Büyüyünce: Peppa Pig ve Okul Piyesi: İngilizce çalışma notları
Peppa Pig - Official Channel
Video özeti: Peppa’nın oyun grubu Kırmızı Başlıklı Kız’ı prova edip seyirci önünde sahneler. Unutulan replik, Pedro’nun çekingenliği ve yasağa rağmen fotoğraf çeken bir ebeveyn gibi aksiliklerden sonra avcının kurtarışı oyunu alkışlarla biten neşeli bir sona ulaştırır. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. play the Big Bad Wolf. — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: play sözcüğünün ardından bir karakter adı geldiğinde, o karakterle oynamayı değil, o rolü canlandırmayı anlattığını öğrenin. Bu birlikteliği okul gösterileri, tiyatro, sinema veya televizyondaki oyuncu seçimi ve roller hakkında konuşurken kullanabilirsiniz. 2. get locked in a cupboard — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Büyükanne’nin başına geleni anlatan, get ile kurulmuş bu konuşma dili edilgenini tanıyın. Yapı, onun dolaba kilitli hâle gelmesini vurgular; durum veya eylemi daha tarafsız sunan be edilgeniyle karşılaştırılabilir. 3. almost as good as me. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: İki kişi ya da şeyin bir özellik bakımından çok yakın, ancak bütünüyle eşit olmadığını belirtmek için almost as + sıfat + as yapısını kullanın. Bu sahnede yapı, Peppa’nın Pedro’yu överken sergilediği komik derecede kendini beğenmiş tavrı da fark etmenizi sağlar.
Bu derste
Peppa's playgroup are going to put on a play. Notlar
0:09Peppa'nın oyun grubu bir piyes sahneleyecek.
Peppa's playgroup: Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu
Bu cümlede Peppa's playgroup, Peppa'nın okul öncesi oyun ve etkinlikler için katıldığı düzenli grubu anlatır. Sözcük, gruptaki çocuklarla etkinliğe katılan yetişkinleri topluca da ifade edebilir. Bu, tesadüfen bir araya gelip oynayan sıradan bir arkadaş grubu değildir. Bu ortamı bilmek, grubun neden birlikte bir oyun hazırlayıp sahneleyebildiğini açıklar.
Alıştırma
Bu cümlede Peppa's playgroup ne anlama gelir?
- Oyuncaklar hakkında bir çevrim içi sohbet grubu
- Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu
- Peppa'nın o anda davet ettiği arkadaşları
Cevabı göster
Peppa'nın katıldığı düzenli okul öncesi etkinlik grubu
put on a play: bir tiyatro oyununu düzenleyip sahnelemek
put on a play ifadesindeki put on, seyirci için bir gösteri düzenleyip sunmak anlamına gelir. İfadenin tamamı bir tiyatro oyununu sahnelemek demektir; bir şeyi başka bir şeyin üstüne koymak veya giyinmek anlamına gelmez. Buradaki play, tiyatro eseri anlamındaki sayılabilen bir isimdir. put on aynı etkinlik anlamıyla show, concert ve performance sözcüklerinin önünde de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi, bu notta geçen ve “bir tiyatro gösterisini düzenleyip sunmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: Our class will ____ for the families on Friday.
Cevabı göster
put on a play
The Little Red Riding Hood: Kırmızı Başlıklı Kız masalının adı
Bu cümlede The Little Red Riding Hood, çocukların sahneleyeceği masalın adıdır. Little Red Riding Hood aynı zamanda ana karakteri, yani kırmızı başlık takan kızı da adlandırabilir; sıradan bir kıyafet tarifi değildir. Başlığı tanımak hikâyedeki rolleri anlamayı sağlar: büyükanne, kurt ve avcı bu tanınmış masalın karakterleridir.
Alıştırma
Bu cümlede The Little Red Riding Hood neyin adıdır?
- Sıradan kırmızı bir bisiklet kaskının
- Sahnelenen masalın
- Genel bir kırmızı palto türünün
Cevabı göster
Sahnelenen masalın
have parts in the play: oyunda rolleri olmak
Tiyatro bağlamında part, bir oyuncunun canlandırdığı rol demektir. Have parts in the play, çocukların her birinin canlandıracağı bir rolü olduğu anlamına gelir; buradaki parts, vücut bölümlerini veya bir nesnenin parçalarını ifade etmez. part kelimesinin bu anlamı filmler, gösteriler ve diğer sahne performansları için de kullanılır. Bir kişinin büyük bir rolü, küçük bir rolü veya adı verilen belirli bir karakterin rolü olabilir.
Alıştırma
Nina has a part in the school play cümlesinde a part ne anlama gelir?
