Polisler ve Hırsızlar 🐷 Peppa Pig Masalları 🐷: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa ve Suzy polisçilik oynayarak Madame Gazelle’in kaybolan özel kalemini araştırır. İpuçları arayıp arkadaşlarına sorular sorduktan sonra kalemin en başından beri Madame Gazelle’in kulağının arkasında olduğunu keşfederler. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. pretending to be police officers. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: pretend to be ifadesinin hayalî oyunları veya oyunculuğu anlatırken bir rol ya da kimlikle nasıl birleştiğini öğrenin. pretend fiilini tek başına ezberlemek yerine çocuk oyunlarından, gösterilerden ve varsayımsal rollerden söz ederken bu doğal kalıbı tanıyıp kullanabilirsiniz. 2. can you remember what color the special pen is? — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: remember sonrasındaki iç içe sorunun, what color the special pen is biçiminde düz cümle söz dizimini koruduğuna dikkat edin; what color is the special pen denmez. Böylece birinden bilgiyi hatırlamasını isterken dolaylı soruları doğru söz dizimiyle kurabilirsiniz. 3. has been behind her ear all along. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: has been yapısının şimdiye kadar süren bir durumu, all along ifadesinin ise bu durumun baştan beri gerçek olduğu hâlde daha önce fark edilmediğini anlattığını kavrayın. Bu kalıbı bir aramanın, yanılgının veya gizemin şaşırtıcı biçimde çözülmesini açıklamak için kullanabilirsiniz.
Bu derste
Peppa and Suzy are pretending to be police officers. Kalıp ifadeler
0:06Peppa ve Suzy polis memuru taklidi yapıyorlar.
pretending to be police officers: pretend to be + rol yapısı
pretend to be + rol yapısında pretend, rolün gerçek olmadığını gösterir. Burada pretending to be police officers, Peppa ve Suzy'nin bir oyun sırasında polis gibi davrandığı anlamına gelir. Bir kişi oyun oynarken veya rol yaparken başka biriymiş gibi davrandığında pretend to be + rol yapısını kullanın. Şimdiki zamanın süreklilik bildiren biçimi are pretending, bu hayalî eylemin şu anda sürdüğünü gösterir.
Alıştırma
Cümleyi tamamlayın: During a dress-up game, Mia and Leo ____ firefighters. pretend to be ifadesinin şimdiki zamanın süreklilik bildiren biçimini yazın.
Cevabı göster
are pretending to be
We'll help you: doğrudan yardım sözü
We'll, we will ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Bu yanıtta will yalnızca yardımı geleceğe yerleştirmez; o anda alınmış bir kararı ve doğrudan yardım sözünü de ifade eder. Cümle karşıdaki kişiye güven de verir. Konuşanlar sorumluluğu üstlenir, böylece karşıdaki kişi sorunu tek başına çözmek zorunda kalmaz.
Alıştırma
Bir arkadaşınız "I can't carry this box." diyor. Hangi yanıt doğrudan yardım sözü verir?
- We'll help you.
- We helped you.
- We might help you later.
Cevabı göster
We'll help you.
get back to solving crimes: bir etkinliğe geri dönmek
Bu cümlede get back to solving crimes, suç çözme etkinliğine geri dönüp devam etmek anlamına gelir. Back, fiziksel olarak geriye gitmeyi değil, daha önce yapılan işe yeniden odaklanmayı anlatır. Burada suç çözmek, çocukların hayalî oyununun bir parçasıdır. Kalıp get back to + isim veya -ing biçimidir. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle solve değil, solving kullanılır.
Alıştırma
Dersimizdeki üç kelimelik kalıpla cümleyi tamamlayın: The call is over, so let's ____ planning the party.
Cevabı göster
get back to
Oh my: hafif şaşkınlık veya endişe ünlemi
Oh my. hafif şaşkınlık, endişe veya bir sorunun aniden fark edilmesini anlatabilen tam bir ünlemdir. Bu replikte yumuşak bir şaşkınlık ve endişe tepkisi verir. Burada my iyelik bildirmez ve ardından bir isim gelmesi gerekmez. İki sözcük birlikte kalıplaşmış bir ünlem olarak kullanılır.
