Man Krallığı'nın yükselişi ve çöküşü - Andrew McDonald: İngilizce çalışma notları

TED-Ed

Öğrenme zorluğu
649 kelime 148 kel/dk

Video özeti: Bu tarih anlatısı, Man Adası ve Hebridler’deki deniz krallarının Orta Çağ krallığının yükselişini ve çöküşünü izliyor. Deniz yollarını denetlemenin iktidarlarını nasıl desteklediğini, hanedan çatışmalarının krallığı nasıl zayıflattığını ve siyasi mirasının Tynwald’da nasıl görünür kaldığını açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. seized control of — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir bölgenin, güzergâhın, kurumun ya da şirketin denetimini zorla veya hızla ele geçirmeyi anlatmayı öğrenin. got control of ifadesine göre daha resmî olan bu eşdizim, bir iktidar mücadelesini veya zorla gerçekleşen güç değişimini açıkça hissettirir. 2. might have been forged. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Geçmişteki bir olay hakkında kesin olmayan çıkarım bildiren kiplik, tamamlanmışlık ve edilgenlik birleşimini tanıyın. Bu yapı, tarih, hukuk veya soruşturma bağlamlarında tartışmalı kanıtları ele alırken şüpheyi kesin bir gerçek gibi sunmamanızı sağlar. 3. survives to this day, — Kalıplaşmış ifadeler ve eşdizimler: Bir yapının, geleneğin, belgenin ya da kurumun bugüne kadar varlığını sürdürdüğünü tarihsel ve resmî bir üslupla anlatın; böylece yalnızca hâlâ bulunduğunu söylemek yerine zaman içindeki devamlılığını vurgulayın.

Bu derste

On a small island in the middle of the Irish Sea, Kalıp ifadeler

0:07

İrlanda Denizi'nin ortasındaki küçük bir adada,

Kalıp ifadeler

in the middle of the Irish Sea: yaklaşık merkezi konum

In the middle of the Irish Sea, küçük adayı daha geniş bir coğrafi alanın, yani Büyük Britanya ile İrlanda arasındaki İrlanda Denizi'nin içine yerleştirir. Bu ifade a small island söz öbeğini niteler ve adanın nerede olduğunu bildirir. Burada in the middle of, o alanın orta kısımlarında anlamına gelir. Genellikle yaklaşık bir konumu belirtir; tam geometrik merkezi ifade etmek zorunda değildir.

Alıştırma

Yaklaşık olarak orta kısmında anlamına gelen dört sözcüklü hedef ifadeyle tamamlayın: The research station stands ____ the desert.

Cevabı göster

in the middle of

fortresses preside over the rugged shores. Kelime

0:10

kaleler engebeli kıyılara hükmeder.

Kelime

preside over: hâkim bir simge yapıyı kişileştirmek

Özne fortresses olduğunda preside over kişileştirme amacıyla kullanılır. Kaleler gerçekte bir şeye başkanlık etmez veya bir şeyi yönetmez; engebeli kıyıların üzerinde duran ve manzaraya hâkim olan güçlü kişiler gibi tasvir edilir. Bu resmî imge anlatıma otorite ve ihtişam katar. Cansız bir simge yapı bir yere presides over ettiğinde, görsel olarak öne çıkar ve tüm manzaraya hükmediyor gibi görünür.

Alıştırma

“A stone monument presides over the square,” cümlesinde presides over ne anlatır?

  1. Meydanın günlük işlerini yönetir.
  2. Meydanda düzenlenen bir toplantıya başkanlık eder.
  3. Meydana tepeden, otoriter bir görünümle hâkim olur.
Cevabı göster

Meydana tepeden, otoriter bir görünümle hâkim olur.

This unlikely location was the birthplace of a medieval empire Deyimler

0:13

Bu beklenmedik yer, orta çağda bir imparatorluğun doğduğu yerdi.

that lasted 200 years,

0:18

200 yıl süren,

Deyimler

birthplace of a medieval empire: bir imparatorluğun başladığı yer

Burada birthplace mecaz anlamda kullanılır. Bir imparatorluk kelimenin gerçek anlamıyla doğmaz; birthplace of a medieval empire, bu siyasi gücün ilk kez şekillendiği veya yükselmeye başladığı yeri anlatır. birthplace of + isim kalıbı, bir kişinin gerçek doğum yerinin yanı sıra bir kültürün, icadın, hareketin, kuruluşun ya da insan olmayan başka bir şeyin kökenini de belirtebilir.

Alıştırma

Cümleyi birthplace ve doğru edatla tamamlayın: The garage is remembered as the ____ the company.

Cevabı göster

birthplace of

ruled by a dynasty of sea kings. Dilbilgisi

0:20

deniz krallarından oluşan bir hanedan tarafından yönetilen bir imparatorluk.

Dilbilgisi

ruled by a dynasty of sea kings: kısaltılmış edilgen niteleyici

Geçmiş zaman ortacı öbeği ruled by a dynasty of sea kings, a medieval empire ifadesinden sonra gelir ve bu imparatorluğu kimin yönettiğini açıklar. Bu nedenle ruled cümlenin başka bir temel fiili değildir; by ile başlayan öbek yöneticileri belirtir. Bu, edilgen bir ilgi cümleciğinin kısaltılmış biçimidir. a medieval empire that was ruled by a dynasty of sea kings şeklinde açılabilir. Hem that lasted 200 years hem de ruled by... empire hakkında ek bilgi vererek uzun isim öbeğini çözümlemeyi kolaylaştırır.

Alıştırma

Cümleyi tamamlamak için that was ruled by ifadesini kısaltılmış edilgen bir niteleyiciye dönüştürün: The island was once part of a kingdom ____ a council.

Cevabı göster

ruled by

The first of these kings was Godred Crovan,

0:23

Bu kralların ilki Godred Crovan'dı,

a notorious warlord descended from Irish and Viking rulers. Notlar

0:26

İrlandalı ve Viking yöneticilerin soyundan gelen kötü şöhretli bir savaş beyiydi.

Kelime

notorious warlord: kötü nedenlerle tanınan bir savaş ağası

Notorious, kötü bir şey nedeniyle yaygın biçimde tanınmak demektir. Notorious warlord ifadesinde savaş ağasına açıkça olumsuz bir ün kazandırır: Bu kişi yalnızca birçok insanın tanıdığı bir lider değil, tehlikeli veya kötü şöhretli bir liderdir. Warlord, bir bölgeyi silahlı güç kullanarak kontrol eden askerî liderdir. Bu iki kelime birlikte güçlü biçimde olumsuz bir tanım oluşturur.

Alıştırma

Bir askerî lider şiddetli baskınları ve acımasızlığıyla yaygın biçimde tanınıyor. Hangi tanım bu kötü ünü en iyi gösterir?

  1. an unknown warlord
  2. a famous warlord
  3. a notorious warlord
Cevabı göster

a notorious warlord

Kalıp ifadeler

descended from Irish and Viking rulers: soyu belirtmek

Descended from, belirli kişileri veya grupları ata olarak taşımak anlamına gelir. İrlandalı ve Viking hükümdarlar savaş ağasının aile soyunun bir parçası olarak sunulur; burada aşağı doğru fiziksel bir hareket anlatılmaz. Burada descended from Irish and Viking rulers, warlord sözcüğünden sonra gelen açıklayıcı bir ifadedir. Who was descended from Irish and Viking rulers yapısının kısaltılmış biçimidir ve isme soy bilgisi ekler.

Alıştırma

“Bu kişileri ata olarak taşımak” anlamındaki iki kelimelik ifadeyle soy cümlesini tamamlayın: Elena is ____ early settlers.

Cevabı göster

descended from

Starting in 1079,

0:33

1079'dan başlayarak,

Godred consolidated power over the Isle of Man and the Hebrides, Kalıp ifadeler

0:35

Godred, Man Adası ve Hebridler üzerindeki gücünü pekiştirdi.

Kalıp ifadeler

consolidated power over: mevcut otoriteyi sağlamlaştırmak

Bu cümlede consolidated power over, Godred'ın adalar üzerindeki otoritesini daha birleşik, istikrarlı ve meydan okunması zor hâle getirdiği anlamına gelir. Yalnızca gücü ilk kez elde etmeyi değil, var olan gücü güçlendirip düzenlemeyi anlatır. Kalıp consolidate power over + yer, kurum veya grup şeklindedir. over, bu otoritenin yöneldiği insanları ya da bölgeyi tanıtır.

Alıştırma

Bir hükümdar zaten bir miktar otoriteye sahiptir ve ardından rakip grupları birleştirerek bu otoriteyi güvenli hâle getirir. consolidated power over the region ne demektir?

  1. Bölge üzerindeki mevcut gücü daha güçlü ve birleşik hâle getirdi
  2. Bölgenin denetimini rakip gruplara verdi
  3. Bölge üzerindeki gücü ilk kez kazandı
Cevabı göster

Bölge üzerindeki mevcut gücü daha güçlü ve birleşik hâle getirdi

a collection of islands off the west coast of Scotland. Kalıp ifadeler

0:39

İskoçya'nın batı kıyısının açıklarında bir adalar topluluğu.

Kalıp ifadeler

off the west coast of Scotland: İskoçya'nın batı kıyısı açıklarında bir konum

Burada off the west coast of Scotland, İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde demektir. off, karanın dışındaki bir konumu belirtir; ayrılma eylemini anlatmaz. off the coast of + yer kalıbı adaların, gemilerin ve denizdeki olayların konumunu belirtmek için yaygın olarak kullanılır. west, İskoçya'nın hangi tarafının kastedildiğini gösterir.

Alıştırma

off the west coast of Scotland hangi konumu anlatır?