- Vücudunun bir bölümü
- Bir oyunculuk rolü
- Bir sahne ekipmanı parçası
Cevabı göster
Bir oyunculuk rolü
have to + fiilin yalın hâli: zorunluluk
Have to, gereklilik bildiren tek bir ifade olarak kullanılır: Bir kural, plan, sorumluluk veya durum nedeniyle bir şeyin yapılmasının zorunlu olduğunu anlatır. Bu cümlede çocukların evde pratik yapması gerekir; have burada “sahip olmak” anlamına gelmez. Yapı özne + have to + fiilin yalın hâlidir. I, you, we ve they ile have; he, she ve it ile has kullanılır: They have to practice; she has to practice.
Alıştırma
Dersteki zorunluluk bildiren iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: We ____ leave now, or we'll miss the bus.
Cevabı göster
have to
is going to be + rol: planlanmış gelecek kimliği
Is going to be, şimdiki zaman biçimi is ile going to ve be fiilinin yalın hâlini birleştirir. Burada önceden planlanmış bir gelecek rolünü anlatır: Peppa, Kırmızı Başlıklı Kız'ı canlandırmak üzere seçilmiştir. Bir yere gitme hareketini anlatmaz. Gelecekteki bir kimliği, rolü veya durumu belirten isim grubundan önce be korunur: She is going to be the queen. Bir eylem fiili kullanıldığında ise o fiil doğrudan going to ifadesinden sonra gelir: She is going to sing.
Alıştırma
Maya'nın yarınki projede takım lideri olarak görevlendirildiğini be going to ile doğru biçimde anlatan cümle hangisidir?
- Maya going to be the team leader for tomorrow's project.
- Maya is going to be the team leader for tomorrow's project.
- Maya is going to the team leader for tomorrow's project.
Cevabı göster
Maya is going to be the team leader for tomorrow's project.
has made: şu anda sonucu olan tamamlanmış bir eylem
Has made, present perfect yapısındadır: has + geçmiş zaman ortacı made. Yapma işi şu andan önce gerçekleşmiştir, ancak kostüm şimdi hazırdır. Bu yapı, geçmişteki bir eylemi şu anda önemli olan bir sonuca bağlar. Eylemin tam olarak ne zaman gerçekleştiği odak noktası değildir.
Alıştırma
Bu cümle neyi vurguluyor? Mummy Pig has made her costume.
- Kostüm artık hazır.
- Her gün bir kostüm yapıyor.
- Kostümü tam şu anda yapıyor.
Cevabı göster
Kostüm artık hazır.
Daddy Pig is helping Peppa practice. Dilbilgisi
0:25Baba Domuz Peppa'nın çalışmasına yardım ediyor.
helping Peppa practice: help + kişi + fiilin yalın hâli
Helping Peppa practice, help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını kullanır. Peppa yardım alan kişidir; practice ise onun yaptığı eylemdir. help fiilinden sonra fiilin yalın hâli to olmadan gelebilir. Helping Peppa to practice de dil bilgisi açısından doğrudur, ancak to kullanılmayan biçim günlük İngilizcede çok yaygındır. Burada practice bir fiildir.
Alıştırma
Hangi cümle help + kişi + fiilin yalın hâli yapısını doğru kullanıyor?
- She helped me practicing the song.
- She helped I practice the song.
- She helped me practice the song.
Cevabı göster
She helped me practice the song.
Beklenen yanıtı söylemeye yönlendiren What do you say?
Bu sahnede What do you say?, çocuğa bir sonraki repliği hatırlayıp söylemesi için ipucu verir. Buradaki anlamı “Şimdi ne söylemen gerekiyor?”dur; “Bu konuda ne düşünüyorsun?” değildir. Aynı soru, bir şey aldıktan sonra thank you demeyi hatırlatmak gibi başka durumlarda da beklenen yanıtı teşvik edebilir. Konuşanın hangi yanıtı beklediğini durum belirler.
Alıştırma
Bir prova sırasında oyuncu bir sonraki repliği unutur. Yönetmen What do you say? diye sorar. Yönetmen ne yapıyor?
- Oyuncuyu beklenen repliği söylemeye yönlendiriyor
- Oyuncunun oyun hakkındaki fikrini soruyor
- Oyuncudan duyulmayan bir sesi tekrarlamasını istiyor
Cevabı göster
Oyuncuyu beklenen repliği söylemeye yönlendiriyor
Sonraki adıma geçiren Then what?
Then what?, sonraki olayı, adımı veya repliği soran kısa bir takip sorusudur. Then sıralamayı gösterir, what ise sıradaki bilginin ne olduğunu açık bırakır. Bu provada çocuğu sıradaki sözle devam etmeye yönlendirir. Belirli bir nesneyi sormak yerine sıralamayı ilerleterek konuşmayı düzenler.
