Sherlock Holmes Aslında KİM? - Neil McCaw: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Video, Sherlock Holmes’un yaygın kültürel imgesini Conan Doyle’un özgün dedektifinden ayırıyor; sahne, sinema, basılı yayınlar ve siyasi kullanımların onu nasıl yeniden biçimlendirdiğini izliyor ve Sherlock’un her çağ tarafından tekrar yazılan, katmanlı bir kültürel figür olarak yaşadığı sonucuna varıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. And yet — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: Konuşmacının yerleşmiş bir izlenimi karşıt kanıtlarla tersine çevirdiği bu güçlü geçişi tanıyın; videoda Holmes’un ikonik özelliklerinden bunların özgün öykülerde bulunmadığı gerçeğine geçişi izleyin ve ifadeyi bir savın yönünü kesin biçimde değiştirmek için kullanın. 2. was coined by — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: coined sözcüğünün, bir kişinin ifadeyi yalnızca tekrarladığını veya yaygınlaştırdığını değil, onu yarattığını belirten dil ve medya tarihine özgü kesin bir fiil olduğunu anlayın; edilgen kalıbı bir ifadenin kaynağını açık ve kısa biçimde kişiye atfetmek için kullanın. 3. a cultural text, — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: text sözcüğünün akademik bağlamda, toplumun tekrar tekrar yorumlayıp değiştirebildiği ve yeni değerlerle katmanlandırabildiği kültürel bir figürü de kapsadığını anlayın; uyarlamaların bir karakteri tek bir özgün eserin ötesinde nasıl geliştirdiğini tartışmak için bu kavramı kullanın.
Bu derste
Sherlock Holmes is universally recognizable. Kalıp ifadeler
0:14Sherlock Holmes dünya çapında tanınan biri haline geldi.
More than a century after first emerging: uzun bir zaman çerçevesi kurmak
Başlangıçtaki more than + süre + after + -ing kalıbı, ana cümledeki durumu daha önceki bir başlangıç olayından çok sonrasına yerleştirir. Burada more than a century geçen süreyi verir; first emerging ise Sherlock Holmes'un halkın karşısına ilk kez çıkması anlamına gelir. Bu ifadede after bir edattır. Bu yüzden first emerging, -ing biçiminde bir öbektir, yani bir gerund-participle öbeğidir; tek başına tam bir çekimli fiil değildir. Bu çerçeve, bir kişi, eser veya olayın başlangıcından çok daha sonra süren bir sonuç ya da etkiye geçmeyi sağlar.
Alıştırma
Cümleyi after + first + -ing kalıbına uyan üç kelimelik bir ifadeyle tamamlayın: More than sixty years ____, the museum still welcomes packed audiences.
Cevabı göster
after first opening
fog-bound gaslit streets of Victorian London: edebî bir ortamı canlandırmak
Bu ifade üç ortam ipucunu bir araya getirir. Fog-bound sokakların sisle kaplı olduğunu, gaslit gaz lambalarıyla aydınlatıldığını anlatır; Victorian London ise 1837-1901 yılları arasındaki Kraliçe Victoria döneminin Londra'sını belirtir. Bu sözcükler birlikte yalnızca gerçek sokakları betimlemez. Geleneksel Sherlock Holmes hikâyeleriyle ilişkilendirilen karanlık ve gizemli eski Londra atmosferini canlandırır; karakteri belirli bir döneme ve edebî dünyaya hızla yerleştirir.
Alıştırma
Bu ifadenin cümledeki temel görevi nedir?
- Holmes'un suçları nasıl çözdüğünü açıklamak
- Sherlock Holmes hikâyelerinin klasik on dokuzuncu yüzyıl atmosferini canlandırmak
- Londra sokaklarının güncel durumunu bildirmek
Cevabı göster
Sherlock Holmes hikâyelerinin klasik on dokuzuncu yüzyıl atmosferini canlandırmak
universally recognizable: neredeyse herkesin kolayca tanıyabildiği
Universally recognizable, “neredeyse her yerdeki insanların kolayca tanıyabildiği” anlamına gelir. Bu cümlede vurgu yalnızca tanınmışlıkta değil, tanıyabilmededir: birçok kişi Sherlock Holmes'u adından veya bilinen özelliklerinden ayırt edebilir. Yapı zarf + sıfattır: universally, recognizable sözcüğünün kapsamını güçlendirir. Çok geniş bir kitle tarafından tanınabilen kişiler, karakterler, logolar, yapılar veya tasarımlar için kullanılabilir.
Alıştırma
“Neredeyse her yerdeki insanların kolayca tanıyabildiği” anlamına gelen iki sözcüklük ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: The red-and-white symbol is ____.
Cevabı göster
universally recognizable
Even his wardrobe and accessories are iconic. Kelime
0:18Kıyafetleri ve aksesuarları bile ikoniktir.
iconic: güçlü bir kültürel simge
Burada iconic, kıyafetlerin ve aksesuarların Sherlock Holmes'un güçlü görsel simgeleri hâline geldiği anlamına gelir. İnsanlar bunları görünce hemen karakteri düşünebilir; sözcük “bilgisayar simgesiyle ilgili” anlamına gelmez. Iconic, bir kişiyi, dönemi, tarzı veya kültürü neredeyse bir simge gibi işlev görecek kadar güçlü biçimde temsil eden şeyi anlatır.
Alıştırma
Bir müze, bir şarkıcının gümüş renkli ceketini iconic olarak nitelendiriyor. Burada iconic ne anlama gelir?
- Çok sayıda cebi ve kullanışlı özelliği vardır.
- Şarkıcıyla bağlantılı güçlü bir simge hâline gelmiştir.
- Müzedeki en pahalı parçadır.
Cevabı göster
Şarkıcıyla bağlantılı güçlü bir simge hâline gelmiştir.
Holmes simgeleri olarak Inverness cape, deerstalker hat ve calabash pipe
Bu üç isim öbeği, Holmes'la özdeşleşen tanınabilir eşyaları belirtir: Inverness cape pelerin biçimli bir palto, deerstalker bir av şapkası, calabash pipe ise gövdesi geleneksel olarak su kabağından yapılan büyük ve kıvrık bir pipodur. Birlikte kullanıldıklarında popüler kültürdeki tanıdık Sherlock Holmes görüntüsünü hemen çağrıştırırlar. Bu ayrıntılar çizerler ve sonraki uyarlamalar tarafından güçlendirilmiştir. Bu nedenle liste, ortak bir kültürel imgeyi işaret eder; her özelliğin Doyle'un özgün öykülerinde açıkça belirtildiğini kanıtlamaz.
Alıştırma
Bu listenin metindeki temel işlevi nedir?
- Doyle'un öykülerinde her eşyanın açıkça belirtildiğini kanıtlamak
- Modern Londra'daki sıradan giyimi anlatmak
- Sherlock Holmes'un tanıdık popüler görüntüsünü çağrıştırmak
Cevabı göster
Sherlock Holmes'un tanıdık popüler görüntüsünü çağrıştırmak
and figures such as his best friend and housemate Dr. Watson,
0:26yanı sıra en yakın arkadaşı ve ev arkadaşı Dr. Watson,
and housekeeper Mrs. Hudson have become part of the popular consciousness, Deyimler
0:31ve kahyası Bayan Hudson gibi karakterler de popüler bilincin bir parçası olmuştur,
arch-nemesis Moriarty: Holmes'un baş düşmanı
Arch-nemesis, bir karakterin en önemli ve en belirleyici düşmanı demektir. Burada arch- ön eki “başlıca” veya “en önemli” anlamına gelir; nemesis ise tekrarlanan ya da dramatik bir çatışmayla bağlantılı rakibi düşündürür. Arch-nemesis Moriarty ifadesinde ilişkiyi belirten ad, özel isimden önce gelir: Moriarty sıradan bir düşman olarak değil, Holmes'un en tanınmış merkezî rakibi olarak sunulur.
Alıştırma
Bir karakterin en önemli ve sürekli karşısına çıkan düşmanını anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: In the comic series, Dr. Vex is the hero's ____, returning as the main enemy in every volume.
Cevabı göster
arch-nemesis
have become part of the popular consciousness: halkın ortak bilincine yerleşmek
Burada have become part of the popular consciousness mecazi bir ifadedir: Sözü edilen kişiler ve özellikler artık geniş kitlelerce tanınmakta, halkın ortak hafızası ve hayal dünyasında yer almaktadır. Popular consciousness, kelimesi kelimesine «popüler bir bilinç türü» değil, toplumun paylaştığı farkındalık demektir. Bu ifade bir karakteri, görüntüyü, sloganı veya olayı tanıdık bir kültürel referans olarak sunar.
Alıştırma
Kültürel yorumlarda 'has become part of the popular consciousness' ne anlama gelir?
- Halkın ortak hafızasına ve hayal dünyasına girmiştir.
- Yalnızca özel bir psikoloji dersinde geçmektedir.