  1. İskoçya'nın batı kıyısı boyunca karada
  2. İskoçya'nın batısında, kıyıdan uzaktaki iç kesimlerde
  3. İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde
Cevabı göster

İskoçya'nın batı kıyısına yakın denizde

He seized control of important sea routes between the British Isles, Notlar

0:42

Britanya Adaları,

Kalıp ifadeler

seized control of: kontrolü zorla ele geçirmek

Seized control of, bir şey üzerindeki yetkinin ani, güçlü veya kararlı bir eylemle ele geçirilmesi demektir. Burada seized, bir nesneyi fiziksel olarak tutmak değil, iktidarı ele geçirmek anlamındadır. Yapı seize control of + yer, kuruluş, sistem veya rota şeklindedir. Genellikle kontrolün çekişmeli olduğunu ya da başkasından alındığını düşündürür; bu nedenle basitçe got control of demekten daha güçlüdür.

Alıştırma

Cümleyi bu dersteki üç kelimelik ifadeyle tamamlayın: During the coup, the soldiers ____ the television station.

Cevabı göster

seized control of

Scandinavia,

0:46

İskandinavya

and the North Atlantic.

0:47

ve Kuzey Atlantik arasındaki önemli deniz yollarının kontrolünü ele geçirdi.

Kelime

sea routes: stratejik deniz yolları

Sea routes, gemilerin insan, mal veya askerî güç taşımak için denizler ve okyanuslar üzerinde kullandığı yerleşik geçiş yollarıdır. Limanları ve bölgeleri birbirine bağlar; suyun üzerinde bulunan karayolları değildir. Tarihî veya stratejik metinlerde sea routes üzerinde kontrol sahibi olmak, deniz taşımacılığını koruyabilmek, engelleyebilmek, vergilendirebilmek veya etkileyebilmek demektir. Bu durum ticareti, ikmali ve askerî hareketleri etkileyebilir.

Alıştırma

Bir tarih metninde sea routes büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. Kıyı boyunca uzanan yürüyüş yolları.
  2. Birinin haritaya çizdiği herhangi bir çizgi.
  3. Gemilerin yolculuk, ticaret veya askerî hareket için kullandığı yerleşik okyanus geçişleri.
Cevabı göster

Gemilerin yolculuk, ticaret veya askerî hareket için kullandığı yerleşik okyanus geçişleri.

A turbulent period followed Godred's death, Anlatım akışı

0:51

Godred'in ölümünü çalkantılı bir dönem izledi,

Anlatım akışı

turbulent period followed: zaman çizgisini ilerletmek

Bu cümlede a turbulent period, anlatının bir sonraki aşamasıdır. followed, “ardından meydana geldi” anlamındadır; yani önce Godred öldü, ardından çalkantılı dönem başladı. A followed B kalıbında daha sonra gerçekleşen olay veya dönem A özne olur, daha önce gerçekleşen olay B ise fiilden sonra gelir. Tarih anlatılarında bu kalıp yeni bir aşamayı özetlemek ve zaman çizgisini ilerletmek için kullanılır.

Alıştırma

Bu zaman çizgisini okuyun: A decade of rebuilding followed the war. Önce ne oldu?

  1. Önce savaş oldu.
  2. Önce yeniden inşa oldu.
  3. İkisi aynı anda oldu.
Cevabı göster

Önce savaş oldu.

characterized by invasions from Norway and Ireland, Kalıp ifadeler

0:54

Norveç ve İrlanda'dan gelen istilalar,

Kalıp ifadeler

characterized by: ayırt edici bir özelliği belirtmek

characterized by, “bir şeyi tipik veya ayırt edici özellik olarak taşımak” anlamındadır. Burada turbulent period ifadesini açıklar: Norveç ve İrlanda'dan gelen istilalar o dönemin önemli bir özelliğiydi. Tam kalıp be characterized by + isim veya -ing biçimidir. Bu altyazı, önceki cümleciği kısaltılmış bir açıklamayla sürdürür: a turbulent period [that was] characterized by invasions.

Alıştırma

“Tipik bir özellikle tanımlanan” anlamındaki ders ifadesiyle resmî açıklamayı tamamlayın: The region is ____ long, dry summers.

Cevabı göster

characterized by

and intense feuding between princes. Kalıp ifadeler

0:57

ve prensler arasındaki yoğun kan davalarıyla karakterize edilen bir dönem.

Kalıp ifadeler

intense feuding between princes: prensler arasında şiddetli ve uzun süren çatışma

Burada feuding, yalnızca bir kez tartışmak değil, uzun süren düşmanca bir çatışmanın içinde olmak demektir. Intense, çatışmanın özellikle şiddetli olduğunu gösterir. feuding between princes ifadesi hem çatışmayı hem de karşı taraflardaki kişileri belirtir. İki taraf uzun süre düşman kaldığında feuding between A and B kalıbını kullanabilirsin.

Alıştırma

intense feuding between princes ifadesine en uygun anlam hangisidir?

  1. Prenslerin birlikte yolculuk etmesi
  2. Prensler arasında uzun ve ciddi bir çatışma
  3. Prensler arasında bir kez yapılan kısa ve dostça bir konuşma
Cevabı göster

Prensler arasında uzun ve ciddi bir çatışma

But his descendants held on to power, Öbek fiiller

1:00

Ancak onun soyundan gelenler güce tutundu,

Öbek fiiller

held on to power: baskı altında iktidarı korumak

Held on to, hold on to ifadesinin geçmiş zaman biçimidir. held on to power içinde, genellikle baskı, muhalefet veya istikrarsızlık varken kontrolü kaybetmek yerine korumak anlamına gelir. hold on to + isim kalıbı bir işi, konumu, üstünlüğü, inancı veya eşyayı korumayı da anlatabilir. Buradaki kullanım mecazidir; hiç kimse gücü fiziksel olarak tutmaz.

Alıştırma

Cümleyi dersteki öbeksi fiilin geçmiş zaman biçimiyle tamamla: Despite calls for her removal, the chairperson ____ her position.

Cevabı göster

held on to

building coastal fortresses,

1:03

kıyı kaleleri inşa ederek,

roving the seaways,

1:04

deniz yollarında dolaşarak,

throwing themselves into epic battles, Deyimler

1:06

destansı savaşlara atılarak,

Deyimler

throwing themselves into epic battles: destansı savaşlara tüm güçle katılmak

Burada throwing themselves into, bedenlerini gerçekten fırlatmak anlamına gelmez. Throw oneself into something, bir işe çok fazla enerji, dikkat ve bağlılıkla başlamak ya da katılmak anlamındaki bir deyimdir. Dönüşlülük zamiri özneye göre değişir: I throw myself, she throws herself ve they throw themselves. Epic battles, eylemi büyük ölçekli, yoğun ve dramatik gösterir.

Alıştırma

Cümleyi throw oneself into ifadesinin geçmiş biçimiyle tamamlayın: After joining the robotics club, Maya ____ building the team's new robot.

Cevabı göster

threw herself into

and consolidating control over an impressive maritime kingdom. Kelime

1:08

ve etkileyici bir denizcilik krallığı üzerindeki kontrolü pekiştirerek.

Kelime

maritime kingdom: deniz gücüne dayanan bir krallık

Maritime kingdom ifadesinde maritime, denizle, özellikle deniz taşımacılığı, seyrüsefer ve deniz yollarındaki faaliyetlerle bağlantılı anlamına gelir. Bu ifade, yalnızca kıyısı olan bir krallıktan daha fazlasını anlatır. Burada deniz yolları, adalar, filolar, limanlar veya kıyı savunmaları krallığın siyasi, ekonomik ya da askerî gücünün önemli bir temelini oluşturabilir. Bu nedenle maritime kingdom yalnızca konumu değil, denize dayalı gücü anlatır.

Alıştırma

Hangi tanım bir maritime kingdom ifadesine en iyi uyar?

  1. Gücü filolara, limanlara, deniz yollarına ve adalara dayanan bir krallık
  2. İç bölgelerdeki tarıma dayanan, denize kıyısı olmayan bir krallık
  3. Plajı olan herhangi bir krallık
Cevabı göster

Gücü filolara, limanlara, deniz yollarına ve adalara dayanan bir krallık

The inhabitants of this kingdom had both Gaelic and Norse roots, Dilbilgisi

1:13

Bu krallığın sakinleri hem Gal hem de İskandinav kökenliydi,

Dilbilgisi

both Gaelic and Norse roots: both A and B ile iki kökeni bağlamak

both A and B yapısında both, paralel iki ögenin de kapsandığını gösterir; and ise bu ögeleri birbirine bağlar. Burada Gaelic ve Norse, roots sözcüğünü eşit düzeyde açıklayan iki nitelemedir. Roots burada mecaz anlamdadır: bitki köklerini değil, kültürel veya atalara dayanan kökenleri ifade eder. Bu ifade, bölge sakinlerinin kökenlerinin her iki gelenekle de bağlantılı olduğunu anlatır.

Alıştırma

İkili yapıyı both ... and ile tamamlayın: The museum displays ____ ancient tools ____ modern inventions.

Cevabı göster

both · and

and many probably spoke both languages.

1:17

ve birçoğu muhtemelen her iki dili de konuşuyordu.

Those on the Isle of Man were known as the Manx people, Kalıp ifadeler

1:20

Man Adası'ndakiler Manx halkı olarak biliniyordu,

Kalıp ifadeler

were known as the Manx people: be known as ile bir ad tanıtmak

Be known as ifadesinden sonra bir ad, unvan veya etiket geldiğinde, o adla çağrılmak ya da tanınmak anlamına gelir. Edilgen were known as yapısı, insanların geçmişte bu sakinleri nasıl adlandırdığını gösterir. Burada the Manx people grubun adıdır. Known, herkesin onları kişisel olarak tanıdığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Ad tanıtımını be known as yapısının doğru geçmiş zaman biçimiyle tamamlayın: At school, Daniel ____ DJ.

