Neden Esneriz?: İngilizce çalışma notları

AsapSCIENCE

Öğrenme zorluğu
531 kelime 224 kel/dk

Video özeti: Video, beyni soğutma deneyinden bulaşıcı esnemeye, empatiye ve ayna nöronlara uzanarak neden esnediğimizi açıklıyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. have to do with (Kalıplaşmış öbekler ve eşdizimler): Zorunluluk değil, “ilgili olmak” demektir; neden belirsizken olası bir bağlantıyı belirtir. 2. as opposed to (Söylem, anlatı ve retorik): Sıcak paketteki %41'i soğuk paketteki %9 ile karşılaştırır; veriye dayalı farkları açıkça sunar. 3. mirror neurons fire (Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi): fire “yanmak” ya da “ateş etmek” değil, nöronların etkinleşmesidir; eylemi yaparken, görürken veya duyarken oluşan beyin tepkisini anlamayı sağlar.

Bu derste

Almost all animals with a spine yawn. Dilbilgisi

0:00

Omurgası olan hayvanların neredeyse hepsi esner.

Dilbilgisi

Almost all: Neredeyse hepsi, ama istisnasız değil

Almost all, bir grubun neredeyse her üyesini ifade eder ancak az sayıda istisnaya yer bırakır. Bu cümlede, omurgası olan hayvanların neredeyse hepsinin esnediği söylenir; istisnasız her birinin değil. Almost all, almost all animals örneğinde olduğu gibi çoğul bir grup adından önce kullanılır. the, these veya us gibi sözcüklerden önce almost all of kullanılır: almost all of the animals. Bu ifade, all kadar kesin olmayan, daha temkinli bir genelleme yapar.

Alıştırma

Cümleyi hedef ifade Almost all ile tamamlayın: ____ of the seats were taken, but two were empty.

Cevabı göster

Almost all

Penguins do it as a mating ritual,

0:03

Penguenler bunu bir çiftleşme ritüeli olarak yapar,

snakes do it to realign their jaws after a meal

0:04

yılanlar yemekten sonra çenelerini yeniden hizalamak için,

and guinea pigs do it to display anger.

0:07

kobaylar ise öfkelerini göstermek için esner.

So why exactly do humans yawn? Ton ve niyet

0:09

Peki insanlar tam olarak neden esner?

Ton ve niyet

why exactly: Belirli nedeni sormak

Why exactly ifadesinde exactly, why sözcüğünü güçlendirir. Konuşan kişi yalnızca genel bir neden sormaz; belirli nedeni veya daha açık bir açıklamayı ister. Bu yapıda exactly, why sözcüğünün hemen ardından gelir. Sorunun odağını güçlendirir ancak kusursuz derecede kesin tek bir cevabın bulunduğunu göstermez.

Alıştırma

Daha belirli bir neden sormak için bu nottaki hedef sözcüğü kullanın: Why ____ did the alarm go off?

Cevabı göster

exactly

And is yawning actually contagious? Kelime

0:11

Esnemek gerçekten bulaşıcı mıdır?

Kelime

Bir davranış için kullanılan contagious

Burada contagious, insanların gördüklerini taklit etmesi nedeniyle esnemenin bir kişiden diğerine geçebileceğini anlatır. Bir mikrobun esnemeyi taşıdığı anlamına gelmez. Bu mecazi kullanım; başkalarının kısa sürede aynı şeyi hissetmesine veya yapmasına yol açan bir kahkahayı, gülümsemeyi, ruh hâlini ya da heyecanı da anlatabilir.

Alıştırma

“Is yawning actually contagious?” cümlesinde contagious ne anlama gelir?

  1. Diğer insanların da esnemeye başlamasına yol açabilir.
  2. Bir insanın uykulu hissetmesini engeller.
  3. Her zaman tehlikeli mikroplardan kaynaklanır.
Cevabı göster

Diğer insanların da esnemeye başlamasına yol açabilir.

If you haven't already checked out our yawn-o-meter video, Öbek fiiller

0:13

“Esneme ölçer” videomuza henüz göz atmadıysanız,

Öbek fiiller

“İzlemek veya keşfetmek” anlamındaki checked out

Checked out, check out öbeksi fiilinin geçmiş zaman ortacı biçimidir. haven't already ifadesinden sonra kullanıldığında, birinin videoyu daha önce izleyip izlemediğini veya videoya göz atıp atmadığını sorar. Check out bir içerik, yer veya ürünü nesne olarak aldığında genellikle “ona bakmak, onu keşfetmek veya onun hakkında daha fazla bilgi edinmek” anlamına gelir. Buradaki nesne bu anlamı açıkça gösterir.

Alıştırma

“Göz atmak” anlamındaki iki sözcüklü öbeksi fiille daveti tamamlayın: ____ this short guide before the quiz.

