Amerika Birleşik Devletleri hükümetinde güç nasıl bölünmüştür? - Belinda Stutzman: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu video, ABD Anayasası’nın federal yetkiyi neden yasama, yürütme ve yargı organları arasında paylaştırdığını, bu organların birbirini nasıl sınırladığını ve vatandaşların yönetime nasıl katılabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a system of checks and balances. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: ABD siyasetinin bu temel kavramını, her organın diğerlerinin gücünü sınırlayabildiği bir düzen olarak anlayacaksınız; ifade yalnızca kelimesi kelimesine bir “kontrol ve dengeleme” işlemi değildir. Böylece tüm devlet gücünün tek bir organda toplanmasının nasıl önlendiğine ilişkin açıklamaları takip edebilirsiniz. 2. responsible for enforcing — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Yasaları veya kuralları uygulama görevini bir tarafa yükleyen bu resmî yapıyı öğreneceksiniz. Yapıyı yürütme organının rolünü anlatırken ya da kurum ve iş yerlerindeki sorumlulukları açıkça belirtirken kullanabilirsiniz. 3. serve on a jury, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Jüri üyesi olarak görev yapmayı anlatan standart ifadeyi ve burada on edatının sabit olduğunu fark edeceksiniz. Bu bilgi, yurttaşlık göreviyle ilgili anlatımları anlamanıza ve vatandaşların yargı sistemine doğrudan katılmasının bir yolunu açıklamanıza yardımcı olur.
Bu derste
Have you ever wondered who has the authority to make laws or punish people who break them? Notlar
0:14Kanun yapma veya onları çiğneyenleri cezalandırma yetkisine kimin sahip olduğunu hiç merak ettiniz mi?
Have you ever wondered ...?: dikkat çeken bir açılış sorusu
Have you ever wondered ...? yalnızca bir kişinin geçmişte bir şeyi merak edip etmediğini sormaz. Burada ana soru önce sunularak dinleyicinin dikkati çekilir ve sonraki açıklamanın bu soruyu yanıtlayacağı beklentisi oluşturulur. Kalıp, Have you ever wondered + who, why veya how gibi bir sözcükle başlayan dolaylı soru yan cümlesidir. Bu yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: who has... denir, who does ... have? denmez. Açılış kancası olarak kullanıldığında dinleyicinin genellikle sesli yanıt vermesi beklenmez.
Alıştırma
Konuşmacının daha sonra açıklayacağı bir soruyu ortaya koyan sunum açılışı için en uygun cümle hangisidir?
- Bridges are structures that cross gaps.
- Write the definition of a bridge in your notebook.
- Have you ever wondered why some bridges sway in the wind?
Cevabı göster
Have you ever wondered why some bridges sway in the wind?
has the authority to: resmen tanınan yetki
has the authority to ifadesindeki authority, genellikle bir yasa, kural, görev veya kurum tarafından verilen ve resmen tanınan hareket etme yetkisi anlamına gelir. Cümle, hangi kişi veya kurumun yasa yapma ya da ceza uygulama konusunda yasal yetkiye sahip olduğunu sorar. Yapı have/has the authority to + fiilin yalın hâlidir. to sonrasındaki fiil, kişinin veya kurumun resmî yetkileri kapsamındaki belirli eylemi gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle, kurulun bütçeyi onaylama konusunda resmen tanınan bir hakkı olduğunu en açık biçimde belirtir?
- The board has the authority to approve the budget.
- The board has the expertise to explain the budget.
- The board has permission to read the budget.
Cevabı göster
The board has the authority to approve the budget.
act alone: başkalarının katılımı olmadan harekete geçmek
Act alone, başka kişiler ya da kurumlar katılmadan harekete geçmek veya karar vermek anlamına gelir. Bu cümledeki does not act alone ifadesi, hükümet gücünün kullanılmasında rol alan tek unsurun başkan olmadığını gösterir. Burada alone, eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır. Başkanın kendini yalnız hissettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: The safety officer cannot ____ when the whole team must approve the plan.
Cevabı göster
act alone
one piece of the power puzzle: daha büyük bir sistemin bir parçası
one piece of the power puzzle ifadesi bir yapboz benzetmesi kullanır. Hükümet gücü, birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan daha büyük bir resim olarak sunulur ve başkan bu parçalardan yalnızca biridir. piece sözcüğü sınırlı bir rolü gösterir: tek bir parça bütün sistem değildir. Bu imge, dinleyiciyi gücü paylaşan diğer erkleri ve kurumları da düşünmeye hazırlar.
Alıştırma
Bu cümledeki benzetme ne anlama geliyor? Strong passwords are one piece of the online safety puzzle.
- Güçlü parolalar, daha büyük bir güvenlik sisteminin bir parçasıdır.
- Güçlü parolalar bir yapboz oyunundaki fiziksel nesnelerdir.
- Güçlü parolalar bütün çevrim içi güvenlik sorunlarını tek başına çözer.
Cevabı göster
Güçlü parolalar, daha büyük bir güvenlik sisteminin bir parçasıdır.
for very good reason: çok geçerli nedenlerle
For very good reason önceki ifadeye yorum ekler: söz konusu durum rastlantısal ya da keyfî değildir; onu destekleyen güçlü gerekçeler vardır. Burada and, bu yorumu onun güç yapısının yalnızca bir parçası olduğu düşüncesine bağlar. Temel ifade for good reason biçimindedir. Very anlamı güçlendirir ve bu ifade, birazdan ayrıntılı bir açıklama geleceğini de haber verebilir.
Alıştırma
Kuralın güçlü bir gerekçesi olduğunu belirten tam ve vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: Visitors must wear helmets, and ____.
Cevabı göster
for very good reason
the United States government was in a state of change. Kalıp ifadeler
0:33Amerika Birleşik Devletleri hükümeti bir değişim sürecindeydi.
in a state of change: değişim sürecinde
In a state of change genel olarak bir geçiş veya gelişim süreci içinde bulunmak demektir. Cümle, devrimden sonra hükümetin henüz istikrara kavuşmadığını anlatır. Burada state, ABD'nin siyasi bir bölümü olan eyalet değil, durum anlamındadır. be in a state of + isim kalıbı, devam eden bir durumu daha resmî bir betimlemeye dönüştürür.
Alıştırma
Geniş kapsamlı bir geçiş yaşamak anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the merger, the company was ____.
Cevabı göster
in a state of change
The Founding Fathers knew that they did not want to establish another country that was ruled by a king. Notlar
0:35Kurucu Babalar, bir kral tarafından yönetilen başka bir ülke kurmak istemediklerini biliyorlardı.
ABD tarih terimi olarak The Founding Fathers
The Founding Fathers, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına yardımcı olan ve ilk dönem yönetimi ile anayasal sistemini şekillendiren liderlere verilen geleneksel addır. Bu cümlede ifade, yeni ülkenin nasıl bir yönetime sahip olacağına karar veren kişileri belirtir. Buradaki Fathers, babalar veya akrabalar anlamına gelmez. Büyük harfle yazılan ifadenin tamamını, gerçek anlamda bir aile tanımı olarak değil, bir grubun tarihî adı olarak değerlendirin.
Alıştırma
Bu cümlede The Founding Fathers kimleri ifade ediyor?
- Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına ve yönetiminin şekillenmesine yardımcı olan liderler
- Bağımsızlıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ni yöneten krallar
- Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan bütün babalar
Cevabı göster
Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına ve yönetiminin şekillenmesine yardımcı olan liderler
did not want to establish: geçmişte bir şeyi kurmak istememek
did not want to establish kalıbı, öznenin geçmişte bir şeyi oluşturma isteği veya niyeti olmadığını belirtir. Did not, want fiilini olumsuz yapar; to establish ise öznenin yapmak istemediği eylemi gösterir. Burada establish, bir ülkeyi veya sistemi «resmî olarak kurmak ya da oluşturmak» anlamına gelir. Bu fiil government, institution, rule veya organization gibi nesneler de alabilir; yalnızca şirket kurma anlamıyla sınırlı değildir.
Alıştırma
Cümleyi «resmî olarak kurmak» anlamındaki vurgulanan fiille tamamlayın: They did not want to ____ a new governing body.
Cevabı göster
establish
was ruled by a king: rule fiilinin edilgen yapısı
was ruled by a king edilgen bir yapıdır: was + geçmiş ortaç ruled + by + eylemi yapan. Ülke yönetme eylemine maruz kalan ögedir; a king ise yöneticiyi belirtir. Böylece vurgu ülkeye ve yönetim biçimine gelir. Burada rule, ‘kural koymak’ değil, ‘bir ülkeyi yönetmek veya denetlemek’ anlamındadır. Bağlamda ifade, Kurucu Babaların yeni ülkede tekrarlanmasını istemediği monarşik yönetimi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi, yönetici grubu belirten rule fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: For many years, the island ____ a council.
Cevabı göster
was ruled by
So the discussions were centered on having a strong and fair national government Kalıp ifadeler
0:41Bu nedenle tartışmalar, güçlü ve adil bir ulusal hükümete sahip olma üzerine yoğunlaştı,
were centered on having: be centered on + -ing biçimi
were centered on having, bir şeye sahip olmanın veya onu oluşturmanın tartışmaların ana odağı olduğunu belirtir. discussions çoğul olduğu için be, were biçiminde kullanılır; centered on ise merkezdeki konuyu veya hedefi tanıtır. Burada on bir edattır, bu nedenle sonraki fiil have değil, -ing biçimindeki having olur. Bu cümlede having a strong and fair national government, bir nesneye sahip olmayı değil, böyle bir yönetimi kurup işler hâle getirmeyi anlatır.
Alıştırma
Cümleyi be centered on yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The workshop was ____ reducing online harassment.
Cevabı göster
centered on
bireysel özgürlükleri korudu
protected individual freedoms ifadesinde protect, birini yalnızca fiziksel tehlikeden korumak değil, hakları yasalar ve kurumlar aracılığıyla güvence altına almak demektir. İfade, hükûmetin kişinin özgürlüklerine yönelik haksız müdahaleleri engellemesi gerektiğini anlatır. freedoms sözcüğünün çoğul olması, ifade özgürlüğü veya din özgürlüğü gibi ayrı sivil özgürlüklere işaret etmesindendir. Bu çoğul biçim, tek bir geniş özgürlük düşüncesinden ziyade tanınmış bir özgürlükler bütününü anlatır.
Alıştırma
Siyasi veya hukuki bir tartışmada protect individual freedoms ne anlama gelir?
- Her bireyin tanınmış özgürlüklerini güvence altına almak.
- Her bireyi fiziksel tehlikeden uzak tutmak.
- Herhangi birinin seçimlerini sınırlayan tüm kuralları kaldırmak.
Cevabı göster
Her bireyin tanınmış özgürlüklerini güvence altına almak.
gücünü kötüye kullanmadı
did not abuse its power ifadesindeki its, national government ifadesine gönderme yapar. Abuse power, yetkiyi uygunsuz, haksız ya da meşru sınırların ötesinde kullanmak demektir; gücün kendisine zarar vermek anlamına gelmez. Bu ifade, güçlü bir hükûmete sınır koyar: hükûmet yetkisini kullanabilir, ancak bu yetkiyi insanlara baskı yapmak veya uygunsuz amaçlara hizmet etmek için kullanmamalıdır.
Alıştırma
Hangi cümlede abuse its power, “yetkiyi uygunsuz biçimde kullanmak” anlamındadır?
- The agency used its power to enforce a lawful order.
- The agency shared its power with local councils.
- The agency abused its power to silence its critics.
Cevabı göster
The agency abused its power to silence its critics.
Constitution was adopted: anayasanın resmen kabul edilmesi
Constitution was adopted ifadesinde adopted, anayasanın resmî bir süreç yoluyla resmen kabul edildiği anlamına gelir. Kabul edilen şey bir yönetim belgesi olduğu için adopt burada aileyle ilgili anlamında değil, kurumsal anlamındadır. Was adopted edilgen yapıdadır: anayasayı kabul eden kişi veya kurumdan çok Constitution ifadesini odağa alır. Aynı yapı yasalar, politikalar, planlar, kurallar ve standartlarla da yaygındır.
Alıştırma
Adopted hangi cümlede “resmen kabul edilip uygulamaya konmak” anlamındadır?
- The family adopted a puppy from the shelter.
- The actor adopted a surprised expression for the photo.
- The council adopted a new housing policy after the vote.
Cevabı göster
The council adopted a new housing policy after the vote.
infant government: gelişiminin ilk aşamasındaki hükümet
Infant government ifadesinde infant, yeni kurulmuş ve hâlâ gelişiminin ilk aşamasında olan anlamında bir mecazdır. Gerçek bebeklerden söz etmez. İngilizcede yaşam evrelerini anlatan sözcükler kurumlar, sektörler ve sistemler için kullanılabilir. Buradaki mecaz, Amerika Birleşik Devletleri hükümetini yeni ve henüz tam gelişmemiş olarak sunar.
Alıştırma
Infant government ifadesinde infant ne anlama gelir?
- yeni kurulmuş ve hâlâ gelişmekte olan
- çocukça ve aptalca olan
- bebeklerin bakımından sorumlu olan
Cevabı göster
yeni kurulmuş ve hâlâ gelişmekte olan
called for: “gerektiriyordu” veya “zorunlu kılıyordu”
Burada called for, “gerektiriyordu” veya “zorunlu kılıyordu” anlamına gelir. Özne, yeni kurulmuş ABD hükûmetinin yapısıdır; gerekli görülen düzen ise üç ayrı erk ile bir denge ve denetleme sistemidir. Bir durum, plan veya tasarım bir şeyi gerekli hâle getirdiğinde call for kullanılır. Bu ifade burada telefon etmekle ilgili değildir.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “gerektirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The job ____ patience and close attention.
Cevabı göster
calls for
a system of checks and balances: denge ve denetleme sistemi
Bu cümlede a system of checks and balances, hükûmetin farklı erklerinin diğerlerinin belirli yetkilerini veya eylemlerini sınırlayabildiği bir düzeni ifade eder. Amaç, tek bir erkin aşırı güç kazanmasını önlemektir. Buradaki checks, inceleme veya banka çeki değil, güç üzerindeki kısıtlamalar anlamındadır. İfadenin tamamı bir siyasi sistemi adlandırdığı için tek bir terim olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi durum a system of checks and balances kavramını en iyi gösterir?
- Her erk tamamen aynı görevi yerine getirir.
- Tek bir erk bütün ulusal kararları tek başına alır.
- Bir erk, başka bir erkin belirli eylemlerini engelleyebilir veya sınırlayabilir.
Cevabı göster
Bir erk, başka bir erkin belirli eylemlerini engelleyebilir veya sınırlayabilir.