Cevabı göster

was known as

while those in the Hebrides were known as islanders or people of the Isles. Kültür

1:24

Hebridler'dekiler ise adalılar veya Adaların halkı olarak biliniyordu.

Kültür

islanders or people of the Isles: bölgesel kimlik belirten bir adlandırma

Burada islanders or people of the Isles, Hebridler ile bağlantılı kişiler için iki adlandırma sunar. Islanders genel bir isimdir; the Isles ise bağlamda daha önce belirtilmiş ada bölgesinin yer adı gibi kullanılır. people of + yer yapısında of, bir grubu belirli bir yerle ilişkilendirir ve insanları bölgesel bir topluluk olarak sunabilir. Sahiplik değil, aidiyet veya bağlantı ifade eder.

Alıştırma

Bu cümlede people of the Isles ne anlama gelir?

  1. İşi adaları saymak olan insanlar.
  2. Herhangi bir adayı ziyaret etmiş turistler.
  3. Belirli bir ada grubuyla bağlantılı bölgesel bir topluluk.
Cevabı göster

Belirli bir ada grubuyla bağlantılı bölgesel bir topluluk.

Though we still don't know for sure how many there were, Notlar

1:29

Kaç kişi olduklarını hala kesin olarak bilmesek de,

Kalıp ifadeler

don't know for sure: belirsizliği ifade etmek

don't know for sure ifadesinde for sure, know fiilindeki bilginin ne kadar kesin olduğunu gösterir. İfadenin bütünü, konuşanın bir cevabı güvenle doğrulayamadığı anlamına gelir. Konuşanın elinde bazı bilgiler olabilir; bu ifade, konuşanın hiçbir şey bilmediğinden kesinlikle emin olduğu anlamına gelmez. Burada kesin sayı doğrulanmadığı için anlatımı temkinli tutar.

Alıştırma

Dersin ifadesiyle temkinli cümleyi tamamlayın: We ____ whether the museum will open tomorrow.

Cevabı göster

don't know for sure

we do know this relatively small group had an outsized impact on the region. Kalıp ifadeler

1:32

bu nispeten küçük grubun bölge üzerinde çok büyük bir etkisi olduğunu biliyoruz.

Dilbilgisi

Though ... we do know: belirsizliği kabul edip kesinliği vurgulamak

Though önce bir sınırlamayı kabul eder: kesin kişi sayısı hâlâ belirsizdir. Ardından ana cümle, konuşanın güvenle söyleyebildiği noktayı verir. we do know ifadesinde do vurgu amaçlıdır. Nötr bir olumlu cümlede normalde we know denir; do ise gerçekten veya kesinlikle anlamındaki gücü ekler. Böylece yapı, bir ayrıntının bilinmediğini ama başka bir sonucun kesin olduğunu gösterir.

Alıştırma

Cümleyi don't know ve do know ile tamamlayın: Though we ____ who sent the message, we ____ it came from this building.

Cevabı göster

don't know · do know

Kalıp ifadeler

an outsized impact: kaynağının ölçeğini aşan etki

An outsized impact, arkasındaki boyut, sayı, maliyet veya kaynaklarla karşılaştırıldığında olağanüstü büyük olan bir etkidir. Burada relatively small group bu karşılaştırmayı kurar: grup küçüktü, ancak bölgesel etkisi büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha fazlaydı. Bu kelime grubunda outsized mecazidir. Grubun fiziksel boyutlarını değil, orantısız derecede büyük bir etkiyi anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede an outsized impact ne anlama geliyor?

  1. grubun büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha büyük bir etki
  2. bölge dışındaki yerlerle sınırlı bir etki
  3. grubun fiziksel boyutunda bir değişiklik
Cevabı göster

grubun büyüklüğünün düşündüreceğinden çok daha büyük bir etki

Perched on cliffs with sweeping views and safe harbors, Kalıp ifadeler

1:38

Geniş manzaralı uçurumlara ve güvenli limanlara tünemiş olan

Kalıp ifadeler

Perched on cliffs: uçurumların yükseklerindeki konumu canlı biçimde anlatmak

Perched on cliffs, çoğu zaman kenara yakın olacak şekilde uçurumların yükseklerinde konumlanmış olmak demektir. Perched kuşlar yerine yapılar için kullanıldığında yüksek, açıkta ve dikkat çekici bir konumu canlı biçimde canlandırır; yalnızca located on cliffs demekten daha betimleyicidir. Burada Perched on cliffs, ana cümleden önce gelen bir geçmiş zaman sıfat-fiil öbeğidir. Ardından gelen seaside fortresses öznesini niteler; yani uçurumların üzerinde bulunanlar sahil kaleleridir.

Alıştırma

Konumu canlı biçimde anlatan bu cümleyi dersteki ifadeyle tamamlayın: The monastery is ____ a rocky cliff above the valley.

Cevabı göster

perched on

seaside fortresses helped the kings control shipping, Dilbilgisi

1:41

deniz kenarındaki kaleler, kralların gemi taşımacılığını,

commerce,

1:44

ticareti

and resources.

1:45

ve kaynakları kontrol etmelerine yardımcı oldu.

Dilbilgisi

helped the kings control: help + nesne + fiilin yalın hâli

Helped the kings control, help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını izler. Helped ana fiildir, the kings yardımı alan kişileri gösterir ve control onların gerçekleştirebildiği eylemi adlandıran fiilin yalın hâlidir. İngilizcede help sözcüğünden sonra hem nesne + fiilin yalın hâli hem de nesne + to-infinitive yaygın olarak kullanılabilir: helped the kings control ve helped the kings to control dilbilgisel olarak doğrudur. To kullanılmayan biçim daha kısadır ve bir şeyin hangi eylemi mümkün ya da daha kolay hâle getirdiğini açıklarken çok yaygındır.

Alıştırma

help + nesne + fiilin yalın hâli kalıbını ve find fiilini kullanarak cümleyi tamamlayın: The new map helped the hikers ____ a safe route.

Cevabı göster

find

The empire commanded vast fleets of Viking-style longships, Kelime

1:46

İmparatorluk, Viking tarzı uzun gemilerden oluşan devasa filolara komuta ediyordu.

Kelime

commanded vast fleets: büyük bir deniz gücü üzerinde yetki

commanded vast fleets ifadesinde command, yalnızca “bir emir söylemek” değil, “üzerinde yetki sahibi olup yönetmek” anlamına gelir. İfade, imparatorluğun çok sayıda gemiyi kontrol edip harekete geçirebildiğini gösterir. Vast çok büyük bir ölçeği anlatır; fleets of Viking-style longships ise Viking tarzında yapılmış çok sayıda uzun gemiden oluşan filoları ifade eder. Command sözcüğünün bu kullanımı, askerî güçler veya büyük kaynaklar üzerindeki yetkinin önemli olduğu askerî, tarihî ve kurumsal anlatımlarda yaygındır.

Alıştırma

“The queen commanded a powerful navy,” cümlesinde commanded ne anlama gelir?

  1. onun yanında yol aldı
  2. ona yüksek sesle tek bir emir söyledi
  3. üzerinde yetkisi vardı ve onu yönetiyordu
Cevabı göster

üzerinde yetkisi vardı ve onu yönetiyordu

which they used for trading, Dilbilgisi

1:51

Onları ticaret,

raiding,

1:53

akın

and plundering the seas.

1:54

ve denizleri yağmalamak için kullandılar.

Dilbilgisi

used for trading, raiding, and plundering: amaçları sıralamak

use something for + -ing yapısı, bir şeyin ne yapmak için kullanıldığını açıklar. Burada which, daha önce geçen longships sözcüğüne gönderme yapar; trading, raiding ve plundering the seas ise bu gemilerin üç kullanım amacını belirtir. For sonrasındaki üç -ing biçimi, birbirine paralel isim-fiillerdir; şimdiki zamanın devam biçimleri değildir. Aynı yapı tek bir amacı belirtebilir veya birkaç amacı sıralayabilir.

Alıştırma

Cümleyi carry fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: This cart is used for ____ heavy boxes.

Cevabı göster

carrying

Observing this prowess, Dilbilgisi

1:56

Bu hüneri gören

many neighboring rulers sought their aid. Kalıp ifadeler

1:58

birçok komşu hükümdar onların yardımını istedi.

Dilbilgisi

Observing this prowess, ve cümle başındaki -ing yapısı

Observing this prowess, cümle başında kullanılan bir şimdiki zaman ortaç öbeğidir. Hükümdarların fark ettiği şeyi ana eylemin arka planı ve olası nedeni olarak sunar: sergilenen bu yeteneği gördüler ve ardından yardım istediler. Observing sözcüğünün örtük öznesi, ana cümlenin öznesi olan many neighboring rulers ifadesidir. Bu yapı, resmî anlatımda "When/Because they observed this prowess" cümleciğini bir -ing öbeğine sıkıştırır.

Alıştırma

Observing this prowess ifadesindeki eylemi kimin yaptığı anlaşılır?

  1. their aid
  2. many neighboring rulers
  3. this prowess
Cevabı göster

many neighboring rulers

Kalıp ifadeler

sought their aid: geçmiş zamanda resmî yardım talebi

Sought their aid, “onların yardımını aradı veya istedi” anlamına gelir. Sought, seek fiilinin düzensiz geçmiş zaman biçimidir. Aid bir isimdir ve sought fiilinin doğrudan nesnesidir; their, kimin yardımının istendiğini gösterir. Seek aid, ask for help ifadesinden daha resmîdir. Destek talebinin kısa ve resmî bir şekilde sunulduğu tarih, diplomasi, askerî konular, haber ve kurum metinlerine uygundur.

Alıştırma

Seek fiilinin geçmiş biçimini ve “yardım” anlamındaki resmî ismi kullanın: After the earthquake, the town ____ from neighboring regions.

