Eğitim Ne İçindir?: İngilizce çalışma notları

The School of Life

Öğrenme zorluğu
525 kelime 166 kel/dk

Video özeti: Konuşma, harcamayı veya zor sınavları amaç saymak yerine işe, öz farkındalığa ve sağlıklı ilişkilere hazırlayan bir eğitim öneriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Dil bilgisi kalıbı "all but a tiny portion" çok küçük bir grup dışında neredeyse herkes demektir; bunu anlamak okul eleştirisini ters okumayı önler. 2. Ekonomi terimi "the means of production" gelir veya kârı değil, üretimde kullanılan ve kontrol edilen kaynakları anlatır; böylece önerilen müfredat anlaşılır. 3. Deyimsel "We're so hung up on" tek bir soruna aşırı takılmayı anlatır ve bu saplantının daha temel bir nedeni nasıl gizlediğini açıklamayı sağlar.

Bu derste

Everyone agrees that education is hugely important.

0:01

Herkes eğitimin son derece önemli olduğu konusunda hemfikirdir.

The thing is, we're not particularly sure what we want from it. Notlar

0:04

Sorun şu ki, ondan ne istediğimizden pek emin değiliz.

Anlatım akışı

Ana sorunu tanıtan The thing is,

Bu cümlede The thing is belirli bir nesneyi göstermez. “Şimdi ele alınması gereken önemli konu şu” mesajını veren bir konuşma işaretidir. Dinleyicinin dikkatini daha önce paylaşılan bir görüşten konuşanın asıl kaygısına yöneltir. The thing is, + yan cümle yapısını tartışmanın yönünü değiştirmek, bir zorluk eklemek veya durumun neden basit olmadığını açıklamak için kullanabilirsin.

Alıştırma

İkinci cümleyi derste öğrendiğin tam konuşma işaretiyle tamamla: We all like the plan. ____, we cannot afford it.

Cevabı göster

The thing is

Ton ve niyet

we're not particularly sure: ölçülü belirsizlik

Burada we're not particularly sure, konuşanların pek emin olmadığı anlamına gelir. Particularly normalde “özellikle” demektir; ancak not particularly + sıfat olumsuz yapısında sıfatın derecesinin yüksek olmadığını belirtir. Bu ifade belirsizliği mutlak değil, ölçülü biçimde aktarır. Konuşanlar kesin bir cevap verecek kadar güven veya açıklığa sahip değildir, fakat hiçbir şey bilmediklerini de söylemezler.

Alıştırma

We're not particularly sure about the plan cümlesinde vurgulanan ifade en doğal biçimde ne anlatır?

  1. Plan hakkında hiçbir bilgimiz yok.
  2. Plan konusunda özellikle eminiz.
  3. Pek emin değiliz ve bu belirsizliği ölçülü biçimde ifade ediyoruz.
Cevabı göster

Pek emin değiliz ve bu belirsizliği ölçülü biçimde ifade ediyoruz.

The aim of education should be to prepare us for the challenges of adult life. Dilbilgisi

0:08

Eğitimin amacı, bizi yetişkinlik hayatının zorluklarına hazırlamak olmalıdır.

Dilbilgisi

“The aim of X should be to do Y” kalıbı

“The aim of X should be to + fiilin yalın hâli” kalıbı, X’in neyi başarması gerektiğini belirtir. “The aim of education” tartışılan hedefin eğitimin amacı olduğunu söyler; “to prepare us...” ise bu amacı gerçekleştirecek eylemi veya sonucu verir. Burada should bir tahmin değil, ideal ya da öneri ifade eder. “Prepare someone for something”, bir kişinin gelecekteki bir durumla başa çıkmaya hazır olmasına yardım etmek demektir.

Alıştırma

İdeal bir hedef belirtmek için öğrenilen yapıyla cümleyi tamamlayın: The aim of the safety course ____ teach children how to respond in an emergency.

Cevabı göster

should be to

Yet from this perspective, Anlatım akışı

0:12

Ancak bu perspektiften bakıldığında,

it's clear that schools fail all but a tiny portion of their students. Dilbilgisi

0:14

okulların, çok küçük bir kesim hariç, öğrencilerinin neredeyse tamamını hayal kırıklığına uğrattığı açıktır.

Anlatım akışı

Argümanı yönlendiren “Yet from this perspective”

Yet, sonraki iddianın önceki ifadenin okuyucuda oluşturabileceği beklentiyle çeliştiğini gösterir. From this perspective ise okulların hangi ölçüte göre değerlendirildiğini belirtir: eğitimin insanları yetişkin yaşamına hazırlaması gerektiği düşüncesi. Bu iki bölüm birlikte argümanı yönlendirir: yönünü değiştirir ve eleştiriden önce bakış açısını belirler. Burada perspective, görsel derinlik değil, analitik bir bakış açısı anlamındadır.

Alıştırma

Bir yazar, kütüphanelerin herkese güvenilir bilgiye erişim sağlaması gerektiğini az önce savundu. Hangi cümle başlangıcı hem bu bakış açısını korur hem de karşıt bir sonuç belirtir?

  1. Yet from this perspective, many communities are still poorly served.
  2. From another perspective, many communities are still poorly served.
  3. For example, many communities are still poorly served.
Cevabı göster

Yet from this perspective, many communities are still poorly served.

Dilbilgisi

all but a tiny portion: küçük bir istisna dışında neredeyse herkes

Burada all but a tiny portion, “çok küçük bir bölüm dışında herkes” yani “neredeyse herkes” anlamına gelir. But istisnayı belirtir; bu nedenle tiny portion, all kapsamına alınmayan gruptur. Cümlenin tamamında schools fail their students, okulların öğrencileri yüzüstü bırakması veya onların ihtiyaçlarını karşılayamaması anlamındadır. Dolayısıyla cümle, okulların öğrencilerin yalnızca küçük bir bölümünü başarısız kıldığını değil, neredeyse tüm öğrencilerin ihtiyaçlarını karşılayamadığını söylüyor.

Alıştırma

Cümleyi “dışında” anlamına gelen iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The update fixed ____ a few of the reported bugs.