- Herkes onu kelimesi kelimesine tekrarlayabilir.
Cevabı göster
Halkın ortak hafızasına ve hayal dünyasına girmiştir.
as have his extraordinary infallible powers of deduction Notlar
0:37tıpkı hukukun adaleti adına kullandığı
as have: devrik yapıyla başka bir özne eklemek
Bu cümlede as have, önceki cümlenin yüklemini paylaşan ikinci bir özneyi tanıtır. Anlamı şudur: 'his extraordinary infallible powers of deduction have also become part of the popular consciousness.' Yardımcı fiil yeni özneden önce gelir: as + have + his ... powers. Bu özne-yardımcı fiil devrikliği, yüklemin tamamını tekrar etmeyi önler. Burada as, «aynı durum ... için de geçerlidir» anlamındadır; «-dığı zaman» veya «çünkü» anlamında değildir.
Alıştırma
Cümleyi as ile kurulan resmî devrik yapıyla tamamlayın: Mina has completed the course, ____ her two brothers.
Cevabı göster
as have
utilized in the name of the law. Kalıp ifadeler
0:40olağanüstü ve yanılmaz tümdengelim güçleri gibi.
powers of deduction: ipuçlarından akıl yürütme yeteneği
Bu cümlede powers of deduction, ipuçlarından ve bilinen gerçeklerden sonuç çıkarma konusunda çok gelişmiş bir yetenek anlamına gelir. Buradaki powers, yasal yetkiyi veya doğaüstü gücü değil, yetenekleri ya da zihinsel beceriyi ifade eder. Çoğul powers of + soyut isim kalıbı yeteneğe daha fazla vurgu yapar ve yalnızca deduction skills demekten genellikle daha edebî gelir. Özellikle dedektifleri ve sorun çözmede çok başarılı kişileri anlatırken doğaldır.
Alıştırma
“İpuçlarından akıl yürütme yeteneği” anlamındaki yerleşik ifadeyi tamamlayın: Lina solved the mystery by using her powers ____ deduction.
Cevabı göster
of
in the name of the law: yasal yetkiye dayanma
In the name of the law, “yasanın yetkisine veya sağladığı meşruiyete dayanıldığını ileri sürerek” anlamına gelir. in the name of + kurum, dava ya da kişi kalıbı, bir eylemi o yetki adına veya o amaç uğruna yapılıyormuş gibi sunar. Burada ifade, dedektifin yeteneklerini yasa ve adalete hizmet eden bir güç olarak gösterir. Yasanın gerçekten bir adı olduğu anlamına gelmez ve ifade ciddi ya da dramatik duyulabilir.
Alıştırma
Burada in the name of the law en doğal olarak ne anlama gelir?
- Eylem belirli bir yasanın resmî adını verir.
- Eylem, yasanın yetkisine veya sağladığı meşruiyete dayandığını ileri sürer.
- Eylemin bütün yasal kurallara uyduğu garanti edilir.
Cevabı göster
Eylem, yasanın yetkisine veya sağladığı meşruiyete dayandığını ileri sürer.
notorious drug use: açıkça olumsuz bir şöhret
Notorious, “kötü bir şeyle yaygın biçimde tanınan” demektir. notorious drug use ifadesinde bu sıfat yalnızca uyuşturucu kullanımının bilindiğini söylemez; bunu kişinin itibarının utanç verici veya zarar verici bir parçası olarak da değerlendirir. Şöhretin kaynağı yanlış davranış, skandal, tehlike veya başka güçlü bir olumsuz özellik olduğunda notorious kullanılır.
Alıştırma
Hangi cümle notorious kelimesini kötü şöhret belirtmek için doğal biçimde kullanıyor?
- The park is notorious for its clean picnic areas.
- The factory is notorious for dumping waste into the river.
- The doctor is notorious for saving many lives.
Cevabı göster
The factory is notorious for dumping waste into the river.
and his popular catchphrase, "Elementary, my dear Watson." Kültür
0:44ve popüler olan "Çok basit, sevgili Watson." repliği.
Holmes’un meşhur sözü olarak “Elementary, my dear Watson.”
Bu meşhur sözde Elementary, “çözmesi basit ya da açık” anlamına gelir. Holmes bir çıkarımı kolaymış gibi sunar; my dear Watson ise cümleye eski moda ve teatral bir hava katar. Bu cümle popüler kültürde Sherlock Holmes’la güçlü biçimde özdeşleşmiştir; ancak Arthur Conan Doyle’un özgün Holmes öykülerinden alındığı doğrulanmış, kelimesi kelimesine bir alıntı değildir. Bunu kitaplardaki kesin sözlerin kanıtı olarak değil, sonradan yerleşmiş bir meşhur söz olarak tanıyın.
Alıştırma
Hangi açıklama bu meşhur söze en iyi uyar?
- Watson’ın az önce Holmes’a temel bir ders öğrettiği anlamına gelir.
- İlkokulu anlatır ve Doyle’un özgün öykülerinde defalarca kelimesi kelimesine geçen bir alıntıdır.
- Cevabın basit olduğunu söyler ve eğlenceli biçimde Sherlock Holmes’u çağrıştırır; ancak Doyle’un özgün öykülerinde geçtiği doğrulanmış, kelimesi kelimesine bir cümle değildir.
Cevabı göster
Cevabın basit olduğunu söyler ve eğlenceli biçimde Sherlock Holmes’u çağrıştırır; ancak Doyle’un özgün öykülerinde geçtiği doğrulanmış, kelimesi kelimesine bir cümle değildir.
And yet many of these most recognizable features of Holmes Anlatım akışı
0:49Ancak Holmes'un en çok bilinen bu özelliklerinin birçoğu
don't appear in Arthur Conan Doyle's original stories.
0:52Arthur Conan Doyle'un orijinal hikayelerinde yer almaz.
And yet: beklenmedik karşıtlık sinyali
“And yet” yeni iddiayı önceki düşünceye bağlar ve beklenmedik bir karşıtlık bildirir. Burada Holmes'un ünlü özelliklerinin özgün öykülerden gelmesi beklenebilir; ancak bu ifade, bunların birçoğunun öykülerde bulunmadığı düzeltmesini getirir. Cümlenin başında “and” önceki bölümle bağlantıyı korurken “yet” yönün tersine döneceğini bildirir. Bir sav içinde bu yapı, beklentini gözden geçirmen ve ardından gelen ana noktaya dikkat etmen gerektiğini gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede “And yet” dinleyiciye sırada ne beklemesi gerektiğini bildirir?
- Önceki betimlemeyi destekleyen daha fazla örnek
- Öykülerin ne zaman yazıldığına ilişkin adım adım açıklama
- Daha önce oluşan beklentiye ters düşen bir düzeltme
Cevabı göster
Daha önce oluşan beklentiye ters düşen bir düzeltme
Doyle's great detective solves crimes in all sorts of ways, Dilbilgisi
0:56Doyle'un büyük dedektifi suçları sadece tümdengelim kullanarak değil,
in all sorts of ways, not just ... ile kapsamı genişletip düzeltme
“In all sorts of ways” kapsamı genişletir: dedektif birçok farklı yöntem kullanır. Ardından “not just using deduction”, gerçekten kullanılan bir yöntemi belirtir ancak bunun tek yöntem olduğu düşüncesini reddeder. Yeniden kullanılabilecek kalıp “do something in all sorts of ways, not just ...” şeklindedir. Bu kalıp, aşırı dar bir açıklamayı düzeltmek için kullanılır. “not just”, “bu da var, ama başka şeyler de var” demektir; tümdengelimin hiç kullanılmadığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Hangi cümle, bir okulun ilerlemeyi nasıl ölçtüğüne ilişkin aşırı dar görüşü aynı kalıpla düzeltir?
- The school measures progress in all sorts of ways, not just through exams.
- The school measures progress only through exams, not in different ways.
- The school measures progress through exams because there are no other methods.
Cevabı göster
The school measures progress in all sorts of ways, not just through exams.
and regularly makes false assumptions. Kalıp ifadeler
1:05ve düzenli olarak yanlış varsayımlarda bulunur.
make false assumptions: yanlış varsayımlarda bulunmak
To make an assumption, yeterli kanıt olmadan bir fikri doğru kabul etmek demektir. False assumption ise sonradan yanlış olduğu anlaşılan bir varsayımdır. Bu cümlede makes, assumptions ile doğal biçimde kullanılan fiildir; false da bu varsayımları niteler. Bu ifade yalnızca son cevabın yanlış olmasına değil, başlangıçtaki düşüncenin hatalı olmasına odaklanır. Akıl yürütme, planlama, araştırma veya insanlar hakkında yargıda bulunma hatalarını anlatabilir.
Alıştırma
Hangi cümlede doğal İngilizce eşdizim kullanılmıştır?
- He made false assumptions about the result.
- He said false assumptions about the result.
- He did false assumptions about the result.
Cevabı göster
He made false assumptions about the result.
