Shakespeare iambik pentametreyi neden severdi - David T. Freeman ve Gregory Taylor: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
696 kelime 163 kel/dk

Video özeti: Bu video, vurgu ile şiir ölçüsünün Shakespeare’in dilini anlamayı ve değerlendirmeyi nasıl kolaylaştırdığını açıklar. Ölçü ayaklarını tanıtır, özellikle iambik pentametre odaklanır ve karakterlerin duygu yüklü şiirsel konuşmalarındaki ritmi insan kalbinin atışıyla ilişkilendirir. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. Not that kind of stress, but — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik. Çok anlamlı bir sözcüğün yol açabileceği yanlış anlamayı önceden görmeyi, kastedilmeyen anlamı dışlamayı ve dinleyiciyi hemen doğru tanıma yönlendirmeyi öğrenin. Bu kısa düzeltme kalıbı, teknik terimleri açıklarken veya gündelik anlam ile uzmanlık anlamını ayırırken kullanışlıdır. 2. iambic pentameter, where each line of verse is made up of five two-syllable iambs — Sözcük anlamı ve dil düzeyi. Bu temel edebiyat terimini, her dizede beş iambdan ve genellikle toplam on heceden oluşan; her iambın vurgusuz bir heceden vurgulu bir heceye ilerlediği bir ölçü olarak anlayın. Böylece yalnızca yazıma ya da noktalama işaretlerine bakmak yerine Shakespeare’in pek çok ünlü dizesinin ses yapısını tanıyıp açıklayabilirsiniz. 3. heart beating in iambs. — Deyimler ve mecazlı ifadeler. Iambın vurgusuz-vurgulu değişimini kalp atışına benzeten kapanış metaforunu fark edin. Bu somut bedensel imge, ritmi hatırlamanıza ve iambik pentametrenin karakterlerin tutkulu, içe dönük veya duygusal açıdan yoğun anlarına neden uygun olduğunu açıklamanıza yardımcı olur.

Bu derste

To someone first encountering the works of William Shakespeare, Notlar

0:08

William Shakespeare'in eserleriyle ilk kez karşılaşan biri için,

the language may seem strange.

0:11

dil biraz garip gelebilir.

Dilbilgisi

To someone first encountering: bakış açısını belirlemek

To someone ... "birinin bakış açısından..." veya "birinin deneyimlediği hâliyle..." anlamına gelir. Burada Shakespeare'in dilini tuhaf bulabilecek kişileri belirtir; to amaç bildirmez. First encountering the works ... someone sözcüğünü niteleyen bir -ing yan tümcesidir. Bu giriş, değerlendirmeyi seem, look, sound ya da feel ile vermeden önce deneyimleyeni belirtmenizi sağlar.

Alıştırma

Cümleyi To someone, first ve encounter fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: ____ this app, the controls may seem confusing.

Cevabı göster

To someone first encountering

Kelime

works of William Shakespeare: edebî eserler

Burada works, edebî veya sanatsal eserler anlamına gelen çoğul ve sayılabilen bir isimdir. the works of William Shakespeare ifadesi, onun yazdığı oyunları, şiirleri ve diğer yazıları topluca belirtir; buradaki works fiil değildir ve yapılacak işler anlamına gelmez. the works of + creator kalıbı, bir yaratıcının eserler bütününü belirtmenin yaygın bir yoludur. Tek bir eser a work, birkaç ayrı eser veya bunların bütünü works olabilir.

Alıştırma

"The library owns several early works by the poet," cümlesinde works ne anlama gelir?

  1. "doğru çalışır" anlamındaki fiil
  2. şairin yazdığı edebî eserler
  3. şairin yapması gereken işler
Cevabı göster

şairin yazdığı edebî eserler

But there is a secret to appreciating it. Kalıp ifadeler

0:14

Ancak ondan keyif almanın bir sırrı var.

Kalıp ifadeler

a secret to appreciating: bir şeyi anlamanın önemli yolu

Bu cümlede there is a secret to appreciating it, Shakespeare'in dilini anlamaya ve ondan zevk almaya yardımcı olan önemli bir yöntem bulunduğunu anlatır. Buradaki secret mutlaka saklanan bir bilgi değildir; yararlı bir püf noktası veya ilke anlamına gelir. a secret to appreciating yapısında to bir edattır, bu yüzden appreciating bir gerund biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp a/the secret to + isim veya -ing biçimidir.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için focus sözcüğünün doğru biçimini kullan: The secret to ____ during homework is turning off notifications.

Cevabı göster

focusing

Although he was famous for his plays, Dilbilgisi

0:17

Oyunlarıyla ünlü olmasına rağmen,

Shakespeare was first and foremost a poet. Kalıp ifadeler

0:19

Shakespeare her şeyden önce bir şairdi.

Dilbilgisi

Although he was famous for his plays: ana fikirden önce ödünleme yapma

Although he was famous for his plays, ödünleme bildiren bir yan cümledir. Doğru veya beklenen bir gerçeği kabul eder, ardından okuyucuyu vurguyu değiştiren ana cümleye hazırlar: Shakespeare was first and foremost a poet. Although X, Y yapısında X arka planı veya ödünlemeyi verir; Y ise temel iddiayı taşır. Although, ilk gerçeğin yanlış olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Baştaki although yan cümlesi bu cümlede ne yapıyor?

  1. Shakespeare'in oyunlarıyla ünlü olduğunu kabul eder, ardından onun esas olarak bir şair olduğunu vurgular.
  2. Shakespeare'in oyunlarıyla ünlü olduğunu inkâr eder.
  3. Shakespeare'in neden şair olduğunu açıklar.
Cevabı göster

Shakespeare'in oyunlarıyla ünlü olduğunu kabul eder, ardından onun esas olarak bir şair olduğunu vurgular.

Kalıp ifadeler

first and foremost: en önemli kimlik veya öncelik

first and foremost, önem bakımından her şeyden önce gelmek anlamındadır. Bu cümlede Shakespeare oyunlarıyla ünlü olsa da onun en temel kimliğinin şairlik olduğu vurgulanır. Bir kişinin veya şeyin zaman ya da yer bakımından ilk olduğunu anlatmaz. Bu ifade, bir kimliği, ilkeyi veya konuyu diğerlerinden daha önemli göstermek için kullanılır. Buradaki gibi vurgulanan açıklamadan önce gelebilir ya da en yüksek önceliği tanıtmak için cümlenin başında kullanılabilir.

Alıştırma

Önem bakımından her şeyden önce anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle cümleyi tamamlayın: A school is ____ a place where children should feel safe.

Cevabı göster

first and foremost

One of the most important things Dilbilgisi

0:23

En önemli şeylerden biri,

in Shakespeare's language

0:24

Shakespeare'in dilindeki,

is his use of stress. Kelime

0:26

onun vurgu (stress) kullanımıdır.

Dilbilgisi

One of the most important things ... is ...: önemli noktalardan birini seçmek

One of the most important things ... is ... kalıbı, önemli unsurlardan oluşan daha büyük bir gruptan birini seçer ve onu sıradaki odak noktası olarak tanıtır. Burada tanıtılan unsur Shakespeare'in vurgu kullanımıdır. Kalıp, vurgunun tek önemli özellik olduğunu söylemez. Öznenin dil bilgisel merkezi tekil One sözcüğüdür, bu nedenle fiil is olur. of sonrasındaki isim çoğuldur: one of the ... things. Tam kalıp one of the + en üstünlük derecesi + çoğul isim + tekil fiil şeklindedir.

