Çar Bombası Ne Kadar Güçlü?: İngilizce çalışma notları

The Infographics Show

Öğrenme zorluğu
1.268 kelime 209 kel/dk

Video özeti: Video, 50 megatonluk Sovyet Tsar Bombası'nı, tek denemesini ve etkilerini açıklıyor; Londra, New York ve Paris'teki hasarı modelliyor. Başlıca İngilizce noktaları: 1. "To put that into context," — Söylem, hikâye anlatımı ve retorik: ölçeği anlatmak için sayıdan somut sonuca geçmeyi öğrenin. 2. "what kind of damage this monster might have done if it had been dropped" — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: gerçekleşmemiş bir eylem ve olası sonucu için geçmişe dönük karşıolgusal yapıyı anlayıp kullanın. 3. "as the bird flies" — Deyimler ve mecazlı ifadeler: düz çizgi mesafesini karayolu rotasından ayırın ve deyimi seyahat ya da coğrafyada kullanın.

Bu derste

Today's episode is sponsored by Audible.

0:00

Bugünün bölümü Audible tarafından desteklenmektedir.

Get a free audiobook with a 30-day trial today by signing up at audible.com/infographics.

0:02

Bugün audible.com/infographics adresinden kaydolarak 30 günlük deneme ile ücretsiz bir sesli kitap edinin.

Go to audible.com/infographics or text infographics to 500500 to get started.

0:07

Başlamak için audible.com/infographics adresine gidin veya 500500'a infographics yazarak mesaj gönderin.

"We all know the atomic bomb is very dangerous,"

0:13

"Atom bombasının çok tehlikeli olduğunu hepimiz biliyoruz,"

said the 1950s American-made educational short film Duck and Cover.

0:16

diyordu 1950'lerin Amerikan yapımı eğitim amaçlı kısa filmi Duck and Cover (Eğil ve Korun).

It seems somewhat of an understatement. Kalıp ifadeler

0:20

Bu biraz hafifletilmiş bir ifade gibi görünüyor.

Kalıp ifadeler

somewhat of an understatement: ölçülü ironi

Somewhat of an understatement, önceki bir tanımın gerçeği olduğundan çok daha az ciddi veya uç gösterdiğini ölçülü bir şekilde belirtir. Burada bir şeye yalnızca very dangerous demek tehlikeyi abartmaz; aksine büyük ölçüde küçümser. Konuşanın sakin ifadesi, ince ve kuru bir ironi de katar.

Alıştırma

Tanımın gerçeğe göre fazlasıyla hafif olduğunu belirten hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Calling a three-hour delay 'a minor inconvenience' is ____.

Cevabı göster

somewhat of an understatement

Videos such as this have been said by some to be propaganda films Dilbilgisi

0:22

Bu gibi videoların bazıları tarafından propaganda filmi olduğu söylendi,

Dilbilgisi

have been said by some to be: aktarılan bir iddiayla mesafe kurma

subject + have/has been said + to-infinitive kalıbı, present perfect edilgen bir aktarım yapısıdır. Geçmişten şimdiye kadar belirtilmemiş bir veya daha fazla zamanda dile getirilen bir iddiayı sunarken, hakkında konuşulan özneyi odakta tutar. By some kaynağı belirsiz bırakır ve bu görüşün geniş ölçüde paylaşılmak zorunda olmadığını gösterir. To be propaganda films, aktarılan sınıflandırmadır; konuşanın doğruladığı bir gerçek değildir.

Alıştırma

Hangi cümle doğrulanmamış bir görüşü aktarırken yazarı da bu görüşten uzak tutar?

  1. The new rules have been said by some to be unfair.
  2. The new rules are unfair.
  3. Some critics proved that the new rules are unfair.
Cevabı göster

The new rules have been said by some to be unfair.

to scare the West out of its wits regarding Soviet nuclear strength, Deyimler

0:25

Sovyet nükleer gücü konusunda Batı'yı korkudan deliye çevirmek için,

Deyimler

scare someone out of their wits: birinin ödünü koparmak

Scare the West out of its wits, Batı'yı son derece korkutmak demektir. the West burada Batılı ülkeleri ve halkları topluca ifade eder; wits gerçekten alınan bir şey değildir. Deyim, kişinin korkudan sakin düşünemez hâle gelmesini abartılı biçimde anlatır. Tekrar kullanılabilen kalıp scare + person + out of + possessive + wits şeklindedir. İyelik sözcüğü korkan kişi veya gruba gönderme yapar. Bu cümlede the West tekil bir topluluk olarak ele alındığı için its kullanılır.

Alıştırma

Maya'ya uygun sözcüklerle scare someone out of their wits ifadesini tamamlayın: The sudden alarm scared Maya out of ____.

Cevabı göster

her wits

but the movie has also been said to be factually incorrect.

0:28

ancak filmin gerçeklik açısından da yanlış olduğu belirtilmiştir.

Some scientists stated that by the time you'd see something to Duck and Cover from,

0:31

Bazı bilim insanları, Eğilip Korunacak bir şey gördüğünüzde

it would be too late.

0:35

zaten çok geç olacağını belirttiler.

Others said it all depends on distance. Kalıp ifadeler

0:36

Diğerleri ise her şeyin mesafeye bağlı olduğunu söyledi.

Kalıp ifadeler

depends on distance: depend on + belirleyici bir faktör

depends on distance, mesafenin sonucu belirleyen veya değiştiren koşul olduğu anlamına gelir. it, konuşulan sonuca gönderme yapar; yani konuşan kişi mesafe bilinmeden tek bir kesin cevap verilemeyeceğini söyler. Belirleyici faktörü adlandırmak için depend on + isim veya isim öbeği kullanılır. depends on distance ifadesinde distance öncesinde on bulunması zorunludur.

Alıştırma

Cümleyi depend on ifadesinin doğru biçimiyle tamamlayın: Whether the outdoor concert continues ____ the weather.

Cevabı göster

depends on

The British followed with a slew of nightmarish nuclear annihilation information films Kelime

0:38

İngilizler de kabus gibi bir dizi nükleer yok oluş bilgi filmiyle onu takip etti

Kelime

a slew of: çok ve dikkat çekici bir miktar

Bu cümlede a slew of, “çok sayıda” demektir. nightmarish nuclear annihilation information films çoğul isim öbeğinin miktarını belirtir ve bu miktarı dikkat çekici ya da bunaltıcı derecede fazla gösterir. Aktarılabilir kalıp a slew of + çoğul sayılabilen isim şeklindedir. Burada slew, sabit bir miktar ifadesinin içindeki isimdir; slay fiilinin geçmiş zaman anlamında kullanılmamıştır.

Alıştırma

“The update caused a slew of complaints.” cümlesinde a slew of neyi ifade eder?

  1. ayrıntılı biçimde açıklanan tek bir şikâyet
  2. çok sayıda ve dikkat çekici şikâyet
  3. tamamen çözüme kavuşturulmuş şikâyetler
Cevabı göster

çok sayıda ve dikkat çekici şikâyet

scaring the bejeebies out of all those Brits glued to their TVs. Deyimler

0:42

ve televizyonlarına kilitlenmiş tüm İngilizlerin ödünü kopardı.

Deyimler

scare the bejeebies out of someone: birini çok fena korkutmak

Scaring the bejeebies out of all those Brits, “tüm o Britanyalıları çok fena korkutmak” demektir. Burada bejeebies sözcüğünün belirli bir sözlük anlamı yoktur; deyimin tamamı korkunun şiddetini abartılı biçimde anlatır. Aktarılabilir kalıp scare + the bejeebies + out of + someone şeklindedir. Bu cümlede scaring, -ing biçimidir ve all those Brits, someone yerini doldurur; Brits, Britanyalılar için kullanılan gayriresmî bir addır.

Alıştırma

bejeebies içeren sabit deyimi tamamlayın: That sudden crash scared ____ me.

