Amerika Birleşik Devletleri hükümetinde güç nasıl bölünmüştür? - Belinda Stutzman: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
598 kelime 189 kel/dk

Video özeti: Bu video, ABD Anayasası’nın federal yetkiyi neden yasama, yürütme ve yargı organları arasında paylaştırdığını, bu organların birbirini nasıl sınırladığını ve vatandaşların yönetime nasıl katılabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. a system of checks and balances. — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: ABD siyasetinin bu temel kavramını, her organın diğerlerinin gücünü sınırlayabildiği bir düzen olarak anlayacaksınız; ifade yalnızca kelimesi kelimesine bir “kontrol ve dengeleme” işlemi değildir. Böylece tüm devlet gücünün tek bir organda toplanmasının nasıl önlendiğine ilişkin açıklamaları takip edebilirsiniz. 2. responsible for enforcing — Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler: Yasaları veya kuralları uygulama görevini bir tarafa yükleyen bu resmî yapıyı öğreneceksiniz. Yapıyı yürütme organının rolünü anlatırken ya da kurum ve iş yerlerindeki sorumlulukları açıkça belirtirken kullanabilirsiniz. 3. serve on a jury, — Kültür, Medya ve Gerçek Dünya Bağlamı: Jüri üyesi olarak görev yapmayı anlatan standart ifadeyi ve burada on edatının sabit olduğunu fark edeceksiniz. Bu bilgi, yurttaşlık göreviyle ilgili anlatımları anlamanıza ve vatandaşların yargı sistemine doğrudan katılmasının bir yolunu açıklamanıza yardımcı olur.

Bu derste

Have you ever wondered who has the authority to make laws or punish people who break them? Notlar

0:14

Kanun yapma veya onları çiğneyenleri cezalandırma yetkisine kimin sahip olduğunu hiç merak ettiniz mi?

Anlatım akışı

Have you ever wondered ...?: dikkat çeken bir açılış sorusu

Have you ever wondered ...? yalnızca bir kişinin geçmişte bir şeyi merak edip etmediğini sormaz. Burada ana soru önce sunularak dinleyicinin dikkati çekilir ve sonraki açıklamanın bu soruyu yanıtlayacağı beklentisi oluşturulur. Kalıp, Have you ever wondered + who, why veya how gibi bir sözcükle başlayan dolaylı soru yan cümlesidir. Bu yan cümlede düz cümle söz dizimi kullanılır: who has... denir, who does ... have? denmez. Açılış kancası olarak kullanıldığında dinleyicinin genellikle sesli yanıt vermesi beklenmez.

Alıştırma

Konuşmacının daha sonra açıklayacağı bir soruyu ortaya koyan sunum açılışı için en uygun cümle hangisidir?

  1. Bridges are structures that cross gaps.
  2. Write the definition of a bridge in your notebook.
  3. Have you ever wondered why some bridges sway in the wind?
Cevabı göster

Have you ever wondered why some bridges sway in the wind?

Kelime

has the authority to: resmen tanınan yetki

has the authority to ifadesindeki authority, genellikle bir yasa, kural, görev veya kurum tarafından verilen ve resmen tanınan hareket etme yetkisi anlamına gelir. Cümle, hangi kişi veya kurumun yasa yapma ya da ceza uygulama konusunda yasal yetkiye sahip olduğunu sorar. Yapı have/has the authority to + fiilin yalın hâlidir. to sonrasındaki fiil, kişinin veya kurumun resmî yetkileri kapsamındaki belirli eylemi gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle, kurulun bütçeyi onaylama konusunda resmen tanınan bir hakkı olduğunu en açık biçimde belirtir?

  1. The board has the authority to approve the budget.
  2. The board has the expertise to explain the budget.
  3. The board has permission to read the budget.
Cevabı göster

The board has the authority to approve the budget.

When we think of power in the United States,

0:19

Amerika Birleşik Devletleri'nde güç dendiğinde,

we usually think of the president,

0:21

genellikle aklımıza başkan gelir,

but he does not act alone. Kalıp ifadeler

0:23

ancak o tek başına hareket etmez.

Kalıp ifadeler

act alone: başkalarının katılımı olmadan harekete geçmek

Act alone, başka kişiler ya da kurumlar katılmadan harekete geçmek veya karar vermek anlamına gelir. Bu cümledeki does not act alone ifadesi, hükümet gücünün kullanılmasında rol alan tek unsurun başkan olmadığını gösterir. Burada alone, eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır. Başkanın kendini yalnız hissettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi bu nottaki ifadeyle tamamlayın: The safety officer cannot ____ when the whole team must approve the plan.

Cevabı göster

act alone

In fact,

0:25

Aslında,

he is only one piece of the power puzzle Deyimler

0:25

o, güç bulmacasının sadece bir parçasıdır

and for very good reason. Kalıp ifadeler

0:28

ve bunun çok iyi bir nedeni vardır.

Deyimler

one piece of the power puzzle: daha büyük bir sistemin bir parçası

one piece of the power puzzle ifadesi bir yapboz benzetmesi kullanır. Hükümet gücü, birbirine bağlı birkaç parçadan oluşan daha büyük bir resim olarak sunulur ve başkan bu parçalardan yalnızca biridir. piece sözcüğü sınırlı bir rolü gösterir: tek bir parça bütün sistem değildir. Bu imge, dinleyiciyi gücü paylaşan diğer erkleri ve kurumları da düşünmeye hazırlar.

Alıştırma

Bu cümledeki benzetme ne anlama geliyor? Strong passwords are one piece of the online safety puzzle.

  1. Güçlü parolalar, daha büyük bir güvenlik sisteminin bir parçasıdır.
  2. Güçlü parolalar bir yapboz oyunundaki fiziksel nesnelerdir.
  3. Güçlü parolalar bütün çevrim içi güvenlik sorunlarını tek başına çözer.
Cevabı göster

Güçlü parolalar, daha büyük bir güvenlik sisteminin bir parçasıdır.

Kalıp ifadeler

for very good reason: çok geçerli nedenlerle

For very good reason önceki ifadeye yorum ekler: söz konusu durum rastlantısal ya da keyfî değildir; onu destekleyen güçlü gerekçeler vardır. Burada and, bu yorumu onun güç yapısının yalnızca bir parçası olduğu düşüncesine bağlar. Temel ifade for good reason biçimindedir. Very anlamı güçlendirir ve bu ifade, birazdan ayrıntılı bir açıklama geleceğini de haber verebilir.

Alıştırma

Kuralın güçlü bir gerekçesi olduğunu belirten tam ve vurgulu ifadeyle cümleyi tamamlayın: Visitors must wear helmets, and ____.

Cevabı göster

for very good reason

When the American Revolution ended in 1783,

0:29

1783'te Amerikan Devrimi sona erdiğinde,

the United States government was in a state of change. Kalıp ifadeler

0:33

Amerika Birleşik Devletleri hükümeti bir değişim sürecindeydi.

Kalıp ifadeler

in a state of change: değişim sürecinde

In a state of change genel olarak bir geçiş veya gelişim süreci içinde bulunmak demektir. Cümle, devrimden sonra hükümetin henüz istikrara kavuşmadığını anlatır. Burada state, ABD'nin siyasi bir bölümü olan eyalet değil, durum anlamındadır. be in a state of + isim kalıbı, devam eden bir durumu daha resmî bir betimlemeye dönüştürür.

Alıştırma

Geniş kapsamlı bir geçiş yaşamak anlamına gelen tam ve resmî ifadeyle cümleyi tamamlayın: After the merger, the company was ____.

Cevabı göster

in a state of change

The Founding Fathers knew that they did not want to establish another country that was ruled by a king. Notlar

0:35

Kurucu Babalar, bir kral tarafından yönetilen başka bir ülke kurmak istemediklerini biliyorlardı.

Kültür

ABD tarih terimi olarak The Founding Fathers

The Founding Fathers, Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına yardımcı olan ve ilk dönem yönetimi ile anayasal sistemini şekillendiren liderlere verilen geleneksel addır. Bu cümlede ifade, yeni ülkenin nasıl bir yönetime sahip olacağına karar veren kişileri belirtir. Buradaki Fathers, babalar veya akrabalar anlamına gelmez. Büyük harfle yazılan ifadenin tamamını, gerçek anlamda bir aile tanımı olarak değil, bir grubun tarihî adı olarak değerlendirin.