Alıştırma
Doğru mu, yanlış mı: Bu replikte Oh my., konuşanın bir şeyin kendisine ait olduğunu söylediği anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
What is it? ile ne olduğunu sormak
What is it, Madame Gazelle? cümlesinde What is it?, “Sorun ne?” ya da “Ne oldu?” anlamına gelir. Birinin şaşırmış veya kaygılı tepkisine karşılık söylenir. Burada it belirli bir nesneyi değil, mevcut durumu veya sorunu belirtir. Başka bir bağlamda aynı sözler bir nesnenin ne olduğunu sorabilir; bu yüzden anlamı bağlama göre seçmek gerekir.
Alıştırma
Bir arkadaş birden “Oh no!” diyor. Ne olduğunu sormak için en doğal soru hangisidir?
- What color is it?
- What is it?
- What is this?
Cevabı göster
What is it?
has gone missing: değişim ve şimdiki sonucu
Go missing, kaybolmak veya olması beklenen yerde artık bulunmamak anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Has gone missing içinde gone, missing ile birlikte kullanılır; tek başına yalnızca “ayrıldı” anlamına gelmez. Present perfect biçimindeki has gone missing, daha önceki bir değişikliği şimdiki duruma bağlar: Kalem olması gereken yerden kaybolmuştur ve hâlâ bulunamamaktadır.
Alıştırma
Cümleyi go missing ifadesinin present perfect biçimiyle tamamlayın: My library book ____, and I still cannot find it.
Cevabı göster
has gone missing
This sounds like... ile geçici bir izlenim belirtme
This sounds like + isim öbeği, bir izlenim veya geçici bir yargı sunar. Konuşanın o ana kadar bildiklerine göre bir şeyin belirli bir kategoriye girebileceğini düşündüğünü anlatır. Bu cümlede durum, kesin bir gerçek olarak belirtilmeden bir gizem olarak sınıflandırılır. Sound burada mutlaka gerçek bir sesi ifade etmez. İzlenim, birinin açıklamasından, bir hikâyeden veya durumun genelinden gelebilir.
Alıştırma
Cümleyi sound like ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Planı dinledikten sonra şöyle dersiniz: This ____ a good idea.
Cevabı göster
sounds like
Don't worry. ile birini rahatlatma
Don't worry. birini rahatlatmanın yaygın bir yoludur. Sorunun çözülebileceği veya yardım geleceği için kişinin endişeli kalmasına gerek olmadığını ifade eder. Buradaki işlevi eleştirmek değil, teselli etmektir. Ardından çoğu zaman I'll help you. gibi bir söz, neden veya çözüm gelir. Bu devam cümlesi verilen güvenceyi daha somut hâle getirir.
Alıştırma
Yargıyı değerlendirin: Bir arkadaşınız anahtarını kaybetti. Şöyle diyorsunuz: Don't worry. I'll help you look for it. Burada Don't worry. arkadaşınızı eleştirmek yerine rahatlatır.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Doğru
Me and Police Officer Suzy ifadesinin gayriresmî özne kullanımı
Me and Police Officer Suzy ifadesinin tamamı, cümlede will solve yükleminin öznesi olarak kullanılıyor. Standart İngilizcede me nesne biçimidir; bu nedenle standart özne biçimi Police Officer Suzy and I'dır. Özgün ifade, bir çocuğun çok gündelik konuşması gibi duyulur. Karakterin konuşma tarzını gösterir; ancak özenli İngilizcede taklit etmek yerine bu kullanımı tanımak daha uygundur.
Alıştırma
Standart yazılı İngilizce için en uygun cümle hangisidir?
- Police Officer Suzy and I will solve the case.
- Police Officer Suzy and me will solve the case.
- Me and Police Officer Suzy will solve the case.
Cevabı göster
Police Officer Suzy and I will solve the case.
solve the case: bir soruşturmayı sonuçlandırmak
Solve the case, bir soruşturmada ne olduğunu ortaya çıkarmak ve sonuca ulaşmak anlamına gelir. Buradaki case, bir kutu veya kap değil, soruşturulan olay ya da vakadır. Yaygın kalıp solve a/the case biçimindedir. Polis ve dedektif hikâyelerinde, haberlerde ve gizem oyunlarında doğal olarak kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için solve, the ve case sözcüklerinin üçünü de kullanın: The detectives hope to ____ tonight.
