Ailelerimiz Teknolojide BERBAT - Eskiden Şimdiye 3. Bölüm: İngilizce çalışma notları
Linus Tech Tips
Video özeti: Bu geri sayım, yaşlı akrabaların telefonu eski teknoloji gibi kullandığı sekiz durumu; sözlü yol tarifi, zincir mesaj, ayrı kamera ve sürekli şarj örnekleriyle gösteriyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. wrap his head around — Deyimler ve mecazlı ifadeler: yabancı bir gerçeği anlama veya kabullenme mecazını öğrenin ve gerçek bir baş hareketinden ayırın. 2. just because ... doesn't mean — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: doğru olan bir koşulu, ondan otomatik çıkmayan sonuçtan ayırarak açıklama veya itirazda kullanın. 3. wall of text — Deyimler ve mecazlı ifadeler: uzun, yoğun ve bölünmemiş yazı bloğunu anlatan gündelik imgeyi tanıyın ve aşırı uzun dijital mesajları açıklayın.
Bu derste
The good people at Honor reached out to sponsor a piece featuring their new Honor 6X smartphone. Öbek fiiller
0:00Honor'daki iyi insanlar, yeni Honor 6X akıllı telefonlarını tanıtan bir videoya sponsor olmak için bize ulaştılar.
Reached out: iletişimi başlatmak
Burada reached out, “iletişime geçti” veya “bağlantı kurdu” anlamına gelir. Honor, sponsorluk konusunda konuşmacıyla iletişimi başlatmıştır; fiziksel olarak elini uzatmak söz konusu değildir. Yaygın yapı reach out to + kişi veya kuruluş biçimindedir ve ardından sıkça about + konu ya da for + amaç veya yardım gelir. Bu cümlede olduğu gibi bağlam kimi aradıklarını açıkça gösteriyorsa alıcı söylenmeyebilir; to sponsor... iletişimin amacını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi reach out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Last week, the club ____ to a local bakery about providing snacks.
Cevabı göster
reached out
and I'm sitting there bored at a family function
0:08ve ben bir aile toplantısında sıkılmış bir şekilde otururken,
4 gigs of RAM and 3340 milliamp hour battery.
0:164 gigabayt RAM'inin ve 3340 miliamper saatlik bataryasının sınırlarını zorluyorum.
And an argument breaks out at the Scrabble table. Öbek fiiller
0:21Scrabble masasında bir tartışma koptu.
Breaks out: aniden başlamak
Burada breaks out, “aniden başlar” veya “patlak verir” anlamına gelir. Özne an argument olduğu için ifade, tartışmayı plansız ve hızla başlayan bir olay olarak sunar. Bu anlamda break out geçişsizdir: olay kendisinden önce özne olarak gelir ve doğrudan nesne almaz. argument, fight, fire, war veya violence ile sık kullanılır. Şimdiki zaman biçimi breaks out, anlatılan anı daha canlı ve doğrudan da hissettirir.
Alıştırma
Cümleyi break out ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: During the meeting, a loud argument suddenly ____ over the budget.
Cevabı göster
broke out
"Why don't you just Google it?" Ton ve niyet
0:27"Neden Google'dan bakmıyorsunuz?" diye düşünüyorum.
Sabırsız bir öneri olarak Why don't you just ...?
Why don't you just ...? soru biçiminde olsa da genellikle bir neden sormak yerine öneride bulunur. Buradaki anlamı “Yapılacak en basit şey Google'da aramaktır.” just sözcüğü eylemi kolay ve açık bir çözüm gibi gösterir. Bu bağlamda sabırsızlık da katar: konuşan kişi, karşısındakinin tartışmayı sürdürmeden sorunu çözebileceğini düşünür.
Alıştırma
Bir arkadaşın ciddi bir sağlık sorunu nedeniyle korkuyor ve senden destek istiyor. “Why don't you just Google it?” şefkatli bir yanıt mıdır?
- Evet, uygundur.
- Hayır, baştan savıcı duyulabilir.
Cevabı göster
Hayır, baştan savıcı duyulabilir.
But it's not all bad thanks to my entire evening of eye-rolling, Anlatım akışı
0:29Ancak bütün akşam göz devirmem,
and full-body cringing,
0:36ve tüm vücudumla utançtan yerin dibine girmem sayesinde her şey o kadar da kötü değil,
Yükselen üç öğeli liste olarak eye-rolling, face-palming ve full-body cringing
Üç -ing biçimi, aynı listenin paralel öğeleridir. Konuşanın tepkilerini bir sıra hâlinde düzenler: önce eye-rolling, sonra face-palming ve son olarak full-body cringing. and sözcüğü son öğeyi işaretler ve listeye belirgin bir üç vuruşlu ritim verir. Tepkiler küçük bir yüz hareketinden abartılı bir tüm beden tepkisine doğru güçlenir. Bu yükseliş, birbiriyle ilgisiz üç eylemi anlatmak yerine utanç ve bıkkınlığı komediye dönüştürür.
Alıştırma
Hangi cümle, en güçlü tepkiye doğru açıkça yükselen paralel bir üç öğeli liste kullanır?
- The news had us frowning, a loud groan, and we left the room.
- The news had us frowning, groaning, and finally storming out of the room.
- The news was surprising, and the room had chairs and windows.
Cevabı göster
The news had us frowning, groaning, and finally storming out of the room.
we all get to experience this fantastic video.
0:39böylece hepimiz bu harika videoyu deneyimleme şansı buluyoruz.
makes my head explode: kafamı patlatıyor
Buradaki makes my head explode bilinçli bir abartıdır. Eski neslin konuşanda yoğun hayal kırıklığı, kafa karışıklığı veya zihinsel yük oluşturduğu anlamına gelir; gerçek bir fiziksel yaralanmayı anlatmaz. Yapı make + nesne + fiilin yalın hâlidir: X makes my head explode. İyelik sözcüğü etkilenen kişiye göre değişebilir; makes her head explode buna bir örnektir.
Alıştırma
Hangi cümle hayal kırıklığından kaynaklanan zihinsel bunalımı en açık biçimde anlatır?
- These instructions make my head explode.
- These instructions blow my mind.
- These instructions are on my mind.
Cevabı göster
These instructions make my head explode.
unable to wrap his head around the fact Deyimler
1:08telefon etmenin artık eskisi gibi olmadığı gerçeğini
wrap his head around: anlamayı veya kabullenmeyi başarmak
Wrap his head around, zor, alışılmadık veya şaşırtıcı bir şeyi zihnen anlamak ya da kabullenmek demektir. Unable to, onun bunu başaramadığını gösterir; ifade fiziksel bir hareketi anlatmaz. Kalıp wrap + iyelik sözcüğü + head around + düşünce veya gerçek şeklindedir. İyelik sözcüğünü ve tekil-çoğul biçimi kişiye uydurun: wrap my head around it, wrap her head around it veya wrap our heads around it. Burada around, anlaşılması zor olan gerçeği getirir.