Cevabı göster

the bejeebies out of

Deyimler

be glued to their TVs: televizyondan gözünü ayıramamak

Be glued to something, bir şeye yoğun ve sürekli dikkat vermeyi ve gözünü ondan ayırmakta zorlanmayı anlatan bir benzetmedir. Bu cümlede glued to their TVs, izleyicilerin televizyonu dikkatle ve gergin biçimde seyrettiği anlamına gelir; fiziksel olarak yapışmış değillerdir. Yaygın kalıp be + glued to + isim veya zamirdir. Buradaki to bir edattır ve kişinin dikkatini verdiği nesne doğrudan arkasından gelir.

Alıştırma

Cümleyi be glued to ifadesindeki eksik sözcüklerle tamamlayın: During the final seconds, everyone was ____ the screen.

Cevabı göster

glued to

Such disaster infomercials and educational films are now parodied,

0:46

Bu tür felaket reklamları ve eğitim filmleri artık parodi konusu oluyor,

but those were some scary days.

0:50

ama o günler korkutucu günlerdi.

Today, we're going to look at the biggest threat of them all Anlatım akışı

0:51

Bugün, en büyük tehdide bakacağız

in this episode of The Infographics Show,

0:54

The Infographics Show'un bu bölümünde,

how powerful is the Tsar Bomba?

0:56

Çar Bombası ne kadar güçlüydü?

Anlatım akışı

Today, we're going to look at...: bölümün konusunu tanıtmak

Bu açılış ifadesi, konuşmanın akışını gösteren bir işaret görevi görür. Today, tartışmayı mevcut bölüme yerleştirir; we're going to, planı önceden bildirir; look at ise incelenecek konuyu tanıtır. Burada look at, yalnızca gözleri bir şeye çevirmek değil, incelemek veya ele almak anlamına gelir. İfade bir bütün olarak giriş kısmının bittiğini ve ana konunun ya da sorunun başladığını izleyiciye bildirir. Bu kalıbı bir videonun, sunumun, dersin veya toplantının gündemini açıklamak için de kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Hangi cümlede look at, bir sunumun konusunu önceden bildiren bir işaret olarak kullanılmıştır?

  1. Today, we're going to look for my missing notebook.
  2. Today, we're going to look at how sleep affects memory.
  3. I looked at the clock because I was late.
Cevabı göster

Today, we're going to look at how sleep affects memory.

Don't forget to subscribe and click the bell button so that you can be part of our notification squad.

0:58

Bildirim ekibimizin bir parçası olmak için abone olmayı ve zil butonuna tıklamayı unutmayın.

First of all, what is the Tsar Bomba? Anlatım akışı

1:01

Her şeyden önce Çar Bombası nedir?

Anlatım akışı

Sıralama belirteci olarak First of all,

First of all, konuşmacının sıralı bir açıklamaya başladığını ve dinleyicinin ihtiyaç duyduğu ilk bilgiyi sunduğunu gösterir. Burada ilk adım, bombanın gücünü veya sonuçlarını tartışmadan önce Tsar Bomba'yı tanımlamaktır. Bu ifade tek başına bir karşı çıkış belirtmez. Sonraki noktalar ister ima edilsin ister açıkça söylensin, çok aşamalı bir açıklamanın başlangıç noktasını belirginleştirmek için kullanılır.

Alıştırma

“İlk adım olarak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyi yazın: ____, check that the device is unplugged before opening it.

Cevabı göster

First of all

For years from the late 1940s to the early 1960s,

1:03

1940'ların sonundan 1960'ların başına kadar geçen yıllar boyunca

the Soviets had been testing nuclear bombs at quite a rapid rate. Notlar

1:06

Sovyetler nükleer bombaları oldukça hızlı bir şekilde test ediyordu.

Dilbilgisi

had been testing: geçmişteki bir noktadan önce süren süreç

Had been testing, geçmişte tamamlanmış süreklilik yapısıdır: had + been + fiilin -ing biçimi. Test etme eylemini, başka bir geçmiş referans noktasından önce bir süre devam eden veya tekrarlanan bir faaliyet olarak sunar. Bu cümlede tek ve bağımsız bir testi bildirmek yerine süregelen tarihsel arka planı sağlar. Yapı, faaliyeti bugüne kadar değil, geçmişteki bir noktadan önceye yerleştirir. Bağlam, faaliyetin daha sonra durduğunu veya değiştiğini gösterebilir; ancak zaman yapısının kendisi esas olarak önceki süreyi ya da tekrarı vurgular.

Alıştırma

Cümleyi review fiilinin geçmişte tamamlanmış süreklilik biçimiyle tamamlayın: By the time the meeting started, we ____ the proposal for two hours.

Cevabı göster

had been reviewing

Kalıp ifadeler

at quite a rapid rate: oldukça hızlı bir tempoda

At quite a rapid rate, gözle görülür derecede hızlı bir tempoda anlamına gelir. Burada rate, belirli bir süre içindeki sıklığı veya değişim miktarını ifade eder; dolayısıyla ifade, denemelerin çok sık yapıldığını anlatır. Kalıp at + (quite) a + sıfat + rate şeklindedir. Bu cümlede quite, a rapid rate ifadesinin derecesini güçlendirir. Bu yapı büyüme, üretim, değişim veya tüketim gibi ölçülebilir süreçleri anlatmak için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi vurgulanan hız ifadesiyle tamamlayın: The lake is losing water ____.

Cevabı göster

at quite a rapid rate

The BBC reports that they tested 26 nuclear bombs in the year of 1958 alone.

1:09

BBC, sadece 1958 yılında 26 nükleer bombayı test ettiklerini bildiriyor.

But the Soviets came up with one particular bomb that was a giant, Öbek fiiller

1:14

Ancak Sovyetler, devasa bir bomba buldu.

Öbek fiiller

came up with: düşünüp ortaya çıkardı

Came up with, come up with ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Burada belirli bir bomba fikrini düşünüp geliştirmek anlamına gelir; yukarı doğru hareketi anlatmaz. Birinin ürettiği fikir, cevap, plan, tasarım veya çözüm için come up with + isim öbeği yapısını kullanın. Zamanı come fiili taşır: come up with, came up with veya has come up with.

Alıştırma

Cümleyi ‘bir fikir üretti’ anlamındaki üç sözcüklü öbek fiille tamamlayın: After a long discussion, the team ____ a plan everyone could support.

Cevabı göster

came up with

bigger than those dropped on the Japanese cities of Hiroshima and Nagasaki,

1:17

Japon şehirleri Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan

known as Little Boy and Fat Man.

1:21

Little Boy (Küçük Çoçuk) ve Fat Man (Şişman Adam) olarak bilinenlerden daha büyüktü.

There were plenty of code names and nicknames for this monster.

1:23

Bu canavar için birçok kod adı ve takma ad vardı.

Project 27,000,

1:25

Proje 27.000,

product code 202,

1:27

ürün kodu 202,

RDS 220,

1:29

RDS 220,

RDS 202,

1:30

RDS 202,

Kuz'minka Mat, Vanya, and more,

1:31

Kuz'minka Mat, Vanya ve daha fazlası,

but it came to be known in the West as the Tsar Bomba or King of Bombs. Dilbilgisi

1:34

ancak Batı'da Çar Bombası veya Bombaların Kralı olarak tanındı.

Dilbilgisi

came to be known in the West as: zamanla yerleşen bir ad

Burada came to be known ... as, bu adın belli bir süre içinde yaygın biçimde kullanılmaya başladığını anlatır. Come to, zamanla gelişen bir sonuç durumunu belirtir; Batı'ya fiziksel olarak hareket etmeyi anlatmaz. Yapı şöyledir: özne + came to be known + by/in/among ile belirtilen grup veya yer + as + ad. Araya giren in the West, bu adı kullanan topluluğu belirtir.

Alıştırma

Yerel halk uzun yıllar içinde bir köprü için yavaş yavaş bir lakap benimsedi. Bu süreci en iyi hangi cümle anlatır?

  1. The bridge came to be known as the Sleeping Giant.
  2. Local people plan to call the bridge the Sleeping Giant next year.
  3. The bridge was officially named the Sleeping Giant on opening day.
Cevabı göster

The bridge came to be known as the Sleeping Giant.