Cevabı göster
solve the case
Peppa and Suzy are looking for clues to find the special pen. Notlar
0:43Peppa ve Suzy özel kalemi bulmak için ipuçları arıyorlar.
looking for clues: yararlı bilgi aramak
Looking for clues, bir cevabı bulmaya, bir gizemi çözmeye veya bir şeyi bulmaya yardımcı olabilecek bilgi ya da işaretleri aramak demektir. Burada looking for, devam eden arama sürecini anlatır. İpuçları kayıp nesnenin kendisi değil, ona yönelten yararlı ayrıntılardır.
Alıştırma
Hangi cümle dedektiflerin gizemi çözebilecek bilgileri aradığını söylüyor?
- The detectives are looking at the clues.
- The detectives have found the clues.
- The detectives are looking for clues.
Cevabı göster
The detectives are looking for clues.
to find the special pen: to + fiil ile amaç belirtmek
To find the special pen, amaç bildiren bir to-infinitive yapısıdır. Peppa ve Suzy'nin neden ipucu aradığını açıklar: amaçları kalemi bulmaktır. Eylem + to + fiilin yalın biçimi kalıbı “Bu neden yapılır?” sorusuna cevap verir. to'lu bölüm, önceki eylemin amacını belirtir; onunla eşit düzeyde ayrı bir eylem eklemez.
Alıştırma
Amaç belirtmek için to + find fiilinin yalın biçimini kullanarak cümleyi tamamlayın: We checked the map ____ the nearest station.
Cevabı göster
to find
make small things look bigger: make + nesne + fiilin yalın hâli
to make small things look bigger ifadesinde make, “bir sonuca neden olmak” anlamındadır. Kalıp make + nesne + fiilin yalın hâli şeklindedir: small things nesnedir ve look, make'ten sonra yalın hâlde kalır. Look bigger, sonucu bir görünüş olarak anlatır. Büyüteç nesnelerin gerçek boyutunu artırmaz; yalnızca daha büyük görünmelerini sağlar.
Alıştırma
Aynanın odayı daha büyük gösterdiğini doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- The wide mirror makes the room look bigger.
- The wide mirror makes the room looks bigger.
- The wide mirror makes the room to look bigger.
Cevabı göster
The wide mirror makes the room look bigger.
the same color as: the same + isim + as
the same color as ifadesinde the same, belirtilen özelliğin, yani color özelliğinin aynı olduğunu gösterir. As, karşılaştırmadaki diğer şeyi tanıtır: Danny Dog's T-shirt. Kalıp the same + isim + as şeklindedir. Color yerine size, age veya shape gibi başka bir özellik adı kullanılabilir. Buradaki as karşılaştırma kalıbının bir parçasıdır; “çünkü” veya “-iken” anlamına gelmez.
Alıştırma
Aynı boyutta olduğunu göstermek için cümleyi the same + isim + as kalıbıyla tamamlayın: This suitcase is ____ mine.
Cevabı göster
the same size as
Aradığınız biri veya bir şey için Have you seen ...?
Have you seen ...?, dinleyenin geçmişten şu ana kadar herhangi bir zamanda bir kişiyi veya nesneyi görüp görmediğini sorar. Bu cümlede konuşan kişi özel kalemi arıyor; bu nedenle kalemin daha önce görülmüş olması şu anki aramaya yardımcı olabilir. Yapı have + özne + geçmiş zaman ortacı şeklindedir: Have you seen ...? Genellikle tamamlanmış belirli bir geçmiş ana işaret etmez.
Alıştırma
Şu anda cüzdanınızı arıyorsunuz. Bir arkadaşınıza cüzdanı görüp görmediğini sormak için soruyu see fiilinin present perfect biçimiyle tamamlayın: ____ my wallet?
Cevabı göster
Have you seen
Yumuşak ve belirsiz bir hayır olarak I don't think so.
I don't think so., konuşanın cevabın hayır olduğuna inandığını ancak bir miktar belirsizlik bıraktığını ifade eder. Burada so tek bir ismin değil, önceki sorudaki bütün fikrin, yani bu konuşanın kalemi görüp görmediğinin yerini tutar. Bu cevap, kesin bir No. demeye göre olumsuzluğu yumuşatır. Hafızaya, bir izlenime veya eksik bir değerlendirmeye dayanarak cevap verirken kullanışlıdır.