Alıştırma

Hangi cümle daha büyük bir gruptan bir unsuru doğru biçimde seçip uygun tekil fiili kullanıyor?

  1. One of the most useful feature is the search tool.
  2. One of the most useful features are the search tool.
  3. One of the most useful features is the search tool.
Cevabı göster

One of the most useful features is the search tool.

Not that kind of stress, Anlatım akışı

0:28

Zihinsel stres anlamında değil,

but the way we emphasize certain syllables in words more than others.

0:30

kelimelerdeki belirli heceleri diğerlerinden daha fazla vurgulama şeklimiz.

Kelime

use of stress: hece vurgusu anlamındaki stress

Bu cümlede stress, dilbilimsel vurgu anlamına gelir: bir kelimedeki bir hecenin diğer hecelerden daha belirgin söylenmesi. His use of stress, bu belirgin heceleri nasıl yerleştirdiğini veya kullandığını anlatır. Yakındaki emphasize ve syllables kelimeleri, duygusal ya da zihinsel baskı anlamını değil, bu teknik anlamı seçmemizi sağlar. Telaffuz, şiir, ritim veya ölçü konuşulurken stress çoğu zaman bu anlamdadır.

Alıştırma

Hangi cümlede stress, hece vurgusu anlamında kullanılmıştır?

  1. The beam bent under stress.
  2. The stress falls on the second syllable of this word.
  3. Too much stress can make it hard to sleep.
Cevabı göster

The stress falls on the second syllable of this word.

Anlatım akışı

Not that kind of stress, but ...: olası anlamı düzeltme

Not that kind of stress, but ... olası bir yanlış anlamayı düzeltir. Not that kind of stress, dinleyicinin varsaymış olabileceği anlamı reddeder; but ise amaçlanan açıklamayı, yani belirli hecelerin vurgulanmasını getirir. Not that kind of X, but Y kalıbı bilgiyi bir ekleme olarak değil, düzeltme olarak düzenler. İlk fikir elenir ve Y, konuşanın akılda kalmasını istediği tanımı ya da açıklamayı taşır.

Alıştırma

Not that kind of X, but Y düzeltme kalıbını kullanarak bu cümleyi tamamlayın: ____ bat, ____ the one used in baseball.

Cevabı göster

Not that kind of · but

We're so used to doing this that we may not notice it at first. Dilbilgisi

0:34

Bunu yapmaya o kadar alışkınız ki ilk başta fark etmeyebiliriz.

Dilbilgisi

be so used to doing ... that ...: bir şeyi yapmaya o kadar alışkın olmak ki...

Be used to + isim ya da -ing biçimi, “bir şeye alışkın olmak” veya “bir şeyi tanıdık bulmak” anlamına gelir. We're so used to doing this ifadesinde to bir edattır; bu yüzden ardından mastar değil, doing gibi bir -ing biçimi gelir. so + sıfat öbeği + that yan cümlesi, yüksek bir dereceyi onun sonucuna bağlar. Burada eyleme fazlasıyla alışkın olmak, onu ilk başta fark etmeyebilmemiz sonucunu doğurur.

Alıştırma

Cümleyi be so used to ... that ... yapısıyla tamamlayın: After years in the city, we're ____ hearing traffic at night ____ we sleep through it.

Cevabı göster

so used to · that

But if you say the word slowly,

0:38

Ancak kelimeyi yavaşça söylerseniz,

you can easily identify them.

0:40

onları kolayca tanımlayabilirsiniz.

playwright

0:43

oyun yazarı (playwright)

computer

0:44

bilgisayar (computer)

telephone

0:46

telefon (telephone)

Poets are very aware of these stresses,

0:48

Şairler bu vurguların çok farkındadır,

having long experimented with the number and order Dilbilgisi

0:50

sayı ve sırası üzerinde uzun süre deneyler yapmışlardır

of stressed and unstressed syllables Kelime

0:53

vurgulu ve vurgusuz hecelerin

and combined them in different ways to create rhythm in their poems.

0:55

ve şiirlerinde ritim yaratmak için onları farklı şekillerde birleştirmişlerdir.

Dilbilgisi

having long experimented with: önceki deneyimi arka plan olarak verme

Having long experimented with, having + geçmiş zaman ortacı yapısında bir perfect participle yan cümlesi başlatır. Long, experimented sözcüğünü niteler ve deneyimin uzun bir süre boyunca biriktiğini gösterir; burada having “sahip olmak” anlamına gelmez. Bu yan cümlenin örtük öznesi ana cümlenin öznesiyle aynıdır: Poets. Şairlerin daha önce biriktirdiği deneyimleri, vurguların neden bu kadar farkında olduklarını açıklayan arka plan olarak sunar. Bu kısa yapı, because they had long experimented with the patterns gibi daha uzun bir yan cümlenin yerini alabilir.

Alıştırma

Maya'nın önceki deneyimini arka plan olarak vermek için having + geçmiş zaman ortacı yapısını doğru kullanan cümle hangisidir?

  1. Having practiced for months, Maya felt ready for the concert.
  2. Having practice for months, Maya felt ready for the concert.
  3. Having practiced for months, the concert felt easy to Maya.
Cevabı göster

Having practiced for months, Maya felt ready for the concert.

Kelime

stressed and unstressed syllables: vurgulu ve vurgusuz heceler

Vurgulu bir hece, çevresindeki hecelerden daha belirgin duyulur. Daha yüksek sesli, daha uzun veya daha tiz olabilir ya da ünlüsü daha net duyulabilir. Vurgusuz bir hece daha az belirgindir ve çoğu zaman daha kısa veya daha zayıf söylenir. Şiirde stressed ve unstressed, hecelerin nasıl duyulduğunu ve nasıl bir ritim kalıbı oluşturduğunu anlatır. Bir kişinin endişeli veya rahat olduğunu ifade etmez.

Alıştırma

Ritimdeki vurgulu ve vurgusuz heceleri hangi ifade doğru açıklar?

  1. Vurgulu bir hecede her zaman vurgusuz bir heceden daha fazla harf vardır.
  2. Vurgulu bir hece, yakındaki vurgusuz bir heceden daha belirgin söylenir.
  3. Vurgusuz bir hece her zaman sessizdir.
Cevabı göster

Vurgulu bir hece, yakındaki vurgusuz bir heceden daha belirgin söylenir.

Like songwriters,

1:00

Söz yazarları gibi,

poets often express their ideas Kalıp ifadeler

1:01

şairler de fikirlerini genellikle

through a recognizable repetition

1:03

tanınabilir bir tekrarlama aracılığıyla

of these rhythms or poetic meter. Kelime

1:05

bu ritimlerin veya şiirsel metrenin aracılığıyla ifade ederler.

Kalıp ifadeler

express their ideas through + araç: fikirlerini bir araç yoluyla ifade etmek

Burada express their ideas through, “bir şeyi kullanarak fikirlerini aktarmak” anlamına gelir. Through, kullanılan araç veya biçimi, yani ritim tekrarını ya da şiirsel ölçüyü tanıtır. Bir yerin içinden geçme hareketini anlatmaz. Yapı express + idea, feeling, or message + through + medium or form şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi express ideas through kalıbında kullanılan edatla tamamlayın: Artists express their ideas ____ color and shape.

Cevabı göster

through

Kelime

poetic meter: şiirde tekrarlanan vuruş kalıbı

Poetic meter, bir şiirdeki güçlü ve zayıf vuruşların düzenli yapısıdır. Bu yapı genellikle vurgulu ve vurgusuz hece kalıplarının tekrarlanmasıyla oluşur. Bu cümlede recognizable repetition, okurların bu kalıbı nasıl duyabildiğini açıklar. Buradaki meter, uzunluk birimi değil, edebiyat terimidir.

