Şaşırtıcı 8 Gerçek: İngilizce çalışma notları

Vsauce

Öğrenme zorluğu
442 kelime 161 kel/dk

Video özeti: Michael görünüş ve futbol, benzin ve kazalar, Halo, suç terimleri ve göz kırpma hakkındaki şaşırtıcı gerçekleri kelime oyunlarıyla bağlıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. put together — Öbek fiiller: Ayrı parçaların oynatma listesi, rapor, ekip, plan veya sunum olarak bir araya getirildiğini anlatın. 2. for every 10% increase / goes down by 2.3%. — Dilbilgisi ve cümle kalıpları: İki ölçümlü değişimi eşleştirin, düşüş miktarıyla son değeri ayırın ve korelasyonu nedensellik sanmayın. 3. keep your eyes open — Deyimler ve mecazlı ifadeler: Hem “gözlerini kapatmamak” hem “tetikte kalmak” anlamını kavrayın; çift anlam göz kırpma verisini hatırlatıp son şakayı tamamlar.

Bu derste

Hey, Vsauce. Michael here

0:00

Merhaba, Vsauce. Ben Michael.

coming to you from the Barbican in London. Kalıp ifadeler

0:01

Londra'daki Barbican'dan sesleniyorum.

Kalıp ifadeler

coming to you from: sunucunun konum bildiren ifadesi

Yayın tarzı bir girişte coming to you from, sunucu başka bir yerdeki izleyicilere hitap ederken nerede konuştuğunu veya kayıt yaptığını belirtir. Bu ifade, iletişimin o konumdan izleyiciye ulaştığını anlatır; normalde sunucunun fiziksel olarak dinleyicilere doğru hareket ettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Yayının bir konumdan iletildiğini belirten dört sözcüklük ifadeyle sunucunun girişini tamamlayın: This is Maya, ____ the science museum in Chicago.

Cevabı göster

coming to you from

It's beautiful.

0:06

Burası çok güzel.

It's like living inside the Regenstein Library.

0:06

Regenstein Kütüphanesi'nin içinde yaşamak gibi.

That's a concrete joke. Deyimler

0:09

Bu, betonla ilgili bir şakaydı.

Deyimler

concrete joke: bağlama bağlı bir kelime oyunu

Burada concrete aynı anda iki anlam taşır. Çevredeki beton mimari, sözcüğün yapı malzemesi olan gerçek anlamını öne çıkarırken concrete aynı zamanda belirli, net veya soyut olmayan anlamına da gelebilir. Buna concrete joke denmesi bilerek tuhaf kurulmuştur: şaka beton hakkındadır ve aynı sözcük esprili biçimde şakanın kendisini de tanımlıyor gibi görünür. Bu, bağlama bağlı bir kelime oyunudur; kalıplaşmış bir ifade değildir.

Alıştırma

Beton bir binadan söz edildikten sonra That’s a concrete joke cümlesindeki kelime oyununu ne oluşturur?

  1. Concrete hem yapı malzemesini hem de belirli veya soyut olmayan bir şeyi ifade eder.
  2. Concrete, mimariyle ilgili her şaka için kullanılan sabit bir sıfattır.
  3. Concrete, şakanın anlaşılmasının zor olduğu anlamına gelir.
Cevabı göster

Concrete hem yapı malzemesini hem de belirli veya soyut olmayan bir şeyi ifade eder.

But I have put together a leanback of videos all around YouTube that I really like Notlar

0:11

Ama YouTube'un dört bir yanından gerçekten sevdiğim videolarla bir leanback hazırladım

Öbek fiiller

put together: bir şeyi oluşturup düzenlemek

Bu cümlede put together, “ayrı videoları seçip düzenleyerek ve birleştirerek bir koleksiyon oluşturmak” anlamına gelir. Vurgu, videoları fiziksel olarak yan yana koymakta değil, planlayıp düzenlemektedir. Yapı put together + nesne veya put + nesne + together olabilir: put together a playlist ya da put a playlist together. Nesne bir zamirse ortaya gelir: put it together.

Alıştırma

Cümleyi, derste öğrendiğiniz ve “seçip düzenleyerek oluşturmak” anlamına gelen iki sözcüklü öbek fiille tamamlayın: Yesterday, Leo ____ a welcome pack for the new students.

Cevabı göster

put together

that I host as a playlist.

0:15

ve bunu oynatma listesi olarak sunuyorum.

Kültür

Düzenlenmiş bir izleme deneyimi olarak leanback

Burada leanback, izleyicinin çok az seçim yapmasıyla veya hiç seçim yapmadan oynatılmaya devam edecek şekilde düzenlenmiş bir video grubunu adlandıran, türetilmiş sayılabilir bir isimdir. Sonraki as a playlist sözleri, tek bir videoyu değil koleksiyonu veya formatı adlandırdığını doğrular. Terim, malzemeyi başka biri önceden seçip sıraladığı için izleyicinin arkasına yaslanıp izleyebilmesi düşüncesinden gelir. Bu cümlede pasif bir izleme deneyimini adlandırır; bedeni hareket ettirme talimatı değildir.