Cevabı göster

Check out

click here or use the link in the description

0:16

buraya tıklayın veya açıklamadaki bağlantıyı kullanın

to see how long you can last before yawning. Dilbilgisi

0:18

ve esnemeden önce ne kadar dayanabildiğinizi görün.

Dilbilgisi

how long you can last: dolaylı soruda sözcük sırası

Bu cümlede how long you can last, see fiilinden sonra gelen dolaylı bir sorudur. Esnemeden önce “ne kadar süre devam edip dayanabileceğiniz” anlamına gelir. Buradaki last, “sonuncu olmak” değil, devam etmek veya dayanmak demektir. Daha büyük bir cümlenin içinde bulunduğu için düz cümle sırasını kullanır: how long + özne + can + fiil. see how long you can last denir; see how long can you last denmez. Soru sırası, doğrudan sorulan How long can you last? cümlesinde kullanılır.

Alıştırma

want to see ifadesinden sonra how long ile kurulan dolaylı soruyu doğru kullanan cümleyi seçin.

  1. How long you can last?
  2. I want to see how long can you last.
  3. I want to see how long you can last.
Cevabı göster

I want to see how long you can last.

If you're anything like us, Kalıp ifadeler

0:20

Siz de bizim gibiyseniz,

you may have even yawned at the title of this video. Dilbilgisi

0:21

bu videonun başlığını görünce bile esnemiş olabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

If you're anything like us: samimi bir koşul girişi

If you're anything like us, “bu konuda bize benziyorsanız” anlamına gelen samimi bir koşul girişidir. Buradaki anything koşulu genişletir; yaklaşık olarak “bize az da olsa benziyorsanız” demektir ve bir nesneyi ifade etmez. Bu giriş, dinleyicinin tepkisiyle ilgili bir tahminden önce ortaklık hissi oluşturur. If you're anything like me/us, + olası bir tepki veya tavsiye kalıbını başka durumlarda da kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Cümleyi kısaltma içeren tam konuşma dili girişiyle tamamlayın: ____ anything like us, you'll bring a snack for the trip.

Cevabı göster

If you're

Dilbilgisi

may have even yawned: şaşırtıcı bir geçmiş olasılığı

may have even yawned ifadesinde may have + geçmiş zaman ortacı yawned, esnemeyi geçmişte tamamlanmış olabilecek bir olay olarak sunar. Konuşan kişi temkinli bir çıkarım yapar; bunun kesinlikle gerçekleştiğini söylemez. Even, yawned sözcüğüne ek vurgu yapar ve dikkate değer ya da şaşırtıcı bir dereceyi belirtir: izleyici yalnızca uykulu hissetmiş olmayabilir, gerçekten esnemiş bile olabilir.

Alıştırma

Hangi cümle tamamlanmış bir geçmiş eylem hakkında temkinli tahmin yürütür ve şaşkınlık belirtmek için even kullanır?

  1. She may even finish the report before lunch.
  2. She even finishes the report before lunch.
  3. She may have even finished the report before lunch.
Cevabı göster

She may have even finished the report before lunch.

The truth is,

0:24

Gerçek şu ki,

the first time you yawned was likely as a fetus.

0:25

muhtemelen ilk kez daha bir fetüsken esnediniz.

Babies begin to yawn during the second trimester

0:27

Bebekler gebeliğin ikinci üç aylık döneminde esnemeye başlar

and though the reason why is still unknown, Dilbilgisi

0:29

ve nedeni hâlâ bilinmese de

it may have to do with proper brain development. Kalıp ifadeler

0:31

bunun beynin sağlıklı gelişimiyle ilgisi olabilir.

Dilbilgisi

though: olası bir açıklamadan önce belirsizliği kabul etmek

Burada though, nedenin hâlâ bilinmediğini belirten ödünleyici bir yan cümle başlatır. Bu sınırlamayı kabul etmek ana cümleyi geçersiz kılmaz; okuru ardından gelen temkinli olasılığa hazırlar. Though + sınırlama, ana iddia kalıbı, konuşanın belirsizliği kabul ederken neyin doğru olabileceğini de söylemesini sağlar. Bu cümlede may have to do with, kanıtlanmış bir açıklamayı değil, olası bir bağlantıyı belirtir.

Alıştırma

Hangi cümle, temkinli bir iddia belirtmeden önce bir sınırlamayı kabul etmek için though kullanır?

  1. Though the route is longer, it may be safer.
  2. The route is longer, so it may be safer.
  3. Because the route is longer, it may be safer.
Cevabı göster

Though the route is longer, it may be safer.

Kalıp ifadeler

have to do with: bağlantı ifade etmek

Bu cümlede have to do with, “bir şeyle bağlantılı olmak” anlamına gelir. Buradaki düşünce, esnemenin beynin düzgün gelişimiyle bağlantılı olabileceğidir. Have to do with ifadesini tek bir kalıp olarak düşünün. Buradaki have to, “zorunda olmak” anlamına gelmez. May yardımcı fiili, bağlantının kanıtlanmış değil, yalnızca mümkün olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi have to do with ile tamamlayın: Her tiredness may ____ staying up late.

