Gizli sos bilmecesini çözebilir misin? - Alex Gendler: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Mizahi bir kurumsal casusluk bulmacasında bir ajan, kaçırılan aşçının banka kasası numarasıyla ilgili soruları yanıtlamasını izler. Sorgucunun akıl yürütmesini tersten kurup yalanları tek doğru yanıttan ayırarak gizli tarifin 64 numaralı kasada olduğunu kanıtlar. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Little do they know — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: Olumsuz anlam taşıyan little ifadesi başa getirildiğinde özne ile yardımcı fiilin yer değiştirdiğini ve kişilerin önemli bir gerçekten bütünüyle habersiz olduğunu anlayabilirsiniz. Bu kalıp, öykülerde dramatik ironi oluşturmak veya gizli bir bilgiyi etkileyici biçimde açığa çıkarmak için kullanılabilir. 2. he's narrowed the options down to — Phrasal Verbs: narrow something down to yapısının geniş bir seçenek kümesini belirli ve küçük bir sayıya indirmeyi anlattığını öğrenebilirsiniz. Eleme, teşhis, karar verme ve adım adım mantıksal çıkarım süreçlerini kalan seçenek sayısıyla birlikte açık ve kesin biçimde ifade etmenizi sağlar. 3. not an easy game, — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: game sözcüğünün burada gerçek bir müsabaka yerine zor bir faaliyet, alan veya durumu mecazi olarak anlattığını fark edebilirsiniz. Bu ifadeyle gerekli beceriyi ve güçlüğü vurgularken duruma hafif ve esprili bir değerlendirme de katabilirsiniz.
Bu derste
One of the top chefs from Pasta Palace has been kidnapped by operatives from Burger Bazaar, Notlar
0:07Pasta Palace'ın en iyi şeflerinden biri Burger Bazaar ajanları tarafından kaçırıldı
One of the top chefs: one of + çoğul isim
One of the top chefs, “en iyi şefler grubundaki bir şef” anlamına gelir. of'tan sonraki isim grubu belirttiği için çoğul olur: chef değil, chefs kullanılır. Öznenin merkezindeki sözcük one olduğu için öznenin tamamı tekil kabul edilir. Bu nedenle cümlede have değil has kullanılır; kaçırılan yalnızca bir şeftir.
Alıştırma
Cümleyi “bir grubun bir üyesi” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce yapıyla tamamlayın: ____ the fastest runners is absent today.
Cevabı göster
One of
has been kidnapped by: present perfect edilgen yapı
Has been kidnapped, present perfect edilgen yapıdır: has + been + geçmiş zaman ortacı. Kaçırma olayının zaten gerçekleştiğini belirtir, eyleme maruz kalan şefe odaklanır ve sonucun şu anla ilgili olduğunu gösterir. by ile başlayan bölüm eylemi yapanları belirtir: operatives from Burger Bazaar. Yani şef kimseyi kaçırmadı; ajanlar şefi kaçırdı.
Alıştırma
Ajanların şefi götürdüğünü ve şefin eyleme maruz kaldığını anlatan cümle hangisidir?
- The chef has been kidnapped by the operatives.
- The chef has kidnapped the operatives.
- The chef has been kidnapping the operatives.
Cevabı göster
The chef has been kidnapped by the operatives.
operatives from Burger Bazaar: sıradan çalışanlar değil, görevdeki ajanlar
Buradaki operatives, bir kuruluş adına özel, hatta gizli olabilecek bir görevi yerine getiren kişileri anlatır; makine operatörlerini veya sıradan restoran çalışanlarını değil. Kaçırma bağlamı sözcüğe casusluk hikâyesi havası verir. from Burger Bazaar, bu kişilerin hangi kuruluşu temsil ettiğini belirtir. Benzer hikâyelerde veya haber tarzı anlatımlarda operative, yalnızca bir yerde çalışmayı değil, göreve dayalı bir rolü vurgular.
Alıştırma
Bir casusluk teşkilatı, çalınan belgeleri gizlice geri almak üzere iki kişi gönderiyor. Bu kişileri en iyi hangi sözcük anlatır?
- employees
- operators
- operatives
Cevabı göster
operatives
hoping to learn the location of their secret sauce recipe. Notlar
0:13ve gizli sos tariflerinin yerini öğrenmeyi umuyorlar.
hoping to learn the location: amacı gösteren bir -ing ifadesi
hoping to learn the location ifadesinde hoping, hope fiilinin -ing biçimidir ve ardından to learn gelir. İfadenin tamamı daha önce sözü edilen kaçırma eylemine operatives grubunun amacını ekler: tarifin nerede saklandığını öğrenmeyi umdukları için şefi kaçırdılar. Bu ifade yeni bir ana cümle oluşturmaz. Umut eden kişinin kim olduğu bağlamdan anlaşılır. Burada umut edenler yakında geçen operatives grubudur. Genel olarak virgül + hoping to ... yapısı, yeni bir cümle başlatmadan bir kişinin amacını bir eyleme bağlar.
Alıştırma
Hangi cümle Nina'nın amacını eklemek için -ing ifadesini doğru kullanıyor?
- Nina checked the schedule, hoped to catch the early train.
- Nina checked the schedule, hoping catch the early train.
- Nina checked the schedule, hoping to catch the early train.
Cevabı göster
Nina checked the schedule, hoping to catch the early train.
secret sauce recipe: gerçek bir tarif ve başarı metaforu
Restoranlar arasındaki bu casusluk ortamında secret sauce recipe, kelimenin gerçek anlamıyla bir restoranın özel sosunu yapmak için kullanılan gizli tariftir. Secret sauce aynı zamanda bir kişiyi ya da şeyi başarılı kılan özel yöntem, özellik veya fikir için kullanılan samimi bir metafordur. Bu nedenle ifade hem gerçek bir tarife hem de rakiplerin en değerli sırrına işaret ederek eğlenceli bir çift anlam oluşturur.
Alıştırma
“Clear communication is our secret sauce,” cümlesinde secret sauce ne anlama gelir?
- mutlaka acı olması gereken bir sos
- başarılı olmamıza yardımcı olan özel etken
- malzemeleri herkesçe bilinen bir sos
Cevabı göster
başarılı olmamıza yardımcı olan özel etken
Little do they know that a third party, Sausage Saloon, Notlar
0:18Ancak üçüncü bir taraf olan Sausage Saloon'un,
Little do they know: dramatik etki yaratan devrik sıra
Little do they know, “Hiç farkında değiller” anlamına gelir. Buradaki little, alışılmış “küçük” anlamı yerine hardly sözcüğüne yakın olumsuz bir güç taşır. Olumsuz little vurgu için başa geldiğinde İngilizcede devrik yapı kullanılır: Little + do/does/did + özne + fiilin yalın hâli. Bu cümlede do, they sözcüğünden önce gelir ve know yalın hâlde kalır. Ardından gelen that yan cümlesi gizli gerçeği belirtir. Anlatıcılar, karakterlerin bilmediği bir şeyi açıklayarak merak veya dramatik ironi yaratmak için bu yapıyı kullanır.
Alıştırma
Özne olarak they kullanıp şimdiki zamandaki dramatik devrik yapıyı tamamlayın: ____ that the map is fake.
Cevabı göster
Little do they know
a third party: ilk iki tarafın dışındaki ek bir taraf
A third party, zaten ilişki içinde olan iki tarafın dışında kalan bir kişi, grup veya kuruluştur. Burada bu ifade, Sausage Saloon’ı Pasta Palace ve Burger Bazaar dışında duruma katılan ek bir taraf olarak tanıtır. Bu kullanımda party, sosyal bir eğlenceyi değil, “taraf” veya “katılımcı”yı ifade eder. İfade, üçüncü tarafın mutlaka tarafsız olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümlede a third party ne anlama geliyor?
- Sıralı herhangi bir listedeki üçüncü kişi
- Zaten ilişki içinde olan iki tarafın dışındaki bir kişi, grup veya kuruluş
- Üç grup için düzenlenen bir eğlence
Cevabı göster
Zaten ilişki içinde olan iki tarafın dışındaki bir kişi, grup veya kuruluş
has sent you to take advantage of the situation. Kalıp ifadeler
0:21durumdan faydalanmak için seni gönderdiğinden habersizler.
has sent you to take: send someone to do something yapısı
Yapı send + someone + to + fiilin yalın hâli şeklindedir. Bir kişiyi bir görevi yerine getirmesi için yönlendirmek veya göndermek anlamına gelir. has sent you to take içinde you görevlendirilen kişiyi, to take ise bu kişinin neden gönderildiğini açıklayan eylemin başlangıcını gösterir. Kişiyi to’lu mastardan önce getirin: send her to check doğrudur, send to her check değildir. to’dan sonraki fiil yalın hâlde kalır.
