Büyüyünce: Peppa Pig ve Okul Piyesi: İngilizce çalışma notları

Peppa Pig - Official Channel

Öğrenme zorluğu
448 kelime 151 kel/dk

Video özeti: Peppa’nın oyun grubu Kırmızı Başlıklı Kız’ı prova edip seyirci önünde sahneler. Unutulan replik, Pedro’nun çekingenliği ve yasağa rağmen fotoğraf çeken bir ebeveyn gibi aksiliklerden sonra avcının kurtarışı oyunu alkışlarla biten neşeli bir sona ulaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. play the Big Bad Wolf. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: play sözcüğünün ardından bir karakter adı geldiğinde, o karakterle oynamayı değil, o rolü canlandırmayı anlattığını öğrenin. Bu birlikteliği okul gösterileri, tiyatro, sinema veya televizyondaki oyuncu seçimi ve roller hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 2. get locked in a cupboard — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Büyükanne’nin başına geleni anlatan, get ile kurulmuş bu konuşma dili edilgenini tanıyın. Yapı, onun dolaba kilitli hâle gelmesini vurgular; durum veya eylemi daha tarafsız sunan be edilgeniyle karşılaştırılabilir. 3. almost as good as me. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki kişi ya da şeyin bir özellik bakımından çok yakın, ancak bütünüyle eşit olmadığını belirtmek için almost as + sıfat + as yapısını kullanın. Bu sahnede yapı, Peppa’nın Pedro’yu överken sergilediği komik derecede kendini beğenmiş tavrı da fark etmenizi sağlar.

Bu derste

School play.

0:07

Okul piyesi.

Peppa's playgroup are going to put on a play. Notlar

0:09

Peppa'nın oyun grubu bir piyes sahneleyecek.

Kültür

Peppa's playgroup: Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu

Bu cümlede Peppa's playgroup, Peppa'nın okul öncesi oyun ve etkinlikler için katıldığı düzenli grubu anlatır. Sözcük, gruptaki çocuklarla etkinliğe katılan yetişkinleri topluca da ifade edebilir. Bu, tesadüfen bir araya gelip oynayan sıradan bir arkadaş grubu değildir. Bu ortamı bilmek, grubun neden birlikte bir oyun hazırlayıp sahneleyebildiğini açıklar.

Alıştırma

Bu cümlede Peppa's playgroup ne anlama gelir?

  1. Oyuncaklar hakkında bir çevrim içi sohbet grubu
  2. Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu
  3. Peppa'nın o anda davet ettiği arkadaşları
Cevabı göster

Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu

Kalıp ifadeler

put on a play: bir tiyatro oyununu düzenleyip sahnelemek

put on a play ifadesindeki put on, seyirci için bir gösteri düzenleyip sunmak anlamına gelir. İfadenin tamamı bir tiyatro oyununu sahnelemek demektir; bir şeyi başka bir şeyin üstüne koymak veya giyinmek anlamına gelmez. Buradaki play, tiyatro eseri anlamındaki sayılabilen bir isimdir. put on aynı etkinlik anlamıyla show, concert ve performance sözcüklerinin önünde de kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi, bu notta geçen ve “bir tiyatro gösterisini düzenleyip sunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Our class will ____ for the families on Friday.

Cevabı göster

put on a play

The Little Red Riding Hood. Kültür

0:11

Kırmızı Başlıklı Kız.

Kültür

The Little Red Riding Hood: Kırmızı Başlıklı Kız masalının adı

Bu cümlede The Little Red Riding Hood, çocukların sahneleyeceği masalın adıdır. Little Red Riding Hood aynı zamanda ana karakteri, yani kırmızı başlık takan kızı da adlandırabilir; sıradan bir kıyafet tarifi değildir. Başlığı tanımak hikâyedeki rolleri anlamayı sağlar: büyükanne, kurt ve avcı bu tanınmış masalın karakterleridir.

Alıştırma

Bu cümlede The Little Red Riding Hood neyin adıdır?

  1. Sıradan kırmızı bir bisiklet kaskının
  2. Sahnelenen masalın
  3. Genel bir kırmızı palto türünün
Cevabı göster

Sahnelenen masalın

Hooray!

0:13

Yaşasın!

All the children have parts in the play. Kelime

0:15

Piyeste bütün çocukların bir rolü var.

Kelime

have parts in the play: oyunda rolleri olmak

Tiyatro bağlamında part, bir oyuncunun canlandırdığı rol demektir. Have parts in the play, çocukların her birinin canlandıracağı bir rolü olduğu anlamına gelir; buradaki parts, vücut bölümlerini veya bir nesnenin parçalarını ifade etmez. part kelimesinin bu anlamı filmler, gösteriler ve diğer sahne performansları için de kullanılır. Bir kişinin büyük bir rolü, küçük bir rolü veya adı verilen belirli bir karakterin rolü olabilir.

Alıştırma

Nina has a part in the school play cümlesinde a part ne anlama gelir?

  1. Vücudunun bir bölümü
  2. Bir oyunculuk rolü
  3. Bir sahne ekipmanı parçası
Cevabı göster

Bir oyunculuk rolü

They have to practice at home. Dilbilgisi

0:17

Evde pratik yapmaları gerekiyor.

Dilbilgisi

have to + fiilin yalın hâli: zorunluluk

Have to, gereklilik bildiren tek bir ifade olarak kullanılır: Bir kural, plan, sorumluluk veya durum nedeniyle bir şeyin yapılmasının zorunlu olduğunu anlatır. Bu cümlede çocukların evde pratik yapması gerekir; have burada “sahip olmak” anlamına gelmez. Yapı özne + have to + fiilin yalın hâlidir. I, you, we ve they ile have; he, she ve it ile has kullanılır: They have to practice; she has to practice.