Cevabı göster

sought aid

The brothers Rognvald and Olaf each solved neighbors' maritime woes. Kelime

2:01

Rognvald ve Olaf kardeşlerin her biri, komşularının denizcilik dertlerini çözdü.

Kelime

solved neighbors' maritime woes: komşu bölgelerin deniz sorunlarını çözmek

solved neighbors' maritime woes ifadesi, yakındaki toprakların veya yöneticilerin karşılaştığı ciddi ya da süregelen denizle ilgili sorunları başarıyla çözdüler anlamına gelir. Maritime, woes sözcüğünü deniz, deniz taşımacılığı veya kıyı güvenliğiyle ilgili sorunlarla sınırlar; woes, sıradan problems sözcüğünden daha güçlü ve anlatısaldır. Bu ifade, her sorunu ayrı ayrı adlandırmak yerine birkaç güçlüğü resmî ve öyküleyici tek bir söz öbeğinde toplar.

Alıştırma

Bu cümlede solved neighbors' maritime woes ne anlama gelir?

  1. yakındaki insanların tekneler hakkında eğlenceli hikâyeler anlatmasını dinlediler
  2. yakındaki toprakların karşılaştığı ciddi deniz sorunlarını başarıyla çözdüler
  3. sahildeki küçük bir kişisel rahatsızlığı giderdiler
Cevabı göster

yakındaki toprakların karşılaştığı ciddi deniz sorunlarını başarıyla çözdüler

King Rognvald supplied military assistance to the Scottish king, Kalıp ifadeler

2:07

Kral Rognvald, İskoç kralına askeri yardım sağladı,

Kalıp ifadeler

supplied military assistance to: bir tarafa askerî yardım sağladı

Supplied military assistance to, resmî bir bağlamda bir alıcıya askerî destek verildiği anlamına gelir. Yapı supply + verilen şey + to + alıcı şeklindedir: military assistance verilen şey, the Scottish king ise alıcıdır. To sözcüğü yardımı kimin aldığını gösterir. Bir eylemin amacını belirtmez.

Alıştırma

Cümleyi supply fiilinin geçmiş hâli ve alıcıyı gösteren edatla tamamlayın: The relief agency ____ medical assistance ____ coastal villages.

Cevabı göster

supplied · to

and King Olaf's forces served as a coast guard at the English King Henry III's request, Kalıp ifadeler

2:11

ve Kral Olaf'ın güçleri, İngiliz Kralı III. Henry'nin isteği üzerine bir sahil güvenlik birimi olarak hizmet verdi,

Kalıp ifadeler

serve as a coast guard: bir rolü yerine getirmek

Serve as + bir rolü ya da işlevi adlandıran isim öbeği, “o rolde bulunmak” veya “o işlevi yerine getirmek” demektir. Burada served as a coast guard, Kral Olaf'ın kuvvetlerinin kıyı koruma görevlerini yürüttüğünü anlatır. Bu ifade, onların bu durumdaki işlevini tanımlar; kalıcı ve modern bir sahil güvenlik teşkilatının resmî parçası oldukları anlamına gelmek zorunda değildir.

Alıştırma

“Bir şeyin işlevini görmek” anlamındaki serve + edat yapısıyla cümleyi tamamlayın: During the storm, the school gym will ____ an emergency shelter.

Cevabı göster

serve as

Kalıp ifadeler

at the English King Henry III's request: isteği kimin yaptığını belirtmek

At + iyelik biçimindeki bir isim öbeği + request, “o kişi ya da makam istediği için” demektir. İyelik öbeği the English King Henry III's, isteği kimin yaptığını belirtir. Bu cümlede ifade, Kral Olaf'ın kuvvetlerinin bu rolü neden üstlendiğini açıklar. At, isteği eylemin dayanağı olarak gösterir; yer bildirmez.

Alıştırma

Cümleyi “belediye başkanı istediği için” anlamındaki kalıpla tamamlayın: The museum extended its hours ____.

Cevabı göster

at the mayor's request

for a hefty fee. Kalıp ifadeler

2:17

yüklü bir ücret karşılığında.

Kalıp ifadeler

for a hefty fee: yüksek bir ödeme karşılığında

“For a hefty fee”, “yüksek miktarda bir ödeme karşılığında” demektir. for edatı, bir eylemi veya hizmeti onun karşılığında alınan ücretle ilişkilendirir. Burada hefty, fiziksel olarak ağır anlamına gelmez. fee, bill, fine veya price gibi parayla ilgili sözcükleri nitelediğinde miktarın alışılmadık derecede yüksek olduğunu belirtir ve çoğu zaman konuşanın bu miktarı fazla bulduğunu sezdirir.

Alıştırma

“Yüksek miktarda bir ödeme karşılığında” anlamına gelen ifadeyle cümleyi tamamlayın: The technician recovered the lost files ____.

Cevabı göster

for a hefty fee

The sea kings also sparred with their powerful neighbors, Kelime

2:19

Deniz kralları güçlü komşularıyla da tartıştılar,

Kelime

sparred with: karşılıklı bir çekişmeye girdi

Burada sparred with, “biriyle tekrar tekrar çatışmaya veya rekabete girdi” anlamına gelir. Spar aslında özellikle boksta antrenman amaçlı dövüşmeyi anlatır; ancak tartışmalar, siyasi anlaşmazlıklar, hukuki çatışmalar veya nüfuz mücadeleleri için de geniş anlamda kullanılır. İfade, iki tarafın karşılıklı hamlelerde bulunduğu bir çekişmeyi düşündürür. Tek başına deniz kralları ile komşularının topyekûn savaştığını kanıtlamaz; çatışmanın ne kadar ciddi veya fiziksel olduğunu çevredeki bağlam belirler.

Alıştırma

“The mayor sparred with reporters over the budget,” cümlesinde sparred with büyük olasılıkla ne anlama gelir?

  1. dostça boks antrenmanı yaptı
  2. konuşmaktan kaçındı
  3. karşılıklı bir tartışmaya girdi
Cevabı göster

karşılıklı bir tartışmaya girdi

but they had a particularly bitter rivalry with another dynasty in their own Isles, Kalıp ifadeler

2:23

ancak kendi Adalarındaki başka bir hanedanla özellikle sert bir rekabete girdiler,

Kalıp ifadeler

particularly bitter rivalry: özellikle sert ve düşmanca bir rekabet

“A particularly bitter rivalry”, güçlü düşmanlık veya derin kin içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet demektir. Burada bitter bir tadı değil, taraflar arasındaki ilişkiyi anlatır; particularly ise derecesini artırır. Bu ifade, söz konusu çatışmayı sıradan bir rekabetten ayırır: rekabet özellikle düşmanca ve yoğun duygularla yüklüdür.

Alıştırma

Bu cümlede “a particularly bitter rivalry” ne anlama gelir?

  1. güçlü düşmanlık içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet
  2. bir şeyin tadı hakkında anlaşmazlık
  3. kötü hislerin olmadığı dostça bir rekabet
Cevabı göster

güçlü düşmanlık içeren, olağanüstü derecede yoğun bir rekabet

a line of rulers in the Hebrides. Kelime

2:28

Hebridler'deki bir hükümdarlar soyu.

Kelime

a line of rulers: bir hükümdar soyu

“A line of rulers”, nesiller boyunca bir aile veya hanedan bağıyla birbirine bağlı hükümdarların oluşturduğu bir silsile demektir. Bu tarihî kullanımda line, insanların fiziksel olarak sıraya girmesini değil, soy bağını veya miras yoluyla devam eden yönetimi anlatır. “In the Hebrides”, bu hükümdar soyunun merkezinin bulunduğu veya iktidar sürdüğü yeri belirtir.

Alıştırma

Hangi cümlede line, nesiller boyunca devam eden bir aile veya silsile anlamında kullanılmıştır?

  1. The crown passed through a long line of rulers.
  2. Draw a line under the king's name.
  3. The visitors formed a line outside the palace.
Cevabı göster

The crown passed through a long line of rulers.

In the 1150s,

2:31

1150'lerde,

a chieftain of this line, Kelime

2:32

bu soyun bir şefi olan

Somerled,

2:34

Somerled,

Kelime

chieftain of this line: yönetici bir soya mensup lider

Burada chieftain, tarihî bir toplumdaki klan, kabile veya yerel güç grubunun lideri demektir. Modern bir şirketteki yöneticiyi değil, daha eski bir toplumsal ve siyasi rolü anlatır. Of this line, Somerled'i biraz önce anılan aileye veya yönetici soya bağlar. Tarih metinlerinde line, aynı aileden gelen kişilerin oluşturduğu soy çizgisi anlamına gelebilir.

Alıştırma

Tarihî bir metinde a chieftain of this line ne anlama gelir?

  1. bu yönetici aileden gelen geleneksel bir lider
  2. modern bir şirketin işe aldığı yönetici
  3. bütün deniz savaşlarını yöneten bir denizci
Cevabı göster

bu yönetici aileden gelen geleneksel bir lider

defeated the Manx king,

2:35

Manx kralını, yani

his brother-in-law,

2:36

kayınbiraderini

in a naval battle and formed a rival kingdom of the Isles, Kalıp ifadeler

2:37

bir deniz savaşında yenilgiye uğrattı ve Adaların rakip bir krallığını kurdu,

Kalıp ifadeler

formed a rival kingdom: rakip bir siyasi güç kurdu

Burada formed, “oluşturdu” veya “kurdu” anlamındadır. Nesnesi kingdom olduğu için fiil, fiziksel bir nesneye şekil vermeyi değil, siyasi bir yapıyı ortaya çıkarmayı anlatır. Rival, yeni krallığın iktidar için mevcut bir hükümdar veya krallıkla rekabet ettiğini gösterir. Of the Isles, bu krallıkla ilişkili bölgeyi veya adalar grubunu belirtir.

