ÇİFT GÖZ BEBEĞİ ve çok daha fazlası! IMG #45: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
550 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu hızlı seçki görsel şakaları, hayvanları ve sıra dışı ürünleri sözcük tarihi, yanılsamalar ve sunucunun ilk atışıyla buluşturuyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. tent was pitched — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: pitch a tent edilgenini tanıyıp çadır kurmayı anlatın; pitch sözcüğünü fırlatmak veya ses perdesiyle karıştırmayın. 2. geek chic — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: geek ifadesinin hakaret veya teknoloji meraklısından olumlu, şık bir etikete dönüşen kullanım düzeylerini ayırın. 3. told a different story. — Deyimler ve mecazlı ifadeler: ipuçlarının ilk izlenimle çelişip başka bir yorum gösterdiğini anlatın; bunu gerçek öykü anlamında kullanmayın.

Bu derste

A Big Mac, hat and a cat bunny salad.

0:00

Bir Big Mac, bir şapka ve bir kedi-tavşan salatası.

It's episode 45 of IMG.

0:04

Bu, IMG'nin 45. bölümü.

This tent was pitched high up above the clouds. Kalıp ifadeler

0:09

Bu çadır bulutların çok yukarısına kurulmuş.

Kalıp ifadeler

tent was pitched: pitch a tent ifadesinin edilgen biçimi

Bu cümlede tent was pitched, birinin çadırı kurduğu anlamına gelir. Pitch, kampta kullanılan pitch a tent kalıbının parçasıdır; burada “fırlatmak” anlamına gelmez ve müzikteki ses yüksekliğini de ifade etmez. Etken kalıp someone pitched the tent şeklindedir. Edilgen kalıp the tent was pitched şeklindedir; bu kalıp, çadırı kuran kişiden çok çadıra ve kurulduğu yere odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi pitch fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: By noon, the tent ____ on flat ground.

Cevabı göster

was pitched

The snow and clouds make it look like a sky tent. Dilbilgisi

0:12

Kar ve bulutlar onu gökyüzünde bir çadırmış gibi gösteriyor.

Dilbilgisi

make it look like: make + nesne + fiilin yalın hâli

Make it look like, “onu bir şeye benzer göstermek” anlamına gelir. Bu cümlede görsel etkiyi kar ve bulutlar oluşturur; it ise çadırı ifade eder. Make ettirgen görevindedir, it onun nesnesidir, look fiilin yalın biçimidir ve like çadırın benzediği şeyi tanıtır. make + nesne yapısından sonra to olmadan fiilin yalın biçimini kullanın: make it look doğrudur, make it to look değildir. Bu yapıyı bir rengin, şeklin, ışığın veya tasarımın bir şeyin görünüşünü nasıl değiştirdiğini anlatmak için kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi make ve look like ifadelerinin doğru biçimleriyle tamamlayın: The painted windows ____ the box ____ a little house.

Cevabı göster

make · look like

But can you find what's hiding in these leaves?

0:16

Peki bu yaprakların arasında neyin saklandığını bulabilir misiniz?

Make your Snuggie super by looking like Spider-Man,

0:19

Snuggie'nizi Spider-Man,

Batman or Wonder Woman.

0:22

Batman veya Wonder Woman'a benzeterek süper hâle getirin.

These double pupils are photoshopped,

0:25

Bu çift göz bebeği görüntüleri Photoshop'la yapılmış,

But have you ever noticed that Sonic has it too? Dilbilgisi

0:27

ama Sonic'te de aynısının olduğunu hiç fark ettiniz mi?

Dilbilgisi

Have you ever noticed that ...?: hiç … olduğunu fark ettin mi?

Have you ever noticed that ...? bir present perfect soru yapısı kullanır: Have + özne + ever + fiilin üçüncü hâli + that yan cümlesi. Dinleyicinin bir gerçeği şimdiye kadar herhangi bir zamanda fark edip etmediğini sorar. Bu cümlede soru, ilginç bir gözlemi tanıtır ve dinleyiciyi de ona bakmaya davet eder. Ever, herhangi bir zamanda ya da hiç anlamındadır; sık sık anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir kişiye yöneltilen bu present perfect soruyu, şimdiye kadar herhangi bir zamanda anlamındaki beş sözcüklük yapıyla tamamlayın: ____ the moon looks bigger near the horizon?

Cevabı göster

Have you ever noticed that

His eyes are conjoined. Kelime

0:30

Onun gözleri birbirine bitişik.

Kelime

Conjoined: bir çift olarak birbirine bağlı

Conjoined, fiziksel olarak birbirine bağlı anlamına gelen bir sıfattır. Burada iki göz şeklinin birbirine değerek açıkça ayrı iki şekil yerine tek ve kesintisiz bir beyaz alan oluşturduğunu anlatır. Joined gibi genel bir sözcükten daha kesindir çünkü çoğunlukla birbirine karşılık gelen veya bir çift oluşturan iki bağlı parçayı tanımlar.

Alıştırma

Hangi cümle, normalde ayrı olan iki göz şeklinin fiziksel olarak birleşip tek ve kesintisiz bir şekil oluşturduğunu anlatır?

  1. The creature's eye shapes are conjoined.
  2. The creature's eye shapes are similar.
  3. The creature's eye shapes are separate.
Cevabı göster

The creature's eye shapes are conjoined.

They're like one big giant white ball in his head with two pupils.

0:32

Sanki kafasında iki göz bebeği olan, devasa tek bir beyaz küre var.

Perfectlytimedphotos.com has some neato shots. Kelime

0:36

Perfectlytimedphotos.com'da çok hoş kareler var.