Cevabı göster

all but

Whether in highly academic private schools or in deprived government-run ones, Dilbilgisi

0:18

İster son derece akademik özel okullarda olsun, isterse imkanları kısıtlı devlet okullarında olsun,

trouble dealing with life's challenges remains very widespread indeed. Kalıp ifadeler

0:23

hayatın zorluklarıyla başa çıkmada yaşanan sıkıntılar gerçekten de çok yaygın olmaya devam etmektedir.

Dilbilgisi

Whether in ... or in ...: farklı ortamlarda geçerli olan aynı yargı

Whether in A or in B, iki farklı ortamı tanıtır ve hangi ortam düşünülürse düşünülsün ana yargının geçerli olduğunu belirtir. Buradaki whether, evet-hayır sorusu oluşturmaz. In sözcüğünün tekrarlanması iki edat grubunu paralel hâle getirir. Örnekte ones, schools sözcüğünün yerine geçer; asıl nokta, sorunun her iki okul türünde de yaygın olmasıdır.

Alıştırma

Yargının her iki yerde de geçerli olduğunu göstermek için ikili yapıyı tamamlayın: ____ a large city ____ a small village, reliable internet is useful.

Cevabı göster

Whether in · or in

Kalıp ifadeler

dealing with life's challenges: hayatın zorluklarıyla başa çıkmak

Deal with + bir sorun ya da zorluk, onu yönetmek için harekete geçmek anlamına gelir. Burada dealing, trouble sözcüğünden sonra gelen -ing biçimidir; life's challenges ise insanların yaşamda karşılaştığı gerçek zorlukları anlatır. Buradaki deal, ticari anlamdaki “anlaşma yapmak” değildir. İfade, zorlukları yönetmeye odaklanır; onların tamamen çözüldüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi deal with ifadesinin -ing biçimiyle tamamlayın: Breathing slowly is one way of ____ exam stress.

Cevabı göster

dealing with

Human ingenuity, energy, goodwill, and talent is being lost on an industrial scale. Deyimler

0:30

İnsan zekası, enerjisi, iyi niyeti ve yeteneği endüstriyel ölçekte heba olmaktadır.

Deyimler

on an industrial scale: devasa ve sistemli ölçekte

On a ... scale, bir şeyin ne kadar büyük veya yaygın olduğunu anlatır. On an industrial scale, gerçek anlamda sanayi üretiminin büyüklüğünü belirtir; mecazi anlamda ise son derece büyük ve çoğu zaman düzenli, örgütlü ya da tekrarlanan bir ölçekte demektir. Burada kaybolan şey insanlara ait niteliklerdir. Bu nedenle ifade eleştiriyi güçlendirir: çok büyük miktarda insan potansiyeli boşa harcanmaktadır. Kayıpların yalnızca fabrikalarla veya sanayiyle sınırlı olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

'The network was collecting personal data on an industrial scale,' cümlesinde on an industrial scale ne anlatır?

  1. Veri toplama son derece büyük ve sistemliydi.
  2. Veri toplama küçük çaplı ve tesadüfiydi.
  3. Veri toplama yalnızca fabrikaların içinde gerçekleşti.
Cevabı göster

Veri toplama son derece büyük ve sistemliydi.

To get more ambitious about education doesn't necessarily mean spending more money, Notlar

0:37

Eğitim konusunda daha hırslı olmak, mutlaka daha fazla para harcamak,

building more schools,

0:42

daha fazla okul inşa etmek,

employing more teachers, or making exams more difficult.

0:43

daha fazla öğretmen istihdam etmek veya sınavları daha zor hale getirmek anlamına gelmez.

Dilbilgisi

doesn't necessarily mean: otomatik bir bağlantıyı reddetmek

Bu cümlede doesn't necessarily mean, iki şey arasında otomatik bir bağlantı olduğu düşüncesini reddeder. Eğitim konusunda daha iddialı olmak, sıralanan eylemleri içerebilir; ancak bu eylemler tek olası sonuç değildir ve her durumda gerekli değildir. X doesn't necessarily mean Y kalıbı, Y'nin imkânsız olduğunu söylemeden bir varsayımı düzeltir. Burada mean sözcüğünü paralel yapıdaki dört -ing öbeği izler.

Alıştırma

Cümleyi “her zaman ... anlamına gelmez” anlamındaki tam ifadeyle tamamlayın: Getting there first ____ you chose the best route.

Cevabı göster

doesn't necessarily mean

Anlatım akışı

mean sonrasında paralel -ing öbekleri

mean sözcüğünden sonraki dört bölüm aynı dil bilgisi biçimine sahiptir: spending more money, building more schools, employing more teachers ve making exams more difficult. Her biri bir eylemi adlandıran -ing öbeğidir ve birlikte mean sözcüğünü tamamlayan listeyi oluştururlar. Paralel biçim, uzun listenin kolayca takip edilmesini sağlar. Önceki maddeler virgüllerle ayrılır ve son maddeyi or sözcüğü başlatır. Son öbekte more, difficult sıfatını niteler; ilk üç öbekte ise miktarın veya sayının daha fazla olduğunu gösterir. Bu fark paralel -ing yapısını bozmaz.

Alıştırma

Hangi cümle means sözcüğünden sonra açık ve paralel bir -ing listesi kullanıyor?

  1. The new routine means packing lunch, walking to school, and arriving on time.
  2. The new routine means packing lunch, to walk to school, and arriving on time.
  3. The new routine means pack lunch, walking to school, and an on-time arrival.
Cevabı göster

The new routine means packing lunch, walking to school, and arriving on time.

Rather, it should mean focusing more on the real purpose of education. Anlatım akışı

0:46

Aksine, eğitimin gerçek amacına daha fazla odaklanmak anlamına gelmelidir.

Anlatım akışı

Cümle başında düzeltme yapan Rather,

Bu cümlenin başındaki Rather, okuyucuya az önce söylenen düşüncenin değiştirilmesi ya da düzeltilmesi gerektiğini gösterir. Yazarın demek istediği şudur: “Bunu anlamanın en iyi yolu bu değil; onun yerine buna odaklanın.” Bu sözcük, önceki bir iddiaya geri dönüp ardından yazarın daha uygun bulduğu açıklamayı sunarak düşünce akışını düzenler. Virgül, Rather sözcüğünün ardından gelen ifadenin tamamıyla ilgili olduğunu gösterir.

