Şov Devam Etmeli! | Bluey: İngilizce çalışma notları

Bluey - Official Channel

Öğrenme zorluğu
192 kelime 134 kel/dk

Video özeti: Evde hazırlanan Anneler Günü gösterisinde bir çocuk gösteriyi bozduğunu düşünür, kendini toparlamak için kontrol listesini uygular ve Chilli’nin hastaneye gidip bebek Bluey’yi dünyaya getirdiği hikâyeyi canlandırmak üzere sahneye döner. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. I knew I'd ruin — Dil Bilgisi ve Cümle Kalıpları: knew sonrasında I'd ifadesinin I had değil, I would anlamına geldiğini ve yapının geçmişteki bir noktadan daha sonra gerçekleşmesi beklenen olumsuz sonucu anlattığını öğrenirsiniz. Böylece kötü bir önseziyi, pişmanlığı veya kendini suçlamayı doğru biçimde ifade edebilirsiniz. 2. Pick myself up. — Deyimler ve Mecazlı İfadeler: Bunun yalnızca fiziksel olarak ayağa kalkmak değil, hayal kırıklığından sonra duygusal olarak toparlanmak anlamına da geldiğini ayırt edersiniz. Dönüşlülük zamirini özneye göre değiştirerek hata veya aksilik sonrasında sakinliği ve güveni yeniden kazanıp devam etmeyi anlatabilirsiniz. 3. boom boom — Kültür, Medya ve Gerçek Yaşam Bağlamı: Bu sözün bezine kaka yapan bir bebeği anlatan şakacı bebek dili ve örtmeceli bir ifade olduğunu fark edersiniz. Böylece çocuk yapımlarındaki rol oyunlarını izleyebilir, sözün neden bebek karaktere uyduğunu anlayabilir ve onu sıradan yetişkin dili sanmaktan kaçınabilirsiniz.

Bu derste

Get back out here. Ton ve niyet

0:00

Buraya geri gel.

Ton ve niyet

Get back out here: birine bulunduğun yere dönmesini emretmek

Get back out here, uzaklaşmış birine konuşanın o anda bulunduğu, görünür alana dönmesini söyleyen doğrudan bir emirdir. back dönüşü belirtir; here ise konuşanın konumunu hedef yapar. out here içindeki out, hedefi sahne veya avlu gibi ortamın açık ya da etkinlik yapılan bölümü olarak gösterir. Her zaman “dışarısı” demek değildir; bu küçük yön sözcükleri tek bir hareket güzergâhı olarak birlikte anlaşılır.

Alıştırma

Konuşan, diğer kişinin ne yapmasını istiyor?

  1. Dışarı çıkıp orada beklemesini.
  2. Konuşandan daha da uzaklaşmasını.
  3. Konuşanın şu anda bulunduğu alana geri dönmesini.
Cevabı göster

Konuşanın şu anda bulunduğu alana geri dönmesini.

I knew I'd ruin the show. Notlar

0:01

Gösteriyi mahvedeceğimi biliyordum.

Dilbilgisi

I knew I'd ruin: 'd'nin would anlamı

I knew I'd ruin... ifadesinde I'd, I would kısaltmasıdır. 'd'den sonra fiilin yalın hâli ruin geldiği için bunun would olduğu anlaşılır; I had olsaydı I'd ruined örneğindeki gibi geçmiş zaman ortacı gerekirdi. knew + would yapısı, geçmişteki daha erken bir bakış açısından daha sonra gerçekleşecek bir sonucu sunar: konuşan o erken anda kötü sonucu bekliyordu. Buradaki I knew ayrıca “bunun olacağını biliyordum” anlamında kabullenmiş ve kendini suçlayan bir ton taşır.

Alıştırma

Cümleyi I would kısaltması ve miss fiiliyle tamamlayın: I knew ____ the deadline if I waited another day.

Cevabı göster

I'd miss

Kalıp ifadeler

ruin the show: gösteriyi mahvetmek

Burada ruin the show, gösterinin kötü gitmesine neden olmak ya da etkisini bozmak anlamındadır. Ruin, sahneyi veya dekorları fiziksel olarak yok etmek demek değildir. Ruin; bir etkinliği, planı, deneyimi ya da önemli bir anı nesne olarak alabilir: ruin a party, ruin our plans, ruin the day. Bir şeyin ciddi biçimde bozulduğunu ve genellikle kolayca düzeltilemeyeceğini anlatır.

Alıştırma

Gösterinin kötü gitmesine neden olmak anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: One careless interruption could ____.

Cevabı göster

ruin the show

It wasn't your fault. Ton ve niyet

0:03

Senin suçun değildi.

