AKLINIZI BAŞINIZDAN ALACAK!: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
409 kelime 186 kel/dk

Video tanıtımı: Vsauce bir maymunu kedi sanma hatasını düzeltiyor ve oyunlarda, bir film afişinde, görsel ya da işitsel yanılsamalarda saklı ayrıntıların ilk izlenimi nasıl tersine çevirdiğini gösteriyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “mind was blown.” — Deyimler ve mecazlı ifadeler: bir keşfin çok şaşırtıcı olduğunu, gerçek bir yaralanma sanmadan anlamak. 2. “flipping us off” — Öbekli fiiller: flip someone off sözündeki kaba el hareketini tanımak ve nesneyi doğru yere koymak. 3. “more time” ... “than I'd like to admit” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: bir işe utandıracak kadar çok zaman harcandığını öz eleştirel bir karşılaştırmayla itiraf etmek.

Bu derste

Hey,

0:00

Selam,

Vsauce.

0:00

Vsauce.

I've got a quick and fun video for you today Kalıp ifadeler

0:01

Bugün sizin için kısa ve eğlenceli bir videom var

Kalıp ifadeler

I've got ... for you: dinleyici için hazırlanmış bir şeyi tanıtmak

I've got a quick and fun video for you cümlesinde I've got, I have veya I have prepared anlamına gelir; konuşanın bir şeyi elinde bulundurduğunu ya da hazırladığını belirtir. Bir şeyi henüz teslim almış olduğu anlamına gelmez. Biçim have + got gibi görünse de burada şimdiki bir durumu ifade eder. I've got + şey + for you kalıbı, dinleyici için hazırlanmış bir şeyi tanıtır. For you, amaçlanan alıcıyı veya kitleyi belirtir; dinleyicinin konuşan adına bir eylem yapacağı anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi I've got ... for you kısaltmalı kalıbıyla tamamlayın: ____ a quick update ____ before the meeting starts.

Cevabı göster

I've got · for you

because I made a mistake.

0:02

çünkü bir hata yaptım.

Last week on episode 10 of ING,

0:05

Geçen hafta ING'nin 10. bölümünde,

I showed a picture and I said cats and dogs cooperating.

0:07

bir resim gösterip kedi ve köpeklerin iş birliği yaptığını söyledim.

However,

0:10

Ancak,

if you look at the picture for more than a second,

0:11

resme bir saniyeden uzun bakarsanız,

you can tell that it's not a cat. Kalıp ifadeler

0:12

bunun bir kedi olmadığını anlayabilirsiniz.

Kalıp ifadeler

You can tell that: kanıtlardan çıkarım yapmak

Bu cümlede you can tell that, ardından gelen gerçeği kanıtlara dayanarak fark edebilmek veya çıkarabilmek anlamına gelir. Tell burada “iletmek” demek değildir; resme bakmak, izleyicinin bir yargıya varmasını sağlar. can tell that + yan cümle kalıbı, çıkarılan sonucu sunar. If yan cümlesi yargı için gereken gözlemi sağlar; that it's not a cat ise sonucu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “kanıtlardan çıkarım yapmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The lights are off and the door is locked, so you ____ the office is closed.

Cevabı göster

can tell that

It's a monkey.

0:14

O bir maymun.

When a commenter pointed that out to me, Öbek fiiller

0:16

Bir yorumcu buna dikkatimi çektiğinde,

Öbek fiiller

pointed that out: point out içinde zamirin yeri

Point out, birinin gözden kaçırmış olabileceği bir gerçek veya ayrıntıya dikkatini çekmek anlamına gelir. Burada that, daha önce sözü edilen gerçeğe gönderme yapar ve yorumcu konuşanın bunu fark etmesini sağlar. Point out ayrılabilen bir öbek fiildir. Nesnesi it veya that gibi bir zamirse zamir, fiil ile out arasına gelir: point that out. That nesne olarak kullanılıyorsa point out that denmez.

Alıştırma

Point out fiilinin geçmiş zaman biçimini kullanıp it zamirini doğru yere koyarak cümleyi tamamlayın: A reviewer noticed the missing date and ____ before publication.

Cevabı göster

pointed it out

my mind was blown. Deyimler

0:17

aklım başımdan gitti.