Alıştırma

Örnek cümlenin başındaki Rather, ne işe yarar?

  1. Odaklanmanın oldukça veya biraz önemli olduğu anlamına gelir.
  2. Önceki bir düşünceyi düzeltir ve daha iyi bir alternatif sunar.
  3. would rather yapısıyla yazarın bir etkinliği güçlü biçimde tercih ettiğini gösterir.
Cevabı göster

Önceki bir düşünceyi düzeltir ve daha iyi bir alternatif sunar.

There are two fundamental tasks it should help us with:

0:51

Bize yardımcı olması gereken iki temel görev vardır:

working and sustaining good relationships. Kalıp ifadeler

0:54

çalışmak ve iyi ilişkiler sürdürmek.

Kalıp ifadeler

sustaining good relationships: iyi ilişkileri uzun süre sürdürmek

Sustaining good relationships, ilişkileri uzun süre sağlıklı ve devam eder durumda tutmak demektir. Sustain yalnızca biriyle tanışmayı veya bir bağlantıya sahip olmayı değil, sürekli ilgi, çaba ve desteği vurgular. Burada sustaining, bir etkinliği adlandıran -ing biçimidir. working ile paraleldir; bu nedenle ifade, ilişkilere özen göstermeyi konuşulan etkinliklerden biri olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “olumlu bağları zaman içinde sağlıklı tutmak” anlamına gelen tam ifadeyle tamamlayın: Trust and honest communication help neighbors ____ for many years.

Cevabı göster

sustain good relationships

In order to address these needs, Kalıp ifadeler

0:58

Bu ihtiyaçları karşılamak amacıyla,

Kalıp ifadeler

address these needs: ihtiyaçlara karşılık vermek için harekete geçmek

Burada address, bir şeyi ele almak veya ona karşılık vermek için harekete geçmek anlamındaki bir fiildir. these needs nesnesi, eylemin hangi ihtiyaçlara yönelik olduğunu gösterir. Bu ifade genellikle bir plan, politika veya kuruluş bilinen bir soruna ciddi biçimde karşılık verdiğinde kullanılır. Etkin bir karşılığı vurgular ancak ihtiyaçların tamamen karşılanacağını garanti etmez.

Alıştırma

Bir okul, öğrencilerin ihtiyaçlarına karşılık vermek için destek dersleri başlatıyor ancak her ihtiyacın zaten karşılandığını iddia etmiyor. Hangi cümle duruma en uygundur?

  1. The program will identify learners' needs.
  2. The program will meet all learners' needs.
  3. The program will address learners' needs.
Cevabı göster

The program will address learners' needs.

a future national curriculum might specify that the following subjects be studied. Notlar

0:59

gelecekteki bir ulusal müfredat aşağıdaki derslerin çalışılmasını belirleyebilir.

Kültür

national curriculum: ülke düzeyinde bir öğrenim çerçevesi

national curriculum, okulların ne öğretmesinin beklendiğini veya zorunlu olduğunu belirten ülke düzeyinde bir çerçevedir. Bu cümlede tek bir öğretmenin ya da okulun kararını değil, tüm eğitim sistemine yönelik olası bir politikayı ifade eder. Burada curriculum, çeşitli derslerde planlanan öğrenme içeriğini ve hedeflerini belirtir. Böyle bir çerçevenin kesin yetkisi ve ayrıntı düzeyi ülkeden ülkeye değişebilir.

Alıştırma

Bir hükümet, okulların çeşitli derslerde ne öğretmesi gerektiğini açıklayan ülke düzeyinde tek bir çerçeve öneriyor. Hangi terim en uygundur?

  1. a national curriculum
  2. a mathematics syllabus
  3. a student timetable
Cevabı göster

a national curriculum

Dilbilgisi

specify that ... be studied: zorunluluk bildiren subjunctive yapı

Burada specify, “bir şeyi kural veya gereklilik olarak açıkça belirtmek” anlamına gelir. specify that the following subjects be studied ifadesinde be, subjects ile uyumlanan bir şimdiki zaman biçimi değil, fiilin yalın hâlidir. Bu, zorunluluk bildiren subjunctive kalıbıdır: specify that + özne + fiilin yalın hâli. might kipi gelecekteki müfredatı varsayımsal hâle getirir, ancak be kullanımına neden olan unsur değildir. Yalın fiil biçimini tetikleyen, specify fiilinin “şart koşmak” anlamıdır. Edilgen be studied yapısı, derslerin öğrenilmesi gereken şeyler olduğunu belirtir.

Alıştırma

Resmî gerekliliği be fiilinin mandative biçimiyle tamamlayın: The school policy requires that every emergency exit ____ kept clear.

Cevabı göster

be

Firstly, capitalism.

1:04

İlk olarak, kapitalizm.

A conspiracy of silence exists around the economic system we live within. Deyimler

1:07

İçinde yaşadığımız ekonomik sistemin etrafında bir sessizlik komplosu vardır.

Deyimler

a conspiracy of silence: bir konunun topluca konuşulmaması

A conspiracy of silence, birkaç kişinin veya bütün bir grubun bir konu hakkında açıkça konuşmaktan kaçındığı durumu anlatan bir deyimdir. Bu sessizlik ortak rahatsızlıktan, kişisel çıkarlardan veya toplumsal baskıdan kaynaklanabilir. Bu cümlede yazar, kamuya açık tartışma eksikliğini toplu ve sistemli bir durum olarak sunar. İfade mecazidir; tek başına insanların gizli bir toplantı yaptığını, plan kurduğunu veya suç işlediğini iddia etmez.

Alıştırma

Okuyun: After the safety failures, there was a conspiracy of silence in the department. Burada a conspiracy of silence ne anlama geliyor?

  1. Birçok kişi sorunları konuşmaktan kaçındı.
  2. Sorunların yaşandığını kimse bilmiyordu.
  3. Birkaç kişi sorunları gizlice planladı.
Cevabı göster

Birçok kişi sorunları konuşmaktan kaçındı.

We find it hard to change its bad sides or defend its strengths Dilbilgisi

1:11

Kötü yönlerini değiştirmekte veya güçlü yönlerini savunmakta zorlanıyoruz,

because we simply don't fully understand how it works.

1:15

çünkü onun nasıl çalıştığını tam olarak anlamıyoruz.