This would ensure that no one branch would ever become too powerful Dilbilgisi
1:01Bu, hiçbir kuvvetin asla çok güçlü olmamasını sağlayacaktı
would ensure that: garanti edilmesi beklenen bir sonucu anlatmak
Would ensure that, düzenlemenin garanti etmesi beklenen sonucu tanıtır. Buradaki This, ayrı yönetim organları ile denge ve denetleme sistemine gönderme yapar; that yan cümlesi de korunmak istenen sonucu belirtir. Would, etkiyi tarihsel tasarımın bakış açısından öngörülen bir sonuç olarak sunar; kibar bir rica ya da isteklilik bildirmez. Ensure that yapısından sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.
Alıştırma
Cümleyi “garanti edecekti” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: A clear review process ____ every complaint received an answer.
Cevabı göster
would ensure that
no one branch would ever become too powerful: hiçbir organ aşırı güç kazanmaz
No one branch ifadesinde no, one branch ad öbeğini niteler; dolayısıyla anlam “tek bir organ bile değil”dir. Buradaki branch, ağaç dalı değil bir yönetim organıdır ve no one, “hiç kimse” anlamındaki zamir olarak okunmaz. Would, tasarımın korumayı amaçladığı sonucu sunar; ever olumsuzluğu herhangi bir zamana genişletir; too powerful ise güvenli veya kabul edilebilir düzeyden daha güçlü olmak demektir. Yan cümlenin bütünü, sistemin tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlandığını anlatır.
Alıştırma
Bu bağlamda no one branch would ever become too powerful ne anlama gelir?
- Branch adındaki hiç kimsenin fiziksel olarak güçlenmesi beklenmiyordu.
- Sistem, bütün yönetim organlarının tüm güçlerini kaybetmesini amaçlıyordu.
- Sistem, tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlanmıştı.
Cevabı göster
Sistem, tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlanmıştı.
because the other branches would always be able to check the power of the other two. Kelime
1:05çünkü diğer kuvvetler her zaman diğer ikisinin gücünü denetleyebilecekti.
check the power: check fiilinin “sınırlamak” anlamı
check the power ifadesinde check, “otoritenin kullanımını sınırlamak veya dizginlemek” demektir. Cümle, diğer yönetim erklerinin tek bir erkin gücü sınırsızca kullanmasını önleyebileceğini söyler. Bu, checks and balances ifadesindeki check anlamıdır. Denetim bağlamında nesne power, authority veya influence olduğunda check çoğu zaman bunların aşırı büyümesini engellemek demektir; doğruluğunu kontrol etmek değildir.
Alıştırma
“Independent judges can check the power of elected leaders,” cümlesinde check ne anlama gelir?
- elektriğin mevcut olduğunu doğrulamak
- doğru olup olmadığını kontrol etmek
- sınırlamak veya dizginlemek
Cevabı göster
sınırlamak veya dizginlemek
These branches work together to run the country Kelime
1:09Bu kuvvetler ülkeyi yönetmek için birlikte çalışır
run the country: run fiilinin “yönetmek” anlamı
run the country ifadesinde run, “işleyişini yönetmek veya yönlendirmek” demektir; ayakla hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Cümle, yönetim erklerinin ülkenin işlemesini sağlama sorumluluğunu paylaştığını söyler. Bu anlam, run fiilinin nesnesi bir kuruluş veya düzenli faaliyet olduğunda görülür: run a company, run a school veya run a program. Nesne country olduğunda ülkeyi yönetmek ve ulusal işleri idare etmek anlamına gelir.
Alıştırma
“A small team runs the museum every day,” cümlesinde runs ne anlama gelir?
- müzenin işleyişini yönetir
- müze için bir koşu yarışı düzenler
- müzenin içinde koşar
Cevabı göster
müzenin işleyişini yönetir
and set guidelines for us all to live by. Kalıp ifadeler
1:11ve hepimizin yaşaması için kurallar koyar.
set guidelines ... to live by: uyulacak ilkeler belirlemek
Set guidelines, insanların ne yapması gerektiğine yön veren ölçütler veya talimatlar belirlemek demektir. Burada guidelines, herkesin davranışını yönlendiren kurallar olarak sunulur. guidelines for us all to live by ifadesinde live by, bir şeyi sürekli olarak izlemek ya da ona göre davranmak demektir. Nesnesi guidelines, principles, values veya a code olduğunda, bir şeyin yakınında yaşamak anlamına gelmez.
Alıştırma
The committee set guidelines for everyone to live by cümlesinde live by ne anlama gelir?
- Yönergeleri devamlı davranış standartları olarak kullanmak
- Yönergeler oluşturarak para kazanmak
- Yazılı yönergelerin yakınında yaşamak
Cevabı göster
Yönergeleri devamlı davranış standartları olarak kullanmak
The legislative branch is described in article one of the US Constitution. Kültür
1:13Yasama organı, ABD Anayasası'nın birinci maddesinde tanımlanmıştır.
Article One of the US Constitution: hukuk belgesindeki numaralı bir bölüm
Bu cümlede Article One, ABD Anayasası’nın ilk ana numaralı bölümünü, yani Birinci Madde’yi ifade eder. Buradaki Article, hukuk belgesinin bir bölümüne verilen resmî addır; haber veya internet yazısı değildir. Aktarılabilir Article + number + of + document name kalıbı, bir anayasa, antlaşma veya benzer resmî metin içindeki konumu gösterir. Resmî atıflarda Article One veya Article I örneklerinde olduğu gibi sayı sözcüğü ya da Roma rakamı kullanılabilir.
Alıştırma
Article One of the US Constitution ifadesinde Article One neyi belirtir?
- Anayasanın kapağındaki başlık
- Anayasa hakkında yazılmış ilk haber
- Anayasanın içindeki ilk ana numaralı bölüm
Cevabı göster
Anayasanın içindeki ilk ana numaralı bölüm
Many people feel that the Founding Fathers put this branch in the document first Anlatım akışı
1:18Birçok insan Kurucu Babaların bu organı belgeye ilk sıraya koyduğunu
because they thought it was the most important.
1:22çünkü en önemlisi olduğunu düşündükleri için koyduklarına inanır.
put this branch in the document first: önem belirtmek için sıralamayı kullanmak
put this branch in the document first ifadesinde put, “belirli bir sıraya yerleştirmek” anlamına gelir; first ise bu yönetim organının belgedeki konumunu belirtir. Branch burada ağaç dalı değil, yönetimin bir organıdır. Ardından cümle, ilk sırada yer almayı olası bir vurgu işareti olarak ele alır: insanlar, metni hazırlayanların yasama organını özellikle önemli gördüğü sonucuna varır. Sıralama bu yorumu destekler, ancak tek başına kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu cümlede put this branch in the document first okuyucunun neyi çıkarmasına yardımcı olur?
- Yönetim organı fiziksel olarak bir klasörün içine konur.
- Yönetim organı tarihsel olarak diğerlerinden daha önce kurulmuştur.
- Yönetim organı belgede diğerlerinden önce yer alır ve bu, ona özel bir önem verildiğini düşündürür.
Cevabı göster
Yönetim organı belgede diğerlerinden önce yer alır ve bu, ona özel bir önem verildiğini düşündürür.
