Bir kahramanı kahraman yapan nedir? - Matthew Winkler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Joseph Campbell’ın döngüsel kahraman yolculuğunu açıklar: Kahraman sıradan yaşamından ayrılır, sınavlardan geçip dönüşür ve değişmiş olarak geri döner. Ardından bu kalıp Açlık Oyunları’na uygulanır ve gerçek hayattaki korkular ile geçiş dönemleriyle ilişkilendirilir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Joseph Campbell — Kültür, medya ve gerçek yaşam bağlamı: Monomitle ilişkilendirilen araştırmacıyı tanıyın ve farklı kültürlerin mitlerini karşılaştıran çalışmasının, modern kahramanları ortak bir anlatı modelinin çeşitleri olarak incelemek için neden kuramsal temel oluşturduğunu anlayın. 2. crosses the threshold — Deyimler ve mecazi ifadeler: Bunun yalnızca fiziksel olarak bir kapı eşiğini aşmak olmadığını; güvenli ve tanıdık bir durumdan tehlikeye, belirsizliğe ya da yeni bir yaşam evresine doğru kesin geçişi anlattığını fark edin. İfadeyi öykülerdeki veya kişisel deneyimlerdeki dönüm noktalarını anlatırken kullanabilirsiniz. 3. "In the cave you fear to enter lies the treasure you seek." — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Yer ifadesinin başa alınmasıyla oluşan edebî yer bildiren devrik yapıyı tanıyın ve cümleyi olağan sıraya getirin: the treasure lies in the cave. Böylece korkulan bir zorlukla yüzleşmenin aranan ödüle veya gelişime ulaştırabileceğini söyleyen özdeyişi yorumlayabilirsiniz.
Bu derste
and Frodo all have in common with the heroes of ancient myths? Kalıp ifadeler
0:16ve Frodo'nun eski mitlerin kahramanlarıyla ne gibi ortak yönleri var?
have in common with: ortak özellikleri sormak
have ... in common with, “…… ile bir veya daha fazla ortak özelliğe sahip olmak” anlamına gelir. Bu cümlede what, Harry Potter, Katniss Everdeen ve Frodo'nun antik mitlerin kahramanlarıyla hangi özellikleri paylaştığını sorar. Burada common, “ortak” demektir; “sıradan” anlamında değildir. Olumlu cümle kalıbı A has something in common with B şeklindedir. Soruda ortak özellik yerine what kullanılabilir: What does A have in common with B?
Alıştırma
Ortak özellikleri sormaya yarayan kalıp ifadeyle soruyu tamamlayın: What does a bicycle ____ a motorcycle?
Cevabı göster
have in common with
What if I told you they are all variants of the same hero? Notlar
0:21Size hepsinin aynı kahramanın varyasyonları olduğunu söylesem?
What if I told you ...: şaşırtıcı bir iddiayı sunmak
What if I told you ... retorik bir giriş kalıbıdır. Sonraki fikri, yanıt gerektiren gerçek bir koşul olarak sormak yerine varsayımsal bir mesaj gibi sunar. Gelecek iddianın dinleyicinin beklentilerine meydan okuyabileceğini belirtir. Burada ifade ileride söylenecek şeyi göstererek konuşmayı düzenler: önceki karşılaştırma sorusundan, karakterlerin aynı kahramanın farklı biçimleri olduğu yönündeki yeni iddiaya geçiş yapar.
Alıştırma
Bir konuşmacı, “What if I told you that octopuses have three hearts?” diyerek başlıyor. Burada What if I told you ifadesinin temel amacı nedir?
- Gerçekten gerçekleşmiş geçmiş bir konuşmayı anlatmak
- Dinleyicinin konuşma izni verip vermediğini sormak
- Şaşırtıcı olabilecek bir iddiayı sunmak ve dikkati ona çekmek
Cevabı göster
Şaşırtıcı olabilecek bir iddiayı sunmak ve dikkati ona çekmek
variants of the same hero: tek bir arketipin farklı biçimleri
Bu cümlede variants, aynı temel modelden gelen veya bu modeli paylaşan farklı biçimler anlamına gelir. Ayrıntıları farklı olsa da temelde tek bir türe ait olabilirler. Buradaki the same hero soyut bir kavramdır. Belirli bir kişiyi değil, ortak bir kahraman arketipini ifade eder; dolayısıyla cümle birkaç karakteri bu arketipin farklı biçimleri olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede variants of the same hero ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Tek bir oyuncunun canlandırdığı karakterin farklı yorumları
- Garip davranan birkaç kahraman
- Ortak bir kahraman arketipinin farklı biçimleri
Cevabı göster
Ortak bir kahraman arketipinin farklı biçimleri
and published a book called The Hero with a Thousand Faces,
0:31ve Kahramanın Sonsuz Yolculuğu adında bir kitap yayınladı,
and explaining how each represents the monomyth or hero's journey. Kelime
0:36ve her birinin monomiti, yani kahramanın yolculuğunu nasıl temsil ettiğini açıkladı.
Joseph Campbell ve monomyth ya da hero's journey
Joseph Campbell, mitoloji ve karşılaştırmalı din alanlarında çalışan Amerikalı bir bilim insanıydı. The Hero with a Thousand Faces adlı kitabında birçok kültürden hikâyeyi karşılaştırdı ve monomyth adını verdiği, tekrarlanan bir anlatı kalıbını açıkladı. Bu kalıp günümüzde yaygın olarak hero's journey adıyla ele alınır. Burada adının geçmesi, bölümün bir hikâyedeki başka bir karakteri değil, hikâyeleri çözümlemeye yarayan bir kuramı tanıttığını gösterir. Joseph Campbell did ifadesindeki did, onun önceki soruda belirtilen iddiaya inandığı anlamına gelir; sonraki cümleler de görüşünün neden önemli olduğunu açıklar.
