Man Krallığı'nın yükselişi ve çöküşü - Andrew McDonald: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video özeti: Bu tarih anlatısı, Man Adası ve Hebridler’deki deniz krallarının Orta Çağ krallığının yükselişini ve çöküşünü izliyor. Deniz yollarını denetlemenin iktidarlarını nasıl desteklediğini, hanedan çatışmalarının krallığı nasıl zayıflattığını ve siyasi mirasının Tynwald’da nasıl görünür kaldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. seized control of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir bölgenin, güzergâhın, kurumun ya da şirketin denetimini zorla veya hızla ele geçirmeyi anlatmayı öğrenin. got control of ifadesine göre daha resmî olan bu eşdizim, bir iktidar mücadelesini veya zorla gerçekleşen güç değişimini açıkça hissettirir. 2. might have been forged. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmişteki bir olay hakkında kesin olmayan çıkarım bildiren kiplik, tamamlanmışlık ve edilgenlik birleşimini tanıyın. Bu yapı, tarih, hukuk veya soruşturma bağlamlarında tartışmalı kanıtları ele alırken şüpheyi kesin bir gerçek gibi sunmamanızı sağlar. 3. survives to this day, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir yapının, geleneğin, belgenin ya da kurumun bugüne kadar varlığını sürdürdüğünü tarihsel ve resmî bir üslupla anlatın; böylece yalnızca hâlâ bulunduğunu söylemek yerine zaman içindeki devamlılığını vurgulayın.
Bu derste
On a small island in the middle of the Irish Sea, Kalıp ifadeler
0:07İrlanda Denizi'nin ortasındaki küçük bir adada,
in the middle of the Irish Sea: yaklaşık merkezi konum
In the middle of the Irish Sea, küçük adayı daha geniş bir coğrafi alanın, yani Büyük Britanya ile İrlanda arasındaki İrlanda Denizi'nin içine yerleştirir. Bu ifade a small island söz öbeğini niteler ve adanın nerede olduğunu bildirir. Burada in the middle of, o alanın orta kısımlarında anlamına gelir. Genellikle yaklaşık bir konumu belirtir; tam geometrik merkezi ifade etmek zorunda değildir.
Alıştırma
Yaklaşık olarak orta kısmında anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The research station stands ____ the desert.
Cevabı göster
in the middle of
preside over: hâkim bir simge yapıyı kişileştirmek
Özne fortresses olduğunda preside over kişileştirme amacıyla kullanılır. Kaleler gerçekte bir şeye başkanlık etmez veya bir şeyi yönetmez; engebeli kıyıların üzerinde duran ve manzaraya hâkim olan güçlü kişiler gibi tasvir edilir. Bu resmî imge anlatıma otorite ve ihtişam katar. Cansız bir simge yapı bir yere presides over ettiğinde, görsel olarak öne çıkar ve tüm manzaraya hükmediyor gibi görünür.
Alıştırma
“A stone monument presides over the square,” cümlesinde presides over ne anlatır?
- Meydanın günlük işlerini yönetir.
- Meydanda düzenlenen bir toplantıya başkanlık eder.
- Meydana tepeden, otoriter bir görünümle hâkim olur.
Cevabı göster
Meydana tepeden, otoriter bir görünümle hâkim olur.
birthplace of a medieval empire: bir imparatorluğun başladığı yer
Burada birthplace mecaz anlamda kullanılır. Bir imparatorluk kelimenin gerçek anlamıyla doğmaz; birthplace of a medieval empire, bu siyasi gücün ilk kez şekillendiği veya yükselmeye başladığı yeri anlatır. birthplace of + isim kalıbı, bir kişinin gerçek doğum yerinin yanı sıra bir kültürün, icadın, hareketin, kuruluşun ya da insan olmayan başka bir şeyin kökenini de belirtebilir.
Alıştırma
Cümleyi birthplace ve doğru edatla tamamlayın: The garage is remembered as the ____ the company.
Cevabı göster
birthplace of
ruled by a dynasty of sea kings. Dilbilgisi
0:20deniz krallarından oluşan bir hanedan tarafından yönetilen bir imparatorluk.
ruled by a dynasty of sea kings: kısaltılmış edilgen niteleyici
Geçmiş zaman ortacı öbeği ruled by a dynasty of sea kings, a medieval empire ifadesinden sonra gelir ve bu imparatorluğu kimin yönettiğini açıklar. Bu nedenle ruled cümlenin başka bir temel fiili değildir; by ile başlayan öbek yöneticileri belirtir. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. a medieval empire that was ruled by a dynasty of sea kings şeklinde açılabilir. Hem that lasted 200 years hem de ruled by... empire hakkında ek bilgi vererek uzun isim öbeğini çözümlemeyi kolaylaştırır.
Alıştırma
Cümleyi tamamlamak için that was ruled by ifadesini kısaltılmış edilgen bir niteleyiciye dönüştürün: The island was once part of a kingdom ____ a council.
Cevabı göster
ruled by
a notorious warlord descended from Irish and Viking rulers. Notlar
0:26İrlandalı ve Viking yöneticilerin soyundan gelen kötü şöhretli bir savaş beyiydi.
notorious warlord: kötü nedenlerle tanınan bir savaş ağası
Notorious, kötü bir şey nedeniyle yaygın biçimde tanınmak demektir. Notorious warlord ifadesinde savaş ağasına açıkça olumsuz bir ün kazandırır: Bu kişi yalnızca birçok insanın tanıdığı bir lider değil, tehlikeli veya kötü şöhretli bir liderdir. Warlord, bir bölgeyi silahlı güç kullanarak kontrol eden askerî liderdir. Bu iki kelime birlikte güçlü biçimde olumsuz bir tanım oluşturur.
Alıştırma
Bir askerî lider şiddetli baskınları ve acımasızlığıyla yaygın biçimde tanınıyor. Hangi tanım bu kötü ünü en iyi gösterir?
- an unknown warlord
- a famous warlord
- a notorious warlord
Cevabı göster
a notorious warlord
descended from Irish and Viking rulers: soyu belirtmek
Descended from, belirli kişileri veya grupları ata olarak taşımak anlamına gelir. İrlandalı ve Viking hükümdarlar savaş ağasının aile soyunun bir parçası olarak sunulur; burada aşağı doğru fiziksel bir hareket anlatılmaz. Burada descended from Irish and Viking rulers, warlord sözcüğünden sonra gelen açıklayıcı bir ifadedir. Who was descended from Irish and Viking rulers yapısının kısaltılmış biçimidir ve isme soy bilgisi ekler.
Alıştırma
“Bu kişileri ata olarak taşımak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle soy cümlesini tamamlayın: Elena is ____ early settlers.
Cevabı göster
descended from
Godred consolidated power over the Isle of Man and the Hebrides, Kalıp ifadeler
0:35Godred, Man Adası ve Hebridler üzerindeki gücünü pekiştirdi.
consolidated power over: mevcut otoriteyi sağlamlaştırmak
Bu cümlede consolidated power over, Godred'ın adalar üzerindeki otoritesini daha birleşik, istikrarlı ve meydan okunması zor hâle getirdiği anlamına gelir. Yalnızca gücü ilk kez elde etmeyi değil, var olan gücü güçlendirip düzenlemeyi anlatır. Kalıp consolidate power over + yer, kurum veya grup şeklindedir. over, bu otoritenin yöneldiği insanları ya da bölgeyi tanıtır.
Alıştırma
Bir hükümdar zaten bir miktar otoriteye sahiptir ve ardından rakip grupları birleştirerek bu otoriteyi güvenli hâle getirir. consolidated power over the region ne demektir?
- Bölge üzerindeki mevcut gücü daha güçlü ve birleşik hâle getirdi
- Bölgenin denetimini rakip gruplara verdi
- Bölge üzerindeki gücü ilk kez kazandı
Cevabı göster
Bölge üzerindeki mevcut gücü daha güçlü ve birleşik hâle getirdi
a collection of islands off the west coast of Scotland. Kalıp ifadeler
0:39İskoçya'nın batı kıyısının açıklarında bir adalar topluluğu.
off the west coast of Scotland: İskoçya'nın batı kıyısı açıklarında bir konum
Burada off the west coast of Scotland, İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde demektir. off, karanın dışındaki bir konumu belirtir; ayrılma eylemini anlatmaz. off the coast of + yer kalıbı adaların, gemilerin ve denizdeki olayların konumunu belirtmek için yaygın olarak kullanılır. west, İskoçya'nın hangi tarafının kastedildiğini gösterir.
Alıştırma
off the west coast of Scotland hangi konumu anlatır?
