2. Nesil OLED Nedir??: İngilizce çalışma notları
Linus Tech Tips
Video özeti: CES 2021'de sunucu LG G1 OLED panelini, model adlarını, oyun ve ses özelliklerini ve telefon bağlantısını anlatırken gösterimleri test edilmemiş iddialardan ayırıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. “in large part due to” — Kalıplaşmış söz öbekleri ve eşdizimler: inceleme veya analizde tek neden olduğunu söylemeden önemli bir nedeni belirtin. 2. “the deeper into the alphabet you go, the higher end it is.” — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: iki değişimi ilişkilendiren eşlemeli the + karşılaştırma yapısını kullanın. 3. “To be clear,” — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: bir iddianın kapsamını daraltıp yanlış anlamayı önleyen açıklama işaretini tanıyın.
Bu derste
Hey, welcome to CES 2021 here in beautiful Los Linus, British Columbia.
0:00Hey, güzel British Columbia, Los Linus'taki CES 2021'e hoş geldiniz.
LG is sponsoring our coverage of their booth
0:08LG, stantlarına yönelik yayınımızın sponsorluğunu yapıyor
have a treat for you: özel bir şeyi duyurmak
have a treat for you ifadesi, konuşanın dinleyiciler için hoş veya özel bir şey hazırladığını anlatır. Buradaki treat, mutlaka yiyecek değil, özel bir deneyim ya da içerik anlamındadır. Sunucular bu kalıbın tamamını bir tanıtım, gösteri veya sürprizden önce samimi bir beklenti oluşturmak için sıkça kullanır.
Alıştırma
Sunucunun samimi tanıtımını have a treat for you kalıbıyla tamamlayın: We ____ today: a live tour of the aquarium.
Cevabı göster
have a treat for you
that have made them brighter and more color accurate with more features.
0:16onları daha parlak, renkleri daha doğru ve daha fazla özellikle donatan aşamalı güncellemeler gördük.
to outright call it second gen until today.
0:22ona doğrudan ikinci nesil diyecek kadar büyük bir sıçrama yapmamıştı.
big enough ... to outright call: gerekli eşiğe ulaşmak
Bu cümlede big enough, jump sözcüğünü niteleyen bir sıfat grubudur. Enough sıfattan sonra gelir ve bir eşiğe ulaşıldığını gösterir. Burada jump artış anlamındadır; dolayısıyla artış sonunda ona second gen deme eylemi için gereken büyüklüğe ulaşmıştır. Outright, to ile call arasına girer ve bu adlandırma eylemini güçlendirir: artık bu etiket açıkça ve herhangi bir çekince olmadan kullanılabilir. Bir zarf to ile fiil arasına doğal biçimde gelebilir; adjective + enough + to ilişkisi değişmez.
Alıştırma
Hangi cümle, parlaklığın ekranı dışarıda kullanmak için gereken düzeye ulaştığını anlatır?
- The screen is enough bright to use outside.
- The screen is bright enough to use outside.
- The screen is too bright to use outside.
Cevabı göster
The screen is bright enough to use outside.
LG is calling this the second generation of their OLED technology
0:33LG bunu, 2010'ların ortalarında tüketicilere OLED göndermeye başladıklarından bu yana
for the first time since they started shipping OLEDs to consumers in the mid-2010s. Dilbilgisi
0:36ilk kez OLED teknolojilerinin ikinci nesli olarak adlandırıyor.
for the first time since + geçmiş olay: geçmişteki bir noktadan beri ilk kez
“For the first time since they started” bir zaman aralığı kurar. LG, 2010'ların ortalarında tüketicilere OLED göndermeye başladı ve o olaydan bugüne uzanan dönemde “second generation” ifadesini ilk kez kullanıyor. for the first time since + geçmiş olay yapısını, geçmişteki belirli bir noktadan sonraki ilk olayı belirtmek için kullanın. Burada since bir nedeni değil, zamanın başlangıç noktasını gösterir.
Alıştırma
Cümleyi hedef zaman ifadesiyle tamamlayın: The museum is opening its rooftop garden ____ the garden closed for repairs in 2021.
Cevabı göster
for the first time since
is that this generation is not just a little bit brighter.
0:43bu neslin sadece biraz daha parlak olmasından ibaret olmaması.
This is in large part due to the new luminous elements Kalıp ifadeler
0:46Bu, büyük ölçüde yeni aydınlatıcı unsurlara borçlu;
in large part due to: önemli ama tek olmayan bir neden
“In large part due to”, ardından gelen etkenin bir sonucun büyük bölümünü açıkladığını, ancak başka nedenlere de yer bıraktığını belirtir. Burada yeni ışık yayan öğeler sonucun önemli bir nedeni olarak sunulur; ancak mutlaka tek neden değildir. Yapı şöyledir: sonuç + be + in large part due to + ad öbeği. Due to, because of gibi işlev görür; bu nedenle ardından tek başına tam bir cümlecik değil, bir şey, olay veya -ing biçimi gelir.
Alıştırma
Cümleyi “büyük ölçüde ... nedeniyle” anlamındaki hedef ifadeyle tamamlayın: The drop in wait times was ____ the new booking system, although extra staff also helped.