Alıştırma

Cümleyi form fiilinin geçmiş hâli ve rival government ifadesiyle tamamlayın: After the split, the opposition leaders ____ in the north.

Cevabı göster

formed a rival government

fracturing the old kingdom. Dilbilgisi

2:42

eski krallığı parçalayarak.

Dilbilgisi

fracturing the old kingdom: sonuç bildiren -ing yan cümlesi

Sondaki -ing yan cümlesi, önceki eylemlerin sonucunu bildirir. Kralı yenip rakip bir Adalar Krallığı kurduktan sonra Somerled'in eylemleri, merkezi Man Adası olan eski krallığın siyasi olarak bölünmesine yol açtı. Burada fracturing mecazidir; siyasi birlik, güç ve toprak parçalanmıştır. Bu, sonucu sıkıştırarak veren bir yapıdır: ana cümle, + -ing yan cümlesi. Buradaki fracturing, daha sonra gerçekleşen ayrı bir adım değil, öncesinde anlatılan gelişmenin sonucudur.

Alıştırma

'The new border divided the region, fracturing its political unity,' cümlesindeki -ing ifadesinin görevi nedir?

  1. İlgisiz bir sonraki olayı anlatır.
  2. Sınırın nereye çizildiğini belirtir.
  3. Önceki eylemin sonucunu sunar.
Cevabı göster

Önceki eylemin sonucunu sunar.

This began a century-long rivalry between Somerled's line, Anlatım akışı

2:44

Bu, Somerled'in soyu ile

Anlatım akışı

This began a century-long rivalry: bir olayı uzun vadeli sonuca bağlamak

Buradaki This, önceki olayın tamamına gönderme yapar: Somerled, Man Adası kralını yenmiş ve rakip bir krallık kurmuştur. Yalnızca en yakın isme gönderme yapmaz. This began... yapısı, önceki olayı çok daha uzun sürecek bir gelişmenin başlangıç noktası hâline getirir. Anlatıcının tek bir somut olaydan onun kalıcı tarihsel sonucuna geçmesini sağlar.

Alıştırma

Özgün cümlede This neye gönderme yapıyor?

  1. Rekabetin zaten bir yüzyıl sürmesinden sonraki durum
  2. Man Adası kralını yenme ve rakip bir krallık kurma olayı
  3. Yalnızca en yakın isim olan kingdom
Cevabı göster

Man Adası kralını yenme ve rakip bir krallık kurma olayı

who ruled the southern and central Hebrides,

2:48

güney ve orta Hebridler'i yöneten,

and the Manx kings,

2:51

ve Manx kralları arasında,

who ruled the Isle of Man and the northern Hebrides,

2:52

Man Adası'nı ve kuzey Hebridler'i yöneten,

to control the seaways.

2:55

deniz yollarını kontrol etmek için bir asırlık rekabeti başlattı.

Family feuds often blossomed into bitter civil wars. Deyimler

2:57

Aile kan davaları genellikle acımasız iç savaşlara dönüştü.

Deyimler

blossomed into bitter civil wars: karanlık çağrışımlı bir büyüme metaforu

Bu cümlede blossomed into, “zamanla gelişerek ... hâline geldi” anlamına gelir. Aile içi çekişmeler daha küçük çatışmalar olarak başladı ve şiddetli iç savaşlara dönüştü. Blossom normalde çiçekleri veya sağlıklı büyümeyi çağrıştırır. Bu fiilin bitter civil wars ile kullanılması karanlık bir karşıtlık yaratır: bir şey açılıp büyür, ancak sonuç yıkıcıdır.

Alıştırma

Bu cümlede blossomed into ne anlama gelir: “The minor dispute blossomed into a bitter conflict.”?

  1. ciddileşmeden sona erdi
  2. zamanla gelişerek ... hâline geldi
  3. resmen ... olarak adlandırıldı
Cevabı göster

zamanla gelişerek ... hâline geldi

In 1223,

3:01

1223'te,

King Rognvald sent a letter to his son commanding him to murder his uncle Olaf. Dilbilgisi

3:02

Kral Rognvald, oğluna amcası Olaf'ı öldürmesini emreden bir mektup gönderdi.

Dilbilgisi

commanding him to murder: mektuptaki emri aktaran bir -ing yapısı

-ing yapısı commanding him to murder, a letter ifadesini açıklayan ve mektuptaki talimatı aktaran bir ifade olarak anlaşılır. Bağlamda emri ileten mektuptur; him ise kralın oğlunu gösterir. İfadenin iç yapısı command + kişi + to-infinitive şeklindedir. Yazılı anlatımda bir ileti veya belgeden sonra -ing yapısı kullanmak, içeriğini kısa ve yoğun biçimde vermenin bir yoludur.

Alıştırma

“The director sent an email to Maya instructing her to lock the office,” cümlesinde instructing her to lock the office neyi açıklar?

  1. E-postada yer alan talimatı
  2. Maya'nın başka birine verdiği talimatı
  3. Ofisin zaten kilitli olmasının nedenini
Cevabı göster

E-postada yer alan talimatı

When Olaf discovered the plot, Dilbilgisi

3:08

Olaf komployu keşfettiğinde,

Dilbilgisi

When Olaf discovered the plot: sonraki olayı hazırlayan zaman yan cümlesi

“When Olaf discovered the plot” zaman bildiren bağımlı bir yan cümledir. Keşfi önce verir ve ana cümledeki eylemin bundan sonra gerçekleştiği zaman akışını kurar. Buradaki “the plot”, Olaf’ı öldürmek için hazırlanmış gizli planı ifade eder; bir kitabın ya da filmin olay örgüsünü değil. Anlatılarda When + geçmişteki bir olay genellikle açık bir sıra kurar: önce when yan cümlesindeki olay, sonra ana cümledeki tepki.

Alıştırma

“When Olaf discovered the plot, he launched a vicious attack on his nephew” tam cümlesindeki baştaki when yan cümlesi ne yapar?

  1. Olaf’ın okuduğu bir kitabın olay örgüsünü anlatır.
  2. Olaf’ın saldırıyı ancak gerçekleştikten sonra öğrendiğini söyler.
  3. Olaf’ın komployu öğrenmesini önce verir ve ardından gelen saldırıya zemin hazırlar.
Cevabı göster

Olaf’ın komployu öğrenmesini önce verir ve ardından gelen saldırıya zemin hazırlar.

he launched a vicious attack on his nephew, Kalıp ifadeler

3:10

yeğenine acımasızca bir saldırı düzenledi,

Kalıp ifadeler

launched a vicious attack on: bir hedefe karşı ağır bir saldırı başlatmak

Launch an attack on + hedef, “o hedefe karşı bir saldırı başlatıp yürütmek” anlamına gelen resmî bir kelime grubudur. Bu cümlede on, hedef olan his nephew ifadesini getirir; launched burada bir nesneyi havaya fırlatmak anlamına gelmez. Vicious çok güçlü bir olumsuz değerlendirme katar: saldırı özellikle zalimce, şiddetli veya kasıtlı olarak zarar vericidir. Bu nedenle tüm ifade, çok ciddi bir saldırının başlatılmasını anlatır.

Alıştırma

Haber üslubundaki cümleyi hedef kalıpla tamamlayın: At dawn, the army ____ the fortress.

Cevabı göster

launched an attack on

blinding and mutilating him. Dilbilgisi

3:12

onu kör etti ve sakat bıraktı.

Dilbilgisi

blinding and mutilating him: sonucu gösteren -ing yapısı

Blinding and mutilating him, saldırının gerçek sonucunu veren ek bir -ing yapısıdır: mağdur kör olmuş ve vücudunda ağır, kalıcı hasar oluşmuştur. İki -ing biçimi and ile bağlanır ve aynı nesneyi, yani him sözcüğünü paylaşır. Bu ifade yeni ve açıkça belirtilmiş bir özne ya da ayrı bir ana olay sunmaz. Anlamı önceki cümleciğe bağlıdır ve him, saldırıya uğrayan Olaf'ın yeğenini belirtir. Bu yapı, bir olayın sonucunu o olaya kısa ve sıkı bir biçimde bağlamayı sağlar.

Alıştırma

Tam cümlede blinding and mutilating him ifadesinin görevi nedir?

  1. Saldırı sonucunda oluşan yaralanmaları belirtir.
  2. İkinci bir saldırı yapan yeni bir kişiyi tanıtır.
  3. Mağdurun birine saldırmayı planladığını söyler.
Cevabı göster

Saldırı sonucunda oluşan yaralanmaları belirtir.

After Rognvald's death several years later,

3:15

Rognvald'ın birkaç yıl sonraki ölümünün ardından,

people realized the letter ordering the attack might have been forged. Dilbilgisi

3:18

insanlar saldırıyı emreden mektubun sahte olabileceğini anladılar.

Dilbilgisi

ordering the attack: letter sözcüğünü niteleyen -ing ifadesi

the letter ordering the attack isim öbeğinde ordering the attack, letter sözcüğünden sonra gelir ve mektubu içeriğine göre tanımlar: bu, saldırı emrini veren mektuptur. Burada ordering, isimden sonra gelen bir niteleyici olarak kullanılan present participle biçimidir; present progressive yapısının parçası değildir. İlgi cümleciğiyle yazılan uzun biçim the letter that ordered the attack şeklindedir. Bu kısaltılmış biçimi tanımak, isim öbeğinin tamamını might have been forged ifadesinin öznesi olarak görmeye yardımcı olur.

Alıştırma

Hangi cümlede ordering the attack örneğindeki gibi bir ismi tanımlamak için isimden sonra -ing ifadesi kullanılmıştır?

  1. The email requesting payment looked suspicious.
  2. Maya was requesting payment in the email.
  3. Requesting payment, Maya sent an email.
Cevabı göster

The email requesting payment looked suspicious.