Furthermore, Mrs. Hudson is barely mentioned. Kalıp ifadeler
1:07Dahası, Bayan Hudson'dan neredeyse hiç bahsedilmez.
barely mentioned: neredeyse hiç bahsedilmeyen
Barely mentioned, birinden veya bir şeyden çok az, neredeyse hiç bahsedilmediği anlamına gelir. Barely, ifadeyi olumsuzluğa yaklaştırır ancak kısa veya önemsiz bir bahsin bulunmuş olmasına yine de izin verir. Edilgen be + mentioned yapısı, kimin bahsettiğine değil, kişinin ne kadar ilgi gördüğüne odaklanır. Bu ifade bir hikâye, rapor veya tartışmada bir konuya ne kadar yer verildiğini değerlendirirken kullanışlıdır.
Alıştırma
Hangi cümle konudan çok az bahsedildiğini, ancak hiç bahsedilmemiş olmasının şart olmadığını söyler?
- The topic was not mentioned in the report.
- The topic was barely mentioned in the report.
- The topic was discussed in detail in the report.
Cevabı göster
The topic was barely mentioned in the report.
And the detective and his sidekick live apart for much of the time. Notlar
1:13Dedektif ve yardımcısı da zamanın büyük bir kısmında ayrı yaşarlar.
sidekick: ana karakterin sürekli yardımcısı
Sidekick, özellikle dedektif, süper kahraman ve macera hikâyelerinde, daha merkezî bir karaktere düzenli olarak yardım eden veya eşlik eden kişidir. Bu kelime karakterler arasındaki ilişkiyi gösterir: sidekick ana karaktere yardım eder ve genellikle daha az merkezî bir role sahiptir. Bu cümlede his sidekick, sıradan bir arkadaş ya da iş arkadaşı değil, dedektifin sürekli birlikte çalıştığı yardımcısını belirtir.
Alıştırma
Aşağıdaki kişilerden hangisi sidekick olarak en iyi şekilde tanımlanır?
- Bir şirketin eşit yetkili ortak sahibi
- Otobüs durağında bekleyen bir yabancı
- Maceralarda bir kahramana sürekli yardım eden kişi
Cevabı göster
Maceralarda bir kahramana sürekli yardım eden kişi
live apart for much of the time: çoğu zaman ayrı yerlerde yaşamak
Live apart, iki kişinin farklı evlerde veya yerlerde yaşaması demektir. For much of the time, bu durumun ilgili sürenin büyük bölümünde geçerli olduğunu, ancak her zaman böyle olmak zorunda olmadığını belirtir. Bu ifade yalnızca nerede yaşadıklarını anlatır; tek başına ilişkilerinin sona erdiğini veya iki kişiden birinin yalnız yaşadığını söylemez.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: Because Nina and Omar work in different cities, they ____.
Cevabı göster
live apart for much of the time
Moriarty, the grand villain, only appears in two stories.
1:18Büyük kötü adam Moriarty sadece iki hikayede karşımıza çıkar.
The detective's drug use is infrequent after the first two novels,
1:21İlk iki romandan sonra dedektifin uyuşturucu kullanımı nadirdir
and Holmes is rarely enthralled to the English legal system. Kelime
1:25ve Holmes nadiren İngiliz hukuk sisteminin esiri olur.
rarely enthralled to the English legal system: İngiliz hukuk sistemine nadiren tabi olmak
Bu cümlede seyrek görülen enthralled to ifadesi, bir sisteme bağlı ya da tabi olmak ve ona güçlü bir sadakat göstermek anlamındadır. Rarely bunun çok az gerçekleştiğini belirtir: Holmes, İngiliz hukuk sisteminin kendi yargısını yönlendirmesine nadiren izin verir. Bu nedenle ifade, eğlenme ya da basit bir hoşlanmadan çok onun otoriteye karşı tutumunu anlatır. Günümüz İngilizcesinde enthralled daha çok derinden büyülenmiş anlamına gelir; ancak bu yaygın anlam, Holmes'un kendi adalet anlayışıyla yapılan karşıtlığa daha az uyar.
Alıştırma
Bu bağlamda Holmes is rarely enthralled to the English legal system ne anlama gelir?
- İngiliz hukuku hakkında hiçbir şey bilmez.
- Mahkeme davaları onu sık sık eğlendirir.
- O sisteme nadiren tabi olur veya koşulsuz sadakat gösterir.
Cevabı göster
O sisteme nadiren tabi olur veya koşulsuz sadakat gösterir.
to sticking to the letter of the law. Deyimler
1:33kendi doğal adalet anlayışını uygulamayı tercih eder.
prefer doing X to doing Y: prefers enacting ... to sticking to
Prefer doing X to doing Y, Y'yi yapmak yerine X'i yapmayı daha çok sevmek demektir. Burada X, enacting his own form of natural justice; Y ise sticking to the letter of the law bölümüdür. Bu yapıda to, mastar işareti değil bir edattır. Ardından bir isim ya da -ing biçimi gelir; bu nedenle enacting ile sticking paraleldir. Much, prefers sözcüğünü güçlendirir ve tercihinin açık ve güçlü olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi prefer doing X to doing Y yapısındaki edatla tamamlayın: Maya prefers reading paper books ____ reading on a screen.
Cevabı göster
to
natural justice: temel hakkaniyet duygusuna dayalı adalet
Bu cümlede natural justice, yalnızca yazılı yasaya değil, temel bir hakkaniyet ve ahlaken doğruluk duygusuna göre yönlendirilen adalet anlamına gelir. his own form of ifadesi, karakterin neyin adil olduğuna kendisinin karar verdiğini ve bu yargıya göre hareket ettiğini gösterir. Bu nedenle ifade, vicdan ile resmî kurallar arasındaki bir çatışmaya işaret edebilir. Doğada bulunan bir adalet anlamına gelmez.
Alıştırma
Bu cümlede natural justice ne anlama geliyor?
- Kişisel bir temel hakkaniyet duygusunun yönlendirdiği adalet
- Doğal çevreyle ilgili adalet
- Yalnızca yazılı yasalara dayanan bir mahkeme kararı
Cevabı göster
Kişisel bir temel hakkaniyet duygusunun yönlendirdiği adalet
the letter of the law: yasanın tam yazılı lafzı
The letter of the law, bir yasanın tam ifadesi ve doğrudan bu ifadeden kaynaklanan gereklilikler anlamına gelir. sticking to the letter of the law ifadesinde sticking to, bir şeye sıkı sıkıya uymak demektir. Bu deyim, yazılı ifadeye harfiyen ve katı biçimde uymayı çoğu zaman yasanın daha geniş amacı veya ruhuyla karşılaştırır. Burada karakter, yazılı kuralları katı biçimde izlemek yerine kendi adil eylem anlayışını tercih eder.
Alıştırma
Yazılı ifadeye sıkı biçimde uymayı anlatan kalıp ifadeyle cümleyi tamamlayın: The official ignored the rule's purpose and followed ____.
Cevabı göster
the letter of the law
Finally, many of the most iconic elements of the Holmesian legend aren't Doyle's either. Kelime
1:34Son olarak, Holmes efsanesinin en ikonik unsurlarının birçoğu da Doyle'a ait değildir.
Holmesian: Holmes + -ian ile Holmes'la ilişkili bir tarz
Holmesian, Holmes adına -ian eki getirilerek oluşturulur. Burada “Sherlock Holmes ile ilgili” veya “onun dünyasının ve tarzının özelliklerini taşıyan” anlamına gelir; dolayısıyla the Holmesian legend, Holmes ile ilişkilendirilen hikâyeler, imgeler ve geleneklerin bütününü ifade eder. -ian eki çoğu zaman bir kişinin adını o kişinin düşünceleri, tarzı, dönemi veya kültürel etkisiyle ilgili bir sıfata dönüştürür. Kesin ilişki ada ve bağlama göre belirlenir; -ian, anlatılan her şeyi o kişinin bizzat yarattığı veya sahip olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
a Holmesian method of solving the case ifadesindeki Holmesian ne anlama gelir?
- Holmes'un evinde bulunan
- Sherlock Holmes'un tanınabilir tarzıyla ilişkili
- Arthur Conan Doyle tarafından bizzat yazılmış
Cevabı göster
Sherlock Holmes'un tanınabilir tarzıyla ilişkili
The deerstalker cap and cape were first imagined by Sidney Paget, Anlatım akışı
1:40Avcı şapkası ve pelerin ilk olarak hikayenin ilk çizeri
were first imagined by ...: edilgen yapıyla yaratıcı kökeni belirtmek
Özne The deerstalker cap and cape olduğu için edilgen were first imagined by Sidney Paget ifadesi bu görsel unsurları cümlenin başında ve odakta tutar. Ardından by ile başlayan bölüm, bunları ilk kez tasarladığı kabul edilen kişiyi belirtir. First, kökene ilişkin bir iddiayı işaret eder; imagined ise burada yalnızca “düşünüldü” değil, “bir fikir veya görüntü olarak tasarlandı” anlamındadır. Bu yapı, unsur ana konu olduğunda ve yaratıcı destekleyici kaynak bilgisi olarak verildiğinde karakter, tasarım ve uyarlama tarihlerini anlatmak için kullanışlıdır.
