Canınız istemediğinde bile nasıl motive olursunuz: İngilizce çalışma notları
TED-Ed
Video açıklaması: Bu video içsel ve dışsal motivasyonu birbirinden ayırıyor; süreçten keyif almanın neden gecikmeli bir ödüle kıyasla uzun süreli devamlılığı daha iyi desteklediğini ve ödüllerin hangi durumlarda mevcut isteği zayıflatıp hangi durumlarda sıkıcı bir işe başlamayı kolaylaştırabildiğini açıklıyor. Başlıca İngilizce öğrenme noktaları: 1. intrinsic and extrinsic. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Etkinliğin kendisinden doğan motivasyon ile ayrı bir sonuca ulaşmaya dayalı motivasyonu ayıran karşıt psikoloji terimlerini öğrenin. Bu ayrım; eğitim, iş, egzersiz, ödüller ve uzun süreli katılım hakkındaki açıklamaları takip etmenizi sağlar. 2. the overjustification effect. — Sözcük anlamı ve kullanım düzeyi: Bir etkinliği zaten kendi ilgisi nedeniyle yapmak isteyen kişiye dışsal teşvikler eklenince motivasyonun zayıflayabilmesini veya bulanıklaşabilmesini anlatan terimi kavrayın. Böylece ödül ve performans araştırmalarının özetlerinde bu olguyu tanıyabilirsiniz. 3. Focus on building intrinsic motivation by making the task more fun in the moment. — Dil bilgisi ve cümle kalıpları: Bir hedefi, ona ulaşmak için kullanılan somut yöntemle bağlayan Focus on doing X by doing Y kalıbını öğrenin. Bu yapıyı, bir görevi başlamaya ve sürdürmeye yetecek kadar keyifli hâle getirmeye yönelik belirli öneriler verirken kullanabilirsiniz.
Bu derste
You've always aspired to be a professional artist. Kalıp ifadeler
0:07Her zaman profesyonel bir sanatçı olmayı arzuladın.
aspired to be: uzun vadeli bir hedef
Burada aspired to be, “bir şey olmayı uzun süredir güçlü bir hedef olarak istemek” anlamına gelir. Cümle, profesyonel sanatçı olmayı zaman içinde peşinden gidilen bir amaç olarak sunar; bu amacın zaten gerçekleştiğini söylemez. Yapı aspire to + fiilin yalın hâlidir. be ile kullanıldığında aspire to be an artist örneğindeki gibi gelecekteki bir rolü veya kimliği belirtir. Basitçe want to be demekten daha amaçlı ve resmîdir.
Alıştırma
Uzun vadeli bir hedefi belirtmek için cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: Since childhood, Omar has ____ an architect.
Cevabı göster
aspired to be
may become a reality: bir hayal gerçekleşebilir
May become a reality, “gerçekten gerçekleşebilir veya başarılabilir” anlamına gelir. May sonucun kesin değil, mümkün olduğunu gösterirken become a reality bir fikrin, hayalin veya planın var olan ya da başarılmış bir şeye dönüşmesini anlatır. a reality ifadesindeki reality fiziksel bir nesne değil, gerçekleşmiş veya var olan bir durumdur. Yeniden kullanılabilecek yapı dream/plan/idea + become a reality şeklindedir.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan ifadeyle tamamlayın: With enough funding, the library's expansion may ____.
Cevabı göster
become a reality
and you're creating a portfolio to submit to art programs. Kalıp ifadeler
0:15ve sanat programlarına sunmak üzere bir portfolyo oluşturuyorsun.
to submit to art programs: bir şeyi alıcıya resmî olarak teslim etmek
Bu cümlede to submit to art programs, portfolyonun ne amaçla hazırlandığını açıklar: Daha sonra teslim edilecek şey portfolyodur. İlk to, to submit mastar yapısını gösterir; portfolio ise submit fiilinin anlamca nesnesidir. submit something to a person, organization, or program yapısında to, alıcıyı gösterir. Burada submit, bir materyali incelenmek üzere resmî olarak teslim etmek demektir; boyun eğmek veya itaat etmek anlamında değildir.
Alıştırma
Resmî submit yapısını tamamlayın: Please ____ your permission form ____ the school office by Monday.
Cevabı göster
submit · to
as the application deadline looms: zaman bağlamı ve yaklaşan baskı
As the application deadline looms, sonrasında gelenler için zaman bağlamını kurar. Burada as, bu değişim gerçekleşirken veya tarih yaklaştıkça anlamına gelir; böylece motivasyon kaybı, son tarihin yaklaşmasıyla birlikte gelişen bir durum olarak sunulur. Loom, endişe verici veya kaçınılması zor bir biçimde yaklaşmak ya da eli kulağında olmak anlamına gelir. Bu nedenle ifade baskı hissi katar; bir tarihin yakın olduğunu tarafsızca söylemenin bir yolu değildir.
Alıştırma
Bu cümledeki başlangıç yan cümlesinin temel işlevi nedir? As the deadline looms, the team becomes more focused.
- Ekibin değişimi için yaklaşan ve baskı yaratan bir zaman bağlamı kurar.
- Son tarihin giderek uzaklaştığını gösterir.
- Ekibin yalnızca son tarih geçtiği için odaklandığını söyler.
Cevabı göster
Ekibin değişimi için yaklaşan ve baskı yaratan bir zaman bağlamı kurar.
find yourself + sıfat/-ing: kendi durumunu veya davranışını fark etmek
find yourself unmotivated and avoiding... ifadesinde find, “yerini bulmak” değil, “farkına varmak” veya “bilincine varmak” anlamındadır. Yourself, you sözcüğüne gönderme yapar. İfade, motivasyonsuzluğu ve kaçınmayı bilinçli bir karar olarak değil, aniden fark ettiğiniz mevcut bir durum olarak sunar. find + dönüşlü zamir yapısından sonra gelen tamamlayıcı, kişinin durumunu veya eylemini açıklar. Burada unmotivated sıfatı ile avoiding biçimi and ile bağlanır. Kalıp başka öznelerle de kullanılabilir: find myself, finds herself veya found themselves.
Alıştırma
Cümleyi find yourself ve avoid fiilinin -ing biçimiyle tamamlayın: When a goal feels overwhelming, you may ____ the first step.
Cevabı göster
find yourself avoiding
seem so fickle: bu kadar değişken görünmek
Seem so fickle, “sık sık ve öngörülemez biçimde değişiyor gibi görünmek” demektir. Fickle genellikle bir şeyin tutarlı kalmadığı için güvenilmesinin zor olduğunu düşündürür. Burada fickle, motivation sözcüğünü beklenmedik biçimde yükselip düşebilen bir şey olarak tanımlar. “Zayıf” anlamına gelmez; vurgu istikrarsızlıktadır.
Alıştırma
“The crowd's support can be fickle,” cümlesinde fickle ne anlama gelir?
- Kolayca ve öngörülemez biçimde değişir.
- Kalıcı ve güvenilirdir.
- Fiziksel olarak zayıftır.
Cevabı göster
Kolayca ve öngörülemez biçimde değişir.
What even is it in the first place?: temel tanıma dönmek
Bu soru, tartışmayı en temel noktaya geri götürür: konuşmacı motivasyon hakkında konuşmaya devam etmeden önce motivasyonun gerçekte ne olduğunu sorar. Buradaki it, motivation sözcüğüne gönderme yapar. even, bu soruya “gerçekten” veya “tam olarak” anlamına yakın bir vurgu katar. in the first place fiziksel bir yer değil, “en temel düzeyde” veya “her şeyden önce” anlamındadır. Soru böylece konuyu yeniden başlatır ve ardından bir tanım gelmesini sağlar.
Alıştırma
“What even is it in the first place?” bir açıklamada ne işe yarar?
- İlk örneği diğerlerinden önce sıralar.
- Bir şeyin ilk konumda bulunduğunu söyler.