It weighed 60,000 lb,

1:38

Ağırlığı 60.000 pounddu,

was 25 ft in length,

1:40

uzunluğu 25 fit

and had a diameter of 6.9 ft.

1:41

ve çapı 6,9 fitti.

It had a blast yield of 50 megatons, Kelime

1:44

50 megatonluk bir patlama gücüne sahipti,

Kelime

blast yield: fiziksel üretim değil, patlama enerjisi

Nükleer silahlar ve patlamalar bağlamında blast yield, bir patlamanın açığa çıkardığı enerji miktarıdır. Üretilen nesnelerin sayısını veya kütlesini değil, patlama gücünü ölçer. 50 megatons gibi bir değer, TNT eşdeğeri enerjiyi belirtir: patlama, 50 milyon ton TNT ile karşılaştırılabilir miktarda enerji açığa çıkarmıştır. Buradaki yield, kâr, üretim veya teslim olma anlamına değil, uzmanlık alanına özgü teknik bir anlama sahiptir.

Alıştırma

Bir silah raporunda a blast yield of 50 megatons neyi anlatır?

  1. silahın fiziksel kütlesi
  2. TNT eşdeğeri olarak ifade edilen patlama enerjisi
  3. şok dalgasının katettiği mesafe
Cevabı göster

TNT eşdeğeri olarak ifade edilen patlama enerjisi

but it said the Soviets could produce a 100 megaton bomb.

1:46

ancak Sovyetlerin 100 megatonluk bir bomba üretebileceği söyleniyordu.

The BBC reports it was more than a metal monstrosity

1:49

BBC, bunun metal bir canavarlıktan çok daha fazlası olduğunu

too big to fit inside even the largest aircraft.

1:52

en büyük uçağın içine bile sığmayacak kadar büyük olduğunu bildiriyor.

It was a city destroyer,

1:54

O bir şehir yok edicisi,

a weapon of last resort. Kalıp ifadeler

1:56

son çare olarak başvurulacak bir silahtı.

Kalıp ifadeler

son çare silahı

Weapon of last resort, daha güvenli veya alışılmış seçenekler artık işe yaramadığında yalnızca çok zor bir durumda kullanılmak üzere saklanan silah demektir. Cümlede of last resort, weapon sözcüğünü niteler ve bunun normal bir askerî araç değil, başvurulacak son önlem olduğunu gösterir. Bu ifade a last resort biçiminde silah dışındaki her türlü son önlem için de kullanılabilir. Vurgusu yalnızca bir sıranın son maddesi olmak değil, zorunluluk ve durumun ciddiyetidir.

Alıştırma

The missile was kept as a ____, to be used only if every peaceful option failed.

Cevabı göster

weapon of last resort

To put that into context, Anlatım akışı

1:58

Bunu bağlama oturtmak gerekirse,

Anlatım akışı

Bunu bağlama oturtmak

To put that into context, bir sayıdan, iddiadan veya olaydan sonra kullanılan bir söylem ifadesidir. Ardından gelecek bilgilerin, genellikle bir karşılaştırma, örnek veya sonuç yoluyla önceki noktayı daha kolay değerlendirmeyi sağlayacağını belirtir. Buradaki context, ilgisiz arka plan bilgisi değil, anlamayı sağlayan bir referans çerçevesidir. Bu ifade bilgiyi de düzenler: konuşmacı önce olguyu verir, sonra bunun pratikte ne anlama geldiğini gösteren bir ölçek sunar.

Alıştırma

Hangi ifade, sonraki cümlenin önceki sayıyı bir karşılaştırmayla anlamayı kolaylaştıracağını en iyi belirtir?

  1. To give some context — çevredeki durumu açıklamak
  2. To put that into context — önceki sayıyı anlamayı kolaylaştırmak
  3. For context — arka plan bilgisi eklemek
Cevabı göster

To put that into context — önceki sayıyı anlamayı kolaylaştırmak

it was so powerful that the plane dropping the bomb on the one and only test Dilbilgisi

1:59

o kadar güçlüydü ki tek testte bombayı atan uçağın

only had a 50% chance of surviving. Kalıp ifadeler

2:02

hayatta kalma şansı sadece %50 idi.

Dilbilgisi

so powerful that: sonuç ifade etme

so + sıfat/zarf + that + yan cümle yapısında so, derecenin çok yüksek olduğunu vurgular; that ise bu derecenin doğurduğu sonucu açıklar. Burada so powerful that, bombanın olağanüstü gücüyle uçağın düşük hayatta kalma olasılığını birbirine bağlar. that sonrasındaki yan cümle gerekli sonuç bilgisini verir; amaç bildirmez. Başka durumlara aktarılabilen kalıp şudur: something is veya was so + sıfat + that + sonuç cümlesi.

Alıştırma

Sonuç yapısını so, loud ve that ile tamamlayın: The alarm was ____ everyone in the building woke up.

Cevabı göster

so loud that

Kalıp ifadeler

a 50% chance of surviving: chance of + -ing

Have a chance of + -ing, bir olayın gerçekleşme olasılığını ifade eder. Burada a 50% chance of surviving, hayatta kalma ve kalamama olasılıklarının eşit olduğu anlamına gelir. a 10% chance of rain veya a 70% chance of winning örneklerinde olduğu gibi, bu olasılık bir yüzdeyle ölçülebilir. of sonrasında isim ya da fiilin -ing biçimi kullanılır; bu nedenle burada survive değil, surviving gerekir.

Alıştırma

Cümleyi chance of ve survive fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: With the new equipment, the hikers have a better ____ the night.

Cevabı göster

chance of surviving

They had to deploy a 1-ton parachute holding the bomb

2:05

Bombayı yavaşça düşürüp sonra patlatabilmesi için

so it could drop slowly and then detonate. Dilbilgisi

2:08

bombayı tutan 1 tonluk bir paraşüt açmaları gerekiyordu.

Dilbilgisi

so it could drop slowly: amaç bildiren yan cümle

Bu cümlede so, paraşütün açılma amacını belirtir. Tam yan cümle olan it could drop slowly and then detonate, paraşütün neyi mümkün kılmasının amaçlandığını açıklar: bombanın patlamadan önce daha yavaş düşmesini. Burada so yalnızca “bu yüzden” anlamında değil, so that anlamındadır. Yaygın kalıp eylem + so + özne + could/would/can/will + fiilin yalın hâli şeklindedir; kip belirten yardımcı fiil genellikle zamana ve duruma uyar.

Alıştırma

Hangi cümlede so, ilk eylemin amacını belirtir?

  1. I slowed down so I could read the sign.
  2. I was so tired that I fell asleep.
  3. It started raining, so we went inside.
Cevabı göster

I slowed down so I could read the sign.

The pilots should then have been 30 mi away

2:10

Pilotların o sırada 30 mil uzakta olmaları

and they had a chance of surviving.

2:13

ve böylece hayatta kalma şansına sahip olmaları gerekiyordu.

When it did drop and detonate on Severny Island, Dilbilgisi

2:15

Severny Adası'na düşüp patladığında,

Dilbilgisi

did drop and detonate: vurgulu did + fiillerin yalın hâli

Bu olumlu geçmiş zaman yan cümlesinde did vurgu katar: düşme ve patlama gerçekten gerçekleşmiştir ya da konuşmacı bu gerçeği doğrulamaktadır. Burada soru veya olumsuz cümle oluşturmamaktadır. Geçmiş zamanı did taşıdığı için ondan sonraki fiiller yalın hâlde kalır: did drop and detonate. Vurgulu did olmadan tarafsız biçim dropped and detonated olurdu.

Alıştırma

Parantezdeki fiillerin yalın hâllerini kullanarak vurgulu geçmiş zaman cümlesini tamamlayın: The alarm did ____ and ____ everyone in time. (ring, wake)

Cevabı göster

ring · wake

part of the Novaya Zemlya archipelago,

2:17

Novaya Zemlya takımadalarının bir parçası olan bu adada,

about 250 mi off the Russian mainland,

2:19

Rusya anakarasının yaklaşık 250 mil açığında,

the blast could be seen 630 mi away.