Alıştırma
Wrap one's head around deyimini kullanın ve iyelik sözcüğünü Lena'ya uyacak şekilde değiştirin: After reading the report twice, Lena still couldn't ____ why the numbers were different.
Cevabı göster
wrap her head around
çok gayriresmî bir olumsuzluk olarak ain't
Bu cümlede ain't, isn't anlamına gelir: making phone calls isn't what it used to be. Özne olan making phone calls tek bir etkinliği anlatır; bu nedenle buradaki standart İngilizce biçim isn't olur. Ain't, birden fazla olumsuz biçimin yerine geçebilen gayriresmî bir ifadedir. aren't, am not, hasn't veya haven't anlamlarına da gelebilir; standart karşılığını bağlam belirler.
Alıştırma
Bu durumda sözcük seçimini değerlendirin: Bir okul raporunda "The new system ain't reliable." yazıyorsunuz.
- Resmî yazıya uygun değil
- Resmî yazıya uygun
Cevabı göster
Resmî yazıya uygun değil
what it used to be: geçmişle bugünü karşılaştırmak
What it used to be, bir şeyin geçmişte sahip olduğu durumu veya niteliği anlatır. X is/isn't what it used to be kalıbında what ile başlayan yan cümle, X'in önceki durumunu belirtir. Buradaki olumsuz kalıp, telefonla arama yapmanın değiştiğini söyler. Çoğu zaman bir şeyin eskisi kadar iyi olmadığını düşündürür; ancak devamındaki bağlam değişimin tarafsız veya olumlu olduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Cümleyi what ve used to ile kurulan dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: After the renovation, the café isn't ____; it is brighter and easier to enter.
Cevabı göster
what it used to be
Crank call: şaka telefonu için eski bir terim
Burada crank call, şaka amacıyla yapılan bir telefon araması anlamına gelen bir isim öbeğidir. Bu tür aramalarda kişi çoğu zaman başka biriymiş gibi davranır veya bilerek yanlış şeyler söyler. tries to crank call me içinde fiil öbeği olarak kullanılır ve bana bu tür bir şaka telefonu açmaya çalışmak anlamına gelir. Buradaki crank, krank kolu anlamına gelmez ve bir makineyi döndürmek anlamındaki yaygın fiil kullanımı değildir. Telefon bağlamı, konuşanın bir şakadan söz ettiğini gösterir.
Alıştırma
Burada tries to crank call me ne anlama geliyor?
- Telefonumu tamir etmeye çalışmak
- Beni ararken bir makineyi döndürmeye çalışmak
- Bana şaka telefonu açmaya çalışmak
Cevabı göster
Bana şaka telefonu açmaya çalışmak
Like I'll answer my phone and he'll start pretending to order a pizza.
1:23Yani telefonu açıyorum ve pizza sipariş ediyormuş gibi yapmaya başlıyor.
trying to convince me that I got the wrong number. Kalıp ifadeler
1:31beni yanlış numarayı aradığıma ikna etmeye çalışıyor.
Telefon konuşmasında got the wrong number
I got the wrong number ifadesinde got, get fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve telefon bağlamında telefonla bir yere ulaşmak anlamına gelir. Konuşan kişi, aramanın ulaşmak istediği kişiden başka birine bağlandığını söyler. Kalıplaşmış telefon ifadesi, the ile kullanılan get the wrong number biçimidir. Yanlış bir rakamı nesne gibi edinmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Maya'yı ararsınız ama telefonu bir yabancı açar. Hatayı açıklamanın en doğal yolu hangi cümledir?
- Sorry, I think I've got the wrong number.
- Sorry, I think I've received the incorrect digit.
- Sorry, I think I've got a wrong number.
Cevabı göster
Sorry, I think I've got the wrong number.
I've had ... since ...: geçmişten bugüne süren bir durum
‘I've had’, ‘I have had’ ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Have, present perfect yapısının yardımcı fiilidir; had ise have fiilinin geçmiş zaman ortacıdır. Burada bu özelliğin konuşanın telefonunda kullanılabilir durumda olduğunu belirtir. Bu zaman, durumu geçmişte başlamış ve şimdi de süren bir hâl olarak sunar. ‘Since I was in high school’ başlangıç noktasını verir. Yeniden kullanılabilecek yapı have/has + geçmiş zaman ortacı + since + geçmişteki bir zaman veya olay şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi have fiilinin present perfect biçimiyle ve başlangıç noktası bildiren sözcükle tamamlayın: I ____ this backpack ____ sixth grade.
Cevabı göster
have had · since
I proactively structure the question like so. Kalıp ifadeler
1:55proaktif bir şekilde soruyu şöyle kurguluyorum:
like so: hemen gelen bir gösterimi tanıtmak
‘Like so’, ‘bu şekilde’ veya ‘şimdi göstereceğim gibi’ anlamına gelir. Genel bir benzerliği anlatmak yerine bir gösterime, örneğe veya tam ifadeye işaret eder. Burada bu ifade hazırlık bölümünü bitirir ve konuşanın özenle yapılandırılmış soruyu birazdan vereceğini belirtir. Açıklamadan gösterime geçen kısa bir konuşma dili geçişidir.
Alıştırma
Konuşan kişi aynı anda hareketi gösteriyorsa bu yönergeyi en iyi hangi ifade tamamlar? Turn the paper and fold this corner down, ____.
- on the other hand
- for a while
- like so
Cevabı göster
like so
to my dismay: hayal kırıklığı ve üzüntüyle
To my dismay, “beni hayal kırıklığına uğratacak, endişelendirecek ya da üzecek şekilde” anlamına gelir. Burada cümlenin başındaki bir yorum olarak, konuşanın birazdan gelecek sonuçla ilgili duygusunu önceden bildirir. Ayrıca hikâyede olumsuz bir dönüş olacağını haber verir. Yalnızca I was disappointed demeye göre daha kısa, biraz daha resmî veya dramatiktir.
Alıştırma
Sonucun konuşanı üzdüğünü gösteren, dersteki üç sözcüklü anlatım kalıbıyla cümleyi tamamlayın: “____, the last bus had already left.”