- İskoçya'nın batı kıyısı boyunca karada
- İskoçya'nın batısında, kıyıdan uzaktaki iç kesimlerde
- İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde
Cevabı göster
İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde
seized control of: kontrolü zorla ele geçirmek
Seized control of, bir şey üzerindeki yetkinin ani, güçlü veya kararlı bir eylemle ele geçirilmesi demektir. Burada seized, bir nesneyi fiziksel olarak tutmak değil, iktidarı ele geçirmek anlamındadır. Yapı seize control of + yer, kuruluş, sistem veya rota şeklindedir. Genellikle kontrolün çekişmeli olduğunu ya da başkasından alındığını düşündürür; bu nedenle basitçe got control of demekten daha güçlüdür.
Alıştırma
Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the coup, the soldiers ____ the television station.
Cevabı göster
seized control of
and the North Atlantic.
0:47ve Kuzey Atlantik arasındaki önemli deniz yollarının kontrolünü ele geçirdi.
sea routes: stratejik deniz yolları
Sea routes, gemilerin insan, mal veya askerî güç taşımak için denizler ve okyanuslar üzerinde kullandığı yerleşik geçiş yollarıdır. Limanları ve bölgeleri birbirine bağlar; suyun üzerinde bulunan karayolları değildir. Tarihî veya stratejik metinlerde sea routes üzerinde kontrol sahibi olmak, deniz taşımacılığını koruyabilmek, engelleyebilmek, vergilendirebilmek veya etkileyebilmek demektir. Bu durum ticareti, ikmali ve askerî hareketleri etkileyebilir.
Alıştırma
Bir tarih metninde sea routes büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- Kıyı boyunca uzanan yürüyüş yolları.
- Birinin haritaya çizdiği herhangi bir çizgi.
- Gemilerin yolculuk, ticaret veya askerî hareket için kullandığı yerleşik okyanus geçişleri.
Cevabı göster
Gemilerin yolculuk, ticaret veya askerî hareket için kullandığı yerleşik okyanus geçişleri.
A turbulent period followed Godred's death, Anlatım akışı
0:51Godred'in ölümünü çalkantılı bir dönem izledi,
turbulent period followed: zaman çizgisini ilerletmek
Bu cümlede a turbulent period, anlatının bir sonraki aşamasıdır. followed, “ardından meydana geldi” anlamındadır; yani önce Godred öldü, ardından çalkantılı dönem başladı. A followed B kalıbında daha sonra gerçekleşen olay veya dönem A özne olur, daha önce gerçekleşen olay B ise fiilden sonra gelir. Tarih anlatılarında bu kalıp yeni bir aşamayı özetlemek ve zaman çizgisini ilerletmek için kullanılır.
Alıştırma
Bu zaman çizgisini okuyun: A decade of rebuilding followed the war. Önce ne oldu?
- Önce savaş oldu.
- Önce yeniden inşa oldu.
- İkisi aynı anda oldu.
Cevabı göster
Önce savaş oldu.
characterized by invasions from Norway and Ireland, Kalıp ifadeler
0:54Norveç ve İrlanda'dan gelen istilalar,
characterized by: ayırt edici bir özelliği belirtmek
characterized by, “bir şeyi tipik veya ayırt edici özellik olarak taşımak” anlamındadır. Burada turbulent period ifadesini açıklar: Norveç ve İrlanda'dan gelen istilalar o dönemin önemli bir özelliğiydi. Tam kalıp be characterized by + isim veya -ing biçimidir. Bu altyazı, önceki cümleciği kısaltılmış bir açıklamayla sürdürür: a turbulent period [that was] characterized by invasions.
Alıştırma
“Tipik bir özellikle tanımlanan” anlamındaki ders ifadesiyle resmî açıklamayı tamamlayın: The region is ____ long, dry summers.
Cevabı göster
characterized by
and intense feuding between princes. Kalıp ifadeler
0:57ve prensler arasındaki yoğun kan davalarıyla karakterize edilen bir dönem.
intense feuding between princes: prensler arasında şiddetli ve uzun süren çatışma
Burada feuding, yalnızca bir kez tartışmak değil, uzun süren düşmanca bir çatışmanın içinde olmak demektir. Intense, çatışmanın özellikle şiddetli olduğunu gösterir. feuding between princes ifadesi hem çatışmayı hem de karşı taraflardaki kişileri belirtir. İki taraf uzun süre düşman kaldığında feuding between A and B kalıbını kullanabilirsin.
Alıştırma
intense feuding between princes ifadesine en uygun anlam hangisidir?
- Prenslerin birlikte yolculuk etmesi
- Prensler arasında uzun ve ciddi bir çatışma
- Prensler arasında bir kez yapılan kısa ve dostça bir konuşma
Cevabı göster
Prensler arasında uzun ve ciddi bir çatışma
held on to power: baskı altında iktidarı korumak
Held on to, hold on to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. held on to power içinde, genellikle baskı, muhalefet veya istikrarsızlık varken kontrolü kaybetmek yerine korumak anlamına gelir. hold on to + isim kalıbı bir işi, konumu, üstünlüğü, inancı veya eşyayı korumayı da anlatabilir. Buradaki kullanım mecazidir; hiç kimse gücü fiziksel olarak tutmaz.
Alıştırma
Cümleyi dersteki öbeksi fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Despite calls for her removal, the chairperson ____ her position.
Cevabı göster
held on to
throwing themselves into epic battles: destansı savaşlara tüm güçle katılmak
Burada throwing themselves into, bedenlerini gerçekten fırlatmak anlamına gelmez. Throw oneself into something, bir işe çok fazla enerji, dikkat ve bağlılıkla başlamak ya da katılmak anlamındaki bir deyimdir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I throw myself, she throws herself ve they throw themselves. Epic battles, eylemi büyük ölçekli, yoğun ve dramatik gösterir.
Alıştırma
Cümleyi throw oneself into ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After joining the robotics club, Maya ____ building the team's new robot.
Cevabı göster
threw herself into
and consolidating control over an impressive maritime kingdom. Kelime
1:08ve etkileyici bir denizcilik krallığı üzerindeki kontrolü pekiştirerek.
maritime kingdom: deniz gücüne dayanan bir krallık
Maritime kingdom ifadesinde maritime, denizle, özellikle deniz taşımacılığı, seyrüsefer ve deniz yollarındaki faaliyetlerle bağlantılı anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca kıyısı olan bir krallıktan daha fazlasını anlatır. Burada deniz yolları, adalar, filolar, limanlar veya kıyı savunmaları krallığın siyasi, ekonomik ya da askerî gücünün önemli bir temelini oluşturabilir. Bu nedenle maritime kingdom yalnızca konumu değil, denize dayalı gücü anlatır.
Alıştırma
Hangi tanım bir maritime kingdom ifadesine en iyi uyar?
- Gücü filolara, limanlara, deniz yollarına ve adalara dayanan bir krallık
- İç bölgelerdeki tarıma dayanan, denize kıyısı olmayan bir krallık
- Plajı olan herhangi bir krallık
Cevabı göster
Gücü filolara, limanlara, deniz yollarına ve adalara dayanan bir krallık
The inhabitants of this kingdom had both Gaelic and Norse roots, Dilbilgisi
1:13Bu krallığın sakinleri hem Gal hem de İskandinav kökenliydi,
both Gaelic and Norse roots: both A and B ile iki kökeni bağlamak
both A and B yapısında both, paralel iki ögenin de kapsandığını gösterir; and ise bu ögeleri birbirine bağlar. Burada Gaelic ve Norse, roots sözcüğünü eşit düzeyde açıklayan iki nitelemedir. Roots burada mecaz anlamdadır: bitki köklerini değil, kültürel veya atalara dayanan kökenleri ifade eder. Bu ifade, bölge sakinlerinin kökenlerinin her iki gelenekle de bağlantılı olduğunu anlatır.
Alıştırma
İkili yapıyı both ... and ile tamamlayın: The museum displays ____ ancient tools ____ modern inventions.
Cevabı göster
both · and
Those on the Isle of Man were known as the Manx people, Kalıp ifadeler
1:20Man Adası'ndakiler Manx halkı olarak biliniyordu,
were known as the Manx people: be known as ile bir ad tanıtmak
Be known as ifadesinden sonra bir ad, unvan veya etiket geldiğinde, o adla çağrılmak ya da tanınmak anlamına gelir. Edilgen were known as yapısı, insanların geçmişte bu sakinleri nasıl adlandırdığını gösterir. Burada the Manx people grubun adıdır. Known, herkesin onları kişisel olarak tanıdığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Ad tanıtımını be known as yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At school, Daniel ____ DJ.