Dilbilgisi

find it hard to + fiil

find it hard to do something kalıbında find, “aramak” değil, “bir şeyi zor olarak görmek veya değerlendirmek” anlamındadır. Yapı özne + find + it + sıfat + to-infinitive şeklindedir. it, ileride gelen mastarın belirttiği eyleme işaret eden biçimsel nesnedir. Bu cümlede hard iki eş görevli eylemi değerlendirir: change its bad sides ve defend its strengths. to yalnızca change önünde yer alır, ancak eş görevli defend fiilini de kapsar.

Alıştırma

“Bir eylemi zor bulmak” anlamındaki dört sözcüklü kalıpla cümleyi tamamlayın: I ____ remember everyone's name after one meeting.

Cevabı göster

find it hard to

A subject like maths should be geared to teaching its number one utility Kalıp ifadeler

1:18

Matematik gibi bir ders, en önemli faydasını öğretmeye yönelik olmalıdır,

Kalıp ifadeler

be geared to + -ing biçimi

Be geared to, “bir amaca göre tasarlanmış, düzenlenmiş veya yönlendirilmiş olmak” demektir. be geared to teaching yapısında to bir edattır; bu yüzden etkinliğin adını veren teaching -ing biçimindedir. Should bunu bir öneri hâline getirir: konuşan kişi, matematik gibi bir dersin en önemli pratik kullanımını öğretmeye odaklanacak biçimde düzenlenmesi gerektiğini söyler.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın. Parantezdeki fiil, hangi biçimi oluşturmanız gerektiğini gösterir: The workshop should ____ solving everyday problems. (gear)

Cevabı göster

be geared to

for 99% of the population:

1:22

yani nüfusun %99'u için:

dealing with money.

1:25

parayla başa çıkmak.

Such classes would demystify the global economy

1:28

Bu tür dersler, küresel ekonominin gizemini çözecektir,

by teaching students the importance of the means of production Kültür

1:31

öğrencilere üretim araçlarının önemini

and how profits are made.

1:34

ve karların nasıl elde edildiğini öğreterek.

Kültür

the means of production (“üretim araçları”)

Bu cümlede the means of production, toprak, fabrikalar, makineler, aletler ve sermaye gibi mal veya hizmet üretmek için kullanılan ve kontrol edilen kaynakları ifade eder. Burada means, “araçlar” veya “kaynaklar” anlamındaki çoğul bir isimdir; mean fiili değildir. Bu terim, üretim kaynaklarının kime ait olduğu ve bu mülkiyetin emek ile kârı nasıl etkilediği tartışılırken sıkça kullanılır. Terimin yalnızca anılması, belirli bir mülkiyet sisteminin desteklendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Kalıplaşmış ekonomi ifadesini tamamlayın: Factories and machinery are part of the means ____.

Cevabı göster

of production

The role of cash flow, HR, leadership, marketing, and competition Kelime

1:35

Nakit akışı, İK, liderlik, pazarlama ve rekabetin rolü de

would also be studied.

1:39

incelenecektir.

Kelime

cash flow, kâr ve nakit bakiyesi arasındaki fark

Bu cümlede cash flow, belirli bir süre boyunca bir işletmeye giren ve işletmeden çıkan nakit hareketidir. Hem gelen nakdi hem de yapılan ödemeleri kapsadığı için zamanlama önemlidir. Cash flow; kâr, gelir veya bir hesaptaki nakit bakiyesiyle aynı değildir. Bir işletme kâğıt üzerinde kâr gösterebilir, ancak para faturaları ödeyecek zamanda gelmezse yine de nakit akışı sorunu yaşayabilir.

Alıştırma

Bir mağaza bu ay çok satış yaptı, ancak müşteriler gelecek aya kadar ödeme yapmayacak. Mağaza bugünkü kirayı ödeyemiyor. Hangi terim mağazanın acil sorununu en iyi açıklar?

  1. revenue
  2. profit
  3. cash flow
Cevabı göster

cash flow

In a perfect school system,

1:41

Kusursuz bir okul sisteminde,

you'd also then study a really big second subject: yourself. Anlatım akışı

1:43

ardından gerçekten büyük bir ikinci konuyu, yani kendinizi incelersiniz.

Anlatım akışı

İkinci bir konu: kendin

Konuşmacı, sonraki fikri düzenlemek için okul dersi dilini kullanıyor. İlk büyük konu olan kapitalizmden sonra “a really big second subject” ifadesi başka bir akademik alanın geleceği izlenimini veriyor; iki nokta ise beklenmedik konuyu açıklıyor: “yourself.” Buradaki “study yourself”, kendini daha iyi anlamak için kendi düşüncelerini, duygularını, alışkanlıklarını ve seçimlerini incelemek demektir. Yalnızca kendine bakmak anlamına gelmez. Öz bilgiyi büyük bir ders gibi sunmak, soyut bir konuyu somutlaştırır ve ciddi biçimde ele alınmaya değer gösterir.

Alıştırma

Bu cümlede “a really big second subject: yourself” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Her genç öğrencinin almak zorunda olduğu resmî bir okul dersinin adını verir.
  2. Öğrencilere fiziksel görünümlerine dikkatle bakmalarını söyler.
  3. Öz bilgiyi ciddi biçimde incelenmeye değer geniş bir alan olarak sunar.
Cevabı göster

Öz bilgiyi ciddi biçimde incelenmeye değer geniş bir alan olarak sunar.

Young students would be introduced to the idea Kalıp ifadeler

1:48

Genç öğrenciler, şu fikirle tanıştırılırdı:

that we humans are extremely prone to misunderstanding ourselves. Kalıp ifadeler

1:50

biz insanlar kendimizi yanlış anlamaya son derece eğilimliyiz.

Kalıp ifadeler

“Would be introduced to the idea” yapısı ve anlamı

“Introduce someone to an idea”, bir kişinin bir kavramla ilk kez karşılaşmasına ve onu anlamaya başlamasına yardımcı olmak demektir. Tam anlamıyla öğrenmeyi değil, yönlendirmeyle gerçekleşen ilk teması ifade eder. Cümlede edilgen “someone + be introduced to + an idea” kalıbı kullanılır: Tanıtımı alan taraf “Young students” olurken öğretmen veya ders belirtilmez. Ardından gelen that yan cümlesi “the idea” ifadesinin içeriğini, yani insanların kendilerini sık sık yanlış anladığını açıklar.