Alıştırma

Bu cümlede a leanback neyi ifade ediyor?

  1. Her seferinde tek video yüklemeye yarayan bir araç
  2. Sürekli ve düşük etkileşimli izleme için düzenlenmiş bir akış veya oynatma listesi
  3. Bedeni ekrandan uzaklaştırma talimatı
Cevabı göster

Sürekli ve düşük etkileşimli izleme için düzenlenmiş bir akış veya oynatma listesi

You can start it by clicking the link Dilbilgisi

0:17

Tıklayarak başlatabileceğiniz bağlantı

at the top of this video's description.

0:18

bu videonun açıklamasının en üstünde.

Dilbilgisi

by clicking: yöntemi anlatan by + fiil-ing

Bu cümlede by clicking, “Onu nasıl başlatabilirsiniz?” sorusunu yanıtlar. by edatı kullanılan yöntemi gösterir; clicking ise bir edattan sonra kullanılan -ing biçimidir. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp “ana eylem + by + fiil-ing” şeklindedir: Sonraki eylemi yaparak bir sonuca ulaşırsınız. Burada bağlantıya tıklamak, oynatma listesini başlatma yöntemidir; by, “yanında” veya “son tarihten önce” anlamına gelmez.

Alıştırma

Yönergeyi by ve click fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: You can open the menu ____ the three-dot icon.

Cevabı göster

by clicking

It's best if you're on a computer Dilbilgisi

0:20

Bir bilgisayardan izlemek en iyisi,

or a laptop,

0:22

ya da dizüstü bilgisayardan,

something like that. Kalıp ifadeler

0:23

buna benzer bir cihazdan.

Dilbilgisi

It's best if + yan cümle: tercih edilen bir koşulu belirtmek

It's best if, konuşanın en uygun seçenek olarak önerdiği bir koşulu belirtir. Burada bilgisayar veya dizüstü bilgisayar kullanmak, işlem için daha uygun bir ortam olarak sunulur. It's best if + yan cümle kalıbı, koşulu kesin bir zorunluluk hâline getirmeden tavsiye verir. Genellikle “bunu yaparsanız daha iyi çalışır” anlamındadır; “bunu yapmak zorundasınız” anlamına gelmez.

Alıştırma

“It's best if you're on a computer or a laptop” ne anlatır?

  1. Bilgisayar veya dizüstü bilgisayar kullanmak zorunludur.
  2. Bilgisayar veya dizüstü bilgisayar kullanılması önerilir, ancak bu kesin bir zorunluluk değildir.
  3. Bütün cihazlar eşit derecede iyi çalışır, bu yüzden seçimin önemi yoktur.
Cevabı göster

Bilgisayar veya dizüstü bilgisayar kullanılması önerilir, ancak bu kesin bir zorunluluk değildir.

Kalıp ifadeler

Listeyi açık uçlu bırakan something like that

Bu cümlede something like that, computer ve laptop sözcüklerinden sonra gelerek bunların yalnızca örnek olduğunu, kabul edilebilir seçeneklerin bunlarla sınırlı olmadığını gösterir. Diğer benzer cihazları tek tek adlandırmadan kapsama alır. Bu ifade, kategorinin sınırlarını bilinçli olarak esnek bırakır. Buradaki something, adı söylenmeyen belirli bir nesneyi göstermez; bütün ifade, az önce söylenen şeye benzer bir nesne veya seçenek anlamına gelir.

Alıştırma

Listeyi açık uçlu bırakan konuşma ifadesiyle cümleyi tamamlayın: You can use a tablet, a laptop, or ____.

Cevabı göster

something like that

But to make it worth your time in this video, Kalıp ifadeler

0:24

Ama bu videoya ayırdığınız zamana değmesi için,

I'm going to share some facts I learned this week

0:26

bu hafta öğrendiğim bazı gerçekleri paylaşacağım

that were quite surprising and cool.

0:29

ve bunlar oldukça şaşırtıcı ve ilginç.

Kalıp ifadeler

make it worth your time: harcanan zamanı haklı çıkarmak

To make it worth your time, izlemeye harcanan zamanın boşa gitmiş gibi hissedilmemesi için videoya yeterli değer katmak anlamına gelir. Konuşan kişi, izleyicinin ilgisinin karşılığında yararlı veya keyifli bir sonuç sunmayı vaat eder. Yapı make + object + worth + noun phrase şeklindedir: make it worth your time. Worth sözcüğünden hemen sonra your time gelir; of kullanılmaz.

Alıştırma

Dinleyenin ayırdığı zamanı haklı çıkaracak kadar değer sağlamak anlamındaki tam ifadeyle cümleyi tamamlayın: The workshop includes a practical guide to ____.

Cevabı göster

make it worth your time

For instance, Anlatım akışı

0:30

Örneğin,

being attractive might actually mean Dilbilgisi

0:31

çekici olmak aslında şu anlama gelebilir:

that you are better

0:35

daha iyi olabilirsiniz

if you play American football.

0:37

Amerikan futbolu oynuyorsanız.