Alıştırma

Hangi cümlede meter, bir şiirin tekrarlanan vurgu kalıbını belirten edebiyat terimi olarak kullanılmıştır?

  1. The poem's meter alternates stressed and unstressed syllables.
  2. The parking meter needs another coin.
  3. The ribbon is one meter long.
Cevabı göster

The poem's meter alternates stressed and unstressed syllables.

And like music,

1:08

Ve müzik gibi,

poetry has its own set of terms for describing this. Kalıp ifadeler

1:10

şiirin de bunu tanımlamak için kendi terimleri vardır.

Kalıp ifadeler

has its own set of terms: bir alana özgü terimler

has its own set of terms ifadesi, bir alanın birbiriyle ilişkili özel sözcüklerden oluşan bir grup kullandığı anlamına gelir. Burada alan şiirdir ve its own, bu söz varlığının özellikle o alana ait olduğunu vurgular. Bu kalıp başka durumlarda da kullanılabilir: subject + has/have + its/their own set of terms. Terimlerin neyi açıkladığını belirtmek için for + -ing eklenebilir.

Alıştırma

Vurgulanan kalıpla cümleyi tamamlayın: Robotics ____ for describing different kinds of machines.

Cevabı göster

has its own set of terms

In a line of verse,

1:14

Bir dizede,

a foot is a certain number of stressed and unstressed syllables Kelime

1:15

bir durak (foot), belirli sayıda vurgulu ve vurgusuz heceden oluşan

forming a distinct unit,

1:19

belirgin bir birimdir,

just as a musical measure consists of a certain number of beats. Anlatım akışı

1:21

tıpkı bir müzik ölçüsünün belirli sayıda vuruştan oluşması gibi.

Kelime

şiirsel ritim birimi olarak foot

Burada foot, bir vücut bölümü ya da uzunluk birimi değil, şiire ait bir terimdir. Belirli sayıda vurgulu ve vurgusuz heceyi tanınabilir tek bir ritim kalıbında toplar. Bir dizede birden fazla ölçü ayağı bulunabilir; iamb ve dactyl gibi adlar, bir ayağın içindeki farklı vurgu kalıplarını belirtir.

Alıştırma

Şiir dizesinden söz eden bu cümlede foot ne anlama gelir?

  1. On iki inçlik bir uzunluk.
  2. Vurgulu ve vurgusuz hecelerden oluşan şiirsel ritim birimi.
  3. Yürümek için kullanılan bir vücut bölümü.
Cevabı göster

Vurgulu ve vurgusuz hecelerden oluşan şiirsel ritim birimi.

Anlatım akışı

just as ... ile benzetme kurma

Burada just as, “aynı ... gibi” anlamına gelir. Bir zaman ilişkisi değil, benzetme kurar: şiirdeki bir ölçü ayağı heceleri düzenli bir birimde toplar; müzikteki bir ölçü de vuruşları düzenli bir birimde toplar. Bu kalıp, daha az bilinen bir fikri daha tanıdık bir fikirle yan yana getirerek açıklamaya yardımcı olur. just as öncesindeki bilgi ana noktadır; sonrasındaki yan cümle karşılaştırmayı verir.

Alıştırma

Benzetmeyi iki sözcüklü bağlayıcıyla tamamlayın: A map guides a traveler, ____ an outline guides a writer.

Cevabı göster

just as

One line of verse is usually made up of several feet. Öbek fiiller

1:25

Bir dize genellikle birkaç duraktan oluşur.

Öbek fiiller

is usually made up of: bir bütünü oluşturan parçaları belirtme

Be made up of, bir bütünü oluşturan parçaları belirtir. Bu cümlede one line of verse bütündür; several feet ise onu oluşturan ritim birimleridir. Usually, bunun istisnasız bir kural değil, yaygın düzen olduğunu gösterir. Yapı, bütün + be + usually + made up of + parçalar şeklindedir. Burada made up of, “oluşmak” anlamındadır; “uydurulmak” anlamında değildir.

Alıştırma

Cümleyi is usually made up of ile tamamlayın: A school orchestra ____ four main sections.

Cevabı göster

is usually made up of

For example,

1:29

Örneğin,

a dactyl is a metrical foot of three syllables Kelime

1:30

bir daktil, üç heceden oluşan metrik bir duraktır

with the first stressed and the second and third unstressed. Dilbilgisi

1:33

ilki vurgulu, ikinci ve üçüncü hece vurgusuzdur.

Kelime

a dactyl is a metrical foot of three syllables: dactyl terimini tanımlama

Dactyl, şiir ölçüsüyle ilgili bir terimdir. Metrical foot bir ritim birimidir; of three syllables ise bu birimin kaç hece içerdiğini belirtir. Cümlenin geri kalanı, dactyl terimini tanımlayan vurgu düzenini verir: ilk hece vurgulu, sonraki iki hece vurgusuzdur; yani güçlü–zayıf–zayıf. A dactyl is a... kalıbı önce terimi adlandırır, ardından onu sınıflandırıp tanımlar.

Alıştırma

Hangi seçenek dactyl terimini doğru tanımlar?

  1. İlk hecesi vurgulu olan üç heceli bir ölçü ayağı
  2. İkinci hecesi vurgulu olan iki heceli bir ölçü ayağı
  3. Sabit vurgu düzeni olmayan üç dizelik bir şiir
Cevabı göster

İlk hecesi vurgulu olan üç heceli bir ölçü ayağı

Dilbilgisi

with the first stressed ...: her parçanın durumunu ekleme

Bu tanımda with, üç hecenin nasıl düzenlendiğini kısa ve yoğun bir biçimde açıklar. İlk hecenin vurgulu, ikinci ve üçüncü hecelerin ise vurgusuz olduğunu belirtir; the first ile the second and third ilgili hecelerin yerine kullanılır. with + isim öbeği + sıfat ya da geçmiş zaman ortacı yapısı, ana açıklamaya eşlik eden bir durum ekler. Buradaki with, birlikte anlamına ya da yalnızca ve anlamına gelmez.

Alıştırma

Parçaların durumunu tanıtan sözcükle cümleyi tamamlayın: The diagram has three circles, ____ the first colored red and the other two left white.

Cevabı göster

with

Dactyls can create lines that move swiftly and gather force, Deyimler

1:37

Daktiller hızla ilerleyen ve güç toplayan dizeler yaratabilir,

Deyimler

move swiftly and gather force: hareket ve artan güç olarak ritim

move ve gather fiilleri şiir dizelerinin ritmini bir hareket ve artan enerji görüntüsüne dönüştürür. Dizeler ilerledikçe hızla yol alıyor ve daha güçlü hâle geliyor gibi hissedilir; gerçekte bir yere gitmez veya fiziksel güç toplamazlar. Bu, değerlendirme amacı taşıyan bir mecazdır: fiziksel hareket ve güç bildiren fiiller, ritmin dinleyen ya da okuyan kişi üzerindeki etkisini anlatır.

Alıştırma

Örnekte move swiftly and gather force ne anlama gelir?

  1. Şair her dizeyi yazarken daha hızlı koşar
  2. Basılı dizeler sayfada ilerleyip ağırlık kazanır
  3. Ritim hızla ilerler ve giderek daha güçlü hâle gelir
Cevabı göster

Ritim hızla ilerler ve giderek daha güçlü hâle gelir

as in Robert Browning's poem "The Lost Leader."