Cevabı göster
in large part due to
and for red, which is kind of sprinkled in. Öbek fiiller
0:51ve bir nevi serpiştirilmiş kırmızı ışık için.
sprinkled in: az miktarda ve farklı yerlere eklemek
Bu cümlede sprinkled in, “az miktarda ve farklı noktalara eklenmiş” anlamına gelir. Kırmızı ışık üreten malzeme, düzenin ana bileşeni değil; küçük ve dağınık bir parçasıdır. Sprinkle in, biraz baharat eklemek gibi gerçek bir eylemi ya da bir tasarıma veya hikâyeye birkaç ayrıntı eklemek gibi mecazi bir eylemi anlatabilir. Yaygın kalıplar sprinkle something in ve something is sprinkled in şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi sprinkle in ifadesinin geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: The editor ____ a few light moments throughout the serious film.
Cevabı göster
sprinkled in
This means second gen OLEDs can produce more precise colors in the first place, Deyimler
0:54Bu, ikinci nesil OLED'lerin en başta daha hassas renkler üretebileceği,
in the first place: bir sürecin başlangıcında
Burada in the first place, “ilk aşamada” veya “en baştan” anlamına gelir. OLED'ler daha sonraki filtreleme aşamasından önce daha doğru renkler üretir; dolayısıyla ifade, ilk çıktının kalitesini belirtir. İfade burada bir listedeki ilk maddeyi tanıtmaz. Başka bağlamlarda, özellikle Why ... in the first place? yapısında, bir eylemin ilk yapılma nedenine değinebilir. Bu yüzden anlamı çevresindeki cümle belirler.
Alıştırma
Bu cümlede in the first place ne anlama gelir? “If the map is accurate in the first place, the hikers are less likely to get lost later.”
- Yürüyüşçüler ancak kaybolduktan sonra
- En baştan, sonraki aşamalardan veya etkilerden önce
- Sözlü bir listenin ilk maddesi olarak
Cevabı göster
En baştan, sonraki aşamalardan veya etkilerden önce
resulting in less brightness loss when that light Dilbilgisi
0:59böylece o ışık bir sonraki katmandan,
passes through the next layer, which is the color filtering layer.
1:01yani renk filtreleme katmanından geçtiğinde daha az parlaklık kaybı yaşanacağı anlamına geliyor.
resulting in: önceki olayı sonucuna bağlamak
Burada resulting in, önceki cümlenin tamamındaki olayın sonucunu tanıtır. Daha hassas renkler, ışık renk filtreleme katmanına ulaştığında daha az parlaklık kaybına yol açar. Bu, resulting in + sonuç biçimindeki bir şimdiki zaman ortaç yapısıdır. and this results in ile yeni bir cümle başlatmak yerine açıklamayı sonucuna kısa biçimde bağlar. Amaç değil, sonuç bildirir.
Alıştırma
Daha temiz görüntünün dağınık ışığı engellemenin sonucu olduğunu göstermek için resulting in kullanan cümle hangisidir?
- The filter blocks stray light, even though it produces a cleaner image.
- The filter blocks stray light, resulting in a cleaner image.
- The filter blocks stray light in order to produce a cleaner image.
Cevabı göster
The filter blocks stray light, resulting in a cleaner image.
but I'm not sure if we're allowed to say that or not. Ton ve niyet
1:09ama bunu söylememize izin var mı yok mu emin değilim.
I'm not sure if we're allowed to say that or not: izin kontrolü
Burada I'm not sure if we're allowed to say that or not, bir bilginin doğru olup olmadığıyla değil, açıklanmasına izin verilip verilmediğiyle ilgili belirsizlik bildirir. allowed to, dışarıdan gelen bir kuralın, anlaşmanın veya yetkili bir kişinin bu bilginin söylenmesine ya da kamuya açıklanmasına izin verip vermediğini sorar. Sondaki or not, evet-hayır seçeneğini açıkça belirtir. Konuşmacı temkinli biçimde bir sınırı kontrol etmektedir. Bu bağlamda, az önce kısıtlı olabilecek bir ayrıntıdan söz ettiği için cümle hafif mizahi de duyulabilir.
Alıştırma
Bir iş arkadaşınız, halka açık bir sunumda müşterinin özel fotoğrafından söz edip edemeyeceğinizi soruyor. İzni en açık şekilde kontrol eden cümle hangisidir?
- I'm not sure if we're allowed to say that or not.
- I'm not sure if I understand that or not.
- I'm not sure if we should say that or not.
Cevabı göster
I'm not sure if we're allowed to say that or not.
Ortak bir öneri için Let's ... shall we?
Let's + fiilin yalın hâli, hem konuşanın hem de dinleyenin katıldığı bir eylem önerir. Buradaki have a look, “bir şeye bakmak veya onu incelemek” anlamına gelir; yani konuşan kişi izleyicileri standa birlikte bakmaya davet eder. Sondaki shall we? bu öneri için dostça onay ister. Let's ile yapılan daveti destekler; gelecekteki bir planı soran ayrı bir soru değildir.
Alıştırma
Dostça ve ortak öneriyi standart soru eklentisiyle tamamlayın: Let's check the map, ____?
Cevabı göster
shall we
Now, you can get an optional gallery stand.
1:20Ancak isterseniz isteğe bağlı bir galeri standı alabiliyorsunuz.
it looks kind of like a light stand, but way classier.
1:24bir nevi ışık standına benziyor, ama çok daha klas.
But this one is intended to either be mounted right against the wall,
1:27Fakat bu model, doğrudan duvara monte edilmek üzere tasarlanmış,
So, this is the new concept that replaces their old wallpaper TV.
1:40İşte bu, eski duvar kağıdı TV'lerinin yerini alan yeni konsept.
I think this is probably the better way to go. Deyimler
1:46bunun muhtemelen çok daha iyi bir yöntem olduğunu düşünüyorum.