Anlatım akışı

For instance, ile belirli bir örnek sunmak

For instance, genel bir ifadeden belirli bir örneğe geçiş yapan bir söylem belirtecidir. Dinleyiciye, sıradaki bilginin önceki söylenenlerle nasıl ilişkili olduğunu gösterir. Burada Amerikan futboluyla ilgili ifade, daha geniş bir şaşırtıcı bulgular grubunun bir örneği olarak sunulur. Bir neden veya sonuç bildirmez.

Alıştırma

İkinci cümlenin ilk cümleye belirli bir örnek vermesini istiyorsunuz. Cümle hangi bağlayıcıyla başlamalıdır? Many small habits can save energy. Turning off unused lights reduces electricity use.

  1. For instance
  2. Therefore
  3. However
Cevabı göster

For instance

Dilbilgisi

might actually mean that: temkinli ve beklenmedik bir yorum

might actually mean that ifadesinde might, yorumu kesin bir gerçek yerine bir olasılık olarak sunar. Actually, yorumun şaşırtıcı veya beklenenden farklı olabileceğini belirtir; mean that ise bu yorumun içeriğini veren yan cümleyi başlatır. İfade bir bütün olarak beklenmedik bir olası çıkarımı temkinli biçimde sunar. Bu bağlamda, gözlemlenen bir ilişkinin ne düşündürebileceğini açıklar; çekiciliğin daha iyi performansa kesin olarak neden olduğunu iddia etmez.

Alıştırma

Bir araştırmacı korelasyon görüyor ancak nedenselliği göstermemiş ve sonuç şaşırtıcı. Hangi cümle en uygundur?

  1. The result might actually mean that the two patterns are connected.
  2. The result means that the conclusion is certain.
  3. The result proves that one pattern causes the other.
Cevabı göster

The result might actually mean that the two patterns are connected.

When females were asked to rank Dilbilgisi

0:39

Kadınlardan oyuncuları sıralamaları istendiğinde—

the hotness of male American football players, Kelime

0:41

erkek Amerikan futbolcularını çekiciliklerine göre—

Dilbilgisi

were asked to rank: ask someone to do something yapısının edilgen biçimi

'Were asked to rank', 'asked someone to rank' yapısının edilgen biçimidir. Kadınlar görevi alan taraftır; istekte bulunan taraf değildir. Burada rank bir fiildir ve insanları seçilen bir özelliğe göre sıraya koymak anlamına gelir. Edilgen biçim, odağı katılımcılar ve görev üzerinde tutar. Talimatı veren kişi bilinmediğinde veya önemli olmadığında kullanışlıdır.

Alıştırma

Raporu ask fiilinin edilgen biçimi ve rank fiiliyle tamamlayın: In the survey, participants ____ the three designs from favorite to least favorite.

Cevabı göster

were asked to rank

Kelime

hotness: fiziksel çekicilik için kullanılan gayriresmî bir isim

Burada hotness, birinin ne kadar yakışıklı, güzel veya fiziksel olarak çekici göründüğünü ifade eder. Hot sözcüğünden türetilmiş bir isimdir ve sıcaklıkla ilgili değildir. Bu sözcük, dış görünüşü kişisel bir değerlendirme olarak sunar. Bu cümlede sıralanan özelliği adlandırır; ancak attractiveness sözcüğünden daha gündeliktir ve insanları nesneleştiriyormuş gibi algılanabilir.

Alıştırma

Bu altyazıda hotness ne anlama geliyor?

  1. Oyuncuların vücutlarının ne kadar sıcak olduğu
  2. Oyuncuların fiziksel olarak ne kadar çekici göründüğü
  3. Oyuncuların hangi resmî sıraya sahip olduğu
Cevabı göster

Oyuncuların fiziksel olarak ne kadar çekici göründüğü

there was a quite surprising correlation.

0:44

oldukça şaşırtıcı bir bağlantı ortaya çıktı.

The players that the females ranked as being hotter

0:47

Kadınların daha çekici bulduğu oyuncular

also tended to be the players Dilbilgisi

0:50

aynı zamanda genellikle

with the highest passing ratings.

0:52

en yüksek pas reytingine sahip oyunculardı.

Dilbilgisi

Tended to be: kural değil, eğilim

Tended to be, iki özelliğin sık sık birlikte görüldüğünü anlatır: daha çekici olarak değerlendirilen oyuncular genellikle en yüksek pas puanlarına sahip oyuncular arasındaydı. Bu ifade bir kuralı değil, bir eğilimi anlatır; bu nedenle bazı oyuncular bu örüntüye uymayabilir. Yapı tend to + fiilin yalın hâlidir. Burada tended geçmiş zamandadır ve be, oyuncuları “en yüksek pas puanlarına sahip oyuncular” tanımıyla bağlar.

Alıştırma

Cümleyi, kesin bir kuralı değil genel bir eğilimi gösteren dersteki üç sözcüklü yapıyla tamamlayın: In our survey, children who ate breakfast ____ more focused in the morning.

Cevabı göster

tended to be

Passing, Kelime

0:55

Pas vermekten bahsediyorum,

not like passing in a car

0:56

arabayla sollamaktan değil

with a football.