Deyimler

my mind was blown: aşırı şaşkınlık

Mind was blown, blow someone's mind ifadesine dayanan, edilgen biçimli bir deyimsel tepkidir. Bir şeyin o kadar şaşırtıcı veya etkileyici olduğunu anlatır ki konuşanın bildiğini sandığı şeyleri kökten değiştirir. Burada beklenmedik bir keşfe verilen yoğun zihinsel tepkiyi anlatır; fiziksel bir yaralanma veya patlama anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir öğrenci, «sessiz» oyuncunun üç ünlü karakteri seslendirdiğini keşfediyor. «My mind was blown» derse ne demek istiyor?

  1. Fiziksel bir yaralanma yaşadı.
  2. Bilgiyi görmezden gelmeye karar verdi.
  3. Keşif onu son derece şaşırttı.
Cevabı göster

Keşif onu son derece şaşırttı.

And so now I'm going to return the favor. Deyimler

0:19

Şimdi ben de size aynı şekilde karşılık vereceğim.

Deyimler

return the favor: yapılan iyiliğe karşılık vermek

Return the favor, birinin daha önce yaptığı yardım veya nazik davranışa kendi yardımınla karşılık vermek anlamına gelen bir deyimdir. Buradaki favor, tercih değil yardım veya iyilik anlamındadır; return da bir nesneyi fiziksel olarak geri vermek demek değildir. Karşılık olarak yapılan eylemin önceki eylemle tamamen aynı olması gerekmez. Bu ifade, konuşmacının yapacağı şeyi dostça bir karşılıklılık olarak sunar ve söz konusu favor şaşırtıcı bir deneyimi paylaşmak olduğunda şakacı da duyulabilir.

Alıştırma

Birinin daha önce yaptığı yardıma karşılık vermek anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: Maya covered my shift last week, so I'll ____ by covering hers today.

Cevabı göster

return the favor

Prepare to get blown in the mind.

0:21

Aklınızın başınızdan gitmesine hazır olun.

First stop,

0:26

İlk durağımız,

Super Mario Galaxy.

0:27

Super Mario Galaxy.

Many of you may have already discovered this, Dilbilgisi

0:29

Birçoğunuz bunu çoktan keşfetmiş olabilir,

Dilbilgisi

may have already discovered: geçmiş hakkında kesin olmayan bir tahmin

May have + past participle, tamamlanmış bir geçmiş olay hakkında kesin olmayan bir çıkarım yapar. may have already discovered ifadesinde konuşmacı, keşfin şimdiden önce gerçekleşmiş olabileceğini düşünür ancak kesinlikle gerçekleştiğini ileri sürmez. Already, have ile discovered arasına gelir ve olayın şimdiki andan önce ya da beklenenden daha erken gerçekleşmiş olabileceğini vurgular. Burada may izin değil, olasılık ifade eder.

Alıştırma

Cümleyi may have + already ile tamamlayın ve already sözcüğünü past participle önüne yerleştirin: Nora is not at her desk; she ____ left for the day.

Cevabı göster

may have already

but if you read each letter Dilbilgisi

0:30

ama her bir harfi okuyup

and only each letter that has a star underneath it

0:32

yalnızca altında yıldız bulunan harfleri

on the cover of the game,

0:35

oyunun kapağından seçerseniz,

Dilbilgisi

each letter and only each letter that ... ile kesin seçim

Bu cümlede each ... and only each ... that ... kesin bir küme tanımlar. Each, koşulu karşılayan her harfin okunmasını gerektirirken only bu kümenin dışındaki tüm harfleri eler. That has a star underneath it ilgi cümleciği, hangi harflerin koşulu karşıladığını belirler. Burada only, each letter isim grubuyla bağlantılıdır; okumanın izin verilen tek eylem olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

“Etiketli her dosya ve etiketsiz hiçbir dosya” anlamına gelen vurgulu kalıpla İngilizce talimatı tamamlayın: Archive ____ has the blue tag.

Cevabı göster

each file and only each file that

it spells out "You are Mr. Gay." Öbek fiiller

0:36

ortaya “Sen Bay Gay'sin” yazısı çıkıyor.