Cevabı göster
was known as
while those in the Hebrides were known as islanders or people of the Isles. Kültür
1:24Hebridler'dekiler ise adalılar veya Adaların halkı olarak biliniyordu.
islanders or people of the Isles: bölgesel kimlik belirten bir adlandırma
Burada islanders or people of the Isles, Hebridler ile bağlantılı kişiler için iki adlandırma sunar. Islanders genel bir isimdir; the Isles ise bağlamda daha önce belirtilmiş ada bölgesinin yer adı gibi kullanılır. people of + yer yapısında of, bir grubu belirli bir yerle ilişkilendirir ve insanları bölgesel bir topluluk olarak sunabilir. Sahiplik değil, aidiyet veya bağlantı ifade eder.
Alıştırma
Bu cümlede people of the Isles ne anlama gelir?
- İşi adaları saymak olan insanlar.
- Herhangi bir adayı ziyaret etmiş turistler.
- Belirli bir ada grubuyla bağlantılı bölgesel bir topluluk.
Cevabı göster
Belirli bir ada grubuyla bağlantılı bölgesel bir topluluk.
Though we still don't know for sure how many there were, Notlar
1:29Kaç kişi olduklarını hala kesin olarak bilmesek de,
don't know for sure: belirsizliği ifade etmek
don't know for sure ifadesinde for sure, know fiilindeki bilginin ne kadar kesin olduğunu gösterir. İfadenin bütünü, konuşanın bir cevabı güvenle doğrulayamadığı anlamına gelir. Konuşanın elinde bazı bilgiler olabilir; bu ifade, konuşanın hiçbir şey bilmediğinden kesinlikle emin olduğu anlamına gelmez. Burada kesin sayı doğrulanmadığı için anlatımı temkinli tutar.
Alıştırma
Dersin ifadesiyle temkinli cümleyi tamamlayın: We ____ whether the museum will open tomorrow.
Cevabı göster
don't know for sure
we do know this relatively small group had an outsized impact on the region. Kalıp ifadeler
1:32bu nispeten küçük grubun bölge üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz.
Though ... we do know: belirsizliği kabul edip kesinliği vurgulamak
Though önce bir sınırlamayı kabul eder: kesin kişi sayısı hâlâ belirsizdir. Ardından ana cümle, konuşanın güvenle söyleyebildiği noktayı verir. we do know ifadesinde do vurgu amaçlıdır. Nötr bir olumlu cümlede normalde we know denir; do ise gerçekten veya kesinlikle anlamındaki gücü ekler. Böylece yapı, bir ayrıntının bilinmediğini ama başka bir sonucun kesin olduğunu gösterir.
Alıştırma
Cümleyi don't know ve do know ile tamamlayın: Though we ____ who sent the message, we ____ it came from this building.
Cevabı göster
don't know · do know
an outsized impact: kaynağının ölçeğini aşan etki
An outsized impact, arkasındaki boyut, sayı, maliyet veya kaynaklarla karşılaştırıldığında olağanüstü büyük olan bir etkidir. Burada relatively small group bu karşılaştırmayı kurar: grup küçüktü, ancak bölgesel etkisi büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha fazlaydı. Bu kelime grubunda outsized mecazidir. Grubun fiziksel boyutlarını değil, orantısız derecede büyük bir etkiyi anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede an outsized impact ne anlama geliyor?
- grubun büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha büyük bir etki
- bölge dışındaki yerlerle sınırlı bir etki
- grubun fiziksel boyutunda bir değişiklik
Cevabı göster
grubun büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha büyük bir etki
Perched on cliffs with sweeping views and safe harbors, Kalıp ifadeler
1:38Geniş manzaralı uçurumlara ve güvenli limanlara tünemiş olan
Perched on cliffs: uçurumların yükseklerindeki konumu canlı biçimde anlatmak
Perched on cliffs, çoğu zaman kenara yakın olacak şekilde uçurumların yükseklerinde konumlanmış olmak demektir. Perched kuşlar yerine yapılar için kullanıldığında yüksek, açıkta ve dikkat çekici bir konumu canlı biçimde canlandırır; yalnızca located on cliffs demekten daha betimleyicidir. Burada Perched on cliffs, ana cümleden önce gelen bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Ardından gelen seaside fortresses öznesini niteler; yani uçurumların üzerinde bulunanlar sahil kaleleridir.
Alıştırma
Konumu canlı biçimde anlatan bu cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The monastery is ____ a rocky cliff above the valley.
Cevabı göster
perched on
seaside fortresses helped the kings control shipping, Dilbilgisi
1:41deniz kenarındaki kaleler, kralların gemi taşımacılığını,
helped the kings control: help + nesne + fiilin yalın hâli
Helped the kings control, help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Helped ana fiildir, the kings yardımı alan kişileri gösterir ve control onların gerçekleştirebildiği eylemi adlandıran fiilin yalın hâlidir. İngilizcede help sözcüğünden sonra hem nesne + fiilin yalın hâli hem de nesne + to-infinitive yaygın olarak kullanılabilir: helped the kings control ve helped the kings to control dilbilgisel olarak doğrudur. To kullanılmayan biçim daha kısadır ve bir şeyin hangi eylemi mümkün ya da daha kolay hâle getirdiğini açıklarken çok yaygındır.
Alıştırma
help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını ve find fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new map helped the hikers ____ a safe route.
Cevabı göster
find
The empire commanded vast fleets of Viking-style longships, Kelime
1:46İmparatorluk, Viking tarzı uzun gemilerden oluşan devasa filolara komuta ediyordu.
commanded vast fleets: büyük bir deniz gücü üzerinde yetki
commanded vast fleets ifadesinde command, yalnızca “bir emir söylemek” değil, “üzerinde yetki sahibi olup yönetmek” anlamına gelir. İfade, imparatorluğun çok sayıda gemiyi kontrol edip harekete geçirebildiğini gösterir. Vast çok büyük bir ölçeği anlatır; fleets of Viking-style longships ise Viking tarzında yapılmış çok sayıda uzun gemiden oluşan filoları ifade eder. Command sözcüğünün bu kullanımı, askerî güçler veya büyük kaynaklar üzerindeki yetkinin önemli olduğu askerî, tarihî ve kurumsal anlatımlarda yaygındır.
Alıştırma
“The queen commanded a powerful navy,” cümlesinde commanded ne anlama gelir?
- onun yanında yol aldı
- ona yüksek sesle tek bir emir söyledi
- üzerinde yetkisi vardı ve onu yönetiyordu
Cevabı göster
üzerinde yetkisi vardı ve onu yönetiyordu
used for trading, raiding, and plundering: amaçları sıralamak
use something for + -ing yapısı, bir şeyin ne yapmak için kullanıldığını açıklar. Burada which, daha önce geçen longships sözcüğüne gönderme yapar; trading, raiding ve plundering the seas ise bu gemilerin üç kullanım amacını belirtir. For sonrasındaki üç -ing biçimi, birbirine paralel isim-fiillerdir; şimdiki zamanın devam biçimleri değildir. Aynı yapı tek bir amacı belirtebilir veya birkaç amacı sıralayabilir.
Alıştırma
Cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This cart is used for ____ heavy boxes.
Cevabı göster
carrying
many neighboring rulers sought their aid. Kalıp ifadeler
1:58birçok komşu hükümdar onların yardımını istedi.
Observing this prowess, ve cümle başındaki -ing yapısı
Observing this prowess, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hükümdarların fark ettiği şeyi ana eylemin arka planı ve olası nedeni olarak sunar: sergilenen bu yeteneği gördüler ve ardından yardım istediler. Observing sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan many neighboring rulers ifadesidir. Bu yapı, resmî anlatımda "When/Because they observed this prowess" cümleciğini bir -ing öbeğine sıkıştırır.
Alıştırma
Observing this prowess ifadesindeki eylemi kimin yaptığı anlaşılır?
- their aid
- many neighboring rulers
- this prowess
Cevabı göster
many neighboring rulers
sought their aid: geçmiş zamanda resmî yardım talebi
Sought their aid, “onların yardımını aradı veya istedi” anlamına gelir. Sought, seek fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Aid bir isimdir ve sought fiilinin doğrudan nesnesidir; their, kimin yardımının istendiğini gösterir. Seek aid, ask for help ifadesinden daha resmîdir. Destek talebinin kısa ve resmî bir şekilde sunulduğu tarih, diplomasi, askerî konular, haber ve kurum metinlerine uygundur.
Alıştırma
Seek fiilinin geçmiş biçimini ve “yardım” anlamındaki resmî ismi kullanın: After the earthquake, the town ____ from neighboring regions.