Alıştırma
so sözcüğünün önceki fikrin tamamının yerini tuttuğu ders ifadesiyle belirsiz olumsuz cevabı tamamlayın: "Is the library still open?" "____."
Cevabı göster
I don't think so
Well, we'd better take you to the police station Notlar
1:09Pekala, seni karakola götürsek iyi olur,
take you to the police station: take + kişi + to + yer
Take you to the police station, take + kişi + to + yer kalıbını kullanır. You hareket eden kişidir; the police station ise varış yeridir. Take fiilinin nesnesi bir kişi olduğunda, o kişiye eşlik etmek, onu araçla götürmek veya başka bir şekilde bir yere ulaşmasını sağlamak anlamına gelebilir. Kişiyi fiziksel olarak tutmak ya da bir eşyayı alıp götürmek anlamında değildir.
Alıştırma
Kendiniz için araçla götürülmeyi istiyorsunuz. Cümleyi take + kişi + to + yer kalıbıyla tamamlayın: Could you ____ the airport after lunch?
Cevabı göster
take me to
we'd better: durumun gerektirdiği bir öneri
We'd better, we had better ifadesinin kısaltmasıdır. Ardından fiilin yalın hâli gelir: we'd better take doğrudur, we'd better to take değildir. Burada kişiyi polis karakoluna götürmek, koşulların gerektirdiği mantıklı ya da gerekli bir sonraki adım olarak sunulur. Had geçmiş zamanı göstermez; had better genellikle şimdi ya da gelecekle ilgili bir tavsiye veya karar bildirir ve eyleme geçilmezse kötü bir sonuç doğabileceğini ima eder.
Alıştırma
Cümleyi we had better ifadesinin kısaltmasıyla tamamlayın: ____ leave now, or we'll miss the last train.
Cevabı göster
We'd better
ask someone some questions: birine birkaç soru sormak
ask you some questions ifadesinde ask fiilinden hemen sonra soruların yöneltildiği kişi, ardından da soruları adlandıran isim öbeği gelir: ask + someone + questions. Burada you soruların yöneltildiği kişidir; questions ise çoğul bir isimdir. Bu yapı birine soru yöneltmek anlamına gelir. Birinden soru sağlamasını istemek anlamına gelmez; ask someone for questions bu ikinci, farklı anlamı taşır.
Alıştırma
Cümleyi ask + konuşulan kişiyi gösteren zamirle tamamlayın: Before the interview, I want to ____ some questions.
Cevabı göster
ask you
so they can ask everyone questions about the missing pen. Dilbilgisi
1:22oyuncaktan bir polis karakolu yaptılar.
pretend police station: pretend + isim
pretend police station ifadesinde pretend, police station isim öbeğinin önüne gelir ve onu niteler. Karakolun gerçek bir polis karakolu değil, oyun veya hayal dünyasında var olan bir yer olduğunu belirtir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp pretend + isim yapısıdır. Özellikle çocukların hayali oyunlarda bir şeyi başka bir şey yerine kullandığı durumlarda yaygındır; pretend shop gibi.
Alıştırma
Hayali bir oyundaki dükkânı anlatmak için pretend + isim kullanarak cümleyi tamamlayın: The children built a ____ from cardboard boxes.
Cevabı göster
pretend shop
so they can: amaç bildirmek
Bu cümlede so they can, oyun amaçlı polis karakolunu yapmanın amacını belirtir. İlk yan cümle eylemi verir; so they can ask... ise Peppa ve Suzy’nin bu eylem sayesinde ne yapabilmek istediğini gösterir. Eylem + so + kişi + can + fiil yapısı, bir eylemin birinin başka bir şeyi yapabilmesini sağlamak amacıyla yapıldığını belirtir. Buradaki so yalnızca “bu yüzden” değil, “-ebilmesi için” anlamındadır.
Alıştırma
Amaç cümleciğini hedef ifadeyle tamamlayın: The players moved closer ____ hear the coach.