Cevabı göster
To my dismay
proceeds to launch into this elaborate play-by-play of the route. Notlar
2:07rotayı adım adım ayrıntılı bir şekilde anlatmaya başlıyor.
launch into: aniden ve coşkuyla başlamak
Launch into, uzun, enerjik veya güçlü bir konuşmaya ya da etkinliğe çoğu zaman aniden başlamak demektir. Bu cümlede kişi, rotayı hemen çok ayrıntılı ve adım adım anlatmaya başlıyor. Kalıp launch into + isim grubu veya -ing biçimidir; launch into an explanation ve launch into describing the problem buna örnektir. Genellikle hızla devam eden bir hareket hissi verir ve kişinin gerekenden fazla ayrıntı anlattığını ima edebilir.
Alıştırma
“Uzun bir açıklamaya aniden başlamak” anlamındaki iki sözcüklü ifadenin geçmiş zaman biçimiyle cümleyi tamamlayın: “Without any warning, Maya ____ a detailed story about her trip.”
Cevabı göster
launched into
elaborate play-by-play: ayrıntılı ve sıralı anlatım
Play-by-play başlangıçta bir spor karşılaşmasında her hareket gerçekleşirken yapılan ayrıntılı anlatım anlamına gelir. Burada ise güzergâhın ayrıntılarının birbiri ardına anlatılması için mecazi olarak kullanılmıştır. elaborate sıfatı bu düşünceyi güçlendirir: yol tarifi kısa bir özet değil, özenle geliştirilmiş ve belki de gereğinden fazla ayrıntılı bir anlatımdır. Bu bağlamda ifade, konuşanın bu ayrıntı miktarını eğlenceli ya da sinir bozucu bulduğunu da düşündürür.
Alıştırma
Bu bağlamda elaborate play-by-play ne anlama geliyor?
- Güzergâhın kısa bir özeti
- Tiyatroda oynanan bir sahne
- Her bölümü sırayla verilen, gereğinden fazla ayrıntılı bir anlatım
- Bir spor etkinliğinin canlı yayını
Cevabı göster
Her bölümü sırayla verilen, gereğinden fazla ayrıntılı bir anlatım
and you'll see this really friendly young man watering the grass.
2:17çimleri sulayan gerçekten dost canlısı genç bir adam göreceksin.
for the love of all that is good: abartılı rica
For the love of all that is good, yaklaşık olarak ‘lütfen, sana yalvarıyorum’ anlamına gelen dramatik ve abartılı bir ricadır. Konuşanın çok sabırsız olduğunu ve karşısındaki kişinin basit ya da açık bir şeyi yapmasını istediğini gösterir. Sözler bilerek görkemli ve ciddi tınlar. Komedide bu büyük sözlerle basit istek arasındaki uyumsuzluk, hayal kırıklığını komik hâle getirir; ifade genellikle sevgi, iyilik veya din hakkında gerçek anlamlı bir açıklama değildir.
Alıştırma
Bu tür bir cümlede for the love of all that is good genellikle nasıl bir tutum ifade eder?
- Gerçek anlamlı dinî bir bildiri
- Dramatik ve sabırsız bir rica
- Sakin ve gerçeklere dayalı bir açıklama
- Resmî bir minnettarlık ifadesi
Cevabı göster
Dramatik ve sabırsız bir rica
so I can open my Maps app and key it in. Öbek fiiller
2:37ki Haritalar uygulamamı açıp yazabileyim.
key it in: ayrılabilen bir öbek fiille bilgi girmek
Burada key in, klavye veya dokunmatik ekran kullanarak bilgi girmek demektir. it zamiri adresi karşılar; dolayısıyla key it in, bu adresi Haritalar uygulamasına girmek anlamına gelir. Key in ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesne bir zamirse zamiri key ile in arasına yerleştirin: key it in, key them in. Zamiri öbek fiilin tamamından sonra kullanmayın.
Alıştırma
Az önce sözü edilen bir kodu girmek için doğal olan cümleyi seçin.
- Please key it in now.
- Please key in it now.
- Please key now it in.
Cevabı göster
Please key it in now.
getting easier and easier: aşamalı bir değişim
Getting burada bir hâle gelmek anlamındadır. Easier and easier, aynı şeyin zaman içinde sürekli değiştiğini göstermek için karşılaştırma biçimini tekrarlar: her aşama öncekinden daha kolaydır. İki ayrı şeyi karşılaştırmaz. Kısa sıfatlarla karşılaştırma biçimi + and + aynı karşılaştırma biçimini kullanın: colder and colder, better and better. Birçok uzun sıfatla more and more + sıfat kullanılır; örneğin more and more useful.
Alıştırma
Cümleyi easy sıfatının tekrarlanan karşılaştırma kalıbıyla tamamlayın: With daily practice, this puzzle is getting ____.
Cevabı göster
easier and easier
But just because an older person learns to use the internet, Dilbilgisi
2:51Ancak yaşlı birinin interneti kullanmayı öğrenmesi,
doesn't mean they really get how to internet. Kelime
2:56interneti gerçekten anladığı anlamına gelmiyor.
Just because X doesn't mean Y: X, Y sonucuna varmak için yeterli değildir
Just because bir gerçeği veya varsayımı sunar; doesn't mean ise bundan sonraki sonucun otomatik olarak çıkarılmasını engeller. Bu kalıp, X'in tek başına Y için yeterli kanıt olmadığını söyler. Y'nin yanlış olduğunu söylemez. Bu cümlede interneti teknik olarak kullanmayı öğrenmek, kişinin internette nasıl davranması gerektiğini anladığını otomatik olarak kanıtlamaz.
Alıştırma
Hangi cümle, bir gerçeği bilmenin başka bir gerçeği kanıtlamaya yetmediğini doğru biçimde anlatır?
- Leo has a cookbook, so he must cook every night.
- Because Leo has a cookbook, he cooks every night.
- Just because Leo has a cookbook doesn't mean he cooks every night.
Cevabı göster
Just because Leo has a cookbook doesn't mean he cooks every night.
how to internet ifadesinde eğlenceli bir fiil olarak internet
how to internet ifadesinde internet geçici olarak fiil gibi kullanılır. Anlamı yalnızca bağlanmayı veya tıklamayı bilmekten fazlasıdır; burada internette etkili ve uygun biçimde davranmayı bilmek anlamına gelir. Bilinen bir ismi fiile dönüştürmek ifadeyi kısa ve eğlenceli kılar. Bu yaratıcı değişiklik, standart bir sözlük kullanımından çok mizahı gösterir.
Alıştırma
Şu ifadeyi değerlendirin: Resmî bir iş yeri rehberinde "Employees should learn how to internet" uygun ve standart bir ifadedir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
And we've all suffered the consequences of this one.
3:00Ve hepimiz bunun sonuçlarından muzdarip olduk.