Alıştırma

Dersteki zorunluluk bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We ____ leave now, or we'll miss the bus.

Cevabı göster

have to

Peppa is going to be Little Red Riding Hood. Dilbilgisi

0:21

Peppa Kırmızı Başlıklı Kız olacak.

Dilbilgisi

is going to be + rol: planlanmış gelecek kimliği

Is going to be, şimdiki zaman biçimi is ile going to ve be fiilinin yalın hâlini birleştirir. Burada önceden planlanmış bir gelecek rolünü anlatır: Peppa, Kırmızı Başlıklı Kız'ı canlandırmak üzere seçilmiştir. Bir yere gitme hareketini anlatmaz. Gelecekteki bir kimliği, rolü veya durumu belirten isim grubundan önce be korunur: She is going to be the queen. Bir eylem fiili kullanıldığında ise o fiil doğrudan going to ifadesinden sonra gelir: She is going to sing.

Alıştırma

Maya'nın yarınki projede takım lideri olarak görevlendirildiğini be going to ile doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?

  1. Maya going to be the team leader for tomorrow's project.
  2. Maya is going to be the team leader for tomorrow's project.
  3. Maya is going to the team leader for tomorrow's project.
Cevabı göster

Maya is going to be the team leader for tomorrow's project.

Mummy Pig has made her costume. Dilbilgisi

0:23

Anne Domuz onun kostümünü yaptı.

Dilbilgisi

has made: şu anda sonucu olan tamamlanmış bir eylem

Has made, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı made. Yapma işi şu andan önce gerçekleşmiştir, ancak kostüm şimdi hazırdır. Bu yapı, geçmişteki bir eylemi şu anda önemli olan bir sonuca bağlar. Eylemin tam olarak ne zaman gerçekleştiği odak noktası değildir.

Alıştırma

Bu cümle neyi vurguluyor? Mummy Pig has made her costume.

  1. Kostüm artık hazır.
  2. Her gün bir kostüm yapıyor.
  3. Kostümü tam şu anda yapıyor.
Cevabı göster

Kostüm artık hazır.

Daddy Pig is helping Peppa practice. Dilbilgisi

0:25

Baba Domuz Peppa'nın çalışmasına yardım ediyor.

Dilbilgisi

helping Peppa practice: help + kişi + fiilin yalın hâli

Helping Peppa practice, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Peppa yardım alan kişidir; practice ise onun yaptığı eylemdir. help fiilinden sonra fiilin yalın hâli to olmadan gelebilir. Helping Peppa to practice de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim günlük İngilizcede çok yaygındır. Burada practice bir fiildir.

Alıştırma

Hangi cümle help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?

  1. She helped me practicing the song.
  2. She helped I practice the song.
  3. She helped me practice the song.
Cevabı göster

She helped me practice the song.

Okay, Peppa.

0:28

Tamam, Peppa.

What do you say? Ton ve niyet

0:29

Ne diyeceksin?

Ton ve niyet

Beklenen yanıtı söylemeye yönlendiren What do you say?

Bu sahnede What do you say?, çocuğa bir sonraki repliği hatırlayıp söylemesi için ipucu verir. Buradaki anlamı “Şimdi ne söylemen gerekiyor?”dur; “Bu konuda ne düşünüyorsun?” değildir. Aynı soru, bir şey aldıktan sonra thank you demeyi hatırlatmak gibi başka durumlarda da beklenen yanıtı teşvik edebilir. Konuşanın hangi yanıtı beklediğini durum belirler.

Alıştırma

Bir prova sırasında oyuncu bir sonraki repliği unutur. Yönetmen What do you say? diye sorar. Yönetmen ne yapıyor?

  1. Oyuncuyu beklenen repliği söylemeye yönlendiriyor
  2. Oyuncunun oyun hakkındaki fikrini soruyor
  3. Oyuncudan duyulmayan bir sesi tekrarlamasını istiyor
Cevabı göster

Oyuncuyu beklenen repliği söylemeye yönlendiriyor

I'm Little Red Riding Hood.

0:30

Ben Kırmızı Başlıklı Kız'ım.

Very good.

0:32

Çok iyi.

Then what? Anlatım akışı

0:34

Sonra ne olacak?

Anlatım akışı

Sonraki adıma geçiren Then what?

Then what?, sonraki olayı, adımı veya repliği soran kısa bir takip sorusudur. Then sıralamayı gösterir, what ise sıradaki bilginin ne olduğunu açık bırakır. Bu provada çocuğu sıradaki sözle devam etmeye yönlendirir. Belirli bir nesneyi sormak yerine sıralamayı ilerleterek konuşmayı düzenler.

Alıştırma

Diyaloğu, Then ile başlayan ve genel olarak sonraki adımı soran iki sözcüklü bir soruyla tamamlayın: A: First, we choose a date. B: ____?

Cevabı göster

Then what

Um, I'm going to visit my grandma.

0:35

Hımm, büyükannemi ziyarete gidiyorum.

I'm going to visit my grandma.

0:38

Büyükannemi ziyarete gidiyorum.

Bravo, Peppa. Kelime

0:40

Bravo, Peppa.

Kelime

Bravo: bir gösteriden sonra övgü

Bravo, bir gösteriyi veya etkileyici bir sunumu övmek için söylenen bir sözdür. Burada repliklerini çalışmayı bitiren Peppa'yı övmek için kullanılır. Peppa, hitap edilen kişinin adıdır. Virgül, adı övgü sözünden ayırır; bu yüzden Bravo bir kişi adı değildir.