1:41

tıpkı Robert Browning'in "The Lost Leader" adlı şiirinde olduğu gibi.

"Just for a handful of silver he left us, Kalıp ifadeler

1:44

"Sadece bir avuç gümüş için bizi terk etti,

just for a rib and to stick in his coat."

1:47

sadece ceketine takacağı bir kurdele için."

Kalıp ifadeler

a handful of silver: az miktarda gümüş

Handful kelimesi gerçek anlamıyla bir elin tutabileceği miktarı belirtir. a handful of silver ifadesinde ise kesin bir ölçü değil, “az miktarda gümüş ya da para” anlamına gelen yaklaşık bir miktar ifadesidir. just sözcüğü bu miktarı önemsiz ve ayrılmaya değmeyecek kadar az gösterir. Dize, onun çok küçük bir ödül için gruptan ayrıldığını ima eder; bu nedenle ifade burada küçümseyici ve eleştirel bir ton taşır.

Alıştırma

Alıntılanan dizede a handful of silver en doğal olarak ne anlama gelir?

  1. az miktarda gümüş ya da para
  2. gümüşle dolu büyük bir çanta
  3. gümüşten yapılmış bir el
Cevabı göster

az miktarda gümüş ya da para

Another kind of foot is the two-syllable long trochee, Kelime

1:51

Başka bir durak türü de iki heceli uzun trokedir,

a stressed syllable followed by an unstressed one.

1:54

vurgulu bir heceyi vurgusuz bir hece takip eder.

Kelime

trochee veya troke: vurgulu heceyi izleyen vurgusuz hece

Trochee veya troke, şiirde kullanılan küçük bir ritim birimi olan ölçü ayağıdır. İki heceden oluşur ve düzeni vurgulu + vurgusuz biçimindedir. a stressed syllable followed by an unstressed one sözleri, virgülden sonra tanımı yeniden açıklar. Burada two-syllable long, “iki hece uzunluğunda” demektir; trochee sözcüğünün kendisinin alışılmadık derecede uzun olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Trochee’yi hangi vurgu düzeni tanımlar?

  1. vurgulu + vurgulu
  2. vurgusuz + vurgulu
  3. vurgulu + vurgusuz
Cevabı göster

vurgulu + vurgusuz

The trochees in these lines from Shakespeare's Macbeth

1:57

Shakespeare'in Macbeth'indeki bu dizelerdeki trokeler,

lend an ominous and spooky tone to the witches' chant. Kalıp ifadeler

2:00

cadıların ilahisine uğursuz ve ürkütücü bir ton katar.

Kalıp ifadeler

lend an ominous and spooky tone to: uğursuz ve ürkütücü bir hava katmak

Burada lend an ominous and spooky tone to, “cadıların ilahisine tehditkâr ve ürkütücü bir his vermek” anlamına gelir. Lend soyut anlamda kullanılmıştır: trokeler bir etki yaratır; geçici olarak bir eşya ödünç vermez. Kalıp lend + a tone, quality, or air + to + etkilenen şey biçimindedir. Bir özelliğin yazının, müziğin, sanat eserinin veya bir sahnenin verdiği hissi nasıl şekillendirdiğini açıklamayı sağlar.

Alıştırma

Cümleyi lend ... tone to kalıbıyla tamamlayın: The warm lighting ____ a welcoming tone ____ the dining room.

Cevabı göster

lends · to

"Double, double, toil and trouble, Kültür

2:04

"Çifte, çifte, emek ve dert,

fire burn and cauldron bubble."

2:07

ateş yan ve kazan kaynamaya başla."

Kültür

“Double, double, toil and trouble”: Macbeth'teki cadı ilahisi

“Double, double, toil and trouble”, Shakespeare'in Macbeth eserindeki cadı ilahisinin ünlü bir dizesidir. Tekrarlar ve güçlü ses düzeni, onun büyü gibi duyulmasını sağlar. Daha sonraki İngilizce medyada “Double, double ...” ifadesini alıntılamak veya değiştirmek cadıları, büyüyü, Cadılar Bayramı'nı ya da artan sorunları hemen çağrıştırabilir. Bunu sıradan bir günlük cümle değil, dramatik bir kültürel alıntı olarak anlayın.

Alıştırma

Doğru mu yanlış mı: “Double, double, toil and trouble”, iş miktarının iki katına çıktığını söyleyen tarafsız ve günlük bir ifadedir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

But with Shakespeare,

2:10

Ama Shakespeare söz konusu olduğunda,

it's all about the iamb. Kalıp ifadeler

2:11

her şey iamb ile ilgilidir.

Kalıp ifadeler

it's all about the iamb: ana fikri öne çıkarma

Bu cümlede it's all about the iamb, “anlaşılması gereken asıl şey iamb'dır” demektir. Dikkati diğer şiir ayaklarından, Shakespeare tartışmasında en önemli olan ritim kalıbına çevirir. Aktarılabilir kalıp It's all about + isim ya da -ing biçimidir ve bir durumdaki temel etkeni öne çıkarır. Çoğu zaman “işin anahtarı...” anlamına gelir; her ayrıntının kelimenin tam anlamıyla yalnızca o konuyla ilgili olduğunu söylemez.

Alıştırma

Koçun tavsiyesini It's all about + isim kalıbıyla tamamlayın: For this move, ____ timing.

Cevabı göster

it's all about

This two-syllable foot is like a reversed trochee, Kelime

2:13

Bu iki heceli durak tersine çevrilmiş bir troke gibidir,

so the first syllable is unstressed and the second is stressed,

2:16

bu nedenle ilk hece vurgusuz ve ikinci hece vurguludur,

Kelime

like a reversed trochee: iamb'ın zayıf-güçlü sırası

Burada like a reversed trochee, iamb'ı bilinen iki heceli bir şiir ayağıyla karşılaştırarak açıklar. Trochee, vurgulu bir heceyi izleyen vurgusuz bir heceden oluşur; bu sıra ters çevrilince iamb kalıbı ortaya çıkar: önce vurgusuz, sonra vurgulu. so sonrasındaki yan cümle karşılaştırmanın sonucunu belirtir. Reversed yalnızca vurguların sırasını değiştirir; trochee'nin yanlış olduğu ya da sözcük anlamlarının zıt olduğu anlamına gelmez.

Alıştırma

Bir iamb'ı hangi vurgu kalıbı tanımlar?

  1. önce vurgulu, sonra vurgusuz
  2. iki vurgulu hece
  3. önce vurgusuz, sonra vurgulu
Cevabı göster

önce vurgusuz, sonra vurgulu

as in "to be or not to be." Kültür

2:19

tıpkı "to be or not to be"deki gibi.

Kültür

to be or not to be: Hamlet alıntısı ve iambik ritim

to be or not to be sözleri, Shakespeare'in Hamlet eserindeki ünlü bir monoloğun başlangıcıdır. Var olmaya devam edip etmeme sorusunu ortaya koyar; bu yüzden İngilizce okurlar, eserin adı verilmese bile bu sözleri çoğu zaman tanır. Burada bu alıntı sıradan bir günlük cümle olarak öğretilmiyor. Her grupta daha zayıf bir heceyi daha güçlü bir hecenin izlediği iambik ritme örnek olarak kullanılıyor: to BE, or NOT, to BE.

Alıştırma

Bu cümlede to be or not to be sözlerinin görevi nedir?

  1. Konuşma başlatmak için kullanılan modern bir selamlamadır.
  2. be fiiliyle soru kurma kuralıdır.
  3. Hamlet'ten ünlü bir alıntıdır ve burada iambik ritmi göstermek için kullanılır.
Cevabı göster

Hamlet'ten ünlü bir alıntıdır ve burada iambik ritmi göstermek için kullanılır.