Alıştırma
send someone to do something yapısını tamamlamak için check fiilini kullanın: The manager sent Ava ____ the fire alarm.
Cevabı göster
to check
take advantage of the situation: koşullardan yararlanmak
Take advantage of the situation, mevcut koşullarda bir fırsat görmek ve onu bir hedefe ulaşmak ya da yarar sağlamak için kullanmak demektir. of sözcüğünden sonraki isim, kullanılan fırsatı veya koşulu belirtir. Nesne situation olduğunda ifade tarafsız olabilir; ancak yarar bir çatışmadan, sorundan veya başka birinin hatasından geliyorsa fırsatçı bir ton taşıyabilir. Her zaman bir insanı haksız biçimde kullanmak anlamına gelmez.
Alıştırma
Cümleyi, “koşulları yarar sağlamak için kullanmak” anlamına gelen ve bu derste öğrenilen üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The store decided to ____ the sudden demand.
Cevabı göster
take advantage of
As their top spy: sonrasını açıklamak için As + rol kullanımı
As their top spy, cümlenin başında kullanılan bir As + isim öbeğidir. Burada as, “…… rolünde” veya “…… sıfatıyla” anlamına gelir: Bu kişi gerçekten onların en iyi casusudur. Bu öbek, ardından gelen ana cümledeki sorumluluğun, yetkinin, bilginin veya bakış açısının dayandığı rolü belirtir. Bu yapıda “…… olduğu zaman” anlamına gelmez.
Alıştırma
Görevin konuşanın rolünden kaynaklandığını göstermek için cümleyi As + your guide rol öbeğiyle tamamlayın: ____, I need to explain the safety rules.
Cevabı göster
As your guide
to safecracking and reading faces for signs of deception. Kalıp ifadeler
0:29kasa kırmaya ve yüz ifadelerinden yalanı okumaya kadar çeşitli becerilere sahipsin.
range from ... to ...: becerilerin kapsamını göstermek
range from A to B kalıbı, öznenin kapsadığı aralığı gösterir. Burada your skills öznedir ve aralığın iki ucunda farklı türde casusluk işleri bulunur. From bir ucu, to ise diğer ucu tanıtır. To sonrasındaki her şey hâlâ bu aralığın içindedir; bu nedenle safecracking ayrı bir ana eylem değildir. Mümkün olduğunda A ile B'yi paralel biçimlerde kullan.
Alıştırma
Aralık yapısını eşleşen edatlarla tamamla: The workshop topics range ____ basic grammar ____ essay writing.
Cevabı göster
from · to
reading faces for signs of deception: yüz ipuçlarından aldatmayı anlamak
Reading faces gerçek anlamda yüzleri okumak değildir; ifadeleri gözlemlemek ve bunların bir kişinin duyguları ya da niyetleri hakkında neler gösterebileceğini yorumlamak demektir. For signs of deception aranan ipuçlarını, yani birinin başkalarını yanıltıyor olabileceğine dair belirtileri açıklar. Bu ifade kanıtı değil, bir çıkarımı anlatır. Başka durumlara aktarılabilen read or watch X for signs of Y kalıbı, Y'nin belirtilerini ararken X'i incelemek anlamına gelir.
Alıştırma
Burada reading faces for signs of deception ne anlama geliyor?
- hiçbir ifadeyi yorumlamadan yüzlere bakmak
- insanların yüzlerinde yazılı sözcükleri okumak
- birinin yalan söylüyor olabileceğini değerlendirmek için yüz ipuçlarını gözlemlemek
Cevabı göster
birinin yalan söylüyor olabileceğini değerlendirmek için yüz ipuçlarını gözlemlemek
You've tracked the captors to where they're holding the chef prisoner. Kalıp ifadeler
0:34Kaçıranları şefi esir tuttukları yere kadar takip ettin.
holding the chef prisoner: hold someone prisoner kalıbı
hold someone prisoner kalıbında hold “alıkoymak veya tutsak tutmak” anlamındadır; someone nesnedir, prisoner ise o kişinin içinde bulunduğu durumu açıklayan nesne tamamlayıcısıdır. Burada şef tutsak tutulur ve serbestçe ayrılamaz. Bu kalıpta prisoner bir yer adı değildir. Kişiyi değiştirerek hold + kişi + prisoner yapısını kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Hedef yapı hold someone prisoner kalıbını tamamlayın: The gang held the hikers ____ overnight.
Cevabı göster
prisoner
you can see him on the other side of the glass, Kalıp ifadeler
0:39onu camın diğer tarafında görebiliyorsun,
From your hiding spot: önce bakış açısını kurmak
From your hiding spot, cümlenin başına yerleştirilen bir edat öbeğidir. Cümle, asıl bilgi olan you can see him bölümünü vermeden önce gözlemcinin nerede olduğunu belirtir. Bu bilgi sırası, kamera konumu ayarlar gibi okura yol gösterir: önce bakış açısını kurar, ardından görünen şeyi veya olanları anlatır. From öbeğinde özne ve çekimli fiil bulunmadığı için bu bölüm tek başına tam bir cümle değildir.
Alıştırma
Örnekte From your hiding spot ifadesinin temel görevi nedir?
- Camın diğer tarafındaki kişinin kim olduğunu açıklar.
- Ana cümleden önce gözlemcinin konumunu belirler.
- Ana cümle olmadan eylemin tamamını ifade eder.
Cevabı göster
Ana cümleden önce gözlemcinin konumunu belirler.
on the other side of the glass: fiziksel bir konum
On the other side of the glass fiziksel bir konumu anlatır. Kişi, gözlemcinin bulunduğu yere göre camın ötesindedir; yani cam ikisinin arasındadır. on the other side of + isim kalıbı, birini veya bir şeyi bir sınırın ya da alanın karşı tarafına yerleştirir. Burada side bir konumu belirtir; görüş veya taraf anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle Maya'nın konuşan kişiye göre pencerenin karşı tarafında olduğunu anlatır?
- Maya is inside the window.
- Maya is standing beside the window.
- Maya is on the other side of the window.
Cevabı göster
Maya is on the other side of the window.
while in front of you an interrogator wearing headphones
0:42ve tam önünde kulaklık takmış bir sorgucu
"We already know the recipe is on the 13th floor of the bank vault
0:47"Tarifin banka kasasının 13. katında,
in a safe deposit box numbered between 13 and 1300. Notlar
0:5013 ile 1300 arasında numaralandırılmış bir kiralık kasada olduğunu zaten biliyoruz.
safe deposit box: bankadaki güvenli kiralık kasa
Safe deposit box, müşterinin değerli eşyalarını veya önemli belgelerini saklamak için bankadan kiraladığı kilitli bir bölmedir. Genellikle bankanın kasa dairesinde tutulur ve bir numarayla tanımlanır. Safe deposit box ifadesini tek bir kalıplaşmış birleşik isim olarak öğrenin. Para yatırmak için kullanılan bir kutu anlamına gelmez.
Alıştırma
Lena, bankasının kasa dairesinde küçük ve numaralı bir bölme kiralıyor. Bu nedir?
- a safe deposit box
- a checking account
- a home safe
Cevabı göster
a safe deposit box
numbered between 13 and 1300: bir numara aralığını belirtme
numbered between 13 and 1300 ifadesinde numbered, number fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve kasayı tanımlar: kasaya bir numara atanmıştır. Kasanın sayma işlemi yaptığı anlamına gelmez. between 13 and 1300, olası numara aralığının iki ucunu verir. İfadenin tamamı, a safe deposit box that is numbered between 13 and 1300 ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimi gibi çalışır.
Alıştırma
Cümleyi numbered ve between ... and ... aralık yapısıyla tamamlayın: Choose a locker ____ 20 and 30.