Cevabı göster
sought aid
The brothers Rognvald and Olaf each solved neighbors' maritime woes. Kelime
2:01Rognvald ve Olaf kardeşlerin her biri, komşularının denizcilik dertlerini çözdü.
solved neighbors' maritime woes: komşu bölgelerin deniz sorunlarını çözmek
solved neighbors' maritime woes ifadesi, yakındaki toprakların veya yöneticilerin karşılaştığı ciddi ya da süregelen denizle ilgili sorunları başarıyla çözdüler anlamına gelir. Maritime, woes sözcüğünü deniz, deniz taşımacılığı veya kıyı güvenliğiyle ilgili sorunlarla sınırlar; woes, sıradan problems sözcüğünden daha güçlü ve anlatısaldır. Bu ifade, her sorunu ayrı ayrı adlandırmak yerine birkaç güçlüğü resmî ve öyküleyici tek bir söz öbeğinde toplar.
Alıştırma
Bu cümlede solved neighbors' maritime woes ne anlama gelir?
- yakındaki insanların tekneler hakkında eğlenceli hikâyeler anlatmasını dinlediler
- yakındaki toprakların karşılaştığı ciddi deniz sorunlarını başarıyla çözdüler
- sahildeki küçük bir kişisel rahatsızlığı giderdiler
Cevabı göster
yakındaki toprakların karşılaştığı ciddi deniz sorunlarını başarıyla çözdüler
King Rognvald supplied military assistance to the Scottish king, Kalıp ifadeler
2:07Kral Rognvald, İskoç kralına askeri yardım sağladı,
supplied military assistance to: bir tarafa askerî yardım sağladı
Supplied military assistance to, resmî bir bağlamda bir alıcıya askerî destek verildiği anlamına gelir. Yapı supply + verilen şey + to + alıcı şeklindedir: military assistance verilen şey, the Scottish king ise alıcıdır. To sözcüğü yardımı kimin aldığını gösterir. Bir eylemin amacını belirtmez.
Alıştırma
Cümleyi supply fiilinin geçmiş hâli ve alıcıyı gösteren edatla tamamlayın: The relief agency ____ medical assistance ____ coastal villages.
Cevabı göster
supplied · to
and King Olaf's forces served as a coast guard at the English King Henry III's request, Kalıp ifadeler
2:11ve Kral Olaf'ın güçleri, İngiliz Kralı III. Henry'nin isteği üzerine bir sahil güvenlik birimi olarak hizmet verdi,
serve as a coast guard: bir rolü yerine getirmek
Serve as + bir rolü ya da işlevi adlandıran isim öbeği, “o rolde bulunmak” veya “o işlevi yerine getirmek” demektir. Burada served as a coast guard, Kral Olaf'ın kuvvetlerinin kıyı koruma görevlerini yürüttüğünü anlatır. Bu ifade, onların bu durumdaki işlevini tanımlar; kalıcı ve modern bir sahil güvenlik teşkilatının resmî parçası oldukları anlamına gelmek zorunda değildir.
Alıştırma
“Bir şeyin işlevini görmek” anlamındaki serve + edat yapısıyla cümleyi tamamlayın: During the storm, the school gym will ____ an emergency shelter.
Cevabı göster
serve as
at the English King Henry III's request: isteği kimin yaptığını belirtmek
At + iyelik biçimindeki bir isim öbeği + request, “o kişi ya da makam istediği için” demektir. İyelik öbeği the English King Henry III's, isteği kimin yaptığını belirtir. Bu cümlede ifade, Kral Olaf'ın kuvvetlerinin bu rolü neden üstlendiğini açıklar. At, isteği eylemin dayanağı olarak gösterir; yer bildirmez.
Alıştırma
Cümleyi “belediye başkanı istediği için” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The museum extended its hours ____.
Cevabı göster
at the mayor's request
for a hefty fee: yüksek bir ödeme karşılığında
“For a hefty fee”, “yüksek miktarda bir ödeme karşılığında” demektir. for edatı, bir eylemi veya hizmeti onun karşılığında alınan ücretle ilişkilendirir. Burada hefty, fiziksel olarak ağır anlamına gelmez. fee, bill, fine veya price gibi parayla ilgili sözcükleri nitelediğinde miktarın alışılmadık derecede yüksek olduğunu belirtir ve çoğu zaman konuşanın bu miktarı fazla bulduğunu sezdirir.
Alıştırma
“Yüksek miktarda bir ödeme karşılığında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The technician recovered the lost files ____.
Cevabı göster
for a hefty fee
The sea kings also sparred with their powerful neighbors, Kelime
2:19Deniz kralları güçlü komşularıyla da tartıştılar,
sparred with: karşılıklı bir çekişmeye girdi
Burada sparred with, “biriyle tekrar tekrar çatışmaya veya rekabete girdi” anlamına gelir. Spar aslında özellikle boksta antrenman amaçlı dövüşmeyi anlatır; ancak tartışmalar, siyasi anlaşmazlıklar, hukuki çatışmalar veya nüfuz mücadeleleri için de geniş anlamda kullanılır. İfade, iki tarafın karşılıklı hamlelerde bulunduğu bir çekişmeyi düşündürür. Tek başına deniz kralları ile komşularının topyekûn savaştığını kanıtlamaz; çatışmanın ne kadar ciddi veya fiziksel olduğunu çevredeki bağlam belirler.
Alıştırma
“The mayor sparred with reporters over the budget,” cümlesinde sparred with büyük olasılıkla ne anlama gelir?
- dostça boks antrenmanı yaptı
- konuşmaktan kaçındı
- karşılıklı bir tartışmaya girdi
Cevabı göster
karşılıklı bir tartışmaya girdi
but they had a particularly bitter rivalry with another dynasty in their own Isles, Kalıp ifadeler
2:23ancak kendi Adalarındaki başka bir hanedanla özellikle sert bir rekabete girdiler,
particularly bitter rivalry: özellikle sert ve düşmanca bir rekabet
“A particularly bitter rivalry”, güçlü düşmanlık veya derin kin içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet demektir. Burada bitter bir tadı değil, taraflar arasındaki ilişkiyi anlatır; particularly ise derecesini artırır. Bu ifade, söz konusu çatışmayı sıradan bir rekabetten ayırır: rekabet özellikle düşmanca ve yoğun duygularla yüklüdür.
Alıştırma
Bu cümlede “a particularly bitter rivalry” ne anlama gelir?
- güçlü düşmanlık içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet
- bir şeyin tadı hakkında anlaşmazlık
- kötü hislerin olmadığı dostça bir rekabet
Cevabı göster
güçlü düşmanlık içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet
a line of rulers: bir hükümdar soyu
“A line of rulers”, nesiller boyunca bir aile veya hanedan bağıyla birbirine bağlı hükümdarların oluşturduğu bir silsile demektir. Bu tarihî kullanımda line, insanların fiziksel olarak sıraya girmesini değil, soy bağını veya miras yoluyla devam eden yönetimi anlatır. “In the Hebrides”, bu hükümdar soyunun merkezinin bulunduğu veya iktidar sürdüğü yeri belirtir.
Alıştırma
Hangi cümlede line, nesiller boyunca devam eden bir aile veya silsile anlamında kullanılmıştır?
- The crown passed through a long line of rulers.
- Draw a line under the king's name.
- The visitors formed a line outside the palace.
Cevabı göster
The crown passed through a long line of rulers.
chieftain of this line: yönetici bir soya mensup lider
Burada chieftain, tarihî bir toplumdaki klan, kabile veya yerel güç grubunun lideri demektir. Modern bir şirketteki yöneticiyi değil, daha eski bir toplumsal ve siyasi rolü anlatır. Of this line, Somerled'i biraz önce anılan aileye veya yönetici soya bağlar. Tarih metinlerinde line, aynı aileden gelen kişilerin oluşturduğu soy çizgisi anlamına gelebilir.
Alıştırma
Tarihî bir metinde a chieftain of this line ne anlama gelir?
- bu yönetici aileden gelen geleneksel bir lider
- modern bir şirketin işe aldığı yönetici
- bütün deniz savaşlarını yöneten bir denizci
Cevabı göster
bu yönetici aileden gelen geleneksel bir lider
in a naval battle and formed a rival kingdom of the Isles, Kalıp ifadeler
2:37bir deniz savaşında yenilgiye uğrattı ve Adaların rakip bir krallığını kurdu,
formed a rival kingdom: rakip bir siyasi güç kurdu
Burada formed, “oluşturdu” veya “kurdu” anlamındadır. Nesnesi kingdom olduğu için fiil, fiziksel bir nesneye şekil vermeyi değil, siyasi bir yapıyı ortaya çıkarmayı anlatır. Rival, yeni krallığın iktidar için mevcut bir hükümdar veya krallıkla rekabet ettiğini gösterir. Of the Isles, bu krallıkla ilişkili bölgeyi veya adalar grubunu belirtir.