Alıştırma

Bu cümlede The Founding Fathers kimleri ifade ediyor?

  1. Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına ve yönetiminin şekillenmesine yardımcı olan liderler
  2. Bağımsızlıktan sonra Amerika Birleşik Devletleri'ni yöneten krallar
  3. Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan bütün babalar
Cevabı göster

Amerika Birleşik Devletleri'nin kurulmasına ve yönetiminin şekillenmesine yardımcı olan liderler

Dilbilgisi

did not want to establish: geçmişte bir şeyi kurmak istememek

did not want to establish kalıbı, öznenin geçmişte bir şeyi oluşturma isteği veya niyeti olmadığını belirtir. Did not, want fiilini olumsuz yapar; to establish ise öznenin yapmak istemediği eylemi gösterir. Burada establish, bir ülkeyi veya sistemi «resmî olarak kurmak ya da oluşturmak» anlamına gelir. Bu fiil government, institution, rule veya organization gibi nesneler de alabilir; yalnızca şirket kurma anlamıyla sınırlı değildir.

Alıştırma

Cümleyi «resmî olarak kurmak» anlamındaki vurgulanan fiille tamamlayın: They did not want to ____ a new governing body.

Cevabı göster

establish

Dilbilgisi

was ruled by a king: rule fiilinin edilgen yapısı

was ruled by a king edilgen bir yapıdır: was + geçmiş ortaç ruled + by + eylemi yapan. Ülke yönetme eylemine maruz kalan ögedir; a king ise yöneticiyi belirtir. Böylece vurgu ülkeye ve yönetim biçimine gelir. Burada rule, ‘kural koymak’ değil, ‘bir ülkeyi yönetmek veya denetlemek’ anlamındadır. Bağlamda ifade, Kurucu Babaların yeni ülkede tekrarlanmasını istemediği monarşik yönetimi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi, yönetici grubu belirten rule fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: For many years, the island ____ a council.

Cevabı göster

was ruled by

So the discussions were centered on having a strong and fair national government Kalıp ifadeler

0:41

Bu nedenle tartışmalar, güçlü ve adil bir ulusal hükümete sahip olma üzerine yoğunlaştı,

that protected individual freedoms Kalıp ifadeler

0:45

ki bu hükümet bireysel özgürlükleri korusun

and did not abuse its power. Kalıp ifadeler

0:47

ve gücünü kötüye kullanmasın.

Kalıp ifadeler

were centered on having: be centered on + -ing biçimi

were centered on having, bir şeye sahip olmanın veya onu oluşturmanın tartışmaların ana odağı olduğunu belirtir. discussions çoğul olduğu için be, were biçiminde kullanılır; centered on ise merkezdeki konuyu veya hedefi tanıtır. Burada on bir edattır, bu nedenle sonraki fiil have değil, -ing biçimindeki having olur. Bu cümlede having a strong and fair national government, bir nesneye sahip olmayı değil, böyle bir yönetimi kurup işler hâle getirmeyi anlatır.

Alıştırma

Cümleyi be centered on yapısının doğru biçimiyle tamamlayın: The workshop was ____ reducing online harassment.

Cevabı göster

centered on

Kalıp ifadeler

bireysel özgürlükleri korudu

protected individual freedoms ifadesinde protect, birini yalnızca fiziksel tehlikeden korumak değil, hakları yasalar ve kurumlar aracılığıyla güvence altına almak demektir. İfade, hükûmetin kişinin özgürlüklerine yönelik haksız müdahaleleri engellemesi gerektiğini anlatır. freedoms sözcüğünün çoğul olması, ifade özgürlüğü veya din özgürlüğü gibi ayrı sivil özgürlüklere işaret etmesindendir. Bu çoğul biçim, tek bir geniş özgürlük düşüncesinden ziyade tanınmış bir özgürlükler bütününü anlatır.

Alıştırma

Siyasi veya hukuki bir tartışmada protect individual freedoms ne anlama gelir?

  1. Her bireyin tanınmış özgürlüklerini güvence altına almak.
  2. Her bireyi fiziksel tehlikeden uzak tutmak.
  3. Herhangi birinin seçimlerini sınırlayan tüm kuralları kaldırmak.
Cevabı göster

Her bireyin tanınmış özgürlüklerini güvence altına almak.

Kalıp ifadeler

gücünü kötüye kullanmadı

did not abuse its power ifadesindeki its, national government ifadesine gönderme yapar. Abuse power, yetkiyi uygunsuz, haksız ya da meşru sınırların ötesinde kullanmak demektir; gücün kendisine zarar vermek anlamına gelmez. Bu ifade, güçlü bir hükûmete sınır koyar: hükûmet yetkisini kullanabilir, ancak bu yetkiyi insanlara baskı yapmak veya uygunsuz amaçlara hizmet etmek için kullanmamalıdır.

Alıştırma

Hangi cümlede abuse its power, “yetkiyi uygunsuz biçimde kullanmak” anlamındadır?

  1. The agency used its power to enforce a lawful order.
  2. The agency shared its power with local councils.
  3. The agency abused its power to silence its critics.
Cevabı göster

The agency abused its power to silence its critics.

When the new Constitution was adopted in 1787, Kelime

0:49

1787'de yeni Anayasa kabul edildiğinde,

Kelime

Constitution was adopted: anayasanın resmen kabul edilmesi

Constitution was adopted ifadesinde adopted, anayasanın resmî bir süreç yoluyla resmen kabul edildiği anlamına gelir. Kabul edilen şey bir yönetim belgesi olduğu için adopt burada aileyle ilgili anlamında değil, kurumsal anlamındadır. Was adopted edilgen yapıdadır: anayasayı kabul eden kişi veya kurumdan çok Constitution ifadesini odağa alır. Aynı yapı yasalar, politikalar, planlar, kurallar ve standartlarla da yaygındır.

Alıştırma

Adopted hangi cümlede “resmen kabul edilip uygulamaya konmak” anlamındadır?

  1. The family adopted a puppy from the shelter.
  2. The actor adopted a surprised expression for the photo.
  3. The council adopted a new housing policy after the vote.
Cevabı göster

The council adopted a new housing policy after the vote.

the structure of the infant government of the United States called for three separate branches, Notlar

0:52

Amerika Birleşik Devletleri'nin yeni doğan hükümetinin yapısı üç ayrı kuvvet öngörüyordu,

each with their own powers,

0:57

her birinin kendi yetkileri olan,

and a system of checks and balances. Kültür

0:59

ve bir denge ve denetleme sistemi olan.

Deyimler

infant government: gelişiminin ilk aşamasındaki hükümet

Infant government ifadesinde infant, yeni kurulmuş ve hâlâ gelişiminin ilk aşamasında olan anlamında bir mecazdır. Gerçek bebeklerden söz etmez. İngilizcede yaşam evrelerini anlatan sözcükler kurumlar, sektörler ve sistemler için kullanılabilir. Buradaki mecaz, Amerika Birleşik Devletleri hükümetini yeni ve henüz tam gelişmemiş olarak sunar.

Alıştırma

Infant government ifadesinde infant ne anlama gelir?

  1. yeni kurulmuş ve hâlâ gelişmekte olan
  2. çocukça ve aptalca olan
  3. bebeklerin bakımından sorumlu olan
Cevabı göster

yeni kurulmuş ve hâlâ gelişmekte olan

Öbek fiiller

called for: “gerektiriyordu” veya “zorunlu kılıyordu”

Burada called for, “gerektiriyordu” veya “zorunlu kılıyordu” anlamına gelir. Özne, yeni kurulmuş ABD hükûmetinin yapısıdır; gerekli görülen düzen ise üç ayrı erk ile bir denge ve denetleme sistemidir. Bir durum, plan veya tasarım bir şeyi gerekli hâle getirdiğinde call for kullanılır. Bu ifade burada telefon etmekle ilgili değildir.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “gerektirmek” anlamına gelen öbek fiille tamamlayın: The job ____ patience and close attention.

Cevabı göster

calls for

Kültür

a system of checks and balances: denge ve denetleme sistemi

Bu cümlede a system of checks and balances, hükûmetin farklı erklerinin diğerlerinin belirli yetkilerini veya eylemlerini sınırlayabildiği bir düzeni ifade eder. Amaç, tek bir erkin aşırı güç kazanmasını önlemektir. Buradaki checks, inceleme veya banka çeki değil, güç üzerindeki kısıtlamalar anlamındadır. İfadenin tamamı bir siyasi sistemi adlandırdığı için tek bir terim olarak anlaşılmalıdır.