Alıştırma

Leo keman solosunu bitirdikten sonra teatral bir övgüyü en doğal biçimde hangi karşılık ifade eder?

  1. Play with Leo!
  2. Bravo, Leo!
  3. Good morning, Leo!
Cevabı göster

Bravo, Leo!

Danny Dog is going to play the Big Bad Wolf. Kalıp ifadeler

0:43

Danny Köpek, Koca Kötü Kurt'u oynayacak.

Kalıp ifadeler

play the Big Bad Wolf: “bir karakteri canlandırmak” anlamındaki play

play the Big Bad Wolf ifadesinde play, “karakteri canlandırmak” demektir. Oyuncu Danny'dir ve the Big Bad Wolf onun rolüdür. Buradaki play, “eğlenmek” anlamına gelmez. play + karakter veya rol kalıbını başka yerlerde de kullanabilirsiniz: play the queen, play a doctor ya da play Hamlet. play'den sonraki sözcükler oyuncunun hangi karakteri canlandırdığını gösterir.

Alıştırma

play + rol yapısını kullanarak cümleyi “kraliçe rolünü canlandırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: In our class play, Lena is going to ____.

Cevabı göster

play the queen

Grandad Dog and Mummy Dog are helping him practice.

0:47

Büyükbaba Köpek ve Anne Köpek onun çalışmasına yardım ediyor.

I'm the Big Bad Wolf.

0:50

Ben Koca Kötü Kurt'um.

Try not to laugh, Danny. Dilbilgisi

0:52

Gülmemeye çalış, Danny.

Dilbilgisi

Try not to laugh: try not to + fiil

Try not to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmaktan kaçınmak için çaba göstermeyi ifade eder. Burada Try not to laugh, bunun zor olabileceğini de kabul ederek Danny'den gülmesini kontrol etmesini ister. Nötr söz diziminde not, to'dan önce gelir: try not to laugh. Eylemi doğrudan yasaklayan Don't laugh ifadesinden daha yumuşaktır; çünkü eylemi kaçınılması için çaba gösterilecek bir şey olarak sunar.

Alıştırma

try not to + fiil yapısını kullanarak nazik hatırlatmayı tamamla: During the meeting, try ____ interrupt.

Cevabı göster

not to

You should be a bit scarier. Dilbilgisi

0:54

Biraz daha korkutucu olmalısın.

Dilbilgisi

a bit scarier: a bit + karşılaştırma sıfatı

A bit, küçük bir farkı veya değişimi göstermek için karşılaştırma sıfatını niteleyebilir. Scarier, scary sıfatının karşılaştırma biçimidir; bu nedenle a bit scarier, öncekinden veya mevcut hâlinden biraz daha korkutucu demektir. Bu ifade, korkutuculuğun yalnızca az miktarda artırılmasını ister. Buradaki a bit bir derece belirtecidir; küçük bir parça anlamına gelmez.

Alıştırma

İsteği a bit + bright sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamla: Could you make the picture ____?

Cevabı göster

a bit brighter

Try it like this, Danny. Ton ve niyet

0:56

Şöyle dene, Danny.

Ton ve niyet

Bir gösterimi başlatmak için Try it like this

Try it like this, “bu şekilde dene” anlamına gelir. Buradaki it, bir nesneyi değil, Danny'nin zaten denediği hareketi veya canlandırma biçimini belirtir. Like this, konuşanın birazdan göstereceği yönteme işaret eder. Bu ifade hem yol gösterir hem de kişiyi yeniden denemeye davet eder; böylece doğal biçimde bir gösterime geçiş sağlar.

Alıştırma

Birinden gösteriminizi taklit etmesini istemek için dersteki ifadeyi kullanın: ____. Now watch my hands.

Cevabı göster

Try it like this

I'm the Big Bad Wolf.

0:59

Ben Koca Kötü Kurt'um.

I'm going to eat you. Ton ve niyet

1:03

Seni yiyeceğim.

Ton ve niyet

Rol yaparken tehdit olarak kullanılan I'm going to eat you

I'm going to eat you cümlesinde be going to + fiilin yalın hâli, eylemi güçlü bir niyet veya gerçekleşmek üzere olan bir şey olarak sunar. Bir kötü karakter repliği olarak korkutucu bir tehdit oluşturur. Rol yapma bağlamı sözlerin nasıl anlaşıldığını değiştirir: konuşan kişi gerçek bir plan açıklamıyor, kurgusal bir karakteri canlandırıyordur. Bu ortak bağlamın dışında aynı cümle korkutucu gelebilir.

Alıştırma

Bu kullanımı değerlendirin: Bir çocuk oyununda aç bir canavarı oynayan oyuncu “I'm going to eat you.” diyor. Bu cümle kurgusal bir tehdit olarak uygundur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Doğru

You see? Ton ve niyet

1:08

Gördün mü?

Ton ve niyet

Anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol eden You see?

Bu cümlede You see?, “Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?” demektir. Bir gösterimden sonra gelir ve karşıdaki kişinin ana fikri anlayıp anlamadığını kontrol eder. Burada see yalnızca “gözle görmek” değil, “anlamak” anlamındadır.

Alıştırma

Birine bir şeyin nasıl yapılacağını gösterdikten sonra söylenen You see? büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?
  2. Televizyon mu izliyorsun?
  3. Gözlerin net görüyor mu?
Cevabı göster

Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?

Yes, that was really scary.

1:09

Evet, bu gerçekten korkutucuydu.