Kelime

Neato shots: fotoğraflar için şakacı ve gündelik bir övgü

neato shots ifadesinde neato, “havalı” veya “etkileyici” anlamına gelir; ancak şakacı ve biraz nostaljik bir havası vardır. Bu sözcük, övgünün tarafsız ya da resmî değil, özellikle neşeli duyulmasını sağlar. Burada shots, fotoğraflar veya kamerayla çekilen tek tek görüntüler anlamındadır. Bir fotoğraf sitesinden söz edilmesi bu anlamı seçmemizi sağlar; dolayısıyla ifade, silah atışları veya içecekler değil, “havalı fotoğraflar” demektir.

Alıştırma

“some neato shots” ifadesi burada ne anlama geliyor?

  1. birkaç sıra dışı içecek
  2. birkaç isabetli atış
  3. birkaç havalı fotoğraf
Cevabı göster

birkaç havalı fotoğraf

Lightning on water,

0:39

Suyun üzerindeki yıldırım,

head touching water,

0:41

suya değen kafa,

cat not yet touching water and a ping pong ball.

0:43

henüz suya değmemiş kedi ve bir pinpon topu.

You're never too old to play. Dilbilgisi

0:47

Oyun oynamak için asla fazla yaşlı sayılmazsınız.

Dilbilgisi

Never too old to + fiil

never too old to play, yaşın bir kişinin oynayamamasının nedeni olarak görülmemesi gerektiği anlamına gelir. İfade bir bütün olarak yorumlanır; “hiçbir zaman çok yaşlı değil” şeklinde sözcük sözcük anlaşılmaz. Yeniden kullanılabilen never too + adjective + to + verb kalıbı, bir koşulun eylemi imkânsız veya uygunsuz hâle getirecek dereceye hiçbir zaman ulaşmadığını anlatır. old ile kullanıldığında genellikle sıcak bir teşvik olur: bunu her yaşta hâlâ yapabilirsin.

Alıştırma

Teşvik cümlesini tamamlayın. Konuşan kişi yaşın bu etkinliği hiçbir zaman engellememesi gerektiğini anlatıyor: You're ____ to learn a new dance.

Cevabı göster

never too old

And now some unfortunately placed price tags.

0:49

Şimdi de talihsiz yerlere yapıştırılmış birkaç fiyat etiketi.

Enjoy.

0:52

Keyfini çıkarın.

Tyree Callahan invented this color typewriter.

1:08

Tyree Callahan bu renkli daktiloyu icat etti.

The keys use pastels to generate art.

1:10

Tuşlar, sanat eserleri üretmek için pastel boyalar kullanıyor.

And this poor seal was abandoned by all the other seals

1:13

Bu zavallı fok ise diğer tüm foklar tarafından terk edilmiş,

because he was born a ginger. Kelime

1:16

çünkü kızıl tüylü doğmuş.

Kelime

born a ginger: kızıl saç için gayriresmî bir etiket

Bu cümlede born a ginger, “kızılımsı turuncu tüylerle doğmak” anlamına gelir. Ginger burada isim olarak kullanılmıştır ve genellikle kızıl saçlı bir kişi için kullanılan gayriresmî bir etikettir; bu kelimenin bir fok için kullanılması eğlenceli bir kişileştirmedir. be born + isim öbeği kalıbı, bir özellik veya kimliğin doğuştan var olduğunu anlatır. Buradaki a ginger, “bir parça zencefil” demek değildir.

Alıştırma

Kişinin hangi ifadeyi tercih ettiğini bilmiyorsunuz. Onu en tarafsız biçimde betimleyen cümle hangisidir?

  1. She is a ginger.
  2. She has red hair.
  3. Hey, ginger!
Cevabı göster

She has red hair.

Wetsuits are fun and so are baby dolphins. Dilbilgisi

1:19

Dalış giysileri eğlencelidir, yavru yunuslar da öyle.

Dilbilgisi

so are: aynı özelliği paylaşan bir özne eklemek

Burada so are baby dolphins, yavru yunusların da eğlenceli olduğu anlamına gelir. So önceki fun tanımına gönderme yapar, are ise Wetsuits are fun ifadesindeki be fiilini tekrarlar. Olumlu bir özelliği paylaşan yeni bir özne eklemek için so + uygun be biçimi + yeni özne kullanılır. Fiil özneden önce gelir: so are baby dolphins doğrudur; so baby dolphins are değildir. Yeni özne tekilse is, çoğulsa are kullanın.

Alıştırma

Olumlu ortaklığı belirten cümleyi tamamlayın: “The teachers are excited about the show, and ____ the students.”

Cevabı göster

so are

But let's get cuter.

1:22

Ama daha da sevimli şeylere geçelim.

This dog is getting a bear hug. Deyimler

1:23

Bu köpeğe bir ayı sarılıyor.

Deyimler

bear hug: çok sıkı bir kucaklama

Bu cümlede bear hug, sarılan kişinin bir ayı kadar güçlü olduğu izlenimini veren çok sıkı ve kuvvetli bir kucaklama anlamına gelir. Bu mecazi bir ifadedir; gerçekten bir ayının bulunması gerekmez. Bu ifade hug sözcüğüne canlı bir yoğunluk katar. Her türlü kucaklamanın başka bir adı olarak değil, kucaklamanın sıkılığı veya coşkusu önemli olduğunda kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi, çok sıkı ve güçlü bir kucaklama anlamına gelen, hayvana dayalı iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: He wrapped both arms around his brother and squeezed him tightly in a ____.

Cevabı göster

bear hug

Not enough? Ton ve niyet

1:27

Yetmedi mi?