Cevabı göster
numbered between
less than 500: katı bir sayısal sınır
less than 500, sayının 500'den küçük olduğu anlamına gelir. Bu katı bir karşılaştırmadır; bu yüzden 500 dahil değildir. less than + number kalıbı miktarlar, fiyatlar, süreler, puanlar ve diğer ölçülebilir değerler için sayısal bir koşul belirtir.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: Değer tam olarak 500 ise less than 500 koşulunu karşılar.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
You can't hear ... but you can see that: bir sınırlama ve alternatif bir ipucu
You can't hear ... but you can see that ... yapısı, bilgi edinmenin iki yolunu but ile karşılaştırır. İlk yan cümle bir bilgi kaynağının kullanılamadığını, ikinci yan cümle ise başka bir kaynağın hâlâ işe yaradığını söyler. Buradaki see that, yalnızca bir nesneye bakmak değil, görünür kanıtlardan bir gerçeği fark etmek veya çıkarmak anlamına gelir. can't A, but can B kalıbıyla önce bir sınırlamayı, ardından yine de sonuca varmayı sağlayan ipucunu veya yeteneği belirtebilirsin.
Alıştırma
Hangi cümle but kullanarak erişilemeyen bir bilgi kaynağıyla görünür bir ipucunu karşılaştırıyor?
- I can hear Noah through the glass, and I can see that he is laughing.
- I can't hear Noah through the glass, but I can see that he is laughing.
- I can't hear Noah through the glass, so I cannot know anything about him.
Cevabı göster
I can't hear Noah through the glass, but I can see that he is laughing.
falls for it: bir yalana veya hileye kanmak
Fall for something, bir yalana, hileye veya uydurma hikâyeye inanıp aldanmak anlamına gelen bir öbek fiildir. Bu cümlede it, şefin yalanına gönderme yapar; yani sorgucu yalanı gerçek kabul eder. Burada fall for ifadesini tek bir birim olarak anlamalısın. Bu ifade sorgucunun fiziksel olarak düştüğünü anlatmaz.
Alıştırma
‘Aldandı’ anlamını vermek için cümleyi fall for ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Nina ____ the fake ticket offer yesterday.
Cevabı göster
fell for
follows up by asking: sonraki eylemi belirtmek
Follows up, önceki bir soru veya adımı başka bir eylemle sürdürdüğünü gösterir. follow up by + -ing yapısı, takip amacıyla yapılan eylemi belirtir. Burada by asking, sonraki adımın başka bir soru sormak olduğunu anlatır.
Alıştırma
Cümleyi follow up by ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After the meeting, Maya ____ sending the team a short summary.
Cevabı göster
followed up by
perfect square: bir tam sayının kendisiyle çarpımı
İngilizcede perfect square, n × n biçiminde yazılabilen bir tam sayıdır; burada n de bir tam sayıdır. Örneğin 25, 5 × 5 = 25 olduğu için bir perfect square'dir. Bu soruda perfect, matematik teriminin bir parçasıdır; karenin kusursuz olduğuna dair bir değerlendirme değildir. Sayının bu matematiksel özelliğe sahip olup olmadığı sorulmaktadır.
Alıştırma
Cümleyi matematik terimiyle tamamlayın: Forty-nine is a ____ because seven times seven is forty-nine.
Cevabı göster
perfect square
take someone at their word: birinin söylediğine inanmak
Take someone at their word, birinin söylediğine inanmak ve daha fazla kanıt istemeden kabul etmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada him aşçıya, his word ise onun verdiği cevaba gönderme yapar. Kalıp kişiye göre değişir: take me at my word, take her at her word veya take them at their word. Cümlede takes, tekil özne the interrogator ile uyumludur.
Alıştırma
“Söylediğine inanmak” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: You say the repairs are finished, so I'll ____.
Cevabı göster
take you at your word
perfect cube: n × n × n biçimindeki bir sayı
Perfect cube veya tam küp, n de bir tam sayı olmak üzere n × n × n biçiminde yazılabilen bir tam sayıdır. Örneğin 8 = 2 × 2 × 2 ve 27 = 3 × 3 × 3'tür. Burada cube, küp biçimindeki bir nesneyi değil, bir tam sayının küpü alınarak elde edilen sayıyı belirtir. Soru, sayının bu kesin matematiksel koşulu karşılayıp karşılamadığını sorar.
Alıştırma
Hangi işlem 8'in perfect cube olduğunu doğrudan kanıtlar?
- 3 + 3 + 2 = 8
- 2 × 2 × 2 = 8
- 4 × 2 = 8
Cevabı göster
2 × 2 × 2 = 8
Karşıtlık belirteci olarak This time
This time şu anki olayı belirtir ve bunu önceki bir ya da daha fazla olayla karşılaştırır. Burada şefin doğru cevap vermesinin önceki cevaplardan farklı olduğunu gösterir. Cümlenin başındaki this time, dinleyiciye sıradaki eylemin veya sonucun öncekinden farklı olacağını bildirerek bir hikâyeyi ya da akıl yürütmeyi düzenleyebilir.
Alıştırma
Özgün cümlede This time ifadesinin temel işlevi nedir?
- Olayın gerçekleştiği tam saati verir.
- Bu olayı önceki olaylarla karşılaştırır.
- Tamamen ilgisiz yeni bir konu açar.
Cevabı göster
Bu olayı önceki olaylarla karşılaştırır.
Now if you just tell me whether or not the number's second digit is a one, Dilbilgisi
1:25Şimdi bana numaranın ikinci rakamının bir olup olmadığını söylersen,
Koşul biçiminde sunulan bir rica: if you just tell me
if you just tell me, istenen eylemi bir if yan cümlesinin içine yerleştirir. Ardından ana cümle sonucu belirtir: konuşana ikinci basamağın bir olup olmadığını söylemek, konuşmanın bitmesi için gereken adım olarak sunulur. Burada just, “yalnızca” veya “basitçe” anlamına gelir. İstenen eylemi küçük ve kolay gösterir. Yapının tamamı yalnızca geleceğe ilişkin tarafsız bir varsayım değil, bir rica veya baskı işlevi de görebilir.
Alıştırma
Konuşana adını söylemeyi başlamanın koşulu olarak doğal biçimde sunan cümle hangisidir?
- If just you tell me your name, we can start.
- You if just tell me your name, we can start.
- If you just tell me your name, we can start.
Cevabı göster
If you just tell me your name, we can start.
Dolaylı evet-hayır sorusunda whether or not
Whether or not, evet ya da hayır yanıtı verilen dolaylı bir soru başlatır. Dinleyiciden iki olasılıktan hangisinin doğru olduğunu, yani ikinci basamağın bir olup olmadığını belirtmesini ister. Burada whether or not the number's second digit is a one yan cümlesinin tamamı tell me ile istenen bilgidir. Daha önceki if, daha geniş olan if you just tell me... koşulunu başlatır; bu yüzden farklı bir görevi vardır.
Alıştırma
Cümleyi hem evet hem de hayır olasılığını açıkça içeren ifadeyle tamamlayın: Please tell me ____ you can attend.
Cevabı göster
whether or not
Mevcut görevi bitirmek için we'll be done here
We'll be done here, mevcut konuşmanın, işlemin veya görevin bu noktada biteceği anlamına gelir. Here yalnızca fiziksel bir yeri değil, mevcut durumu ifade eder. Cümlenin tamamında bitiş, bir yanıt daha almanın sonucu olarak sunulur. Gergin bir görüşme veya sorguda bu bitirme sözü, dinleyiciyi iş birliği yapmaya zorlayan bir baskı da oluşturabilir.
Alıştırma
Mevcut görevin bu son adımdan sonra biteceğini belirten hedef ifadeyi tamamlayın: Put away the last box, and ____.
Cevabı göster
we'll be done here
as the chef starts to: iki eylemin zamanını bağlama
as the chef starts to answer ifadesinde as, zaman bildiren bir yan cümleyi başlatır. “-dığında” veya “tam ... yaparken” anlamındadır: şef cevap vermeye başlarken sorgucu da ayağa kalkar. Buradaki as, iki olayın zaman ilişkisini düzenler; bir neden belirtmez ve “... olarak” anlamına gelmez. Bu kullanım, başka bir eylemin başladığı ana yeni veya araya giren bir olay yerleştirir.
Alıştırma
Bu cümlede as neyi gösterir? “As Lena started to speak, the bell rang.”
- İki olay yaklaşık olarak aynı zamanda gerçekleşir.
- Zil ancak Lena konuşmasını bitirdikten sonra çalar.
- Lena’nın konuşması zilin çalmasına neden olur.