Shakespeare's favorite meter in particular was iambic pentameter, Kelime

2:24

Shakespeare'in özellikle en sevdiği vezin, iambik pentametre idi,

where each line of verse is made up of five two-syllable iambs

2:28

burada her dize beş tane iki heceli iamb'dan oluşur

for a total of 10 syllables.

2:31

toplamda 10 hece eder.

Kelime

iambic pentameter: her dizede iki heceli beş iamb

Iambic pentameter, bir şiir dizesinin tamamını tanımlayan ölçüdür. Iambic, dizenin genellikle zayıf-güçlü iki heceli ayaklar olan iamblardan kurulduğunu belirtir; penta- ise beşi gösterir. where ile başlayan yan cümle yapıyı doğrudan açıklar: her dizede iki heceli beş iamb vardır. İkişer heceli beş grup, temel kalıpta toplam on hece eder.

Alıştırma

Cümleyi dersteki terimle tamamlayın: A line made of five iambs is written in ____.

Cevabı göster

iambic pentameter

And it's used for many of Shakespeare's most famous lines.

2:34

Ve Shakespeare'in en ünlü repliklerinin birçoğu için kullanılır.

"Shall I compare thee to a summer's day?" Kelime

2:38

"Seni bir yaz gününe mi benzetsem?"

Kelime

thee: you zamirinin arkaik nesne biçimi

thee, ikinci tekil şahıs için kullanılan arkaik bir zamirdir. Bu cümlede compare fiilinin nesnesidir; bu yüzden compare thee to ... ifadesi “seni ... ile karşılaştırmak” veya “senin ... gibi olduğunu söylemek” anlamına gelir. Günümüz İngilizcesinde you hem özne hem de nesne olarak kullanılır. Eski şiirlerde thee sözcüğünü nesne zamiri olarak tanımak dil bilgisi yapısını açıklığa kavuşturur; bu bir kişinin adı değildir.

Alıştırma

Bu bilinçli olarak eski tarzda yazılmış cümleyi, you zamirinin arkaik tekil nesne biçimiyle tamamlayın: I will always remember ____.

Cevabı göster

thee

"Arise, fair sun, and kill the envious moon." Deyimler

2:42

"Doğ, güzel güneş ve öldür kıskanç ayı."

Deyimler

the envious moon: aya insana ait bir duygu vermek

the envious moon, aya insana ait bir duygu verir: kıskançlık. Bu bir kişileştirmedir. envious sıfatı ayın fiziksel bir özelliğini bildirmez. Bu ifadeyi çevreleyen benzetmede “güzel güneş” Juliet'i temsil eder. Bu nedenle ay, Juliet'in parlaklığını ve güzelliğini kıskanıyormuş gibi hayal edilir. Cümleyi astronomi olarak değil, dramatik bir övgü olarak okuyun.

Alıştırma

Cümlede “the envious moon” nasıl bir etki yaratır?

  1. Aya insana ait bir duygu verir.
  2. Moon adlı bir kişiden söz eder.
  3. Ayın bilimsel bir ölçümünü verir.
Cevabı göster

Aya insana ait bir duygu verir.

Notice how the iambs cut across Öbek fiiller

2:46

İambların nasıl her ikisini de

both punctuation and word separation.

2:48

yani hem noktalamayı hem de kelime ayrımını aşıp kestiğine dikkat edin.

Öbek fiiller

cut across: sınırları aşmak

Burada cut across, “sınırların ötesine uzanmak veya sınırları geçmek” anlamına gelir. Iamb ölçü birimleri ses ve vurgu birimleridir; bu nedenle noktalama işaretlerini, hatta yazılı sözcüklerin arasındaki boşlukları aşarak devam edebilirler. Burada fiziksel olarak kesme anlamı yoktur. Daha genel olarak cut across, bir şeyin tek bir grup, kategori, alan veya bölümle sınırlı kalmadığını anlatır. Odak noktası, normalde şeyleri birbirinden ayıracak sınırları aşmaktır.

Alıştırma

Cümleyi cut across ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: The new safety policy ____ all departments.

Cevabı göster

cuts across

Meter is all about sound, Anlatım akışı

2:51

Vezin tamamen sesle ilgilidir,

not spelling.

2:53

yazılışla değil.

Anlatım akışı

X is all about A, not B: gerçekten önemli olanı göstermek

X is all about A, not B kalıbı önce A’yı en önemli unsur olarak gösterir, ardından B’yi bu açıklama için yanlış bir temel olarak dışarıda bırakır. Bu kısa karşıtlık, dinleyiciye neye odaklanması ve karar ölçütü olarak neyi kullanmaması gerektiğini söyleyerek açıklamayı düzenler. Bu cümlede ölçü, yazılış biçiminden değil, ses ve vurgudan hareketle incelenir. not spelling, ölçüyü incelerken kullanılan ölçütü sınırlar; yazımın her durumda yararsız olduğunu söylemez.

Alıştırma

Cümleyi X is all about A, not B kalıbını kullanacak şekilde tamamlayın: A strong apology ____ taking responsibility, not making excuses.

Cevabı göster

is all about

Iambic pentameter may sound technical, Dilbilgisi

2:55

İambik pentametre kulağa teknik gelebilir,

but there's an easy way to remember what it means.

2:58

ancak ne anlama geldiğini hatırlamanın kolay bir yolu var.

Dilbilgisi

may sound technical, but: ilk izlenimi kabul edip ardından rahatlatmak

X may sound + sıfat, but ... kalıbı önce olası bir izlenimi kabul eder, ardından daha rahatlatıcı veya anlaşılır bir noktaya geçer. Burada terimin ilk başta teknik gelebileceği kabul edilir ve but, kolay bir hatırlama yönteminin geleceğini haber verir. May, konunun gerçekten zor olduğuna dair kesin bir yargı değil, olası bir izlenim bildirir. Bu kalıp açıklamanın daha az göz korkutucu gelmesini sağlar.

Alıştırma

Cümleyi hedef yapıyla tamamlayın: The idea ____ technical, ____ there is an easy way to explain it.

Cevabı göster

may sound · but

The word iamb is pronounced just like the phrase "I am." Kalıp ifadeler

3:01

İamb kelimesi tam olarak İngilizce "I am" (ben) ifadesi gibi telaffuz edilir.

Kalıp ifadeler

be pronounced just like the phrase ...: telaffuzları karşılaştırmak

Be pronounced just like ..., başka bir sözcük, ifade veya harfle aynı söylenişe sahip olmak anlamına gelir. Burada tanıdık olmayan iamb sözcüğü, hatırlamayı kolaylaştırmak için bilinen I am ifadesiyle ilişkilendirilir. Karşılaştırma yalnızca telaffuzla ilgilidir. iamb ile I am ifadesinin yazımının, dil bilgisel işlevinin veya anlamının aynı olduğunu göstermez.

Alıştırma

Telaffuz açıklamasını hedef ifadeyle tamamlayın: The word sea is ____ the letter C.

Cevabı göster

pronounced just like

Now let's expand that to a sentence

3:05

Şimdi bunu bir cümleye genişletelim,

that just happens to be in iambic pentameter. Kalıp ifadeler

3:07

ve o da tesadüfen iambik pentametre formunda olsun.