Cevabı göster
so they can
made from books and pillows: kaynak malzemeleri belirtmek
Made from books and pillows, oyun amaçlı polis karakolunu yapmak için nelerin kullanıldığını belirtir. be made from + malzeme veya kaynak nesne yapısında from, nesnenin geldiği yeri değil, onu oluşturmak için kullanılan şeyleri tanıtır. Burada kitaplar ve yastıklar hâlâ tanınabilir durumdadır; ancak konuşan kişi bunları yeni bir oyun yapısının inşa malzemeleri olarak gördüğü için made from doğaldır.
Alıştırma
Cümleyi doğal malzeme ifadesiyle tamamlayın: Glass is ____ sand.
Cevabı göster
made from
This police station doesn't even have doors. Dilbilgisi
1:29Bu polis karakolunun kapıları bile yok.
doesn't even have: temel bir beklentiyi bile karşılamamak
Bu cümlede even, bir polis karakolunda bulunması beklenen çok temel bir özellik olarak doors üzerine odaklanır. Doesn't have kapıların olmadığını belirtir; even ise yerin bu kadar düşük bir beklentiyi bile karşılamaması nedeniyle şaşkınlık ve eleştiri ekler. Aktarılabilir kalıp negative verb + even + verb phrase, en düşük beklentinin bile karşılanmadığını ifade eder. Vurguyu anlamak için konuşanın hangi şeyi veya eylemi temel, bariz ya da kolay olarak sunduğunu belirleyin.
Alıştırma
“This phone doesn't even have a camera,” cümlesinde even temel olarak ne anlatır?
- Kamera temel ve beklenen bir özellik olduğu için telefonun kamerasız olması şaşırtıcıdır.
- Kameranın yüzeyi düzdür.
- Telefonda birkaç kamera vardır.
Cevabı göster
Kamera temel ve beklenen bir özellik olduğu için telefonun kamerasız olması şaşırtıcıdır.
Cümle sonundaki though: hafif bir karşıtlık eklemek
Bu cümlenin sonundaki though, olumlu yorumu önceki olumsuz yoruma bağlar. Yaklaşık olarak however veya despite that anlamına gelir: burası polis karakolu olarak iyi işlemese de okumak için yine de güzeldir. Burada though, yan cümle başlatan bir bağlaç değil, cümle sonu söylem belirtecidir. Karşıt yorumu sonradan eklenen hafif bir düşünce gibi sunar.
Alıştırma
İkinci cümleyi burada öğretilen resmî olmayan cümle sonu karşıtlık belirteciyle tamamlayın: The hike was tiring. The view was beautiful, ____.
Cevabı göster
though
Peppa and Suzy are asking everybody about the special pen. Kalıp ifadeler
1:36Peppa ve Suzy herkese özel kalemi soruyor.
asking everybody about the special pen: ask someone about something kalıbı
Ask someone about something, bir konu hakkında bilgi almak için bir kişiye soru yöneltmek demektir. Burada everybody soru sorulan kişileri, the special pen ise konuyu gösterir. Sıralama bu rolleri belirtir: kişi doğrudan ask fiilinden sonra, konu ise about sözcüğünden sonra gelir. Bu kalıp günlük sorularda, röportajlarda ve araştırmalarda kullanılabilir.
Alıştırma
ask someone about something kalıbını tamamlayın: The reporter asked the singer ____ her new album.
Cevabı göster
about
They've brought Candy Cat to the pretend police station. Kalıp ifadeler
1:41Candy Cat'i sahte polis karakoluna getirdiler.
brought Candy Cat to the pretend police station: bring someone to a place kalıbı
Bring someone to a place, bir kişinin bir varış noktasına ulaşmasını sağlamak veya ona oraya kadar eşlik etmek demektir. Candy Cat götürülen kişidir; to the pretend police station ise varış noktasını belirtir. Bring genellikle hareketi konuşmacıya, varış noktasına veya o anda odakta olan yere doğru gösterir. Hem insanlar hem de nesneler için kullanılabilir. They've brought ayrıca şu anki sonucu vurgular: Candy Cat artık karakoldadır.
Alıştırma
Klinikte bekliyorsunuz. Hangi cümle birinden Mia'yı bulunduğunuz yere getirmesini doğal biçimde ister?
- Please bring the clinic to Mia.
- Please bring Mia to the clinic.
- Please take Mia away from the clinic.
Cevabı göster
Please bring Mia to the clinic.