Alıştırma
Cümleyi form fiilinin geçmiş hâli ve rival government ifadesiyle tamamlayın: After the split, the opposition leaders ____ in the north.
Cevabı göster
formed a rival government
fracturing the old kingdom: sonuç bildiren -ing yan cümlesi
Sondaki -ing yan cümlesi, önceki eylemlerin sonucunu bildirir. Kralı yenip rakip bir Adalar Krallığı kurduktan sonra Somerled'in eylemleri, merkezi Man Adası olan eski krallığın siyasi olarak bölünmesine yol açtı. Burada fracturing mecazidir; siyasi birlik, güç ve toprak parçalanmıştır. Bu, sonucu sıkıştırarak veren bir yapıdır: ana cümle, + -ing yan cümlesi. Buradaki fracturing, daha sonra gerçekleşen ayrı bir adım değil, öncesinde anlatılan gelişmenin sonucudur.
Alıştırma
'The new border divided the region, fracturing its political unity,' cümlesindeki -ing ifadesinin görevi nedir?
- İlgisiz bir sonraki olayı anlatır.
- Sınırın nereye çizildiğini belirtir.
- Önceki eylemin sonucunu sunar.
Cevabı göster
Önceki eylemin sonucunu sunar.
This began a century-long rivalry between Somerled's line, Anlatım akışı
2:44Bu, Somerled'in soyu ile
This began a century-long rivalry: bir olayı uzun vadeli sonuca bağlamak
Buradaki This, önceki olayın tamamına gönderme yapar: Somerled, Man Adası kralını yenmiş ve rakip bir krallık kurmuştur. Yalnızca en yakın isme gönderme yapmaz. This began... yapısı, önceki olayı çok daha uzun sürecek bir gelişmenin başlangıç noktası hâline getirir. Anlatıcının tek bir somut olaydan onun kalıcı tarihsel sonucuna geçmesini sağlar.
Alıştırma
Özgün cümlede This neye gönderme yapıyor?
- Rekabetin zaten bir yüzyıl sürmesinden sonraki durum
- Man Adası kralını yenme ve rakip bir krallık kurma olayı
- Yalnızca en yakın isim olan kingdom
Cevabı göster
Man Adası kralını yenme ve rakip bir krallık kurma olayı
who ruled the Isle of Man and the northern Hebrides,
2:52Man Adası'nı ve kuzey Hebridler'i yöneten,
Family feuds often blossomed into bitter civil wars. Deyimler
2:57Aile kan davaları genellikle acımasız iç savaşlara dönüştü.
blossomed into bitter civil wars: karanlık çağrışımlı bir büyüme metaforu
Bu cümlede blossomed into, “zamanla gelişerek ... hâline geldi” anlamına gelir. Aile içi çekişmeler daha küçük çatışmalar olarak başladı ve şiddetli iç savaşlara dönüştü. Blossom normalde çiçekleri veya sağlıklı büyümeyi çağrıştırır. Bu fiilin bitter civil wars ile kullanılması karanlık bir karşıtlık yaratır: bir şey açılıp büyür, ancak sonuç yıkıcıdır.
Alıştırma
Bu cümlede blossomed into ne anlama gelir: “The minor dispute blossomed into a bitter conflict.”?
- ciddileşmeden sona erdi
- zamanla gelişerek ... hâline geldi
- resmen ... olarak adlandırıldı
Cevabı göster
zamanla gelişerek ... hâline geldi
King Rognvald sent a letter to his son commanding him to murder his uncle Olaf. Dilbilgisi
3:02Kral Rognvald, oğluna amcası Olaf'ı öldürmesini emreden bir mektup gönderdi.
commanding him to murder: mektuptaki emri aktaran bir -ing yapısı
-ing yapısı commanding him to murder, a letter ifadesini açıklayan ve mektuptaki talimatı aktaran bir ifade olarak anlaşılır. Bağlamda emri ileten mektuptur; him ise kralın oğlunu gösterir. İfadenin iç yapısı command + kişi + to-infinitive şeklindedir. Yazılı anlatımda bir ileti veya belgeden sonra -ing yapısı kullanmak, içeriğini kısa ve yoğun biçimde vermenin bir yoludur.
Alıştırma
“The director sent an email to Maya instructing her to lock the office,” cümlesinde instructing her to lock the office neyi açıklar?
- E-postada yer alan talimatı
- Maya'nın başka birine verdiği talimatı
- Ofisin zaten kilitli olmasının nedenini
Cevabı göster
E-postada yer alan talimatı
When Olaf discovered the plot: sonraki olayı hazırlayan zaman yan cümlesi
“When Olaf discovered the plot” zaman bildiren bağımlı bir yan cümledir. Keşfi önce verir ve ana cümledeki eylemin bundan sonra gerçekleştiği zaman akışını kurar. Buradaki “the plot”, Olaf’ı öldürmek için hazırlanmış gizli planı ifade eder; bir kitabın ya da filmin olay örgüsünü değil. Anlatılarda When + geçmişteki bir olay genellikle açık bir sıra kurar: önce when yan cümlesindeki olay, sonra ana cümledeki tepki.
Alıştırma
“When Olaf discovered the plot, he launched a vicious attack on his nephew” tam cümlesindeki baştaki when yan cümlesi ne yapar?
- Olaf’ın okuduğu bir kitabın olay örgüsünü anlatır.
- Olaf’ın saldırıyı ancak gerçekleştikten sonra öğrendiğini söyler.
- Olaf’ın komployu öğrenmesini önce verir ve ardından gelen saldırıya zemin hazırlar.
Cevabı göster
Olaf’ın komployu öğrenmesini önce verir ve ardından gelen saldırıya zemin hazırlar.
he launched a vicious attack on his nephew, Kalıp ifadeler
3:10yeğenine acımasızca bir saldırı düzenledi,
launched a vicious attack on: bir hedefe karşı ağır bir saldırı başlatmak
Launch an attack on + hedef, “o hedefe karşı bir saldırı başlatıp yürütmek” anlamına gelen resmî bir kelime grubudur. Bu cümlede on, hedef olan his nephew ifadesini getirir; launched burada bir nesneyi havaya fırlatmak anlamına gelmez. Vicious çok güçlü bir olumsuz değerlendirme katar: saldırı özellikle zalimce, şiddetli veya kasıtlı olarak zarar vericidir. Bu nedenle tüm ifade, çok ciddi bir saldırının başlatılmasını anlatır.
Alıştırma
Haber üslubundaki cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: At dawn, the army ____ the fortress.
Cevabı göster
launched an attack on
blinding and mutilating him: sonucu gösteren -ing yapısı
Blinding and mutilating him, saldırının gerçek sonucunu veren ek bir -ing yapısıdır: mağdur kör olmuş ve vücudunda ağır, kalıcı hasar oluşmuştur. İki -ing biçimi and ile bağlanır ve aynı nesneyi, yani him sözcüğünü paylaşır. Bu ifade yeni ve açıkça belirtilmiş bir özne ya da ayrı bir ana olay sunmaz. Anlamı önceki cümleciğe bağlıdır ve him, saldırıya uğrayan Olaf'ın yeğenini belirtir. Bu yapı, bir olayın sonucunu o olaya kısa ve sıkı bir biçimde bağlamayı sağlar.
Alıştırma
Tam cümlede blinding and mutilating him ifadesinin görevi nedir?
- Saldırı sonucunda oluşan yaralanmaları belirtir.
- İkinci bir saldırı yapan yeni bir kişiyi tanıtır.
- Mağdurun birine saldırmayı planladığını söyler.
Cevabı göster
Saldırı sonucunda oluşan yaralanmaları belirtir.
people realized the letter ordering the attack might have been forged. Dilbilgisi
3:18insanlar saldırıyı emreden mektubun sahte olabileceğini anladılar.
ordering the attack: letter sözcüğünü niteleyen -ing ifadesi
the letter ordering the attack isim öbeğinde ordering the attack, letter sözcüğünden sonra gelir ve mektubu içeriğine göre tanımlar: bu, saldırı emrini veren mektuptur. Burada ordering, isimden sonra gelen bir niteleyici olarak kullanılan present participle biçimidir; present progressive yapısının parçası değildir. İlgi cümleciğiyle yazılan uzun biçim the letter that ordered the attack şeklindedir. Bu kısaltılmış biçimi tanımak, isim öbeğinin tamamını might have been forged ifadesinin öznesi olarak görmeye yardımcı olur.
Alıştırma
Hangi cümlede ordering the attack örneğindeki gibi bir ismi tanımlamak için isimden sonra -ing ifadesi kullanılmıştır?
- The email requesting payment looked suspicious.
- Maya was requesting payment in the email.
- Requesting payment, Maya sent an email.