Cevabı göster
İki olay yaklaşık olarak aynı zamanda gerçekleşir.
blocking your view: sonucu gösteren bir -ing öbeği
Blocking your view, ana eylemin sonucunu ekleyen bir -ing ortaç öbeğidir: sorgucu ayağa kalkar ve bunun sonucunda görüşünüz engellenir. Öbeğin ayrıca belirtilmiş bir öznesi yoktur. Anlaşılan öznesi, stands up ifadesinin de öznesi olan the interrogator sözcüğüdür. Bu nedenle blocking your view ikinci bir bağımsız yan cümle değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki -ing öbeği hangi ilişkiyi gösterir? “The heavy box fell forward, blocking the doorway.”
- Kutunun öne düşmesi kapı girişinin kapanmasına neden oldu.
- Kapı girişi kutunun düşmesine neden oldu.
- Kapı girişini kapatmak, yeni bir öznenin yaptığı ilgisiz bir eylemdi.
Cevabı göster
Kutunun öne düşmesi kapı girişinin kapanmasına neden oldu.
Within moments: bir şey çok geçmeden gerçekleşir
Within moments, bir sonraki olay gerçekleşmeden önce yalnızca çok kısa bir süre geçtiğini belirtir. Buradaki within, fiziksel bir konumu değil, bir zaman sınırını anlatır. Bu zaman ifadesi cümlenin başında kullanıldığında hikâyeyi hızla ilerletir: bir olayın hemen ardından başka bir olay gelir.
Alıştırma
Bu cümlede "Within moments" ne anlama geliyor?
- Çok geçmeden
- Odanın içinde
- Uzun bir süre boyunca
Cevabı göster
Çok geçmeden
rushes out of the room: hız ve yön
Rushes out of the room, bir kişinin odadan çok hızlı ve genellikle aceleyle çıktığını belirtir. Rushes hız ve aciliyet hissi verir; out of the room ise odanın içinden dışına doğru olan hareket yolunu gösterir. Yeniden kullanılabilecek kalıp rush out of + yer şeklindedir. Bu cümlede özne he olduğu için rush fiili -es alarak rushes olur.
Alıştırma
Hangi cümle Leo'nun odadan hızlı ve aceleyle çıktığını anlatır?
- Leo rushed out of the room.
- Leo rushed into the room.
- Leo walked around the room.
Cevabı göster
Leo rushed out of the room.
and is sending agents to retrieve the recipe. Kelime
1:41ve tarifi almaları için ajanlar gönderiyor.
announcing that he's got the answer: eşlik eden eylemi anlatan -ing yan cümlesi
Burada announcing that he's got the answer, ek bilgi veren bir -ing yan cümlesidir. Önceki ana eylem olan ayrılma sırasında ne söylediğini ekler: ayrılırken aynı anda duyuru yapar. Announcing, cümlenin zaman çekimli ana fiili değildir. That ile başlayan yan cümle, duyurunun içeriğini verir. He's got the answer ifadesindeki he's got, he has anlamındadır. Bu yapı, ana eylem ile ona eşlik eden konuşma eylemini tek cümlede birleştirir.
Alıştırma
“Leo stepped onto the stage, announcing that the show would begin,” cümlesinde “announcing that the show would begin” ne işe yarar?
- Announcing sözcüğünün tek ana fiil olduğunu söyler.
- Leo sahneye çıkarken yaptığı duyuruyu ekler.
- Duyuruyu başka birinin yaptığını söyler.
Cevabı göster
Leo sahneye çıkarken yaptığı duyuruyu ekler.
retrieve the recipe: tarifi bulup geri getirmeyi anlatan resmî ifade
Retrieve the recipe ifadesinde retrieve, tarifin yerini bulmak veya onu almak ve kullanılmak üzere geri getirmek anlamına gelir. Ajanlar, birinin tarifi kendilerine göndermesini beklemek için değil, onu etkin biçimde elde etmek için gönderilir. Retrieve; nesneler, dosyalar ve depolanmış veriler için görev odaklı, teknik veya resmî bağlamlarda sık kullanılır. Get back ifadesinden daha resmîdir ve retrieve + nesne kalıbıyla kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümlede retrieve “bulup geri getirmek” anlamında kullanılmıştır?
- After the hike, the ranger returned to retrieve a camera left on the trail.
- The ranger described the camera to the visitors.
- The ranger received a new camera as a gift.
Cevabı göster
After the hike, the ranger returned to retrieve a camera left on the trail.
You know that the Burger Bazaar people have the wrong box number,
1:44Burger Bazaar ekibinin yanlış kasa numarasını aldığını biliyorsun,
but can you figure out the right one and retrieve the recipe yourself? Öbek fiiller
1:48ama doğru olanı kendin bulup tarifi alabilir misin?
figure out the right one: doğru seçeneği belirlemek
Bu cümlede figure out, düşünerek, ipuçlarından yararlanarak veya olasılıkları deneyerek bir şeyi anlamak ya da çözmek demektir. Figure out the right one, dinleyenden hangi seçeneğin doğru olduğunu belirlemesini ister; burada the right one doğru kutu numarasını ifade eder. Figure out burada bir öbek fiildir ve anlamı bütün ifadeden gelir; figure sözcüğü şekil çizmek anlamında değildir.
Alıştırma
Maya ipuçlarını inceleyerek hangi kapının güvenli olduğunu çözdü. Hangi cümle onun akıl yürütmesini en iyi vurgular?
- She pointed out which door was safe.
- She figured out which door was safe.
- She found out which door was safe.
Cevabı göster
She figured out which door was safe.
The key here is to work backwards: ana stratejiyi belirtmek
The key here is to... ifadesi, konuşmacının bu problem için en önemli yöntemi söylemek üzere olduğunu dinleyiciye bildirir. Bu yapı, tek bir stratejiyi açıklamanın merkezine yerleştirir; key burada kilit açan bir nesneyi değil, en önemli fikri ifade eder. Work backwards, bilinen sonuçtan veya son koşuldan başlayıp önceki adımlara doğru akıl yürütmek demektir. Bu yüzden bütün cümle, dinleyiciyi problemi ters sırayla çözmeye yönlendirir.
Alıştırma
Sonuçtan başlayıp önceki adımlara doğru ilerleme anlamındaki iki kelimelik stratejiyi yaz: The key here is to ____ from the final number.
Cevabı göster
work backwards
We don't know what the chef answers to the final question Dilbilgisi
2:03Şefin son soruya ne cevap verdiğini
what ... or whether ...: iki dolaylı soruyu bağlama
We don't know ifadesinden sonra or, iki dolaylı soruyu birbirine bağlar. what ... answers şefin verdiği cevabın içeriğini sorarken whether ... answers truthfully şefin dürüstçe cevap verip vermediğine ilişkin evet-hayır sorusu oluşturur. İki yan cümle de know fiilinin anlamını tamamlar. Bunlar bir bildirme cümlesinin içindeki dolaylı sorular olduğu için what the chef answers ve whether he answers biçimindeki düz cümle sözcük dizilişini kullanır. does ile kurulan doğrudan soru dizilişi kullanılmaz. Bu yapı, bilinmeyen iki farklı bilgiyi tek cümlede belirtmeyi sağlar.
Alıştırma
We don't know ifadesinden sonra iki dolaylı soruyu doğru biçimde bağlayan cümle hangisidir?
- We don't know that he chose or whether he changed his mind.
- We don't know what he chose or whether he changed his mind.
- We don't know what did he choose or whether did he change his mind.
Cevabı göster
We don't know what he chose or whether he changed his mind.
but we do know that by the time the interrogator asks it, Dilbilgisi
2:08ancak sorgucu soruyu sorduğunda,
but we do know that: vurgu yapan do
but we do know that ifadesinde do, olumlu know fiilini vurgulayan bir yardımcı fiildir. Konuşanların bir şeyi gerçekten veya kesin olarak bildiğini anlatır; burada do bir eylem yapmak anlamına gelmez. that ise bildikleri bilgiyi başlatır. Burada but ve vurgulu do, daha önceki We don't know ifadesiyle karşıtlık kurar: bazı ayrıntılar bilinmez, ancak sonraki bilgi kesindir. Daha genel olarak, fiilin yalın hâlinden önce gelen do, does veya did, bir şüpheyi düzeltirken ya da karşıtlığı öne çıkarırken olumlu ifadeyi güçlendirebilir.
Alıştırma
know fiilini vurgulayan yardımcı fiille karşıtlığı tamamlayın: I don't know who called, but I ____ know that someone called.