Alıştırma

Hangi durum a system of checks and balances kavramını en iyi gösterir?

  1. Her erk tamamen aynı görevi yerine getirir.
  2. Tek bir erk bütün ulusal kararları tek başına alır.
  3. Bir erk, başka bir erkin belirli eylemlerini engelleyebilir veya sınırlayabilir.
Cevabı göster

Bir erk, başka bir erkin belirli eylemlerini engelleyebilir veya sınırlayabilir.

This would ensure that no one branch would ever become too powerful Dilbilgisi

1:01

Bu, hiçbir kuvvetin asla çok güçlü olmamasını sağlayacaktı

Dilbilgisi

would ensure that: garanti edilmesi beklenen bir sonucu anlatmak

Would ensure that, düzenlemenin garanti etmesi beklenen sonucu tanıtır. Buradaki This, ayrı yönetim organları ile denge ve denetleme sistemine gönderme yapar; that yan cümlesi de korunmak istenen sonucu belirtir. Would, etkiyi tarihsel tasarımın bakış açısından öngörülen bir sonuç olarak sunar; kibar bir rica ya da isteklilik bildirmez. Ensure that yapısından sonra kendi öznesi ve fiili olan tam bir yan cümle gelir.

Alıştırma

Cümleyi “garanti edecekti” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: A clear review process ____ every complaint received an answer.

Cevabı göster

would ensure that

Dilbilgisi

no one branch would ever become too powerful: hiçbir organ aşırı güç kazanmaz

No one branch ifadesinde no, one branch ad öbeğini niteler; dolayısıyla anlam “tek bir organ bile değil”dir. Buradaki branch, ağaç dalı değil bir yönetim organıdır ve no one, “hiç kimse” anlamındaki zamir olarak okunmaz. Would, tasarımın korumayı amaçladığı sonucu sunar; ever olumsuzluğu herhangi bir zamana genişletir; too powerful ise güvenli veya kabul edilebilir düzeyden daha güçlü olmak demektir. Yan cümlenin bütünü, sistemin tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlandığını anlatır.

Alıştırma

Bu bağlamda no one branch would ever become too powerful ne anlama gelir?

  1. Branch adındaki hiç kimsenin fiziksel olarak güçlenmesi beklenmiyordu.
  2. Sistem, bütün yönetim organlarının tüm güçlerini kaybetmesini amaçlıyordu.
  3. Sistem, tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlanmıştı.
Cevabı göster

Sistem, tek bir yönetim organının aşırı güç kazanmasını engellemek için tasarlanmıştı.

because the other branches would always be able to check the power of the other two. Kelime

1:05

çünkü diğer kuvvetler her zaman diğer ikisinin gücünü denetleyebilecekti.

Kelime

check the power: check fiilinin “sınırlamak” anlamı

check the power ifadesinde check, “otoritenin kullanımını sınırlamak veya dizginlemek” demektir. Cümle, diğer yönetim erklerinin tek bir erkin gücü sınırsızca kullanmasını önleyebileceğini söyler. Bu, checks and balances ifadesindeki check anlamıdır. Denetim bağlamında nesne power, authority veya influence olduğunda check çoğu zaman bunların aşırı büyümesini engellemek demektir; doğruluğunu kontrol etmek değildir.

Alıştırma

“Independent judges can check the power of elected leaders,” cümlesinde check ne anlama gelir?

  1. elektriğin mevcut olduğunu doğrulamak
  2. doğru olup olmadığını kontrol etmek
  3. sınırlamak veya dizginlemek
Cevabı göster

sınırlamak veya dizginlemek

These branches work together to run the country Kelime

1:09

Bu kuvvetler ülkeyi yönetmek için birlikte çalışır

Kelime

run the country: run fiilinin “yönetmek” anlamı

run the country ifadesinde run, “işleyişini yönetmek veya yönlendirmek” demektir; ayakla hızlı hareket etmek anlamına gelmez. Cümle, yönetim erklerinin ülkenin işlemesini sağlama sorumluluğunu paylaştığını söyler. Bu anlam, run fiilinin nesnesi bir kuruluş veya düzenli faaliyet olduğunda görülür: run a company, run a school veya run a program. Nesne country olduğunda ülkeyi yönetmek ve ulusal işleri idare etmek anlamına gelir.

Alıştırma

“A small team runs the museum every day,” cümlesinde runs ne anlama gelir?

  1. müzenin işleyişini yönetir
  2. müze için bir koşu yarışı düzenler
  3. müzenin içinde koşar
Cevabı göster

müzenin işleyişini yönetir

and set guidelines for us all to live by. Kalıp ifadeler

1:11

ve hepimizin yaşaması için kurallar koyar.

Kalıp ifadeler

set guidelines ... to live by: uyulacak ilkeler belirlemek

Set guidelines, insanların ne yapması gerektiğine yön veren ölçütler veya talimatlar belirlemek demektir. Burada guidelines, herkesin davranışını yönlendiren kurallar olarak sunulur. guidelines for us all to live by ifadesinde live by, bir şeyi sürekli olarak izlemek ya da ona göre davranmak demektir. Nesnesi guidelines, principles, values veya a code olduğunda, bir şeyin yakınında yaşamak anlamına gelmez.

Alıştırma

The committee set guidelines for everyone to live by cümlesinde live by ne anlama gelir?

  1. Yönergeleri devamlı davranış standartları olarak kullanmak
  2. Yönergeler oluşturarak para kazanmak
  3. Yazılı yönergelerin yakınında yaşamak
Cevabı göster

Yönergeleri devamlı davranış standartları olarak kullanmak

The legislative branch is described in article one of the US Constitution. Kültür

1:13

Yasama organı, ABD Anayasası'nın birinci maddesinde tanımlanmıştır.

Kültür

Article One of the US Constitution: hukuk belgesindeki numaralı bir bölüm

Bu cümlede Article One, ABD Anayasası’nın ilk ana numaralı bölümünü, yani Birinci Madde’yi ifade eder. Buradaki Article, hukuk belgesinin bir bölümüne verilen resmî addır; haber veya internet yazısı değildir. Aktarılabilir Article + number + of + document name kalıbı, bir anayasa, antlaşma veya benzer resmî metin içindeki konumu gösterir. Resmî atıflarda Article One veya Article I örneklerinde olduğu gibi sayı sözcüğü ya da Roma rakamı kullanılabilir.

Alıştırma

Article One of the US Constitution ifadesinde Article One neyi belirtir?

  1. Anayasanın kapağındaki başlık
  2. Anayasa hakkında yazılmış ilk haber
  3. Anayasanın içindeki ilk ana numaralı bölüm
Cevabı göster

Anayasanın içindeki ilk ana numaralı bölüm

Many people feel that the Founding Fathers put this branch in the document first Anlatım akışı

1:18

Birçok insan Kurucu Babaların bu organı belgeye ilk sıraya koyduğunu

because they thought it was the most important.

1:22

çünkü en önemlisi olduğunu düşündükleri için koyduklarına inanır.

Anlatım akışı

put this branch in the document first: önem belirtmek için sıralamayı kullanmak

put this branch in the document first ifadesinde put, “belirli bir sıraya yerleştirmek” anlamına gelir; first ise bu yönetim organının belgedeki konumunu belirtir. Branch burada ağaç dalı değil, yönetimin bir organıdır. Ardından cümle, ilk sırada yer almayı olası bir vurgu işareti olarak ele alır: insanlar, metni hazırlayanların yasama organını özellikle önemli gördüğü sonucuna varır. Sıralama bu yorumu destekler, ancak tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede put this branch in the document first okuyucunun neyi çıkarmasına yardımcı olur?

  1. Yönetim organı fiziksel olarak bir klasörün içine konur.
  2. Yönetim organı tarihsel olarak diğerlerinden daha önce kurulmuştur.
  3. Yönetim organı belgede diğerlerinden önce yer alır ve bu, ona özel bir önem verildiğini düşündürür.
Cevabı göster

Yönetim organı belgede diğerlerinden önce yer alır ve bu, ona özel bir önem verildiğini düşündürür.