Pedro Pony is going to play the hunter.

1:13

Pedro Midilli avcıyı oynayacak.

He will rescue Peppa from the Big Bad Wolf. Kalıp ifadeler

1:16

Peppa'yı Koca Kötü Kurt'tan kurtaracak.

Kalıp ifadeler

rescue someone from someone or something: birini bir tehlikeden kurtarmak

rescue someone from someone or something kalıbı, bir kişiyi tehlikeden veya zor bir durumdan çıkarmak anlamına gelir. Peppa kurtarılan kişidir, the Big Bad Wolf ise tehlikenin kaynağıdır. From edatı, kişinin neyden uzaklaştırıldığını gösterir; bu nedenle kalıbın önemli bir parçasıdır.

Alıştırma

rescue someone from something kalıbını eksik edatla tamamlayın: The crew rescued the hikers ____ the flooded cave.

Cevabı göster

from

Um, I'm the hunter

1:19

Hımm, ben avcıyım

and Pedro is a bit shy.

1:22

ve Pedro biraz utangaç.

You say,

1:26

Şöyle diyorsun,

"I'm going to chase you away, Öbek fiiller

1:27

"Seni kovalayacağım,"

Öbek fiiller

chase you away: chase + nesne + away

chase you away ifadesinde chase kovalama eylemini, away ise sonucu belirtir: you ile gösterilen kişi bulunduğu yerden ayrılmaya zorlanır. Bu nedenle ifade, yalnızca chase you demekten daha fazla anlam taşır. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: chase away you değil, chase you away denir. Ayrılabilir kalıp chase + nesne + away şeklindedir.

Alıştırma

chase, them ve away sözcüklerini doğal sıraya koyarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The birds are eating the seeds. Loud noises can ____.

Cevabı göster

chase them away

you Big Bad Wolf."

1:28

"seni Koca Kötü Kurt."

Um, go away, naughty wolf. Ton ve niyet

1:30

Hımm, git buradan, yaramaz kurt.

Ton ve niyet

go away, naughty wolf: çocuk hikâyesinde doğrudan bir emir

Go away, dinleyene oradan ayrılmasını söyleyen bir emir cümlesidir. Naughty wolf, hitap edilen karakteri doğrudan adlandırır. Bu çocuk hikâyesi bağlamında naughty hafif bir azarlama sözcüğüdür; kurdun ahlaken kötü olduğuna dair ciddi bir suçlama değildir. Um tereddüt gösterir ve söyleyişi biraz yumuşatır, ancak go away ifadesini kibar bir ricaya dönüştürmez. Cümle, çocukların rol yapma oyunundaki basit bir replik gibi duyulur.

Alıştırma

Bir yabancı kapı girişini kapatıyor ve yalnızca kenara çekilmesini istiyorsunuz. Yargılayın: Go away kibar ve uygun bir ricadır.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

Very good, Pedro.

1:34

Çok iyi, Pedro.

Rebecca Rabbit is going to be the grandma.

1:36

Rebecca Tavşan büyükanne olacak.

What do I say, Mummy?

1:39

Ben ne diyeceğim, Anne?

Let's say, at the start of the play, Notlar

1:40

Şöyle diyelim, oyunun başında,

Ton ve niyet

Let's say: önerilen bir durumu ortaya koymak

Bu cümlede Let's say, hikâye için önerilen bir kurguyu ortaya koyar. “Varsayalım” veya “bunu böyle kurgulayalım” anlamına gelir; “hep birlikte konuşalım” anlamına gelmez. Fikri birlikte değerlendirilebilecek bir şey olarak sunar, bu yüzden doğrudan bir talimattan daha işbirlikçi duyulabilir. Konuşanın, görüşme sırasında dinleyicinin hayal etmesini veya kabul etmesini istediği durumu tanıtır.

Alıştırma

Geçici bir plan sunmak için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ we take the early train and have lunch there.

Cevabı göster

Let's say

Kalıp ifadeler

at the start of the play: bir olayın zamanını belirtmek

At the start of the play, “oyun başladığında” anlamına gelen bir zaman ifadesidir. Kalıbı at the start of + isim veya isim öbeği şeklindedir; burada start bir isimdir ve of the play hangi olayın başlangıcının kastedildiğini gösterir. İfadenin tamamı zaman çerçevesi kurar. Dinleyiciye plandaki ya da hikâyedeki bir sonraki olayın ne zaman gerçekleştiğini söyler.

Alıştırma

Hedef zaman ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the lesson, everyone checks the schedule.

Cevabı göster

At the start of

you get locked in a cupboard by the Big Bad Wolf. Dilbilgisi

1:43

Koca Kötü Kurt tarafından bir dolaba kilitleniyorsun.

Dilbilgisi

get locked in a cupboard: get'li edilgen yapı

Bu cümlede get + geçmiş zaman ortacı locked, get'li edilgen yapıyı oluşturur: kilitleme eylemi özneye yapılır. Get burada “almak” anlamına gelmez. Bu yapı, kilitlenmeyi bir olay veya istenmeyen bir deneyim olarak sunar. In a cupboard öznenin sonunda içinde kaldığı kapalı yeri, by the Big Bad Wolf ise eylemi kimin yaptığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi locked in ifadesinin geçmiş zamanlı get edilgen biçimiyle tamamlayın: The door shut behind us, and we ____ the storage room.