Tercih edilen seçenek için the better way to go
Bu cümlede the better way to go, “seçilmesi daha uygun seçenek” veya “benimsenmesi daha iyi yaklaşım” anlamına gelir. Go fiziksel hareketle ilgili değildir; way to go bir karara veya yönteme işaret eder. Karşılaştırma biçimi better, bilinen alternatiflerden birinin tercih edildiğini gösterir. Bir seçeneği kusursuz olduğunu iddia etmeden önerir; cümledeki I think ve probably de öneriyi yumuşatır.
Alıştırma
“Daha uygun seçenek” anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: After comparing the two designs, I think the simpler one is ____.
Cevabı göster
the better way to go
and you can do that in wall mount if you really want to.
1:50ve gerçekten isterseniz bunu duvara gömme montajla da yapabilirsiniz.
If X means A, what exactly does Y mean? açıklama isteme kalıbı
If yan cümlesi, bir yorumu devam sorusunun dayanağı olarak sunar: G'nin gallery anlamına geldiği kabul edilir ve konuşan, diğer bölüm olan one'ın neyi temsil ettiğini sorar. Buradaki if, “öyle olduğunu varsayarsak” veya “bunu kabul edersek” anlamına gelebilir; açıklamadan şüphe edildiğini otomatik olarak göstermez. Ana soru what ... mean? yapısını does ile kullanır: what exactly does the one mean? Exactly, belirsiz bir cevap değil kesin bir açıklama ister. Yeniden kullanılabilecek kalıp If X means A, what exactly does Y mean? şeklindedir.
Alıştırma
Bir etiketin adı R5 ve size R'nin room anlamına geldiği söylendi. Hangi soru aynı açıklama isteme kalıbını doğal biçimde kullanır?
- If the R in R5 means room, what exactly does the five mean?
- The R in R5 means room, if what does the five mean exactly?
- If the R in R5 means room, what exactly the five means?
Cevabı göster
If the R in R5 means room, what exactly does the five mean?
which sounds like a stupendously confusing Xbox-like branding move,
2:04Bu, Xbox'ınkilere benzeyen son derece kafa karıştırıcı bir markalama hamlesi gibi geliyor kulağa,
makes a great deal of sense: güçlü bir olumlu değerlendirme
Make sense ifadesindeki sense, mantık veya makullük anlamına gelir. Makes a great deal of sense, “çok mantıklıdır” veya “son derece makuldür” demektir; dolayısıyla adın daha önce kafa karıştırıcı olarak tanımlanmasından sonra güçlü bir olumlu değerlendirme sunar. A great deal of, “büyük miktarda” anlamına gelir ve makes sense ifadesini güçlendirir. Buradaki deal ticari bir anlaşma anlamına gelmez. Fiilin biçimini yine özne belirler: it makes a great deal of sense, ancak they make a great deal of sense.
Alıştırma
Cümleyi dersteki daha güçlü ifadeyle tamamlayın: The revised map is much clearer, so the new layout ____.
Cevabı göster
makes a great deal of sense
As for: ilişkili bir konuya geçiş
As for + ad öbeği, dikkati mevcut konunun ilişkili başka bir bölümüne taşır. Burada As for the letters, model numaralarından model harflerine geçerek bilgiyi aynı adlandırma sistemi içinde düzenli tutar. Bu yapı, sonraki cümlede ele alınacak konuyu tanıtır; neden veya gerekçe bildirmez.
Alıştırma
İkinci cümleyi, ilişkili başka bir konuya geçiş yapan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The battery lasts all day. ____ the screen, it is bright enough to use outdoors.
Cevabı göster
As for
well, we can't fault LG for consistency here. Ton ve niyet
2:17eh, bu konuda tutarlılık eksikliğinden dolayı LG'yi suçlayamayız.
can't fault LG for consistency: sınırlı bir olumlu kabul
Can't fault someone or something for X, X konusunda makul bir eleştiri yapılamayacağı anlamına gelir. for ile başlayan bölüm, değerlendirilen belirli niteliği gösterir. Burada konuşmacı LG'nin adlandırma sisteminin bir bölümünü eleştirdikten sonra harf sisteminin tutarlı olduğunu kabul eder. Övgü sınırlı ve biraz şakacıdır: LG'nin başka sorunları olabilir, ancak tutarlılık bunlardan biri değildir.
Alıştırma
You can't fault this laptop for its battery life ne anlama gelir?
- Dizüstü bilgisayar bir pil sorununa yol açtı, ancak konuşmacı nedenini anlıyor.
- Diğer yönleri sorunlu olabilse de bu yön eleştiriyi hak etmiyor.
- Konuşmacının dizüstü bilgisayarı eleştirmesinin nedeni pil ömrüdür.
Cevabı göster
Diğer yönleri sorunlu olabilse de bu yön eleştiriyi hak etmiyor.
The deeper... the higher... ile bağlantılı değişimler
The + comparative..., the + comparative... kalıbı iki değişimi birbirine bağlar. İlk yan cümle değişen bir ölçeği, ikinci yan cümle ise bununla bağlantılı sonucu belirtir. Burada alfabede sona doğru ilerlemek, ürünün daha üst segmentte olmasıyla bağlantılıdır. Bu kalıpta the, sıradan bir belirli tanımlık değil, yapının sabit bir parçasıdır. Her iki yan cümlede de karşılaştırma anlamı gerekir: the deeper..., the higher end.... Bir şey değiştikçe diğerinin de onunla birlikte değiştiğini anlatır; ancak tek başına neden-sonuç ilişkisini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bağlantılı karşılaştırma kalıbını tamamlayın: ____ more carefully you plan, ____ fewer problems you will have.