The legislative branch is comprised of 100 US senators Kalıp ifadeler

1:24

Yasama organı, 100 ABD senatöründen

Kalıp ifadeler

is comprised of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtmek

Is comprised of, “-den oluşmak” anlamına gelir. “Bütün + be comprised of + parçalar” yapısını izler. Bu cümlede the legislative branch bütündür; 100 US senators ise bu bütünün içinde yer alan üyeleri belirtir.

Alıştırma

Cümleyi ele alınan resmî yapıyla tamamlayın: The panel ____ four scientists and one editor.

Cevabı göster

is comprised of

and 435 members in the US House of Representatives. Kültür

1:28

ve ABD Temsilciler Meclisi'ndeki 435 üyeden oluşur.

Kültür

US House of Representatives: ABD Temsilciler Meclisi

ABD Temsilciler Meclisi, ABD Kongresi'nin alt kanadıdır. Bu adlandırmada House, bir bina değil, yasama organının bir kanadı anlamına gelir. Senato ile birlikte Kongreyi oluşturur. Dolayısıyla Temsilciler Meclisi Kongrenin bir parçasıdır; Kongrenin tamamının başka bir adı değildir.

Alıştırma

US House of Representatives ifadesini doğru biçimde tanımlayan seçenek hangisidir?

  1. ABD Kongresi'nin alt kanadı
  2. ABD başkanının resmî konutu
  3. Her iki kanadı da içeren ABD Kongresinin tamamı
Cevabı göster

ABD Kongresi'nin alt kanadı

This is better known as the US Congress. Kalıp ifadeler

1:32

Bu daha çok ABD Kongresi olarak bilinir.

Kalıp ifadeler

better known as the US Congress: daha çok ABD Kongresi olarak bilinir

be better known as + ad yapısı, daha fazla kişinin tanıdığı veya kullandığı bir adı belirtir. Burada iki kanatlı yasama organı, daha tanıdık adı olan the US Congress ile tanımlanır. better, adın ne kadar iyi bilindiğini karşılaştırır; Kongrenin nitelik bakımından daha iyi olduğu anlamına gelmez. Aynı yapı bir kişiyi, yeri, kuruluşu veya şeyi daha iyi bilinen bir takma ad, mahlas, sahne adı ya da kısaltmayla ilişkilendirebilir.

Alıştırma

Adların bilinirliğini karşılaştıran dersteki tam ifadeyi kullanın: The writer Eric Blair is ____ George Orwell.

Cevabı göster

better known as

Making laws is the primary function of the legislative branch, Dilbilgisi

1:34

Kanun yapmak yasama organının temel işlevidir,

Dilbilgisi

Making laws is the primary function: ana görevi belirtmek

“Making laws”, cümlenin öznesi olarak kullanılan bir gerund öbeğidir. Bir etkinliği genel bir görev olarak adlandırır; şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatmaz. “Is the primary function of ...”, bu etkinliğin bir kurumun, kişinin veya şeyin ana görevi olduğunu belirtir. “Doing something is the primary function of X” kalıbı, amaç veya sorumluluğu resmî biçimde açıklarken yaygın olarak kullanılır.

Alıştırma

“Protecting visitors is the primary function of the security team.” cümlesinde “Protecting visitors” nasıl bir görev üstlenir?

  1. “Team” sözcüğünü sıfat olarak niteler.
  2. Tam şu anda gerçekleşen bir eylemi anlatır.
  3. Öznedir ve genel bir görevi adlandırır.
Cevabı göster

Öznedir ve genel bir görevi adlandırır.

but it is also responsible for approving federal judges and justices, Notlar

1:38

ancak aynı zamanda federal yargıçları ve yüksek mahkeme yargıçlarını onaylamaktan,

Kelime

approving federal judges and justices: federal yargı atamalarına resmî onay

Bu cümlede approving, yargı görevlerine yapılan atamalar için gereken resmî onayı vermek demektir. Seçilen kişileri yalnızca beğenmek anlamına gelmez. Federal judges, federal mahkeme sistemindeki yargıçları genel olarak ifade ederken justices çoğunlukla Yüksek Mahkeme üyeleri için kullanılır. -ing yapısındaki ifadenin tamamı, devlet yetkileri listesindeki bir sorumluluğu belirtir.

Alıştırma

Cümlede approving federal judges and justices ne anlama geliyor?

  1. Onları federal mahkemelerde çalışmak üzere eğitmek
  2. Yargıçların kişisel olarak sevimli olduğunu söylemek
  3. Atanmalarına resmî onay vermek
Cevabı göster

Atanmalarına resmî onay vermek

passing the national budget,

1:42

ulusal bütçeyi geçirmekten,

and declaring war. Kelime

1:44

ve savaş ilan etmekten de sorumludur.

Kalıp ifadeler

responsible for + isim veya gerund

“Be responsible for”, bir görevden, işten veya denetim alanından sorumlu olmak demektir. Burada “it” yasama organını ifade eder; dolayısıyla bu ifade görevleri yasama organına yükler. “Responsible” dikkatli bir kişiliği tanımlamaz. “For” sözcüğünden sonra isim veya gerund kullanılır. Cümledeki “approving ...”, “passing ...” ve “declaring ...” paralel gerund öbekleridir ve üçü de “responsible for” ifadesine bağlıdır.

Alıştırma

Cümleyi “yapmakla görevli” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The safety officer is ____ inspecting the exits each morning.

Cevabı göster

responsible for

Kelime

declaring war: resmî savaş ilanında bulunmak

Declaring war, bir ülkenin savaş durumunda olduğunu resmen ilan etmek anlamına gelir. Buradaki declare, yalnızca çatışmanın yaşanabileceğini söylemek değil, siyasi ve hukuki sonuçları olan resmî bir eylemdir. -ing biçimi, resmî yetkiler veya sorumluluklar listesine uyar; başka durumlarda kullanılabilecek temel ifade declare war şeklindedir.

Alıştırma

Declaring war ifadesi gerçek siyasi anlamıyla hangi durumu anlatır?

  1. İki arkadaş arasındaki öfkeli bir tartışma
  2. Bir devletin savaş durumunun varlığını resmen duyurması
  3. Çatışmanın başlayabileceğine dair bir tahmin
Cevabı göster

Bir devletin savaş durumunun varlığını resmen duyurması

Each state gets two senators

1:45

Her eyalete iki senatör düşer

and some number of representatives

1:47

ve o eyalette kaç kişinin yaşadığına bağlı olarak

depending on how many people live in that state. Dilbilgisi

1:49

belirli sayıda temsilci bulunur.

Dilbilgisi

depending on how many people live in that state: eyalette yaşayan kişi sayısına bağlı olarak

Depending on, bir sonucu belirleyen veya değiştiren etkeni belirtir. Burada temsilci sayısı eyalette yaşayan kişi sayısına göre değişir; ifade duygusal ya da günlük yaşamdaki bir bağımlılığı anlatmaz. On edatından sonra how many people live in that state gömülü yan cümlesi gelir. Gömülü cümle bildirme cümlesi söz dizimini kullandığı için normal biçimde do kullanılmaz.

Alıştırma

Gömülü bir how many cümlesinden önce depending on ifadesini doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. The delivery fee changes depending on how many boxes do you order.
  2. The delivery fee changes depending from how many boxes you order.
  3. The delivery fee changes depending on how many boxes you order.
Cevabı göster

The delivery fee changes depending on how many boxes you order.

The executive branch is described in article two of the Constitution.

1:52

Yürütme organı Anayasa'nın ikinci maddesinde tanımlanmıştır.

The leaders of this branch of government are the president and vice president,

1:56

Hükümetin bu kolunun liderleri başkan ve başkan yardımcısıdır,

who are responsible for enforcing the laws that Congress sets forth. Notlar

1:59

ve Kongre'nin koyduğu yasaları uygulamakla sorumludurlar.

Kalıp ifadeler

responsible for enforcing: uygulanmasını sağlamakla sorumlu

Be responsible for + -ing, bir eylemin bir kişinin görevinin parçası olduğunu belirtir. Bu cümlede who, president and vice president ifadelerine gönderme yapar; enforcing ise onlara verilen görevi belirtir. Enforce laws, yasaların uygulanmasını ve bunlara uyulmasını sağlamak için resmî yetki kullanmak demektir. Yasaları yazmak veya kabul etmek anlamına gelmez; yasaları Kongre belirler, yürütme organı ise uygular.