Cevabı göster

got locked in

Then right at the end of the play, Kalıp ifadeler

1:46

Sonra oyunun tam sonunda,

Kalıp ifadeler

right at the end of the play: kesin bitiş zamanı

At the end of the play bir şeyi oyunun son bölümüne yerleştirir. Burada right bir pekiştiricidir ve zamanı daha kesin hâle getirir. Bu nedenle right at the end of the play, “oyunun tam son noktasında” anlamına gelir. Right burada left sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez. Bu ifade, bir hikâye veya olay dizisindeki sonraki olayın ne zaman gerçekleştiğini işaretlemeye yardım eder.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: Right at the end of the race, she smiled. Right burada ne yapıyor?

  1. Yarışı bitirmenin doğru olduğu anlamına gelir.
  2. Onun sağ tarafta olduğunu gösterir.
  3. Zamanın tam olarak son noktada olduğunu vurgular.
Cevabı göster

Zamanın tam olarak son noktada olduğunu vurgular.

you are rescued by the hunter Dilbilgisi

1:48

avcı tarafından kurtarılıyorsun

Dilbilgisi

are rescued by the hunter: eylemi yapanı belirten edilgen cümle

Are rescued, kurtarma eyleminden etkilenen you ögesini özne konumuna getirir. Dil bilgisi açısından be ile kurulan edilgen bir yapıdır: are + geçmiş ortaç rescued. Edilgen cümlede by the hunter, kurtarma eylemini yapan kişiyi belirtir. Buradaki by “yanında” anlamına gelmez; kurtarma eylemini onu yapan kişiye bağlar.

Alıştırma

Rescue fiilini geniş zamanda edilgen yapın ve eylemi yapanı belirtmek için by ekleyin: In the story, the children ____ a firefighter.

Cevabı göster

are rescued by

and you say, "Thank you."

1:50

ve "Teşekkür ederim," diyorsun.

Thank you.

1:54

Teşekkür ederim.

Very good, Rebecca.

1:55

Çok iyi, Rebecca.

Everyone has come to see the school play. Anlatım akışı

2:02

Herkes okul piyesini izlemeye geldi.

Anlatım akışı

has come to see: varış, amaç ve mevcut sahne

Has come, herkesin bu andan önce geldiğini ve şimdi burada olduğunu anlatır. Dil bilgisi açısından İngilizcedeki present perfect yapısıdır; bu nedenle daha önceki varış mevcut sahneye bağlanır. To see the school play, herkesin neden geldiğini açıklayan amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Has come to see bir bütün olarak hem seyircilerin geldiğini hem de geliş amaçlarını hızlıca belirtir. Anlatımı gösteri sahnesine taşır ve okul oyununu doğal bir sonraki olay hâline getirir.

Alıştırma

Come fiilini present perfect yapısında, see fiilini de amaç bildiren mastar olarak kullanın: The visitors ____ the new exhibit, and they are inside the museum now.

Cevabı göster

have come to see

Ladies and gentlemen, Kültür

2:05

Bayanlar ve baylar,

Kültür

Ladies and gentlemen: dinleyicilere yönelik resmî hitap

Ladies and gentlemen, tüm dinleyici kitlesine seslenmek için kullanılan geleneksel ve resmî bir hitap kalıbıdır. Burada salondaki herkese hitap eder ve resmî ya da sahneye özgü bir açılışın başladığını gösterir. Genellikle kadınları ve erkekleri tek tek çağırma anlamı taşımaz. Bir karşılama, tanıtım veya duyurudan önce kullanılan açılış kalıbı olarak düşünülmelidir.

Alıştırma

Kullanımı değerlendirin: Üç yakın arkadaşla yapılan gündelik bir akşam yemeğinde biri “Ladies and gentlemen” ifadesini sıradan bir selamlama olarak kullanıyor. Bu normalde doğal mıdır?

  1. Hayır, normalde doğal görünmez.
  2. Evet, doğal görünür.
Cevabı göster

Hayır, normalde doğal görünmez.

welcome to our play, Kalıp ifadeler

2:07

oyunumuza hoş geldiniz,

Kalıp ifadeler

welcome to our play: Welcome to + etkinlik karşılama kalıbı

Welcome to + yer, etkinlik, program veya ders, insanlar geldiğinde ya da bir etkinlik başladığında kullanılan karşılama ifadesidir. welcome to our play içinde welcome karşılama sözü olarak kullanılır, to ise etkinliği tanıtır. Our play, konuşanın grubunun sunduğu oyunu ifade eder. Bu ifade seyirciyi oyunu izlemeye veya oyuna katılmaya davet ederek karşılar; oyunun popüler olduğunu söylemez.

Alıştırma

Bir etkinliğin başındaki standart karşılama ifadesini tamamlayın: ____ our school concert.

Cevabı göster

Welcome to

The Little Red Riding Hood.

2:09

Kırmızı Başlıklı Kız.

First, let us meet the actors. Anlatım akışı

2:14

Öncelikle oyuncularla tanışalım.

Anlatım akışı

First, let us meet...: açılış aşamasını belirtmek ve yönlendirmek

First, oyuncuların tanıtılmasını programın başına yerleştirir ve bunun ilk aşama olduğunu gösterir. let us meet, sunucunun izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiren kapsayıcı davetidir. Burada let us izin istemez; “birlikte sonraki adıma geçelim” anlamını taşır ve let's'e göre biraz daha resmîdir.

Alıştırma

Bu cümlede First ve let us birlikte ne yapıyor?

  1. Oyuncuların son aşamayı çoktan bitirdiğini gösteriyorlar.
  2. Açılış aşamasını belirtip izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiriyorlar.
  3. Oyuncuları tanıtmak için izleyicilerden izin istiyorlar.
Cevabı göster

Açılış aşamasını belirtip izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiriyorlar.