Can you remember what color ... is? yapısında iç soru söz dizimi
what color the special pen is, remember fiilinden sonra geldiğinde iç içe geçmiş bir sorudur. İçeride doğrudan soru sormak yerine, hatırlanması gereken bilgiyi belirtir. Tüm cümlenin soru çerçevesi Can you remember...? olduğundan, içteki bölüm düz cümle sırasını kullanır: what color + the special pen + is. Doğrudan soruda ise is özneden önce gelir: What color is the special pen?
Alıştırma
where, the keys ve are sözcüklerini doğru sıraya koyarak iç içe geçmiş soruyu tamamlayın: Do you remember ____?
Cevabı göster
where the keys are
Önceki cevabı Actually, pink. ile düzeltmek
Burada Actually, konuşanın önceki tahminlerini düzelttiğini gösterir. Şimdi verilen cevabın daha önce söyleneni değiştirdiğine veya güncellediğine işaret eder. Pink kısa bir cevaptır; tam düşünce Actually, the special pen is pink. şeklindedir. Konuşma dilinde Actually, ... yalnızca soyut biçimde “aslında” demek değildir; kişinin kendi sözünü düzeltmesini veya bir bilgiyi nazikçe düzeltmesini de sıkça ifade eder.
Alıştırma
Randevunun perşembe günü olduğunu söylediniz, ancak şimdi cuma olarak düzeltmeniz gerekiyor. Hangi cümle düzeltmeyi doğal biçimde başlatır?
- Actually, the appointment is on Friday.
- Finally, the appointment is on Friday.
- Usually, the appointment is on Friday.
Cevabı göster
Actually, the appointment is on Friday.
You've been very helpful: şu ana kadarki yardımı takdir etmek
You've been very helpful, karşıdaki kişinin mevcut etkileşim boyunca sağladığı yardımı nazikçe takdir edip ona teşekkür eder. You've been yapısındaki present perfect, önceki yardımı şimdiki anla ilişkilendirir: konuşan kişi şu ana kadarki etkileşimi değerlendirir ve bu yardımın yararlı olduğunu belirtir. You're very helpful ise çoğunlukla yakın zamandaki belirli bir yardımdan çok kişinin genel olarak yardımsever olduğunu anlatır.
Alıştırma
Bir müşteri hizmetleri görevlisi sorununuzu az önce çözdü. Etkileşim boyunca şu ana kadar verilen yardımı hangi cümle takdir eder?
- You've been very helpful.
- You were very helpful.
- You're very helpful.
Cevabı göster
You've been very helpful.
take a big look around: çevreyi incelemek için eğlenceli bir davet
Let's take a big look around, grubu çevredeki farklı yerleri incelemeye davet eder. take a look ifadesinde look, take + a + isim kalıbındaki bir isimdir; around ise bakılan alanı yakındaki birkaç yere genişletir. Big burada eğlenceli ve vurgulu bir ektir; sabit ifadenin zorunlu bir parçası değildir. Yetişkinler arasındaki tarafsız bir konuşmada Let's take a look around daha yaygındır. big, daveti abartılı ve canlı gösterir.
Alıştırma
Bir grubu yeni bir odayı incelemeye davet etmenin en tarafsız ve standart yolu hangisidir?
- Let's take around a look.
- Let's take a big look around.
- Let's take a look around.
Cevabı göster
Let's take a look around.
The special blue pen must be hidden somewhere. Dilbilgisi
2:05Özel mavi kalem bir yerlerde saklı olmalı.
must be hidden somewhere: güçlü bir çıkarım
Burada must, duruma dayanan güçlü bir çıkarımı ifade eder: kalem bulunamadığı için konuşan kişi onun bilinmeyen bir yerde saklı olduğundan neredeyse emindir. Bu, birine kalemi saklamasını söyleyen bir emir değildir. Yapı must + be + geçmiş zaman ortacıdır. be hidden edilgen bir durumu veya sonucu anlatırken somewhere tam konumun bilinmediğini gösterir. Bağlam, must sözcüğünün burada zorunluluk değil çıkarım bildirdiğini gösterir.
Alıştırma
“The pen must be hidden somewhere,” cümlesinde must ne ifade eder?