Alıştırma

Cümleyi introduce someone to an idea yapısının edilgen biçimiyle tamamlayın: In the first lesson, children ____ the idea of coding through games.

Cevabı göster

are introduced to

Kalıp ifadeler

be prone to misunderstanding: yanlış anlamaya yatkın olmak

Be prone to, özellikle istenmeyen bir davranış veya sonuç söz konusu olduğunda, “bir şeye yatkın veya eğilimli olmak” anlamına gelir. Burada insanların kendilerini yanlış anlamaya güçlü bir eğilimi olduğu anlatılır; bunu yapmak istedikleri söylenmez. Be prone to + isim veya -ing biçimi yapısında to bir edattır. Bu nedenle burada misunderstand değil, misunderstanding kullanılır.

Alıştırma

Tekrarlanan bir riski anlatmak için be prone to ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. This device is prone for overheating in direct sunlight.
  2. This device is prone to overheat in direct sunlight.
  3. This device is prone to overheating in direct sunlight.
Cevabı göster

This device is prone to overheating in direct sunlight.

They would be taken through the concepts of delusion, Öbek fiiller

1:55

Onlara kuruntu,

defensiveness, projection, and denial in everyday life.

1:57

savunmacılık, yansıtma ve günlük yaşamdaki inkar kavramları anlatılırdı.

Öbek fiiller

be taken through the concepts: kavramların adım adım anlatılması

Be taken through something, take someone through something yapısının edilgen biçimidir. Bilgi veya bir süreç boyunca düzenli ve adım adım yönlendirilmek anlamına gelir. Burada kişilere listelenen kavramlar rehberlik edilerek öğretilir. Bu cümlede through fiziksel hareketi anlatmaz. Açıklamanın bir bölümünden diğerine ilerlemeyi, genellikle tüm konu ele alınana kadar devam etmeyi ifade eder.

Alıştırma

Bir eğitmenin yeni çalışanlara bir prosedürü adım adım anlattığı anlamına doğru şekilde gelen cümle hangisidir?

  1. New employees are taken the safety procedure through during orientation.
  2. New employees are taken through the safety procedure during orientation.
  3. The safety procedure is taken through new employees during orientation.
Cevabı göster

New employees are taken through the safety procedure during orientation.

Individual tutors would be on hand to help students draw personality maps Deyimler

2:01

Öğrencilerin kişilik haritalarını çizmelerine yardımcı olmak için bireysel öğretmenler hazır bulunurdu,

Deyimler

be on hand to help: yardım etmek için hazır bulunmak

Be on hand, yakında bulunmak ve gerektiğinde harekete geçmeye hazır olmak demektir. Bu cümlede eğitmenler, öğrencilerin yardım isteyebilmesi için planlanan ortamda hazır bulunacaktır. to help mastarı, orada bulunmanın amacını belirtir. Hazır bulunan kişinin ne yapmaya hazır olduğunu söylemek için be on hand to + fiil kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsin.

Alıştırma

Dersin tam hedef ifadesiyle cümleyi tamamla: At the school fair, two nurses will ____ if anyone feels unwell.

Cevabı göster

be on hand to help

with particular attention paid to their neuroses and fears. Notlar

2:05

nevrozlarına ve korkularına özellikle dikkat edilirdi.

Kalıp ifadeler

with particular attention paid to: özellikle … üzerinde durularak

With particular attention paid to X, özellikle odaklanılan bölümü ekleyen resmî bir with yapısıdır. Burada öğrencilerin nevrozları ve korkuları en dikkatli incelenen alanlardır. Paid, geçmiş zaman ortacıdır: attention is paid to X. Bu edilgen biçim, yeni bir tam cümlecik başlatmadan odağı eklemeyi sağlar. To bir edattır; ardından isim, zamir veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Dersin tam hedef ifadesiyle cümleyi tamamla: The report reviews every safety procedure, ____ emergency exits.

Cevabı göster

with particular attention paid to

Kelime

neuroses: geniş ve çoğu zaman eski kabul edilen bir ruh sağlığı etiketi

Burada neuroses, neurosis sözcüğünün çoğuludur. Belirli tek bir rahatsızlığın adını vermek yerine, özellikle kaygı ve korku gibi tekrarlayan duygusal sıkıntıları genel biçimde gruplandırır. Bu cümlede kişisel psikolojik hassasiyetleri geniş ve klinik olmayan bir biçimde anlatır; tıbbi bir tanı sunmaz.

Alıştırma

Daha ayrıntılı bir değerlendirme olmadan "The patient has neuroses," ifadesinin günümüz klinik notunda kullanılmasını değerlendirin.

  1. Uygun değil
  2. Uygun
Cevabı göster

Uygun değil

Doing this would ensure that students learn a lot about how complex they truly are Dilbilgisi

2:09

Bunu yapmak, öğrencilerin gerçekte ne kadar karmaşık oldukları

and what types of people they would be best suited to hang out with. Öbek fiiller

2:14

ve ne tür insanlarla vakit geçirmelerinin en uygun olacağı hakkında çok şey öğrenmelerini sağlardı.

Dilbilgisi

Doing this would ensure that: önerilen bir eylemi sonuca bağlamak

Doing this, özne görevi gören bir ulaç öbeğidir. This, az önce önerilen eyleme gönderme yapar; böylece ifade bütün eylemi tek bir fikir olarak özetler. Would, sonucu varsayımsal bir planın içine yerleştirir; ensure that ise bu plan uygulandığında güvenilir biçimde gerçekleşeceği ileri sürülen sonucu getirir. Kalıp şöyledir: Doing this + would ensure that + sonuç cümleciği.

Alıştırma

Bir yönetici tek ve açık bir e-posta göndermeyi öneriyor. Öneriye geri gönderme yapan ve varsayımsal olarak garanti edilen bir sonucu sunan beş sözcüklü kalıpla sonraki cümleyi tamamlayın: ____ every team member receives the update.