Öbek fiiller

spells out: harflerin mesaj oluşturması

Burada spells out, seçilen harflerin sırayla okunduğunda birleşerek“You are Mr. Gay.” mesajının tamamını oluşturup ortaya çıkarması anlamına gelir. Özne olan it, bu harflerin birleştirilmesiyle elde edilen sonucu ifade eder. Bu, spell out ifadesinin görünür bir mesaj oluşturma anlamıdır. Her sözcüğün harflerini yüksek sesle söylemek anlamına gelmez ve yaygın olan diğer “bir şeyi çok açık biçimde açıklamak” anlamında da kullanılmamıştır.

Alıştırma

“Okunabilir bir mesaj oluşturmak” anlamındaki iki sözcüklü İngilizce ifadeyle cümleyi tamamlayın: The initials on the map ____ a warning.

Cevabı göster

spell out

Mario.

0:41

Mario.

But don't worry,

0:42

Ama merak etmeyin,

we might get the last laugh. Deyimler

0:43

son gülen biz olabiliriz.

Deyimler

Get the last laugh: durum tersine dönünce son gülen olmak

Bu cümlede get the last laugh, başka biri üstün görünmüş veya sizinle alay etmiş olsa da sonunda kazanmak ya da haklı çıkmak anlamına gelir. Buradaki “laugh” mecazidir; önemli olan gerçekten en son kimin güldüğü değil, durumun sonunda tersine dönmesidir. Kalıp get the last laugh şeklindedir ve get dil bilgisine göre değişir: got the last laugh, might get the last laugh. Rekabet, aksiliklerden sonra geri dönüş ve sonunda haklı çıkma anlatılarında kullanışlıdır.

Alıştırma

Cümleyi get the last laugh ifadesinin doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: Everyone dismissed Maya's design, but when it won the award, she ____.

Cevabı göster

got the last laugh

Here it is,

0:45

İşte,

an online flash game you can play right now Kültür

0:46

hemen şimdi oynayabileceğiniz çevrim içi bir Flash oyunu var,

called Duck Hunt. Kültür

0:48

adı Duck Hunt.

Kültür

Flash game: Adobe Flash ile yapılmış bir oyun

Burada flash game, Adobe Flash ile oluşturulan ve bir web tarayıcısı üzerinden oynanan küçük bir oyun anlamına gelir. Flash, yazılım platformunun adıdır; oyunun hızlı olduğunu, kamera flaşını veya yanıp sönen görsel efektleri anlatmaz. Terim, Flash'ın birçok etkileşimli oyunu çalıştırdığı daha eski bir web dönemine işaret eder. Günümüzde yaygın tarayıcılar Flash'ı yerel olarak desteklemediğinden, eski medyada bu ifadeyi görmek söz konusu teknolojinin dönemini anlamaya yardımcı olabilir.

Alıştırma

Eski bir “Flash game” açıklamasında Flash neyi belirtir?

  1. Oyun boyunca kullanılan bir kamera flaşı efekti
  2. Web oyununu oluşturmak ve çalıştırmak için kullanılan Adobe platformu
  3. Oyunun çok hızlı temposu
  4. Tarayıcıda açılabilen herhangi bir oyun
Cevabı göster

Web oyununu oluşturmak ve çalıştırmak için kullanılan Adobe platformu

Kültür

Bir oyun adı olarak Duck Hunt

“Duck Hunt”, Nintendo'ya ait bir video oyununun tam adıdır. Bu cümlede called sözcüğünden sonra gelen bir özel addır: çevrim içi Flash oyununun adı Duck Hunt'tır. Başlık, sözcüğü sözcüğüne ördek avlamayı çağrıştırabilir ancak Hunt bu cümlede fiil değildir. Orijinal oyunda bir köpek karakteri bulunur; bu nedenle daha sonra köpeğe ve Nintendo'ya yapılan göndermeler aynı oyuna işaret eder.

Alıştırma

“Duck Hunt” bu cümlede hangi görevi üstleniyor?

  1. “Duck Hunt” oyunun adıdır.
  2. “Hunt” cümlenin ana fiilidir.
  3. “Duck Hunt” bir ördeği avlama talimatıdır.
Cevabı göster

“Duck Hunt” oyunun adıdır.

More specifically,

0:49

Daha doğrusu,

kill the dog from Duck Hunt.

0:50

Duck Hunt'taki köpeği öldürmek.

That's right.

0:52

Aynen öyle.