Kalıp ifadeler

just happens to be: uygun bir şekilde doğru çıkan bir gerçeği sunmak

that just happens to be in iambic pentameter ifadesinde happens to be, cümlenin iambik pentametreye de uyduğu gerçeğini tesadüfi veya uygun bir şekilde doğru çıkmış gibi sunar. Bir şeyin önce “olup” sonra başka bir şeye “dönüşmesi” anlamına gelmez. Just sözcüğü hafif ve şakacı bir ton katar. Eşleşme gerçekte tamamen tesadüfi olmasa bile özellikle çok uygun bir örneği resmî olmayan bir şekilde tanıtmak için just happens to be kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi “yararlı bir tesadüf sonucu ... olmak” anlamındaki dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: The quiet café ____ open all night.

Cevabı göster

just happens to be

"I am a pirate with a wooden leg."

3:10

"I am a pirate with a wooden leg." (Ben tahta bacaklı bir korsanım.)

The pirate can only walk in iambs, Deyimler

3:15

Korsan sadece iamb şeklinde yürüyebilir,

a living reminder of Shakespeare's favorite meter. Kalıp ifadeler

3:17

Shakespeare'in en sevdiği veznin canlı bir hatırlatıcısıdır.

Deyimler

walk in iambs: şiir ritmini temsil eden adımlar

Walk in iambs öğretici bir benzetmedir. Korsanın adımları, İngiliz şiirinde vurgusuz bir hecenin ardından vurgulu bir hece gelen ritim birimleri olan iambları temsil eder. Bu nedenle yürüyüşü, tekrarlanan zayıf-güçlü çiftlerini gösterir. Buradaki in, fiziksel olarak bir şeyin içinde olmak değil, “bir örüntüyü izlemek” anlamındadır. Ses örüntüsünü adımlara dönüştürmek, soyut ölçüyü gözde canlandırmayı ve hissetmeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Bu açıklamada The pirate can only walk in iambs ne anlama geliyor?

  1. Adımları, tekrarlanan zayıf-güçlü ritim birimlerini temsil eder.
  2. Ayakları yalnızca biri Shakespeare okuduğunda hareket edebilir.
  3. Basılı şiir dizelerinin içinde yürüyor.
Cevabı göster

Adımları, tekrarlanan zayıf-güçlü ritim birimlerini temsil eder.

Kalıp ifadeler

a living reminder of ...: canlı ve somut bir hatırlatıcı

Burada a living reminder of ... bir fikir ya da olguyu görünür hâle getirip kolayca hatırlatan kişi veya şeyi anlatır. Living yalnızca bir şeyin hayatta olduğunu söylemez; hatırlatmayı somut ve canlı gösterir. Virgülden sonra gelen a living reminder ... ad öbeği, the pirate hakkında ek bilgi vererek onu yeniden tanımlar. Korsanı üstlendiği role göre anlatır: iyambik yürüyüşü, Shakespeare'in tercih ettiği şiir ölçüsünü akılda kalıcı kılar.

Alıştırma

Yeni cümleyi hedef ifade a living reminder of ile tamamlayın: The old recipe book is ____ our family's traditions.

Cevabı göster

a living reminder of

Iambic pentameter is when he takes 10 steps.

3:20

İambik pentametre, onun 10 adım atmasıdır.

Our pirate friend can even help us remember how to properly mark it

3:24

Korsan dostumuz, nasıl doğru bir şekilde işaretleyeceğimizi hatırlamamıza bile yardımcı olabilir,

if we imagine the footprints he leaves

3:27

bıraktığı ayak izlerini hayal edersek

walking along a deserted island beach.

3:29

ıssız bir ada sahilinde yürürken.

A curve for unstressed syllables

3:32

Vurgusuz heceler için bir eğri

and a shoe outline for stressed ones.

3:35

ve vurgulu heceler için bir ayakkabı ana hattı.

"If music be the food of love, play on." Notlar

3:37

"Eğer müzik aşkın gıdasıysa, çalmaya devam et."

Dilbilgisi

If music be ...: koşul yan cümlesinde arkaik be

If music be the food of love sözünde be, if yan cümlesinde kullanılan be fiilinin present subjunctive, yani yalın biçimidir. Bu alıntıda koşul, modern If music is the food of love ile temelde aynıdır. Bu yalın be eski ve edebî bir kalıptır; bu nedenle dizeye şiirsel ve yüce bir hava verir. Shakespeare alıntısında hata değildir, ancak tarafsız modern İngilizcede tekil music öznesiyle normalde is kullanılır.

Alıştırma

Tarafsız bir modern e-postada hangi cümle doğal seçimdir?

  1. If the schedule be correct, we can begin at noon.
  2. If the schedule is correct, we can begin at noon.
  3. If the schedule are correct, we can begin at noon.
Cevabı göster

If the schedule is correct, we can begin at noon.

Deyimler

music be the food of love: beslemeyi anlatan şiirsel bir metafor

Bu metaforda music, food olarak; love ise beslenebilen bir şey olarak düşünülür. Buradaki fikir, müziğin aşk duygularını beslemesi, güçlendirmesi veya canlı tutmasıdır; kimse gerçekten müzik yemiyor. Baştaki if, play on için gerekçe kurar: müzik aşkı besliyorsa konuşan kişi müziğin devam etmesini ister. Daha genel olarak, X’e the food of Y demek X’i Y’yi sürdüren veya güçlendiren bir şey olarak sunar.

Alıştırma

Bu cümlede music be the food of love ne anlama gelir?

  1. Aşk bir tür müzik gösterisidir.
  2. Müzik aşk duygularını besler veya yaşatır.
  3. İnsanların müzik dinlerken yemek yemesi gerekir.
Cevabı göster

Müzik aşk duygularını besler veya yaşatır.

Of course, most lines of Shakespeare's plays

3:42

Elbette, Shakespeare oyunlarındaki dizelerin çoğu

are written in regular prose. Kelime

3:44

normal düzyazı ile yazılmıştır.

Kelime

written in regular prose: sıradan düzyazıyla, şiir biçiminde olmadan yazılmış

Edilgen be written in + biçim veya üslup yapısı, bir metnin nasıl oluşturulduğunu anlatır. Burada regular prose, şiirsel ölçüyle düzenlenen dizeler yerine sıradan cümle ve paragraflardan oluşan düzyazı anlamına gelir. Regular burada biçim bakımından sıradan veya alışılmış demektir. Yazının sıkıcı ya da özensiz olduğunu söylemez ve kalitesi hakkında bir değerlendirme yapmaz.

Alıştırma

Edebiyat tartışmalarında written in regular prose ne anlama gelir?

  1. şiirsel ölçü olmadan sıradan dille yazılmış
  2. özensiz dil bilgisiyle yazılmış
  3. sabit bir şiirsel ölçüye sahip dizeler hâlinde yazılmış
Cevabı göster

şiirsel ölçü olmadan sıradan dille yazılmış

But if you read carefully,

3:46

Ancak dikkatlice okursanız,

you'll notice that Shakespeare's characters turn to poetry, Öbek fiiller

3:48

Shakespeare'in karakterlerinin şiire,

and iambic pentameter in particular,

3:51

ve özellikle iambik pentametreye başvurduğunu fark edeceksiniz,

for many of the same reasons

3:53

birçoğu aynı sebeplerden ötürü

that we look to poetry in our own lives.

3:54

bizim kendi hayatımızda şiire başvurmamızla.