Cevabı göster

Doing this would ensure that

Öbek fiiller

hang out with someone: biriyle rahatça vakit geçirmek

Hang out with someone, biriyle rahat ve sosyal bir şekilde vakit geçirmek, çoğu zaman da bunu resmî bir plan olmadan yapmak demektir. Burada hangi tür insanların birlikte vakit geçirmek için uygun arkadaşlar olacağı soruluyor. Bu ifadede out fiziksel bir yönü anlatmaz; with ise birlikte vakit geçirilen kişiyi veya grubu tanıtır.

Alıştırma

“Biriyle rahat ve sosyal bir şekilde vakit geçirmek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: On Saturdays, I like to ____ my cousins.

Cevabı göster

hang out with

A crucial unit would be devoted to career self-knowledge. Kalıp ifadeler

2:18

Önemli bir ünite mesleki özbilgiye ayrılırdı.

Kalıp ifadeler

would be devoted to career self-knowledge: kariyer öz farkındalığına ayrılırdı

Would be devoted to, bir şeyin belirli bir konu ya da amaç için ayrılacağı anlamına gelir. Özne bir ders ünitesi olduğu için ifade, kişisel bağlılığı değil ünitenin nasıl kullanılacağını anlatır. Career self-knowledge, kişinin işle ilgili güçlü yönlerini, ilgi alanlarını ve tercihlerini anlamasıdır. Cümlede bir ders ünitesinin bu konuya odaklanması öneriliyor.

Alıştırma

would + devote fiilinin edilgen biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: In the proposed course, the final workshop ____ interview practice.

Cevabı göster

would be devoted to

What job are you best suited to? Dilbilgisi

2:21

En çok hangi işe uygunsunuz?

Dilbilgisi

What job are you best suited to?: soru sözcüklü bir soruda be suited to

Bu soruda be best suited to, “en iyi eşleşme olmak, en uygun olmak” anlamına gelir. Kişinin yeteneklerine, ilgi alanlarına veya özelliklerine en çok hangi işin uyduğunu sorar. Burada kullanılan yapı be suited to + isim şeklindedir. What job, to sözcüğünün nesnesidir; ancak soru sözcüklü bir soruda cümlenin başına taşınır: You are best suited to what job? → What job are you best suited to? Bu nedenle sondaki to yapıyı tamamlar, doğaldır ve çıkarılmamalıdır.

Alıştırma

Hangi soru, size en uygun rolün ne olduğunu doğal biçimde sorar?

  1. What role are you best suited?
  2. What role are you best suited for to?
  3. What role are you best suited to?
Cevabı göster

What role are you best suited to?

Students would spend three hours a week exploring what they might do with their futures. Dilbilgisi

2:24

Öğrenciler haftada üç saatlerini gelecekleriyle ne yapabileceklerini keşfetmeye ayırırlardı.

Dilbilgisi

spend three hours a week exploring: spend + süre + -ing

Spend + süre + -ing, bir kişinin bir etkinliğe ne kadar zaman ayırdığını anlatır. Spend three hours a week exploring ifadesinde three hours süreyi, a week her hafta anlamını ve exploring yapılan etkinliği belirtir. Süre ifadesinden sonra -ing biçimini kullanın: spend three hours exploring denir, spend three hours to explore denmez. Zaman birkaç farklı çalışmaya bölünse bile bu yapı düzenli bir alışkanlığı anlatabilir.

Alıştırma

Spend + time + -ing yapısını ve parantez içindeki fikirleri aynen kullanarak cümleyi tamamlayın: I ____ my pronunciation. (spend / twenty minutes a day / practice)

Cevabı göster

spend twenty minutes a day practicing

Then one would study relationships. Kelime

2:29

Daha sonra ilişkiler üzerine çalışılırdı.

Kelime

one would study ifadesindeki genel one

Buradaki one, hayal edilen derse katılan herhangi bir kişiyi ifade eden resmî ve genel bir zamirdir. 1 sayısını veya belirli bir öğrenciyi ifade etmez. Would, öğrenme eylemini hayal edilen ideal sistemin içine yerleştirir ve böyle bir katılımcının ne yapacağını gösterir. Bu nedenle one would study, yalnızca bir kişinin eylemini değil, genel olarak beklenen bir aşamayı anlatır.

Alıştırma

In a well-designed course, one would study relationships cümlesinde one ne anlama gelir?

  1. o dersi alan herhangi bir kişi
  2. kimliği belirtilmeyen belirli bir öğrenci
  3. 1 sayısı
Cevabı göster

o dersi alan herhangi bir kişi

Being intensely aware of the social and individual cost of every unhappy relationship, Dilbilgisi

2:31

Mutsuz her ilişkinin toplumsal ve bireysel bedelinin derinden farkında olan

an ideal education system would emphasize the acquisition of skills Kelime

2:36

ideal bir eğitim sistemi, becerilerin kazanılmasını vurgulardı;

that help people to live better together.

2:40

insanların birlikte daha iyi yaşamalarına yardımcı olan beceriler.

Dilbilgisi

Neden bildiren başlangıç yan cümlesi olarak Being intensely aware ...

Baştaki Being yan cümlesi ana ifadenin nedenini verir: ideal bir eğitim sistemi mutsuz ilişkilerin yol açtığı zararın derinden farkında olduğu için yararlı ilişki becerilerine önem verirdi. Being yapısının örtük öznesi, virgülden sonra gelen ana cümlenin öznesi an ideal education system ifadesidir. Bu yan cümle people sözcüğünü nitelemez. İngilizcede bir sistem, karar alan ve belirli bedellerin farkında olabilen bir kurum olarak ele alınabilir.

Alıştırma

Baştaki Being yan cümlesinin örtük öznesini ana cümlenin öznesiyle doğru biçimde eşleştiren cümle hangisidir?

  1. Being aware of the risks, there was a change to the plan.
  2. Being aware of the risks, the plan was changed by the committee.
  3. Being aware of the risks, the committee changed the plan.
Cevabı göster

Being aware of the risks, the committee changed the plan.

Kelime

emphasize the acquisition of skills: resmî adlaştırma

Burada emphasize, “özel önem vermek” anlamına gelir. Nesnesi olan the acquisition of skills, beceri edinme sürecini adlandırır. acquiring skills gibi fiil işlevli bir ifade yerine acquisition isminin kullanılması adlaştırmadır. Bu seçim cümleye daha resmî ve kurumsal bir ton verir ve sürecin kendisini öne çıkarır. Nesne skills olduğu için acquisition burada beceri edinmek veya geliştirmek anlamındadır; şirket satın almak anlamında değildir.