Cevabı göster

have to do with

In adults,

0:33

Yetişkinlerde,

yawns were commonly thought to draw more oxygen into the lungs, Dilbilgisi

0:34

esnemenin akciğerlere daha fazla oksijen çekerek

Dilbilgisi

were commonly thought to: geçmişteki bir inancı aktarmak

Were commonly thought to, bir düşünceyi aktarmak için kullanılan edilgen bir bildirme yapısıdır. Geçmişte birçok kişinin bir şeye genel olarak inandığını belirtir; were çoğul özne yawns ile uyumludur ve to draw inanılan içeriği başlatır. Bu yapı eski bir görüşü aktarır ancak onu konuşanın kanıtladığı bir gerçek olarak sunmaz. Commonly görüşün yaygın olduğunu, were ise bu görüşün geçmişte kaldığını gösterir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki kalıbın tamamıyla tamamlayın: In that village long ago, dragons ____ live beyond the mountains.

Cevabı göster

were commonly thought to

making you feel less tired, Dilbilgisi

0:37

daha az yorgun hissetmenizi sağladığı düşünülürdü,

Dilbilgisi

making you feel less tired: sonuç bildiren bir -ing yan cümlesi

Bu cümlede making you feel less tired, sonucu anlatan bir -ing yan cümlesidir. Önceki fikrin tamamının etkisini ekler: Akciğerlere daha fazla oksijen çekmenin kişiyi daha az yorgun hissettirdiğine inanılıyordu. Making cümlenin ana fiili değildir. Tam bir yan cümleden sonra virgül + -ing kullanılarak sonuç aynı cümlede kısa biçimde verilebilir: X happened, making Y happen. X içindeki hangi eylem veya durumun sonucu doğurduğu açık olmalıdır.

Alıştırma

Hangi cümle virgül + -ing yapısını amaç değil, sonuç belirtmek için kullanıyor?

  1. The warm blanket trapped more heat, making the puppy feel comfortable.
  2. The puppy felt comfortable because the blanket was warm.
  3. The family bought a warm blanket to make the puppy feel comfortable.
Cevabı göster

The warm blanket trapped more heat, making the puppy feel comfortable.

but new research states that this may not be the case. Kalıp ifadeler

0:38

ancak yeni araştırmalar bunun doğru olmayabileceğini söylüyor.

Kalıp ifadeler

this may not be the case: temkinli bir düzeltme

Burada this, hemen önce sözü edilen iddiaya gönderme yapar; case ise gerçek durum anlamındadır. This may not be the case, önceki iddianın doğru olmayabileceğini ifade eder. May, düzeltmeyi temkinli hâle getirir. Konuşan kişi iddianın kesinlikle yanlış olduğunu söylemeden onu sorgular. Bu ifade, henüz belirsiz olan kanıtlar, raporlar veya varsayımlar tartışılırken kullanışlıdır.

Alıştırma

Bir rapor olası bir açıklama sunuyor, ancak kanıtlar hâlâ eksik. Hangi yanıt bu açıklamayı temkinli biçimde sorgular?

  1. This is definitely not the case.
  2. This is certainly the case.
  3. This may not be the case.
Cevabı göster

This may not be the case.

Scientists now believe that yawning has developed

0:41

Bilim insanları artık esnemenin

as a way of physiologically cooling your brain. Kalıp ifadeler

0:43

beyni fizyolojik olarak serinletmenin bir yolu olarak evrimleştiğine inanıyor.

Kalıp ifadeler

Bir yöntemi anlatan as a way of + -ing

As a way of + -ing, bir eylemi, aracı veya sistemi bir sonuca ulaşmanın yöntemi ya da mekanizması olarak sunar. Bu cümlede esneme, beyni soğutan bir mekanizma olarak anlatılıyor. of bir edat olduğu için ardından isim ya da -ing biçimi gelmelidir: as a way of cooling doğrudur; as a way of cool değildir. Bu kalıp yalnızca amaca değil, bir şeyin nasıl işlediğine odaklanır.

Alıştırma

Cümleyi as a way of ile tamamlayın: Lena walks to school ____ getting some exercise.

Cevabı göster

as a way of

Much like a computer, Anlatım akışı

0:45

Tıpkı bir bilgisayar gibi,

your brain works best at a certain temperature

0:46

beyniniz de belirli bir sıcaklıkta en iyi şekilde çalışır

and tries to avoid overheating.

0:48

ve aşırı ısınmaktan kaçınmaya çalışır.