0:58

yanınızda bir Amerikan futbolu topuyla.

Kelime

Passing ... passing in a car: tek biçim, iki anlam

Burada ilk Passing, Amerikan futbolunda topu başka bir oyuncuya atmayı ifade eder. passing in a car içindeki passing ise araba kullanırken başka bir aracı veya yol kullanıcısını sollamak ya da yanından geçmek anlamına gelir. Aynı -ing biçimi tekrarlanır, ancak ortam değişir. Passing ratings ve football spor anlamına, car ise sürüş anlamına işaret eder. Sondaki with a football iki ortamı bilerek karıştırır ve böylece şaka ortaya çıkar.

Alıştırma

Passing sözcüğünün iki kullanımına en uygun açıklama hangisidir?

  1. İlki topu başka bir oyuncuya atmak, ikincisi ise araba kullanırken bir şeyin önüne geçmek anlamına gelir.
  2. İlki bir oyuncunun sahadan ayrılması, ikincisi ise birine araba vermek anlamına gelir.
  3. İki kullanım da arabanın içinden Amerikan futbolu topu atmak anlamına gelir.
Cevabı göster

İlki topu başka bir oyuncuya atmak, ikincisi ise araba kullanırken bir şeyin önüne geçmek anlamına gelir.

But passing in a car brings up the question Kalıp ifadeler

0:59

Ama arabayla sollamak şu meseleyi gündeme getiriyor:

of gas prices.

1:01

benzin fiyatları.

Kalıp ifadeler

brings up the question of: ilgili bir meseleyi gündeme getirmek

Bu cümlede brings up the question of, bir şeyin ilgili bir konunun düşünülmesine yol açtığı anlamına gelir. Arabayla yolculuktan söz edilmesi, benzin fiyatları konusuna doğal bir geçiş oluşturur; fiziksel olarak hiçbir şey yukarı kaldırılmaz. Yapı, özne + bring(s) up the question of + isim veya soru sözcüklü yan cümledir. Bir olgudan ya da konudan, mantıksal olarak onun ardından gelen bir soruya geçmek için kullanılır.

Alıştırma

bring up the question of ifadesini doğru biçimde kullanın: The broken window ____ who was in the room last night.

Cevabı göster

brings up the question of

When gas prices go up, Dilbilgisi

1:03

Benzin fiyatları yükseldiğinde,

fewer people drive.

1:05

daha az insan araba kullanır.

Dilbilgisi

Genel bir ilişki için When A, B

Bu cümle genel bir ilişkiyi anlatmak için When + geniş zaman, geniş zaman yapısını kullanır: benzin fiyatları her yükseldiğinde olağan sonuç, daha az insanın araba kullanmasıdır. Belirli bir fiyat artışından söz etmez. Bu yapıda when yan cümlesi tekrarlanan durumu, ana cümle ise onun tipik sonucunu verir. İki bölümde de geniş zaman kullanılması, ilişkiyi bir eğilim veya genel kural olarak sunar.

Alıştırma

Hangi cümle tekrarlanan genel bir ilişkiyi anlatır?

  1. If the temperature falls below zero tomorrow, the pond may freeze.
  2. When the temperature fell below zero last night, the pond froze.
  3. When the temperature falls below zero, water freezes.
Cevabı göster

When the temperature falls below zero, water freezes.

And when fewer people are driving,

1:06

Daha az insan araba kullandığında da

there are fewer accidents.

1:08

daha az kaza olur.

It's actually quite mathematical.

1:10

Aslında bu oldukça matematiksel bir ilişki.

It has been shown that Anlatım akışı

1:12

Araştırmalar şunu gösteriyor:

for every 10% increase Dilbilgisi

1:13

%10'luk her artışta—

in the cost of gas,

1:15

benzin fiyatındaki artıştan söz ediyoruz—

the number of car accidents

1:17

araba kazalarının sayısı

goes down by 2.3%.

1:18

%2,3 azalıyor.

Anlatım akışı

It has been shown that: desteklenen bir sonucu öne çıkarma

It has been shown that, ardından gelen that yan tümcesini önceki kanıtlarla desteklenen bir sonuç olarak sunar. Biçimsel özne It belirli bir nesneyi ifade etmez; edilgen yapı bulguyu öne çıkarırken kanıtı ortaya koyan kişileri arka planda bırakır. has been shown biçimindeki present perfect, bu desteği daha önce ortaya konmuş ve şu anda ilgili olan bir şey olarak sunar. Bu çerçeve tek başına çalışmayı, yöntemi veya kaynağı belirtmez ve bildirilen bir değişimin diğerine neden olduğunu kanıtlamaz.

Alıştırma

Bu cümlede It has been shown that ne işlev görür?

  1. Kullanılan kesin araştırmacıları ve yöntemi belirtir.
  2. Benzin maliyetindeki artışın doğrudan daha az kazaya neden olduğunu kanıtlar.
  3. Ardından gelen ifadeyi, araştırmacıları adlandırmadan, önceki kanıtlarla desteklenen bir sonuç olarak sunar.
Cevabı göster

Ardından gelen ifadeyi, araştırmacıları adlandırmadan, önceki kanıtlarla desteklenen bir sonuç olarak sunar.