Cevabı göster
The email requesting payment looked suspicious.
might have been forged: geçmişte gerçekleşmiş olabilecek edilgen bir olay
might have been forged, might + have been + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Might belirsizlik bildirir, have değerlendirmeyi geçmişe yöneltir ve been forged edilgen yapı kurar: eyleme uğrayan mektuptur. Bu cümlede insanlar, birinin mektubu daha önce sahte olarak hazırlamış olabileceğini düşünmeye başlamıştır. Bu, sahtecilik eyleminin o sırada hâlâ sürdüğü anlamına gelmez.
Alıştırma
might ve forge fiilini modal perfect edilgen yapıda kullanın: Investigators found mismatched ink, so the signature ____.
Cevabı göster
might have been forged
The Manx kings attempted to resolve disagreements at Tynwald, Kalıp ifadeler
3:23Manx kralları anlaşmazlıkları Tynwald'da çözmeye çalıştılar,
attempted to resolve disagreements: anlaşmazlıkları çözmeye çalışmayı resmî biçimde anlatmak
attempted to resolve disagreements, “görüş ayrılıklarını gidermeye çalıştı” anlamına gelir. Attempted to + fiilin yalın hâli, bir çaba gösterildiğini belirtir ancak çabanın başarılı olup olmadığını söylemez. Resolve disagreements doğal ve resmî bir sözcük birlikteliğidir. Burada resolve, bir sorunu çözmek veya sona erdirmek anlamındadır; “bir şey yapmaya karar vermek” anlamına gelmez.
Alıştırma
Resmî cümleyi attempted to ve resolve disagreements birlikteliğiyle tamamlayın: During the meeting, both sides ____ about the final price before signing the agreement.
Cevabı göster
attempted to resolve disagreements
an open-air parliament centered on a mound, Kültür
3:27bir tümseğin üzerinde yer alan açık hava parlamentosu,
an open-air parliament centered on a mound: bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava meclisi
Burada parliament, yalnızca modern bir kapalı parlamento binasını değil, bir meclisi ve onun toplandığı yeri ifade eder. Open-air, insanların açık havada toplandığını belirtir. Centered on a mound mekânın düzenini anlatır: tümsek, meclis üyelerinin çevresinde toplandığı fiziksel odak noktasıydı. Tynwald'a ilişkin bu betimlemede bütün ifade, söz konusu tümseğin etrafında düzenlenmiş tarihî bir kamusal toplantı yerini anlatır.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan ifade neyi betimliyor?
- Yalnızca gözetleme noktası olarak kullanılan bir tümseği.
- Bir tepenin içine inşa edilmiş modern bir parlamento binasını.
- Bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava toplantı yerini.
Cevabı göster
Bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava toplantı yerini.
where assemblies ruled on matters of justice and other issues. Kelime
3:29meclislerin adalet ve diğer meseleler hakkında kararlar verdiği yer.
ruled on matters of justice: adalet meseleleri hakkında resmî karar vermek
Hukuk ve kurum dilinde rule on + bir dava, soru ya da mesele, “o konuda resmî karar vermek” anlamına gelir. Burada meclisler adaletle ilgili meseleler hakkında karar veriyordu. On edatı karar verilen konuyu gösterir. Bu ifade, meclislerin adaletin kendisini yönettiği ya da bir bölgeye hükmettiği anlamına gelmez.
Alıştırma
Rule ile doğru edatı kullanarak öğrendiğiniz hukuk ifadesini tamamlayın: The court will ____ the appeal tomorrow.
Cevabı göster
rule on
Such sites were commonly used in the Viking world for resolving anything from local disputes Dilbilgisi
3:34Bu tür alanlar Viking dünyasında yerel anlaşmazlıklardan
were commonly used ... for resolving: amaç bildiren be used for + -ing
were commonly used ... for resolving ifadesinde were used edilgen yapıdadır: yerler kullanılan öğelerdir ve commonly bunun yaygın bir uygulama olduğunu belirtir. in the Viking world bu uygulamayı tarihsel bağlamına yerleştirir. for + resolving yerlerin amacını gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be used for + isim veya -ing biçimidir: bir şey, bir işi yapmak için kullanılır. Burada resolving sonrasındaki sözcükler neyin çözüldüğünü belirtir.
Alıştırma
Amaç kalıbı be used for + -ing yapısını tamamlayın: This room is commonly used ____ holding club meetings.
Cevabı göster
for
to matters involving kings.
3:39kralları ilgilendiren meselelere kadar her şeyi çözmek için yaygın olarak kullanılıyordu.
anything from local disputes to matters involving kings: anything from X to Y aralığı
anything from X to Y, X ve Y'yi geniş bir aralığın iki ucu olarak kullanır. Burada X local disputes, Y ise matters involving kings ifadesidir; dolayısıyla anlam iki ucu ve aradaki pek çok olay türünü kapsar. anything genişliği vurgular: bunlar rastgele seçilmiş iki örnek değil, olası meselelerin ne kadar geniş bir alanı kapsadığını gösteren işaretlerdir.
Alıştırma
Aralık bildiren anything from X to Y kalıbını tamamlayın: The repair shop handles anything ____ flat tires ____ engine trouble.
Cevabı göster
from · to
These meetings didn't always go smoothly. Kalıp ifadeler
3:41Bu toplantılar her zaman sorunsuz geçmedi.
didn't always go smoothly: not always ile olumsuz bir noktayı yumuşatma
didn't always go smoothly, bazı toplantılarda sorun yaşandığı anlamına gelir. go smoothly “sorunsuz ilerlemek” demektir; didn't always ise bunun her seferinde geçerli olduğunu reddeder. Bu ölçülü bir anlatımdır: önce istisnalar olduğu nazikçe kabul edilir, ardından daha ciddi sorunlara geçilebilir. Burada sonraki çatışma örneklerine zemin hazırlar; ancak toplantıların çoğunun kötü geçtiğini söylemez.
Alıştırma
Şu yargıyı değerlendirin: These meetings didn't always go smoothly cümlesi, toplantıların çoğunun başarısız olduğu anlamına gelir.
- Yanlış
- Doğru
Cevabı göster
Yanlış
Sometimes violence erupted: ani bir patlak verme için erupt
Sometimes violence erupted ifadesinde erupted mecaz anlamdadır: şiddet aniden ve güçlü biçimde başladı. Bu imge, bir yanardağın patlamasından gelir; ancak burada gerçek bir yanardağdan söz edilmez. Sometimes söylenen şeyi sınırlar: bu durum her toplantıda değil, bazı zamanlarda yaşandı. İfade, her şiddet olayını ani bir tırmanış olarak sunar.
Alıştırma
Cümleyi, bu derste geçen ve “şiddet aniden başladı” anlamına gelen iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: After the disputed result was announced, ____ outside the building.
Cevabı göster
violence erupted
two rival factions squabbled to the point of breaking up the assembly at Tynwald. Notlar
3:47iki rakip grup Tynwald'daki meclisi dağıtacak kadar kavga etti.
two rival factions: daha büyük bir yapı içindeki rakip hizipler
Bu cümlede two rival factions, çıkarları veya görüşleri birbirine karşı olan iki örgütlü grubu ifade eder. Bir faction genellikle daha büyük bir siyasi, toplumsal veya kurumsal yapının içindeki hiziptir; sıradan bir arkadaş grubu değildir. Rival, iki hizbin rekabet ettiğini veya çatışma içinde olduğunu gösterir. Bu nedenle ifade, tartışmayı bireyler arasındaki basit bir anlaşmazlık değil, karşıt kamplar arasındaki bir çatışma olarak sunar.
Alıştırma
Hangi durum two rival factions ifadesiyle en iyi biçimde anlatılır?
- İki arkadaş öğle yemeği için buluşuyor.
- Aynı siyasi partinin içindeki iki grup nüfuz kazanmak için yarışıyor.
- Birbiriyle ilgisiz iki sınıf farklı odaları kullanıyor.
Cevabı göster
Aynı siyasi partinin içindeki iki grup nüfuz kazanmak için yarışıyor.
to the point of breaking up the assembly: sonuca yol açan derece
Burada squabbled to the point of breaking up the assembly, ağız dalaşının meclis toplantısını aksatıp durmaya zorlayacak kadar ciddi hâle geldiğini anlatır. To the point of, ardından gelen -ing yapısını ulaşılan aşırı derece veya ortaya çıkan sonuç olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp fiil veya durum + to the point of + isim ya da -ing biçimidir. Buradaki point fiziksel bir yer değil, bir ölçekteki mecazi sınırdır.
Alıştırma
Cümleyi dersteki derece ve sonuç bildiren dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The debate became heated ____ delaying the vote.