Please, please,

2:23

Lütfen, lütfen,

for the sake of the actors, Kalıp ifadeler

2:24

oyuncuların iyiliği için,

Kalıp ifadeler

for the sake of the actors: birinin yararı için hareket etmek

For the sake of the actors, “oyuncuları korumak, onlara yardımcı olmak veya çıkarlarını gözetmek için” anlamına gelir. Oyuncuların iyiliğini bir kuralın ya da kararın amacı olarak sunar. Kalıp for the sake of + bir kişi, grup veya hedeftir. Burada yalnızca bir sebep belirtmek yerine oyuncuların rahatsız edilmesini önlemeyi amaçlayan bir kuralı tanıtır.

Alıştırma

“Çocukların iyiliğini korumak için” anlamına gelen, bu nottaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the children, please keep the gate closed.

Cevabı göster

For the sake of

no photography, please. Ton ve niyet

2:26

fotoğraf çekmeyin, lütfen.

Ton ve niyet

No photography, please: nazik bir kamusal yasak ifadesi

“No photography, please.” fotoğraf çekmenin yasak olduğunu belirten kısa bir kamusal kuraldır. Burada photography, fotoğraf sanatını veya mesleğini değil, fotoğraf çekme eylemini adlandırır. no + isim yapısı, duyuru tarzında bir yasak bildirir. Please kuralın söylenişini daha nazik hâle getirir, ancak kuralı isteğe bağlı yapmaz.

Alıştırma

Bir müze kuralında kısa no + isim yapısını kullanan ifade hangisidir?

  1. Photography is not allowed.
  2. No photography, please.
  3. Please don't take photos.
Cevabı göster

No photography, please.

And now, our play begins. Anlatım akışı

2:30

Ve şimdi, oyunumuz başlıyor.

Anlatım akışı

And now, our play begins: resmî bir geçişi duyurmak

“And now” bir geçiş işaretidir. Giriş bölümünü kapatır ve izleyicinin dikkatini sıradaki ana etkinliğe, yani oyuna yöneltir. “our play begins” bölümündeki geniş zaman, açılışı o anda gerçekleşen resmî ve törensel bir olay gibi gösterir. Cümlenin tamamı programın akışını düzenler; “and” yalnızca eşit düzeyde iki olguyu birbirine bağlamaz.

Alıştırma

Canlı bir etkinliği konuşmalardan ödül törenine doğal biçimde geçiren cümle hangisidir?

  1. And now, the awards ceremony begins.
  2. The awards ceremony was held last week.
  3. The awards ceremony may be canceled.
Cevabı göster

And now, the awards ceremony begins.

Grandma is at home.

2:38

Büyükanne evde.

But who is this visitor? Anlatım akışı

2:42

Ama bu ziyaretçi de kim?

Anlatım akışı

But who is this visitor?: merak uyandıran bir hikâye geçişi

Cümle başındaki But, yeni veya beklenmedik bir bilgiye geçildiğini gösterir; burada güçlü bir karşı çıkış anlatmaz. who sorusu ziyaretçinin kimliğini bir süre gizli tutarak dinleyicinin cevabı duymak istemesini sağlar. Hikâyedeki bu yön değişikliği ile cevabın geciktirilmesi, dikkati yeni bir karaktere veya gizeme yönelterek anlatıyı ilerletir.

Alıştırma

Anlatıcı sessiz bir evi betimledi ve şimdi bir gizeme geçmek istiyor. Bu geçişi ve merak duygusunu en iyi hangi cümle oluşturur?

  1. But what is making that strange sound?
  2. Please make the house completely silent.
  3. The strange sound comes from the old clock.
Cevabı göster

But what is making that strange sound?

I'm the Big Bad Wolf.

2:44

Ben Koca Kötü Kurt'um.

Well done, Danny.

2:47

Aferin, Danny.

Um...

2:50

Hımm...

Oh dear.

2:51

Ah canım.

Danny has forgotten what he says next. Dilbilgisi

2:52

Danny bir sonraki söyleyeceği şeyi unuttu.

Dilbilgisi

has forgotten what he says next: dolaylı bir what yan cümlesi

has forgotten what he says next ifadesinde has forgotten, geçmişte yaşanan ama şu anda etkisi süren bir unutmayı anlatır: Danny devam edemez. what yan cümlesi unutulan bilgiyi belirtir ve bu nedenle forgotten fiilinin nesnesi olarak işlev görür. what he says next daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde yer aldığı için bildirme cümlesi sırasını kullanır: what + özne + fiil. forget, know veya remember gibi fiillerden sonra what does he say next değil, what he says next kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için şu sözcükleri doğru sıraya koyun: what / she / says / next. Maya has forgotten ____.

Cevabı göster

what she says next

Grandma, you must go in the cupboard. Dilbilgisi

2:54

Büyükanne, dolaba girmelisin.

Dilbilgisi

must go in the cupboard: kesin bir talimat için must + fiilin yalın hâli

Must + fiilin yalın hâli güçlü bir gereklilik veya zorunluluk bildirir. Bu cümlede you must go, oyunun devam etmesi için büyükannenin dolaba girmesinin gerekli olduğunu, bunun yalnızca bir öneri olmadığını anlatır. Must sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: must go doğrudur; must to go veya must goes denmez. Buradaki go in the cupboard, “dolabın içine girmek” anlamına gelir.

Alıştırma

Kesin talimatı must ile tamamlayın: You ____ stay behind the yellow line.

Cevabı göster

must

Go in the cupboard.

2:58

Dolaba gir.

