Nihai Komplo Çürütücü: İngilizce çalışma notları

Kurzgesagt – In a Nutshell

Öğrenme zorluğu
254 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Komik bir test, zenginlerin de aynı zararı görüp görmeyeceğini soruyor. Video gizli kanser tedavisi, chemtrails ve kıyamet iddialarını sorgulayıp kanıtları inceliyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “a breeding ground for” Deyimler ve Mecazi İfadeler konusudur: söylenti veya güvensizliğin geliştiği ortamı anlatır, gerçek üreme yeri değildir. 2. “Like, I don't know, say” Konuşma Edimbilimi ve Tutum konusudur: hedefli bir karşı örneği alaycı biçimde sunan yapmacık tereddüdü fark edin. 3. “be a bit more selective about” Kalıplaşmış Söz Öbekleri ve Eşdizimler konusudur: öneriyi a bit more ile yumuşatın; arkadaş veya kaynak seçimini selective about + isim ile anlatın.

Bu derste

The internet is like a breeding ground for conspiracy theories. Deyimler

0:00

İnternet adeta komplo teorileri için bir üreme alanı gibi.

Deyimler

a breeding ground for: … için gelişme ortamı

Burada a breeding ground for, bir şeyin kolayca gelişip yayılabildiği ortam anlamına gelir. Cümle interneti böyle bir ortama benzetir; canlıların gerçekten üretildiği bir yeri anlatmaz. Yaygın kalıp a breeding ground for + isim veya isim öbeğidir. Bu ifade, söz konusu koşullar tek neden olmasa bile, çoğunlukla istenmeyen bir şeyin büyümesine yardım eden koşulları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi a breeding ground for ifadesiyle tamamlayın: With no fact-checking, the group chat became ____ wild rumors.

Cevabı göster

a breeding ground for

While some are just stupid and funny, Dilbilgisi

0:04

Bazıları sadece aptalca ve komik olsa da,

others promote ignorance and an unhealthy distrust.

0:06

diğerleri cehaleti ve sağlıksız bir güvensizliği teşvik ediyor.

Dilbilgisi

While some are ..., others promote ...: bazıları…, diğerleri…

Bu cümlede while, whereas anlamındadır ve karşıtlık kurar; bir şeyin gerçekleştiği sırada anlamına gelmez. Yazar önce some ile bir grubu anlatır, ardından others kullanarak onu aynı geniş kategorideki başka bir alt grupla karşılaştırır. Yeniden kullanılabilir kalıp While some + yan cümle, others + yan cümledir. İki yan cümlede farklı fiiller kullanılabilir, ancak aynı konunun birbirine denk yönlerini karşılaştırmaları gerekir.

Alıştırma

Cümleyi While some ..., others ... karşıtlık kalıbıyla tamamlayın: ____ some school clubs focus on sports, ____ offer music or art.

Cevabı göster

While · others

So, we went to the Kurzgesagt Lab

0:09

Biz de Kurzgesagt Laboratuvarı'na gittik

and developed a foolproof system to destroy Kalıp ifadeler

0:11

ve komplo teorilerini yok etmek için hatasız bir sistem geliştirdik.

not all, but a lot of conspiracy theories. Dilbilgisi

0:14

Hepsini değil ama birçoğunu.

Kalıp ifadeler

“foolproof system”: hataları önlemek için tasarlanmış sistem

Bu cümlede a foolproof system, insanların yanlış kullanmasının veya başarısızlığa uğratmasının çok zor olacağı kadar basit ve güvenilir biçimde tasarlanmış bir sistemdir. Foolproof, system sözcüğünü niteler; kullanıcının zekâsını tanımlamaz. Bu sıfat, bir planın, yöntemin, sürecin veya talimatların güvenilirliğine ilişkin iddiayı genellikle güçlendirir. Gerçek hiçbir sistem kusursuz olmadığı için burada olduğu gibi kasıtlı biçimde abartılı veya mizahi de duyulabilir.