Cevabı göster
do
he's narrowed the options down to two numbers, Öbek fiiller
2:11seçenekleri iki sayıya indirdiğini biliyoruz:
by the time the interrogator asks it: bir zaman sınırı belirlemek
By the time the interrogator asks it, sorgulayan kişinin sorusunu zamansal bir son nokta olarak belirler. Bu noktaya gelindiğinde odak, daha önce ya da en geç o anda gerçekleşmiş olan sonuçtadır. Burada he's narrowed the options down to two numbers, o zamana kadar ortaya çıkmış sonuçtur. by the time + yan cümle yapısı, seçeneklerin önce daraltıldığını, sorunun ise sonra geldiğini gösterir.
Alıştırma
Öğretmenin eylemini zaman sınırı olarak belirleyen üç kelimelik bağlaçla cümleyi tamamlayın: ____ the teacher collected the reports, Maya had already finished hers.
Cevabı göster
By the time
he's narrowed the options down to: bir kümeyi son sınıra indirmek
narrow something down to + son nokta yapısı, olasılıkları inceleyerek veya eleyerek daha büyük bir kümeyi belirtilen sayı, grup ya da aralığa indirmek anlamına gelir. he's narrowed the options down to two numbers ifadesinde he's, he has anlamındadır. Options daraltılan kümeyi, to two numbers ise son sonucu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi narrow something down to yapısının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: After reviewing every application, the judges ____ the field ____ two finalists.
Cevabı göster
narrowed · down to
İki durumu karşılaştırmak için one where ... and one where ...
Bu cümlede her bölümün başındaki one, “bir aday” veya “bir olasılık” anlamına gelir. Where yan cümlesi o adayı bir koşulla tanımlar; dolayısıyla where burada gerçek bir yer belirtmez. one where ... ile başlayan iki bölüm paraleldir: ilk adayın ikinci basamağı 1'dir, diğerininki ise değildir. it isn't ifadesinde it ikinci basamağı gösterir ve isn't sonrasında tekrarlanacak one sözcüğü atılır. Bu kalıp, bir seçimi açıkça karşıt iki duruma ayırır.
Alıştırma
Cümleyi tekrarlanan one where ... and one where ... yapısıyla tamamlayın: Two cards are left: ____ the center is red, and ____ it isn't.
Cevabı göster
one where · one where
Our goal then is to find answers to the previous questions Anlatım akışı
2:18O zaman hedefimiz, önceki soruların
that lead to just two possibilities. Kalıp ifadeler
2:22bizi sadece iki olasılığa götüren cevaplarını bulmaktır.
Our goal then is to ... ile akıl yürütmeyi sonraki hedefe bağlamak
Our goal is to + fiilin yalın hâli, konuşanın ulaşmak istediği sonucu veya eylemi belirtir. Sonraki eylemi açıklamanın varış noktası olarak gösterir; böylece dinleyen kişi sonraki akıl yürütmenin neyi başarmaya çalıştığını anlar. Burada then, daha önce ortaya konan bilgiyi gösterir ve yaklaşık olarak “buna göre” veya “o hâlde” anlamına gelir. Yalnızca zaman bildiren bir sözcük değil, mantıksal bir bağlayıcıdır: önceki akıl yürütme, yanıtları iki olasılığa indirme hedefine götürür.
Alıştırma
Özgün cümlede then sözcüğünün temel işlevi nedir?
- Dinleyenden iki yer arasında seçim yapmasını ister.
- Belirtilen hedefi az önce sunulan akıl yürütmeye bağlar.
- Hedefin geçmişte belirli bir zamanda gerçekleştiğini söyler.
Cevabı göster
Belirtilen hedefi az önce sunulan akıl yürütmeye bağlar.
that lead to just two possibilities: lead to + sonuç
that lead to just two possibilities ilgi cümleciği answers sözcüğünü açıklar. Burada lead to, “bir sonucu ortaya çıkarmak” anlamındadır: Cevapların sonucu yalnızca iki olasılığa indirmesi beklenir; ifade birine fiziksel olarak yol göstermeyi anlatmaz. Buradaki just, “yalnızca” demektir ve son sayının azlığını vurgular. Başka durumlara aktarılabilecek yapı neden + lead to + sonuç şeklindedir.
Alıştırma
lead ve gerektirdiği edatı kullanarak cümleyi tamamlayın: Too little sleep can ____ poor concentration.
Cevabı göster
lead to
the one that narrows our options the most is if the number is a perfect cube. Kalıp ifadeler
2:26seçeneklerimizi en çok daraltan, sayının bir tam küp olup olmadığıdır.
Of the three constraints offered: karşılaştırma grubunu belirleme
Cümle başındaki Of the three constraints offered ifadesi önce karşılaştırma grubunu belirler: Yalnızca bu üç kısıtlama dikkate alınır. Ana cümle daha sonra seçenekleri en çok azaltan kısıtlamayı seçer. Bu, bilgiyi düzenlemenin yaygın bir yoludur: Of + belirli bir grup, + seçilen veya en yüksek sıradaki üye. Offered, that were offered ifadesinin kısaltılmış biçimidir. Burada “verilen” veya “sunulan” anlamındadır; “satışa çıkarılan” anlamına gelmez.
Alıştırma
Of the three constraints offered başlangıç ifadesinin cümledeki temel görevi nedir?
- Üç kısıtlamanın satışta olduğunu söyler.
- Üç kısıtlamanın da seçenekleri eşit ölçüde daralttığını söyler.
- Karşılaştırmayı verilen üç kısıtlamayla sınırlar.
Cevabı göster
Karşılaştırmayı verilen üç kısıtlamayla sınırlar.
narrows our options the most: seçeneklerimizi en çok daraltmak
Bu cümlede narrows, “olasılıkların sayısını azaltmak” anlamında bir fiildir. Our options onun nesnesidir; dolayısıyla ifade, birinin son seçimi yaptığını değil, bazı seçeneklerin elendiğini anlatır. The most bu koşulu diğer koşullarla karşılaştırır: olası cevapları en fazla o azaltır. Yeniden kullanılabilir kalıp something narrows our options şeklindedir; eleme etkisi en güçlü olduğunda the most eklenir.
Alıştırma
Cümleyi narrow our options ifadesinin doğru biçimiyle ve en güçlü etkiyi gösteren sözcüklerle tamamlayın: Of all the rules, this one ____.
Cevabı göster
narrows our options the most
That leaves us with only eight: bu bize yalnızca sekiz seçenek bırakır
That, az önce belirtilen tam küp koşuluna gönderme yapar. Leaves us with, “elimizde bir şeyin kalmasına yol açar” anlamına gelir; bu nedenle koşul uygulandıktan sonra yalnızca sekiz cevap kalır. Burada leaves, “gider” anlamında değildir. Bu kalıp, akıl yürütmedeki bir adımı sonucuna bağlar: That leaves us with + geriye kalan miktar veya seçenekler. Only, sonucun ne kadar az olduğunu vurgular.
Alıştırma
Cümleyi leave us with ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: We removed the repeated names. That ____ only four names.
Cevabı göster
leaves us with
So let's assume the answer to the third question Anlatım akışı
2:36Bu yüzden üçüncü soruya verilen cevabın
So let's assume: geçici bir başlangıç noktası belirlemek
So, bu adımı az önceki akıl yürütmeye bağlar. Let's assume, konuşmadaki herkesi ardından gelen yan cümleyi geçici olarak bir başlangıç noktası kabul etmeye davet eder. Assume, bu yan cümlenin kanıtlandığı anlamına gelmez. Ondan ne sonuç çıktığını sınamak için olası bir akıl yürütme yolu açar.
Alıştırma
“So let's assume the train is late.” cümlesiyle ilgili şu ifadeyi değerlendirin: Konuşan kişi, trenin geç kalacağının zaten kanıtlandığını söylüyor.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Now, let's look at ...: sonraki adıma geçmek
Now, açıklamanın sonraki adımına geçildiğini gösterir. Let's look at the second question, dinleyicileri dikkatlerini o maddeye yöneltmeye ve onu birlikte incelemeye davet eder. Buradaki look at yalnızca gözlerle bakmak değil, ele almak veya incelemek anlamına gelir. Cümlenin tamamı bir yön işareti gibi çalışarak çok adımlı bir akıl yürütmeyi takip etmeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Örnekte geçen ve “let us examine” anlamına gelen üç kelimelik hedef ifadeyle sınıf geçişini tamamlayın: Now, ____ the final example.