Anlatım akışı

Benzetmeyi başlatan Much like a computer,

Cümle başındaki Much like a computer, dinleyiciye sonraki fikri güçlü bir benzetme yoluyla anlamasını söyler. Ana açıklamayı vermeden önce tanıdık bir görüntüyü akla getirir; böylece bilgiyi düzenler ve açıklamanın izlenmesini kolaylaştırır. Buradaki karşılaştırma yalnızca uygun bir sıcaklıkta en iyi şekilde çalışma ve aşırı ısınmadan kaçınma özellikleriyle ilgilidir. Bu ifadede much, like sözcüğünü güçlendirerek bu açıdan çok benzer anlamını verir. Miktar belirtmez ve beynin her yönden bir bilgisayar olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Cümle başındaki Much like a computer, bu cümlede ne yapıyor?

  1. Çok sayıda bilgisayar olduğunu söyler.
  2. Ardından açıklanan özelliğe odaklanan güçlü bir karşılaştırma kurar.
  3. Beynin her yönden bir bilgisayar olduğunu söyler.
Cevabı göster

Ardından açıklanan özelliğe odaklanan güçlü bir karşılaştırma kurar.

And it turns out yawning increases your heart rate, Anlatım akışı

0:50

Ayrıca esnemenin kalp atış hızınızı artırdığı,

blood flow,

0:52

kan akışını hızlandırdığı

and the use of muscles in your face,

0:52

ve yüz kaslarınızı daha fazla çalıştırdığı ortaya çıktı;

which are all essential to cooling the brain. Dilbilgisi

0:54

bunların hepsi beyni serinletmek için gereklidir.

Anlatım akışı

it turns out: sonradan keşfedilen bir gerçeği tanıtmak

Burada it turns out, ardından gelen bulguyu tanıtır: Esnemek kalp atış hızını, kan akışını ve yüz kaslarının kullanımını artırır. Bu ifade, söz konusu gerçeğin gözlem veya araştırma yoluyla ortaya çıktığını ve beklenmedik olabileceğini anlatır. Söylemi düzenleyen bir ifade olarak önceki soru veya açıklamadan yeni belirlenmiş bir sonuca geçiş sağlar. Burada turn out tek bir ifade olarak işlev görür; fiziksel olarak dönüp dışarı çıkmayı anlatmaz.

Alıştırma

Cümleyi sonradan keşfedilen bir sonucu tanıtan ifadeyle tamamlayın: We thought the museum was closed, but ____ it is open until eight.

Cevabı göster

it turns out

Dilbilgisi

essential to cooling: edat olan to sonrasında -ing biçimi

essential to cooling the brain ifadesinde to, be essential to + isim veya -ing biçimi kalıbındaki bir edattır. Bu nedenle cooling bir isim-fiildir: artan kalp atış hızının, kan akışının ve yüz kası kullanımının gerekli olduğu süreci adlandırır. Her to sözcüğünü otomatik olarak mastar işareti saymayın. Essential, bir şey için gerekli olmak anlamına geldiğinde essential to ifadesinden sonra bir isim öbeği veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi protect fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Regular backups are essential to ____ your files from data loss.

Cevabı göster

protecting

On top of that, Anlatım akışı

0:56

Dahası,

deeply inhaling cold air can alter the temperature

0:57

soğuk havayı derinlemesine solumak

of the blood in our head.

0:59

başımızda dolaşan kanın sıcaklığını değiştirebilir.

Anlatım akışı

Başka bir nokta eklemek için On top of that,

On top of that, daha önce verilen bilgiyi destekleyen veya güçlendiren ek bir nokta sunar. Burada esnemenin serinletici etkisiyle ilgili başka bir neden ekler. Bu ifade, yeni bilginin yalnızca sıradaki olay değil, önceki bilgiye eklenen yeni bir katman olduğunu göstererek düşünceleri düzenler. Burada mecazidir; fiziksel bir konumu anlatmaz.

Alıştırma

Dersimizdeki dört sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: The bus is cheaper than a taxi. ____, it stops right outside the museum.

Cevabı göster

On top of that

But why is your brain hot in the first place? Deyimler

1:00

Peki beyniniz en başta neden ısınıyor?

Deyimler

Why ... in the first place? Başlangıçtaki nedeni sormak

In the first place, bir durumun başlangıçtaki nedenini veya çıkış noktasını sorar. Burada konuşmacı, beynin nasıl soğuduğu konusundan, neden en başta ısındığı sorusuna geri döner. Bir why sorusunun sonunda çoğu zaman 'başlangıçta' veya 'en başta' anlamına gelir. Bir yeri ya da listedeki ilk maddeyi anlatmaz.

Alıştırma

Başlangıçtaki nedeni soran dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Why did Maya open the locked box ____?