The legislative branch is comprised of 100 US senators Kalıp ifadeler
1:24Yasama organı, 100 ABD senatöründen
is comprised of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek
Is comprised of, “-den oluşmak” anlamına gelir. “Bütün + be comprised of + parçalar” yapısını izler. Bu cümlede the legislative branch bütündür; 100 US senators ise bu bütünün içinde yer alan üyeleri belirtir.
Alıştırma
Cümleyi ele alınan resmî yapıyla tamamlayın: The panel ____ four scientists and one editor.
Cevabı göster
is comprised of
and 435 members in the US House of Representatives. Kültür
1:28ve ABD Temsilciler Meclisi'ndeki 435 üyeden oluşur.
US House of Representatives: ABD Temsilciler Meclisi
ABD Temsilciler Meclisi, ABD Kongresi'nin alt kanadıdır. Bu adlandırmada House, bir bina değil, yasama organının bir kanadı anlamına gelir. Senato ile birlikte Kongreyi oluşturur. Dolayısıyla Temsilciler Meclisi Kongrenin bir parçasıdır; Kongrenin tamamının başka bir adı değildir.
Alıştırma
US House of Representatives ifadesini doğru biçimde tanımlayan seçenek hangisidir?
- ABD Kongresi'nin alt kanadı
- ABD başkanının resmî konutu
- Her iki kanadı da içeren ABD Kongresinin tamamı
Cevabı göster
ABD Kongresi'nin alt kanadı
This is better known as the US Congress. Kalıp ifadeler
1:32Bu daha çok ABD Kongresi olarak bilinir.
better known as the US Congress: daha çok ABD Kongresi olarak bilinir
be better known as + ad yapısı, daha fazla kişinin tanıdığı veya kullandığı bir adı belirtir. Burada iki kanatlı yasama organı, daha tanıdık adı olan the US Congress ile tanımlanır. better, adın ne kadar iyi bilindiğini karşılaştırır; Kongrenin nitelik bakımından daha iyi olduğu anlamına gelmez. Aynı yapı bir kişiyi, yeri, kuruluşu veya şeyi daha iyi bilinen bir takma ad, mahlas, sahne adı ya da kısaltmayla ilişkilendirebilir.
Alıştırma
Adların bilinirliğini karşılaştıran dersteki tam ifadeyi kullanın: The writer Eric Blair is ____ George Orwell.
Cevabı göster
better known as
Making laws is the primary function of the legislative branch, Dilbilgisi
1:34Kanun yapmak yasama organının temel işlevidir,
Making laws is the primary function: ana görevi belirtmek
“Making laws”, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir gerund öbeğidir. Bir etkinliği genel bir görev olarak adlandırır; şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. “Is the primary function of ...”, bu etkinliğin bir kurumun, kişinin veya şeyin ana görevi olduğunu belirtir. “Doing something is the primary function of X” kalıbı, amaç veya sorumluluğu resmî biçimde açıklarken yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
“Protecting visitors is the primary function of the security team.” cümlesinde “Protecting visitors” nasıl bir görev üstlenir?
- “Team” sözcüğünü sıfat olarak niteler.
- Tam şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatır.
- Öznedir ve genel bir görevi adlandırır.
Cevabı göster
Öznedir ve genel bir görevi adlandırır.
but it is also responsible for approving federal judges and justices, Notlar
1:38ancak aynı zamanda federal yargıçları ve yüksek mahkeme yargıçlarını onaylamaktan,
approving federal judges and justices: federal yargı atamalarına resmî onay
Bu cümlede approving, yargı görevlerine yapılan atamalar için gereken resmî onayı vermek demektir. Seçilen kişileri yalnızca beğenmek anlamına gelmez. Federal judges, federal mahkeme sistemindeki yargıçları genel olarak ifade ederken justices çoğunlukla Yüksek Mahkeme üyeleri için kullanılır. -ing yapısındaki ifadenin tamamı, devlet yetkileri listesindeki bir sorumluluğu belirtir.
Alıştırma
Cümlede approving federal judges and justices ne anlama geliyor?
- Onları federal mahkemelerde çalışmak üzere eğitmek
- Yargıçların kişisel olarak sevimli olduğunu söylemek
- Atanmalarına resmî onay vermek
Cevabı göster
Atanmalarına resmî onay vermek
responsible for + isim veya gerund
“Be responsible for”, bir görevden, işten veya denetim alanından sorumlu olmak demektir. Burada “it” yasama organını ifade eder; dolayısıyla bu ifade görevleri yasama organına yükler. “Responsible” dikkatli bir kişiliği tanımlamaz. “For” sözcüğünden sonra isim veya gerund kullanılır. Cümledeki “approving ...”, “passing ...” ve “declaring ...” paralel gerund öbekleridir ve üçü de “responsible for” ifadesine bağlıdır.
Alıştırma
Cümleyi “yapmakla görevli” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety officer is ____ inspecting the exits each morning.
Cevabı göster
responsible for
declaring war: resmî savaş ilanında bulunmak
Declaring war, bir ülkenin savaş durumunda olduğunu resmen ilan etmek anlamına gelir. Buradaki declare, yalnızca çatışmanın yaşanabileceğini söylemek değil, siyasi ve hukuki sonuçları olan resmî bir eylemdir. -ing biçimi, resmî yetkiler veya sorumluluklar listesine uyar; başka durumlarda kullanılabilecek temel ifade declare war şeklindedir.
Alıştırma
Declaring war ifadesi gerçek siyasi anlamıyla hangi durumu anlatır?
- İki arkadaş arasındaki öfkeli bir tartışma
- Bir devletin savaş durumunun varlığını resmen duyurması
- Çatışmanın başlayabileceğine dair bir tahmin
Cevabı göster
Bir devletin savaş durumunun varlığını resmen duyurması
depending on how many people live in that state: eyalette yaşayan kişi sayısına bağlı olarak
Depending on, bir sonucu belirleyen veya değiştiren etkeni belirtir. Burada temsilci sayısı eyalette yaşayan kişi sayısına göre değişir; ifade duygusal ya da günlük yaşamdaki bir bağımlılığı anlatmaz. On edatından sonra how many people live in that state gömülü yan cümlesi gelir. Gömülü cümle bildirme cümlesi söz dizimini kullandığı için normal biçimde do kullanılmaz.
Alıştırma
Gömülü bir how many cümlesinden önce depending on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?
- The delivery fee changes depending on how many boxes do you order.
- The delivery fee changes depending from how many boxes you order.
- The delivery fee changes depending on how many boxes you order.
Cevabı göster
The delivery fee changes depending on how many boxes you order.
The executive branch is described in article two of the Constitution.
1:52Yürütme organı Anayasa'nın ikinci maddesinde tanımlanmıştır.
The leaders of this branch of government are the president and vice president,
1:56Hükümetin bu kolunun liderleri başkan ve başkan yardımcısıdır,
who are responsible for enforcing the laws that Congress sets forth. Notlar
1:59ve Kongre'nin koyduğu yasaları uygulamakla sorumludurlar.
responsible for enforcing: uygulanmasını sağlamakla sorumlu
Be responsible for + -ing, bir eylemin bir kişinin görevinin parçası olduğunu belirtir. Bu cümlede who, president and vice president ifadelerine gönderme yapar; enforcing ise onlara verilen görevi belirtir. Enforce laws, yasaların uygulanmasını ve bunlara uyulmasını sağlamak için resmî yetki kullanmak demektir. Yasaları yazmak veya kabul etmek anlamına gelmez; yasaları Kongre belirler, yürütme organı ise uygular.