Alıştırma
Diyaloğu, Then ile başlayan ve genel olarak sonraki adımı soran iki sözcüklü bir soruyla tamamlayın: A: First, we choose a date. B: ____?
Cevabı göster
Then what
Bravo: bir gösteriden sonra övgü
Bravo, bir gösteriyi veya etkileyici bir sunumu övmek için söylenen bir sözdür. Burada repliklerini çalışmayı bitiren Peppa'yı övmek için kullanılır. Peppa, hitap edilen kişinin adıdır. Virgül, adı övgü sözünden ayırır; bu yüzden Bravo bir kişi adı değildir.
Alıştırma
Leo keman solosunu bitirdikten sonra teatral bir övgüyü en doğal biçimde hangi karşılık ifade eder?
- Play with Leo!
- Bravo, Leo!
- Good morning, Leo!
Cevabı göster
Bravo, Leo!
Danny Dog is going to play the Big Bad Wolf. Kalıp ifadeler
0:43Danny Köpek, Koca Kötü Kurt'u oynayacak.
play the Big Bad Wolf: “bir karakteri canlandırmak” anlamındaki play
play the Big Bad Wolf ifadesinde play, “karakteri canlandırmak” demektir. Oyuncu Danny'dir ve the Big Bad Wolf onun rolüdür. Buradaki play, “eğlenmek” anlamına gelmez. play + karakter veya rol kalıbını başka yerlerde de kullanabilirsiniz: play the queen, play a doctor ya da play Hamlet. play'den sonraki sözcükler oyuncunun hangi karakteri canlandırdığını gösterir.
Alıştırma
play + rol yapısını kullanarak cümleyi “kraliçe rolünü canlandırmak” anlamına gelen ifadeyle tamamlayın: In our class play, Lena is going to ____.
Cevabı göster
play the queen
Grandad Dog and Mummy Dog are helping him practice.
0:47Büyükbaba Köpek ve Anne Köpek onun çalışmasına yardım ediyor.
Try not to laugh: try not to + fiil
Try not to + fiilin yalın hâli, bir eylemi yapmaktan kaçınmak için çaba göstermeyi ifade eder. Burada Try not to laugh, bunun zor olabileceğini de kabul ederek Danny'den gülmesini kontrol etmesini ister. Nötr söz diziminde not, to'dan önce gelir: try not to laugh. Eylemi doğrudan yasaklayan Don't laugh ifadesinden daha yumuşaktır; çünkü eylemi kaçınılması için çaba gösterilecek bir şey olarak sunar.
Alıştırma
try not to + fiil yapısını kullanarak nazik hatırlatmayı tamamla: During the meeting, try ____ interrupt.
Cevabı göster
not to
a bit scarier: a bit + karşılaştırma sıfatı
A bit, küçük bir farkı veya değişimi göstermek için karşılaştırma sıfatını niteleyebilir. Scarier, scary sıfatının karşılaştırma biçimidir; bu nedenle a bit scarier, öncekinden veya mevcut hâlinden biraz daha korkutucu demektir. Bu ifade, korkutuculuğun yalnızca az miktarda artırılmasını ister. Buradaki a bit bir derece belirtecidir; küçük bir parça anlamına gelmez.
Alıştırma
İsteği a bit + bright sıfatının karşılaştırma biçimiyle tamamla: Could you make the picture ____?
Cevabı göster
a bit brighter
Bir gösterimi başlatmak için Try it like this
Try it like this, “bu şekilde dene” anlamına gelir. Buradaki it, bir nesneyi değil, Danny'nin zaten denediği hareketi veya canlandırma biçimini belirtir. Like this, konuşanın birazdan göstereceği yönteme işaret eder. Bu ifade hem yol gösterir hem de kişiyi yeniden denemeye davet eder; böylece doğal biçimde bir gösterime geçiş sağlar.
Alıştırma
Birinden gösteriminizi taklit etmesini istemek için dersteki ifadeyi kullanın: ____. Now watch my hands.
Cevabı göster
Try it like this
Rol yaparken tehdit olarak kullanılan I'm going to eat you
I'm going to eat you cümlesinde be going to + fiilin yalın hâli, eylemi güçlü bir niyet veya gerçekleşmek üzere olan bir şey olarak sunar. Bir kötü karakter repliği olarak korkutucu bir tehdit oluşturur. Rol yapma bağlamı sözlerin nasıl anlaşıldığını değiştirir: konuşan kişi gerçek bir plan açıklamıyor, kurgusal bir karakteri canlandırıyordur. Bu ortak bağlamın dışında aynı cümle korkutucu gelebilir.