- Temel soruya döner ve bir tanım ister.
Cevabı göster
Temel soruya döner ve bir tanım ister.
define motivation as: define X as Y tanım kalıbı
define X as Y, tanım vermek için kullanılan standart bir kalıptır. X tanımlanan terimdir; as sonrasında gelen Y ise tanımın içeriğini verir. Bu cümlede X motivation, Y ise ardından gelen desire or impetus bölümüdür. Özne, tanımın kaynağını belirtir: Psychologists. Bu nedenle kalıp, bir alanın, kişinin veya belgenin bir terimi nasıl anladığını aktarırken kullanışlıdır. Tanımdan önce as kullanılmalıdır.
Alıştırma
Cümleyi define X as Y kalıbıyla tamamlayın: The handbook ____ teamwork ____ the ability to work well with others toward a shared goal.
Cevabı göster
defines · as
desire or impetus to initiate and maintain: davranışı başlatıp sürdürmenin arkasındaki güçler
Bu tanımda desire or impetus, bir kişiyi neyin harekete geçirdiğini belirtir: eyleme geçme isteği ya da eylemi ileri taşıyan bir güç. Impetus, yalnızca ani bir dürtüyü değil, itici bir gücü veya etkiyi anlatan resmî bir sözcüktür. to initiate and maintain mastarları bu motivasyonun neyi desteklediğini gösterir: belirli bir davranışı başlatmayı ve ardından sürdürmeyi. Bu ifade hem başlangıcı hem de devamlılığı kapsar.
Alıştırma
Bu tanımda impetus sözcüğünün en yakın anlamı hangisidir?
- düşünmeden hareket etmeye yol açan ani ve kısa süreli dürtü
- bir davranış sona erdikten sonra ölçülen sonuç
- bir eylemin başlayıp sürmesine yardımcı olan resmî anlamdaki itici güç
Cevabı göster
bir eylemin başlayıp sürmesine yardımcı olan resmî anlamdaki itici güç
it's the energy that drives you to do something. Deyimler
0:47seni bir şeyler yapmaya iten enerjidir.
In other words: daha açık bir yeniden anlatımı belirtmek
In other words, dinleyiciye bir sonraki ifadenin aynı düşünceyi farklı ve genellikle daha açık bir biçimde yeniden anlatacağını bildiren bir söylem belirtecidir. Burada motivasyonun resmî tanımından, eylemi harekete geçiren enerji şeklindeki daha basit bir imgeye geçiş yapar. Bilgiyi ek bir nokta olarak değil, açıklama olarak düzenler.
Alıştırma
Hangi seçenek In other words ifadesini aynı anlamı doğru biçimde yeniden anlatmak için kullanıyor?
- The library is open only on weekdays. In other words, it is closed on Saturday and Sunday.
- The library is open only on weekdays. In other words, it opened ten years ago.
- The library is open only on weekdays. In other words, I bought a new notebook.
Cevabı göster
The library is open only on weekdays. In other words, it is closed on Saturday and Sunday.
energy that drives you to do: eylemin arkasındaki soyut güç
Bu cümlede energy, fiziksel güç değil motivation için kullanılan bir benzetmedir. Bir kişinin bir eyleme başlamasını veya onu sürdürmesini sağlayan içsel gücü anlatır. drive someone to do something yapısında drive, “güçlü biçimde neden olmak veya motive etmek” anlamına gelir. Bu yapı merak, korku veya hedef gibi soyut bir düşünceyi kişinin eyleminin arkasındaki güç olarak gösterir.
Alıştırma
“A desire to help drives Omar to volunteer,” cümlesinde drives Omar to volunteer ne anlama gelir?
- Omar’ı gönüllü olmaya güçlü biçimde motive eder
- Omar’a fiziksel enerji verir
- Omar’ı gönüllü etkinliğine arabayla götürür
Cevabı göster
Omar’ı gönüllü olmaya güçlü biçimde motive eder
is particularly important when it comes to understanding how to maintain it. Kalıp ifadeler
0:54onu nasıl koruyacağını anlamak söz konusu olduğunda özellikle önemlidir.
when it comes to understanding: konunun sınırını belirleme
when it comes to + isim veya -ing biçimi kalıbı, “o konu konuşulurken veya ele alınırken” anlamına gelir. Burada when it comes to understanding, ifadeyi belirli bir görevle sınırlar: bu itkinin nasıl sürdürüleceğini anlamak. Bu kalıpta to bir edattır; bu nedenle ardından gelen fiil -ing biçimini alır: understand değil, understanding. İfade konu belirteci olarak çalışır; comes to gerçek anlamda bir yere doğru hareketi anlatmaz.
Alıştırma
“İlgili olduğunda” anlamındaki kalıbı oluşturmak için eksik sözcüğü tamamlayın: When it ____ to organizing your time, a short list can help.
Cevabı göster
comes
These motivational forces generally fall into two broad categories: Kalıp ifadeler
0:59Bu motivasyonel güçler genellikle iki geniş kategoriye ayrılır:
fall into two broad categories: iki geniş kategoriye ayrılmak
Burada fall into, fiziksel olarak düşmek değil, “ait olmak veya bir kategoriye yerleştirilebilmek” anlamına gelir. Özne, sınıflandırılan şeyleri belirtir; two broad categories ise iki genel, üst düzey grup olduğunu gösterir. İki nokta, bu iki kategorinin adlarını tanıtır. Bu kalıp önce sınıflandırmayı belirtip ardından kategorilerin adlarını vermek için kullanışlıdır.
Alıştırma
Sınıflandırma cümlesini öğrendiğiniz ifadeyle tamamlayın: Most support requests ____ three broad categories.
Cevabı göster
fall into
intrinsic and extrinsic: içsel ve dışsal motivasyon
Intrinsic ve extrinsic, motivasyonun nereden geldiğini karşılaştıran iki terimdir. İçsel motivasyon ilgi, keyif veya tatmin gibi etkinliğin kendisinden doğar. Dışsal motivasyon ise ödül, not, övgü veya cezadan kaçınma gibi dışarıdaki bir sonuçtan doğar. Yalnızca eylemi değil, eylemin nedenini sınıflandırın. Aynı eylem, kişinin onu neden yaptığına bağlı olarak içsel veya dışsal motivasyonla gerçekleştirilebilir.
Alıştırma
Maya, zorluğun kendisinden keyif aldığı için bulmaca çözmeye devam ediyor. Bu hangi motivasyon türüdür?
- no motivation
- extrinsic motivation
- intrinsic motivation
Cevabı göster
intrinsic motivation
when you experience an activity as an end in itself. Kelime
1:10bir aktiviteyi kendi başına bir amaç olarak deneyimlediğinde söz konusudur.
experience an activity as an end in itself: etkinliği kendi başına bir amaç olarak deneyimlemek
Bu cümlede experience an activity as an end in itself, etkinliğin kendisini hedef olarak görmek ve deneyimlemek anlamına gelir. Etkinliği yalnızca ayrı bir ödül kazanmak için değil, yapmak ilginç, anlamlı veya tatmin edici olduğu için yaparsınız. Buradaki end, “bitiş” değil “hedef” ya da “amaç” demektir. In itself, etkinliğin kendi başına değer taşıdığını vurgular.
Alıştırma
Etkinliğin kendisinin hedef olduğunu belirten ifadeyle İngilizce cümleyi tamamlayın: Lina paints because she enjoys the process, not for money or praise. For her, painting is ____.
Cevabı göster
an end in itself
Take a hobby like playing video games. Anlatım akışı
1:14Video oyunları oynamak gibi bir hobiyi ele alalım.