Cevabı göster
to the point of
The four-tiered mound at Tynwald survives to this day, Kalıp ifadeler
3:53Tynwald'daki dört katmanlı tümsek günümüze kadar ayakta kalmıştır,
survives to this day: geçmişten bugüne varlığını sürdürmek
survives to this day ifadesindeki survives, “canlı kalır” değil, “var olmaya devam eder” anlamına gelir. Özne bir bina, nesne, gelenek, yasa veya geçmişten kalan başka bir şey olabilir. To this day, zamanın bitiş noktasını bugün olarak gösterir ve geçmişle kesintisiz bağı vurgular. Burada ifade, Tynwald'daki dört kademeli tepenin bugün hâlâ var olduğunu söylüyor.
Alıştırma
“The stone bridge survives to this day,” cümlesinde survives to this day ne anlama gelir?
- Taş köprü günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
- Taş köprü her gün yeniden inşa edilir.
- Taş köprü uzun zaman önce yok olmuştur.
Cevabı göster
Taş köprü günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
and the modern Manx Parliament still holds an annual meeting there. Kalıp ifadeler
3:57ve modern Manx Parlamentosu hala orada yıllık bir toplantı yapmaktadır.
still holds an annual meeting there: hâlâ yılda bir kez orada toplanmak
holds an annual meeting ifadesindeki holds, “elde tutar” değil, “organize eder ve yürütür” anlamına gelir. Hold a meeting, bir toplantı düzenlemeyi anlatan yaygın bir fiil-ad birleşimidir. Annual yılda bir kez anlamına gelir, still uygulamanın devam ettiğini gösterir ve there yeri belirtir. İfade bir bütün olarak parlamentonun orada her yıl bir toplantı düzenlemeye devam ettiğini söyler.
Alıştırma
Cümleyi “her yıl bir toplantı düzenler” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The association ____ to review its budget.
Cevabı göster
holds an annual meeting
was succeeded by his brother: başarı değil, görev veya unvan devri
Bu cümlede was succeeded by his brother, Harald'dan sonra kardeşinin kral olduğu anlamına gelir. Edilgen be succeeded by + kişi yapısı önce görevi daha önce yürüten kişiyi söyler, ardından onun yerini kimin aldığını belirtir. Buradaki succeed, “bir hedefe ulaşmak” değil, “birinin görevini, unvanını veya rolünü devralmak” anlamındadır. Etken biçimi His brother succeeded him. şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi “bir görevde yerini başkasına bırakmak” anlamındaki succeed fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When the director retired, she ____ her deputy.
Cevabı göster
was succeeded by
Weeks into the new king's reign, Kalıp ifadeler
4:09Yeni kralın saltanatının daha ilk haftalarında,
Weeks into the new king's reign: süre + into + dönem
Weeks into the new king's reign, yeni kralın hükümdarlığının çoktan başladığını ve aradan birkaç hafta geçtiğini ifade eder. Kısa süre + into + dönem yapısı, bir olayı veya durumu devam eden bir dönemin belirli bir noktasına yerleştirir. Burada reign, bir kralın veya kraliçenin hüküm sürdüğü dönemdir. Into bir yere doğru hareketi değil, zaman içindeki ilerlemeyi gösterir.
Alıştırma
Projenin üç aydır devam etmekte olduğunu belirten sözcükle zaman ifadesini tamamlayın: Three months ____ the project, the team found a solution.
Cevabı göster
into
without an heir: tanınmış bir varis olmadan
Without an heir, Magnus öldüğünde onun konumunu, unvanını veya mal varlığını devralacak, hukuk ya da gelenek tarafından tanınmış bir kişinin bulunmadığını ifade eder. Buradaki heir, yalnızca bir çocuk veya akraba değil, miras yoluyla hak sahibi olan kişidir. without + isim yapısı, bir durumda bir şeyin bulunmadığını anlatır. Kraliyet tarihinde bu ayrıntı, doğrudan veraset zincirinin neden Magnus üzerinden devam edemediğini açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
Bir kraliyet tarihinde “died without an heir” ne anlama gelir?
- Saçı olmadan öldü.
- Hayatta hiçbir akrabası kalmadan öldü.
- Konumunu devralacak tanınmış bir kişi olmadan öldü.
Cevabı göster
Konumunu devralacak tanınmış bir kişi olmadan öldü.
According to one scribe: bilgiyi bir kaynağa dayandırmak
According to one scribe, ardından gelen bilginin kaynağını tanıtır. Bir sonraki iddianın, işi belgeleri kopyalamayı veya yazmayı içeren bir kişi tarafından kaydedildiğini ya da aktarıldığını belirtir. Cümlenin başında According to + kaynak yapısı, anlatıcının sesiyle kaynağın anlatımını ayırarak bilgiyi düzenler. İddiayı bir kaynağa bağlar; anlatıcının buna katıldığını veya bilgiyi bağımsız olarak doğruladığını söylemez.
Alıştırma
“According to one scribe,” ifadesinin temel işlevi nedir?
- Ardından gelen iddianın kaynağını belirtir.
- Anlatıcının kâtibe katıldığını gösterir.
- Kâtibe bir talimata uymasını söyler.
Cevabı göster
Ardından gelen iddianın kaynağını belirtir.
his death marked the day that kings ceased to reign in Man. Kalıp ifadeler
4:22onun ölümü kralların Man'da hüküm sürmeyi bıraktığı günü işaret ediyordu.
marked the day that... ceased to reign: hükümranlığın sonunu belirtmek
Burada marked the day that... ifadesi, ölümün o günü açık bir tarihsel dönüm noktasına çevirdiğini anlatır; marked, bir şeyin üzerine görünür bir işaret koymak anlamına gelmez. Ceased to reign, hüküm sürmeyi bıraktı demenin resmî bir yoludur. Man Adası’ndaki kralların yönetiminin kalıcı olarak sona erdiğini anlatır; geçici bir ara değildir.
Alıştırma
Bu tarihsel cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?
- Onun ölümü, krallar tarafından yazılı bir işaretle kaydedildi.
- Onun ölümü, kralların görevlerine bir gün ara vermesine yol açtı.
- Onun ölümü, kralların yönetiminin sona erdiği tarihsel dönüm noktası oldu.
Cevabı göster
Onun ölümü, kralların yönetiminin sona erdiği tarihsel dönüm noktası oldu.
Scotland annexed Man and the Isles: İskoçya Man Adası’nı ve Adalar’ı ilhak etti
Scotland annexed Man and the Isles ifadesinde annexed, İskoçya’nın bu toprakları kendi yönetimi altına alıp siyasi alanına kattığı anlamına gelir. Annex, got veya took sözcüklerinden daha güçlü ve daha özeldir. Tarihsel ve siyasi metinlerde toprak denetimindeki bir değişikliği adlandırır; değişikliğin barışçıl olduğunu veya herkesçe hukuken kabul edildiğini tek başına söylemez.
Alıştırma
Hangi cümle, krallığın toprağı kendi ülkesine kattığını özellikle belirtir?
- The kingdom annexed the territory.
- The kingdom occupied the territory for six months.
- The kingdom traded with the territory.
Cevabı göster
The kingdom annexed the territory.
exploits of the sea kings: deniz krallarının dikkate değer kahramanlıkları
exploits of the sea kings ifadesinde exploits, dikkate değer ve cesur eylemleri ya da maceraları anlatan çoğul bir isimdir. of ile başlayan bölüm, bu eylemleri kimin yaptığını gösterir. Burada tarihsel bir anlatının parçasıdır ve deniz krallarının eylemlerini kaydedilmeye değer işler olarak sunar. Birini veya bir şeyi çıkar sağlamak için kullanmak anlamındaki exploit fiili değildir.
Alıştırma
exploits of the sea kings ifadesindeki exploits ne anlama gelir?
- İnsanların haksız biçimde kullanılması
- Tarihe göre sıralanmış bir kayıt
- Dikkate değer veya cesur eylemler
Cevabı göster
Dikkate değer veya cesur eylemler
primarily from a chronicle: ana bilgi kaynağını belirtmek
Primarily from a chronicle, bilginin nereden geldiğini açıklar. Primarily ‘esas olarak’ anlamına gelir; from ise fiziksel bir başlangıç noktası yerine bilgi kaynağını belirtir. Chronicle, olayları zaman içinde kaydeden tarihsel bir anlatıdır. Bu ifade, tek kaynak olduğunu iddia etmeden ana kanıt kaynağını belirtir.
Alıştırma
Ana kaynağı belirtmek için cümleyi primarily from ile tamamlayın: We know about the expedition ____ the crew's journals.