Alıştırma
Bu kullanımı değerlendirin: Bir çocuk oyununda aç bir canavarı oynayan oyuncu “I'm going to eat you.” diyor. Bu cümle kurgusal bir tehdit olarak uygundur.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Doğru
Anlaşılıp anlaşılmadığını kontrol eden You see?
Bu cümlede You see?, “Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?” demektir. Bir gösterimden sonra gelir ve karşıdaki kişinin ana fikri anlayıp anlamadığını kontrol eder. Burada see yalnızca “gözle görmek” değil, “anlamak” anlamındadır.
Alıştırma
Birine bir şeyin nasıl yapılacağını gösterdikten sonra söylenen You see? büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?
- Televizyon mu izliyorsun?
- Gözlerin net görüyor mu?
Cevabı göster
Az önce gösterdiğim şeyi anlıyor musun?
He will rescue Peppa from the Big Bad Wolf. Kalıp ifadeler
1:16Peppa'yı Koca Kötü Kurt'tan kurtaracak.
rescue someone from someone or something: birini bir tehlikeden kurtarmak
rescue someone from someone or something kalıbı, bir kişiyi tehlikeden veya zor bir durumdan çıkarmak anlamına gelir. Peppa kurtarılan kişidir, the Big Bad Wolf ise tehlikenin kaynağıdır. From edatı, kişinin neyden uzaklaştırıldığını gösterir; bu nedenle kalıbın önemli bir parçasıdır.
Alıştırma
rescue someone from something kalıbını eksik edatla tamamlayın: The crew rescued the hikers ____ the flooded cave.
Cevabı göster
from
chase you away: chase + nesne + away
chase you away ifadesinde chase kovalama eylemini, away ise sonucu belirtir: you ile gösterilen kişi bulunduğu yerden ayrılmaya zorlanır. Bu nedenle ifade, yalnızca chase you demekten daha fazla anlam taşır. Nesne bir zamirse fiil ile parçacığın arasına gelir: chase away you değil, chase you away denir. Ayrılabilir kalıp chase + nesne + away şeklindedir.
Alıştırma
chase, them ve away sözcüklerini doğal sıraya koyarak İngilizce cümleyi tamamlayın: The birds are eating the seeds. Loud noises can ____.
Cevabı göster
chase them away
go away, naughty wolf: çocuk hikâyesinde doğrudan bir emir
Go away, dinleyene oradan ayrılmasını söyleyen bir emir cümlesidir. Naughty wolf, hitap edilen karakteri doğrudan adlandırır. Bu çocuk hikâyesi bağlamında naughty hafif bir azarlama sözcüğüdür; kurdun ahlaken kötü olduğuna dair ciddi bir suçlama değildir. Um tereddüt gösterir ve söyleyişi biraz yumuşatır, ancak go away ifadesini kibar bir ricaya dönüştürmez. Cümle, çocukların rol yapma oyunundaki basit bir replik gibi duyulur.
Alıştırma
Bir yabancı kapı girişini kapatıyor ve yalnızca kenara çekilmesini istiyorsunuz. Yargılayın: Go away kibar ve uygun bir ricadır.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
Let's say: önerilen bir durumu ortaya koymak
Bu cümlede Let's say, hikâye için önerilen bir kurguyu ortaya koyar. “Varsayalım” veya “bunu böyle kurgulayalım” anlamına gelir; “hep birlikte konuşalım” anlamına gelmez. Fikri birlikte değerlendirilebilecek bir şey olarak sunar, bu yüzden doğrudan bir talimattan daha işbirlikçi duyulabilir. Konuşanın, görüşme sırasında dinleyicinin hayal etmesini veya kabul etmesini istediği durumu tanıtır.
Alıştırma
Geçici bir plan sunmak için hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ we take the early train and have lunch there.
Cevabı göster
Let's say
at the start of the play: bir olayın zamanını belirtmek
At the start of the play, “oyun başladığında” anlamına gelen bir zaman ifadesidir. Kalıbı at the start of + isim veya isim öbeği şeklindedir; burada start bir isimdir ve of the play hangi olayın başlangıcının kastedildiğini gösterir. İfadenin tamamı zaman çerçevesi kurar. Dinleyiciye plandaki ya da hikâyedeki bir sonraki olayın ne zaman gerçekleştiğini söyler.
Alıştırma
Hedef zaman ifadesini kullanarak cümleyi tamamlayın: ____ the lesson, everyone checks the schedule.