After all of these years,

0:53

Bunca yıldan sonra,

you finally have the power.

0:54

nihayet bunu yapacak güce sahipsiniz.

Unfortunately,

1:00

Ne yazık ki,

Nintendo may have one-upped us. Kelime

1:01

Nintendo bizi alt etmiş olabilir.

Kelime

one-upped us ifadesindeki gündelik fiil one-up

One-up someone, özellikle küçük bir rekabet sırasında karşı tarafın yaptığından daha iyi bir şey yapmak anlamına gelir. One-upped basit geçmiş zaman biçimidir; us ise geride bırakılan kişi veya grubu belirtir. Burada Nintendo daha da iyi bir hamleyle karşılık vermiş ve konuşmacıların üstünlüğü ele geçirdikleri düşüncesini tersine çevirmiş olabilir. İfade, rekabette üstün gelmeyi anlatır; bir birim eklemek veya oyunda fazladan can kazanmak anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi one-up fiilinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: I showed my friend a photo of my tiny garden, but she ____ me with pictures of her rooftop greenhouse.

Cevabı göster

one-upped

Remember this?

1:03

Bunu hatırlıyor musunuz?

After completing the castle,

1:04

Kaleyi tamamladıktan sonra,

it turns out Toad has been flipping us off the entire time. Notlar

1:05

meğer Toad bunca zaman bize orta parmağını gösteriyormuş.

Kalıp ifadeler

Yeni keşfedilen bir gerçeği bildiren it turns out + yan cümle

Bu cümlede it turns out, konuşanın yeni keşfettiği veya sonunda anladığı bir gerçeği bildirir. Ardından gelen Toad has been... yan cümlesi, yeni ortaya çıkan bilgidir. Buradaki it biçimsel öznedir; Toad'a veya başka somut bir şeye gönderme yapmaz. Sonradan elde edilen kanıtlar önceki düşünceyi değiştirdiğinde ya da düzelttiğinde it turns out (that) + yan cümle kalıbını kullanın. That çoğu zaman çıkarılabilir.

Alıştırma

Kütüphanenin bugün açık olduğuna inanıyordunuz, ancak sonra internet sitesini kontrol ettiniz. Yeni gerçeği doğal biçimde ortaya koyan cümle hangisidir?

  1. I have always known the library is closed today.
  2. It turns out the library is closed today.
  3. The library might close later today.
Cevabı göster

It turns out the library is closed today.

Dilbilgisi

Bütün bir döneme yayılan eylem için has been ... the entire time

has been flipping yapısı present perfect continuous biçimidir: has + been + fiil-ing. Eylemi, geçmişteki bir noktadan konuşanın şu anki keşfiyle bağlantılı bir dönem boyunca süren veya tekrarlanan bir etkinlik olarak gösterir. The entire time, eylemin bu dönemin tamamını kapladığını belirtir. Konuşan geçmişe bakıp o zamana kadar gerçekleşmekte olan şeyi yeniden yorumlar; eylemin yalnızca keşif anında başladığını söylemez. Bu yapı süreyi vurgular, ancak eylemin şu anda hâlâ sürdüğünü tek başına garanti etmez.

Alıştırma

Eylemin tüm dönem boyunca sürdüğünü göstermek için cümleyi wait fiilinin present perfect continuous biçimiyle tamamlayın: Mia ____ outside the entire time.

Cevabı göster

has been waiting

Öbek fiiller

flip someone off: flipping us off ifadesinin anlamı

Bu cümlede “flipping us off”, bize yönelik hakaret içeren orta parmak hareketini yapmak anlamına gelir. Birini fiziksel olarak ters çevirmek demek değildir; konuşmacı Toad’un duruşunu esprili biçimde bu hareket olarak yorumlamaktadır. “Flip someone off” ayrılabilen bir phrasal verb’dür. Nesne bir zamirse “flip” ile “off” arasına gelir: “flip us off” denir, “flip off us” denmez. Nesne, saldırgan hareketin kime yöneltildiğini gösterir.

Alıştırma

Cümlede “flipping us off” ne anlama gelir ve “us” neden ortadadır?