If I don't copy paste your status update you posted,
3:06Paylaştığın durum güncellemesini kopyalayıp yapıştırmıyorsam,
dated: modası geçmiş, tarih yazılı değil
Bu cümlede dated, modası geçmiş veya artık güncel olmayan anlamına gelir. Filigranlar, memlerin internetin daha eski bir döneminden kalmış gibi görünmesine yol açıyor. Yani konuşan kişi onların tarzını ve güncelliğini değerlendiriyor; üzerlerinde bir tarih yazdığını söylemiyor. Bu anlamdaki dated değerlendirme bildirir ve genellikle hafif olumsuz bir ton taşır. Tasarım, şaka, moda, görüş, teknoloji veya medya için de kullanılabilir.
Alıştırma
The app's design feels dated cümlesinde dated ne anlama gelir?
- Tasarım eski moda görünüyor ve artık güncel değil.
- Tasarım bugün yayımlandı.
- Tasarımın üzerinde bir tarih yazıyor.
Cevabı göster
Tasarım eski moda görünüyor ve artık güncel değil.
thank you so much for the urgent cyber security advisory
3:24Microsoft için çalışıyormuş gibi davranıp arayan insanlara karşı dikkatli olmamı söyleyen
telling me to beware of people calling and pretending they work for Microsoft. Kalıp ifadeler
3:29acil siber güvenlik uyarısı için çok teşekkür ederim.
beware of: bir riske karşı doğrudan uyarı
Bu cümlede beware of, bir kişi, şey veya eylem hakkında dikkatli olunması gerektiğini söyleyen doğrudan bir uyarıdır. Bu cümlede, Microsoft'ta çalışıyormuş gibi yapan kişilerin telefonlarına karşı uyarı veriliyor. Beware of ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelebilir: Beware of scammers; Beware of clicking unknown links. Bu ifade yalnızca bir şeyin varlığını bilmeye değil, olası bir tehlikeye odaklanır.
Alıştırma
Hangi cümlede açık bir uyarı vermek için beware of doğru kullanılmıştır?
- Be beware of links that ask for your password.
- Beware of links that ask for your password.
- Beware to links that ask for your password.
Cevabı göster
Beware of links that ask for your password.
heart's in the right place: iyi niyetli olmak
Burada heart's in the right place, “niyetin iyi ve içten” anlamına gelir. Heart's, heart is ifadesinin kısaltmasıdır; your ise değerlendirilen niyetin kime ait olduğunu gösterir. Bu ifade genellikle bir eleştiriden önce gelir: kişinin amacının iyi olduğunu kabul eder ancak eyleminin, tavsiyesinin veya sonucun iyi olduğunu söylemez. Bu cümlede I know da ardından gelebilecek eleştiriyi yumuşatır.
Alıştırma
Cümleyi iyi niyeti anlatan deyimle tamamlayın: Maya's advice made things worse, but her ____.
Cevabı göster
heart was in the right place
Why is it that every time I go somewhere with my dad, Dilbilgisi
3:42Neden babamla bir yere her gittiğimizde,
Why is it that ...?: vurgulu bir neden sorusu
Why is it that ...?, why ile neden sormanın genişletilmiş bir biçimidir. Vurgu ekler ve çoğu zaman konuşanın tekrarlanan bir durumu şaşırtıcı, sinir bozucu veya açıklaması zor bulduğunu gösterir. That sonrasında düz cümle dizilişi kullanılır: Why is it that every time I go ... denir; Why is it that every time do I go ... denmez. Soru devrikliği is it bölümünde gerçekleşmiştir; that sonrasındaki yan cümle devrik olmaz.
Alıştırma
Hangi cümle genişletilmiş why soru kalıbını doğru kullanıyor?
- Why it is that you always forget your keys?
- Why is it that you always forget your keys?
- Why is it that do you always forget your keys?
Cevabı göster
Why is it that you always forget your keys?
he's always trying to get me to memorize what section of the parking garage Dilbilgisi
3:47otoparkın hangi bölümünde
get me to memorize: get + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısı
Get me to memorize, get + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Eylemi yapan kişi me olduğundan bu ifade burada birinin bana bir şeyi ezberletmeye veya beni ezberlemeye ikna etmeye çalışması anlamındadır. Buradaki get mutlaka zorlamak anlamına gelmez; ikna ederek, hatırlatarak veya koşulları ayarlayarak birinin harekete geçmesini sağlamak anlamına gelebilir. Öncesindeki trying to, babanın tekrarlanan çabasını vurgular; konuşan kişinin gerçekten ezberlediğini göstermez. Kalıp başka kişilerle de get someone to + fiilin yalın hâli şeklinde kullanılabilir.
Alıştırma
Get + kişi + to + fiilin yalın hâli yapısını kullanın: The coach ____ speak up during the team meeting.
Cevabı göster
got Maya to
way ahead of you: bunu zaten düşündüğünü vurgulayan cevap
Way ahead of you, karşıdaki kişinin birazdan önereceği şeyi konuşanın zaten düşündüğünü, hazırladığını veya hatta yaptığını anlatan deyimsel bir cevaptır. Burada ahead, konuşanın düşüncesini ya da hazırlığını babanın sıradaki fikriyle karşılaştırır; fiziksel bir konumla karşılaştırmaz. Way, ahead ifadesini güçlendirir; bu nedenle cevap kendinden emin ve çoğu zaman biraz şakacı duyulur. Bu cümlede konuşan, babanın ezberlemeye dayalı çözümüne gerek olmadığını, çünkü başka bir çözümün zaten hazır olduğunu söylüyor.
Alıştırma
Bir arkadaşınız atıştırmalık getirmenizi önermek üzere, ancak siz zaten biraz getirdiniz. Bunu zaten düşündüğünüzü en iyi hangi cevap anlatır?
- I'm way behind you.
- I'm ahead of schedule.
- I'm next to you.
- I'm way ahead of you.
Cevabı göster
I'm way ahead of you.
move on: sonraki adıma geçmek
“and move on” ifadesinde move on, mevcut adımı veya konuyu bitirip bir sonrakine geçmek anlamına gelen bir phrasal verb'dür. And bu eylemi önceki içeriğe bağlar; konuşan kişi mevcut işi tamamlanmış kabul edip sonraki adıma geçilmesi gerektiğini belirtir. Burada genellikle yalnızca fiziksel olarak yer değiştirmek anlamına gelmez. Sonraki etkinlik bağlamdan anlaşılırsa söylenmeden bırakılabilir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: We have finished the warm-up, so let’s ____.
Cevabı göster
move on
and we don't have to wait for it to get developed.