Cevabı göster
let's look at
If the chef answered yes to the number being a perfect square, Dilbilgisi
2:43Şef, sayının bir tam kare olduğuna evet deseydi,
it would narrow the interrogator's options to just 64
2:46bu sorgucunun seçeneklerini yalnızca 64'e
If the chef answered yes ... it would narrow: varsayılan koşul ve sonuç
If + geçmiş zaman biçimi, ... would + fiilin yalın hâli kalıbı, varsayılan bir koşulu ve sonucunu kurar. Burada answered olası bir evet yanıtını, would narrow ise bu yanıtın doğuracağı sonucu gösterir. answered biçiminin geçmiş zamanda olması, tek başına yanıtın geçmişte verildiği anlamına gelmez. Bu kalıpta koşulu varsayımsal yapar; bu yüzden would narrow, seçeneklerin zaten azaltıldığını değil, bir çıkarımı anlatır.
Alıştırma
Varsayımsal koşul cümlesini answer ve narrow kullanarak tamamlayın: If the witness ____ yes, it ____ the search to two locations.
Cevabı göster
answered · would narrow
both a square and a cube: iki koşulun birlikte doğru olması
Both A and B, iki tanımın veya koşulun aynı anda doğru olduğunu belirtir. Buradaki sayılar hem kare hem küptür; iki koşuldan hiçbiri isteğe bağlı değildir. both ve and sözcüklerinden sonra paralel biçimler kullanılır. both a square and a cube ifadesinde birbiriyle eşleşen iki ad öbeği a square ve a cube şeklindedir.
Alıştırma
İki özelliğin birlikte doğru olduğunu göstermek için cümleyi both ... and ile tamamlayın: The new backpack is ____ light ____ strong.
Cevabı göster
both · and
But neither of these has a one as the second digit. Dilbilgisi
2:57Ancak bu ikisinin de ikinci rakamı bir değil.
But neither of these: iki öğeyi de elemek
Bu cümlede neither of these, “bu ikisinden hiçbiri” anlamına gelir. These, daha önce sözü edilen 64 ve 729 sayılarını gösterdiği için ikisi de elenir. Dil bilgisi bakımından özne neither sözcüğüdür. Standart yazılı İngilizcede neither of + çoğul isim veya zamir yapısı genellikle tekil fiil alır; bu nedenle have değil, has kullanılır. But ise önceki bilgiyle karşıtlık kurar.
Alıştırma
Tam olarak iki şifre var ve ikisi de yanlış. “Bu ikisinden hiçbiri” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: ____ passwords is correct.
Cevabı göster
Neither of these
must have been no: geçmiş hakkında güçlü çıkarım
Must have been no, geçmişte verilmiş bir cevap hakkında güçlü bir çıkarım ifade eder: Konuşan kişi mevcut kanıtlara dayanarak cevabın neredeyse kesin biçimde no olduğu sonucuna varır. Buradaki must, zorunluluk değil mantıksal kesinlik bildirir. must have + geçmiş zaman ortacı yapısı çıkarımı geçmişe yöneltir; been, be fiilinin geçmiş zaman ortacıdır ve no onun tümlecidir.
Alıştırma
Geçmişteki bir durum hakkında güçlü çıkarım bildiren üç sözcüklü yapıyla cümleyi tamamlayın: The classroom was empty, but we could hear the students in the yard, so the class ____ outside.
Cevabı göster
must have been
And that also means we can ...: bir sonucu bir sonraki sonuca bağlamak
Bu adım adım açıklamada And that also means ... önceki adımın sonucunu ondan çıkan ek bir sonuca bağlar. Buradaki that, tek bir isme değil, ikinci yanıtın no olması gerektiği yönündeki önceki sonuca gönderme yapar. Also, bunun önceki sonucun başka bir sonucu olduğunu gösterirken means bundan ne çıktığını tanıtır. We can eliminate, önceki akıl yürütmenin artık desteklediği bir sonraki eylemi belirtir. Bu kalıp akıl yürütme zincirini izlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Bu akıl yürütmede that also means ifadesi ne işe yarar?
- Konuyu ilgisiz bir fikre çevirir.
- Önceki sonucun yanlış olduğunu gösterir.
- Önceki sonucu ek bir sonuca bağlar.
Cevabı göster
Önceki sonucu ek bir sonuca bağlar.
eliminate A from B: öğeleri bir kümeden çıkarmak
Eliminate A from B, A'yı dışarıda bırakıp artık B'nin bir parçası olarak değerlendirmemek anlamına gelir. Burada A, these two squares; B ise the interrogator's list ifadesidir. Eliminate sözcüğünün hemen ardından gelen isim grubu neyin elendiğini belirtir. From ise bunun çıkarıldığı listeyi, kümeyi veya başka bir grubu tanıtır. Bu yapı akıl yürütme, sınav, karar verme ve eleme süreçlerinde seçenekleri daraltırken kullanışlıdır.
Alıştırma
eliminate A from B kalıbını tamamlayın: We can eliminate these two names ____ the list.
Cevabı göster
from
leaving only six numbers: sonucu gösteren bir -ing yan cümlesi
leaving only six numbers ifadesi, önceki eylemin sonucunu belirten -ing biçimli bir ortaç yan cümlesidir. İki kare elendiğinde bu işlem geriye altı sayının kalmasına yol açar. Burada leave nesne alır ve “bir şeyin geride kalmasını sağlamak” anlamına gelir. Bir kişinin ya da sayıların fiziksel olarak ayrılması demek değildir. Bu yapı, bir eylemi ve ardından kalan sonucu tek cümlede birleştirir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir eylemin doğrudan sonucunu göstermek için leaving ... yapısını doğru kullanır?
- We crossed out the two impossible choices, leaving only one answer.
- We crossed out the two impossible choices, leaving for one answer.
- We crossed out the two impossible choices, and leaving only one answer.
Cevabı göster
We crossed out the two impossible choices, leaving only one answer.
which allows us to ...: bir adımı işlevine bağlamak
Burada which, daha önce sözü edilen ilk soruya gönderme yapar. Yeni bir soru başlatmaz; sorunun yararlı etkisini ekleyen, tanımlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi başlatır. which allows + kişi + to + fiilin yalın hâli kalıbı, “bu da o kişinin bir şey yapmasını mümkün kılar” anlamına gelir. Bu cümlede soru, listeyi bölmeyi mümkün kılar.
Alıştırma
Hangi cümle, bir renk anahtarının işlevini açıklamak için which allows us to ... yapısını doğru kullanır?
- We added a color key, which allows us sorting the cards.
- We added a color key, which allow us to sort the cards.
- We added a color key, which allows us to sort the cards.
Cevabı göster
We added a color key, which allows us to sort the cards.
If the chef answered yes to the number being less than 500, Dilbilgisi
3:16Şef sayının 500'den küçük olduğuna evet deseydi,
If ... answered yes, we'd have ... ile varsayımsal sonuç
If the chef answered yes, şefin gerçekte ne cevap verdiğini bildirmek yerine varsayımsal bir koşul kurar. Geçmiş zaman biçimi answered, burada durumun varsayımsal olduğunu göstermeye yardımcı olur. We'd have, we would have anlamına gelir ve bu koşulun sonucunu verir: o durumda dört seçenek kalırdı. Bu dört seçenek yalnızca akıl yürütmenin bir aşamasıdır; doğrulanmış nihai cevap değildir.
Alıştırma
Sonucu we would + have yapısının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: If the clue were reliable, ____ two possible routes.
Cevabı göster
we'd have
But a no leaves us with two numbers greater than 500, Kalıp ifadeler
3:22Ancak hayır demek bizi 500'den büyük iki sayıyla baş başa bırakır
a no leaves us with ...: geriye kalan sonucu doğuran cevap
Burada a no, ‘olumsuz bir cevap’ anlamına gelen bir isim öbeğidir. a artikeli, no sözcüğünün sayılabilen bir cevap olarak kullanıldığını gösterir ve bütün ifade leaves fiilinin öznesidir. Leave us with, bazı olasılıklar elendikten sonra belirli bir sonucun ‘elimizde kalmasına yol açmak’ anlamına gelir. But, a yes sonucuyla karşıtlık kurar: no kolunda 500'den büyük iki sayı kalır.
Alıştırma
Bu akıl yürütmede a no leaves us with two numbers ne anlama gelir?
- Olası hiçbir sayı kalmıyor.
- Olumsuz cevap, iki sayının hâlâ olası olduğu anlamına gelir.
- Konuşmacı iki sayıya bakmayı reddediyor.