Take a hobby like ... ile örnek sunmak
Take a hobby like ..., dinleyicinin düşünmesi için somut bir örnek sunmanın konuşma diline uygun bir yoludur. Burada take, “alıp götürmek” değil “ele almak” veya “düşünmek” anlamına gelir. Bu kalıp açıklamayı genel bir fikirden belirli bir örneğe taşır: Take a/an + noun + like + example. Burada like, “gibi” veya “örneğin” anlamındadır. Ardından konuşmacı bu örneğin fikre nasıl uyduğunu gösterebilir.
Alıştırma
Bu açıklamada Take a hobby like playing video games ne işe yarıyor?
- Dinleyiciye bir hobiyi bırakmasını söyler.
- Tartışmak için belirli bir örnek sunar.
- Açıklamanın son sonucunu belirtir.
Cevabı göster
Tartışmak için belirli bir örnek sunar.
The experience largely explains the desire to do it. Anlatım akışı
1:17Deneyimin kendisi, bunu yapma arzusunu büyük ölçüde açıklar.
The experience largely explains the desire to do it: deneyim, onu yapma isteğini büyük ölçüde açıklıyor
Bu cümle, daha önce sözü edilen etkinliği bir neden açıklamasına dönüştürür: video oyunu oynama deneyimi, kişinin oyun oynamak istemesinin başlıca nedeni olarak sunulur. Özne olan The experience nedeni belirtir; largely explains ise bu nedeni sonuç olan the desire ile bağlar. largely, “büyük ölçüde” demektir; “tamamen” demek değildir. it zamiri playing video games ifadesine gönderme yapar. Böylece cümle, örneği bir etkinliği bizzat yaşanan deneyim nedeniyle isteme fikrine bağlar.
Alıştırma
Cümlenin ilettiği anlamı en iyi hangi ifade açıklar?
- Deneyim, isteğin mümkün olan tek nedenidir.
- Deneyimin istekte hiçbir rolü olmamasına rağmen istek vardır.
- Deneyim, isteğin ana açıklamasıdır; ancak başka nedenler de olabilir.
Cevabı göster
Deneyim, isteğin ana açıklamasıdır; ancak başka nedenler de olabilir.
or that you find meaningful, interesting, or satisfying Dilbilgisi
1:23veya anlamlı, ilginç veya tatmin edici bulduğun görevleri yerine getirmek,
feel right in the moment: o anda doğru gelmek
feel right, bir şeyin o duyguyu yaşayan kişiye uygun, doğal veya tatmin edici gelmesi demektir. Buradaki right, “sağ yön” değildir; bir şeyin uyduğu yönündeki öznel hissi anlatır. in the moment bu hissi şimdiki anla sınırlar. Bir görev şimdi doğru gelebilir, ancak kişi daha sonra farklı değerlendirebilir; dolayısıyla ifade, görevin nesnel olarak doğru olduğunu söylemez.
Alıştırma
Dersin vurgulanan ifadesiyle cümleyi tamamlayın: A choice can ____, even if you change your mind later.
Cevabı göster
feel right in the moment
that you find meaningful, interesting, or satisfying ifadesinde find + nesne + sıfat
that you find meaningful, interesting, or satisfying ifadesinde find, ‘bulup yerini belirlemek’ değil, ‘bir şeyi belli bir şekilde değerlendirmek veya öyle hissetmek’ anlamındadır. Nesne, tasks sözcüğüne gönderme yapan ilgi zamiri that’tir; meaningful, interesting ve satisfying ise bu görevleri nasıl değerlendirdiğini anlatan nesne tamamlayıcılarıdır. Aktarılabilir kalıp find + nesne + sıfat yapısıdır. Örneğin find the lesson useful veya find the work rewarding denebilir. Birden fazla sıfat aynı nesneyi tanımlayabilir.
Alıştırma
Yeni uygulamayı yararlı bulduğunu söylemek için find + it + sıfat yapısını kullan: After trying the new app, I ____.
Cevabı göster
find it useful
refers to pursuing a task as a means to an end. Kelime
1:33bir görevi, amaca ulaşmak için bir araç olarak sürdürmeyi ifade eder.
Karşıtlık belirteci olarak on the other hand
On the other hand, dinleyiciye bu cümlenin önceki bir düşüncenin karşıt yönünü sunduğunu belirtir. Burada, önceki açıklamadaki intrinsic motivation konusundan extrinsic motivation konusuna geçişi işaretler. Bu ifade düşünceleri düzenler; zaman veya fiziksel konum bildirmez. Virgüller, ifadenin cümle içinde ara bağlantı sözü olarak kullanıldığını gösterir.
Alıştırma
Bu cümlede on the other hand neyi işaret ediyor?
- Karşıt bir motivasyon türüne geçişi
- Görevin ne zaman sürdürüldüğünü
- İçsel motivasyon hakkında ek bir ayrıntıyı
Cevabı göster
Karşıt bir motivasyon türüne geçişi
pursuing a task as a means to an end: bir görevi amaca ulaşma aracı olarak yapmak
Bu cümlede pursuing a task as a means to an end, görevi farklı bir sonuç elde etmek için yapmak anlamına gelir. Görev means, yani araçtır; end ise asıl hedeftir. Bu yapı, bir eylemi kendi başına değerli olmaktan çok başka bir hedefe yarayan araç olarak sunar. Ödülün veya sonucun etkinliğin dışında bulunduğu dışsal motivasyonu açıklamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“Başka bir hedefe ulaşma aracı olarak” anlamındaki kalıplaşmış ifadeyi tamamlayın: Leo viewed the extra practice ____ because it would help him make the team.
Cevabı göster
as a means to an end
you're often motivated by the outcome Kalıp ifadeler
1:41genellikle temiz, sağlıklı dişlere sahip olmanın
While few would consider... ile taviz bildiren giriş
Burada While taviz bildirir. While few would consider X Y kalıbı, “Çok az kişi X'i Y olarak değerlendirse de” anlamına gelir. Önce birçok kişinin kabul ettiği bir noktayı teslim eder. Ana cümle daha sonra daha önemli karşıtlığı sunar: etkinlik keyifli olmasa bile sonucu insanları yine de motive edebilir. consider X Y yapısında X değerlendirilen şey, Y ise ona verilen tanımdır.
Alıştırma
Hangi cümlede While, örnekteki gibi taviz bildirmek için kullanılmıştır?
- Since the early train is fast, we use it on weekdays.
- While few would consider the early train comfortable, it gets us there on time.
- While we were riding the early train, the sun came up.
Cevabı göster
While few would consider the early train comfortable, it gets us there on time.
be motivated by the outcome: sonuçtan motive olmak
be motivated by X yapısında X, motivasyonun kaynağını gösterir. Bu cümlede beklenen sonuç—temiz ve sağlıklı dişlere sahip olmak—kişinin dişçiye gitmeye istekli olmasını sağlar. Bu ifade, sonucu etkinliği yapma deneyiminden ayırır: süreç tatsız olabilir, ancak sonuç yine de kişiyi harekete geçirebilir. By, eylemi yapan bir kişiyi değil, motive eden etkeni belirtir.
Alıştırma
'Tarafından motive edilen' anlamındaki ifadeyle cümleyi tamamlayın: Leo does not enjoy training, but he is ____ the outcome of making the team.
Cevabı göster
motivated by
whether it's praise, power, or money. Dilbilgisi
1:51bu ister övgü, ister güç, isterse de para olsun.
whether it's A, B, or C: A, B ya da C olması fark etmeksizin
Whether it's A, B, or C, az önce sözü edilen şeyin alabileceği farklı biçimleri sunar. Burada praise, power ve money, reward örnekleridir; ödül hangi biçimde olursa olsun ana ifade geçerlidir. Bu doğrudan bir soru değildir. Liste, daha geniş bir kategoriyi örneklendirir ve tüm olasılıkları içermek zorunda değildir.
Alıştırma
Örnekteki whether yan cümlesi ne işe yarıyor?
- Dinleyiciden ödülü belirlemesini istiyor.
- Ödülün birkaç olası biçimini kapsıyor.
- Yalnızca paranın ödül sayıldığını söylüyor.
