taşır. Bir söylem çerçevesi olarak bu ifade, dinleyiciyi önceki bir varsayım veya hazırlıktan sonuca taşır: it turns out that + yan cümle.
Alıştırma
Cümleyi, yeni keşfedilen ve biraz şaşırtıcı bir gerçeği sunan bu dersteki dört sözcüklü çerçeveyle tamamlayın: We expected the museum to be closed, but ____ it stays open until nine on Fridays.
Cevabı göster
it turns out that
İstatistiksel bir karşılaştırmada karşıtlık bildiren while
Bu cümlede while, ana cümleyle karşıtlık oluşturan bir yan cümle başlatır. Yüz yüze konuşmalardaki %30–40 oranı, sosyal medya iletişimindeki yaklaşık %80 oranıyla karşılaştırılır; while burada iki eylemin aynı anda gerçekleştiği anlamına gelmez. Karşıtlık bildiren while, bir olguyu arka plan olarak verip ardından ana cümlede farklı bir olgu sunmayı sağlar. İstatistikleri, görüşleri veya durumları kısa ve sıkı biçimde karşılaştırmak için özellikle kullanışlıdır.
Alıştırma
“While the first survey found 30%, the second found 80%,” cümlesinde while neyi belirtir?
- Sonuçlar arasındaki karşıtlık
- Aynı anda gerçekleşen iki olay
- İkinci sonucun nedeni
Cevabı göster
Sonuçlar arasındaki karşıtlık
The same part of your brain related to orgasms, Dilbilgisi
2:02Beyninizin orgazmla ilişkili olan bu bölümü,
motivation, and love are stimulated by your social media use,
2:04motivasyon ve sevgiyle de bağlantılıdır ve sosyal medya kullandığınızda uyarılır;
The same part ... are stimulated: tekil baş isimle özne-fiil uyumu
Özne, The same part of your brain related to orgasms, motivation, and love biçimindeki uzun isim öbeğidir. Bu öbeğin baş ismi tekil part sözcüğüdür. part sonrasındaki sözcükler onu niteler; orgasms, motivation ve love isimleri fiilin tekil mi çoğul mu olacağını belirlemez. Cümlede edilgen bir fiil kullanıldığı için be biçimi part ile uyumlu olmalıdır. Düzeltilmiş standart yazılı İngilizcede are stimulated bu nedenle is stimulated olmalıdır. Yakındaki çoğul sözcükler yanlışlıkla çoğul fiil seçilmesine yol açabilir; bu yüzden is veya are seçmeden önce öznenin baş ismini bulun.
Alıştırma
Cümleyi stimulate fiilinin doğru edilgen biçimiyle tamamlayın: The part of the brain involved in reward ____ when we receive positive feedback.
Cevabı göster
is stimulated
and even more so when you know you have an audience. Kalıp ifadeler
2:08üstelik bir izleyici kitleniz olduğunu bildiğinizde daha da çok uyarılır.
and even more so: önceki bir ifadeyi güçlendirmek
Bu cümlede and even more so, hemen önce söylenen duruma daha güçlü bir örnek ekler: Kullanıcı bir izleyici kitlesi olduğunu bildiğinde sosyal medya kullanımı bu beyin bölgelerini daha yüksek bir düzeyde uyarır. Buradaki so, daha önce anlatılan durumu veya uyarılma derecesini temsil eder; “bu nedenle” anlamına gelmez. Tekrar kullanılabilen X, and even more so when/if Y kalıbı, X’i tekrarlamadan “X doğrudur ve Y koşulunda özellikle ya da daha yüksek bir derecede doğrudur” anlamını verir.
Alıştırma
“relaxing” ifadesine gönderme yapan ve hava karardıktan sonra etkinin daha güçlü olduğunu belirten ifadeyle cümleyi tamamlayın: The garden is relaxing during the day, and ____ after dark.