Cevabı göster
The · the
So, kind of like the opposite of your marks in school. Kelime
2:24Yani okuldaki notlarınızın tam tersi gibi bir şey.
Marks in school: okul notları
Marks in school ifadesinde marks, puanlar veya akademik sonuçlar anlamına gelir. Okul bağlamı bu anlamı seçer; dolayısıyla burada leke, çizik veya yazılı sembol anlamında değildir. Bu kullanım Britanya ve Kanada İngilizcesinde yaygındır. Tekil mark, bir sınavın veya ödevin puanını belirtebilir; çoğul marks ise öğrencinin genel sonuçlarını ifade edebilir.
Alıştırma
Kanada okul İngilizcesinde “Her marks improved this term” cümlesindeki marks ne anlama gelir?
- Bir sayfaya çizdiği semboller
- Giysilerindeki lekeler
- Onun okul puanları veya akademik sonuçları
Cevabı göster
Onun okul puanları veya akademik sonuçları
top of the line: bir ürün yelpazesindeki en üst seviye
Top of the line, belirli bir ürün yelpazesindeki en yüksek kaliteli veya en yüksek özelliklere sahip seçeneği ifade eder. Burada Z'nin LG'nin harflerle sınıflandırılan ürün dizisindeki en üst seviye olduğunu söyler; Z'nin fiziksel olarak bir çizginin üstünde olduğunu söylemez. Karşılaştırmanın kapsamı sınırlıdır: Z'yi bu ürün dizisi içinde sıralar. Bu ifade tek başına Z'nin tüm rakip ürünlerden daha iyi olduğunu kanıtlamaz.
Alıştırma
Cümleyi top of the line kullanarak tamamlayın: The X900 is ____ in this product range.
Cevabı göster
top of the line
G is your next gen OLED panel with the fancy wall mount,
2:29G gösterişli duvar montajına sahip yeni nesil OLED paneliniz,
C is your general consumer model with pretty much everything you need.
2:32C ise ihtiyacınız olan hemen hemen her şeye sahip genel tüketici modeliniz.
And while B used to be the entry-level bang for the buck SKU, Notlar
2:37B serisi eskiden fiyat-performans odaklı giriş seviyesi bir modeldi
SKU: belirli bir stok tutma birimi
SKU, stock keeping unit ifadesinin kısaltmasıdır. Perakende ve ürün yönetiminde, satılabilir belirli bir stok kalemini veya çeşidini tanımlamak ve izlemek için kullanılan kod ya da etikettir. Boyut, renk, depolama kapasitesi, paket veya izlenen diğer özellikler farklı olduğunda geniş bir ürün ya da seri birden fazla SKU içerebilir. Burada SKU, B modelini şirketin ürün yelpazesinde ayrı bir kalem veya seviye olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi “stok tutma birimi” anlamına gelen perakende envanter kısaltmasıyla tamamlayın: Each color-and-size variant usually has its own ____.
Cevabı göster
SKU
Bang for the buck: harcanan paraya karşılık yüksek değer
Bu incelemede bang for the buck, harcanan para karşılığında elde edilen yararlı performans veya değer anlamına gelir. Bang sonuç ya da etkiyi, buck ise gündelik dilde dolar veya parayı ifade eder; burada iki sözcük de gerçek anlamıyla kullanılmaz. Bu ifade, maliyet ile fayda arasındaki iyi dengeyi över. Bir şey, en ucuz seçenek olmadan da çok iyi bang for the buck sunabilir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir dizüstü bilgisayarın en ucuz olduğunu iddia etmeden fiyatına göre güçlü performans sunduğunu söyler?
- This laptop costs almost nothing to make.
- This laptop is the cheapest one available.
- This laptop gives you a lot of bang for the buck.
Cevabı göster
This laptop gives you a lot of bang for the buck.
used to be: değişmiş bir geçmiş durum
Used to + fiilin yalın hâli, geçmişte bir süre doğru olan fakat artık doğru olmayan bir alışkanlığı veya durumu anlatır. used to be yapısında be, fiilin yalın hâlidir. Burada B daha önce giriş seviyesi rolündeydi, ancak yeni A serisi bu rolü değiştirdi. Ardından B'nin hâlâ çok iyi bir değer sunduğunun söylenmesi farklı bir özelliği anlatır; bu nedenle geçmiş ile bugün arasındaki karşıtlığı ortadan kaldırmaz.
Alıştırma
Cümleyi used to + be fiilinin yalın hâlini kullanarak tamamlayın: This building ____ a library, but now it is a café.
Cevabı göster
used to be
Just taking a moment to enjoy some LG demo videos
2:55Bunun için uygun lisansa sahip olduğumuz başka hiçbir şey olmadığı için
since there's nothing else that we have the proper license for for this.
2:58LG demo videolarının tadını çıkarmak üzere biraz vakit ayırıyoruz.
definitely designed to get the most out of your OLED TV. Deyimler
3:04kesinlikle OLED TV'nizden en iyi şekilde yararlanmanız için tasarlanmış.
En iyi şekilde yararlanmak: get the most out of
“Get the most out of”, bir şeyi mümkün olan en büyük yararı, değeri veya performansı sağlayacak şekilde kullanmak demektir. Burada tanıtımın OLED televizyonu en iyi hâliyle göstermek üzere tasarlandığını anlatır. Kalıp get the most out of + isim veya zamir şeklindedir. “Out of” burada nesnenin içinden fiziksel olarak bir şey çıkarmayı anlatmaz; ifadenin tamamı deyimseldir.