- Duruma dayanan güçlü bir çıkarım
- Kesinliği düşük, zayıf bir olasılık
- Kalemi saklamaya yönelik bir emir
Cevabı göster
Duruma dayanan güçlü bir çıkarım
Peppa and Suzy are searching everywhere for the special pen. Kalıp ifadeler
2:09Peppa ve Suzy özel kalemi her yerde arıyorlar.
search everywhere for something: kapsam ve hedef
search everywhere for something, belirli bir hedefi bulmak için birçok yere bakmak anlamına gelir. everywhere aramanın geniş kapsamını anlatır, for ise aranan şeyi belirtir. Bu cümlede are searching şimdiki zamanın devam eden biçimidir ve aramanın şu anda sürdüğünü gösterir. the special pen, for sözcüğünden sonra gelen arama hedefidir; for burada “nedeniyle” anlamına gelmez.
Alıştırma
Aranan şeyi belirten edatla cümleyi tamamlayın: They searched everywhere ____ the missing key.
Cevabı göster
for
can't find it anywhere: hiçbir yerde bulamamak
can't find it anywhere ifadesinde can't, find fiilini olumsuz yapar; anywhere ise bu olumsuzluğu olası bütün yerlere yayar. İfade bir bütün olarak onu hiçbir yerde bulamadıkları anlamına gelir. can't ... anywhere kalıbını tek bir anlam bütünü olarak okuyun. Anywhere burada olumlu “herhangi bir yerde” anlamı katmaz; olumsuz fiille birlikte genel anlam “hiçbir yerde” olur.
Alıştırma
“Maya can't find her keys anywhere.” ne anlama gelir?
- Maya anahtarlarını hiçbir yerde bulamıyor.
- Maya anahtarlarını yalnızca bir yerde aradı.
- Maya anahtarlarını her yerde bulabiliyor.
Cevabı göster
Maya anahtarlarını hiçbir yerde bulamıyor.
I have an idea: yeni bir öneriyi ortaya atmak
I have an idea, olası bir plan ya da öneri düşündüğünüzü söylemenin doğal bir yoludur. Buradaki have, düşüncenin zihninizde olduğunu belirtir; fiziksel bir nesneye sahip olmak anlamına gelmez. Konuşmada bu cümle söz alma işareti de verir: dikkati toplar ve dinleyenleri ardından gelecek yeni plana veya sonraki adıma hazırlar.
Alıştırma
Bir sorunu çözmenin olası bir yolunu yeni düşündünüz. Bunu dile getirmenin en doğal yolu hangisidir?
- I have no idea.
- I have a question.
- I have an idea.
Cevabı göster
I have an idea.
Now, Madame Gazelle is answering questions at the pretend police station. Kalıp ifadeler
2:26Şimdi Bayan Ceylan sahte karakolda soruları cevaplıyor.
answering questions: soruları yanıtlamak
Bu cümlede answering questions, başka insanların sorduğu şeylere cevap vermek anlamına gelir. Madame Gazelle soru soran değil, cevap veren kişidir. Questions, answer fiilinin doğrudan nesnesidir; bu yüzden araya edat gelmez ve answer questions denir. Ters yöndeki eylem için ask questions kullanılır.
Alıştırma
Answer questions ifadesini şimdiki zamanın devam biçiminde kullanarak cümleyi tamamlayın: At the interview, Mia is ____.
Cevabı göster
answering questions
When did you last see your pen, Madame Gazelle? Dilbilgisi
2:30Kaleminizi en son ne zaman gördünüz, Bayan Ceylan?
When did you last see...?: en son görülen zamanı sormak
When did you last see...? bir kişinin ya da şeyin en son ne zaman görüldüğünü sorar. Burada last, “en yakın zamanda” veya “önceki sefer” anlamındadır; gelecekte bir daha görülemeyeceği anlamına gelmez. Kalıp When + did + özne + last + see + nesne? şeklindedir. Did geçmiş zamanı gösterdiği için see yalın fiil biçiminde kalır.
Alıştırma
Hangi soru en son görülme zamanını soruyor?
- Who last saw your passport?
- When did you last see your passport?
- Where did you last see your passport?
Cevabı göster
When did you last see your passport?