Cevabı göster
even more so
Our body is physiologically rewarding us for talking about ourselves online. Kalıp ifadeler
2:11Bedenimiz, internette kendimizden bahsettiğimiz için bizi fizyolojik olarak ödüllendiriyor.
reward someone for doing something: birini yaptığı bir şey için ödüllendirmek
Reward someone for doing something, bir kişi for sözcüğünden sonra gelen eylemi yaptığı için ona bir yarar, övgü veya olumlu tepki vermek demektir. Bu cümlede olumlu fizyolojik tepkiyi alan taraf us, bu tepkinin nedeni ise talking about ourselves online ifadesidir. Yapı reward + kişi + for + isim veya -ing biçimidir. Neden bir fiille eylem olarak ifade edildiğinde, for edatından sonra -ing biçimi kullanılır; reward her for helping örneğinde olduğu gibi.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için help fiilini reward someone for doing something kalıbında kullanın: The teacher rewarded Mia ____ the new students.
Cevabı göster
for helping
studies on relationships have found that partners tend to like each other more Dilbilgisi
2:17ilişkiler üzerine yapılan araştırmalar, partnerlerin birbirlerinden daha çok hoşlanma eğiliminde olduğunu gösteriyor,
if they meet for the first time online rather than with a face-to-face interaction. Kalıp ifadeler
2:20ilk kez yüz yüze değil de internette tanıştıklarında.
tend to: genel bir eğilimi anlatmak
tend to + fiilin yalın hâli, bir eylem ya da sonucu istisnalara yer bırakarak yaygın veya olası olarak sunar. Bu cümlede araştırma, belirtilen koşulda partnerlerin genellikle birbirlerinden daha çok hoşlanma ihtimalinin yüksek olduğunu bildirir; bunun her çift için mutlaka geçerli olduğunu iddia etmez. Bu yapı, bir gözlemi mutlak bir kural yerine temkinli bir genellemeye dönüştürür. Bu nedenle alışkanlıkları, grup örüntülerini ve araştırma bulgularını anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
“Genellikle yaparlar” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle araştırma tarzındaki cümleyi tamamlayın: Young children ____ imitate adults they trust.
Cevabı göster
tend to
rather than: iki alternatifi karşılaştırmak
rather than iki alternatifi bağlar ve ikinciyi reddedilen, daha az tercih edilen veya karşılaştırma için kullanılan seçenek olarak sunar. Burada çevrim içi tanışma ile yüz yüze etkileşim yoluyla tanışmayı karşılaştırır: söz konusu ilk buluşma yüz yüze değil, çevrim içidir. Yüzeydeki dil bilgisi biçimleri farklı olsa bile iki tarafın cümledeki görevleri paralel olmalıdır. Bu cümlede online ve with a face-to-face interaction, partnerlerin ilk kez nasıl tanıştığını anlatır.
Alıştırma
“Yerine” anlamına gelen ve yalın take fiiline izin veren iki sözcüklü bağlayıcıyla cümleyi tamamlayın: We chose to walk ____ take a taxi.
Cevabı göster
rather than
Whether it's because people are more anonymous or perhaps more clear about their future goals, Dilbilgisi
2:25Bunun nedeni insanların internette daha anonim olması ya da gelecek hedeflerini daha açık belirtmesi olabilir,
there's a statistical increase in successful partnerships that started online.
2:29her hâlükârda internette başlayan ilişkilerin başarılı olma olasılığı istatistiksel olarak daha yüksek.
Whether it's because ... or perhaps ... ile birden fazla açıklamayı açık bırakmak
Whether it's because X or perhaps Y, aynı sonuç için iki olası açıklama sunar. Bu cümlede seçenekler, insanların daha anonim olması ve gelecek hedefleri konusunda daha net olmasıdır; konuşmacı hangi açıklamanın doğru olduğuna karar vermez. Ana cümle, neden hangisi olursa olsun istatistiksel artışı odaktaki bulgu olarak sunar. perhaps ikinci olasılığın yalnızca ihtiyatlı bir tahmin olduğunu açıkça belirtir; böylece konuşmacı kanıtlanmış bir neden ileri sürmeden akıl yürütmeyi açık bırakır.
Alıştırma
Hangi cümle Whether ... or perhaps ... yapısını kullanarak birini seçmeden iki olası açıklama sunuyor?
- Whether it's because the lessons are shorter or perhaps the examples are clearer, attendance has improved.
- Because the lessons are shorter, attendance has definitely improved.
- Whether attendance has improved is still unclear.