Alıştırma
Bu bölümde Joseph Campbell neden tanıtılıyor?
- Onun derlediği mitlerin yazarını belirtmek için
- Çalışmaları monomyth veya hero's journey çerçevesini destekleyen bir bilim insanını tanıtmak için
- Mitlerde yer alan kurgusal bir kahramanı belirtmek için
Cevabı göster
Çalışmaları monomyth veya hero's journey çerçevesini destekleyen bir bilim insanını tanıtmak için
the monomyth or hero's journey: aynı anlatı modeli için iki ad
Burada monomyth ve hero's journey, tekrar eden aynı anlatı modelinin iki adıdır. Merkezdeki karakter sıradan dünyadan ayrılır, sınavlar ve değişimlerle karşılaşır ve yeni bilgiler ya da güçler kazanarak geri döner. Or sözcüğü birbiriyle yarışan iki model sunmaz; teknik terim olan monomyth'i daha anlaşılır hero's journey adıyla yeniden ifade eder. Journey burada mecazidir: yalnızca bir yerden başka bir yere gitmeyi değil, karakterin gelişimini ve hikâyenin aşamalarını da kapsar.
Alıştırma
Cümlede the monomyth or hero's journey ne anlama geliyor?
- Tarihî bir kahraman hakkındaki olgusal bir anlatı.
- Tekrar eden aynı anlatı modelinin iki adı.
- Birbiriyle ilgisiz iki fiziksel yolculuk türü.
Cevabı göster
Tekrar eden aynı anlatı modelinin iki adı.
Think of A as B: A'yı B aracılığıyla anlamak
Think of A as B, 'A'yı B açısından anlamak veya hayal etmek' demektir. Dinleyiciye bir düşünceyi anlaması için yararlı bir çerçeve sunar. Yapı think of + nesne + as + isim veya isim öbeği şeklindedir. Bu cümlede it, hero's journey ifadesini gösterir ve a cycle onu açıklamak için kullanılan çerçevedir. Buradaki as, 'rolünde veya biçiminde' anlamına gelir; 'çünkü' anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi Think of A as B kalıbıyla tamamlayın: Think ____ this schedule ____ a guide, not a strict rule.
Cevabı göster
of · as
but the quest passes through an unfamiliar, special world.
0:50ama bu serüven alışılmadık, özel bir dünyadan geçer.
Kahramanın yolculuğunda ordinary world ... special world
Kahramanın yolculuğu modelinde ordinary world, kahramanın maceradan önceki tanıdık yaşamı ve genellikle döndüğü yerdir. special world ise görevin kahramanı yeni kurallar, riskler ve sınavlarla karşılaştırdığı yabancı alandır. Bu adlar yalnızca iki farklı yeri değil, hikâyedeki yapısal karşıtlığı anlatır. Burada special, gündelik yaşamdan farklı demektir; mutlaka hoş, üstün veya büyülü demek değildir.
Alıştırma
Kahramanın yolculuğunda special world genellikle neyi ifade eder?
- Kahramanın tanıdığı gündelik ortamı
- Özellikle güzel veya hoş bir yeri
- Kahramanın yeni kurallar ve sınavlarla karşılaştığı yabancı alanı
Cevabı göster
Kahramanın yeni kurallar ve sınavlarla karşılaştığı yabancı alanı
Bir sürecin içindeki olaylara geçiş yapan Along the way
Along the way, “yolculuk ya da süreç sırasında” anlamına gelen bir geçiş ifadesidir. Bu parçada way önceki yolculuğa gönderme yapar; ancak ifade, dikkati genel rotadan yol boyunca gerçekleşen olaylara yöneltir. Yolculuk gerçek veya mecaz anlamlı olabilir. Aynı ifade bir proje, öğrenme deneyimi veya kişisel gelişim sırasında yaşananları tanıtmak için de kullanılabilir.
Alıştırma
“Süreç sırasında” anlamına gelen ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: We made a few mistakes ____, but we finished the project.
Cevabı göster
along the way
follow this pattern: fark edilebilir bir yapıya uymak
follow this pattern ifadesinde follow, fark edilebilir bir yapı ya da kurala göre “gelişmek veya işlemek” anlamına gelir. Birinin fiziksel olarak arkasından gitmek anlamına gelmez. Soru, ele alınan kitap ya da filmin az önce açıklanan kalıba uyup uymadığını sorar. Bu kullanım hikâyelere, davranışlara, verilere ve süreçlere doğal biçimde aktarılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “bu yapıya uymak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Does the story ____?
Cevabı göster
follow this pattern
status quo: mevcut durum
Status quo, mevcut durumu, yani işlerin şu anda nasıl olduğunu anlatan sabit bir isim öbeğidir. Burada, hikâyedeki büyük değişim başlamadan önceki istikrarlı başlangıç durumunu adlandırır. İfadeyi bir bütün olarak kullanın. Burada status toplumsal konum anlamına gelmez ve quo da normalde bu anlamda tek başına kullanılmaz.
Alıştırma
Cümleyi, dersteki “mevcut durum” anlamına gelen sabit ifadeyle tamamlayın: The board decided to maintain ____.
Cevabı göster
the status quo
call to adventure: kahramanın yolculuğunu başlatan olay
Call to adventure, kahramanın yolculuğundaki bir aşamanın adıdır. Kahramanı sıradan yaşamından çıkarıp bir göreve yönelten olay, mesaj, sorun veya isteği ifade eder. Buradaki call, telefon araması değil, harekete geçme çağrısıdır. Adventure ise ilerideki zor ve belirsiz yolculuğu ifade eder; bu yolculuk eğlenceli olmaktan çok tehlikeli olabilir.
Alıştırma
Birini sıradan yaşamından çıkaran olayı ifade eden kahramanın yolculuğu terimiyle cümleyi tamamlayın: The mysterious message is her ____.