Alıştırma
Edilgen kaynak belirtme cümlesini dersteki yapıyla tamamlayın: The friendly robot ____ a children's book illustrator.
Cevabı göster
was first imagined by
The curved pipe was chosen by American actor William Gillette,
1:46Kıvrımlı pipo ise Amerikalı aktör William Gillette tarafından,
so that audiences could more clearly see his face on stage. Dilbilgisi
1:51izleyiciler sahnede yüzünü daha net görebilsin diye seçilmiştir.
so that audiences could more clearly see: amaç belirtme
so that audiences could more clearly see yan cümlesi, kıvrık piponun seçilme amacını açıklar: bu seçim, seyircilerin oyuncunun yüzünü daha iyi görebilmesi için yapılmıştır. Bir eylem veya kararla mümkün kılınmak istenen sonucu belirtmek için so that + özne + fiil yapısını kullanın. Burada audiences öznedir, could see fiil grubudur ve could geçmişte alınmış karara uyar.
Alıştırma
Cümleyi, tam bir yan cümleden önce kullanılan iki sözcüklü amaç bağlacıyla tamamlayın: I held the map up ____ everyone could see it.
Cevabı göster
so that
was coined by author and humorist P.G. Wodehouse. Kelime
1:57yazar ve mizah ustası P.G. Wodehouse tarafından uydurulmuştur.
was coined by: bir ifadeyi kimin oluşturduğunu belirtme
Dil tarihinde coin, yeni bir sözcük, ifade, terim veya ad üretmek anlamına gelir. Bu nedenle was coined by, ifadenin by sonrasında belirtilen kişi tarafından oluşturulduğunu anlatır. Bu yapı, basit geçmiş zamanda edilgendir: eylemden etkilenen ifade özne olur, by ise ifadeyi oluşturan kişiyi tanıtır. Böylece odak, ifade ve onun kökeninde kalır.
Alıştırma
Cümleyi, oluşturan kişiyi tanıtan coin fiilinin geçmiş zaman edilgen biçimiyle tamamlayın: The name Riverlight ____ the town's art club.
Cevabı göster
was coined by
So, who exactly...? Who's...? And where...?: retorik bir soru dizisi
Birbirine bağlı bu üç soru, retorik bir soru dizisi oluşturur: hemen üç ayrı yanıt istemek yerine, sonraki bölümün inceleyeceği temel sorunu ortaya koyar. So yeni odağa geçildiğini gösterir, exactly ise ilk soruyu daha vurgulu hâle getirir. Sorular kimlikten özgünlüğe, ardından da gerçek Holmes'un nerede bulunabileceğine ilerler. Buradaki where do we find him? yalnızca fiziksel olarak nerede bulunduğunu değil, bu dedektifin hangi kaynakta veya versiyonda görüldüğünü sorar. Bu soru zinciri, dinleyiciye bundan sonra izlenecek yolu açıkça gösterir.
Alıştırma
Bu parçada üç sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Dinleyiciden hemen üç ayrı olgusal yanıt isterler.
- Daha önce kanıtlanmış üç sonucu özetlerler.
- Sonraki tartışmanın inceleyeceği temel konuyu ortaya koyarlar.
Cevabı göster
Sonraki tartışmanın inceleyeceği temel konuyu ortaya koyarlar.
inspired by Arthur Conan Doyle's university mentor, Dilbilgisi
2:10yani Arthur Conan Doyle'un üniversitedeki akıl hocası
Dr. Joseph Bell, is the real one.
2:14Dr. Joseph Bell'den esinlenen kişinin gerçeği olduğu cevabını verebilir.
Purists: özgün veya geleneksel biçimi tercih eden kişiler
Purists, özgün, geleneksel veya değiştirilmemiş olarak gördükleri bir biçimi güçlü şekilde tercih eden kişilerdir. Burada sözcük, sonraki uyarlamalar yerine Conan Doyle'un özgün Sherlock'unu gerçek ve asıl versiyon kabul eden kişileri anlatır. Bu isim film purists, language purists veya food purists gibi bir alan ya da konuyla birlikte sıkça kullanılır. Temel fikir, bir şeyi kabul edilen “saf” biçimine yakın tutmaya bağlılıktır.
Alıştırma
Bir film uyarlamasıyla ilgili tartışmada kime purist denmesi daha olasıdır?
- İki versiyondan hiçbirini okumamış veya izlememiş biri
- Uyarlamanın özgün kitaba çok yakın kalması gerektiğinde ısrar eden biri
- Farklı oldukları için her yeni versiyonu beğenen biri
Cevabı göster
Uyarlamanın özgün kitaba çok yakın kalması gerektiğinde ısrar eden biri
inspired by ...: isimden sonra esin kaynağı eklemek
Geçmiş zaman ortacı öbeği inspired by Arthur Conan Doyle's university mentor, the original Sherlock ifadesinden sonra gelir ve karakterin esin kaynağını ekler. which was inspired by ... biçiminde açılabilir; eklenen bilginin tamamını çevreleyen virgüller bunun ek bilgi olduğunu gösterir. Ana cümle ise the original Sherlock ... is the real one olarak devam eder. Bu yapı, bir karakterin, eserin veya tasarımın arka planını ana iddia hâline getirmeden cümleye kısa biçimde yerleştirir.
Alıştırma
Cümleyi, yaratıcı fikirlerin kaynağını belirten ve derste öğrendiğiniz iki sözcüklü geçmiş zaman ortacı öbeğiyle tamamlayın: The mural, ____ local wildlife, covers the whole wall.
Cevabı göster
inspired by
But the fact remains that that version of Sherlock Kalıp ifadeler
2:16Ancak gerçek şu ki Sherlock'un bu versiyonu
has been largely eclipsed by the sheer volume of interpretation, Notlar
2:20sayısız yorum nedeniyle büyük ölçüde gölgede kalmış
But the fact remains that ...: değişmeyen gerçeğe geri dönmek
But the fact remains that, farklı bir görüş veya güçlük kabul edildikten sonra bile konuşanın hâlâ doğru olduğunu söylediği bir gerçeği sunar. But ana noktaya dönüşü belirtir, remains ise ifadeye «hâlâ» anlamını verir. Ardından gelen ilk that tam bir yan cümleyi başlatır. that that version ifadesinde ilk that yan cümle bağlayıcısıdır, ikinci that ise belirli bir versiyonu gösterir; bu tekrar dil bilgisi açısından doğrudur.
Alıştırma
Cümleyi, değişmeyen bir gerçeği yeniden vurgulayan ve derste öğrendiğiniz resmî ifadeyle tamamlayın: The design is attractive, but ____ it cannot be built safely.
Cevabı göster
the fact remains that
has been largely eclipsed by: ortadan kalkmak değil, geri planda kalmak
Burada has been largely eclipsed by, başka bir şey daha çok dikkat çektiği için bir şeyin çok daha az görünür veya etkili hâle geldiğini anlatır. İfade, bir cismin diğerini kapatması görüntüsünden gelir; ancak burada mecaz anlamdadır. Edilgen present perfect yapısı has been eclipsed, sonucu günümüzde de önemli olan bir değişikliği anlatır. Largely iddianın derecesini sınırlar: önceki versiyon ortadan kalkmamış veya tamamen değiştirilmemiştir; yalnızca büyük ölçüde gölgede kalmıştır.
Alıştırma
‘Başka bir şey yüzünden çok daha az öne çıkar hâle geldi’ anlamındaki beş sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The first app ____ newer platforms.
Cevabı göster
has been largely eclipsed by
the sheer volume of interpretation: biriken ölçeğin kendisini vurgulamak
The sheer volume of interpretation, biriken yorumların toplam miktarının son derece büyük olduğu anlamına gelir. Burada sheer bir pekiştiricidir: miktarın tek başına çarpıcı olduğunu veya güçlü bir etki yarattığını belirtir. Volume ses yüksekliği değil, miktar veya ölçek anlamındadır. the sheer volume of + isim yapısında sonraki isim, neyin biriktiğini gösterir. Burada interpretation, yorumlama veya canlandırmaların toplam bütünü olarak topluca ele alınır.
Alıştırma
Miktarın tek başına bunaltıcı olduğunu belirten dört sözcüklü hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: The team could not review every request because of ____ applications.