  1. Bizimle yapılan telefon görüşmesini bitirmek; “off” her zaman zamirden önce gelmelidir.
  2. Bize yönelik kaba bir orta parmak hareketi yapmak; nesne zamiri “flip” ile “off” arasına gelir.
  3. Bedenlerimizi baş aşağı çevirmek; “us” dönüş yönünü belirtir.
Cevabı göster

Bize yönelik kaba bir orta parmak hareketi yapmak; nesne zamiri “flip” ile “off” arasına gelir.

The Chicago Bulls logo upside down Kalıp ifadeler

1:10

Chicago Bulls logosunu ters çevirince

is a robot reading a book.

1:12

kitap okuyan bir robot oluyor.

Kalıp ifadeler

upside down: üst ve alt kısımların ters olması

“Upside down”, üst kısmın normalde alt kısmın bulunacağı yerde olması demektir. Burada Chicago Bulls logosunun nasıl yönlendirilmesi gerektiğini anlatır: logo 180 derece döndürülünce konuşmacı farklı bir resim hayal eder. Bu kalıplaşmış ifade “be”den sonra (“The logo is upside down”) veya yerleştirme ya da hareket bildiren bir fiilden sonra (“Turn the logo upside down”) kullanılabilir. Bir nesnenin iç yüzeyini veya ileri yönünü değil, yönelimini ya da ortaya çıkan durumu anlatır.

Alıştırma

Üst ve alt kısımların ters olduğunu belirten kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: The label is ____, so rotate the bottle 180 degrees.

Cevabı göster

upside down

And if you actually look closely,

1:13

Bir de gerçekten yakından bakarsanız,

the Doom Guy has only ever had one gun. Dilbilgisi

1:14

Doom Guy'ın aslında hep tek bir silahı olduğunu görürsünüz.

Dilbilgisi

only ever: tüm deneyim süresini sınırlamak

has only ever had one gun ifadesinde only toplam sayıyı sınırlar, ever ise ilgili zaman aralığını karakterin bugüne kadarki tüm deneyimine yayar. Birlikte, karakterin yalnızca belirli bir anda bir silahı olduğunu değil, tarihi boyunca sahip olduğu silahların toplam sayısının bir olduğunu anlatırlar. Yardımcı fiil + only ever + geçmiş zaman ortacı kalıbı, has only ever had örneğindeki gibi özellikle present perfect ile yaygındır. Tüm bir deneyim veya geçmiş boyunca güçlü bir sınırlama yapmak için kullanılır.

Alıştırma

Cümlede only ever neyi vurguluyor?

  1. Tüm geçmişi boyunca sahip olduğu silahların toplam sayısı birdir.
  2. Bir seferde bir silah taşır, ama her seferinde farklı bir silah olabilir.
  3. Eskiden birkaç silahı vardı, ama şimdi bir tane var.
Cevabı göster

Tüm geçmişi boyunca sahip olduğu silahların toplam sayısı birdir.

More importantly, Anlatım akışı

1:18

Daha da önemlisi,

the poster for Silence of the Lambs. Kültür

1:19

Kuzuların Sessizliği'nin afişi.

Anlatım akışı

More importantly: sonraki noktanın önceliğini yükseltmek

More importantly, dinleyiciye bir sonraki noktaya az önce belirtilen noktadan daha fazla ağırlık vermesi gerektiğini söyleyen bir söylem belirtecidir. Burada yalnızca listeyi sürdürmek yerine yeni bir örneğin önemini yükseltir. Zaman sırasını değil, bilgilerin önem hiyerarşisini yeniden düzenler. Bir cümlenin veya cümle parçasının başında kullanıldığında normalde ardından virgül gelir.

Alıştırma

Bir sunumcu küçük bir gecikmeden söz ettikten sonra bir güvenlik sorununun daha fazla ilgiyi hak ettiğini belirtmek istiyor. Güvenlik sorununu en iyi hangi geçiş ifadesi tanıtır?

  1. Additionally,
  2. More importantly,
  3. Next,
Cevabı göster

More importantly,

Kültür

Film adı olarak Silence of the Lambs

Silence of the Lambs bir film adıdır. the poster for Silence of the Lambs isim öbeğinde for, afişi filme bağlar; dolayısıyla başlığın tamamı tek bir özel ad olarak işlev görür. Lambs, sahnede gerçekten bulunan bir kuzu sürüsünü anlatmaz. Burayı anlamak için gereken asgari görsel arka plan, afişteki kafatasına benzeyen motifin gizli insan figürleri içermesidir. Bu nedenle daha sonra geçen skull, naked women ve Dalí ifadelerinin tümü filmin olay örgüsüne değil, afişteki aynı görsel ayrıntıya ilişkindir.