Düşünürken zaman kazandıran “Well, let's see.” ifadesi
Bu cümlede Well, let's see. bir cevap vermeden önce kullanılan konuşma dolgu ifadesidir. Dinleyiciye konuşanın düşündüğünü, hatırlamaya çalıştığını veya cevabını düzenlediğini gösterir; yani ana bilgiyi vermek yerine duraklamayı yönetir. Buradaki see, gözle bakmak değil, düşünmek veya cevabı bulmaya çalışmak anlamındadır. İşlevi Let me think ifadesine yakındır ve konuşanın cevabı sesli olarak aramaya başladığı izlenimini verebilir.
Alıştırma
Konuşan kişi cevap vermeden önce “Well, let's see.” diyerek ne yapıyor?
- Cevabın zaten tamamen kesin olduğunu bildiriyor
- Cevap vermeden önce düşünmek için biraz zaman kazanıyor
- Dinleyiciden bir şeye bakmasını istiyor
Cevabı göster
Cevap vermeden önce düşünmek için biraz zaman kazanıyor
has been behind her ear all along: şimdi ortaya çıkan devamlı bir durum
Has been behind her ear, İngilizcedeki present perfect biçimi has been ile bir yer ifadesini birleştirir. Kalemin konumunu daha önce başlamış ve bulunduğu anda hâlâ geçerli olan bir durum olarak sunar. All along, en başından beri ve bütün o süre boyunca anlamına gelir. Bir gerçeğin ortaya çıkması veya önceki düşüncenin düzeltilmesi anlamını ekler: kalem oraya yeni gitmemiştir; kimse fark etmezken hep oradadır. Buradaki all along zamanla ilgilidir, bir yol boyunca hareketle değil.
Alıştırma
Maya şu anda kayıp notu dizüstü bilgisayarının altında buluyor. “The note has been under her laptop all along.” ne anlama gelir?
- Not dizüstü bilgisayarın altındaki bir yol boyunca hareket etti.
- Not oraya az önce kondu.
- Not daha önceki bir zamandan şimdiye kadar orada kaldı, ancak Maya onu fark etmemişti.
Cevabı göster
Not daha önceki bir zamandan şimdiye kadar orada kaldı, ancak Maya onu fark etmemişti.
solved the mystery: cevabı bulup gizemi çözmek
Bu cümlede solved the mystery, “kafa karıştıran bir şeyin cevabını bulduk” anlamına gelir. Solved, solve fiilinin geçmiş zaman biçimidir; yani gizem artık çözülmüştür. Bir mystery mutlaka ciddi bir suç olmak zorunda değildir. Başta cevabı bilinmeyen bir hikâye, oyun veya günlük yaşam sorusu da olabilir.
Alıştırma
Cümleyi solve the mystery ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After following the final clue, we ____.
Cevabı göster
solved the mystery
Thank you for helping me, Peppa and Suzy. Ton ve niyet
2:56Bana yardım ettiğiniz için teşekkürler Peppa ve Suzy.
Thank you for helping me: belirli bir eylem için teşekkür etmek
Thank you for helping me, birine yaptığı belirli bir eylem için teşekkür eder. for ile başlayan bölüm teşekkürün nedenini belirtir; böylece teşekkür genel kalmaz. for sözcüğünden sonra fiilin -ing biçimini kullanın: Thank you for + helping, waiting, calling ve benzeri. Burada helping bir gerund biçimidir; fiilin yalın biçimi olan help değildir.
Alıştırma
Cümleyi help fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Thank you for ____ me carry the bags.
Cevabı göster
helping
I think you would make very good police officers. Dilbilgisi
2:59Bence sizden çok iyi polis memuru olur.
would make very good police officers: make ile 'bir role çok uygun olmak' anlamı
Burada would make very good police officers, 'polis olmaya çok uygun olurlardı' anlamına gelir. Make, 'yaratmak' anlamına gelmez. Konuşan kişi, dinleyenlerin niteliklerini ve potansiyelini övüyor. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp kişi + would make + sıfat + rol adıdır: You would make a good teacher. Would, bu değerlendirmeyi varsayımsal ve çoğu zaman nazik bir yargı olarak sunar. Kişinin bu role zaten sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede would make very good police officers ne anlama geliyor?
- Polis üretirlerdi.
- Polis olmaya çok uygun olurlardı.
- Mevcut polisleri daha iyi hâle getirirlerdi.
Cevabı göster
Polis olmaya çok uygun olurlardı.