Ton ve niyet

wasn't your fault: birine suçlu olmadığını söyleyerek teselli etmek

It wasn't your fault cümlesinde fault, teknik bir sorun değil, kötü bir sonuçtan sorumlu olma anlamına gelir. Konuşan kişi, olanlardan dolayı karşı tarafın suçlanmaması gerektiğini söylüyor. Bu cümle aynı zamanda teselli eder ve kişiye kendini suçlamayı bırakabileceğini söyler. İyelik sözcüğü değiştirilerek kimin sorumlu olduğu veya olmadığı belirtilebilir: It was my fault ya da It wasn't their fault.

Alıştırma

Bir arkadaşın, fırtına yüzünden okul gezisi iptal edildiği için kendini suçluyor. Hangi cevap doğal bir teselli sunar?

  1. The machine has a fault.
  2. It wasn't your fault.
  3. You should blame yourself.
Cevabı göster

It wasn't your fault.

It was.

0:05

Benim suçumdu.

We can just blow up another one. Öbek fiiller

0:06

Sadece bir tane daha şişirebiliriz.

Öbek fiiller

blow up: bir balonu şişirmek

Burada blow up, “bir balonu havayla doldurup büyütmek” anlamına gelir. another one sözleri başka bir balonu ifade eder; yani konuşan kişi bir balon daha şişirmeyi öneriyor. Bu öbek fiilin anlamını nesne ve cümle yapısı belirlemeye yardımcı olur. Bir kişi blow up a balloon yapısındaki eylemi gerçekleştirdiğinde, ifade normalde “balonu şişirmek” demektir; “onu bir patlamayla yok etmek” demek değildir.

Alıştırma

“We can just blow up another one,” cümlesinde blow up ne anlama gelir?

  1. başka bir balonu şişirmek
  2. başka bir nesneyi patlamayla yok etmek
  3. başka bir balonu patlatmak
Cevabı göster

başka bir balonu şişirmek

Oh,

0:09

Oh,

there's no blue ones left. Dilbilgisi

0:09

hiç mavi kalmamış.

Dilbilgisi

no ... left: hiçbir şey kalmadı

no + isim veya zamir + left kalıbı, hiçbir şeyin kalmadığını belirtir. Burada blue ones, blue balloons ifadesinin yerine geçer; dolayısıyla cümle kullanılabilecek hiç mavi balon kalmadığını söyler. Bu kalıpta left, right sözcüğünün karşıtı olan “sol” yönünü değil, “kalan” anlamını taşır. Aynı kalıp stok, koltuk, zaman veya fırsat gibi şeyler için kullanılabilir.

Alıştırma

Cümleyi no + isim + left kalıbıyla tamamlayın. Bütün biletler satıldı: There are no tickets ____.

Cevabı göster

left

Dilbilgisi

blue ones: çoğul ismin yerine ones kullanımı

blue ones ifadesindeki ones, dinleyenin hangi isimden söz edildiğini zaten bildiği durumlarda sayılabilen çoğul bir ismin yerine geçer. Burada daha önce geçen isim balloons olduğu için blue ones, “mavi balonlar” veya “o mavi balonlar” demektir. Tek bir nesne için one, birden fazla nesne için ones kullanılır. Önlerine sıfat gelebilir: a blue one, the blue ones. Böylece isim tekrar edilmez.

Alıştırma

Tekrarlanan çoğul ismin yerine tek bir kelime yazın: The green apples are sour, but the red ____ are sweet.

Cevabı göster

ones

Aw.

0:10

Tüh.

I ruin Mother's Day every day. Kültür

0:12

Her gün Anneler Günü'nü mahvediyorum.

Kültür

Mother's Day ... every day: kendini suçlamayı abartmak

Mother's Day, anneleri ve anne rolünü üstlenen kişileri onurlandırmak için her yıl kutlanan özel bir gündür. Cümleyi anlamak için bunun sıradan bir tarih ifadesi değil, özel bir kutlama olduğunu bilmek gerekir. Yılda bir kez kutlanan bu günü every day ile yan yana getirmek bilinçli bir abartı oluşturur. Konuşan kişi, annesini sürekli hayal kırıklığına uğrattığını veya üzdüğünü hissettiğini anlatır; Mother's Day'in gerçekten her gün yaşandığını söylemez.

Alıştırma

Bu cümlede Mother's Day ile every day arasındaki karşıtlık neyi gösterir?

  1. Konuşan kişi Mother's Day'in ne anlama geldiğini bilmiyordur.
  2. Konuşan kişi, annesini tekrar tekrar hayal kırıklığına uğrattığı hissini abartır.
  3. Bu özel gün resmî olarak her gün kutlanır.
Cevabı göster

Konuşan kişi, annesini tekrar tekrar hayal kırıklığına uğrattığı hissini abartır.

There's green.

0:15

Yeşil var.