Alıştırma

Bu cümlede Silence of the Lambs neyi ifade ediyor?

  1. Afişin ait olduğu filmin adı
  2. Görselde gerçekten gösterilen bir kuzu sürüsü
  3. Kafatası deseninin kendi adı
Cevabı göster

Afişin ait olduğu filmin adı

We've all seen it,

1:21

Hepimiz onu gördük,

but have you ever noticed all of the naked women? Dilbilgisi

1:22

ama bütün o çıplak kadınları hiç fark ettiniz mi?

Dilbilgisi

Deneyim ve dikkat için Have you ever noticed ...?

Have you ever noticed bir present perfect sorusudur: have yardımcı fiil, you özne, ever “şimdiye kadar herhangi bir zamanda” anlamındaki zarf ve noticed geçmiş zaman ortacıdır. Dinleyiciden bitmiş tek bir geçmiş olayı belirtmesini değil, deneyimini gözden geçirmesini ister. Burada noticed, bir ayrıntının bilinçli olarak farkına varmak anlamındadır. Konuşmacı önce herkesin afişi gördüğünü söyler, ardından gizli figürleri fark edip etmediklerini sorar. Aradaki fark, bir şeyi gözle görmek ile belirli bir bilgiyi gerçekten algılamaktır.

Alıştırma

Soruyu, dersteki “bu ayrıntı şimdiye kadar hiç bilincine girdi mi?” anlamındaki dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: ____ this tiny arrow beside the logo?

Cevabı göster

Have you ever noticed

I'm serious.

1:25

Ciddiyim.

Let's get a little closer in on the skull.

1:25

Kafatasına biraz daha yakından bakalım.

Good.

1:28

Güzel.

Do you see it?

1:28

Görüyor musunuz?

It's a portrait by Salvador Dalí.

1:29

Bu, Salvador Dalí'nin yaptığı bir portre.

And hey,

1:32

Ve hey,

what the H? Ton ve niyet

1:32

bu da ne böyle?

Ton ve niyet

şakacı öz sansür olarak what the H?

What the H?, what the hell? ifadesinin şakacı ve öz sansürlü bir biçimidir. H harfi hell sözcüğünün yerine geçerek konuşanın daha sert sözcüğü söylemeden şaşkınlık, inanamama veya kafa karışıklığı göstermesini sağlar. Dinleyicinin, bilinen what the ...? kalıbından eksik ifadeyi çıkarması beklenir. Burada sansürün kendisi hafif bir mizah etkisi yaratır; H bir nesnenin veya ismin ipucu değildir.

Alıştırma

What the H? ifadesinde konuşan H ile ne yapıyor?

  1. H'yi bir kişinin adının kısaltması olarak kullanmak
  2. Daha güçlü bir ünlemin yalnızca ilk harfini söyleyerek ifadeyi yumuşatmak
  3. H etiketini taşıyan nesnenin hangisi olduğunu sormak
Cevabı göster

Daha güçlü bir ünlemin yalnızca ilk harfini söyleyerek ifadeyi yumuşatmak

Let's do an audio illusion.

1:33

Bir ses yanılsaması deneyelim.

You're going to need headphones for this,

1:35

Bunun için kulaklığa ihtiyacınız olacak,

but if you don't have them,

1:36

ama kulaklığınız yoksa,

I'll do a visual illusion simultaneously.

1:37

aynı anda bir görsel yanılsama da göstereceğim.

Okay,

1:39

Pekâlâ,

stare into the middle of these swirling shapes

1:40

dönen bu şekillerin tam ortasına bakın

and listen through your headphones.

1:43

ve kulaklığınızdan gelen sesi dinleyin.

You'll hear someone shaking a matchbook

1:45

Birinin bir kibrit kutusunu salladığını

three-dimensionally around you.

1:47

üç boyutlu olarak çevrenizde duyacaksınız.

I spent more time yesterday than I'd like to admit Kalıp ifadeler

2:09

Dün, itiraf etmek istediğimden çok daha fazla zamanımı

playing this game.