Alıştırma

Resmî bir eğitim politikası cümlesini en iyi hangi seçenek tamamlar? The curriculum emphasizes ...

  1. getting practical skills.
  2. skills you pick up.
  3. the acquisition of practical skills.
Cevabı göster

the acquisition of practical skills.

There would be units on kindness and forgiveness,

2:43

Nezaket ve bağışlama üzerine ünitelerin yanı sıra

as well as on anxiety reduction techniques. Dilbilgisi

2:45

kaygı azaltma teknikleri üzerine üniteler olurdu.

Dilbilgisi

as well as ile paralel bilgi ekleme

Burada as well as, “-e ek olarak” anlamına gelir. anxiety reduction techniques ifadesini kindness and forgiveness konusuna ek bir ünite konusu olarak ekler; bir şeyin ne kadar iyi yapıldığını karşılaştırmaz. on sözcüğünün tekrarlanması iki konu öbeğini paralel tutar: units on X, as well as on Y. Bazı cümlelerde ikinci edat atılabilir; ancak burada tekrar edilmesi hem X’in hem Y’nin units için konu olduğunu açıkça gösterir.

Alıştırma

Cümleyi “-e ek olarak” anlamındaki üç sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The club teaches coding ____ design.

Cevabı göster

as well as

In this educational utopia, Deyimler

2:48

Bu eğitim ütopyasında,

Deyimler

educational utopia: günümüz gerçekliğinin ötesindeki ideal bir sistem

Burada educational utopia, hayal edilen ve neredeyse kusursuz olan bir eğitim sistemi anlamına gelir. Utopia gerçek bir okulun, yerin veya mevcut programın adı değil, ideal bir modeldir. Bu sözcük gerçeklikten uzaklık da düşündürebilir: model ilham verici olsa da gerçekleştirilmesi zor olabilir. Bu çağrışım, ifadeyi kendiliğinden alaycı yapmaz.

Alıştırma

Bu cümlede educational utopia büyük olasılıkla ne anlama geliyor?

  1. Resmî adı Utopia olan gerçek bir okul
  2. Hayal edilen, neredeyse kusursuz bir eğitim sistemi
  3. Her yerde zaten uygulanmış bir eğitim sistemi
Cevabı göster

Hayal edilen, neredeyse kusursuz bir eğitim sistemi

it wouldn't only be children who would go to school, Dilbilgisi

2:50

sadece çocuklar okula gitmezdi,

but adults as well.

2:52

yetişkinler de giderdi.

Dilbilgisi

wouldn't only ... but ... as well: ikinci bir grup eklemek

wouldn't only A, but B as well kalıbı, not only A, but also B yapısının bağlama göre kullanılan bir çeşididir. Önce yalnızca A'yı düşünmenin kapsamı fazla daralttığını gösterir, ardından B'yi vurgulayarak ekler. Burada wouldn't, çocukların okula gitmeyeceği anlamına gelmez. Only sözcüğünün oluşturduğu sınırlamayı olumsuz yapar: çocuklar gider, yetişkinler de gider. İkinci bölümde tekrarlanan sözcükler atılmıştır. But adults as well, but adults would go to school as well anlamına gelir.

Alıştırma

Hangi cümle müzenin hem turistleri hem de yerel aileleri ağırlayacağını söyler?

  1. Under the new plan, the museum wouldn't welcome tourists, but only local families.
  2. Under the new plan, the museum would welcome only tourists, but not local families.
  3. Under the new plan, the museum wouldn't only welcome tourists, but local families as well.
Cevabı göster

Under the new plan, the museum wouldn't only welcome tourists, but local families as well.

Schooling would be for life. Anlatım akışı

2:55

Eğitim ömür boyu olurdu.

Anlatım akışı

Schooling would be for life: akılda kalıcı bir sonuç

Burada Schooling would be for life, önceki öneriyi kısa bir ilkeye dönüştürür: düzenli eğitim, insanın yaşamı boyunca erişilebilir olmalıdır. for life, günün her anı okulda olmak değil, yaşamın tamamına yayılmak demektir. Cümle kısa ve tamamlanmış olduğu için sonuç bildiren bir slogan gibi işlev görür. would, bunun mevcut okul sistemiyle ilgili bir gerçek değil, hayal edilen ya da önerilen bir sistemin parçası olduğunu gösterir.

Alıştırma

Yetişkinlerin de okula gidebilmesi gerektiğini açıkladıktan sonra Schooling would be for life cümlesi temel olarak ne yapar?

  1. Öneriyi akılda kalıcı bir ilkeyle özetler: eğitim yaşam boyunca devam etmelidir.
  2. Mevcut okul sisteminin zaten her yaşı kapsadığını bildirir.
  3. Herkesin yaşamının her anında sınıfta kalması gerektiğini söyler.
Cevabı göster

Öneriyi akılda kalıcı bir ilkeyle özetler: eğitim yaşam boyunca devam etmelidir.

Education wouldn't just be taking place in classrooms. Öbek fiiller

2:58

Eğitim sadece sınıflarda gerçekleşmezdi.

Öbek fiiller

taking place: gerçekleşmek anlamı

taking place, “gerçekleşiyor” veya “meydana geliyor” anlamına gelir. Bu cümlede eğitimi devam eden bir faaliyet olarak sunar ve sınıfların eğitimin gerçekleşeceği tek yer olmayacağını belirtir. Yapı would not + just + be + taking place şeklindedir. Cümle, önerilen bir sistem içinde sürmekte olan bir faaliyeti hayal ettiği için be fiilinden sonra -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi take place ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The science fair will be ____ in the gym on Friday.

Cevabı göster

taking place

Media and the arts would be made to maximize their teaching potential Dilbilgisi

3:01

Medya ve sanatın öğretim potansiyellerini en üst düzeye çıkarması

and help to teach people what they actually need to learn.

3:05

ve insanlara aslında öğrenmeleri gerekenleri öğretmeye yardımcı olması sağlanırdı.