Alıştırma

İşletmelerin güvenlik kurallarına uymasını sağlamakla görevli bir müfettişi doğru anlatan cümle hangisidir?

  1. The inspector is responsible to enforcing the safety rules.
  2. The inspector is responsible for following the safety rules.
  3. The inspector is responsible for enforcing the safety rules.
Cevabı göster

The inspector is responsible for enforcing the safety rules.

Öbek fiiller

sets forth: resmî olarak belirler veya ifade eder

Burada sets forth, “resmî olarak ortaya koyar, belirler veya ifade eder” anlamındadır. Congress öznedir; laws ise Kongrenin resmî biçimde belirlediği ya da sunduğu yasalardır. Set forth; kuralları, gereklilikleri, gerekçeleri veya ilkeleri açık ve yetkili bir biçimde sunmak için kullanılan resmî bir öbek fiildir. Bu kullanımda forth fiziksel bir hareketi anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrenilen iki sözcüklü resmî öbek fiille tamamlayın: The policy ____ the steps for reporting a safety problem.

Cevabı göster

sets forth

The president works closely with a group of advisors known as the Cabinet. Notlar

2:03

Başkan, Kabine olarak bilinen bir grup danışmanla yakın bir şekilde çalışır.

Kalıp ifadeler

works closely with: koordineli biçimde yakın iş birliği yapmak

Works closely with, biriyle koordineli ve sürekli biçimde yakın iş birliği yapmak anlamına gelir. Closely fiziksel mesafeyi değil; sık iletişim, ortak planlama veya dikkatli koordinasyon içeren iş ilişkisinin yakınlığını anlatır. Yapı work closely with + kişi, ekip veya kuruluş şeklindedir. Özne üçüncü tekil kişi olduğunda, örnekteki gibi work fiili works olur.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrenilen ve “yakın iş birliği içinde” anlamına gelen iki sözcükle tamamlayın: Our school works ____ local health experts when planning safety drills.

Cevabı göster

closely with

Kültür

known as the Cabinet: başkanın danışman kurulu

Known as the Cabinet, a group of advisors ifadesini niteleyen kısaltılmış bir edilgen yan cümledir. Bu grubun the Cabinet olarak adlandırıldığı anlamına gelir. ABD hükümeti bağlamında the Cabinet, başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkililerinden, özellikle de yürütme bakanlıklarının başkanlarından oluşan gruptur. Burada Cabinet bir kurumun adıdır; mobilya olan dolap anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede the Cabinet neyi ifade ediyor?

  1. Eşya saklamak için kullanılan bir ofis dolabı
  2. Başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkilileri
  3. Kongrenin iki kanadı
Cevabı göster

Başkana danışmanlık yapan üst düzey yürütme yetkilileri

These appointed helpers assist the president in making important decisions Kalıp ifadeler

2:06

Bu atanan yardımcılar, başkana önemli kararlar almasında asistanlık ederler

Kalıp ifadeler

assist someone in doing something: birinin bir şey yapmasına yardım etmek

Assist someone in doing something, bir kişinin bir eylemi gerçekleştirmesine yardım etmek anlamına gelir. Burada the president yardım alan kişidir; making important decisions ise yardım edilen eylemi belirtir. Kalıp assist + kişi + in + -ing biçimidir. Bu nedenle in’den sonra making gelir; make bu kalıba uymaz.

Alıştırma

Assist someone in doing something kalıbını tamamlayın: The librarian assisted Maya ____ finding the source.

Cevabı göster

in

within their area of expertise, Kalıp ifadeler

2:10

kendi uzmanlık alanları dahilinde,

Kalıp ifadeler

within their area of expertise: kendi uzmanlık alanları içinde

An area of expertise, bir kişinin güçlü bilgi ve deneyime sahip olduğu konu veya iş alanıdır. Buradaki area fiziksel bir yer değil, soyut bir alandır. Within bir sınır koyar: her kişi yalnızca mesleki bilgisinin veya sorumluluğunun kapsadığı konularda katkı sağlar. within + iyelik belirleyicisi + area of expertise yapısı, bir kişinin yetkin biçimde tavsiye verebileceği sınırları göstermek için kullanılabilir.

Alıştırma

“Mesleki bilgisinin sınırları içinde” anlamındaki hedef yapıyla cümleyi tamamlayın: She gives advice only ____.

Cevabı göster

within her area of expertise

such as defense, Kültür

2:12

savunma,

the Treasury,

2:13

Hazine,

and Homeland Security.

2:14

ve İç Güvenlik gibi.

Kültür

defense, the Treasury, and Homeland Security: ABD hükümetinin politika alanları ve kurumları

Bu ABD hükümeti bağlamında liste, kabine düzeyindeki politika alanlarını veya bakanlıkları belirtir. defense ulusal savunmayı, the Treasury ABD Hazine Bakanlığını, Homeland Security ise İç Güvenlik Bakanlığını veya onun politika alanını ifade eder. Büyük harf kullanımı ve çevredeki hükümet bağlamı anlamı belirler. Treasury burada değerli eşyaların saklandığı bir hazine değildir; Homeland Security de özel bir evin güvenliği anlamına gelmez.

Alıştırma

Bu cümlede defense, the Treasury, and Homeland Security neyi temsil ediyor?

  1. Üç tür özel mülkü
  2. Amerika Birleşik Devletleri’nin coğrafi bölgelerini
  3. ABD hükümetinin politika alanlarını ve kurumlarını
Cevabı göster

ABD hükümetinin politika alanlarını ve kurumlarını

The executive branch also appoints government officials, Kelime

2:16

Yürütme organı aynı zamanda hükümet yetkililerini atar,

Kelime

appoints government officials: hükümet yetkililerini atamak

Bu cümlede appoints, kişileri resmî olarak seçip onlara devlet görevleri vermek anlamına gelir. Yasal yetkiye sahip bir kişi veya kurumun verdiği kararı anlatır. Yaygın yapılar appoint someone, appoint someone to a position ve appoint someone as chair biçimleridir. Burada bir göreve resmî atama söz konusudur; toplantı ayarlama anlamı yoktur.

Alıştırma

Bir bakan, yasal yetkisini kullanarak Maya'yı resmî olarak bir devlet görevine getiriyor. Bu eylemi hangi cümle anlatır?

  1. The minister elected Maya to the post.
  2. The minister appointed Maya to the post.
  3. The minister hired Maya for the post.
Cevabı göster

The minister appointed Maya to the post.

commands the armed forces, Kelime

2:19

silahlı kuvvetleri komuta eder,

Kelime

commands the armed forces: silahlı kuvvetlere komuta etmek

Bu ifadede commands, yönlendirme ve denetleme konusunda resmî yetkiye sahip olmak anlamına gelir. Tek bir emir vermeyi değil, devam eden bir komuta yetkisini anlatır. The armed forces, bir ülkenin kara, deniz ve hava kuvvetleri gibi askerî hizmetlerinin ortak adıdır. Commands the armed forces ifadesi bir bütün olarak kurumsal askerî komutayı anlatır.

Alıştırma

The president commands the armed forces cümlesinde commands the armed forces ne anlama gelir?

  1. Başkan, ülkenin askerî kuvvetlerini yönetme konusunda resmî yetkiye sahiptir.
  2. Başkan, silah taşıyan bir gruba sıradan bir öneride bulunur.
  3. Başkan, orduya silahları bizzat sağlar.
Cevabı göster

Başkan, ülkenin askerî kuvvetlerini yönetme konusunda resmî yetkiye sahiptir.

and meets with leaders of other nations. Kalıp ifadeler

2:21

ve diğer ülkelerin liderleriyle görüşür.

Kalıp ifadeler

meet with leaders of other nations: diğer ülkelerin liderleriyle resmî görüşme yapmak

Bu diplomasi bağlamında meets with, “önceden ayarlanmış ve belirli bir amacı olan bir görüşme yapar” anlamına gelir. Özne resmî bir görevi yerine getirdiği için ifade, biriyle beklenmedik biçimde karşılaşmayı değil, resmî görüşmeleri anlatır. Leaders of other nations, diğer ülkeleri yöneten kişileri ifade eder. İfadenin bütünü, uluslararası görüşmeleri resmî bir görevin parçası olarak kısa ve öz biçimde anlatır.