Cevabı göster
call to adventure
crosses the threshold: yeni bir aşamaya geçmek
Crosses the threshold, sözcüğü sözcüğüne bir kapı eşiğinin üzerinden geçmeyi anlatır. Bu cümlede ise bir mecazdır: Kahraman normal ve güvenli dünyayı bırakıp maceranın gerçekten başladığı özel dünyaya girer. Bu nedenle threshold yalnızca kapının altındaki fiziksel eşik değil, iki aşama arasındaki sınır da olabilir. Cross the threshold, birinin bu sınırın ötesine geçtiği ana odaklanır.
Alıştırma
Örnek cümlede crosses the threshold ne anlama gelir?
- Kahramanın evde güvende kaldığı ve yalnızca bir macera hayal ettiği anlamına gelir.
- Kahramanın evden ayrılmadan önce kapıyı onardığını söyler.
- Kahramanın güvenli ve tanıdık dünyadan ayrılıp maceraya geçişini belirtir.
Cevabı göster
Kahramanın güvenli ve tanıdık dünyadan ayrılıp maceraya geçişini belirtir.
We're not in Kansas anymore: yabancı bir dünyaya girmek
We're not in Kansas anymore, Oz Büyücüsü'ndeki ünlü bir söze gönderme yapar. Bu hikâyede Kansas, Dorothy'nin bildiği sıradan evidir; oradan ayrılmak da tuhaf ve yeni bir dünyaya girmek anlamına gelir. Burada cümle mecazidir: Konuşan kişi, durumun tanıdık kurallar veya beklentiler artık geçerli görünmeyecek kadar değiştiğini anlatır. Asıl amaç coğrafi konum bildirmek değildir.
Alıştırma
Yargı: Her şeyin birden tuhaflaştığı bir sahnede “We're not in Kansas anymore” demek, esas olarak grubun gerçek konumunu bildirir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
slays a monster: destansı bir hikâye tonuyla öldürmek
Slays, slay fiilinin üçüncü tekil şahıs biçimidir. Slays a monster ifadesinde canavarı öldürmek anlamına gelir ve sözcük seçimi eyleme efsanevi, destansı ya da fantastik hikâye havası verir. Günümüzün gündelik İngilizcesinde slay, “olağanüstü bir iş çıkarmak” veya “harika görünmek” anlamında da kullanılabilir. Ancak bu argo anlam, kahraman ve canavarla ilgili bu cümleye uymaz.
Alıştırma
Hangi fiil, ejderhanın öldüğünü açıkça belirtirken cümleye en iyi şekilde efsanevi bir fantastik hikâye havası verir? In the old tale, the hero ___ the dragon.
- defeats
- slays
- meets
Cevabı göster
slays
face the biggest ordeal: en zorlu sınavla yüzleşmek
face the biggest ordeal ifadesinde face, “bir şeyle yüzleşip onunla başa çıkmak” anlamında bir fiildir; başın ön kısmını belirten “yüz” anlamındaki isim değildir. Yapı face + zor bir şey şeklindedir: face a fear, face a problem, face a challenge veya face an ordeal. An ordeal çok ağır, acı verici veya korkutucu bir sınavı ya da deneyimi anlatır. İfadenin tamamı, kahramanın kaçmak yerine en zor sınavla yüzleşmesi gerektiğini söyler.
Alıştırma
Hangi seçenek doğal bir şekilde “çok ağır bir sınavla yüzleşmek” anlamına gelir?
- look a severe ordeal
- face to a severe ordeal
- face a severe ordeal
Cevabı göster
face a severe ordeal
darkest hour: en zor ve umutsuz dönem
Darkest hour, bir durumun en zor, tehlikeli veya umutsuz noktasını anlatan bir mecazdır. Darkest sözcüğü ışık miktarını değil, kötü koşulları ve umutsuzluğu betimler. Hour burada tam olarak altmış dakika olmak zorunda değildir; bir anı veya daha uzun bir dönemi belirtebilir. Bu cümlede ifade, kahramanın yenilgiye en yakın göründüğü kriz aşamasını işaret eder.
Alıştırma
Bu cümlede darkest hour ne anlama gelir? “The village stood together in its darkest hour.”
- En zor ve umutsuz dönemi
- Işığın en az olduğu altmış dakika
- Herkesin uyumaya gittiği zaman
Cevabı göster
En zor ve umutsuz dönemi
only to be reborn: beklenmedik bir sonuç
only to + fiilin yalın biçimi yapısı, daha sonra olan şeyi beklenmedik veya öncesiyle belirgin biçimde karşıt bir sonuç olarak sunar. Burada only to be reborn, ölümle yüzleştikten hatta ölümü yaşadıktan sonra yeniden doğmasıyla sonuçlandığını anlatır; bunun onun amacı olduğunu belirtmez. be reborn edilgen bir yapıdır (be + past participle), dolayısıyla sonuç onun başına gelir. Reborn gerçekten hayata dönmek veya simgesel olarak değişmiş bir insan olmak anlamına gelebilir; dil bilgisi yapısı iki anlamda da aynı şekilde çalışır.
Alıştırma
Bu cümlede only to neyi gösterir: "Amir opened the box, only to discover that it was empty."?
- Kutunun boş olduğunu öğrenmek beklenmedik bir sonuçtu.
- Kutuyu açmak ve boş olduğunu öğrenmek tam olarak aynı anda gerçekleşti.
- Kutunun boş olduğunu öğrenmek, kutuyu açmanın amacıydı.
Cevabı göster
Kutunun boş olduğunu öğrenmek beklenmedik bir sonuçtu.