Ton ve niyet

Not enough?: şakacı bir yoğunlaştırma işareti

Bu bağlamda Not enough? eksiltili bir sorudur; daha tam hâli Is that not enough for you? olur. Konuşan kişi kesin bir miktar sormaz. Bunun yerine önceki örneğin izleyiciyi hâlâ tatmin etmemiş olabileceğini şakacı bir biçimde ima eder. Ardından daha uç bir şey geldiği için bu kısa soru merak uyandırır ve yoğunluğun artacağını bildirir: eğer bu yeterli değilse daha fazlası geliyor.

Alıştırma

Bir sunucu şaşırtıcı bir örnek gösterdikten sonra Not enough? diyor ve hemen daha uç bir örnek sunuyor. Bu soru ne yapıyor?

  1. İlk örneğin izleyiciyi tatmin etmemiş olabileceğini şakacı biçimde ima eder ve daha fazlası için merak uyandırır.
  2. İlk örneğin yeterli kabul edilmesi ve bölümün bitmesi gerektiğinde ısrar eder.
  3. İzleyiciden tam olarak kaç örneğe ihtiyaç duyduğunu söylemesini ister.
Cevabı göster

İlk örneğin izleyiciyi tatmin etmemiş olabileceğini şakacı biçimde ima eder ve daha fazlası için merak uyandırır.

How about a chimpanzee feeding a tiger cub Ton ve niyet

1:28

Bir kaplan yavrusunu besleyen şempanzeye

or tigers licking.

1:31

ya da bir şeyler yalayan kaplanlara ne dersiniz?

Ton ve niyet

Başka bir seçenek önermek için How about

Burada How about, dinleyenin değerlendirmesi için başka bir olası örnek sunar. Yaklaşık olarak “Bu seçeneğe ne dersin?” anlamına gelir; bir şeyin durumunu sormaz. Kalıp How about + isim öbeği veya -ing biçimidir; burada How about a chimpanzee... şeklindedir. Bu nedenle alternatif önermek, başka bir örnek eklemek veya yeni bir seçeneğe geçmek için kullanılabilir.

Alıştırma

Öneriyi How ile başlayan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ trying the blue one instead?

Cevabı göster

How about

Better yet, Anlatım akışı

1:33

Daha da iyisi,

Anlatım akışı

Daha güçlü bir seçeneği sunmak için Better yet,

Better yet, sonraki fikri az önce söylenen fikrin üstünde sıralayan bir söylem belirtecidir. “İşte daha da iyi ya da daha çekici bir seçenek” mesajını verir; bu nedenle dinleyen kişi sonraki örneğin daha güçlü olmasını bekler. Bu kalıplaşmış ifadede yet, iyileşme anlamını güçlendirir; “şimdiye kadar” veya “henüz değil” anlamına gelmez. Genellikle yeni fikrin başında yer alır ve yazıda ardından virgül gelir.

Alıştırma

Cümleyi yet ile biten iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: We can repair the old printer. ____, we can replace it with a faster one.

Cevabı göster

Better yet

this guy who no kidding actually stole a photographer's camera Deyimler

1:34

şaka değil, gerçekten bir fotoğrafçının kamerasını çalan

Deyimler

Cümle içinde vurgu yapan no kidding

Bu cümlede no kidding, “cidden” veya “bu gerçekten oldu” anlamına gelen bir ara sözdür. Hayvanın kamerayı çaldığı iddiasının hem gerçekliğini hem de şaşırtıcılığını güçlendirir; actually ise ikinci bir doğrulama katmanı ekler. Cümlenin içinde kullanılan no kidding, çevresindeki iddianın tamamı hakkında yorum yapar. Burada “şaka yapma” şeklinde olumsuz bir emir değildir ve konuşmacı başka birinin şakasına cevap vermemektedir.

Alıştırma

“The bird, no kidding, opened the backpack,” cümlesinde no kidding ne anlatır?

  1. Konuşmacı olayın gerçekten gerçekleştiğini ve şaşırtıcı olduğunu söylüyor.
  2. Konuşmacı olayın gerçekleşip gerçekleşmediğinden emin değil.
  3. Konuşmacı kuşa şaka yapmayı bırakmasını emrediyor.
Cevabı göster

Konuşmacı olayın gerçekten gerçekleştiğini ve şaşırtıcı olduğunu söylüyor.

and snapped these photos of himself. Kalıp ifadeler

1:38

ve kendi fotoğraflarını çeken bu arkadaş.

Kalıp ifadeler

Snap photos: snapped these photos kullanımı

Burada snapped, yaygın snap photos kalıbındaki snap fiilinin geçmiş zaman biçimidir ve fotoğrafları hızlıca çekmek anlamına gelir. Bu fiil eylemi hızlı, kendiliğinden ve canlı gösterir. These photos nesnesi fotoğrafçılıkla ilgili anlamı belirlediği için snapped burada “kırdı” veya “aniden öfkelendi” demek değildir. Himself, fotoğraflarda kimin göründüğünü belirtir; ancak snap photos tek başına mutlaka “özçekim yapmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi snap fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Before the fox ran away, Lena ____ a few photos.

Cevabı göster

snapped

Now all these animal images were on BuzzFeed's list,

1:41

Bu hayvan görsellerinin hepsi BuzzFeed'in listesindeydi;

a site where typing the Konami code rewards you, kind of. Notlar

1:44

bu site Konami kodunu yazdığınızda sizi bir bakıma ödüllendiriyor.