Cevabı göster

in the first place

Well,

1:03

Şöyle ki,

both exhaustion and sleep deprivation are known Kelime

1:03

hem aşırı yorgunluğun hem de uykusuzluğun

to increase overall brain temperature,

1:05

beynin genel sıcaklığını artırdığı biliniyor;

Kelime

sleep deprivation: yeterince uyumamak

Sleep deprivation, yeterince uyumama durumunu anlatır. Yalnızca yorgun veya uykulu hissetmeye değil, gerekli uyku süresinin ya da uyuma fırsatının eksik olmasına odaklanır. Bu cümlede exhaustion ile birlikte, ilişkili ancak farklı bir durum olarak sıralanır. Sleep deprivation uyku eksikliğini, exhaustion ise aşırı yorgunluğu belirtir.

Alıştırma

Bir sağlık makalesinde sleep deprivation ne anlama gelir?

  1. Yeterince uyumamak
  2. Zorlu çalışmadan sonra yorgun hissetmek
  3. Normalden daha uzun uyumak
Cevabı göster

Yeterince uyumamak

which explains why yawning occurs more in these states. Anlatım akışı

1:07

bu da bu durumlarda neden daha çok esnediğimizi açıklıyor.

Anlatım akışı

which explains why: bir gerçeği sonucuna bağlamak

Burada which, önceki gerçeğin tamamına, yani bitkinlik ve uyku yoksunluğunun beyin sıcaklığını artırmasına gönderme yapar. Yalnızca hemen yanındaki temperature ismine gönderme yapmaz. fact, which explains why + cümlecik yapısı, ilk gerçeği sonraki sonucun açıklaması olarak sunar. Okuyucuyu neden-sonuç zincirinde yönlendirir; buradaki why bir soru sormaz, açıklanan sonucu getirir.

Alıştırma

Boşluk için en uygun bağlantıyı seçin: The roads froze overnight, _____ buses are delayed this morning.

  1. which explains why
  2. even though
  3. because
Cevabı göster

which explains why

Researchers have even found participants

1:09

Araştırmacılar hatta şu bulguya ulaştı: Katılımcılar

who place warm packs on their head

1:11

başlarına sıcak kompres koyduklarında,

yawn 41% of the time Kalıp ifadeler

1:12

zamanın %41'inde esniyorlardı.

Kalıp ifadeler

41% of the time: gerçekleşme sıklığını bildirmek

Bu cümlede 41% of the time, katılımcıların ilgili gözlem fırsatlarında ne sıklıkta esnediğini bildirir. Esnemenin karşılaştırılabilir her 100 durumun 41'inde gerçekleştiği anlamına gelir; belirli bir sürenin %41'i boyunca devam ettiği anlamına gelmez. Yüzde + of the time kalıbı, yüzdeyi bir sıklık ifadesine dönüştürür. Genellikle ölçülen olaydan sonra gelir.

Alıştırma

Cümleyi bir yüzdeden sonra gelen sıklık ifadesiyle tamamlayın: In 100 tests, the sensor worked 41 times. The sensor worked 41% ____.

Cevabı göster

of the time

while watching others yawn Dilbilgisi

1:14

Bu sırada başkalarının esnediğini izliyorlardı.

Dilbilgisi

while watching others yawn: kısaltılmış bir zaman yan cümlesi

While watching others yawn, katılımcılar başkalarının esnemesini izlerken anlamına gelen kısaltılmış bir zaman yan cümlesidir. Watching eyleminin örtük öznesi, ana cümlede esneyen participants ile aynı olduğu için özne ve be fiilinin biçimi çıkarılmıştır. Yan cümle içinde watching, others nesnesini ve ardından yawn fiilinin yalın hâlini alır; yani başka insanların esnemesini izlerler. İki eylemin öznesi aynı olduğu sürece while + -ing, ana eylemle aynı anda gerçekleşen bir eylemi ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi watch kullanarak kısaltılmış bir while yan cümlesiyle tamamlayın: The children began laughing ____ the clown perform.

Cevabı göster

while watching

as opposed to 9% of the time Anlatım akışı

1:15

Buna karşılık bu oran yalnızca %9'a düşüyordu,

with a cold pack on their head.

1:17

başlarına soğuk kompres koyduklarında.

Anlatım akışı

as opposed to: açık bir karşıtlık sunmak

as opposed to bağlacı, ikinci öğeyi birinci öğeyle açık bir karşıtlık içinde sunar. Burada iki oranı düzenler: başkalarının esnemesini izlerken %41 ve soğuk paket kullanıldığında %9. Koşulları veya sonuçları karşılaştırır; bir kişinin bir şeye aktif olarak karşı çıktığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi dersteki üç sözcüklü karşılaştırma ifadesiyle tamamlayın: “The new plan reduced waiting times by 30%, ____ 8% under the old plan.”

Cevabı göster

as opposed to

So if your head is already cold,

1:18

Yani başınız zaten soğuksa,

you'll yawn less.

1:19

daha az esnersiniz.