Alıştırma

Hangi tanım foolproof system ifadesine en uygundur?

  1. Yalnızca uzmanların kullanmasına izin verilen bir sistem
  2. Yanlış kullanılması çok zor olacak şekilde tasarlanmış bir sistem
  3. Bir arıza olursa güvenli kalacak şekilde tasarlanmış bir sistem
Cevabı göster

Yanlış kullanılması çok zor olacak şekilde tasarlanmış bir sistem

Dilbilgisi

“not all, but a lot of”: aşırı genellemeyi sınırlandırmak

Konuşmacı önce all sözcüğünün ifade ettiği mutlak kapsamı reddeder, ardından bunu büyük ama sınırlı bir miktar belirten a lot of ile değiştirir. Olumlu mesaj, birçok komplo teorisinin ele alınabileceğidir; ifade “çok değil” anlamına gelmez. Bu düzeltme kalıbı, bir iddiadan vazgeçmeden onu daha doğru hâle getirir: not X, but Y. Burada X fazla geniştir; Y ise bir sınır koyarken ilk iddianın gücünün büyük bölümünü korur.

Alıştırma

All ve a lot of kullanarak cümleyi dersteki düzeltme kalıbıyla tamamlayın: The update fixed ____ the bugs we reported.

Cevabı göster

not all but a lot of

It's really simple.

0:17

Aslında çok basit.

Just ask yourself,

0:19

Sadece kendinize şunu sorun,

does the theory affect really rich and powerful people? Anlatım akışı

0:20

bu teori gerçekten zengin ve güçlü insanları etkiliyor mu?

Anlatım akışı

“Does the theory affect ...?” ile bir iddiayı sınamak

Bu soru, soyut bir iddiayı somut bir sınamaya dönüştürür: Teori gerçek bir tehdidi açıklıyorsa bu tehdit son derece zengin ve güçlü insanlara da ulaşır mı? Evet ya da hayır biçimindeki soru, argümana kontrol edilebilecek açık bir koşul verir. Bu bağlamda konuşmacı esas olarak yeni bilgi aramıyor. Örtük akıl yürütme şudur: Güçlü insanların kendilerine zarar veren bir tehdide karşı çıkmak için önemli nedenleri ve kaynakları olurdu; karşı çıkmıyorlarsa bu, teoriyi zayıflatır. Aynı soru kalıbı daha sonraki örnekleri de düzenleyebilir.

Alıştırma

Bir argümanda konuşmacı “does the theory affect really rich and powerful people?” diye sorarak ne yapıyor?

  1. Teorinin öngördüğü zararın güçlü insanlara da ulaşıp ulaşmayacağını sorarak teoriyi sınamak.
  2. Teoriyi tartışmış zengin insanların bir listesini istemek.
  3. Teoriyi yalnızca zengin ve güçlü insanların anladığını söylemek.
Cevabı göster

Teorinin öngördüğü zararın güçlü insanlara da ulaşıp ulaşmayacağını sorarak teoriyi sınamak.

Is the answer yes?

0:23

Cevap evet mi?

Okay,

0:25

Tamam,

then it's most likely not true. Kalıp ifadeler

0:26

o zaman büyük olasılıkla doğru değildir.

Kalıp ifadeler

Most likely: yüksek olasılıklı ancak kesin olmayan bir sonuç

Most likely, “yüksek olasılıkla” veya “muhtemelen” demektir. Güçlü bir çıkarım bildirir, ancak yine de şüpheye yer bırakır. then it's most likely not true cümlesinde most likely, not true yargısının tamamına uygulanır: İddia muhtemelen yanlıştır. Bu ifade least likely veya most unlikely anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümle güçlü ancak kesin olmayan olumsuz bir sonuca varır?

  1. The claim is definitely not true.
  2. The claim is most likely not true.
  3. The claim is unlikely to be false.
Cevabı göster

The claim is most likely not true.