Kültür

Klasik bir video oyunu sürprizi olarak Konami code

Konami kodu, video oyunlarından gelen ünlü bir tuş sırasıdır. Burada code, yazılım oluşturmak için kullanılan kaynak kodu değil, bu belirli oyun hilesini ifade eder. Bazı internet siteleri bu sırayı bir sürpriz özellik olarak tanır ve gizli bir şaka veya efekt gösterir. Bu arka plan, kodu bir siteye yazmanın neden kullanıcıya bir ödül veriliyormuş gibi görünebildiğini açıklar.

Alıştırma

Eğlenceli ve gizli bir tepki veren internet sitesinde Konami code neyi ifade eder?

  1. İnternet sitesini oluşturmak için kullanılan bilgisayar kaynak kodu
  2. Hile veya sürpriz özellik olarak kullanılan ünlü bir video oyunu tuş sırası
  3. Kullanıcıya gerçek bir ödül veren parola
Cevabı göster

Hile veya sürpriz özellik olarak kullanılan ünlü bir video oyunu tuş sırası

Ton ve niyet

Yumuşak bir düzeltme olarak cümle sonundaki kind of

Burada kind of, rewards you iddiasından sonra gelir ve onu yumuşatır. Konuşan kişi önceki sözünü düzeltir: site eğlenceli ve gizli bir tepki verir, ancak normal veya değerli bir ödül vermez. Cümle sonundaki kind of genellikle “geniş anlamda” veya “tam olarak değil” demektir. Önceki ifadeyi daha az kesin hâle getirir.

Alıştırma

Hangi cümlede cümle sonundaki kind of “tam olarak değil” anlamında kullanılmıştır?

  1. The magic trick worked, kind of; the card fell on the floor.
  2. Kind people helped us after school.
  3. I bought a kind of puzzle with wooden pieces.
Cevabı göster

The magic trick worked, kind of; the card fell on the floor.

By the way,

1:47

Bu arada,

you can still play Pac-Man on Google by going to google.com/pacman.

1:48

google.com/pacman adresine giderek Google'da hâlâ Pac-Man oynayabilirsiniz.

And this product is not available yet, Dilbilgisi

1:52

Ve bu ürün henüz piyasada değil,

but it's genius. Kelime

1:55

ama fikir dâhiyane.

Dilbilgisi

not available yet: şimdiye kadar mevcut değil

not available yet ifadesinde yet, “şimdiye kadar” anlamına gelen bir zaman zarfıdır. Ürün şu anda elde edilemez. Yet olumsuz bir cümlecikte kullanıldığı için durumun daha sonra değişme ihtimalini genellikle açık bırakır ve çoğu zaman böyle bir değişimi ima eder. Burada yet, but ile aynı anlama gelmez; but sonraki karşıtlığı başlatır.

Alıştırma

“Şimdiye kadar değil, ama belki daha sonra” anlamındaki hedef zaman sözcüğünü kullanın: The museum's new app is not available ____.

Cevabı göster

yet

Kelime

It's genius: zekice bir fikir için gündelik değerlendirme

it's genius ifadesinde genius, “son derece zekice veya yaratıcı” anlamına gelen, yüklem konumunda kullanılan gündelik bir değerlendirmedir. It ile belirtilen fikri över; bir kişiyi dâhi olarak tanımlamaz. Kısa It's/That's + genius kalıbı bir planı, çözümü, tasarımı veya hamleyi güçlü biçimde övmek için kullanılır.

Alıştırma

Dersteki tek sözcüklük gündelik değerlendirmeyi kullanın: Maya found a way to charge all three devices with one cable. That's ____.

Cevabı göster

genius

Hamburger wrapping paper.

1:56

Hamburger temalı hediye kâğıdı.

Stack gifts to make custom burgers.

1:57

Kişiye özel hamburgerler yapmak için hediyeleri üst üste dizin.

If you have expensive tastes, Kalıp ifadeler

2:00

Pahalı zevkleriniz varsa,

try these name brand cereal concepts. Kelime

2:02

bu lüks marka kahvaltılık gevrek konseptlerine göz atın.

Kalıp ifadeler

have expensive tastes: pahalı zevkleri olmak

Burada have expensive tastes, birinin genellikle pahalı ve üst düzey şeyleri sevmesi demektir. Tastes burada yiyeceklerin tadını değil, tercihleri ve tarzı anlatır. have + sıfat + tastes kalıbı, birinin ne tür şeylerden hoşlandığını belirtir. Örneğin have simple tastes veya have unusual tastes denebilir. Have expensive tastes ayrıca bu tercihleri karşılamanın çok paraya mal olabileceğini düşündürür.

Alıştırma

Cümleyi have expensive tastes ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın. Mia ____, so she saves money before buying designer shoes.

Cevabı göster

has expensive tastes

Kelime

name brand cereal içindeki name brand

Bir ürün adından önce gelen name brand, ürünün yaygın biçimde tanınan ticari bir markayla bağlantılı olduğunu belirtir. Name brand cereal ifadesinde cereal sözcüğünü niteler ve onu generic cereal veya store-brand cereal ile karşılaştırır. Bir markanın yazılı adını ifade etmez. Düzenlenmiş metinlerde bu birleşik niteleyici çoğu zaman kısa çizgiyle name-brand cereal biçiminde yazılır. Özellikle Kuzey Amerika’daki resmî olmayan yazılarda name brand biçimi de görülür.

Alıştırma

Ava, marketin kendi ürünü yerine ünlü ve yaygın biçimde tanınan bir şirketin kahvaltılık gevreğini seçti. Hangisini seçti?

  1. name-brand cereal
  2. store-brand cereal
  3. generic cereal
Cevabı göster

name-brand cereal

Artist Tim Schneider makes the world a better place

2:05

Sanatçı Tim Schneider dünyayı daha güzel bir yer yapıyor

by putting big old eyeballs on things.