Cevabı göster
the sheer volume of
leaving Doyle's detective largely unrecognizable. Dilbilgisi
2:24ve Doyle'un dedektifini neredeyse tanınmaz hale getirmiştir.
leaving + nesne + sıfat: sonucu ifade etme
Burada leaving, hemen önce anlatılan durumun sonucunu verir. Doyle'un dedektifinin bir yerden ayrıldığı anlamına gelmez. Önceki durum, dedektifi Doyle'un özgün karakteri olarak tanımayı zorlaştırmıştır. Kalıp leave + nesne + sıfat tümleci şeklindedir: leave Doyle's detective unrecognizable. Sonuç bildiren bir -ing yan cümlesinde leaving + nesne + sıfat, önceki olayın oluşturduğu durumu kısa ve öz biçimde gösterir. Largely, “büyük ölçüde” demektir; “tamamen” demek değildir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan leave + nesne + sıfat sonuç yapısıyla tamamlayın: The fire damaged the map, ____ it unreadable.
Cevabı göster
leaving
but perhaps more satisfying answer to the question.
2:30ama belki de daha tatmin edici başka bir yanıtı var.
we must first consider the vast body of interpretations of the great detective. Notlar
2:34öncelikle bu büyük dedektif hakkındaki devasa yorum yığınını dikkate almalıyız.
But to get there: bir hedefe veya sonuca gönderme yapma
Burada there, fiziksel bir yere değil, daha önce sözü edilen bir fikre, yanıta veya sonuca gönderme yapar. To get there, “akıl yürütmede o noktaya ulaşmak için” demektir. Cümlenin başındaki But to get there, tartışmanın izlediği yolu gösterir. İstenen varış noktasıyla bir ara adımı karşı karşıya getirir: konuşmacı ana noktaya ulaşmadan önce yorumları ele almalıdır.
Alıştırma
Bu cümlede to get there ne anlama geliyor? We want to explain why the plan failed. But to get there, we must first review the timeline.
- Amaçlanan açıklamaya ulaşmak
- Tartışmayı hemen bitirmek
- Fiziksel bir yere gitmek
Cevabı göster
Amaçlanan açıklamaya ulaşmak
We must first consider: gerekli ilk adımı belirtmek
We must first consider, açıklamada sıradaki gerekli adımı gösterir. First sıralamayı belirtir; consider ise burada bir şey üzerinde dikkatle düşünmek veya onu incelemek anlamına gelir. We zamiri konuşmacıyı ve dinleyicileri aynı akıl yürütme sürecine katar. Must ise sav ilerlemeden önce bu adımın gerekli olduğunu gösterir. Bu ifade sonucu vermek yerine bilgiyi düzenleyen bir üst söylem unsurudur.
Alıştırma
Gerekli bir ilk adımı belirten, dersteki dört sözcüklü ifadeyle cümleyi tamamlayın: Before we reach a conclusion, ____ the evidence.
Cevabı göster
we must first consider
The vast body of interpretations: birikmiş bir koleksiyon
The vast body of interpretations ifadesinde body, fiziksel bir beden değil, birbiriyle ilişkili çalışma veya malzemelerden oluşan bir koleksiyon anlamındadır. Interpretations, dedektife ilişkin farklı okumaları, tasvirleri veya açıklamaları belirtir; vast ise bu koleksiyonun çok büyük olduğunu vurgular. A body of + isim kalıbı, ayrı parçaları bir bütün olarak incelenebilen, zamanla birikmiş tek bir küme şeklinde sunar. A body of evidence ve a body of research örneklerinde olduğu gibi resmî açıklamalarda ve akademik yazılarda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi okuyun ve a vast body ifadesinin anlamını seçin: The essay examines a vast body of interpretations.
- Resmî bir kuruluş
- Bir kişinin fiziksel bedeni
- Bir bütün olarak ele alınan çok büyük bir koleksiyon
Cevabı göster
Bir bütün olarak ele alınan çok büyük bir koleksiyon
Since Conan Doyle's first story in 1887, Dilbilgisi
2:38Conan Doyle'un 1887'deki ilk öyküsünden bu yana
Since ... there have been: geçmişteki bir başlangıçtan bugüne kadar var olma
Since geçmişteki bir başlangıç noktasını tanıtır: Conan Doyle'un 1887'de yayımlanan ilk öyküsü. There have been, there be yapısının present perfect biçimidir; bu nedenle binlerce uyarlamayı o noktadan bugüne kadar birikmiş bir toplam olarak sunar. Yapı Since + geçmişteki başlangıç noktası, ... there have/has been + isim şeklindedir. Zaman aralığı hâlâ bugüne ulaşıyorsa kullanılır; been sonrasındaki isim have veya has seçimini belirler.
Alıştırma
Cümleyi there be yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: Since the museum opened, ____ many new exhibitions.
Cevabı göster
there have been
making him perhaps the most adapted fictional character in the world. Dilbilgisi
2:45ve bu durum onu belki de dünyada en çok uyarlanan kurgusal karakter yaptı.
the most adapted fictional character in the world: edilgen anlamlı bir üstünlük yapısı
Bu ifade the most + geçmiş zaman ortacı + isim biçimindeki üstünlük yapısını kullanır. Adapted burada edilgen anlam taşır: kurmaca karakter, diğer karakterlerden daha fazla filme, diziye, kitaba veya başka bir biçime uyarlanmıştır. In the world karşılaştırma grubunu belirtir. Buradaki anlam, karakterin değişime ne kadar iyi uyum sağladığıyla değil, kaç kez veya ne kadar çok uyarlamayla ele alındığıyla ilgilidir.
Alıştırma
Bu cümlede the most adapted fictional character ne anlama gelir?
- diğer tüm karakterlerden daha fazla esere uyarlanan kurmaca karakter
- değişime en iyi uyum sağlayabilen kurmaca karakter
- başka hikâyeleri uyarlayan kurmaca karakter
Cevabı göster
diğer tüm karakterlerden daha fazla esere uyarlanan kurmaca karakter
That process began with Victorian stage adaptations Anlatım akışı
2:50Bu süreç Viktorya dönemindeki tiyatro uyarlamalarıyla başladı
began with ... and accelerated with: başlangıcı ve hızlanma aşamasını belirtme
a process began with X and accelerated with Y kalıbı, tek bir gelişim sürecini iki aşamada düzenler. began with başlangıçtaki olayı veya ilk biçimi gösterir; accelerated with ise ilerlemenin hızlandığı sırada ortaya çıkan ve bu hızlanmaya katkıda bulunmuş olabilecek sonraki gelişmeyi tanıtır. İki fiil grubu aynı özneyi paylaşır ve with içeren paralel yapılar kullanır. Böylece okuyucu iki ayrı cümleye gerek kalmadan zaman çizgisini açıkça izleyebilir. Bu kalıp tarihsel, teknik veya toplumsal değişimleri anlatmak için uygundur.
Alıştırma
Cümleyi sonraki hızlanma aşamasını belirten iki kelimelik İngilizce ifadeyle tamamlayın: The company's expansion began with one small store and ____ online sales.
Cevabı göster
accelerated with
There were more than 100 film adaptations of Holmes in the first two decades of the 20th century alone. Kalıp ifadeler
2:57Sadece 20. yüzyılın ilk yirmi yılında 100'den fazla Holmes sinema uyarlaması yapıldı.
in the first two decades of the 20th century alone: sınırlı bir zaman aralığını vurgulama
Sondaki alone sözcüğü, in the first two decades of the 20th century zaman ifadesinin tamamını vurgular. Burada yalnızca o dönem hesaba katıldığında anlamına gelir: sadece o yirmi yıl içinde 100'den fazla uyarlama ortaya çıkmıştır. alone sözcüğünü sınırlı bir aralığın sonuna koymak, bu aralıktaki sayıyı özellikle dikkat çekici gösterir. Daha geniş bir zaman dilimindeki toplamın daha da büyük olabileceğini düşündürür; ancak bu toplam doğrudan belirtilmez.
Alıştırma
Orijinal cümlede alone neyi vurguluyor?
- İlk yirmi yıldan sonra hiçbir uyarlama ortaya çıkmadı.
- Her uyarlama tek bir kişi tarafından yardım alınmadan yapıldı.
- Yalnızca o yirmi yıllık dönemde 100'den fazla uyarlama ortaya çıktı.
Cevabı göster
Yalnızca o yirmi yıllık dönemde 100'den fazla uyarlama ortaya çıktı.
and on film, television, stage, and radio.
3:07film, televizyon, sahne ve radyoda binlerce uyarlama daha yapıldı.
“And since then,”: önceki bir noktadan sonraki gelişmelere geçiş
Since then, “daha önce sözü edilen zamandan itibaren” anlamına gelir. Burada And since then, anlatımı önceki bir noktadan, sayının artmaya devam ettiği uzun sonraki döneme taşır. Cümlenin başındaki And, bu sonraki gelişmeyi önceki anlatıma bağlar. Bir hikâyede veya açıklamada bu geçişle karşılaştığınızda, önceki zamandan sonra gelen bir sonuç, değişiklik ya da devam eden gelişme bekleyebilirsiniz.
Alıştırma
Örnekte “And since then,” nasıl bir işlev görür?
- Anlatımı önceki bir zamandan ardından gelen gelişmelere taşır.
- Önceki zamandan daha önce gerçekleşen bir olayı tanıtır.