Dilbilgisi

for every ... goes down by ...: ölçülmüş değişimleri eşleştirme

For every 10% increase, bir değişkende tekrarlanan bir birim belirler: benzin maliyetindeki her ek %10'luk artış, diğer değişkende belirtilen değişimle eşleştirilir. Ana cümle bu ikinci değişkeni, yani araba kazalarının sayısını belirtir. Goes down by 2.3%, son düzeyi değil azalma miktarını verir. for every X increase in A, B goes down by Z kalıbı ölçülmüş değişimleri kesin biçimde birbirine bağlar, ancak tek başına A'nın B'ye neden olduğunu kanıtlamak yerine yalnızca bir ilişki bildirir.

Alıştırma

Cümleyi for every X increase, Y goes down by Z kalıbındaki iki anahtar kelimeyle tamamlayın: For ____ $5 increase in the fee, participation goes down ____ 2%.

Cevabı göster

every · by

Fewer accidents means fewer deaths.

1:23

Daha az kaza, daha az ölüm demektir.

And here's a fact about death.

1:25

İşte ölümle ilgili bir gerçek.

More people have died Dilbilgisi

1:27

Ölenlerin sayısı daha yüksek.

inside the Halo games Kültür

1:29

Halo oyunlarının içinde ölenlerden söz ediyorum.

than have ever died

1:31

Bu sayı, bugüne kadar ölenlerin sayısını aşıyor

in real life on Earth

1:32

gerçek hayatta, Dünya'da,

throughout the entire history

1:35

tüm tarih boyunca,

of humans being around.

1:36

insanlığın var olduğu sürede.

Dilbilgisi

More people have died ... than have ever died: birikmiş toplamları karşılaştırma

More + çoğul isim + present perfect ... than + present perfect kalıbı, birikmiş iki miktarı karşılaştırır. More people have died daha büyük toplamı belirtirken than have ever died karşılaştırma ölçütü olarak kullanılan diğer toplamı getirir. Than yan cümlesinde karşılaştırılan people ismi tekrarlanmaz; bağlamdan anlaşılır. İki tarafta da have died kullanılmasının nedeni, toplamların geçmişten bugüne kadar biriktiğinin düşünülmesidir. Ever ikinci tarafın kapsamını bugüne kadarki tüm ilgili zamanlara genişletir ve iddiayı güçlendirir. Bu bağlamda ilk toplam, gerçek insanların ölümlerini değil oyunlardaki sanal ölümleri sayar.

Alıştırma

Rekor karşılaştırmasını, karşılaştırma bağlacı ve çoğul özneye uygun present perfect yardımcı fiiliyle tamamlayın: More volunteers have signed up this month ____ ever signed up in any one month before.

Cevabı göster

than have

Kültür

the Halo games: bir bilim kurgu oyun serisindeki sanal ölümler

Halo, özellikle çatışmaları ve çok oyunculu karşılaşmalarıyla bilinen bir bilim kurgu video oyunu serisinin adıdır. Büyük H harfi ve the Halo games ifadesi, Halo sözcüğünün burada bir eser adı olduğunu gösterir. Oyuncunun kontrol ettiği bir karakter yenilip birçok kez geri dönebilir ve oyun her olayı bir ölüm olarak kaydedebilir. Bu nedenle died inside the Halo games, gerçek insanların ölmesini değil oyun içindeki sanal ölümleri anlatır. Çok sayıda karşılaşmada bu olayın tekrarlanması, devasa toplamı ve gerçek insanlık tarihiyle çarpıcı karşıtlığı oluşturur.

Alıştırma

Cümlede dying inside the Halo games neyi ifade ediyor?

  1. Oynanış sırasında karakterlerin tekrar tekrar gerçekleşen sanal ölümleri
  2. Oyun sahibi olan her kişi için yalnızca bir kalıcı ölüm
  3. Oyunları oynayan veya yapan kişilerin gerçek ölümleri
Cevabı göster

Oynanış sırasında karakterlerin tekrar tekrar gerçekleşen sanal ölümleri

Killing somebody in real life

1:42

Gerçek hayatta birini öldürmek

makes you a murderer. Dilbilgisi

1:45

sizi katil yapar.

Dilbilgisi

makes you a murderer ifadesinde make + nesne + isim

Bu cümlede makes, make + nesne + isim tümleci kalıbını izler: makes + you + a murderer. a murderer isim öbeği, you nesnesinin sonuçta kazandığı rolü veya sınıflandırmayı belirtir; ayrı bir nesne değildir. Burada make, “üretmek” değil, “birinin bir şey olmasına veya o şekilde sınıflandırılmasına yol açmak” anlamındadır. Aynı kalıp bir eylemin, kararın ya da yeterliliğin birine nasıl yeni bir rol veya statü kazandırdığını açıklayabilir.

Alıştırma

Yeni bir rol bildiren kalıbı tamamlamak için make fiilini geçmiş zamanda kullanın ve Leo nesnesini ekleyin: The class vote ____ team captain.