2:11

bu oyunu oynayarak geçirdim.

Kalıp ifadeler

utangaç bir kabul için more ... than I'd like to admit

more + isim + than I'd like to admit kalıbı, bir miktarın utandıracak veya şaşırtacak kadar yüksek olduğunu anlatır. Burada more time karşılaştırılan miktarı belirtirken than I'd like to admit, konuşanın gerçekte ne kadar zaman harcadığını açıklama konusundaki isteksizliğini gösteren öz bilinçli bir yorum ekler. I'd like to admit gerçekten itiraf etmek istemek anlamına gelmez. Konuşanın rahatça kabul edebileceği miktarı varsayar ve gerçek miktarın bu sınırı aştığını belirtir; bu da çoğu zaman hafif bir öz eleştiri veya mizah yaratır. Vurgulanan iki bölümün yan yana olması gerekmez. Buradaki yesterday gibi başka cümle ögeleri aralarına girebilir; playing this game ise yapılan etkinliği belirtir.

Alıştırma

Cümleyi tam olarak more ... than I'd like to admit öz eleştiri kalıbıyla tamamlayın: I spent ____ on that puzzle ____.

Cevabı göster

more time · than I'd like to admit

It's fun cuz you get to jump around, Notlar

2:13

Eğlenceli, çünkü etrafta zıplayabiliyorsunuz,

Kelime

because sözcüğünün gündelik yazımı olarak cuz

Bu cümlede cuz, etrafta zıplamanın neden eğlenceli olduğunu açıklayan sebebi başlatır. because anlamına gelir; farklı bir neden bağlacı değildir. Bu yazım, çok gündelik konuşmayı taklit eder ve cümleye sohbet havası verir. Cümleyi yorumlarken bunu standart because biçimiyle eşleştirmek gerekir.

Alıştırma

Resmî bir e-posta için hangi cümle daha uygundur?

  1. I left early cuz I felt ill.
  2. I left early because I felt ill.
Cevabı göster

I left early because I felt ill.

Dilbilgisi

Sevindirici bir fırsat için get to + fiil

Burada get to + fiilin yalın hâli, bir şeyi yapma fırsatına veya iznine sahip olmak anlamına gelir. Konuşan kişi etrafta zıplayabilmeyi keyifli bir avantaj olarak sunar. Bu yapı, tek başına can sözcüğünün mutlaka ifade etmediği bir tutum ekler: fırsat değerli görülmektedir. Bu, get to a place yapısındaki bir yere varma anlamı değildir ve zorunluluk bildiren have got to yapısı da değildir.

Alıştırma

Etkinliği sevindirici bir fırsat olarak sunan ifadeyle cümleyi tamamlayın: At the science camp, we ____ use a real telescope.

Cevabı göster

get to

but sometimes if you want to, Dilbilgisi

2:15

ama bazen isterseniz,

your jumps can have a little extra kick, Deyimler

2:17

zıplayışlarınıza biraz daha itiş gücü katabiliyorsunuz,

Dilbilgisi

if you want to sonrasındaki eksiltme

if you want to ifadesinde, amaçlanan eylem zaten açık olduğu için to sonrasında gelecek fiil öbeği eksiltilir. Burada “zıplayışlarının o ek etkiye sahip olmasını istersen” veya “bunu yapmayı seçersen” anlamına gelir. İngilizcede want gibi fiillerden sonra yinelenen mastar tümleci atılırken to çoğu zaman korunur. Buna mastar eksiltmesi denir; bu yapı, bir koşulu veya yanıtı eksik hâle getirmeden kısaltır.

Alıştırma

Cümleyi if, want ve korunan mastar işaretleyicisiyle tamamlayın: You can join us after dinner ____.

Cevabı göster

if you want to

Deyimler

extra kick ifadesinin mecazi anlamı

extra kick ifadesinde kick mecazidir. Ek bir güç, enerji veya etki patlaması anlamına gelir; böylece zıplayışlar daha güçlü ya da çarpıcı hissedilebilir. Ayakla gerçekten bir kez daha tekme atmak anlamına gelmez. Bu ifade şakayı da destekler: kick, zıplamanın fiziksel hareketine uyar; çevredeki gaz çıkarma ve beslenme bağlamı ise komik bir ek itiş gücünü ima eder. Bu sahnenin dışında give something an extra kick, bir şeyi daha güçlü, canlı veya dikkat çekici hâle getirmeyi anlatabilir.