But you're not green.

0:16

Ama sen yeşil değilsin ki.

I don't mind. Ton ve niyet

0:17

Benim için fark etmez.

Ton ve niyet

I don't mind: bir düzenlemeyi kabul etmek

I don't mind, bir şeyin konuşan kişi için kabul edilebilir olduğunu veya kişinin itirazı bulunmadığını anlatır. Buradaki mind, düşünce anlamındaki isim değil, bir şeyden rahatsız olmak anlamındaki fiildir. Yanıt olarak kullanıldığında konuşanın karşısındaki kişinin seçimini veya planını kabul etmeye hazır olduğunu gösterir. Yalnızca yes demeye göre genellikle daha sakin ve iş birliğine açık duyulur.

Alıştırma

Bir arkadaşınız içeride mi yoksa dışarıda mı oturmak istediğinizi soruyor. İki seçenek de sizin için uygunsa hangi yanıt nazik ve iş birliğine açık duyulur?

  1. I'd rather not choose either.
  2. I don't mind; either is fine.
  3. I don't care what you want.
Cevabı göster

I don't mind; either is fine.

Oh,

0:19

Oh,

I know.

0:19

biliyorum.

Let's stuff the queen up there. Notlar

0:20

Kraliçeyi oraya tıkayalım.

Ton ve niyet

Let's stuff: ortak bir eylem önermek

Let's + fiilin yalın hâli, konuşan kişiyle dinleyici veya dinleyicilerin birlikte yapacağı bir eylemi önermek için kullanılan standart bir yapıdır. Let's stuff ifadesinde let's ortak öneriyi başlatır, stuff ise fiilin yalın hâlidir. Kesme işaretli let's biçimi let us ifadesinden gelir, ancak günlük önerilerde bunu birlikte yapmamızı öneriyorum anlamındaki sabit Let's + fiil kalıbı olarak işlev görür. Normalde yalnızca dinleyiciye verilen bir emir değildir.

Alıştırma

Gruba yönelik öneriyi Let's ile tamamlayın: ____ start the game now.

Cevabı göster

Let's

Kelime

stuff the queen up there: kaba ve geçici yerleştirme

Bu cümlede stuff, “birini ya da bir şeyi bir yere iterek veya sığdırarak yerleştirmek” anlamında bir fiildir; çoğu zaman yerin ya da düzenlemenin dar, uygunsuz veya geçici olduğunu sezdirir. Up there, yukarıdaki hedef konumu belirtir. Tarafsız put ile karşılaştırıldığında stuff, önerilen yerleştirmeyi daha gelişigüzel ve özensiz gösterir. Buradaki queen, çocukların gösterisindeki bir rolü ya da aksesuarı anlatır; yani bu kısmı mevcut bir yere sıkıştırmaktan söz edilir. Stuff burada “eşyalar” anlamındaki isim değildir.

Alıştırma

Hangi cümlede stuff, bir şeyin dar bir alana kaba biçimde veya sıkıştırılarak itildiğini doğal olarak anlatır?

  1. He placed the glass vase carefully on the shelf.
  2. He stuffed the last towel into the crowded drawer.
  3. He put the keys on the table.
Cevabı göster

He stuffed the last towel into the crowded drawer.

But she's an old lady. Kelime

0:21

Ama o yaşlı bir bayan.

Kelime

old lady: gündelik ifade ve kabalık riski

Old lady, yaşı daha büyük bir kadını anlatan gündelik bir isim öbeğidir. Bu cümlede kadını yaşıyla tanımlar, ancak lady sözcüğünün bulunması ifadeyi kendiliğinden kibar yapmaz. Birisi hakkında veya doğrudan o kişiye söylendiğinde old, kaba, küçümseyici ya da aşağılayıcı gelebilir. Ardından gelen How rude tepkisi, bu sözcük seçiminin saygısız bulunduğunu gösterir; bu yüzden hem yaş anlamını hem de sosyal riski anlamak gerekir.

Alıştırma

İfadeyi değerlendirin: Resmî bir tanıtımda old lady, yaşı daha büyük bir kadını anlatmanın her zaman kibar bir yoludur.

  1. Doğru
  2. Yanlış
Cevabı göster

Yanlış

How rude. Ton ve niyet

0:23

Ne kadar kaba.

Ton ve niyet

How rude: How + sıfat ile doğrudan tepki

How + sıfat, anlık bir değerlendirme yapan kısa bir ünlem olarak tek başına kullanılabilir. How rude. davranışın veya yorumun çok kaba olduğunu belirtir ve şaşkınlık ya da eleştiri ifade eder. Burada rude öncelikle az önce söylenen sözü değerlendirir; kişinin bütün karakteri hakkında hüküm vermesi gerekmez.