Alıştırma
İşletmelerin güvenlik kurallarına uymasını sağlamakla görevli bir müfettişi doğru anlatan cümle hangisidir?
- The inspector is responsible to enforcing the safety rules.
- The inspector is responsible for following the safety rules.
- The inspector is responsible for enforcing the safety rules.
Cevabı göster
The inspector is responsible for enforcing the safety rules.
sets forth: resmî olarak belirler veya ifade eder
Burada sets forth, “resmî olarak ortaya koyar, belirler veya ifade eder” anlamındadır. Congress öznedir; laws ise Kongrenin resmî biçimde belirlediği ya da sunduğu yasalardır. Set forth; kuralları, gereklilikleri, gerekçeleri veya ilkeleri açık ve yetkili bir biçimde sunmak için kullanılan resmî bir öbek fiildir. Bu kullanımda forth fiziksel bir hareketi anlatmaz.
Alıştırma
Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü resmî öbek fiille tamamlayın: The policy ____ the steps for reporting a safety problem.
Cevabı göster
sets forth
The president works closely with a group of advisors known as the Cabinet. Notlar
2:03Başkan, Kabine olarak bilinen bir grup danışmanla yakın bir şekilde çalışır.
works closely with: koordineli biçimde yakın iş birliği yapmak
Works closely with, biriyle koordineli ve sürekli biçimde yakın iş birliği yapmak anlamına gelir. Closely fiziksel mesafeyi değil; sık iletişim, ortak planlama veya dikkatli koordinasyon içeren iş ilişkisinin yakınlığını anlatır. Yapı work closely with + kişi, ekip veya kuruluş şeklindedir. Özne üçüncü tekil kişi olduğunda, örnekteki gibi work fiili works olur.
Alıştırma
Cümleyi, derste öğrenilen ve “yakın iş birliği içinde” anlamına gelen iki sözcükle tamamlayın: Our school works ____ local health experts when planning safety drills.
Cevabı göster
closely with
known as the Cabinet: başkanın danışman kurulu
Known as the Cabinet, a group of advisors ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Bu grubun the Cabinet olarak adlandırıldığı anlamına gelir. ABD hükümeti bağlamında the Cabinet, başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkililerinden, özellikle de yürütme bakanlıklarının başkanlarından oluşan gruptur. Burada Cabinet bir kurumun adıdır; mobilya olan dolap anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede the Cabinet neyi ifade ediyor?
- Eşya saklamak için kullanılan bir ofis dolabı
- Başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkilileri
- Kongrenin iki kanadı
Cevabı göster
Başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkilileri
These appointed helpers assist the president in making important decisions Kalıp ifadeler
2:06Bu atanan yardımcılar, başkana önemli kararlar almasında asistanlık ederler
assist someone in doing something: birinin bir şey yapmasına yardım etmek
Assist someone in doing something, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirmesine yardım etmek anlamına gelir. Burada the president yardım alan kişidir; making important decisions ise yardım edilen eylemi belirtir. Kalıp assist + kişi + in + -ing biçimidir. Bu nedenle in’den sonra making gelir; make bu kalıba uymaz.
Alıştırma
Assist someone in doing something kalıbını tamamlayın: The librarian assisted Maya ____ finding the source.
Cevabı göster
in
within their area of expertise: kendi uzmanlık alanları içinde
An area of expertise, bir kişinin güçlü bilgi ve deneyime sahip olduğu konu veya iş alanıdır. Buradaki area fiziksel bir yer değil, soyut bir alandır. Within bir sınır koyar: her kişi yalnızca mesleki bilgisinin veya sorumluluğunun kapsadığı konularda katkı sağlar. within + iyelik belirleyicisi + area of expertise yapısı, bir kişinin yetkin biçimde tavsiye verebileceği sınırları göstermek için kullanılabilir.
Alıştırma
“Mesleki bilgisinin sınırları içinde” anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: She gives advice only ____.
Cevabı göster
within her area of expertise
defense, the Treasury, and Homeland Security: ABD hükümetinin politika alanları ve kurumları
Bu ABD hükümeti bağlamında liste, kabine düzeyindeki politika alanlarını veya bakanlıkları belirtir. defense ulusal savunmayı, the Treasury ABD Hazine Bakanlığını, Homeland Security ise İç Güvenlik Bakanlığını veya onun politika alanını ifade eder. Büyük harf kullanımı ve çevredeki hükümet bağlamı anlamı belirler. Treasury burada değerli eşyaların saklandığı bir hazine değildir; Homeland Security de özel bir evin güvenliği anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede defense, the Treasury, and Homeland Security neyi temsil ediyor?
- Üç tür özel mülkü
- Amerika Birleşik Devletleri’nin coğrafi bölgelerini
- ABD hükümetinin politika alanlarını ve kurumlarını
Cevabı göster
ABD hükümetinin politika alanlarını ve kurumlarını
The executive branch also appoints government officials, Kelime
2:16Yürütme organı aynı zamanda hükümet yetkililerini atar,
appoints government officials: hükümet yetkililerini atamak
Bu cümlede appoints, kişileri resmî olarak seçip onlara devlet görevleri vermek anlamına gelir. Yasal yetkiye sahip bir kişi veya kurumun verdiği kararı anlatır. Yaygın yapılar appoint someone, appoint someone to a position ve appoint someone as chair biçimleridir. Burada bir göreve resmî atama söz konusudur; toplantı ayarlama anlamı yoktur.
Alıştırma
Bir bakan, yasal yetkisini kullanarak Maya'yı resmî olarak bir devlet görevine getiriyor. Bu eylemi hangi cümle anlatır?
- The minister elected Maya to the post.
- The minister appointed Maya to the post.
- The minister hired Maya for the post.
Cevabı göster
The minister appointed Maya to the post.
commands the armed forces: silahlı kuvvetlere komuta etmek
Bu ifadede commands, yönlendirme ve denetleme konusunda resmî yetkiye sahip olmak anlamına gelir. Tek bir emir vermeyi değil, devam eden bir komuta yetkisini anlatır. The armed forces, bir ülkenin kara, deniz ve hava kuvvetleri gibi askerî hizmetlerinin ortak adıdır. Commands the armed forces ifadesi bir bütün olarak kurumsal askerî komutayı anlatır.
Alıştırma
The president commands the armed forces cümlesinde commands the armed forces ne anlama gelir?
- Başkan, ülkenin askerî kuvvetlerini yönetme konusunda resmî yetkiye sahiptir.
- Başkan, silah taşıyan bir gruba sıradan bir öneride bulunur.
- Başkan, orduya silahları bizzat sağlar.
Cevabı göster
Başkan, ülkenin askerî kuvvetlerini yönetme konusunda resmî yetkiye sahiptir.
and meets with leaders of other nations. Kalıp ifadeler
2:21ve diğer ülkelerin liderleriyle görüşür.
meet with leaders of other nations: diğer ülkelerin liderleriyle resmî görüşme yapmak
Bu diplomasi bağlamında meets with, “önceden ayarlanmış ve belirli bir amacı olan bir görüşme yapar” anlamına gelir. Özne resmî bir görevi yerine getirdiği için ifade, biriyle beklenmedik biçimde karşılaşmayı değil, resmî görüşmeleri anlatır. Leaders of other nations, diğer ülkeleri yöneten kişileri ifade eder. İfadenin bütünü, uluslararası görüşmeleri resmî bir görevin parçası olarak kısa ve öz biçimde anlatır.