Dilbilgisi

would be made to maximize: edilgen make + to

Make ettirgen bir fiildir: bir kişinin ya da şeyin başka bir kişi veya şeye bir eylem yaptırdığını gösterir. Etken yapıda make sözcüğünden sonra nesne ve to almayan yalın fiil gelir: make media maximize something. Bu nesne edilgen cümlenin öznesi olduğunda yapı be made to + yalın fiil biçimine dönüşür. Bu nedenle would be made to maximize edilgen biçimdir ve maximize öncesinde to bulunmalıdır.

Alıştırma

Cümleyi make fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: The players were ____ run one more lap.

Cevabı göster

made to

We're so hung up on the challenges of running a massive education system, Deyimler

3:09

Devasa bir eğitim sistemini yönetmenin zorluklarına o kadar takılıp kalmışız ki,

we're failing to pinpoint the real source of its problems. Kalıp ifadeler

3:13

sorunlarının gerçek kaynağını tam olarak tespit edemiyoruz.

Deyimler

We're so hung up on: aşırı odaklanma

Be hung up on something, bir şeye gereğinden fazla takılmak veya zihinsel olarak saplanıp kalmak demektir: kişi o konuya o kadar çok dikkat verir ki bu durum ilerlemesini engeller. On, bu aşırı ilginin yöneldiği konuyu tanıtır. Burada so, hung up on ifadesinin derecesini güçlendirir; sonraki cümlecik de sonucu verir. Konuşanlar sistemi yürütmenin zorluğuna fazla odaklandıkları için sorunların daha derindeki kaynağını gözden kaçırırlar. Bu ifade telefonu kapatmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi be hung up on hedef ifadesiyle tamamlayın: Maya is ____ the font choice and has forgotten the main message.

Cevabı göster

hung up on

Kalıp ifadeler

failing to pinpoint the real source: gerçek kaynağı tam olarak belirleyememek

fail to pinpoint... yapısında fail to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapmayı başaramamak anlamına gelir. Pinpoint the source ise yalnızca olası bir nedenden söz etmek değil, kesin kaynağı veya nedeni belirlemek demektir. Bu nedenle failing to pinpoint the real source, bir araştırma ya da analizin kesin ve temel nedene henüz ulaşamadığını anlatır. Aynı yapı, bir şeyi tam olarak belirleme girişiminin başarısız olduğu başka durumlarda da kullanılabilir.

Alıştırma

Hangi cümle mühendisin sızıntının kesin kaynağını belirlediğini söyler?

  1. After several tests, the engineer ignored the source of the leak.
  2. After several tests, the engineer mentioned a possible source of the leak.
  3. After several tests, the engineer pinpointed the source of the leak.
Cevabı göster

After several tests, the engineer pinpointed the source of the leak.

These aren't primarily about money, salaries, or discipline.

3:16

Bunlar temelde para, maaşlar veya disiplinle ilgili değildir.

These are really only a consequence of a more fundamental problem. Anlatım akışı

3:19

Bunlar aslında yalnızca daha temel bir sorunun sonucudur.

Anlatım akışı

only a consequence of a more fundamental problem: daha temel bir sorunun yalnızca sonucu

Only a consequence of... bir şeyi daha derin neden olarak değil, sonuç olarak sunar. Burada para, maaşlar ve disiplin yüzeydeki sorunlar olarak konumlandırılırken bunların arkasındaki kaynak olarak daha temel bir sorun gösterilir. Only sözcüğü, bu unsurların açıklamadaki temel rolünü sınırlar; bu sorunların gerçek olmadığını veya zarar vermediğini söylemez. Bu, dikkati görünür sorunlardan altta yatan nedene yönelten bir tartışma biçimidir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The repeated crashes are only a consequence of outdated software. Hangi neden-sonuç ilişkisini ifade ediyor?

  1. Eski yazılım çökmelere neden olur; çökmeler görünür sonuçtur.
  2. Çökmeler yazılımın eskimesine neden olur.
  3. Çökmeler ve yazılım birbiriyle ilgisiz iki sorundur.
Cevabı göster

Eski yazılım çökmelere neden olur; çökmeler görünür sonuçtur.

Right now, and with no one quite meaning for this to happen, Dilbilgisi

3:23

Şu anda ve hiç kimse tam olarak bunun olmasını kastetmemişken,

we've simply got the wrong curriculum. Anlatım akışı

3:26

ne yazık ki tamamen yanlış bir müfredata sahibiz.

Dilbilgisi

“with no one quite meaning for this to happen” yapısı

with ile başlayan bölüm, ana ifadeye arka plan bilgisi ekler: hiç kimse bu sonucu bilerek oluşturmaya çalışmamıştır. with + isim öbeği + -ing yapısında, -ing eylemini yapan isim öbeğidir; burada no one, meaning fiilinin mantıksal öznesidir. Mean for something to happen, “bir sonucun gerçekleşmesini amaçlamak veya planlamak” demektir. Quite iddiayı yumuşatır: hiç kimse bunu gerçekten ya da bütünüyle amaçlamamıştır. Böylece konuşmacı, tek bir kişiyi doğrudan suçlamadan sonucu eleştirebilir.

Alıştırma

Hangi cümle, hiç kimsenin ışıkların sönmesini amaçlamadığını söylüyor?

  1. With no one meaning to fix the lights, the event continued in darkness.
  2. With no one explaining what the warning light meant, the event continued in darkness.
  3. With no one meaning for the lights to go out, the event continued in darkness.
Cevabı göster

With no one meaning for the lights to go out, the event continued in darkness.

Anlatım akışı

Doğrudan sonuç olarak “we've simply got the wrong curriculum”

Bu kısa cümle, önceki tartışmanın ardından konuşmacının temel teşhisini verir. Yeni bir neden eklemek yerine bütün savı tek ve açık bir sonuçta toplar: şu anda kullanılan müfredat doğru değildir. Burada we've got, bir şeyi edinme eylemini değil, “bizde var” anlamındaki mevcut durumu anlatır. Simply sonucu doğrudan ve temel gösterir: sorun müfredatın kendisidir.

Alıştırma

Şarj cihazını, kabloyu ve prizi kontrol ettikten sonra hangi cümle en açık nihai teşhisi verir?

  1. We've simply got the wrong adapter.
  2. First, let's look at how adapters are made.
  3. There are several things people often say about adapters.
Cevabı göster

We've simply got the wrong adapter.