But what about contagious or social yawning? Anlatım akışı

1:21

Peki ya bulaşıcı veya sosyal esneme?

Anlatım akışı

what about: ilgili bir konuya geçmek

What about + isim öbeği? gözden kaçan veya ilgili bir konuyu tartışmaya getiren bir soru başlatabilir. But bu geçişi güçlendirir: bir esneme türü tartışıldıktan sonra konuşmacı bulaşıcı veya sosyal esnemeye geçer. Buradaki anlamı “bu ilgili konu tartışmaya nasıl dâhil oluyor?” şeklindedir. Bir kişi hakkında mutlaka görüş istendiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Sunumu yapan kişi bir ürünün fiyatını anlatmayı bitirdi ve teslimat süresini başka bir ilgili konu olarak tanıtmak istiyor. Bu konu geçişini en iyi hangi seçenek yapar?

  1. But what about delivery time? — İlgili başka bir konuyu gündeme getirir.
  2. Delivery time has already improved. — Bir sonuç bildirir.
  3. I strongly oppose the delivery plan. — Karşı çıkış ifade eder.
Cevabı göster

But what about delivery time? — İlgili başka bir konuyu gündeme getirir.

Humans, primates, and even dogs

1:23

İnsanlar, primatlar ve hatta köpekler için

find yawning contagious Dilbilgisi

1:25

esnemek bulaşıcıdır

Dilbilgisi

find yawning contagious: find + nesne + sıfat

find yawning contagious ifadesinde find, “yerini bulmak” değil, “gözlem sonucunda fark etmek veya bir şekilde değerlendirmek” anlamındadır. Yawning nesnedir; contagious ise yawning’i tanımlayan sıfat tamamlayıcısıdır. Yeniden kullanılabilecek kalıp find + nesne + sıfat şeklindedir. Birinin nesnenin belirli bir niteliğe sahip olduğunu gözlemlediğini veya düşündüğünü kısa biçimde anlatır.

Alıştırma

finds, the story ve exciting sözcüklerini find + nesne + sıfat kalıbında kullanarak cümleyi tamamlayın: Maya ____.

Cevabı göster

finds the story exciting

and it's most likely linked to empathy. Kalıp ifadeler

1:26

ve bu büyük olasılıkla empatiyle bağlantılıdır.

Kalıp ifadeler

linked to: olası bir bağlantı, kanıtlanmış bir neden değil

it's most likely linked to empathy bölümünde it, bulaşıcı esneme durumunu belirtir. Linked to, empatiyle bir bağlantı veya ilişki olduğunu anlatırken most likely bu bağlantının kesin değil, yüksek olasılıklı olduğunu gösterir. Be linked to bir ilişkiyi anlatır; tek başına bir şeyin diğerine neden olduğunu söylemez. Bu nedenle cümle, empatinin kanıtlanmış veya tek neden olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bir rapor iki durumun sık sık birlikte gerçekleştiğini bulmuş, ancak birinin diğerine neden olduğunu kanıtlamamıştır. Şu cümleyi değerlendirin: "Poor sleep is most likely linked to late-night screen use."

  1. Uygun
  2. Uygun değil
Cevabı göster

Uygun

Contagious yawning begins in children

1:28

Bulaşıcı esneme çocuklarda

around the age of 4 to 5

1:30

dört ila beş yaş civarında başlar

and this is when empathetic behavior,

1:31

ve empatik davranışların,

along with the ability to identify emotions, Kalıp ifadeler

1:33

duyguları tanıma becerisiyle birlikte

begins to develop.

1:35

gelişmeye başladığı dönem de budur.

Kalıp ifadeler

along with: ana özneyi değiştirmeden tamamlayıcı bilgi eklemek

Bu cümlede along with, duyguları tanımlama becerisini empathetic behavior ifadesinden sonra ilişkili ve tamamlayıcı bilgi olarak ekler. Ana odak empathetic behavior üzerinde kalır. along with bir özneden sonra geldiğinde, eklenen isim öbeği normalde eşit konumlu bir birleşik özne oluşturmaz. Fiil genellikle ana özneyle uyum gösterir; burada tekil empathetic behavior ifadesini tekil begins fiili izler.

Alıştırma

Asistanları eşit bir özne olarak değil, ikincil bilgi olarak ekleyen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The coach, ____ two assistants, is attending the meeting.

Cevabı göster

along with

In fact,

1:36

Aslında,

children with empathy-related disorders such as autism

1:36

otizm gibi empatiyle bağlantılı bozuklukları olan çocuklar,

yawn less in response to videos of people yawning Kalıp ifadeler

1:39

insanların esnediği videolara tepki olarak daha az esner,

compared to other children.

1:41

diğer çocuklara kıyasla.