Alıştırma
'The ambassador will meet with trade officials tomorrow,' cümlesinde meet with ne anlama gelir?
- beklenmedik biçimde karşılaşmak
- önceden ayarlanmış bir görüşme yapmak
- tamamen aynı fikirde olmak
Cevabı göster
önceden ayarlanmış bir görüşme yapmak
All that combined is a lot of work for a lot of people. Anlatım akışı
2:23Tüm bunlar bir araya geldiğinde birçok insan için büyük bir iş yüküdür.
All that combined: önceki noktaları özetleyen ifade
All that combined, az önce sözü edilen şeyleri bir araya getirir ve tek bir bütün olarak ele alır. That önceki listeye gönderme yaparken combined, dinleyiciye maddeleri birlikte düşünmesini söyler. İfadenin tamamı is fiilinin öznesidir. Bu ifade bilgiyi düzenler: konuşmacı birkaç görevi veya etkeni sıraladıktan sonra genel bir değerlendirmeye geçmek için bunu kullanır. Bu cümledeki değerlendirme, hepsinin çok büyük bir iş yükü oluşturduğudur.
Alıştırma
Konuşmacı kira, yemek ve ulaşım masraflarını sıraladıktan sonra 'All that combined makes the trip expensive.' diyor. All that combined burada ne yapıyor?
- yalnızca ulaşım masrafına odaklanmak
- genel bir değerlendirmeden önce önceki etkenleri bir araya getirmek
- daha önce belirtilmemiş yeni bir masraf eklemek
Cevabı göster
genel bir değerlendirmeden önce önceki etkenleri bir araya getirmek
the executive branch employs over 4 million people to get everything done. Kelime
2:27yürütme organı, her şeyi halletmek için 4 milyondan fazla insanı istihdam etmektedir.
employs over 4 million people: çalışan sayısını bildirmek
Bu cümlede employs, people sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır ve bu kişilerin kuruluş için çalıştığını ya da kuruluşun onları işe aldığını anlatır. Özne the executive branch olduğu için ifade, yürütme organında kaç kişinin çalıştığını bildirir. Bir sayıdan önce kullanılan over, tam olarak o sayı değil, “o sayıdan fazla” demektir. organization + employs + number + people kalıbı, çalışan sayısını belirtmenin yaygın bir yoludur.
Alıştırma
Cümleyi employ sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The regional airline ____ over 1,000 people.
Cevabı göster
employs
and is detailed in article three. Kalıp ifadeler
2:34ve üçüncü maddede ayrıntılı olarak açıklanmıştır.
Judicial Branch: ABD federal mahkeme sistemi
Judicial Branch, ABD federal hükümetinin mahkemelerden oluşan yargı koludur. Bu kurum adında judicial, “mahkemeler ve yargısal kararlarla ilgili” demektir; “adil” anlamına gelmez. Legislative Branch ve Executive Branch ile birlikte hükümetin üç kolundan biridir. Büyük harfle yazılan bu ifade genel bir yargılama türünü betimlemek yerine belirli bir kurumu adlandırır.
Alıştırma
ABD hükümetinde Judicial Branch neyi ifade eder?
- Federal mahkeme sistemi.
- Federal yasaları yürüten başkan ve kurumlar.
- Federal yasaları yapan Kongre.
Cevabı göster
Federal mahkeme sistemi.
is detailed in article three: bilginin bulunduğu belge bölümünü belirtmek
Burada is detailed in, “ayrıntılı olarak açıklanır veya ortaya konur” anlamına gelir. detail fiilinin edilgen biçimidir: is edilgen yardımcı fiil, detailed ise geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade, okuyucuyu bilginin yer aldığı bölüme yönlendirir. Bu bağlamda article three, ABD Anayasası’nın üçüncü numaralı maddesini belirtir. Hukuk ve anayasa metinlerinde article, bir belgenin numaralandırılmış ana bölümünü adlandırabilir.
Alıştırma
Cümleyi detail fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The emergency procedure ____ in section four.
Cevabı göster
is detailed
This branch is comprised of all the courts in the land Kalıp ifadeler
2:37Bu kuvvet ülkedeki tüm mahkemelerden oluşur,
comprised of all the courts in the land: oluşum ve ülke çapındaki kapsam
Comprised of, “...den oluşmak” anlamına gelir. Önce bütün olan This branch gelir, ardından onun parçaları olan all the courts tanıtılır. Burada This branch yargı erkini belirtir ve cümle, mahkemeleri bu erki oluşturan kurumlar olarak sunar. In the land burada “ülkenin her yerinde” anlamına gelir. Ülke çapındaki kapsamı anlatan daha yüksek, hafif edebî bir ifadedir; fiziksel olarak toprağın ya da belirli bir arazi parçasının içinde bulunmayı anlatmaz.
Alıştırma
Bu cümledeki comprised of all the courts in the land ifadesini en iyi hangi seçenek yeniden anlatır?
- Bu erk, bütün mahkemelerin üzerinde bulunduğu arazilere sahiptir.
- Bu erk, ulusal mahkemeler hakkındaki bir belgede açıklanır.
- Bu erk, ülkenin her yerindeki bütün mahkemelerden oluşur.
Cevabı göster
Bu erk, ülkenin her yerindeki bütün mahkemelerden oluşur.
from the federal district courts to the US Supreme Court. Dilbilgisi
2:39federal bölge mahkemelerinden ABD Yüksek Mahkemesi'ne kadar.
from ... to ...: mahkeme kademelerinin aralığını belirtme
Burada from A to B, bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Bir mahkemeden diğerine fiziksel olarak gitmeyi anlatmaz. Uç noktalar federal bölge mahkemeleri ile ABD Yüksek Mahkemesidir. Bu nedenle ifade, mahkeme sisteminin alt ve üst kademelere yayıldığını gösterir. Aynı yapı düzey, zaman, yer veya kategori aralıklarını da belirtebilir.
Alıştırma
Bu cümlede from ... to ... neyi ifade ediyor?
- Birbiriyle ilgisiz iki mahkemenin karşılaştırılmasını
- İki adliye binası arasındaki bir yolculuğu
- Mahkeme sistemindeki kademe aralığını
Cevabı göster
Mahkeme sistemindeki kademe aralığını
interpret our nation's laws: hukuki anlamı ve uygulamayı belirlemek
Bu hukuki bağlamda interpret our nation's laws, ülkenin yasalarının ne anlama geldiğini ve davalara nasıl uygulandığını belirlemek demektir. Bu, yasaları başka bir dile aktarmayı değil, yargısal bir görevi anlatır. Başka durumlara da aktarılabilen interpret a law veya interpret a rule kalıbı, yetkili bir metnin anlamını belirleyerek onu belirli bir duruma uygulayabilmek demektir.
Alıştırma
Mahkemelerin görevleri tartışılırken interpret laws ne anlama gelir?
- Yasaları başka bir dile aktarmak
- Ülke için yeni yasalar oluşturmak
- Yasaların ne anlama geldiğini ve nasıl uygulandığını belirlemek
Cevabı göster
Yasaların ne anlama geldiğini ve nasıl uygulandığını belirlemek
settles disputes among states: ABD eyaletleri arasındaki anlaşmazlıkları çözmek
Settle disputes, anlaşmazlıkları veya hukuki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak demektir. Buradaki settles, Yüksek Mahkemenin resmî görevlerinden birini anlatır; “bir yere yerleşmek” anlamına gelmez. Among states, uyuşmazlığın iki veya daha fazla ABD eyaletini ilgilendirdiğini gösterir. ABD yönetimi bağlamında states sözcüğü genellikle bağımsız ülkeleri değil, ABD'yi oluşturan eyaletleri ifade eder.