Alıştırma
“Mümkün olan en büyük yararı elde etmek” anlamındaki hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: A short setup guide can help you ____ your new camera.
Cevabı göster
get the most out of
Bunun gibisi yok, değil mi?
“There’s nothing quite like it”, bir şeyin olağanüstü derecede iyi, etkileyici veya özel olduğunu belirten coşkulu bir değerlendirmedir. Genellikle övgü ifade eder; benzer hiçbir şeyin bulunmadığına ilişkin gerçek ve nesnel bir iddia değildir. nothing ana cümleyi olumsuz yaptığı için sondaki kısa soru olumlu olur: is there? Bu soru, dinleyiciyi konuşmacının tepkisine katılmaya ve onunla aynı fikirde olmaya davet eder.
Alıştırma
Konuşmacı “there's nothing quite like it, is there?” derken esas olarak ne yapıyor?
- Nesnenin var olup olmadığını sormak
- Aramada benzer bir nesne bulunmadığını bildirmek
- Güçlü bir beğeni ifade edip karşı tarafı aynı fikirde olmaya davet etmek
Cevabı göster
Güçlü bir beğeni ifade edip karşı tarafı aynı fikirde olmaya davet etmek
Eyleme geçiş ifadesi olarak “Enough theoreticals”
Burada “Enough theoreticals”, “teori hakkında yeterince konuştuk; şimdi uygulamalı bir şey yapalım” anlamına gelir. Yeterli miktarda teori bulunduğunu söyleyen tarafsız bir ifade değildir. Cümle başındaki enough + isim kalıbı bir konuyu hızlıca kapatıp konuşmayı sonraki adıma taşıyabilir. Konuşmacı ayrıca theoretical sözcüğünü esprili biçimde çoğul isim theoreticals hâline getirir; standart İngilizcede enough theory daha yaygındır.
Alıştırma
Örnekteki “Enough theoreticals” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Teori miktarının yeterli olduğunu tarafsız biçimde belirtir.
- Teori tartışmasını bitirip uygulamaya geçer.
- Dinleyiciden daha fazla teori sunmasını ister.
Cevabı göster
Teori tartışmasını bitirip uygulamaya geçer.
Bir cihazı çalıştırmak anlamındaki “Fire up”
Bu cümlede fire up, bir makineyi çalıştırmak veya açmak anlamına gelir. Konuşmacı uygulamalı gösteriye başlayabilmek için Xbox'ı çalıştıracaktır. Fire up ayrılabilen bir öbek fiildir: fire up the console veya fire the console up denebilir. Nesne bir zamirse ortaya yerleştirilir: fire it up.
Alıştırma
Cümleyi yukarıda öğretilen iki sözcüklü gündelik öbek fiille tamamlayın: Before the storm arrives, we'll ____ the backup generator.
Cevabı göster
fire up
Can I stop pretending that this microphone is connected to anything?
3:16Bu mikrofonun bir yere bağlıymış gibi davranmayı bırakabilir miyim artık?
New for 2021 series OLEDs is LG's Alpha 9 Gen 4 processor. Dilbilgisi
3:192021 serisi OLED'ler için yeni olan şey LG'nin Alpha 9 Gen 4 işlemcisi.
New for ... is ...: öne alınmış sunum sıralaması
Cümle, yenilik bilgisinin önce duyulması için New for 2021 series OLEDs sıfat öbeğini başa taşır. Gerçek dil bilgisel özne olan LG's Alpha 9 Gen 4 processor, is sözcüğünden sonra gelir. Özne başta olan normal sıralama şöyledir: LG's Alpha 9 Gen 4 processor is new for 2021 series OLEDs. Kullanılabilir kalıp New for + ürün veya dönem + be + özellik şeklindedir. be biçimi, ardından gelen öznenin tekil veya çoğul olmasına uyar: is a processor, ancak are two picture modes.
Alıştırma
Hangi cümle, 'new for...' ifadesini başa koyup özelliği is sonrasında açıklayan aynı sunum yapısını kullanıyor?
- New for this model a brighter display is.
- A brighter display is new for this model.
- New for this model is a brighter display.
Cevabı göster
New for this model is a brighter display.
is supposed to: amaçlanan veya beklenen etki
Burada is supposed to + fiilin yalın biçimi, 'bunu yapması amaçlanıyor' veya 'bunu yapması bekleniyor' anlamındadır. İncelemeyi yapan kişi otomatik ses seviyesi dengelemenin tasarım gereği ne yapacağını anlatır; etkinin kesin olarak kanıtlandığını söylemez. Bu yapı başka bağlamlarda yükümlülük bildirebilir. Ancak cansız bir ürün özelliğinin ardından bir etki fiili geldiğinde, amaçlanan veya üretici tarafından öne sürülen işlevi anlatır. Böylece konuşan kişi iddiayı tam bir garanti vermeden aktarabilir.
Alıştırma
Bir incelemeci özelliği henüz test etmemişken 'It is supposed to reduce background noise.' diyor. Bu cümle özelliğin çalıştığını garanti eder mi?
- Hayır, amaçlanan veya beklenen bir etkiyi aktarır.
- Evet, sonucu garanti eder.
Cevabı göster
Hayır, amaçlanan veya beklenen bir etkiyi aktarır.
switch between sources: kaynaklar arasında geçiş yapmak
Cihaz bağlamında switch between sources, bir giriş veya içerik kaynağından diğerine geçmek anlamına gelir. Buradaki sources; yayın uygulaması, video girişi veya kanal gibi seçeneklerdir. Kalıp switch between + çoğul seçenekler şeklindedir. Between, birbirinden açıkça ayrılan iki veya daha fazla seçenekle kullanılabilir; kaynağın kendisini değiştirmek ya da yerine başka bir şey koymak anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada öğretilen iki kelimelik kalıpla İngilizce cümleyi tamamlayın: During the live broadcast, the director must ____ several camera sources.