Dilbilgisi

might have been forged: geçmişte gerçekleşmiş olabilecek edilgen bir olay

might have been forged, might + have been + geçmiş zaman ortacı yapısını izler. Might belirsizlik bildirir, have değerlendirmeyi geçmişe yöneltir ve been forged edilgen yapı kurar: eyleme uğrayan mektuptur. Bu cümlede insanlar, birinin mektubu daha önce sahte olarak hazırlamış olabileceğini düşünmeye başlamıştır. Bu, sahtecilik eyleminin o sırada hâlâ sürdüğü anlamına gelmez.

Alıştırma

might ve forge fiilini modal perfect edilgen yapıda kullanın: Investigators found mismatched ink, so the signature ____.

Cevabı göster

might have been forged

The Manx kings attempted to resolve disagreements at Tynwald, Kalıp ifadeler

3:23

Manx kralları anlaşmazlıkları Tynwald'da çözmeye çalıştılar,

Kalıp ifadeler

attempted to resolve disagreements: anlaşmazlıkları çözmeye çalışmayı resmî biçimde anlatmak

attempted to resolve disagreements, “görüş ayrılıklarını gidermeye çalıştı” anlamına gelir. Attempted to + fiilin yalın hâli, bir çaba gösterildiğini belirtir ancak çabanın başarılı olup olmadığını söylemez. Resolve disagreements doğal ve resmî bir sözcük birlikteliğidir. Burada resolve, bir sorunu çözmek veya sona erdirmek anlamındadır; “bir şey yapmaya karar vermek” anlamına gelmez.

Alıştırma

Resmî cümleyi attempted to ve resolve disagreements birlikteliğiyle tamamlayın: During the meeting, both sides ____ about the final price before signing the agreement.

Cevabı göster

attempted to resolve disagreements

an open-air parliament centered on a mound, Kültür

3:27

bir tümseğin üzerinde yer alan açık hava parlamentosu,

Kültür

an open-air parliament centered on a mound: bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava meclisi

Burada parliament, yalnızca modern bir kapalı parlamento binasını değil, bir meclisi ve onun toplandığı yeri ifade eder. Open-air, insanların açık havada toplandığını belirtir. Centered on a mound mekânın düzenini anlatır: tümsek, meclis üyelerinin çevresinde toplandığı fiziksel odak noktasıydı. Tynwald'a ilişkin bu betimlemede bütün ifade, söz konusu tümseğin etrafında düzenlenmiş tarihî bir kamusal toplantı yerini anlatır.

Alıştırma

Bu cümlede vurgulanan ifade neyi betimliyor?

  1. Yalnızca gözetleme noktası olarak kullanılan bir tümseği.
  2. Bir tepenin içine inşa edilmiş modern bir parlamento binasını.
  3. Bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava toplantı yerini.
Cevabı göster

Bir tümseğin çevresinde düzenlenmiş açık hava toplantı yerini.

where assemblies ruled on matters of justice and other issues. Kelime

3:29

meclislerin adalet ve diğer meseleler hakkında kararlar verdiği yer.

Kelime

ruled on matters of justice: adalet meseleleri hakkında resmî karar vermek

Hukuk ve kurum dilinde rule on + bir dava, soru ya da mesele, “o konuda resmî karar vermek” anlamına gelir. Burada meclisler adaletle ilgili meseleler hakkında karar veriyordu. On edatı karar verilen konuyu gösterir. Bu ifade, meclislerin adaletin kendisini yönettiği ya da bir bölgeye hükmettiği anlamına gelmez.

Alıştırma

Rule ile doğru edatı kullanarak öğrendiğiniz hukuk ifadesini tamamlayın: The court will ____ the appeal tomorrow.

Cevabı göster

rule on

Such sites were commonly used in the Viking world for resolving anything from local disputes Dilbilgisi

3:34

Bu tür alanlar Viking dünyasında yerel anlaşmazlıklardan

Dilbilgisi

were commonly used ... for resolving: amaç bildiren be used for + -ing

were commonly used ... for resolving ifadesinde were used edilgen yapıdadır: yerler kullanılan öğelerdir ve commonly bunun yaygın bir uygulama olduğunu belirtir. in the Viking world bu uygulamayı tarihsel bağlamına yerleştirir. for + resolving yerlerin amacını gösterir. Başka durumlara aktarılabilen kalıp be used for + isim veya -ing biçimidir: bir şey, bir işi yapmak için kullanılır. Burada resolving sonrasındaki sözcükler neyin çözüldüğünü belirtir.

Alıştırma

Amaç kalıbı be used for + -ing yapısını tamamlayın: This room is commonly used ____ holding club meetings.

Cevabı göster

for

to matters involving kings.

3:39

kralları ilgilendiren meselelere kadar her şeyi çözmek için yaygın olarak kullanılıyordu.

Dilbilgisi

anything from local disputes to matters involving kings: anything from X to Y aralığı

anything from X to Y, X ve Y'yi geniş bir aralığın iki ucu olarak kullanır. Burada X local disputes, Y ise matters involving kings ifadesidir; dolayısıyla anlam iki ucu ve aradaki pek çok olay türünü kapsar. anything genişliği vurgular: bunlar rastgele seçilmiş iki örnek değil, olası meselelerin ne kadar geniş bir alanı kapsadığını gösteren işaretlerdir.

Alıştırma

Aralık bildiren anything from X to Y kalıbını tamamlayın: The repair shop handles anything ____ flat tires ____ engine trouble.

Cevabı göster

from · to

These meetings didn't always go smoothly. Kalıp ifadeler

3:41

Bu toplantılar her zaman sorunsuz geçmedi.

Kalıp ifadeler

didn't always go smoothly: not always ile olumsuz bir noktayı yumuşatma

didn't always go smoothly, bazı toplantılarda sorun yaşandığı anlamına gelir. go smoothly “sorunsuz ilerlemek” demektir; didn't always ise bunun her seferinde geçerli olduğunu reddeder. Bu ölçülü bir anlatımdır: önce istisnalar olduğu nazikçe kabul edilir, ardından daha ciddi sorunlara geçilebilir. Burada sonraki çatışma örneklerine zemin hazırlar; ancak toplantıların çoğunun kötü geçtiğini söylemez.

Alıştırma

Şu yargıyı değerlendirin: These meetings didn't always go smoothly cümlesi, toplantıların çoğunun başarısız olduğu anlamına gelir.

  1. Yanlış
  2. Doğru
Cevabı göster

Yanlış

Sometimes violence erupted, Kalıp ifadeler

3:44

Bazen şiddet patlak verirdi,

Kalıp ifadeler

Sometimes violence erupted: ani bir patlak verme için erupt

Sometimes violence erupted ifadesinde erupted mecaz anlamdadır: şiddet aniden ve güçlü biçimde başladı. Bu imge, bir yanardağın patlamasından gelir; ancak burada gerçek bir yanardağdan söz edilmez. Sometimes söylenen şeyi sınırlar: bu durum her toplantıda değil, bazı zamanlarda yaşandı. İfade, her şiddet olayını ani bir tırmanış olarak sunar.

Alıştırma

Cümleyi, bu derste geçen ve “şiddet aniden başladı” anlamına gelen iki kelimelik tam ifadeyle tamamlayın: After the disputed result was announced, ____ outside the building.

Cevabı göster

violence erupted

and in 1237,

3:46

ve 1237'de,

two rival factions squabbled to the point of breaking up the assembly at Tynwald. Notlar

3:47

iki rakip grup Tynwald'daki meclisi dağıtacak kadar kavga etti.

Kelime

two rival factions: daha büyük bir yapı içindeki rakip hizipler

Bu cümlede two rival factions, çıkarları veya görüşleri birbirine karşı olan iki örgütlü grubu ifade eder. Bir faction genellikle daha büyük bir siyasi, toplumsal veya kurumsal yapının içindeki hiziptir; sıradan bir arkadaş grubu değildir. Rival, iki hizbin rekabet ettiğini veya çatışma içinde olduğunu gösterir. Bu nedenle ifade, tartışmayı bireyler arasındaki basit bir anlaşmazlık değil, karşıt kamplar arasındaki bir çatışma olarak sunar.

Alıştırma

Hangi durum two rival factions ifadesiyle en iyi biçimde anlatılır?

  1. İki arkadaş öğle yemeği için buluşuyor.
  2. Aynı siyasi partinin içindeki iki grup nüfuz kazanmak için yarışıyor.
  3. Birbiriyle ilgisiz iki sınıf farklı odaları kullanıyor.
Cevabı göster

Aynı siyasi partinin içindeki iki grup nüfuz kazanmak için yarışıyor.

Dilbilgisi

to the point of breaking up the assembly: sonuca yol açan derece

Burada squabbled to the point of breaking up the assembly, ağız dalaşının meclis toplantısını aksatıp durmaya zorlayacak kadar ciddi hâle geldiğini anlatır. To the point of, ardından gelen -ing yapısını ulaşılan aşırı derece veya ortaya çıkan sonuç olarak sunar. Yeniden kullanılabilecek kalıp fiil veya durum + to the point of + isim ya da -ing biçimidir. Buradaki point fiziksel bir yer değil, bir ölçekteki mecazi sınırdır.

Alıştırma

Cümleyi dersteki derece ve sonuç bildiren dört sözcüklü ifadeyle tamamlayın: The debate became heated ____ delaying the vote.