Let's test it on three examples.

0:28

Bunu üç örnek üzerinde test edelim.

Number one.

0:37

Bir numara.

There's an easy cure for cancer,

0:38

Kanserin kolay bir tedavisi var,

but it's withheld because it would destroy the profits of pharma companies. Notlar

0:39

ancak ilaç şirketlerinin kârını yok edeceği için saklanıyor.

Dilbilgisi

It's withheld: eylemi yapanı adlandırmayan edilgen yapı

Buradaki it, an easy cure for cancer ifadesine gönderme yapar. It's withheld, someone withholds it cümlesinin edilgen biçimidir: cümle, birinin bu sözde tedavinin yayımlanmasını veya kullanıma sunulmasını kasıtlı olarak engellediğini iddia eder. Edilgen yapı, eylemi kimin yaptığını söylemez. Eylemi yapan bilinmediğinde bu yararlı olabilir; ancak bir sav içinde sorumluluğu da belirsizleştirebilir. Cümle, sorumluyu adlandırmadan kasıtlı bir gizleme iddiasında bulunur.

Alıştırma

Bu cümlede it's withheld neyi ima ediyor?

  1. Birisi sözde tedavinin kullanıma sunulmasını kasıtlı olarak engelliyor, ancak cümle bu kişinin kim olduğunu söylemiyor.
  2. Tedaviyi tesadüfi bir sorun nedeniyle geçici olarak elde etmek zor.
  3. Tedavi henüz keşfedilmedi.
Cevabı göster

Birisi sözde tedavinin kullanıma sunulmasını kasıtlı olarak engelliyor, ancak cümle bu kişinin kim olduğunu söylemiyor.

Kelime

Pharma companies: pharmaceutical companies ifadesinin kısaltması

Pharma, ilaç endüstrisini ifade etmek için kullanılan kısaltılmış bir biçimdir. pharma companies ifadesinde pharma, ismi niteleyen bir sözcük gibi çalışır ve ilaç geliştiren veya üreten şirketler anlamına gelir. Bu ifade haberlerde, iş dünyasında ve halk sağlığı tartışmalarında yaygındır. Belirli bir şirketin adı değil, bir şirket türüdür; ayrıca pharma ile pharmacy aynı sözcük değildir.

Alıştırma

İlaç üreten şirketler için medyada kullanılan yaygın kısaltmayla cümleyi tamamlayan sözcüğü seçin: The article examines pricing by ___ companies.

  1. pharmacy
  2. pharma
  3. pharmacist
Cevabı göster

pharma

Hmm.

0:43

Hmm.

Do really rich people die of cancer?

0:44

Gerçekten zengin insanlar kanserden ölür mü?

Like, I don't know, say the former CEO of Apple? Notlar

0:46

Mesela, ne bileyim, Apple'ın eski CEO'su?

Ton ve niyet

Like, I don't know, say: kasıtlı olarak gelişigüzel görünen bir giriş

Burada Like, I don't know, say, aslında bilinçli olarak seçilmiş bir örneği gelişigüzel biçimde sunan samimi bir giriş ifadesidir. Say burada “örneğin” anlamına gelir; like ve I don't know ise seçimin o anda akla gelmiş gibi duyulmasını sağlar. Konuşan kişi gerçekten bilmediğini söylemiyor. Yapmacık tereddüt görünüşte girişi yumuşatır, ancak hedefli örneği daha alaycı hâle getirir: bariz bir karşı örneğin neredeyse hiç çaba harcamadan söylenebileceğini ima eder.

Alıştırma

Like, I don't know, say bu cümlede ne işe yarıyor?

  1. Dinleyiciden eski bir Apple yöneticisinin adını vermesini ister.
  2. Konuşan kişinin hiçbir örnek düşünemediğini kabul eder.
  3. Hedefli bir örneği gelişigüzel seçilmiş gibi sunar.
Cevabı göster

Hedefli bir örneği gelişigüzel seçilmiş gibi sunar.