Öbek fiiller

turn to poetry ... look to poetry: şiire yönelmek

Burada turn to poetry ve look to poetry fiziksel değil, soyut anlamdadır. Her iki ifade de şiiri, önemli duyguları anlatmak, anlamak veya onlarla başa çıkmak için yardıma ihtiyaç duyulduğunda başvurulan bir kaynak olarak gösterir. Tekrarlanan ifadeler Shakespeare'in karakterleriyle gerçek hayattaki insanları birbirine bağlar: Her iki grup da benzer ihtiyaçlarla şiirden yararlanır.

Alıştırma

“we look to poetry in our own lives” ifadesinde look to poetry ne anlama gelir?

  1. Şiir yoluyla anlatım, anlam veya teselli aramak
  2. Gözlerini bir şiire çevirmek
  3. Bir şiir kitabını başka bir yere taşımak
Cevabı göster

Şiir yoluyla anlatım, anlam veya teselli aramak

Feeling passionate, Anlatım akışı

3:57

Tutkulu,

introspective,

3:59

iç gözlem yapan,

or momentous.

4:00

veya çok önemli hissettiklerinde.

Anlatım akışı

Feeling passionate, introspective, or momentous: eksiltili bir liste

“Feeling passionate, introspective, or momentous.” insanların neden şiire yöneldiğiyle ilgili önceki düşünceyi sürdüren bir cümle parçasıdır. Eksik çerçeve yaklaşık olarak “örneğin, insanlar ... hissettiğinde” şeklindedir; dolayısıyla bu satır ayrı bir iddia ortaya atmak yerine durumları sıralar. Listenin ayrı verilmesi her durumu daha fazla vurgular ve konuşmada belirgin bir ritim oluşturur. Dinleyen kişi eksik bağlantıyı önceki cümleden tamamlar.

Alıştırma

“Feeling passionate, introspective, or momentous.” parçası metinde ne yapar?

  1. İnsanların şiire yönelebileceği durumları sıralayarak önceki düşünceyi tamamlar.
  2. Şiirin anlamı hakkında ayrı bir soru sorar.
  3. Üç yeni karakteri ve onların eylemlerini tanıtır.
Cevabı göster

İnsanların şiire yönelebileceği durumları sıralayarak önceki düşünceyi tamamlar.

Whether it's Hamlet pondering his existence Dilbilgisi

4:03

İster kendi varoluşunu sorgulayan Hamlet olsun

or Romeo professing his love,

4:06

ister aşkını ilan eden Romeo,

the characters switch to iambic pentameter

4:09

karakterler iambik pentametreye geçerler

when speaking about their emotions

4:11

duyguları

and their place in the world. Deyimler

4:12

ve dünyadaki yerleri hakkında konuşurken.

Dilbilgisi

Whether it's X or Y: iki örnek ve ortak bir sonuç

Whether it's X or Y, “örnek X de olsa Y de olsa” anlamına gelir. Gerçek bir soru sormaz. Giriş bölümü Hamlet ve Romeo’yu iki temsilî durum olarak sunar; ana cümle ise ikisi için de geçerli olan sonucu verir. X ve Y paralel yapılarda olmalıdır. Burada Hamlet pondering ... ve Romeo professing ... aynı kişi + -ing fiil kalıbını kullanır. Böylece ortak nokta verilmeden önce iki örnek kolayca karşılaştırılır.

Alıştırma

“Whether it's X or Y” kalıbını tamamlayın: ____ a short message ____ a formal report, clear organization matters.

Cevabı göster

Whether it's · or

Deyimler

Their place in the world: kimlik, aidiyet ve yaşam amacı

their place in the world ifadesinde place fiziksel bir konumu değil, soyut bir düşünceyi anlatır. İnsanların kim olduklarını, nereye ait olduklarını ve hayatta nasıl bir rolleri ya da amaçları olduğunu nasıl anladıklarını belirtir. İyelik sözcüğü kişiye göre değişir: my place in the world, your place in the world, her place in the world ve their place in the world. Bu ifade genellikle kimlik, aidiyet veya yaşamın yönü üzerine derinlemesine düşünürken kullanılır.

Alıştırma

“Many teenagers wonder about their place in the world,” cümlesindeki ifade en doğal biçimde ne anlama gelir?

  1. Ziyaret etmek istedikleri ülke
  2. Tam olarak ayakta durdukları nokta
  3. Hayattaki kimlikleri, aidiyetleri ve amaçları
Cevabı göster

Hayattaki kimlikleri, aidiyetleri ve amaçları

Which leaves just one last question. Anlatım akışı

4:15

Geriye tek bir son soru kalıyor.

Anlatım akışı

Which leaves just one last question: “Böylece geriye yalnızca son bir soru kalır”

Buradaki Which, tek bir isme ya da bir seçime değil, önceki açıklamanın tamamına gönderme yapar. leaves, “geriye kalmasına neden olur” anlamındadır; yani hâlâ yanıtlanmamış bir konu vardır. Bu cümle önceki tartışmayı toparlayıp dikkati son soruya yöneltir. Konuşan kişi diğer noktaları açıkladıktan ya da eledikten sonra bu kısa geçişi kullanabilir.

Alıştırma

“Which leaves just one last question” cümlesinde Which neye gönderme yapar?

  1. Önceki durumun veya açıklamanın tamamına
  2. Birkaç yaprak arasındaki bir seçime
  3. Yalnızca question ismine
Cevabı göster

Önceki durumun veya açıklamanın tamamına

Why did Shakespeare choose iambic pentameter for these moments

4:18

Shakespeare bu anlar için neden iambik pentametreyi seçti,

rather than, say, trochaic hexameter or dactylic tetrameter? Kalıp ifadeler

4:21

mesela trokaik hekzametre veya daktilik tetrametre yerine?

Kalıp ifadeler

rather than, say, ...: “örneğin ... yerine”

rather than, seçilmemiş bir alternatifi tanıtır: Shakespeare diğer olası ölçüleri değil, iambik pentametreyi seçmiştir. Karşılaştırılan seçenekler cümlede aynı dil bilgisel görevi üstlenmelidir. say burada “örneğin” ya da “bir örnek ele alalım” anlamındaki bir ara sözdür. Trokaik heksametre ve daktilik tetrametrenin eksiksiz bir liste değil, örnek alternatifler gibi duyulmasını sağlar; burada “konuşmak” anlamına gelmez.

Alıştırma

“rather than, say, trochaic hexameter” ifadesinde say ne işe yarar?

  1. Bir alternatifi örnek olarak rahat bir biçimde tanıtır.
  2. Dinleyiciye ölçünün adını telaffuz etmesini söyler.
  3. Shakespeare’in söylediği sözleri aktarır.
Cevabı göster

Bir alternatifi örnek olarak rahat bir biçimde tanıtır.

It's been said that iambic pentameter was easy for his actors to memorize Dilbilgisi

4:26

İambik pentametrenin oyuncuları için ezberlenmesinin kolay olduğu söylendi

and for the audience to understand

4:30

ve izleyicilerin anlaması için

because it's naturally suited to the English language. Kalıp ifadeler

4:32

çünkü İngiliz diline doğal olarak uygundu.

Dilbilgisi

It's been said that: kaynağı belirtilmeyen bir görüşü aktarmak

It's been said that... yapısında It's, It has ifadesinin kısaltmasıdır. It, belirli bir şeye gönderme yapmayan biçimsel öznedir; ileri sürülen düşünce that yan cümlesinde yer alır. Bu edilgen aktarım yapısı, düşünceyi kimin söylediğini belirtmez. Burada açıklama, doğrudan “Ben böyle düşünüyorum” denmek yerine daha önce birinin dile getirdiği bir görüş olarak sunulur.

Alıştırma

Cümleyi present perfect kişisiz edilgen yapının kısaltılmış biçimiyle tamamlayın: ____ daily reading can improve vocabulary.