Alıştırma

Biri kaba bir yorum yapıyor. Hangi kısa tepki bu yorumu doğrudan eleştirir?

  1. How rudely.
  2. How rude.
  3. What rude.
Cevabı göster

How rude.

Hey,

0:24

Hey,

um

0:25

hımm

Oh,

0:25

Oh,

no.

0:26

hayır.

Get back to your seat.

0:27

Yerine geri dön.

I have to go to the toilet. Kelime

0:28

Tuvalete gitmem lazım.

Kelime

Britanya ve Avustralya İngilizcesinde go to the toilet

Günlük Britanya ve Avustralya İngilizcesinde go to the toilet genellikle tuvaleti kullanmak, yani kişinin ihtiyacını gidermesi gerektiği anlamına gelir. Bu ihtiyacı anlatan normal ve kalıplaşmış bir ifadedir; yalnızca bir odaya doğru yürümeyi belirtmez. Odanın adı İngilizce çeşidine ve ortama göre değişir. Bu nedenle Amerikan İngilizcesinde aynı pratik anlam için sıklıkla bathroom veya restroom kullanılır.

Alıştırma

Britanya veya Avustralya İngilizcesinde tuvalete gitmeniz gerektiğini günlük ve doğal biçimde belirten cümle hangisidir?

  1. I need to go to toilet.
  2. I need to go to the toilet.
  3. I need to go at the toilet.
Cevabı göster

I need to go to the toilet.

Hey, hey.

0:30

Hey, hey.

Listen,

0:32

Dinle,

Bingo.

0:32

Bingo.

We're finishing this show. Ton ve niyet

0:33

Bu gösteriyi bitireceğiz.

Ton ve niyet

We're finishing this show: şimdiki zaman yapısıyla kesin bir karar

Bu bağlamda We're finishing this show. cümlesindeki present continuous, gösteriyi bitirmeyi kararlaştırılmış bir eylem olarak sunar. Konuşanlar yalnızca o anda sürmekte olan bir eylemi bildirmiyor; gösteri tamamlanana kadar devam edeceklerini kararlılıkla söylüyorlar. Plan veya niyet kesinleşmişse aynı yapı yakın gelecekteki bir eylemi de gösterebilir. Burada present continuous, kararın şu anda yürürlüğe girdiği hissini verir: grup devam edip etmemeyi tartışmıyor, kararını uyguluyor.

Alıştırma

Bu bağlamda We're finishing this show. en güçlü biçimde ne anlatıyor?

  1. Gösterinin devam edip etmeyeceğine ilişkin belirsizlik
  2. Gösteriye devam edip onu tamamlama konusunda kesin bir karar
  3. Gösterinin zaten bittiğini bildiren tarafsız bir açıklama
Cevabı göster

Gösteriye devam edip onu tamamlama konusunda kesin bir karar

I can't.

0:35

Yapamam.

Just do it by yourself. Kalıp ifadeler

0:36

Tek başına yap o zaman.

Kalıp ifadeler

by yourself: bir şeyi yardım almadan yapmak

by yourself, bir şeyi başka birinin yardımı olmadan yapmak demektir. Just do it by yourself. emrinde özne olan you söylenmez; bu nedenle dönüşlülük zamiri yourself olur. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I do it by myself; she does it by herself; and they do it by themselves. Bu yapı bazı bağlamlarda fiziksel olarak yalnız olmayı da anlatabilir; burada kastedilen yardım almamaktır.

Alıştırma

Cümleyi by + doğru dönüşlülük zamiriyle tamamlayın: Nobody helped Leo. He built the model ____.

Cevabı göster

by himself

We can't do the show without you. Ton ve niyet

0:38

Gösteriyi sensiz yapamayız.

Ton ve niyet

can't do the show without you: birine ihtiyaç duyulduğunu göstermek

Bu cümlede can't do the show without you, grubun gösteriyi yapabilmesi için bu kişiye ihtiyaç duyduğu anlamına gelir. Yalnızca neyin mümkün olduğuna ilişkin tarafsız bir ifade değildir; dinleyiciye rolünün önemli olduğunu da söyler. can't + eylem + without you yapısı, birini vazgeçilmez göstererek kalmaya, geri dönmeye veya katılmaya teşvik edebilir. Bağlama göre bu ihtiyaç gerçek olabilir ya da sıcak ve dostça bir vurgu taşıyabilir.

Alıştırma

Prova sırasında bir ekip arkadaşı “We can't perform without you.” diyor. Karşısındaki kişiye verdiği temel mesaj nedir?

  1. Sen ekibin önemli bir parçasısın.
  2. Ekipman bozuk.
  3. Ekipten ayrılmalısın.
Cevabı göster

Sen ekibin önemli bir parçasısın.

You're mum. Kelime

0:41

Sen annesin.