Cevabı göster
At the start of
you get locked in a cupboard by the Big Bad Wolf. Dilbilgisi
1:43Koca Kötü Kurt tarafından bir dolaba kilitleniyorsun.
get locked in a cupboard: get'li edilgen yapı
Bu cümlede get + geçmiş zaman ortacı locked, get'li edilgen yapıyı oluşturur: kilitleme eylemi özneye yapılır. Get burada “almak” anlamına gelmez. Bu yapı, kilitlenmeyi bir olay veya istenmeyen bir deneyim olarak sunar. In a cupboard öznenin sonunda içinde kaldığı kapalı yeri, by the Big Bad Wolf ise eylemi kimin yaptığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi locked in ifadesinin geçmiş zamanlı get edilgen biçimiyle tamamlayın: The door shut behind us, and we ____ the storage room.
Cevabı göster
got locked in
right at the end of the play: kesin bitiş zamanı
At the end of the play bir şeyi oyunun son bölümüne yerleştirir. Burada right bir pekiştiricidir ve zamanı daha kesin hâle getirir. Bu nedenle right at the end of the play, “oyunun tam son noktasında” anlamına gelir. Right burada left sözcüğünün karşıtı olan yönü belirtmez. Bu ifade, bir hikâye veya olay dizisindeki sonraki olayın ne zaman gerçekleştiğini işaretlemeye yardım eder.
Alıştırma
Şu cümleyi okuyun: Right at the end of the race, she smiled. Right burada ne yapıyor?
- Yarışı bitirmenin doğru olduğu anlamına gelir.
- Onun sağ tarafta olduğunu gösterir.
- Zamanın tam olarak son noktada olduğunu vurgular.
Cevabı göster
Zamanın tam olarak son noktada olduğunu vurgular.
are rescued by the hunter: eylemi yapanı belirten edilgen cümle
Are rescued, kurtarma eyleminden etkilenen you ögesini özne konumuna getirir. Dil bilgisi açısından be ile kurulan edilgen bir yapıdır: are + geçmiş ortaç rescued. Edilgen cümlede by the hunter, kurtarma eylemini yapan kişiyi belirtir. Buradaki by “yanında” anlamına gelmez; kurtarma eylemini onu yapan kişiye bağlar.
Alıştırma
Rescue fiilini geniş zamanda edilgen yapın ve eylemi yapanı belirtmek için by ekleyin: In the story, the children ____ a firefighter.
Cevabı göster
are rescued by
has come to see: varış, amaç ve mevcut sahne
Has come, herkesin bu andan önce geldiğini ve şimdi burada olduğunu anlatır. Dil bilgisi açısından İngilizcedeki present perfect yapısıdır; bu nedenle daha önceki varış mevcut sahneye bağlanır. To see the school play, herkesin neden geldiğini açıklayan amaç bildiren bir mastar yapısıdır. Has come to see bir bütün olarak hem seyircilerin geldiğini hem de geliş amaçlarını hızlıca belirtir. Anlatımı gösteri sahnesine taşır ve okul oyununu doğal bir sonraki olay hâline getirir.
Alıştırma
Come fiilini present perfect yapısında, see fiilini de amaç bildiren mastar olarak kullanın: The visitors ____ the new exhibit, and they are inside the museum now.
Cevabı göster
have come to see
Ladies and gentlemen: dinleyicilere yönelik resmî hitap
Ladies and gentlemen, tüm dinleyici kitlesine seslenmek için kullanılan geleneksel ve resmî bir hitap kalıbıdır. Burada salondaki herkese hitap eder ve resmî ya da sahneye özgü bir açılışın başladığını gösterir. Genellikle kadınları ve erkekleri tek tek çağırma anlamı taşımaz. Bir karşılama, tanıtım veya duyurudan önce kullanılan açılış kalıbı olarak düşünülmelidir.
Alıştırma
Kullanımı değerlendirin: Üç yakın arkadaşla yapılan gündelik bir akşam yemeğinde biri “Ladies and gentlemen” ifadesini sıradan bir selamlama olarak kullanıyor. Bu normalde doğal mıdır?
- Hayır, normalde doğal görünmez.
- Evet, doğal görünür.
Cevabı göster
Hayır, normalde doğal görünmez.
welcome to our play: Welcome to + etkinlik karşılama kalıbı
Welcome to + yer, etkinlik, program veya ders, insanlar geldiğinde ya da bir etkinlik başladığında kullanılan karşılama ifadesidir. welcome to our play içinde welcome karşılama sözü olarak kullanılır, to ise etkinliği tanıtır. Our play, konuşanın grubunun sunduğu oyunu ifade eder. Bu ifade seyirciyi oyunu izlemeye veya oyuna katılmaya davet ederek karşılar; oyunun popüler olduğunu söylemez.
Alıştırma
Bir etkinliğin başındaki standart karşılama ifadesini tamamlayın: ____ our school concert.