Cevabı göster
Whether it's because the lessons are shorter or perhaps the examples are clearer, attendance has improved.
So while the internet has changed our verbal communication Anlatım akışı
2:33Yani internet, sözlü iletişimimizi değiştirmiş
perhaps the ones that matter the most end up even closer. Öbek fiiller
2:37belki de en önemli kişiler sonunda birbirlerine daha da yakınlaşıyor.
So while ... perhaps ... ile ihtiyatlı ve karşıt bir sonuç kurmak
So, cümlenin önceki tartışmadan çıkarılan bir sonuç olduğunu gösterir. Ardından while bir ödünleme sunar: internet, sözlü iletişimdeki fiziksel uzaklığı artırmıştır. Ana cümle, bunu dengeleyen bir çıkarım sunar: en önemli ilişkiler sonunda daha yakın hâle gelebilir. perhaps bu çıkarımı ihtiyatlı kılar; the ones ise bu ilişkilere ya da birlikteliklere gönderme yapar. Bu işaretleyiciler, ikinci tarafı kesinmiş gibi sunmadan görünürdeki gerilimi düzenler.
Alıştırma
So while ... perhaps ... burada nasıl bir bilgi düzeni oluşturuyor?
- Bir etkiyi kabul eder, ardından ihtiyatlı ve karşıt bir sonuç sunar.
- Dinleyiciden iki nedenden hangisinin doğru olduğunu seçmesini ister.
- İki olayın aynı anda gerçekleştiğini söyler ve sonucu kesin kabul eder.
Cevabı göster
Bir etkiyi kabul eder, ardından ihtiyatlı ve karşıt bir sonuç sunar.
end up: nihai bir sonuca varmak
Bu cümlede end up, anlatılan değişimlerden sonra ulaşılan son durumu belirtir: en önemli insanlar veya ilişkiler daha da yakın hâle gelir. Bir sürecin sonunda nereye varıldığını vurgular ve bu sonuç çoğu zaman başlangıçta planlanmamış ya da açıkça öngörülmemiştir. Ardından bir sıfat veya durum ifadesi (end up closer), yer ifadesi (end up at home) ya da -ing biçimi (end up talking) gelebilir. Yalnızca bir etkinliğin bittiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Planlanmamış bir son sonucu göstermek için cümleyi end up ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: We took one wrong turn and ____ on the other side of town.
Cevabı göster
ended up
Speaking of social media: bağlantılı bir konuya geçiş
Speaking of social media bir söylem belirtecidir. Biraz önce sözü edilen ya da akla gelen social media konusunu, bağlantılı bir sonraki noktaya geçmek için köprü olarak kullanır. Burada, önceki sonuçtan izleyicilerin sosyal platformlardaki etkileşimiyle ilgili bilgilere geçildiğini gösterir. Yeniden kullanılabilen kalıp Speaking of + isim veya isim öbeğidir; ardından bir -ing biçimi de gelebilir. “Bu bana ... hatırlattı” ya da “bu bağlantılı konudan söz açılmışken” anlamına gelir; birinin şu anda o konu hakkında konuştuğunu anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi bağlantılı bir konuya geçiş yapan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We were just discussing Mia. ____ Mia, did she accept the new job?
Cevabı göster
Speaking of
we had you ask us questions on Twitter, Instagram, Facebook, Tumblr, Google+, Dilbilgisi
2:42Twitter, Instagram, Facebook, Tumblr, Google+ üzerinden
and every other social platform we could find
2:45ve bulabildiğimiz diğer tüm sosyal platformlardan bize soru sormanızı istedik
had you ask us questions: ettirgen have + kişi + fiilin yalın hâli
Buradaki had, sahiplik bildiren fiil değil, ettirgen have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Yapı have + kişi + fiilin yalın hâli şeklindedir: özne, o kişinin eylemi yapmasını ayarlar, ister veya sağlar. had you ask us questions ifadesinde soruları soran kişiler you ile belirtilir; yani sunucular izleyicileri soru göndermeye davet ettiklerini veya bunu yapmalarını sağladıklarını anlatır. Geçmiş zaman had üzerinde gösterilir, ask ise yalın hâlde kalır. İfadenin ne kadar zorlayıcı olduğu bağlama göre değişir: ettirgen have bir rica, düzenleme veya daha güçlü bir denetim anlatabilir.