Cevabı göster
Ödülün birkaç olası biçimini kapsıyor.
these rewards tend to come later, Dilbilgisi
1:54bu ödüller genellikle daha sonra gelme eğilimindedir,
or winning a competition after months of training.
1:59veya aylarca süren eğitimden sonra bir yarışmayı kazanmak gibi.
tend to come later: yaygın ama kesin olmayan bir örüntü
tend to + fiilin yalın biçimi, istisnalara yer bırakarak genellikle olan bir şeyi veya genel bir eğilimi anlatır. tend to come later ifadesinde come fiilin yalın biçimidir; later ise ödüllerin genellikle ne zaman geldiğini belirtir. Konuşmacı temkinli bir genelleme yapar: Bu ödüller çoğu zaman hemen değil, bir süre sonra gelir; ancak bu her durumda geçerli değildir. Bu ifade always come later demekten daha az kesin ve daha doğrudur.
Alıştırma
Hangi cümle istisnalara yer bırakarak yaygın bir örüntüyü anlatır?
- The effects always appear later.
- The effects tend to appear later.
- The effects may appear later.
Cevabı göster
The effects tend to appear later.
at the end of a quarter: iş dönemi anlamındaki quarter
Bu prim bağlamında quarter, bir yıl içindeki dört iş raporlama döneminden biridir ve genellikle üç ay sürer. Bu nedenle at the end of a quarter, o iş döneminin bittiği zamanı ifade eder. quarter kelimesinin anlamını çevresindeki konuya göre seçin. Burada bonus ve zaman ifadesi at the end of, iş dönemi anlamını doğal hâle getirir.
Alıştırma
receiving a bonus at the end of a quarter ifadesinde quarter ne anlama gelir?
- üç aylık bir iş raporlama dönemi
- yirmi beş sentlik bir madeni para
- on beş dakika
Cevabı göster
üç aylık bir iş raporlama dönemi
their effectiveness can be surprisingly short-lived. Kelime
2:07etkinlikleri şaşırtıcı derecede kısa ömürlü olabilir.
While ... may seem appealing, ... ile ödünlemeli karşıtlık
Burada while zaman ilişkisi değil, ödünleme bildirir. Açılış yan cümlesi, para almak gibi dışsal ödüllerin ilk bakışta çekici görünebileceğini kabul eder. May seem, bu çekiciliği doğrulanmış bir gerçek olarak değil, bir izlenim olarak sunar. Ardından ana cümle önemli karşı noktayı verir: etki uzun sürmeyebilir. Bu kalıp, önce görünürdeki bir avantajı kabul edip sonra sınırını gösteren savları anlamaya yardımcı olur.
Alıştırma
“While extrinsic rewards like getting paid may seem appealing” açılış cümleciği, cümlede hangi işlevi görür?
- Hiçbir çekiciliği yoktur.
- İlk bakışta çekici görünebilir, ancak ana cümle bu izlenimi sınırlar.
- Uzun süre etkili olduğu zaten kanıtlanmıştır.
Cevabı göster
İlk bakışta çekici görünebilir, ancak ana cümle bu izlenimi sınırlar.
surprisingly short-lived: beklenenden daha kısa sürmek
Short-lived, “yalnızca kısa bir süre devam eden” anlamında birleşik bir sıfattır. Burada dışsal ödüllerin etkililiğini anlatır: motive edici etki hızla azalabilir. Surprisingly, bu kısa sürenin beklenenden de kısa olduğunu gösterir. İfade fiziksel boyutu değil süreyi anlatır; etkileri, duyguları, başarıları, eğilimleri veya uzun sürmeyen başka şeyleri niteleyebilir.
Alıştırma
“The excitement was intense but short-lived; everyone calmed down after a minute,” cümlesinde short-lived ne anlama gelir?
- Fiziksel olarak küçüktü.
- Çok güçlü değildi.
- Yalnızca kısa bir süre devam etti.
Cevabı göster
Yalnızca kısa bir süre devam etti.
that those who were highly focused Kalıp ifadeler
2:13Yeni Yıl Kararlarının sonuçlarına yüksek oranda odaklananların
on the outcomes of their New Year's Resolutions, Kültür
2:14veya dışsal motivasyonla yönlendirilenlerin,
highly focused on the outcomes of...: … sonuçlarına son derece odaklanmış olmak
Highly focused on the outcomes, zihinsel dikkatin büyük ölçüde nihai sonuçlara yöneltilmesi demektir. Buradaki focused, kişinin zihnindeki önceliği anlatır; mutlaka gözleriyle baktığı bir şeyi anlatmaz. Kalıp be focused on + isim öbeği şeklindedir. On dikkatin yöneldiği nesneyi gösterir, highly dereceyi güçlendirir ve the outcomes of... hedeflere ulaşmak için çalışmanın sonuçlarını ifade eder; hedeflerin peşinden gitme deneyimini değil.
Alıştırma
Cümleyi hedef ifadede yaygın olarak kullanılan edatla tamamlayın: The team was highly focused ____ the outcome of the tournament.
Cevabı göster
on
Kişisel hedef anlamındaki New Year's Resolutions
New Year's resolutions, insanların yeni bir yılın başında kendileri için belirledikleri kişisel sözler veya hedeflerdir. Bunlar çoğunlukla bir alışkanlığı, sağlığı, öğrenmeyi ya da hayatın başka bir alanını geliştirmeyi amaçlar. Bu cümlede ifade, insanların sonuçlarını izlediği hedefleri adlandırır. Alışkanlıklar ve kişisel gelişim üzerine konuşmalarda yaygın olarak kullanılır.
Alıştırma
Bu cümlede New Year's Resolutions ne anlama geliyor?
- Birinin yeni yılda yapmak istediği değişikliklerle ilgili kişisel hedefler
- Bir toplantıda kabul edilen resmî kararlar
- Birden fazla sorunu çözme yöntemleri
Cevabı göster
Birinin yeni yılda yapmak istediği değişikliklerle ilgili kişisel hedefler
weren't the most likely to stick to them: bunlara bağlı kalma olasılığı en yüksek değildi
stick to them ifadesi, “o kararlara uymaya veya onları uygulamaya devam etmek” anlamına gelir. Buradaki them, daha önce sözü edilen Yeni Yıl kararlarını belirtir; stick fiziksel olarak bir şeyi yapıştırmak anlamında değildir. Weren't the most likely to önemli bir sınırlama getirir: bu kişiler devam etme olasılığı en yüksek grup değildi, ancak cümle hiçbirinin devam etmediğini söylemez.
Alıştırma
Cümleyi stick to ve doğru zamirle tamamla: This plan is realistic, so I think I can ____.
Cevabı göster
stick to it
was how much a person enjoyed pursuing their goals.
2:26hedeflerinin peşinden gitmekten ne kadar keyif aldığıydı.
What did predict persistence, however, was ...: gerçek öngörü faktörünü vurgulamak
What did predict persistence ... was ... bir soru değil, bilgiyi odağa alan bir bildirme cümlesi yapısıdır. What ile başlayan yan cümle faktörü henüz adlandırmadan tanıtır; was sonrasındaki bölüm ise bunun ne olduğunu açıklar: kişinin hedeflerinin peşinden gitmekten ne kadar keyif aldığı. Yardımcı fiil did, olumlu geçmiş zaman cümlesinde vurgu amacıyla kullanılır. However ile birlikte önceki bir beklentiyi düzeltir: başka bir faktör devamlılığı öngörmemiş olabilir, ancak alınan keyif gerçekten öngörmüştür.
Alıştırma
The first method had no effect. Cümleyi improve fiilinin vurgulu geçmiş zaman biçimiyle tamamla: What ____ the class's scores, however, was regular feedback.