Cevabı göster
Welcome to
First, let us meet...: açılış aşamasını belirtmek ve yönlendirmek
First, oyuncuların tanıtılmasını programın başına yerleştirir ve bunun ilk aşama olduğunu gösterir. let us meet, sunucunun izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiren kapsayıcı davetidir. Burada let us izin istemez; “birlikte sonraki adıma geçelim” anlamını taşır ve let's'e göre biraz daha resmîdir.
Alıştırma
Bu cümlede First ve let us birlikte ne yapıyor?
- Oyuncuların son aşamayı çoktan bitirdiğini gösteriyorlar.
- Açılış aşamasını belirtip izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiriyorlar.
- Oyuncuları tanıtmak için izleyicilerden izin istiyorlar.
Cevabı göster
Açılış aşamasını belirtip izleyicileri bir sonraki etkinliğe yönlendiriyorlar.
for the sake of the actors: birinin yararı için hareket etmek
For the sake of the actors, “oyuncuları korumak, onlara yardımcı olmak veya çıkarlarını gözetmek için” anlamına gelir. Oyuncuların iyiliğini bir kuralın ya da kararın amacı olarak sunar. Kalıp for the sake of + bir kişi, grup veya hedeftir. Burada yalnızca bir sebep belirtmek yerine oyuncuların rahatsız edilmesini önlemeyi amaçlayan bir kuralı tanıtır.
Alıştırma
“Çocukların iyiliğini korumak için” anlamına gelen, bu nottaki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ the children, please keep the gate closed.
Cevabı göster
For the sake of
No photography, please: nazik bir kamusal yasak ifadesi
“No photography, please.” fotoğraf çekmenin yasak olduğunu belirten kısa bir kamusal kuraldır. Burada photography, fotoğraf sanatını veya mesleğini değil, fotoğraf çekme eylemini adlandırır. no + isim yapısı, duyuru tarzında bir yasak bildirir. Please kuralın söylenişini daha nazik hâle getirir, ancak kuralı isteğe bağlı yapmaz.
Alıştırma
Bir müze kuralında kısa no + isim yapısını kullanan ifade hangisidir?
- Photography is not allowed.
- No photography, please.
- Please don't take photos.
Cevabı göster
No photography, please.
And now, our play begins: resmî bir geçişi duyurmak
“And now” bir geçiş işaretidir. Giriş bölümünü kapatır ve izleyicinin dikkatini sıradaki ana etkinliğe, yani oyuna yöneltir. “our play begins” bölümündeki geniş zaman, açılışı o anda gerçekleşen resmî ve törensel bir olay gibi gösterir. Cümlenin tamamı programın akışını düzenler; “and” yalnızca eşit düzeyde iki olguyu birbirine bağlamaz.
Alıştırma
Canlı bir etkinliği konuşmalardan ödül törenine doğal biçimde geçiren cümle hangisidir?
- And now, the awards ceremony begins.
- The awards ceremony was held last week.
- The awards ceremony may be canceled.
Cevabı göster
And now, the awards ceremony begins.
But who is this visitor?: merak uyandıran bir hikâye geçişi
Cümle başındaki But, yeni veya beklenmedik bir bilgiye geçildiğini gösterir; burada güçlü bir karşı çıkış anlatmaz. who sorusu ziyaretçinin kimliğini bir süre gizli tutarak dinleyicinin cevabı duymak istemesini sağlar. Hikâyedeki bu yön değişikliği ile cevabın geciktirilmesi, dikkati yeni bir karaktere veya gizeme yönelterek anlatıyı ilerletir.
Alıştırma
Anlatıcı sessiz bir evi betimledi ve şimdi bir gizeme geçmek istiyor. Bu geçişi ve merak duygusunu en iyi hangi cümle oluşturur?
- But what is making that strange sound?
- Please make the house completely silent.
- The strange sound comes from the old clock.
Cevabı göster
But what is making that strange sound?
has forgotten what he says next: dolaylı bir what yan cümlesi
has forgotten what he says next ifadesinde has forgotten, geçmişte yaşanan ama şu anda etkisi süren bir unutmayı anlatır: Danny devam edemez. what yan cümlesi unutulan bilgiyi belirtir ve bu nedenle forgotten fiilinin nesnesi olarak işlev görür. what he says next daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde yer aldığı için bildirme cümlesi sırasını kullanır: what + özne + fiil. forget, know veya remember gibi fiillerden sonra what does he say next değil, what he says next kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için şu sözcükleri doğru sıraya koyun: what / she / says / next. Maya has forgotten ____.
Cevabı göster
what she says next
must go in the cupboard: kesin bir talimat için must + fiilin yalın hâli
Must + fiilin yalın hâli güçlü bir gereklilik veya zorunluluk bildirir. Bu cümlede you must go, oyunun devam etmesi için büyükannenin dolaba girmesinin gerekli olduğunu, bunun yalnızca bir öneri olmadığını anlatır. Must sonrasında fiilin yalın hâli kullanılır: must go doğrudur; must to go veya must goes denmez. Buradaki go in the cupboard, “dolabın içine girmek” anlamına gelir.