Kültür

the former CEO of Apple?: Steve Jobs'a dolaylı bir gönderme

Bu soruda the former CEO of Apple, Steve Jobs'a dolaylı bir göndermedir. Jobs Apple'ı yönetmişti ve ölümü kanserle bağlantılıydı; paylaşılan bu bilgi, ifadeyi görevi kimin üstlendiğini soran bir soru değil, somut bir karşı örnek hâline getirir. Konuşan kişi adını söylemez ve dinleyenin onu tanımdan çıkaracağını varsayar. Soru biçimi örneği hedefli ve retorik yapar: ünlü ve güçlü bir kişi bile hastalıktan kaçamamıştır. Former, “daha önce bu görevde bulunan” demektir; “ilk” veya “birinci” demek değildir.

Alıştırma

Konuşan kişi burada neden the former CEO of Apple ifadesini kullanıyor?

  1. Gerçek hayattan bir karşı örnek olarak dolaylı biçimde Steve Jobs'ı gösterir.
  2. Apple'ın ilk CEO'su olarak görev yapan kişiyi belirtir.
  3. Apple'ı şu anda kimin yönettiğini sorar.
Cevabı göster

Gerçek hayattan bir karşı örnek olarak dolaylı biçimde Steve Jobs'ı gösterir.

Yes.

0:50

Evet.

There is no suppressed cure for cancer.

0:52

Kanser için saklanan bir tedavi yok.

Number two, chemtrails. Kültür

0:55

İki numara, chemtrail (kimyasal iz).

Kültür

chemtrails: bir komplo teorisi terimi

Burada chemtrails, uçakların arkasında görülen izlerin gizli bir amaçla bilerek püskürtülen kimyasallar olduğu iddiasını adlandırır. Bu, bir komplo teorisi terimidir; sıradan uçak izlerinin tarafsız bilimsel adı değildir. “Number two, chemtrails” liste ifadesinde bu tek kelime sıradaki konuyu belirtir. Haberlerde veya çevrim içi tartışmalarda karşılaştığınızda bunu kanıtlanmış bir havacılık gerçeği olarak değil, söz konusu iddiaya yapılan bir gönderme olarak anlayın.

Alıştırma

Hangi cümle chemtrails sözcüğünü doğru ve sorumlu biçimde kullanıyor?

  1. The documentary examines why some people believe in the chemtrails conspiracy theory.
  2. Every white line behind an airplane is officially called a chemtrail.
  3. Pilots use chemtrails as the technical name for ordinary condensation trails.
Cevabı göster

The documentary examines why some people believe in the chemtrails conspiracy theory.

The theory that airplanes spray chemicals in the air for population control Dilbilgisi

0:57

Uçakların nüfus kontrolü için havaya kimyasal sıktığı teorisi

or some other crazy reason.

1:02

veya başka çılgınca bir nedenden ötürü.

Dilbilgisi

the theory that + cümlecik: teorinin içeriğini belirtmek

“The theory that + cümlecik”, that ile başlayan cümleciğin teorinin içeriğini açıkladığı bir isim öbeğidir. Burada “that airplanes spray chemicals...”, teorinin tam olarak neyi iddia ettiğini söyler. Buradaki that bir bağlaçtır; tamamlayıcı olarak da adlandırılır. Tam bir cümlecik başlatır ve onun öznesi ya da nesnesi görevini üstlenmez. “That theory” ifadesindeki işaret sözcüğü veya bir ilgi zamiri değildir. Altyazı bir cümle parçasıdır çünkü konuşmada chemtrails için bir tanım görevi görür.

Alıştırma

Hangi cümlede that, bir teorinin içeriğini açıklamak için kullanılıyor?

  1. They tested the theory that surprised the team.
  2. They tested that theory after lunch.
  3. They tested the theory that regular breaks improve focus.
Cevabı göster

They tested the theory that regular breaks improve focus.