Cevabı göster
did improve
you're more likely to maintain an exercise routine Dilbilgisi
2:31sadece pazılarınızı geliştiren dersler yerine,
rather than just those that build your biceps. Dilbilgisi
2:37bir egzersiz rutinini sürdürme olasılığın daha yüksektir.
you're more likely to maintain an exercise routine: egzersiz rutinini sürdürme olasılığının daha yüksek olması
Be more likely to do something, başka bir kişi, seçim veya koşullar bütünüyle karşılaştırıldığında “bir şeyi yapma olasılığı daha yüksek olmak” demektir. Burada you're more likely to maintain, keyifli derslerin rutini sürdürme olasılığını artırdığını söyler; rutini kesinlikle sürdüreceğinizi garanti etmez. Kalıp be + more likely + to + fiilin yalın hâlidir. Bu cümlede to maintain, egzersiz rutinini zaman içinde devam ettirmek anlamına gelir.
Alıştırma
Cümleyi “sürdürme olasılığı daha yüksek olmak” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: With a workout partner, you're ____ an exercise routine.
Cevabı göster
more likely to maintain
rather than just those that build your biceps: yalnızca pazı kaslarını geliştiren dersler yerine
Rather than, tercih edilmeyen veya tek odak noktası olmaması gereken alternatifi belirtir. Burada classes you enjoy ile yalnızca build your biceps diye seçilen dersleri karşılaştırır; yani tavsiye, kas geliştirmeyi tek ölçüt yapmak yerine keyif almaya da önem vermektir. Just “yalnızca” demektir ve those, classes sözcüğünün yerini tutar. Cümle, kas geliştiren derslerin kötü olduğunu söylemez; yalnızca bu yarara göre seçim yapılmaması gerektiğini söyler.
Alıştırma
Rather than just bu cümlede hangi işlevi görür: Choose a club you enjoy rather than just one that looks impressive?
- Tercih edilen seçimi aşırı dar bir alternatifle karşılaştırır.
- Aynı derecede tavsiye edilen bir neden daha ekler.
- İkinci seçeneği tek doğru seçim olarak gösterir.
Cevabı göster
Tercih edilen seçimi aşırı dar bir alternatifle karşılaştırır.
are more likely to keep you engaged in the long run. Kalıp ifadeler
2:49seni uzun vadede meşgul tutma ihtimalinin daha yüksek olduğunu göstermiştir.
uzun vadede ilgili ve katılımcı kalmanızı sağlama olasılığı daha yüksek
More likely to ifadesi, bir sonucun gerçekleşme ihtimalinin daha yüksek olduğunu belirtir; sonucun kesinlikle gerçekleşeceğini söylemez. Keep you engaged yapısında keep + kişi + sıfat, birinin belirli bir durumda kalmasını sağlamak anlamına gelir. Engaged burada ilgili, sürece dâhil ve etkin biçimde katılıyor olmak demektir. In the long run, uzun bir zaman aralığı ekler; dolayısıyla bütün ifade katılımın sürme ihtimalinin daha yüksek olduğunu anlatır.
Alıştırma
More likely to keep you engaged in the long run burada ne anlama geliyor?
- Uzun mesafe koşusuna katılma ihtimalinizi artırır.
- Zaman içinde ilgili ve sürece dâhil kalmanıza yardımcı olma ihtimali daha yüksektir.
- Görevi hemen bitireceğinizi garanti eder.
Cevabı göster
Zaman içinde ilgili ve sürece dâhil kalmanıza yardımcı olma ihtimali daha yüksektir.
ancak ... nadiren yalnızca içsel ya da dışsal motivasyonla gerçekleşir
Though, özneden sonra parantez içi bir karşıtlık belirteci gibi eklenmiştir. However ile benzer biçimde “ancak” anlamına gelir ve cümlenin daha önce sunulan basit iki kategorili tabloyu sınırlandıracağını gösterir. Rarely, either exclusively intrinsically or extrinsically motivated yapısının tamamını etkiler. Exclusively “yalnızca” anlamına gelir; dolayısıyla cümle, günlük eylemlerin nadiren yalnızca bir taraftaki ya da yalnızca diğer taraftaki motivasyondan kaynaklandığını söyler. Eylemlerin motivasyonsuz olduğunu değil, iki türün sık sık karıştığını anlatır.
Alıştırma
Though ... rarely either exclusively intrinsically or extrinsically motivated ifadesine en uygun yorum hangisidir?
- Günlük eylemler nadiren yalnızca bir motivasyon türünden ya da yalnızca diğerinden kaynaklanır.
- Günlük eylemler her zaman tamamen içsel ya da tamamen dışsal olmalıdır.
- Günlük eylemlerin genellikle hiçbir tür motivasyonu yoktur.
Cevabı göster
Günlük eylemler nadiren yalnızca bir motivasyon türünden ya da yalnızca diğerinden kaynaklanır.
extrinsic motivators may also be at play: dışsal güdüler de etkili olabilir
“extrinsic motivators may also be at play” ifadesinde be at play, “bir etki unsuru olarak devrede olmak” demektir. Konuşmacı, dışarıdan gelen ödül veya baskıların bir kişinin çalışma biçimini etkileyen nedenlerden biri olabileceğini söylüyor. Buradaki at play, oyun oynamakla ilgili değildir. Bir etken, güç veya süreç başka etkilerle birlikte bir durumu ya da sonucu şekillendiriyorsa bu anlam kullanılır.
Alıştırma
“Several social factors may be at play in the decision,” cümlesinde “may be at play” ne anlama gelir?
- Oyun oynuyor olabilirler
- Çoktan ortadan kaybolmuş olabilirler
- Kararı etkiliyor olabilirler
Cevabı göster
Kararı etkiliyor olabilirler
as you aim to get a good grade: iyi bir not almayı hedeflerken
“as you aim to get a good grade” ifadesinde aim to + fiilin yalın hâli bir hedefi veya amaçlanan sonucu belirtir. Aim to get, iyi bir not almanın ulaşmak için çabaladığınız hedef olduğunu anlatır; fiziksel olarak bir şeye nişan almak anlamına gelmez. As, dışsal motivasyonun etkili olabileceği durumu, yani bu hedefin peşinden gittiğiniz zamanı belirtir. Başka durumlara aktarılabilen yapı aim to do something biçimidir.
Alıştırma
Cümleyi “hedefi olmak” anlamındaki hedef yapıyla tamamlayın: We ____ finish the community garden before summer.
Cevabı göster
aim to
feel pressure from ... to do ...: baskının kaynağını ve beklenen eylemi belirtmek
Feel pressure from family members to do well in school, kişinin aile üyelerinden gelen beklentileri hissetmesi demektir. Bu beklentiler kişiyi okulda başarılı olmaya yöneltir; ifade, birinin doğrudan emir verdiği anlamına gelmek zorunda değildir. Kalıp feel pressure from X to do Y şeklindedir. From X baskının kaynağını, to do Y ise kişiden beklenen eylemi veya sonucu belirtir.
Alıştırma
Birinin beklentilerini hissetmeyi anlatan hedef ifadeyle cümleyi tamamlayın: Mia ____ her coach to practice every day.
Cevabı göster
feels pressure from
But having multiple motivators isn't always better. Anlatım akışı
3:18Ancak birden fazla motive ediciye sahip olmak her zaman daha iyi değildir.
But ... isn't always better: savdaki yön değişikliğini göstermek
Burada But, savı olası görünen bir sonuçtan uzaklaştırır: Motivasyonlar birleşebiliyorsa daha fazlasına sahip olmak daha iyi olmalıdır. Cümle, sonraki bilginin bu düşünceyi sınırlayacağını veya sorgulayacağını gösterir. Having multiple motivators cümlenin öznesidir. Isn't always better evrensel bir iddiayı reddeder: Daha fazla motivasyon bazen yardımcı olabilir, ancak her durumda değil. Bu, onların her zaman daha kötü olduğu anlamına gelmez.