Alıştırma
Kesin talimatı must ile tamamlayın: You ____ stay behind the yellow line.
Cevabı göster
must
The Big Bad Wolf is pretending to be Grandma. Kalıp ifadeler
3:00Koca Kötü Kurt, Büyükanne gibi davranıyor.
pretending to be Grandma: pretend to be + kimlik veya rol
Pretend to be + bir kişi veya rol, gerçek olmadığı hâlde o kişiymişsiniz ya da o role sahipmişsiniz gibi davranmak anlamına gelir. Burada kurt, büyükanneymiş gibi davranıyor. Kimliği belirten isimden önce be korunur: pretend to be Grandma, pretend to be a doctor. Be atlanmamalıdır. Cümle eylemi o anda devam ederken anlattığı için pretending biçimi kullanılır.
Alıştırma
Cümleyi pretend to be yapısının şimdiki zamanın devam biçimiyle tamamlayın: In the game, Ben is ____ a firefighter.
Cevabı göster
pretending to be
must not take photos: kesin bir yasak
Must not + fiilin yalın hâli, bir eylemin yasak olduğunu belirtir. Bu cümlede must not take photos, babanın fotoğraf çekmesine izin verilmediği anlamına gelir; fotoğraf çekmenin gereksiz olduğu anlamına gelmez. Konuşan kişi yalnızca tavsiye vermiyor, bir kuralı uyguluyor. Bu kalıp kesin kurallarda ve güvenlik uyarılarında da kullanılır: must not + eylem.
Alıştırma
Hangi cümle fotoğraf çekmenin yasak olduğunu söyler?
- You must not take photos.
- You should take photos.
- You don't have to take photos.
Cevabı göster
You must not take photos.
Carry on: bir kesintiden sonra devam etmek
Carry on, “devam etmek” anlamına gelen kalıplaşmış bir fiil ifadesidir. Burada birine az önce kesilen etkinliğe devam etmesi söylenir. carry on ifadesini tek bir bütün olarak öğrenin. Bu kullanımda carry, “bir şeyi tutmak veya taşımak” anlamına gelmez.
Alıştırma
Bir konuşmacının hikâyesi kesildi. Hangi cümle konuşmacıya doğal bir şekilde devam etmesini söyler?
- Carry on.
- Hold on.
- Carry this bag.
Cevabı göster
Carry on.
don't look like my grandma: benzerlik için look like kullanımı
Burada don't look like my grandma, “büyükannemin sahip olmasını beklediğim görünüme sahip değilsin” anlamına gelir. look like + kişi veya nesne kalıbı, dış görünüşe ya da genel izlenime dayanan benzerliği anlatır. Bu kalıpta like, “benzer” anlamındaki bir edattır; “hoşlanmak” anlamındaki fiil değildir. Olumsuz don't look like biçimi, beklenen benzerliğin bulunmadığını söyler.
Alıştırma
“Benzer bir görünüme sahip olmak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: In this photo, Leo doesn't ____ his brother.
Cevabı göster
look like
What big eyes you have: What ile kurulan ünlem
Burada What big eyes you have bir soru değil, ünlem cümlesidir. What + sıfat + çoğul isim + özne + fiil yapısını izler ve gözlerin ne kadar büyük olduğunu vurgular. Yan cümle, düz cümle sırası olan you have biçimini korur. Bir soru, What are your eyes like? örneğindeki gibi soru sırasını kullanırdı. Bu ünlem, hikâyelerde sık görülen bir kalıptır ve şaşkınlık, hayranlık ya da bir özelliğe dramatik biçimde dikkat çekme anlamı taşıyabilir.
Alıştırma
What ünlemini tamamlayın: ____ big paws that puppy has!
Cevabı göster
What
But look who is here: yeni gelen birini ve dönüm noktasını tanıtmak
Burada But, az önce anlatılan sorundan sonra durumun değişeceğini gösterir. Look who is here, dinleyicinin dikkatini yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve bu kişiyi olası bir dönüm noktası olarak tanıtır. Look yalnızca gözlerle bakma emri değildir. look who ... kalıbı, bir kişiyi çoğu zaman şaşkınlık veya heyecanla canlı bir biçimde ortaya çıkarmanın ya da göstermenin yoludur.
Alıştırma
Bir hikâyede But look who is here cümlesinin temel işlevi nedir?
- Konuşanın kimseyi tanıyamadığını söyler.
- Birinden odada bir nesne aramasını ister.
- Dikkati yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve olaylarda bir dönüm noktası olduğunu gösterir.