As a result: bir sonucu belirtmek
As a result, dinleyiciye veya okuyucuya sonraki düşüncenin önceki düşünceden kaynaklandığını bildiren bir geçiş ifadesidir. Bilgileri yalnızca bir olayın ardından başka bir olay gelecek şekilde değil, nedenin ardından sonuç gelecek şekilde düzenler. Cümlenin başında genellikle ardından virgül gelir: As a result, + sonuç cümleciği. Bu altyazıda ifade, izleyiciyi az önce anlatılan olayların sonucunu duymaya hazırlar.
Alıştırma
Neden-sonuç ilişkisini en açık biçimde belirten geçiş ifadesini seçin: The team tested the bridge carefully. Sonraki cümle olan "They found a weak support beam" hangi ifadeyle başlamalıdır?
- As a result
- For example
- Then
Cevabı göster
As a result
claims some treasure: claim fiilinin kazanmak veya elde etmek anlamı
claims some treasure ifadesinde claims, kahramanın hazineyi ödül olarak kazanması, elde etmesi veya sahiplenmesi anlamına gelir. Kahramanın hazinenin var olduğunu söylediği ya da hazinenin kendisine ait olduğunu iddia ettiği anlamına gelmez. claim fiilinin bu kullanımı ödüller, unvanlar ve zafer ya da hak yoluyla elde edilen şeylerle yaygındır. Bir hikâyede treasure gerçek bir nesne veya simgesel bir ödül olabilir; claims her iki durumda da kahramanın onu elde ettiğini anlatır.
Alıştırma
“the hero claims some treasure,” cümlesinde claims ne anlama gelir?
- bir hazineyi başkalarından saklar
- bir hazinenin var olduğunu söyler
- bir hazineyi kazanır veya ele geçirir
Cevabı göster
bir hazineyi kazanır veya ele geçirir
or do they chase him as he flees from the special world? Kelime
2:14yoksa kahraman özel dünyadan kaçarken onu kovalarlar mı?
bow down before the hero: kahramanın huzurunda boyun eğmek
Bow down before the hero, kahramana boyun eğmek veya onun gücünü ve zaferini kabul etmek anlamına gelir. Gerçekten eğilmeyi ya da diz çökmeyi içerebilir; ancak buradaki temel düşünce yalnızca başı eğmek değil, teslimiyet ve itaattir. Before burada kahramandan daha önce anlamına değil, kahramanın önünde veya huzurunda anlamına gelir.
Alıştırma
“The defeated warriors bowed down before the queen,” cümlesinde savaşçılar ne yaptı?
- Kraliçeden daha önce geldiler.
- Bir şey almak için kısa süreliğine eğildiler.
- Kraliçeye boyun eğdiler ve onun gücünü kabul ettiler.
Cevabı göster
Kraliçeye boyun eğdiler ve onun gücünü kabul ettiler.
flee from: bir tehditten kaçmak
Flee from, bir tehdit ya da acil baskı nedeniyle bir yerden, kişiden veya tehlikeden kaçmak demektir. Bu soruda flees, özel dünyadan ayrılmanın sıradan bir hareket değil, bir kaçış olduğunu gösterir. Flees, flee fiilinin geniş zamanda üçüncü tekil kişi biçimidir. Kalıp flee from + yer, kişi veya tehlike şeklindedir.
Alıştırma
Hangi cümlede flee from, tehlikeden kaçışı göstermek için en doğal biçimde kullanılmıştır?
- The families fled from the quiet museum when it closed.
- The families fled from the advancing wildfire.
- The families fled from their regular grocery trip.
Cevabı göster
The families fled from the advancing wildfire.
After all that adventure: sonraki aşamadan önce öncekileri özetlemek
After all that adventure, “bütün o macera olaylarından sonra” anlamına gelir. Burada after bir zaman öbeği başlatır; all that adventure ise önceki sınavları ve krizleri tek bir deneyim olarak özetler. Cümlenin başında kullanıldığında önceki olay dizisini kapatır ve ardından olacaklara geçiş yapar. after all ifadesini otomatik olarak “sonuçta” diye yorumlamayın; all that adventure, after sözcüğünün tümleyenidir.
Alıştırma
Altyazıda After all that adventure ne işe yarıyor?
- Önceki maceraları özetler ve sonrasında ne olduğunu gösterir.
- Maceranın başlamak üzere olduğunu duyurur.
- “Macera önemli olduğu için” anlamında bir neden verir.
Cevabı göster
Önceki maceraları özetler ve sonrasında ne olduğunu gösterir.
outgrown his old life: gelişerek eski yaşam biçimini aşmak
Burada outgrown his old life, onun çok gelişip değiştiğini ve eski yaşam biçiminin artık şimdiki kişiliğine uymadığını anlatır. old life soyut bir nesnedir; herhangi bir şey gerçekten fazla küçük hâle gelmemiştir. Outgrow, bir şeyi gelişerek aşmak ve o şeyin artık ihtiyaçlarına, kimliğine veya yaşam evrene uymaması demektir. has outgrown, present perfect yapısındadır; yani daha önceki değişimin şimdi önemli olan bir sonucu vardır.
Alıştırma
Burada outgrown his old life ne anlama geliyor?
- Eski evi fiziksel olarak onun için fazla küçük hâle geldi.
- Eski yaşam biçimi, dönüştüğü kişiye artık uymuyor.
- Geçmişiyle ilgili her şeyi unuttu.
Cevabı göster
Eski yaşam biçimi, dönüştüğü kişiye artık uymuyor.
tangled plotlines get straightened out: karmaşık olay örgüleri açıklığa kavuşur
tangled plotlines ifadesi, hikâyenin bölümlerini birbirine düğümlenmiş ipler gibi gösterir: karmaşıktırlar ve takip edilmeleri zordur. Get straightened out aynı görüntüyü sürdürür ve hikâyedeki soruların, çatışmaların ve bağlantıların açıklığa kavuşması veya çözülmesi anlamına gelir. get + geçmiş zaman ortacı yapısı bir durum değişikliğine odaklanır. Burada get straightened out, olay örgülerine ne olduğunu anlatır; birinin gerçek ipleri fiziksel olarak düzeltmesini anlatmaz.