4:08ve banyo edilmesini beklemek zorunda değiliz.
consume film ... get developed: filmi tüketmek ve banyo ettirmek
“consume film” ifadesinde consume, sınırlı bir miktarı kullanıp bitirmek anlamında kullanılır. Filmli bir fotoğraf makinesinde her fotoğraf rulo filmin bir bölümünü kullanır; bu nedenle dijital bir fotoğraf makinesi artık film tüketmez. “get developed”, get kullanılan edilgen bir yapıdır. Film veya fotoğrafların banyo edilmesi ve işlenmesi anlamına gelir. Buradaki developed bir fotoğrafçılık terimidir; görüntünün görülebilmesi için kimyasal olarak işlenmesini anlatır, büyümek veya gelişmek anlamına gelmez. İki ifade birlikte, dijital fotoğrafçılığın hem film masrafını hem de banyo için bekleme süresini ortadan kaldırdığını açıklar.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: An old camera can ____. After a trip, the roll will need to ____ before we see the pictures。
Cevabı göster
consume film · get developed
You convinced your mother-in-law to get a cell phone, Dilbilgisi
4:13Kayınvalideni bir cep telefonu almaya ikna ettin,
convince someone to do something kalıbı
“convinced your mother-in-law to get” ifadesinde convinced, gerekçelerin veya iknanın başka bir kişiyi bir eylem yapmaya yönelttiğini belirtir. Kalıp convince + someone + to + fiilin yalın hâlidir. Burada your mother-in-law ikna edilen kişidir, get ise eylemdir. to zorunludur: convince someone to do something denir; convince someone do something denmez.
Alıştırma
Bir kişi bir eylem yapmaya ikna edildiğinde convince sözcüğünü doğru kullanan cümle hangisidir?
- We convinced that the landlord to install a bike rack.
- We convinced the landlord install a bike rack.
- We convinced the landlord to install a bike rack.
Cevabı göster
We convinced the landlord to install a bike rack.
“Lisa needs braces.” ... “Data plan.”: Simpsonlar’a gönderme
“Lisa needs braces.” ve “Data plan.” sözlerinin birlikte kullanılması, Simpsonlar’daki tekrarlanan “Dental plan!” / “Lisa needs braces!” konuşmasını taklit eder. Özgün sahnede Lisa’nın diş teline ihtiyaç duyması, bir karaktere diş sağlığı planının neden önemli olduğunu hatırlatır. Burada konu cep telefonu olduğu için “Dental plan” yerine “Data plan” kullanılır. Sözcüklerdeki benzerlik ve aynı çağrı-cevap kalıbı, özgün sahneye gönderme oluşturur. “Data plan” esprinin vurucu sözüdür; Lisa’nın dişleri hakkında ciddi bir cevap değildir.
Alıştırma
Bu konuşmada “Data plan” sözünü komik yapan nedir?
- Simpsonlar’daki tanınmış çağrı-cevap konuşmasında geçen “Dental plan” sözünü cep telefonu konusuna uyan bir ifadeyle değiştirir.
- Lisa’nın diş tedavisi hakkında yeni bir konuşma başlatır.
- Lisa’nın neden diş teline ihtiyacı olduğunu ciddi biçimde açıklar.
Cevabı göster
Simpsonlar’daki tanınmış çağrı-cevap konuşmasında geçen “Dental plan” sözünü cep telefonu konusuna uyan bir ifadeyle değiştirir.
Getting lost two blocks from your grandson's birthday party Dilbilgisi
4:34Torununun doğum günü partisinden iki blok ötede kaybolmak
and spending 15 minutes on the phone with me trying to figure out where the heck you are, Notlar
4:38ve benimle telefonda 15 dakika boyunca nerede olduğunu,
Getting lost ... spending 15 minutes: paralel -ing öbekleri
Getting lost ve spending 15 minutes, and ile bağlanan paralel iki -ing öbeğidir. Her öbek bir eylemi isim benzeri bir birime dönüştürür; böylece ikisi birlikte söz konusu iki eylemi adlandırır. Bu konuşma parçasında bu öbekler, önceki sorudaki “neyin pahalıya mal olduğu” düşüncesini tamamlar. getting veya spending öncesinde bir be biçimi bulunmadığı için buradaki -ing biçimleri devam eden zamanı göstermez.
Alıştırma
get lost ve spend 15 minutes ifadelerini paralel -ing öbeklerine dönüştürerek cümleyi tamamlayın: ____ and ____ can ruin the schedule.
Cevabı göster
Getting lost · spending 15 minutes
figure out: düşünüp bir cevaba ulaşmak
Figure out, düşünerek, kontrol ederek veya bir problemi çözerek bir cevaba ulaşmak anlamına gelen bir deyimsel fiildir. Buradaki figure out where the heck you are, kişinin bulunduğu yeri belirlemek anlamındadır. Ardından figure out the route örneğindeki gibi bir isim öbeği veya figure out where the bus stops örneğindeki gibi bir wh-yan cümlesi gelebilir. Soru daha büyük bir cümlenin içine girdiğinde düz cümle dizilişini koruyun: where you are denir, where are you denmez.
Alıştırma
İpucuna en uygun deyimsel fiili seçin: We studied the map and worked through several possibilities until we could ___ the best route.
- look after
- find out
- figure out
Cevabı göster
figure out
Kızgın ve vurgulu bir soruda where the heck
Where the heck, where anlamına gelir; ancak the heck güçlü ve gündelik bir duygu katar. Herhangi bir yeri adlandırmaz veya tanımlamaz. Bu cümlede konuşan kişi, birinin yerini bulmaya çalışarak zaman geçirdiği için sinirlidir. ‘Soru kelimesi + the heck’ yapısı rahatsızlık, şaşkınlık veya acil cevap talebi ifade edebilir.
Alıştırma
Yakın bir arkadaşınızla gündelik biçimde konuşuyor ve hafif kızgınlık göstermek istiyorsunuz. Hangi cümle en uygundur?
- Where did you put my keys?
- Where the heck did you put my keys?
- Where the hell did you put my keys?
Cevabı göster
Where the heck did you put my keys?
and which auto wrecker to drive towards to get back on the right path.
4:45ve doğru yola geri dönmek için hangi oto hurdacısına doğru sürmen gerektiğini anlamaya çalışmak.
You aren't even supposed to be on the phone when you're driving. Dilbilgisi
4:51Zaten araba kullanırken telefonda olmaman gerekiyor.
Bir kuralın yasakladığı davranış için aren't supposed to
Be supposed to + fiilin yalın hâli, bir kuralın, talimatın veya ortak beklentinin ne olması gerektiğini söylediğini anlatır. Be fiili özneye ve zamana göre değişir. Olumsuz be not supposed to + fiilin yalın hâli yapısında eylem bu standarda aykırıdır. You aren't even supposed to be on the phone, araç kullanma kuralının telefon kullanmaman gerektiğini söylediği anlamına gelir; ne olacağına dair bir tahmin değildir.