Alıştırma
İfadeyi değerlendirin: "But having multiple motivators isn't always better," cümlesinde konuşmacı birden fazla motivasyonun her durumda daha kötü olduğunu söylüyor.
- Doğru
- Yanlış
Cevabı göster
Yanlış
that those who were driven both by intrinsic motivators Dilbilgisi
3:24hem kişisel gelişim gibi içsel motive edicilerle
were overall less motivated than cadets Dilbilgisi
3:34sadece bu faktörlerden biri tarafından yönlendirilen öğrencilerden
driven both by ... and ...: tek bir eylemin iki kaynağı
Driven by, bir şeyin bir eylem için neden veya enerji sağladığını belirtir. driven both by X and Y yapısında both ... and ..., X ile Y'yi aynı kişileri veya eylemi etkileyen iki paralel kaynak olarak birleştirir. İkinci kaynak yeni bir yan cümle başlatmaz ve yeni bir özne olmaz. Bu cümlede by edatı yalnızca bir kez yazılır, ancak hem intrinsic motivators hem de extrinsic motivators için geçerlidir. Özellikle iki bölüm uzunsa driven both by X and by Y biçiminde by tekrar edilebilir.
Alıştırma
Cümleyi both by ... and ... yapısıyla tamamlayın: The coach was driven ____ a love of the game ____ a wish to help young players.
Cevabı göster
both by · and
were overall less motivated than ...: iki grubu karşılaştırma
Less motivated than bir karşılaştırma kurar: özne olan grubun motivasyon düzeyi, than ile tanıtılan grubunkinden daha düşüktür. Burada aynı askerî öğrencinin içindeki iki güdü değil, iki askerî öğrenci grubu karşılaştırılır. Overall, herkesin mutlaka aynı örüntüyü izlediği iddiasını değil, grup düzeyindeki genel bir eğilimi belirtir. Cadets driven by just one of these factors, cadets who were driven by just one factor anlamına gelir; kısaltılmış ifade ikinci grubu açıklar.
Alıştırma
Bu cümleye en uygun yorum hangisidir? “Readers who skipped the summary were overall less accurate than readers who used it.”
- Grup genelinde, özeti atlayan okuyucular özeti kullanan okuyuculardan daha az doğru olma eğilimindeydi.
- Özeti atlayan her okuyucu, özeti kullanan her okuyucudan daha az doğruydu.
- Aynı okuyucular, özeti kullanmadan önce ve kullandıktan sonra karşılaştırıldı.
Cevabı göster
Grup genelinde, özeti atlayan okuyucular özeti kullanan okuyuculardan daha az doğru olma eğilimindeydi.
As a result: bir nedenin sonucunu belirtme
As a result, daha önce verilen bilginin yol açtığı sonucu tanıtan bir söylem belirtecidir. Bu cümlede daha kötü performansın ve daha düşük mezuniyet olasılığının, daha önce açıklanan düşük motivasyondan kaynaklandığını gösterir. Yalnızca zaman içinde sıradaki olayı değil, neden-sonuç ilişkisini belirtir. Bu ifadeyi gördüğünüzde nedeni önceki bilgilerde arayın ve ardından gelen kısmı sonuç olarak okuyun.
Alıştırma
Cümleyi vurgulanan üç kelimelik sonuç belirteciyle tamamlayın: The road was closed. ____, we took another route.
Cevabı göster
As a result
Psychologists call this phenomenon the overjustification effect. Kelime
3:45Psikologlar bu fenomene aşırı haklı çıkarma etkisi adını veriyorlar.
the overjustification effect: ödüller mevcut ilgiyi zayıflattığında
The overjustification effect, bir kişinin zaten yapmak istediği bir etkinliğe dışsal bir ödül veya neden eklendiğinde ortaya çıkabilecek durumu anlatan psikoloji terimidir. Ek teşvik, kişinin ödüle odaklanmasına yol açabilir ve böylece başlangıçtaki içsel motivasyonu zayıflayabilir. Overjustification, bir nedenin özellikle ikna edici olduğu anlamına gelmez. Buradaki over-, dışsal gerekçenin aşırı olmasını belirtir: kişi etkinliği sevdiği için değil, ödül için yaptığını düşünmeye başlayabilir.
Alıştırma
Hangi durum the overjustification effect olgusunu en iyi örnekler?
- Bir çocuk resim çizmeyi sever, ancak her resim için ödül almaya başladıktan sonra ödül sunulmadıkça resim çizmez.
- Bir çocuk eğlence için resim çizmeye devam eder ve beklenmedik bir hediyeden de hoşlanır.
- Bir çocuk resim çizmeyi sevmez, ancak bir sanat kulübüne katıldıktan sonra bundan hoşlanmayı öğrenir.
Cevabı göster
Bir çocuk resim çizmeyi sever, ancak her resim için ödül almaya başladıktan sonra ödül sunulmadıkça resim çizmez.
can actually muddy the waters: durumu daha az anlaşılır hâle getirmek
To muddy the waters, bir durumu daha kafa karıştırıcı veya anlaşılması daha zor hâle getirmek anlamına gelen bir deyimdir. Burada muddy bir fiildir. Benzetme, berrak suyun bulanıklaşması görüntüsüne dayanır; ancak cümle gerçek sudan değil, fikirlerden ve güdülerden söz eder. Bu cümlede can actually, şaşırtıcı olabilecek bir sonuca işaret eder: Ek dışsal güdüleyiciler, kişinin başlangıçtaki içsel motivasyonunu açıkça görmeyi zorlaştırabilir.
Alıştırma
Muddy the waters bu cümlede ne anlama gelir: Adding an unverified rumor could muddy the waters during the investigation?
- Durumu anlamayı zorlaştırmak
- Açık bir çözüm sunmak
- Yakındaki suyu gerçekten kirletmek
Cevabı göster
Durumu anlamayı zorlaştırmak
have the intrinsic drive to do something: bir şeyi yapmak için içsel dürtüye sahip olmak
Burada drive, birini harekete geçiren içsel enerji veya kararlılık anlamındaki bir isimdir. Have the intrinsic drive to do something, harekete geçme isteğinin dışarıdan gelen bir ödül yerine ilgi, keyif veya kişisel değer gibi kişinin kendi içinden geldiğini ifade eder. to ile kurulan mastar, bu dürtünün yöneldiği eylemi belirtir: the drive to learn, create, or help. Cümledeki already, bu içsel motivasyonun ek güdüleyiciler devreye girmeden önce var olduğunu gösterir.
Alıştırma
İçsel motivasyona sahip olmak anlamındaki ders ifadesiyle cümleyi tamamlayın: Even without a prize, Leo ____ learn new skills because he enjoys the challenge.
Cevabı göster
has the intrinsic drive to
if you already find a task motivating. Dilbilgisi
4:01zaten bir görevi motive edici buluyorsan bir sorundur.
if you already find a task motivating: bir iddiayı koşulla sınırlandırmak
if yan cümlesi, this is only a problem ifadesini sınırlayan koşulu verir. Buradaki anlam bunun her zaman sorun olduğu değil, yalnızca belirtilen koşul gerçekleştiğinde sorun olduğudur. already, yeni bir ödül ya da değişiklikten önce bu koşulun zaten geçerli olduğunu gösterir: kişi görevi baştan beri motive edici buluyordur. Bu, iddianın sınırını belirler ve her göreve uygulanmasını önler.
Alıştırma
Vurgulanan koşul bize ne anlatıyor?
- Sorun, yalnızca ek bir ödül verilmeden önce görev zaten motive ediciyse geçerlidir.
- Görev ancak bir ödül eklendikten sonra motive edici hâle gelecektir.
- Bir ödül sunulduğunda her görev sorun hâline gelir.