The Big Bad Wolf is pretending to be Grandma. Kalıp ifadeler

3:00

Koca Kötü Kurt, Büyükanne gibi davranıyor.

Kalıp ifadeler

pretending to be Grandma: pretend to be + kimlik veya rol

Pretend to be + bir kişi veya rol, gerçek olmadığı hâlde o kişiymişsiniz ya da o role sahipmişsiniz gibi davranmak anlamına gelir. Burada kurt, büyükanneymiş gibi davranıyor. Kimliği belirten isimden önce be korunur: pretend to be Grandma, pretend to be a doctor. Be atlanmamalıdır. Cümle eylemi o anda devam ederken anlattığı için pretending biçimi kullanılır.

Alıştırma

Cümleyi pretend to be yapısının şimdiki zamanın devam biçimiyle tamamlayın: In the game, Ben is ____ a firefighter.

Cevabı göster

pretending to be

Ooh. I am Little Red Riding Hood.

3:04

Oo. Ben Kırmızı Başlıklı Kız'ım.

I'm going to visit my grandma.

3:08

Büyükannemi ziyarete gidiyorum.

Bravo, Peppa.

3:11

Bravo, Peppa.

Daddy, you must not take photos. Ton ve niyet

3:13

Baba, fotoğraf çekmemelisin.

Ton ve niyet

must not take photos: kesin bir yasak

Must not + fiilin yalın hâli, bir eylemin yasak olduğunu belirtir. Bu cümlede must not take photos, babanın fotoğraf çekmesine izin verilmediği anlamına gelir; fotoğraf çekmenin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi yalnızca tavsiye vermiyor, bir kuralı uyguluyor. Bu kalıp kesin kurallarda ve güvenlik uyarılarında da kullanılır: must not + eylem.

Alıştırma

Hangi cümle fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söyler?

  1. You must not take photos.
  2. You should take photos.
  3. You don't have to take photos.
Cevabı göster

You must not take photos.

Oops.

3:16

Ops.

Sorry, Peppa.

3:17

Özür dilerim, Peppa.

Carry on. Öbek fiiller

3:18

Devam edin.

Öbek fiiller

Carry on: bir kesintiden sonra devam etmek

Carry on, “devam etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Burada birine az önce kesilen etkinliğe devam etmesi söylenir. carry on ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin. Bu kullanımda carry, “bir şeyi tutmak veya taşımak” anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir konuşmacının hikâyesi kesildi. Hangi cümle konuşmacıya doğal bir şekilde devam etmesini söyler?

  1. Carry on.
  2. Hold on.
  3. Carry this bag.
Cevabı göster

Carry on.

I'm going to visit my grandma.

3:20

Büyükannemi ziyarete gidiyorum.

Oh, you don't look like my grandma. Kalıp ifadeler

3:24

Aa, büyükanneme benzemiyorsun.

Kalıp ifadeler

don't look like my grandma: benzerlik için look like kullanımı

Burada don't look like my grandma, “büyükannemin sahip olmasını beklediğim görünüme sahip değilsin” anlamına gelir. look like + kişi veya nesne kalıbı, dış görünüşe ya da genel izlenime dayanan benzerliği anlatır. Bu kalıpta like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Olumsuz don't look like biçimi, beklenen benzerliğin bulunmadığını söyler.

Alıştırma

“Benzer bir görünüme sahip olmak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this photo, Leo doesn't ____ his brother.

Cevabı göster

look like

What big eyes you have. Dilbilgisi

3:28

Ne kadar büyük gözlerin var.

Dilbilgisi

What big eyes you have: What ile kurulan ünlem

Burada What big eyes you have bir soru değil, ünlem cümlesidir. What + sıfat + çoğul isim + özne + fiil yapısını izler ve gözlerin ne kadar büyük olduğunu vurgular. Yan cümle, düz cümle sırası olan you have biçimini korur. Bir soru, What are your eyes like? örneğindeki gibi soru sırasını kullanırdı. Bu ünlem, hikâyelerde sık görülen bir kalıptır ve şaşkınlık, hayranlık ya da bir özelliğe dramatik biçimde dikkat çekme anlamı taşıyabilir.

Alıştırma

What ünlemini tamamlayın: ____ big paws that puppy has!

Cevabı göster

What

What big teeth you have.

3:31

Ne kadar büyük dişlerin var.

You are not Grandma.

3:35

Sen Büyükanne değilsin.

You are the Big Bad Wolf.

3:37

Sen Koca Kötü Kurt'sun.

Help, oh, help.

3:40

İmdat, ah, imdat.

But look who is here. Anlatım akışı

3:43

Ama bakın burada kim var.

Anlatım akışı

But look who is here: yeni gelen birini ve dönüm noktasını tanıtmak

Burada But, az önce anlatılan sorundan sonra durumun değişeceğini gösterir. Look who is here, dinleyicinin dikkatini yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve bu kişiyi olası bir dönüm noktası olarak tanıtır. Look yalnızca gözlerle bakma emri değildir. look who ... kalıbı, bir kişiyi çoğu zaman şaşkınlık veya heyecanla canlı bir biçimde ortaya çıkarmanın ya da göstermenin yoludur.

Alıştırma

Bir hikâyede But look who is here cümlesinin temel işlevi nedir?

  1. Konuşanın kimseyi tanıyamadığını söyler.
  2. Birinden odada bir nesne aramasını ister.
  3. Dikkati yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve olaylarda bir dönüm noktası olduğunu gösterir.
Cevabı göster

Dikkati yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve olaylarda bir dönüm noktası olduğunu gösterir.