Cevabı göster
Olumsuz cevap, iki sayının hâlâ olası olduğu anlamına gelir.
one of which does have a one as its second digit. Dilbilgisi
3:26ve bunlardan birinin ikinci rakamı gerçekten de birdir.
one of which does have: gönderme ve vurgulayıcı do
One of which, “önceden söz edilen kümenin bir üyesi” demektir. Burada which, 500’den büyük iki sayıya gönderme yapar; one ise eklenen ilgi yan cümlesinin öznesidir. Does have, vurgulayıcı do kullanımıdır. Nötr biçim has olurdu; ancak does + yalın biçimde have, bu özelliği güçlü biçimde doğrular veya başka bir olasılıkla karşılaştırır. Bu bir tekrar değildir: zamanı ve özne uyumunu does taşıdığı için have yalın biçimde kalır.
Alıştırma
Cümleyi one of which ve vurgulayıcı do kullanarak tamamlayın: The team found two backup radios, ____ enough power to call for help despite their cracked screens.
Cevabı göster
one of which does have
but that doesn't matter: ilgisiz bir ayrıntıyı eleme
But, önceki noktadan uzaklaşan bir yön değişikliğini gösterir. That, az önce sözü edilen olguya veya soruya gönderme yapar; doesn't matter ise bunun varılan sonucu etkilemediğini belirtir. But that doesn't matter bir bütün olarak ilgisiz bilgiyi ayıklar. Dinleyiciye o ayrıntıyı çözmek için çaba harcamasına gerek olmadığını söyler ve açıklamayı sonucu gerçekten etkileyen noktaya odaklar.
Alıştırma
But that doesn't matter bir açıklamada ne işe yarar?
- Sonucu değiştiren yeni bir kanıt sunar.
- Devam etmeden önce önceki ayrıntının çözülmesi gerektiğini söyler.
- Önceki ayrıntının mevcut sonuçla ilgisiz olduğunu belirtir.
Cevabı göster
Önceki ayrıntının mevcut sonuçla ilgisiz olduğunu belirtir.
Remember, his conclusion was based on lies. Kalıp ifadeler
3:35Unutma, onun vardığı sonuç yalanlara dayanıyordu.
was based on lies: bir sonucun dayanağını gösterme
Was based on lies, yalanların sonucun arkasındaki bilgi veya temel olduğunu anlatır. Edilgen be based on + kaynak ya da kanıt kalıbında özne, bu temelden oluşturulan şeydir. Buradaki based fiziksel bir konumu anlatmaz. Bu ifade sonucun güvenilirliğini sorgular: dayanağı yanlışsa sonuç da güvenilir değildir.
Alıştırma
Cümleyi be based on kalıbının geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The final decision ____ reliable evidence.
Cevabı göster
was based on
are now in a position to reconstruct the truth. Kalıp ifadeler
3:40artık gerçeği yeniden inşa edebilecek durumdasın.
You, on the other hand: bir karşıtlığı belirtme
On the other hand, konuşanın bir kişi ya da durumdan onunla karşıtlık oluşturan diğerine geçtiğini gösterir. You öğesini daha önce sözü edilen kişiyle karşı karşıya getirerek bilgiyi düzenler. You'dan sonra gelip iki virgül arasında kullanıldığında ara söz niteliğinde bir bağlayıcıdır. Bir eli anlatmaz; dinleyiciye sonraki bilginin önceki bilgiyle nasıl ilişkili olduğunu gösterir.
Alıştırma
Karşıtlığı öğrendiğiniz dört sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: Ben enjoys noisy events. Lara, ____, prefers quiet evenings.
Cevabı göster
on the other hand
are now in a position to reconstruct the truth: artık gerçeği yeniden oluşturabilecek durumda olmak
Be in a position to do something, bir şeyi yapmak için gereken koşullara, bilgiye, yetkiye veya kaynaklara sahip olmak demektir. Burada are now in a position to reconstruct the truth, gerekli ipuçlarının artık mevcut olduğunu ve dinleyicinin gerçekte ne olduğunu ortaya çıkarabileceğini anlatır. Buradaki position fiziksel bir duruş anlamına gelmez. Kalıbın tamamı, mevcut durumun sağladığı harekete geçme olanağını anlatır.
Alıştırma
Gerekli koşulların hazır olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: With all the reports in, the team is now ____ to make a decision.
Cevabı göster
in a position
First, the chef said the number was greater than 500, Anlatım akışı
3:44Öncelikle şef sayının 500'den büyük olduğunu söyledi,
but lied, meaning it's actually less than 500. Dilbilgisi
3:47ama yalan söyledi, yani aslında sayı 500'den küçük.
meaning it's actually less than 500: bir çıkarım eklemek
Burada meaning, önceki ifadeden çıkarılan sonucu veren bir -ing yan cümlesini başlatır. Which means ... şeklinde yeniden söylenebilir; isim olan meaning değildir. Şef sayının 500'den büyük olduğu konusunda yalan söylediği için cümle gerçek durumu bunun tersi olarak sunar: sayı aslında 500'den küçüktür. Actually, iddia ile gerçek arasındaki karşıtlığı vurgular.
Alıştırma
Bu cümlede meaning ne işe yarıyor?
- Şefin hâlâ konuştuğunu gösteriyor.
- Less sözcüğünün sözlük tanımını veriyor.
- Şefin yalan söylediği gerçeğinden çıkarılan sonucu tanıtıyor.
Cevabı göster
Şefin yalan söylediği gerçeğinden çıkarılan sonucu tanıtıyor.
Second, the chef said it wasn't a perfect square,
3:51İkinci olarak, şef bunun bir tam kare olmadığını söyledi,
meaning the number is indeed a square: sonucu tanıtmak ve vurgulamak
Meaning, önceki bilgilerden çıkarılan sonucu tanıtır. Bu akıl yürütmede sayının tam kare olmadığı iddiası bir yalandı; bu nedenle cümle bu iddiayı tersine çevirerek sayının tam kare olduğu sonucuna varır. Indeed burada kesinlikle veya gerçekten anlamına gelir. Daha önce inkâr edilmiş olan olumlu sonucu güçlendirir; mantıksal ilişkiyi tek başına oluşturmaz.
Alıştırma
Vurgulanan bölüm bu akıl yürütmede ne yapıyor?
- Olumlu sonucu tanıtıyor ve bunun doğru olduğunu vurguluyor.
- Sayının yalnızca geometrik bir şekle benzediğini söylüyor.
- Konuşanın sonucun doğruluğundan emin olmadığını gösteriyor.
Cevabı göster
Olumlu sonucu tanıtıyor ve bunun doğru olduğunu vurguluyor.
And finally, he truthfully confirmed that it was also a cube.
3:59Ve son olarak, bunun aynı zamanda bir küp olduğunu dürüstçe onayladı.
First, ... Second, ... And finally,: bilgileri sırayla düzenlemek
First, Second ve And finally sıralama belirteçleridir. Her biri akıl yürütmenin ayrı bir aşamasını tanıtır: ilk nokta, ikinci nokta ve son nokta. Bunlar dolgu sözcükleri değil, yol gösteren işaretlerdir. Dinleyici bunları duyduğunda her ayrıntıyı işlemeden önce genel yapıyı takip edebilir.
Alıştırma
Planı üç hedef sıralama belirteciyle tamamlayın: ____, gather the facts. ____, compare the reports. ____, write the conclusion.
Cevabı göster
First · Second · And finally
the only number under 500 that's both a square and a cube is 64. Dilbilgisi
4:04500'ün altında hem kare hem de küp olan tek sayı 64'tür.
And as we've already seen: önceki bilgiye geri gönderme
“And as we've already seen”, sıradaki ifadenin daha önce ortaya konmuş bilgiyi kullandığını gösterir. And düşünce akışını sürdürür; as we've already seen ise dinleyiciden yeni bir kanıt beklemek yerine önceki kanıtı hatırlamasını ister. Buradaki as, “çünkü” değil, “gördüğümüz gibi” ya da “önceki açıklamanın gösterdiği gibi” anlamındadır. Bu söylem işareti tekrarı azaltır ve önceki kanıtı mevcut sonuca açıkça bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede “And as we've already seen” neyi gösterir?
- Dinleyicinin daha önce karşılaşmadığı bir sonucu tanıtır.
- Açıklamayı sürdürür ve daha önce gösterilen bilgiye gönderme yapar.
- Ardından gelen ifadenin nedenini açıklar.
Cevabı göster
Açıklamayı sürdürür ve daha önce gösterilen bilgiye gönderme yapar.