2:07

nesnelere kocaman gözler takarak.

And this road in Norway looks like it goes nowhere, Anlatım akışı

2:10

Norveç'teki bu yol da hiçbir yere varmıyormuş gibi görünüyor,

but actually it's just an oddly curved bridge.

2:14

ama aslında yalnızca tuhaf biçimde kıvrılan bir köprü.

Anlatım akışı

looks like ... but actually: görünüşten gerçeğe

Looks like, yolun görünürdeki yönünü doğrulanmış bir gerçek olarak değil, ilk izlenim olarak sunar. But actually bu izlenimi tersine çevirir ve gerçek açıklamayı getirir. Bu iki ifade, bilgiyi önce görünüşü sonra gerçeği verecek şekilde düzenler; buradaki actually, hemen önce öne sürülen düşünceyi özellikle düzeltir.

Alıştırma

Görünüşten gerçeğe geçiş kalıbını dersteki iki ifadeyle tamamlayın: At first, it ____ the screen is cracked, ____ there is only a scratch on the cover.

Cevabı göster

looks like · but actually

Now let's learn.

2:17

Şimdi biraz öğrenelim.

dailyinfographic.com is sweet. Kelime

2:18

dailyinfographic.com harika.

Kelime

sweet sözcüğünün harika veya çok iyi anlamı

Burada sweet, harika veya çok iyi anlamında onay bildiren gayriresmî bir sıfattır. Konuşmacı internet sitesini coşkuyla tavsiye etmektedir. Bu anlam rahat değerlendirme bağlamından doğar: şekerli bir tadı anlatmaz ve siteye nazik ya da sevimli demez.

Alıştırma

Şu gündelik yorumu okuyun: This new study app is sweet. Sweet ne anlama geliyor?

  1. Çok fazla şeker içeriyor.
  2. Nazik ve düşünceli.
  3. Mükemmel veya harika.
Cevabı göster

Mükemmel veya harika.

Here's a history of the word geek

2:21

İşte “geek” sözcüğünün tarihi:

from the word's origins in the 1500s as gecken, Anlatım akışı

2:22

1500'lerde “gecken” olarak ortaya çıkışından,

meaning a fool,

2:26

yani “aptal” anlamına geldiği dönemden,

to the middle period when it meant someone obsessed with technology or a certain subculture,

2:27

teknolojiye veya belirli bir alt kültüre takıntılı kişi anlamına geldiği ara döneme,

to the modern geek chic meaning where a geek or gleek is a revered title. Kelime

2:31

oradan da geek veya gleek sözcüklerinin saygın birer unvan olduğu modern “geek chic” anlamına kadar.

Anlatım akışı

Üç aşamalı bir zaman çizgisi için from ... to ... to ...

Birbirine bağlı from ... to ... to ... kalıbı, üç noktayı tek bir zaman çizgisine yerleştirir. Burada from sözcüğün kökenini başlangıç olarak verir, ilk to orta döneme, ikinci to ise modern anlama geçer. Bir değişimi anlatırken başlangıç aşamasını from ile belirtip sonraki aşamaları sırayla to ifadeleriyle ekleyebilirsiniz. Tekrarlanan to ifadelerinin hepsi aynı zaman çizgisine aittir; fiziksel hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Üç aşamalı zaman çizgisini from ve to ile tamamlayın: Her career developed ____ local theater ____ television ____ major films.

Cevabı göster

from · to · to

Kelime

geek chic: Geek kültürü şık hâle geldiğinde

Geek chic ifadesinde chic, “modaya uygun ve şık” anlamına gelir. İfade bir bütün olarak geeklerle ilişkilendirilen ilgi alanlarını, kıyafetleri veya özellikleri havalı, çekici ya da takdir edilmeye değer gösterir. Bu cümlede geek sözcüğünün tarihindeki daha sonraki ve daha olumlu bir aşamayı adlandırır. Ancak bu, geek sözcüğünün her bağlamda olumlu olduğu anlamına gelmez; konuşanın tonu ve durum hâlâ önemlidir.

Alıştırma

Bu bağlamda geek chic ne anlatır?

  1. Geek sözcüğünün her kullanımı hakarettir.
  2. Geeklerle ilişkilendirilen stil veya ilgi alanları modaya uygun ve çekici görülür.
  3. Bir kişi teknoloji yüzünden kafası karışmıştır.
Cevabı göster

Geeklerle ilişkilendirilen stil veya ilgi alanları modaya uygun ve çekici görülür.

And how about this one?

2:36

Peki ya bu?

Covering the chemicals your skin takes in. Öbek fiiller

2:37

Cildinizin emdiği kimyasalları ele alıyor.

Öbek fiiller

takes in: “emer” anlamı

the chemicals your skin takes in ifadesi, “cildinizin emdiği kimyasallar” anlamına gelir. Your skin öznedir; the chemicals ise cildin içine giren şeyleri belirtir. Take in birden fazla anlamı olan bir öbek fiildir. Vücut veya malzemelerle ilgili bağlamlarda bir şeyin başka bir şeyi almasını ya da emmesini anlatabilir. Burada kimyasalları bir binanın içine taşımak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “emmek” anlamındaki hedef öbek fiille tamamlayın: A sponge can ____ a lot of water.

Cevabı göster

take in

Your skin absorbs 60% of every topical product you put on it. Kelime

2:40

Cildiniz, üzerine sürdüğünüz her topikal ürünün yüzde 60'ını emer.