2:21

patlama 630 mil öteden görülebiliyordu.

The actual mushroom cloud reached 40 mi in height

2:24

Oluşan mantar bulutunun yüksekliği 40 mile ulaştı

and spread over a distance of around 63 mi.

2:27

ve yaklaşık 63 millik bir mesafeye yayıldı.

The worst thing is,

2:30

En kötüsü de şuydu;

people actually lived in the village of Severny,

2:31

sıfır noktasından yaklaşık 34 mil uzaklıktaki

which was about 34 mi from ground zero. Kelime

2:33

Severny köyünde insanlar yaşıyordu.

Kelime

Patlamanın merkezi anlamındaki ground zero

Burada ground zero, nükleer patlamanın yerde gerçekleştiği noktayı veya havadaki bir patlamanın tam altındaki yer noktasını belirtir. Mesafe bu referans noktasından ölçülür. Afet haberlerinde ground zero'dan ölçüm yapmak, bir yerin olayın merkezinden ne kadar uzakta olduğunu gösterir. Bu ifade başka büyük olayların merkezî bölgesini de daha geniş anlamda belirtebilir; ancak burada nükleer patlama anlamı kastedilir.

Alıştırma

'The town was 20 miles from ground zero after the test,' cümlesinde ground zero ne anlama gelir?

  1. Test alanının dışındaki en güvenli yer
  2. Karaların deniz seviyesinden yüksekliği
  3. Patlamanın merkez noktası
  4. Sürücülerin ücret ödediği bir yol
Cevabı göster

Patlamanın merkez noktası

It said all the houses there were completely destroyed,

2:36

Oradaki tüm evlerin tamamen yok olduğu söyleniyor,

but the death toll has never been reported. Kalıp ifadeler

2:39

ancak ölü sayısı hiçbir zaman bildirilmedi.

Kalıp ifadeler

Death toll: bir olayda ölenlerin sayısı

Death toll, haberlerde ve resmî raporlarda kullanılan kalıplaşmış bir ifadedir. Afet, kaza, çatışma veya salgın gibi belirli bir olay nedeniyle ölen insanların sayısını belirtir. Burada toll, yol geçiş ücreti değil, insan kaybı anlamına gelir. Death toll yalnızca ölümleri sayar. Yaralanan ancak hayatta kalan kişileri içermez; has never been reported, bu sayının hiçbir zaman resmen kamuya açıklanmadığını belirtir.

Alıştırma

Ölen insanların sayısı anlamındaki kalıplaşmış ifadeyle haber cümlesini tamamlayın: Officials have not yet confirmed the ____ from the earthquake.

Cevabı göster

death toll

Even in places hundreds of miles from the detonation site,

2:41

Patlama alanından yüzlerce mil uzaklıktaki yerlerde bile

houses were damaged.

2:44

evler hasar gördü.

The pilot did escape,

2:45

Pilot kaçmayı başardı,

but not before he lost control of his plane Anlatım akışı

2:46

ama uçağının kontrolünü kaybedip

and it plummeted around 3,300 ft.

2:48

uçak 3.300 fit kadar düşmeden önce değil.

Anlatım akışı

but not before: sonucu önce verip önceki aksiliği açıklama

Cümle önce sonucu doğrular: pilot kaçmıştır. Ardından but not before, daha önce gerçekleşmiş bir olayı ekler: pilot kontrolü kaybetmiş ve uçak hızla alçalmıştır. Before sözcüğünden sonra gelen olay reddedilmez; kaçıştan önce gerçekten yaşanmıştır. Bu kalıp, hikâyeyi önce sonuç, sonra aksilik biçiminde düzenler: X happened, but not before Y, Y’nin X’ten önce gerçekleştiği anlamına gelir. Genellikle gerilim yaratır veya görünüşte olumlu bir sonucun arkasındaki bedeli ya da tehlikeyi ortaya çıkarır.

Alıştırma

“Nora reached the shore, but not before the current pulled her far downstream,” İngilizce cümlesinde hangi olay önce gerçekleşti?

  1. Akıntı Nora’yı nehrin aşağısına sürükledi.
  2. Nora kıyıya ulaştı.
  3. İki olay aynı anda gerçekleşti.
Cevabı göster

Akıntı Nora’yı nehrin aşağısına sürükledi.

According to one source,

2:51

Bir kaynağa göre,

the heatwave from the explosion was enough to cause third-degree burns to human skin as far away as 60 mi Dilbilgisi

2:52

patlamadan kaynaklanan sıcak hava dalgası 60 mil uzaklığa kadar insan derisinde üçüncü derece yanıklara neden olmaya yetecek düzeydeydi

Dilbilgisi

as far away as 60 mi: uzak erişim mesafesini vurgulama

as far away as + mesafe kalıbı bir mesafe sınırı verir ve bu mesafenin şaşırtıcı derecede uzak olduğunu vurgular. Burada, patlamanın ısısının 60 mil uzakta bile insan derisini yakabildiğini belirtir. İki as, far away ifadesinin çevresinde bir karşılaştırma çerçevesi oluşturur. İkinci as sözcüğünden sonra gelen mesafe, vurgulanan erişim alanı veya konumdur; iki ayrı yer arasında karşılaştırma yapılmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki mesafe vurgulama kalıbıyla tamamlayın: The lighthouse can be seen ____ 20 miles.

Cevabı göster

as far away as

and the electromagnetic energy generated by the event crippled communication in the northern Soviet Union for more than an hour. Kalıp ifadeler

2:57

ve olay sonucu oluşan elektromanyetik enerji, kuzey Sovyetler Birliği'ndeki iletişimi bir saatten fazla felç etti.

Kalıp ifadeler

crippled communication: ciddi sistem arızası

Burada crippled mecazi anlamda kullanılan geçişli bir fiildir: elektromanyetik enerji, iletişim sistemlerini çalışamaz ya da neredeyse çalışamaz hâle getirmiştir. Küçük bir kesintiden çok daha ciddi bir hasarı ifade eder. Bu kullanım sistemler, hizmetler, kuruluşlar ve altyapı için yaygındır. X crippled Y yapısı, X'in Y'nin çalışma kapasitesini ciddi biçimde azalttığı anlamına gelir; kalıcı olarak yok edildiğini belirtmek zorunda değildir.

Alıştırma

Bir siber saldırı, bir ülkenin acil durum ağını neredeyse çalışamaz hâle getiriyor. Hangi cümle bu durumun ciddiyetini en iyi karşılar?

  1. The cyberattack cut off one caller from the emergency communication network.
  2. The cyberattack crippled the emergency communication network.
  3. The cyberattack briefly disrupted the emergency communication network.
Cevabı göster

The cyberattack crippled the emergency communication network.

It's also reported that the blast shattered windows as far away as Norway and Finland.

3:03

Ayrıca patlamanın Norveç ve Finlandiya'ya kadar uzaktaki camları paramparça ettiği de bildiriliyor.

Now, if we consider that the bomb that fell on Hiroshima on August 6th,

3:08

Şimdi, 6 Ağustos 1945'te Hiroşima'ya atılan bombanın,

1945 killed 60,000 to 80,000 people instantly on detonation

3:11

patlama anında 60.000 ila 80.000 insanı

and in total about 135,000 or more due to radiation sickness,

3:16

ve radyasyon hastalığı nedeniyle de toplamda yaklaşık 135.000 veya daha fazlasını öldürdüğünü düşünürsek,

we might ask what kind of damage this monster might have done Dilbilgisi

3:20

bu canavarın diyelim ki bir Amerikan şehrine atılsaydı

if it had been dropped on, say, an American city.

3:23

nasıl bir hasar vermiş olabileceğini sorabiliriz.

Dilbilgisi

might have done ... if it had been dropped: gerçek dışı geçmiş sonucu

Bu yan cümle, gerçekte yaşanmamış bir geçmişteki olası sonucu sorar. might have done belirsiz geçmiş sonucu, if it had been dropped ise past perfect edilgen koşulu gösterir. Bağlamda bomba bir Amerikan şehrine atılmamıştır. [subject] might have + past participle ... if [subject] had + past participle kalıbı, gerçekleşmemiş bir geçmiş olay hakkında akıl yürütmeyi sağlar. Bu, we might ask sonrasında gelen dolaylı bir soru olduğu için söz dizimi what kind of damage this monster might have done şeklindedir; what kind of damage might this monster have done değildir.