Cevabı göster

made Leo

But the definitions of terms like that

1:47

Ama bunun gibi terimlerin tanımları

are very specific.

1:49

çok kesin sınırlarla çizilmiştir.

For instance,

1:50

Örneğin,

if you kill four or more people

1:50

dört ya da daha fazla kişiyi öldürüp

at one time,

1:55

bunu tek seferde yaparsanız,

you are technically considered by the FBI

1:56

teknik olarak FBI tarafından

a mass murderer. Kültür

1:59

toplu katil sayılırsınız.

Kültür

kurumsal bir suç sınıflandırması olarak a mass murderer

Bu cümlede a mass murderer, kriminoloji ve kolluk tartışmalarında tek bir olayda ya da kısa ve kesintisiz bir olay sürecinde birden fazla kişiyi öldüren biri için kullanılan bir sınıflandırmadır. Buradaki mass, kurbanların sayısıyla ilgilidir; kişinin vücut ölçüsünü anlatmaz. Altyazı, “four or more” ifadesini konuşmacının bir FBI sınıflandırmasına ilişkin özeti olarak sunar. Kesin ifade ve sayısal eşikler kurumlara, hukuk sistemlerine ve dönemlere göre değişebilir; bu nedenle bu sayı evrensel ve kalıcı bir kural sayılmamalıdır.

Alıştırma

Bu altyazı bağlamında a mass murderer ifadesinin en güvenli yorumu hangisidir?

  1. İri vücutlu bir katil anlamına gelen ifade.
  2. Her zaman tam olarak dört kurban gerektiren, dünya çapında kalıcı bir hukuk terimi.
  3. Tek bir olayda birden fazla cinayet için kullanılan ve kesin eşikleri kaynağa bağlı olan bir sınıflandırma.
Cevabı göster

Tek bir olayda birden fazla cinayet için kullanılan ve kesin eşikleri kaynağa bağlı olan bir sınıflandırma.

And if you kill two or more people,

2:01

İki ya da daha fazla kişiyi öldürürseniz de,

sometimes three or more people

2:03

bazen üç ya da daha fazla kişiyi,

with a time gap

2:04

araya zaman koyarak,

in between those events,

2:06

bu olayların arasında

a cooling down period, Kültür

2:07

bir soğuma dönemi bırakarak,

you are technically

2:09

teknik olarak

a serial killer.

2:11

seri katil olursunuz.

Kültür

a cooling down period ... a serial killer: bir seri oluşturan ayrı olaylar

Bu kriminoloji bağlamında a cooling down period, birbirinden ayrı öldürme olayları arasındaki zaman aralığıdır. Sıradan bir mola veya sıcaklığın düşmesi anlamına gelmez. Bu aralık serial sözcüğünü açıklar: öldürmeler birbirinden ayrı olaylardan oluşan bir seri hâlinde gerçekleşir ve bu nedenle kişi burada a serial killer olarak tanımlanır. Asgari sayı ve resmî tanım kaynağa ve döneme göre değişebilir; yani cümle evrensel bir kuralı değil, bir sınıflandırmayı açıklamaktadır.

Alıştırma

Bu cümledeki a cooling down period ve a serial killer ifadelerine en uygun yorum hangisidir?

  1. Birbirinden ayrı öldürme olayları arasında bir zaman aralığı vardır ve bu, serial killer sınıflandırmasını destekler.
  2. Kişi şiddet içermeyen bir faaliyetten sonra normal biçimde dinlenir.
  3. Bütün öldürmeler tek olayda gerçekleşir ve cooling down sıcaklığı anlatır.
Cevabı göster

Birbirinden ayrı öldürme olayları arasında bir zaman aralığı vardır ve bu, serial killer sınıflandırmasını destekler.

Based on the number of unsolved murders, Anlatım akışı

2:13

Çözülememiş cinayetlerin sayısına dayanarak,

criminologists estimate that

2:15

kriminologlar şunu tahmin ediyor:

in the United States

2:17

Amerika Birleşik Devletleri'nde

at any given time, Kalıp ifadeler

2:18

herhangi bir anda

there are about 100 serial killers

2:20

yaklaşık 100 seri katil var;

Anlatım akışı

Based on: bir iddianın dayandığı kanıtı belirtmek

Based on + isim öbeği, daha sonra gelen bir iddia veya kararın hangi bilgilere dayandığını gösterir. Bu cümlenin başındaki Based on the number of unsolved murders kanıtı ortaya koyar; criminologists estimate ... ise bu kanıttan çıkarılan sonucu verir. Bu yapı bir çıkarımın dayanağını gösterir. Tahminin kesin olduğunu söylemez ve kanıtın herhangi bir şeye neden olduğunu tek başına kanıtlamaz.

Alıştırma

Anket sonuçlarının okulun kararında kanıt olarak kullanıldığını söyleyen cümle hangisidir?

  1. Because of heavy traffic, the school added an extra bus.
  2. Based on the survey results, the school added an extra bus.
  3. According to the principal, the school added an extra bus.
Cevabı göster

Based on the survey results, the school added an extra bus.