Cevabı göster
Sorun, yalnızca ek bir ödül verilmeden önce görev zaten motive ediciyse geçerlidir.
faced with an activity you find tedious or uninteresting: sıkıcı veya ilgi çekici bulmadığınız bir etkinlikle karşı karşıya kalmak
Bu cümlede be faced with, bir kişinin bir şeyle ilgilenmek zorunda olduğu bir duruma getirilmesi anlamına gelir. Buradaki şey bir etkinliktir; yüzün fiziksel olarak bir nesneye dönük olması anlatılmaz. an activity you find tedious or uninteresting yapısında you find... bölümü activity sözcüğünü niteler. Burada find, “öyle olduğunu düşünmek” anlamındadır: Etkinliğin sıkıcı veya ilgi çekici olmadığını düşünürsünüz. İlgi zamiri that düşürülmüştür: an activity (that) you find....
Alıştırma
“İlgilenmek zorunda olmak” anlamındaki vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: Maya was ____ a task she found tedious.
Cevabı göster
faced with
When..., adding... can be...: bir durumu olası bir sonuca bağlamak
When yan cümlesi bir durum türünü ortaya koyar: sıkıcı ya da ilgi çekici bulduğunuz bir etkinlikle her karşılaştığınızda. Burada When, zaman çizelgesindeki tek bir anı değil, bu tür bir durumda anlamını taşır. Ana cümlede adding extrinsic rewards özne görevindeki bir ulaç grubudur; can be beneficial ise olası sonucu temkinli biçimde belirtir. Yeniden kullanılabilen kalıp When + durum, doing something can be + sonuç şeklindedir. Bir eylemi yardımcı olabileceği koşullara bağlar ve onu evrensel bir kural olarak sunmaz.
Alıştırma
Hangi cümle aynı kalıbı kullanıyor: When bir durumu tanıtıyor ve ulaç grubu yardımcı olabilecek bir eylemi adlandırıyor?
- When the room feels noisy, closing the door can be helpful.
- Closing the door happened when the class ended.
- When did the room become noisy?
Cevabı göster
When the room feels noisy, closing the door can be helpful.
extrinsic motivators can provide sufficient justification.
4:12dışsal motive ediciler yeterli haklı çıkarma sağlayabilir.
it may feel less daunting: daha az göz korkutucu gelebilir
Daunting, kaygı veya baskı yarattığı için göz korkutucu ya da başlanması zor görünen bir şeyi anlatır. Less daunting, bu hissin zayıfladığı anlamına gelir; görevin artık nesnel olarak kolay olduğu anlamına gelmez. It, çamaşır yıkama işini ifade eder. May olası bir sonucu gösterir: Övgü veya kişinin kendine söz verdiği bir ödül, görevin nasıl hissettirdiğini değiştirebilir.
Alıştırma
Görevin artık daha az göz korkutucu geldiğini ancak mutlaka daha kolay olmadığını göstermek için vurgulanan ifadeyle cümleyi tamamlayın: After I made a simple plan, the project felt ____.
Cevabı göster
less daunting
promise yourself that... when you're done folding: bitirdikten sonra kendine verilen ödül
Promise yourself that... kendine bir söz vermek demektir. Burada bu söz bir ödüldür: görev bittikten sonra en sevdiğin TV programını izleyeceksin. When you're done folding, çamaşırları katlamayı bitirdikten sonra demektir; katlarken demek değildir. Yeniden kullanılabilen kalıp promise yourself that + gelecekteki sonuç, ardından when + tamamlanmış görev şeklindedir; be done + -ing tamamlanan etkinliği belirtir.
Alıştırma
Cümleyi promise yourself that ve be done doing yapılarının geçmiş zaman biçimleriyle tamamla: I ____ I would play a game when I ____ my homework.
Cevabı göster
promised myself that · was done doing
no matter how passionate you are about a goal or hobby, Dilbilgisi
4:32bir hedefe veya hobiye ne kadar tutkuyla bağlı olursan ol,
no matter how passionate you are: güçlü tutku sonucu değiştirmeyebilir
No matter how + sıfat + özne + fiil bir ödünleme anlatır. Bir özelliğin derecesi çok yüksek olsa bile ana cümlenin hâlâ doğru olabileceği anlamına gelir. Burada no matter how passionate you are, bir kişinin bir hedefi veya hobiyi çok önemseyebileceğini kabul eder. Bu bir soru değildir; güçlü ilginin harekete geçmeyi her zaman kolaylaştırmadığı karşıtlığını hazırlar.
Alıştırma
Örnekteki no matter how yan cümlesi ne yapıyor?
- Dinleyiciden ne kadar tutkulu olduğunu söylemesini ister.
- Tutkunun çok güçlü olabileceğini kabul ederken ana zorluğun devam edebileceğini söyler.
- Tutkuyu motivasyon bulmanın kolay olmasının nedeni olarak gösterir.
Cevabı göster
Tutkunun çok güçlü olabileceğini kabul ederken ana zorluğun devam edebileceğini söyler.
But there are things you can do to increase your drive Dilbilgisi
4:41Ancak, imkansız hissettirse bile
there are things you can do to...: uygulanabilir seçenekleri sunmak
there are things you can do to... kalıbı, hâlâ yapılabilecek yararlı şeyler olduğunu göstererek dinleyiciye güven verir. Bu cümlede But ve even when it feels impossible zorluğu kabul ederken vurgulanan kalıp somut önerilere geçiş sağlar. Bu kalıpta things fiziksel nesneleri değil; eylemleri, yöntemleri veya adımları ifade eder. you can do, things sözcüğünü açıklar; to increase your drive ise bu eylemlerin amacını belirtir. Yeniden kullanılabilecek kalıp There are things you can do to + fiilin yalın hâlidir.
Alıştırma
Bu cümlede vurgulanan yapının temel işlevi nedir?
- Fiziksel nesnelerin otomatik olarak motivasyon yaratacağını söyler.
- Artık yapılabilecek yararlı hiçbir şey olmadığını bildirir.
- Hâlâ uygulanabilir seçenekler olduğunu göstererek dinleyiciye güven verir.
Cevabı göster
Hâlâ uygulanabilir seçenekler olduğunu göstererek dinleyiciye güven verir.
Focus on doing X by doing Y: hedefi yöntemine bağlamak
Focus on building intrinsic motivation temel yönergedir. Burada on bir edattır, bu nedenle building -ing biçimindedir. by making the task more fun in the moment yöntemi açıklar. Burada by, 'bir eylem yoluyla' anlamına gelir ve ardından making gelir. Yeniden kullanılabilecek kalıp Focus on doing X by doing Y şeklindedir: X hedef, Y ise yöntemdir. in the moment, yalnızca görev bittikten sonrasını değil, görevin yapıldığı anı ifade eder.
Alıştırma
Öneriyi Focus on doing X by doing Y kalıbındaki iki edatla tamamla: Focus ____ improving your spelling ____ writing five new words each day.
Cevabı göster
on · by
or simply putting on your favorite playlist Öbek fiiller
4:56veya en sevdiğin çalma listesini açmak,
putting on your favorite playlist: en sevdiğin çalma listesini oynatmaya başlamak
putting on your favorite playlist ifadesinde put on, çalma listesini oynatmaya başlamak anlamına gelir. Nesne playlist olduğu için put on burada kıyafet giymek değil, medya içeriğini oynatmak anlamındadır. Müzik, şarkı, podcast veya program oynatmaya başlamayı anlatmak için put on ifadesini music, a song, a podcast ya da a show ile kullanabilirsin. Putting, cümlede olası bir eylem olarak sunulduğu için -ing biçimindedir.
Alıştırma
Hangi cümle şimdi bir çalma listesini oynatmaya başlayacağını özellikle ifade eder?
- I'll put on a quiet playlist now.
- I'll make a quiet playlist now.
- I'll listen to a quiet playlist now.