Alıştırma

Geçmişe yönelik gerçek dışı koşul cümlesini hedef sonuç biçimi ve past perfect edilgen koşulla tamamlayın: Analysts wondered what damage the device ____ if it ____ near the harbor.

Cevabı göster

might have done · had been detonated

We should also state that years after the Japanese destruction,

3:25

Japonya'daki yıkımdan yıllar sonra,

scores of people were said to have suffered from cancer as a result of radiation. Notlar

3:28

çok sayıda insanın radyasyon sonucu kansere yakalandığının söylendiğini de belirtmeliyiz.

Kelime

scores of people: sayısı belirtilmemiş çok sayıda insan

Scores of people, sayısı belirtilmemiş çok sayıda insan demektir. Buradaki score bir oyundaki puanı anlatmaz ve ifade kesin bir sayı vermez. scores of + çoğul sayılabilen isim yapısı, many demenin biraz resmî veya edebî bir yoludur. Haberlerde ya da tarihî anlatılarda sayıyı açık bırakırken grubun büyük olduğunu vurgular.

Alıştırma

"Scores of people attended the meeting." cümlesinde scores of people ne anlama gelir?

  1. tam olarak yirmi kişi
  2. sayısı belirtilmemiş çok sayıda insan
  3. yüksek puanlı kişiler
Cevabı göster

sayısı belirtilmemiş çok sayıda insan

Kalıp ifadeler

as a result of + isim öbeği: nedeni belirtme

As a result of radiation, radiation sözcüğünü neden olarak sunan bir edat öbeğidir. “Ne yüzünden?” sorusunu yanıtlar ve bildirilen kanser vakalarını bu nedene bağlar. Başka bağlamlara aktarılabilen kalıp as a result of + isim öbeğidir. of sonrasındaki sözcükler nedeni belirtir; sonuç ise tümcenin başka bir bölümünde ifade edilir.

Alıştırma

Hedef ifade as a result of ile cümleyi tamamlayın: Several flights were delayed ____ thick fog.

Cevabı göster

as a result of

The Tsar Bomba was said to be 1,500 times more powerful Dilbilgisi

3:32

Çar Bombası'nın, Hiroşima ve Nagazaki'ye atılan o bombalardan

than those bombs dropped on Hiroshima and Nagasaki.

3:35

1.500 kat daha güçlü olduğu söyleniyordu.

Dilbilgisi

1,500 times more powerful than: katlı karşılaştırmalar

Sayı + times + sıfatın karşılaştırma biçimi + than kalıbı, iki şey arasındaki bir niteliğin derecesini karşılaştırır. Burada 1,500, more powerful than karşılaştırmasının tamamını niteler. Cümlede anlatılmak istenen, Çar Bombası'nın patlama gücünün söz konusu bombaların yaklaşık 1.500 katı olduğudur.

Alıştırma

Altyazıdaki “1,500 times more powerful than” ifadesiyle ne anlatılmak isteniyor?

  1. Söz konusu bombalardan tam olarak 1.500 birim daha fazla güç
  2. Söz konusu bombaların yaklaşık 1.500 katı güç
  3. Söz konusu bombalardan yalnızca biraz daha fazla güç
Cevabı göster

Söz konusu bombaların yaklaşık 1.500 katı güç

Some have said it was even too big,

3:37

Bazıları bunun fazlasıyla büyük olduğunu söyledi,

with one US analyst stating,

3:39

ABD'li bir analistin şu ifadeleri kullandığı gibi,

"It's hard to find a use for it

3:40

"Çok büyük şehirleri yıkmak istemediğiniz sürece

unless you want to knock down very large cities. Dilbilgisi

3:42

bunun için bir kullanım alanı bulmak zor.

Dilbilgisi

unless: bir istisna koşulu

Unless bir istisna koşulu getirir. Unless ile başlayan koşul gerçekleşmezse önceki ifadenin geçerli olduğu anlaşılır. Burada, birinin çok büyük şehirleri yok etmek istediği aşırı durum dışında bombaya bir kullanım alanı bulmanın zor olduğu anlatılır. Yararlı bir yeniden yazım unless P = if not P biçimindedir. Unless bu olumsuz koşulu zaten taşıdığı için yalnızca if not demek istediğinizde ayrıca not eklemeyin.

Alıştırma

Cümleyi “... olması dışında” anlamına gelen tek bir İngilizce sözcükle tamamlayın: I won't open the door ____ I know who is outside.

Cevabı göster

unless

It simply would be too big to use."

3:44

Kullanmak için kesinlikle çok büyük olurdu."

With this in mind, Anlatım akışı

3:46

Bunu aklımızda tutarak,

Anlatım akışı

With this in mind: önceki bir olguyu sonraki içeriğe bağlamak

With this in mind, daha önce söylenen bilgiye geri gönderme yapan bir geçiş ifadesidir. Dinleyicilere önceki sonucu — burada silahın olağanüstü güçlü ve kullanımının zor olduğu sonucunu — akılda tutup bunu sonraki sorunun öncülü olarak ele almaları gerektiğini bildirir. Bu ifade “bence” anlamına gelmez ve zihni gerçek anlamıyla betimlemez. Başka bağlamlara aktarılabilen söylem düzeni şöyledir: İlgili bir olguyu veya sınırlamayı belirtin, ardından bu bilgiden etkilenen bir karar, soru ya da sonucu tanıtmak için With this in mind ifadesini kullanın.

Alıştırma

İlk cümleyi kararın dayanağı olarak en iyi kullanan başlangıç hangisidir? The hall holds only fifty people. ___, we should limit the guest list.

  1. Never mind
  2. With this in mind
  3. In my mind
Cevabı göster

With this in mind

what if one of those bombs was dropped on a city such as London or New York? Dilbilgisi

3:47

ya bu bombalardan biri Londra veya New York gibi bir şehre atılsaydı ne olurdu?

Dilbilgisi

What if ... was dropped: varsayımsal bir edilgen durum

What if, hayal edilen bir durum ortaya koyar ve dinleyiciden bunun olası sonuçlarını düşünmesini ister. what if one of those bombs was dropped ifadesindeki geçmiş biçim was, geçmişte gerçekten bir bombalama olduğunu bildirmez; durum ile gerçeklik arasında varsayımsal bir mesafe kurar. Was dropped geçmiş zamanda edilgen bir yapıdır: one of those bombs dil bilgisi açısından tekil öznedir ve edilgen yapı, bombayı atan kişiyi belirtmek yerine olaya ve etkilerine odaklanır. Edilgen varsayım durumlarında kullanılabilecek kalıp What if + özne + was/were + geçmiş zaman ortacı ...? şeklindedir.

Alıştırma

What if ve block fiilinin geçmiş zamanlı edilgen biçimini kullanarak varsayımsal risk sorusunu tamamlayın: ____ the only exit ____ by smoke?

Cevabı göster

What if · was blocked

Would the Duck and Cover advice be any good? Kalıp ifadeler

3:50

Eğil ve Korun tavsiyesinin bir faydası olur muydu?

Kalıp ifadeler

be any good?: bir şeyin yararlı veya etkili olup olmadığını sormak

be any good ifadesinde good, ahlaki açıdan “iyi” değil; “yararlı, etkili veya yeterli kalitede” demektir. Soru, tavsiyenin söz konusu koşullarda işe yarayıp yaramayacağını veya yardımcı olup olmayacağını sorar. be any good kalıbı, bir fikri, ürünü ya da yöntemi değerlendiren soru ve olumsuz cümlelerde yaygındır. Would ile kullanıldığında varsayımsal bir durumu değerlendirir ve konuşanın yararlılığı konusunda şüphe duyduğunu ima edebilir.

Alıştırma

Cümleyi derste öğrendiğiniz, “yararlı veya etkili olmak” anlamındaki üç sözcüklü ifadeyle tamamlayın: We need a backup battery for the trip. Do you think this one will ____?