Do really powerful people breathe air?

1:03

Gerçekten güçlü insanlar hava solur mu?

Do Obama or Putin breathe air?

1:06

Obama veya Putin hava solur mu?

Yes.

1:09

Evet.

Chemtrails are not a thing. Kalıp ifadeler

1:10

Chemtrail diye bir şey yok.

Kalıp ifadeler

not a thing: Bir şeyin gerçek olmadığını söylemek

Burada not a thing, iddia edilen olgunun gerçek olmadığı veya var olmadığı anlamına gelir. Bir şeyin nesne olmadığını söyleyen gerçek anlamlı bir ifade değildir. X is not a thing kalıbı; bir fikri, kuralı, eğilimi veya sözde olguyu var olmayan ya da geçersiz bir şey olarak gayriresmî biçimde reddeder. Kesin bir sonuç bildirir, ancak tek başına kanıt sunmaz.

Alıştırma

Hangi cümle, var olduğu iddia edilen bir kuralın gerçekte bulunmadığını söylüyor?

  1. That is not the thing to do.
  2. That rule is not a thing.
  3. That rule is not my thing.
Cevabı göster

That rule is not a thing.

Number three, apocalyptic conspiracy theories.

1:12

Üç numara, apokaliptik komplo teorileri.

The world will end soon because of the Antichrist,

1:16

Deccal yüzünden dünyanın sonu yakında gelecek,

Mayans, aliens, someone says so. Kalıp ifadeler

1:19

Mayalar, uzaylılar, birileri öyle diyor.

Kalıp ifadeler

someone says so: so ile önceki iddianın yerini tutmak

someone says so ifadesinde so, az önce sözü edilen iddianın tamamının yerini tutar: biri bunun doğru olduğunu söylüyordur. Bu şekilde anlamına gelmez. Dramatik nedenlerden oluşan bir listenin ardından gelen belirsiz kaynak someone ve önceki içeriğin yerine kullanılan so, dayanağı zayıf gösterir: fikir yalnızca kim olduğu belli olmayan biri bunu iddia ettiği için tekrarlanır. Bu cümlede ifade alaycı ve küçümseyicidir.

Alıştırma

The meeting is canceled because someone says so cümlesinde so neyin yerini tutuyor?

  1. toplantının iptal edildiği iddiası
  2. kişinin kimliği
  3. kişinin konuşma biçimi
Cevabı göster

toplantının iptal edildiği iddiası

Do really rich and powerful people

1:22

Gerçekten zengin ve güçlü insanlar

ignore the soon to be upon us and very imminent apocalypse? Deyimler

1:23

başımıza gelmek üzere olan ve çok yakındaki kıyameti görmezden gelir mi?

Deyimler

soon to be upon us: bir olay yaklaşıyor

soon to be upon us ifadesi, bir olayın ya da dönemin gelmek veya başlamak üzere olduğunu belirtir. Buradaki upon us zamansal yakınlığı bildirir; konuşanların fiziksel olarak üzerinde bulunan bir şeyi anlatmaz. Soruda bu ifade kıyameti insanlara yaklaşan bir olay olarak sunar. Yakındaki very imminent aynı fikri kasıtlı bir abartıyla tekrarlar ve tehlikenin göz ardı edilemeyecek kadar yakın görünmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi sabit ifade be upon us ile tamamlayın: The exam period will soon ____, so start revising now.

Cevabı göster

be upon us

Yes.

1:27

Evet.

The world will not end soon.

1:28

Dünyanın sonu yakında gelmeyecek.