Kalıp ifadeler

in response to: bir tetikleyiciye verilen tepkiyi belirtmek

In response to, videoları çocukların davranışını tetikleyen uyarıcı olarak gösterir. Yalnızca esnemenin daha sonra gerçekleştiğini değil, bir tepki ilişkisini ifade eder. Kalıp in response to + isim, isim öbeği veya -ing biçimidir: in response to a request; in response to seeing the results.

Alıştırma

Değişikliği açıkça bir tepki olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: The school added another bus ____ parents' concerns.

Cevabı göster

in response to

Research also suggests that you're more likely Dilbilgisi

1:43

Araştırmalar ayrıca şunu gösteriyor:

to copy the yawn of someone socially or genetically close to you. Kelime

1:45

Sosyal veya genetik açıdan size yakın birinin esnemesini taklit etme olasılığınız daha yüksek.

Dilbilgisi

more likely to + fiil: daha yüksek olasılık

more likely to copy ifadesinde be more likely to + fiilin yalın hâli, bir eylemin başka bir duruma göre gerçekleşme olasılığının daha yüksek olduğunu belirtir. Olasılıklar karşılaştırılır; daha düşük olasılığa sahip karşılaştırma noktası açıkça söylenebilir veya bağlamdan anlaşılabilir. Bu yapı bir eğilimi öngörür, kesinlik bildirmez. likely olasılıkla ilgilidir; beğenme ya da tercih anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşme olasılığı daha yüksek olmak” anlamındaki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: Given the icy road, a driver is ____ lose control if they are speeding.

Cevabı göster

more likely to

Kelime

socially or genetically close to you: sosyal veya genetik yakınlık

Burada socially or genetically, close to you ifadesini niteler ve mekânsal olmayan iki anlamı seçer. Socially close, güçlü bir sosyal ilişkiyle bağlı olmak; genetically close ise biyolojik aile bağının görece yakın olması demektir. Close to yalnızca fiziksel mesafeyi değil, bir ilişkiyi veya dereceyi de anlatabilir. Yanındaki zarflar hangi soyut yakınlık türünün kastedildiğini gösterir ve bu iki yakınlık türü aynı sayılmamalıdır.

Alıştırma

“Maya is socially close to her neighbors, although none of them are her relatives,” cümlesinde socially close ne anlama gelir?

  1. Fiziksel olarak birbirlerine kısa bir mesafede yaşıyorlar.
  2. Güçlü bir sosyal ilişkileri var.
  3. Yakın bir biyolojik aile bağını paylaşıyorlar.
Cevabı göster

Güçlü bir sosyal ilişkileri var.

Even dogs are more likely to copy the yawns of their owner

1:48

Köpeklerin bile sahiplerinin esnemesini taklit etme olasılığı

as opposed to the yawn of a stranger.

1:50

bir yabancının esnemesini taklit etme olasılığından daha yüksektir.

Finally,

1:52

Son olarak,

mirror neurons also play a role. Kalıp ifadeler

1:53

ayna nöronlar da bu konuda rol oynar.

Kalıp ifadeler

play a role: bir sonuca katkıda bulunmak

Play a role, “bir sonuca katkıda bulunmak” veya “bir ölçüde etkili olmak” anlamına gelen kalıplaşmış bir ifadedir. Burada ayna nöronların açıklamadaki etkenlerden biri olduğu söylenir; tek neden oldukları ileri sürülmez. Also, bu etkeni daha önce söylenenlere ekler. Başka durumlara aktarılabilen yaygın kalıp X plays a role in Y şeklindedir; Y yerine isim veya -ing biçimi gelir.

Alıştırma

Cümleyi “bir sonuca katkıda bulunmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Good communication can ____ in a team's success.

Cevabı göster

play a role

In our brain,

1:55

Beynimizde,

mirror neurons fire when we perform a specific action, Kelime

1:55

ayna nöronlar belirli bir hareket yaptığımızda,

view someone else doing the action,

1:58

başka birinin o hareketi yaptığını gördüğümüzde

or even just hear someone talk about the action.

1:59

ya da yalnızca birinin o hareketten bahsettiğini duyduğumuzda bile etkinleşir.

Kelime

mirror neurons fire: fire sözcüğünün sinir bilimindeki anlamı

Sinir biliminde fire, “elektriksel bir dürtü üretmek” veya “elektriksel olarak etkinleşmek” anlamına gelir. Bu nedenle mirror neurons fire, bu nöronların sinirsel etkinlik gösterdiğini anlatır; alev veya silahla ateş etme anlamıyla ilgisi yoktur. Burada fire, geniş zamanda kullanılan geçişsiz bir fiildir. Çoğul özne mirror neurons ile fire kullanılır; ardından gelen when yan cümlesi de bu etkinliği tetikleyen koşulları belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “elektriksel dürtüler üretmek” anlamındaki sinir bilimi fiiliyle tamamlayın: When the signal arrives, the sensory neurons ____.