Alıştırma
Dersin ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: After we checked every booking, the schedule finally got ____.
Cevabı göster
straightened out
status quo, but upgraded to a new level: gelişerek geri dönüş
Burada but, status quo ifadesini nasıl anlamamız gerektiğini değiştirir. Tanıdık durum geri gelir, ancak bu tam bir başa dönüş değildir; upgraded to a new level, geri gelen durumun artık daha iyi, daha güçlü veya daha gelişmiş olduğunu belirtir. Bu, “değişmiş olarak geri dönüş” türünde bir sondur. İfade önce neyin tanıdık kaldığını söyler, ardından but ile önemli yeni bilgiyi ekler.
Alıştırma
status quo ifadesinden sonra gelen but upgraded to a new level ne ekliyor?
- Tanıdık durum tamamen ortadan kaybolur.
- Tanıdık durum hiçbir değişiklik olmadan geri gelir.
- Tanıdık durum gelişmiş olarak geri gelir.
Cevabı göster
Tanıdık durum gelişmiş olarak geri gelir.
Nothing is quite the same once you're a hero. Dilbilgisi
2:42Bir kez kahraman olduğunuzda hiçbir şey eskisi gibi olmaz.
once you're a hero: “bu olduğunda” anlamında once + yan cümle
Burada once, you're a hero yan cümlesini başlatır ve “kahraman olduktan sonra” ya da “bu durum gerçekleşir gerçekleşmez” anlamına gelir. Ana cümledeki sonucun geçerli olduğu zamanı veya koşulu belirler: artık hiçbir şey tam olarak aynı değildir. Once, “geçmişte bir zaman” anlamına da gelebilir, ancak bu yapıda o anlamda değildir. Once, once you're a hero örneğindeki gibi doğrudan bir özne ve fiili başlattığında çoğu zaman “bu olduğunda” anlamında bir bağlaçtır.
Alıştırma
“Nothing is quite the same once you're a hero” cümlesindeki once ne anlama gelir?
- Geçmişte bir zaman kahramandın
- Yalnızca bir kez kahraman olarak
- Kahraman olduktan sonra
Cevabı göster
Kahraman olduktan sonra
Many popular books and movies follow this ancient formula pretty closely, Kalıp ifadeler
2:45Birçok popüler kitap ve film bu kadim formülü oldukça yakından takip eder,
follow this ancient formula pretty closely: bir hikâye kalıbını yakından izlemek
Burada formula, matematiksel bir formül değil, tekrar kullanılabilen bir hikâye kalıbı anlamına gelir. Follow this ancient formula, birçok kitap ve filmin bu eski anlatı yapısını rehber olarak kullandığını belirtir. Closely, benzerlik ya da uyma derecesinin yüksek olduğunu gösterir; pretty ise closely sözcüğünü niteleyerek “oldukça” anlamı katar. İfade bir bütün olarak eserlerin kalıba büyük ölçüde uyduğunu, ancak onu kusursuz biçimde kopyalamadığını anlatır.
Alıştırma
Follow this ancient formula pretty closely burada ne anlama geliyor?
- Güzel görünen bir matematik formülü yazmak
- Hikâyeyi hiç değiştirmeden kelimesi kelimesine kopyalamak
- Eski hikâye kalıbını oldukça yakından kullanmak
Cevabı göster
Eski hikâye kalıbını oldukça yakından kullanmak
but let's see how well The Hunger Games fits the hero's journey template. Kalıp ifadeler
2:50ancak Açlık Oyunları'nın kahramanın yolculuğu şablonuna ne kadar uyduğuna bir bakalım.
fits the hero's journey template: kahramanın yolculuğu çerçevesine uymak
Burada fits, “eşleşir” veya “uyar” anlamına gelir; “doğru bedendedir” anlamında değildir. Açlık Oyunları, bir analiz çerçevesi olarak kahramanın yolculuğuyla karşılaştırılmaktadır. Fit, template, model veya pattern sözcüklerini doğrudan nesne olarak alabilir: something fits a template. How well eşleşme derecesini sorar; bu nedenle karşılaştırmanın sonucu yalnızca evet ya da hayır değil, kısmi bir uyum da olabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede fit, altyazıdakiyle aynı soyut anlamda kullanılmıştır?
- These shoes fit me well.
- The new example fits the pattern we learned.
- The suitcase fits under the seat.
Cevabı göster
The new example fits the pattern we learned.
When does Katniss Everdeen hear her call to adventure that gets the story moving? Anlatım akışı
2:53Katniss Everdeen hikayeyi harekete geçiren maceraya çağrıyı ne zaman duyuyor?
gets the story moving: olay örgüsünün gelişmeye başlamasını sağlamak
Bu soruda gets the story moving, “hikâyenin ana olaylarının başlamasını ve gelişmesini sağlamak” demektir. Kurulum bölümünü etkin olay örgüsüne dönüştüren olayı belirtir. get + nesne + -ing yapısı, “nesnenin bir eyleme başlamasını veya eylemi sürdürmesini sağlamak” anlamına gelir. Burada moving, hikâyenin ilerlemesini anlatır; duygusal açıdan etkileyici olmasını değil.
Alıştırma
Özgün soruda gets the story moving ne anlama gelir?
- hikâyeyi duygusal açıdan etkileyici yapar
- hikâyeyi fiziksel olarak başka bir yere taşır
- olay örgüsünün gelişmeye başlamasını sağlar
Cevabı göster
olay örgüsünün gelişmeye başlamasını sağlar
When her sister's name is called from the lottery. Kültür
2:57Kurası çekildiğinde kız kardeşinin adı okunduğu zaman.