Cevabı göster

It's been said that

Dilbilgisi

easy for ... to ... and for ... to ...: grupları kendi eylemleriyle eşleştirmek

easy + for + kişi veya grup + to + fiilin yalın biçimi kalıbı, bir eylemin o kişi veya grup için ne kadar kolay olduğunu değerlendirir. Vurgulanan bölümde for his actors, to memorize ile; for the audience ise to understand ile eşleşir. Buradaki for, her mastar eylemiyle ilişkili kişileri belirtir; “çünkü” anlamına gelmez. İki for ... to ... birimi and ile paralel biçimde bağlanır. Kalıbın tekrarlanması her grubu kendi eylemiyle açıkça eşleştirir; easy ise iki birim için de geçerlidir.

Alıştırma

customers/navigate ve staff/update ifadelerini kullanarak cümleyi iki paralel for + grup + to + fiil öbeğiyle tamamlayın: The website is easy ____ and ____.

Cevabı göster

for customers to navigate · for staff to update

Kalıp ifadeler

naturally suited to the English language: be suited to kullanımı

be suited to yapısında suited, “iyi eşleşen veya uygun” anlamında bir sıfattır; to ise neye uygun olunduğunu belirtir. Burada ölçü, İngilizcenin kalıplarıyla uyumludur. Suited, takım elbise giymek anlamına gelmez. Naturally, bu uyumun zorla yapılan bir düzenlemeden değil, iki şeyin kendi özelliklerinden kaynaklandığını gösterir. Bir araç, biçim, yer veya yöntem belirli bir dile, göreve ya da gruba zaten uygunsa naturally suited to kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi dersteki “doğal olarak uygun olmak” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: This quiet workspace is naturally ____ focused study.

Cevabı göster

suited to

But there might be another reason.

4:36

Ama başka bir neden olabilir.

The next time you're in a heightened emotional situation Dilbilgisi

4:38

Bir dahaki sefere duygusal bir durumun zirvesinde olduğunuzda,

like the ones that make Shakespeare's characters burst into verse, Deyimler

4:40

Shakespeare'in karakterlerinin birdenbire şiir okumasına neden olan durumlar gibi,

put your hand over the left side of your chest.

4:44

elinizi göğsünüzün sol tarafına koyun.

Dilbilgisi

The next time you're in ...: gelecekteki bir zamanı belirlemek

The next time + özne + fiil, “bir dahaki sefere … olduğunda” anlamına gelir. Bu yan cümlenin tamamı ana eylemin zamanını belirler; burada elinizi göğsünüze ne zaman koyacağınızı söyler. Geleceği gösterse de bu zaman cümlesinde normalde şimdiki zaman kullanılır: The next time you're ... denir, The next time you will be ... denmez. Tavsiye veya talimat verirken ana cümle emir biçiminde olabilir.

Alıştırma

Cümleyi, dersteki “bir dahaki sefere … olduğunda” anlamındaki zaman bağlayıcısıyla tamamlayın: ____ you use the oven, ask an adult for help.

Cevabı göster

The next time

Deyimler

make Shakespeare's characters burst into verse: Shakespeare'in karakterlerinin birden şiirsel dizelerle konuşmasına yol açmak

make Shakespeare's characters burst into verse ifadesinde make + nesne + fiilin yalın hâli, durumların karakterlerde bir tepkiye yol açtığını gösterir. Make burada etken yapıda olduğu için burst fiilinden önce to kullanılmaz. Burst into verse mecazen “birden şiirsel dizelerle konuşmaya başlamak” demektir. Burst into, duygunun etkisiyle gerçekleşen ani değişimi canlı biçimde anlatır; gerçek bir patlamadan söz etmez. Buradaki verse, şiir veya ölçülü söz anlamındadır.

Alıştırma

“Birden şiirsel dizelerle konuşmaya başlamak” anlamındaki canlı ifadeyle cümleyi tamamlayın: The powerful memory made the actor ____.

Cevabı göster

burst into verse

What do you feel?

4:47

Ne hissediyorsunuz?

That's your heart beating in iambs. Deyimler

4:49

O, iamb temposuyla atan kalbiniz.

Deyimler

heart beating in iambs: kalp atışını iamb ritmine benzetmek

Heart beating in iambs bir benzetmedir. Iamb, vurgusuz bir heceden vurgulu bir heceye ilerleyen iki heceli bir ölçü birimidir: da-DUM. Konuşan kişi bu zayıf-GÜÇLÜ kalıbı kalbin nabzıyla karşılaştırır. Kalp gerçekte bir şiir kuralına göre çalışmaz. Bu imge, soyut bir şiir ritmini hissedilebilen ve hatırlanabilen bir şeye dönüştürür.

Alıştırma

Bu cümlede “your heart beating in iambs” ne anlama geliyor?

  1. Kalp atışı, tekrarlanan zayıf-GÜÇLÜ bir şiir ritmine benzetiliyor.
  2. Kalp gerçekten yazılı şiir dizeleri üretiyor.
  3. Konuşan kişi tıbbi bir tanı koyuyor.
Cevabı göster

Kalp atışı, tekrarlanan zayıf-GÜÇLÜ bir şiir ritmine benzetiliyor.

Da duhm,

4:52

Güm-güm,

da duhm,

4:52

güm-güm,

da duhm,

4:53

güm-güm,

da duhm,

4:54

güm-güm,

da duhm.

4:55

güm-güm.

Shakespeare's most poetic lines

4:58

Shakespeare'in en şiirsel replikleri

don't just talk about matters of the heart, Notlar

4:59

sadece kalple ilgili meselelerden bahsetmez,

they follow its rhythm.

5:02

aynı zamanda onun ritmini de takip eder.

Anlatım akışı

don't just A; they B: içerikten biçime geçiş

don't just A, they B kalıbı, A'nın hikâyenin tamamı olduğu düşüncesini reddeder ve ardından daha güçlü nokta olarak B'ye ilerler. Burada A dizelerin ne hakkında konuştuğunu, B ise ritimlerinin ne yaptığını gösterir. its zamiri heart sözcüğüne gönderme yapar. Böylece kapanış, içerikten —duygudan— biçime —kalp atışına benzetilen şiirsel ritme— geçer ve savı yeniden merkezdeki imgeye bağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede don't just A, they B yapısı ne işe yarıyor?

  1. Dizelerin duygulardan hiç söz etmediğini söyler.
  2. Birbiriyle ilgisiz ve eşit önemde iki gerçeği sunar.
  3. Dizelerin konuştuğu konudan, ritimlerinin nasıl işlediğine dair daha derin bir noktaya ilerler.
Cevabı göster

Dizelerin konuştuğu konudan, ritimlerinin nasıl işlediğine dair daha derin bir noktaya ilerler.

Deyimler

matters of the heart: aşk ve derin duygular

Matters of the heart; aşkı, romantik ilişkileri ve derin kişisel duyguları anlatan bir deyimdir. Burada matter, konu veya mesele anlamındadır; ifade normalde tıbbi bir kalp rahatsızlığını anlatmaz. Bu cümlede heart iki düzeyde işlev görür. Deyim duygusal temaları adlandırırken its rhythm yeniden heart sözcüğüne gönderme yapıp kalp atışını düşündürür. Böylece anlam ile şiirsel biçim birbirine bağlanır.

Alıştırma

Cümleyi aşk ve derin kişisel duygular anlamındaki deyimle tamamlayın: The podcast gives thoughtful advice about ____.

Cevabı göster

matters of the heart