Kelime

You're mum: hayali bir oyunda rol vermek

Burada You're mum, “Anne rolü senin” anlamına gelir. Bir gösteride veya hayali oyunda You're + rol yapısı bir rolü vermek ya da doğrulamak için kullanılabilir; dinleyicinin konuşanın gerçek annesi olduğu anlamına gelmez. Mum, Britanya ve Avustralya İngilizcesindeki yaygın samimi biçimdir; Amerikan İngilizcesinde ise genellikle mom kullanılır. Bir oyundaki aile rolü için İngilizcede Mum karakter adı gibi düşünülebilir ve tanımlık olmadan You're Mum denebilir.

Alıştırma

Hayali bir oyunda bir çocuk “You're mum.” diyor. Çocuk ne demek istiyor?

  1. Sen benim gerçek annemsin.
  2. Anneni aramalısın.
  3. Anne rolünü sen oynayacaksın.
Cevabı göster

Anne rolünü sen oynayacaksın.

Bluey,

0:46

Bluey,

checklist.

0:47

kontrol listesi.

Oh,

0:48

Oh,

okay.

0:49

tamam.

Go.

0:49

Başla.

Have a cry. Kalıp ifadeler

0:51

Ağla.

Kalıp ifadeler

Have a cry: have + a + eylem ismi yapısı

Have a cry ifadesinde have, “sahip olmak” değil, “yapmak veya yaşamak” anlamındadır. have + a + eylem ismi yapısı, ağlamayı genellikle kısa süren tek bir olay olarak sunar: “bir süre ağlamak” veya “duyguyu dışarı bırakmak”. Burada kısa bir kontrol listesi adımı olarak kullanılır. Aynı yapı have a look, have a rest ve have a chat ifadelerinde de görülür.

Alıştırma

Ağlamayı tek bir olay olarak anlatan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After a stressful week, I sometimes ____ and then feel calmer.

Cevabı göster

have a cry

Check.

0:52

Tamam.

Pick myself up. Deyimler

0:53

Toparlan.

Deyimler

Pick myself up: bir aksilikten sonra toparlanmak

Pick myself up burada mecazi bir ifadedir: konuşan kişi, üzüldükten sonra duygusal olarak toparlanıp devam etmeye hazır hâle gelmeyi kasteder. Bu bağlamda konuşanın bedenini kelimenin gerçek anlamıyla kaldırmasını anlatmaz. Yapı pick + dönüşlülük zamiri + up şeklindedir; myself, örtük birinci tekil şahıs öznesine gönderme yapar. Bu bir kontrol listesi maddesi olduğu için Pick myself up, tam bir cümle değil, kısaltılmış bir görev adıdır.

Alıştırma

Hangi cümle Lena'nın bir aksilikten sonra toparlanıp yeniden denediğini doğru biçimde anlatır?

  1. After the setback, Lena picked up herself and tried again.
  2. After the setback, Lena picked myself up and tried again.
  3. After the setback, Lena picked herself up and tried again.
Cevabı göster

After the setback, Lena picked herself up and tried again.

Check.

0:55

Tamam.

Dust myself off. Deyimler

0:56

Üstünü başını silk.

Deyimler

Dust myself off: bir aksilikten sonra toparlanmak

“Dust myself off” sözcük anlamıyla vücuttaki tozu silkelemek demektir. Bu kontrol listesinde mecazi olarak kullanılır: kişi düştükten, hata yaptıktan ya da hayal kırıklığı yaşadıktan sonra toparlanır ve devam etmeye hazırlanır. Dönüşlülük zamiri “myself”, konuşan kişiye gönderme yapar. Kontrol listesi biçiminde özne veya yardımcı fiil maddenin dışında bırakılabilir.

Alıştırma

“After the rejection, I dusted myself off and applied again,” cümlesindeki “dusted myself off” ne anlama gelir?

  1. Reddedildiğimi herkesten sakladım.
  2. Aksiliğin ardından toparlanıp tekrar denedim.
  3. Başvurmadan önce giysilerimdeki tozu temizledim.
Cevabı göster

Aksiliğin ardından toparlanıp tekrar denedim.

Check.

0:57

Tamam.

And keep going. Kalıp ifadeler

0:59

Ve devam et.

Kalıp ifadeler

keep going: durmadan devam etmek

“Keep going”, durmak yerine bir eylemi, yolculuğu veya çabayı sürdürmek anlamına gelir. Burada kontrol listesinin son adımıdır ve toparlanmanın ardından yeniden harekete geçildiğini gösterir. keep “devam etmek” anlamındayken ardından gelen fiil -ing biçimini alır: keep going, keep trying, keep working. Bu yüzden keep go standart İngilizce değildir.