Açlık Oyunları’ndaki the lottery: zorunlu kura
Burada the lottery, Açlık Oyunları’ndaki zorunlu kura çekimini ifade eder. Tehlikeli bir yarışmaya kimin katılmak zorunda olduğunu belirlemek için isimler seçilir; yani bu, para kazanma fırsatı değildir. Kız kardeşinin adı okunduğunda, kız kardeşi seçilmiş olur. Bu da Katniss’in onun yerine geçmesine yol açar.
Alıştırma
Açlık Oyunları bağlamında the lottery neyi ifade eder?
- kazananın para aldığı bir oyun
- tehlikeli bir yarışma için yapılan zorunlu rastgele seçim
- hangi etkinliğe katılacağını özgürce seçme hakkı
Cevabı göster
tehlikeli bir yarışma için yapılan zorunlu rastgele seçim
get on a train to + varış yeri: bir yere giden trene binmek
get on a train to + varış yeri kalıbı, o yere giden bir trene binmek demektir. Örnekte gets, she ile kullanılan biçimdir; to the capital ise trenin nereye gittiğini belirtir. Aynı kalıp diğer toplu taşıma araçlarıyla da kullanılabilir: get on + bus/train/plane + to + yer. Get on araca binme eylemini anlatır; yalnızca araca doğru gitmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Başkente giden bir trene binmeyi doğal biçimde anlatan cümle hangisidir?
- She gets on a car to the capital.
- She gets in a train to the capital.
- She gets on a train to the capital.
Cevabı göster
She gets on a train to the capital.
you get the idea: ana fikri anlamak
Burada you get the idea, ana fikri veya genel örüntüyü anladığınız anlamına gelir. Get burada almak değil, anlamak demektir; the idea ise önceki anlatımın gösterdiği temel örüntüyü belirtir. Konuşmacı bu ifadeyi bir dizi örneği bitirmek için kullanır: dinleyici artık yeterli bilgiye sahiptir, bu yüzden her durum tek tek sayılmadan açıklamaya devam edilebilir.
Alıştırma
Okay, so you get the idea cümlesindeki you get the idea ile konuşmacı ne demek istiyor?
- Ana fikri anlıyorsunuz.
- Her ayrıntıyı açıklamanız gerekiyor.
- Yeni bir öneri aldınız.
Cevabı göster
Ana fikri anlıyorsunuz.
The hero's journey myth exists in all human cultures
3:21Kahramanın yolculuğu miti tüm insan kültürlerinde mevcuttur
keeps getting updated: tekrarlanan edilgen değişim
Keep + -ing biçimi, bir eylemin veya değişimin sürdüğünü ya da tekrar tekrar gerçekleştiğini gösterir. Burada keeps, edilgen getting updated ifadesinin tamamını kapsar. Getting updated, get ile kurulan edilgen bir yapıdır: özne başka bir şeyi güncellemez, güncellemeleri alan taraftır. Bu cümlede kahramanın yolculuğu kalıbının zaman içinde yeniden gözden geçirilmeye ve farklı biçimlerde anlatılmaya devam ettiği belirtilir.
Alıştırma
Hangi cümle rehberin tekrar tekrar değiştirildiğini söyler?
- The guide keeps getting updated.
- The guide updated the website once.
- The guide keeps updating the website.
Cevabı göster
The guide keeps getting updated.
through symbolic stories of our own lives.
3:29kendi hayatlarımızın sembolik hikayeleri aracılığıyla düşünürüz.
reflect on ... through ...: düşüncenin konusu ve aracı
Reflect on, bir şeyi anlamak için onun üzerine dikkatle düşünmek demektir; burada ışığın fiziksel olarak yansımasını anlatmaz. Our world düşüncenin konusudur. Through symbolic stories, bu düşünme sırasında kullanılan aracı veya bakış açısını belirtir. Başka durumlarda da kullanılabilen reflect on A through B kalıbı, “B'yi araç veya bakış açısı olarak kullanıp A üzerine düşünmek” demektir.
Alıştırma
"Visitors reflect on history through photographs," cümlesinde through photographs nasıl bir görev üstlenir?
- Ziyaretçilerin fotoğrafların içinden yürüdüğü anlamına gelir.
- Tarihin fotoğrafları fiziksel olarak yansıttığını söyler.
- Tarih üzerine düşünmek için kullanılan aracı belirtir.
Cevabı göster
Tarih üzerine düşünmek için kullanılan aracı belirtir.
leave your comfort zone: alışıldık güvenli alanın dışına çıkmak
leave your comfort zone ifadesinde comfort zone, güvenli ve başa çıkması kolay gelen tanıdık durumlar ile alışkanlıkların yerine kullanılan bir benzetmedir. Bu alandan çıkmak, daha az tanıdık, belirsiz veya zorlayıcı bir şeyi denemek demektir; gerçek bir fiziksel alandan söz edilmez. Bu cümlede ifade, sıradan kişisel gelişimi bir maceranın başlangıcı gibi sunar. Başka durumlara aktarılabilecek temel fikir, öğrenmek veya gelişmek için tanıdık rutinlerin ötesine geçmektir.
Alıştırma
Cümleyi bu derste geçen ve “tanıdık, güvenli alışkanlıkların ötesine geçmek” anlamına gelen dört sözcüklü ifadeyle tamamla: Trying improv can help you ____.
Cevabı göster
leave your comfort zone
You don't literally slay dragons or fight Voldemort, Kelime
3:40Gerçek anlamda ejderhaları öldürmez ya da Voldemort ile savaşmazsınız,
don't literally slay dragons: gerçek anlamdaki yorumu reddetmek
don't literally slay dragons ifadesinde literally, “tam ve mecazi olmayan anlamda” demektir. don't ... slay olumsuz yapısının içinde yer aldığı için cümle, gerçek bir ejderha öldürme olayının yaşanmadığını söyler. Bu sözcük, hikâyelerdeki eylemler ile ardından gelen benzetme arasındaki sınırı gösterir: günlük zorluklar kahramanca savaşlara benzeyebilir, ancak gerçekte o savaşlar değildir.