Cevabı göster

be any good

According to NUKEMAP,

3:52

Böyle bir durumda ne olacağını göstermeye çalışan bir web sitesi olan

a website that actually attempts to illustrate what would happen in such a situation, Dilbilgisi

3:53

NUKEMAP'e göre,

Dilbilgisi

Gömülü wh yan cümlesi what would happen in such a situation

what would happen in such a situation, illustrate fiilinin nesnesi veya tamamlayıcısı olarak görev yapan gömülü bir wh yan cümlesidir. İnternet sitesi ayrı bir soru sormak yerine varsayımsal bir sonucu göstermeye çalışır. Gömülü soru, daha büyük bir bildirme cümlesinin içinde yer alır ve ayrıca soru devrikliği almaz. Burada what, happen fiilinin öznesidir; bu nedenle what would happen, doğrudan soru What would happen? ile görünüşte aynı sözcük sırasına sahiptir. Açık bir özne olduğunda bildirme cümlesi sırasını kullanın: what the city would do; what would the city do değil.

Alıştırma

Cümleyi doğal biçimde tamamlayan gömülü wh yan cümlesini seçin: The emergency guide explains ____ if the power grid failed.

  1. what the hospital would do
  2. what would the hospital do
  3. what the hospital do would
Cevabı göster

what the hospital would do

if the Tsar Bomba was dropped on London with the population as it is now, Dilbilgisi

3:57

Çar Bombası şu anki nüfusuyla Londra'ya atılsaydı,

Dilbilgisi

as it is now: mevcut durumu temel alma

Bu cümlede as it is now, the population ifadesini niteler ve “şu anki gerçek durumunda veya miktarında” anlamına gelir. Tahminde tarihî ya da varsayımsal bir sayı değil, Londra’nın güncel nüfusu kullanılır. İsim + as + zamir + be + zaman/durum ifadesi kalıbı, bir şeyin hangi hâlinin ele alındığını belirler: the system as it is now, the town as it was then veya the plan as originally proposed. Buradaki as, “çünkü” ya da “-iken” değil, “bulunduğu durumda” anlamındadır.

Alıştırma

As it is now, tahminde kullanılan nüfus hakkında neyi belirtir?

  1. Tahminde Londra’nın güncel nüfusu kullanılır.
  2. Tahminde Londra’nın geçmişteki bir zamana ait nüfusu kullanılır.
  3. Tahminde hayalî bir gelecek nüfusu varsayılır.
Cevabı göster

Tahminde Londra’nın güncel nüfusu kullanılır.

about 5.8 million people would

4:00

yaklaşık 5,8 milyon insan

die.

4:02

ölecekti.

If the bomb was dropped on the center of London,

4:02

Bomba Londra'nın merkezine atılsaydı,

The Independent reports that people living in Reading would suffer third-degree burns.

4:04

The Independent, Reading'te yaşayan insanların üçüncü derece yanıklara maruz kalacağını bildiriyor.

Reading is about 37 mi from London as the bird flies Deyimler

4:08

Reading, Londra'dan kuş uçuşu yaklaşık 37 mil uzaklıktadır

Deyimler

as the bird flies: düz çizgi mesafesi

Bu cümlede as the bird flies, “iki yer arasında düz bir çizgi üzerinden ölçüldüğünde” anlamına gelir. 37 millik ölçümde yollar, dönüşler ve rotayla ilgili diğer kısıtlamalar dikkate alınmaz. Bu ifade, bir kuşun arazinin üzerinden doğrudan uçtuğunu hayal ettirir. Gerçek bir kuş hakkında bilgi vermek yerine mecazidir ve ölçüm yöntemi olarak düz çizgi mesafesini belirler.

Alıştırma

“Reading is about 37 mi from London as the bird flies” cümlesinde 37 mi neyi belirtir?

  1. Mevcut en kısa yol üzerindeki mesafe.
  2. Belirli bir kuşun katettiği mesafe.
  3. Reading ile Londra arasındaki düz çizgi mesafesi.
Cevabı göster

Reading ile Londra arasındaki düz çizgi mesafesi.

and bomb blasts don't take the roads. Anlatım akışı

4:12

ve bomba patlamaları yolları takip etmez.

Anlatım akışı

bomb blasts don't take the roads: fiziksel mesafeyi anlatan kişileştirme

Bu cümlede bomb blasts don't take the roads ifadesi, patlama dalgalarını bir güzergâh seçen yolcular gibi kişileştirir. Anlatılmak istenen, patlamanın fiziksel uzayda yayılması ve yol ağındaki virajlarla dolambaçlı güzergâhları izlememesidir. Bu mizahi görüntü, açıklamayı ilgili ölçüt etrafında düzenler: kuş uçuşu mesafe, araçla gidilen mesafeden daha önemlidir. Daha genel olarak açıklayıcı bir metin, soyut bir fiziksel ilişkiyi hemen anlaşılır kılmak için insan dışı bir güce insani bir eylem verebilir.

Alıştırma

Bu açıklamada “bomb blasts don't take the roads” ne anlama geliyor?

  1. Bombalar genellikle patlamadan önce yollardan taşınır.
  2. Yollar patlama dalgalarının hareketini tamamen engeller.
  3. Patlama dalgaları yol güzergâhlarını takip etmek yerine fiziksel mesafeye göre yayılır.
Cevabı göster

Patlama dalgaları yol güzergâhlarını takip etmek yerine fiziksel mesafeye göre yayılır.

All buildings situated around the M25,

4:14

M25 civarında bulunan tüm binalar,

a motorway that goes around London,

4:16

Londra'nın çevresinden geçen bu otoyolun etrafındakiler,

would collapse and anyone living in that area,

4:18

çökerdi ve o bölgede yaşayan herkes,

if not dead from the blast, Dilbilgisi

4:21

patlamadan ölmeseler bile,

would possibly die radiation exposure within a week.

4:22

muhtemelen bir hafta içinde radyasyon zehirlenmesinden ölürdü.

Dilbilgisi

if not dead from the blast: kısaltılmış koşul yan cümlesi

Burada if not dead from the blast, if they were not dead from the blast anlamına gelir. anyone living in that area ifadesine gönderme yapan they öznesi ile be fiilinin were biçimi atılır; geriye kısaltılmış bir koşul yan cümlesi olarak if + not + sıfat öbeği kalır. Araya açıklama olarak giren bu yan cümle, sonraki olasılığı ilk patlamadan sağ çıkan kişilerle sınırlar. Not, koşul içindeki dead sözcüğünü olumsuz yapar; would possibly die ifadesini veya sonraki riski olumsuzlamaz.

Alıştırma

Koşulu kısaltılmış if not biçimiyle yeniden yazın. Tam biçim: “If visitors are not already registered, visitors must sign in at the front desk.” Kısaltılmış biçim: “____, visitors must sign in at the front desk.”

Cevabı göster

If not already registered

NUKEMAP,

4:24

Amerikalı nükleer tarihçisi Alex Wellerstein tarafından oluşturulan

which was created by American nuclear historian Alex Wellerstein,

4:25

NUKEMAP,

actually lets you pick a spot and then detonate a bomb Dilbilgisi

4:28

aslında size dünyanın dört bir yanındaki yerlerden bir nokta seçip

at places around the world.

4:31

ardından bir bomba patlatma olanağı tanıyor.

Dilbilgisi

lets you pick ... and then detonate: let + nesne + fiilin yalın hâli

Burada lets, let + kişi + fiilin yalın hâli kalıbını izler: lets you pick ve (lets you) detonate. you sözcüğünden sonra to getirilmez. Özne NUKEMAP adlı araç olduğu için lets, kullanıcıya bir işlem yapma olanağı verdiğini anlatır; gerçek dünyada bir silah patlatma izni verildiğini değil. and then, yalın hâldeki iki eylemi sırayla bağlar: kullanıcı önce bir nokta seçer, ardından simülasyonda bir bomba patlatır. you, lets sözcüğünden sonra yalnızca bir kez görünse de hem pick hem de detonate eylemlerini yapan kişi olarak anlaşılır.