Alıştırma
Burada “settles disputes among states” ne anlama geliyor?
- Eyalet yönetimlerini yeni yerlere taşır.
- ABD eyaletlerini ilgilendiren hukuki uyuşmazlıkları çözer.
- Yeni eyaletler kurar.
Cevabı göster
ABD eyaletlerini ilgilendiren hukuki uyuşmazlıkları çözer.
hears appeals from state and federal courts, Kelime
2:50eyalet ve federal mahkemelerden gelen temyiz davalarına bakar,
hears appeals from state and federal courts: eyalet ve federal mahkemelerden gelen temyizleri incelemek
Hukuk İngilizcesinde hear an appeal, bir mahkemenin alt mahkeme kararının yeniden incelenmesine yönelik bir başvuruyu resmî olarak ele alması demektir. Bu nedenle hear burada yalnızca bir sesi işitme eylemini değil, yargısal bir süreci anlatır. Appeals, kararların yeniden incelenmesine yönelik başvurulardır; from state and federal courts ise hangi mahkeme sistemlerindeki kararların Yüksek Mahkemenin önüne gelebileceğini gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle bir mahkemenin temyiz başvurusunu resmî olarak inceleyeceğini söylüyor?
- The new design has broad appeal.
- The appellate court will hear the appeal in October.
- The defendant will file an appeal in October.
Cevabı göster
The appellate court will hear the appeal in October.
and determines if federal laws are constitutional. Kelime
2:52ve federal yasaların anayasaya uygun olup olmadığını belirler.
determine if ... is constitutional: bir şeyin anayasaya uygun olup olmadığını belirlemek
determine if + yan tümce yapısında determine, “olguları inceleyerek karar vermek ya da saptamak” anlamına gelir; if ise karar verilecek evet-hayır sorusunu başlatır. Burada ele alınan soru, federal yasaların Anayasa'nın gereklerine uygun olup olmadığıdır. Hukuk ve devlet bağlamında constitutional, “anayasaya uygun” demektir. Bir kişinin fiziksel yapısını değil, bir yasanın hukuki durumunu niteler.
Alıştırma
Cümleyi “anayasaya uygun” anlamına gelen hukuk sıfatıyla tamamlayın: The court will determine if the new law is ____.
Cevabı göster
constitutional
and unlike any other job in our government, Anlatım akışı
2:58ve hükümetimizdeki diğer hiçbir mesleğe benzemez,
Unlike any other job ...: güçlü bir karşılaştırmayla giriş yapmak
Unlike any other job in our government, cümlenin başına getirilmiş bir karşılaştırma öbeğidir. Unlike “-den farklı olarak” anlamına gelir; any other job ise bu görevi belirtilen gruptaki diğer bütün görevlerle karşılaştırır. Bu öbek, farkın ne olduğunu tek başına söylemez. Dinleyiciyi, sıra dışı özelliği açıklayan bir sonraki yan tümceye hazırlar. Bu bağlamda sıra dışı özellik, bir Yüksek Mahkeme yargıcının ömür boyu atanmasıdır.
Alıştırma
Bu cümlede baştaki öbek ne işe yarıyor? Unlike any other shop on this street, this one stays open on Sundays.
- Bütün dükkânların çalışma saatlerinin aynı olduğunu söyler.
- Konuşmacının diğer bütün dükkânlardan hoşlanmadığını söyler.
- Sonraki ayrıntının bu dükkânı sıra dışı yapan şeyi göstereceğini belirtir.
Cevabı göster
Sonraki ayrıntının bu dükkânı sıra dışı yapan şeyi göstereceğini belirtir.
Supreme Court justices are appointed for life, Kelime
3:00Yüksek Mahkeme yargıçları ömür boyu atanır,
are appointed for life: ömür boyu atanmak
Are appointed, appoint fiilinin edilgen biçimidir: yetkili bir makam yargıçları görevlerine resmen atar. For life bu atamanın süresini belirtir; dolayısıyla are appointed for life, hayatlarının geri kalanı boyunca sürebilecek bir atama aldıkları anlamına gelir. Burada for life “ömür boyu” demektir; “yaşamak amacıyla” anlamına gelmez. İfade ömür boyu görev süresini anlatır, ancak bir yargıcın ölümüne kadar görevde kalmak zorunda olduğunu söylemez.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “ömür boyu görev süresiyle atanmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: In that system, senior judges are ____.
Cevabı göster
appointed for life
for as long as they want to stay: süre bildirme
For as long as bir eylemin veya durumun devam ettiği sürenin tamamını belirtir. Bu cümlede they want to stay bitiş noktasını belirler; dolayısıyla for as long as they want to stay, “kalmayı istemeye devam ettikleri bütün süre boyunca” demektir. Baştaki for, süre anlamını özellikle belirginleştirir: ifade “Ne kadar süreyle?” sorusunu yanıtlar ve atamanın ne kadar devam edebileceğini açıklar.
Alıştırma
Cümleyi derste geçen dört kelimelik süre yapısıyla tamamlayın: You may use the desk ____ you need it.
Cevabı göster
for as long as
Our democracy depends on an informed citizenry, Kelime
3:05Demokrasimiz, bilgili vatandaşlara bağlıdır,
depends on an informed citizenry: bilgili bir yurttaş kitlesine bağlı olmak
Depends on, bir şeyin başarılı olması veya düzgün işlemesi için belirli bir koşula ihtiyaç duyduğunu belirtir. Burada demokrasi, ancak yurttaşlar ilgili bilgilere sahipse iyi işleyebilir. An informed citizenry, kamusal meseleleri sorumlu kararlar verecek kadar anlayan yurttaşların bir bütün olarak oluşturduğu topluluktur. Citizenry tek bir citizen değil, toplu bir kavramdır; informed ise yalnızca “haberdar edilmiş” değil, bilgi sahibi olmak anlamına gelir.
Alıştırma
Burada an informed citizenry ne anlama geliyor?
- Az önce bir mesaj almış tek bir yurttaş
- Üyeleri yurttaşlık ve kamu meselelerini anlayan halk topluluğu
- Bildirim gönderen bir devlet dairesi
Cevabı göster
Üyeleri yurttaşlık ve kamu meselelerini anlayan halk topluluğu
It is our duty to know: bilmek bizim görevimizdir
It is our duty to know ... yapısını kullanmak, bilmenin yalnızca yararlı bir öneri değil, bir sorumluluk olduğunu belirtir. Duty burada ahlaki, yurttaşlıkla ilgili veya bir role bağlı yükümlülük anlamındadır. Kalıp It is + iyelik sözcüğü + duty + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Baştaki it cümlenin yapısını kurar, to ile başlayan mastar ise gerekli eylemi belirtir. Tam cümlede how it works içindeki sonraki it, konuşulan sistemi ifade eder.
Alıştırma
“Bir sorumluluğumuz var” anlamına gelen resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ protect confidential records.