Kelime

topical product: cilde uygulanan ürün

Cilt bakımı ve tıp bağlamlarında topical, doğrudan cilde veya vücudun başka bir yüzeyine uygulanması amaçlanan bir şeyi tanımlar. Bir topical product; krem, jel, merhem, losyon veya benzeri bir haricî kullanım ürünü olabilir. Burada product isimdir; topical ise ürünün nasıl kullanıldığını açıklar. Bu, topical kelimesinin tıp ve cilt bakımı alanındaki anlamıdır; güncel olarak tartışılan bir konuyla ilgili olma anlamı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede topical product ne anlama gelir? Apply a thin layer of the topical product to your arm.

  1. Popüler bir konu hakkında olan bir ürün
  2. Ağız yoluyla alınan bir ürün
  3. Cilt üzerinde kullanılan bir ürün
Cevabı göster

Cilt üzerinde kullanılan bir ürün

Furthermore,

2:45

Üstelik,

in her lifetime the average girl will involuntarily eat 4 lb of lipstick.

2:46

ortalama bir kız hayatı boyunca farkında olmadan 4 libre ruj yer.

On the subject of infographics and charts and graphs, Anlatım akışı

2:53

İnfografikler, çizelgeler ve grafiklerden söz açılmışken,

Anlatım akışı

On the subject of: ilgili bir konuya geçmek

On the subject of ifadesinden sonra söz edilmek istenen konu, genellikle bir isim veya isim grubu gelir. Anlamı “bu alandan söz ederken ilgili bir noktaya daha bakalım”dır. Burada önceki infografik ile çizelge ve grafikler arasında bağlantı kurar. Bu ifade, fikirler arasında köprü görevi görür. Tamamen ayrı bir konu duyurmak yerine yeni noktanın önceki içerikle bağlantılı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Bir sunumcu çevrim içi gizlilikten söz ettikten hemen sonra şöyle diyor: On the subject of passwords, let's look at this chart. On the subject of neyi gösterir?

  1. Parolalar sıradaki ilgili konudur.
  2. Parolaların önceki konuyla hiçbir ilgisi yoktur.
  3. Sunum bitmiştir.
Cevabı göster

Parolalar sıradaki ilgili konudur.

take a look at this. Kalıp ifadeler

2:55

şuna bir bakın.

Kalıp ifadeler

take a look at: dikkati davetkâr biçimde yönlendirmek

Take a look at + şey, “bu şeye bir an bak” anlamına gelen kalıp bir ifadedir. Bu cümlede konuşan kişi dinleyicilerin dikkatini bir grafiğe yönlendirir. Buradaki take, taşımak veya alıp götürmek anlamına gelmez. Doğrudan verilen Look at this komutuyla karşılaştırıldığında Take a look at this genellikle biraz daha yumuşak ve davetkâr duyulur.

Alıştırma

“Bir an bakmak” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Please ____ the map before we leave.

Cevabı göster

take a look at

It's an illustration of the Turkish Empire's reach Kelime

2:57

Bu, Osmanlı İmparatorluğu'nun ulaştığı alanı gösteren bir çizim;

Kelime

Empire's reach: gücün veya etkinin yayıldığı alan anlamındaki reach

Burada reach, imparatorluğun topraklarının, denetiminin veya etkisinin ne kadar uzağa yayıldığını anlatan bir isimdir. Empire's iyelik yapısıdır ve çizimde kimin reach alanının gösterildiğini belirtir. Bu, soyut bir kapsamdır; eli uzatma şeklindeki fiziksel hareket değildir. Aynı isim bir şirketin, hizmetin veya mesajın erişim alanını da anlatabilir.

Alıştırma

"It's an illustration of the Turkish Empire's reach" cümlesinde "Empire's reach" ne anlama gelir?

  1. çizimin bir kenarından diğerine olan uzaklık
  2. imparatorluğun topraklarının, denetiminin veya etkisinin yayıldığı alan
  3. imparatorun elini uzatması
Cevabı göster

imparatorluğun topraklarının, denetiminin veya etkisinin yayıldığı alan

made in 1801 by William Playfair.

2:59

William Playfair tarafından 1801'de yapılmış.

And it was the very first pie chart ever drawn by humans. Dilbilgisi

3:02

Ve insanlık tarihinde çizilmiş ilk pasta grafiğiydi.

Dilbilgisi

the very first pie chart ever: en eski örneği güçlü biçimde vurgulamak

the very first pie chart ever ifadesinde very, sıra bildiren first sözcüğünü güçlendirir ve bunun kesin olarak ilk örnek olduğunu anlatır. Buradaki very, olağan “çok yüksek derecede” anlamında değildir. Ever, zaman aralığını bu olay da dâhil olmak üzere önceki bütün zamana genişletir. Bu nedenle the very first ... ever, bir şeyi kayıtlardaki en eski örnek olarak sunar ve bu iddiayı güçlü biçimde vurgular.

Alıştırma

Cümleyi iki parçalı very first ... ever vurgu yapısıyla tamamlayın: This was the ____ photograph ____ taken from space.

Cevabı göster

very first · ever

Neat, huh? Ton ve niyet

3:08

Hoş, değil mi?

Ton ve niyet

Onay daveti olarak Neat, huh?

Burada Neat, “ilginç, zekice ya da hoş” anlamındadır. Az önce gösterilen şeye verilen kısa ve olumlu bir tepkidir. Kısa huh? eki, “sence de öyle değil mi?” gibi dinleyiciyi bu tepkiye katılmaya çağırır. Bu cümlede etkileşimi samimi tutar; “Ne dedin?” anlamına gelmez.

Alıştırma

Konuşan kişi ilginç bir şey gösterdikten sonra “Neat, huh?” diyerek ne yapıyor?