Cevabı göster
switch between
To be clear: açıklama yapılacağını belirtmek
To be clear, önceki mesajın kapsamını daraltan, olası bir yorumu düzelten veya mesajı daha kesin hâle getiren bir ifadeden önce kullanılan söylem belirtecidir. Dinleyicilere, sonraki ifadenin konuşanın tam olarak anlatmak istediği nokta olduğunu bildirir. Genellikle dinleyenin anlama becerisini değerlendirmez; konuşanın kendi anlatımını düzenler. Burada, bir özelliğin yapabileceklerinin gereğinden geniş yorumlanmasını önler ve dinleyenin anlamadığını söylemez.
Alıştırma
Konuşanın bir yanlış anlaşılmayı önlemeye çalıştığını en iyi hangi başlangıç gösterir?
- To be clear, the deadline has not changed; only the meeting time has.
- Clearly, the deadline has not changed; only the meeting time has.
- By the way, the deadline has not changed; only the meeting time has.
Cevabı göster
To be clear, the deadline has not changed; only the meeting time has.
level out: diyaloglarla aksiyon sahneleri arasındaki ses farkını eşitlemek
Burada level out, farklı düzeyleri birbirine daha yakın ve dengeli hâle getirmek anlamına gelir. Bu özellik, daha alçak sesli diyaloglarla daha yüksek sesli aksiyon sahneleri arasındaki ses farkını azaltır. Bu cümlede level out geçişli bir phrasal verb'dür; özellik diyalogları ve aksiyon sahnelerini dengeler. Bir oyun seviyesini tamamlamak anlamına gelmez ve her şeyi yalnızca kısmayı ya da sesleri tamamen aynı düzeye getirmeyi zorunlu olarak ifade etmez.
Alıştırma
Bu cümlede farkları daha dengeli hâle getirmek anlamındaki ifade hangisidir? Raising the lower salaries could ___ pay across the team.
- turn off
- level out
- level off
Cevabı göster
level out
It's also got picture optimization by game genre for gamers.
4:01Ayrıca oyuncular için oyun türüne göre görüntü optimizasyonuna sahip.
which just turns off any non-game enhancements and features. Öbek fiiller
4:07bu mod oyunla ilgili olmayan tüm geliştirmeleri ve özellikleri kapatıyor.
turns off: oyun dışı geliştirmeleri ve özellikleri devre dışı bırakmak
Burada turns off, devre dışı bırakır anlamına gelir. Örtük özne bir moddur; nesne ise oyun için olmayan geliştirmeler ve özelliklerdir. Bu nedenle söz konusu işlevler çalışmayı bırakır, ancak televizyonun kendisi açık kalır. Turn off geçişli bir phrasal verb'dür ve turn + off + cihaz, özellik veya ayar yapısında kullanılır. Teknik açıklamalarda nesne, tam olarak neyin devre dışı bırakıldığını gösterir.
Alıştırma
Ayarı tamamen devre dışı bırakmak anlamına gelmesi için cümleyi hangi ifade tamamlar? To protect your privacy, please ___ location sharing in the app.
- turn down
- turn off
- level out
Cevabı göster
turn off
as well as having mid-to-high-level brightness.
4:22ayrıca orta ila yüksek seviyede parlaklığa sahip.
Dennis the Menace: şakacı bir kültürel benzetme
Dennis the Menace, İngilizce çizgi romanlarda ve ekran uyarlamalarında yer alan, iyi bilinen yaramaz bir erkek çocuk karakterinin adıdır. Birine böyle seslenmek, gerçek adının Dennis olduğu anlamına gelmez. Şaka, sorun çıkaran birini anlatan menace cins isminden Dennis the Menace karakter adına geçer. Böylece sorun çıkaran oyun karakteri, bu tanınmış karaktere şakacı bir biçimde benzetilir.
Alıştırma
"You're Dennis the Menace," cümlesinde konuşmacı ne yapıyor?
- Kişinin Dennis the Menace adlı bir programı izlediğini söylemek.
- Kişiyi tanınmış yaramaz bir karaktere şakacı biçimde benzetmek.
- Kişinin gerçek adının Dennis olduğunu belirtmek.
Cevabı göster
Kişiyi tanınmış yaramaz bir karaktere şakacı biçimde benzetmek.
and like your favorite sports teams and stuff like that.
4:39yeni ve kişiselleştirilmiş bir ana ekrana sahipler.
Viewing history-based content: X-based kalıbı
Viewing history-based content, bir kişinin izleme geçmişi kullanılarak seçilen veya düzenlenen içerik demektir. Yapıyı viewing history + based olarak okuyun: based, «bir şeyi temel almak» anlamına gelir; fiziksel olarak onun üstünde bulunmak anlamına gelmez. X-based kalıbı, ardından gelen ismi niteleyen bir sıfat oluşturur. X, data-based decisions örneğindeki gibi tek bir isim veya viewing history-based content örneğindeki gibi bir isim grubu olabilir.
Alıştırma
İngilizce cümleyi location + based kullanarak tamamlayın: The app sends ____ alerts when you enter a new area.