Cevabı göster

fire

They're important brain cells that are used for learning,

2:02

Bunlar öğrenme,

self-awareness,

2:04

öz farkındalık

and relating to others. Kelime

2:05

ve başkalarıyla bağ kurma için kullanılan önemli beyin hücreleridir.

Kelime

Empati ve sosyal bağ için relating to others

Burada relating to others, diğer insanları anlamak ve onlarla duygusal ya da sosyal bağlar kurmak anlamına gelir. -ing biçimindeki relating, bu beyin hücrelerinin desteklediği başka bir yetenek olarak learning ve self-awareness ile paralel kullanılmıştır. İnsanlarla bağ kurma anlamında relate to, empatiyi veya yakınlık hissini anlatır. Yalnızca akraba olmak ya da bir konuyla bağlantılı olmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Hangi cümlede relate to, başka bir kişiyi anlamak veya onunla sosyal bir bağ hissetmek anlamındadır?

  1. I can relate to the new student because I felt nervous on my first day too.
  2. The report relates sleep to memory.
  3. Jamal is related to his aunt.
Cevabı göster

I can relate to the new student because I felt nervous on my first day too.

When we view someone else yawn,

2:06

Başka birinin esnediğini gördüğümüzde,

the mirror neurons in our brain become activated

2:08

beynimizdeki ayna nöronlar

in a similar way

2:09

benzer bir şekilde etkinleşir

and as a result, Anlatım akışı

2:11

ve bunun sonucunda

we copy the yawn.

2:11

biz de onun esnemesini taklit ederiz.

Anlatım akışı

Bir sonucu belirtmek için as a result

As a result, dinleyiciye ardından gelen bilginin daha önceki bir nedenin sonucu olduğunu bildiren bir söylem bağlayıcısıdır. Burada ayna nöronların etkinleşmesi neden, esnemenin taklit edilmesi ise sonuç olarak sunulur. Bilgileri bir neden-sonuç zinciri hâlinde düzenler; yalnızca zaman içinde bir sonraki olayı bildirmekten daha fazlasını yapar.

Alıştırma

Açık bir neden-sonuç ilişkisi kuran bağlayıcıyı seçin: The alarm did not ring. _____, I arrived late.

  1. For example
  2. As a result
  3. Meanwhile
Cevabı göster

As a result

So although yawning may occur in people

2:13

Dolayısıyla esneme,

who are literally hot-headed, Deyimler

2:14

kelimenin tam anlamıyla “başı sıcak” kişilerde ortaya çıkabilse de,

contagious yawning allows us to be cool

2:16

bulaşıcı esneme sayesinde rahat oluruz

with the people around us.

2:18

çevremizdeki insanların yanında.

Deyimler

literally hot-headed ... be cool with: sıcaklık üzerinden bir kelime oyunu

Hot-headed normalde çabuk öfkelenen ya da öfkeyle düşünmeden davranan birini anlatır; ancak literally burada ifadeyi fiziksel olarak sıcak bir baş anlamına getirir. Alışılmış deyim anlamı da arka planda çağrışım yapmaya devam ederek şakanın ilk yarısını oluşturur. Be cool with someone normalde birini kabullenmek, onun yanında rahat olmak ya da onunla iyi geçinmek anlamına gelir. Buradaki cool aynı zamanda esnemenin beyni serinlettiği düşüncesine gönderme yapar; böylece sıcaklıkla ilgili tek bir sözcük hem fiziksel hem de sosyal anlam taşır.

Alıştırma

Hangi açıklama cümledeki kelime oyununu doğru biçimde belirtiyor?

  1. Hot-headed burada öfkeli olmak anlamına gelirken be cool with düşük vücut sıcaklığına sahip olmak anlamına gelir.
  2. Her iki ifade de esnemenin insanları öfkelendirdiği anlamına gelir.
  3. Her iki ifade de yalnızca fiziksel sıcaklığı anlatır.
  4. literally hot-headed burada fiziksel sıcaklığı anlatırken be cool with insanları kabullenmek veya onlarla iyi geçinmek anlamına gelen bir deyimdir; hot ve cool kelime oyununu oluşturur.
Cevabı göster

literally hot-headed burada fiziksel sıcaklığı anlatırken be cool with insanları kabullenmek veya onlarla iyi geçinmek anlamına gelen bir deyimdir; hot ve cool kelime oyununu oluşturur.

If you haven't already checked out our yawn-o-meter,

2:19

“Esneme ölçer”imize henüz göz atmadıysanız,

go try it out

2:21

gidip deneyin

and let us know in the comments

2:22

ve yorumlarda bizimle paylaşın:

how long you were able to last

2:23

Ne kadar dayanabildiniz?

and subscribe for more weekly science videos.

2:24

Ayrıca her hafta yeni bilim videoları için kanalımıza abone olun.