Alıştırma

Teşvik cümlesini go fiilinin doğru biçimiyle tamamlayın: Don't stop now. Keep ____.

Cevabı göster

going

The show must go on. Deyimler

1:00

Gösteri devam etmeli.

Deyimler

The show must go on: aksiliklere rağmen devam etmek

The show must go on, bir şeyler ters gitse veya insanlar üzülse bile yapılan işin ya da sorumluluğun devam etmesi gerektiğini anlatan kalıplaşmış bir sözdür. Bu cümlede toparlanıp yola devam etme fikrini özetler. Show gerçek bir gösteriyi anlatabilir; ancak devam eden bir etkinliği, planı, işi veya başka bir uğraşı mecazi olarak da temsil edebilir. Bu nedenle ifade yalnızca tiyatrodan söz etmez, çoğu zaman kararlılık da bildirir.

Alıştırma

The show must go on demek en çok hangi durumda uygundur?

  1. Küçük bir teknik sorun çıkar ama etkinlik güvenle devam edebilir.
  2. Biri yaralanır ama organizatörler tehlikeyi görmezden gelip devam eder.
  3. Etkinlik normal şekilde biter ve herkes evine gider.
Cevabı göster

Küçük bir teknik sorun çıkar ama etkinlik güvenle devam edebilir.

Check.

1:02

Tamam.

She's back.

1:05

Geri döndü.

Hooray!

1:06

Yaşasın!

Chilli, Chilli, Chilli, Chilli, Chilli.

1:08

Chilli, Chilli, Chilli, Chilli, Chilli.

What?

1:13

Ne var?

Hey, hey, what?

1:13

Hey, hey, ne oldu?

Save my seat. Kalıp ifadeler

1:15

Yerimi tut.

Kalıp ifadeler

Save my seat: yerimi boş tutmak

Save my seat ifadesinde save, bir şeyi kurtarmak değil, daha sonra kullanılabilmesi için boş tutmak anlamına gelir. Konuşan kişi kısa süreliğine ayrılırken başka birinden koltuğun başkası tarafından alınmasını engellemesini ister. My seat, konuşan kişinin kullandığı ve geri dönünce yeniden oturmayı planladığı yerdir. Save a seat for someone gibi yapılarda da save aynı anlamı taşır.

Alıştırma

Bir dakikalığına ayrılacak ve döndüğünüzde aynı yere oturacaksınız. Dersteki ifadeyle ricayı tamamlayın: Please ____; I'll be right back.

Cevabı göster

save my seat

So,

1:16

Yani,

um

1:17

hımm

what was happening was Anlatım akışı

1:18

olan şey şuydu

Anlatım akışı

what was happening was: açıklamaya yeniden başlama

what was happening was, bir açıklamaya yeniden başlamak veya açıklamayı düzenlemek için kullanılan konuşma dili kalıbıdır. what was happening durumu konu hâline getirir; sondaki was ise asıl açıklamanın birazdan geleceğini dinleyiciye bildirir. Ardından normalde bir yan cümle gelir ve çoğu zaman that kullanılır: What was happening was that everyone was waiting outside. Burada konuşan kişi was sözcüğünden sonra durduğu için kalıp açıkta kalır ve tam bir açıklama verilmez.

Alıştırma

Bu dersteki dört sözcüklük konuşma kalıbıyla cümleyi tamamlayın: Let me start again: ____ that two teams were using the same room.

Cevabı göster

what was happening was

Oh,

1:23

Oh,

yeah.

1:23

evet.

Chilli went to hospital Kelime

1:24

Chilli hastaneye gitti

Kelime

went to hospital: Britanya ve Avustralya İngilizcesinde artikelsiz hospital

Went to hospital, go to hospital ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. Bu cümlede Chilli'nin tıbbi bakım almak üzere hasta olarak oraya gittiğini belirtir; bu bağlamda bebeğini dünyaya getirmek için gitmiştir. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde hospital, hastalara bakım sunma şeklindeki normal işlevini ifade ettiğinde çoğu zaman artikel almaz. Dolayısıyla the sözcüğünün bulunmaması bir lehçe kalıbıdır, hata değildir.

Alıştırma

Britanya İngilizcesinde bir hasta hakkındaki şu cümleyi değerlendirin: Maya went to hospital for surgery.

  1. Bu bağlamda doğal değil
  2. Bu bağlamda doğal
Cevabı göster

Bu bağlamda doğal

and are you ready? Anlatım akışı

1:26

ve hazır mısınız?

Anlatım akışı

are you ready? ile açıklama öncesi giriş

Burada are you ready? anlatıya kısa bir ara verir ve dinleyenlere doğrudan seslenir. Birazdan önemli ya da şaşırtıcı bir bilginin geleceğini bildirir; bu nedenle birinin gerçekten harekete hazır olup olmadığını kontrol etmek yerine merak ve heyecan yaratır. Bu soru sözlü bilgiyi düzenlemek için de kullanılabilir: önce dinleyicinin dikkati çekilir, ardından önemli bilgi açıklanır.