Alıştırma
Cümleyi be supposed to yapısının eksik biçimiyle tamamlayın: Passengers are not ____ open this door.
Cevabı göster
supposed to
the added utility that these modern mediums have over snail mail. Deyimler
5:07sahip olduğu ekstra faydayı kavrayamıyor gibi görünüyor.
snail mail: geleneksel posta için kullanılan gündelik ifade
Snail mail, posta sistemiyle teslim edilen mektuplar ve diğer fiziksel postalar için kullanılan gündelik ve esprili bir addır. Yavaş hareket eden salyangoz imgesi, bu yöntemin elektronik iletişimden ne kadar yavaş görünebildiğini vurgular. Bu cümlede over snail mail, geleneksel postayla karşılaştırıldığında ve ondan daha iyi anlamına gelir. Bu ifade belirli bir posta hizmetinin adı değildir.
Alıştırma
Örnekte snail mail ne anlama geliyor?
- Posta sistemiyle teslim edilen geleneksel fiziksel posta
- Salyangoz logolu bir e-posta hizmeti
- Telefondan gönderilen anlık mesaj
Cevabı göster
Posta sistemiyle teslim edilen geleneksel fiziksel posta
wall of text: uzun ve yoğun bir mesaj
A wall of text, uzun ve görsel olarak yoğun bir yazı bloğunu anlatan gündelik bir benzetmedir; bu tür yazılarda genellikle çok az paragraf arası vardır ya da hiç yoktur. Katı bir duvarla karşılaşmış gibi mesaja girmenin veya metni ilerleterek okumanın zor olduğunu hissettirir. Burada epic, wall of text ifadesinin büyüklüğünü abartır. Eleştirilen yalnızca mesajın uzunluğu değil, çok fazla bilginin tek ve ağır bir blok halinde gelmesidir.
Alıştırma
Uzun, yoğun ve bölünmemiş bir mesajı anlatan öğrendiğiniz gündelik ifadeyi tamamlayın: The post was one huge ____, so I added paragraph breaks.
Cevabı göster
wall of text
Alıntı biçiminde tepki aktaran I'm like, ...
Samimi bir hikâye anlatımında I'm like, konuşanın o anda söylediği, düşündüğü veya hissettiği şeyi aktarır. Ardından gelen sözler canlı bir özet olabilir; kelimesi kelimesine alıntı olması gerekmez. Burada anlatıyı olaylardan konuşanın kendi tepkisine geçirir. Bu yapıda like, “hoşlanmak” veya “benzemek” anlamına gelmez. Geçmişteki bir olayı anlatırken sahneyi daha canlı kılmak için şimdiki zaman biçimi kullanılabilir; bu, tepkinin şu anda gerçekleştiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Konuşanın tepkisini aktarmak için samimi hikâye anlatımı ifadesini en doğal kullanan cümle hangisidir?
- Then I'm like, "We need to call her now!"
- Then I like, "We need to call her now!"
- Then I'm similar to, "We need to call her now!"
Cevabı göster
Then I'm like, "We need to call her now!"
My auntie still brings her digital point-and-shoot Kelime
5:47Teyzem hâlâ dijital bas-çek kamerasını getiriyor,
digital point-and-shoot: kompakt bir fotoğraf makinesi türü
Digital point-and-shoot, kolay kullanım için tasarlanmış küçük bir dijital fotoğraf makinesidir: makineyi konuya doğrultur ve deklanşöre basarsınız. Point-and-shoot birleşik sözü burada fotoğraf makinesi türünün adıdır; bu cümlede bir dizi eylemi anlatmaz. Point-and-shoot tek başına sayılabilen isim olarak kullanılabildiği için camera sözcüğü çıkarılmıştır. Digital, bu türü eski filmli point-and-shoot makinelerden ayırır.
Alıştırma
Bu cümlede digital point-and-shoot neyin adıdır?
- Akıllı telefonun yerleşik kamerası
- Nişan alma ve ateş etme eylemleri dizisi
- Kullanımı kolay, küçük bir dijital fotoğraf makinesi
Cevabı göster
Kullanımı kolay, küçük bir dijital fotoğraf makinesi
runs on double A batteries: AA pillerle çalışmak
Burada runs on, “çalışmak için gereken enerjiyi … kaynağından alır” anlamındadır. Double A batteries, AA piller demektir; yani cihaz AA pillerle çalışır. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp cihaz + run on + enerji kaynağıdır: a clock runs on batteries denebilir; bazı araçlar ise run on gasoline. Burada run “koşmak” değil, “çalışmak” anlamındadır ve on enerji kaynağını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi “enerjisini … kaynağından alır” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: This emergency radio ____ three AA batteries.
Cevabı göster
runs on
way better, way easier to use: çok daha iyi ve kullanması çok daha kolay
Bu cümlede way, “çok daha” veya “büyük ölçüde” anlamına gelen bir derece zarfıdır. Better ve easier karşılaştırma biçimlerinin ikisini de güçlendirir; böylece konuşan kişi her iki farkı da büyük gösterir. Way sözcüğünün tekrarlanması her karşılaştırmaya ayrı vurgu verir. Standart ve güvenli kullanım için way + karşılaştırma biçimi kalıbını izleyin: way faster, way more useful, way less expensive. Easy gibi yalın bir sıfat normalde bu kalıpla güçlendirilmez.
Alıştırma
Hangi cümlede way, karşılaştırma biçiminden önce standart bir gündelik güçlendirici olarak kullanılmıştır?
- The new instructions are very clearer than the old ones.
- The new instructions are way clear.
- The new instructions are way clearer than the old ones.
Cevabı göster
The new instructions are way clearer than the old ones.
for some older people to internalize
6:02modern telefonların tek kullanımlık cihazların yerini ne kadar aldığı gerçeğini içselleştirmek
it's hard for ... to internalize yapısı
it's hard for some older people to internalize ifadesinde it, gerçek anlam taşımayan biçimsel öznedir. Zor olan eylem, daha sonra gelen to mastarıyla, yani to internalize ile belirtilir. Yapı It + be + adjective + for + person + to + verb şeklindedir. for grubu zorluğu yaşayan kişiyi belirtir; amaç bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi It's hard for ... to ... yapısıyla, hard ve remember sözcüklerini kullanarak tamamlayın: ____ new users ____ all these shortcuts.
Cevabı göster
It's hard for · to remember
just how many single-use devices modern phones have replaced. Dilbilgisi
6:05bazı yaşlı insanlar için zor.