Alıştırma
Cümlede literally ne işe yarıyor?
- Gerçekten ejderha öldürüldüğü düşüncesini reddeder.
- Ejderhaların daha korkutucu görünmesini sağlar.
- Ejderha öldürmenin çok sık gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Gerçekten ejderha öldürüldüğü düşüncesini reddeder.
but you face problems just as scary. Dilbilgisi
3:43ama en az onun kadar korkutucu sorunlarla yüzleşirsiniz.
just as scary: aynı derece
Just as scary, “aynı derecede korkutucu” anlamına gelir. as ... as karşılaştırma kalıbını kullanır; just, derecenin aynı olduğu fikrini güçlendirir ve burada “az önce” anlamına gelmez. Burada ikinci as ve karşılaştırılan unsur önceki cümleden anlaşılır. Tam düşünce just as scary as the dangers in stories şeklindedir. Karşılaştırma zaten açıksa İngilizcede bu son bölüm söylenmeyebilir.
Alıştırma
Mia, ikinci filmin onu ilkiyle aynı derecede korkuttuğunu söylüyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?
- The second movie was just scary, not funny.
- The second movie was just as scary as the first.
- The second movie was scarier than the first.
Cevabı göster
The second movie was just as scary as the first.
In the cave ... lies the treasure: yer bildiren devrik yapı
Cümle, In the cave you fear to enter yer ifadesini başa alır ve ardından lies fiilini the treasure you seek öznesinin önüne yerleştirir. Buna yer bildiren devrik yapı denir. Normal sıra şöyledir: The treasure you seek lies in the cave you fear to enter. Yerle başlamak önce ortamı kurup hazineyi daha sonra ortaya çıkarır; bu da cümleye edebî ve atasözüne benzer bir etki verir. Lies, lie fiilinin üçüncü tekil kişi biçimidir ve burada “bulunmak” veya “var olmak” anlamına gelir; “yalan söylemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, anlamı değiştirmeden asıl sözü normal özne-fiil sırasına getirir?
- The treasure you seek lies in the cave you fear to enter.
- You seek the treasure because it lies outside the cave.
- The cave you fear to enter lies beside the treasure you seek.
Cevabı göster
The treasure you seek lies in the cave you fear to enter.
cave you fear to enter ... treasure you seek metaforu
Mağara ve hazine bir metafor oluşturur. Mağara, yüzleşmeye direndiğiniz bir korkuyu, zor bir gerçeği ya da mücadeleyi; hazine ise elde etmeyi umduğunuz gelişimi, yanıtı ya da fırsatı temsil eder. Alıntı, en çok istediğiniz şeye ulaşmak için en çok korktuğunuz şeye doğru ilerlemeniz gerekebileceğini anlatır. Bunu gerçek bir mağaraya girme talimatı olarak değil, korkuyla yüzleşme öğüdü olarak okuyun.
Alıştırma
Bu alıntıda mağara ve hazine neyi simgeliyor?
- Korkutucu bir mücadele ile onunla yüzleşerek kazanılan gelişim veya yanıt
- Bir macera öyküsündeki birbiriyle ilgisiz iki yer
- Gerçek bir mağara ile içinde saklanan değerli eşyalar
Cevabı göster
Korkutucu bir mücadele ile onunla yüzleşerek kazanılan gelişim veya yanıt
Okul oyunu için Auditions ve beyzbol tryouts
Auditions for the school play, oyuncuların seçildiği bir süreci ifade eder: katılımcılar bir rol kazanmak için replik okuyabilir, şarkı söyleyebilir veya oyunculuk yapabilir. Baseball tryouts ise oyuncuların takımda yer kazanmak için atletik becerilerini gösterdiği bir seçme oturumunu ifade eder. Kuzey Amerika'daki okul ortamlarında bunların ikisi de bilinen, düzenli etkinliklerdir; yalnızca gelişigüzel denemeler değildir. Etkinliğe göre isim değişir: performans için audition, spor takımı için tryout kullanılır.
Alıştırma
Bir futbol takımı için oyuncu seçme oturumunu doğal biçimde ifade eden seçenek hangisidir?
- rehearsals for a soccer team
- tryouts for a soccer team
- auditions for a soccer team
Cevabı göster
tryouts for a soccer team
Watch for this formula: bir kalıba karşı dikkatli olmak
Watch for + isim, bir şey ortaya çıktığında onu fark edebilmek için dikkatli olmak demektir. Burada this formula, daha önce açıklanan “kahramanın yolculuğu” kalıbını anlatır; konuşmacı, okurken bu kalıbı tanımanızı istiyor. Watch this formula, onu doğrudan izlemek anlamına gelirdi; watch for this formula ise bunu ifade etmez. for edatı, bir işaretin, kalıbın veya değişikliğin ortaya çıkmasını bekleme, kontrol etme ya da ona karşı dikkatli olma anlamı katar.
Alıştırma
“Ortaya çıkarsa fark etmek için dikkatli ol” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle öneriyi tamamlayın: ____ the same pattern in the next chapter.
Cevabı göster
Watch for
come across: tesadüfen karşılaşmak veya bulmak
Come across + kişi veya nesne, önceden aramayı planlamadan biriyle ya da bir şeyle tesadüfen karşılaşmak, onu görmek veya bulmak demektir. Burada tesadüfen karşılaştığınız TV programlarını anlatır. TV shows you come across ifadesinde you come across, TV shows'u açıklar. Yapıyı, that sözcüğü atılmış olan TV shows (that) you come across biçiminde anlayabilirsiniz.
Alıştırma
Cümleyi hedef öbek fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: While browsing the library shelves, I ____ a book about space.