  1. Dinleyicinin görüşüne sert biçimde karşı çıkmak.
  2. Dinleyiciyi bunun hoş olduğuna katılmaya çağırmak.
  3. Dinleyiciden söylediğini tekrarlamasını istemek.
Cevabı göster

Dinleyiciyi bunun hoş olduğuna katılmaya çağırmak.

On Monday I tweeted my excitement for owning this book

3:08

Pazartesi günü bu kitaba sahip olduğum için ne kadar heyecanlı olduğumu tweetledim

because shadows are magic,

3:12

çünkü gölgeler sihirlidir,

like these two strangers who passed by each other

3:14

tıpkı birbirinin yanından geçen bu iki yabancıda olduğu gibi;

though their shadows told a different story. Deyimler

3:16

oysa gölgeleri farklı bir hikâye anlatıyordu.

Deyimler

Çelişen kanıtlar için told a different story

tell a different story ifadesinde, insan olmayan bir kanıt sanki konuşabiliyormuş gibi gösterilir. İfade, kanıtın ilk görünüşten, iddiadan veya beklentiden farklı bir sonuca işaret ettiği anlamına gelir. Burada told geçmiş zamanı belirtir. Yeniden kullanılabilir yapı X tells/told a different story biçimindedir; X yerine sayılar, davranışlar, ayrıntılar veya başka işaretler gelebilir.

Alıştırma

Kanıtların ilk izlenimle çeliştiği anlamına gelen kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The room looked empty, but the fresh footprints ____.

Cevabı göster

told a different story

I also tweeted this illusion demonstrating Troxler's fading. Kültür

3:19

Troxler'in solma etkisini gösteren bu illüzyonu da tweetledim.

Kültür

Troxler's Fading: görsel bir solma etkisi

Troxler's fading bir görsel algı etkisidir: gözlerinizi tek bir noktada sabit tuttuğunuzda, çevresel görüşteki değişmeyen ve soluk bir görüntü yavaşça kayboluyormuş gibi görünebilir. Görüntünün kendisi silinmiş veya değiştirilmiş değildir. Görsel sistem sabit çevresel bilgiyi daha az fark etmeye başlar; bu nedenle demonstrating Troxler's fading bu etkiyi göstermek demektir.

Alıştırma

Bu cümlede Troxler's fading neyi anlatıyor?

  1. Sabit bakış sırasında değişmeyen soluk bir görüntünün çevresel görüşten kayboluyormuş gibi görünmesi
  2. Bir görüntü dosyasının boş kalana kadar aşamalı olarak düzenlenmesi
  3. Birinin bir nesneyi hızla görüş alanının dışına taşıması
Cevabı göster

Sabit bakış sırasında değişmeyen soluk bir görüntünün çevresel görüşten kayboluyormuş gibi görünmesi

Blurry or faint colors will disappear from your periphery if you stare long enough. Notlar

3:24

Yeterince uzun süre bakarsanız bulanık veya soluk renkler görüş alanınızın kenarlarından kaybolur.

Kelime

Periphery: görme alanının dış kısmı

Burada periphery, görme alanınızın dış kısmı, yani doğrudan baktığınız kesin noktadan uzakta olmasına rağmen hâlâ görebildiğiniz alan demektir. Bu nedenle from your periphery, görmenin bu dış alanından kaybolmak anlamına gelir. Sözcük daha genel olarak bir şeyin dış kısmını da anlatabilir; ancak bu görsel açıklamada your periphery, vücudunuzun çevresindeki bütün alan demek değildir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlayan en uygun sözcüğü seçin: Keep looking at the center dot. The faint shapes in your ___ may seem to vanish.

  1. periphery
  2. center
  3. memory
Cevabı göster

periphery

Dilbilgisi

if you stare long enough: koşul ve enough sözcüğünün yeri

If bir koşul getirir: daha önce belirtilen sonuç, yalnızca bakma eylemi gereken süre boyunca devam ederse gerçekleşir. Stare long enough ifadesinde long süreyi, enough ise gerekli düzeye ulaşıldığını belirtir. Enough, long sözcüğünden sonra gelir; yeniden kullanılabilen kalıp fiil + long enough şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “yeterli süre boyunca” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The hidden pattern may appear if you look at the image ____.

Cevabı göster

long enough

Finally,

3:29

Son olarak,

I shot a gun for the first time in my life. Kalıp ifadeler

3:30

hayatımda ilk kez bir silah ateşledim.

Kalıp ifadeler

for the first time in my life: hayatta ilk kez yaşanan bir deneyim

For the first time in my life, bir olayı konuşanın doğumundan şu ana kadar yaşadığı ilk deneyim olarak gösterir. Burada silah ateşlemenin konuşan kişi için tamamen yeni bir deneyim olduğunu vurgular. Yapı for the first time + in + iyelik biçimi + life şeklindedir. Kişiye göre iyelik biçimini ve life/lives sözcüğünü değiştirin: in her life, in our lives. Olayın ilk kez ne zaman gerçekleştiğini belirtir; olayın bir ömür sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Maya’nın bu dönüm noktasını dersteki kalıbı ve doğru kişi biçimini kullanarak tamamlayın: After years of avoiding the stage, Maya sang in public ____.

Cevabı göster

for the first time in her life

Destin was there with me and he has this excellent scientific method for recording muzzle flash and the shooter. Kelime

3:33

Destin de yanımdaydı; namlu alevini ve ateş eden kişiyi kaydetmek için harika, bilimsel bir yöntemi var.