Just in time, Pedro the hunter. Kalıp ifadeler

3:45

Tam zamanında, avcı Pedro.

Kalıp ifadeler

Just in time: çok geç olmadan gereken anda

Just in time, bir şey için tam gereken anda ve geç kalmadan demektir. Örnekte bu ifade, Pedro'nun yardım etmek için kusursuz bir zamanda geldiğini belirtir. Buradaki just yalnızca değil, tam olarak anlamındadır. İfade, You arrived just in time örneğindeki gibi bir cümlenin içinde veya asıl örnekteki gibi bir adın önünde kısa bir yorum olarak kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi just ile başlayan ve 'çok geç olmadan' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We got to the cinema ____ to see the start of the film.

Cevabı göster

just in time

Help, oh, help.

3:49

İmdat, ah, imdat.

Just in time, Pedro the hunter.

3:52

Tam zamanında, avcı Pedro.

Pedro is a bit shy.

3:57

Pedro biraz utangaç.

Pedro, would you like me to come on with you? Notlar

3:58

Pedro, seninle gelmemi ister misin?

Ton ve niyet

would you like me to ...? ile nazikçe yardım teklif etmek

Would you like me to + fiilin yalın hâli? konuşanın bir şeyi yapmayı nazikçe teklif etmesidir. me, eylemi konuşanın yapacağını; to'dan sonraki fiil ise hangi eylemin yapılacağını gösterir. Bu cümlede konuşan kişi Pedro'yla birlikte sahneye çıkmayı teklif ediyor ve kabul ya da ret kararını ona bırakıyor. Pedro'nun konuşan kişiden hoşlanıp hoşlanmadığını sormuyor.

Alıştırma

Cümleyi would you like me to kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ carry this bag for you?

Cevabı göster

Would you like me to

Öbek fiiller

come on with you? ile birlikte sahneye çıkmak

Tiyatro ve gösteri dilinde come on, “sahneye girmek” veya “seyircinin karşısına çıkmak” anlamına gelebilir. with you birlikte olma anlamını ekler; bu nedenle come on with you, Pedro'yla birlikte sahneye çıkmak demektir. Buradaki on, sahnede olmayı anlatır. Birini acele ettiren veya cesaretlendiren bağımsız Come on! ünlemi değildir.

Alıştırma

Bir sahne bağlamında come on with you ne anlama gelir?

  1. sıradan bir yolculukta sana eşlik etmek
  2. seni acele etmeye çağırmak
  3. seninle birlikte sahneye çıkmak
Cevabı göster

seninle birlikte sahneye çıkmak

Yes, please. Ton ve niyet

4:01

Evet, lütfen.

Ton ve niyet

Yes, please: bir teklifi nazikçe kabul etmek

Yes, please. başka birinin sunduğu yiyecek, içecek veya yardım gibi bir şeyi kabul etmek için kullanılan tam ve kibar bir yanıttır. Yes kabulü gösterir; please ise yanıtı daha nazik hâle getirir. Buradaki please ayrı bir rica oluşturmaz. Would you like...? veya Shall I...? gibi bir teklif Yes, please. ile kabul edilebilir.

Alıştırma

Bir arkadaşın “Would you like some help with your bag?” diye soruyor. Hangi yanıt teklifi nazikçe kabul eder?

  1. No, thank you.
  2. Yes, please.
  3. Yes, it is.
Cevabı göster

Yes, please.

You are a very naughty wolf. Kelime

4:05

Sen çok yaramaz bir kurtsun.

Kelime

a very naughty wolf: çocuk dilinde hafif eleştiri

a very naughty wolf ifadesinde naughty, çocuklara uygun hafif bir dille “söz dinlemeyen” veya “yaramaz” anlamına gelir. Very, naughty sözcüğünü güçlendirir ancak ifadeyi kurdun gerçekten kötü ve şeytani olduğu yönünde bir yargıya dönüştürmez. Bu kullanım bir çocuk hikâyesine veya şakacı bir azarlamaya uygundur. Davranışı eleştirirken tonu ciddi bir ahlaki yargıdan daha hafif tutar.

Alıştırma

Bir çocuk hikâyesinde a very naughty wolf büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Son derece kötü ve zalim bir kurt
  2. Hafifçe yaramaz veya söz dinlemeyen bir kurt
  3. Sessiz ve söz dinleyen bir kurt
Cevabı göster

Hafifçe yaramaz veya söz dinlemeyen bir kurt

I saved you, Grandma.

4:08

Seni kurtardım, Büyükanne.

Hooray!

4:10

Yaşasın!

Thank you.

4:13

Teşekkür ederim.

Bravo!

4:14

Bravo!

Bravo!

4:15

Bravo!

Pedro, you were very good.

4:21

Pedro, çok iyiydin.

You were almost as good as me. Dilbilgisi

4:26

Neredeyse benim kadar iyiydin.

Dilbilgisi

almost as good as me: çok yakın, ama eşit değil

Almost as + sıfat + as, bir kişi ya da şeyin karşılaştırma ölçütüne çok yaklaştığını ancak ona tam olarak ulaşmadığını anlatır. Burada almost as good as me, karşıdaki kişinin çok iyi olduğunu, ancak konuşanın kendisini hâlâ biraz daha iyi gösterdiğini ifade eder. Konuşan kendisini ölçüt aldığı için cümle hem bir övgü hem de küçük bir övünmedir. Almost çıkarılırsa as good as me, kalite ya da performansın eşit olduğu anlamına gelir.

Alıştırma

almost, good ve as ... as kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Mia's drawing was ____ her teacher's.

Cevabı göster

almost as good as