Alıştırma

Hangi cümlede Are you ready? gerçek bir hazırlık durumunu sormak yerine bir açıklamaya giriş yapar?

  1. Are you ready with your report?
  2. Are you ready? The winner is Maya!
  3. Are you ready to leave for school?
Cevabı göster

Are you ready? The winner is Maya!

No.

1:27

Hayır.

Yes.

1:28

Evet.

She had a baby girl. Kalıp ifadeler

1:29

Bir kız bebeği oldu.

Kalıp ifadeler

had a baby girl: bir kız çocuk doğurdu

had a baby girl ifadesinde had, çocuk doğurmak anlamındaki have a baby kalıbında kullanılan have fiilinin geçmiş zaman biçimidir. Burada sıradan bir sahip olma anlamı taşımaz. A baby girl, doğan çocuğun kız olduğunu belirtir. Çocuk erkekse kalıp had a baby boy olarak değişebilir.

Alıştırma

Maya dün gece bir kız çocuk doğurdu. Cümleyi bu notta öğretilen tam ifadeyle tamamlayın: Maya ____ last night.

Cevabı göster

had a baby girl

Goo goo ga ga. Kültür

1:35

Agu agu.

Kültür

Goo goo ga ga: bebek agulamasının şakacı bir taklidi

Goo goo ga ga, bir bebeğin agulamasını taklit eden kalıplaşmış bir İngilizce ifadedir. Bir ses oyunudur; standart dil bilgisine sahip bir cümle değildir. Bu yüzden hecelere tek tek anlam vermek gerekmez. Yeni doğmuş bir bebeği canlandırırken bunu söylemek, bebek dili kullanıldığını gösterir ve şakacı bir bebek sesi etkisi yaratır.

Alıştırma

Bir çocuk gösterisinde Goo goo ga ga genellikle ne işe yarar?

  1. Bir bebeğin agulamasını taklit eder.
  2. Bebeğe açık bir talimat verir.
  3. Bebeğe bir ad verir.
Cevabı göster

Bir bebeğin agulamasını taklit eder.

I'm going to call her Bluey. Dilbilgisi

1:38

Adını Bluey koyacağım.

Dilbilgisi

call her Bluey: call + nesne + ad

Call fiili, call + kişi veya şey + ad kalıbında kullanılabilir. Bu durumda bir kişiye ya da şeye ad vermek veya onu o adla anmak anlamına gelir. call her Bluey ifadesinde her bebeği, Bluey ise seçilen adı gösterir. Buradaki call, “telefon etmek” anlamında değildir. Her sözcüğünden sonra gelen ad, ad verme anlamını açık hâle getirir; I'm going to ise bunun konuşanın planı olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi call + nesne + ad kalıbındaki fiille tamamlayın: We decided to ____ our new kitten Luna.

Cevabı göster

call

That's me.

1:40

O benim.

Ah,

1:41

Ah,

yeah, I'm you, aren't I? Dilbilgisi

1:42

evet, ben senim, değil mi?

Dilbilgisi

I'm ..., aren't I?: I am sonrasında onay isteyen soru eklentisi

I am kullanılan olumlu bir cümlenin sonunda yaygın olarak kullanılan olumsuz soru eklentisi aren't I? biçimidir: I'm you, aren't I? Bu eklenti, dinleyiciden önceki ifadeyi doğrulamasını ister; ifadeyi iptal etmez veya olumsuz hâle getirmez. Bu, beklenen biçime uymayan yerleşik bir istisnadır. Yaygın olarak öğretilen Britanya ve uluslararası İngilizcede, mekanik biçimde amn't I? oluşturmak yerine aren't I? kullanılır.

Alıştırma

Olumlu I'm sonrasında konuşmada kullanılan olağan soru eklentisini tamamlayın: I'm on the right train, ____?

Cevabı göster

aren't I

Let's see. Anlatım akışı

1:43

Bakalım.

Anlatım akışı

Let's see.: düşünme veya kontrol etme geçişi

Let's see. çoğu zaman bir söylem belirleyicisi olarak kullanılır: konuşan kişinin bir şeyi kontrol etmek, düşünmek, hatırlamak veya sıradaki adımı belirlemek üzere olduğunu gösterir. Kısa bir duraklamayı doldururken bir yanıtın ya da sonraki eylemin geleceğini de bildirir. Bu kullanımda temel anlam, bir grubu gerçekten bir şeye bakmaya davet etmek değildir. Duruma göre Let me check veya Let me think ifadelerine yakındır.