Cevabı göster

to the point of

The four-tiered mound at Tynwald survives to this day, Kalıp ifadeler

3:53

Tynwald'daki dört katmanlı tümsek günümüze kadar ayakta kalmıştır,

Kalıp ifadeler

survives to this day: geçmişten bugüne varlığını sürdürmek

survives to this day ifadesindeki survives, “canlı kalır” değil, “var olmaya devam eder” anlamına gelir. Özne bir bina, nesne, gelenek, yasa veya geçmişten kalan başka bir şey olabilir. To this day, zamanın bitiş noktasını bugün olarak gösterir ve geçmişle kesintisiz bağı vurgular. Burada ifade, Tynwald'daki dört kademeli tepenin bugün hâlâ var olduğunu söylüyor.

Alıştırma

“The stone bridge survives to this day,” cümlesinde survives to this day ne anlama gelir?

  1. Taş köprü günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.
  2. Taş köprü her gün yeniden inşa edilir.
  3. Taş köprü uzun zaman önce yok olmuştur.
Cevabı göster

Taş köprü günümüze kadar varlığını sürdürmüştür.

and the modern Manx Parliament still holds an annual meeting there. Kalıp ifadeler

3:57

ve modern Manx Parlamentosu hala orada yıllık bir toplantı yapmaktadır.

Kalıp ifadeler

still holds an annual meeting there: hâlâ yılda bir kez orada toplanmak

holds an annual meeting ifadesindeki holds, “elde tutar” değil, “organize eder ve yürütür” anlamına gelir. Hold a meeting, bir toplantı düzenlemeyi anlatan yaygın bir fiil-ad birleşimidir. Annual yılda bir kez anlamına gelir, still uygulamanın devam ettiğini gösterir ve there yeri belirtir. İfade bir bütün olarak parlamentonun orada her yıl bir toplantı düzenlemeye devam ettiğini söyler.

Alıştırma

Cümleyi “her yıl bir toplantı düzenler” anlamındaki ifadeyle tamamlayın: The association ____ to review its budget.

Cevabı göster

holds an annual meeting

In 1248,

4:02

1248'de,

King Harald of Man died in a shipwreck

4:03

Man Kralı Harald bir gemi kazasında öldü

and was succeeded by his brother. Kelime

4:06

ve yerine kardeşi geçti.

Kelime

was succeeded by his brother: başarı değil, görev veya unvan devri

Bu cümlede was succeeded by his brother, Harald'dan sonra kardeşinin kral olduğu anlamına gelir. Edilgen be succeeded by + kişi yapısı önce görevi daha önce yürüten kişiyi söyler, ardından onun yerini kimin aldığını belirtir. Buradaki succeed, “bir hedefe ulaşmak” değil, “birinin görevini, unvanını veya rolünü devralmak” anlamındadır. Etken biçimi His brother succeeded him. şeklindedir.

Alıştırma

Cümleyi “bir görevde yerini başkasına bırakmak” anlamındaki succeed fiilinin edilgen biçimiyle tamamlayın: When the director retired, she ____ her deputy.

Cevabı göster

was succeeded by

Weeks into the new king's reign, Kalıp ifadeler

4:09

Yeni kralın saltanatının daha ilk haftalarında,

Kalıp ifadeler

Weeks into the new king's reign: süre + into + dönem

Weeks into the new king's reign, yeni kralın hükümdarlığının çoktan başladığını ve aradan birkaç hafta geçtiğini ifade eder. Kısa süre + into + dönem yapısı, bir olayı veya durumu devam eden bir dönemin belirli bir noktasına yerleştirir. Burada reign, bir kralın veya kraliçenin hüküm sürdüğü dönemdir. Into bir yere doğru hareketi değil, zaman içindeki ilerlemeyi gösterir.

Alıştırma

Projenin üç aydır devam etmekte olduğunu belirten sözcükle zaman ifadesini tamamlayın: Three months ____ the project, the team found a solution.

Cevabı göster

into

a rebel knight assassinated him.

4:11

isyancı bir şövalye ona suikast düzenledi.

His brother Magnus died in 1265

4:14

Kardeşi Magnus 1265'te öldü

at Castle Rushen without an heir. Kelime

4:17

Castle Rushen'de bir varis bırakmadan.

Kelime

without an heir: tanınmış bir varis olmadan

Without an heir, Magnus öldüğünde onun konumunu, unvanını veya mal varlığını devralacak, hukuk ya da gelenek tarafından tanınmış bir kişinin bulunmadığını ifade eder. Buradaki heir, yalnızca bir çocuk veya akraba değil, miras yoluyla hak sahibi olan kişidir. without + isim yapısı, bir durumda bir şeyin bulunmadığını anlatır. Kraliyet tarihinde bu ayrıntı, doğrudan veraset zincirinin neden Magnus üzerinden devam edemediğini açıklamaya yardımcı olur.

Alıştırma

Bir kraliyet tarihinde “died without an heir” ne anlama gelir?

  1. Saçı olmadan öldü.
  2. Hayatta hiçbir akrabası kalmadan öldü.
  3. Konumunu devralacak tanınmış bir kişi olmadan öldü.
Cevabı göster

Konumunu devralacak tanınmış bir kişi olmadan öldü.

According to one scribe, Anlatım akışı

4:20

Bir katibe göre,

Anlatım akışı

According to one scribe: bilgiyi bir kaynağa dayandırmak

According to one scribe, ardından gelen bilginin kaynağını tanıtır. Bir sonraki iddianın, işi belgeleri kopyalamayı veya yazmayı içeren bir kişi tarafından kaydedildiğini ya da aktarıldığını belirtir. Cümlenin başında According to + kaynak yapısı, anlatıcının sesiyle kaynağın anlatımını ayırarak bilgiyi düzenler. İddiayı bir kaynağa bağlar; anlatıcının buna katıldığını veya bilgiyi bağımsız olarak doğruladığını söylemez.

Alıştırma

“According to one scribe,” ifadesinin temel işlevi nedir?

  1. Ardından gelen iddianın kaynağını belirtir.
  2. Anlatıcının kâtibe katıldığını gösterir.
  3. Kâtibe bir talimata uymasını söyler.
Cevabı göster

Ardından gelen iddianın kaynağını belirtir.

his death marked the day that kings ceased to reign in Man. Kalıp ifadeler

4:22

onun ölümü kralların Man'da hüküm sürmeyi bıraktığı günü işaret ediyordu.

Kalıp ifadeler

marked the day that... ceased to reign: hükümranlığın sonunu belirtmek

Burada marked the day that... ifadesi, ölümün o günü açık bir tarihsel dönüm noktasına çevirdiğini anlatır; marked, bir şeyin üzerine görünür bir işaret koymak anlamına gelmez. Ceased to reign, hüküm sürmeyi bıraktı demenin resmî bir yoludur. Man Adası’ndaki kralların yönetiminin kalıcı olarak sona erdiğini anlatır; geçici bir ara değildir.

Alıştırma

Bu tarihsel cümlede vurgulanan bölüm ne anlama geliyor?

  1. Onun ölümü, krallar tarafından yazılı bir işaretle kaydedildi.
  2. Onun ölümü, kralların görevlerine bir gün ara vermesine yol açtı.
  3. Onun ölümü, kralların yönetiminin sona erdiği tarihsel dönüm noktası oldu.
Cevabı göster

Onun ölümü, kralların yönetiminin sona erdiği tarihsel dönüm noktası oldu.

Scotland annexed Man and the Isles the next year, Kelime

4:27

İskoçya, Man ve Adaları ertesi yıl ilhak etti,

in 1266.

4:30

1266'da.

Kelime

Scotland annexed Man and the Isles: İskoçya Man Adası’nı ve Adalar’ı ilhak etti

Scotland annexed Man and the Isles ifadesinde annexed, İskoçya’nın bu toprakları kendi yönetimi altına alıp siyasi alanına kattığı anlamına gelir. Annex, got veya took sözcüklerinden daha güçlü ve daha özeldir. Tarihsel ve siyasi metinlerde toprak denetimindeki bir değişikliği adlandırır; değişikliğin barışçıl olduğunu veya herkesçe hukuken kabul edildiğini tek başına söylemez.

Alıştırma

Hangi cümle, krallığın toprağı kendi ülkesine kattığını özellikle belirtir?

  1. The kingdom annexed the territory.
  2. The kingdom occupied the territory for six months.
  3. The kingdom traded with the territory.
Cevabı göster

The kingdom annexed the territory.

We know about the exploits of the sea kings Kelime

4:33

Deniz krallarının kahramanlıklarını biliyoruz

primarily from a chronicle Kalıp ifadeler

4:35

öncelikle bir kronikten

Kelime

exploits of the sea kings: deniz krallarının dikkate değer kahramanlıkları

exploits of the sea kings ifadesinde exploits, dikkate değer ve cesur eylemleri ya da maceraları anlatan çoğul bir isimdir. of ile başlayan bölüm, bu eylemleri kimin yaptığını gösterir. Burada tarihsel bir anlatının parçasıdır ve deniz krallarının eylemlerini kaydedilmeye değer işler olarak sunar. Birini veya bir şeyi çıkar sağlamak için kullanmak anlamındaki exploit fiili değildir.

Alıştırma

exploits of the sea kings ifadesindeki exploits ne anlama gelir?

  1. İnsanların haksız biçimde kullanılması
  2. Tarihe göre sıralanmış bir kayıt
  3. Dikkate değer veya cesur eylemler
Cevabı göster

Dikkate değer veya cesur eylemler

Kalıp ifadeler

primarily from a chronicle: ana bilgi kaynağını belirtmek

Primarily from a chronicle, bilginin nereden geldiğini açıklar. Primarily ‘esas olarak’ anlamına gelir; from ise fiziksel bir başlangıç noktası yerine bilgi kaynağını belirtir. Chronicle, olayları zaman içinde kaydeden tarihsel bir anlatıdır. Bu ifade, tek kaynak olduğunu iddia etmeden ana kanıt kaynağını belirtir.

Alıştırma

Ana kaynağı belirtmek için cümleyi primarily from ile tamamlayın: We know about the expedition ____ the crew's journals.