Alıştırma

'The ambassador will meet with trade officials tomorrow,' cümlesinde meet with ne anlama gelir?

  1. beklenmedik biçimde karşılaşmak
  2. önceden ayarlanmış bir görüşme yapmak
  3. tamamen aynı fikirde olmak
Cevabı göster

önceden ayarlanmış bir görüşme yapmak

All that combined is a lot of work for a lot of people. Anlatım akışı

2:23

Tüm bunlar bir araya geldiğinde birçok insan için büyük bir iş yüküdür.

Anlatım akışı

All that combined: önceki noktaları özetleyen ifade

All that combined, az önce sözü edilen şeyleri bir araya getirir ve tek bir bütün olarak ele alır. That önceki listeye gönderme yaparken combined, dinleyiciye maddeleri birlikte düşünmesini söyler. İfadenin tamamı is fiilinin öznesidir. Bu ifade bilgiyi düzenler: konuşmacı birkaç görevi veya etkeni sıraladıktan sonra genel bir değerlendirmeye geçmek için bunu kullanır. Bu cümledeki değerlendirme, hepsinin çok büyük bir iş yükü oluşturduğudur.

Alıştırma

Konuşmacı kira, yemek ve ulaşım masraflarını sıraladıktan sonra 'All that combined makes the trip expensive.' diyor. All that combined burada ne yapıyor?

  1. yalnızca ulaşım masrafına odaklanmak
  2. genel bir değerlendirmeden önce önceki etkenleri bir araya getirmek
  3. daha önce belirtilmemiş yeni bir masraf eklemek
Cevabı göster

genel bir değerlendirmeden önce önceki etkenleri bir araya getirmek

In fact,

2:26

Aslında,

the executive branch employs over 4 million people to get everything done. Kelime

2:27

yürütme organı, her şeyi halletmek için 4 milyondan fazla insanı istihdam etmektedir.

Kelime

employs over 4 million people: çalışan sayısını bildirmek

Bu cümlede employs, people sözcüğünü doğrudan nesne olarak alır ve bu kişilerin kuruluş için çalıştığını ya da kuruluşun onları işe aldığını anlatır. Özne the executive branch olduğu için ifade, yürütme organında kaç kişinin çalıştığını bildirir. Bir sayıdan önce kullanılan over, tam olarak o sayı değil, “o sayıdan fazla” demektir. organization + employs + number + people kalıbı, çalışan sayısını belirtmenin yaygın bir yoludur.

Alıştırma

Cümleyi employ sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The regional airline ____ over 1,000 people.

Cevabı göster

employs

The third branch of the US government is the Judicial Branch Kültür

2:32

ABD hükümetinin üçüncü kolu Yargı Organıdır

and is detailed in article three. Kalıp ifadeler

2:34

ve üçüncü maddede ayrıntılı olarak açıklanmıştır.

Kültür

Judicial Branch: ABD federal mahkeme sistemi

Judicial Branch, ABD federal hükümetinin mahkemelerden oluşan yargı koludur. Bu kurum adında judicial, “mahkemeler ve yargısal kararlarla ilgili” demektir; “adil” anlamına gelmez. Legislative Branch ve Executive Branch ile birlikte hükümetin üç kolundan biridir. Büyük harfle yazılan bu ifade genel bir yargılama türünü betimlemek yerine belirli bir kurumu adlandırır.

Alıştırma

ABD hükümetinde Judicial Branch neyi ifade eder?

  1. Federal mahkeme sistemi.
  2. Federal yasaları yürüten başkan ve kurumlar.
  3. Federal yasaları yapan Kongre.
Cevabı göster

Federal mahkeme sistemi.

Kalıp ifadeler

is detailed in article three: bilginin bulunduğu belge bölümünü belirtmek

Burada is detailed in, “ayrıntılı olarak açıklanır veya ortaya konur” anlamına gelir. detail fiilinin edilgen biçimidir: is edilgen yardımcı fiil, detailed ise geçmiş zaman ortacıdır. Bu ifade, okuyucuyu bilginin yer aldığı bölüme yönlendirir. Bu bağlamda article three, ABD Anayasası’nın üçüncü numaralı maddesini belirtir. Hukuk ve anayasa metinlerinde article, bir belgenin numaralandırılmış ana bölümünü adlandırabilir.

Alıştırma

Cümleyi detail fiilinin geniş zamandaki edilgen biçimiyle tamamlayın: The emergency procedure ____ in section four.

Cevabı göster

is detailed

This branch is comprised of all the courts in the land Kalıp ifadeler

2:37

Bu kuvvet ülkedeki tüm mahkemelerden oluşur,

Kalıp ifadeler

comprised of all the courts in the land: oluşum ve ülke çapındaki kapsam

Comprised of, “...den oluşmak” anlamına gelir. Önce bütün olan This branch gelir, ardından onun parçaları olan all the courts tanıtılır. Burada This branch yargı erkini belirtir ve cümle, mahkemeleri bu erki oluşturan kurumlar olarak sunar. In the land burada “ülkenin her yerinde” anlamına gelir. Ülke çapındaki kapsamı anlatan daha yüksek, hafif edebî bir ifadedir; fiziksel olarak toprağın ya da belirli bir arazi parçasının içinde bulunmayı anlatmaz.

Alıştırma

Bu cümledeki comprised of all the courts in the land ifadesini en iyi hangi seçenek yeniden anlatır?

  1. Bu erk, bütün mahkemelerin üzerinde bulunduğu arazilere sahiptir.
  2. Bu erk, ulusal mahkemeler hakkındaki bir belgede açıklanır.
  3. Bu erk, ülkenin her yerindeki bütün mahkemelerden oluşur.
Cevabı göster

Bu erk, ülkenin her yerindeki bütün mahkemelerden oluşur.

from the federal district courts to the US Supreme Court. Dilbilgisi

2:39

federal bölge mahkemelerinden ABD Yüksek Mahkemesi'ne kadar.

Dilbilgisi

from ... to ...: mahkeme kademelerinin aralığını belirtme

Burada from A to B, bir aralığın iki uç noktasını gösterir. Bir mahkemeden diğerine fiziksel olarak gitmeyi anlatmaz. Uç noktalar federal bölge mahkemeleri ile ABD Yüksek Mahkemesidir. Bu nedenle ifade, mahkeme sisteminin alt ve üst kademelere yayıldığını gösterir. Aynı yapı düzey, zaman, yer veya kategori aralıklarını da belirtebilir.

Alıştırma

Bu cümlede from ... to ... neyi ifade ediyor?

  1. Birbiriyle ilgisiz iki mahkemenin karşılaştırılmasını
  2. İki adliye binası arasındaki bir yolculuğu
  3. Mahkeme sistemindeki kademe aralığını
Cevabı göster

Mahkeme sistemindeki kademe aralığını

These courts interpret our nation's laws Kelime

2:42

Bu mahkemeler ulusumuzun yasalarını yorumlar

Kelime

interpret our nation's laws: hukuki anlamı ve uygulamayı belirlemek

Bu hukuki bağlamda interpret our nation's laws, ülkenin yasalarının ne anlama geldiğini ve davalara nasıl uygulandığını belirlemek demektir. Bu, yasaları başka bir dile aktarmayı değil, yargısal bir görevi anlatır. Başka durumlara da aktarılabilen interpret a law veya interpret a rule kalıbı, yetkili bir metnin anlamını belirleyerek onu belirli bir duruma uygulayabilmek demektir.

Alıştırma

Mahkemelerin görevleri tartışılırken interpret laws ne anlama gelir?

  1. Yasaları başka bir dile aktarmak
  2. Ülke için yeni yasalar oluşturmak
  3. Yasaların ne anlama geldiğini ve nasıl uygulandığını belirlemek
Cevabı göster

Yasaların ne anlama geldiğini ve nasıl uygulandığını belirlemek

and punish those who break them.

2:44

ve onları çiğneyenleri cezalandırır.

The highest court, the Supreme Court,

2:46

En yüksek mahkeme olan Yüksek Mahkeme,

settles disputes among states, Kelime

2:48

eyaletler arasındaki anlaşmazlıkları çözer,

Kelime

settles disputes among states: ABD eyaletleri arasındaki anlaşmazlıkları çözmek

Settle disputes, anlaşmazlıkları veya hukuki uyuşmazlıkları çözüme kavuşturmak demektir. Buradaki settles, Yüksek Mahkemenin resmî görevlerinden birini anlatır; “bir yere yerleşmek” anlamına gelmez. Among states, uyuşmazlığın iki veya daha fazla ABD eyaletini ilgilendirdiğini gösterir. ABD yönetimi bağlamında states sözcüğü genellikle bağımsız ülkeleri değil, ABD'yi oluşturan eyaletleri ifade eder.