Alıştırma

Cümleyi let fiilinin üçüncü tekil kişi biçimi ve you zamiriyle tamamlayın: This editing app ____ crop the image and then adjust the brightness.

Cevabı göster

lets you

We chose Manhattan and we also chose the Tsar Bomba.

4:32

Biz Manhattan'ı seçtik ve bombayı da Çar Bombası olarak seçtik.

The bomb would have a fireball of about 5 mi

4:35

Bombanın yaklaşık 5 millik bir ateş topu olacaktı

and the radiation zone would stretch to Times Square and the Brooklyn Bridge.

4:37

ve radyasyon bölgesi Times Meydanı ile Brooklyn Köprüsü'ne kadar uzanacaktı.

This is the zone in which between 50 and 90% of people would immediately die

4:41

Bu, tıbbi yardım almamaları halinde

if they didn't get medical assistance.

4:44

insanların %50 ila %90'ının anında öleceği bölgedir.

One person pointed out that both cities of London and New York Öbek fiiller

4:46

Bir kişi, Londra ve New York şehirlerinin ikisinin de

might fare better than other cities Kelime

4:49

yer altında devam eden çok fazla yaşamı olduğu için

because they have so much life going on underground. Öbek fiiller

4:50

diğer şehirlerden daha şanslı olabileceğine işaret etti.

Öbek fiiller

pointed out: dikkate değer bir gerçeğe dikkat çekmek

Bu cümlede pointed out, bir kişinin başkalarının dikkatine açıkça sunduğu görüşü tanıtır: iki şehir daha iyi durumda olabilir. Bu ifade, dikkate değer bir gerçeği, savı, sorunu veya ayrıntıyı aktarmak için kullanılır; parmakla işaret etme hareketini anlatmaz. Yaygın kalıplar point out + isim ve point out + that yan cümlesidir. Burada that, dikkat çekilen tam iddiayı başlatır.

Alıştırma

Hangi cümlede pointed out, birinin dikkate değer bir gerçeği açıkça dile getirdiği anlamında kullanılmıştır?

  1. The editor pointed at the paragraph on the screen.
  2. The editor pointed out that the final paragraph repeated an earlier idea.
  3. The editor pointed to the paragraph as evidence of the problem.
Cevabı göster

The editor pointed out that the final paragraph repeated an earlier idea.

Kelime

might fare better than other cities: diğer şehirlerden daha iyi durumda olabilirler

Burada fare, “belirli bir durumda belli bir performans göstermek veya o durumla belli bir şekilde başa çıkmak” anlamına gelen bir fiildir. might fare better than other cities ifadesi, Londra ve New York’un karşılaştırıldıkları şehirlerden daha iyi sonuçlar elde edebileceğini anlatır. Kalıp fare + well/badly/better/worse şeklindedir. Might olasılık bildirir, better than ise karşılaştırmayı başlatır. Fare burada yolculuk ücreti anlamına gelmez.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için fare fiilini doğru biçimde kullanın: Hospitals with backup generators may ____ better during long power cuts.

Cevabı göster

fare

Öbek fiiller

“gerçekleşmek” anlamındaki going on

have so much life going on underground ifadesinde going on, “olmak”, “gerçekleşmek” veya “yaşanmak” anlamındadır. Yer altında gerçekleşen birçok etkinliği anlatır; yer altına doğru hareket etmeyi ifade etmez. Yaygın bir kalıp something + be + going on biçimindedir: A lot is going on. İfade, life going on underground örneğinde olduğu gibi bir isimden sonra da gelebilir ve yer altında süren yaşam anlamını verir.

Alıştırma

Cümleyi “gerçekleşmek” anlamına gelen go on biçimiyle tamamlayın: There is something unusual ____ next door.

Cevabı göster

going on

Even so, Anlatım akışı

4:53

Öyle olsa bile,

Anlatım akışı

Even so, bir tavizden sonra karşıtlığa dönmek

Even so, “buna rağmen” veya “yine de” anlamına gelir. Az önce söylenen bir gerçeği kabul eder ve ardından hâlâ doğru ya da önemli olan karşıt bir noktayı getirir. Cümle düzeyinde kullanılan bir bağlayıcıdır; genellikle bir yan cümleyi ana cümleye bağlamak yerine iki düşünceyi birbirine bağlar. Burada şehirlerin göreceli bir avantajı olabileceğini kabul eder, ancak hemen yeryüzündeki insanların karşılaşacağı ciddi tehlikeye döner. Önceki avantajı güçlendirmez; bu avantajın ana sonucu ne kadar değiştirdiğini sınırlar.

Alıştırma

The trail was steep. ____, we kept climbing to reach the lake. Boşluğu hangi ifade en iyi tamamlar?

  1. In addition
  2. Even though
  3. Even so
Cevabı göster

Even so

for those above ground,

4:54

yer üstünde olanlar için,

just about anyone in the New York metropolitan area

4:55

New York metropol bölgesindeki hemen hemen herkes

would have third-degree burns due to thermal radiation.

4:57

termal radyasyon nedeniyle üçüncü derece yanıklara maruz kalırdı.

The sickness and death that would follow in the weeks to come would be unspeakable. Kalıp ifadeler

5:00

Önümüzdeki haftalarda yaşanacak hastalık ve ölümler tarif edilemez boyutta olurdu.

Kalıp ifadeler

in the weeks to come: önümüzdeki haftalar

in the weeks to come, şimdi veya söz konusu olay gibi bir referans noktasından ileriye doğru sayılan “önümüzdeki haftalarda” anlamına gelir. To come, bu haftaların henüz gelmediğini belirtir; bir yere doğru hareket etmeyi anlatmaz. Burada ifade would follow fiilini niteler ve hastalık ile ölümlerin patlamadan sonra bir anda değil, belli bir süre içinde ortaya çıkacağını gösterir. Cümleye geleceğe dönük, anlatısal bir hava verir.

Alıştırma

Which phrase best completes the sentence to show that the watering will happen during the upcoming weeks? The seedlings will need careful watering ____. Sulamanın önümüzdeki haftalarda gerçekleşeceğini göstermek için hangi ifade cümleyi en iyi tamamlar?

  1. in the weeks to come
  2. when the weeks come
  3. for weeks to come
Cevabı göster

in the weeks to come

We are talking about the 50-megaton bomb here, too, Anlatım akışı

5:03

Üstelik burada 50 megatonluk bombadan bahsediyoruz,

not the 100-megaton bomb that the Russians could have made.

5:05

Rusların yapabileceği 100 megatonluk bombadan değil.

Anlatım akışı

Kapsamı belirleyen We are talking about kalıbı

Bu cümlede We are talking about, iddianın kapsamını belirler: az önce anlatılan etkiler, olası 100 megatonluk sürüme değil 50 megatonluk bombaya dayanmaktadır. İfade yalnızca bir konuşmanın sürmekte olduğunu belirtmez. we are talking about + isim öbeği yapısını, dinleyicinin dikkatini bir ifadenin gönderme yaptığı kesin duruma, miktara veya ölçüte geri çekmek için, özellikle bir karşılaştırmadan önce kullanabilirsiniz.

Alıştırma

Proje güncellemesini dersteki kapsam belirleme kalıbıyla tamamlayın: ____ a three-day delay here, not a three-week delay.

Cevabı göster

We are talking about

We dropped a theoretical 100-megaton bomb on Paris

5:08

NUKEMAP'e göre ne olacağını görmek için

to see what would happen according to NUKEMAP.

5:11

Paris'e teorik bir 100 megatonluk bomba attık.

The fireball radius would be 3.7 mi

5:13

Ateş topu yarıçapı 3,7 mil

and an air blast radius of 20.2 mi.

5:15

ve hava patlama yarıçapı 20,2 mil olurdu.

This alone, Anlatım akışı

5:18

NUKEMAP'e göre,

according to NUKEMAP,

5:19

sadece bu bile

would mean within this area most residential buildings collapse,

5:20

bu alan içerisindeki çoğu konut binasının çökmesi,

injuries are universal,

5:24

yaralanmaların evrensel

fatalities are widespread.