Cevabı göster

primarily from

written by Christian scribes living on the Isle of Man, Dilbilgisi

4:36

Man Adası'nda yaşayan Hıristiyan katipler tarafından yazılan,

Dilbilgisi

written by ... living on ...: art arda gelen isim niteleyicileri

Bu parça, daha önce sözü edilen chronicle, yani tarih kaydını açıklamaya devam eder; yeni bir ana cümle değildir. written by Christian scribes, edilgen anlam taşıyan bir geçmiş ortaç öbeğidir: tarih kaydı kâtipler tarafından yazılmıştır. living on the Isle of Man, Christian scribes ifadesini niteleyen bir şimdiki ortaç öbeğidir: kâtipler orada yaşamıştır. Böyle uzun bir isim öbeğini çözümlerken önce açıklanan şeyi bulun, ardından her ortaç öbeğini anlamca uygun olan en yakın isme bağlayın.

Alıştırma

Hangisi aynı yapıyı kullanır: bir şeyi anlatan geçmiş ortaç ve ardından kişiyi anlatan şimdiki ortaç?

  1. a letter writing by a monk lived near the castle
  2. a letter written by a monk living near the castle
  3. a letter wrote by a monk lives near the castle
Cevabı göster

a letter written by a monk living near the castle

and from the praise poems composed to celebrate the kings' victories. Kültür

4:40

ve kralların zaferlerini kutlamak için bestelenen övgü şiirlerinden.

Kültür

kralların zaferlerini kutlamak için oluşturulan övgü şiirleri

Burada praise poems, kralların zaferlerini yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturulan şiirlerdir. composed to celebrate... bunların oluşturulma amacını belirtir; dolayısıyla bunlar yalnızca olumlu içerikli şiirler değil, törensel veya siyasi işlevi olan eserlerdir. Bu şiirler adları, olayları ve ortak hafızayı koruyabildiği için tarihî kaynak olarak kullanılabilir. Ancak amaçları övgü olduğu için zaferleri tarafsız raporlar gibi değil, kralların lehine bir bakış açısından sunarlar.

Alıştırma

praise poems composed to celebrate the kings' victories ifadesi bu şiirler hakkında ne anlatır?

  1. Kralların başarılarını yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturuldular.
  2. Nasıl şiir yazılacağına ilişkin özel talimatlardı.
  3. Kimseyi övme amacı taşımayan tarafsız kayıtlardı.
Cevabı göster

Kralların başarılarını yüceltmek ve anısını yaşatmak için oluşturuldular.

Today,

4:45

Bugün,

although the sea kings are long gone, Notlar

4:45

deniz kralları çoktan gitmiş olsa da,

Kalıp ifadeler

are long gone: uzun zamandır artık yok

Be long gone, birinin ya da bir şeyin uzun zaman önce ayrıldığı, kaybolduğu, sona erdiği veya artık bulunmadığı anlamına gelir. Long burada fiziksel uzunluğu değil, ne kadar zaman geçtiğini anlatır. Buradaki are long gone, deniz krallarının ve onların döneminin artık günümüze ait olmadığını ve uzun zamandır var olmadığını belirtir.

Alıştırma

Cümleyi “uzun zaman önce ayrılmıştı” anlamındaki iki sözcüklü ifadeyle tamamlayın: By the time we arrived, the last train was ____, so we had to wait until morning.

Cevabı göster

long gone

their presence remains etched onto the landscape. Deyimler

4:48

varlıkları manzaraya kazınmış olarak kalıyor.

Dilbilgisi

although ... their presence remains etched: ana düşünceden önce ödünleme

Although bir ödünleme bilgisi sunar: the sea kings are long gone gerçeğini kabul eder. Bu yan cümle, onların etkisinin de kaybolmuş olmasını beklememize yol açabilecek bir arka plan verir. Ana cümle olan their presence remains etched onto the landscape asıl düşünceyi taşır: onlardan kalan görünür izler hâlâ vardır. Başka durumlarda da kullanılabilen although A, B yapısı, A doğru olsa bile asıl önemli noktanın B olduğunu gösterir.

Alıştırma

Although the path is difficult, we will keep going cümlesinde ana düşünceyi hangi bölüm taşır?

  1. we will keep going
  2. the path is difficult
  3. Although
Cevabı göster

we will keep going

Deyimler

presence remains etched onto the landscape: kalıcı ve görünür bir iz

Bu cümlede presence, geçmişte yaşamış insanların kalıcı kanıtlarını ve etkisini anlatır. remains etched onto the landscape bu fikri görsel bir metafora dönüştürür: bıraktıkları izler yerlerde, yapılarda veya arazinin başka özelliklerinde hâlâ görülebilir. Etched sözcüğü gerçek anlamıyla bir desenin yüzeye kazınmasını anlatır. Burada ise mecazidir ve izin açık, derin ve uzun ömürlü olduğunu vurgular; presence kavramının fiziksel olarak toprağa kazındığı anlamına gelmez.

Alıştırma

Burada “their presence remains etched onto the landscape” ne anlama geliyor?

  1. Bedenlerini fiziksel olarak toprağa kazıdılar.
  2. Şu anda bölgenin her yerinde yaşıyorlar.
  3. Kalıcı etkileri arazinin özelliklerinde hâlâ görülebiliyor.
Cevabı göster

Kalıcı etkileri arazinin özelliklerinde hâlâ görülebiliyor.

Were Viking longships the most influential technology of the Middle Ages? Notlar

4:52

Viking uzun gemileri Orta Çağ'ın en etkili teknolojisi miydi?

Anlatım akışı

Were Viking longships the most influential technology...?: sonraki konuya geçiş yapan bir soru

Bu cümle evet-hayır sorusu biçimindedir; ancak eğitici bir videonun sonunda asıl görevi yeni bir düşünce hattı açmaktır. Önceki tartışmayı Viking uzun gemilerine yöneltir ve izleyiciye devam etmek için bir neden verir. The most influential üstünlük yapısı, iddiayı kasıtlı olarak cesur hâle getirir. Konuşmacı meseleyi sonuçlandırmak yerine merak ve gerilim yaratır; sonraki konuyu araştırmaya değer bir tartışma olarak sunar.

Alıştırma

Videonun sonundaki bu sorunun temel işlevi nedir?

  1. Merak ve gerilim yaratıp sonraki konuya yöneltir.
  2. Uzun gemilerin tartışmasız biçimde en etkili teknoloji olduğunu kanıtlar.
  3. İzleyiciden hemen olgusal bir cevap vermesini ister.
Cevabı göster

Merak ve gerilim yaratıp sonraki konuya yöneltir.

Kültür

Tarihsel bir dönem adı olarak the Middle Ages

the Middle Ages, Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki bir dönemin yerleşik adıdır. İnsanların yaşlarıyla ilgili bir ifade değildir. Bu soruda of the Middle Ages, technology için zaman çerçevesini belirler: karşılaştırma, bu tarihsel dönemde hangi teknolojinin en büyük etkiye sahip olduğunu sorar.

Alıştırma

Bu soruda the Middle Ages ne anlama gelir?

  1. Yaşları ortalamaya yakın birkaç kişi
  2. Bir kişinin yaşamındaki orta yaş yılları
  3. Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki dönem
Cevabı göster

Avrupa tarihinde Antik Çağ ile modern dönem arasındaki dönem

Learn more about how this humble boat helped build and topple empires Notlar

4:57

Bu mütevazı teknenin imparatorluklar kurmaya ve yıkmaya nasıl yardımcı olduğu hakkında daha fazla bilgi edinin

with this video.

5:02

bu videoyla.

Kelime

humble boat: sıradan görünen ama önemli bir tekne

humble bir nesneyi nitelediğinde basit, sıradan veya önemsiz görünen anlamına gelebilir. Bir tekne, insana özgü alçakgönüllülük niteliğine gerçek anlamda sahip olamaz. Ona a humble boat denmesi bir karşıtlık yaratır: tekne dikkat çekici görünmez, ancak cümle onun imparatorlukların kurulmasına ve yıkılmasına yardım ettiğini söyler. Bu kalıp, sıradan bir şeyin şaşırtıcı derecede büyük bir etki oluşturacağını haber vermek için sıkça kullanılır.

Alıştırma

this humble boat ifadesinde humble neyi anlatır?

  1. Teknenin kibar ve alçakgönüllü bir kişiliği vardır.
  2. Tekne sıradan veya önemsiz görünür, ancak büyük bir etki yaratır.
  3. Tekne mutlaka çok küçük ve ucuzdur.
Cevabı göster

Tekne sıradan veya önemsiz görünür, ancak büyük bir etki yaratır.

Kalıp ifadeler

İmparatorlukların kurulmasına ve devrilmesine yardım etti

Burada helped, and ile bağlanan iki fiil için de geçerlidir: build ve topple. İki fiil de yalın hâldedir. Build empires, imparatorluklar kurmak ya da güçlerini genişletmek; topple empires ise güçlerini kaybetmelerine veya çökmelerine yol açmak demektir. Buradaki topple siyasi ve mecazidir; bir binayı fiziksel olarak devirmek anlamına gelmez. Build ve topple yan yana kullanıldığında dengeli bir karşıtlık oluşur. Bu yapı büyük bir tarihsel düşünceyi tek cümlede özetler: aynı araç gücün kurulmasını destekleyebilir ve onun yıkılmasına da yardım edebilir. Helped, teknenin tek neden değil, önemli bir katkı sağlayan etken olduğunu gösterir.

Alıştırma

Hangi cümle aynı teknolojinin hem imparatorlukların yükselişine hem de düşüşüne katkıda bulunduğunu anlatır?

  1. The technology helped build and topple empires.
  2. The technology alone built empires.
  3. The technology weakened empires but did not bring them down.
Cevabı göster

The technology helped build and topple empires.