Cevabı göster
It is our duty to
and what authority each branch of government has over its citizens. Dilbilgisi
3:10ve hükümetin her bir kolunun vatandaşları üzerinde ne gibi yetkileri olduğunu bilmek bizim görevimizdir.
what authority each branch of government has over its citizens: dolaylı soru söz dizimi
what authority each branch of government has over its citizens dizisi, bilinmesi veya açıklanması gereken bilgiyi veren bir dolaylı sorudur. İngilizcede dolaylı sorular düz cümle söz dizimini korur; bu nedenle each branch of government öznesi has fiilinden önce gelir. Doğrudan soru What authority does each branch of government have? olurdu. Burada bir kişi veya grup için kullanılan have authority over, “onlarla ilgili yasal ya da kurumsal yetkiye sahip olmak” demektir. Over fiziksel bir konumu değil, güç ilişkisini anlatır.
Alıştırma
We need to know ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanan cümle hangisidir?
- We need to know what authority does the agency have over local schools.
- We need to know what authority has the agency over local schools.
- We need to know what authority the agency has over local schools.
Cevabı göster
We need to know what authority the agency has over local schools.
Besides voting: başka bir madde eklemek
Besides voting, voting eylemini zaten bilinen bir madde olarak sunar ve ardından başka maddelerin ekleneceğini belirtir. Oy vermenin yerine başka bir şey koymak ya da oy vermeyi dışlamak yerine listeyi veya görüşü genişletir. Burada besides, “-e ek olarak” anlamına gelen bir edattır. İngilizcede edattan sonra gelen fiil -ing biçimini alır; bu nedenle besides voting doğrudur. Genellikle “yanında” anlamına gelen beside ile karıştırmayın.
Alıştırma
Hangi cümlede besides başka bir etkinlik eklemek için kullanılmıştır?
- Except for piano practice, Maya joined every activity.
- Beside the piano, Maya left her soccer bag.
- Besides practicing piano, Maya plays on the soccer team.
Cevabı göster
Besides practicing piano, Maya plays on the soccer team.
chances are that sometime in your life you'll be called upon to participate in your government, Notlar
3:15hayatınızın bir döneminde hükümetinize katılmanız istenebilir,
Chances are that: olası bir sonucu tahmin etmek
Chances are that + cümlecik, “büyük olasılıkla...” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Bu cümlede devlet yönetimine katılmanızın istenmesini kesin değil, gerçekleşmesi muhtemel bir olay olarak sunar. Buradaki chances, fırsatlar değil olasılık anlamındadır. Bu ifade, farklı bir sonuca da yer bırakırken oldukça güçlü bir tahmin yapmanızı sağlar.
Alıştırma
Tahmini “büyük olasılıkla” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: ____ the roads will freeze overnight.
Cevabı göster
Chances are that
you'll be called upon to: harekete geçmeye yönelik resmî beklenti
You'll be called upon to + fiilin yalın hâli, “bir şey yapmanız resmî biçimde istenecek veya beklenilecek” anlamına gelir. Edilgen bir yapıdır: bir kişi ya da koşullar talebi veya sorumluluğu size yükler. Burada to, participate eylemini başlatır. Bu yapıda call upon telefon araması anlamına gelmez. Eylemi gerekli olabilecek bir görev, rol veya karşılık olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi be called upon to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the evacuation, trained volunteers may ____ assist older residents.
Cevabı göster
be called upon to
serve on a jury: jüri üyesi olarak görev yapmak
Bu cümlede serve on a jury, “bir mahkeme jürisinin üyesi olarak görev yapmak” anlamına gelir. Kişi davadaki delilleri dinler ve ilgili hukuk sisteminin öngördüğü kararı verme sürecine jüriyle birlikte katılır. Burada serve, “resmî bir görevi yerine getirmek” demektir; yiyecek veya yardım sunmak anlamına gelmez. on edatı, serve on a committee örneğinde olduğu gibi bir grubun ya da resmî kurulun üyesi olmayı gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle Elena'nın bir duruşmaya jüri üyesi olarak katılmak üzere seçildiğini anlatır?
- Elena was chosen to testify in court.
- Elena was chosen to serve on a jury.
- Elena was chosen to serve lunch to the jury.
Cevabı göster
Elena was chosen to serve on a jury.
testify in court: mahkemede resmî olarak tanıklık etmek
Testify in court, “bir mahkeme sürecinde tanık olarak resmî biçimde ifade vermek” anlamına gelir. Testify, bir kişinin bildikleri, gördükleri veya yaşadıkları hakkında yaptığı resmî açıklamayı anlatır. In court yalnızca adliye binasının içinde bulunmayı değil, hukuki sürece katılmayı ifade eder. Bu ifade hukuk ve haber bağlamlarında yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “resmî olarak ifade vermek” anlamındaki fiille tamamlayın: The witness will ____ in court tomorrow.
Cevabı göster
testify
or petition your Congress person to pass or defeat an idea for a law. Kelime
3:22veya bir yasa fikrini geçirmesi ya da reddetmesi için Kongre üyenize dilekçe vermek olsun.
petition your Congress person: resmî bir yurttaş talebinde bulunmak
Burada petition, yetkili bir kişiye resmî bir talepte bulunmak anlamına gelen bir fiildir. petition your Congress person, sivil veya siyasi bir süreç aracılığıyla ABD Kongresinin bir üyesinden harekete geçmesini istemek demektir. Aktarılabilir yapı petition + kişi veya kurum + to + fiil biçimindedir; petition the council to change a rule buna örnektir. ask ile karşılaştırıldığında petition, talebin resmî ve çoğu zaman kamuya açık ya da toplu olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümlede petition, resmî bir yurttaş talebi için doğal biçimde kullanılmıştır?
- I petitioned my friend to lend me a pen for one minute.
- We petitioned the waiter to bring the menu.
- Residents petitioned the city council to add a safe crosswalk.
Cevabı göster
Residents petitioned the city council to add a safe crosswalk.
pass or defeat a proposed law: bir yasa önerisini kabul etmek veya reddetmek
Yasama bağlamında pass bir öneriyi resmen onaylamak, defeat ise genellikle bir oylamada başarısız olmasına yol açmak anlamına gelir. defeat fiilinin nesnesi bir kişi değil, önerilen düzenlemedir. an idea for a law ifadesi, yasa tasarısına veya yasa önerisine dönüşebilecek bir fikri sade biçimde anlatır. Yasama ve haber İngilizcesinde pass or defeat a bill/proposal daha yaygın bir ifadedir.
Alıştırma
Bir yasama haberinde defeat a bill ne anlama gelir?
- Yasa tasarısını seçmenlere açıklamak.
- Yasa tasarısını hemen yasaya dönüştürmek.
- Yasa tasarısının onaylanmasını engellemek.
Cevabı göster
Yasa tasarısının onaylanmasını engellemek.
you can be involved, informed, and intelligent: üç parçalı bir sonuç
Burada involved, informed ve intelligent, be fiilini tamamlayan ve aynı özneyi, yani you'yu betimleyen üç sıfattır. Üç öğeyi aynı dil bilgisel biçimde tutmak paralel bir yapı oluşturur. Bu üçlü liste, önceki düşünceyi kısa bir sonuca dönüştürür. Son öğeden önceki and listenin sona geldiğini gösterirken yinelenen kalıp kapanışa ritim ve vurgu katar; böylece mesaj tamamlanmış ve akılda kalıcı duyulur. Bu tür kapanışa sıklıkla “üçlü kural” denir.
Alıştırma
Hangi cümle güçlü bir kapanış ritmi oluşturmak için üç paralel sıfat kullanıyor?
- The plan is simple and it can help everyone.
- The plan is simple, and fairness matters.
- The plan is simple, practical, and fair.
Cevabı göster
The plan is simple, practical, and fair.