The only ... that's both ... and ...: iki koşulu karşılayan tek cevap
Özne, “the only number under 500 that's both a square and a cube” isim grubunun tamamıdır. Only, tüm koşulları tam olarak bir sayının sağladığını belirtir. Under 500 ve that's both a square and a cube ilgi cümleciği, number sözcüğünün anlamını daraltır. Both A and B iki koşulu aynı sayıya uygular; iki ayrı cevabı göstermez. Ana isim number tekil olduğu için 64'ten önce is kullanılır. the only + tekil isim + koşul veya koşullar + is ... kalıbını tek ve benzersiz bir sonucu belirtmek için kullanabilirsiniz.
Alıştırma
Aynı telefonun iki özelliğe de sahip olduğunu göstermek için eşleşen yapıyı tamamlayın: The only phone that is ____ small ____ powerful is this one.
Cevabı göster
both · and
You find the secret recipe and are gone before anyone's the wiser. Deyimler
4:11Gizli tarifi buluyorsun ve kimse fark etmeden oradan ayrılıyorsun.
are gone before anyone's the wiser: kimse fark etmeden ayrılmak
Burada be gone, “çoktan ayrılmış olmak” veya “artık orada olmamak” anlamına gelir. be gone before ... yapısı, başka bir şey gerçekleşmeden önce ayrılmanın tamamlandığını gösterir. Before anyone's the wiser, “birisi ne olduğunu fark etmeden veya öğrenmeden önce” demektir. Anyone's, anyone is ifadesinin kısaltmasıdır. The wiser ise daha zeki olmayı değil, durum hakkında daha fazla şey bilmeyi anlatır. İfade bir bütün olarak hızlı ve fark edilmeyen bir ayrılışı betimler.
Alıştırma
Cümlede before anyone's the wiser ne anlama geliyor?
- Birisi ne olduğunu fark etmeden önce.
- Herkese sır söylendikten sonra.
- Birisi daha zeki olmadan önce.
Cevabı göster
Birisi ne olduğunu fark etmeden önce.
Corporate espionage: kurumsal casusluk
Corporate espionage, bir şirketin veya şirket adına çalışan birinin başka bir işletmeye ait gizli bilgileri elde etmek için yaptığı gizli casusluktur. Ticari sırlar, araştırmalar, planlar veya tarifler bu bilgilere örnek olabilir. Burada corporate, yalnızca “ofiste gerçekleşen” değil, “şirketle ilgili” anlamına gelir. Bu terim cümleye ciddi bir casusluk hikâyesi havası verir: Bir tarif üzerindeki sıradan rekabet, gizli bir ticari operasyon gibi anlatılır.
Alıştırma
Hangi durum corporate espionage için en açık örnektir?
- Bir şirket rakibinin kamuya açık internet sitesini okur.
- Bir şirket, rakibinin gizli formülünü çalması için bir çalışana gizlice para verir.
- İki departman rutin bir planlama toplantısı yapar.
Cevabı göster
Bir şirket, rakibinin gizli formülünü çalması için bir çalışana gizlice para verir.
Zor bir faaliyet için mecaz olarak not an easy game
not an easy game ifadesinde game, gerçek anlamda bir spor ya da eğlence değildir. Strateji, rekabet ve zorluk içeren bir faaliyeti veya alanı mecaz yoluyla anlatır. Corporate espionage için not an easy game denmesi, bunun gerçekleştirilmesinin zor olduğunu açıkça değerlendirirken tonu biraz hafif veya alaycı tutar. X is not an easy game kalıbı başka zorlu ve stratejik faaliyetleri de benzer biçimde anlatabilir.
Alıştırma
Örnekte game ne anlama geliyor?
- Gerçekten oynanmakta olan bir spor
- Bir masa oyununun tek bir turu
- Zor ve strateji gerektiren bir faaliyet veya alan
Cevabı göster
Zor ve strateji gerektiren bir faaliyet veya alan
but sometimes that's just how the sausage is made. Deyimler
4:17ama bazen sosisler işte böyle yapılır.
that's just how the sausage is made: gizli süreç
How the sausage is made, tamamlanmış bir sonucun arkasındaki gizli süreci anlatan bir deyimdir. Özellikle bu süreç karmaşık, tatsız, etik açıdan şüpheli ya da görülmemesi daha iyi olduğunda kullanılır. That's just how ... is made ise boyun eğmiş veya gerçekçi bir tavır ekler: sonuç böyle üretiliyordur. Burada kurumsal casusluk, perde arkasındaki hoş olmayan bir yöntem olarak değerlendiriliyor. Yiyecek adı olan sausage, videodaki gıda işletmesi ortamını da çağrıştırdığı için deyim hem eleştiri hem de kelime oyunu oluşturuyor.
Alıştırma
Örnekte that's just how the sausage is made neyi ima ediyor?
- Sonuç, karmaşık veya şüpheli bir perde arkası süreçten çıkmıştır.
- Birisi sosis tarifini uygulamaktadır.
- Şirket gıda üretmeyi bırakmıştır.
Cevabı göster
Sonuç, karmaşık veya şüpheli bir perde arkası süreçten çıkmıştır.
Don't take a break just yet: molayı şimdilik ertelemek
Don't take a break olumsuz bir emirdir: konuşan kişi, karşısındakinin durup dinlenmek yerine devam etmesini ister. Take a break, yapılan işe kısa süreliğine ara vermek demektir. Just yet, eylemin şimdi yapılmaması gerektiğini ancak kısa süre sonra yapılabileceğini anlatır. Cümle molayı erteler; sonsuza kadar yasaklamaz.
Alıştırma
‘Şimdi değil, ama belki yakında’ anlamındaki iki kelimelik ders ifadesiyle tamamlayın: Don't close the app ____; the update is still running.
Cevabı göster
just yet
An evil syndicate is primed to use its powerful death ray. Notlar
4:24Kötücül bir sendika, güçlü ölüm ışınını kullanmaya hazırlanıyor.
is primed to use: önceden hazırlanmış ve harekete geçmeye hazır
be primed to + fiilin yalın hâli yapısında primed, önceden hazırlanmış ve yakında eyleme geçebilecek durumda olmak demektir. Bu nedenle is primed to use, örgütün silahı kullanmayı yalnızca düşünmediğini, zaten kullanmaya hazır olduğunu belirtir. Yapı be + primed + to + fiilin yalın hâlidir: is primed to use, are primed to launch, was primed to respond. Burada primed, öznenin hazırlanmış durumunu anlatır; ‘astar boyası sürülmüş’ anlamına gelmez.
Alıştırma
Ders yapısı be primed to ve launch fiiliyle tamamlayın: With every system checked, the spacecraft ____ at dawn.
Cevabı göster
is primed to launch
powerful death ray: abartılı bir bilim kurgu silahı
death ray, öldürecek veya çok büyük bir yıkıma yol açacak kadar güçlü bir ışın gönderen hayali bir silahtır. Powerful, death ray ifadesinin zaten taşıdığı tehlike duygusunu artırır. Bilim kurgu ve kötü karakter öykülerinde death ray, iyi bilinen dramatik bir fikirdir. Burada abartılı bir macera tanıtımı havası yaratır; gerçek dünyadaki sıradan bir ışın cihazını anlatmaz.
Alıştırma
Bu tür bir öyküde death ray ne anlama gelir?
- Öldürmek veya yok etmek için yapılmış hayali bir ışın silahı
- Hava durumunu ölçen bir araç
- Sıradan bir ev lambası
Cevabı göster
Öldürmek veya yok etmek için yapılmış hayali bir ışın silahı
Use your espionage skills to infiltrate their secret lair and save us all. Kültür
4:29Gizli sığınaklarına sızmak ve hepimizi kurtarmak için casusluk becerilerini kullan.
infiltrate their secret lair: gizli bir üsse fark edilmeden sızmak
Infiltrate, çoğunlukla bilgi toplamak veya bir görevi tamamlamak için korunan bir yere ya da gruba gizlice girmek anlamına gelir. Bu cümlede dinleyicinin nasıl girmesi gerektiğini anlatır: sadece içeri girmek değil, fark edilmeden girmek. Lair sözcüğü gerçek anlamıyla bir hayvanın dinlendiği ini anlatabilir. Macera öykülerinde secret lair, kötü bir karakterin veya suçlunun kullandığı gizli bir üstür. Infiltrate their secret lair ifadesi göreve dramatik bir casus öyküsü havası verir.
Alıştırma
Görev cümlesini infiltrate ve secret lair kullanarak tamamlayın: The agents must ____ before dawn.
Cevabı göster
infiltrate their secret lair