Alıştırma

Şu cümleyi okuyun: The final drumbeat gives the scene an extra kick. an extra kick ne anlama geliyor?

  1. Ayakla gerçekten atılan ek bir tekme
  2. Daha sakin ve zayıf bir etki
  3. Daha fazla güç veya etki
Cevabı göster

Daha fazla güç veya etki

I guess because of your diet.

2:18

sanırım bu da beslenme düzeniniz sayesinde.

Okay,

2:23

Pekâlâ,

so Puzzle Farter probably didn't blow your mind,

2:23

Puzzle Farter muhtemelen aklınızı başınızdan almadı,

but it feels good to get off my chest Deyimler

2:26

ama içimde tuttuğum şu şeyi söylemek beni rahatlatıyor:

the fact that I love it.

2:28

Bu oyuna bayılıyorum.

Deyimler

get ... off my chest ile içini döküp rahatlamak

Bu cümlede get ... off my chest, konuşanın gizli tuttuğu veya içine attığı bir şeyi söylemesi anlamına gelir. Bunu söylemek duygusal bir rahatlama sağlar; göğüsten fiziksel olarak bir şey kaldırma eylemini anlatmaz. Yaygın kalıp get something off one's chest şeklindedir. Burada uzun nesne the fact that I love it, off my chest ifadesinden sonra gelir: get off my chest + the fact that.... My, içini döken kişiye göre değişir; örneğin get it off your chest denir.

Alıştırma

Sabit deyimde eksik olan sözcükleri tamamlayın: I have been hiding this secret all week. I need to get it ____ before I can focus.

Cevabı göster

off my chest

One final fact.

2:33

Son bir bilgi.

Nerf is not just a silly word.

2:35

Nerf sadece saçma bir kelime değil.

It's an acronym

2:37

Bu bir kısaltma

that stands for non-expanding recreational foam. Öbek fiiller

2:39

ve açılımı “non-expanding recreational foam”, yani “genleşmeyen eğlence köpüğü”.

Öbek fiiller

stand for ile bir kısaltmanın açılımını verme

Burada stands for, “bir kısaltma olarak temsil eder” veya “bu sözcüklerden oluşur” anlamına gelir. İfade, bir akronimi ya da baş harf kısaltmasını açık biçimine bağlar: X stands for Y. Özne olan that, akronime gönderme yapar; non-expanding recreational foam ise bu kısaltmanın açılımındaki sözcükler olarak sunulur. Tekil özne stands, çoğul özne ise stand alır: These letters stand for....

Alıştırma

stand for ifadesini doğru biçimde kullanarak cümleyi tamamlayın: USB ____ Universal Serial Bus.

Cevabı göster

stands for

Also,

2:43

Ayrıca,

I am made out of Vsauce. Kalıp ifadeler

2:44

ben Vsauce'tan yapılmışım.

Kalıp ifadeler

be made out of + malzeme

be made out of + isim, öznenin hangi malzemeden ya da kaynaktan oluşturulduğunu belirtir. Bu cümlede Vsauce, bir insanın yapılabileceği bir malzemeymiş gibi dilbilgisel olarak kullanılır. Vsauce aslında kanalın markasıdır, fiziksel bir madde değildir; bu yüzden ifade bilinçli bir absürtlük yaratır. Kalıp, nesnelerin malzemesini gerçek anlamda anlatabilir ya da bir düşünceyi, duyguyu veya özel adı şakacı biçimde bir “ham madde” gibi gösterebilir.

Alıştırma

Cümleyi bu açıklamadaki “-den yapılmış” anlamına gelen üç sözcüklük tam İngilizce ifadeyle tamamlayın: The stage decorations are ____ old cardboard boxes.

Cevabı göster

made out of

I didn't really die,

2:52

Aslında ölmedim,

but if you have a secret about yourself,

2:53

ama kendinizle ilgili bir sırrınız varsa,

leave it in the comments below.

2:56

aşağıdaki yorumlara yazın.

And as always,

2:57

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

2:59

izlediğiniz için teşekkürler.