Cevabı göster
location-based
Yakındaki cihazları eşleştirmek için NFC
NFC, near-field communication yani yakın alan iletişiminin kısaltmasıdır. Uyumlu cihazlar birbirine çok yakınken, genellikle dokundurularak veya yaklaştırılarak az miktarda bilgi alışverişi yapılmasını sağlar. Burada kumandanın NFC özelliği başka bir cihazla hızlı eşleştirmeyi başlatır. Önemli olan temas veya yakınlıktır; genel ve uzun mesafeli bir ağ bağlantısı değildir.
Alıştırma
Bir otel konuğu kapıyı açmak için telefonunu oda kilidine dokunduruyor. Hangi teknoloji kullanılıyor?
- Kısa menzilli iletişim için NFC
- Konum bulmak için GPS
- Bina genelinde internet bağlantısı için Wi-Fi
Cevabı göster
Kısa menzilli iletişim için NFC
which sounds like a really stupid gimmick Anlatım akışı
4:50ki bu son derece aptalca bir numara gibi geliyor kulağa,
sounds like ... until you go ... untuk menilai kembali
which sounds like a really stupid gimmick yan cümlesi, konuşanın ilk ve olumsuz izlenimini dinleyiciye sunar. Ardından until, bu izlenimin değiştiği noktayı getirir: özelliğin gerçekte ne yapabildiğini sormaya başlama anını. Buradaki go hareket bildirmez; hayal edilen bir sözü veya düşünceyi, yaklaşık olarak “sonra şöyle düşünür ya da dersin” anlamıyla tanıtır. Bu yapı önce açık bir itirazı kabul eder, sonra dinleyiciyi yeni bir değerlendirmeye yöneltir.
Alıştırma
Bu cümle nasıl bir değişim oluşturuyor? The tool sounds unnecessary until you go, 'Wait, it caught the error for me.'
- Baştan sona aynı olumsuz yargıyı korur.
- Konuşanın aracı kullanmadan önce fiziksel olarak başka bir yere gittiğini söyler.
- Önce bir şüphe sunar, ardından bunu yeniden değerlendirmek için bir neden verir.
Cevabı göster
Önce bir şüphe sunar, ardından bunu yeniden değerlendirmek için bir neden verir.
screen mirror ile reverse mirror arasındaki fark
Burada mirror bir fiildir: aynı ekranı veya içeriği başka bir cihazda, genellikle canlı olarak göstermek anlamına gelir. Screen mirror, cümlede belirtilen normal yönü, yani telefondan televizyona aktarımı anlatır. Bu bağlamda reverse mirror ters yönü belirtir: televizyondaki içerik telefona gönderilir. Reverse, yansıtmanın yönünü değiştirir; görüntüyü soldan sağa çevirmek anlamına gelmez.
Alıştırma
Anlatılan düzende, televizyondaki içeriğin telefona gönderilmesine hangi etiket uyar?
- file transfer: canlı ekranı göstermeden kaydedilmiş bir dosyayı kopyalama
- screen mirror: telefon ekranını televizyona gönderme
- reverse mirror: televizyon içeriğini telefona gönderme
Cevabı göster
reverse mirror: televizyon içeriğini telefona gönderme
whatever's on your TV yapısı
Whatever's, whatever is ifadesinin kısaltılmış hâlidir. Whatever is on your TV, kaynaşmış bir serbest ilgi yan cümlesidir: yan cümlenin tamamı bir isim öbeği gibi çalışır ve take fiilinin nesnesidir. Burada, hangi program veya video olduğuna bakılmaksızın televizyonda gösterilen herhangi bir şey anlamına gelir. Tek başına söylenip umursamazlık bildiren Whatever. cevabıyla aynı değildir.
Alıştırma
'Geriye kalan herhangi bir şey' anlamındaki kısaltmayı kullanarak cümleyi tamamlayın: Put ____ left in the fridge.
Cevabı göster
whatever's
bathroom break: tuvalete gitmek için kibarca verilen kısa ara
Bathroom break, tuvalete gitmek için bir etkinliğe kısa süre ara vermeyi anlatan yaygın ve kibar bir ifadedir. Buradaki break, bir şeyin kırılması değil, etkinliğin geçici olarak durması anlamındadır. Konuşmacının ifadeden önce duraksaması, normal fakat biraz özel olan bu konuyu hafifçe mahcup ve komik gösterir.
Alıştırma
Cümleyi bathroom ve «kısa ara» anlamındaki isimle tamamlayın: Before the bus leaves, let's take a ____.
Cevabı göster
bathroom break
cast: medyayı başka bir cihaza göndermek
Tüketici teknolojisinde cast, ses veya videoyu bir cihazdan ya da uygulamadan başka bir cihaza kablosuz olarak gönderip orada oynatmak anlamına gelen bir fiildir. Örneğin, telefondan televizyona gönderilebilir. Burada «fırlatmak» anlamına gelmez. You can cast, ifadesinde nesne söylenmez çünkü çevresindeki özellik listesi medya içeriğinin kastedildiğini açıklar. Tam bir cümlede cast + content + to + device kalıbı yaygındır.
Alıştırma
Maya, telefon ekranının geri kalanını göstermeden telefondaki tek bir videoyu televizyonda oynatmak istiyor. Ne yapmalı?
- Pair the TV with headphones.
- Mirror her whole phone screen on the TV.
- Cast the video to the TV.