Gömülü ünlem yapısında just how many
Bu yan cümlede just how many, sayının şaşırtıcı derecede büyük olduğunu vurgular. Tam cümlede internalize fiilinin içeriğini verir; bu nedenle cevap isteyen bir soru değil, gömülü bir ünlem yapısıdır. Gömülü olduğu için yan cümlenin geri kalanı düz cümle sırasını korur: modern phones have replaced. Doğrudan soru ise yardımcı fiil ile öznenin yer değiştirmesini gerektirir: Just how many single-use devices have modern phones replaced?
Alıştırma
Düz cümle sırasıyla gömülü bir ünlem oluşturan tamamlamayı seçin: I had never realized ...
- just how many apps had my phone replaced
- just how many apps my phone had replaced
- just my phone had replaced how many apps
Cevabı göster
just how many apps my phone had replaced
Hesabı bölüşmek
'Split the bill' ifadesi, restorandaki tek bir toplam hesabın birden fazla kişi tarafından paylaşılarak herkesin bir kısmını ödemesi anlamına gelir. Bu ifade tek başına herkesin aynı miktarı ödeyeceğini garanti etmez. Toplam eşit bölünebilir veya herkes kendi siparişine göre ödeyebilir; yöntemi bağlam ya da ek bir açıklama gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle birkaç müşterinin restorandaki tek bir hesabın bir kısmını ayrı ayrı ödeyeceğini en doğal şekilde anlatır?
- Let's copy the bill.
- Let's cancel the bill.
- Let's split the bill.
Cevabı göster
Let's split the bill.
Bunun için bir uygulama var
'There is an app for that' ifadesi, kelime anlamıyla, az önce sözü edilen işi yapabilecek bir akıllı telefon uygulaması bulunduğunu söyler. Bu söz Apple'ın App Store reklamlarıyla yaygınlaştı ve bilinen bir slogan hâline geldi. Burada hem pratik bir cevap hem de eğlenceli bir kültürel gönderme işlevi görür; her ihtiyaç için mutlaka bir uygulama bulunduğuna dair ciddi bir vaat değildir.
Alıştırma
Yargılayın: Gündelik bir sorundan söz edildikten sonra konuşmacı 'There is an app for that' diyor. Bu söz, bir uygulamanın kesinlikle var olduğuna dair gerçek anlamlı bir garanti değil, bilinen bir reklam sloganına eğlenceli bir gönderme olabilir.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
right next to the landline phone at my grandparents' house,
6:19büyükanne ve büyükbabamın evindeki sabit hatlı telefonun hemen yanında,
“lives in the wall”: sabit bir yeri eğlenceli biçimde anlatmak
“Lives in the wall” ifadesindeki lives, cep telefonunun canlı olduğu anlamına gelmez. Telefonun her zaman duvarın yanında tutulduğunu ve o yer sanki onun eviymiş gibi düşünüldüğünü anlatır. Bir nesne için live kullanmak kişileştirme yaratır. Bu ifade, telefonun normal bir cep telefonu gibi taşınmak yerine sürekli prize takılı kaldığını esprili biçimde ima eder.
Alıştırma
“The spare charger lives in my desk drawer.” cümlesinde lives in my desk drawer ne anlama gelir?
- Çekmecenin içinde canlıdır.
- Normalde orada tutulur.
- Oraya kendi kendine gider.
Cevabı göster
Normalde orada tutulur.
“see them stand”: see + nesne + fiilin yalın hâli
“See them stand”, see + nesne + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Them, see fiilinin nesnesidir; stand ise to almayan yalın mastardır. Bu nedenle stand önünde to bulunmaz. Bu yapı, ayakta durma eylemini konuşmacının bir bütün olarak tanık olduğu olay veya tekrarlanan sahne şeklinde sunar.
Alıştırma
Cümleyi fiilin yalın hâli yapısıyla tamamlamak için cross fiilini kullanın: We saw the deer ____ the road.
Cevabı göster
cross
can last for like two days before they die? Deyimler
6:45şarjı bitmeden iki gün dayanabildiğinin farkında mısınız?
Cihazlarda die: şarjın bitmesi anlamı
Bu cümlede die, telefonlar için mecaz anlamda kullanılıyor: batarya şarjlarını tüketip çalışmayı bırakıyorlar. They zamiri telefonları ifade ediyor. Bataryayla çalışan cihazlar için die çoğu zaman kalıcı olarak bozulmak değil, kullanılabilir tüm gücü kaybetmek anlamına gelir. Cihaz şarj edilince yeniden çalışabilir.
Alıştırma
Telefonlar tek şarjla yaklaşık iki gün dayanıyor. Bu bağlamda they die ne anlama gelir?
- Kalıcı olarak hasar görürler.
- Sahipleri onları çöpe atar.
- Güçleri biter ve çalışmayı bırakırlar.
Cevabı göster
Güçleri biter ve çalışmayı bırakırlar.
Why not just + fiilin yalın hâli?
Why not just + fiilin yalın hâli...? bir eylemi basit ve açık bir çözüm olarak sunar. Burada plug fiilin yalın hâlidir; just ise eylemin kolay veya tek başına yeterli olduğu izlenimini verir. Biçim olarak neden soran bir soruya benzese de genellikle öneri işlevi görür. Ses tonuna ve duruma bağlı olarak dinleyicinin bunu neden daha önce yapmadığına duyulan şaşkınlığı da gösterebilir.
Alıştırma
Hangi cümle basit bir çözüm önerirken konuşanın bunun açık bir çözüm olduğunu düşündüğünü de gösterir?
- Why not just restart the app?
- Why did the app stop working?
- The app will probably restart later.
Cevabı göster
Why not just restart the app?
plug it in: ayrılabilen bir öbek fiilde zamirin yeri
Bu cümlede plug it in, telefonu şarj olabilmesi için bir güç kaynağına bağlamak anlamına gelir. Plug in ayrılabilen bir öbek fiildir; nesne plug ile in arasına gelebilir. Buradaki nesne it zamiri olduğu için ortada bulunmalıdır. Başka durumlara aktarılabilen kalıp plug + zamir + in şeklindedir.
Alıştırma
Öneriyi plug in ve it zamiriyle tamamlayın: The speaker has no power, so ____ before the party starts.
Cevabı göster
plug it in
that way I always know where it is. Anlatım akışı
6:51böylece nerede olduğunu her zaman biliyorum."
that way: bir yöntemi sonucuna bağlamak
Burada that way, hemen önce sözü edilen yönteme, yani telefon şarj olurken onu sürekli aynı yerde bırakmaya gönderme yapar. Fiziksel bir yönü anlatmaz. Sonraki cümlenin başındaki that way, bilgiyi yöntem → sonuç şeklinde düzenler: önceki eylem yapılır ve bunun sonucunda telefonun nerede olduğu her zaman bilinir. Bir önerinin ardından bu kalıp, önerinin yararını hızlıca açıklamayı sağlar.