This obviously doesn't work for every conspiracy theory out there, Deyimler

1:30

Bu elbette ortadaki her komplo teorisi için işe yaramaz,

Deyimler

Bir isimden sonra out there: dünyada var olan

Burada out there, every conspiracy theory ifadesinden sonra gelir ve “daha geniş dünyada var olan veya dolaşımda bulunan” anlamını taşır. Belirli bir yeri göstermez. İsimden sonra gelen bir niteleyici olarak isim grubunun kapsamını genişletir: every conspiracy theory out there, insanların karşılaşabileceği veya duyabileceği, sınırları kesin olmayan geniş teori kümesini ifade eder.

Alıştırma

Hangi cümlede out there fiziksel bir yer yerine “daha geniş dünyada var olan veya erişilebilir” anlamında kullanılmıştır?

  1. Your backpack is out there by the door.
  2. Please wait out there until your name is called.
  3. There are many useful study apps out there.
Cevabı göster

There are many useful study apps out there.

but it does work for some of the most stupid ones.

1:34

ancak en aptalca olanların bazılarında kesinlikle işe yarar.

So the next time someone tries to convince you Notlar

1:36

Bu yüzden bir dahaki sefere biri sizi

that the Illuminati put stuff in your water,

1:38

İlluminati'nin suyunuza bir şeyler kattığına ikna etmeye çalıştığında,

Dilbilgisi

the next time someone tries to convince you...: gelecekteki bir durum için geniş zaman

The next time, gelecekteki bir durumu, yani bir şeyin bir sonraki gerçekleşeceği zamanı belirtir. Ana cümledeki tavsiyenin ne zaman geçerli olduğunu gösteren bir zaman yan cümlesi başlatır. Durum gelecekte olsa da bu tür zaman yan cümlelerinde normalde geniş zaman kullanılır: someone will try değil, someone tries. Someone tekil olduğu için try, tries biçimine dönüşür.

Alıştırma

Cümleyi call fiilinin doğru biçimiyle tamamla: The next time Leo ____, tell him the meeting starts at ten.

Cevabı göster

calls

Kalıp ifadeler

convince you that...: bir kişiyi bir ifadeye inandırmak

Convince you that... yapısında you, inancı değişebilecek kişidir; that ile başlayan yan cümle ise bu kişiye inandırılmak istenen iddiayı belirtir. Burada tries to convince bir girişimi gösterir; bu nedenle kişinin iddiayı gerçekten kabul ettiğini söylemez. Yeniden kullanılabilecek kalıp convince + kişi + that + yan cümledir.

Alıştırma

Hangi cümle Amir'in anahtarla ilgili bir ifadeye inandığı anlamına gelir?

  1. I convinced to Amir that the key was in the drawer.
  2. I convinced Amir to put the key in the drawer.
  3. I convinced Amir that the key was in the drawer.
Cevabı göster

I convinced Amir that the key was in the drawer.

just show them this video

1:40

onlara sadece bu videoyu gösterin

and maybe be a bit more selective about your friends on Facebook. Kalıp ifadeler

1:42

ve belki Facebook'taki arkadaşlarınız konusunda biraz daha seçici olun.

Kalıp ifadeler

be a bit more selective about: daha dikkatli seçmek ve tavsiyeyi yumuşatmak

Be selective about + isim veya -ing biçimi, belirli bir alanda seçim yaparken dikkatli ölçütler kullanmak demektir. Burada be a bit more selective about your friends, arkadaşları biraz daha dikkatli seçmek anlamına gelir. More, dinleyenin mevcut seçimlerini daha katı bir ölçütle karşılaştırırken a bit tavsiyeyi yumuşatır. Dostça ifade yine de şakacı bir eleştiri taşır: konuşan kişi bazı Facebook arkadaşlarının iyi seçimler olmayabileceğini düşünür.

Alıştırma

Hangi cümle, haber kaynaklarını seçerken daha katı ölçütler kullanmayı yumuşak bir biçimde tavsiye eder?

  1. You should select more news sources to trust.
  2. You should be a bit more selective about the news sources you trust.
  3. You should be less selective about the news sources you trust.
Cevabı göster

You should be a bit more selective about the news sources you trust.