Cevabı göster
came across
but also be sensitive to it in your own life. Kalıp ifadeler
4:06ama kendi yaşamınızda da ona karşı duyarlı olun.
be sensitive to it: bir kalıbı fark etmek
be sensitive to it ifadesindeki sensitive, duygusal olarak kırılgan olmak değil, bir şeyi fark edip ona karşılık verebilmek anlamına gelir. It, kahramanın yolculuğu kalıbını ifade eder; yani konuşmacı dinleyicilerden bu kalıbı kendi hayatlarında da fark etmelerini ister. be sensitive to + isim veya zamir yapısı; kalıplar, riskler, farklılıklar, ihtiyaçlar ya da küçük değişiklikler konusunda dikkatli bir farkındalığı anlatabilir. Başka bağlamlarda bir şeyden kolayca etkilenmek anlamına da gelebilir, ancak burada kastedilen anlam farkındalıktır.
Alıştırma
Hangi cümlede sensitive to, ince değişiklikleri fark edebilmek anlamında doğru kullanılmıştır?
- She is sensitive about her age.
- She is sensitive to changes in the room's mood.
- She is sensible about changes in the room's mood.
Cevabı göster
She is sensitive to changes in the room's mood.
Listen for your call to adventure: hikâye fikrinden yaşam öğüdüne
Listen for your call to adventure, kahramanın yolculuğundan bir terimi alıp doğrudan bir öğüde dönüştürür. Your sözcüğü dikkati hikâye karakterlerinden dinleyiciye kaydırır; Listen for emri ise dinleyicilerden kendi hayatlarında belirebilecek bir fırsatı veya zorluğu fark etmeye hazır olmalarını ister. Listen for, zaten mevcut bir şeyi dinlemek değil, ortaya çıkabilecek bir şeye karşı uyanık olmak demektir. Burada call to adventure mecazidir: yeni bir yöne davet eden olay veya fırsatı anlatır. Bu tematik geri dönüş, sonucu bir hikâye kalıbını açıklamaktan o kalıbı kişisel olarak uygulamaya taşır.
Alıştırma
Konuşmanın sonunda Listen for your call to adventure ifadesinin temel görevi nedir?
- Dinleyiciden videodaki bir sesi belirlemesini ister.
- Hikâye kavramını dinleyicinin kendi hayatına yönelik bir öğüde dönüştürür.
- Seyahat hakkında konuyla ilgisiz bir açıklama başlatır.
Cevabı göster
Hikâye kavramını dinleyicinin kendi hayatına yönelik bir öğüde dönüştürür.
accept the challenge: meydan okumayı kabul etmek
Accept the challenge, zor bir görevle, sınavla veya hedefle karşılaşmayı reddetmek ya da ondan kaçmak yerine onu üstlenmeyi kabul etmek demektir. Burada challenge, çaba gerektiren bir şeyi anlatan isimdir; sorgulamak veya itiraz etmek anlamındaki challenge fiili değildir. accept + isim yapısı, sunulan ya da önerilen bir şeyi kabul etmeyi gösterir: accept a challenge, an invitation veya an offer. Challenge ile kullanıldığında denemeye istekli olunduğunu belirtir.
Alıştırma
accept + challenge birlikteliğini tamamlayın: We decided to ____ the challenge.
Cevabı göster
accept
conquer your fear: korkunu yenmek
Conquer your fear, korkunun sizi harekete geçmekten alıkoymaması için onu kontrol altına almak veya yenmek demektir. Conquer kelimesi gerçek anlamıyla bir düşmanı yenmeyi ya da bir yerin kontrolünü ele geçirmeyi anlatabilir; fear ile kullanıldığında içsel mücadeleyi bir savaşa benzetir. Bu ifade, korkuyu aşmayı zor kazanılmış bir zafer gibi gösterir. Bu nedenle yalnızca stop being afraid demekten daha güçlü ve motive edici gelir.
Alıştırma
Cümleyi conquer + fear ile tamamlayın; your yerine his kullanın ve geçmiş zamana çevirin: After months of practice, he finally ____ of flying.
Cevabı göster
conquered his fear
claim the treasure you seek: aradığın hazineyi elde etmek
Bu cümlede claim, “bir şeyi elde etmek veya sahiplenmek” anlamındadır; “bir şeyin doğru olduğunu iddia etmek” anlamına gelmez. The treasure you seek, “aradığın hazine” demektir; the treasure that you seek yapısındaki that sözcüğü çıkarılmıştır. Buradaki treasure bir benzetmedir. Zorluklarla yüzleştikten sonra elde edilen gelişim, bilgelik veya ulaşılmış bir hedef gibi değerli sonuçları temsil eder. Hazineyi bulma görüntüsü, harekete geçip bu sonucu elde etme öğüdüne dönüşür.
Alıştırma
“Face the challenge and claim the treasure you seek,” cümlesinin en olası anlamı nedir?
- Gerçek bir hazinenin var olduğunu iddia etmek
- Sonucu diğer insanlardan saklamak
- Uğruna çalıştığın değerli sonucu elde etmek
Cevabı göster
Uğruna çalıştığın değerli sonucu elde etmek
do it all over again: her şeyi baştan yeniden yapmak
Do it all over again, “eylemin veya sürecin tamamını baştan tekrarlamak” anlamına gelir. All over again tek bir ifade olarak çalışır; buradaki over “her yerde” anlamına gelmez. Bu cümlede it, daha önce anlatılan sürecin tamamına gönderme yapar. Bu ifade yolculuğu bir döngü olarak sunar: bir tur tamamlandıktan sonra kişi tüm sürece yeniden başlayabilir.
Alıştırma
Hangi cümle tüm projenin baştan bir kez yeniden yapıldığını en açık biçimde anlatır?
- We had to do the project again.
- We had to do the project over and over again.
- We had to do the whole project all over again.
Cevabı göster
We had to do the whole project all over again.