5:25

ve ölümlerin yaygın olması anlamına gelirdi.

Anlatım akışı

Kanıttan sonuca geçiş çerçevesi olarak This alone, according to NUKEMAP, would mean

Başlangıçtaki yapı bir akıl yürütme zinciri kurar. This, daha önce belirtilen patlama yarıçapına gönderme yapar; alone ise bu tek etkenin ardından gelen sonuçları desteklemek için kendi başına yeterli olduğunu belirtir. Ara söz olan according to NUKEMAP kaynağı gösterir. Ardından would mean, kaynağı belirtilen etkeni öngörülen sonuçlara bağlar ve çöken binalar, yaralanmalar ve ölümler listesini başlatır.

Alıştırma

Bir raporda, tek bir kanıtın incelemeyi gerekçelendirmeye tek başına yettiği ancak başka kanıtların da yeterli olabileceği söylenmek isteniyor. Bu anlamı hangi cümle ifade eder?

  1. This evidence alone, according to the auditor, would mean the case needs review.
  2. This evidence, according to the auditor, would only mean the case needs review.
  3. Only this evidence, according to the auditor, would mean the case needs review.
Cevabı göster

This evidence alone, according to the auditor, would mean the case needs review.

Anyone who is 45 mi from the middle of Paris

5:27

Paris'in merkezinden 45 mil uzaklıkta olan herkes

would likely suffer third-degree burns or worse.

5:30

muhtemelen üçüncü derece veya daha kötü yanıklara maruz kalırdı.

For all these cities,

5:32

Tüm bu şehirler için

it would be hard to estimate the number of deaths,

5:33

ölüm sayısını tahmin etmek zor olurdu,

but it is likely that anyone living close to the detonation site

5:35

ancak patlama alanına yakın yaşayan herkesin

would be lucky to survive. Ton ve niyet

5:38

hayatta kalması tam bir mucize olurdu.

Ton ve niyet

would be lucky to survive ifadesinin anlamı

Would be lucky to survive, hayatta kalmayı olağanüstü derecede şanslı bir sonuç olarak gösterir. Bu cümlede, patlama noktasına yakın insanların hayatta kalma ihtimalinin çok düşük olduğunu temkinli ve dolaylı biçimde söyler. Şans ifadesi iyi bir talihi öngörmez veya cesaret vermez; kesin bir hayatta kalma oranı ileri sürmeden vahim değerlendirmeyi güçlendirir.

Alıştırma

'Anyone that close would be lucky to survive,' cümlesindeki vurgulanan düşünce neyi ima eder?

  1. Hayatta kalmak nadir ve şanslı bir sonuç olurdu.
  2. Hayatta kalma ihtimali yüksek olurdu.
  3. Hayatta kalmak keyifli olurdu.
Cevabı göster

Hayatta kalmak nadir ve şanslı bir sonuç olurdu.

We've been curious about the United States nuclear program lately, Dilbilgisi

5:40

Son zamanlarda Amerika Birleşik Devletleri nükleer programını merak ediyorduk,

Dilbilgisi

We've been curious about yapısındaki present perfect durum

We've been curious about... yapısı, present perfect have been ile curious sıfatını kullanır; about ise merakın konusunu tanıtır. İlgiyi, şimdiye uzanan bir dönem içinde gelişmiş ve konuşma anında hâlâ geçerli olan bir durum şeklinde sunar. Lately bu dönemi yakın geçmişle sınırlar. Burada been, have been yapısının parçasıdır; curious sözcüğünü progressive zamanda bir eyleme dönüştürmez.

Alıştırma

Yakın zamanda başlayan ve şu anda hâlâ geçerli olan bir ilgiyi göstermek için cümleyi be curious about yapısının present perfect biçimiyle tamamlayın: '____ the new astronomy podcast lately.'

Cevabı göster

We've been curious about

so we decided to listen to an audiobook

5:42

bu yüzden araştırmacı gazeteci Eric Schlosser tarafından yazılmış

written by investigative journalist Eric Schlosser.

5:44

bir sesli kitabı dinlemeye karar verdik.

His book,

5:46

Onun

called Command and Control:

5:47

Command and Control:

Nuclear Weapons,

5:49

Nuclear Weapons,

the Damascus Accident,

5:49

the Damascus Accident,

and the Illusion of Safety,

5:51

and the Illusion of Safety adlı kitabı,

uncovers secrets about the management of America's nuclear arsenal.

5:52

Amerika'nın nükleer cephaneliğinin yönetimi hakkındaki sırları açığa çıkarıyor.

It also touches on the subject of deploying weapons of mass destruction Notlar

5:55

Aynı zamanda kitle imha silahlarının,

without being destroyed by them first.

5:59

onlar tarafından ilk önce yok edilmeden konuşlandırılması konusuna da değiniyor.

Öbek fiiller

touches on: bir konuyu kısaca ele almak

Bu cümlede touches on, bir konudan kısaca söz etmek veya onu kısaca ele almak anlamına gelir. Kitabın bu konuya yer verdiğini, ancak konuyu derinlemesine incelemediğini gösterir. Touch on tek bir birim olarak çalışır: touch on + konu. Anlamı mecazidir, fiziksel dokunmayı ifade etmez ve bu anlamda on edatı gereklidir.

Alıştırma

Cümleyi, kısaca ele almak anlamındaki iki kelimelik ifadeyle tamamlayın: The review only ____ the film's historical inaccuracies; it does not examine them in detail.

Cevabı göster

touches on

Kelime

weapons of mass destruction: resmî bir güvenlik kategorisi

Weapons of mass destruction, çok geniş ölçekte yıkıcı zarar verme kapasitesine sahip silah türleri için kullanılan resmî bir üst terimdir. Uluslararası güvenlik ve silahların kontrolü bağlamlarında en yaygın olarak nükleer, kimyasal ve biyolojik silahları bir araya getirir; kısaltması WMD'dir ve İngilizcede çoğul için WMDs de sık kullanılır. Bu cümlede ifade, konuşlandırılan silahların kategorisini adlandırır. Geniş çapta hasar veren herhangi bir silah için kullanılan sıradan bir betimleme değil, kurumsal bir sınıflandırmadır.

Alıştırma

Nükleer, kimyasal ve biyolojik silahları topluca ele alan resmî bir silahların kontrolü raporuna en uygun terim hangisidir?

  1. conventional weapons
  2. highly destructive weapons
  3. weapons of mass destruction
Cevabı göster

weapons of mass destruction

We use Audible because it allows us to read our favorite books while we're at home

6:01

Audible kullanıyoruz çünkü evdeyken en sevdiğimiz kitapları okumamıza

and to listen to them while we're out doing other things.

6:04

ve dışarıda başka şeyler yaparken dinlememize olanak sağlıyor.

This book in particular is great for anybody who wants to learn more

6:06

Özellikle bu kitap, Amerika Birleşik Devletleri'nin nükleer hazırlığı hakkında

about the nuclear readiness of the United States.

6:09

daha fazla bilgi edinmek isteyen herkes için harikadır.

Audible is offering our listeners a free audiobook with a 30-day trial membership,

6:12

Audible dinleyicilerimize 30 günlük deneme üyeliğiyle birlikte ücretsiz bir sesli kitap sunuyor,

so you can check out the book we just talked about risk free.

6:16

böylece az önce bahsettiğimiz kitaba risksiz bir şekilde göz atabilirsiniz.

Download a title free and start listening.

6:18

Ücretsiz bir eser indirin ve dinlemeye başlayın.

It's that easy.

6:20

İşte bu kadar kolay.

Go to audible.com/infographics or text infographics to 500500 to get started today.

6:21

Bugün başlamak için audible.com/infographics adresine gidin veya 500500'a infographics yazarak mesaj gönderin.

Thanks for watching and as always,

6:27

İzlediğiniz için teşekkürler ve her zamanki gibi,

don't forget to like, share, and subscribe.

6:28

beğenmeyi, paylaşmayı ve abone olmayı unutmayın.

See you next time.

6:30

Bir dahaki sefere görüşmek üzere.