- Konuşanın önceki ifadeyi düzelttiğini gösterir.
Cevabı göster
Anlatımı önceki bir zamandan ardından gelen gelişmelere taşır.
“in print” ... “on film, television, stage, and radio”: medya adlarıyla kullanılan edatlar
In print, “basılı veya yayımlanmış biçimde” anlamına gelir. Örnek, film, television, stage ve radio sözcüklerinde bir eserin yer aldığı medyayı belirtmek için on kullanır. Film sözcüğünden önce yalnızca bir kez bulunan on, sonraki üç isim için de geçerlidir. Dolayısıyla bu, her isimde farklı bir edata geçiş değil, kısaltılmış bir sıralı listedir. Açık biçimi on film, on television, on stage ve on radio şeklindedir; günlük Amerikan İngilizcesinde radio tek başına kullanıldığında on the radio yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi medya adlarıyla kullanılan yaygın edatlarla tamamlayın: The story first appeared ____ print and later ____ television.
Cevabı göster
in · on
Holmes has been reinterpreted by people everywhere, Kelime
3:10Holmes her yerdeki insanlar tarafından,
has been reinterpreted: present perfect edilgen yapıyla yeni anlamlar
Has been reinterpreted, present perfect edilgen yapıdır: has been + geçmiş zaman ortacı. Holmes eylemi alan taraftır ve bu yapı sonucu şu anla bağlantılı olarak sunar. Bir karakteri veya eseri reinterpret etmek, onu yeni bir açıdan anlamak ya da sunmaktır. Bu, anlam veya bakış açısında değişiklik olduğunu gösterir; birebir kopyalama ya da yalnızca başka bir ortama aktarma değildir.
Alıştırma
Cümleyi reinterpret fiilinin present perfect edilgen biçimiyle tamamlayın: The old legend ____ by each new generation.
Cevabı göster
has been reinterpreted
in remarkably different and often contradictory ways. Kalıp ifadeler
3:13birbirinden oldukça farklı ve çoğu zaman çelişkili şekillerde yeniden yorumlandı.
in remarkably different and often contradictory ways: belirgin farklılık ve çatışma
in ... ways yapısı, önceki cümlecikteki eylemin nasıl gerçekleştirildiğini anlatır. Different ve contradictory, ways sözcüğünü niteler; remarkably, different ifadesini güçlendirir ve often bu çatışmanın sık yaşandığını gösterir. Different, aynı olmayan demektir. Contradictory daha güçlüdür: bazı yorumların birbirleriyle çatıştığını veya hepsinin aynı anda doğru olamayacağını belirtir. Bu nedenle bütün ifade, çoğu zaman doğrudan çatışma içeren çarpıcı bir çeşitliliği anlatır.
Alıştırma
Hangi cümle, açıklamaların dikkat çekici ölçüde farklı olduğunu ve sık sık birbiriyle çatıştığını söylüyor?
- The reviewers explained the result in slightly different but fully consistent ways.
- The reviewers explained the result in exactly the same way.
- The reviewers explained the result in remarkably different and often contradictory ways.
Cevabı göster
The reviewers explained the result in remarkably different and often contradictory ways.
These adaptations demonstrate both Holmes's popularity and his malleability. Notlar
3:17Bu uyarlamalar Holmes'un hem popülaritesini hem de şekillendirilebilirliğini göstermektedir.
both Holmes's popularity and his malleability: eşit önemde iki noktayı bağlama
Both ... and ... dilbilgisel olarak paralel iki ögeyi birbirine bağlar ve ikisinin de doğru ya da önemli olduğunu belirtir. Burada both, Holmes's popularity ögesini; and ise his malleability ögesini başlatır. Bu iki isim öbeği birlikte demonstrate fiilinin nesnesidir. Bu kalıp iki sonuca eşit ağırlık verir. Aynı anda var olan iki özellik, neden veya sonucu özetlerken kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi both ... and ... ile tamamlayın: The new library offers ____ quiet study areas ____ free workshops.
Cevabı göster
both · and
malleability: bir karakterin yeniden şekillendirilebilme özelliği
Malleability, kelime anlamıyla bir malzemenin şekillendirilebilme özelliğini anlatır. Kültürel çözümlemede ise mecaz olarak kullanılır: Holmes yeniden yazılabilir, yeniden yorumlanabilir ve farklı dönemlere ya da değerlere uyarlanabilir. Bu isim, bir karakterin veya fikrin yeniden şekillendirilmeye ne kadar açık olduğunu vurgular. Holmes'un fiziksel olarak yumuşak ya da kişilik olarak güçsüz olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
Kültürel çözümlemede the character's malleability ne anlama gelir?
- Karakter ünlüdür ancak tamamen aynı kalmak zorundadır.
- Karakter farklı ortamlar ve değerler için yeniden şekillendirilebilir.
- Karakter fiziksel olarak yumuşak bir malzemeden yapılmıştır.
Cevabı göster
Karakter farklı ortamlar ve değerler için yeniden şekillendirilebilir.
For instance: destekleyici bir örneği işaretleme
For instance bir örnek işaretidir. Dinleyiciye, ardından gelen bilginin hemen önce söylenen daha genel bir düşünceyi destekleyen veya açıklayan belirli bir örnek olduğunu bildirir. Burada bilgiyi düzenler: filmlerle ilgili ayrıntıyı önceki genel noktayla ilişkilendirin ve bunu yeni bir ana düşünce olarak değerlendirmeyin.
Alıştırma
Özgün cümlede For instance dinleyiciye ne bildiriyor?
- Ardından zıt bir düşünce gelir.
- Konuşmacı konuyu bitiriyordur.
- Ardından önceki düşünceyi destekleyen belirli bir örnek gelir.
Cevabı göster
Ardından önceki düşünceyi destekleyen belirli bir örnek gelir.
featured in a number of: birkaç yapımda yer almak
Bu cümlede featured in, “yer aldı veya gösterildi” anlamına gelir; a number of ise kesin sayı vermeden “birkaç” ya da “birden fazla” demektir. Birlikte he featured in a number of ... ifadesi, onun bu tür birkaç filmde yer aldığını söyler. Kullanılabilir kalıp özne + feature in + a number of + çoğul isim şeklindedir. Featured geçmiş zamandadır; ifade, bir yapımda veya etkinlikte yer almayı anlatır, mutlaka başrol anlamına gelmez.
Alıştırma
“The scientist featured in a number of documentaries” cümlesinin en güvenli anlamı nedir?
- Bilim insanı birkaç belgeselde yer aldı.
- Bilim insanı tam olarak bir belgesel yönetti.
- Bilim insanı her belgeselde başroldeydi.
Cevabı göster
Bilim insanı birkaç belgeselde yer aldı.
İkinci Dünya Savaşı sırasında Müttefiklerin Nazi karşıtı propaganda filmleri
Bu tarihî ifadede Allied, İkinci Dünya Savaşı'nda Mihver Devletleri'ne karşı savaşan ülkeleri, özellikle Amerika Birleşik Devletleri, Birleşik Krallık ve Sovyetler Birliği'nin yer aldığı Müttefik grubunu ifade eder. anti-Nazi, Nazi Almanyası'na ve Nazi fikirlerine karşı olmak demektir. propaganda films, kamuoyunu etkilemek ve siyasi ya da askerî bir hedefi desteklemek için yapılan filmlerdir. Buradaki tam ifade, karakteri Müttefiklerin savaş dönemindeki Nazi karşıtı mesajının içine yerleştiren filmleri belirtir; yalnızca bir şeyi tanıtan veya anlatan filmleri değil.
Alıştırma
Vurgulanan ifadeye en uygun açıklama hangisidir?
- Savaşın bütün taraflarını sunan tarafsız belgeseller
- İzleyicileri Nazizme karşı ikna etmek için Müttefiklerce yapılan savaş dönemi filmleri
- Sinema salonları için ticari reklamlar
Cevabı göster
İzleyicileri Nazizme karşı ikna etmek için Müttefiklerce yapılan savaş dönemi filmleri
and both Winston Churchill and Franklin Delano Roosevelt were avid enthusiasts, Kalıp ifadeler
3:29Winston Churchill ve Franklin Delano Roosevelt de onun ateşli hayranlarındandı;
avid enthusiasts: güçlü ilgi duyan meraklılar
avid enthusiasts, bir konuya veya etkinliğe çok güçlü ilgi duyan kişileri anlatır. avid, enthusiasts sözcüğünü güçlendirir: bu kişiler yalnızca geçici bir ilgi duymaz, konuyu yakından takip eder ve çoğu zaman ona vakit ayırır. Yaygın yapı, avid + ilgili kişiyi adlandıran bir isim şeklindedir: an avid reader, avid collectors veya avid enthusiasts. avid normalde nitelediği isimden önce gelir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: Both cousins are ____ who never miss a wildlife photography workshop.