Cevabı göster
Dikkati yeni ortaya çıkan bir kişiye yöneltir ve olaylarda bir dönüm noktası olduğunu gösterir.
Just in time: çok geç olmadan gereken anda
Just in time, bir şey için tam gereken anda ve geç kalmadan demektir. Örnekte bu ifade, Pedro'nun yardım etmek için kusursuz bir zamanda geldiğini belirtir. Buradaki just yalnızca değil, tam olarak anlamındadır. İfade, You arrived just in time örneğindeki gibi bir cümlenin içinde veya asıl örnekteki gibi bir adın önünde kısa bir yorum olarak kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi just ile başlayan ve 'çok geç olmadan' anlamına gelen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We got to the cinema ____ to see the start of the film.
Cevabı göster
just in time
would you like me to ...? ile nazikçe yardım teklif etmek
Would you like me to + fiilin yalın hâli? konuşanın bir şeyi yapmayı nazikçe teklif etmesidir. me, eylemi konuşanın yapacağını; to'dan sonraki fiil ise hangi eylemin yapılacağını gösterir. Bu cümlede konuşan kişi Pedro'yla birlikte sahneye çıkmayı teklif ediyor ve kabul ya da ret kararını ona bırakıyor. Pedro'nun konuşan kişiden hoşlanıp hoşlanmadığını sormuyor.
Alıştırma
Cümleyi would you like me to kalıbının aynısıyla tamamlayın: ____ carry this bag for you?
Cevabı göster
Would you like me to
come on with you? ile birlikte sahneye çıkmak
Tiyatro ve gösteri dilinde come on, “sahneye girmek” veya “seyircinin karşısına çıkmak” anlamına gelebilir. with you birlikte olma anlamını ekler; bu nedenle come on with you, Pedro'yla birlikte sahneye çıkmak demektir. Buradaki on, sahnede olmayı anlatır. Birini acele ettiren veya cesaretlendiren bağımsız Come on! ünlemi değildir.
Alıştırma
Bir sahne bağlamında come on with you ne anlama gelir?
- sıradan bir yolculukta sana eşlik etmek
- seni acele etmeye çağırmak
- seninle birlikte sahneye çıkmak
Cevabı göster
seninle birlikte sahneye çıkmak
Yes, please: bir teklifi nazikçe kabul etmek
Yes, please. başka birinin sunduğu yiyecek, içecek veya yardım gibi bir şeyi kabul etmek için kullanılan tam ve kibar bir yanıttır. Yes kabulü gösterir; please ise yanıtı daha nazik hâle getirir. Buradaki please ayrı bir rica oluşturmaz. Would you like...? veya Shall I...? gibi bir teklif Yes, please. ile kabul edilebilir.
Alıştırma
Bir arkadaşın “Would you like some help with your bag?” diye soruyor. Hangi yanıt teklifi nazikçe kabul eder?
- No, thank you.
- Yes, please.
- Yes, it is.
Cevabı göster
Yes, please.
a very naughty wolf: çocuk dilinde hafif eleştiri
a very naughty wolf ifadesinde naughty, çocuklara uygun hafif bir dille “söz dinlemeyen” veya “yaramaz” anlamına gelir. Very, naughty sözcüğünü güçlendirir ancak ifadeyi kurdun gerçekten kötü ve şeytani olduğu yönünde bir yargıya dönüştürmez. Bu kullanım bir çocuk hikâyesine veya şakacı bir azarlamaya uygundur. Davranışı eleştirirken tonu ciddi bir ahlaki yargıdan daha hafif tutar.
Alıştırma
Bir çocuk hikâyesinde a very naughty wolf büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Son derece kötü ve zalim bir kurt
- Hafifçe yaramaz veya söz dinlemeyen bir kurt
- Sessiz ve söz dinleyen bir kurt
Cevabı göster
Hafifçe yaramaz veya söz dinlemeyen bir kurt
almost as good as me: çok yakın, ama eşit değil
Almost as + sıfat + as, bir kişi ya da şeyin karşılaştırma ölçütüne çok yaklaştığını ancak ona tam olarak ulaşmadığını anlatır. Burada almost as good as me, karşıdaki kişinin çok iyi olduğunu, ancak konuşanın kendisini hâlâ biraz daha iyi gösterdiğini ifade eder. Konuşan kendisini ölçüt aldığı için cümle hem bir övgü hem de küçük bir övünmedir. Almost çıkarılırsa as good as me, kalite ya da performansın eşit olduğu anlamına gelir.
Alıştırma
almost, good ve as ... as kalıbını kullanarak karşılaştırmayı tamamlayın: Mia's drawing was ____ her teacher's.
Cevabı göster
almost as good as