Cevabı göster
primarily from
written by Christian scribes living on the Isle of Man, Dilbilgisi
4:36Man Adası'nda yaşayan Hıristiyan katipler tarafından yazılan,
written by ... living on ...: art arda gelen isim niteleyicileri
Bu parça, daha önce sözü edilen chronicle, yani tarih kaydını açıklamaya devam eder; yeni bir ana cümle değildir. written by Christian scribes, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş ortaç öbeğidir: tarih kaydı kâtipler tarafından yazılmıştır. living on the Isle of Man, Christian scribes ifadesini niteleyen bir şimdiki ortaç öbeğidir: kâtipler orada yaşamıştır. Böyle uzun bir isim öbeğini çözümlerken önce açıklanan şeyi bulun, ardından her ortaç öbeğini anlamca uygun olan en yakın isme bağlayın.
Alıştırma
Hangisi aynı yapıyı kullanır: bir şeyi anlatan geçmiş ortaç ve ardından kişiyi anlatan şimdiki ortaç?
- a letter writing by a monk lived near the castle
- a letter written by a monk living near the castle
- a letter wrote by a monk lives near the castle
Cevabı göster
a letter written by a monk living near the castle
and from the praise poems composed to celebrate the kings' victories. Kültür
4:40ve kralların zaferlerini kutlamak için bestelenen övgü şiirlerinden.
kralların zaferlerini kutlamak için oluşturulan övgü şiirleri
Burada praise poems, kralların zaferlerini yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturulan şiirlerdir. composed to celebrate... bunların oluşturulma amacını belirtir; dolayısıyla bunlar yalnızca olumlu içerikli şiirler değil, törensel veya siyasi işlevi olan eserlerdir. Bu şiirler adları, olayları ve ortak hafızayı koruyabildiği için tarihî kaynak olarak kullanılabilir. Ancak amaçları övgü olduğu için zaferleri tarafsız raporlar gibi değil, kralların lehine bir bakış açısından sunarlar.
Alıştırma
praise poems composed to celebrate the kings' victories ifadesi bu şiirler hakkında ne anlatır?
- Kralların başarılarını yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturuldular.
- Nasıl şiir yazılacağına ilişkin özel talimatlardı.
- Kimseyi övme amacı taşımayan tarafsız kayıtlardı.
Cevabı göster
Kralların başarılarını yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturuldular.
are long gone: uzun zamandır artık yok
Be long gone, birinin ya da bir şeyin uzun zaman önce ayrıldığı, kaybolduğu, sona erdiği veya artık bulunmadığı anlamına gelir. Long burada fiziksel uzunluğu değil, ne kadar zaman geçtiğini anlatır. Buradaki are long gone, deniz krallarının ve onların döneminin artık günümüze ait olmadığını ve uzun zamandır var olmadığını belirtir.
Alıştırma
Cümleyi “uzun zaman önce ayrılmıştı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: By the time we arrived, the last train was ____, so we had to wait until morning.
Cevabı göster
long gone
their presence remains etched onto the landscape. Deyimler
4:48varlıkları manzaraya kazınmış olarak kalıyor.
although ... their presence remains etched: ana düşünceden önce ödünleme
Although bir ödünleme bilgisi sunar: the sea kings are long gone gerçeğini kabul eder. Bu yan cümle, onların etkisinin de kaybolmuş olmasını beklememize yol açabilecek bir arka plan verir. Ana cümle olan their presence remains etched onto the landscape asıl düşünceyi taşır: onlardan kalan görünür izler hâlâ vardır. Başka durumlarda da kullanılabilen although A, B yapısı, A doğru olsa bile asıl önemli noktanın B olduğunu gösterir.
Alıştırma
Although the path is difficult, we will keep going cümlesinde ana düşünceyi hangi bölüm taşır?
- we will keep going
- the path is difficult
- Although
Cevabı göster
we will keep going
presence remains etched onto the landscape: kalıcı ve görünür bir iz
Bu cümlede presence, geçmişte yaşamış insanların kalıcı kanıtlarını ve etkisini anlatır. remains etched onto the landscape bu fikri görsel bir metafora dönüştürür: bıraktıkları izler yerlerde, yapılarda veya arazinin başka özelliklerinde hâlâ görülebilir. Etched sözcüğü gerçek anlamıyla bir desenin yüzeye kazınmasını anlatır. Burada ise mecazidir ve izin açık, derin ve uzun ömürlü olduğunu vurgular; presence kavramının fiziksel olarak toprağa kazındığı anlamına gelmez.
Alıştırma
Burada “their presence remains etched onto the landscape” ne anlama geliyor?
- Bedenlerini fiziksel olarak toprağa kazıdılar.
- Şu anda bölgenin her yerinde yaşıyorlar.
- Kalıcı etkileri arazinin özelliklerinde hâlâ görülebiliyor.
Cevabı göster
Kalıcı etkileri arazinin özelliklerinde hâlâ görülebiliyor.
Were Viking longships the most influential technology of the Middle Ages? Notlar
4:52Viking uzun gemileri Orta Çağ'ın en etkili teknolojisi miydi?
Were Viking longships the most influential technology...?: sonraki konuya geçiş yapan bir soru
Bu cümle evet-hayır sorusu biçimindedir; ancak eğitici bir videonun sonunda asıl görevi yeni bir düşünce hattı açmaktır. Önceki tartışmayı Viking uzun gemilerine yöneltir ve izleyiciye devam etmek için bir neden verir. The most influential üstünlük yapısı, iddiayı kasıtlı olarak cesur hâle getirir. Konuşmacı meseleyi sonuçlandırmak yerine merak ve gerilim yaratır; sonraki konuyu araştırmaya değer bir tartışma olarak sunar.
Alıştırma
Videonun sonundaki bu sorunun temel işlevi nedir?
- Merak ve gerilim yaratıp sonraki konuya yöneltir.
- Uzun gemilerin tartışmasız biçimde en etkili teknoloji olduğunu kanıtlar.
- İzleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster
Merak ve gerilim yaratıp sonraki konuya yöneltir.
Tarihsel bir dönem adı olarak the Middle Ages
the Middle Ages, Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki bir dönemin yerleşik adıdır. İnsanların yaşlarıyla ilgili bir ifade değildir. Bu soruda of the Middle Ages, technology için zaman çerçevesini belirler: karşılaştırma, bu tarihsel dönemde hangi teknolojinin en büyük etkiye sahip olduğunu sorar.
Alıştırma
Bu soruda the Middle Ages ne anlama gelir?
- Yaşları ortalamaya yakın birkaç kişi
- Bir kişinin yaşamındaki orta yaş yılları
- Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki dönem
Cevabı göster
Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki dönem
humble boat: sıradan görünen ama önemli bir tekne
humble bir nesneyi nitelediğinde basit, sıradan veya önemsiz görünen anlamına gelebilir. Bir tekne, insana özgü alçakgönüllülük niteliğine gerçek anlamda sahip olamaz. Ona a humble boat denmesi bir karşıtlık yaratır: tekne dikkat çekici görünmez, ancak cümle onun imparatorlukların kurulmasına ve yıkılmasına yardım ettiğini söyler. Bu kalıp, sıradan bir şeyin şaşırtıcı derecede büyük bir etki oluşturacağını haber vermek için sıkça kullanılır.
Alıştırma
this humble boat ifadesinde humble neyi anlatır?
- Teknenin kibar ve alçakgönüllü bir kişiliği vardır.
- Tekne sıradan veya önemsiz görünür, ancak büyük bir etki yaratır.
- Tekne mutlaka çok küçük ve ucuzdur.
Cevabı göster
Tekne sıradan veya önemsiz görünür, ancak büyük bir etki yaratır.
İmparatorlukların kurulmasına ve devrilmesine yardım etti
Burada helped, and ile bağlanan iki fiil için de geçerlidir: build ve topple. İki fiil de yalın hâldedir. Build empires, imparatorluklar kurmak ya da güçlerini genişletmek; topple empires ise güçlerini kaybetmelerine veya çökmelerine yol açmak demektir. Buradaki topple siyasi ve mecazidir; bir binayı fiziksel olarak devirmek anlamına gelmez. Build ve topple yan yana kullanıldığında dengeli bir karşıtlık oluşur. Bu yapı büyük bir tarihsel düşünceyi tek cümlede özetler: aynı araç gücün kurulmasını destekleyebilir ve onun yıkılmasına da yardım edebilir. Helped, teknenin tek neden değil, önemli bir katkı sağlayan etken olduğunu gösterir.
Alıştırma
Hangi cümle aynı teknolojinin hem imparatorlukların yükselişine hem de düşüşüne katkıda bulunduğunu anlatır?
- The technology helped build and topple empires.
- The technology alone built empires.
- The technology weakened empires but did not bring them down.
Cevabı göster
The technology helped build and topple empires.