Alıştırma
Geçmiş zamandaki ettirgen have yapısını ve present fiilini kullanarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The teacher ____ Mia ____ her project to the class.
Cevabı göster
had · present
So if you feel like getting some insider info on AsapSCIENCE and behind the scenes, Notlar
2:50AsapSCIENCE hakkında özel bilgiler ve kamera arkası ayrıntıları öğrenmek isterseniz
feel like getting: mevcut bir isteği anlatan feel like + -ing
Feel like + -ing, bir şeyi yapmak istemek veya onu yapacak havada olmak anlamına gelir ve genellikle mevcut ya da yakın zamana ait bir tercihi anlatır. feel like getting ifadesinde getting, istenen etkinliği adlandıran -ing biçimidir. Yapı feel like + isim veya -ing biçimidir; feel like + to-infinitive değildir. if you feel like getting... gibi bir if yan cümlesinde, dinleyiciye baskı yapmadan bir seçenek sunar.
Alıştırma
İngilizce cümleyi feel like ve cook fiilini kullanarak tamamlayın: We ate a big lunch, so we don't ____ dinner tonight.
Cevabı göster
feel like cooking
insider info: gündelik içeriden bilgi
Insider info, insider information ifadesinin kısaltılmış ve gündelik biçimidir. Burada AsapSCIENCE'e yakın kişilerden gelen ve genel izleyicinin normalde ulaşamadığı ayrıntılar anlamına gelir. Bu ifade, ayrıcalıklı erişim veya özel bilgi hissi katar; herhangi bir bilgi anlamına gelmez. Bu eğlence bağlamında yasa dışı finansal ipuçlarını değil, ekiple ilgili samimi hikâyeleri ve yapım ayrıntılarını anlatır.
Alıştırma
Insider info ifadesini gündelik ve hassas olmayan bir bağlamda en doğal kullanan cümle hangisidir?
- The podcast gives fans insider info about how each episode is made.
- The public timetable gives commuters insider info about train times.
- The weather app gives users insider info about today's temperature.
Cevabı göster
The podcast gives fans insider info about how each episode is made.
behind the scenes: izleyicinin normalde görmediği süreç
Behind the scenes, kamuoyunun gözü önünde gerçekleşmeyen faaliyetleri, özellikle de izleyicinin sonunda gördüğü sonucu ortaya çıkaran çalışma ve kararları anlatan bir deyimdir. Burada gerçek bir sahnenin arkasındaki fiziksel alanı değil, kanalın yapım sürecini ve ekip yaşamını ifade eder. Bu ifade medya, kuruluşlar, siyaset, etkinlikler ve projelerdeki görünmeyen çalışmaları anlatabilir. Temel fikir, görünür bir sonucun arkasındaki görünmeyen süreçtir.
Alıştırma
“Kamuoyunun gözü önünde olmadan” anlamındaki üç kelimelik deyimle cümleyi tamamlayın: Most of the planning happens ____.
Cevabı göster
behind the scenes
check it out with the link in the description. Öbek fiiller
2:54açıklamadaki bağlantıya tıklayıp videoya göz atın.
check it out: Birini bakmaya davet etmek
Burada check it out, gidip ona bakmak veya onu izlemek anlamına gelir; it daha önce sözü edilen soru-cevap videosunu belirtir. İfade, dinleyiciyi bağlantıya yönelten dostça bir öneridir; bir şeyi dikkatle araştırma emri değildir. Check out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse, zamir check ile out arasına gelir: check it out, check them out. Check out it denmez.
Alıştırma
Check, it ve out sözcüklerini doğru sırayla kullanarak öneriyi tamamlayın: I found a useful study app. You should ____.
Cevabı göster
check it out
burning question: Cevabını çok istediğiniz soru
A burning question, özellikle çok önemli ve acil hissedilen ya da birinin cevabını yoğun biçimde merak ettiği bir soruyu anlatan mecazdır. Burning, aciliyet veya güçlü ilgi duygusu katar; gerçek bir ateşi belirtmez. Bu tanıtım sorusunda ifade, daveti canlı hâle getirir ve izleyicilerin gerçekten yanıtlanmasını istedikleri bir şey olabileceğini düşündürür.