Kalıp ifadeler

istatistiksel bir anlık görüntü olarak at any given time

“At any given time”, “incelemek için hangi tek anı seçerseniz seçin” anlamına gelir. Belli bir süre devam eden durumun anlık görüntüsünü verir; bu görüntüdeki belirli kişiler veya unsurlar zamanla değişebilir. Burada yaklaşık 100 sayısını yalnızca konuşma anına ait bir sayım olarak değil, her anda mevcut veya faal olan kişi sayısına ilişkin bir tahmin olarak sunar. “Given” kalıp ifadenin bir parçasıdır ve “verilmiş” anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi “incelenen herhangi bir tek anda” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: “The support center can handle up to 500 calls ____.”

Cevabı göster

at any given time

who have yet to be caught Dilbilgisi

2:22

bunlar henüz yakalanmadı

walking amongst us.

2:24

ve aramızda dolaşıyor.

Dilbilgisi

tamamlanmamış bir sonuç için have yet to be caught

“Have yet to be caught”, have yet to yapısını edilgen bir mastarla kullanır. Şu ana kadar yakalanma olayının gerçekleşmediği anlamına gelir. Perfect yardımcı fiili have, tamamlanmamış sonucu şimdiki zamana bağlarken yet bunun ileride hâlâ beklendiğini veya mümkün olduğunu gösterir. Edilgen be caught, odağı onları yakalamaya çalışanlar yerine henüz yakalanmamış kişilerde tutar.

Alıştırma

Cümleyi “has yet to” ve “announce” fiilini kullanarak tamamlayın: “The committee ____ its final decision.”

Cevabı göster

has yet to announce

So keep your eyes peeled Deyimler

2:26

Bu yüzden gözünüzü dört açın

or blink if you want to.

2:28

ya da isterseniz göz kırpın.

Deyimler

keep your eyes peeled: tetikte kalıp dikkatle gözetlemek

Keep your eyes peeled, “tetikte kalıp bir kişiyi, nesneyi veya olası bir sorunu dikkatle gözetlemek” anlamına gelen bir deyimdir. Peeled, gözlere gerçekten yapılan bir eylemi anlatmaz. Bu cümlede emir biçimindeki keep, dinleyenlerden dikkatli kalmalarını ister. Ardından blink sözcüğünün kullanılması, kelime oyunu yapmak için kısa süreliğine gözlerin gerçek hareketine döner; ancak deyimin anlamını değiştirmez.

Alıştırma

“Tetikte kalıp dikkatle gözetlemek” anlamındaki deyimle cümleyi tamamlayın: As we search for the missing kitten, ____ near the bushes.

Cevabı göster

keep your eyes peeled

I mean, Ton ve niyet

2:30

Yani,

the average person blinks

2:30

ortalama bir insan göz kırpar

15 times a minute.

2:31

dakikada 15 kez.

Ton ve niyet

I mean: açıklama eklemek veya açıklığa kavuşturmak

Bu cümlede I mean bir söylem belirleyicisidir. Göz kırpmayla ilgili önceki şakayı destekleyip geliştiren gerçek bir açıklama sunar; yalnızca konuşanın sözlerinin tanımını bildirmez. Konuşanlar I mean ifadesini açıklama yaparak, düzeltme getirerek veya ayrıntı ekleyerek dinleyenin ne anlaması gerektiğini ayarlamak için kullanır. Buradaki işlevi önceki cümleyi geri almak değil, bilgi ekleyip açıklığa kavuşturmaktır.

Alıştırma

“The trip isn’t impossible. I mean, we can take the early train,” cümlesinde I mean ne işe yarar?

  1. Önceki ifadenin tamamen yanlış olduğunu söyler.
  2. Önceki ifadeyi destekleyen bir açıklama ekler.
  3. Başka birinin söylediği sözleri aynen aktarır.
Cevabı göster

Önceki ifadeyi destekleyen bir açıklama ekler.

But when you watch television

2:34

Ama televizyon izlerken

or YouTube videos,

2:36

ya da YouTube videoları seyrederken,

you blink even less frequently, Dilbilgisi

2:38

daha da seyrek göz kırparsınız,

only about 7 and a half

2:40

yalnızca yaklaşık 7 buçuk kez

times a minute.

2:42

dakikada.

Dilbilgisi

even less frequently: bir karşılaştırmayı güçlendirmek

even less frequently ifadesinde less frequently, “daha seyrek” demektir. Even bu karşılaştırmayı güçlendirir: sıklık, daha önce sözü edilen veya beklenen düzeyden daha da düşüktür. Başka durumlarda da kullanılabilen kalıp even + karşılaştırma biçimidir: even faster, even more carefully ve even less often gibi. Burada even, “ek ve belki şaşırtıcı bir ölçüde” anlamına gelir; “ikiye bölünebilen” veya “düz” anlamına gelmez.

Alıştırma

İlk otobüs 20 dakikada bir geliyor. Gece geç saatlerde otobüsler saatte bir geliyor. Gece sıklığının ilk sıklıktan daha düşük olduğunu en iyi hangi cümle gösterir?

  1. Late at night, the buses come even more frequently.
  2. Late at night, the buses come very frequently.
  3. Late at night, the buses come even less frequently.
Cevabı göster

Late at night, the buses come even less frequently.