Alıştırma

Burada “settles disputes among states” ne anlama geliyor?

  1. Eyalet yönetimlerini yeni yerlere taşır.
  2. ABD eyaletlerini ilgilendiren hukuki uyuşmazlıkları çözer.
  3. Yeni eyaletler kurar.
Cevabı göster

ABD eyaletlerini ilgilendiren hukuki uyuşmazlıkları çözer.

hears appeals from state and federal courts, Kelime

2:50

eyalet ve federal mahkemelerden gelen temyiz davalarına bakar,

Kelime

hears appeals from state and federal courts: eyalet ve federal mahkemelerden gelen temyizleri incelemek

Hukuk İngilizcesinde hear an appeal, bir mahkemenin alt mahkeme kararının yeniden incelenmesine yönelik bir başvuruyu resmî olarak ele alması demektir. Bu nedenle hear burada yalnızca bir sesi işitme eylemini değil, yargısal bir süreci anlatır. Appeals, kararların yeniden incelenmesine yönelik başvurulardır; from state and federal courts ise hangi mahkeme sistemlerindeki kararların Yüksek Mahkemenin önüne gelebileceğini gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle bir mahkemenin temyiz başvurusunu resmî olarak inceleyeceğini söylüyor?

  1. The new design has broad appeal.
  2. The appellate court will hear the appeal in October.
  3. The defendant will file an appeal in October.
Cevabı göster

The appellate court will hear the appeal in October.

and determines if federal laws are constitutional. Kelime

2:52

ve federal yasaların anayasaya uygun olup olmadığını belirler.

Kelime

determine if ... is constitutional: bir şeyin anayasaya uygun olup olmadığını belirlemek

determine if + yan tümce yapısında determine, “olguları inceleyerek karar vermek ya da saptamak” anlamına gelir; if ise karar verilecek evet-hayır sorusunu başlatır. Burada ele alınan soru, federal yasaların Anayasa'nın gereklerine uygun olup olmadığıdır. Hukuk ve devlet bağlamında constitutional, “anayasaya uygun” demektir. Bir kişinin fiziksel yapısını değil, bir yasanın hukuki durumunu niteler.

Alıştırma

Cümleyi “anayasaya uygun” anlamına gelen hukuk sıfatıyla tamamlayın: The court will determine if the new law is ____.

Cevabı göster

constitutional

There are nine justices on the Supreme Court,

2:56

Yüksek Mahkeme'de dokuz yargıç vardır,

and unlike any other job in our government, Anlatım akışı

2:58

ve hükümetimizdeki diğer hiçbir mesleğe benzemez,

Anlatım akışı

Unlike any other job ...: güçlü bir karşılaştırmayla giriş yapmak

Unlike any other job in our government, cümlenin başına getirilmiş bir karşılaştırma öbeğidir. Unlike “-den farklı olarak” anlamına gelir; any other job ise bu görevi belirtilen gruptaki diğer bütün görevlerle karşılaştırır. Bu öbek, farkın ne olduğunu tek başına söylemez. Dinleyiciyi, sıra dışı özelliği açıklayan bir sonraki yan tümceye hazırlar. Bu bağlamda sıra dışı özellik, bir Yüksek Mahkeme yargıcının ömür boyu atanmasıdır.

Alıştırma

Bu cümlede baştaki öbek ne işe yarıyor? Unlike any other shop on this street, this one stays open on Sundays.

  1. Bütün dükkânların çalışma saatlerinin aynı olduğunu söyler.
  2. Konuşmacının diğer bütün dükkânlardan hoşlanmadığını söyler.
  3. Sonraki ayrıntının bu dükkânı sıra dışı yapan şeyi göstereceğini belirtir.
Cevabı göster

Sonraki ayrıntının bu dükkânı sıra dışı yapan şeyi göstereceğini belirtir.

Supreme Court justices are appointed for life, Kelime

3:00

Yüksek Mahkeme yargıçları ömür boyu atanır,

Kelime

are appointed for life: ömür boyu atanmak

Are appointed, appoint fiilinin edilgen biçimidir: yetkili bir makam yargıçları görevlerine resmen atar. For life bu atamanın süresini belirtir; dolayısıyla are appointed for life, hayatlarının geri kalanı boyunca sürebilecek bir atama aldıkları anlamına gelir. Burada for life “ömür boyu” demektir; “yaşamak amacıyla” anlamına gelmez. İfade ömür boyu görev süresini anlatır, ancak bir yargıcın ölümüne kadar görevde kalmak zorunda olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi, derste geçen ve “ömür boyu görev süresiyle atanmak” anlamına gelen üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: In that system, senior judges are ____.

Cevabı göster

appointed for life

or for as long as they want to stay. Dilbilgisi

3:03

veya görevde kalmak istedikleri sürece.

Dilbilgisi

for as long as they want to stay: süre bildirme

For as long as bir eylemin veya durumun devam ettiği sürenin tamamını belirtir. Bu cümlede they want to stay bitiş noktasını belirler; dolayısıyla for as long as they want to stay, “kalmayı istemeye devam ettikleri bütün süre boyunca” demektir. Baştaki for, süre anlamını özellikle belirginleştirir: ifade “Ne kadar süreyle?” sorusunu yanıtlar ve atamanın ne kadar devam edebileceğini açıklar.

Alıştırma

Cümleyi derste geçen dört kelimelik süre yapısıyla tamamlayın: You may use the desk ____ you need it.

Cevabı göster

for as long as

Our democracy depends on an informed citizenry, Kelime

3:05

Demokrasimiz, bilgili vatandaşlara bağlıdır,

Kelime

depends on an informed citizenry: bilgili bir yurttaş kitlesine bağlı olmak

Depends on, bir şeyin başarılı olması veya düzgün işlemesi için belirli bir koşula ihtiyaç duyduğunu belirtir. Burada demokrasi, ancak yurttaşlar ilgili bilgilere sahipse iyi işleyebilir. An informed citizenry, kamusal meseleleri sorumlu kararlar verecek kadar anlayan yurttaşların bir bütün olarak oluşturduğu topluluktur. Citizenry tek bir citizen değil, toplu bir kavramdır; informed ise yalnızca “haberdar edilmiş” değil, bilgi sahibi olmak anlamına gelir.

Alıştırma

Burada an informed citizenry ne anlama geliyor?

  1. Az önce bir mesaj almış tek bir yurttaş
  2. Üyeleri yurttaşlık ve kamu meselelerini anlayan halk topluluğu
  3. Bildirim gönderen bir devlet dairesi
Cevabı göster

Üyeleri yurttaşlık ve kamu meselelerini anlayan halk topluluğu

so it is our duty to know how it works Ton ve niyet

3:08

bu yüzden nasıl çalıştığını bilmek

Ton ve niyet

It is our duty to know: bilmek bizim görevimizdir

It is our duty to know ... yapısını kullanmak, bilmenin yalnızca yararlı bir öneri değil, bir sorumluluk olduğunu belirtir. Duty burada ahlaki, yurttaşlıkla ilgili veya bir role bağlı yükümlülük anlamındadır. Kalıp It is + iyelik sözcüğü + duty + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Baştaki it cümlenin yapısını kurar, to ile başlayan mastar ise gerekli eylemi belirtir. Tam cümlede how it works içindeki sonraki it, konuşulan sistemi ifade eder.

Alıştırma

“Bir sorumluluğumuz var” anlamına gelen resmî yapıyla cümleyi tamamlayın: ____ protect confidential records.

Cevabı göster

It is our duty to

and what authority each branch of government has over its citizens. Dilbilgisi

3:10

ve hükümetin her bir kolunun vatandaşları üzerinde ne gibi yetkileri olduğunu bilmek bizim görevimizdir.