Alıştırma
Bir hayran, dizinin neden sona erdiğini çok merak ediyor ve bir soru-cevap etkinliğinde bunu soruyor. Hayranın sorusunu en iyi hangi ifade tanımlar?
- a burning question
- a routine question
- an urgent question
Cevabı göster
a burning question
question you want answered: want + nesne + past participle
question you want answered ifadesinde düşürülmüş ilgi zamiri that, question sözcüğünü yan cümleye bağlar: question (that) you want answered. Question sözcüğü anlam bakımından answered fiilinin nesnesidir. want + nesne + past participle yapısı, eylemi kimin yapacağını belirtmeden nesnenin bir eyleme uğramasının veya istenen sonuca ulaşmasının arzulandığını anlatır. Burada dinleyici sorunun yanıtlanmasını ister; bu, soruyu bizzat yanıtlamak istediği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi want ve repair fiilinin past participle biçimiyle tamamlayın: This is the bike I ____ before the race.
Cevabı göster
want repaired
Ask it in the comments or on Facebook and Twitter.
2:58Yorumlarda ya da Facebook ve Twitter'da sorun.
for all of you amazing science lovers who have requested to send us mail or other stuff over the years,
3:02yıllardır bize mektup ya da başka şeyler göndermek istediklerini söyleyen tüm harika bilimseverler için.
P.O. box: numaralı bir posta kutusu
P.O. box, post office box ifadesinin kısaltmasıdır. Postane tarafından sağlanan, numaralı ve güvenli bir kutudur; fiziksel mektuplar ile kabul edilen diğer gönderiler için posta adresi olarak kullanılır. Bu cümlede kanal, içerik üreticilerinin özel ev adresini yayımlamasına gerek kalmadan izleyicilerin posta gönderebilmesi için bu adresi verir. Bu bir e-posta hesabı veya evin dışındaki sıradan posta kutusu değildir.
Alıştırma
Hangi yönerge fiziksel bir mektubun postanedeki numaralı bir kutuya gönderilmesini açıkça belirtir?
- Leave it in the mailbox by my front door.
- Send it to my email inbox.
- Mail it to P.O. Box 245.
Cevabı göster
Mail it to P.O. Box 245.
Hepinizden haber almak isteriz
“We’d love to...” sıcak bir istek ifade ederken aynı zamanda nazik bir tını taşır. Dinleyiciye emir vermek yerine onu bir şey yapmaya davet eder. Burada “hear from”, yalnızca birinin sesini duymak değil, o kişiden mesaj, yanıt, mektup, telefon veya geri bildirim almak anlamına gelir. “All of you”, davetin dinleyiciler arasındaki herkesi açıkça kapsadığını gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir gruptaki herkesi mesaj veya geri bildirim göndermeye sıcak bir şekilde davet eder?
- We'd love to hear about all of you.
- We'd love to hear from all of you.
- We'd love to listen to all of you.
Cevabı göster
We'd love to hear from all of you.
So feel free to use the address on the screen or in the description box. Ton ve niyet
3:08Ekrandaki ya da açıklama kutusundaki adresi gönül rahatlığıyla kullanabilirsiniz.
Feel free to + fiilin yalın hâli
“Feel free to + fiilin yalın hâli” dostça izin verir ve karşı tarafın rahatsızlık verme kaygısını azaltır. Bu cümlede konuşmacı, adresi kullanmanın hoş karşılanan ve isteğe bağlı bir davranış olduğunu söylüyor; emir vermiyor. To, mastar yapısının bir parçasıdır ve ardından fiilin yalın hâli gelir: feel free to use, ask, call veya write. Bu ifade, kelimesi kelimesine duygusal olarak özgür hissetmek anlamına gelmez.
Alıştırma
“Bunu gönül rahatlığıyla yapabilirsin” anlamındaki tam ifadeyle dostça daveti tamamlayın: ____ ask questions after the presentation.
Cevabı göster
Feel free to
And subscribe for more weekly science videos.
3:11Her hafta daha fazla bilim videosu için kanalımıza abone olun.