So why blink Ton ve niyet

2:44

Öyleyse neden göz kırpasınız

more often than you have to?

2:45

gerekenden daha sık?

Ton ve niyet

Why blink more often than you have to? retorik bir soru olarak

Bu, why ile kurulan retorik bir sorudur. Bir neden soruyormuş gibi görünür ama asıl olarak “Gerekenden daha sık göz kırpmak için iyi bir neden yok” mesajını verir. Konuşan kişi bir yanıt beklemek yerine dinleyiciye hafifçe meydan okur. Günlük İngilizcede why sözcüğünün ardından doğrudan fiilin yalın hâli gelebilir: Why blink...? Bu kısa kalıp, bir eylemi yapmaya neden gerek olduğunu sorgular. Than you have to içinde blink anlaşılır olduğu için tekrarlanmaz: than you have to blink. Have to, “zorunda olmak” anlamına gelir; dolayısıyla ifade gerekli olan en düşük miktarı belirler ve sahiplik anlatmaz.

Alıştırma

Bir arkadaşınız, “The free app does everything we need, so why pay more than we have to?” diyor. Bu soru asıl olarak ne anlama gelir?

  1. Konuşan kişi fiyatı nasıl yükselteceğini soruyor.
  2. Gerekenden fazla ödeme yapmak için iyi bir neden yoktur.
  3. Konuşan kişi paranın kime ait olduğunu bilmek istiyor.
Cevabı göster

Gerekenden fazla ödeme yapmak için iyi bir neden yoktur.

Go ahead and click the link Ton ve niyet

2:47

Hadi, bağlantıya tıklayın—

at the top of the description

2:48

açıklamanın en üstündekine—

to play the Vsauce leanback.

2:49

Vsauce leanback'ini oynatmak için.

Ton ve niyet

Go ahead and + eylem

Bu cümlede Go ahead and, konuşanın izleyicinin başlatmasını istediği eylemi, yani click the link eylemini tanıtır. Teşvik ya da dostça izin ifade eder; birine fiziksel olarak ileri gitmesini söylemez. Aktarılabilir kalıp go ahead and + fiilin yalın hâlidir. Bağlama göre izin vermek, birini harekete geçmeye yöneltmek veya kararını desteklemek için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğin, Go ile başlayan üç sözcüklü ifadeyle tamamla: You may start now. ____ open the box.

Cevabı göster

Go ahead and

It's sure to keep your eyes open Notlar

2:51

Gözlerinizi açık tutacağı kesin

because it's full of videos

2:52

çünkü içi videolarla dolu;

around the topic of surprise.

2:54

hepsi de sürpriz temasını işliyor.

Dilbilgisi

It's sure to + fiilin yalın hâli

Burada It's sure to, belirtilen sonucu neredeyse kesin olarak doğuracağı anlamına gelir. It, Vsauce leanback'i ifade eder; keep your eyes open öngörülen sonuçtur ve because bu güçlü öngörünün nedenini tanıtır. Aktarılabilir kalıp, öznenin bir şeyi yapmasının güçlü biçimde beklendiği ya da bir sonucun çok kesin olduğu durumlarda özne + be sure to + fiilin yalın hâlidir. be öncesindeki özne önemlidir: It's sure to bir öngörüdür, dinleyiciye verilen bir talimat değildir.

Alıştırma

Hangi cümle be sure to yapısını bir hatırlatma vermek yerine güçlü bir öngörü yapmak için kullanır?

  1. Are you sure about the answer?
  2. The new game is sure to be popular.
  3. Be sure to charge the tablet.
Cevabı göster

The new game is sure to be popular.

Deyimler

keep your eyes open ifadesinin çift anlamı

Bu cümlede keep your eyes open iki şekilde işler. Sözcüğü sözcüğüne, gözleri kapatmamak anlamına gelir ve video izlerken göz kırpmayla ilgili önceki konuşmaya gönderme yapar. Mecazen ise tetikte kalmak ve dikkat etmek demektir; bu da sürpriz temasına uyar. Normalde amaçlanan anlamı bağlam belirler: yorgunluktan söz edilmesi fiziksel olarak uyanık kalmaya, uyarılar ya da fark edilmesi gereken şeyler ise tetikte olmaya işaret eder. Buradaki ifade iki anlamın da aynı anda işlemesini sağlar.

Alıştırma

Bu yeni cümlede keep your eyes open ne anlama geliyor? During the museum tour, keep your eyes open for hidden animal shapes in the paintings.

  1. Tetikte kalıp dikkatle bakmak.
  2. Uykuya dalmamak için kendini zorlamak.
  3. Hiç göz kırpmamak.
Cevabı göster

Tetikte kalıp dikkatle bakmak.

I'll see you over there.

2:56

Orada görüşürüz.

Be sure to subscribe to Vsauce

2:57

Vsauce kanalına abone olmayı unutmayın

for more videos.

2:59

daha fazla video için.

And as always,

2:59

Ve her zamanki gibi,

thanks for watching.

3:00

izlediğiniz için teşekkürler.