Cevabı göster
I'll put on a quiet playlist now.
can give you the boost to get started: başlamak için ek motivasyon vermek
Can give you the boost to get started, başlamana yardımcı olacak ek enerji, güven veya motivasyonu sağlayabilir anlamına gelir. Boost burada sayılabilen bir isimdir ve fiziksel bir nesne değil, soyut bir itici güçtür. To get started, bu itici gücün ne yapmana yardımcı olduğunu açıklar: ilk adımı atmak. Tüm işin kolay olacağını veya tamamlanacağını garanti etmez.
Alıştırma
Hangi cümle küçük bir başarının başlamak için ek motivasyon sağlayabileceğini ifade eder?
- A small success can give you the boost to get started.
- A small success can complete the entire project for you.
- A small success can stop you from taking the first step.
Cevabı göster
A small success can give you the boost to get started.
stick with your goals: hedeflerinin peşinden gitmeye devam etmek
stick with your goals ifadesinde stick with, ilerlemek zorlaştığında hedefleri bırakmak yerine onların peşinden gitmeye devam etmek demektir. Bir şeyi başka bir şeye yapıştırma şeklindeki gerçek anlam kullanılmaz. Burada and, bu eylemi daha önceki başlama fikrine bağlar: başlamak bir adımdır, devam etmek ise başka bir adımdır. Aktarılabilir kalıp stick with + kişi, plan, seçim veya etkinlik şeklindedir; nesneye göre desteklemeye, yapmaya ya da izlemeye devam etmek anlamına gelir.
Alıştırma
Hangi cümle, bir aksilikten sonra da hedeflerin peşinden gitmeye devam etmeyi en iyi vurgular?
- After one bad week, Lena rewrote her goals in blue ink.
- After one bad week, Lena stopped working toward her goals.
- After one bad week, Lena decided to stick with her goals and keep trying.
Cevabı göster
After one bad week, Lena decided to stick with her goals and keep trying.
for the long haul: uzun vadeli bağlılık
For the long haul, ilgili iş veya zorluklara rağmen uzun süre devam etme beklentisini anlatan bir deyimdir. Bu cümlede hedeflerin yalnızca kısa süreli bir çaba için olmadığını gösterir. Haul gerçek anlamıyla bir şeyi taşımayı veya bir yolculuğu belirtebilir, ancak burada ifadenin tamamı mecazidir. Ulaşım değil, kalıcı bağlılık işareti olarak anlaşılmalıdır.
Alıştırma
Hangi cümle bir ekibin bir projeye yıllarca bağlı olduğunu anlatır?
- We are committed to this project for the long haul.
- We expect to leave this project after lunch.
- We transported the equipment over a long distance.
Cevabı göster
We are committed to this project for the long haul.
Another great tool is talking to yourself.
5:06Bir diğer harika araç ise kendi kendine konuşmaktır.
Self-talk can have a big impact on your life. Notlar
5:10Kendi kendine konuşmanın hayatında büyük bir etkisi olabilir.
Self-talk: kişinin kendine yönelttiği sözler
Self-talk, kişinin sessizce zihninden veya sesli olarak kendine yönelttiği söz ve mesajlar demektir. Teşvik, talimat, açıklama veya eleştiri içerebilir. Psikoloji, öğrenme ve spor bağlamlarında bu terim, içten ya da sesli söylenen bu sözlerin duyguları, dikkati, seçimleri ve performansı nasıl etkilediğine odaklanır. Yalnızca etrafta başka kimse yokken konuşmaktan daha özel bir anlam taşır.
Alıştırma
Self-talk ifadesinin anlamına en uygun seçenek hangisidir?
- Kişinin sessizce veya sesli olarak kendine yönelttiği sözler
- İki kişi arasındaki sıradan bir konuşma
- Kişinin yalnızken yaptığı resmî bir konuşma
Cevabı göster
Kişinin sessizce veya sesli olarak kendine yönelttiği sözler
have a big impact on...: biri veya bir şey üzerinde büyük etki yaratmak
have a big impact on + isim kalıbı, ardından gelen kişi, şey veya alanı “güçlü biçimde etkilemek” anlamına gelir. Bu cümlede etkilenen şey your life ifadesidir. Impact etkiyi adlandıran isimdir; big ise etkinin büyüklüğünü belirtir. İfade, etkinin iyi mi kötü mü olduğunu tek başına söylemez; bunu bağlam göstermelidir.
Alıştırma
Sabit isim kalıbını tamamlayın: Regular sleep can have a big impact ____ your concentration.
Cevabı göster
on
But how do you know if you're doing it right? Anlatım akışı
5:13Peki bunu doğru yapıp yapmadığını nasıl bileceksin?
But how do you know if you're doing it right? ile merak uyandırma
But, anlatımı önceki noktadan henüz çözülmemiş bir soruya yöneltir. Buradaki it, self-talk kavramını gösterir; doing it right ise fiziksel bir nesneyi doğru biçimde üretmek değil, bu yöntemi doğru kullanmak anlamına gelir. Bu soru yalnızca bilgi istemek yerine merak uyandıran bir kanca işlevi görür. İzleyiciye yöntemin doğru olup olmadığını nasıl anlayacağını sorarak bir bilgi boşluğu oluşturur ve onu sonraki açıklamayı dinlemeye yönlendirir.
Alıştırma
Bu bağlamda sorunun temel söylem işlevi nedir?
- Eksiksiz bir özet sunarak konuyu kapatır.
- İzleyicinin yöntemi yanlış kullandığını kanıtlar.
- İzleyicinin sonraki açıklamayı merak etmesi için çözülmemiş bir soru ortaya atar.
Cevabı göster
İzleyicinin sonraki açıklamayı merak etmesi için çözülmemiş bir soru ortaya atar.
for more actionable, science-based advice Kalıp ifadeler
5:19kalp, zihin ve irade güçlerini nasıl geliştireceğine dair
on how to build strengths of heart, mind, and will. Anlatım akışı
5:22daha eyleme geçirilebilir, bilime dayalı tavsiyeler al.
for more actionable, science-based advice: daha fazla uygulanabilir, bilime dayalı tavsiye
Actionable ve science-based sözcüklerinin ikisi de advice sözcüğünü niteler. Actionable, tavsiyenin insanların yapabileceği somut bir şey sunduğunu belirtir. Science-based ise bilimsel araştırmalara veya kanıtlara dayandığını gösterir. Bu ifade birlikte iki farklı değer vadeder: Tavsiye uygulamada kullanılabilir ve kanıtlarla desteklenir. Eğitim veya bilgilendirme içeriklerinde sunulan yönlendirmenin neden yararlı olduğunu anlatmak için sık kullanılan bir ifadedir.
Alıştırma
Cümleyi dersteki iki sıfatla tamamlayın: The guide offers ____, ____ advice that people can use and that is grounded in research.
Cevabı göster
actionable · science-based
Üçlü bir sıralama olarak heart, mind, and will
on how to build strengths of heart, mind, and will ifadesinde sondaki üç isim, paralel bir üçlü sıralama oluşturur. Heart duyguları ve değerleri, mind düşünmeyi ve yargıyı, will ise kararlılığı ve öz denetimi temsil eder. Bu sıralama, geniş bir kavram olan karakter güçlerini akılda kalıcı üç alana ayırır. Üç ögenin de aynı dil bilgisi biçiminde kısa isimler olması, ifadenin dengeli ve ritmik biçimde bitmesini sağlar. Üçlü sıralamalar, geniş kapsamlı bir mesajın eksiksiz ve kolay hatırlanır biçimde duyulmasına yardımcı olur.
Alıştırma
Bu cümlede heart, mind, and will ifadesinin temel işlevi nedir?
- Vücudun üç fiziksel bölümünü adlandırmak
- Karakter güçlerini akılda kalıcı üç alanda toplamak ve dengeli bir bitiş oluşturmak
- Will ögesini heart ve mind ögelerinden daha önemli göstermek
Cevabı göster
Karakter güçlerini akılda kalıcı üç alanda toplamak ve dengeli bir bitiş oluşturmak