Alıştırma

Bir kişi sırada ne yapacağına karar vermeden önce Let's see. diyorsa bunun en olası işlevi nedir?

  1. Düşünmek için kısa bir süre kazanırken devamının geleceğini belirtmek
  2. Konuşmanın bittiğini duyurmak
  3. Herkesi belirli bir programı izlemeye davet etmek
Cevabı göster

Düşünmek için kısa bir süre kazanırken devamının geleceğini belirtmek

Daddy,

1:45

Babacığım,

me go boom boom in nappy. Notlar

1:45

bezime kaka yaptım.

Kültür

boom boom: kaka yapmak için kullanılan bebek dili

Buradaki boom boom, kaka yapmak anlamına gelen şakacı bir bebek ifadesidir. Bez bağlamı ve bir bebeğin taklit edilmesi bu anlamı açık hâle getirir; bu cümlede patlamayı ya da başka yüksek bir sesi anlatmaz. Cümlenin tamamı bilerek bir bebek gibi söylenir ve standart olmayan dil bilgisi kullanır. Bunun karakterin konuşma biçimi olduğunu anlayın, ancak me go ifadesini standart bir İngilizce kalıbı olarak görmeyin.

Alıştırma

Bu bebek ve bez bağlamında boom boom ne anlama gelir?

  1. Uyumaya gitmek
  2. Kaka yapmak için kullanılan bebek dili
  3. Yüksek bir patlama
Cevabı göster

Kaka yapmak için kullanılan bebek dili

Kelime

nappy: diaper için kullanılan Britanya ve Avustralya İngilizcesi sözcüğü

Nappy, bir bebeğin giydiği emici bebek bezini ifade eder. Britanya ve Avustralya İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcüktür; Amerikan İngilizcesinde genellikle diaper kullanılır. Nappy görünüş olarak nap sözcüğüne benzese de anlamları farklıdır: nap kısa bir uyku demektir.

Alıştırma

Britanya veya Avustralya İngilizcesinde kullanılan yaygın sözcükle tamamlayın: The baby needs a clean ____.

Cevabı göster

nappy

Change me, Daddy. Kelime

1:49

Altımı değiştir, babacığım.

Kelime

Bebek bakımında Change me, Daddy. ifadesinin anlamı

Bebek bakımıyla ilgili İngilizcede change someone, ıslak ya da kirli bezi çıkarıp temiz bir bez takmak anlamına gelebilir. Bağlamda nappy geçtiği için buradaki Change me, “Bezimi değiştir” demektir; “Beni farklı birine dönüştür” demek değildir. me nesnesi bakımı yapılan bebeği gösterir. Bakım durumu neyin değiştirildiğini açıkça belli ediyorsa bu şeyin adı söylenmeyebilir.

Alıştırma

“The baby's nappy is wet, so please change her,” cümlesinde change her ne anlama gelir?

  1. Bebeğin kişiliğini değiştirmek.
  2. Bebeği başka bir bebekle değiştirmek.
  3. Bebeğe temiz bir bez takmak.
Cevabı göster

Bebeğe temiz bir bez takmak.

Daddy, change me.

1:56

Babacığım, altımı değiştir.

The end. Anlatım akışı

2:00

Son.

Anlatım akışı

Hikâyeyi bitiren kalıp ifade The end.

The end., bir hikâyenin, gösterinin veya şakacı bir anlatının bittiğini belirten kalıp bir ifadedir. Son olayın da anlatıldığını dinleyiciye açıkça bildirerek iletinin bitiş noktasını gösterir. Burada end fiil değil isimdir ve the da kalıbın bir parçasıdır. İfadenin tamamı son cümleden sonra tek başına kullanılabilir.

Alıştırma

Bir hikâyenin son cümlesinden sonra gelen geleneksel kapanış kalıbını tamamlayın: They all returned home safely. ____.

Cevabı göster

The end

Again. Ton ve niyet

2:03

Tekrar.

Ton ve niyet

Tam bir istek olarak Again.

Again. tek başına kullanıldığında “Onu bir kez daha yap” anlamına gelir. Neyin tekrarlanacağı az önce olanlardan herkesçe anlaşılabildiği için eylem söylenmez; burada gösterinin tekrarlanması istenir. Again genellikle Do it again. örneğindeki gibi daha uzun bir cümlenin içinde zarftır. Durum açıksa bu uzun istek, tek kelimelik Again. biçimine kısaltılabilir.

Alıştırma

Bir kişi bir sihirbazlık numarasını yeni bitirdi. Again. büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Bana farklı bir numara göstermek.
  2. Numarayı bir kez daha yapmak.
  3. Gösteriyi şimdi bitirmek.
Cevabı göster

Numarayı bir kez daha yapmak.