Alıştırma
Hangi cümlede that way bir yöntemi sonucuna bağlamak için kullanılmıştır?
- The bus went that way toward the station.
- That way is blocked by construction.
- Keep the receipt in your wallet. That way, you can find it if you need a refund.
Cevabı göster
Keep the receipt in your wallet. That way, you can find it if you need a refund.
and you'll actually be safer
7:01ve kötü bir düşüşte ya da bir örgü şişiyle veya her neyse garip bir kazada
in the event of a nasty fall or a freak accident with a knitting needle or whatever. Kalıp ifadeler
7:03aslında daha güvende olacaksın.
in the event of + isim öbeği
In the event of + isim öbeği, “o olay gerçekleşirse” anlamına gelir. Bu cümlede, telefon taşımanın kişiyi daha güvende tutabileceği olası bir kazayı belirtir. of sonrasında bir isim veya isim öbeği kullanılır: in the event of a fall. Kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle getirmek için in the event that ... kullanılır.
Alıştırma
Resmî güvenlik talimatını bu dersteki hedef ifadeyle tamamlayın: ____ a fire, use the stairs.
Cevabı göster
In the event of
thanks to Honor
7:11insanların harika teknolojilerini kesinlikle yanlış kullanma yolları listesine sponsor olduğu için
for sponsoring this list of ways that people are bound to misuse their awesome technology. Dilbilgisi
7:12Honor'a teşekkürler.
be bound to + fiilin yalın hâli
Be bound to + fiilin yalın hâli, durum bu sonucu güçlü biçimde gösterdiği için birinin bir şeyi yapmasının veya bir olayın gerçekleşmesinin neredeyse kesin olduğu anlamına gelir. Burada konuşmacı, insanların teknolojiyi yanlış kullanacağını mizahi biçimde tahmin ediyor. Bound bu sabit yapının bir parçasıdır; fiziksel olarak bağlanmış olmak anlamına gelmez. to sonrasındaki fiil yalın hâlde kalır: bound to misuse, bound to happen.
Alıştırma
Tahmini, “neredeyse kesin olarak” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: With all this traffic, we are ____ arrive late.
Cevabı göster
bound to
You can check out the link to where to buy the Honor 6X in the video description. Öbek fiiller
7:17Honor 6X'i nereden satın alabileceğinizi gösteren bağlantıyı video açıklamasından kontrol edebilirsiniz.
check out: çevrim içi bir içeriğe bakmak veya onu incelemek
Bu cümlede check out, “bakmak, ziyaret etmek veya incelemek” anlamındadır. Konuşmacı, izleyicileri video açıklamasındaki satın alma bağlantısına yönlendiriyor. Check out bir phrasal verb olduğu için buradaki anlam tüm ifadeden gelir. İnternette genellikle birinin önerdiği bağlantıyı, sayfayı, videoyu, ürünü veya başka bir içeriği tanıtırken kullanılır.
Alıştırma
Bir içerik üreticisi “Check out the tutorial linked below.” diyor. Burada check out ne anlama gelir?
- Eğitim içeriği için kasada ödeme yapmak
- Eğitim içeriğini görüntülemek veya incelemek
- Eğitim içeriğini tamamlandı olarak işaretlemek
Cevabı göster
Eğitim içeriğini görüntülemek veya incelemek
while you're down there: videonun altında yapılacak başka bir eylem eklemek
Down there, video sayfasının alt kısmını konuşmacı ile izleyicilerin paylaştığı bir yer gibi gösterir. Burada açıklama veya yorumlar gibi videonun altındaki alanı belirtir; fiziksel olarak daha aşağıda bulunan bir yeri anlatmaz. While you're down there önceki yönergeyi sonraki yönergeye bağlar. “Zaten o alt alana bakıyor veya orada bir şey yapıyorken” anlamındadır. Böylece konuşmacı yeni bir konu başlatmadan bağlantılı bir istek daha ekleyebilir.
Alıştırma
Bir sunucu “Open the description for the schedule. And while you're down there, leave a question in the comments.” diyor. İkinci cümle ne yapıyor?
- Sayfanın aynı alt bölümünde yapılacak başka bir eylem ekler.
- İzleyicilere yorum yapmadan önce aşağı kata inmelerini söyler.
- Konuyu farklı bir fiziksel yere taşır.
Cevabı göster
Sayfanın aynı alt bölümünde yapılacak başka bir eylem ekler.
drop your favorite my family sucks at tech stories in the comments below Kelime
7:23en sevdiğiniz 'ailem teknoloji konusunda berbat' hikayelerinizi aşağıdaki yorumlara bırakın
drop ... in the comments below: içeriği yorumlara yazmak
Sosyal medya İngilizcesinde gündelik bir kullanım olan drop, bir şeyi çevrim içi bir yere “göndermek”, “paylaşmak” veya “bırakmak” anlamına gelir. Burada konuşmacı, izleyicilerden hikâyelerini yorumlar bölümüne yazmalarını istiyor; hikâyeler gerçek anlamda düşürülmüyor. Başka durumlara aktarılabilen yapı drop + içerik + çevrim içi konum şeklindedir: drop your story in the comments. my family sucks at tech sözleri istenen hikâyelerin türünü belirtir: teknoloji konusunda kötü olan aile üyeleriyle ilgili hikâyeler.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrendiğiniz gündelik çevrim içi fiille tamamlayın: ____ your best travel tip in the comments below.
Cevabı göster
Drop
and maybe you'll see them featured in a future episode. Dilbilgisi
7:27ve belki gelecekteki bir bölümde yer aldıklarını görürsünüz.
see + nesne + past participle: you'll see them featured
you'll see them featured ifadesinde them, see fiilinin nesnesidir; featured ise bu nesneye ne olduğunu anlatan bir past participle biçimidir. Hikâyeler eylemi alan taraftır: biri onları seçip ilerideki bir bölümde gösterebilir. see + nesne + past participle yapısı, see your name printed veya see the results posted örneklerinde olduğu gibi, etkilenen ya da sunulan nesneye odaklanır. Featured, you'll ile bağlanan ikinci bir ana fiil değildir.
Alıştırma
Hangi cümle genç sanatçıların dergi tarafından seçilip tanıtıldığı anlamına gelir?
- You'll see the young artists feature new work in the magazine.
- You'll see the young artists featured in the magazine.
- You'll see the young artists featuring new work in the magazine.
Cevabı göster
You'll see the young artists featured in the magazine.