Cevabı göster
avid enthusiasts
the latter even joining the Baker Street Irregulars, Notlar
3:34hatta Roosevelt bir Holmes hayranları derneği olan
the latter: anılan iki ögeden ikincisi
The latter, az önce anılan iki kişi veya şeyden ikincisine gönderme yapar. Burada önce Winston Churchill, sonra Franklin Delano Roosevelt anıldığı için the latter Roosevelt anlamına gelir. İkinci adı tekrar etmek yerine onun yerini alarak bilgiyi düzenler. Anlamak için önce bir çift oluşturan iki ögeyi belirleyin, ardından anılma sıralarını takip edin.
Alıştırma
Az önce anılan iki ögeden ikincisi anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The red backpack and the blue backpack are both durable; ____ is lighter.
Cevabı göster
the latter
the Baker Street Irregulars: bir Sherlock Holmes hayranları topluluğu
Bu cümlede the Baker Street Irregulars, gerçek bir Sherlock Holmes hayranları topluluğunun adıdır; bir polis veya askerî birlik değildir. Ardından gelen a Holmesian appreciation society açıklayıcı eşlemesi, adın ne olduğunu doğrudan belirtir. Ad, Holmes hikâyelerinde Holmes'a yardım eden sokak çocuklarından oluşan Baker Street Irregulars grubundan alınmıştır. Bu gönderme, gerçek bir hayran topluluğunu kurgusal dünyaya bağlar.
Alıştırma
Bu cümlede the Baker Street Irregulars nedir?
- Bir Sherlock Holmes hayranları topluluğu
- Londra polisinin resmî bir birimi
- Hikâyelerde Holmes'a yardım eden kurgusal sokak çocukları
Cevabı göster
Bir Sherlock Holmes hayranları topluluğu
appreciation society: belirli bir konuya adanmış topluluk
Appreciation society, belirli bir kişiyi, eseri, sanat dalını veya konuyu takdir etmek, incelemek, tanıtmak ya da anmak için kurulmuş düzenli bir topluluktur. Burada Holmes'u merkezine alan bir topluluğu ifade eder. Bu ifadede appreciation, birine teşekkür etmek değil, bir şeyin değerini anlayıp ondan zevk almak demektir. Society ise toplumun tamamı değil, kulüp veya dernek anlamındadır.
Alıştırma
appreciation society ifadesinde society ne anlama gelir?
- Birine teşekkür etme eylemi
- Toplumun ya da halkın tamamı
- Ortak bir ilgi alanı etrafında kurulmuş grup veya dernek
Cevabı göster
Ortak bir ilgi alanı etrafında kurulmuş grup veya dernek
and nicknaming one Secret Service hideout Baker Street. Dilbilgisi
3:40ve Gizli Servis'in saklanma yerlerinden birine Baker Sokağı takma adını vermiştir.
nicknaming one Secret Service hideout Baker Street: nickname + nesne + ad
nicknaming one Secret Service hideout Baker Street ifadesinde nickname bir fiildir. Yapı nickname + nesne + ad şeklindedir: one Secret Service hideout nesnedir, Baker Street ise ona verilen resmî olmayan adı bildiren nesne tamamlayıcısıdır. Sondaki ad, insanların sığınağa ne dediğini gösterir; sığınağın Baker Street'te bulunduğunu söylemez. Aynı yapı insanlar, yerler ve nesneler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi nickname fiilinin geçmiş zamanıyla tamamlayın: The team ____ its tiny office Mission Control.
Cevabı göster
nicknamed
Holmes also appeared in various German-language film adaptations,
3:45Holmes çeşitli Almanca film uyarlamalarında da boy göstermiştir,
And yet, at the very same time: aynı anda geçerli olan karşıt olgular
And yet, sıradaki olgunun daha önce söylenenlerle karşıtlık oluşturduğunu belirtir. At the very same time ise iki olgunun da aynı dönemde geçerli olduğunu özellikle vurgular. Bu geçiş ifadesi bir bütün olarak, görünüşte çelişen iki olgunun birlikte var olabileceğini gösterir; bir durumun daha sonra diğerinin yerini aldığı anlamına gelmez.
Alıştırma
“And yet, at the very same time,” dinleyiciye sırada ne olacağını düşündürür?
- Önceki olguyla karşıtlık oluşturan ve aynı dönemde de geçerli olan bir olgu
- Önceki durumun tamamen yerini alan daha sonraki bir olay
- Hiçbir karşıtlık olmadan eklenen ilgisiz bir ayrıntı
Cevabı göster
Önceki olguyla karşıtlık oluşturan ve aynı dönemde de geçerli olan bir olgu
some of which were said to have been much-loved favorites of Adolf Hitler. Dilbilgisi
3:49bunlardan bazılarının Adolf Hitler'in çok sevdiği favorileri olduğu söylenmektedir.
some of which: bir grubun bir bölümü hakkında bilgi eklemek
Some of which, “o grubun bazı üyeleri” anlamına gelir. Which, önceki çoğul isim öbeği various German-language film adaptations ifadesine gönderme yapar; some of ise açıklamayı bu grubun yalnızca bir bölümüyle sınırlar. Virgülden sonra some of which, yeni bir cümle başlatmadan ek bilgi veren, sınırlayıcı olmayan bir ilgi yan cümlesi kurar. Bu yapı özenli konuşmada ve resmî yazıda yaygındır.
Alıştırma
Cümleyi “o grubun bir bölümü” anlamındaki üç sözcüklü ilgi yapısıyla tamamlayın: The museum owns several early maps, ____ are displayed upstairs.
Cevabı göster
some of which
were said to have been: daha önceki bir durumu aktarmak
Burada were said to, çoğul özne hakkında söylenenlerin başka insanların iddiası olduğunu gösterir. Böylece konuşan kişi iddiayla arasına mesafe koyar: cümle, bilgiyi konuşanın bizzat kanıtladığı bir gerçek olarak değil, aktarılmış bilgi olarak sunar. To have been tamamlanmış mastar, yani perfect infinitive yapısıdır. Gözde olma durumunu geçmişteki aktarım bakış açısından daha önceye yerleştirir. Yeniden kullanılabilir kalıp şudur: özne + be said to have been + tamamlayıcı.
Alıştırma
Cümleyi, “insanlar onun bir zamanlar öyle olduğunu bildirmişti” anlamına gelen geçmiş zamanlı edilgen aktarım yapısıyla tamamlayın: The castle ____ a prison centuries ago.
Cevabı göster
was said to have been
Would the real Sherlock Holmes please stand up? Deyimler
3:56Gerçek Sherlock Holmes lütfen ayağa kalkar mı?
Would the real Sherlock Holmes please stand up?: hangisinin gerçek olduğunu esprili biçimde sormak
Would the real X please stand up? kelimesi kelimesine, gerçek kişinin ayağa kalkmasını isteyen kibar bir ricadır. Ancak yeniden kullanılabilen retorik bir kalıp olarak, birden fazla kişi, anlatım veya sürüm yarışırken hangisinin gerçek olduğunu sorar. Burada Sherlock Holmes, karakterin farklı yorumlarını temsil eder. Konuşan kişi onun gerçekten ayağa kalkmasını beklemez; kalıp, “gerçek” sürüm hakkındaki tartışmayı sahnede yapılan bir çağrıya dönüştürerek mizah ve dramatik etki yaratır.
Alıştırma
Bu sorunun cümledeki temel etkisi nedir?
- Sherlock Holmes'a sandalyeden kalkması için ciddi bir talimat verir.
- Hangi yorumun gerçek Sherlock Holmes olduğunu esprili biçimde sorar.
- Bütün yorumların eşit derecede gerçek olduğunu ileri sürer.
Cevabı göster
Hangi yorumun gerçek Sherlock Holmes olduğunu esprili biçimde sorar.
The truth is that this world of adaptation has made him into a palimpsest. Notlar
3:59Gerçek şu ki, bu uyarlama dünyası onu bir palimpseste çevirmiştir.
The truth is that: ana sonucu sunmak
The truth is that, konuşmacının ana cevaba veya sonuca geçtiğini gösterir. Burada destekleyici ayrıntıların akışını durdurur ve dinleyicinin odaklanması gereken iddiayı sunar. Bu ifade, yalnızca sıradaki sözün doğru olduğunu söylemez. Mesajı da düzenler: that, konuşmacının temel düşüncesini içeren tam bir yan cümleyi başlatır.
Alıştırma
Bu cümlede The truth is that neyin işaretidir?
- Konuşmacı ana sonucu söylemek üzeredir.
- Konuşmacı konuyla ilgisiz başka bir örnek eklemektedir.
- Konuşmacı sıradaki ifadenin doğru olup olmadığından emin değildir.