Kelime

muzzle flash: ateşlenen bir silahtan çıkan kısa namlu alevi

Muzzle flash, bir silah ateşlendiğinde namlunun açık ucunda çok kısa süre görünen ışıktır. Bu cümlede Destin'in yönteminin kaydettiği unsurlardan birini adlandırır. Burada muzzle, silahın önündeki açıklık olan namluyu belirtir; bir hayvanın burun ve ağız kısmı ya da bu kısmın üzerine takılan ağızlık anlamına gelmez.

Alıştırma

Ateşlenen bir silahtan çıkan kısa ışığın özel terimiyle cümleyi tamamlayın: The high-speed camera captured the ____.

Cevabı göster

muzzle flash

You go from this to this.

3:39

Bir anda bu hâlden bu hâle geçiyorsunuz.

He's going to have a video soon where he explains the entire process and how he made the photos happen. Kalıp ifadeler

3:42

Yakında tüm süreci ve bu fotoğrafları nasıl çektiğini anlattığı bir video yayımlayacak.

Kalıp ifadeler

made the photos happen: sonucu gerçeğe dönüştürmek

Made the photos happen ifadesinde make + nesne + happen, istenen bir sonucun gerçeğe dönüşmesini sağlamak veya bunun için düzenleme yapmak anlamına gelir. Burada, o fotoğrafların üretilebilmesi için bir yöntem kullandığını ve doğru koşulları hazırladığını anlatır. Aktarılabilir kalıp make + isim veya zamir + happen şeklindedir. Genellikle nesnenin belirttiği basit eylemden çok girişimi, planlamayı ve sorun çözmeyi vurgular.

Alıştırma

Hangi cümlede make something happen, planlanan bir sonucu gerçeğe dönüştürmek anlamında kullanılmıştır?

  1. The volunteers took photos of the neighborhood concert.
  2. The volunteers made the neighborhood concert happen.
  3. The volunteers watched the neighborhood concert from the front row.
Cevabı göster

The volunteers made the neighborhood concert happen.

But in the meantime, Anlatım akışı

3:46

Ama o zamana kadar,

Anlatım akışı

in the meantime: bekleme süresini doldurmak

In the meantime, beklenen gelecekteki bir olay gerçekleşmeden önceki bekleme süresinde neler yapılabileceğini tanıtır. Burada videonun tamamı daha sonra yayımlanacaktır ve ifade dikkati şu anda mevcut olan bir şeye yöneltir. Yalnızca iki olayın aynı anda gerçekleştiğini belirtmez; mesajı sonraki plandan bekleme sırasındaki geçici etkinliğe geçirerek düzenler.

Alıştırma

Bekleme sırasındaki geçici bir etkinliği tanıtan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The doctor will see us in twenty minutes. ____, let's read a book.

Cevabı göster

In the meantime

check out this video of the very moment I fired a gun for the first time. Öbek fiiller

3:47

hayatımda ilk kez silah ateşlediğim o anın videosunu izleyin.

Öbek fiiller

check out: bakmaya veya izlemeye yönelik samimi bir davet

Check out, günlük dilde kullanılan bir öbek fiildir. this video isim grubundan önce geldiğinde, konuşmacının ilgiye değer bulduğu bir şeye bakması veya onu izlemesi için izleyiciyi davet eder. Buradaki yapı check out + isim şeklindedir. Nesne, anlamı belirlemeye yardımcı olur. Nesne video olduğunda check out, izlemek veya göz atmak anlamına gelir; ödeme yaptıktan sonra otelden ayrılmak anlamına gelmez.

Alıştırma

İlgiye değer bir şeye bakmak veya onu izlemek anlamındaki günlük öbek fiille cümleyi tamamlayın: You should ____ this short film tonight.

Cevabı göster

check out

You are the man.

3:56

Adamsın.

You're the man. Deyimler

3:57

Adamsın.

Deyimler

Samimi bir övgü olarak You're the man.

Bu cümlede You're the man., “Başardın!” veya “Harikasın!” anlamına gelen kalıplaşmış bir övgüdür. Kişinin cinsiyetini ya da toplumsal rolünü belirtmek yerine başarısını kutlar. Başarılı bir denemenin hemen ardından söylendiği için anlık ve coşkulu bir teşvik işlevi görür. Başka durumlarda da bağlam uygunsa beceriye veya başarıya yönelik bir övgü olarak anlaşılır.

Alıştırma

Bir arkadaş ilk denemesinde başarılı olduktan sonra biri “You're the man.” diyor. Konuşan kişi ne demek istiyor?

  1. Buradaki tek erkek sensin.
  2. Artık sorumlu sensin.
  3. Harika iş çıkardın!
Cevabı göster

Harika iş çıkardın!

That felt pretty good. Kelime

4:01

Oldukça iyi hissettirdi.

Kelime

pretty good: derece zarfı olarak pretty

pretty good ifadesinde pretty, “oldukça”, “epey” veya “hayli” anlamına gelen bir derece zarfıdır. good sıfatını niteler; bir şeyin güzel veya çekici göründüğünü anlatmaz. İfade olumlu bir değerlendirme yapar, ancak çoğu zaman very good ifadesinden daha ölçülü veya temkinli duyulur. Kesin gücü, konuşanın vurgusuna ve tonuna göre değişebilir.

Alıştırma

“The café was pretty good” cümlesinde pretty ne işe yarar?

  1. “Oldukça” veya “epey” anlamına gelir ve good sözcüğünü niteler.
  2. “Güzel” anlamına gelir ve café sözcüğünü niteler.
  3. good sözcüğünü isme dönüştürür.
Cevabı göster

“Oldukça” veya “epey” anlamına gelir ve good sözcüğünü niteler.

And as always,

4:04

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

4:06

izlediğiniz için teşekkürler.