Dilbilgisi

what authority each branch of government has over its citizens: dolaylı soru söz dizimi

what authority each branch of government has over its citizens dizisi, bilinmesi veya açıklanması gereken bilgiyi veren bir dolaylı sorudur. İngilizcede dolaylı sorular düz cümle söz dizimini korur; bu nedenle each branch of government öznesi has fiilinden önce gelir. Doğrudan soru What authority does each branch of government have? olurdu. Burada bir kişi veya grup için kullanılan have authority over, “onlarla ilgili yasal ya da kurumsal yetkiye sahip olmak” demektir. Over fiziksel bir konumu değil, güç ilişkisini anlatır.

Alıştırma

We need to know ifadesinden sonra dolaylı soruyu doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. We need to know what authority does the agency have over local schools.
  2. We need to know what authority has the agency over local schools.
  3. We need to know what authority the agency has over local schools.
Cevabı göster

We need to know what authority the agency has over local schools.

Besides voting, Anlatım akışı

3:14

Oy vermenin yanı sıra,

Anlatım akışı

Besides voting: başka bir madde eklemek

Besides voting, voting eylemini zaten bilinen bir madde olarak sunar ve ardından başka maddelerin ekleneceğini belirtir. Oy vermenin yerine başka bir şey koymak ya da oy vermeyi dışlamak yerine listeyi veya görüşü genişletir. Burada besides, “-e ek olarak” anlamına gelen bir edattır. İngilizcede edattan sonra gelen fiil -ing biçimini alır; bu nedenle besides voting doğrudur. Genellikle “yanında” anlamına gelen beside ile karıştırmayın.

Alıştırma

Hangi cümlede besides başka bir etkinlik eklemek için kullanılmıştır?

  1. Except for piano practice, Maya joined every activity.
  2. Beside the piano, Maya left her soccer bag.
  3. Besides practicing piano, Maya plays on the soccer team.
Cevabı göster

Besides practicing piano, Maya plays on the soccer team.

chances are that sometime in your life you'll be called upon to participate in your government, Notlar

3:15

hayatınızın bir döneminde hükümetinize katılmanız istenebilir,

Kalıp ifadeler

Chances are that: olası bir sonucu tahmin etmek

Chances are that + cümlecik, “büyük olasılıkla...” anlamına gelen kalıplaşmış bir giriş ifadesidir. Bu cümlede devlet yönetimine katılmanızın istenmesini kesin değil, gerçekleşmesi muhtemel bir olay olarak sunar. Buradaki chances, fırsatlar değil olasılık anlamındadır. Bu ifade, farklı bir sonuca da yer bırakırken oldukça güçlü bir tahmin yapmanızı sağlar.

Alıştırma

Tahmini “büyük olasılıkla” anlamına gelen kalıpla tamamlayın: ____ the roads will freeze overnight.

Cevabı göster

Chances are that

Öbek fiiller

you'll be called upon to: harekete geçmeye yönelik resmî beklenti

You'll be called upon to + fiilin yalın hâli, “bir şey yapmanız resmî biçimde istenecek veya beklenilecek” anlamına gelir. Edilgen bir yapıdır: bir kişi ya da koşullar talebi veya sorumluluğu size yükler. Burada to, participate eylemini başlatır. Bu yapıda call upon telefon araması anlamına gelmez. Eylemi gerekli olabilecek bir görev, rol veya karşılık olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi be called upon to ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: During the evacuation, trained volunteers may ____ assist older residents.

Cevabı göster

be called upon to

whether it is to serve on a jury, Kültür

3:19

ister bir jüride görev yapmak olsun,

Kültür

serve on a jury: jüri üyesi olarak görev yapmak

Bu cümlede serve on a jury, “bir mahkeme jürisinin üyesi olarak görev yapmak” anlamına gelir. Kişi davadaki delilleri dinler ve ilgili hukuk sisteminin öngördüğü kararı verme sürecine jüriyle birlikte katılır. Burada serve, “resmî bir görevi yerine getirmek” demektir; yiyecek veya yardım sunmak anlamına gelmez. on edatı, serve on a committee örneğinde olduğu gibi bir grubun ya da resmî kurulun üyesi olmayı gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle Elena'nın bir duruşmaya jüri üyesi olarak katılmak üzere seçildiğini anlatır?

  1. Elena was chosen to testify in court.
  2. Elena was chosen to serve on a jury.
  3. Elena was chosen to serve lunch to the jury.
Cevabı göster

Elena was chosen to serve on a jury.

testify in court, Kalıp ifadeler

3:21

mahkemede tanıklık yapmak olsun,

Kalıp ifadeler

testify in court: mahkemede resmî olarak tanıklık etmek

Testify in court, “bir mahkeme sürecinde tanık olarak resmî biçimde ifade vermek” anlamına gelir. Testify, bir kişinin bildikleri, gördükleri veya yaşadıkları hakkında yaptığı resmî açıklamayı anlatır. In court yalnızca adliye binasının içinde bulunmayı değil, hukuki sürece katılmayı ifade eder. Bu ifade hukuk ve haber bağlamlarında yaygındır.

Alıştırma

Cümleyi “resmî olarak ifade vermek” anlamındaki fiille tamamlayın: The witness will ____ in court tomorrow.

Cevabı göster

testify

or petition your Congress person to pass or defeat an idea for a law. Kelime

3:22

veya bir yasa fikrini geçirmesi ya da reddetmesi için Kongre üyenize dilekçe vermek olsun.

Kelime

petition your Congress person: resmî bir yurttaş talebinde bulunmak

Burada petition, yetkili bir kişiye resmî bir talepte bulunmak anlamına gelen bir fiildir. petition your Congress person, sivil veya siyasi bir süreç aracılığıyla ABD Kongresinin bir üyesinden harekete geçmesini istemek demektir. Aktarılabilir yapı petition + kişi veya kurum + to + fiil biçimindedir; petition the council to change a rule buna örnektir. ask ile karşılaştırıldığında petition, talebin resmî ve çoğu zaman kamuya açık ya da toplu olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümlede petition, resmî bir yurttaş talebi için doğal biçimde kullanılmıştır?

  1. I petitioned my friend to lend me a pen for one minute.
  2. We petitioned the waiter to bring the menu.
  3. Residents petitioned the city council to add a safe crosswalk.
Cevabı göster

Residents petitioned the city council to add a safe crosswalk.

Kelime

pass or defeat a proposed law: bir yasa önerisini kabul etmek veya reddetmek

Yasama bağlamında pass bir öneriyi resmen onaylamak, defeat ise genellikle bir oylamada başarısız olmasına yol açmak anlamına gelir. defeat fiilinin nesnesi bir kişi değil, önerilen düzenlemedir. an idea for a law ifadesi, yasa tasarısına veya yasa önerisine dönüşebilecek bir fikri sade biçimde anlatır. Yasama ve haber İngilizcesinde pass or defeat a bill/proposal daha yaygın bir ifadedir.

Alıştırma

Bir yasama haberinde defeat a bill ne anlama gelir?

  1. Yasa tasarısını seçmenlere açıklamak.
  2. Yasa tasarısını hemen yasaya dönüştürmek.
  3. Yasa tasarısının onaylanmasını engellemek.
Cevabı göster

Yasa tasarısının onaylanmasını engellemek.

By knowning the branches,

3:26

Bu dalları,

who runs them,

3:28

onları kimin yönettiğini,

and how they work together,

3:28

ve birlikte nasıl çalıştıklarını bilerek,

you can be involved, Anlatım akışı

3:30

sürece dahil olabilir,

informed,

3:31

bilgili

and intelligent.

3:32

ve bilinçli olabilirsiniz.

Anlatım akışı

you can be involved, informed, and intelligent: üç parçalı bir sonuç

Burada involved, informed ve intelligent, be fiilini tamamlayan ve aynı özneyi, yani you'yu betimleyen üç sıfattır. Üç öğeyi aynı dil bilgisel biçimde tutmak paralel bir yapı oluşturur. Bu üçlü liste, önceki düşünceyi kısa bir sonuca dönüştürür. Son öğeden önceki and listenin sona geldiğini gösterirken yinelenen kalıp kapanışa ritim ve vurgu katar; böylece mesaj tamamlanmış ve akılda kalıcı duyulur. Bu tür kapanışa sıklıkla “üçlü kural” denir.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü bir kapanış ritmi oluşturmak için üç paralel sıfat kullanıyor?

  1. The plan is simple and it can help everyone.
  2. The plan is simple, and fairness matters.
  3. The plan is simple, practical, and fair.
Cevabı göster

The plan is simple, practical, and fair.