Cevabı göster
Konuşmacı ana sonucu söylemek üzeredir.
has made him into a palimpsest: uyarlamaların oluşturduğu katmanlar
has made him into a palimpsest ifadesinde make A into B, “A'nın B'ye dönüşmesini sağlamak” demektir. Him karakteri belirtir; palimpsest ise gerçek anlamda bir el yazması olarak değil, mecaz olarak kullanılır. Palimpsest, eski yazısı silinen veya kazınan ve yüzeyi yeniden kullanılan, fakat önceki yazının izlerini hâlâ taşıyabilen bir el yazmasıydı. Bu mecaz, art arda gelen uyarlamaların önceki sürümleri tamamen ortadan kaldırmadan karakterin üzerine yeni sürümler yazdığını anlatır; karakterin bildiğimiz kimliği bu katmanlardan oluşur.
Alıştırma
Buradaki palimpsest mecazı neyi vurguluyor?
- Her yeni uyarlama önceki sürümlerin bütün etkilerini ortadan kaldırır.
- Karakter yalnızca birbiriyle ilgisiz parçaların rastgele bir toplamıdır.
- Yeni uyarlamalar katmanlar eklerken önceki sürümlerin izleri kalır.
Cevabı göster
Yeni uyarlamalar katmanlar eklerken önceki sürümlerin izleri kalır.
as each new interpretation becomes superimposed over those that precede it. Kelime
4:08zaman içinde defalarca değişikliğe uğramıştır.
a cultural text: yoruma açık bir kültürel nesne
Burada text, kültürel çalışmalarda kullanılan genişletilmiş bir anlama sahiptir. Yalnızca yazılı sözcüklerle sınırlı değildir; insanlar anlamlarını yorumlayarak bir kültürel nesneyi mecazi olarak okuyabilir. Sherlock’a a cultural text denmesi, bu figürü ve onun birçok uyarlamasını farklı dönemlerin ve toplulukların yeniden yorumlayabileceği bir malzeme olarak ele alır. Başka durumlara aktarılabilecek fikir, analiz bağlamında text sözcüğünün anlam taşıyan herhangi bir kültürel nesneyi ifade edebilmesidir.
Alıştırma
Bu cümlede a cultural text ne anlama geliyor?
- İnsanların yorumlayıp yeniden yorumlayabileceği kültürel bir nesne
- Telefonla gönderilen kısa bir mesaj
- Yalnızca özgün öykülerde basılmış sözcükler
Cevabı göster
İnsanların yorumlayıp yeniden yorumlayabileceği kültürel bir nesne
becomes superimposed over: daha öncekinin üzerinde bir katman oluşturur
Sözcüğün gerçek görsel kullanımında superimpose A on/over B, A’yı B’nin üzerine bir katman olarak yerleştirmek demektir. A is/becomes superimposed over B yapısında katman olarak bindirilen A öznedir; burada A her yeni yorum, B ise önceki yorumlardır. Becomes, A’nın bu üst üste binmiş duruma geçmesini belirtir. Cümle, mecazi olarak yorumları birbiri üzerine binen katmanlar şeklinde sunar. Yeni bir katman insanların gördüğü şeyi değiştirir ancak önceki katmanların hepsini silmek zorunda değildir.
Alıştırma
Cümleyi superimpose sözcüğünün doğru biçimiyle tamamlayın: The weather data was ____ over the city map.
Cevabı göster
superimposed
This means that Sherlock continually evolves, Kalıp ifadeler
4:13Bu durum Sherlock'un sürekli evrim geçirdiği,
embodying ideas and values often far removed from those found in Conan Doyle. Kalıp ifadeler
4:16genellikle Conan Doyle'da bulunanlardan çok uzak fikir ve değerleri somutlaştırdığı anlamına gelir.
continually evolves: zaman içinde tekrarlanan aşamalı değişim
Continually evolves, “zaman içinde tekrar tekrar gelişir ve değişir” anlamına gelir. Evolve aşamalı bir süreci anlatırken continually, değişimin yalnızca bir kez olmadığını ve yeni değişimlerin sürüp gittiğini gösterir. Bu cümlede ifade, Sherlock'u sonraki yorumlarla tekrar tekrar yeniden şekillenen bir karakter olarak sunar. Aynı kalıp dil, kültür, teknoloji ve uzun bir dönem boyunca gelişen başka şeyler için de kullanılabilir.
Alıştırma
Cümleyi continually ve evolve fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: As readers' needs change, the library ____ to serve them better.
Cevabı göster
continually evolves
embodying ideas and values: soyut inançlara somut bir biçim vermek
Bir fikri veya değeri embody etmek, o soyut inanca bir kişi, eser, eylem ya da kurum aracılığıyla açık ve somut bir biçim vermektir. Bu nedenle embodying ideas and values, “bu inançları insanların görebileceği veya fark edebileceği bir biçimde ifade etmek” anlamına gelir. -ing yapısı, karakterin gelişiminin nelerden oluştuğunu ekler: her sürüm farklı bir fikir ve değerler bütünü ifade edebilir. Bu kullanım, bir karakterin veya eserin neyi temsil ettiğini incelerken yaygındır.
Alıştırma
“The community center embodies the values of openness and cooperation,” cümlesinde embodies ne anlama gelir?
- Bu değerlere açık ve somut bir ifade kazandırır.
- Bu değerlere fiziksel bir insan bedeni verir.
- Bu değerleri gizli ve görünmez tutar.
Cevabı göster
Bu değerlere açık ve somut bir ifade kazandırır.
often far removed from: büyük bir soyut uzaklık
far removed from ifadesindeki removed, bir kaynaktan, durumdan veya fikirden uzaklığı anlatır. Bu uzaklık fiziksel değil, soyut olabilir. Burada ideas and values often far removed from..., ideas and values that are often far removed from... yapısının kısaltılmış biçimidir. Bu fikir ve değerlerin Conan Doyle'un eserlerindekilerden çoğu zaman büyük ölçüde uzak olduğunu belirtir. Far, aradaki mesafenin büyüklüğünü vurgular ve bir şeyin özgün temelinden epey uzaklaştığını düşündürebilir.
Alıştırma
Cümleyi, derste geçen ve “çoğu zaman soyut olarak çok uzakta” anlamına gelen dört kelimelik ifadeyle tamamlayın: Online images are ____ everyday reality.
Cevabı göster
often far removed from
Sherlock rises again: dönüşü anlatan bir mecaz
Rises again burada mecazdır. Bir Sherlock hikâyesi sona erdiğinde karakter başka bir hikâyede, uyarlamada veya gösteride geri döner; yalnızca fiziksel olarak ayağa kalkmaz. Bu imge her dönüşü yeniden doğuş gibi gösterir. a little changed ile birlikte Sherlock'u her defasında yeni bir biçimde geri dönen, kalıcı bir kültürel figür olarak sunar.
Alıştırma
Bu cümlede Sherlock rises again ne anlama geliyor?
- Karakter, biraz değişmiş olarak yeni hikâyelerde ve sürümlerde geri döner.
- Her hikâye bittiğinde Sherlock gerçekten ayağa kalkar.
- Karakter bir hikâyeden sonra kalıcı olarak ortadan kaybolur.
Cevabı göster
Karakter, biraz değişmiş olarak yeni hikâyelerde ve sürümlerde geri döner.
with a new face and fresh mannerisms or turns of phrase, Kelime
4:28yeni bir yüze ve yeni tavırlara ya da ifadelere sahiptir,
turns of phrase: ayırt edici ifade biçimleri
A turn of phrase, bir şeyi belirli bir biçimde ifade etme yoludur. Genellikle akılda kalıcı, sıra dışı, zekice ya da bir kişiye veya yazara özgü sözleri öne çıkarır; turns of phrase bunun çoğuludur. Burada face ve mannerisms ile birlikte kullanıldığı için değişebilen başka bir tanınabilir özelliği, yani bir kişinin konuşma biçimini anlatır.
Alıştırma
Bu nottaki ifadeyi kullanarak cümleyi tamamlayın: The critic admired the poet's memorable ____.
Cevabı göster
turns of phrase
but still essentially Sherlock, our Sherlock: değişimden ortak temel kimliğe
But sözcüğü, az önce sıralanan farklılıklardan değişmeden kalan şeye yönelir. Still essentially Sherlock, dış ayrıntılar değişse bile karakterin temel kimliğinin tanınabilir kaldığını anlatır. Sherlock adının our Sherlock biçiminde tekrarlanması, sona duygusal bir kapanış verir. Buradaki our öncelikle sahiplik iddiasında bulunmaz; yazar ile dinleyiciyi tanıdıkları karakteri birlikte kabul etmeye çağırır. Böylece cümle değişimden sürekliliğe, ardından ortak bir aidiyet duygusuna ilerler.
Alıştırma
but still essentially Sherlock, our Sherlock ifadesi kapanışta ne yapıyor?
- Sherlock'un yasal olarak konuşana ve dinleyicilere ait olduğunu söyler.
- Değişiklikleri kabul eder, ardından temel kimliği yeniden öne çıkarır ve ortak bir tanımaya davet eder.
- Sherlock'un hiçbir uyarlamasının değişemeyeceğini söyler.
Cevabı göster
Değişiklikleri kabul eder, ardından temel kimliği yeniden öne çıkarır ve ortak bir tanımaya davet eder.