Cevabı göster
Cast the video to the TV.
you can route audio through your phone Kalıp ifadeler
5:08sesi telefonunuz üzerinden yönlendirebilir
route audio through your phone: bir sinyalin yolunu seçmek
Burada route, bir şeyi seçilmiş bir yol üzerinden iletmek anlamına gelen bir fiildir. route + something + through + a device or system kalıbı, neyin taşındığını ve bunu hangi aracı cihazın ya da sistemin işlediğini gösterir. route audio through your phone ifadesinde audio sinyaldir; your phone ise sinyalin yolunun veya çıkış zincirinin bir parçasıdır. Aynı kalıp data, calls veya network traffic ile de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi route ... through ile tamamlayın: The system can ____ network traffic ____ a backup server.
Cevabı göster
route · through
if you're into that: bir seçeneği ilgiye bağlı sunmak
Be into something, bir şeyi sevdiğinizi veya ona ilgi duyduğunuzu söylemenin gündelik bir yoludur. Buradaki that, bir yere fiziksel olarak girmeyi değil, az önce sözü edilen etkinliği veya özelliği belirtir. if you're into that sonradan eklenen bir yorum olarak kullanıldığında, önceki öneriyi dinleyenin zevkine bağlı hâle getirir. Bu seçeneğin herkese göre olmadığını kabul eder ve hafif şakacı ya da mesafeli bir ton katabilir.
Alıştırma
Seçeneği dinleyenin ilgisine bağlayan gündelik ifadeyle cümleyi tamamlayın: We could go to the quiz night, ____.
Cevabı göster
if you're into that
we haven't tried yet ... this is not even a final product yet: kanıt sınırlarını belirtmek
Konuşmacı olumlu bir iddiada bulunduktan sonra kanıtlarla ilgili iki sınır ekliyor: özellikleri henüz denemedik ve bu nihai bir ürün bile değil. Yet, testlerin veya ürün geliştirme sürecinin daha sonra gerçekleşebileceğini gösterirken not even ikinci sınırlamayı daha vurgulu hâle getirir. Bu sıralama, dinleyicinin ilgi çekici bir iddiayla gerçekten doğrulanmış olanı ayırmasını sağlar. Bir inceleme, rapor veya sunumda umut verici görünen noktaları belirtebilir, ardından henüz test edilmemiş veya geçici olan noktaları açıkça açıklayabilirsiniz.
Alıştırma
Hangi devam cümlesi “The battery life looks excellent” iddiasına kanıtlarla ilgili dürüst bir sınırlama ekler?
- We tested it fully, so no further evidence is needed.
- We haven't tested it through a full day yet, and this is not even the final software version.
- The battery is excellent because the case is blue.
Cevabı göster
We haven't tested it through a full day yet, and this is not even the final software version.
we're hoping to bring you the full coverage later on in the year
5:23fiyatlandırma, bulunabilirlik ve benzeri şeyler açıklandıktan sonra
once pricing and availability and all that stuff is out. Dilbilgisi
5:26yılın ilerleyen zamanlarında size tam incelemeyi getirmeyi umuyoruz.
once pricing and availability ... is out: geniş zamanla gelecek koşulu
Once, kapsamlı içeriğin hazırlanabilmesinden önce gerçekleşmesi gereken gelecekteki olayı belirtir. Once sonrasındaki gelecek zaman bildiren yan cümlede İngilizce normalde geniş zaman kullanır: once ... is out denir, once ... will be out denmez. Burada out, “resmen açıklanmış” veya “herkesin erişimine açılmış” anlamındadır; “dışarıda” ya da “tükenmiş” anlamında değildir. Pricing and availability and all that stuff, piyasaya çıkışla ilgili birkaç ayrıntıyı konuşma dilinde tek bir grup hâline getirir. Yan cümle, sonraki haberin bu ayrıntılar kamuya açıklandıktan sonra hazırlanabileceğini belirtir.
Alıştırma
Bilginin açıklanmasına bağlı bir gelecek planını doğal biçimde anlatan cümleyi seçin.
- We'll send the comparison once the pricing will be out.
- We'll send the comparison once the pricing is outside.
- We'll send the comparison once the pricing is out.
Cevabı göster
We'll send the comparison once the pricing is out.
thank you to LG for sponsoring this video.
5:31bu videonun sponsorluğunu üstlenen LG'ye teşekkürler.
so you don't miss any of our CES 2021 coverage. Dilbilgisi
5:36böylece CES 2021 yayınlarımızın hiçbirini kaçırmazsınız.
Make sure + yan cümle
Make sure + bir yan cümle, “yan cümlede belirtilen durumun doğru olduğunu kontrol edip güvenceye almak” demektir. Burada you're subscribed, izleyicinin kontrol etmesi gereken durumdur. İfade kelimesi kelimesine “kesinlik yaratmak” anlamına gelmez. Bu kalıp, bir şeyi çoğunlukla başka bir eylemden önce veya bir sorunu önlemek için gerekli bir kontrol olarak sunar. make sure sonrasındaki yan cümle, sağlanması gereken durumu belirtir.
Alıştırma
Hatırlatmayı dersteki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: ____ your name is on the form before you hand it in.
Cevabı göster
Make sure
so you don't miss: önleyici amaç
so you don't miss ifadesinde so bir amaç belirtir: abone olmanın amacı, içerikleri kaçırma gibi istenmeyen bir durumu önlemektir. Buradaki anlamı so that ile benzerdir. Yeniden kullanılabilecek kalıp eylem + so + özne + don't/doesn't + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede miss, haberleri “görememek veya alamamak” demektir; uzakta olan birini “özlemek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümlede so önleyici bir amaç belirtir?
- The update was so late that I went to bed.
- The update was late, so I went to bed.
- Turn on notifications so you don't miss the update.
Cevabı göster
Turn on notifications so you don't miss the update.